Farsça "Zencilerin sahili" anlamına gelen ve Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuş bir ada ...

Zanzibar,
Zencilerin Sahili.
Zangibar,
Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuştur. 
Adı, zencilerin sahili anlamındaki Farsça "zangi bar"dan gelir. 1503 - 1698 yılları arasında Portekiz hakimiyetinde kalan ada, 1698 yılında Umman Sultanlığı denetimine geçmiştir. 1840 yılında, Umman Sultanı Seyid Said bin Sultan El-Busaid sultanlığının başkentini Umman'daki Muskat'dan, adadaki Stone Town şehrine taşımıştır. 

1856 yılında ölümünden sonra oğulları iktidar kavgasına düşmüşler ve 6 Nisan 1861 yılında sultanlık , Zangibar ve Umman olarak ikiye bölünmüştür. 6. oğul seyid Mecit bin Said El-Busaid (1834-1870) Zangibar Sultanı, 3. oğul Seyid Tuvaini bin Said El-Said ise Umman Sultanı olmuştur.

Bir çeşit fasulye ...

Anapa,
Ülübü,
Aladana,
Ayşekadın,
Akdene,
Çalı,
Ferasetli,
Karnıkara,

Fasulye, (Phaseolus vulgaris), 
Baklagiller familyasındandır. 
Anavatanı Orta Amerika' dır. 
Yılda bir yetişen otsu bir bitkidir.



Kuru Fasulye;
Dermason, 
Şeker,
Horoz, 
Barbunya, 
Boncuk, Börülce, 
Göbekli, 
Karnıkara, 
Dombay.

Kızgın, öfkeli, sinirli ...

Esirik,
Kızgın,
Öfkeli,
Sinirli,
Hiddetli,
Kızmış olan, 
Zorlu,  
Şiddetli, Sert.
Mütehevvir, 
Hiddet ve kızgınlıkla neticeyi düşünmeden saldıran.
Ateş püsküren,

Mardin yöresinde haşlanarak hazırlanan içli köfteye verilen ad..

İkbebet,
İgbebet
Basmavat (Haşlama içli köfte)
Mardin yöresinde haşlanarak hazırlanan içli köfte.

Malzemeler:
1 kase ince köftelik bulgur
1 kase dövme (yarma)
3-4 kuru soğan
Yarım kg kıyma
Yarım demet maydanoz
Tuz, karabiber, yenibahar


İç Malzemeleri:
500 gr az yağlı dana kıyma
3-4  tane orta boy soğan
½ demet maydanoz
Tuz, karabiber, pul biber
½ su bardağı ceviz.

Dış Malzemeleri:
600 gr. köftelik (ince) bulgur
500 gr. irmik
Tuz, kişniş

Önce iç malzemesini hazırlayın. Bir tencereye 2-3 kaşık zeytinyağı koyup kıymayı kavurmaya başlayın. Kıyma suyunu salıp çekince rendelenmiş soğanları kıymanın üzerine ekleyip kavurmaya devam edin. Soğanlar yumuşayıp kıyma iyice kavrulduktan sonra cevizi, tuz, karabiber, pul biberi ekleyin. İnce kıyılmış maydanozu da üzerine ekleyip tencereyi ocaktan alın. İç malzemesini bir tabağa aktararak soğumaya bırakın.

İçli köftenin dışını hazırlamak için  geniş bir tepsinin içine bulguru, irmiği, tuzu ve toz halindeki kişnişi (tane kişnişi demir havanda toz haline getirebilirsiniz)  koyup su ile   yaklaşık 10 dakika yoğurun. Ardından yaklaşık 45 dakika -1 saat dinlendirin. Sonra  bulgur şişmiş olduğu için hamur  sertleşmiş olacağından tekrar yeterince su ekleyip yoğurun. Bulgur-irmik  hamurunun çok sert olmaması, elinize de yapışmaması gerekir. Bulgur uygun kıvama geldikten sonra  cevizden biraz büyük, limon kadar parçalara ayırın. Bir parçayı hafif kapalı vaziyetteki sol avucunuza alın, tuzlu suyla ıslattığınız sağ elinizle de önce bulgura yuvarlak şekil verin, ardından sağ el  işaret ve orta parmağınızla iç malzemesini koyacak kadar, fincan gibi açın. Bulgurlu dış malzemenin içine kıymalı iç malzemesini koyun ve sağ elinizi tuzlu suyla ıslatarak iç malzemesi ortasında kalacak şekilde köfteyi kapatın ve yassı şekil verin. İlk önce, içi koymadan hamurla bir iki deneme yapınız. Tüm parçalara aynı işlemi uygulayın.

Derin bir tencereye su koyup kaynatın ve tuz ekleyin. Kaynayan tuzlu suda köfteleri haşlayın. Köfteler suyun yüzeyine çıkınca pişmiş demektir, kevgir yardımıyla alıp makarna süzgecine koyun ve sıcak olarak servis yapın.

Önemli püf noktaları:
Kıymalı iç malzemesinin soğuk olmasına dikkat edin. Sıcak olursa köfte şekil almaz ve açılır.
Bulgura köfte şekli verirken elinizi tuzlu suyla ıslatmayı unutmayın.
Şekil verme aşamasında bulgur sertleşirse istenen kıvama gelmesi için biraz su ekleyerek 1-2 dakika yoğurduktan sonra şekil vermeye devam edin.
Hamur ne kadar ince açılırsa köfteler o kadar lezzetli olur.
Haşlama suyunun tuzlu olması köftelerin pişerken açılmasını önler.
Haşlarken köftelerin hepsini birden suya atmayın tencerenin büyüklüğüne göre her seferinde 7-8 adet kadar köfteyi haşlayın.

Mardin yöresine özgü diğer yemekler;
Kiliçe, 
Basmavat, 
İkbebet

http://www.bulmacabil.com


Çoban çorbası (Lebeniye), 
Çorten, 
Kişk, Un çorbası, 
Kelle Paça, 
Nohut çorbası, 
Ginedir çorbası, 
Kibe,(İşkembe Dolması),
Kibbe,
Sembusek (Kapalı lahmacun),
Kınnebreli Pilav (Kinebre otu ile yapılan bulgur pilavı), 
Ciğer Pilavı, 
İmceddere,  
Bırgıl, (Şehriyeli Bulgur Pilavı), 
Mercimekli Pilav, 
Gasore, 
Ihşene, 
Çoban Pilavı,  Yarma PilavıNohutlu Bulgur Pilavı
Maklube (kuşbaşı et, Pirinç, bezelye, patates, mısır, nohut, havuç ile yapılan bir pilav).
Icce, 
Kişnişli ve Kırmızı Pul Biberli Tandır Çöreği.
Mahlep Tatlısı, 
Zingil, Zerde, 
İpsise, 
Harire (pekmez, süt, şeker, un, nişasta, toz tarçın ve İri ceviz ile yapılan bir tatlı ), 
Peynir helvası, 
Davk Bi Dips, 
Davk İl May-Dokulmay (maya, şeker,tuz, un, pekmez ve ceviz ile yapılan bir hamur tatlısı), 
Kahriye-Kahıyye tatlısı(Bir tür peynir tatlısı), 
Aşure, 
Un Helvası, Tahinli Helva, Pekmezli yoğurt, 
İsfire (Pekmezli omlet), 
Pestil kavurması (pekmez, pestil ve yumurta ile yapılan bir tatlı).
Alluciye (ekşili erik yahnisi), 

Irok, 
Kızartılmış içli köfte.
Urok, Irok,


Deniz canlıları için düzenlenmiş büyük akvaryum ...

Osenaryum,
Oseanaryum,
Oceanarium,
Oşinaryum,
Okyanus balığı akvaryumu.
Deniz canlıları için düzenlenmiş büyük akvaryum.
Büyük deniz suyu akvaryum.
Okyanus canlılarının bulunduğu akvaryum.

Eski Mısır inanışında doğan güneş tanrısı...

İhi,
Eski Mısır inanışında doğan güneş tanrısı.
Ra, 
Mısır mitolojisinde güneş tanrısıdır. 
Amon, 
Eski Mısır'da Güneş Tanrısı.
Aton, 
Mısır Güneş Tanrısı.

Bennu, Mısır mitolojiisinde güneş tanrısı Ra'nın ruhuna sahip olduğu söylenen balıkçıl'a benzeyen bir kuşun adıdır.

Eski Mısır' da ölülerin koruyucusu olan Tanrı, Osiris.
Eski Mısır' da kedi başlı olarak betimlenen sevinç tanrıçası, Bastet, (Bast).


Deneme ve eleştiri türünden yazılarıyla tanınmış bir yazarımız...

Nurullah Ataç,
(1898-1957)
Deneme ve Eleştiri Yazarı,

Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmendir. Yeni bir kültür ve dil arayışıyla yazmıştır. Şiir ve yazıları Dergah dergisinde yayımlanmıştır. Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda yazıları vardır. 

Edebiyat dünyasında çeviri, deneme ve eleştirileriyle Cumhuriyet dönemine damgasını vurmuştur. 
Elliye yakın çeviri yapmıştır.



Eserleri;
Günlerin Getirdiği (1946), 
Sözden Söze (1952), 
Karalama Defteri (1953), 
Ararken (1954), 
Diyelim (1954), 
Söz Arasında (ös 1957), 
Okuruma Mektuplar (ös 1958), 
Prospero ile Caliban (ös 1961), 
Söyleşiler (ös 1964), 
Günce I -II (ös 1972), 
Dergilerde (ös 1980).

Türk edebiyatında ilk deneme yazarları;
Ahmet Haşim, 
Ahmet Hamdi Tanpınar, 
Akşit Göktürk, 
Cemil Meriç (1917-1987),
Enis Batur (1952 ),
Hilmi Yavuz.
Mahmut Sadık, 
Mehmet Kaplan (1915-1986),
Mehmet Salihoğlu (1922 ),
Nermi Uygur (1925 ) 
Nihat Sami Banarlı, 
Nurettin Topçu (1909-1975),
Nurullah Ataç (1898-1957),
Oktay Akbal, 
Orhan Burian, 
Refik Halit Karay,
Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973),
Salah Birsel (1919 ),
Suut Kemal Yetkin (1903-1980),
Tahsin Yücel,
Uğur Kökden (1934 ),
Vedat Günyol (1912 ),

Laiklik ..

Sekülerizm,
(Fr. séculaire).
Dünyacılık,
Laisizm.
Laiklik.
Laik olma durumu,
Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması,
Siyasi anlamda, sekülerizm din ve devletin ayrılmasıdır ki bu din ve devletin birleşmesi olan teokrasinin zıttıdır.

Sekülerizm sözcüğü Latince’de nesil, periyod (zaman dilimi) anlamına gelen zamanla Hristiyan Latincesi’nde “dünya” anlamında kullanılmaya başlanan sæculum’dan türemiştir. Fransız sekülerizmi olarak da anılan laiklik kavramı, daha kapsamlı olan sekülerizm hareketinin bir parçasıdır.

Fransa’daki laiklik (laïcité), laiklik ve sekülerizm temelde din ve devlet işlerinin ayrılmasını ifade ederler. ama ikisi arasında devletin dine yaklaşımı farklıdır. laiklikte devlet, dini kurumları başta finans olmak üzere çeşitli araçları kullanarak kontrolü altında tutmaya çalışır. ülkemizde din eğitiminin devlet tekelinde olması, din adamlarının devlet memuru olarak maaş alması ülkemizin laik olmasından dolayıdır.

Şiirimizdeki “İkinci Yeni” akımının öncülerinden olup “Üvercinka”, “Sevda Sözleri” gibi kitaplarıyla tanınmış şairimiz...

Cemal Süreya,
Cemal Süreya, (1931-1990).
Asıl adı Cemalettin Seber.
1931 yılında Erzincan'da doğdu. 9 Ocak 1990 yılında  İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Cemalettin Seber. Haydar Paşa Lisesinde parasız yatılı olarak okudu. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. Maliye Bakanlığında müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevleri yaptı. 1982 yılında müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Üniversite yıllarında Muzaffer Erdost, Sezai Karakoç, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile çok yakın arkadaş olur. 1960 öncesinde İkinci Yeni şiir hareketi Garip’e tepki olarak doğmuştur. 

Şiirleri;
Üvercinka (1958)
Göçebe (1965)
Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
Sevda Sözleri (1984)
Uçurumda Açan(1984)
Güz Bitigi (1988)
Sıcak Nal (1988)
Sevda Sözleri (1990)

Korkarak Vinç

İkinci Yeni Şairleri;

İlhan Berk, (1918-2008),
Edip Cansever, (1928-1986),
Ece Ayhan, (1931-2002),
Turgut Uyar, (1927-1985),
Sezai Karakoç, (1933- ....),
Ülkü Tamer, (1937- ....).

1954-1964 yılları arasındadır. 1960 yılı öncesinde İkinci Yeni şiir hareketi Garip’e tepki olarak doğmuştur. İkinci Yeni adını Muzaffer Erdost vermiştir. 
İlhan Berk, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan, Ülkü Tamer akımın belli başlı şairleridir. Oktay Rifat da Perçemli Sokak ile gruba katılmıştır. Melih Cevdet'de sonradan gruba katılmıştır. 
İkinci Yeniciler için önce biçim gelir. Birbirinden çok farklı olan şairlerin tek tek arayış ve sezgileriyle dağınık uçlar vermiş bir şiir akımıdır. 
İkinci yeni şairlerinden Ülkü Tamer'in bir şiiri örnek olarak aşağıda gösterilmiştir.


GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN
Seher Yeli Çık Dağlara
Güneş Topla Benim İçin
Haber İlet Dört Diyara Canım
Güneş Topla Benim İçin
Umutların Arasından
Kirpiklerin Karasından
Döşte Bıçak Yarasından Canım
Güneş Topla Benim İçin
Seher Yeli Yar Gözünden
Havadaki Kuş İzinden
Geceleri Gökyüzünden Canım

Güneş Topla Benim İçin
(Ülkü Tamer)

Kum heykelleri ile uluslararası bir üne sahip Japon heykel sanatçısı ...

Toshihiko Hosaka,
Japon heykel sanatçısı.
Kum heykelleri ile uluslararası alanda ün kazanmış sanatçı.
Tokyo Devlet Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra kum heykelciliği çalışmalarına yönelmiş. Dünyanın dört bir yanındaki yarışmalara katılmış. Bir çok ödül sahibi olmuştur.

Toshihiko Hosaka, 20 yıldır tuval olarak plajları kullanarak kum heykeller yapıyor. Yaptığı iş, genelde kumu süslüyor ve oyuyor. Süreç boyunca hiç kullanılmayan bir kalıp veya yapışkan yok. Sadece kum. Sanatçı, rüzgarın ve güneşin birkaç gün boyunca eserini korumak ve aşınmasını önlemek için, heykeline tamamlandıktan sonra sertleştirici bir sprey uygulamaktadır. Sprey bu sanat uygulayıcıları tarafından sürekli kullanılmaktadır.


2017 Mayıs ayında Fulong Uluslararası Kum Heykel Sanat Festivalinde Kahraman adlı eseri ile birinci oldu. Bu dalda yine çalışan bir diğer sanatçı ise 22. festival birincisi Musashi Miyamoto' dur.

Aşağıda sanatçının kum heykellerinden bazıları;




Muşmulaya benzer bir yemiş ...

Üvez,
Sorbus,
Kuşüvezi (Sarbus aucuparia) de denir.
Dağüvezi, 
Akçaağaç yapraklı üvez.
Muşmulaya (Ezgil, Döngel) benzer bir yemiş.
Üvez meyveleri top veya armut seklinde, yeşilimsi-sarı, kırmızımsı-esmer renkli olup, buruk lezzette tadı vardır.  Üvez, Muşmula gibi ham iken sert ve buruk olan meyve olgunlaşınca yumuşak ve tatlımsı bir lezzeti vardır.  

Türkiye’de 11 kadar türü bulunan üvez, ilkbaharda beyaz çiçekler açan, kışın yapraklarını döken, 5 ila 10 metre arasında boylanabilen, gülgiller (Rosaceae) familyasından 120 yıl yaşayabilen bir ağaç türüdür. Üretimi tohum ekilerek yapılır. Güneş gören, ağır ve derin toprakları sever.  Şeker hastaları rejimi için iyi bir tatlandırıcıdır. Meyvesinin tansiyon düşürücü, kabızlığı önleyeci, idrar söktürücü, regl kolaylaştırıcı etkileri olduğu bilinir. Eski zamanlarda hayvan sürülerini yıldırımdan koruduğuna inanılırmış. Kıtlık dönemlerinde, tohumları çıkarılmış meyvelerde un elde edilirmiş. Ağacı çok sert olduğu için gemicilikte, sırık ve baston yapımında kullanılmaktadır.

Türkiyede Kuzey Anadoluda ve Karadeniz bölgelerinde tabii olarak yayılış gösterir. Dünyada ise kuzey yarımkürede, Avrupa, Afrika ve Batı Asyada yayılım gösterir. 1500-2500 m. kireçli topraklar, koruluklar, çam ormanları, kayalık volkanik yamaçlarda görülür. 

Muşmula..

Döngel,
Töngel,
Ezgil.
Muşmula.
Beşbıyık,
Gelin boğan,
Sarı erik,
Japon erik,
Mespilus germanica, 
Muşmulaya benzer bir yemiş, Üvez.

Muşmula, erik, üvez, kiraz ve şeftali gibi Gülgiller (Rosaceae) familyasında yer alan bir meyve ağacıdır. Döngel yada yörelere göre töngel denilen muşmula, şifalı bir meyvedir. Sarı erik, japon erik gibi isimlerle de bilinir. Muşmulanın, gelin boğan gibi çok ilginç bir ismi de vardır. Tarihte ilk olarak Japonya’da yetiştirilmiştir. Türkiye, Hindistan, Ukrayna, Moldova ve dünyanın başka birçok ülkesinde yetiştirilmektedir. Ülkemizde de Marmara ve Kuzey Anadoluda yetiştirilen, 2-3 metre boylanabilen, dikensiz, çalı şeklinde bir ağaçtır. Meyveler buruk bir tattadır. 

Meyveleri ekim ayı sonunda toplanır. Muşmula ağaçları bahar geldiğinde beyaz çiçekler açar. Çiçeklerin döllenmesiyle iri birer ceviz büyüklüğünde yuvarlak meyveler oluşur. Her meyve, içinde beş tane taş gibi sert çekirdek barındırır. Meyvelerin önceleri buruk ve acımsı tadı, sert beyaz eti, meyve olgunlaştıkça yumuşayarak kahverengiye döner. İlk bakışta çürümüş gibi görünse de meyveler ancak bu haliyle yenebilir. 

Muşmulanın halk arasında inanılan faydaları şunlardır;
Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. 
Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. 
İnce bağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir. 
Kan dolaşımını düzenler. 
Sinirleri güçlendirir. 
Mide hastalıklarında faydalıdır. 
Lumbago ve nikriste kullanılır. 
Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.
Muşmula meyveleri ishal kesici olarak kullanılır.
Karaciğeri zehirli maddelerden korur. 
Antioksidan özelliği sayesinde zararlı toksinleri yok eder.
Bel ağrılarına çok iyi gelir ve ağrıları azaltır.
Gut hastalığına iyi geldiği bilinir.
Susuzluğu azaltır.
Böbreklere yarar sağlar ve taş dökmeye yardım eder.

Taş ya da tuğladan yapılmış olan, (yapı) ...

Kagir,
Kargir,
(Farsça Kargir).
Taş veya tuğladan yapılmış olan (yapı),
Taş veya harçla yapılmış olan.
Taşıyıcı duvarları taş, tuğla ve beton briket gibi malzemelerle yapılmış yapı türü.
Bu tür yapılardan döşemeleri ahşap olanlar yarım kagir, betonarme olanlar ise yığma kagir yapı denilmektedir. 

Genel olarak kargir şeklinde söylenmektedir. Kagir yapılar, tuğla, beton gibi organik olmayan malzemeyle inşa edilmiş her türlü yapıya denir. Kerpiç, taş, tuğla kargir yapıda kullanılan malzemelere örnek verilebilir. Kagir bina, esas malzemesi taş olan, inşasında bağlayıcı olarak harç kullanılan yapılardır. 

Hint müziğinde heyecan havasını yaratmaya elverişli makam...

Raga,
Ragini, Raga'nın dişi eşi için kullanılan eski bir terimdir. 
Klasik Hint müziği melodik yapılarına raga denir.
Sanskritçe’de Raga kelimesinin anlamı renk ya da ruh hali demektir. 
Raga, insanların kalplerine ve akıllarına iz bırakan yapıtlardır.
Makam Tavrı.

Hindistan’da müziğin 4000 yıllık bir geçmişi olup müzik bilgisini içeren kitaba, Samaveda denir. Samaveda şarkı bilgisi demektir. Eski Hint toplumunun temel bilgileri, veda adını taşıyan kutsal kitapta toplanmış. Veda, kültür ve bilgi demektir. Hindular için müzik ve din aynı değerdedir. 

Tüm müziksel olayın temeli Raga olup bir müzik tavrıdır. Raga, yedi müzik notasının estetik bir yorumu olup, her Raga’nın özel bir tadı ve ruh hali vardır. Tala ise müzik içinde bir bağdır. Her çalış için belirlenen bir süredir ve her süre tamamlandığında yeniden başlar. Bir raga, bir melodinin üstüne kurulu olduğu beş ya da daha fazla sayıda notaya dayanır. Ragalar belirli melodilere de işaret edebilirler. Popüler Hint film müzikleri gibi klasik olmayan müzik de bazen kompozisyonlarında ragalar kullanırlar. Ragalar, mevsim ya da günün saatlerine göre özenle icra edilmelir. İnsanların farklı ruh hallerini uyandıran gece, öğlen ve sabah ragaları gibi ayrımlar yapılır. Muson zamanında çalınan Ragalara Malhar ragaları denir.

Hint müziği ritimleri, yani tala ya da tal denilen belirli kalıplarla başlarsa da, daha ziyade doğaçlama üzerine dayanır. Bugün Hint müzik geleneğinde baskın iki tarz vardır: Kuzey Hindistan müziği ve Güney Hindistan müziği. Geçmişleri ve felsefeleri yakın olduğu için bu iki müzik bazı ortak özelliklere sahip olmakla beraber ragaları ve söylenişleri farklıdır. 

Hint müziğindeki çalgılar: 
Sitar, Bin, Surbahar, Vina, Bin, Tanpura-Tampura (4 telli), Sarangi, Keman, Santur, Bansuri, Şehnay (Anadoluda zurna),  Tabla, Kudüm, Nakkare, Dolak, Pakavaj, Rübab-Rebab(Iklığ), Nefir.

Aşağıda sitarla çalınan bir raga örneği sunulmuştur.

Ashtanga & Raga

Erzincan yöresine özgü, yoğurt ve yufka ile yapılan bir yemek ...

İsirin,
İsiron,
Siron,
Sırın, (Elazığ yöresinde)
Ziron,
Yoğurt ve yufka ile yapılan bir çeşit yemek.
Erzincan yöresine özgü, yoğurt ve yufka ile yapılan bir yemek.
Gümüşhane mantısı olarak da anılır ve siron olarak bilinir.
Bayburt’ta ziron olarak ifade edilir. 
Gürcistan, Artvin ve Sakarya’da ise silor ya da silori denir.

İsirin yemeğinin tarifi; 
1 kg un, 1 tatlı kaşığı tuz ve aldığı kadar su ile hamuru hazırlanır.
1/2 kg yoğurt, 3 -5 diş sarımsak ve 1/2 çorba kaşığı tereyağı, 1 çay kaşığı pul biber ile sos hazırlanır.

Un, tuz ve su ile kulak memesi kıvamında bir hamur yoğrulur. Hamuru eşit parçalara, bezelere ayrılır. Oklava veya merdane ile pasta tabağı büyüklüğünde yufkalar açılır. Isıtılmış teflon tavada çift taraflı hafif pişirilir. Pişen her bir yufka rulo halinde sarılır. Daha sonra 1,5-2 cm eninde kesilerek dikey olarak tepsiye dizilir. Tereyağı eritilip üzerine dökülür. 180 dereceye ayarlanmış fırında 25 dakika pişirin. Fırında pişirilen bu yufkalara siron, ziron denir. Yoğurt, sarımsak, tuz karıştırılarak üzerine dökülür. 

Yoğurtlu yufkaların üzerine kızdırılmış tereyağı dökerek servis edilir. İsteğe bağlı olarak maydanoz ile üzeri süslenebilir. Bazen hazır yufka da kullanılmaktadır. 

Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun değişik yörelerinde ramazan ayında sade, etli ve tavuklu da yapılır. Fırında kurutulan yufkaların, (siron) üzerine sironların üzerine iki bardak su, bir buçuk bardak şeker ile yapılan ılık şerbet gezdirilir. Sonra üzerine dövülmüş ceviz veya kavrulmuş öğütülmüş fındık konulur. Ilık veya soğuk olarak servis edilir. 


Erzincan, Refahiye ve yörelerinde pişirilen diğer tatlar;
Keşkek, Sini, İsirin, Sütlaç, Zıhar böreği, Cevizli böreği, Kete, Madımak, Evelik, Isırgan, Mığlama, Kömbe, Noz, Etli çiğit yahnisi, Kabak çiçeği dolması, Fıtı pilavı, Yahni, Pestükan çorbası, Ayranlı kesmeaşı, Torkatma (ineğin ilk sütünden yapılır). 

Not: Halk dilinde gürgen ağacına da isirin adı verilir.

Erzurum yöresine özgü bir cins tel peynir ...


Civil,
Civil Peyniri.
Çeçil Peyniri, 
Saçak Peyniri,
Dil Peyniri,
Tel Peyniri,
Erzurum yöresine özgü bir cins tel peynir.
Erzurum yöresinde tuzlu, yumuşak ve yağı alınmış sütten yapılan iplik gibi bir peynir. 
Erzurum, Kars, Ardahan ve Iğdır genelinde üretilen yağı alınmış sütten yapılan yumuşak, tuzlu bir çeşit peynirdir. 

Civil peynir, yağı alınmış sütten üretilir. Tel şeklinde peynir bir türüdür. Civil peyniri, çiğ sütten yapılır. Sütün bir süre bekletilmesi sonucunda süt belli bir ekşiliğe ulaşır ve civil peynir asıl tadını bu ekşilikten alır. Civil peyniri yumuşak bir kıvama sahiptir ve el ile kolayca tel tel ayrılabilir. Tuzlu ve hafif ekşimsi tadı ile tanınır. Civil peyniri hızlı bozulan bir peynir türüdür. 

Çiğ sütten yapıldığından hayvanın hastalıkları(brusella hastalığı) ve etkenleri süte bulaşabilir. Sütten de peynire bulaşması göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla bu peynirin taze tüketilmesi sağlık açısından riskli olabilir. O nedenle taze tüketmek yerine bunların tuzlu suda olgunlaştırıldıktan sonra tüketilmesi daha uygundur. 

Öznenin dış dünyayla ilişkiyi reddederek kendi iç dünyasına kapanması ...

Otizm.
Fransızca autisme,
Öznenin dış dünyayla ilişkiyi reddederek kendi iç dünyasına kapanması ..
Otizm diğerleriyle iletişim kurmayı zorlaştıran ve engelleyen bir beyin bozukluğudur. 
Otizmde beynin farklı bölgeleri bir arada çalışamaz. 
Otizimin her 100 çocuktan birini etkilediği biliniyor. Pek çok ailenin hayatının altüst olmasına yol açan bu bozukluk 1943 yılında Dr. Leo Kanner tarafından araştırılmış ve Erken Çocukluk Otizmi olarak tanımlamış. 
Yine aynı yıllarda Hans Asperger ise bugün Asperger Sendromu olarak bilinen, aynı bozukluğun daha hafif bir biçimini tanımlamış. 

Otizmin nedeni tam olarak bilinmese de, genetik olduğu düşünülmektedir. Halen hangi genin buna neden olabileceği araştırılmaktadır. Diğer araştırmalar, otizmi tetikleyenin belirli ilaçlar veya çocuğun çevresindeki şeyler olup olmadığı üzerine yoğunlaşmıştır. Bazıları da kızamık-kabakulak-kızamıkçık gibi çocukluk aşılarının buna yol açtığına inansa da gerçek olmadığı araştırmalarla belirlenmiştir. Bu aşılar çocuğunuza zarar verebilecek hatta ölüme sebep verebilecek hastalıklardan koruduğu için, bu aşıların yapılması lazımdır. Otistiklerin çoğu uyku problemi yaşar. Genellikle aynı saatte yatmak ve kalkmak gibi bir rutin belirlenerek tedavi edilir. 

Otizm erken evrede basit belirtileri dikkate alındığında kolayca teşhis edilebilir ve bebeklere uygulanacak iyi bir rehabilitasyon programı ile etkileri önemli oranda azaltılabilir. Gebelik döneminde folikasit katkısı kullanmak otizm gelişme riskini önemli oranda azaltmaktadır. 

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2000 yılında yayımladığı kılavuza göre (DSM-IV-TR), otizm spektrum bozukluğu kapsamında beş ayrı kategori yer almaktadır:

  • Otizm (Otistik bozukluk)
  • Asperger sendromu
  • Atipik otizm (Başka türlü adlandırılamayan otistik/yaygın gelişimsel bozukluk)
  • Çocukluk dezentegratif bozukluğu
  • Rett sendromu 

Adana ve Mersin yöresinde güğümlere doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyan kökü şurubu ...

 Aşlama,
(Haşlama).
Meyan kökü şurubu,
Meyan kökü,
Meyankökü, 
Piyan,
Boyan,
Licorice

Adana ve Mersin yöresinde güğümlere doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyan kökü şurubu. Adana’da çok yaygın olan bu hafif şekerli şerbetin yöresel ismi aşlama(haşlama) olup, kendine has tadı ile yazın çok içilen bir içecektir.

Aşlama şerbetinin yapılması; 
3 litre su için 1 kök yani ezilmiş bir avuç dolusu meyan kökü  derin bir tencereye konur. Üzerine bol su konur. 


Birkaç saat, meyan kökü, kendine has koyu rengini ve tadını suya bırakana, tortusu dibe çökene kadar bekletilir. Tel süzgeçten geçirilir. Meyan şerbetinin berrak ve tortusuz olması için, bir süre daha dinlendirilir. Temiz bir çift kat tülbentten süzülerek sürahiye veya şişelere aktarılır. Şerbetin tadı kontrol edilir. Şerbetin kıvamı koyu ise, acılığını gidermek ve tadını ayarlamak amacıyla, yeteri kadar su ilave edilir. Soğutularak servis yapılır. Afiyet olsun.

Not:
Meyan kökü şurubu fazla miktarda tüketilirse yüksek tansiyona ya da baş ağrısına sebep olur. Hamilelerin ve emziren bayanların kullanmaması gerekir. Anemi yani kansızlık hastalığı bulunanlar ile yüksek tansiyon hastaları kullanmamalıdır. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ