Avusturalya'da eskiden yaşamış kaz ile devekuşu arasındaki bir kuş ...

Genyornis,
Genyornis Nevtoni,
Kaz ile devekuşu arasında bir kuş.
Avustralya'da yaşayan büyük, uçamayan bir kuş. Boyları iki metreden fazladır. Ağırlıkları 230-250 kg  olan Genyornis nevtoni 50.000 yıl önce ilk insanlar tarafından Avustralya’ya yerleşen ilk insanlar tarafından soyları tüketilmiştir. En yakın yaşayan akrabaları kümes hayvanlarıdır. Genyornis nevtoni türü olan dromornis kuşuna ait kavun büyüklüğündeki yumurta kalıntıları Amerikalı bilim adamlarınca incelenmiş. İnceleme sonucuna göre yumurtaların ısıtıldıktan sonra tüketildiğini söylüyor. 


Bu dev kuşların yalnızca iklim değişimi yüzünden tükenmediklerini açıklamış oluyor. 

Tarihsel Aborjin geleneklerine dayanarak, Genyornis'in ılıman bölgelerdeki Victoria'da yaşadığı tespit edilmiş. Bu kuş türü Avustralya’daki prehistorik mega faunasına dahildi. Çok büyük ve çok ağır hayvanlar arasında örneğin dev kangurular veya küçük bir otomobil büyüklüğündeki kaplumbağalar da bulunuyordu.


Serbest bırakma ...

Azat,
Azad,
Farsça, azad, آزاد
Serbest. 
Serbest bırakma. 
Okullarda paydos. 
Serbest bırakılmış olan.

Hür. 
Hür bırakma 
Kurtulmuş, serbest, özgür.
Kimseye bağlı olmayan. 
Kölelikten kurtulmuş olan.
Dünya alakasından kesilmiş.
Serbest fikirli.

Azad, Azat, kelimesinin diğer anlamları;
Mezarlıklarda bulunan meşe ağacı.
Kırlarda yetişen tek ve büyük ağaç. 
Yabani armut. 
Ormanda, tarlada budanmadan büyümeye bırakılmış meşe, pelit v.s. 
İri ağaç. 
Palamut ağacı. 
Yetişkin olmıyan ağaç. 
Budanmış büyük meşe, ardıç ağacı.
İşe yaramaz. 
Güçlü, kocaman.
Kalın, büyük, asırlık ağaç. 
Meşe.
Yapılarda kullanılmak üzere kesilmiş kalın ağaç. 

Para basma yetkisine verilen ad ...

Senyoraj,
Para basma yetkisi.
Senyoraj Geliri.
Elde edilmesi ve uygulaması en kolay gelirdir.
Paranın üzerinde yazılı olan değeriyle gerçek değeri arasındaki farka senyoraj geliri denir.
Senyoraj kelimesi Senyör kelimesinden gelmektedir.

Senyör,
Fr. seigneur,
İng. Seigneur
Derebeyi.


Orta Çağda Avrupa'da toprağı olan derebeyi
Fransa'da bir soyluluk unvanı
Egemen hükümdarlara verilen san. 

Orta çağda senyör ya da lordların kendi adlarına para basma hakları vardı. Paranın üzerinde yazılı değerle gerçek değeri arasındaki fark bu senyörlere veya lordlara kalıyordu. O nedenle bu gelire senyoraj (senyörlük) geliri adı veriliyordu. Zaman içinde para basma yetkisi önce hükümdarlara (kral, imparator, padişah, sultan) sonra da devlet tüzel kişiliğine geçti ve senyoraj geliri de onların hakkı oldu.

Senyoraj, genel anlamda paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki farktır. Bu farkın devletin kasasına gelir olarak girmesiyle devlet, vergi gelirlerinin dışında ciddi bir gelir daha elde eder. Merkez Bankası 100 TL’lik banknotu 1 TL’ye mal etmiş ise bu paradan elde edilecek senyoraj geliri 99 TL olmaktadır. 


Eski dönemlerde, altın para sisteminde altının itiba­ri değeri ile maddi değeri arasında bir fark bulunmadı­ğı için, para otoritesi olan devletin senyoraj geliri elde etme imkanı yoktu. Paranın maden değeri düşürülerek elde edilebilecek senyoraj geliri ise, paraya olan güve­ni azaltacağı için, hem içeride, hem de dışarıda ticareti olumsuz etkilemekteydi. Bu tür para sistemlerinin zamanla yerini kağıt yani itibari paraya bırakması devletlerin senyoraj geliri elde etmesine olanak sağlamıştır.

Senyoraj geliri devletlerin hükümranlık hakkını ifa­de eder. Yani devlet olmak için para basması gerekiyor. Devletler hizmet ve üretim karşılığında senyoraj geliri elde etme hakkı­na sahiptir. Devlet elde ettikleri bu karı vatandaşına yol, su, elektrik vb. hizmet olarak kamu harcamalarında kullanır.

Tarihsel gelişim sürecinde devletler para basma yetkilerini bağımsız merkez bankalarına devrederler. Ancak senyoraj geliri kağıt paraları basan merkez bankaları tarafından elde edilse de bankalara kullandırdığı borca uyguladığı faizden elde edilen tüm gelirler de dahil olmak üzere senyoraj gelirini Hazine’ye devreder. Bu husus, Anayasa ile belirlenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı Darphane, 1984 yılında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre kurulmuştur. Görevi, Cumhuriyet ziynet altınları, madeni para, hatıra para, resmi mühürler, madalyon, madalya, nişanlar, vize ve harç pulları ile değerli kağıtların basımı ve dağıtımını sağlar.

Hamurun yapışmaması tepsiye serpilen un ...

Erve,
Hamurun yapışmaması tepsiye serpilen un.
Hamurun ele yapışmaması için, hamur üstüne ve avuca serpilen un, Urga denir.
Hamurun tahtaya ya da oklavaya yapışmasını önlemek için serpilen un, Ura.

Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un için uğra denir.

Yufka açarken hamurun yapışmaması için serpilen un'a, İpar denir.
Yufka açmada kullanılan tahta' ya Yaslağaç denir. 
Hamur işlerinde tepsiye hamuru dizmeden önce tepsiyi unlamaya, Ervelemek denir.

Bir tür ay çöreği ...

Kruvasan,
Fr. croissant
İng. croissant
Rusça круассан
Çince 新月形面包
Arapça, كرواسون
Gürcüce კრუასანი
Etiopia ክሮሶንት
Kruvasan Ay çöreği.
Genelde kahve ile tüketilen ve Fransız mutfağına ait bir tat.

Kruvasan ilk önceleri Avusturya ve Fransız fırınlarında hilal biçimli ekmek şeklinde imal edilmiş. 

Daha sonraları ve sıkça kavisli şekle göre daha düz bir şekilde imal edilmiş. 


Malzemeler:
4,5 su bardağı un
Yarım paket yaş maya.
50 gr margarin
2 tatlı kaşığı toz şeker
2 çay kaşığı tuz
1 su bardağı ılık süt
2 adet yumurta
Yarım paket margarin
1 adet yumurta sarısı


Yapılışı:

Sütü ısıtın. Sütün ılık olması mayayı aktive etmesi için gereklidir. Sıcak ya da soğuk süt mayayı öldürür. İçine mayayı ufalayın. Tuz ve şekeri de ilave edin. Eriyene kadar karıştırın. Unu yoğurma kabının içine ortası çukur olacak şekilde koyun. Hazırlanan maya ve sütü ilave edin. Ön  mayalanma için 10 dakika bekleyin. Kaba yapışmayan bir hamur  olana kadar  yoğurun. Kabın üzerini bir örtü veya strech ile kapatarak ılık bir yerde dinlendirin. Hamurun yarım saat kadar mayalanması sonucunda hamur iki katına çıktıysa tamamdır. Aksi halde biraz daha bekleyin. Tezgahı hafif unlayın. Kruvasan hamurunu mümkünse mermer bir tezgah üzerinde hazırlayın. Hamuru hafif unlanmış tezgahta 1,5 cm kalınlığında üçgen şeklinde açın. 

İsteğinize göre, üçgen şeklinde kestiğiniz kruvasan hamurlarının, içine blok ya da damla çikolata koyup sarabilirsiniz. Geniş kenardan başlayarak hamuru yuvarlayın. Hamurları yağlı kağıt ya da yapışmaz tepsi kağıdı serilmiş fırın tepsisine 5 cm aralıklarla dizirek on dakika kadar dinlendirin. Kruvasanların üzerlerine 1 adet yumurta sarısı sürerek 180 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 15 dakika  üzerleri renk alana kadar pişirin.

Kahvaltınız hazır. Hafif ılık kruvasanlar kahve ile muhteşem. Afiyet olsun.

Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı ...

Diyakoz,
Diyakon,
İng. deacons.
Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı.
Hıristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı .
Kilise işlerinde papaza yardım eden kimse.
Papaz, Hıristiyan kiliselerinde piskopos ile diyakoz arasında yer alan din adamıdır. 

Katolik, Anglikan ve Ortodoks kiliselerinde ruhban derecesinin ilk basamağıdır. Daha sonra  peder, papazlık derecesine çıkar. Kilisede ibadet esnasında sırasında piskoposlara ve papazlara yardım ederler. Bir üst aşaması ise piskoposluktur. Kilisenin bütün maddi varlığının kahyalığını yapmak. Yoksullara, hastalara ve düşkünlere kimsesizlere kilise adına yardım etmek. 

Yunanca hizmetli, hizmetçi, yardımcı, haberci manalarına gelen diakonos kelimesinden türetilmiştir. Günümüzde diyakoz kısaca papaz yardımcılarına verilen isimdir. Pederlik derecesini almış kişiler piskopos ve papaz olabilirler. 

Çamur,kum, toprak gibi şeyleri taşımaya yarayan, dört kollu tahta araç ...

Tarka,
Teskere,

Çamur,kum, toprak gibi şeyleri taşımaya yarayan, dört kollu tahta araç.
Çamur, kum, toprak vb. şeyler taşımaya yarayan, iki kişinin taşıdığı dört kollu tahta araç.
Tabut.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!