XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında kullanılan, sığ sularda yüzebilecek biçimde yapılmış, orta büyüklükte, altı düz, bir veya iki ağır topu olan zırhlı savaş gemisi...

Monitör,
XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında kullanılan, sığ sularda yüzebilecek biçimde yapılmış, orta büyüklükte, altı düz, bir veya iki ağır topu olan zırhlı savaş gemisi.
Eskiden, denizcilikte kullanılmış bir sözcük.

Monitör, sığ sularda ve kıyı savunmasında kullanılmak üzere tasarlanmış, nispeten küçük boyutuna rağmen orantısız büyüklükte ağır toplar taşıyan zırhlı savaş gemisi türüdür. 1860 yıllarında, sığ sularda kullanılan bu gemiler döner taret kullanımı ve yüksek ateş gücüyle kıyı bombardımanı ile nehir savaşlarında etkili olmuştur. Sığ sular için alçak profilli, zor hedef alınan ve güçlü zırhı olan gemilerdir. Kıyı koruması, nehirler, körfezler ve kıyı bombardımanı işlerinde kullanılmak için yapılmış. Amerikan İç Savaşı'nda, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları' nda ve Vietnam Savaşı' nda kullanılmıştır. Monitörler, deniz kuvvetlerinin sığ sularda ağır ateş gücü sağlamak amacıyla kullandığı hareketli kıyı tabyaları olarak tanımlanabilir.

Monitör sözcüğünün başka anlamları:
Göstergeç.
İzlemci,
İzleç,
Fransızca: moniteur,
İngilizce: monitor
Bir olayı veya durumu devamlı olarak izlemede kullanılan alet, izleme aracı.
Her tür çalışmalarda yetiştirici.
Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet.
Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet.
Televizyon
, bilgisayar vb. görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet, göstergeç.

Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt...

Kok,
Kok kömürü,
İngilizce: coke,
Fransızca: coke, 
Almanca: kok,
Rusça: koren,
Maden veya taş kömürünün havasız olarak ısıtılıp uçucu maddelerinden arındırılmasıyle elde edilen, dumanı az, ısısı yüksek katı yakıt, kok kömürü.

Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan 
daha çok sanayide kullanılan katı yakıt; kok kömürü.
Taşkömürünün ısıl bozundurulmasından arta kalan, karbonca zengin, gözenekli ve kimyasal bakımdan taşkömüründen daha etkin kömür.

Kok sözcüğünün başka anlamları:
Küresel biçimdeki bakteri hücresi.
Yuvarlak biçimli bakteri hücresi.
(ISO 639) Konkani dili için uluslararası dil kodu.
Kök, tohum.
Kök, dip, tamamı.

M.Ö. 6. yüzyılda yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcısı...

Ezop,
Yunanca: Aisopos,
(D. 620 Samos - Ö. 564 Delphi, Yunanistan)
Efsanevi Ezop, M.Ö. 6. yüzyılda yaşadığı varsayılan eski bir Yunan fabl masalcısıdır. Hayvan masallarıyla ünlü yazarın kahramanları hayvanlardır. Eski Yunan fabl' larını derlediğine inanılan, ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara verilen ad. Ezop'un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. 

Bir söylentiye göre Trakya'da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi'ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir. Ancak Ezop'un bugünkü Emirdağ yakınlarındaki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

MÖ. 6. yüzyılda yaşadığı varsayılan, hayvan kahramanları kullanarak ibret verici masallar (fabl) anlatan Antik Yunan köle ve masalcısıdır. Frigyalı olduğu düşünülen Ezop, öğüt veren kısa hikayeleriyle tanınır. Hikayeleri, insan davranışlarını hayvanlar üzerinden hicveder. Ezop'un masalları, kurnazlık, dürüstlük, dostluk gibi evrensel temaları basit ve akılda kalıcı bir dille anlatır. 
Fransız yazar La Fontaine başta olmak üzere, fabl edebiyatını derinden etkilemiştir.

M.Ö. 6 yüzyılda yaşadığı sanılan Yunan masalcısı; Ezop, 564 yılında Yunanistan, Delphi'de 55–56 yaşında ölmüş.

Aristotales, Ezop'un yolsuzluktan yargılanan bir siyasetçiyi tilki ile kirpinin öyküsünü anlatarak nasıl savunduğunu şöyle anlatmıştır: Ezop mahkemede, "bir tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi de onu pirelerden kurtarsın mı diye sormuş, tilki, 'hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir' demiş", dedikten sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle bitirmiş: "Dolayısıyla saygı değer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar."

Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama...

Dikkat,
Uyanıklık,
Arapça: dikkat.
Rusça: vnimaniye
İngilizce: attention, care, caution.
Fransızca: attention,
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama.
Bilinç etkinliğinin belli bir nesne üzerinde yoğunlaşması.
Bütün duygu ve düşünce gücünü bir nokta, bir konu üzerinde yoğunlaştırma.
Duygu ve düşüncenin bir konu ya da sorun üzerinde toplanması, zihnin uyanık bulunması durumu.
İstençli ya da istençsiz olarak bir olayı daha canlı duruma getirmek için tümü ya da bir parçası üzerinde anlık gücünün toplanması durumu.
Bireyin seçici olarak kendi içinden ve çevresinden gelen uyaranlara bilişsel ve duygusal olarak yoğunlaşması, seçici dikkat, iradi dikkat.

İlgi, özen.
İncelik, dakik oluş. 
İlgi gösterme, önem verme.
Ehemmiyet ve kıymet verme.
Özen gösterme, önem verme, ilgiyle bakıp koruma.

Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan kısım...

Yineke,
Yinaika,
Yunanca (kadın).
Yunancada kadın kelimesinin karşılığı γυναίκα (yinaíka) olarak ifade edilir. Bu kelime hem kadın hem de eş/hanım anlamlarında kullanılır. 
Bizans kiliselerinde kadınlar mahfili.
Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan kısım.
Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm.
Eski Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm.
Bizans İmparatorluğu'ndaki kiliselerde kadınlara ayrılan yere denir.
Yineke Yunanca kökenli bir kelimedir. Türkçe'deki Yenge sözcüğünün kökeniyle de ilişkilidir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ