Kavun, karpuz gibi örklü bitki ..

Yaktin,
Kabak, kavun ve karpuz gibi dalları yerde yayılan bir nebat adı. 
Kabak, kavun, karpuz, hıyar gibi toprakta uzanıp, yetişen bitki. 
Kabak ağacı.

Yaktîn ağacı. 
Kabak, kavun ve karpuz gibi dalları yerde yayılan bir bitki adı.

Bostan,
Bustan,
Farsça, bostan, بوستان
Kavun ve karpuza verilen ortak ad.
Karpuz, kavun, ay çiçeği, vb. bitkilerin topluca bulunduğu ekim alanına bostan denir.
Ayrıca, salatalık, hıyar için de bostan denir.
Bustan, Kavun, karpuz.
Bostan, Sebze bahçesi.
Kavun, karpuz tarlası. 


Kavun, karpuz gibi meyvelere verilen ad, Hinduvane.

Asma, kavun, karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalına Tevek denir.

Örk,
Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toğrağın üstünde yayılan filizi.
Asma, kavun, karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalına tevek adı verilir.
Örk atmak, 
Kavun, karpuz vb. bitkiler büyümek, kol atmak.

Değnek, sopa ...

Ohandere,
Değnek,
Sopa,
Çomak,
Çubuk,
Matrak,
Massa,
Gübel,
Eska,
Hırave,
Kalın sopa,
Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak.

Bulgaristan'da bir kent ...

Razgrad,
Bulgarca: Разград, Deliorman bölgesinde kuzeydoğu Bulgaristan'dadır.


Bulgaristan,
България, 
Bılgariya,
Bulgaristan Cumhuriyeti.

Komşumuz Bulgaristan Balkanlar'dadır. Sırbistan ve Makedonya batısında kalır. Doğusunda Karadeniz vardır. Romanya, kuzeyinde, Yunanistan güneyindedir. Rila Dağı üzerindeki Musala Zirvesi (2925 m.) Balkanların en yüksek noktasıdır. Dağlık bir coğrafyaya sahiptir. 

Rodop ve Rila dağları önemlidir. En önemli akarsuları, Tuna ve Ege Denizi'ne dökülen Meriç (Maritsa) nehirleridir. 

Yüzölçümü,  110 bin 994 kilometrekaredir. 
Para birimi, Leva'dır. Lev (BGN).

Başkent, Sofya (Sofia).



























Diğer Kentler;
Burgaz
Dobriç,
Eski Zağra, Eski Cuma.

Filibe,
Gabrova,
Hasköy,
İslimiye.
Kırcaali, Köstendil
Lofça.
Montana

Paşmaklı, Pazarcık, Pernik, Plevne
Razgrad, Rusçuk
Silistre, Sofya.
Şumnu.
Tırnova.

Varna, Vidin, Vratsa
Yambol, Yukarı Cuma

Avusturalya'da eskiden yaşamış kaz ile devekuşu arasındaki bir kuş ...

Genyornis,
Genyornis Nevtoni,
Kaz ile devekuşu arasında bir kuş.
Avustralya'da yaşayan büyük, uçamayan bir kuş. Boyları iki metreden fazladır. Ağırlıkları 230-250 kg  olan Genyornis nevtoni 50.000 yıl önce ilk insanlar tarafından Avustralya’ya yerleşen ilk insanlar tarafından soyları tüketilmiştir. En yakın yaşayan akrabaları kümes hayvanlarıdır. Genyornis nevtoni türü olan dromornis kuşuna ait kavun büyüklüğündeki yumurta kalıntıları Amerikalı bilim adamlarınca incelenmiş. İnceleme sonucuna göre yumurtaların ısıtıldıktan sonra tüketildiğini söylüyor. 


Bu dev kuşların yalnızca iklim değişimi yüzünden tükenmediklerini açıklamış oluyor. 

Tarihsel Aborjin geleneklerine dayanarak, Genyornis'in ılıman bölgelerdeki Victoria'da yaşadığı tespit edilmiş. Bu kuş türü Avustralya’daki prehistorik mega faunasına dahildi. Çok büyük ve çok ağır hayvanlar arasında örneğin dev kangurular veya küçük bir otomobil büyüklüğündeki kaplumbağalar da bulunuyordu.


Serbest bırakma ...

Azat,
Azad,
Farsça, azad, آزاد
Serbest. 
Serbest bırakma. 
Okullarda paydos. 
Serbest bırakılmış olan.

Hür. 
Hür bırakma 
Kurtulmuş, serbest, özgür.
Kimseye bağlı olmayan. 
Kölelikten kurtulmuş olan.
Dünya alakasından kesilmiş.
Serbest fikirli.

Azad, Azat, kelimesinin diğer anlamları;
Mezarlıklarda bulunan meşe ağacı.
Kırlarda yetişen tek ve büyük ağaç. 
Yabani armut. 
Ormanda, tarlada budanmadan büyümeye bırakılmış meşe, pelit v.s. 
İri ağaç. 
Palamut ağacı. 
Yetişkin olmıyan ağaç. 
Budanmış büyük meşe, ardıç ağacı.
İşe yaramaz. 
Güçlü, kocaman.
Kalın, büyük, asırlık ağaç. 
Meşe.
Yapılarda kullanılmak üzere kesilmiş kalın ağaç. 

Para basma yetkisine verilen ad ...

Senyoraj,
Para basma yetkisi.
Senyoraj Geliri.
Elde edilmesi ve uygulaması en kolay gelirdir.
Paranın üzerinde yazılı olan değeriyle gerçek değeri arasındaki farka senyoraj geliri denir.
Senyoraj kelimesi Senyör kelimesinden gelmektedir.

Senyör,
Fr. seigneur,
İng. Seigneur
Derebeyi.


Orta Çağda Avrupa'da toprağı olan derebeyi
Fransa'da bir soyluluk unvanı
Egemen hükümdarlara verilen san. 

Orta çağda senyör ya da lordların kendi adlarına para basma hakları vardı. Paranın üzerinde yazılı değerle gerçek değeri arasındaki fark bu senyörlere veya lordlara kalıyordu. O nedenle bu gelire senyoraj (senyörlük) geliri adı veriliyordu. Zaman içinde para basma yetkisi önce hükümdarlara (kral, imparator, padişah, sultan) sonra da devlet tüzel kişiliğine geçti ve senyoraj geliri de onların hakkı oldu.

Senyoraj, genel anlamda paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki farktır. Bu farkın devletin kasasına gelir olarak girmesiyle devlet, vergi gelirlerinin dışında ciddi bir gelir daha elde eder. Merkez Bankası 100 TL’lik banknotu 1 TL’ye mal etmiş ise bu paradan elde edilecek senyoraj geliri 99 TL olmaktadır. 


Eski dönemlerde, altın para sisteminde altının itiba­ri değeri ile maddi değeri arasında bir fark bulunmadı­ğı için, para otoritesi olan devletin senyoraj geliri elde etme imkanı yoktu. Paranın maden değeri düşürülerek elde edilebilecek senyoraj geliri ise, paraya olan güve­ni azaltacağı için, hem içeride, hem de dışarıda ticareti olumsuz etkilemekteydi. Bu tür para sistemlerinin zamanla yerini kağıt yani itibari paraya bırakması devletlerin senyoraj geliri elde etmesine olanak sağlamıştır.

Senyoraj geliri devletlerin hükümranlık hakkını ifa­de eder. Yani devlet olmak için para basması gerekiyor. Devletler hizmet ve üretim karşılığında senyoraj geliri elde etme hakkı­na sahiptir. Devlet elde ettikleri bu karı vatandaşına yol, su, elektrik vb. hizmet olarak kamu harcamalarında kullanır.

Tarihsel gelişim sürecinde devletler para basma yetkilerini bağımsız merkez bankalarına devrederler. Ancak senyoraj geliri kağıt paraları basan merkez bankaları tarafından elde edilse de bankalara kullandırdığı borca uyguladığı faizden elde edilen tüm gelirler de dahil olmak üzere senyoraj gelirini Hazine’ye devreder. Bu husus, Anayasa ile belirlenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı Darphane, 1984 yılında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre kurulmuştur. Görevi, Cumhuriyet ziynet altınları, madeni para, hatıra para, resmi mühürler, madalyon, madalya, nişanlar, vize ve harç pulları ile değerli kağıtların basımı ve dağıtımını sağlar.

Hamurun yapışmaması tepsiye serpilen un ...

Erve,
Hamurun yapışmaması tepsiye serpilen un.
Hamurun ele yapışmaması için, hamur üstüne ve avuca serpilen un, Urga denir.
Hamurun tahtaya ya da oklavaya yapışmasını önlemek için serpilen un, Ura.

Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un için uğra denir.

Yufka açarken hamurun yapışmaması için serpilen un'a, İpar denir.
Yufka açmada kullanılan tahta' ya Yaslağaç denir. 
Hamur işlerinde tepsiye hamuru dizmeden önce tepsiyi unlamaya, Ervelemek denir.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!