İtalyan mutfağına özgü bir tür pirinç yemeği ...

Risotto,
Küçük pilav,
İtalyan mutfağına özgü bir tür pirinç yemeği,
İtalyan mutfağına özgü bir tür pirinç pilavı,

İtalyan mutfağının mihenk taşlarından risotto, pirinçlerin nişastasını salmasıyla ortaya çıkan kremasıyla benzersiz bir yemektir. Risotto için en önemli doğru pirinci yani Arborio türü pirinci kullanmak. 

Arborio pirinci pişerken nişastasını saldığından kremamsı bir yapı oluştururur ama içi hafif diri kalır ki bu da risottoya o çok sevdiğimiz lezzetini katar. En önemli konu ise mutlaka sıcak sebze, et veya balık suyu kullanmaktır. Genel olarak soğan, yağda kavrularak yumuşatılır, ardından pirinç eklenir, rengi saydamlık kazanıncaya dek iyice karıştırılır. Pirincin yağa bulanması, nişasta salması bakımından önemlidir. Risotto ustaları, bu noktanın önemle altını çizer. Bu işlemin ardından et suyu ve/veya şarap azar azar eklenir - her defasında bir kepçe kadar. Sıvının ısısı, pirinçlerin cızırdamasını engellemeyecek kadar sıcak olmalı, ancak kaynar olmamalıdır. 

Sıvı eklendikçe risottoyu devamlı karıştırmalıyız. Son olarak da risotto pişer pişmez yenmeli, asla tekrar ısıtılmamalıdır.
Malzemeler;
2 su bardağı arborio pirinci
1 orta boy soğan
3 diş sarımsak
300 gr taze mantar
1 tutam ince kıyılmış maydanoz
½ bardak beyaz şarap
4 kaşık zeytinyağı
2 kaşık tereyağ
50 gr rendelenmiş parmesan peyniri
6-7 bardak sıcak sebze veya et suyu


"Denizayısı" da denilen bir fok cinsi ...

Otari,  
Otariidae, Otaria,
Denizayısı, (İng. Northern furseal).
 
Etçiller (Carnivora) takımının, iri kulaklıgiller (Otariidae) familyasından, 1.5-2. 5 cm kadar uzunlukta, uzun ve yumuşak tüylü, postu değerli, Güney Pasifik Okyanusu' nda yaşayan bir tür. Familyanın en küçük üyeleri sırf 25 kiloya ulaşan, bazı denizayısı türlerinin dişileri, ve en büyükleri 500 kiloya kadar ulaşan Eumetopias jubatus türünün erkekleridir. 

Denizayısıgiller hiç şüphesiz ortak bir atadan türemişlerdir ve doğal bir familya oluştururlar. Familyanın üyeleri yedi ayrı cinse paylaştırılırlar. 

İlk iki cinse deniz ayısı (kulaklı fok) ve diğer beş cinse de "denizaslanı" adları verilir.

Denizayısıgiller soğuk kutup denizlerinde, ılıman denizlerde ve subtropik denizlerde yaşarlar. En fazla türleri kutup denizlerinde bulunur. Akdeniz'de ve Türkiye'nin diğer denizlerinde Denizayısıgiller yoktur.

Hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan genellikle üzeri işli kumandan sopası ...

Rekad,

Hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan genellikle üzeri işli kumandan sopası .
Bazı Afrika ülkelerinde,hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan,üzeri işlemeli kumandan sopası.

Hükümdarlık sopası.

Kenya' nın başkenti ...

Nairobi,
Kenya,
Hint Okyanusu'na kıyısı olan bir doğu Afrika ülkesidir. Güneyinde Tanzanya, batısında Uganda, kuzeybatısında Güney Sudan, kuzeyinde Etiyopya ve doğusunda Somali ile komşudur. 
Nairobi, Kenya' nın başkentidir. 

Nairobi, 1899 yılında kurulmuş, 1905 yılında başkent olmuştur. Bundan önceki başkent Mombasa' dır. Ayrıca Nairobi eyaletinin de başkentidir. Ülkenin güneyindeki Nairobi Nehri üzerine kurulu olan şehir, denizden 1661 metre yüksektedir.







Nairobi, Doğu Afrika' daki en yüksek nüfusa sahip şehirdir. 1999 sayımına göre 684 km² ' lik Nairobi yönetim bölgesinde 2.143.254 kişi yaşamaktadır. Kenya'nın en büyük etnik grubu Kikuyu'lar nüfusun %25' ini oluşturur. Başkent Nairobi çevresinde yoğun olarak yaşarlar ve geleneksel olarak politik iktidarı elinde tutan grup olmuştur. Luhya' lar ülkenin ikinci büyük etnik grubunu oluşturur. batı Kenya'da Uganda sınırının güney kesimlerinde yaşarlar.

Kenya' nın en büyük şehri olmuş ve Doğu Afrika'nın en büyük şehirleri arasına girmiştir.

Nairobi bugün Afrika'nın politik ve finansal olarak önde gelen şehirleri arasındadır. 

Birçok şirkete ve organizasyona ev sahipliği yapan Nairobi, iş ve kültür açısından önemli bir merkezdir. Küreselleşme ve Dünya Şehirleri Çalışma Grubu ve Ağı (The Globalization and World Cities Study Group and Network - GaWC) Nairobi'yi göze çarpan bir sosyal merkez olarak tanımlar. Yerel dilde Nairobi, "yeşil ve sulak yer" anlamına gelmektedir.

Sınav okuma görevlisi, okutman ...

Lektör, (Fr. lecteur).
Sınav okuma görevlisi,  
Okutman. 
Yayınevlerinde yayımlanması düşünülen eserleri inceleyerek değerlendiren kimse.
Okuyucu, okuyan,
Latince lector,
Yüksek sesle okuyan,
Latince legere, lect, Seçmek, Okumak .

Çığlık...

Vaveyla,
Çığlık,

Feryat,
Figan,
Acı, ince ve keskin ses, feryat, figan.
Çığlık, yaygara, feryat.
Eyvah, yazık gibi üzüntü ifadeleri.

Yurdumuzda yetişen ve kurutulmuş yaprakları enfiye gibi burna çekilen ya da emilen bir ot ...

Maraşotu, 
(Nicotiana rustica L.)  
Maraş otu,
Ağız otu,
Deli Tütün,
Rengi ve şekli itibariyle kınayı andıran, tadı oldukça kötü bir ot ve dil altına koyularak emilen kafa yapıcı bitki.

Yurdumuzun güneydoğu bölgesinde özellikle Kahramanmaraş ve Gaziantep çevresinde oldukça fazla sayıda tiryakisi bulunan, buccal yolla kullanılan deli tütün denen bir tütün çeşidinin yapraklarının toz haline getirilerek meşe, ceviz veya asma çubuğundan elde edilen kül ile yarı yarıya karıştırılmasından elde edilmektedir.
 
Meşe odununun yakılması ile elde edilen kül ve işlenmemiş deli diye bilinen tütünün karışımından üretilen otun, ihtiva ettiği maddeler açısından insan sağlığına ciddi zararlar verdiği belirtiliyor. Dudak ile dişler arasındaki bölgeye konularak ağızda uyuşmalara neden olan ağız otunun sinir, sindirim ve solunum sistemlerinde zararlara yol açtığı biliniyor. Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Hatay, Adana, Mersin gibi illerde tiryakileri vardır. Sade veya sigara kağıdına sarılarak alt ön dudak ve dişler arasında yerleştirilerek kullanılan ve 10 ila 25 dakika arasında bekletilince çeneyi uyuşturan otun sigara gibi tiryakiliği olduğu belirtiliyor. Maraş otunun insan sağlığı açısından hiç bir faydası yoktur. Ama bir çok zararı vardır.


Maraş otu, ağız florası denilen ağız sağlığını bozuyor. Bu nedenle ot kullanan kişilerin ağız problemleri oluşuyor. Maraş otu, dişi tutan kemik ve diş etinde kızarıklıklara ve iltihaplanmalara yol açıyor. Bunun neticesinde de; kemik ve diş eti zayıflıyor, dişler önce sallanmaya daha sonra da dökülmeye başlıyor.  Ot kullananların çoğunun otun kullanımını tamamladıktan sonra bilinçsiz ve medeni olmayan bir şekilde yerlere tükürerek çevre sağlığını da olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekiliyor. 
















Hala ...

Bibi,
Biçe,
Eme,
Entere,
Eci, Abla, büyük kız kardeş.
Amca eşi, yenge. 
Ala,
Hala,
Babanın kız kardeşi, bibi.
Teyze.

Kör yılan...

Angona,
Langona, (Rize)
Languna, 
Eğmoğik, 
Eğmeruk(Hemşin).

Kör yılan.
İng. Worm Snake, Blind Snake.
Ankana (Gümüşhane)
Ok yılanı,
Oluklu Kertenkele.
Müveri-Üveri (Lazca).

Kör yılangillerden, solucanla beslenen, yılana benzer, ayaksız bir sürüngen (Typhlops vermicularis). Oluklu kertenkele.



Ortalama 20 cm uzunluğunda, kuyruğu topuz biçiminde, insanlara zararı olmayan gri renkli kör yılan adı. Zehirsiz kısa boyda bir yılan türü. Kısa ve düz kuyruklu zehirsiz bir çeşit yılan,


Bugün Trabzon ve Rize’de kör yılana verilen ad, Langona.
Diğer yılan türleri için Türkçe ilan (yılan) kelimesi kullanılır. 
Angona dışındaki tüm yılanlar ise ofidh “yılan” olarak isimlendirilir. Yunanca fidi, yılan.

Langona,
Languna,
Rize yöresinde kör yılana verilen ad.

Trabzon’da; ankona-anguna, Rize’de langona-languna, Gümüşhane’de ankana diye bilinir. Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde ok yılanı deniyor. Hemşin’de eğmoğik diyenlerde var. Lazcada ise müveri-üveri deniyor.

Bir kişinin mazisi, geçmişi ...

Cemaziyel Evvel,
Bir kişinin mazisi, geçmişi.
Eğer birisinin geçmişiyle ilgili olumsuzluklardan bahsediliyorsa, "Biz onun cemaziyel evvelini biliriz" denir.  
Geçmisini bilmek, daha önce ne olduğunu bilmek, aslında nasıl birisi olduğunu bilmek, birinin iç yüzünü bilmek manasında kullanılan deyimdir. Onun için Hep derler ya; "Ne oldum değil, Ne olacağım" diyeceksin.
Geçmişini unutup ta büyüklük taslayanlar için kullanılan bir söz. 
Bir kimsenin geçmişteki kötü durumlarını bilmek.

Arabi ayların beşincisidir. Hicri takvimdeki aylardan beşincisinin ismidir. Bunu takip eden aya da cemaziyelahir adı verilmiştir. Kelimelerin aslı Arapça cumadu'l-ula ve cumadu'l-ahire'dir. Arabistan'da takvimin yürürlüğe girdiği zamanlarda iki ay boyunca yağmursuzluktan kaynaklar kurumuş. Buna bakılarak da bu aylara cumadu'l-ula (ilk kuraklık) ve cumadu'l-ahire (son kuraklık) adları konulmuş.
Cemaziyelevvel ve ahiri halkın üç aylar olarak bildiği receb, şaban, ramazan ayları takip eder. Bunun için eski haminneler bu iki aya "büyük tövbe, küçük tövbe" adını koymuşlarmış. 

Bu ay adı ile deyimin oluşumu şöyledir.
Osmanlılar'da yaygın bir arşiv geleneği vardı. Devlette ne olup bitiyorsa arşivlenirdi. Bir devlet kaleminde her ayın evrakı toplanır bezden bir torbaya doldurulur, torbanın üstüne de o ayın ismi yazılır ve arşive kaldırılırdı.

Vakt-i zamanında bir devlet memuru ricayla yoksul bir yakınını bir kalemde işe aldırmış. Adam o kadar yoksulmuş ki üzerine giyecek bir gömleğe dahi minnet edermiş. Öyle ki bir gün, eski bir arşiv torbasından kendine bir gömlek diktirmiş. Arşiv torbasında da önceleri cemaziyelevvel ayının evrakı saklanmış olduğundan üzerinde Arap alfabesiyle cemaziyelevvel yazarmış. Gömlek dikilip adam giymeye başlayınca da tam sırtında bir mühür misali cemaziyelevvel okunmaya başlamış.

Gel zaman git zaman, adam devlet kapısında zengin olmuş ve geçmişini unutmaya başlamış. Çok kibirli biri olup çıkıvermiş. Bir gün kendisini çok önceden tanıyanlardan biri onun bu halini görünce;  "Biz onun cemaziyelevvelini de biliriz" deyivermiş. Böylece bu deyim günümüze kadar kullanılır olmuş.

Bir taşıtın hurdaya çıkması ...


Pert, (Fr. perte).
Değersizleşme, zarar.
Kötü,
Hurda,
Taşıtın artık kullanılamaz durumda olması,
Otomobil vasfını yitirecek derecede kaza geçirmesi sonucu oluşan yığın, hurda.

Aracın pert olması demek sigortalı bir aracın %70′ inin veya daha fazlasının hasara uğraması ya da onarım masraflarının aracın sigorta değerine yaklaşması demektir. 

Pert hasarlarda sigortalının, sigorta poliçesi, trafik kaza raporu, sürücünün alkol raporu, aracın hasarlı fotoğrafları, sürücünün ehliyet fotokopisi, aracın ruhsat fotokopisi ve prim ödendiğine dair makbuzlar ile birlikte 5 iş günü içinde sigorta şirketine hasar bildirimi yapması ve eksper talep etmesi gerekir.

Hasarın tespiti için görevlendirilen eksper, aracın parça ve onarım masraflarının listesini rapor şeklinde diğer evraklarla birlikte ilgili sigorta şirketine gönderir. Yapılan incelemede parça ve onarım masrafları toplamının aracın kaza tarihindeki sigorta rayiç değerine ulaşması veya rayiç değerini geçmesi halinde araç tam hasarlı olarak kabul edilir. Aracın pert olması konusunda karşılıklı anlaşıldığı takdirde sigorta şirketi azami teminat limitini geçmemek koşuluyla aracın kaza tarihindeki sigorta rayiç bedelini belirler. Pert bedeli rayiç bedelden düştükten sonra kalan kısmı sigortalıya öder ve hasarlı araç da bu haliyle sigortalıya bırakılır. Pert olan aracın satışı ve yasal devir işlemleri tamamen sigortalının sorumluluğundadır.

 

Afrika'da gruplar halinde yaşayan ve "Kuyruksüren, firavunfaresi" gibi adlar da verilen memeli bir hayvan ...m kadar olan memeli bir hayvan...

Mirket,
Kuyruksüren(Herpestes ichneumon), 
Firavun Faresi,
Mangust,
Mongo, 
Mongos, (İng. Mongoose).
Kuyruksüren,
Firavunfaresi,
Firavunsıçanı,
Firavun kedisi,
Yeriti,
Kobra Avcısı,
Antik çağın kutsal sayılan hayvanı .

Zarif vücutlu, kısa bacaklı, küçük yırtıcı hayvanlardır. Renkleri gri, kahverengi yada alacalı lekeleri veya çizgileri olan etcil hayvanlardır. Bir türünün kuyrukları kısadır. Uzunlukları 18-71 cm. ve ağırlıkları 0,2-5 kg arasıda değişir.

Cinsel ilişkiye girme korkusu ...

Genofobi,
Seks korkusu,
Eretofobi,
Seks yapmaktan korkmak. Genç yaşta cinsel saldırıya maruz kalanlarda ve vajinismus mağdurlarında bulunan fobi. Cinsel birleşme veya cinsel ilişkiden fiziksel veya psikolojik olarak korkmak.
Genofobi, cinsel birlikteliklerden veya cinsel ilişkiden fiziksel veya psikolojik olarak korkmaktır. Genofobiye aynı zamanda koitofobi adı da verilir. 

Genofobiyi tanımlamada erotofobi terimi de kullanılabilir. Genofobi tıpkı panik ataklarda olduğu gibi kişilerde panik ve korkuya neden olabilir. Bu fobiyi yaşayan insanlar cinsel ilişkiden veya yalnızca bunun düşüncesinden yoğun şekilde etkilenebilir. Aşırı korku romantik ilişkilerde sorunlara neden olabilir. Genofobiden etkilenenler, yakınlaşma olasılığından korunmak için ilişki kurmaktan uzak durabilirler. Bu da yalnızlık hissine yol açabilir. Genofobisi olan insanlar aynı zamanda içinde bulundukları durumdan dolayı utandıkları için de kendilerini yalnız hissedebilirler.

Vajinismus,  
Cinsel ilişkiye girme korkusu,
Kadında İlişkiye Girme Korkusu,
Az gelişmiş ülkelerde görülen Cinsellik Korkusu, cinselliğin bu kültürlerde bir tabu olarak görülmesinden, cinsel konularda eksik ve yanlış bilgilendirmeden, gelişmemiş toplumlarda cinselliğin tabu olması olarak görülmesinden, cinselliğin günah veya yasak olarak algılanmasından, cinsellikle ilgili bilgilerin genelde yanlış kişilerden alınması kaynaklanır.







































Kaynak: http://www.hemensaglik.com/


Çile, zorluk...

Egeme, 
Eziyet.
Sıkıntı.
İplik.
Yay kirişi.
Çile,
Çille,(Far. çille),
Zahmet, sıkıntı,
Zorluk, 
Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem. 
Dervişlerin kapalı bir yere çekilerek ibadetle geçirdikleri kırk gün.

Haber...

Sava,
Acas,
Peyam,
Salık,
Haber,(Arapça),
Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık.
İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi,
Bilgi,
Yüklem.
Hâriçten insanın fikrine intikal eden ilim.
Yeni havadis. 
Ağızdan ağıza nakledilen söz.
Peyam. Peygam. 
Nebe,
İlim ve malumat. 
Bilgi.
Hadis, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ın sözü.
Hadiseyi bildiren fiil veya cümle.

Kimi Kenya kabilelerinde kızların sünnet edilmesine verilen ad ...

İrua,
Hafd,

Türkçede erkek sünneti olarak kullanılan ve müslüman toplumunda erkek cinsel organının üst derisinde yapılan kesilme işleminin Arapça karşılığı Hitan kelimesidir. Koruyucu duvar anlamına gelir. Kızlara yapılan bu uygulamaya ise Hafd denir. Hafd, Hafa kelimesinden türetilmiş olup arapçada görünmezlik, gizlilik anlamına gelir.  

Klitoridektomi, kadın Sünneti yani klitorisin (bızır) kesilmesi. 
Kadın cinsel sakatlamalarının en yaygın yöntemidir.

Erkek sünneti, penisi örten koruyucu derinin kesilmesini içerir, ama penise zarar vermez . Kadında yapılan sünnet ise en hafifi klitorisin (bızır), kesilmesi (Klitoridektomi) olup amaç , kadında cinsel zevk organı olan klitorisi tahrip ederek bekareti korumak, kadının cinselliğini ve cinsel duygularını engellemek olup bir çok istenmeyen tıbbi komplikasyonlara risklere hatta ölüme dahi sebep olabilmektedir. Ülkemizde uygulanmayan ve geleneklerimizde kesinlikle olmayan bu sünnet tipi daha çok Afrika ülkelerinde yaygındır.

Kadın sünneti esas olarak 3 ayrı şekilde uygulanır.
  • Klitorisin tümüyle kesilmesi (clitoridectomy);
  • Klitoris ile birlikte yakın çevresindeki küçük ve bir kısım büyük dudakların kesilmesi (excision-eksizyon).
  • Firavun sünneti, Klitoris ile birlikte küçük ve büyük dudakların neredeyse tümüyle kesilmesi, açık yaranın dış çeperlerinin biraraya getirilerek yaranın tümüyle dikilmesi, sadece idrar ve aybaşı kanamasının akabileceği ve ancak küçük parmak genişliğinde olan bir açıklık bırakılması (infibulation). 
Bu uygulamalar dışında Dünya Sağlık Örgütü; delme, dağlama, kazıma, vajinanın içine kanama sebebi olan çeşitli bitkiler yerleştirme veya bazı müslüman topluluklarda sünnet / sunna denilerek klitorisin bir şekilde işaretlenmesi gibi kadının cinsel organına yapılan müdahaleleri de dördüncü uygulama şekli olarak mücadele edilmesi gereken sünnet kapsamına almıştır. 

Cibuti, Somali, Sudan, Mısır’ın güneyinde, Eritre ve Etiyopya’da, Gambia, Çad, Kenya, Mali' de kadın sünneti uygulanmaktadır. Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği, Endonezya ve Malezya’nın bazı bölgelerinde, Kuzey Irak’ta bazı Kürt bölgelerinde yaşayan kadınlar arasında da daha az oranlarda olmakla beraber sünnet geleneği yaşatılmakta. 

Sünnet, genelde genital bölge uyuşturulmadan ve bıçak, traş bıçağı, keskin cam parçaları, keskin teneke kenarı kullanılarak yapılır. Yaranın tutturulmasında akasya ağacı dikenleri, kemik çiviler, iğne, hayvan kıllarından elde edilen iplikler, deri iplikler kullanılır.

Daha sonra kız çocuğu ayağa kaldırılarak bacakları dizden kalçaya kadar bitişik olarak sıkıca sarılır ve sünnetlinin birkaç hafta hareket etmeden yatması, idrarını ve dışkısını yattığı yerde yapması sağlanır.

Sünnetçi dışında, kız çocuğunun etrafına toplanan kadınlardan bazıları kız çocuğunun kollarını, bacaklarını sıkıca tutar, bazıları kıpırdamaması için omuzlarından bastırır. Dilini yutmasını veya ısırmasını engellemek için kızın ağzına bir bez veya sopa yerleştirilir; diğer kadınlar tarafından da çığlıkları bastırmak için def çalınıp yüksek sesle şarkılar söylenir ve bir yandan da iyi dilekler iletilir.

Kadın sünnetinin sağlık açısından, bilinen pek çok sakıncası vardır. Kız çocukları ve kadınlar uyuşturulmadan ve birçok işte kullanılan, steril olmayan araçlar ile yapılan müdahalenin hemen ardından kan kaybına bağlı şok, kansızlık, kan zehirlenmesi, enfeksiyonlar, idrar yaparken yaranın yanması sebebiyle idrar tutma ve bunun yarattığı sorunlar, tetanos, HIV/AIDS bulaşması gibi sorunlar yaşamaktadır.

Hindistan' da büyük toprak ağalığına verilen ad...


Zamindari,
Zemin-dar, 
Osmanlıca Zemindârân, 
Hâkim. 
Vâli.
 İran' da Zamindar, 


Bir Zamindar ya da zemindar aristokrattır.
Hindistan' da genellikle kalıtsal olarak, askeri amaçlarla büyük toprakları arazileri  düzenler ve vergi toplama hakkına sahipse o zamindars' dır.  
Bu topraklarda yaşayan köylüler denetime tutulur. Zamanla onlar Mihrace (Büyük Kral), Raja (King), Nevvab (Lord), Mirza (Prens) Chowdhury (Lord) ve diğerleri gibi Prens ve Kraliyet ünvanlarını almışlardır. Zamindars' lar, Bazı durumlarda Lordlar ve baronlara eşdeğer olarak kabul edilir. Ancak onlar da bağımsız birer egemen Prenslik olarak görüldü.

Kazakistan' daki Baykonur Uzay Üssü' ne verilen bir başka ad....

Tyuratam,
Baykonur,
Baykonur Uzay Üssü
Kosmodrom Baykonur,  
Leninsk,

Kazakistan'ın Baykonur kasabasının 320 km kadar güney doğusunda, Seyhun (Sırderya) nehrinin kıvrımındaki bozkırda kurulmuş olan üs, dünyanın en eski ve en büyük uzay fırlatma üssüdür.




Sovyet yönetimi üsse güvenlik nedeniyle yanıltıcı olarak 320 km uzaktaki Baykonur'un adını vermiştir. Baykonur Uzay Üssü , birçok fırlatma rampası , 5 adet kontrol kulesi , 9 adet kontrol merkezi ve 1.500 km uzunlukta bir füze deneme alanına sahiptir.

 2 Haziran 1955 yılında hizmete giren üssün genişliği kuzeyden güneye 80 km , doğudan batıya 130 km kadardır. Askerlerin çalıştırıldığı yapım işleri yaklaşık ikibuçuk yılda tamamlanmıştır.

Üs yakınlarına çalışanların ve ailelerinin kalmaları için Tyuratam şehri (o zamanki adı ile Leninsk) şehri kurulmuştur. Tüm Rus insanlı uzay araçları , ay ve gezegen sondaları bu üsten fırlatılmıştır.


Baykonur, Kazakça bay (bereketli) ve konur (kahverengi) kelimelerinden oluşan bir bileşik kelimedir. Baykonur (Eski adı: Leninsk) Kazakistan' ın Kızılorda eyaletinde bir kent. Rusya tarafından kiralanmıştır ve yönetilmektedir. Sovyetler döneminde Baykonur Uzay Üssü' ne hizmet vermek üzere kurulmuştur. Gerçek Baykonur, birkaç yüz kilometre kuzeydoğuda, Karagandı eyaletinde bir madencilik kasabasıdır.

Sovyetler, uzay üssüne bu adı vererek düşman casuslarını şaşırtmaya ve üssün gerçek yerini gizlemeye çalışmışlardır. Demiryolu istasyonu uzay üssünden önce yapılmıştır ve kentin eski adını taşır. Şehrin ekonomisi büyük ölçüde uzay üssüne bağlıdır. Baykonur adını şehre 20 Aralık 1995 yılında Boris Yeltsin vermiştir.




























Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/

Bir mezhebe mensup kilise adamlarının ve rahiplerinin tümü ...

Ruhban, (Arapça),
Rahipler.

Rahib, Hristiyan din adamı. 
Rehbaniyyet.
Rahipler zümresi; 
Hıristiyan din adamları sınıfı. 
Ruhban sınıfı, başta Hıristiyanlık olmak üzere belirli bir din bünyesinde din adamlığını meslek olarak icra eden tüm kişiler. 

Aslen Hıristiyanlık terminolojisine ait olan ruhban sınıfı kavramı zaman zaman diğer dinler için de kullanılır.























Kaynak: http://tr.wikipedia.org/

Muş yöresinde, odun ya da eşya taşımakta kullanılan kızağa verilen ad...



Tahuk,
Kızak,
(Osm. Kroshet, Alm. Schlitten, İngilizce, Luge).
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt.

Kar ve buz üzerinde, insan ve eşya naklinde kullanılan tekerleksiz taşıt. Deniz araçlarının yapıldığı ve tamir edildiği tersanelerde gemilerin suya indirilmesi veya sudan çekilmesi için kullanılan tertibata da kızak denir. 

 Kızağın ilk defa dünyanın neresinde ve kaç yıl önce kullanıldığına dair elde kesin bilgiler yoktur. Bazı kazılarda bulunanlardan kızakların yedi bin senelik mazisi olduğu tahmin edilmektedir. İlk önceleri yük taşımak için yapıldığı zannedilen kızaklar zamanla insan taşımak için de kullanıldı. Kışı uzun ve şiddetli geçen kuzey ülkelerinde taşıt aracı olarak kullanılır. Kızakların çekiminde köpek ve Özellikle ren geyiklerinden çok istifade edilir; bazı yerlerde at kullanılır. Buz tutan göllerde yelkenlisinden de istifade edilir. Sert vesağlam malzemeden yapılanların yanında alüminyumdan da yapılanlar vardır. Maden ocaklarında değişik tipte olan kızaklardan faydalanılır.

Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça. 
Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. 
Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara.
Biçilen ekini harman yerine çekmekte kullanılan dağdan ot ya da taş getirmekte kullanılan tekersiz araç. 

Matematikte bir şekli kesen doğruya verilen ad ...

Sekant, (Fr. sécant).
Secantes ,
Matematikte Kesen doğru demektir.
Kesen (çizgi).
Trigonometride kesen çizgi, doğru.

Güneydoğu Anadolu' nun Kommagene bölgesinde antik bir kent ...

Samosata,
Sümeysat,
Samsat,
Sunken,

Adıyaman’ ın 36 km. güneydoğusunda antik Samosata kenti bulunur. İlk Çağda, Kommegene Krallığının başkentidir. M.S.72’ de Roma İmparatorluğu' na bağlanmıştır.  639’ da Arapların eline geçerek Sümeysat adını almıştır.

IX.yüzyılın ortalarında Araplarla Bizanslılar arasında birkaç kez el değiştiren kent 958’ de İmparator Ioannes Çimişkes tarafından Bizans topraklarına katılmıştır. 1516’ da da Osmanlı egemenliğine girmiştir.
 

Atatürk Barajı’ nın yapımı sırasında sular altında kalmıştır. Samsat yöresinde yapılan kazılarda çeşitli höyüklere rastlanmıştır. Geç kalkolitik çağdan orta çağa kadar yerleşimlerin üst üste yapıldığı höyük en önemlilerinden birisidir. Bunlardan Mithridates Sarayı olarak adlandırılan bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Bu yapının büyük bir salonu, odaları ve mozaik döşemeleri ile duvarları kırmızı ve sarı renkli fresklerle kaplı idi.

Samsat yöresinde, Eskitaş Köyü’nün 1 km. Güney-batısında Roma dönemine ait yapı kalıntıları, yazıtlar, kaya mezarları ve çok sayıda çömleklerle karşılaşılmıştır. Bu da eski bir yerleşimi işaret etmektedir.


Kuzey Hindistan kökenli bir dil ...

Bali,

Bir bilime, bir sanata temel olan ilke...

Kural, (İng. rule),
Nizam,
İlke,
Kaide (Osmanlıca).
Bir bilime, bir sanata temel olan ilke.
Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.
Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke .
Dilin aynı cinsten olaylarında görülen birlikten çıkarılmış hüküm.
Bir işlemde iyi bir sonucun nasıl sağlanacağını gösteren yönerge. 
Bir formül, bir önerme ile dile getirilmiş, saptanmış; buyrultu: belli bir durumda yapılması gereken şeyi gösteren ya da buyuran yönerge. 
Düşünme ve eylemenin öznel ilkesi.
Her alanda uzun araştırma ve denemelerden sonra ortaya çıkmış genel yargı. Eylemlerin, işlemlerin; koşuk biçimleri, ölçüler, uyaklar, türler., gibi yazınsal sorunların doğruluğu kurala uygunlukla sağlanmış olur.




















Kaynak: http://tdkterim.gov.tr/

"Vanya Dayı", "Martı", "Vişne Bahçesi", gibi oyunlarıyla da tanınmış Rus Yazar ...


Antov Çehov. (1860-1904 ),
Anton Pavloviç Çehov,

Öyküleri ve oyunlarıyla dünya edebiyatında çok özgün bir yeri olan Rus yazarlarından Anton Pavloviç Çehov, Azak Denizi kıyısındaki Taganrog' da doğdu. Özgürlüğe kavuşmuş bir kölenin torunu ve bir taşra bakkalının oğludur. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte tamamladı. 1879' da tıp öğrenimi görmek üzere Moskova'ya gitti. Öğrenim yıllarında ailesine destek olmak amacıyla gazete ve dergilere yazılar ve kısa mizah öyküleri yazdı. Çehov tıp öğrenimini bitirdiğinde yazılarıyla yaygın bir ün kazanmıştı. O yıllarda dönemin önde gelen dergilerinden Yeni Zamanın yönetmeniyle tanıştı ve takma ad kullanmaktan vazgeçerek, öykülerini kendi imzasıyla yayımlamaya başladı. 

Oyun yazarlığına tek perdelik oyunlarla başlayan Çehov'un sahnelenen ilk başarılı oyunu Ivanov' dur. Çehov 1890da bir tutuklu ve sürgün yeri olan Sahalin Adasına gitti. Oradan döndükten sonra izlenimlerini Sahalin Adası adlı kitapta yayımladı. Çehov, insanların içinde bulunduğu kötü koşulların değişmesi için herkesin sorumluluk duyması ve bir şeyler yapması gerektiğine inanıyordu. 

Bir araştırma tezi niteliğini taşıyan Sahalin Adası, hapishane koşullarında bazı iyileştirmeler yapılmasına yol açtı. 1891'de Avrupa gezisine çıkan yazar, Rusya'ya döndükten sonra, en güçlü yapıtlarından 6 Numaralı Koğuşta özgürlükçü düşünceleri savundu. Bu dönemde yazdığı oyunlar arasında başyapıtlarından Martı ise, ilk kez 1896'da St. Petesburg'da sahnelendi. İzleyicinin alışık olmadığı türden bir oyun olduğu için başarısızlığa uğradı. Çehov 1894 Martında bir akciğer kanaması geçirdi. Sağlığının düzelmesi için Karadeniz kıyısındaki Yalta'ya yerleşti. Burada onu görmeye gelen Tolstoy, Gorki ve Bunin gibi yazarlarla sık sık görüşme ve tartışma olanağı buldu. 1898'de ünlü oyun yönetmeni Konstantin Stanislavski, Martı'yı Moskova Sanat Tiyatrosunda yepyeni bir anlayışla sahneye koydu. Oyun bu kez büyük bir başarı kazandı. Bu oyunu Vanya Dayı, Üç Kız Kardeş ve yazarın ölümünden az önce tamamladığı Vişne Bahçesi izledi. Bu yapıtlarının tümü de, insan doğasının iç gerçekliğini dile getiren, bu nedenle de tiyatro sanatında yeni bir çığır açan yapıtlardı. 

Ünü çar tarafından da kabul edilen Çehov, Akademi üyeliğine seçilmiştir. Ne var ki, 1900' de Tolstoy' un bu Akademiye girmesini çar onaylamayınca Akademi' den ayrıldı. Martı' nın ünlü oyuncusu Olga Knipper ile evlenen Çehov, sağlığının giderek kötüleşmesine karşın, Vişne Bahçesi' nin 1904' teki ilk sahneye konuşunda bulunduğu ve aynı yıl Almanya' daki sağlık merkezlerinden biri olan Badenweiler' da veremden öldü. 





























Kaynakça;
http://www.tiyatrotarihi.com/

Eski dilde Kürekkemiği ...

Ketif, 
(Kitf-Ketef) 
(C.: Ektâf) Omuz.
Kürek kemiği, omuz küreği.
Skapula,
Kebze,
Omuzda iki eklem vardır. Ana omuz eklemi 2 kemikten oluşur. 
Kol kemiği (humerus) ve kürek kemiği (skapula). 


Omuzdaki diğer eklem köprücük kemiği ile kürek kemiği arasındadır ve akromioklaviküler eklem olarak adlandırılır.

Bu eklemlerin kemik uçları kıkırdak ile kaplıdır. Omuz eklemini oluşturan kol kemiğinin yuvarlak başı ile kürek kemiğinin glenoid denilen eklem yüzeyleri geniş hareket açıklığı boyunca eklem kıkırdağı kaplıdır. Bu eklem bir top-yuva eklemidir. Büyük bir top küçük yuva arasındaki uyumsuzluk labrum denilen halka biçiminde bir esnek kıkırdak ile giderilerek sabitlik bağlanır. Kürek kemiğinin omuz ekleminin üstünü örten ve köprücük kemiği ile eklem yapan çıkıntısına denilir. Akromioklaviküler eklem hareketi çok az, küçük yüzeyli bir eklemdir.
Kürek kemiğinden kaynaklanan 4 kısa adelenin tendonları birleşerek omuz eklemini üst-ön-arkadan çevrelerler. Omuz fonksiyonlarından önemli kısmını gerçekleştiren bu tendon yapıya rotator manşet (rotator cuff) adı verilir. Rotator manşet kürek kemiğinin acromion adı verilen çıkıntısı ile omuz başı arasındaki 1-1.5 cm lik aralıkta uzanır. Rotator manşet üzerinde acromionla arasında bursa (subacromial bursa) denilen bir kesecik bulunur. Bu kesecik son derece yumuşak çeperlidir ve içinde ürettiği kayganlaştırıcı sıvı ile rotator manşetin direkt kemikle ilişkisini keser ve kaygan-yumuşak-güvenli bir yatak sağlar.

Mehter müziğinde kullanılan çalgılar ...


Nefir, 
Mehter müziğinde kullanılan üflemeli bir çalgı.
Derviş düdüğü,
Mehter takımında kullanılan çalgılar.
Mehter, dünyanın en eski askeri bandosudur.

 Yeniçeri ocağının bir parçasıydı. Bu ocak kaldırılınca kapatıldı sonra yeniden açıldı. Günümüzde en ünlüleri fatih ve eyüp mehteran bölükleridir.




Davul,
Nakkare,
Kös,
Halile,
Çevgan,
Nefir,
Boru,
Zil, Zurna.

Suda eritilerek içilen ilaçlar için kullanılan sözcük ...


Efervesan, (Effervescence).
Suda eritilerek içilen ilaçlar için kullanılan sözcük.
Gaz kabarcıkları kapalı vererek (bir sıvı);  Köpüren 
Yüksek ruhlu, neşeli.
Köpüren Tablet,
Basit bir ifadeyle, meydana gelen kimyasal reaksiyon sonucu  sıvı içinde bir gaz üreten ürün.

İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta ...

Tiramisu,
Mascarpone ile yapılan bir İtalyan tatlısı. 
Kelime anlamı "kaldır beni".

Tiramisu için gereken malzemeler:
 2 katlı kakaolu pasta tabanı
1 paket labne peyniri
1.5 su bardağı süt
2 yumurta
1 çay bardağı toz şeker
2 yemek kaşığı un
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı granül kahve
1 su bardağı su
 
Tiramisu üzeri için,
Kakao,
Rendelenmiş çikolata.

Yapılışı:
Sütü, unu, yumurtayı, şeker ve vanilyayı karıştırmak suretiyle orta ateşte muhallebi kıvamında pişiririz. Soğumaya bırakırız. Labne peynirini içine ekleyerek mikserle çırparız. Kek tabanından 8 cm’lik çember ile 4 yuvarlak parça keseriz. Granül kahveyi sıcak su içinde eritiriz. Kalıpların tabanına bir kek parçası yerleştirip kahveli su ile ıslatırız. Üzerine krema ekleriz. Tekrar kek yerleştirip işlemi tekrarlayıp, 1 gece buzdolabında bekletiriz.  

Pasta üzerine kakao serpiştirip kalıptan çıkartırız. Rendelenmiş çikolata ile Tiramisu üzerini süsleyip servis yapınız.

Ege Denizi' nde, Midilli adası ile Biga Yarımadası arasındaki boğaz ...

Müsellim,
Müsellim Boğazı,
Edremit Körfezi, Anadolu'nun Ege Denizindeki en kuzey körfezi ve aynı zamanda körfez kıyısını oluşturan Kaz Dağı ve Madra Dağları arasında kalan bölgeye verilen isim. Papalina avcılığı ve zeytinyağı üretimiyle bilinir. 


Körfez, Biga Yarımadasında yer alan
Kazdağı, Midilli Adası ve Madra Dağları arasındadır. 

Ege Denizine batıda Müsellim Boğazı ve güneyde Dikili Boğazı (Midilli Boğazı) ile bağlıdır. Karada sınırları Baba Burnu ile başlar, güneyde Ayvalık, Sarımsaklı ile biter.

Abdülhak Hamit Tarhan' ın bir tiyatro oyunu ...

Finten,
Finten, Mis Kros adlı Kanadalı zengin bir kadındır. Kendisi evli olduğundan sevdiği bir lorda evlenmek kocasını ortadan kaldırmak üzere Davalaciro’yu kullanır. Davalaciro, Finten’i derin bir hırsla sevmektedir. 

Davalaciro, zaten bu sevda yüzünden Finten’in kocasını öldürdüğü gibi bir kıskançlık buhranıyla Finten‘den olan çocuğunu da öldürür. Bunun üzerine Fitnen de onu öldürür. Hamit, içinde manzum kısımlar bulunan bu piyesi Londra’da yazmış. Bu eser Abdülhak Hamit Tarhan tarafından Servet-i Fünun’da neşrettirebilmiş ise de eserin tamamı ancak 1917 yılında çıkmıştır.

Diğer eserleri;
Sahra, Ölü, Hacle (şiir), Duhter-i Hin­du, Sabr-ü Sebat, içli Kız, Tezer, Eşber, Finten, Nesteren .

On iki top taşıyan yelkenli ve küçük bir savaş gemisi ...

Şalopa, 
(İng. sloop, longboat, shallop - İtalyanca scialuppa),

On iki top taşıyan yelkenli ve küçük bir savaş gemisi,

18 m. boyunda, iki direkli, armasız küçük sübye yelkenli, daha çok savaş amaçlı kullanılan ve 12 top taşıyabilen küçük bir gemi tipi. Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal.
Korsanların en sevdiği, genelde tek direkli, hızlı (11 knot), kolay manevra yapabilen bir savaş gemisidir.

Farklı bir halkı ya da kültürel grubu belirtmekte kullanılan sözcük ...


Etnisite, (ethnicity),
Etnik grup,
Etniklik,
Etnik köken,
Kimlik, 
Halk,
Irkçılık,
Etnisite, günümüzde etnisite olarak kullanılan kelimenin kökleri Antik Yunanca ve Latinceye uzandığı görülmektedir. Kavram “ethnos” iken karşıladığı anlamlara gelince ise “doğum yeri, kavimler, yaşanılan bölge”dir. Etnisiteyi kendine konu alan bilimlerden bir kaçı felsefe, psikoloji, biyoloji, antropoloji, sosyoloji, siyaset, arkeoloji, tarih ve teolojidir. Genel anlamda bir sosyal gurubun ırk, dil veya milli kimliğidir.


Etnik grup  mensuplarının birbirlerini gerçek veya farazi bir ortak geçmişe dayanarak ötekileştirdikleri insan topluluğu. Etnik gruplar her türlü kültür farklılıkları ile diğerlerinden ayrılan sosyal gruplardır. Bazı ülkelerde onlarca, bazılarında ise yüzlerce etnik grup bulunabilmektedir.  

Etnisite, yurttaşlık, ayrımcılık, ırkçılık, ayrılıkçılık, eşitlik, soykırım, toplulukçuluk, çokkültürlülük, çoktürcülük, öteki, kültür, ulus, uyrukluk, dil, soy, akrabalık, din, sömürgecilik, kölelik, azınlıklar gibi kavramlarla yakından ilgilidir. Sosyologlar arasında bazen asimilasyonun yerini alan etnisite giderek, çoğulculuk, asimilasyona karşı siyasal isyan, eşitsizlik ve ayrımckılığa karşı dayanışmayı anlatır oldu.  Etnisite, sosyolojide belirsiz bir kavramdır.





























Kaynak;  
Vikipedi, özgür ansiklopedi,
http://www.tuicakademi.org/

Bir tür tafta ...

Luizin,
İpek tafta,
Bir tür ipek tafta.
Bir tür sert, ipekli kumaş. 

İki yüzü de birbirinin aynı olan bez armür üzerine dokunmuş perdahlı bir kumaştır. 
Biraz sert tuşeli, metalik bir parlaklığı ve ince, çapraz görünümü olan iplik sıklığı fazla ipek türü kumaş.


Bez ayağı dokumadır ve yalnızca doğal ipektendir. Şemsiye üretiminde kullanılır. Kara çarşaf da bu kumaştan yapılır. 

Diğer tafta çeşitleri;
Luizin,
Kamelyon, 
Fay, 
Muare, 
Luizin, 
Payet, 
Ponje, 
Fular, 
Florans.

Çeşit, cins ...

Tür,
Cins,
Çeşit, Farsça çeşîden, gelir.
Çeşit, (Far. Çeş),
Nev,
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev,
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik. 
Türlü,

Buğday çeşitleri ...

Buğday, (Triticum), 
Buğdaygiller (Poaceae) ailesinden bütün dünyada ıslahı yapılmış tek yıllık otsu bir bitkidir. 

Karasal iklimi tercih eder. Mısır ile birlikte dünya çapında ikinci en fazla ekimi yapılan tahıldır. Bunları pirinç takip eder. 

Buğday; un, yem üretilmesinde kullanılan temel bir besin maddesidir. Kabuğu ayrılabileceği gibi kabuğu ile de öğütülebilir. 
 



Buğday Çeşitleri;
Adana, (Beyaz sık kılçıklı, Beyaz, renkli oval yapıda sert bir taneli).
Aksel, Altıntaş, 
Akbaşak: (Beyaz bir buğday cinsi.) 
Akova, (Yumuşak bir buğday cinsi).
Altay, (Kışlık ekmeklik buğday çeşididir).
Atilla, 
Aytın,
Akekin,(Beyaz, iri taneli, kırmızı başaklı bir çeşit kılçıklı buğday, Beyaz, iri taneli ve kırmızı başaklı bir buğday cinsi),
Akkermaz (Niğde yöresinde bir çeşit beyaz buğday).
Aksarhan - Aksarkan( Beyaz buğday çeşidi.)
Bağcı, 
Basri Bey , (Başaklar dik duruşlu ve sık yapıda, Kılçıklı olup kılçık rengi beyazdır.)
Bezosteja, (Rusya'dan getirilmiş, Sap kısa boylu, sağlam yapılı ve gri yeşil renkli olup yaprakları tüysüzdür. Kılçıksız, beyaz kavuzlu, orta uzun, orta sık ve dik başaklıdır. Kışlık ekmeklik buğday çeşididir.
Bolal,
 

Bayraktar,(Kuraklığa dayanıklı, ekmeklik bir buğday cinsi).
Anadolu beyaz (Başaklar kılçıksız, kırmızı başaklı, Tanesi uzunca ve az çok karınlıdır. Beyaz renklidir),
Ceyhan , (Beyaz kılçıklı başak yapısına sahip, başak uzunluğu orta olup başaklar dik duruşludur.)
Cumhuriyet,
Çakmak, Çetinel, Çeşit 1252,
Çalıbasan (İri ve sert taneli,uzun saplı ve kılçıklı bir buğday cinsi),


Dağtaş, Dariel (Beyaz renkli, iri taneli ve sert yapıda bir çeşittir. )., 
Doğu,
Ege, Esperia,
Fırat, Flamura, (Başakları kılçıklıdır, kırmızı-sert ve iridir).
Golia, (Başak yapısı fuziform'dur. Orta kısımları şişkin, uç kısmı incelmiş, orta uzunlukta, yoğunluğu yüksektir. Beyaz renkte orta uzunlukta kılcıklara sahiptir.Kırmızı yarı sert buğday cinsidir).
Gerek (Kışlık ekmeklik buğday çeşididir)., (Kılçıklı, başak ve kavuzları kahverengidir. Başak orta uzun, orta sıklıkta ve dik duruşludur.).
Gönen, (Başağı tepeden itibaren yan kılçıklı, beyaz kavuzlu, uzun (8-9 cm.) seyrek yapıda ve dik duruşludur.)
Gün, (Başaklan orta uzunlukta, orta-sik, dış kavuzları beyaz-sarı ve tüysüzdür. Beyaz kılçıklı olup olgunluk döneminde kilci klan dökülmez. Hasatı zamanında yapılmalıdır. Bazı yıllar kavuzlar açılarak tane dökme ihtimali vardır.).
Galil, Gediz,
Havrani,

İkizce,
Kavılca, (Kırmızı buğday, Sert bir buğday türü).

Katea, (Kılçıksız, orta uzunlukta, başak yoğunluğu orta sıktır. Başaklar hafif eğimli vaziyette dururlar.Kırmızı buğday cinsidir.)
Kaplıca(Taneleri ufak bir buğday cinsi).
Karasu, (Kırmızı sert buğday cinsi), 
Karabaş.(Kışa dayanıklı bir buğday cinsi).  
Kıraç, (Kılçıklı, beyaz krem kavuzlu, orta uzun, yoğunluğu orta sık ve hafif eğik duruşludur.Beyaz sert taneli, )
Kırkpınar (Başakları kılçıklı, sarımsı beyaz kavuzlu, orta uzunlukta, orta sıklıkta ve dik duruşludur.) 



Kaşifbey
(Dik saplıdır. Başakları kılçıklı ve olgunlukta başak rengi beyazdır. Beyaz sert tanelidir)., 
Kızıltan, Kınacı, Konya, Kırgız, 
Kızıl buğday (Yumuşak bir buğday cinsi).
Kunduru,(Sert ve sarı renkli bir buğday cinsi).
Kutluk,
Menceki,
Mızrak, Meksika,
Momtchill, (Beyaz renkli ve kılçıksız başaklıdır. Başaklar orta boyda, orta sıklıkta ve dik duruşludur.)
Odeskaya,
Orso-Durlu, (Başağı orta uzunlukta ve sıklıkta, kirli beyaz renkli ve kılçıklıdır.)
Panda,
Pamukova-97, (Tane oval şekilde olup, orta irilikte, kırmızı renkte, yarı sert yapıdadır.)
Pandas, (İtalyan orjinlidir, Başaklar beyaz kılçıklı ve yoğunluğu sıktır. )
Prostor, (Başaklar kısa kılçıklı ve dik duruşludur. Başak sıklığı normal olup uzunluğu 8-10 cm.dir. Kavuzlar açık sarı ve tüysüzdür.Kırmızı buğday cinsidir.)
Pehlivan, (Başaklar kılçıksız, beyaz kavuzlu ve başakçıların dizilişi paraleldir. Başaklar dik duruşludur.Kırmızı yarı sert buğday cinsidir. Kışlık ekmeklik buğday çeşididir. )
Sagittario (Kırmızı sert buğday cinsi), Salihli, 
Saraybosna,(Kırmızı yarı sert buğday cinsidir.), Selçuklu,
Sadova, (Beyaz kılçıksız, orta boylu ve orta sıklıktadır.)
Sana,(Kırmızı buğday cinsidir.).
Seyhan, (Başakları beyaz renkli ve sık kılçıklı olup başak yoğunluğu ortadır. )
Seval,
Sultan, Süzen,
Türkmen,
Tahirova (Bitki boyu orta uzunluktadır. Bitki gelişimi diktir. Başaklar beyaz renkte, kılçıklı ve paralel kenarlıdır.). 
Tosunbey,(Ekmeklik çeşidi).
Yüreğir, (Başakları yarı yatık, yoğunluğu seyrek ve beyaz renkli, kılçıklıdır.)
Zenit.
Zencirci, (Ekmeklik bir buğday çeşididir.).

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ