Belirti, ipucu ...

Emare, (Arapça),
Belirti, iz, ipucu.
Alâmet, işaret, nişan, iz, ip ucu, belirti. 
Gizli olan umura Şeriat emarelere göre hükmeder.

Değiş tokuşta üste verilen şey ...

Abra, (Halk dilinde),
Bir değiş-tokuşta üste verilen şey.
Mübadele edilen eşyanın üstesi.
Teraziyi ayarlamak için hafif gelen kefesine konulan ağırlık.
Dara. 
Denge. 
Bir değiş tokuşta üste verilen şey. 
Angarya, yük.
İhata, kifayet, yeterlik.

Erkek deve ...

Lök,
Bair,
Buğra,
Buhur,
Oben,
Deve,
Aneze (Dişi deve),
Arvana (Dişi deve),
Bactrian (Erkek deve),
Bahur (Erkek deve)
, Besrek,
Cemel,
Daylak (Dişi deve),
Girinci,
Humud,
Fahil (Deve aygırı),
İbil (Dişi deve),
Kerteles,Kükürdi,
Lök,
Maya, Maye (Dişi deve),  Mehari (Hecin devesi)
Naka (Dişi deve), Nakar (Kısrağı),
Şütür,
Tavsi, Teke, Tülü,
Yeğen, Yoz (Dişi deve),



Küçük erkek kardeş ...

İni,
Halk dilinde, Kayınbirader.
Kocanın kızkardeşi, görümce.
Küçük kardeş.
Birader, (Berâder),
Kardeş.
Erkek kardeş. 
Masonların birbirlerine verdikleri ad. 

Yağda veya fırında kızartılan küçük küp biçimindeki ekmek parçası...


Kruton, (Fr. croûton).
Yağda veya fırında kızartılan küçük küp biçimindeki ekmek parçası.
Kökeni Fransızca Crouton,
Ekmek kabuğu parçası, 
Kızartılmış ekmek,
Ekmek Garnitürü,

Çorbalara süs ve lezzet vermek izin hazırlanır. Ayrıca Omlet ve salatalarda da kullanılır.
Unlu ve süzme çorbalarda garnitür olarak kullanılır.
Çorbalık Kıtır Ekmek, Kruton,

Malzemeler;
Bayat ekmek,
Sızma zeytinyağı,
Tereyağ,
Tuz, istenirse sarımsak tozu,
Kuru maydanoz,
Baharatlı kruton için baharat ;
Kekik, Kuru nane, Mercanköşk,

Hazırlanışı,
Fırın tepsisine küp küp istenilen büyüklükte doğranan bayat ekmek konur. Küçük bir kasede, tuzu ve diğer tüm baharatları karıştırın. Tereyağı ufak bir tencerede eriterek, içine zeytinyağı da koyun. Yağı, ekmek küplerinin üzerine serpiştirin. Her bir ekmek küpünün yağlanmasını sağlayın. Baharatlı kruton hazırlanırken baharatlar karıştıılarak ekmeklerin üzereine dökülerek karıştırılır. Önceden 180 derece ısıtılmış fırına konur. 10-20 dakika kadar kızartılır. Kızartılırken her 5 dakikada bir, tahta bir spatula ile karıştırın. Her tarafları kızarsın. Fırında pişirme zamanı, hem ekmeğin çeşidine, hem de kestiğiniz küplerin büyüklüğüne göre değişir. Üzeri kızarana kadar kalır. Fırından çıkarılan krutonlar soğutularak cam kavanozda veya poşette muhafaza edilerek dolapta saklanabilir.

Not: Fırından çıkardıktan sonra, üzerine 2 yemek kaşığı parmesan peyniri de serpebilirsiniz.

Mantarlarda şapkayı taşıyan sap ...

Stipa,
Bildiğiniz gibi bizim mantar olarak topladıklarımız mantarın meyveleridir. Mantar esas olarak yer altında yada kütük veya benzerlerinin içinde yaşayan ince iplikçiklerden oluşur (miselyum). Miselyum çoğu kez bir yıldan uzun ömürlüdür. Ancak meyvelerinin çoğu birkaç gün/hafta ömürlü olurlar.

Mantar; 
Çok hücreli ve tek hücreli olabilen ökaryotik canlılardır. Hayvanlar gibi aktif hareket edemezler ama bitkiler gibi Klorofil de taşımazlar. Yani heterotrofdurlar. Besinlerini dış ortamdan alırlar. 

Sınıflandırmada bitkiler alemi içinde ele alınmaları bilim adamları arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Makroantarların üremesi sporlar yoluyla gerçekleşir. Toprağa dökülen sporlar rüzgarla ya da böceklerle çevreye dağılır ve toprakta yıllarca yaşayabilir.  Mantarlar parazit olarak, çürükçül (saprofit) veya simbiyotik olarak yaşayabilirler. 

Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenle yağmurlardan sonra topraktaki sporlar çimlenerek mantarları oluştururlar. Tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanarak çoğalabilirler. Mantar çok eski yıllardan beri insan hayatına girmiş bir bitkidir. Protein, vitamin ve mineral maddeler bakımından zengin olan bu sebze insan sağlığını koruyucu özelliklere sahiptir.

Mantarların yetiştiği iki bölge vardır. Ilgaz Dağlarının yöremizdeki uzantıları olan Elekdağı, Kolaz ve Göktepe bölgeleri güneyde kalan dağlık kesimlerdir. İkinci bölge Küre Dağlarının devamı olan ve yöremizle sahil kesimi arasında kalan dağlık kesimler ve yaylalardır.

Şemsiye Mantarı 
(Macrolepiots pro cara),
Kanlıca Mantarı 
(Laetarius deiiciocus), 

Halk arasında “Kanlıca”, “Elicek” ve “Ebişek” diye bilinen bu mantarın Latince adı “Lactarius”dur. Türkiye’nin kimi yerlerinde Melki diye bilinir. Turuncu rengi ile dikkat çeken şapkalı mantarlardandır. Kırıldığı ya da kesildiği zaman kesit yüzünden turuncu renkli bir süt akar. Bu mantarı daha önce görmemiş olanlar rengini zehirli olduğunun işareti sayarak yemekten korkarlar. 

Yumurta Mantarı (Cantharellus cibrius),  
İmparator Mantarı,   
Altın Yumurta (Amanita caesarea),  
Koçak Mantarı ,  
Geyik Sırası Mantarı,  
Bal Kadın Mantarı,  
Ağaç Mantarı,  
Kavak Mantarı,  
Çayır Mantarları,  
Kum Mantarı,  
Keçi Mantarı ,  
Mıh Tepesi,  
Kuzu Kulağı Mantarı,  
Dilburan Mantarı,  
Ayı Mantarı,  
Halı Saçağı Mantarı,  
Höbelen Mantarı (Kuzu Göbeği), 

Domalan Mantarı ,
(Tuber melanosporum), 
Türüf Mantarı, 
Yermantarı (Trüffel),



Keme, 
Tombalak,
Topalak,
Geme,
Kumi,
Karakeme,
Dobelan.


  


























Mersin yöresine özgü bulgur, patates, domates, ve soğanla yapılan bir tür çorba ...

Lepe,
Tarsus-Mersin yöresi yemeklerinden.
Lepe Çorbası,

Malzeme:

1 su bardağı Köftelik Bulgur
1 adet soğan
4 adet patates
1 çorba kaşığı Tereyağ
1 çorba kaşığı salça
3 adet domates
Tuz
kırmızı biber ,

Yapılışı:
Patatesler, domatesler ve soğanı temizleyip, küp şeklinde ayrı ayrı doğrayın. Çorba tenceresinde tereyağı eritip soğanları kavurun. 
Birkaç kaşık sıcak su ile sulandırılmış salçayı ekleyip karıştırın. Patatesleri ilave edin ve 5 dakika kavurun. Domatesleri, tuz, kırmızıbiber ve 5-6 bardak suyu ilave ettikten sonra kaynamaya bırakın. Kaynamaya başladıktan sonra bulguru ekleyip 20 dakika kadar pişirin. Çorbayı ocaktan alın. İsteğe göre kruton ekmekler eşliğinde sıcak servis yapın.
 

İstanbul' da Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan' a yaptırılan caminin adı ...

Azapkapı,
Sokollu Mehmet Paşa Camii (Azapkapı),

İstanbul' da Unkapanı köprüsünün Galata ayağının dibinde, Azapkapı semtinde yer alan camidir. Mimar Sinan tarafından 1578' de Sokollu Mehmet Paşa adına yapılmıştır. Selimiye Cami stilinde yapılmış olan caminin altı mahzendir. 

Denize yakın camiler içinde sağlam temellidir. Giriş kapısı köprü tarafında olup caddeden gelinen bir patikadan dönülerek girilir.

Camilerde alışılmışın aksine tek minaresi solda yer almaktadır. Bunun nedeni denize fazla yakın olmasıdır. Avlusu yoktur. Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır. 

Dikdörtgen planlı caminin mihrabı çıkıktır. Ana kubbe, sekiz kemere dayanır. Yan sofaları revaklı kat oluşturmaktadır. Kubbe "U" biçiminde koridorla çevrelenmiştir. Mihrap önü bölümü dışa taşırılmış ve üzeri yarım kubbeyle kapatılmıştır. Merkezi kubbeyi taşıyan 8 destek dışa yansıtılmış ve üzerleri kubbeyle kapatılmıştır. İç mekanda çini uygulamaları görülür. 1807 İstanbul yangınında zarar görmesi ve minaresinin kısmen yıkılması nedeniyle kürsü kısmından itibaren yeniden inşa edilmiştir. 

Balkan ve I.Dünya savaşlarından kısa bir süre önce cami bir onarımdan geçirilmiştir. Ancak savaş nedeniyle onarıma ara verilerek cami uzun yıllar harabe halinde kalmıştır. Cami ancak 1938' e doğru yapılan büyük çaplı bir onarım ile 1941' de tekrar ibadete açılmıştır. 

Kapılardan birini üstünde bulunan caminin esas kitabesi kırıldığı için yine 1941' de eski kalıbına göre hat sanatının Osmanlı' dan Cumhuriyet' e intikal eden emsalsiz sanatkarı Hacı Ahmed Kamil Akdik tarafından yeniden yazılmıştır. Kubbenin çevresinde destek kuleleri ve sırayla biri büyük, biri küçük sekiz yarım kubbe bulunur.

Büyük pulluk, saban ...

Kotan, 
Kutan, 
Köten,
Pulluk, büyük saban.
Büyük pulluk,
Sapanın büyüğü. 8-10 hayvanla çekilir.
Köten, Kara saban. 
Büyük çift demiri. 
8-10 hayvanla çekilen büyük saban; 
Saban demiri,
Kotan ayı, herklerin yapıldığı haziran, temmuz ayları,
Gara kotan, 12 çift öküzle çekilen büyük kotan.

Palamut balığının iri bir türü ...


Torik,
Piçuta,
Altıparmak,
Zindandelen,
Kestane,
Palamut, 
(Sarda sarda, Scombridae, Perciformes), 
Genellikle sıcak ve ılık denizleriden hem açık hem de kıyı taraflarında yaşayan kemiklibalıktır. 
Yabancı dilde; Bonito, Atlantic Bonito (İng., USA, İsp.), Bone jack (USA), Palamida (Yunanca), Pelamide (Alm., Rom.) isimleri ile anılır. 

Oldukça büyük ve keskin dişlerle kaplı olan ağzı, torpil biçimindeki bedeninin ucundadır. Sırtlarının genellikle mavimsi rengi, yanlara doğru gidildikçe karında gümüşi beyaza dönüşür. Sırtlarından başlarına kadar siyaha yakın koyu renkte birçok şerit bulunur. Büyük sürüler oluşturarak mevsimlik uzun göçlere girişir. Ege ve Akdeniz' de kışlayan palamut ve torikler Nisan ayından itibaren Çanakkale boğazı, Marmara denizi, İstanbul boğazı yolu ile yazı geçirmek ve beslenmek üzere Karadeniz'e çıkmaya başlarlar. Sürü halindeki uskumru, kolyoz, istavrit, hamsi, sardalya gibi balıklara saldırarak yer. 18 - 20 derece sularda 400.000 den birkaç milyona kadar yumurta dökerek açık denizde ürer. 

Büyüklüğüne göre çeşitli isimler ile anılır:  
0--10 cm. Vanoz-Gaco, Palamut vonozu,  
10-25 cm. Çingene palamudu,
22-28 cm. Kestane palamudu, 
28-35 cm. Palamut,  
35-40 cm. Zindandelen,  
40-45 cm. Torik ,  
45-55 cm. Sivri , 
55-65 cm.  Altıparmak,
Piçuta (65 cm ve üzeri).

Tahıl yığını...


Çeç, (Far. çeç),
Tahıl yığını. 

Tahıl elenen kalbur.
Samanından ayrılmış hububat yığını.
Savrularak samanından ayrılmış tahıl yığını. 
Kabuğu çıkarılmış fındık, ceviz ve mısır,
Şalgamın sap ve yaprakları. 
Üzümün suyu alındıktan sonra kalan posası.
Dalak halinde balsız petek,
Kapsülünden ayrılmış fındık,
Kovanın sapı.

İstanbul Rum Patrikhanesi' nin rahip olmayan sivil memuruna verilen ad ...

Logofet,

İstanbul Rum Patrikhanesinde, patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı.

İstanbul Rum Patrikhanesi' nin rahip olmayan sivil memuruna verilen ad.

Osmanlılar döneminde, istanbul rum patrikhanesi ile devlet arasında bir tür aracılık yapan, rahip olmayan, sivil memur.

Eski Arapların recep ayında kestikleri kurban ...

Atire,(Osmanlıca),
Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler.

Peygamberimiz, Cahiliyye döneminde araplar arasında yaygın olan "Atire ve Fer'a" kurbanlarını kaldırmıştır. Atire, Receb ayına saygı için kesilen kurbana verilen isimdir.

Fer'a ise; deve, koyun ve keçinin ilk doğurduğu yavruya verilen isimdir. Cahiliyye döneminde araplar; bu ilk yavruyu, putlar önünde keserlerdi.  Hz. Peygamberimiz Resûl-i Ekrem, "Artık Fer'a ve Atire kurbanları yoktur" emrini vererek bunları yasaklamıştır. 

İster bir şarta bağlı olsun, ister olmasın Allah rızası için kesilmek üzere nezredilen (Adanan) kurbanı kesmek vacibtir. 

Muayyen nezr (Adak) yapan kimse, nahr (Bayram) günleri içerisinde nezrini yerine getiremezse, kurbanlık hayvanı diri olarak tasadduk eder.  Vücûbunun şartlarına haiz olan kimse de kurbanı, (Nahr günlerinde) kesemezse, tasadduk etme durumundadır. Kurban kesecek olan mükellefin, kurbanını bizzat kendisinin kesmesi efdaldir. Vekâlet vererek bir başkasına kestirmesi de caizdir.

Eskiden Cahilliye devrinde, Araplar Recep ayında,  atire kurbanı kesiliyordu. Yine Cahiliye devrinde Fere kurbanı kesiliyordu. Fere kurbanı kırda otlayan her bir sürü için bir fere' kurbanı vardır. Yıl içinde doğan ve hacılara yük taşıyacak güce gelinceye kadar diğerleriyle birlikte beslediğin bir hayvandır. O safhaya gelince kesip etini yolculara tasadduk edilmekteydi.  Bir fere' kurbanı gerektiren suru yüz baş hayvan için kesilmelidir. 

Rivayet odur ki, Peygamberimiz atire ve fere' kurbanları hakkında Dileyen atire kurbanı kessin, dileyen de kesmesin; dileyen fere' kurbanı kessin dileyen de kesmesin. Davarın bir kurban hakkı vardır" diye buyurmuştur.

Başka bir rivayete görede Peygamberimiz islam' da fere' kurbanı da yok, atire kurbanı da yok, buyurmuşlardır.


Üzüntülü düşünce durumu ...

Tasa, (Fr. Morosité, İng. worry).
Gam,
Endişe,
Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam: 
Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu.
Doyurucu olmayan ya da tedirgin edici durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede güvensizlik içinde bulunulduğu zaman algılanan tedirgin edici bir duygu.

Sarp dağlarla çevrili vadi ...


Coplan,
Coblan,
Büyük, derin dere.
Sarp dağlarla çevrili vadi.
Arazi üzerindeki ufak çukurlar.
Balta girmemiş orman.
Bataklık,
Arazi üzerindeki ufak çukurlar.

Siirt yöresine özgü üzüm şırasının kaynatılmasıyla elde edilen bir tatlı ...


Enip,
Dims,

Siirt yöresine özgü, üzüm şırasının kaynatılmasıyla elde edilen bir tatlı .
Üzüm şırasının kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı.
Siirt yöresine özgü bir tür üzüm pekmezi.

Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol ...

Etiket, (Fr. étiquette). 
Teşrifat, 
Görgü.
Görgü kuralları,
Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol,
Bir şeyin cinsini, miktarını veya fiyatını belli etmek için üzerine konan küçük yafta.
Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. 
Kimlik,

Oğul, evlat ...

Zade,(Farsça),
Oğul, evlat.
Oğul,
Evlat, (Arapça).
Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk.
Evlâd, oğul.
İyi insan.
Nikâh neticesi olmuş çocuk.
Zade, Kelime sonuna getirilerek birleşik kelimeler de yapılır. Meselâ: Şah-zade (Şehzade)-Şahın oğlu, evladı.
Burada kelimeyi doğru ve dikkatli kullanmak gerekir. Zede olarak kullanılırsa farklı anlama gelir. Zede ile Birleşik kelimeler yapıldığında, "vurulmuş, çarpılmış, tutulmuş" manalarına gelir. 
Meselâ: Musibet-zede, Musibete uğramış.


"Haremin İç Yüzü" adlı yapıtının yanı sıra "Mani oluyor halimi takrire hicabım", "Harabı intizar oldum, aman gel" gibi şarkılarıyla da tanınmış kadın yazar ve bestecimiz ...

Leyla Saz,
Besteci, Yazar (1845-1936).

1845 yılında İstanbul'da doğdu. Hekimbaşı İsmail Paşa'nın kızı. Çocukluğunda yedi yıl süreyle sarayda bulundu, sultan hanımların nedimeliğini yaptı. Bu sayede harem hayatını yakından tanıdı ve iyi bir eğitim gördü. Sarayda kaldığı dönemde, Nikoğos Ağa ve Medeni Aziz Efendi'den dersler aldı. Klasik Türk Müziği konusunda kendini geliştirdi ve bestekar oldu. İki yüze yakın bestesi vardır.

Bostancı'daki köşkü yandığında, çoğu şiiri ve hatıra defterleriyle birlikte bu notaların çoğu yandı. Şiir yazmaya 16 yaşında başladı. Fıtnat Hanım ile birlikte dönemin mecmualarında açık imzası görülen ilk kadın şairlerdendir. 6 Aralık 1936 tarihinde, İstanbul'da vefat etti.

Eserleri;
Divan geleneğini takip ederek yazdığı şiirlerinin toplanabilen kısmı, ilk kez 1928' de Solmuş Çiçekler ismiyle yayımlandı.  Harem ve Saray Adatı Kadimesi ismini verdiği, saray çevresini ve âdetlerini anlatan anılarıyla da ünlenmiştir. Bu anılar, önce 1920-1922 yılları arasında Vakit gazetesinde, daha sonra 1974 yılında "Haremin İçyüzü" ismiyle kitap olarak yayınlandı. Eser bilahare Anılar başlığıyla neşredildi.
Nisyan-ı nisvan (unutulan kadınlar) Leyla Saz hanım;
Mani oluyor halimi takrire hicabım,
Harabı intizar oldum, aman gel,

Diğerleri;
Anılar
19. Yüzyılda Saray Haremi
Leyla Saz
Cumhuriyet Kitapları



Hint mutfağına özgü daha çok balık ve tavuk etlerinde kullanılan bir baharat ...


Garam Masala,
Hint mutfağına özgü daha çok balık ve tavuk etlerinde kullanılan bir baharat.
Hint mutfağına özgü kakule, tuhumları, tarçın, karanfil, karabiberden oluşan özellikle balık ve tavuk yemeklerinde kullanılan hafif acı bir baharat .
Hint mutfağında çok kullanılan karışık bir baharat olan garam masala, birarada dövülmüş kuru baharatların karışımıdır.
Karışımdaki baharat oranı beğeniye kalmış olmakla birlikte, klasik bir garam masalada tane karabiber, tarçın, kimyon, karanfil, kişniş tohumu ve kakule bulunur.


Dünyaca ünlü bu baharatın yapılışı;
1,5 yemek kaşığı kakule
1 yemek kaşığı rezene tohumu
1 yemek kaşığı kimyon tohumu
1 yemek kaşığı kişniş tohumu
1 yemek kaşığı kara ya da beyaz tane biber
1/4 tarçın sap
1/2 küçük kırmızı kurutulmuş biber
1/2 çay kaşığı taze zencefil rendesi
Büyükçe bir tutam rendelenmiş hindistan cevizi

Tüm tohumları fırında veya yağsız tavada tahta bir kaşıkla karıştırarak kavurun, daha sonra hepsini blendıra atıp iyice karıştırın. Daha özel ve güzel olan yapımı ise döverek karıştırın. İnceliğini de  ayarlayabilirsiniz. Böylece Garam Masala karışımı baharatı elde edersiniz. Hazırladığınız baharatınızı, hava geçirmez bir kapta uzun süre saklayabilirsiniz.Lezzetli bu bu baharatı tüm et, balık ve tavuk yemeklerinize katabilirsiniz.
 
Belki baharatları tohum halinde bulamazsanız, toz halinde kullanabilirsiniz. O zaman baharatları iyice karıştırarak hazırlayabilirsiniz. Ama toz halinde aldığınız baharatların içinde baharattan başka şeylerde olabilir. Her zaman tohum halinde, taneli baharat alıp evde kullanmak her zaman en iyisidir.

Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcükler ...

Sesteş,
Eş adlı,
Eş sesli, 
Homonim. Söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olan (kelimeler), eş adlı, eş sesli, homonim.

Yazılışları aynı,anlamları farklı sözcükleri bir arada kullanma sanatı ...farklı

Cinas, (Fr. Antanaclase).
Söz sanatı terimi,
Söz arasında yolunu bulup aynı kelimeyi ayrı anlamlarla tekrarlama.
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma:,
Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.
Benzeyiş, münâsebet.

Birçok manaya gelebilen söz, imalı, telmihli söz. telaffuzu bir, manası ayrı olan kelimelerin bir sözde bulunması. Bunu yapmaya "tecnis" denir, o kelimelere de "cinas" denir.


Mal değişimi, değiş, tokuş, trampa ...

Mır,
Trok, 
(Fr. troc).
Değişim,
Alışveriş.
Değiş, tokus.
Takas,
Trampa.
Mübadele,
(Arapça,  مبادله),
Değişim.
Mal değişimi.
Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi.

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir cins ördek ...

Kirik, (Çamurcun).
Budan, Çimen, Behri,
Avyaban,
Aynak,
Boz Dalağan (Elmabaş),
Cılıbıt,  Çakırkanat, Çamurcun, Çıkrıkçın,
Eğrikoca,
Fiyu (Islıkçın),
Kamışcın, Karameke, Kılkuyruk (Kıkırlık),
Sakarya,
Yağmurcun,


Ördek,
Ördekgiller (Anatidae) familyasından iri bir ördek türü, Erkek büyük tarakdişler koyu yeşil bir başa sahiplerken, dişiler kırmızımsı-kahve başa sahiplertirler Bu kuşlar 70 cm uzunuğnda ve 78-94 cm kanat genişliğin dedirler. Gagalarının tırtıkları sayesinde balıkları sıkıca tutabilen beslenen büyük kuşlardır. Midyeler, karidesler de besinlerini oluşturur. Genç kuşlar genellikle sucul böcekleri yerler.

Kimi bölgelerde Budan, kimi bölgelerde Çimen, kimi bölgelerde Kırik, kimi bölgelerde Behri diye adlandırılan bu ördek Latince adı Primos olan Çamurcun ördeğidir. Latince adının Primos olması ilk başta Prematüre kelimesini çağrıştırıyor. Hem cinslerine göre daha küçük olması nedeniyle bu ördeği prematüre olarak da düşünebiliriz.İyi bir av hayvanıdır. Çok hızlı hareket kabiliyetine sahip olan bu ördek kimi zaman avcılar için baş belası da olabilmektedir.
Sabah geçitlerinde yerden 2-3 metre yükseklikte hatta kamış seviyelerinde geçit yaptığı için kimi zaman avcılar bu ördekle burun buruna dahi gelebilmektedir.

Maksat ...

Amaç, (İng. purpose ).
Maksat,
Erek,
Gaye,
Meram,
Gaye
Hedef: 
Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
Gerçekleştirmek üzere tasarladığımız ve erişmek istediğimiz şey.
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat,

Ukrayna mutfağına özgü bir tür çorba ....

Uha,
Ukrayna mutfağına özgü bir tür çorba,

Borç, Rus mutfağına özgü bir tür sebze çorbası.
Uha (balık çorbası),
Şi (Lahana çorbası),

Yılan zehirlenmesi ...

Ofidizm, (ophisim)
Yılan zehiri ile zehirlenme;
Ofiotokseini
Yılan zehirlenmesi,  
(İng. snake poisoning).
Yılan ısırmasına bağlı olarak meydana gelen zehirlenme 

Zehirli yılanların sokmasıyla oluşan, birinci derecede kalp, damar, solunum ve merkezi sinir sistemini etkileyerek hayvanlarda ısırılan yer ve bölgesel lenf yumrularında şişlikle kanın koyulaşması, ekimoz ve nekroz gibi bozukluklara neden olan bir zehirlenme tipi.

Isırılan yerde şiddetli kızarıklık, ağrı ve şişlik meydana gelir. Yılan zehiri hem kan (hematoksik) hem de sinir (nörotoksik) sistemi üze­rine etkilidir. Yılan türüne göre bu iki eleman­dan biri fazla, diğeri az olabilir. Belirtiler de ona göre değişir. Engerek yılanı zehrinde hematoksik etki daha fazladır. Isırmadan hemen sonra şişme, kızarıklık ve ağrı meydana gelir. Hemolitik (alyuvarları parçalayıcı) etki ve da­mar permeabilitesini bozucu etkisi nedeniyle mide, bağırsak sisteminde ve idrar yollarında kanama olabilir. Kan kaybı nedeniyle hasta 6-12 saat içerisinde komaya girip ölebilir. En­gerek yılanı ısırmalarında süratle hareket edil­melidir. Kobra yılanı ısırmalarında şişme yavaş yavaş meydana gelir, kızarıklık ise ya çok az ya da hiç yoktur. Kobra yılanı zehrinde nörotoksik etki fazla olduğundan kanama pek görülmez, buna karşılık solunum adalelerinin felcine bağ­lı olarak solunum güçlüğü ve solunum durma­sı olabilir.

İki derin diş izi yılanın zehirli olduğunu gösterir. Bu durumda sokulan yerin altından ve üstünden enli bir sargı ile sıkmayacak şekilde bağlanır. Bu lenf dolaşımını baskılayacağından, zehrin dolaşıma geçmesi yavaşlatılmış olur. Ağzında yara ve çürük dişi olmayan bir kişi yara yerinden zehri emip tükürebilir; ancak bunun yararı olmadığı vurgulanıyor, hatta emen kişinin de zehirlenebileceği nedeniyle pek önerilmemektedir. Organ hareketsiz halde ve sarkıtılarak tutulur. Kişi mümkün olduğunca sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Hastaneye götürülmelidir, gerekli tedavinin yanı sıra tetanos aşısı da yaptırılmalıdır.

Eski dilde at ...

Esb,
At, (İng. horse).
Fers ( Osm. fers ).
Feres.
Beygir,  
At, 
Zoolojik sınıflandırmada Equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos. 
Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan. 
 
At, Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan.
Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının, atgiller (Equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür.
At, (Equus caballus):
Tek-parmaklılar (Perissodactyla) takımının atgiller (Equidae) takımsından bir memeli türü. Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Uzun kıllardan yapılmış yele ve kuyruğu vardır. Geniş bir tırnakla çevrilmiş oları üçüncü parmağının ucu ile yere basar. Asya ve Avrupa yaban atlarından evciIleştirilmiştir.
Bütün dünyaya yayılmıştır. Erkeğine aygır, dişisine kısrak denir. Birçok ırkları vardır.

Eski Coğrafyacıların Yemen' e verdikleri ad ...


Arabia Feliks,
Arabia Felix,
Yemen,
El-Cumhuriyyetü'l-Yemeniyye,
Eudaimon Arabia,
El-Yemen es-Saiyd,
Mutlu Yemen.

Önemli şehirleri; 
Başkent: Sanaa,
Şa' dah, Say' ün,  Habarüt, Mocha, Ta' izz, Ibb, Abyan, Aden, Al Mukalla, Sayhut, Nishtün,


Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan ve kıyılarını Umman Denizi, Kızıldeniz, Arap denizi, Aden Körfezi oluşturan,  bir Ortadoğu ülkesidir.

Komşuları; Suudi Arabistan ve Umman. 
Para birimi, Yemen riyali. 
Petrol, balık, kaya tuzu, mermer, kömür, altın, kurşun, nikel, bakır ve batıdaki verimli araziler başlıca doğal kaynaklarıdır. Ülkede çöl iklimi etkilidir ve yıl içinde toz ve kum fırtınaları görülür.

Bir zamanlar mutlu Arap diyarı, Arabia felix olarak adlandırılan Yemen (El-Cumhuriyyetü'l-Yemeniyye) son yıllarda fakirlik, iç çatışmalar ve terör örgütlerinin eğitim ve sığınak yeri olduğu iddiaları ile uluslararası toplumun gündemini işgal etmeye başlamıştır.
 
İngiliz araştırmacı Bertram C tarafından yazılmış Arabia Felix adında bir kitapta, Arabia Felix Romalıların Arap Yarımadası' nın güneyinde bulunan ve günümüzdeki Yemen ve Umman' ı kapsayan bölgeye verdikleri isimdi. Bu bölgeye Yunanlılar "Eudaimon Arabia", Ortaçağdaki Arap bilginleri ise "El-Yemen es-Saiyd" ismini veriyorlardı. Bu isimlerin tümü "Mutlu Yemen" anlamına geliyordu. Çünkü eski zamanlarda bu bölge, Hindistan ve Kuzey Arabistan arasında yapılmakta olan baharat ticaretinin merkezi durumundaydı. Ayrıca bölgede yaşayan kavimler "kehribar" isminde nadir bulunan ve o zamanlar altın değerinde olan çam ağacı reçinesinin üretimini yapıyorlardı.

İngiliz araştırmacı Bertram Thomas, Ad kavminin yaşadığı Ubar kentinin kalıntılarının bulunduğu bölgeye bir araştıma gezisi yapmıştı. Gezisi sırasında çölde yaşayan Bedeviler, Umman'ın sahile yakın bir yerinde bulunan bu bölgede, eski bir patika yolu göstermişler ve bu patikanın Ubar isimli çok eski bir şehre ait olduğunu anlatmışlardı. Bedevilerin sözlü olarak anlattıkları hikayelere konu olan efsanevi şehrin yeri bulunmuş ve yapılan kazılarda kumların içinden eski bir şehrin kalıntıları çıkmaya başladı. Bu nedenle de bu kayıp şehir "Kumların Atlantisi Ubar" olarak tanımlandı.

Bu eski şehrin Kuran'da bahsedilen Ad kavminin şehri olduğunu kanıtlayan asıl delil ise şehrin kalıntılarıydı. Yıkıntıların ilk ortaya çıkarılışından itibaren, bu yıkık şehrin Kuran'da bahsedilen Ad kavmi ve İrem'in sütunları olduğu anlaşılmıştı. Bu şehrin Kuran'da bahsi geçen Ad kavminin kenti İrem olduğu tahmin ediliyor.

Çalı çırpıdan yapılmış kulübe...

Alacık,
Çardak,

Dalavar,
Üstü çalı çırpı ile örtülmüş bağ, bostan kulübesi.
Üzeri dal ya da hasırla örtülü bağ, bostan kulübesi,  

Alacık,

Çalı çırpıdan yapılmış kulübe,
Üzeri dal veya hasırla örtülmüş kulübe.
Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, 
 
 
Çardak,
Çul veya keçeden yapılan çadır.
Yaylaya kurulan hasır bir çeşit çadır.
Bağ ve bahçelerde yapılan tahta ya da hasır barınak.
Göçebe çadırlarının üzerine konan eğri ağaç, eğilmesi kolay ağaç sürgünü.
Bostan korkuluğu.
Ormandaki küçük düzlük, ağaçsız yer:
Vücuttaki çok küçük leke.
 
Alak,
Bağ ya da bahçe kulübesi, 


Nevşehir ilinde turistik bir belde ...


Uçhisar,
Uçhisar kalesi,
Uçhisar kalesi, Kapadokya’nın merkezi, zirvesi ve kapısıdır. Bugün Kapadokya olarak adlandırılan turistik bölge, Aksaray Ihlara Vadisi, Nevşehir Göreme Milli Parkı ve Yeraltı Şehirleri, Kayseri Soğanlı Vadisi’nden meydana gelir.


Tur otobüslerinin daha çok ziyaret ettiği Göreme Milli Parkı Uçhisar – Avanos-Ürgüp üçgeni içindedir. Kapadokya’nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peri bacasıdır. Zamanında Hıristiyanların yaşadığı kalede kayalar oyularak yapılmış mezarlar vardır. 

Uçhisar kalesine uzaktan bakıldığında başka bir boyutta delikli bir kaya gibidir. Biraz daha yakından bakıldığında taşların içindeki büyüklü küçüklü evler, küçücük sokaklar, dar geçitler ve patikalar görünür.

Dağ Kalesi’ne bugün hala labirent şeklindeki mağaraları, birbirine bağlı olan tünelleri ve dik yokuşları geçtikten sonra ulaşılır. Bizans imparatorluğu ve Selçukluların hegomanyasında kalmıştır.  1950’de bu muhteşem Uçhisar Kalesi’ndeki son aileler de evlerini terk ettiler ve geriye heybetli kale kaldı. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ