Hıyar kabukları, nohut ve mercimekle yapılan bir yemek ...

Şıkalak,
Şekalok,

Malzemeler;
1 su bardağı yeşil mercimek
1 su bardağı nohut
250 gram kurutulmuş salatalık kabuğu
100 gram et
100 gram bulgur
3 su bardağı yoğurt
2 kaşık tereyağı
Yeteri kadar tuz ve pul biber,

Yapılışı:
Mercimek ve nohut bir tencerede haşlanır. Yemeğe yetecek kadar salatalık kabuğunun kurusu, yine ayrı bir kapta haşlandıktan sonra bıçakla kıyılır. Diğer tarafta et ve bulgur karışımından yapılan kılorik salatalık kabuğuyla birlikte nohut ve mercimeğin bulunduğu tencereye atılır. Bir miktar su verildikten sonra üzerine bol miktarda yoğurt dökülür. Bunun üzerine eritilmiş sade yağ pul biber karıştırılır, yoğurdun üzerine dökülerek servise sunulur. Bu yemek kış yemeğidir. Yazın pek yapılmaz. Nohut, parça et, kılorik ve nohut az suda pişirilerek salatalık kabuğu sonradan eklenir, servise kurut veya ayran ile sade yağ ilave edilerek sunulur.

Kılorik, Gilorik.
Nohut ve yeşil mercimek ayrı ayrı haşlanır. yoğurma kabına bulgur konur. Üzerine 1 çay bardağı ılık su eklenir, 5 dakika bekletilir. Sonra diğer köfte malzemeleri katılır ve bütünleşene kadar yoğrulur. Misketten biraz ufak köfteler yuvarlanır. Diğer tencerede yarım daire şeklinde doğranmış soğan yağda pembeleştirilir. Üzerine salça, tuz eklenir. Birkaç kez çevirdikten sonra sıcak su, haşlanmış mercimek ve nohut ilave edilir. 


Karışım tamamen kaynama noktasına gelince köfteler atılır. Orta ateşte yaklaşık 20-25 dakika pişirilir. Arzuya göre kilorike limon da eklenebilir.




İçine yağ, pekmez gibi şeyler konulan yuvarlak tahta kap ...


Kabran,
Külek,
Gülek,
Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova.
Tahta kova.
 Tahta tekne, yalak.
Sıvı maddeler konmak üzere yapılmış iki kiloluk, silindir biçiminde tahta kap.  

İki, üç kiloluk içine yağ, pekmez vb. konulan yuvarlak tahta kutu. 
Arıkovanı. 
Hayvanlara yem dökülen, ağaç dallarından örülerek yapılmış sepet, sele.

Osmanlı sarayının dış birimlerine ve saray dışındaki genel yönetim örgütüne verilen ad ...

Birun,
Osmanlı sarayının dış birimlerine ve saray dışındaki genel yönetim örgütüne verilen ad. Osmanlı saraylarında Harem dairesinin ve Enderun’un dışında kalan bölüm.

Klasik dönem Osmanlı devlet yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı Birun, Enderun ve Harem bölümünden oluşur.

Osmanlı Devleti'nin idari teşkilatında Tanzimat dönemine kadar kullanılmış bir tabirdir. 

Osmanlı Devleti'nin yükselme döneminde devletin işlerini yürütmekle görevli olanlar bir hayli artmıştır. Bunlardan sarayda görev alanlara Enderun devlet yönetiminde göre alanlara da Birun denilmiştir. Birunların en büyüğü sadrazamdır ve alt kademeye kadar bu sıra devam eder. Birunların tayinleri terfileri için özel ve belli bir düzenleri vardı. Birun büyüklerinin görev yaptığı binaya Babıali denilirdi. 

Birun erkanı,
Osmanlı sarayının dış hizmetlerine bakan ve sarayda yatıp kalkma mecburiyetinde olmayıp dışarıda evleri bulunan kimselerdir. Bunlar, padişah hocası, hekimbaşı, cerrahbaşı, göz hekimi, hünkâr imami gibi ulemâ sıınıfından olanlarla şehremini, matbah-i âmire emini, darphâne emini ve arpa emini gibi mülkiyeden olan sivil vazife sahipleridir. Bunlardan başka sarayın Enderûn dışındaki hizmet erbabından olup emir-i alem, kapıcılar kethüdası, çavuşbaşı, mirahur, bostancı ve bunların maiyetinde bulunan memurlar da "Bîrûn" erkânı içinde yer alırlar.

Birun' da hizmet eden ilmiye sınıfı ile "Agayan-i Bîrûn" yani dış ağaları denilen ağalar, sarayın Harem ile Enderun kısmının haricindeki yer ve dairelerde oturup işlerini görürler. Akşam olunca da evlerine giderler. Bunlar, Enderun ağaları gibi sıkı bir disipline tabi olmadıkları gibi sarayda yatıp kalkma mecburiyetleri de yoktur. Bunlardan isteyenler sakal da bırakabilirler. Birun teşkilatının bütün tayinleri, sadrazam tarafından yapılır.

İtalya’nın batı kıyısı ile Korsika, Sardinya ve Sicilya adaları arasındaki deniz...

Tiren Denizi,
Tyrrhenian Sea.
İtalya’nın batı kıyısı ile Korsika, Sardinya ve Sicilya adaları arasındaki deniz.
Akdeniz’ in, İtalya’ nın batı kıyısıyla Korsika, Sardinya ve Sicilya adaları arasında uzanan kolu.

İtalya açıklarında bulunan, Akdeniz'in bir koludur.

Batıda Korsika ve Sardunya Adalarıyla, Kuzeyde Liguria, Doğuda Toskana, Latium, Campania ve Calabria, Güneyde de Sicilya Adası ile çevrilidir.

En derin noktası 3785 metredir.

Beethoven' in Napoleon Bonaparte' a ithaf ettiği "mi bemol" üçüncü senfonisinin adı ...

Eroica,
Ludwig van Beethoven (d. 16 Aralık 1770 - ö. 26 Mart 1827), 
Alman klasik müzik bestecisi.

Beethoven’ın dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece bir opera, Fidelio, bestelemiştir. İlk senfonisini 1800 yılında yapmıştır. 3. senfonisini, Eroica olarak da bilinir, Napolyon’a Avrupa’ya demokrasi getirdiği için adamıştır. 

Ancak daha sonra Napolyon kendini İmparator ilan ettiğinde bu adamayı geri almıştır. 9. senfoni ise en çok bilinen ve bugün Avrupa Birliği marşı da olan en çarpıcı senfonisidir.
1827 yılında 56 yaşındayken dünyaca tanınan bir besteci olarak ölmüştür ve cenazesine otuz bine yakın insan katılmıştır.

















Kaynak: http://tr.wikipedia.org/

Safkan, zarif bir Türkmen atı ...

Ahal Teke,
Ahal Teke atı bir Türkmen atıdır. 
Bilimciler Ahal Teke atını, 3000 yıl evvel insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş olan at türü olarak görürler. Orta Asyada Türk halkları arasında özellikle Türkmenistan'da yaygındır. Ahal Teke'nin adı Manas ve Dede korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan' ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke kabilesinden gelmektedir. Dik bir duruşu, uzun ince bir boynu, eğimli omzu, uzun bir sırtı, uzun bacakları ve küçük sert bir kalçası vardır. Yelesi yumuşak ve azdır. Kulakları diğer atlarınkinden uzun ve hafif orak şeklindedir. 
Çoğu ahal tekenin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde görünür. Vücudu daima hafif metalik parlar. Kılları çok ince ve yumuşaktır. Haraketleri çok rahat ve esnektir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı zor hünerleri kolayca başarır. Özellikle "Pas" ve "Tölt" adlı hareketleri kolay yapar. Cesur, zeki, duygusal ve bazen de inatçıdır, sezgileri güçlüdür, sahibine daima çok bağlıdır, hatta tek biniciye alışık olurlar ve onun en ufak imalarını bile algılayabilirler. Ahal Teke atı doğrudan eski Türkmen atlarının soyundan gelen ve çarlık Rusya'sında oluşturulmuş (Türkmen atının aygır defterleriyle kayda geçirilmesi) safkan bir at ırkıdır. Buzul çağından kalma mumyalaşmış ve donmuş at cesetlerinden anlaşıldığı üzre belki de tam anlamıyla safkan olan tek at ırkıdır. Ahal Teke milattan önceki binyılda bile Doğu Avrupa'dan Çin'e kadar ün salmıştır.

http://www.facebook.com/ sayfasında Macit Akman tarafından yayınlanmış sayfasından alıntıdır.

Karamanoğullarının en büyük olan Türkmen emiri ...

Nure Sofi,
Karamanoğulları’nın tarihi Nure Sofi (Nureddin Bey, 1230-31/ 1255) ile başlar. Karamanoğullarını Anadolu’ya göçleri sırasında Alparslan, Şirvan Han, İbrahim Han, Sadettin ve Nureddin Bey’ler yönetmişlerdir. 1238-1239 yıllarında Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Karaman Oymağını Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Ermenek yöresine yerleştirmiştir. Bu zaman Karaman oymağının başında lider olarak Nure Sofi bulunmaktadır. Kirmani’nin bildirdiğine göre Nure Sofi Baba İlyas Horasani’ye intisabından dolayı Sofi lakabını almıştır. Bu nedenle Karaman Beyliğinin kurulmasında Babai tarikatının rolü büyük olmuş ve zamanla Babai tarikatı Karamanlıların hakim olduğu saraya da yayılmıştır. Babai tarikatı şeyhlerinden Muhlis Baba, Nure Sofi’nin büyük oğlu olan ve ölümünden sonra Karamanoğullarının başına geçen Karaman Bey’e iltifat ederek, onu tarikatın şeyhlerinden biri yapmıştır. 

Nure Sofi Ermenek havalisindeki soy, din ve sosyal yaşayış bakımından çok farklı ve karmaşık bir etnik yapıya sahip olan halkın birlik ve beraberliğini sağlamaya muvaffak olmuştur. Nure Sofi 1239 dan 1257 ye kadar hem halkının arasındaki birliği ve beraberliği sağlamış ve hem de halkını yeni fetihlere hazırlamıştır. Nureddin Bey ilk önce Klikya Bölgesini (Mut, Silifke)yi zaptederek Beyliğini bu bölgede güçlendirmiştir. Bu nedenle Selçukluların zayıflamasından sonra bu bölgeye sahip olmak isteyen Mısır Memlukluları ve Moğollarla savaşmak zorunda kalmıştır. 

Nure Sofi’nin ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte mezarı Mut’a bağlı Sinanlı Kasabası’nın Değirmenlik yaylasındadır. Değirmenlik yaylasında Balabolu mevkiinde Romalılar zamanından kalma yerleşim yerleri kalıntıları mevcuttur. Karamanoğlu Beyliğinin atası olan Nure Sofi’nin Türbesi de Değirmenlik yaylasında bulunmaktadır.

























http://www.karamankulturturizm.gov.tr/

Hukukta önalım hakkına verilen ad ...


Önalım,
Şuf'a,  (Arapça).
Şüfa,
Şufa Hakkı,
Tapu sicili işlemlerinde kullanılan bir terim olup önalım hakkı olarak da bilinir. 
Önalım (Şuf'a) hakkı muhatabın hakkın konusu olan şeyi üçüncü bir kişiye satması halinde, hak sahibinin tek taraflı bir irade beyanı ile satım konusu malın mülkiyetinin öncelikle kendisine devrini talep etme yetkisi veren bir haktır.

Bir taşınmazın hissedarı, payını diğer paydaşlardan hariç üçüncü kişilere satarsa paydaşlara tanınan "öncelikle alım" hakkıdır. İki çeşit şufa vardır:
  1. Sözleşmeden doğan şufa hakkı
  2. Kanuni şufa hakkı (Tapuya şerh edilmez.)
Önalım (şuf'a) hakkının kullanma süresi, Tapuda satışın yapıldığının öğrenildiği tarihten itibaren bir ay, Öğrenilmemesi durumunda on yıldır. Bu sürenin geçirilmesi hak düşürürür.

Hisseli mülklerin satışında aynı mülk üzerinde pay sahibi olan hissedarların öncelikli satın alma hakkıdır.
Hissedarlık durumu meydana geldikten sonra hissedarlardan her biri kendi payını üçüncü bir kişiye sattıkları takdirde öteki hissedarlar yararına şufa hakkı doğar. Şufa hakkından feragat edilebilir. Bunun resmi şekilde yapılıp tapuya tescil edilmesi gereklidir (satın alma hakkını kullanmamak).
Paydaşlar arasında şufa hakkı kullanılamaz.
Taksimi yapılmış veya kat mülkiyetine geçilmiş taşınmazlarda şufa hakkı kullanılamaz.

On üç sayısından korkma ...


Triskaidekafobi,
On üç sayısından korkma.
13 korkusu. 

13 sayısının uğursuzluğunun kaynağını 13.yüzyılda avrupada pislikten kaynaklanan ölümlerin sayısının çok fazla olması olduğu söylenir.
Triskaidekafobi Yunanca’da “üç ve on, fobi” sözcüklerinden oluşuyor. Sözcüğe yazılı kaynaklarda ilk kez 1911 yılında, I. H. Coriat’ın “Abnormal Psychology” adlı yapıtında rastlandı.

Batıl inançlar olsun, tek ve çok tanrılı dinler olsun birçok inançta 13 ve cumanın bir araya gelmesi uğursuzluk olarak adlandırılıyor. 



İbraniler’e göre 13 sayısının uğursuz olmasının nedeni İbrani alfabesinin 13’üncü harfinin “mavet” (ölüm) sözcüğünün ilk harfi olan “m” olmasıydı. Hammurabi kanunları listesinde 13 sayısı atlanmıştı. İskandinav mitolojisinde, İskandinav tanrılarının en kötülerinden olan Loki, Valhalla’daki oniki kişilik bir şölene davetsiz olarak gitmişti. 13’üncü kişi olarak gittiğinde, gözyaşı tanrısı olarak da anılan, adının anlamı “Muzaffer” olan, yakışıklı ve adil Baldr’ın ölümüne yol açtığından, bu sayı uğursuz olarak anılmaktaydı.

13 Ekim 1307 Cuma günü, Fransa Kralı Philippe ile Papa Clemens’in işbirliği sonucu Tapınak Şövalyeleri’nin çoğu tutuklanıp idam edilmişti. Ayın 13’üne rastlayan cuma gününde kişiler yolculuk yapmaktan, anlaşma imzalamaktan kaçınırlar. Kimi ülkelerde gökdelenlerin asansörleri 13’üncü katta durmaz. Tapınak Şovalyeleri’nin neredeyse kitlesel biçimde öldürüldükleri tarih, 1314 yılının Ekim ayının 13’üncü günüdür. Ancak ay ve yıldan öte bir başka anlamı vardır bu günün. 

Katliam Cuma gününe denk gelmiştir ve ayın 13’üdür.

Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru ...

Kassam,
Mirasçılar arasında terekeyi paylaştıran ve yetimlerin mirasını koruyan ve idare eden şer’i memur, mahkeme-i şer’iyye memurudur. İslam Hukuku nda ve genel anlamıyla kassam; miras davalarında bizzat dava yerine giderek gerekli tahkikatı yapıp ihtilaf hakkında bir neticeye vardıktan sonra davayı hükme bağlayan ve ev, tarla, arsa gibi gayr-ı menkulleri varisler arasında taksim eden memura denir. Aynen kadıda aranan şartlar kassamda da aranmaktadır. Tanzimat’tan sonra kassamlık görevi kaldırılmıştır.

Etiyopya'da "Prens" anlamında kullanılan soyluluk unvanı ...

Ras,
Prens,

Etiyopya prensi Haile Selassieyi' nin tahta çıkmadan önceki adı Ras Tafari.

Ras Tafari inanışı, kurucusu olan Haile Selassie’nin adıyla anılmaktadır. Asıl adı Tafari Makonnen’dir. Prenslik yapmaktadır. Ras Tafari’nin türkçe karşılığı Prens Tafari’ dir. Ras=prens demektir.
Kral olduktan sonra “ilham gücü” anlamına gelen Haile Selassie adını almıştır. 

Prens Tafari (1892-75, Tafari Makonnen adıyla doğdu) Birçok ekonomik ve sosyal yeniliğe imza atan Etyopya' nın 1934-1974 yılları arasındaki imparatoru , Ras tafaryan inancının Mesih'i Taç giydiğinde Haile Selassie ismini aldı.

Yahudi dinsel metinlerinde şeytana verilen ad ...

Belial,
Mephisto,
Satan,
Set,
Diaboli, 
Samael,
Lucifer,
Albız,
İblis,
Azazel,
 
Muhalif, bozucu ve bozguncu gibi anlamlara gelen İbranice Satan kelimesinin kökü "komplo kurmak" anlamına gelir. İbranice' den Latince ve Yunanca'ya, oradan da diğer batılı dillere geçmiştirArapça'da şetane sözcüğü rahmetten uzaklaştı, hak'dan uzak oldu anlamlarına gelir. Eski mısırda fırtına, karanlık, ve kaos tanrısı Set (Seth, Setesh, Sutekh, Setekh veya Suty), göklerin tanrısı Horus ile savaşmış ve çöle sürülmüştür (kovulmuş).

Latince' de Diábolus, Diaboli, İspanyolca'da Diablo, Yunanca'da Diabolos, Karanlıkların Efendisi, Beelzebub (Sinek Kral), Belial, Mephisto, ya da Lucifer, eski Türkçe'de Yek ya da Albız olarak geçer. Kabbala felsefesinde "Samael" olarak geçer. Ancak Yahudi inanışında Samael başka bir melektir.

İslam'da İblis olarak da bilinir. Kur'an'da şeytan kelimesi, İblis' ten daha fazla (87 kez) kullanılmıştır. Şeytan ayrıca "Azazel olarak da anılmıştır. Genelde İblis' le Cennet' ten büyüklendiği için kovulan cin, şeytanlarla da ona uyarak başkalarını kötüye çağıran cinler ve insanlar kastedilir.























http://tr.wikipedia.org/

Aşık, vurgun ...

Emre,
Âşık, müptelâ.
Aşık,
Vurgun,
Sevdalı, 
Müptala,
Meftun,
Âşık, tutkun. 
Halk şairi.
Kardeş. 
Arkadaş,
Vurgun, Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, 
Aşık, Mecnun,
Çok fazla seven. Mübtelâ. Birisine tutkun.
Saz şairi.

Hz. Muhammed' in kedisinin adı ...

Müezza,
Anlatılanlara göre peygamber efendimizin kedisinin ismi Müezza ' dır. Bir sokak kedisidir. Rivayete göre Peygamberimiz Hz. Muhammed Uhud seferinden dönerken sokakta yavrularını emziren bir kedi görmüş ve himayesine almış.  Hz. Muhammed kedisi Müezzayı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammedin giysisinin ucunda uyuya kalınca kediye kıyamayan Hz. Muhammed, giysisini keserek sedirden kalkmayı tercih etmiş.
Kedi necis (pis) değildir. Öyle ki Peygamberimiz Hz. Muhammed' in, Müezza' nın içtiği abdest suyundan abdest aldığı da rivayet edilir. 

Bir başka söylenceye göre ise bir yılan Hz. Muhammed'e gelmiş ve kendisinden yardım istemiş. Hz.Muhammed de yılana yardım etmiş. Fakat yılan Hz. Muhammed’i sokmaya kalkışmış. O sırada bir adam yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O gün bugündür kediler sırt üstü yere düşmezlermiş.

Mekke'nin kavurucu sokaklarından Hz. Muhammed' in ilgisi ile kurtulmuş. Kendisi de sıkı bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran adı da kedi babası anlamına gelen Abu Hurayra Hz. Muhammed kedi ticaretini, alım satımını yasaklattığını söyler.

Kediler söylendiği gibi nankör değillerdir. Aksine çok sabırlı hayvanlardır. Bu nedenle kedi besleyen insanlar merhametli ve sabırlı olurmuş.

Seylan (Sri Lanka) Adasının eski adı ...


Sri Lanka, (debdebeli, şaşaalı ülke anlamındadır.).
Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti,
Serendib,
Serendip,
Serendib, 
Seylan,
Toprobane, (Bakır Renkli).

Sri Lanka, Doğu Afrika ve Güney Asya arasında, okyanus yolunun üzerinde bulunduğu için tüccarların tabi bir uğrak yeri olmuştur. 

Ülkenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzamaktadır. Adanın ilk olarak ismi Yunanca “bakır renkli” demek olan Toprobane idi. Arap fetihlerinden sonra, Arapça “beklenmedik şeylerin ülkesi” anlamına gelen Serendip denildi. Sonraları 1972 yılına kadar kullanılacak olan Seylan ismini aldı. Bu tarihten itibaren “debdebeli, şaşaalı ülke” anlamına gelen, Sir hale dilindeki Sri Lanka, ülkenin bugünkü resmi ismi oldu. Dini kaynaklarda; Allahü teala tarafından, bütün insanların babası, yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber olan adem aleyhisselam, Cennetten bu Serendip (Seylan, Sri Lanka) Adasına indirildiği bildirilmiştir.
Başkenti; Kolombo.
Resmi dili; Sinhala, (Tamil, İngilizce) .
Para birimi; Rupee ,
Din; Budizm, Hinduizm, İslam, Hıristiyanlık.

Güney Asya'da, Hindistan' ın 31 kilometre güneyinde ve Hint Okyanusu' nda bulunan bir ada ülkesidir. Limanları, Kolombo, Galle, Jaffna, Trincomalee. Sri Lanka, çay tarımında önde gelen bir ülkedir. Ülkemizde de Seylan çayı olarak ünlenmiştir. Gerçekten rengi ve kalitesiyle gerçek bir tiryakiliktir.

1972 yılından önce Seylan olarak bilinirdi. Hint Okyanusu'nun İncisi olarak da adlandırılan ülkede yaklaşık 21 milyon kişi yaşamaktadır. Hükümet güçleri ve Tamil Eelam Özgürlük Kaplanları (diğer adıyla Tamil Kaplanları) arasında gerçekleşen iç savaş 1983 yılından beri sürmektedir. Tamil Kaplanları, adanın kuzeyinde ve doğusunda Tamil Eelam adında bağımsız bir devlet kurmak için mücadele etmektedir.

Sri Lanka fiziki yapı bakımından, Güney Hindistan Yaylasının bir uzantısı olup, ondan yaklaşık olarak 35 km uzaktadır ve aralarında Palk Boğazı vardır. Palk Boğazı, Mannar Körfezinin hemen kuzeyinde olup, en dar yeri yaklaşık 32 km genişliktedir. Adanın kuzeybatı kıyısında yer alan Mannar Adasının hemen batısında Sri Lanka’yı, Asya’ ya bağlayan Adam’s Bridge (adem Köprüsü) bulunur.

Korku ...

Bim,
(Farsça),
Arapça,  بیم
Havf,
Tehlike.
Korku, 
Havf, Korkutmak.
Korku,
(İng. fear ).
Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü.
Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara,
Muhatara,
Üzüntü,
Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.
Gerçek ya da beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, yürek ve solunum hızlanması gibi belirtileri olan, ya da daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Korkmak, ürkmek ...

Ocumak,
Korkmak, 
Ürkmek.
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak.
Kaygı duymak, endişe etmek,
Çekinmek, sakınmak, saygı duymak,
Korku, Bim, Havf.
Korkma, Tahaşi.

Korkma ...

Tahaşi,
Ocumak,
Korkmak, 
Ürkmek.
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak.
Kaygı duymak, endişe etmek,
Çekinmek, sakınmak, saygı duymak,
Korku, Bim, Havf.
Korkma, Tahaşi.
Korku, Havf, Korkutmak.
Korku, (İng. fear ).
Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü.
Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara,
Muhatara,
Üzüntü,

Kars yöresinde ayçiçeğine verilen ad ...


Semişke,
Semişka,
Semiçke (çekirdek Rus. semeçqo). 
Şemşamer,
Ayçekirdeği, (İng. sunflower seeds).
Ayçiçeği,
Ayçekirdeği,
Aydede,
Aygül,
Günçiçeği 
Günebakan, (Helianthus annuus).
Gündöndü,
Günaşık,
Çiğdem,
Papatyagiller (Asteraceae) familyasından çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen sarı çiçekli bir tarım bitkisidir. Bileşikgillerden bir bitki. Çeşitli türleri vardır .Bunlar çok kere uzun gövdeli otsu bitkilerdir. Yaprakları dilimsi; çiçekleri büyücek bir başçık şeklindedir. Ayçiçeğine yurdumuzun bazı yerlerinde Günebakan da derler. Süs bitkisi olarak yetiştirildiği gibi tohumlarından yağ çıkarmak içinde yetiştirilir.
Ayçekirdeği, ayçiçeği (Helianthus annuus) bitkisinin meyvesi. 
Yüksek miktarda yağ ihtiva ettiğinden, yağ üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tüketim yerlerinden birisi de; atıştırmalık olarak hafif kavrulmuş şekilde; tuzlu, tuzsuz, biberli ve bilimum soslar ile tüketicinin beğenisine sunulmaktadır. Ayçekirdeği ile yapılmış unlu mamüller de mevcuttur. 



Ayçekirdeğinin faydaları;
Soğuk preslenmiş ay çiçeği yağı damar kireç­lenmesine, damar sertliğine iyi gelir.
Tohumlarından elde edilen merhemi kurdeşen hastalığına karşı tatbik edilir. Yaraları tedavi eder.
Taze ayçiçeğinden elde edilen ayçiçeği ruhu vereme karşı kullanılır.
Kolesterol miktarını düşürür.
Bedenî ve zihnî yorgunluğu giderir.
Kalp, sinir hastalıklarını ve iktidarsızlığı önler.
Ayçiçeği çay ve tentür yapımında yağı ise natürel ilaç yapımı, salata ve yemeklerde kullanılır.

Ayçiçeği yağının birleşimindeki maddeler aşağıda gösterilmiştir;
  • %40-50 sabit yağ içerir ve bu da büyük oranda Akilgliserit türevleri (Acylgliserid); % 35-60 Linolasit, %25-40 Oleikaist, %7-15 Palmitin asit ve % 4-7 Stearin asitten oluşur.
  • Steroller; Campesterol (Kampesterol), Cholesterol (Kolesterol), Sitosterol, Sitigmasterol, ∆-7-Campesterol ve ∆-7-Sitigmasterolden oluşur.
  • Vitaminlerden; A, B1, B2, B6, C ve E vitaminleri içerir. 
  •  %30 Protein, Carotinler (Karotinler), Lecithin, Betain, Tanin, Silisik asit ve Potasyum minerali içerir. 



 

Yumuşak bir Yunan Peyniri ...

Feta,
Yunanca beyaz peynir. 
Yumuşak bir Yunan Peyniri .
Yunanistan' a özgü keçi ve koyun sütünden peynir.
Peynir, çok büyük bir çeşitlilikteki aroma, tat, yapı ve şekle sahip bir grup fermente süt ürünü için kullanılan genel isimdir. Koyun ve keçi sütünden yapılan salamuraya yatırılarak olgunlaştırılan yumuşak Yunan peynirine Feta peyniri denir. Literatürde Yunan peyniri olarak bilinen beyaz peynir, yumuşak peynirlerin diğer bir örneğidir.

Keskin tuzlu bir tada sahiptir. Genellikle koyun, bazen ise keçi sütünden yapılır.
 

Osmanlı devletinin Bosna' daki darphanesine ve burada basılmış paralarına verilen ad. ..

Çaniçe,

Balkanlar'daki Osmanlı Darphaneleri,1566-1595, II.Selim ve III.Murad dönemleri;
• Belgrad, Yugoslavya, Altın Sultani, Akçe
Caniçe, Yugoslavya, Altın Sultani, Akçe
• Edirne, Türkiye, Akçe
• Filibe, Bulgaristan, Akçe
• İstanbul, Türkiye, Altın Sultani, Akçe
• Kratova, Makedonya Altın Sultani, Akçe
• Novo Brdo, Yugoslavya (Kosova), Altın Sultani, Akçe
• Ohri, Makedonya, Akçe
• Sakiz Adasi, Altın Sultani, Akçe
• Selanik, Yunanistan, Akçe
• Serez, Yunanistan, Altın Sultani, Akçe
• Sidrekapsi, Yunanistan, Altın Sultani, Akçe
• Srebreniça, Bosna, Altın Sultani, Akçe
• Üsküp, Makedonya, Akçe

Eski dilde ipek ...

Harir, (Arapça).
İpek. 
İpekten yapılmış.
Diba,
Atlas,
Dibac, İpekli Kumaş.
Harir,  ipek demektir. 
Dibac, Argacı ve erişi ipek olan bir nevi kumaştır. Dilimizde buna Diba ve atlas denilir.

Harâretli. 
Sıcak.

Domuz Yavrusu ...

Pat,
Merdek,
Domuz yavrusu (İng. Piglet),
Potlak,
Mozak,
Göcen,
Burtlak,
Çızga,



Müzikte bir oktavın 12 eşit yarım sese bölündüğü akort düzeni ...

Tampere,
Batı Müziği Ses Sistemi "Tampere Sistem"
Bu müzik sisteminde bir tam ses aralığı eşit iki parçaya bölünmektedir.Tam ses yanyana duran iki sesin birbiri arasındaki frekans uzaklığı bize, o aralığın uzak yani tam veya yakın yani yarım aralık olduğunu gösterir. 

Bundan yola çıkarak seslerin gerçek frekans değerlerini vermek yerine şöyle bir örnekleme yaparsak; 

İlk örnek ses aralığımız DO-RE aralığı olsun Tam seslik aralığı 100, Yarım seslik aralığı da 50 birim farklılık olarak varsayarsak;
DO sesinin frekans değerini 100 RE sesinin frekans değerinide 200 olarak kabul edelim
Bu yaklaşım ile görülmektedir ki; DO-RE ses aralığı TAM aralıktır.

Tampere Sistemdeki Doğal Aralıklar aşağıdaki şekilde sıralanırlar.

DO-RE = TAM (geniş-uzak aralık)
RE-Mi = TAM (geniş-uzak aralık)
Mi-FA = YARIM (dar-yakın aralık)
FA-SOL = TAM (geniş-uzak aralık)
SOL-LA = TAM (geniş-uzak aralık)
LA-Si = TAM (geniş-uzak aralık)
Si-DO = YARIM (dar-yakın aralık)





















Kaynak; AnaBritannica

Kabuğu soyulmuş değnek ya da sopa...

Soymantı,
Sopa, 
Sopa, değnek, asa.
Diğnek, Deynek,  Çomak, 
Büyük çoban sopası.
Kabuğu soyulmuş değnek ya da sopa.
Kaba, zıpır, işe yaramaz kimse.
Matrak, Massa, Kalın sopa, değnek.

Canlıların bölünmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik ...

Filum,
Latince phylum, İng. filum.
Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.

İplik, lif.
Dal,

Yunanca phylon,  kabile.
Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup dalların (kladus) bir araya gelmesiyle meydana gelir.

Kan emici bir sinek...

Üvez, (Sorbus).
Üvez (Osmanlıca).
Üyez,
İvez,
Sivrisineğe benzer bir böcek (Sorbus).
Sivrisinek, 
Tatarcık,
Bir çeşit sivrisinek. 
Atsineği.
Küçük sivrisinek,
Eşek sineği, 
Büvelek.
Hayvanlara konup yapışan, onları tedirgin eden bir çeşit sinek.

Bilimsel adı, Simulium (Black Fly).
Üvezler larvalar halinde suda büyür. Sivrisinek larvalarının aksine durgun suda değil de hafif akışa sahip sularda yaşar. Nedeni sivrisinek larvaları hareketli olurken üvez larvalarının taş ve bitki parçalarına tutunarak gelip geçen organik artıklarla beslenmeler.  Üvezler bulmak için 10 km kadar uçabiliyorlar. 

Simulium, onchocerciasis gibi hastalıkları geçirebilen (Nehir körlüğü) siyah sineklerin bir cinsidir. Birkaç yüz türle büyük bir cins, ve 41 alt-cinsten oluşur. Bu sinekler, havuz beslenenleridir. Anticoagulantsı içeren onların tükürüğü, birkaç enzim ve histamin maddesini kanla karıştırırak kanın pıhtılaşmasını engeller ve sinek tarafından yeninceye kadar muhafaza eder. Bu ısırıklar, yerelleştirilen doku zararına sebep olur ve eğer besleyen sineklerin sayısı, yeterliyse, onların beslemesi, bir kan-kayıp anemisini üretebilir. 

İnsanlarda bu sistemle ilgili tepki, "Siyah sinek ateşi" olarak bilinen bir hastalık olup baş ağrıları, ateş, bulantı, adenitis ile tanımlanır. Genel olarak dermatit ve alerjik astım hastalıklarına neden olur.

Bir düşünceyi çarpıcı ve özlü bir anlatımla veren söz ...

Aforizma, (Fr. aphorisme),
Özdeyiş.
Vecize (Osmanlıca)
Motto,
Özlü söz,
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz, vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto.
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan özlü söz.
 

Özellikle çözücü ve seyreltici olarak kullanılan, uçucu hidrokarbon karışımlarının genel adı ...

Nafta, (İng. naphtha).
Petrolden 100-250 °C arasında damıtılan ürün.
Petrolün, kömür katranının damıtımasından elde edilen, kaynama aralığı 70-90 °C olan, C6-C7  hidrokarbonlar karışımı.
Yapısı benzine çok benzeyen ya da özdeş olan ve yeryağının damıtılmasıyla üretilen yeğni hidrokarbonlar karışımı. (Başlıca etilen ve kimyasal gübre üretiminde, ayrıca çözücü olarak çeşitli işleyim dallarında kullanılır.)

Anavatanı Güney Amerika olan kaliteli ve pahalı kürkü için üretilen bir hayvan ...


Şinşilla, (chinchilla).
Çinçila,
Çinçilla,

Türkçe’ye ‘çinçila ,şinşilla, çinçilla’ olarak çevirebileceğimiz asıl adı Chincilla olan bu muhteşem hayvan, insan eliyle üretilen dünyanın en değerli kürk hayvanıdır. Tavşan ve sincap karışımı bir tipi olan çinçila sınıf olarak tanşangillerdendir.

Kürk hayvanları arasında en kaliteli ve pahalı kürke sahip olan şinşillanın anavatanı Güney Amerika’ dır. 

Şinşilla uysal, temiz ve sevimli bir hayvandır. Görünüş olarak sincaba benzemekle birlikte, vücudu daha yuvarlak, kuyruğu ise daha kısa ve az tüylüdür. Ergin bir dişi şinşillanın canlı ağırlığı yaklaşık 400-600 gram olup, erkek şinsillalardan 50-100 gram daha ağırdırlar. Vücutları 25-30 cm, kuyrukları ise 10-20 cm uzunluktadır. Geceleri daha aktif olan şinşillalar gündüzleri genellikle uyurlar. Şinşillanın başı vücuduna oranla çok daha büyüktür ve alt ve üst çenesinde son derece keskin dişlere sahiptir. Gözleri iri, yuvarlak ve siyah renklidir. Kulak uzunluğu yaklaşık 2.5 cm’dir. ön bacakları beş parmaklı ve çok kısa, arka bacakları ise uzun ve kuvvetlidir. Şinşilla bir fırçaya benzeyen kuyruğunu dengede kalmak için kullanır. Dişi şinşilla erkeğe göre daha saldırgandır. Şinşillaların yaşama süreleri 12-20 yıl arasında değişmektedir.
 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ