Kalın kafalı, anlayışsız ..

Gabi,
Kalın kafalı, 
Anlayışsız,
Arapça Gabi, (ﻏﺒﻰ).
Gabi sözcüğü, arapça  kalın kafalı olmak anlamındaki gabavet kelimesinden türetilmiştir.
Bön, ahmak.


Anlayışı kıt olan, kalın kafalı (kimse), 
Anlayışsız, ahmak, ebleh, kalın kafalı, bön.

Eski dilde gabi, Ahmaklık eden, budalalık eden,
Anlayışı kıt, zekası az.
Bön, dangalak, kalınkafalı. 

Karanlık ...

Tariki,
Karanlık,
Zalam,
Muzlim,
Arapça, karanlık, zalam ( ﻇﻼﻡ).
Arapça, karanlık, muzlim (ﻣﻈﻠﻢ).
Farsça,  karanlık, tariki (تاریک ). 

Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan.

Işık olmama durumu.
Işıksız,
Karanlık olmak,
Karanlıkta bırakmak

Karanlık, mecaz anlamda üzüntü, sıkıntı, perişanlık demektir. 

Karışık durumlara da karanlık denir.
Yasalara, töreye uygun olmayan.
Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum).

Hint veya İspanyol Leylağı denen Çin ve Japonya'da doğal olarak yetişen bir süs bitkisi ...

Oya Ağacı,
Lagerstroemia indica,
İspanyol Leylağı,
Hint Leylağı,

Oya ağacı, kınagiller familyasından Çin ve Japonya'da doğal olarak yetişen bir süs bitkisidir.
Kınagiller, (Lythracea) Familyasına ait olan bu ağaç İspanyol Leylağı veya Hint Leylağı olarak da bilinmektedir. 
Asya’nın doğu bölgelerinde, Japonya ve Çin'de olmakla birlikte ülkemizde de yetiştirilmekte olan bir süs bitkisidir. 

Bu ağacın 30 kadar çeşidi vardır. Süs bitkisi olarak pembe, mor ve beyaz renklerde çiçek açar. Kuraklığa dayanıklıdır. Kökleri yer değişiminden çok etkilenmezler. Oya ağacı her türlü toprakta yetişebilir. Oya ağacı, ilkbaharda dikilmelidir.

Yaz boyunca çiçek açan ağaçlardandır. Gövdesi kışın kabuksuz, pürüzsüzdür. Gövde her yıl kabuk değiştirir. Dökülen kabukların altından yeni pembe kabuklar çıkar. Kent içinde, park ve bahçelerde kullanılır. Gölgeli alanlarda çiçek açamaz. 

Saksıda yetiştirilebilir. Gri veya kahve renkli kabukların dökülmesi ile yenilenmiş gövde çok dekoratif görünümlüdür. 



Yunan mitolojisine göre, yeraltı ölüler diyarının kapısını bekleyen korkunç köpek...

Kerberos,
(Tserber),
Latince, Cerberus,
Yunanca, Çukur İblisi,
Yunan mitolojisinde var olan üç başlı yaratık.

Yunan mitolojisine göre, yeraltı ölüler diyarının kapısını bekleyen korkunç köpek.
Hades’in yönettiği ölülerin bulunduğu yer altı kapısında bekçilik yapan üç başlı köpektir.

Kerberos, büyük bir zincirle bağlı olan bu mitolojik hayvanın görevi yer altındaki ölülerin yeniden yeryüzüne çıkmalarını engellemektir.


Üç başlı cehennem köpeği Kerberos, yeraltına gelenleri kuyruğunu sallayarak, okşayarak içeri alır, ama çıkmak isteyenler için de üç ağzını birden açarak, sipsivri ve kara dişlerini göstererek tehdit edip, yukarı çıkmasını önler.

Yararlanılan uygun koşul...

Olanak,
İmkan,
Arapça, imkan, (ﺍﻣﻜﺎﻥ)
Arapça, mekanet kelimesinden imkan kelimesi türetilmiştir.
Yararlanılan uygun koşul.
Olma ihtimali olan.
Olabilecek durumda bulunma, mümkün olma, olabilirlik, olanak.
Faydalanılabilecek, kullanılabilecek uygun şart.

Eski Türkçe,  imkan, 
İngilizce, possibility, 
Fransızca, possibilité, 
Almanca, Möglichkeit, 
Latince, possibilitas, potentia

Olabilirlik, bir şeyin olabilir oluşu.
Belli koşullarda gerçek olabilecek olan. 
Belli varsayımlar koyarak gerçekleşebileceği düşünülen şey.

Şaka ...

Horata,
Rumca şaka,
Şaka,
Rumca horata, Şaka, eğlence, lâtife, mizah demektir.
Güldürücü oyunlar.
Eğlence.
Dedikodu.
Sohbet toplantısı.
Laf, söz, sohbet.
Gülüşme.
Karşılıklı görüşme.
Çekiştimek,
Şakacıktan
Alay, şaka, latife, eğlence.

Gaziantep kentinde bir dere...

Alleben,
Gaziantep kentinde bir dere.

Kentin en önemli akarsuyu Fırat Irmağıdır. 
Diğer akarsuları şunlardır;

Karasu,
Bozatlı (Merzimen) Deresi,
Nizip Çayı,

Alleben Deresi,
Karaçay,
Balık Suyu,
Sacır Suyu, 
Afrin Çayı, 

Şehir, doğusunda Şanlıurfa,  batısında Osmaniye ve Hatay, kuzeyinde Kahramanmaraş, güneyinde Suriye ve kuzeydoğusunda Adıyaman, güneybatısında Kilis ile komşudur. 
Gaziantep ilinin ilçeleri aşağıda gösterilmiştir.
Araban, 
İslahiye, 
Karkamış, 
Nizip, Nurdağı, 
Oğuzeli, 
Şahinbey, Şehitkamil, 
Yavuzeli. 

Gaziantep'in dağları;
Dormik Dağı (1250 m), Dülükbaba, 
Ganibaba, Gülecik Dağı (1400 m)
İlkikiz Dağı (1200 m)
Karadağ (950 m), Kas Dağı (1250 m)
Nur Dağları (2240 m),
Sarıkaya Dağı, (1250 m), Sam, Sofdağı, (1496 m)

Gaziantep'in Ovaları;
İslahiye, Araban, Barak,  Yavuzeli, Oğuzeli ,

Gaziantep'in yaylaları;
Hızır Yaylası, (Islahiye)
Sof Dağı Yaylası,


Gaziantep'deki Baraj ve Göletler;
Hancağız Barajı,
Kayacık Barajı ,
Alleben Göleti,
Zülfikar Göleti ,
Tahtaköprü Barajı,
Karkamış Barajı ve HES.
Yamaçoba Göleti.

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.

Farak,
Batman,
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.

Ağırlık ölçüleri ;

1 Çeki (4 Kantar) 225,8 kg.
1 Kantar (44 Okka) 56,5 kg.
1 Batman (6 Okka) 7,7 kg.
1 Okka/Kıyye (400 Dirhem) 1,28 kg.
1 Dirhem 3,20 gr.
1 Miskal 4,6 gr.
7 Miskal (10 Dirhem) 32,0 gr.
1 Denk (1/4 Dirhem) 0,80 gr.
1 Kırat (1/4 denk) 0,20 gr.
1 Buğday (1/4 kırat) 0,05 gr.
1 Bağdadi ( 1/4 Kırat ) 0,05 gr. 
1 Fitil ( 1/4 Bağdadi ) 0,01 gr. 
1 Nakir ( 1/2 Fitil ) 0,006 gr. 
1 Kıtmır ( 1/2 Nakir ) 0,003 gr. 
1 Zerre ( 1/2 Kıtmır ) 0,0015 gr. 

TAHILLAR İÇİN ESKİ AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ

AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ

ESKİ ÖLÇÜ BİRİMLERİ

Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerle yapılan söz sanatı...

Cinas,
Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerle yapılan söz sanatı.

Cinas, cina:sı,
Arapça cinas, (ﺟﻨﺎﺱ)
Arapça cins, soy, nevi anlamına gelen cinas kelimesinden türetilmiştir. 
Edebiyatta anlamları ayrı, yazılış veya söylenişleri birbirinin aynı, benzeri olan iki kelimenin bir ibarede (mısra veya beyitte) kullanılması yoluyle yapılan söz sanatı olarak biliniyor.


Türkçe değil ancak arap harfleriyle yazılan metinlerde, harflerinin türü,  sıralanışı, sayısı, harekeleri bakımından da birbirinin aynı olan iki kelime ile yapılan cinasa cinas-ı tam denilir.

Ayrıca çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma içinde cinas kullanılır. Halk dilinde cinaz olarak da ifade edilir. Kavga, gürültü manasına gelen cinas kelimesi, Niğde yöresinde kullanılır. 

İslam hükümetlerinde Devlet Reisi ...

İmam,
Arapça, imam, امام
Öne geçmek, 
Önde ve ileride olan.
Cemaate namaz kıldıran.
İçtihad sahibi zat. 
Mezheb sahibi olan.
Sultan, 
Hakim, 


Reis, Ümmetin reisi. 
Müftü,
Mezheb sahibi olan.
İslam hükümetlerinde Devlet Reisi.
Hz. Ali neslinden gelen kişi.

Müslümanların imamı olan halife ve askerlerin başı imamdır. Müslümanların devlet reisi.

İmam, (ﺍﻣﺎﻡ), 
İslam dinine ait bir terimdir. Cemaate namaz kıldıran ve diğer dini görevleri yerine getiren kişileri ifade eder. İmamlık görevini yerine getirmeye ise imamet denir. 

Hz. Muhammed hayatı boyunca namazları kendisi kıldırmış, dört halife de bir zorunluluk olmadıkça buna uymuşlardır. Genel anlamda önder, lider, devlet başkanı anlamlarına gelir. 

Herhangi bir mescide imam atanması, Emeviler zamanında yapılmıştır.  Abbasiler zamanında ise imamlık bir devlet memurluğu haline getirildi. İmamların atamasını ve azledilmesini bizzat devlet başkanı yapmış. 

Türkiye’de ise  imamlar, İmam Hatip liselerinden mezun olarak görev yapıyorlar. Eskiden köylerde bu dini vecibeleri yerine getirilmesi için köylü ortak olarak bir imam tutarlar. Yaptırdıkları camide ve lojmanında bakalardı. İmam da cemaate karşı görevlerini yerine getirirdi. Buna karşılık olarak da köylü anlaştıkları ücreti öderlerdi. Dini görevlerini kendileri ve bütçeleri ile çözerlerdi. Şimdilerde siyaset gereği devlet bu işi kendisi üstlenmiştir. Şu anda devletin bu şekilde halkın kendi ibadeti için gerekli olan personel ve hizmet devlet tarafından büyük imkanlarla karşılanmaktadır. Dolayısiyle laiklik ortadan kaldırılmıştır.

İslam dünyasında yüzyıllarca erkekler imam olmuştur. Bugün Fas, Türkiye ve birkaç tane diğer Müslüman ülkede kadın imam da bulunur. Kadın imamlar sadece kadın cemaatin namazını yönetip onlara vaaz verebilirler. 

Alevilik ile Caferilik, Şiâ mezheplerinde din adamı olarak imam yoktur. Şii mezhebinde On iki İmamın keramet gücü olduğuna inanılır. 

İmam kelimesi, Türkçe’den Balkan dillerine de geçmiştir.

Yeni Zelanda’ya özgü, sarhoş güvercin de denilen bir güvercin türü...

Kereru,
Sarhoş güvercin,
Yeni Zelanda'ya özgü bir güvercin türü.
Kereru türündeki kuş, fermante olan, mayalanan tatlı meyvelerden yediği için sarhoş oluyor.  Sarhoş olan kuşlar çoğu zaman garip davranışlar sergiliyor. Yeni Zelandalı bu tür güvercinler, güzel renkli tüylere sahip olup, sürekli sarhoş olduklarından dolayı ünlüdürler. 


Zamanlarının çoğunu fermante olmuş ve alkol içeren meyveler tüketerek geçiren kererular, Yeni Zelanda’ya özgü beş güvercin türünden birisi olarak nam salmışlar.

Çoğu zaman ayakta duramayacak (uçamayacak) kadar sarhoş olan kereruların avlanmaları ülkede yasaklanmıştır. Ancak avcılar, bir yerlerde kafası güzel ve kendinden geçmiş bir şekilde sızan kereruları, etleri ve güzel tüyleri için avlıyorlar daha doğrusu gidip topluyorlar. Kereruların türleri bu nedenle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olup, korunma altına alınmışlardır.

Güvercin, Güvercingiller (Columbidae), takımına ait, 300'e yakın türden oluşuyor. Güvercin, kumru, Dodo (Raphus cucullatus) ve Pezophaps solitaria gibi soyu tükenmiş türleri içeren bir familyadandır.

DODO




Eski dilde, kapsamını genişletmek, kapsamına almak. ..

Teşmil,
Arapça, (ﺗﺸﻤﻴﻞ) 
Kapsamına alma, genişletme, yayma.
Teşmil etmek. 
Kapsamını genişletmek, kapsamına almak.
Eski dilde, kapsamına alma, genişletme, yayma.
Arapça, şumul, içine almak kelimesinden türemiştir.
Şumul kapsam demektir.
Bir şeyi kapsamı içine alma, yayma.


Zimbabve'yi 37 yıl yöneten eski Devlet Başkanı ...

Robert Mugabe,
(1924 Günay Rodezya-06.09.2019 Singapur)

Robert Mugabe önce Başbakan sonra da Devlet Başkanı olarak Zimbabve'yi 37 yıl yönetti.
Afrika ülkesi Zimbabve’nin eski Devlet Başkanı Robert Mugabe 95 yaşında, tedavi görmekte olduğu Singapur’da hayatını kaybetti.

Ülkesinin bağımsızlık mücadelesinde büyük rol oynayan Afrikalı lider, 1980 yılından beri başbakan ve devlet başkanı vasıflarıyla toplam 37 yıl boyunca Zimbabve’yi yönetmiş. 2017 yılına kadar görevde olan dünyanın en yaşlı lideri olarak biliniyordu. 

Robert Mugabe, 2017 yılında askeri darbe sonrası istifa etmek zorunda kalmıştı.

Eski İngiliz sömürgesi olan ve bağımsızlık öncesi Güney Rodezya adını taşıyan Zimbabve' de 1924 yılında dünyaya geldi. İyi ve güçlü bir hatip olan Mugabe, 1970 yılında Zimbabve Afrikalı Ulusal Birliği'nin beyazlara karşı verdiği mücadelelerle ün kazandı. 

Bağımsızlık savaşı 10 yıl hapis yatmasına neden oldu. 1975 yılında hapisten çıkar çıkmaz beyaz azınlık yönetimine karşı mücadelesine kaldığı yerden devam etti. Ülkedeki iç savaşa 1979 yılında son veren Lancaster sözleşmesini imzalayarak seçime gidildi. 

Mugabe, 1980 yılının mart ayında yapılan seçimlerde başarılı olmuş ve ülkenin ilk başbakanı olarak göreve başlamış. Yeni başbakan uzun yıllar ülkesinin bağımsızlığı için savaşmış. Sömürgecilik ve Apartheid (Afrika dilinde "ayrılık" anlamına gelmektedir), rejimine karşı mücadele etmiş. Güney Rodezya olarak bilinen ülkenin adını da Zimbabve olarak değiştirmiştir. Ancak bağımsızlık savaşlarından sonra 1982 - 1986 yıllarında Mugabe ve eski hükümet ortağı,  Joshua Nkomo ile yaşanan siyasi kriz iç çatışmaya dönüşmüş. Bu kanlı iç savaşta yaklaşık 20 bin kişi hayatını kaybetti.

1987 yılında Başkanlık sistemine geçilmesiyle, 2017 yılındaki askeri darbeye kadar devlet başkanı olarak kalmayı başarmıştır.  2017 yılının kasım ayında  Zimbabve ordusunun baskısı ve protestolar sonucunda, istifa etmiştir. Yolsuzluk iddiaları ve insan hakları ihlalleri ile suçlanan Robert Mugabe dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamadı.

1980’de Zimbabve bağımsızlığını yeni kazanmış bir devletti. Aynı yıl ülkede yapılan ilk seçimlerde beyaz azınlık görevden alınmış Robert Mugabe’nin başında bulunduğu siyasi oluşum seçimlerden zaferle çıkmıştı.

1980 yılından 2017 yılına kadar yönetimde kalmayı başaran başkan, tarım reformları, eğitim alanındaki reformlar ile ülkesini geliştirmiştir. Ülkenin okuma yazma bilen kişi sayısı,  Afrika’da Güney Afrika Cumhuriyeti’nden daha fazla olmuştur. Bu olumlu gelişmelerin yanında muhalefeti bastırmış ve işkence uygulamış. 2000 yılında bir tarım yasası ile ülkedeki4 bin beyazın elinde bulunan işlenebilir topraklara devlet el koydu. Topraklarından vazgeçmek istemeyen beyazlarla çıkan çatışmalar, ölümlere ve göçlere neden oldu. Beyaz çiftçilere verilen sübvansiyonları da kesince ülke ekonomisinin tepe taklak olmasını engelleyemedi. Ülke büyük bir fakirliğe sürüklenmi ve yoksulluk savaşı başlamış.

Muhalefetin başında bulunan Morgan Tsvangirai, 2008 yılında düzenlenen seçimlerden zaferle çıktı. Ama Mugabe koltuğunu bırakmak istemedi. Tsvangirai’nin başbakan olmasını kabul etti.

Mugabe Afrika’da ülkesini sömügeci güçlerin elinden kurtaran bir kahraman, Batıda ise diktatör olarak görülüyordu.

Önü hendekli siper..

Or,
Halk dilinde, düşman saldırısına karşı koymak için düzenlenmiş yer, önü hendekli toprak tabya, hendek.

Önü hendekli siper.
Siper, hendek, 
Kale hendeği,
Önü hendekli siper. 
Farsça, siper, (ﺳﭙﺮ).

Korunmak, gizlenmek maksadıyle arkasına, altına veya içine sığınılacak, saklanılacak şey.

Hendek,

Arapça, ḫandaḳ,
Farsça khendeq,
Şehir, hisar, kale, tarla vb. yerlere girilmesini önlemek, arazide, yol kenarlarında suların akmasını sağlamak için kazılan, iki tarafı yüksek, uzunlamasına derin çukurdur.
Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur   korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer.

Yırım,
Or,
Dren,
Kodal,
Ür,
Kende,
Uhdut,
Siper,
Trap,

Asitan, Kapı önü, eşik anlamında eski bir sözcük olarak kullanılır.

Eski dilde dinine bağlı, dindar (kimse) ...

Mütedeyyin,
Arapça Mutedeyyin, dindar.
Eski dilde dinine bağlı, dindar (kimse)
Dindar.
Din ile vazifeli.
Arapça, (ﻣﺘﺪﻳّﻦ) 
Arapça, dînine bağlı olmak anlamına gelen, tedeyyun kelimesinden türetilmiştir.
Dinine bağlı (kimse),
Dindar,
Bir dini kabul etmiş olan (kimse).
Sağlam müslüman, 
Dine muhalefetten sakınan, dinine sadık olan.

Borçlu, Mütedeyyin,
Borçlu olan.
Arapça, tedeyyun, borçlanmak kelimesinden, borçlu anlamına gelen mutedeyyin sözcüğü olarak da kullanılır.

Oyuklara taşları koyup almaya dayanan bir oyun...

Mankala,
Mangala,

Mancala,
Köçürme,
Pıç,
Meneli taş,
Altıev,


Oyuklara taşları koyup, almaya dayanan bir oyundur.
Mangala (Mankala)  oyununun tarihi çok eskilere dayanıyor. Rivayete göre eskiden kayıt tutmak için kullanıldığı söyleniyor. Orta Asya’da Türkler ile birlikte eğlence amaçlı olarak kullanılmaya başlanmış. Mangala devrine uygun olarak taşlar ile değil daha çok tohumlar ile oynanıyormuş.

Mangala oyunu basit gibi görünse de özünde bazı kavramları sembolize ediyor. Oyun tahtasındaki  oniki oyuk, yılın oniki ayını temsil ediyor. Oyukların içindeki taşlar ise her bir dört taş grubu, yılın dört ayını temsil ediyor. Yanlarda bulunan hazineler ise Doğu ve Batı’yı sembolize ediyor. Normalde her oyun bir settir. Standart olarak toplamda 5 set oynanır. Ancak set sayısı taraflarca da belirlenebilir.

Günümüzde, dünyada Mangala adıyla biliniyor. Adı ve kuralları yöreden yöreye değişiklik gösterebiliyor. Mankala oyunu, Anadolu’da da uzun yıllardır oynanan köklü bir oyundur. Bazen mangala, bazen mancala bazen de mankala ismiyle anılıyor. Eskiden Köçürme dendiği de biliniyor. Pıç, Erzurum yöresinde bilinen adıdır. Konya’da Meneli taş olarak anılıyor. Safranbolu dolaylarında Altıev oyunu olarak biliniyor.

Tarihte Sakaların, Göktürklerin, Uygurların da oynadığı rivayet edilir. XVI. yüzyıldan itibaren Osmanlı minyatürlerinde Mangala tasvirlerine rastlanmış. Avrupa’da da mangala oyununa benzer mantığa sahip oyunlar, oynanıyor.

Mangala oyunu kuralları aslında basit bir mantık üzerine kuruludur. Oyunun en başından doğru bir strateji kurup bunu oyun sonuna kadar sürdürebilmektir.

Mangala Oyunu;
Her oyuncunun, başlangıçta 24 taşı olan 2 kişi arasında oynanır. Mangala oyununda toplam 12 adet oyuk vardır. Bunlara ev ya da çukur denir. Her oyuncunun önünde 6 adet oyuk vardır. Oyuncular sadece kendi oyuklarından taş çıkartabilirler. Ancak rakibin oyuklarına taş bırakabilirler. Bu 6 oyuğun yanında, sağında veya solunda birer tane büyük oyuk bulunur. Bu büyük çukurlara hazine denir.  Oyunun amacı, taşları bu hazine denen kısımlarda toplamaktır. Her oyuncunun sağında bulunan hazine, o oyuncuya aittir. Oyun başlangıcında her oyukta 4’er tane taş olmalıdır. Oyuna yazı tura ya da kura ile başlanır.

Oyunun kuralları;

·       İlk başlayacak oyuncu bir oyuk seçer.
·       Bu seçtiği oyuktaki  4 taşı alarak saat yönünün tersindeki oyuklara teker teker bırakır.
·       Oyuncu aldığı oyuğa da bir taş bırakmak zorundadır.
·       Oyuncunun bıraktığı son taş hazinesine denk geliyorsa, hamle sırası tekrar aynı oyuncuda olur.
·       Rakip oyuncunun oyuklarına atılan son taş rakip oyuncunun oyuğunu çift yaparsa (2,4,6,8 taş gibi), oyuncu rakibin kuyudaki tüm taşları kendi hazinesine atmaya hak kazanır.
·       Oyuncu kendi bölgesindeki bir boş kuyuya son taşı denk getirirse karşı bölgenin kuyusundaki tüm taşları da alır ve hazinesine atar.
·       Oyun sonunda bölgesindeki taşların hepsini hazinesine koymayı başaran oyuncu, rakip bölgedeki tüm taşları da almaya hak kazanır.
·       Kendi hazinesine ekler.
·       Oyun bu şekilde sona erer.
·       Oyun bitiminde hazinelerdeki taşlar sayılır.
·       En çok taşa sahip olan oyunu kazanır.
·       Taşlar eşitse berabere biter.

Ticaret ...


Tecim,
Ticaret,
Ürün, mal vb. alım satımı.
Arapça ticaret kelimesinden tecim sözcüğü çağrışım yoluyla türetilmiştir.
Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr.
Alım-Satım.

Alım satım işi.
Savda,
Kar,

İng. Trade,
İsp. comercio,
Frn. commerce,
Alm. Handel,

Ticaret, kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliğidir.
Ticaret, kazanç ereğiyle yürütülen her türlü alım satım işidir.
Ticaret, malların veya hizmetlerin bir kişiden veya varlıktan diğerine, genellikle para karşılığında aktarılmasıdır. Ticaret yapılan yere veya sisteme pazar denir.
Eskiden ticaret biçimi olarak takas, barter, değiş-tokuş kullanılırdı. Bir mal ve hizmetler için mal ve hizmetlerin doğrudan değişimidir. Para kullanılmadan karşılıklı mubadeledir. Tüccarlar , ticareti genellikle para gibi bir değişim aracıyla pazarlık ederler. Sonuç olarak, satın alma satış veya kazanç ayrılabilir. 

Paranın icadı ticareti büyük ölçüde basitleştirmiş ve teşvik etmiştir. İki tüccar arasındaki ticarete ikili ticaret denir, ikiden fazla tüccar içeren ticarete ise çok taraflı ticaret denir.

Mal ya da hizmet karşılığı yapılan ticaret

Zayıf, cılız, hastalıklı...

Arbaz,
Zayıf,
Cılız, 
Hastalıklı.

Arbaz, kelimesinin diğer anlamları;
Kısır kadın veya hayvan.   
Tombul, şişman çocuk.  
Avlu.

Budala, bön...

Ebleh,
Osmanlı döneminde verilen ad. 
Arapça, ebleh, (ﺍﺑﻠﻪ) .
Akılsız,
Budala,
Bön,
Alık,
Salak,
Ahmak,

Saf,
Zekaca geri, 
Zekâca geri olan (kimse), 

Arapça belahet kelimesinden türetilmiş. 
Ebleh sözcüğü ahmak olmak anlamına gelir.
Aklı kıt, ahmak, alık, bön (kimse),

Eblehiyet, Eblehlik, Arapça, (ﺍﺑﻠﻬﻴّﺖ) 
Ahmaklık, bönlük, alıklık, aptallık, belahat.

Eski dilde, şüphe, korku ve endişelerden kurtulup rahatlamış olmak ...

Mutmain,
Müsterih,
Arapça, (ﻣﻄﻤﺋﻦّ) 

Eski dilde, şüphe, korku ve endişelerden kurtulup rahatlamış olmak .
Muṭma’inn kelimesi, Arapça iṭmi’nan, emin olmak, sükunet bulmak kelimesinden türetilmiştir. 
Şüphe, korku ve endişelerden kurtulup rahatlamış, gönül huzuruna kavuşmuş, emniyete ermiş.

Gönül huzuruna kavuşmuş. 
Huzura kavuşmuş.

Arapça, Mutmainne (ﻣﻄﻤﺋﻨّﻪ). Sükunet bulmuş, huzura kavuşmuş nefis anlamındadır.
Eskiden ifade edildiği şekli ile Mutmainn(e), itmi'nanlı demektir. 
Yani içi rahat, müsterih,  şüphesi kalmamış, kendinden emin durumunu ifade eder.

Mardin'in Nusaybin ilçesinin eski adı ...

Nisibis,
Nusaybin,
Mardin'in Nusaybin ilçesinin eski adı.

Akadca, Naṣibina.
Klasik Yunanca: Νίσιβις, Nisibis.
Arapça,  نصيبين, 
Kürtçe, Nisêbîn.
Süryani, ܢܨܝܒܝܢ, Nṣībīn,
Ermeni, Մծբին, Mtsbin, 


Nusaybin, Mardin’in bir ilçesidir. Kentin nüfusu 2009 itibariyle 83.832'dir. Nüfus ağırlıklı olarak Kürt, Sünni ve Yezidi'dir. Ancak küçük bir Hıristiyan topluluğu da var.  

Yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanan Nusaybin yerleşimi, çeşitli gruplar tarafından yönetildi. İlk olarak M.Ö. 901 yılında  Aram yerleşimi olmuş. Naşibīna olarak anılan kent M.Ö. 896 yılında Asurlar tarafından ele geçirildi. IV. ve V. yüzyıllarda, yakınında bulunan Edessa(Urfa) ile birlikte Süryanilerin en büyük merkezlerinden biri olmuş.


Çorum ilinde ünlü bir höyük...


Alacahöyük,
İmat Höyük,
Çorum ilinde ünlü bir höyük, Alacahöyük,

Alacahöyük, Çorum iline 45 km. uzaklıkta, Çorum’a bağlı, Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Hüyük köyündedir. 

Alacahöyük'ün esas adı İmat Höyük'tür.


Çevreye en yakın bilinen yerleşim birimi Alaca ilçesi olduğundan Alacahöyük adıyla anılır. Osmanlı arkeolog Theodor Makridi, 1907 yılında ilk kazılara başlamış. Atatürk’ün emriyle Türk Tarih Kurumu adına 1935 yılında bu kazılara Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Remzi Oğuz Arık'ın başkanlığında başlanmış.  Alacahöyük kazısı, Türkiye’nin ilk ulusal kazılarındandır.  Bu kazılarda 4 uygarlık açığa çıkarılmıştır.


Alacahöyük’te ele geçen buluntular, Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile 1941 yılında ziyarete açılan Alacahöyük Müzesi'nde sergilenmektedir. Alacahöyük ve Boğazköy'ü kapsayan alan, 1988 yılında milli park ilan edilmiştir.

Eski dilde tamamlayan, bütünleyen, bitiren, tamamlayıcı (şey) ...

Mütemmim,
Arapça, (ﻣﺘﻤّﻢ) 
Arapça tetmіm, tamamlamak'tan üretilen sözcük mütemmim. 
Mütemmimat (ﻣﺘﻤّﻤﺎﺕ), Çoğul halidir.
Tamamlayan, tamamlayıcı (şey).
Tamamlayan, bitiren.
Bütünleyen, 
Bitiren

Batman'ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda, Süryani kültürüne ait ortaçağdan kalma tarihi bir yerleşim...

Attafiye,
Batman'ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda, Süryani kültürüne ait ortaçağdan kalma tarihi bir yerleşim.

Batman'ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda kurulmuş tarihi bir yerleşim yeridir. Süryani kültürüne ait olduğu ve ortaçağdan kalma tarihi bir köydür. Hasankeyf ilçesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Batman iline bağlı, Dicle Nehrinin doğu kıyısında yer almaktadır. 

Güneyinde Güneydoğu Midyat Dağları, Kuzeyinde ise Petrol deposu Raman Dağları bulunmaktadır. Hasankeyf, Batman'a 37 km. uzaklıktadır. Ortaçağ dünyasının kültür, ticaret ve siyaset odaklarının bütünleştiği bir bölgede bulunan bir antik kenttir.

1926 yılında Gercüş ilçesine bağlanan Hasankeyf, Batman'ın 1990 yılında il yapılması üzerine ilçe olarak Batman'a bağlanmıştır. Bu ilçeye bağlı Attafiye ise, Ortaçağdan kalan bir yerleşim yeridir. Hasankeyf köprüsünün uzantısındadır. Süryani kilisesinin kalıntılarının bulunduğu köy günümüzde baraj inşaatı esnasında kaybolmuş. Attafiye köyünün, Hasankeyf ile aynı tarihe sahip olduğu bilinmektedir. Attafiye'de tarihi kilise ve türbeler olduğu rivayet edilir. Attafiye köyünün hemen yanında Mor Aho Manastırı var.

Bazı seslerden aşırı ölçüde korkma. ..

Akustikofobi,
Belirli seslerden korkma,
Bazı seslerden aşırı ölçüde korkma. 

Misofonya, seslere karşı bir duyma bozukluğu değil bir algı bozukluğudur. 
Misofonya, Bazı seslerden aşırı rahatsız olma durumu.  

Çevrenizde birileri masaya kalem vururken, kahvelerini höpürterek içerken verdiğiniz tepki aslında ses hassasiyetinizin yüksek olması ile ilgilidir.

Misofonya hastaları genellikle az konuşan insanlardır. Sakin ritimli müzik dinleyerek, sessiz bir ortamda istirahat ederek rahatlayabilirler. Topluca yenilen yemek ortamlarından kaçmakla birlikte, toplu taşıma araçlarında sürekli olarak kulaklık takarlar. Uyumak için odasını paylaştığı kişilerden önce uyumak isterler. Çünkü onlardan sonra uyuduklarında, nefes alma sesleri bile kendileri için rahatsız edici olabilir.

Misophonia kelimesi tam anlamıyla sesten nefret etme, düşük düzeyde sesten hoşlanmama biçimidir. Hiperakuzi aksine Misophonia belirli sesler için spesifiktir.

Fobiler,

Erzurum'un Uzundere ilçesinde ünlü bir Gürcü kilisesi ...



Öşvank 
Öşk-Vank,
Öşvank Kilisesi,
Öşk-Vank, Kilisesi,
Öşvank Manastırı,
Çamlıyamaç,
Çamlıyamaç köyü, ilçe merkezine 15 km. mesafededir.

Öşvank kilisesi, Erzurum Uzundere ilçesi, Çamlıyamaç köyündedir. 

Manastır kilisesi, üzerindeki yazıtlara göre 963-973 yılları arasında, Gürcü Kralı Kuropalat Adarnese’nin oğulları David (961-1001) ve Prens Bagrat, tarafından inşa ettirilmiş. Vaftizci Yahya (Ioannis Prodromos)’ ya adanmıştır. 

1022 yılında bölgenin Bizans İmparatorluğu denetimine geçmesinden sonra kilisenin yıkılan kubbesi Bizans İmparatorları II. Basileos (ö. 1025) ve VIII. Konstantin (ö. 1028) tarafından onartılır.

Bir çeşit iri karalahana ...

Lastarya,
Bir çeşit iri karalahana.
Bir çeşit büyük pazı ya da iri karalahana.

Turpgiller familyasından, iri, yeşil ve kalın yapraklı bir bitkidir. Kara lahana, C vitamini açısından zengindir. Ayrıca, A, B, E vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum, bakır ve demir minerallerini bol miktarda içerir. İri karalahanaya Lastarya denir.

Karalahana'nın faydaları;
Karadeniz yöresinde bolca tüketilen çok besleyici bir sebzedir. Cilt, diş ve kemik dokularının sağlamlığını arttırır. Vücuttaki zehirli maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar. İştah açar. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Kansızlığa faydalıdır.

Vücüdun direncini arttırır ve zararlı bakterileri öldürür. Kansere karşı iyi bir koruyucudur. Kandaki şeker oranını düşürür. Astım, romatizma, siyatik, sarılık hastalıklarında faydalıdır. 

Genellikle yemeği yapılır. Ayrıca, suyu sıkılarak çıkarılıp içilebilir. 

Dikkat, Karalahana Guatr rahatsızlığı olanlara tavsiye edilmez. Çünkü, vücutta bulunan iyotu yok edici etkilere sahip olduğu bilinmektedir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ