Yelkenli gemilerde direğin ortasına yakın bir yere eğik konumda bağlanan seren...

Artene,
Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder.

Basit ve bileşik ilaçların tanımlandığı kitap, koteks ...

Akrabadin, (farmakope, kodeks). 

İlk resmi eczaneler 780 yılında, Halife Mansur’ un zamanında kuruldu. 860’ da ilk resmî ilaç rehberi olarak bilinen Arapça Akrabadin hazırlatılmıştır. Ebu Bekr Razi (854-932) ilaç imalinde tabii arsenik, demir ve bakır sülfürlerini kullanarak kimya ilmini ilk defa tıbbın hizmetine sunmuştur.       

Grekçe küçük eser, kitapçık anlamına gelen graphidion sözcüğü süryaniceye graphazin, bu dilden arapçaya krabazin, akrabazin ve türkçeye de akrabadin, krabadin biçiminde girmiştir. 

İlaç, teşhis, hastalıklara karşı korunma, tedavi veya hastalıkları teskin etmek amacıyla, canlılara muhtelif yollardan verilen, yaşayan varlıklar tarafından alındığında bir veya daha fazla fonksiyona etki eden doğal, veya kimyevi ( kimyasal) maddelere verilen isim. 

Bilinen eldeki en eski bilgilere göre; Hippokrates, haşhaştan elde edilen afyonun ağrı giderici, yatıştırıcı ve uyku verici bir madde olarak kullanıldığıdır. İlaç iki kısımdan meydana gelir:   

Etkin madde (drog):  Canlıda fizyolojik etki gösteren bir veya birkaç  kimyasal madde karışımıdır.    
Taşıyıcı (sıvağ): Etkin maddenin hasta tarafından kolay alınabilmesi veya iyi doze edilebilmesi için katılan fizyolojik etkisi olmayan kimyasal maddelerdir ( glukoz, parafin, gliserin gibi).

Adını üyelerinin doğum yeri olan üç Kuzey Avrupa Başkentinden alan dışavurumcu ressamlar grubu ...

Kobra,
Adını üyelerinin doğum yeri olan üç kuzey Avrupa başkentinden (Kopenhag, Brüksel, Amsterdam) alan dışavurumcu ressamlar grubu. Grubun iki büyük sergisinden ilkini 1949’da Danimarkalı ressam Asger Jorn, Amsterdam Belediye Müzesi’nde sergiledi. İkinci sergi 1951’de Belçika’nın Liege kentindeki Güzel Sanatlar Sarayı’nda açıldı.

Grubu oluşturan Karrel Appel, Corneille (Corneille Guillaume Beverloo), Constant (Nieuwenhuis), Pierre Alechinsky, Lucebert (Lambetur Jan Swaanswijk) ve Jan Atlan şiirlerden, filmlerden halk sanatlarından, çocuk resimlerinden, ilkel sanattan esinlenerek yarı soyut bir anlayış geliştirmişlerdi. Resimlerinde hareketli soyutu anımsatan parlak renkleri ve sert hareketli fırça vuruşlarını dışavurumcu bir anlatımla kullandılar. İmgeler resmin oluşum süreci içinde kendiliğinden oluşuyor, figürlerde vahşice biçim bozmalar görülüyordu. Kobra grubu, Avrupa’da daha sonra gelişen soyut dışavurumculuğu ( Ekspresyonizm) derinden etkiledi.

Pierre Loti' nin bir romanı...

Aziyade,

Aziyade, Pierre Loti’ nin uğruna roman döktürdüğü bir kadın. Dünya klasiklerinin çizgi romanları arasında Aziyade de yerini aldı. Pierre Loti onu Selanik’te tanımış, İstanbul’da bulmuş ve saklı saklı buluşmaya başlamıştı. Kadının gerçek adı Hatice’ydi, yeşil gözlü bir Çerkez güzeliydi ve bir adamın üçüncü eşiydi. Kimileri Aziyade’nin gerçek olmadığını söyler. Bunlara göre; eşcinselliğiyle meşhur yazar, İstanbul’da yaşadığı kaçamakları maskelemek amacıyla sevgilisini sanki kadınmış gibi göstermiş ve ona Aziyade adını yakıştırmıştır.
 
Pierre Loti, (1850-1923), 

Rochefort’ta doğmuş, ünlü bir Fransız roman yazarıdır. Denizci bir aileden gelen Pierre, çocukluğunda Latince, Yunanca ve İngilizce dillerini öğrenmiş ve 1865’de Deniz Akademisi’ni bitirmiştir. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan yazara, 1867yılındaki Okyanusya seferi sırasında,Tahiti’li yerliler tarafından Pierre Loti adı verilmiştir. Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adı olan Loti, gül anlamına gelir. Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve, 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvesi olarak tanınmıştır. 

Pierre Loti, deniz subayı eğitimi almasına rağmen, hiçbir silahlı eyleme katılmamıştır. Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbul’u belki yerlilerinden daha fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde, kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbul’a övgü dolu yazılar yazmıştır. Eserlerinde aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır. Kalbinin en derin köşelerinde alev alev yanan yaşanmış aşk hikayesini, ünlü eserine adını verdiği “Aziyade” romanının içinde bulabilirsiniz. O dönemdeki Osmanlı’yı anlatan ve eleştirmenlerin olumlu yanıt verdiği bu romanda, Pierre Loti’nin ruh halini de bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti, yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiye’yi yeni bir yurt olarak belirlemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir. Pierre Loti’nin kalbini kaptırdığı Çerkez kölesi Aziyade ise, Cihangir semtinde oturan Abidin Efendi’nin bir kölesiydi. Kurtuluş Savaşı yıllarında, yazılarıyla hep Türkiye’yi destekleyen Pierre Loti, bu barışçıl ve içten bağlığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir. Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye, adına saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve, sanatçı ve ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir. 

Etiyopya' da yetişen, ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl...

Tef,
Etiyopya'da yetiştirilen, ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl.

Tırnak yöresinde oluşan iltihaplı ve ağrılı şiş...

Etyaran, 
Dolama,
Kurlağan,
Parmak Çıbanı.
Felon, 
Paronişi


Nedeni ve yayılması ne olursa olsun parmakların (özellikle tırnak yatağında) tüm akut inflamasyonlarına verilen ad. Daha çok parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan. Tırnak kıvrımında ağrı şişlik ve kızarıklık şeklinde görülen bir enfeksiyondur. İleri aşamada bu bölümde cerahat gelişir. Travmanın neden olabildiği bir bakteri enfeksiyonudur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.

Tırnak dibinde oluşan bu enfeksiyon, zamanında yeterli tedavi uygulanmazsa, ciddi sonuçlar doğurabilir. Şiş olan yerde ağrı ve ateş hissedilir. Dolamanın tedavisi konusunda bazıları hemen enfeksiyon bölgesi yarılmalıdır, bazıları da iltihab iyice oluşmadan bu müdahaleye yanaşmaz. Bunun içinde kimileri lapa uygulamasını salık verirler, kimileri de parmak ve elin yalnız hareketsiz tutulmasının yeterli olduğu kanısındadır. 

Kuşkusuz, antibiyotikler kullanılmalıdır ve yine kuşkusuz ki, dolama tedavisinin gecikmesi enfeksiyonun parmak ucu kemiğene ulaşmasına yol açar. Dolama, doktor tedavisi gerektiren bir oluşumdur. Dolama otu (paronychia serpilifolia) dolama tedavisinde kullanılan şifalı bir bitkidir. 
Günümüze kadar eskilerin uyguladıkları başka tedavi metodları  aşağıda kulaktan kulağa anlatılmıştır. Bunlar;
  1. Bir kapta 30 gram tuzsuz tereyağı, aynı miktar ko­yun iç yağı, 60 gram zeytinyağı ve 5 gram balmumu hafif ateşte eritilir ve iyice karıştırılır. Bu merhem dolamanın üzerine sarılarak 12 saatte bir değiştirilir.
  2. Bir baş soğan ateşte pişirilir. Sonra bir saat kadar zeytinyağının içine konur. Daha sonra soğan ikiye kesilir ve dolamanın üzerine sarılarak 8 saatte bir tekrarlanır.
  3. Bir çay bardağı zeytinyağına bir tutam temiz ıspanak konur ve hafif ateşte haşlanır. Ilıdıktan sonra dolamaya sarılır. Sekiz saatte bir değiştirilir.
  4. Bazıları ateşte közlenmiş soğanın cücüğünü çıkarır, dolama olan parmağı o yuvaya sokarak apsenin bir an önce oluşarak dışarı atılmasını sağlar. 
  5.  Kara merhem, antibiyotik ilaçlar ile apsenin yara bölgesinden atılması sağlanmalıdır.

Havarileriyle birlikte yediği son yemekte İsa peygamberin kullandığı tas...

Graal (Kutsal Kase),
(İng: Holy Grail, Fr: Graal), 

Hristiyan Mitolojisinde, İsa' nın Son Akşam Yemeği' nde kullandığı iddia edilen, mucizevi güçleri olduğuna inanılan tas. Aramatyalı Yusuf' un, çarmıha gerilen İsa' nın damlayan kanını Kutsal Kaseye koyduğuna inanılır.

Kutsal Kase, Son Akşam Yemeği’ nde İsa'nın içmek için kullandığı ve Arimatea’ lı Yusuf’ un çarmıha gerilen İsa’ nın kanını doldurduğu kadeh olarak geçer. Kutsal Kase, İsa’ nın kadehi olarak kabul ediliyor. Ama tarihte Sangreal Belgeleri adıyla anılan belgeler de, inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülü. 

Belgelerin bin yıllardır Tapınak Şövalyeleri adı verilen gizli bir örgüt tarafından korunduğuna inanılıyor. Belgelerin Tapınak Şövalyeleri’ ne bunca güç vermesinin nedeni, sayfalarda Kâse’nin gerçek tabiatının açıklanması. Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kâse bir kâse değil. Kâse efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar. Kâse efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh, başka bir şeyin, çok daha güçlü bir şeyin mecazi hali. Kutsal Kâse insanlık tarihinde en çok aranan hazinedir. Kâse efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden olmuştur. Dikenli Taç, Çarmıhta kullanılan Gerçek Haç, Titulus hepsi bin yıllarca arandı ama tarih boyunca aralarında en özeli Kutsal Kâse' dir. Prieure de Sion tarikatında (Tapınak Şövalyelerinin diğer adı) gül sembolü kâse için kullanılmış bir semboldür. Gülü Kâse sembolü olarak kullanmalarının nedeni ise gizliliktir.

Tırnak hastalıkları...


Tırnağın en önemli fonksiyonu koruma fonksiyonudur. Tırnak problemleri oldukça sıktır. Sedef ve egzema gibi hastalıklarda, travma sonrasında, ilaçların yan etkisi olarak ve bazı cilt hastalıklarında tırnaklarda değişiklikler görülür. Tırnaklarda görülen bozuklukların en sık nedeni mantar enfeksiyonu olmakla beraber, bakteri enfeksiyonları da tırnaklarda bozukluk yapabilir. 
Beau çizgileri (Yatay Oluklanma): Genellikle travma sonrası görülen, tırnak yatağındaki yatay çökmedir. 

Ağır beslenme bozuklukları, yüksek ateş ve bazı ilaçların alınması sonrasında görülür. Özellikle kronik egzemalarda da tırnakta yatay çizgi oluşabilir. Tırnak yatağındaki büyümenin bir süre durması bu oluklanmaya neden olur. Bu oluklanma, neden olan olaydan bir ay sonra fark edilir, kendiliğinden geriler, tırnak uzadıkça ileri doğru gider ve kaybolur.


Onikolisis (tırnağın yatağından ayrışması): Tırnağın uç kısmının tırnak yatağından ayrılmasıdır. Sıklıkla guatr, sedef, egzema, liken gibi hastalıklar, tetrasiklin gibi antibiyotikler bu duruma neden olabilir. Bazen bu durum kalıcı olabilir.


Onikoreksis (tırnakta boyuna sırtlanma ve oluklanma): Bu durum yaşlılarda, romatizma, damar hastalıklarında, liken dediğimiz cilt hastalığında görülür ve genellikle  kalıcıdır.


Koilonişi (Kaşık tırnak): Tırnağın kaşık şeklini alması en sık demir eksikliğine bağlı kansızlıkta görülür. Nadiren normal çocuklarda da görülebilir. Tedavi ile ya da yaş ilerledikçe düzelir.

Lökonişi
(tırnaklarda beyaz lekeler): Tırnaklarda görülen beyaz lekeler böbrek hastalıkları, siroz gibi hastalıklarda görülebileceği gibi, sağlıklı kişilerde de görülebilir.

Pitting
(Yüksük tırnak): Tırnaklarda minik çukurcukların görülmesi durumudur. Sedef, saçkıran ve egzemada görülebilir. Bu hastalıklar tedavi edilse bile tırnaklarda çukurcuklar kalabilir.


Onikomikosis (Tırnak Mantarı): Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Özellikle sıcak ve nemli ortamlara veya travmaya maruz kalanlarda; şeker hastalığı ve ayak mantarı olanlarda sıktır. Tırnağın şekli bozulmuş, kalınlaşmış, sarı kahverengi renktedir ve bazen ağrı görülebilir.

Paronişi (Dolama), Etyaran, Kurlağan, Felon: Tırnak kıvrımında ağrı şişlik ve kızarıklık şeklinde görülen bir enfeksiyondur. İleri aşamada bu bölümde cerahat gelişir. Travmanın neden olabildiği bir bakteri enfeksiyonudur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.
Kronik olgular ise mikrobik olmaktan çok allerjik ve tahriş egzemalarına bağlı olarak gelişir ve tırnak eti ortadan kalkmıştır. Bu kişiler tırnak etlerini koparma alışkanlığına sahiptirler veya ellerin devamlı su ile temasta olduğu bir işte çalışmaktadırlar. Genellikle ikincil olarak mantar enfeksiyonu da eklenmiştir. Tedavide öncelikle su teması engellenmelidir.

Siğiller: Tırnak kenarlarında görülen siğiller, Human Papilloma Virüs'ün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. Bu siğillerin tedavileri zordur, genellikle tırnak altına doğru yayılırlar. Bu kişilerde genellikle tırnak yeme alışkanlığı vardır.
Müköz kist: Müköz kist üst tırnak kıvrımında yumuşak bir şişlik şeklinde görülür, aralıklı olarak jelimsi bir sıvı salgılar, bazen de tırnak altında görülebilir. Tırnakta uzunlamasına bir oluk oluşturabilir. Eğer altında bulunan eklem ilişkili olursa osteoartrite neden olabilir. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.
Piyojenik granuloma: Hamilelik, travma ve bazı ilaçların alımı ile gelişen damarlardan oluşan bir tümördür. Hızlı büyür, mavi kırmızı renktedir ve travma ile kolaylıkla kanar. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.

Glomus tümör: Tırnak yatağındaki glomus hücrelerinden oluşan damar yapıda bir tümördür. Tırnakta kırmızı- mavi bir alan şeklinde görülür. Ağrı ve ısı değişikliklerine duyarlılık vardır. Sıklıkla ağrıyı gidermek için cerrahi işlem gerekir.

Longitudinal melanonişi: Özellikle esmer kişilerin tırnaklarında boyuna çizgi şeklinde kahverengi renk değişikliği görülebilir. Bu durum tırnak yatağındaki bir benden de kaynaklanabilir. Ayrıca bazı sistemik hastalıklarda, travmaya bağlı olarak, mantar enfeksiyonu ve özellikle melanom dediğimiz cilt kanserinde de bu bulgu görülebilir. Bu rengin tırnak kıvrımına doğru yayılması, özellikle melanom olan olgularda görülür. Bu renk değişikliğini açıklayabilecek bir durum yoksa, tırnak yatağından biyopsi alınmalıdır. Bu bölgedeki cilt kanserinin gidişatı kötüdür.


İlaçlara bağlı tırnak bozuklukları: Bir çok ilaç tırnak bozukluğuna neden olabilir. Kahverengi ve siyah renk değişikliği, lökonişi, kanama alanları, Beau çizgileri, melanonişi, kalınlaşma, yüksük tırnak, mavi-gri, sarı, mor renk değişikliği, paronişi, piyojenik gronülom, gevrek tırnak, onikolisis çeşitli ilaçların alımı ile gelişebilen tırnak değişiklikleridir. Piyojenik granülom dışındaki tırnak bozuklukları ilaç kesilince gerilerler.

"Misket Limonu" da denilen, acı, sulu küçük limon cinsi...

Lim, (Fr. lime).
Küçük limon.
Misket limonu (Citrus aurantifolia),
Limon,
Laymun (Arapça),
Limu(Farsça)


Koyu yeşil bir renge sahiptir, citrus ailesinden gelir ve limondan fark edilir oranda küçüktür. Bergamot portakalına benzer. Ağacı; limon ağacına benzer ve aynı aileden gelir. Diğer adı Tatlı limon. 3-5 metre boylanabilen, hoş kokulu, açık yeşil, eliptik küçük yapraklarını dökmeyen, dikenli bir ağaççık ya da çalıdır. Morumsu-kırmızı lekeli beyaz çiçekler açar ve ağaççığın üzerinde bütün bir yıl açan çiçeklere rastlanır. Bu sebeple ağaççığın üzerinde bütün bir yıl meyve de bulunur. Bunlar 3-6 cm çapında, yuvarlak ve koyu yeşildir, etli kısımları oldukça ekşidir. Anayurdu Güneydoğu Asya’nın tropikal bölgeleridir. Batı Hint adalarında, Meksika’da, Brezilya’da, Peru’da, Haiti’de, italya’da, Karayipler’de yetiştirilir. Ilıman ve nemli bölgelere de uyum sağlamıştır, bugün ABD’de çok farklı türleri bulunur. Üretimi tohumla yapılır.

Tarihte denizciler onu iskorbüt hastalığına karşı kullanmışlardır. Mutfakta ve kokteyllerde kullanılan meyvenin çiçeksi, yoğun ve hoş bir kokusu vardır. Meyveden su buharı damıtma yoluyla elde edilen yağ, naneyle iyi uyuşur. Çiğ yiyeceklere ve pirinç yemeklerine farklı bir lezzet katar. İran’da, Kuzey Hindistan’da böyle baharat olarak değerlendirilir.

Misket limonu yağı, ayrıca, saunalarda lavanta ve okaliptüsle birlikte cildi temizlemede kullanılır. Bu yağın bileşiminde monoterpenler, alkoller, esterler, aldehitler ve kumarinler bulunur.

Yatıştırıcı, iltihap giderici, spazm çözücü, pıhtılaşmayı önleyici özellikleri vardır. Bu sebeplerle sıkıntı ve sinirlilik hallerine, strese, uykusuzluğa, sinirsel kaynaklı hazımsızlığa, ishale, kalp ve damar rahatsızlıklarına iyi gelir. Bunun için yemeklerden sonra 1-2 damla ağızdan alınır.
Dikkat, cilde sürüldükten sonraki altı saat içinde güneş ışınlarına maruz kalınmamalıdır!

Kurşunkalem ve kimi aygıt parçalarının yapımında kullanılan bir çeşit doğal karbon...

Grafit, (Fr. graphite, Alm. Graphit, İng. Graphite.)

Kurşun kalemi ve bazı araç parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir çeşit doğal karbon. Karbon elementinin hekzagonal kristal yapıya sahip allotropudur. Karbonun diğer allotropu olan elmasın tersine, yumuşak, yağlı, koyu gri ile siyah arası parlak bir rengi ve pul pul bir görünüşü vardır.  Sertliği, 1, yoğunluğu, 2,26 g/cm3 olan, yumuşak, yağlı, kâğıtta iz bırakan, siyah renkli bir katı maddedir.

Grafitin X ışını ile analizleri, içindeki karbon atomlarının paralel düzlemler içinde hekzagonal biçimde dizildiklerini göstermiştir. Grafitte karbon atomlarının meydana getirdikleri düzlem içerisinde bağlar kuvvetlidir. Düzlemler arasında ise bağlar zayıftır. Bunun sonucu olarak kaygan ve pul pul bir davranışı görülür. Grafit tabakaları içinde C-C bağ uzunluğu, 0,134 nm (0,134x109m) kadardır. Bu da antrasendekinin aynı olmaktadır.Grafit yapısında, aromatik hidrokarbonlarda olduğu gibi, iki tip elektron vardır. G (sigma) elektronları ikişer ikişer lokalize (sp2) çift bağlar meydana getirirler. (pi) elektronları ise C6 halkalarından meydana gelen düzlemler arasında serbestçe hareket ederler. Bunun bir sonucu olarak grafit elektriği iletir.
Düzgün grafit kristalleri birbirleri üzerinde kolayca kayabildikleri için, tek başına veya bir sıvı içinde süspansiyon halinde çok uygun bir lübrikant (yağlayıcı) olarak kullanılır. Gres veya yağın tersine saf grafit yapışkan değildir. Bu sebeple toz, kum ve kir tutmaz. Korozyona yol açmaz. Bisikletler ve kilitler için ideal yağlayıcıdır.

Grafit katmanları sürüldükleri yüzeyden silinebilirler. Bu münasebetle değişik oranlarda kil ile karıştırılarak çeşitli sertlikte “kurşun” kalem yapımında kullanılır.

Grafitin erime sıcaklığı 3527°C olduğundan, ateşe dayanıklı refrakter malzeme yapımında kullanılır. Aside dayanıklı olup, renk, siyahtan koyu griyedeğişir.Kırılganlığını azaltmak için içerisine kil ve diğer silikatler bağlayıcı olarak katılır. Çok yüksek sıcaklıklarda kullanılan potalar bu malzemeden yapılır. Elektriği iletmesinden ve yüksek sıcaklığa dayanıklılığından istifade edilerek elektrik fırınlarında elektrot olarak kullanılır.
 

Antik çağlarda lahit olarak kullanılan mermer sandık...


Teka, (İng. theca).  
Eski çağlarda Lahit olarak kullanılan, balık sırtı biçiminde mermer sandık.
Antik çağlarda lahit olarak kullanılan mermer sandık...
Lahit (Lahd) , Antik Çağ'da insanların ölülerini gömdükleri sandık şeklindeki mezardır. Mermer veya  o bölgede bulunabilecek değerli taş türlerinden elle yontularak yapılırlardı. Duvarları taş veya tuğla ile yapılmış, kapak taşlarıyla örtülü mezar.

Eski Mısır' da insanoğlunun yaşamsal dayanağı olan üretici güç, insan ruhu...

Ka,

Bir çocuk oyunu...

Kuka,
Yumağa benzeyen nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu.
Bir çocuk oyununda yere çizilen daire içine hedef olarak dikilen kutu, taş vb. şeyler.

Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur...

Mele,
Yuva,
Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.

Kayınbirader...

İni,
Kayınço,

Evli çiftlere göre eşlerin erkek kardeşleri.
Evli çiftlerden erkeğe göre eşinin kız kardeşlerine Baldız denir. 
Bir kimsenin kız kardeşinin veya kadın hısımlarından birinin kocasına Enişte denir.
Bir kadının kocasının kız kardeşine Görümce denir.
Elti, Kardeş eşlerinden her birinin ötekine göre adı.
Elti, Erkeğin iki karısının birbirine nisbetle aldıkları ad, ortak, kuma.

Kimse, kişi...

Kişi, Gişi (İng. Person, Fr. Personnage).

Zat,
Şahıs (Osmanlıca),
Fert,
Birey,
Nefer,

Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.
Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Ermeni terör ve cinayet örgütü...

Asala, 
(İngilizce: Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia)
(Ermenice: Hayastani Azatagrut'yan Hay Gaghtni Banak veya tam adı ile Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu), 

1975 yılında kurulan solcu ve aşırı milliyetçi Ermeni örgütüdür. 6 - 7 üyeden oluşan kurucuları içerisinde, terör örgütünün en hareketli iki üyesinden biri olan Agop Agopyan, örgütün bilinen lideridir. İkincisi ise cinayet eylemlerini bizzat gerçekleştiren, terör olaylarının faili bulunan ve Agop Agopyan' ın yokluğunda örgütün ayakta kalmasını sağlayan Agop Tarakçıyan'dır, 1981'de ölmüştür. Agopyan ise çeşitli yaralanma, tedavi gibi sürelerin dışında örgütün lideri olarak kalmıştır. Filistin Kurtuluş Örgütlerinin elemanı olarak tanınmış ve "Mücahit" ismini taşımıştır.

Örgütün yapısı, geleneksel Ermeni terör örgütleri modeline uygundur. Lübnan Merkez Komitesi, örgütün üst yönetimini üstlenmiştir. Özellikle, 1980 yılında bu komite, Lübnan' da önemli bir şekil almış ve "Büro" niteliğine bürünmüştür. Merkez Komitesine bağlı olarak; Siyasi Komite, Mali Komite, Propaganda ve Yayın Komitesi, İstihbarat Komitesi ve Askeri Komite gibi alt kuruluş ve organları vardır. Askeri komite, eylem timlerinin de bağlı olduğu bir organ niteliğindedir. 1975-1985 yılları arasında, Türk ve diğer mülki ve diplomatik hedeflere karşı terör eylemlerinde bulunmuştur. 1980-1990 yıllarında ABD' nin terör örgütü listesinde yer almıştır.

Mikalı kumtaşı...

Psamit, (İng. Psammite,  Almanca Psammit).
Kumun doğal çimentolaşmasından doğan ve kuvars taneleri oranı yüksek olan tortul kayaçlara kumtaşı denir. Kumtaşı veya Gre terimi klastik tanelerden (1/16-2 mm.) meydana gelmiş bir sedimanter kayaç numunesinde sadece ana minerallerin %50' si silis olduğu zaman kullanılır. Materyalin cins ve miktarını gözetmeksizin %50' den fazla kum boyutunda tane içeren kırıntılı sedimanter kayaçlara ise arenit (Latince) veya psamit (Grekçe) denir. Bununla beraber arenit veya psamit terimi yerine kumtaşı deyimi kullanıla gelmiştir.

Psamit terimi bol mikalı kumtaşları için de kullanılımaktadır. Klastik Yunanca "clastos" kelimesinden gelmekte olup "kırılmış" manasına gelmektedir ve bu terim herhangi bir boyut ifade etmez.

Mikalı kumtaşı, mika pullarının yerleşme düzeni sayesinde psamit büyük bir yarılganlık özel­liği kazanır. (Psamit, çoğunlukla kil veya marn yataklarını kapsar.) 

Kumtaşları aşağıdaki gibi sınıflandırılır;
Feldspatlı-Mikalı kumtaşı (Grovak),
Killi-Mikalı silttaşı-kiltaşı (Çamurtaş-şeyl),
Fosil veya fosil kalıntıları çok ve yönlü ise kabuklu kumtaşı, Lümaşelli kumtaşı,
Mikalar yatak halindeyse mikalı kumtaşı ya da psamit,
Feldispatlı ya da arkozlu kumtaşı,
Kayaç artıkları içeriyorsa Litik kumtaşı ya da draje kumtaşı,
Glokonitli kumtaşı(yeşil), Glokonit,

Süs ya da meyve bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç...

Hünnap, Ünnap, Çiğde, (Lat. Zizyphus jujuba),
 
Hünnap (Ziziphus zizyphus), cehrigiller (Rhamnaceae) familyasından bahar aylarında hoş kokulu sarı renkli çiçekler açan 7 metreye kadar uzayabilen, dikenli bir ağaç türü.  Asıl vatanı Suriye’dir. Sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğündedir. İlk başlarda yeşil olan meyvesi olgunlaştıkça kırmızıya ve siyah-mor renge döner. En dış çeperi derimsi ve ince, pulpası (yumuşak kısım) kopartıldığında elmadaki gibi sert ve beyaza yakındır. Birkaç gün içinde kabuğu da buruşur. 

Pulpa, sarı, yumuşak ve tatlı lezzetlidir. Ağacının gövdesi silindir biçiminde, esmer kabuklu, çok dallıdır.
  
Hazreti Adem' in ağacı olarak bilinen ve tabiatta çok nadir bulunan hünnap ağacının meyvelerinde şeker, tanin, petkin, C vitamini ve müsilajlı (eksopolisakkarid) maddeler bulunmaktadır. 

Eczacılık da 21 günlük kürler halinde (sabah aç 2 tane meyve) , Kolestrol ve lipid düşürücü olarak kullanılır.  Hünnapın meyveleri  göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici, kanı temizleme özelliği yanı sıra müshil olarak da etkilidir. Hünnapın yaprakları çay olarak bronşit, astım, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır.

Hünnap meyvelerinin suyu çıkartılıp, kekik suyu ile karıştırılarak kalp hastalıkları ve damar hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Hünnap meyvesi toplanıp güneşte kurutulduktan sonra çerez olarak ya da suda kaynatılarak kullanılır. Güneşte kurutulan olgun meyveler çerez olarak veya çay ile tüketilebilir. Ayrıca kaynatılıp içilmekte ve reçeli de yapılmaktadır. Bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır.

Kimse...

Kimesne, (Eski dilde).
Kimsene, 
Kimse.
Osmanlıcada kimse manasında kullanılır.

Kadınların gecelik üzerine giydikleri hafif ceket...

Lizöz, (Fr. liseuse

Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka. Hırka gibi düğmeli veya fermuarlı değildir.
Tüm bedenden ziyade bel üstüne kadar olup, omuzları korumak için kullanılır. Özellikle loğusalık döneminde annelerin omuzlarına aldıkları giysi.

Çekinme, razı olmama...

İba, (Osmanlıca).
Çekinmek, Tiksinmek. 
Kabul etmemek, bir işe razı olmamak. 
Doymadan yemekten çekilmek.
Tiksindirmek, iğrenme.

Sakınma, çekinme, korunma...

Hazer, (Osmanlıca) Çekinme. Zarar verebilecek şeyden kaçınma. Korunma.
Tehaşi, Çekinme,
İçtinap, Sakınma,

Sakınma, Korunma (Fr. Préservation )
Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma, ihtiyat.

Kadınların regl dönemi...

Regl (Hayz), Hayız, Akıntı manasındadır.
Aybaşı olmak,
Adet görmek,
Menstruasyon-Menstrüasyon, (İng. Menstruation),
Mens olmak,
Hastalanamak,
Kanama,
Peryod,
Regl olmak,
Kirlenmek,
Renkli olmak,
Namazsızlık,

İnsanda ve bazı yüksek memelilerde periyodik olarak görülen döllenmemiş yumurta ile uterus duvar tabakasının dışarı atılması. Aybaşı, regl.  Üreme çağına girmiş olan bir kadında ortalama olarak 28-30 günde bir tekrarlanan dönüşüme adet döngüsü veya aybaşı döngüsü adı verilir. Böyle bir kadına hayize denir. (Kadını döl yatağı denen rahminden, bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın, muayyen müddetlerde kan gelmesine o kadının "aybaşısı" denir. Buna ve kan geldiği müddete de hayız müddeti denir.

Aybaşı hali kadında genellikle 28 gün olmaktadır. 21 ile 35 gün arasında değişir. Kanama ortalama 5 gün devam eder, (1-7 gün arası). Kanama esnasında 20 ile 80 mililitre kan kaybedilir. Regl dönemi, ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman dilimi içerisinde gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklar. Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını (Menarş) görür. Kanamanın bitmesi dönemine ise yaş dönemi (menopoz9 denir.

Babanın kız kardeşi...

Hala,
Eme,
Bibi,
Çiçe,

Hatay yöresinde incirden yapılan rakıya verilen ad...

Tini,
Arak, İncir Rakısı, Boğma Rakı,


Hatay civarında el yapımı rakıya Tini denmektedir. Boğma rakı, arak gibi başka isimlerle de anılmaktadır. Alkol oranı yüzde 75' e kadar çıkabilen rakıda anason yoktur. Köylüler boğma rakıyı kendi tüketimi için imal eder ve tasla içerler. Arak, tini' nin tam karşılığı incir rakısı olsa da boğma rakı yapmak için incir haricinde başka meyveler de kullanılmaktadır. 

Eskiden İstanbul' da rakı üretimi yapan çoğunlukla hıristiyan ve musevi azınlığın oluşturduğu Arakcıyan esnafı olduğu bilinmektedir. Boğma rakı, Adana, Hatay ve çevresinde yıllardır yapılmaktadır. Ev imalathanelerinde, yaş üzümle birlikte damıtılıyor ve su ilavesi ile alkol derecesi düşürülerek elde ediliyor. Tekel sağlık açısından zararlı gördüğü bu içkinin daha uygun şartlarda üretimi için Mersin' de bir boğma imalathanesi kurdu. Bu tesis Adana' ya uzaklığı nedeniyle 1934' te Adana' ya taşındı. Sonra halkın Yeni Rakı' yı tercih etmeye başladığı ve satışların durduğu gerekçesiyle 1935' te kapatıldı. Boğma rakı bugün, özellikle Antakya'da çok yaygın olarak üretilip tüketiliyor. Boğma rakı sipariş üzerine ev imalathanelerinde mevsim meyvalarından (Karpuz, kavun, muz, ananas, kiraz vb.) üretiliyor. 

Her bölgede çeşitli meyvelerden yapılan rakı' ya, yakın ve ortadoğu ülkelerinde 'araka', 'araki' den, 'rakı' ya kadar giden değişik birçok isim verilmiş. Rakının ne anlama geldiği konusunda çeşitli tezler var: ‘‘İlk defa Irak' ta yapılıp komşu ülkelere yayıldı ve bu nedenle 'Iraki' denmiş. ‘‘Razaki üzümlerinden yapıldığı için rakı dendi.’’ ‘‘Arapça arak kelimesinin ter, araki'nin de terleten anlamına gelmesinin, bu içkiyi fazla kullananların terlediğinden veya rakının imbikten ter gibi damla damla akmasından aldı, ismini’’ gibi. Rakıya çeşitli coğrafyalarda da çeşitli isimler verilmiş. Yunanistan' da yapılıp içinde sakız bulunan rakıya mastika deniyor. Slavca bir kelime olan 'Duz', 'Düz'e, sonra da 'Düziko' olmuş, anasonlu rakı anlamına geliyor. Türkiye' de ise üzüm cibresinden çekilen rakıya bir zamanlar 'düz rakı', 'saman rakısı' denmiştir. Zahle rakısı ise, Lübnan'ın bağlarla çevrili Zahle kentinde yapıldığı için bu ismi almış.

Kadınların omuzlarını örtmek kullandıkları geniş atkı...

Etol, (Fr. étole)
Şal, (Farsça).
Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış omuz atkısı.

Anıt,

Abide,
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide.

Anak,
Yontu,
Heykel,  Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu, statü


Fosil hayvanlardan kalan izleri inceleyen paleontoloji dalı...

İknoloji, Taşılbilim, (İng. ichnology).
Fosil bilim, Paleontoloji.

Kadınların bluz üzerine giydikleri yelek...

Jile,
Fransızca, gilet,
İspanyolca gileco yada jaleco,
Türkçe yelek.
Arkası ve önü tek parça olan, kolu ve yakası omayan bir yelek türü.
Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki giysi.
Arkası ve önü tek parça olan, kolu ve yakası omayan bir yelek türü.

Kumaştan veya yünden yapılabilir. Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır. Özellikle kadın giyiminde giysi boyunda yapılanları da vardır. Bisiklet yarışçıları genelde önü rüzgar korumalı ve arkası fileli ince ve hafif bir jile türü kullanmaktadır.

Kadınların giydiği kolsuz üstlük...

Kap,

İnsan eti yiyen kimse...

Yamyam,

Bugün Güney Amerika'da, ormanların içinde yaşayan ve sayıları hızla azalan Guayaki (Paraguay) ve Yanomami (Venezuela) Yerlileri arasında yamyamlık geleneği hala uygulanmaktadır. Yamyamlık (Antropofaji, Kanibalizm), insanının, kendi türünden varlıkların (insan) etini yeme eylemi ya da alışkanlığıdır. Dinsel ve büyüsel amaçla insan eti yeme geleneği, yamyamlıktır. İnsan eti yiyen kimselere yamyam denmektedir.

Yamyamlık,
Antropofaji,
Kanibalizm-Kannibalizm,
Cannibalisme,



Bir ya da birkaç kasın ağrılı ve geçici olarak kasılması...

Kramp,

Kramp aslında bir doku spazmıdır. Burada doku kasılır ve ani ve şiddetli ağrıya yol açar. Özellikle yaygın bir kramp çeşidi uyku sırasında baldır adalelerinde meydana gelir. Fakat fazla yüklenme, incinme, adale zorlanması (gerilmesi) veya uzun süre aynı pozisyonda kalmak adale kramplarına yol açabilir. Ağrılı seyreden mide kramplarına da olduk­ça sık rastlanır. Dışarıdan mide gazını giderici ilaçlar ile yardım edilebilir. Bir çay kaşığı karbonatın bir miktar soda ile karıştırılarak içilmesi veya sade su, soda gibi içecekler de yarar­lıdır. 

Apandisit denen hastalık hemen daima karın krampları ile gelişir. Bu tür bir kramp uzun sürerse derhal bir doktora danışılma­lıdır. Kadınlarda âdet günlerinde rahim kramp­ları olabilir. Karnın alt bölgesine sıcak uy­gulamalar bu gibi kramplarda oldukça ya­rarlıdır. Baldır bölgesinde ki kramplar için ayak parmaklarınız yukarı doğru olacak şekilde bacağınızı kafanıza doğru çekin ve bu pozisyonda 30 saniye kadar durun. Bu kan dolaşımını arttırarak kasılan kasları rahatlatır. Yeterince sıvı alamamakta kas kasılmalarına sebep olur bunun için gün içinde düzenli su içme alışkanlığı edinin.

Eğer çok sık kas krampı yaşıyorsanız vücudunuz bazı mineraller  ( örneğin potasyum ve kalsiyum) yönünden yetersiz besleniyor demektir.Kalsiyum için yağsız süt ve yoğurt , potasyum içinse patates,muz gibi gıdaları tüketmeye özen gösterin. Elma Sirkesi, potasyum yönünden zengindir. Bir çay kaşığı elma sirkesi ve iki çay kaşığı balı sıcak suda karıştırıp içebilirsiniz.

Türkmenistan’da arkeolojik bir buluntu yeri. ...

Anav,

Batı Türkistan' da Aşkabad' ın (Türkmenistan) yakınında bulunan küçük bir kenttir. Anav Kültürü adını bu küçük Anav kentinden alır. Anav' da yapılan kazılarda MÖ 4500 yıllarına değin uzanan kalıntılar bulunmuştur. Orta Asya'nın en eski kültürü Anav Kültürü' dür. Anav' da gün ışığına çıkarılan kalıntılar bu bölgenin çok önemli bir uygarlık kaynağı olduğunu göstermektedir. Bu dönem insanlarının tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları dokuma seramik madenden araçlar ve süs eşyaları yaptıkları anlaşılmıştır. 

Anav' da çıkan kalıntılar içinde Türkmen dokumalarında görülen işlemelerle bezenmiş seramik parçaları ve süs eşyaları ilgi çekicidir. Kalıntılardan anlaşıldığına göre Anav insanları kerpiç evlerde oturmakta tarım ve hayvancılıkla geçinmekteydiler; kumaş dokumayı toprak ve bakır eşya yapmayı biliyorlardı. Anav insanları koyun keçi sığır deve köpek gibi hayvanları da besliyorlardı.

1934-1994 yılları arasında yaşamış ve uzun yıllar Devlet Tiyatroları’nda sahneye çıkmış tiyatro oyuncumuz. ...

Asuman Korad, (d. 1934 - ö. 1994),
Asıl adı Hilal Asuman Düzgünoğlu.  
Tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen ve eğitimci. 

Babası harita albayı ve ressam Selahattin Düzgünoğlu, annesi Ressan. Kardeşleri, Ercihan Düzgünoğlu ve Bisan Tü
may. 1949'daAnkara Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü'nün yüksek devresinden mezun olduktan sonra Devlet Tiyatroları'na girdi. Tatbikat Sahnesi ve DT'de Müfettiş, Kadınlar Arasında, Yalancı, Şakacı, Pembe Evin Kaderi, Bir Evlenme gibi oyunlarda oynadı. 1951'de DT'den ayrılarak Muhsin Ertuğrul ile birlikte çalışmak üzere İstanbul Küçük Sahne'ye gitti. 1953'e kadar Fareler ve İnsanlar başta olmak üzere, Siyah Beyaz, Karakolda, Karışık İş, Yedide Ev, Onikinci Gece, Arpa Ambarı, On Küçük Zenci, gibi çeşitli oyunlarda rol aldı. Bu dönemde Muhsin Ertuğrul ile birlikte sinema oyunculuğuna da adım attı. İki yıl sonra DT'ye dönünce, Maria Stuart, Güzel Helena, Tanrıdağı Ziyafeti, Yaşlı Aile, Güneşte On Kişi, Ruhlar Gelirse, Şatoya Davet, Akif Bey, Tebessümler Diyarı, Lady Frederick, Tufan, Kleopatranın Mezarı, Samanyolu, Malpone, Kral Lear, Cadı Kazanı, Kiralık Bina, Dört Albayın Aşkı, Hürrem Sultan, Damdaki Kemancı, Gergedan, Şair Ruhu, Büyük Jüstinyen, Midasın Kulakları, My Fair Lady, Son Bant, Hamlet gibi oyunlarla başarılı kompozisyonlar yarattı. 1962'de tiyatro araştırmaları yapmak için Paris'e gitti. Theatre des Nations'ın 27 Mart'tan 14 Temmuz'a kadar süren uluslararası festivaline katıldı. Yurda dönüşünde Alman, Amerikalı, İtalyan, Fransız ve Yunanlı yönetmenlerle çalıştı. 1963'de İstanbul'da Aksaray Bulvar Tiyatrosu'nda Yaz Bekarı, Garsoniyer, Mihracenin Gerdanlığı, Arena Tiyatrosu'nda Çay ve Sempati'de ve Meydan Sahnesi'nde roller aldı. Tekrar DT'de çalışmalarına devam etti. Oyunculuğu dışında DT'de, Hayvanat Bahçesi, Altı Kişi Yazarını Arıyor, Maymun Davası, İnsanlar ve Hayvanlar, Billy Budd: Yasalar ve İnsan, Satıcının Ölümü, Bir Kadın, Bir Düş, Bir Oyun gibi oyunlar sahneye koyarak yönetmenliğini kanıtladı. Çeşitli ödüller aldı. Eleştirmenlerce Türk tiyatrosunun dev isimlerinden olarak ifade edilen sanatçı, 1983-1987 arasında Devlet Tiyatroları baş rejisörlüğü görevini üstlendi. 1989'da emekli oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda profesör olarak sahne, diksiyon ve mimik dersleri verdi. İki kez evlenen Korad'ın ilk eşi ünlü opera sanatçısı Suna (Cerrahoğlu) Korad, ikincisi ise H. Ender (Çığman) Korad'dı. Selen ve Kağan adında iki çocuğu vardır.  

Devlet Tiyatrolarında oynadığı oyunlar;
Anasının Kuzusu, Faust, Kadınlar Arasında, Müfettiş, Onikinci Gece, Kara Boncuk, Eskisi Gibi, Eskisinden Üstün, Yalancı, Kıskançlar, Şakacı, Fareler ve İnsanlar, Pembe Evin Kaderi, Derin Mavi Deniz, Maria Stuart, Güzel Helena, Lady Frederick, Tanrıdağı Ziyafeti, Yaslı Aile, Güneşte On Kişi, Şatoya Davet, Sevgi ve Hile, Tilki, Akif Bey, Ruhlar Gelirde, IV. Henry, Son Durak, Trafik Cezası, Yaz Bekarı, Tufan, Kleopatra'nın Mezarı, Samanyolu, Kiralık Bina, Cadı Kazanı, Kral Lear, Hürrem Sultan, Dört Albayın Aşkı, Midas'ın Kulakları, Gergedan, Son Band, Büyük Jüstinyen, Hamlet, Vişne Bahçesi, Çağrılmadan Gelen, Fizikçiler, Jül Sezar, Dünyanın Düzeni, Kireçli Bahçe, Savunma, My Fair Lady, Damdaki Kemancı, Çiçu, Hastalık Hastası  

Yönettiği Oyunlar;
Pusuda, Hayvanat Bahçesi, Son Band, İnsansızlar, Çağrılmadan Gelen, Merdiven, Çocuğum, Uçurtmanın Zinciri, Kırlangıçlar, Savunma, Ayakbağı, Böyle Bir Aşk, Sokrates'in Savunması, Çiçu, Altı Kişi Yazarını Arıyor, Bir Tavsiye Mektubu, Uçamayan Kuşlar Tutulur, Strindberg Oyunu, Maymun Davası, Teknik Arıza, Düşüş, Paspas, Sevgili Doktor, Yasak Defter, Çıkmaz, Yasalar ve İnsan, Kırmızı Sokağın Suzan'ı, O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise, İntihar, Dün Neredeydiniz, Daha Dün Gibi, Karaağaçlar Altında, 10. Senfoni, İnsanlar ve Hayvanlar, Bir Kadın, Bir Düş, Bir Oyun; Samanyolu, Satıcının Ölümü, Bulunmaz Adam  

Filmleri;
Nilgün - 1954  
Halıcı Kız - 1953  
Kara Davut - 1953

Lezzetli bir hıyar cinsi. ...

Hıyar, Salatalık,

Kornişon, (Fransızca cornichon).
Acur - Acura (Kabakgillerden bir hıyar cinsi. Üstü hafif olukludur. Bazıları tüylüce olur. İri bir hıyar cinsi, )
Eşek hıyarı (Ecballium elaterium), 
Sırık Hıyar,
Çengelköy hıyarı,
Langa Hıyarı,

Kabakgiller familyasından tek yıllık bitki olan hıyar 90 cins ve 750 türle, sebzeler içinde önemli bir yere sahiptir. Hindistan orijinli olup 5000 yıldır varolduğu bilinmektedir. Hindistan’dan Çin’in doğusuna, Asya’nın batısına, Kuzey Afrika’ya ve Güney Avrupa’ya yayılmıştır. Ortaçağ’da Avrupa’da kültüre alınmıştır. 1494 Haiti’ de Colombus tarafından ilk kez yetiştirilerek Yeni Dünya’ya tanıtılmıştır. Hıyarın ülkemizde yetiştirilmesi çok eskilere dayanır. Her yörede üretimi yapılmakla birlikte toplam üretimin %44'ü Akdeniz bölgesinden elde edilir. Bu bölgeyi sırasıyla %11 Ege, %9,8 Marmara, %9 Orta kuzey bölgesi izler. Toplam
sebze üretimimiz içerisinde %5’ lik bir paya sahiptir. Özellikle seralarda turfanda olarak yetiştirilen hıyar, pazarda oldukça yüksek fiyat bulabilmektedir. Hıyarlarda meyveler çeşit özelliğine bağlı olarak farklı şekillerde olabilir. Uzun yuvarlak, silindirik, kama, tokmak vb. olabilir. Meyvelerin enine kesiti yuvarlak üçgen ve dörtgen olabilir. Bazı durumlarda meyve içinde boşluklar oluşur. Meyve kalitesi açısından meyve içi boşluğu istenilmeyen bir durumdur.Düşük enerjisi (100 g’ da 12 kalori) lezzeti, aroması ve hoş kokusuyla herkesin özellikle diyet yapanların gözdesidir. Taze olarak tüketildiği gibi, turşu yapılarak besin sanayinde, değişik şekillerde işlenerek kozmetik sanayinde kullanılan hıyarın dişi çiçekleri Japonya’da süsleme amaçlı kullanılır. Güneydoğu Asya’da yaprağı salata olarak ve pişirilerek tüketilir.
 

Ünlü Finli mimarlar...

Finlandiyalı ünlü Mimarlar;

Eero Saarinen-Eliel Saarinen
Hugo Alvar Henrik Aalto,
Juhani Katainen,
Juhani Pallasmaa,
Susanna Kottila,
Viljo Revell,
Matti Sanaksenaho 

Dayanılmaz bir ruhsal itkiyle, kişinin çalma zorunluluğu duymasıyla beliren hastalık. ...

Kleptomani, (Hırsızlık Hastalığı).

İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol, denetim bozukluğudur. 

Kişinin aslında o malı satın alabilecek yeterli maddi birikime sahip olduğu, ancak buna rağmen bu davranışı gerçekleştirdiği gözlenmiştir. Bu davranış daha önceden düşünülmemiş ve planlanmamış olup, aniden gerçekleştirilir. Bu davranış birinden intikam alma amacıyla yapılmamıştır. Birey bu davranışın yanlış ve uygunsuz olduğunun bilincindedir. Kişiler bu davranışı gerçekleştirmek için başkalarından yardım istemezler. Tarihte Fransa kralı 4. Henry ve Sardunya kralı Victor' un bu özelliklere sahip olduğu bilinmektedir.
Rahatsızlığın çocukluk yaşlarında başladığı belirlenmiştir. Kişi bu davranışı gerçekleştirmeden önce, yoğun bir gerilim hisseder. Bu davranış akabinde, mutluluk, rahatlama ve büyüklük hissi içine girmektedir.
Rahatsızlık hakkında yapılan çalışmaların azlığı ve bu durumların kişiler tarafından gizlenmesi ve bu durumu gerçekleştiren kişilerin sağlık hizmetlerinden çok, adli makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gerçek sıklığı tam olarak bilinemese de bin kişide altı kişide rastlandığı saptanmıştır. Yakalanan dükkan hırsızlarının % 5-25 inde saptanmıştır.

Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık dört kat daha sık görülmektedir. Cinsiyetler arasındaki oranın bu kadar yüksek olmasının bir nedeni de, erkeklerin böyle bir durumda çoğunlukla hastaneler yerine cezaevlerine gönderilmeleri olabilir.
Erkeklerde daha çok piromani (dürtüsel olarak ateş yakıp, yangın çıkarma) ve hastalık derecesinde kumar oynama ve tekrarlayıcı patlayıcı davranım bozukluğu ile bir arada iken; kadınlarda trikotilomani (dürtüsel olarak saç ve vücut tüylerini yolma hastalığı) ile beraber bulunabilmektedir.

Omurganın bel ile kalça arasındaki bölümü...

Basen, (Fr. bassin)
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü. 
Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.

Ağızda güç eriyen bir şeker cinsi...

Akide Şekeri, (rock candy).
Osmanlı mutfağının en eski şekerleme türlerinden biridir.
Arapça'daki akit (yani sözleşme), Akide kelimesi de; bağlılık, Padişaha bağlılık memnuniyet, yapışma anlamındadır. Devlet adamlarına sunulan bu şeker yeniçerilerin bağlılığını gösterdiği için "akide şekeri" olarak anılmaya başlanmıştır. Akide şekeri Osmanlı Devletinde yeniçerilere ulufe töreninde dağıtılırdı. Bu şekerler renkli ve çeşitli katkılı tarçınlı, susamlı, fındıklı olarak kavanozlarda satılmaktadır.

Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas...

Nepotizm,

Yolsuzluk doğuran eylemlerin, doğrudan cezai yaptırıma bağlanamaması ispat aşamasında karşılaşılan güçlüklerin başında gelmektedir. Bu eylemler sırasında nepotizm (aile-akraba kayırmacılığı), kronizm (eş-dost kayırmacılığı), memleket, etnik veya dinsel kökene dayalı ayrımcılık, siyasal ve ekonomik patronaj sayılabilir.

Uyuşturucu bir madde...

Afyon, Alkol (Etil Alkol),
Diazem,


Eroin (morfinin asetil klorür veya asetik anhidrid ile tepkimeye sokulmasıyla sentetik olarak elde edilir.) Suda kolay çözündüğünden damara kolayca enjekte edilebilir. Ayrıca deri altına verilebilir ve buruna çekilebilir. Yüksek derecede psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapar. Bağımlılar arasında sıkça kullanılan uyuşturucu maddelerden bir tanesidir),

Esrar (Hint keneviri bitkisinden elde edilir. Esrar, değişen oranlarda kenevir bitkisinin çiçek veren tomurcuklu tepelerinden, sap ve yapraklarından, toz, plaka ve sıvı şeklinde hazırlanır. Esrar aktif maddeleri dişi ve erkek bitkinin her tarafında en çok reçine, çiçek ve yapraklarda bulunur. Tohumda bulunmaz. Kenevir bitkisi yaklaşık 400 madde sentezler. Bunların %60’ı kannabinoid yapılıdır. Esrar tütüne ya da tömbekiye karıştırılarak sigara veya nargile şeklinde içilebilir. Bir esrar sigarası en etkili tütün sigarasından daha çok kansere neden olan aktif maddeler içerir. Bazen bal, reçel veya lokuma konularak yutulabilir. Sıvısı damara ya da deri altına enjekte edilebilir. Halusinasyonlar, afrodizyak, uyutucu ve ağrı kesici etkilere sahiptir),

Fensiklidin,
Kokain (Koka ağacının yapraklarından özütlenir. Koka ağacı Peru kökenli bodur bir bitkidir. 1000-3000 m yükseklikte yetişir. 3-5 cm uzunluktaki yaprakları yılda birkaç kez toplanır. Yaprakları %0.6-1.8 arasında kokain içerir. Güçlü bir uyarıcı olan kokain, ağız yoluyla, kamış ile buruna çekilerek ya da sigara ile içilebilir),

Kodein, Kafein,

LSD (Lysergide), bilinen halusinojenik maddelerin en önemlilerinden biridir. Lysergic asitten sentezlenir. Lysergic asit çavdar mahmuzundan türeyen bir maddedir. Çavdar mahmuzu -ergot bazı çimen, çayır ve ağaçlara musallat olan mantar veya küfün bir tipidir. LSD’nin 25 mg’dan daha azı görsel halusinasyonlar için yeterlidir. Kesme şeker, bisküvi, emici kağıtlara damlatılarak, etken olmayan ilaç katkı maddelerine emdirilerek boş jelatin kapsül içinde çeşitli boyut, şekil ve renklerde tabletler halinde pazarlanır),

Morfin (Çoğu analjezik narkotiklerin kaynağı olan afyon sakızı, haşhaş bitkisinin kapsülünden elde edilir. Afyon sakızı renk olarak siyah-kahverengidir. Muhtevasında başlıca morfin, kodein, noskapin, papaverin, tebain ve mekonik asit bulunur. Ham afyondan elde edilen morfin tedavide ameliyatlarda kullanılır),
Marihuana, Metadon, Metakualon, Meprobamat,
Nikotin,

Uyuşturucu...

Narkotik, Müsekkin, 

Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce' ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir. Kimyasal nitelikleriyle canlı organizmaların yapısını etkileyen, insan yapısında fiziki ve psikolojik bağımlılık meydana getiren, ruhsal durumu, bedeni ve zihni faaliyetleri menfi yönde etkileyerek değiştiren, kötüye kullanılması halinde toplum yapısını büyük ölçüde tahribe sebep olan tabii ve kimyasal maddelerdir. Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder.Ancak, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan kimi maddeler içinde kullanılmaktadır. Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.

Uyuşturucu maddelerin ana kaynağını ve olmazsa olmazını teşkil eden Kenevir, Afyon ve Koka bitkilerinin öz sıvılarındaki esrarengizlik ve gizem tüm zamanlarda ilkel ve gelişmiş toplumların dikkatini çekmiştir. Bu üç bitkinin aromasında yer alan kimyasal maddeler, dozu ve ölçüsü ile tıbben insan sağlığı üzerindeki etkisi ve yarattığı tahribat sağlık biliminin gelişmesiyle birlikte tespit edilmiştir. 

İlkel toplumlarda, kabile ayinlerinde ve erkekliğe geçiş törenlerinde değiştirilmiş bilinç durumları denilen, susuzluk, uyku yoksunluğu, sosyal ve duygusal yalıtım, ağrılı uyaranlar, dans, meditasyon, dua, işitsel uyaranlar, hipnotik telkinler gibi yöntemlere ek olarak halusinojen bitkiler, esrar gibi psiko-aktif maddeler büyük rol oynamaktaydı. Halusinojenik maddeler içeren mantarlar Aztek ve Maya uygarlıklarında, psiko-aktif bir madde olan Amanita Muscaria mantarları ise Asya kıtasındaki şaman törenlerinde kullanılmaktaydı. Kokain, Güney Amerika yerlileri tarafından, sert doğa koşullarına karşı, uzun yaya yolculuklarında açlığa ve yorğunluğa karşı bugün bile kullanılmaktadır. 3000 yıllık geçmişe sahip Hindu metinlerinde esrar kutsal bir yere oturtulmaktaydı. Afyon, Eski Roma ve Yunan uygarlıklarında birçok hastalığın tedavisinde ve sorunların giderilmesinde kullanılmıştır. Bu maddeler Mısır, Pers ve Hint uygarlıklarında da yaygın olarak kullanılmaktadır.Mezopotamya bölgesinde yaşamış olan Asur ve Sümerler ile ilgili kayıtlarda, Orta Asya' da bulunan Moğol, Türk ve Sibirya bölgesinde de bu maddelerin dinsel törenlerde kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Sicim...

Kınnap,
Eski dilde sicim.




Keten bazlı bir tür iplik olup aşırı sağlamdır. Çekerek koparmak imkansızdır. Aynı zamanda hafif olması sebebiyle uçurtma için en uygun iptir. Kendirden yapılan, ambalajlamada, makrome çalışmalarında da kullanılan bir çeşit sicimdir.

Halk dilinde soğuk algınlığına verilen ad...

Üşük,
Soğuk algınlığı. 
Genellikle, donma. 
Donmaktan morarıp uyuşan organ. 
Donmadan sonra, el ayak gibi organlarda süren uyuşukluk, kaşınma. 
Soğuk. 
Üşümüş kimse. 
Yeşilken soğuk vurmuş ekin.

Keman yapımıyla ünlü İtalyan ailesi...

Amati,
17. ve 18.yüzyılda, İtalya’ nın Cremona şehrinde yaşayan keman yapımcısı bir aile olan Guarnerisler, Amati ve Stradivari aileleri ile birlikte keman yapım sanatını zirveye çıkardı. Amatis ve Stradivatis aileleri kendilerini Cremona ile sınırlarken, Guarneris ailesi Mantua ve Venedik’e de yayıldılar. Stradivariler kendi çizgilerini oluştururken; Guarneri kemanları, Giuseppe del Gesu’nun zamanına kadar Amatilerin örneklerini ve geleneklerini takip ettiler. Andrea Guarneri, Amati atelyesinde, Antonio Stradivari’ nin çırağı olarak çalıştı. Oğulları, Pietro Giovanni Guarnieri , babalarının geleneklerini ufak değişikliklerle sürdürdüler. Üçüncü kuşakta, Pietro Guarneri, Venedik enstrümanlarının görünüşlerini kendi enstrümanları ile birleştirirken, erkek kardeşi Giuseppe Guarneri , Amati stilinin en iyi keman yapımcısı oldu. 

Guiseppe, kemanlarında yazılan çarpı işareti ve I.H.S. harflerinden dolayı "del Gesu" olarak bilinir. Stradivari’ den sonra ikinci gelen ve geliştirdiği kendine özgü, eşsiz enstrümanlar ile aile geleneğinden tamamen ayrılır. Del Gesu’ nun kemanlarından biri Niccolo Paganini tarafından çalınmış ve halen İtalya’ nın Cenova kentinde sergilenmektedir.

En büyük keman yapımcıları;
Keman yapım ustalarına Luthier denir. 
GagliAnolar, C.Fegant, J. B. Guadagnini, L. Guersan, Klotlar, D. Montagnana, Kuzey İtalyan Gasparo da Salo (1540-1609), Bresci’ dan Giovanni Maggini (1579-c. 1630) ve Cremona’ dan Andrea Amati (c.1520-c. 1611),  Keman yapım sanatı, 17.yüzyıl ve 18.yüzyıl başlarında, İtalya Cremona’dan Antonio Stradivari, Giuseppe Guarneri ve Avusturyalı Jacob Stainer’ ın atölyelerinde emsalsiz sanatsal bir zirveye ulaştı.

Guarnerius Kemanı Stradivarius Kemanından sonra ikinci sırada gelir. Bazılarına göre ise Guarnerius bütün kemanların üstündedir.

"Acılar Dönemi", "Bir Y ürekte Bir Yaşamdan" gibi şiir kitaplarıyla tanınmış şair ve yazarımız...




Şükran Kurdakul,

1927 yılında İstanbul' da doğdu. İzmir Karşıyaka Lisesi' nde okurken, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle eğitimine son verildi ve tutuklandı. İzmir Belediyesi' ne girerek, memur olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul' a gitti. Bir bankaya girerek memur olarak çalışmaya başladı. Burada da komünizm propagandası yapmakla suçlanarak, tekrar tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra bir süre gazete ve dergilerde düzeltmen olarak çalıştı. Yelken dergisini yöneten Kurdakul; Ataç ve Eylem dergilerini yayın hayatına kazandırdı. Ataç Yayınevi' ni de kuran ve yöneten yazar, Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. Türkiye İşçi Partis' nin Balıkesir İl Başkanı olarak görev yaptı. Toplumcu şiirlerinin yanısıra öykü, inceleme ve araştırmalarıyla da tanınan Kurdakul, Bir Yürekten Bir Yaşamdan isimli şiir kitabıyla, 1982 yılında Nevzat Üstün Şiir Ödülü' nü aldı.
Eserleri;
Tomurcuk (1943)
Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)
Giderayak (1956)
Nice Kaygılardan Sonra (1963)
İzmir’in İçinde Amerikan Neferi (1965)
Halk Orduları (1969)
Acılar Dönemi (1977)
Bir Yürekten Bir Yaşamdan (1982)
Ökselerin Yöresinde (1984)
Ölümsüzlerle (1985)
İhtiyar Yüzyıla (1997)

Başıboş hayvan...

Yont,
Halk dilinde, Başıboş hayvan.

Hırka ...

Bürde, (Osmanlıca).
Çarşaf, Çar,
Hırka,
Üstten giyilen libas, elbise.

Keman yayı...

Arşe,
Keman; (Alm. Geige, Fr. Violoa, İng. Violon, İta. Violino)  

Keman, Rebec ve Lira da braccio isimli enstrümanlardan türemiştir. İlk gerçek dört telli kemanlar 16. yüzyılın başlarında Avrupa’da kullanıldı.  Muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan keman bir yayla çalınan, telli bir enstrüman olup ses aralığı 4 oktav olan perdesiz bir çalgıdır. Keman Ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan Kemanın yanında diğer üyeleri Viola, Çello ve Konturbas’ dır.

Keman kendine özgü biçimiyle 16. yüzyılda Avrupa’ da ortaya çıktı. Teknesi, sırt ( Akçaağaç’ tan ) ve göğüs (Köknar’dan) ile yanlıklardan ( Akçaağaç’ tan ) oluşur. Göğsündeki iki delik “F “ biçimindedir. Solo ve eşlik görevi verilir (özellikle bir solo çalgıdır ). Hiç bir çalgıda olmayan ses rengiyle, çok zengin bir anlatım gücü vardır.

İlk kemanlar, Bavyera’ nın Füssen kentinde İtalya’ nın Brescia ve Cremona kentlerinde ve aynı çağda Paris’ de yapıldı. Teknenin uzunluğu 36 cm, toplam uzunluk yaklaşık 60 cm dir. Keman çalanlara kemani denir.

Keman yapım ustalarına Luthier denir. En büyük keman yapımcıları;
GagliAnolar, C.Fegant, J. B. Guadagnini, L. Guersan, Klotlar, D. Montagnana, Kuzey İtalyan Gasparo da Salo (1540-1609), Bresci’ dan Giovanni Maggini (1579-c. 1630) ve Cremona’ dan Andrea Amati (c.1520-c. 1611),  Keman yapım sanatı, 17.yüzyıl ve 18.yüzyıl başlarında, İtalya Cremona’dan Antonio Stradivari, Giuseppe Guarneri ve Avusturyalı Jacob Stainer’ ın atölyelerinde emsalsiz sanatsal bir zirveye ulaştı.

Guarnerius Kemanı Stradivarius Kemanından sonra ikinci sırada gelir. Bazılarına göre ise Guarnerius bütün kemanların üstündedir.

Ülkemizde keman yapım teknikleri çok gelişmiş çeşitli yarışmalarda birincilik alan lutierlerimiz vardır. Bunlar; Cafer Açın, Mesut Gözalan, Yunus Tarhan, Mehmet Alkan, Nevzat Önder, Ayhan Damcıoğlu, Ahmet İyi doğan, Emin Tilef, Bedi Akol’ dur.

Keman sanatçıları;
Kemani Hızır Ağa, Kemani Rıza Efendi, Kemani Corci, Kemani Körsebuh, Kemani Aleksan Ağa, Kemani Memduh, Bülbül-i Salih Efendi, Reşat Erer, Nubar Tekyay, Sadi Işılay, Hakkı Derman Selahhattin Ünal.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ