Mimarlıkta sütun ya da ayakların taşıdığı kemer sırası...

Arkad,

Sütunlarla taşınan duvara bağlı veya ayrı, üstü örtülü, uzunlamasına gelişmiş mekan.
Mimarlıkta, sütun ya da ayakların taşıdığı kemer sırası 

Osmanlı saraylarında Hazine-i Hümayun ile koğuşların silinip temizlenmesi anlamında kullanılan sözcük...

Paris,

En çok Japonya' da görülen ve beyin damarlarının tıkanmasına neden olan bir hastalık...

Moyamoya,

Moyamoya kronik, tıkayıcı ve beyin damarlarını tutan bir hastalıktır. Moya moya hastalığı her iki internal karotid arterlerin distal dallarında,wills poligonu ve çevresinde küçük anostomatik damarların segmental stenotik ve oklüzif olması ile şekillenen ender bir hastalıktır. Moya moya hastalığı ilk olarak Takeuchi ve Shimizu tarafından 1957 yılında tanımlanmıştır. Hastalık geçici veya tekrarlayıcı hemiparezi, başağrısı, konvulzyon, nistagmus, mental retardasyon, afazi, ataksi ve subaraknoid kanama gibi semptomlar verebilir. Klinik ilerleyicidir. Etyolojisi tam olarark açıklanamamakla birlikte genetik faktörlere bağlı olduğu düşünülmektedir.

Moyamoya hastalığında ortaya bir sebep konamazken, moyamoya sendromunda bu duruma neden olan bir hastalık söz konusudur. Sadece Japon' lara özgü olduğu sanılan bu hastalık hemen hemen dünyanın her yerinden bildirilmiştir. Japonya'da her yıl 100 yeni moyamoya hastası ortaya çıkmaktadır. Japonya' da yıllık insidansı bir milyon popülasyonda bir hastadır.

Hastalıklı arterin intimasını fibröz doku kalınlaştırmıştır ve elastik lif proliferasyonu lamellar bir yapı oluşturmuştur. İnternal elastik lamina kıvrımlı hale gelmiştir. Damar duvarında yangısal değişiklikler gözlenmez. Hastalığın erken evrelerinde Willis poligonunun arka yarısı pek tutulmaz. Ortaya çıkan kollaterallerin yeni oluşan damarlar olmadığı ve daha önceden var olan damarların genişlemesi ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir. 

Kız erkek oranı 1.6/1 ile 2.4/1 arasında değişmektedir. Çocuklarda iskemik semptomlar ön plandayken erişkinlerde kanamaya ait semptomlar ağır basar. Bu hastalık daha sıklıkla iki zaman diliminde ortaya çıkar. Birincisi ilk on yıl, ikincisi ise 30-40'lı yaşlardır.

Mısır unuyla yapılan ekmek...

Malay,
Mısır unuyla yapılan bir ekmek.
Mısır ekmeği.
Buğday ya da mısır ununu kaynar suya dökerek yapılan ve pekmezle yenilen bir çeşit yiyecek, kaçamak.

1880-1960 yılları arasında Kars yöresinde de yaşamış Rus asıllı bir halk.

Molakanlar, (Malakanlar).
Rusça=süt içenler, Rus Çarı Deli Petro´nun uygulamalarına karşı çıkarak oluşturulan, bir dinsel hareket ve yaşam tarzı olan Molokanizm´i bir hayat felsefesi olarak kabul eden insanlardır.

Kars, Rus hâkimiyeti altındayken bölgede yaşayan etnik gruplar arasında en dikkat çekici olanlardan biri Malakanlar’dır. Malakanlar’ın hikâyesi 1660’lı yıllarda Rus Ortodoks Din ve Dua adlı kutsal kitaptaki yapılacak olan değişiklikleri kabul etmemeleri ile başlar.

1683 yılında Deli Petro’ nun batılılaşma politikaları çerçevesinde giyimlerine karışılarak saç ve sakal kesme mecburiyeti getirilmesinden sonra problemler çoğalarak sürer. 1805 yılında, dinsel anlaşmazlıklar doruğa ulaşır ve Saratof ve Dambug bölgelerinde yaşayan Malakanlar Rus sektisizminden ayrılırlar.

O tarihlerde Rusya’da egemen olan inanca göre haftada sadece iki gün süt içilirken Malakanlar bu perhize itiraz ederek, her gün süt içilebileceğini savunurlar. Rusça’da Moloko kelimesi süt, Molokan ise süt içen, perhizi bozan anlamına gelir.

Malakanların, 1840’lı yıllarda Kafkas bölgelerine gelmeleri izin verilir. 1877-1878 yıllarında Rusların Kars’a girmeleriyle, Malakanlar da bu bölgeye sürülür. Genelde yol güzergahı ve dere boyu olmak üzere, Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Yalınçayır (Zöhrab) ve Atçılar köyleri ile Kars merkezinin kuzey batısındaki Çakmak Köyü’ne yoğun olarak yerleşirler.

Malakanlar, Kars’ta bölge halkına değirmencilik, peynircilik konularında ve tarımsal alanda önemli katkılarda bulunurlar. İnançları gereği savaşa, silaha ve askere gitmeye karşıdırlar. Malakanlar, 1918’de Rus hâkimiyeti bittikten sonra da Kars’tan ayrılmazlar. Ancak 1921’de silah altına alınmaya zorlanmaları bu topluluğun kitlesel olarak göç etmesine yol açar. Kalan Malakanlar ise, 1962 yılında çoğunluğu Sovyetler Birliği’ne olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya göç ederler.

Bugün Kars’ta dürüst, çalışkan ve mütevazı bir topluluk olarak sevgiyle hatırlanan Malakanlar’ dan birkaç aile dışında hepsi göç ettikleri ülkelerde yaşıyor. Bugün Kars’ta bölge insanlarıyla evlilik yaparak kalan azımsanmayacak sayıda Malakan yasamakta. Onlardan geriye, dere kenarlarında yıkık değirmenler kaldı. Kocaman Arlov atlarının ve Malakan ineklerinin ise sadece isimleri… Şimdi onlardan bize insanlık, sevgi, kardeşlik ve dostluk kaldı. Kan ve barut kokan savaş ortamında, elleri kana bulanmamış tertemiz anılar.

Aç olarak...

Cuan, (Osmanlıca)
Aç olarak, acıkmış olarak.

Malezya takımadalarında yaşayan ve küçük beden yapılarıyla ayırt edilen halklara verilen ad...

Negritolar, 
Tropikal Afrikada yaşayan, siyah ırktan halk. Kimi zaman, siyah ırktan olan ve Afrika (Negriller yada Batı Pigmeleri ve Boşimanlar), Asya ve Okyanusya’ ya (Negritolar) dağılmış bulunan bütün kısa boylu insanlar Pigmeler olarak adlandırılır. Pigmelerin günümüzden 2000 yıl kadar önce yaşadığı, Mısırlılar daha sonrada Yunanlılar tarafından saptanmış, hatta Yunanlılar Pigmelere mitoolojide bile yer vermişlerdir. 

O tarihlerde bu insanların, pigmelerin, Etiyopya kökenli olduğu sanılırdı.  

Güney Çin Denizi ve Cordillera Central sıra dağları arasında dar bir şekilde uzanan bu bölgeye  ilk gelenler eski çağlarda Malay göçmenleriydi. Negritolar bölgenin dar sahillerine, Tingguianlar iç tarafları, Ilocanolar kuzeyi, Pangasinanlar güneyi paylaştılar. Fakat bölgeye ilk gelenler Negritolardır. Filipinlerin Malay ırkından olan ataları, takımadaya kara Asya'sının güneydoğusundan ve bugün Endonezya'nın bulunduğu bölgeden gelmişlerdir. Ülkede ayrıca küçük bir azınlık durumundaki Çinliler, İspanyollar ve Hint kökenliler yaşar. Yerli halk ise Aytalar ya da Balugalar adıyla da bilinen Negritolardır. Filipinlerde 70-75 dolayında dil ve lehçe konuşulmaktadir. Bu diller geleneksel olarak 8 grupta toplanmıştır.

Pigmeler Orta Afrika'dan Batı Pasifiğe kadar dağılmış olan ufak, kısa boylu zenci bir ırk. Afrika pigmelerinin birçok kabileleri Doğu, Orta ve Batı gupları olarak sınıflandırılırlar. Afrika'nın Doğu Pigmeleri (Mbuti), Doğu Belçika Kongosu'nun İturi Ormanlarında yaşarlar. Orta Pigmeler, Belçika Kongosu'nun kuzeyine dağılmışlar. Bongo kabilesi gibi Batı Pigmeleriyse Fransız Ekvatoral Afrika'da ve Fransız Kamerunu' nda yaşarlar. 

Boyları 1,30 m ile 1,45 m arasında değişir. Erkekler kadınlardan 10 cm civarında uzundur. Derilerinin renkleri sarımsı yahut kırmızımsı kahverengiyle koyu kahverengi arasında olup, vücutları ince tüylerle kaplıdır. Geniş çeneleri, düz burunları ve iri gözleri vardır. Saçları ise koyu olup kıvırcıktır. Kültür bakımından diğer zenci komşulardan farklıdırlar. Evcil hayvan yetiştirmezler. Ziraat hakkında yeteri kadar bilgileri yoktur. Demir işlemesi gibi işler yapamazlar. Hayatlarını, avlanarak, yabani yiyecekler toplayarak ve diğer zenci kabileleriyle orman ürünlerini ticaretle takas ederek geçirirler. Ormanlarda küçük gruplar halinde 1,5 m yüksekliğinde, 3 m uzunluğunda ve 1,5 m genişliğindeki küçük barınaklarda kalırlar.

Afrika Pigmelerinden başka, Seylan'da Veddas tipi, Hint Okyanusunda Andamanese tipi ve Malaya, Sumatra ve Filipinler'de diğer tip Pigmeler yaşamaktadır.

Saklambaç oyunu ...

Saklambaç (Saklanbaç), 
Ebekaç,
Gizlengugi,
Mulavara,

Saklambaç oynarken oyuncu sayısına bir kısıtlama getirilmez. Oyunculardan biri ebe olarak seçilir. Ebe bir duvara, ağaca ya da başka bir nesneye kafasını yaslar ve gözünü (genellikle kolu yardımıyla) kapatarak oyuncular tarafından kararlaştırılmış bir sayıya kadar birer birer sayar. Ebenin yaslandığı bu yere sobeleme yeri denir. Bu sırada diğer oyuncular ebenin onları göremeyeceği yerlere saklanırlar. Oyuncuların amacı, "Önüm arkam sağım solum sobe" diyerek saymayı bitiren ebenin onları aramak için sobeleme noktasından ayrıldığında gelip ellerini sobeleme noktasına dokundurarak sobe yapmaktır. Ebeden önce sobe yapabilen oyuncular kendilerini bir sonraki turda ebe olmaktan kurtarırlar ancak ebenin saklandığı yeri bulup kendisinden önce sobelediği oyuncu ise bir sonraki turda ebe olur ve oyun bu şekilde oyuncular oynamaktan sıkılıncaya kadar devam eder.

Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması...

Ton, (Fr. ton ).
Çeşitli kalınlık ve incelik derecelerindeki müzik seslerinden her biri.
İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi

Değnek, sopa, çomak...

Çub 
(Ağaç Değnek).
Asa, 
Değnek, 
Çomak, Sopa, 
Çubuk,
Ohandere,
Ağaç sopa,
Çoban sopası.
Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak,

Yelkenli devrindeki savaşlarda kullanılan ve "Rum ateşi" de denilen, söndürülmesi zor bir sıvı yakıt...

Grejuva, Grajuva Ateşi, Rum ateşi,
Rum Ateşi ya da Yunan Alevi, Bizans Ateşi, Roma Ateşi, Vahşi Ateş ya da Sıvı Ateş de denen Yunan Ateşi
Tarihte bilinen ilk kimyasal silahtır.
Tarihçilere göre kızgın kömür, kükürt ve zift karışımından oluşan ilk kimyasal silah olan Yunan Ateşi M.Ö. 423 de Peloponez savaşları sırasında kullanılmıştır. Daha sonra M.S. 660'larda zift, reçine, kükürt, nafta, kireç ve güherçile ile yunan ateşi zenginleştirilmiştir. Su eklendikçe alevi artar. Suda yandığı gibi karada da rahatlıkla yanabilir. Su dökülünce sönmez, daha fazlalaşır. Deniz savaşlarında gemilerin geçmesini engellemek için kullanılırdı.
Persler Yunanistan' ı  işgal ettiğinde bir deniz savaşı sırasında kullanılmıştır. Dönemin güçlü Pers ordusu, gemilerinin yanmasını engelleyememiştir. Grejuva, Rum Ateşi ve Yunan Alevi
olarak da bilinmektedir.Suda yandığı gibi karada da rahatlıkla yanabilmektedir. Su dökülünce sönmemekte, tersine alevi artmaktadır. Deniz savaşlarında gemilerin geçmesini engellemek için kullanılmıştır. 
Bugün bile Rum Ateşi'nin tertibini yalnızca tahmin etmek mümkündür, ama içinde sülfür, sönmemiş kireç, likit petrol ve hattâ belki de (modern ateşli silahların tertiplerinde yer alan) magnezyum olduğu tahmin edilmektedir. Magnezyum, Rum Ateşi'ne atfedilen özelliklerden biri olan suyun altında yanma özelliğine sahip son derece tepkimeli bir metaldir ve Rum Ateşi'nin bu kadar korkutucu bir silah olmasını sağlamaktadır.
Rum Ateşi Bizans'ın düşmanlarını harap edecek özelliğe sahipti. Bizans donanması, güverteleri Rum Ateşi sifonlarının yanı sıra kule ve sur gibi yapıların yüklenebileceği genişlikte olan, "dromon" adı verilen özel savaş gemileri kullanmaktaydı. Bu sifonlar içlerindekileri düşman gemilerinin güvertesine püskürterek denizcilerle askerlerin maruz kalmasına ve tahta gemilerin kolayca yanmasına yol açıyorlardı. 678 yılında Araplar bunu ilk elden yaşamışlardı. Rum Ateşi'nin çoğalması savaşın gidişatını büyük ölçüde değiştirmişti. Birkaç yıl önce Araplar yüzlerce Bizans gemisini yok ederken, artık kendi donanmaları parçalanıyor, yüzlerce asker kaybediyorlardı. Kuşatma kaldırılmış, Araplar barış yapmak zorunda kalmışlardı. 717 yılında yeniden saldırıya geçtiklerinde, Rum Ateşi şehrin savunmasında bir kez daha hayati bir rol oynamış, Araplar da yeniden ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdi.
 
Bizanslılar için Rum Ateşi kadar sırrının korunması da önemliydi. Sifon teçhizatının düşman eline geçmemesi için mümkün olduğunca az kullanılıyor, gizemli tarifi hakkındaki yasaklar ve efsaneler giderek artıyordu.

Duvar tenisi...

Squash, 

Duvar tenisi olarak adlandırılır. Fakat, tenisle sadece oynanan malzemelerle benzerlik sağlar. Ayrıca tenisle kuralar açısından da çok farklı bir spor dalıdır. Squash, 8 metrekarelik bir alanda, üç duvar arası denilen, yan duvarlar, karşı duvar ve arkada cam olmak üzere oyun salonunun her yerinde oynanan, iki kişilik, hareketli bir spordur. Squash, üç set üzerinden oynanır. Asıl amaç, topu karşı duvara atmak ve servis kullanmaktır. Her set 9 sayı üzerinden oynanır ve sayıyı sadece servis atan taraf alabilir. Eğer servis kırılırsa, sayı alınmaz ve servis öteki tarafa geçer. Eşitlik halinde, örneğin 8-8 gibi bir durumda voleyboldaki gibi maç, çift sayı uzar. Squash oynamak için, raket ve top olması yeterli. Raketlerin tenis raketinden tek farkı, daha küçük olmasıdır. Ancak toplar, bu sporla ne kadar haşır neşir olduğunun bir nevi göstergesidir. Üzeri kırmızı noktalı olanlar yeni başlayanlar için, sarı noktalı olanlar orta derece bilenlere, beyaz noktalı olanlar da profesyonellere yönelik yapılmıştır. Ayrıca squash, çok hızlı oynanan bir spor olduğundan, top çarpmalarına karşı korunmak için göğüs koruyucu kullanmak gerekir. Çok hareketli ve çok hızlı bir spor olduğu için, vücudunuzun beyin dahil her bölgesini çalıştırır. 

Bunun dışında kalça, bacak ve kolların çalışmasında da son derece etkilidir. Sürekli olarak atak yapmak ve topa vurmak için girilen pozisyonlar, bel ve gövde bölgelerinin esneklik kazanmasını sağlar. Squash ülkemizde tam olarak tanınmayan bir spor dalı. Oldukça sert ve yüksek performans gerektiren squash’ı her yaştan insan öğrenebilir. Ancak, sert ve yüksek performans gerektirdiği için, 15 ile 35 yaş arası grubun oynaması daha doğru. Dar bir alanda ani ataklarla koşmak, yüksek bir performans gerektiriyor. Bu nedenle her spor dalında olduğu gibi squash’a da başlamadan önce, mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekiyor. Kadınlar arasında çok yaygın olmayan sguash’ı en çok stres altında çalışanlar oynuyor. Zira, topa vurmak, stresin giderilmesinde büyük rol oynuyor.

İzmir' in Urla ilçesindeki içmeler...

Malgaça İçmeleri,
Sıcaklık 22°C.
Urla ilçesine 10 km. uzaklıkta, İzmir-Çeşme yolu üze­rindedir. İzmir’e uzaklığı 42 km.dir. Üç kaynak vardır.
Bağırsaklann tasfiyesi, karaciğer, safra yollan hastalıklannda faydalıdır.

Şifne Kaplıcaları;
Sıcaklık 38°C.
Çeşme’ye 5 km. uzaklıkta, Reisdere Köyü’ndedir. Kay­nak üzerinde kubbeli, bir hamam vardır. İştahsız, zayıf, kansız kimselere çok değerli bir şifa kaynağıdır. Bu kaplı­canın hemen yakınında bulunan bir çamurdan da çok ya­rarlanılır.

Nebiler Kaplıcası;
Sıcaklık 57°C.
Dikili ilçesine bağlı, Nebiler Köyü’ndedir. Dikili’ye 12 km. uzaktadır. Kaynağın bulunduğu yer ağaçlıktır. Çok eskiden kalma hamamı ve havuzu vardır.
Romatizma, nevralji ve kadın hastalıklarında faydalıdır.

Karaköy Kaplıcası;
Sıcaklık 60°C.
Seferhisar ilçesine 17 km. uzaklıkta, Kavakdere köyü’ndedir. Başlıca dört kaynaktan çıkar. Hamamları ve havuzlan vardır. Çamur banyosundan eskiden beri fay­dalanılır. Etraf a ğaçlıdır. Az tuzlu, bikarbonatlı sulardan­dır. Sülfat az olduğu için, içimi hoştur.
Boğaz iltihaplannda, solunum yollan rahatsızhklann-da, nezle de çok etkin şifa sağlar,

Dikili Kaplıcası;
Sıcaklık 42-64°C.
Dikili ilçesine 5 km. uzakta Karadere’dedir. Kaynak birkaç yerden kaynar. Bu bölge sıcak sular bakımından çok zengindir. 1939 Dikili yer sarsıntısında bazı kaynaklar kaybolmuş, yeni kaynaklar oluşmuştur. . l
İçme olarak da kullanılır. Üstü kapalı çamur havuzu vardır. Romatizmalı hastalıklarda, kadın hastalıklarında olumlu sonuçlar verir.

Akdeniz yöresinde yetişen patatese benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan bir bitki...

Kolakas (Colocasia), Gölevez,
Taro.
Patatesgiller ailesinden bolca potasyum barındıran bir bitkidir.

Güney Anadolu' da yetişen, patatese ve yerelmasına benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan otsu bir bitkidir. Asya'nın güney doğusundan Afrika kıtasına ve Pasifik adalarına kadar üretimi yayılmıştır. Gölevez; Asya, Afrika, Orta Amerika ve Pasifik adalarında yaşayan 400-500 milyon insanın temel gıda kaynağıdır.


Gölevez (Colocasia esculenta), yılanyastığıgiller (Araceae) familyasından bolca potasyum barındıran “kolokas” olarak da bilinen bir bitkidir. Türkiye'de sadece Bozyazı ile Anamur arasında yetişir. Yaygın olarak bilinen adı “taro” dur. Dik bir şekilde çıkan uzun yaprak saplarının üzerindeki geniş yapraklarıyla otsu yapıda olan gölevez bir yıllık bir bitkidir. Yaprak sapları, toprak altındaki yumru ve yumrucukların tepesindeki helezonların içinden çıkmaktadır. Gölevezin yaprakları fil kulağı şeklindedir. Botanik açısından yumrular “korm” ve yumrucuklar “kormel” olarak bilinir. Yumrucuklara halk dilinde “fili” adı verilmekte olup bunlardan çoğaltılmaktadır. Yaprakları devetabanı çiçeğinin yapraklarına benzer.

Patates, yerfıstığı, muz, avokado, kivi gibi yumru bitkilerinden olup, tüketimi patates bitkisine benzemektedir. Patatesin gıda maddesi olarak kullanıldığı her yerde kullanılabilmektedir. Konserve, Püre, Un, Cips, Şehriye ve dondurulmuş gıda olarak değerlendirilir. Besin değeri ve verimi ve diyet besini olması açısından patatese oranla daha avantajlıdır. Ayrıca nişasta kaynağı içeriğiyle önemli bir enerji kaynağıdır.
Türkiye'de ise Akdeniz bölgesinin İçel ilinin Anamur ve Bozyazı ilçeleri ile Antalya ilinin Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin sahil kesimlerinde patatesten daha çok yetiştirilmektedir. Sıcaklığın sıfır derecenin altına düşmediği, rakımın düşük olduğu ova kesiminde ve sulama olanakları uygun arazilerde yetiştirilmektedir. Gölevez yumrusundan patates gibi suda haşlanarak sebze yemekleri veya yağda kızartma şeklinde yemekler yapılmaktadır. Gölevez'in işleme şekli ve yöntemi bilinmediğinden sadece üretildiği yerlerde tüketilmektedir. Yumrudan suda pişme esnasında bamyadaki gibi musilaj madde salgılanmaktadır. Bunu önlemek için pişirme esnasında limon sıkılması gerekir. Bu durumu bilmeyen birisinin pişirdiği gölevez yemeği, yiyenlere nahoş bir tat verir. Ayrıca gölevez yumrusunun kabuğu soyulduktan sonra bıçağı takıp kırarak kopartmak (çentmek) gerekir, bu yemeğin suyunun lezzetli olmasını sağlar.
Gölevez yumrusu sert ve sıkı bir tekstüre sahiptir. Pişmemiş gölevezin yumru, yumrucuk, sap ve yaprakları kalsiyum oksalat kristalleri içerdiğinden buruk tattadır, çiğ halde yenilmez. Pişirerek bu kristalleri eritmek gerekir. Türkiye'de yetiştirilen yumruların dışı kahverengi içi ise beyazdır. Yaprakları ve sapları buharla pişirilerek kaynatılıp turşusu yapılan gölevez bitkisinin değerlendirilmeyen bir kısmı bulunmamaktadır.

Kolakas metabolizmayı çalıştırmak için harika bir yemek.
Kolakas, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan yöresel bir yemektir. Kolakas' ın bir özelliği ise yıkanmaz yani yıkamadan soyunuz. Yıkadığınız zaman tıpkı bamya gibi sümükleniyor. Diğer bir özelliği ise soyulan bitkiyi bıçakla yararak rastgele doğruyorsunuz. Patatesin neredeyse iki misli büyüklüğünde, yumru bir bitki olan kolakasın kabukları tıpkı patates gibi soyulur. 

Kolakas yemeği. 
Malzemeler: 
800-900 gr. kolakas,
2 adet orta boy kuru soğan,
350-400 gr. kemikli koyun eti,
5 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 çay kaşığı tuz, karabiber,
1 yemek kaşığı domates salçası,
4 su bardağı sıcak su, 1 adet limonunsuyu.

Yapılışı: İri kemikli etleri ve zeytinyağını orta boy bir tencereye aktarın. Orta ısılı ateşte, sık sık karıştırarak 5-6 dakika, etler suyunu verip tekrar çekinceye kadar kavurun. Üzerine 2 su bardağı sıcak suyu hemen ekleyip kısık ateşte 25-30 dakika daha pişirin. İncecik doğradığınız soğanları ve salçayı ilave edip sürekli karıştırarak 2-3 dakika kadar kavurun. Tuz ve karabiberi de serpin. Yumuşayan etlerin üzerine yıkayıp süzdüğünüz kolakasları ekleyin. Limon suyunu ve 4 su bardağı sıcak suyu da tencereye aktarın. Orta ısılı ateşte kolakaslar iyice yumuşayıncaya kadar pişirip ocaktan alın. Sıcak sıcak servise sunun.

Kaynak: http://golifa.blogcu.com

İstanbul' un Şile ilçesinde bir mağara...

Radıç Çopulu :

Şile, İstanbul iline bağlı bir ilçedir. Marmara Bölgesi'nin kuzey doğusunda, Karadeniz kıyısındadır. Doğuda Kandıra, güneydoğuda Derince, güneyde Pendik ve Gebze, güneybatıda Çekmeköy ve batıda Beykoz ilçeleriyle çevrilidir.

Mağaralar;

Sofular Mağarası : Sofular köyünde bulunur ve Roma dönemine aittir. 100m.uzunluğunda +17 m. yüksekliğinde,yatay ve kuru bir mağaradır.
Meşrutiyet Mağarası : Şile meşrutiyet köyünde bulunan mağara yatay ve kuru bir mağaradır.  40m.uzunluğunda –3m. Derinliğinde yatay ve kuru bir mağaradır.
Ekşioğlu Mağarası : Şile çayırbaşı köyünde,  75 m. Uzunluğunda -18 m. Derinliğinde dikey ve yatay şekildedir. 
Karabeyli İnleri : Karbeyli köyü elmalıtarla mevkiinde,  5-15 m. şeklinde 5 ad. İn vardır.
Sığır Çopulu Mağarası : Sortullu köyü mevkiinde yatay ve kuru bir mağaradır.  30 m. Uzunluğunda –6 m. Derinliğinde yatay ve kuru bir mağaradır.
Gölcük İni : Sortullu köyü mevkiinde 10 m. Uzunluğunda –0.5 m. Derinliğinde yatay ve kuru bir indir. 
Radıç Çopulu :  Göksu köyü ile hacıllı arasında 20 m. Uzunluğunda 20 m. Derinliğinde F23-c4 paftasında dikey ve kuru bir mağaradır.
Eski Köy Yeri Mağarası : Sortullu hacıllı arasında kısmen dikey ve çoğunlukla yatay olup kuru bir mağaradır. 
Yukarı Kışla Mağarası : İnkese mağarasının 100 m. Batısındadır. 
İnkese Mağarası : Sortullu köyünün 1.5 km güneyinde, hacıllı köyünün 3 km. kuzey batısında  355 m. Uzunluğunda kollarıyla 500 m.yi bulmaktadır –80 m. Derinliğe ulaşır yatay bir mağara olup kımen suludur.
Suşıkan Mağarası : İnkese mağarası ile bağlantılı olup 45 m. Uzunluğunda +5 m derinliğindedir.
Soğuksu Mağarası : Hacıllı köyünün 500 m. Doğusunda yatay aktif sulu bir mağaradır. 
Gürlek Mağarası : Hacıllı köyünün 500 m. Doğusunda 58 m uzunluğunda –1 m. Derinliğinde yatay aktif sulu bir mağaradır
Gökmaslı Mağarası : 20 m. Uzunluğunda +2 m yüksekliğinde gökmaslı köyünün 300 m batısında yol kenarındadır yatay ve kuru bir mağaradır.
Şile deniz mağaraları : Şile adalarından ocaklı adanın batısında Ocaklıada Mağarası, Şile limanının doğusunda Tersane (Yalı) Mağarası, Şile burnunun güneyinde Feneraltı(Fusa) Mağarası, Şile harman kaya burnu batısında Akşam Güneşin Mağarası, Şile doğusunda Yay burnu güneyinde Tavanlı 1 Mağarası, Tavanlı Mağarası, ayrıca Kabakoz deniz inleri, Kilimli inleri, Malkaya deliği gibi bir çok mağara vardır.

Görülmesi gereken yerler;

Şile Kalesi Şile Feneri : Türkiye'nin en büyük, dünyanın da ikinci büyük feneridir, 1860 yılında kurulmuştur. Şile Evleri 
Sarıkavak Kalesi (Hasanlı Köyü) 
Heciz Kalesi 
Yeşilvadi 
Hanımsuyu Çeşmesi
Osmanlı Hamamı 
Kilise Kalıntısı 
Vaftiz Yeri (Yeniköy) 
Kilise Kalıntısı (Yeniköy) 
Lahit Mezar (Sortullu Köyü) 
Papazın Çeşmesi (Kabakoz Köyü) .

Japon müziğine özgü çalgılar...

Biva - Bir tür Liva,
Hayashi,
Hiçiriki - Kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı,
İva-Japon müziğine özgü bir tür lavta
Koto (Zoto) -Japon müziğine özgü telli bir çalgı.,
Nokan - Flüt,
Oteki,
Şakuhaçi (Shakuhachi) - Bambu flüt,
Şamisen - Gitara benzer çalgı,
Şo-Japon müziğine özgü 17 bambu kamışından yapılan nefesli bir çalgı.
Şoko-Japon müziğinde vurmalı çalgı olarak kullanılan bir tür gong.
Taiko (Tayko)- Japon davulu,
Di,  Çin müziğine özgü bir tür flüt.

Japon müziğine özgü bir tür flüt...

Nokan,

Japon müziğine özgü, kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı...

Hiçiriki,

İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir dolap...

Kullap,

Tuzcul bitkiler...

Halofitik,
Tuzcul Bitkiler,
   
Ak çiçekli karahindiba, 
Bataklık kazayağı, 
Deniz börülcesi, 
Deniz süt otu, 
Devekulağı, 
Etli soda otu, 
Ezgen, 
Hindiba, 
Kripsis, 
Kursalık , 

Mikroknemum , 
Sahil andız otu  , 
Salda sığırkuyruğu   


Scorzonera hieraciifolia , 
Sferofisa, 
Taraxacum farinosum , 

Tuzcul ada çayı , 
Tuzcul andız otu ,
Tuzcul binbirdelik otu ,
Tuzcul glayöl , 
Tuzcul kirpidikeni , 
Tuzcul sabun otu ,
Tuzcul salkım çiçeği , 
Tuzcul çakşır ,
Tülpembe, 
Çuvan , 
İran kuşkonmazı .    

Andız otu,
(Inula aucherana),  
Papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait çok yıllık sarı çiçekli otsu bir bitki türüdür. Temmuz - Eyül aylarında çiçek açar. İç Anadolu'da yayılış gösterir. Yaprakları biraz kalın ve etlidir. Deniz seviyesinden 550-1900 metre yükseklikteki nemli ve tuzlu alanlarda yaşar.      


Sirkenotu,
Bataklık sirkenotu,

Bataklık kazayağı,
(Chenopodium chenopodioides) 
Sirkengiller,  ıspanakgiller familyasına ait, tek yıllık otsu bir bitkidir.


Cibcik 
Taraxacum mirabile, 
Ak çiçekli karahindiba,
Mayıs - Haziran ayları arası çiçek açar. Yurdumuzda Kuzey ve Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 3 - 5 santimetre arasında değişir. Çok yıllık bir otsu bitki türüdür.


Cırtlık ,
Taraxacum farinosum, 
Haziran - Eylül arası çicek açar. Ülkemizde Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 5 - 15 santimetre arasında değişir. Çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Meyveleri paraşüt gibi dağımaların sağlayan tüysü yapılara sahiptir. 

Deniz Börülcesi,
Salicornia europaea, 
Kurşun otu,
Tuzlu ot,
Amaranthaceae,  Ispanakgiller,familyasından bir bitki türüdür. Deniz börülcesi deniz kıyısına yakın yerlerde yetişen bir bitkidir. Türkiye'de Tuz Gölü ve çevresi Aksaray Ereğli Burdur ve Tarsus kıyılarında yetişir. 

Deniz sütotu,
Glaux maritima,  
Çuhaçiçeğigiller familyasına ait çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Mayıs-Ağustos aylarında çiçek açar ve 4-20 cm boya ulaşabilir.

Deve kulağı, 
Haziran - Eylül ayları arası çiçek açar. Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 20 - 50 santimetre kadardır. Çok yıllık otsu bir bitki türüdür.

Etli sodaotu,
S. crassa,  
Sirkengiller familyasına ait tek yıllık otsu bir bitki türüdür. Mayıs-Temmuz aylarında çiçeklenir. Boyu 25-45 cm'dir. Sonbaharda pembemsi-kırmızı rengiyle farkedilir. Meyveleri kanatlıdır. Deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikteki nemli tuzlu topraklarda yetişir.      

Ezgen,
Camphorosma monspelica
Sirkengiller (Chenopodiaceae) familyasından bir tuzcul yem bitkisi türü. Küçükbaş hayvanların ana besin kaynağıdır. Derin kökleriyle rüzgar erozyonuna direnebilen türlerin başında gelir. 

Hindiba,
Cichorium endivia, 
Radika,
Acı marul frenk salatası ya da endiv olarak da bilinir.
Asteraceae familyasından sebze olarak yararlanılan bir yıllık bitki. Mısır ve Endonezya kökenli olduğu sanılan bitkinin XVI. yüzyıldan bu yana Avrupa'da tarımı yapılmaktadır. 


Kripsis,  
Buğdaygiller (Poaceae) familyasından kısa yapraklı tek yıllık bitki cinsidir. Haziran - Ekim ayları arasında çiçek açar. İç Anadolu ve Trakya bölgelerinde yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 1 - 30 santimetre arasında değişir. Tek yıllık sürünücü otsu bitki türüdür.  Hayvanlar severek yerler. İyi bir erozyon önleyicidir. 

Kursaklık 
(Suaeda altissima) , 
Sirkengiller familyasına ait tek yıllık otsu bir bitki türüdür. Temmuz-Eylül aylarında çiçek açar 2 metreye kadar boylanabilir. Batı Orta ve Doğu Anadolu civarında yayılış gösterir. Deniz seviyesinden 900-1200 metre yüksekliteki kumlu tuzlu dere kenarlarında ve çorak yerlerde yaşar.      

Mikrokneum, 
Mikroknemum (Microcnemum), 
Sirkengiller familyasına ait, çok yıllık otsu bir bitki cinsi.Mayıs - Temmuz ayları arasında çiçek açar. Türkiye'de Orta Anadolu'da yaygındır. Gövde uzunluğu 5 - 10 santimetre arasında değişir. Çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Deniz seviyesinden 940 - 1000 metre yüksekliktek çok tuzlu topraklarda yaşar. Türkiye'ye özgüdür. Özellikle Konya ve Tuz Gölü çevresinde görülür.      

Sahil andızı 
(Inula crithmoides),  
Papatyagiller familyasına ait çok yıllık yarı çalımsı bir bitki türüdür. Deniz seviyesindeki tuzlu bataklıklar hafif tuzlu topraklar ve deniz kenarlarında yetişir. Eylül-Kasım aylarında çiçek açar 1 metreye kadar boylanabilir.     

Salda sığırkuyruğu,
(Verbascum dudleyanum), 
Yüksük otugiller (Scrophulariaceae) familyasına ait çok yıllık otsu bir bitki tür. Haziran ayında çiçeklenir ve 30-80 cm boya ulaşabilir. Deniz seviyesinden 1170 metre yükseklikteki göl ve dere kenarlarındaki ıslak yerlerde yaşar. Burdur Salda gölü kıyısında olmak üzere Türkiye'ye özgü bir bitki türüdür.      

Sferofisa, 
Haziran'da çiçek açar. Genellikle Orta Anadolu'da yaygındır. Gövde uzunluğu 20 - 50 santimetre arasında değişir. Çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Hayvanlar rarafından fazla tercih edilmese de yenir. Deniz seviyesinden 800 - 1000 metre yükseklikteki tuzlu bataklıklarda yaşar. Türkiye'ye özgü bir bitkidir.      

Tekesakalı 
(S. hieraciifolia),  
Kır sakızı,
Papatyagiller familyasına ait çok yıllık sütlü bir bitki türüdür. Haziran-Ağustos aylarında çiçeklenir ve 5-15 cm'e kadar boylanabilir. İç Anadolu'da yayılış gösterir. Tuzlu bataklıklar ve bozkırlarda yaşar. Türkiye'ye özgü bir türdür.      

Tuzcul Ada çayı,
(Salvia halophila), 
Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasına ait çok yıllık otsu bir bitki türü. Ağustos-Ekim aylarında çiçek açar ve 40-70 cm boya ulaşabilir. İç Anadolu bölgesi civarında yaygındır. Güzel kokuludur. Hayvanlar tarafından yenir. Çayı yapılabilir. 950-1000 metre yükseklikteki tuzlu bozkırlarda yaşar. Türkiye'ye özgüdür.      

Tuzcul Glayöl 
(Gladiolus halophilus), 
Süsengiller familyasına ait soğanlı çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Haziran-Temmuz aylarında çiçek açar ve 25-55 cm'e kadar boylanabilir. Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Deniz seviyesinden 900-1200 metre yükseklikteki tuzlu topraklar ve tuzlu bataklıklarda yaşar. Özellikle Tuz Gölü çevresinde yetişir. Türkiye'ye özgüdür.      

Tuzcul kantaron 
(Hypericum salsugineum), 
Kantarongiller familyasına ait çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Deniz seviyesinden 900 m yükseklikteki tuzcul bataklıklarda yaşar. Zehirlidir. 

Tuzcul kirpidikeni,
(Acantholimon halophilum), 
Dişotugiller familyasına ait çok yıllık çalımsı bir bitki türüdür. Deniz seviyesinden yaklaşık 900-1100 m yükseklikteki tuzlu bozkırlar tuzlu tepecikler ve açık çam ormanlarında yetişir. Haziran'da çiçek açar 5-15 m boylanabilir. Özellikle Orta Anadolu'da yayılış gösteren Türkiye'ye özgü bir türdür      

Tuzcul sabunotu, 
Mayıs ayında çiçek açar. Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 5 - 15 santimetre arasında değişir. Sürünücü gövdeli tek yıllık ve otsu bir bitki türüdür. Yapısında bulunan saponinler eczacılıkta önemlidir. Tuzlu bataklıklarda yaşar. Türkiye'ye özgü bir bitki türüdür.      

Tuzcul salkımçiçeği 
(Silene salsuginea) , 
Karanfilgiller familyasına ait çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Tuzlu topraklarda yetişen tek Salkım çiçeği türüdür. 900 m yüksekliklte tuzlu bozkırlarda yetişir. Temmuz ayında çiçek açar 15-30 cm boylanabilir. Türkiye'ye özgüdür. Özellikle Tuz Gölü çevresinde yetişen endemik bir türdür.      

Tuzcul Çakışır 
F.halophila, 
Maydonozgiller familyasına ait tüysüz çok yıllık bir bitki türüdür. Mayıs-Haziran aylarında çiçek açar ve 60-90 cm 'e kadar boylanabilir. Orta Anadolu'da yayılış gösterir. 900 metre yükseklikte tuzcul bozkırlar ve kumullarda yaşar. Özellikle Tuz Gölü'nün çevresi olmakla Türkiye'ye özgü bir bitki türüdür.      

Tülpembe 
(Frankenia hirsuta), 
Tülpembegiller familyasına ait çok yıllık otsu ya da çalımsı bir bitki türüdür. Mayıs-Eylül aylarında çiçek açar ve gövde uzunluğu yaklaşık 5-15 cm olur. Batı Orta ve Doğu Anadolu'da yayılış gösterir. Çorak topraklarda süs amaçlı kullanılabilir. Deniz seviyesinden 1-1400 m yükseklikte tuzlu bataklıklar ve tuzlu bozkırlarda yaşar.  


Çuvan, 
(Halocnemum strobilaceum), 
Ispanakgiller (Amaranthaceae).  

Temmuz - Eylül ayları arası çiçek açar. Ülkemizde Kuzey Anadolu Batı Anadolu Güney Aanadolu ve Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunuğu 10 - 30 cm arasıdır. Çok yıllık bir otsu bitkidir. 
Tuzlu bataklık ve tuzlu göl kıyılarında yaşar. Tuza çok dayanıklıdır.      

İran kuşkonmazı, 
(Asparagus persicus), 

Kuşkonmazgiller (Asparagaceae) familyasından bir kuşkonmaz türüdür. İç Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 25 - 150 cm arasında değişir. Çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Mayıs - Temmuz ayları arasında çiçek açar.  Deniz seviyesinden 800 - 1700 m yükseklikte tuzlu bozkırlarda yetişir.

Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı...

Kik, 
İnggig.
Alm.
Frn. cabriolet.
Futa (Rumca),

Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı, 
Çok ince enli, uzun, narin ve hafif bir tür filika.

Tuz gölü çevresinde yetişen ve beyaz çiçekler açan tuzcul bir bitki...

Cibcik,(Taraxacum mirabile). 
Ak karahindiba, 
Ak çiçekli karahindiba (Taraxacum mirabile), papatyagiller (Asteraceae) familyasından bir karahindiba türü. Mayıs - Haziran ayları arası çiçek açar. Yurdumuzda genellikle Kuzey ve Orta Anadolu'da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 3 - 5 santimetre arasında değişir. Çiçekleri beyaz olduğu için "Ak çiçekli karahindiba" olarak da adlandırılır. Çok yıllık bir otsu bitki türüdür. Meyveleri ucundaki tüyler sayesinde rüzgarla paraşüt gibi dağılır. 800 - 1300 metre yükseklikte tuzlu topraklarda yaşar. Türkiye'ye özgü bir bitki türüdür.

Japon folk şarkılarına verilen ad...

Minyo,

Japon Müziğinde pentatonik melodiler çok fazla bulunmakta olup.Japon müzikologlar bu pentatonik dizilere 'minyo', 'gagakulitsu', 'riyuku', 'miyakobuşi' gibi adlar vermişlerdir. 

Minyo, acıklı folklor motifleri içeren hece ölçülü Kore halk şarkısı tarzında üretilmiş şiirlere verilen ad.

Japonlara özgü bir bir tür flüt...

Hayashi,

Japon müziğine özgü gitara benzeyen çalgı...

Şamisen, Samisen,(Shamisen).

Üç telli bir nevi saz. Müzikte üç telli Japon çalgısı. Japonya' ya özgü üç telli müzikal bir enstrümandır. Baçi adı verilen fildişi ya da kaplumbağa kabuğundan yapılan büyük boyutlu ve ağır bir mızrapla çalınan bu çalgı 16. yüzyılda güney Japonya' da doğmuştur. Şamisenler çeşitli biçimlerde üretilirler ve genelde teatral çalışmalarda kullanılırlar. Kedi veya köpek derisinden yapılan, sakin ve huzur verici bir sesi vardır. 

Özellikle eskiden geyşaların eğitiminde önemli bir yer tutarmış. Şamisen tek olarak ya da diğer şamisenlerle birlikte ya da diğer Japon çalgılarıyla birlikte topluluk olarak çalınabilir. Kabuki ve bunraku gibi teatral türlerde söylenen naguata adlı şarkılara eşlik etmekte erkekler veya kadınlar tarafından çalınır.

İçine küçük çakıl taşları gibi taneler konan ve vurmalı çalgı olarak kullanılan boş ve kuru kabak...

Marakas, 

Afrika ve Latin Amerika müziklerinde kullanılan içi oyuk olan gövdesinde bulunan parçalar sayesinde sallayınca ses çıkaran bir tür vurmalı müzik aletidir.

Latinlere özgü, müziğin ritmini sağlayan vurmalı çalgı,
Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı,
İçinde küçük taneler bulunan ve vurmalı çalgı olarak kullanılan boş kabak 
İçine küçük çakıl taşları gibi taneler konan ve ritim çalgısı olarak kullanılan boş ve kuru kabak.

Tuareglerde krala ya da reise verilen ad...

Amenokal (Leder),

Berberi dilinde sultan an­lamına gelen isim. Tuareg’ lerin ırk ve din bakımından en soylusu olan İmanân ailesinin reisine verilen ad. (XVII. yüzyıl da Tua­reg’lerin kralına verilen bu ad, bugün sadece bir şeref unvanıdır.) 

Tuaregler, Cezayir, Libya, Mali ve Nijer arasında geniş bir alanda yaşayan ve Berberi dillerinden birini konuşan halk. Sayıları yaklaşık 1.2 milyona ulaşan Tuaregler bağımsız bir siyasi örgütlenmeye de sahiptirler. Kuzey Tuaregler çoğunlukla çölde, Güney Tuaregler ise daha çok step ve savanlarda yaşarlar. Kuzeydeki başlıca Tuareg konfederasyonları Ahaggar ve Azcer, güneyde ise Asben, İfora, İtesan, Avellimiden ve Kel Tademaket' tir. Güney Tuaregler Zebu ve deve yetiştirir ve bunların bir bölümünü Kuzey Tuareglere satarlar.Tuareg toplumu, soylular, din adamları, vasallar, zanaatçılar ve eskiden köle emekçilerinden oluşan katmanlara bölünmüştür. 

Tuaregler geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar. Günümüde deri yerine naylon çadırlar da kullanılmaktadır. Güneyde beşik tonozlu keçe çadırlar yaygındır. Yetişkin erkekler kadınların, yabancıların ve evlilik yoluyla akraba oldukları kişilerin yanında mavi bir peçe takarlar; ama bu gelenkeler kentleşmeyle birlikte kaybolmaya başlamıştır. Tuaregler arasında eski Libyalıların kullandıklarına benzer bir el yazısı (tifinag) varlığını korumaktadır. Tuareg toplumunda, erkekler başlarını ve yüzlerini örtüyor. Delikanlılık çağında yüzlerini örtmeye başlayan Tuaregler, ölene kadar yüzlerini bir daha kimseye göstermiyor. Osmanlı arşivlerinde ‘Tevarık‘ olarak bahsedilen Tuaregler, Hagarlar ve Ezgarlar olarak iki topluluktan oluşuyor.

Batı Samoa' nun para birimi...

Tala,     
Resmi tam adı: Samoa Bağımsız Devleti (Samoa)
Eski adı: Batı Samoa 
Yönetim biçimi: Anayasal Monarşi 
Başkent: Apia  
A'ana, Aiga-i-le-Tai, Atua, Fa'asaleleaga, Gaga'emauga, Gagaifomauga, Palauli, Satupa'itea, Tuamasaga, Va'a-o-Fonoti, Vaisigano adlı 11 bölgeden oluşan yönetim birimi vardır.
Para birimi; Batı Samoa Talası,
Yüzölçümü toplam 2831 kilometrekaredir. Savaii, Samoanın en büyük adası olup, 1715 kilometrekaredir. Upolu ise 1127 km2 olup, diğer yedi adası gayet küçüktür. 

Yeni Zellandanın 2500 km kuzey ucunda, Avusturalya' nın 4300 km doğusunda, Hawai adalarının 3500 km güney batısında bir grup ada üzerinde kurulmuş devlet. Samoa Adaları 171o batı meridyeninden doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar doğuda ABD idaresinde 6 ada ile batıda müstakil Batı Samoa Adaları adını alan 9 adadan müteşekkildir.   Batı Samoa Adaları; meskun bulunan Upolu, Savaii, Manoa ve Apolima ile meskun olmayan Fanuatapu, Namua, Nuutele, Nuulaa, Nuusafe adalarından müteşekkildir. 
Ekonomisi çiftçilik ve balıkçılığa bağlıdır. Tarım ürünleri oldukça mahdut (sınırlı) olup, mevcut ihracatının % 90ını teşkil eden hindistan cevizi ve kakao boldur.  Birinci Dünya Savaşına kadar Batı Samoa, Almanyanın kontrolünde kaldı.  

Meriç deltasında bir göl...

Gala, (Çeltik), Gala gölü, Büyük Gala (Çelik ) ve Küçük Gala olarak iki bölümdür.
Pamuklu Gölü,
Sığırcı Gölü,
Dalyan Gölü,

Meriç Deltası, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu arasında göç eden çok sayıda göçmen kuş için önemli bir dinlenme alanı. Ilıman iklimi nedeniyle Avrupa' nın birçok sukuşu da kış aylarını burada geçiriyor. 

Kış mevsiminde nehir boyundaki taşkın alanlarında deltanın sembolü kuğular görülüyor; Gala (Çeltik) Gölü' nde ise kaz ve ördeklere rastlanıyor. Meriç Deltası' nın Gala Gölü, Pamuklu Gölü ve Koyuntepe Sazlıkları'nı kapsayan 6 bin 9 hektarlık bölümü 2005'te milli park ilan edildi. Kıyıdaki Dalyan Gölü ve Enez'in 10 kilometre kuzeydoğusundaki Gala Gölü'ne araba yolları takip edilerek kolayca ulaşılabiliyor. Göldeki balıkçılarla anlaşıp tekne gezisi de yapılabilir. Enez' in hemen kıyısındaki Ainos antik kenti de görkemli kalıntılarıyla gezilmeyi hak ediyor.

Meriç deltasında 163 kus türü tespit edilmiştir. Bunlardan 45 tür üremektedir. 163 kuş türünden birçoğu çeşitli derecelerde nesilleri tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Karabatak gece balıkçılı, alacabalıkçıl, küçük akbalıkçıl, erguvani balıkçıl, çeltikçi, küçük orman kartalı, kılıçgaga, uzun bacak, kara sumru ve bıyıklı sumru deltada kuluçkaya yatan önemli türlerdir.
 

Japon Bambu Flütü...

Şakuhaçi (Shakuhachi),

55 cm uzunluğunda bir flüt ile yapılan müzik türüdür. Çalgının adı eski Japon uzunluk biriminden gelmektedir.

"Domalan" da denilen, yenilebilen, patatese benzer bir mantar cinsi ...

Domalan Mantarı ,
(Tuber melanosporum), 
Türüf Mantarı, 
Trüf,
Yermantarı (Trüffel),

Keme, 
Tombalak,
Topalak,
Geme,
Kumi,
Karakeme,
Dobelan.



Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitkidir. 5-6 cm çapında, düzensiz şekilde küre şeklinde, üst kısım basık ve dalgalı, genellikle patates yumrusu şeklindedir. Yüzey genelde düz bazen pürüzlü, geniş oluklara ayrılmış, kırmızımsı - soluk kahverengi, bazen sarımsı veya gül rengindedir. Ekzoperidyum 1-2mm kalınlıkta olup kolayca soyulur. Mantar toprağa tamamen gömülü veya kısmen dışarı çıkmış olabilir.  Toprak altında iken genç mantar saf beyazdır, bastırılan kısımları gül rengi ila pembeye döner. 

Toprak dışına yeni çıkartılanlar önce beyazdır, daha sonra yukarı kısmı zeytin yeşili lekeli sarımtrak, aşağı kısmı beyazımtrak olur, yaşlı numuneler daha da koyulaşır, kuruyunca kahverengi veya siyah lekeli esmer bir renk alır. Oldukça katı ve dayanıklıdır. Önceleri tadı ve kokusu yoktur. Kurutulanlar da kokusuzdur, kendi kendine yok olmakta olan numuneler çürümekte olan elma veya çilek gibi güzel bir kokuya sahiptir.

Kışın ve sonbaharda, kumlu çıplak topraklarda, ince çayırlıklarda, daima çam, sedir ve meşe ağaçlarına yakın ve bunların altındaki toprak üzerindeki gevşek ölü yaprak tabakasının hemen altında gelişir.
Konya ve civarında ve Şanlıurfa ve civarında Kumi otuyla birlikte mikorizal olarak yaşamaktadır.

Keme Kebabı;
(Şiddetle tavsiye edilir).


Malzemeler:
400 gr. kemiksiz kuzu kolu . 
100 gr. kemiksiz kuzu gerdanı, 
200gr. kuzu kuyruk yağı, 
40 adet ceviz büyüklüğünde keme, 
tuz, karabiber, 
yeşil soğan, biber, domates.

Yapılışı: 
Önce kemeleri güzelce yıkayalım; çünkü çıkarıldığı toprağın bütün dokusunu üzerinde taşımaktadır. Daha sonra pütürlü taşla dış yüzeyini temizleyelim ve tekrar yıkayalım. 

Kemeyi ortadan ikiye bölüp,  dikkatle ortalarından delelim. Kuzu kolu kuzu gerdanı ve kuyruk yağını buğday tanesi büyüklüğüne gelinceye kadar zırhtan geçirelim. Aman dikkat ezmeyelim. Zırh kıymasına, tuz ve karabiber ekleyerek harmanlayalım. Dövme yuvarlak şişlere bir parça kıyma, bir parça keme gelecek şekilde dizelim daha sonra kor 'dan kül' e dönmeye başlayan meşe odunu ateşinde yakmadan pişirelim. Keme kebabı mutlaka yeşil soğan piyazıyla yenmelidir.

Karaman kentinin antik dönemlerdeki adı...

Karaman, 
Larende, (Laranda),
Karaman' ın bilinen ilk adı Laranda' dır. Selçuklular döneminde Larende olarak anılmıştır.

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Karaman’ın kuzeyinde Konya, güneyinde Mersin, doğusunda Ereğli, güneydoğusunda Silifke, batısında Antalya bulunmaktadır. Toros Dağları ilin güneyini engebelendirir. En önemli yükseltisi, aynı zamanda sönmüş bir yanardağ konisi olan Karadağ (2.271 m.) ile Yunt Dağı (3.227 m.)’dir. İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan Sertavul Beli (Sertavul Geçidi)’dir.

İl topraklarını sulayan Göksu Nehri, 296 km. uzunluğunda olup, bunun 47 km. si il toprakları içerisindedir. Yüzlük Dağı’ndan kaynaklanan Gödet Çayı ise, 81 km. sonra Gödet Barajında son bulur. Ayrıca Ermenek Çayı, Göksu Nehri’nin bir kolu olup, Mut yakınlarında Pirinç Suyu ile birleşir. 112 km. uzunluğundaki Ermenek Çayı’nın 56 km. Karaman il sınırları içerisindedir. Bunların dışında Maraşpoli Suyu, Bahçegözü Suyu, Balkusan Çayı, Nadire Değirmenleri Suyu, Zeyve Çayı, Deliçay, Eskiçay ve Kocadere ilin diğer belli başlı akarsularıdır.

Hititler zamanında bir askeri ve ticaret merkezi olmuş daha sonra Firigya ve Lidya' lıların egemenliğine geçmiş, M.Ö.322 de Yunan Kralı Perdikkos ve Filippos' un işgaline ve talanına uğramıştır. Laranda kenti XII.yüzyıldan önce Danişmendlilerin sonra da Selçukluların yönetimine girmiştir. Karamanoğulları 1256-1483 arasında Orta Anadolu’nun güney kesimine egemen olan bir Türkmen Beyliğidir. Karamanoğulları Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflamasından ve yıkılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan edip Karamanoğlu Devletini kurmuşlardır.  Şehir Klasik dönemlerde Larende olarak bilinir. 1256' da Karamanoğulları devletinin başkenti olan Larende, Cumhuriyetin ilanından sonra Konya iline bağlı olarak Karaman adını almıştır. Karaman 15 Haziran 1989 tarihinde Türkiye'nin 70. Vilayeti olmuştur.

Karamanoğlu Mehmet bey Konya civarında Moğollarla yaptığı savaşı kazanarak Konya' yı moğol işgalinden kurtarmış ve Karamanoğlu Devletinin başkenti yapmıştır. Karamanoğulları devletinin sınırları, en güçlü olduğu zamanlarda, Karaman, Konya, Sivas, Kayseri, Niğde, Adana, Antakya, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Alanya, Gazipaşa, Antalya, Isparta, Beyşehir'e kadar uzanıyordu. Karamanlılar kuvvetli düşmanlarının karşısında sarp yerlere bilhassa Toros dağlarına çekilerek korunurlar ve tehlike geçince tekrar İçel ve Larende (Karaman) tarafına geçerlerdi. Geçitler vasıtasıyla Konya'ya ulaşan ticaret kervan yollarını kontrol eden Karamanlılar, Ceneviz, Kıbrıs ve Malta tacirlerinden aldıkları vergiler ile mühim bir gelir temin ediyorlardı. Lamos, Silifke, Anamur, Manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi önemli gelirlerdendi. Karamanoğullarının Alaaddin Bey'den itibaren hedeflerinin gümüş sikkeleri görülmektedir.

Hıristiyan alemi tarafından kutsal sayılan ve antik şehir olarak bilinen Derbe kenti Avrupalı hıristiyan turistlerin dikkat ve ilgisini çekiyor. Derbe Karaman'a bağlı Aşıran köyü yakınlarında yer alır ve hıristiyanlar için kutsal mekan olarak bilinir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ