Sevgiden kendinden geçen, çıldırırcasına seven kadın ...


Aşüfte, 
(Farsça)
İng.Hussy, immoral woman, impudent young girl.
Küçük aşüfte-Little bitch. 
Oynak, 
Açık saçık kadın, 
Kokot.
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli.
Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız)
Sevgiden kendinden geçen.
Çıldırırcasına seven kadın.  
İffetsiz kadın.   
Günahkar kadın,
Çılgınca aşık, çıldırırcasına seven.  
Aklı, gönlü perişan  Bir anlamı da günahkar kadın.  
Açık saçık gezen.  
Sürtük,
Tahrik edici.



Afüşte, Aşk yüzünden perişan olmuş anlamına geliyor. 

Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti...


Malafa, (İng. Mandrel, Frn. Mandrin).
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti.
Bütün iş parçaları iki punta arasında torna edilemez. Bazı parçalar malafa denilen çubuklar üzerine alınarak torna edilirler. Malafalar iki punta arasında iş bağlamaya yaradıkları gibi aynalar ile puntalar arasına bağlanarak da kullanılabilir. Çeşitli dişliler, ortası delik parçalar, rondela, kasnak gibi iş parçaları ortalarındaki deliklerle bu malafalara geçirilerek torna edilir.

Bursa, Aksaray, Niğde yöresinde,
Kuyumcuların yüzük düzeltme ve yüzük numarasını saptama aracı için de Malafa tabiri kullanılır.Bunun bir örneği yanda gösterilmiştir.

Yangın yerine giden tulumbalara yol açmak için bağırmakla görevli tulumbacı ...


Naracı,
Yangın yerine giden tulumbacıya yol verilmesi için bağırarak naralar atarlar. Bu esnada hangi tulumba ocağından olduklarını belli ederler. Aşağıda örneği verildiği gibi;

" Hayt! Karada aslan, denizde kaplan, yetmişiki buçuk millete duman attıran, yaman gelir, yaman gider. Kasımpaşa’nın yiğitleri bunlar! hayt! " diye haykırırlar.

Osmanlı dönemi teşkilatı olan Tulumbacılar, bugünkü itfaiye teşkilatının çekirdeği, yangın çıkınca etrafa yayılmadan söndürmek ve mahsur kalanları kurtarmak için mücadele ederler. Türkiye de ilk itfaiyecilerin Osmanlı zamanında külhanbeylerinden oluşur. Teşkilatı bir reis büyük bir disiplinle  idare eder. Reis yardımcısı, fenerci, borucu, hortumcu, naracı, köşklü, tulumbacıdan oluşur. Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını (sandığı), yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden tulumbacı takımında fenerci, tulumba takımının ağası ve yol göstericisi olup yangına en önde gider.  

Şehrin yüksek yerlerine yapılan yangın kulelerindeki gözcüler tarafından yangınlar haber verilir.Başta reisleri, omuzlarında su tulumbaları ve yangın söndürme aletleriyle yangın yerine koşarak giderler. Köşklü denilen haberci nara atarak yangın haberini verir. Yangın yerine giden tulumbacıya yol verilmesi için bağırmakla görevlendirilen tulumbacıya Naracı denir.Tulumbacılar yangına mani söyleyerek giderler.

Daha çok ahşap evlerin yangınlardan korunabilmesi için 1718 yılında yeniçeri ocağı içinde kurulmuş. 1827 yılında yarı askerî bir itfaiye teşkilâtı kuruldu. 1869 yılında belediye dâire ve merkezlerine, mahallelere tulumbalar verilerek semt tulumbacı ocakları kuruldu. Macar Kont Secini’ye askeri itfaiye teşkilâtı kurduruldu (1874). 1923’ten sonra itfaiye teşkilâtı belediyelere devredildi.  1855 yılında şehremaneti- belediyelerin kurulmasıyla tulumbacılık teşkilatı belediye kapsamında kurulmaya başlanmış. Eskiden en iyi tulumbacı ekibi olarak Kanlıca rivayet edilir. 

Erişkin dişi insan, hatun ...

Kadın,
Erişkin dişi insan.
Dişinin erişkin olanı.
Hatun, 
Bayan.
Hanım, 
Zen, 
Eş, Zevce, Karı.
Hatun kişi, 
Havatın. 
Erkek veya adam karşıtı.
Hizmetçi bayan. 
Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.  
Eskiden yüksek kişilikli kadınlara veya hakan eşlerine verilen san. 
Eskiden, Hanla eşit derecede saygı gören hanım. Hanın yokluğunda devleti idare eder. Moğollarda katan, hatan.  

Kadınların çarşaf yerine kullandıkları, baş örtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük...

Yeldirme,
Kadınların çarşaf yerine kullandıkları, baş örtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük.

Kadınların giydiği bir çeşit giysi, astarsız manto. 
Önlük. 
Kadın giysisi.


Balık Avcılığında Yeldirme;
İki veya daha çok uskumru ağının eklenmesiyle yapılan uzun ağ. 
 

Kaydedilmiş, bir şart veya kayıtla bağlı olan, tescilli ..

Mukayyet (Arapça), 
Kaydedilmiş, 
Tescilli.
Bağlı olan, bağlanmış. 
Bir şart veya kayıtla bağlı olan. 
Yazılmış, yazılı, kayıtlı.
Kayıtlı, bağlı, bağlanmış. 
Ayağında zincir ve pranga bulunan. 
Bir işe ehemmiyet veren. 
Kaydolunmuş, deftere geçmiş. 
Cehd ve ihtimam ve hasrı zihin etmek.

Mukayyet olmak, 
Korumak, gözetmek.

Mukayyet değer,
Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.
Mukayyet değer, değerleri defter ve hesaplarda oluşan ve en­vanterleri bunlardan bulunabilecek olan iktisadi kıymetlere uygulan­maktadır. 

Antlaşma ...


Muahede 
(Arapça),
Visak.
Antlaşma
Anlaşma.
Alm. Völkerrechtlicher vertrag, Abkommen
Frn. Traité ,
İng. Treaty, pact, convention, Agreement.
Karşılıklı yeminleşme.
Pakt, 
Ahit,
Sözleşme.


Devletler arasında andlaşma.
Karşılıklı tahahhütleşme.
İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme.
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, pakt.
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme. 

Politik alanda önemli sorunların çözümü için Barış, Dostluk, İşbirliği, İttifak konularında çeşitli antlaşmalar yapılabilir. Antlaşmaların muhtevası ve onayı her ülkede hukuk düzenine göre uygulanır.
Türkiye’de antlaşmalar ile ilgili müzareke,  milletlerarası ilişki, imza yetkisi gibi hususlar yasalarda ve anayasada belirlenmiştir. 


Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle yapılacak antlaşmaların onaylanması, TBMM’ de kabul edilir. 

Antlaşmalarda anafikir ve anlaşmanın niteliğini açıklayan dibace denilen giriş kısmı bulunur. Daha sonra anlaşmanın maddeleri ve ayrıntıları  açıklanır. Maddelerin açıklanmasından sonra yürürlüğe girişi, lisanı, nasıl saklanacağı v.s. s
on hükümler vardır. Ayrıca antlaşmalara ilave olarak Protokol lerle antlaşmanın içeriğine bağlı olarak başka hususlar açıklanabilir.
Türkiye için en önemli antlaşmalar; Sevr ve Lozan 

Suçlu ...

Mücrim, (Arapça مُجْرِم).
Suçlu.
İng. Guilty, Alm. missetäter, Frn. Coupable.

Cürüm (suç) kökünden türetilmiş bir kelimedir.
Cürüm ve kabahat işlemiş olan, suçlu. 
Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim,
Törelere, yasalara, ahlak kurallarına aykırı davranışta bulunmuş kişi,

Suçlu, günahkâr, günah işleyen, haddi aşan kimse.
Suç işlemiş, suçu olan (kimse). 
Cinayet işleyen, suç işleyen, 
Günahkar, suçlu, cinayetkar, cani, kafir, dinsiz. 
Kabahatli.
Sanık. 
Elde edilen kanıtlara göre, ceza türesi yönünden, hakkında kovuşturma yapılması gereken kişi, Suçlu, Mücrim.


Güfte-Beste Kemanî Sarkis Efendi
Seslendiren Şevval Sam;
kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben hâlime /
titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbâlime /
perde-i vuslat çekilmiş, korkarım ikbâlime /

Gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati ...


Gnomon, 

Yunancada gösterge anlamındadır.
Güneş saati mili,
Güneş saati ibresi, Sundial.
Güneş saati,
Güneş saati kadranı,
Bir çubuğun gölgesiyle zaman belirleyen basit saat. 
Yazıcı uç adı verilen ve gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati.
Güneşin durumunu öğrenmek için, gölgesi ölçülen dikili taş.

Gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati,
Matematik ve ilgili bilim dallarında kullanılır.

Filibe (Bulgarca Plovdiv)' de güneş saati.

Türk grafik sanatının kurucusu ve reklamcılığın ilk büyük ustası ... .

İhap Hulusi Görey 
(1898-1986).  
1898'de Mısır, Kahire şehrinde doğdu. Kahire' de İngiliz okullarında ilk ve orta okulu bitirdi. Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilen İhap Hulusi, 1920 yılında Almanya' ya gitti. Münih'de Heimann Schule atölyesinde üç yıl resim eğitimi aldı. Kuntsgewerbe Schule'de  afiş eğitimi aldı. 
Akbaba'da Münif Fehim ve Ramiz'le birlikte çalıştı. Daha sonraları afiş çalışmalarına ağırlık verdi.  Suluboya çalışmaları ve modern hat sanatı ile ilgili çalışmalar da yapmıştır.          
1929'da İstanbul'da ilk atölyesini kurmuştur. Eski adıyla Tayyare Piyangosu, bugünkü Milli Piyango idaresinin çekiliş biletlerinin çizimlerini yapmıştır. Tekel İdaresi (Reci Dairesi) için 35 yıl ürünlerinin etiketi üzerine eserler vermiştir. Bu çalışmalardan  1930'lu yılların başından günümüze kadar hiç değişmeden gelen Kulüp Rakı etiketi hala kullanılmaktadır. 

Latin harfli ilk Alfabe kitabının kapağını çizmiştir. Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığının tahvilleri, Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa bir çok eser vermiştir. Beykoz Kunduraları, Köy Halk Kıraatı tanıtım afişi gibi Cumhuriyet tarihinin afiş ve grafik tasarımlarını yapmıştır. Kodak ve Bayer'in afiş ve etiketleri, Devlet Demir Yolları ve şehir hatları vapurlarına ait ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haigh'ın, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca'sının afiş ve etiketlerini yapmıştır.
İhap Hulusi Görey, 27 Mart 1986'da İstanbul'da Poyrazlı Köşk olarak bilinen evinin bulunduğu Kınalıada' da hayata gözlerini yumdu.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ