İzmir' in Dikili ilçesinde bir kaplıca...

Nebiler kaplıcası,
İzmir Dikili ilçesi, 
Dikili ilçesine 12 km. uzaklıkta, Dikili-Ayvalık yolundan 4 km. içeride bulunan bu kaplıcanın suyu 55–75 °C arasında değişmektedir. Kaplıca suyu hidroasetat iyonu içermektedir. Kaplıcanın suyu ağrı dindirici özelliğinden ötürü banyo uygulamalarında kullanılmaktadır.

Bademli Kaplıcası,
Dikili ilçesine bağlı 15 km mesafedeki Bademli köyündedir. Suyun sıcaklığı 41 derece olup arsenik ve hidroasetat bulunmaktadır. Burada eski bir hamamın kalıntıları vardır.

Kaynarca Çamuru, 
Dikiliye 10 km mesafededir. Kadın hastalıkları ve deri hastalıkları tedavisindi kullanılmaktadır.

İzmir’de, Dikili ilçesinde, 
Nebiler Kaplıcası ve Bademli Ilıcaları, Menemen’de Deniz ve Ilıcagöl ılıcaları, Tire’de Tavşan Adası Ilıcası, Çeşme’de Şifne Kaplıcası, Seferihisar’da Cumalı, Karakoç ve Kelalan ılıcaları, Urla’da Malkoç İçmeleri ve Gülbahçe Ilıcaları da bulunuyor.

Kargabüken bitkisinden elde edilen çok zehirli alkaloit ...

Striknin, (Fr. strychnine, İng. Strychnine ).
Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.
Kargabüken,
Kargagözü,
Baykuşgözü,
Kusmacevizi,

Kargabüken, orta boylu bir ağaç olup anavatanı Hindistan ve Güneydoğu Asya’dır. Yeşil portakala benzeyen meyvelerinde bulunan küçük tohumlar, zehirli alkaloidler olan strikinin ve brusin içermekte olup oldukça zehirlidirler.

Bu toksinlerden 30 mg. almak bile omurgadaki sinirleri stimule edip kasılmalara yol açarak bir yetişkin için ölümcül olabilmektedir.
 
Striknin ağacı (İng. Strychnine tree) ya da Nux vomica olarak da bilinen kargabükenin kabuğunda da brusin gibi başka zehirli bileşikler bulunur.  Bu ağacın tohumundan striknin elde edilir.

Formülü C21H22N2O2 ve E.N. 265 °C olan, Strychnos nuxyomica, Upos Tieuté, Lignum Colubrinum tohumlarından elde edilen, merkezi sinir sistemi uyarıcısı, kas gevşeticisi ve haşarat öldürücüsü olarak kullanılan, kloroform ve benzende çözünen, oldukça zehirli bir alkaloit.

Asya’da yetişen, Strychnos nuxvomica adlı ağacın tohumlarından elde edilen çok zehirli bir alkaloit. Kötü niyetli kimselerce köpeklerin ve yaban hayvanlarının zehirlenmesinde oldukça yaygın olarak kullanılır.

Bitki 10 m. kadar yükselebilen bir ağaçtır. Çiçekler 5 parçalı, beyaz veya sarımsı renkli. Meyva 1-12 tohumlu ve küçük bir portakal şeklinde. Vatanı Hindistan ormanlarıdır. Birçok tropikal ülkede yetiştirilir. Dış görünüş: 1-3 cm çapında, düğme biçiminde, gri veya yeşilimsi renkli, sert, üzeri parlak bir tüy tabakası ile örtülü taneler halindedir. Kokusuz ve çok acı lezzetlidir. Bileşiminde sabit yağ, alkaloitler (striknin, brusin, vomisin vs.) ve glikozitler (loganin) bulunur.

İştah açıcı, kuvvet verici ve afrodizyak etkilere sahiptir. İçindeki alkaloitler çok zehirli olduğu için tıbbi miktarların üzerin Zararlı hayvanların (karga, fare, köpek vs.) yok edilmesinde bu drogun başlıca alkaloidi olan striknin kullanılmaktadır. Bu madde çok zehirli olduğundan (insan için öldürücü miktar 75 mgr civarındadır) çok dikkatle kullanılmalıdır.




Bir işi idarede başta bulunmak, Başkanlık ...

Riyaset, (Arapça, Osmanlıca).
Reislik, (Farsça). 
Bir işi idarede başta bulunmak. 
Başkanlık, (Presidency).
Önderlik, 
Baş olma sevdası.

Riyaset : Reislik 
Bir işin idaresinde bulunmak, Başkanlık anlamları taşır. 
Hepimizin bildiği gibi çok çeşitli sevgiler vardır. Bu sevgiler iki başlıkta toparlanır. Birincisi Allah sevgisi, ikincisi de Riyaset sevgisidir. Riyaset yani baş olma hüküm, kumanda, emir olma bu sevda insaın ve insanların mahvına, helakına, sebeb olan bir dert ve hastalıktır. Bunun için ne yalanlar söylenir, ne riyakarlıklar yapılır. Bu tutku haram helal, günah sevap, demez herşeyi mübah saymaya başlar. Riyaset sevgisine mübtala olan kişi çok acılar çeker.


Sambaya benzer, Haiti kökenli bir dans...

Merenge,
Merengue
Merenge diye okunur.
Dominik Cumhuriyetinde doğmuş bir dans ve müzik türüdür. Merenge en kolay Latin dansıdır. Merenge müziği günümüzde özellikle Porto Rikolu müzisyenlerce yorumlanmaktadır. Merenge, Salsa'daki gibi, kıvrak kalça hareketleriyle oynanır. 
Merenge şarkıcılarından Elvis Crespo, Juan Luis Guerra isimleri sayılabilir. Upa habanera adlı dans türü gibidir. 


Merenge, Dominik'in yerel dansı olup Haiti kökenlidir. Hızlı ayak hareketleri ve omuzların silkeleme hareketi dansın karakterini oluşturur.
Merenge, oldukça hareketli, öğrenmesi kolay, doğaçlamaya açık bir eğlence dansıdır. Merenge müziğindeki orkestrada şu çalgılar bulunur. Akordiyon, güira, davul, davul, marimba ve bandurria çalgıları vardır. Merenge çiftler halinde değil, bir çember halinde yapılır. Merenge, özellikle XIV. yüzyıl ortalarında popüler olmuş.

Halk dilinde şeftaliye verilen ad...

Sarıyemiş,
Sarıpapa, 
Hale, 
Adıyaman, 
Şeftali.

Şeftali, Farsça. (İng. peach, Fr. pêche ).
Gülgiller (Rosaceae) familyasından, çanak ve taç yaprakları beşer tane olan, ana vatanı Çin olup, ülkemizde de kültürü yapılan, ağaç formundaki, yapraklarını döken bir tür. 
Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, çiçekleri pembe renkli bir ağaç (Persica vulgaris). 
Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi.
 
Ilıman iklimi seven bir bitkidir. Genellikle 30 yıl yaşar. Türkiye'de en çok Bursa ve Akdeniz bölgelerinde tarımı yapılır. Meyvesi taze tüketildiği gibi suyu çıkarılarak meyve suyu yapılır.

Bu meyvenin ekonomik değeri yüksek olup çok tüketilmektedir. Ağaç boyu genellikle 2 ve 2,5 metre olup yaz mevsiminde meyve verirler. Dona karşı dayanıksızdır.

"Adıyaman"  ayrıca aşağıdaki anlamlarda dakullanılır;
Badem.
İncir.
Havuç, Deper otu.
Ayı.
Domuz.
Etle deri arasındaki mor leke.
Bir çeşit yara.
Adının söylenmesinde sakınca görülen şeyler için kullanılır.
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.



Değer vermek, beğenmek...

Oramak,
Uygun, elverişli zaman bulmak.
Değer vermek, beğenmek.

Kazak Türkleri'nin XX. yüzyılın başlarında Rus egemenliğine karşı başlattığı ulusal hareket ve aynı adla kurulan ilk siyasal parti. ..

Alaş Orda, (Eski Kazakistan).

Kazakistan' ın resmi açıklamasına göre Alaş adı Kazakların efsanevi atası Alaş Han' dan alınmışdır. Alaş Han, Orda Han' ın diğer bir ismidir. Ancak Orta Asya Türk dillerinde Alaşa,  at anlamına geldiğinden Alaş Orda' nın anlamı "Atlı Ordusu" olduğu daha mantıklı olurdu.
1910' lu ila 1920' li yıllar arasında kazakların ilan ettikleri bir devletin ve buna yol açan hareketin adıdır. Resmen 1928 yılına kadar varolmuştur.

Alaş Orda 1905 yılında Alaş Harekati ile ortaya çıkmış ve 1912 yılında kurulan siyasi Alaş Partisi ile güçlenmiştir. Bu parti siyasi faaliyetlerini 1928 yılında bırakmış olsada resmen 1937 yılına kadar varolmuştur. Alaş Orda en sonunda Türkistan Komunist Partisinin milliyetçi siyasetçilerinden oluşan bir grub olarak kalmış ve sonra ortadan kaybolmuştur.

1980' li yılların sonunda, etki alanı Kazakistan ve Kırgızistan olan ve aynı adı kullanan yeni bir milliyetçi parti kurulmuşdur. Alaş Partisinin hedefleri Alaş Orda Hanlığı' nın tekrar kurulması ve Orta Asya' da İslam' ın modernleştirilmesiydi. Ayrıca tüm Türk halklarının topraklarını içine alan bir Birleşik Türkistan Devletleri' nin kurulması gerektiğini savunmaktaydılar. Aşırı islamcı ve sağcı olan Türkistan partisi (Turkestan-i Partisi) ile iş birliği yapmaktaydılar. Bu parti bütün Türklerin islama dönüşünü ve tüm gayrimüslimlerin Türk topraklarından çekilmesini amaçlamaktaydı.

1994 yılında Alaş Partisi Kazak rejimi tarafından "faşist" olarak tanımlandı ve yasaklandı. Partinin uluscu üyeleri tekrar Azat-Harekatına katıldılar. Milliyetçi olan Kazak-Kırgız üyeleri ise Aşar (veya Acar, Anahtar/Açar adında yeni bir milliyetçi parti kurdular. Bugün Aşar Partisi Kazakistan' da parlamento' da yer almaktayken Kırgızistan' daki kolu siyaset' de hayatda kalma mücadelesi vermektedir.



 












Kaynak: http://www.yenidenergenekon.com ; http://www.google.com.tr/

Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası ...

Peş, (Farsça),
Piş,
Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.
Üçetek denilen kadın giysisi.
Peş, arka,
Elbisenin etekleri; kişiye göre arkasında olmak.

"Bizim üzerimize olsun" anlamında kullanılan Arapça sözcük...

Aleyna, (Osmanlıca).
Bizim üzerimize, bizim hakkımızda. Bize.
Esenlik ve güzelliklere sahip, esenlik içinde olan 

Uşak' ın Ulubey ilçesinde çok büyük bir kanyon ...

Avgan,
Ulubey Kanyonu,
(Ulubey Canyon).
Avgan Kanyonu,

Uşak ilinin Ulubey ilçesi sınırları içerisinde bulunan Avgan kanyonu, ABD deki Arizona Eyaleti sınırları içersinde bulunan Büyük Kanyondan sonra dünyanın en büyük 2. kanyonu olduğu söyleniyor.


Ana kanyon, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eder. 


Ulubey Kanyonu, kanyondan geçen Dokuzsele Deresinde meydana gelen kirlilikten dolayı turizme açılamıyor.
Ulubey, 
Uşak iline 30 km uzaklıkta yer alan ve Denizli iline sınırı olan ilçe 1898 yılında kurulmuş. Eskiden Göbek ve Ulugöbek olarak bilinen kazanın adı daha sonra Ulubey olarak değiştirimiş. Ulubey'de Ulubey Avgan Kanyonu ve Sülümenli Harabeleri gezilecek yerlerdir.

Sülümenli Köyü sınırları içindeki Blaundous diye bilinen harabeler, Ulubey ilçesinin 13 km güneybatısındadır. Harabeler, antik kapı, taş kemer, mezar kalıntıları, gömülü bir tiyatro, meydan, taş lahitler ve mağaralardan oluşur.

Halk dilinde kızılcığa verilen ad...

Kiren,
Ergen, Eryen,
Çum,
Eyir,
Zoval,
Kızılcık,
Güren,
Ekşi Kiraz,
Kevren,
Zağal,
Kiren, Halk dilinde kızılcık ağacına ve meyvesine verilen ad.



Kızılcık (Latince, Cornus mas),
Kızılcıkgiller (Cornaceae) familyasından bir ağaç türü.

Isparta, Denizli ve Eskişehir'de Ergen, Sinop ve Samsun çevresinde Kiren olarak anılır.
En fazla 5-8 m boy yapar. Sarı renkli küçük Çiçekler açar. Meyveleri kırmızı renkli, eliptik şekillidir. Kızılcık ağacı kuru, balçıklı topraklarda yetişir, çoğalması tohumlar yardımıyla gerçekleşir.

Kızılcık meyvelerinin tadı ekşi olup, taze ya da kurutulmuş olarak tüketildiği gibi, tarhana, hoşaf, reçel ve marmelat yapımında da kullanılmaktadır. Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır. Yoğunluğu fazla olduğundan suda batar. Ağacı baston ve sopa yapımında kullanılır. Kızılcık sopası ile dövülenler iflah olmaz. Ayrıca vücutta iz bırakmaz. Kabuğundan boya, yapraklarından tanen elde edilir. Bahçe ve parklarda süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Kızılcık meyvesi şeker ilave edilmiş suda kaynatılıp, kapalı kaplarda uzun süre saklanabilir ve yemek arasında içecek olarak tüketilebilir.

Bakır para...


Fülüs,  
(Arapça fuls).

Füls,
Fels.  
Bakır para. 
Bakır paralar.
Mangır, 
Akça, pul.
Balık pulu.

Kabartma nakışlı bir tür kumaş...

Lüstrin, (Fr. lustring).
Parlak kumaş kullanılarak yapılmış (ayakkabı):
İstofa,

Çadır uşağı, şeytan tersi ağacı gibi kimi bitkilerden elde edilen yağlı zamk, reçine ...

Kasnı,
(Galbanum).
Çadıruşağı,
Çadırkuşağı,
Şeytanteresi,(Hıthıt).
Baldırgan zamkı.
Büyük yapraklı, gövdesi soyularak yenen, kokulu bir bitki.
Maydanozgillerden; çadıruşağı otu ile şeytan teresi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir çeşit zamktır. Kokusu kuvvetli tadı acıdır. Ağrı kesicidir. Spazmları önler.
Hazımsızlık ve kabızlığa da iyi gelmektedir. Bağırsakta bulunan solucan ve tenyaların düşmesini sağlar. Öksürüğü keser ve balgam sökücü özelliği vardır. İsteri ve sinir hastalıklarında sakinleştirici olarak kullanılmaktadır. Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır. Genellikle İran, Afganistan ve Suriye bölgesindeki dağlarda yetişmektedir. Şeytan otunun köklerinin kesilmesi ile akmakta olan koyu kıvamlı bir maddedir. Sarı ve esmer renklerde bulunmaktadır. Yumuşak balmumunu andırır. Bağırsakta ve midede bulunan gazların vücut dışına atılmasını sağlar.

Osmanlı devletinde yeniçerilere verilen ilk üç aylığın adı...

Ulufe,
Arapça, ulufe.
(Osm. Vacib, mevacib).
Yeniçerilere üç ayda ödenen maaşlara Ulufe (arapça) denilmektedir. Ulufe Osmanlılarda kapıkulu askerlerine, saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücrettir. Osmanlılarda kapıkulu askerine, saray ve devlet örgütlerindeki kimi görevlilere üç ayda bir verilen ödenek.
Ödenen ulufe dönemleri aşağıda gösterilmiş ve ödendiği ayların sembolleriyle ifade edilmiştir.

Ulufe dönemleri;
  1. Masar [ Muharrem, Safer, Rebiül-evvel ],
  2. Recec [ Rebiül ahır, Cemadül evvel, Cemdül ahır ] ,
  3. Reşen [ Recep, Şaban, Ramazan ],
  4. Lezez [ Şevval, Zilkade, Zilhicce ].

Zagor, Mister No ve Dylan Dog'un da bulunduğu birçok popüler çizgi roman karakterlerinin yaratıcısı...

Sergio Bonelli, (1932-26.09.2011).
İtalyan senarist ve editör. 

1932 yılında Milano'da doğan Bonelli, kendisini Tex çizgi romanının yaratıcısı olan babası Gian Luigi Bonelli'den ayırmak için Guido Nolitta ve Annalisa Macchi takma isimlerini kullandı.

1961 yılında ilk uluslararası olarak tanınan karakteri Zagor' u yarattı ve 1980 yılına kadar hemen hemen tüm Zagor hikâyeleri onun kaleminden çıktı. 1975'te ikinci büyük eseri olan Mister No'ya hayat verdi.  

Bonelli'nin şöhretini artıran çizgi roman karakteri ise 1986 yılında ilk kez yayımlanan Dylan Dog oldu. 78 yaşında hayat gözlerini yuman Bonelli, dünyanın önde gelen çizgi roman yayınevi Sergio Bonelli Editore'nin de kurucusuydu.

Zagor
Yerlilerle beyaz insanlar arasında arabulucu rolü var. Zayıfları koruyor. Yuvarlak bir baltası var ve bazı şeyleri halletmek için bu baltayı kullanmaması gerekiyor. İçinde bu ögeler mevcut ve bunun için meşhur oldu. Kızılderili Algonkin Kabilesinin dilinde "Baltalı İlah" anlamına gelen "Zagor Tenay" adını verirler. 


Zagor'un en yakın dostu Çiko, çoğu macerada onunla birliktedir. Çiko Meksika'lı bir soyludur ve tam adı "Cico Felipe Cayetone Lopez Martinez ve Gonzales"tir. Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.








Kaynak: http://www.internethaber.com

Sacda pişirilen bir tür küçük ekmek ...

Gilik,  
Saçta pişirilen küçük ekmek, çörek. 
Ufak halka biçiminde simit.
Küçük ekmek.
Yufka ekmeğin üstüne yağ sürülerek sac üstünde pişirilen katmer. 
Mayalanmış hamurdan yapılan sac ekmeği. 
Küçük.

Ekmek, çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun ateşte, sac üzerinde, tandırda, fırında veya tepside pişirilmesiyle hazırlanan yiyecektir.       
Ekmeğin yapımında başlıca üç işlem yer alır. Yoğurma, mayalama ve pişirme. 
Yoğurma, unu hamura çevirir. 
Mayalama, hamuru ekşitip kabartır, pişirme ise ekmek haline getirir. 

Un, su, tuz ve maya bir kazan veya teknede birbirine karıştırılarak yoğrulur, una su karışınca erimeyen kısımlar (glikoz, tuz vb.) dışında erimeyen kısımlar (glüten, nişasta) su emerek şişer. Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır. Yoğurma, eskiden teknelerde elle ve ayakla yapılırdı. Şimdi köylerde ve küçük kasabalarda gene böyle ancak şehirlerde makineyle yoğrulmaktadır.

Bir akışkanın çekim ve sürtünme kuvvetleri nedeniyle akma eğilimine karşı gösterdiği iç direnç ...

Viskozite, (Fr. viscosité, İng. viscosity ).
Akışkanlarda moleküller arası çekim kuvvetleri (kohezyon) sebebiyle oluşan iç sürtünme. 
Akmaya karşı gösterilen direnç. 
Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu, ağdalık.
Bir sıvının akıcılığa karşı gösterdiği direncin ölçüsü.
Akıcılık derecesi.

Viskozite bir akışkanın, yüzey gerilimi altında deforme olmaya karşı gösterdiği direncin ölçüsüdür.  Akışkanın akmaya karşı gösterdiği iç direnç olarak da tanımlanabilir. 

Süper akışkanlar hariç tüm gerçek akışkanlar yüzey gerilimine karşı direnç gösterirler. Öte yandan yüzey gerilimine hiç direnç göstermeyen bir akışkan ideal akışkan olarak adlandırılır.  

Viskozite basınçtan bağımsızdır (çok yüksek basınçlar hariç) ve  Viskozite sıcaklık arttıkça azalır. Suyun viskozitesi (25°C'de) 8.90 × 10-4 Pa•s veya 8.90 × 10-3 dyne-sec/cm2 dir. Örneğin sıcaklık 0°C den 100°C çıktığında suyun viskozitesi 1.79 cP ' den, 0.28 cP ' ye düşer). Kanın viskozitesi suyun viskozitesinin 5-6 mislidir.

Viskozite genellikle farklı viskozimetrelerle ve 25°C' de ölçülür. Bazı akışkanların viskozitesi geniş bir yüzey gerilimi aralığında sabittir. Viskozitesi sabit olmayan akışkanlar Newtoyen olmayan akışkanlar olarak adlandırılır.

Genellikle herhangi bir akış esnasında akışkanın tabakaları farklı hızlarda hareket ederler ve akışkanın viskozitesi uygulanan kuvvete karşı direnç gösteren tabakalar arasındaki yüzey gerilimlerinden dolayı ortaya çıkar. 

Isaac Newton'un öne sürdüğü üzere laminer ve paralel bir akışta tabakalar arasındaki yüzey gerilimi (τ) bu tabakalara dik yöndeki hız gradyeni (∂u/∂y) ile orantılıdır.

Dinamik viskozite: μ  
Dinamik viskozitenin SI birimi (Yunan sembol: μ) pascal-saniye (Pa·s) 
Dinamik viskozitenin cgs birimi Jean Louis Marie Poiseuille adına ithafen poise (P) dır. Genellikle yüzde birlik miktarı olan centipoise (cP) kullanılır. 
Örneğin suyun viskozitesi 20°C'de 1.0020 cP dir. 
1 poise = 100 centipoise
1 centipoise = 0.001 Pa·s.  

Kinematik viskozite: ν = μ / ρ   
Kinematik viskozite'nin (Yunan sembol: ν) SI birimi (m2·s−1) dir. Kinematik viskozite'nin cgs birimi George Gabriel Stokes'un adına ithafen stokes olup S veya St şeklinde kısaltılır. 
Bazen centistokes (cS veya cSt) şeklinde de kullanılabilir. 1 stokes = 100 centistokes 
Kinematik viskozite TS 1451' e göre yapılır.

Kinematik ve dinamik viskozite arasındaki dönüşüm ise;
νρ = μ şeklinde verilir.
ν = 1 St ise μ = ν ρ = 0.1 kg·m−1s−1·(ρ/(g/cm3)) = 0.1 poise·(ρ/(g/cm3)).











Kaynak;http://www.maxihayat.net


İtalya' da bir kent...

Avellino,
Güney İtalya'nın Campania bölgesindedir. Avellino eyaletinin başkenti olan bir kasaba ve komündür. Napoli'nin 47 kilometre doğusunda olan kent dağlarla çevrili bir ovadadır. Salerno'dan Benevento'ya giden karayolunda önemli bir merkezdir. 

İtalya'daki şehirler;
Ancona, Arezzo, Asti, Avelline,
Bari, Brescia, Bolonya, Bergamo, Bolzano,
Cagliari, Cenova, Como, Caserta, Cuneo,
Ferrara, Floransa (Firenze), Forli Cesena,
Genova,
Katanya (Catania),
Livorno, Latina, Lucca, Lecce,
Milano, Messina, Modena, Matera,
Napoli, Novara,

Piza (Pisa), Palermo, Padova, Prato, Parma, Perugia, Piacenza, Pescara, Pavia, Potenza,
Roma, (Başkent).
Ravenna, Reggio Calabria, Rimini, Salerno, Sassari, Siraküza (Siracusa),

Siena,
Taranto, Torino, Trieste, Trento, Terni,Trapani, Tremo.
Udine,

Verona, Venedik (Venezia),
Vicenza, Varese,








Pokerde, kağıt dağıtma sırası gelen oyuncunun karıp kestiği kağıtları dağıtılmak üzere kendisinden sonraki oyuncuya vermesi ...

Paslamen,
Pokerde, kağıt dağıtma sırası gelen oyuncunun, karıp kestiği kağıtları dağıtılmak üzere kendisinden sonraki oyuncuya vermesi.

Poker, (Fr. poker).
Bir tür kağıt oyunu.
Poker, şans, sinir hakimiyeti ve taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.

Solt, Pokerde rest demektir.

Bop, Pokerde,oyuncular tarafından ortaya konulan para, yerdeki paraya razı olduğunu anlatmak için kullanılan söz.

Koyun ya da keçi den sağılarak içilen çiğ süt ...

Köremez,
Çiğ sütle, yoğurt karıştırılarak pişirmeden yapılan bir çeşit yiyecek. 
Ankara yöresine özgü bir yemek. 
İçine ekmek doğranmış ayran. 
Koyun ya da keçiden sağılarak içilen çiğ süt. 
Koyulaşmış koyun ve keçi sütü.
İçine ekmek doğranmış şekerli süt.
Süt içine kavrulmuş buğday atılarak yapılan yemek. 


Ayran ya da yoğurt karıştırılmış süt. 
Ayranla pişmiş süt karıştırılarak yapılan yiyecek. 
Yoğurtla sütü karıştırarak yapılan yemek. 
Keçinin erkeği, teke.

Kuvvetli esen soğuk, yel...

Sazak,
Sazağan, Sazağı, Sazah,
Kuvvetli esen rüzgâr.
Soğuk esen yel. 
Kuvvetli ve soğuk esen yel, Poyraz, Lodos.
Soğuk yelle birlikte yağan hafif kar. 
Hafif ve serin esen yel, lodos. 
Bataklık, sazlık. 
Pınarların, derelerin ayağındaki otluk yerler.
Küçük pınar, kaynak.
Yaşlık, ıslaklık,
Sivilce, çıban, ergencelik.
Çok konuşan, geveze.


Matematik ve geometri alanındaki araştırmalarıyla tanınmış XVI. yüzyıl Osmanlı bilgini...

 Matrakçı Nasuh, (d.1480 - ö. 1564),
Türk, minyatürcü. Ayrıca matematik ve tarih konularında kitaplar da yazmış çok yönlü bir bilgindir. Matrakçı Nasuh Efendi, resim yapmanın günah ve yasak sayıldığı bir dönemde, İstanbulun bu arkeolojik kimliğinin adeta fotoğrafını çeken bir minyatür yaparak, benzersiz ve paha biçilemez bir insanlık hazinesi yaratmıştır.

Doğum tarihi ve yeri bilinmiyor. Kâtip Çelebi ölüm tarihi olarak 1533' ü vermekteyse de, bunun doğru olmadığı bugün kesinleşmiştir. Çeşitli kaynaklarda onun 1547' den, 1551' den, 1553' ten sonra ölmüş olabileceği ileri sürülmektedir. Yaşamı üstüne bilgi de yok denecek kadar azdır. Saraybosna yakınlarında doğduğuna, dedesinin devşirme olduğuna ilişkin kesinleşmemiş ipuçları vardır.  

Enderun'da okumuştur. Matrakçı ya da Matraki adıyla anılması, lobotu andıran sopalarla oynandığı ve eskrime benzeyen bir tür savaş oyunu olduğu bilinen "matrak" oyununda çok usta olmasından ve belki de bu oyunun mucidi bulunmasından ileri gelmektedir. Nasuh ayrıca çok usta bir silahşördü. Bu nedenle Silahi adıyla da anılırdı. Türlü silah ve mızrak oyunlarındaki ustalığı nedeniyle Osmanlı ülkesinde "üstad" ve "reis" olarak tanınması için 1530' da I. Süleyman (Kanuni) tarafından verilmiş bir beratı da vardı. Çeşitli silahların nasıl kullanılacağını ve dövüş yöntemlerini anlatan Tuhfetü'l - Guzât adlı bir kılavuz kitap bile yazmıştı.  

Nasuh, özellikle geometri ve matematik alanlarında önemli bir bilim adamıydı. Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir. Matematiğe ilişkin iki kitabı Cemâlü'l-Küttâb ve Kemalü'l- Hisâb ile Umdetü'l-Hisâb'ı I. Selim (Yavuz) döneminde yazmış ve padişaha adamıştır. 

Bu yapıtlardan sonuncusu uzun yıllar matematikçilerin elkitabı olarak kullanılmıştır.  Nasuh bir tarihçi olarak da önemli yapıtlar vermiştir. Mecmaü't-Tevârih adıyla Taberî Tarihi'ni Türkçe'ye çevirmiştir. Ayrıca Tarih'i Sultan Bayezid ve Sultan Selim ile Tarih'i Sultan Bayezid adlı iki kitabında bu padişahlar dönemindeki olayları anlatmıştır. 

Süleymannâme adlı kitabının üç ayrı nüshasında 1520-1537, 1543-1551 ve 1542-1543 arasında geçen olayları ele almıştır. Kanuni'nin 1534 Irak seferini Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han'da 1538 Karaboğdan seferini!de Fetihnâme-i Karaboğdan' da konu etmiştir.  Nasuh 28 Nisan 1564'te öldü., 











Kaynak: http://www.kimkimdir.gen.tr

Kum, çakıl ya da mıcırla yapılan ve buldozerle sıkıştırılan, henüz asfaltı yapılmamış yol...


Stabilize, (Fr. stabilisé).
 
Silindirle sıkıştırılarak düz duruma getirilmiş (yol). 
İstikrarlı.
Kum, çakıl veya mucur ve bağlayıcı olarak kil karışımıyla yapılan, silindirle sıkıştırılan yol.

Her türlü tekerlekli araçlar için kullanılan bir yol yapı yapımıdır.

Sıkıştırılmış zemin üzerine granüle malzeme  serimi yapılarak sıkıştırılmış zemindir. 

Türkiye' de genel olan bir uygulama biçimidir. Bunun üzerine bitümlü kaplama, sıcak asfalt v.s. yapılarak dayanımı artırılabilir. Kuru havalarda tozuması az olup yağışlı havalarda daha dayanıklı olduğu bilinir.

Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma...

Peşmelba, 
(Fr. pêche melba).
Şeftalili, kremalı bir çeşit dondurma.

Fransız Augusto Escoffier (1846-1935)  şef olarak otelde çalışırken ünlü opera sanatçısı Dame Nellie Melba' ya olan hayranlığını bu tatlı ile ifade etmiştir. Fransızca "peş"şeftali anlamındadır. "Melba" da sanatçının adıdır. Böylece peşmelba adı bu tatlıya verilmiştir.

Malzemeler;
1 su bardağı toz şeker 
1 paket vanilya 
5 şeftali 
1 su bardağı su

Sos için:
1 su bardağı Frambuaz - Ahududu,
2 yemek kaşığı pudra şeker 
1 yemek kaşığı limon suyu 
6 top vanilyalı dondurma
Antep fıstığı veya fındık

Peşmelba Hazırlanışı:
Şeftalilerin kabuklarını soyup ortadan ikiye ayırın. Su, toz şeker, vanilya ve şeftalileri tencereye alıp orta ateşte 30 dakika kaynatın. Ocaktan alarak soğumaya bırakın.

Sos için, frambuaz, pudra şeker ve limon suyunu mutfak robotunda 1 dakika karıştırarak püre haline getirin.

Şeftalileri, kesik tarafları yukarı gelecek şekilde servis tabağına yerleştirin. Ortalarına vanilyalı dondurma paylaştırın. Frambuaz sosunu üzerine döküp, Antep fıstığı ile süsleyerek servis yapın. 


"Hint meşesi" de denilen çok sert bir ağaç ...


Tik, (İngilizce Teak),
Tik ağacı,

Ağaçların kralı olarak bilinen teak ağacının, ağaç türleri arasındaki yeri, altının madenler arasındaki yerine denktir. Dayanıklılığı, ısı ve nem farklılıklarına uyumu, yaşlandıkça güzelleşmesi sebebiyle teak ağacı; hayatın birçok alanında ve özellikle de denizcilikte yüzyıllardır kullanılıyor. Her türlü hava koşullarına dayanabilen, zamanın yıpratamadığı bir ağaçtır. Özelliklerinden dolayı ağaçların en kıymetlisidir ve nadir bulunur.

Teak aşırı derecede yoğun dokulu, bozulma, eğilme, çekme ve şişmeye karşı koyan sert bir ahşaptır. Doğal yağının içeriği sürekli bir koruma gerçekleştirdiği için uzun senelerce dışarıda bırakılabilir. Teak ağacıyla aynı özellikleri gösteren ve yerine kullanılabilecek bir ağaç ürünü yoktur ve başka hiçbir ağaç açık hava şartlarında teak ağacının performansına ulaşamaz.

Teak ağacının iklim şartlarına mükemmel uyumu, yüzyıllardır dış mekan mobilyalarının yapımında rakipsiz bir malzeme olarak kullanılmasını sağlamıştır. Teak ağacından yapılan mobilyalar bütün bir yıl boyu bahçede durabilir; göreceği tek zarar kirlenmesi olacaktır. Teak ağacı nadir bulunur çünkü yalnız Uzakdoğu’da Burma (Myanmar) ve Endonezya’da yetişir.











Kaynak, http://www.arastiralim.com

Şarap mahzeni...

Kav,

Şarap mahzeni.
Şarap yapılan, ve bu şarapların saklandığı soğuk ve karanlık mekan.
 

Kum adacığı...

Key,
Akarsu eğiminin azaldığı ve yatağın genişlediği yerlerde, taşınan alüvyonlar ve kumlar küçük adacıklar şeklinde biriktirilir. Bunlara kum adacıkları denir.

Kum sekisi...

Kayır,
Toprak tepe.
Kalın kum. 
İnce kum.
Taşlı toprak. 
Tabaka tabaka olan sert ve sarı toprak. 
Verimsiz toprak. 
Çakıl taşı. ,
İri taş. 
Dama serilen killi toprak.

Kırık kemikleri bir arada tutmaya yarayan nesne...


Atel, (Fr. attelle, İng. splint),
Kırık kemik vb. sarmaya yarayan ince tahta veya ona benzer sert madde, splint. 
Kırılmış kemiklerin düzgün bir biçimde sarılabilmesi için kullanılan türlü malzemelerden yapılmış destek. Tahta, parçası, mukavva, sert karton, sert plastik, yastık ve üçgen sargı bezi atel olarak kullanılabilir. Atel kol ve bacak kırıklarında kullanılır. Bacaktaki kırık diz ile kalça arasında ise atelin boyu topuktan koltuk altına kadar uzatılmalıdır. Kırık diz ile ayak arasında ise atelin boyu topuktan kalçaya kadar olması yeterlidir.
Kırık, Kemik bütünlüğünün bozulmasıyla sonuçlanan kemik ayrışmaları, Çıkık' ların ise eklemi saran bağların ve kasların yırtılıp eklem uçlarını oluşturan kemiklerin birbirinden tamamen ayrışmasıdır. 

Burkulma ise eklemi saran bağlar tam yırtılmamakta, sadece zedelenmekte ya da kısmen yırtılmasıdır. Tüm bu yaralanmalar direkt travma ya da indirekt travma sonucu oluşur. Kırık ya da çıkık oluşmasında travmanın şiddeti kadar kişinin vücut direnci yani kemik kalitesi, bağlarının gücü ve kas gücü de önemli faktörlerdendir. Genellikle halk arasındaki kırık ve çıkıklarda şiddetli ağrı olduğu sanılıyor. Oysa bu ifade doğru değildir. Öyle kırıklar vardır ki hasta kırık olan bölgesini kullanmaya, hatta üzerine basıp yürümeye devam edebilir. Gerçekten de kırık ve çıkıkları oldukça ağrılı yaralanmalar olmakla birlikte, ağrının şiddeti vücudun o bölgesinde kırık veya çıkık olup olmadığını değerlendirmek için bir ölçü olarak kullanılamaz.

Önemli kırıklar;
Köprücük Kemiği Kırıkları: 
Kırık olan köprücük kemiği tarafındaki koltukaltı hareketsizliği sağlamak için bezle doldurulur. İki köprücük kemiği üzerine de katlanmış sargı konur ve koltuk altından bağlanır. Sargının devamı iki sargı arasından geçirilerek gerilir ve iki omuz aynı düzeye gelince bağlanarak bırakılır. Kırık olan kol askıya alınır, kırık her iki kolda da varsa iki kol da askıya alınmalıdır. Bu gibi durumlarda atel kullanılmaz ve hasta oturtularak sevk edilir.

Kol Kemiği Kırıkları: 
Kırık kolun bulunduğu taraftaki koltukaltı boşluğu doldurulmalıdır. Atel, bezle beraber iki yerden bağlanır. Kola doksan derecelik bir açı verilerek geniş bir sargı ile diğer kol koltukaltından bağlanır. Diğer kırıklarda olduğu gibi hasta oturtularak sevk edilir.

Ön Kol Kemiği Kırıkları: 
İki atel var ise başparmak yukarıda kalacak şekil de kolun 2 tarafından atellenir, tek atel varsa avuç içi yere gelecek şekilde atelin üzerine yerleştirilir. Bilek altındaki boşluk avuç içiyle beraber pamuk ile doldurulur. Kol ile atel bağlanır ancak düğümlerin atelin üzerine gelmesi gerektiğini göz önünde bulundurmak gerekir. Kırık kol, üçgen sargı ile askıya alınır ya da çengelli iğne ile ceketin üstüne iğnelenir. Hasta oturtularak sevk edilir.

Kaburga Kemiği Kırıkları: 
Belirtiler şu şekildedir; soluk alıp verme güçlüğü, batma hissi vardır ve kırık sayısına göre göğsün bir bölümü kalkık bir bölümü inik görünür. Kaburga kırıklarında tespit işlemi iki türlü yapılabilir; Önce, yaralıya derin nefes alıp vermesi söylenir, yaralı bu işlemi yaparken, kırık kaburganın ortasına konan sargı ile sağlam taraf koltuk altında bağlanır. Koltuk altı hareketsizliği sağlamak amacıyla bezle desteklenir ve kol kırk beş derece açı ile ve parmaklar karşı koltukaltını bulacak şekilde askıya alınır. Yaralı oturtularak sevk edilir.

Omurga Kırıkları: 
Yaralının solunumu kontrol edilir. Solunum yolu açık değilse, omur kırıklarında çene göğüsten yavaşça ayrılırak açılır. Omurga kırıkları felç riski açısından önemlidir. Hasta, sert bir yere yatırılır ve boşlukta olan kısımları doldurulur ve düşmemesi, hareket etmemesi için geniş bantlarla bağlanır. Eğer sert bir zemin, tahta veya sedye yoksa, iki atel hastanın yan taraflarına konur ve geniş bantlarla bağlanır. Omurga kırıklarında yaralının sedyeye konma kısmı ayrı bir önem taşır. Bu işlemde, baş ve boyundan, sırt ve kalçadan, bacak ve ayak bileğinden ayrı ayrı tutması için üç kişi gereklidir ve hepsi birlikte çalışarak aynı anda yaralıyı kaldırmalıdırlar. Boyun omuru kırığı söz konusu ise dördüncü bir kişi gerekir ve o kişi de yaralının başı için gerekli emniyeti sağlar. Felç riski göz önüne alınarak, yaralı ayağa kaldırılmamalı ve diğer kırıklardaki gibi oturtulmamalıdır.

Kalça Kırığı: 
Omurga kırıklarındaki müdahaleler kalça kırığı için de geçerlidir.

Bacak Kemiği Kırıkları: 
Söz konusu kırık diz ile kalça arasındaysa, atel belden topuğa kadar uzatılır. İki atel iç kısma, iki atel de bacak ortada kalacak şekilde yerleştirilir ve bağlanır. Son olarak da hareketsiz kalmasını sağlamak için iki bacak birbirine bağlanır.
Kırık, diz ile ayak arasındaysa, diz ile kalça arasında olan kırık işleminin aynısı uygulanır. Sadece, dıştaki atel, kalça ile topuk arasına uzatılır.
Eğer bulunulan yerde atel yoksa iki bacak arasına yumuşak bir örtü, ceket ya da bu tür bir madde sıkıştırılarak iki bacak birbirine bağlanır. Yaralı her iki şekilde de yatar vaziyette sedye ile gönderilir.

 

















Kaynak: 
http://www.msxlabs.org/
http://www.ehliyetsinav.net
http://www.acibademsurucukursu.com

Atletin yarış esnasında attığı adımlardan her biri ...

Fule, (Fr. foulée).
Adım aralığı.

Trabzon hurmasına Antalya yöresinde verilen ad...

Amme,
Hurma (Diospyros L.) ›  
Trabzon Hurması (Diospyros kaki L.) 



















http://www.agaclar.net/galeri

Bisikletin en eski şekli olan taşıt...

Selerifer,
Bisikletin en eski şekli olan,iki tekerlekli taşıt aracı.
Bisikletin atası sayılan taşıt.
1791 yılında Fransa'da ortaya çıkan, sağ ve sol ayakların birbiri ardınca yeri itmesiyle yürütülen, iki tekerlekli tahta aracın  adı.


Selerifer bisikletin atası sayılan bir makina olup, sağa sola hareket olanağı olmayan, sabit iki tekerleğin taşıdığı ve kullananın toprağı iterek ilerlettiği tahta bir çubuktan oluşan bu bisikletti. O zamanlar adına selerifer denilen bu araç, fotoğrafın mucidi Joseph-Nicephore Niepce 1816’da, Alman Baron’larından K. F. Drais 1817’de Sivrac’ın açtığı yoldan ilerlemişler ve bisikleti geliştirmişlerdi. Drais’in 1818’de insanlara tanıttığı makinenin ‘selerifer’e göre üstünlüğü ön tekerleğinin bir eksen üzerine monte olmasıydı. Böylelikle araca yön verme imkânı doğmuştu. Drais’in yaptığı bu makine, tarihe bisikletin atası olarak geçmiştir. 1865 yılında ise Michaux kardeşlerin ön tekerleğe pedal takmayı düşünmeleriyle, ilk bisiklet yapılmıştır.

1880 yılına doğru, İngiltere’de Lawson ve Starley bir pedal takımı takılmış demir bir kadro, aynı çapta iki tekerlek ve bir gidondan oluşan bisikleti yaptılar. 1887 yılında John Boyd Dunlop‘un havayla şişirilmiş lastiği bulması ve XX. yy. başında bisiklet ilerlerken pedal takımını durdurmayı sağlayan serbest tekerleğin ve frenin bulunmasıyla, günümüzdeki bisiklet ortaya çıkmıştır.













Kaynak: http://www.tebesirtozu.net

Armağan, bahşiş, bağış ...

Neval, (Osmanlıca).
Bahşiş. 
Kısmet, 
Tâli', 
Nasib.
Talih, kader.
Bağış, ihsan, yardım, hibe, teberru.

Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun ...

Pus,
Püs,
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun.
Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde. 
Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası. 
Bazen meme başında oluşan kabuk.
Dalların üstündeki donmuş kar. 

Ağaç püsü, Ağaç pusu,
Bazı ağaç ve bitkilerin gövdesinden sızan zamk, ağaç balı.
Kayısı, erik, badem gibi ağaçların gövde ve dallarından sızan zamk.

Büyüklük taslayan, kendini bir şey sanan, küstah ...

Arogan,
Büyüklük taslayan, kendini bir şey sanan, küstah.
Büyüklük taslayan, şişinen, kendini bir şey sanan.
Küstah, (Farsça Gustah).
Saygısız, kaba, terbiyesiz (kimse),
Kendini bir şey sanan, büyüklük taslayan, küstah .
Tepeden bakmak, kendisi dışındakileri küçümsemek türü davranışların bütünü. 
Kendini beğenmiş, kibirli tavırlar.
Ukala, 
Dangalak, 
Burnu büyük, 

Soprano sesi bozulmasın diye gençliğinde hadım edilmiş erkek şarkıcı ...

Sopranist,
Sopranista (male soprano).
Erkek Soprano,
Soprano sesiyle söyleyen.
Bir erkek şarkıcı soprano (yüksek kadın sesi) ile şarkı söylüyorsa sopranist sesine sahiptir.

Bir işe gönlü olma, isteme...

Erem,
Bir işe gönüllü, istekli olma.
Kadınların giydikleri çarşaf.

Dökülen tohumlarla ertesi yıl çıkan tahıl ...

Alaza,
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

Tiyatrolarda oyunu alkışlamak için parayla tutulmuş kimse ...

Klakör,
Şakşakçı,
Goygoycu,
Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse, alkışçı, zilli bebek. 
Para karşılığında alkış tutan kimse, goygoycu. 
Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse.

Trabzon' un Yomra ilçesinin eski adı ...

Gemora,
Gemura (Rumca).
Durana,
Yomra,
Karadeniz Rumcası ile Gemura.
Yöresel adı, Yomura,
Antik Yunancada gemo kelimesi bir geminin dolu olduğunu belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Gemura adı Yunan gemilerinin yükleme yaptığı bir mevki olarak kullanılmıştır.


04 Nisan 1959 tarihinde İlçe olmuştur. Yomra İlçesinin ilk adı Durana’ dır. İlçede yetişen Yomra elmasının adından ötürü İlçeye Yomra adı verilmiştir. Yomra , Trabzon’ dan 15 kilometre uzaktadır. Yomra'nın etrafında Karadeniz, Yalıncak, Zil deresi, Harmanlı deresi vardır.

Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçimindeki balık ağı ...

Vinter,
Daha çok tatlı sularda kullanılan bir av aracıdır. Hava alanlarındaki hava işaret torbasına benzer ince uzun bir torun içine gittikçe küçülen ağaç veya demir çemberlerin sıralanması ile olur. Suda dik durması için ağaç çember tercih edilir. Ağın uzunluğu genellikle 1-1,5 kulaçtır büyüklüklerine göre Yayın, Sazan, Sudak ve Turna balıkları tutulur.

Bazı Amatör Balıkçılar ise ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağını vinter ağı olarak ta bilirler.

XVII.yüzyılda yaşayan ve uçmayı başaran ilk Türk ...

Lagari Hasan Çelebi 
17. yüzyıl' da, efsaneye göre roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olduğu kabul edilen bilgin.

Füzeciliğin atası olan ünlü Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi 17. yy'ın başlarında barut dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı Padişahı IV. Murat'ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir. 
 
 
Lagari Hasan Çelebi'nin yaklaşık 300 metre kadar havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı ölçülmüştür. Kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde boğaza oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra ulemânın baskısı ile yargılanmış ve Kırım'a sürgüne gönderilmiştir. İlginçtir ki modern anlamda ilk roket çalışmaları da bugün Kırım'ın içinde bulunduğu Ukrayna'da başlamıştır.

Yayla ya da bahçe kulübesi ...

Tol,
Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey. 
Yayla veya bahçe kulübesi.
Yer altındaki ev ve ahırlar,
Avcı kulübesi,
Ahır,
Samanlık.
Ev topluluğu.
Döl ağılı, kuzuluk.
Çobanların kış aylarında kullandıkları kulübe.

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ