Kaliteli bir şarap veren kırmızı üzüm cinsi...

Şiraz, 
(Syhrah, Shiraz).

Kaliteli, taneni yüksek, koyu renkli, dolgun ve yıllandırılmaya müsait şaraplar verir. Kökeni İran olsa da, Fransa'da meşhur olduğu için çoğu kişi onu Fransa kökenli bilir.

Şiraz tarihi bir İran kenti olup 55 km. ötesinde meşhur Persopolis kalıntıları meşhurdur. Pers bölgesi olan Şiraz ve yöresi şaraplık kara üzüm diyarıdır. Bu gün Dünyanın en kaliteli Şiraz üzümünü ve şarabını yetiştiren ülke Avusturalya' dır. Bu üzümün gastronomik zirve yaptığı türü ise Barossa Valley ' de üretilen Grange tipi syrah adını alır.

Şekerkamışından elde edilen sert bir içki...

Rom, 
Karayip korsanlarının içkisi,

Rom köken olarak Küba, Haiti, Jamaika gibi Karayip adalarından geliyor. Temel hammaddesi şekerkamışı. 16. yüzyılda bu adaları istila eden İspanyollar, Afrika’dan getirdikleri köleleri çalıştırarak geniş şekerkamışı plantasyonları kurmuşlar. Zamanla adaların yönetimi, o dönemin yükselen deniz gücü İngilizlerin kontrolüne geçiyor (17-18. yüzyıllar arası). Bölge, geniş bir deniz sahası ve sayısız adaya sahip olması nedeniyle kanun ve kontrolün olmadığı, dolayısı ile gözüpek korsanların cirit attığı bir yeryüzü parçasına dönüşmüş. Rom tam da bu dönemde ünlenip tanınmaya başlamış bir içki.

Rom için şeker kamışına ihtiyaç olduğunu belirtmiştik. Şeker kamışı tıpkı pancar gibi özel işlemlerden geçirilerek şeker üretilen bir bitki. Bu işlem sırasında oluşan şeker kamışı melası, fermantasyon ve damıtma işlemlerinin ardından yaklaşık %40 alkol içeren, yüksek alkollü bir içki olup oldukça serttir. Korsan tayfalarınca çok tüketilen bu içki rom' dur.

Yapımı; Şeker kamışı suyu, melası ve damıtılmasından arta kalan vinas, su ile karıştırılarak şıra oluşturulur. Kuru üzümde kullanılır. Şıra 48 saat ile 5 gün arası bir süre mayalandıktan sonra damıtılır. Meşe fıçılarda eskitilip süzüldükten sonra içmeye hazır hale gelir. Şeker kamışı üretilen yerlerde yaygınca üretimi yapılmaktadır.  Orta Amerika, Latin Amerika ve Karayip Adalarında üretimi ve tüketimi yaygındır. Light rom sınıfından Bacardi en bilinen çeşididir.

Güney Afrika’da oturan ya da doğan Hollanda asıllı kimse....

Boer, Boerler, Güney Afrika’ya ilk yerleşen Hollanda asıllı kimselere verilen ad. 

Afrikaner (Boer, Felemenkçe, Afrikaander), 
Güney Afrika'da Hollanda kökenli, bir Felemenkçe lehçesi olan Afrikaans konuşan halk.
Afrikaner, Felemenkçe Afrikalı demektir. Bu isim, Afrika'daki çoğu diğer Avrupalı yerleşimcilerin aksine, Güney Afrika'ya yerleşen Hollandalıların bu kıtayı anavatanları olarak kabul ettiklerinin ve Avrupalı köklerinden koptuklarının bir simgesidir. Boer (okunuşu, buğr) ise çiftçi demektir ve bu etnik grubun başlıca iktisadi faaliyetine işaret eder.

Güney Afrika'daki Hollanda yerleşimi, Endonezya'daki sömürgeye giden bir ikmâl üssü sağlamak üzere 1652'de başladı. Güney Hint Adaları Şirketi tarafından gönderilen koyu Kalvinci Protestan yerleşimciler, yörede Hotantolar ve Boşimanlara karşı savaşarak onları kovdular. Zamanla Hollanda'dan yeni yerleşimciler geldi ve Boerların nüfusu arttı.
1707'de Afrikanerler Hollanda hükümetinden bağımsızlık istediler. Resmen bir devlet kurulmasa da, Güney Afrika fiilen bağımsız bir idareye kavuştu. Güney Afrika, zencileri köle olarak kullanan zengin muhafazakar protestan beyaz çiftçilerin güç sahibi olduğu bir ülke haline geldi.

18.yy'ın ikinci yarısından itibaren Hint Okyanusu'nda artan İngiliz etkisi sonucu, Güney Afrika Birleşik Krallık etkisine girmeye başladı. 1815'te Viyana Kongresiyle İngiltere, yöredeki hakimiyetini kabul ettirdi. 19. yy boyunca süren bir dizi savaş sonucu, İngilizler, Boerları Güney Afrika'nın içlerine doğru kovdular. Bu göç sonucu Boer nüfusu, ülkenin Orange ve Transvaal yörelerinde yoğunlaştı.

Yerli halkın dininin, Kalvinizmin kültürel özellikleriyle birleşmesi halidir. Afrikanerlerin kiliseye olan katılımları 1985’de %80 civarındayken, günümüzde %49 a düştüğü tahmin edilmektedir. 

1925 yılında Parlamento, Güney Afrikan’nın iki resmi dilinden biri olan Felemenkçeyi değiştirdi. Ancak, yeni bir lisan olarak Afrika dilinin oluşturulması ve denemesine çok fazla itiraz vardı. Marthinus Steyn, önde gelen bir hukukçu ve politikacıydı ve bu konuda muhalefetti. Karşıt fikirli kişiler, resmi bir dilin, Afrikanerlerin izole olmasına sebep olacağını; Afrika dilinin konuşabilecek yerli halkın zarar göreceğini düşünüyorlardı.
Günümüzde oluşturulan bu Afrika dili, Günay Afrika’nın 11 resmi dili içerisinde sayılmaktadır.

Ünlü Afrikaner romancı ve şairleri; 
Eugene Marais, 
Uys Krige, 
Elisabeth Eybers, 
Breyten Breytenbach,
André Brink, 
Athol Fugard,







Kaynakça; http://tr.wikipedia.org

 

Fransız mutfağına özgü, sirke ve zeytinyağıyla hazırlanan bir tür sos...

Vinegret,

Vinegret en eski Fransız soslarından biri. Fransızca’da sirke anlamına gelen ’vinaigre’ sözcüğünden türetilmiş bu kelime (vinaigrette), adının ifade ettiği gibi sirkeyle bir tür yağın karışımıyla elde edilen sosları tanımlıyor. 

Vinegret, sirkeyle herhangi bir tür yağın ’emülsiyonu’ ile oluşan bir sos. Emülsiyon, birbirleriyle karışması ve iç içe geçmesi mümkün olmayan iki sıvıyı tek vücut haline getirme yönteminin adı. Örneğin su ya da limon suyu zeytinyağıyla karışmaz. Ama, eğer az miktar limon suyunun içine azar azar zeytinyağı damlatır ve o sırada çırpıcıyla karışımı çırparsanız, karışarak emülsiyon haline gelir.

Fransız mutfağında ve tüm Batı ve Uzakdoğu mutfaklarında giderek yaygınlaşan bu önemli, kolay ve güzel sosu evinizde yapmak ister misiniz? 

İşte size çeşitli Vinegret Tarifleri;

Malzemeler; (400 gr. sos için):
3 kahve fincanı zeytinyağı
1 çay kaşığı toz hardal
1/2 çay kaşığı tuz
1 çorba kaşığı kıyılmış kapari
1/2 kahve fincanı sirke
1/2 çay kaşığı karabiber
2 çorba kaşığı kıyılmış kor turşu
1 çorba kaşığı kıyılmış maydanoz

Yapılışı:
Malzemenin hepsi bir kap içerisinde karıştırılıp servise hazır edilir.

Yeşil salatalar için temel vinegret: 1/2 ölçü sirke; iki tatlı kaşığı hardal (taneli veya Dijon); 1.5 ila 2 ölçü sıvı yağ; tuz ve taze çekilmiş karabiber. Bir kásede yağ hariç tüm malzemeleri çırpın. Bir taraftan yağı yavaşça karışıma eklerken diğer elinizle karıştırın. Dilerseniz biraz toz şeker de ekleyebilirsiniz. Salatanıza karıştırırken emülsiyon bozulursa da aldırmayın, nasıl olsa yapraklara bu lezzet temas edecektir.

Kremalı vinegret: İki tatlı kaşığı hardal; tuz-karabiber; 1/4 bardak sirke; bir bardak taze Tikveşli krema; 1/4 sızma zeytinyağı; iki çorba kaşığı kıyılmış taze baharat otu (örneğin frenk soğanı veya taze tarhun veya limon kekiği). Hardal, tuz, karabiber ve sirkeyi bir kásede karıştırın. Kremayı çırparak bu karışıma ekleyin. Zeytinyağını da yavaş yavaş eklerken çırpın. Taze baharat otlarını karıştırıp yeşil salatanızla harmanlayın.

Rokfor (mavi) peynirli vinegret: 1/2 bardak sızma zeytinyağı; 100 gr. mavi peynir; 1/2 bardak elma sirkesi; 1 diş dövülmüş sarımsak; taze çekilmiş karabiber. Bir kásede mavi peynir ve zeytinyağını çatalla ezerek birbirlerine karıştırın. Sirkeyi, karabiberi ve sarmısağı çırparak bu karışıma yedirin. Yeşil salatanıza harmanlayarak servis edin.

Limon ve kuru kişniş vinegreti: Bir tatlı kaşığı bütün kişniş tanesi; 1/2 bardak sızma zeytinyağı; 1/4 bardak taze limon suyu; tuz-taze çekilmiş karabiber. Kişniş tanelerini bir tavanın içine koyun ve yüksek ateşte bir dakika kadar kavurun. Kişnişleri bir káseye boşaltın ve limon suyu, zeytinyağı, tuz ve karabiberi de ilave ettikten sonra hepsini iyice çırpın. Dilerseniz son anda bu sosun içine çok ince kıyılmış bir çorba kaşığı frenk soğanı da koyabilirsiniz. Yeşil salata için kullanabileceğiniz gibi, deniz mahsullerinin yanında da sos olarak servis edebilirsiniz.

Şampanya vinegreti: Bir bardak Riviera tipi zeytinyağı; 1/4 bardak üzüm sirkesi (bulabilirseniz şampanya sirkesi daha güzel olur); 1/2 bardak şampanya veya köpüklü şarap; bir tutam toz şeker; tuz ve taze çekilmiş karabiber. Yağ, sirke ve şampanyayı bir kásede birlikte çırpın. Tuz ve biberle şekeri de ilave edip çırpmaya devam edin. Yeşil salata sosu olarak kullanın.

Siyah zeytin-balsamik vinegreti: İki çorba kaşığı çok ince doğranmış kıvırcık (Gemlik-Mudanya) siyah zeytin; iki tatlı kaşığı balsamik sirke; bir tatlı kaşığı soya sosu; iki çorba kaşığı sızma zeytinyağı; tuz ve taze çekilmiş karabiber. Tüm malzemeleri küçük bir káse içinde çatalla çırparak karıştırın. Kızarmış kalamar veya diğer kızarmış deniz mahsulleri yanında servis edin.

Portakal suyu vinegret: 1/2 bardak taze sıkılmış portakal suyu; iki çorba kaşığı balsamik sirke; bir çorba kaşığı Dijon hardalı; iki tatlı kaşığı bal; 1/4 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber. Blender içinde tüm malzemeleri iki dakika kadar yüksek devirde çırpın. Yeşil salata sosu olarak servis edin.

Thai (Tay) vinegreti: Bir diş dövülmüş sarmısak; 1/4 tatlı kaşığı çok küçük doğranmış taze zencefil; üç çorba kaşığı pirinç sirkesi; bir tatlı kaşığı kahverengi şeker; bir tatlı kaşığı soya sosu; 1/4 bardak sıvı yağ; bir tatlı kaşığı susam yağı; 1/4 tatlı kaşığı havanda dövülmüş taze kırmızı biber. Tüm malzemeleri bir kásede çırparak karıştırın. İçinde soya filizleri ve haşlanmış pirinç spagettisi olan yeşil salataya harmanlayarak karıştırın.

Çilek vinegreti: Bir bardak sızma zeytinyağı; bir bardak sapları ayıklanmış çilek; iki çorba kaşığı balsamik; bir çay kaşığı tuz; 1/2 çay kaşığı taze karabiber; 1/2 çay kaşığı kuru tarhun (parmaklarınızla ufalanmış); 1/2 çay kaşığı şeker. Tüm malzemeleri blender içinde öğütün, yeşil salatayla servis edin.

Fesleğenli vinegret: Bir bardak taze fesleğen yaprağı; 1/4 bardak fırında rosto edilmiş sarmısak; iki çorba kaşığı rendelenmiş parmesan peyniri; 1/4 bardak balsamik sirke; üç bardak sızma zeytinyağı; tuz ve taze karabiber. Blender içinde fesleğen, sarmısak, peynir ve sirkeyi karıştırın. Yavaş devirde çalıştırırken, üzerindeki delikten zeytinyağını ağır ağır karışıma dökün. Tuz ve karabiberi de ekleyip servis edin. Fırında rosto edilmiş patateslerle çok güzel olur. (Sarmısağı rosto etmek için bütün bir sarmısak demetini alın, tüm dişlerin üstleri açığa çıkacak şekilde bıçakla çok az kesin; üzerlerine zeytinyağı damlatın; alüminyum folyoya sarın; 185 derece fırında 30-35 dakika pişirin; çatalla iç kısımlarını alıp kullanın.)

Süs bitkilerinden biri...

Nakıl, 
Sarısabır,
Kroton,
Hatmi,
Kana,
Yoka,(Kılıç benzeri yaprakları olan bir ağaçcık)
Gazanya,
Taflan,
Nerine,
Narin,
Difenbahya,

Güney Kore’de yaşan Hıristiyanların 25 Aralık yani Noel ' e verdiği ad....

 Seongtanjeol,  
Gidoktansinil,
 Christmas Day,

25 Aralık yani kısaca Noel genel olarak Güney Kore’de yaşayan Hıristiyanlar tarafından  "Seongtanjeol" olarak adlandırılır.  Ancak bu günün kanunlarca belirlenmiş adı (yani yürürlükteki yazılı ismi) "Gidoktansinil"dir. 

2005’de yapılan istatisliklerde Güney Kore’nin nüfusunun %29.3’ ünü Hıristiyanlar oluşturmaktadır. (Protestanlar%18.3 Katolikler ise %10.9) Noel Güney Kore’de de pek çok ülkede olduğu gibi ulusal tatil ilan edilir.

Hint mimarisinde üzerinde tonoz bulunan giriş sundurmasına verilen ad....

Torana,

Mantapa dua etmek için insanların toplandığı salondur. Mantapa ‘nın girişinde makara torana (makara hayalî bir yaratık ve torana üstteki süslemesidir) adı verilen çok süslü ve bezeli bir üst eşik, lento bulunur. İçeride bulunan küçük ve kapalı mantapa ve ibadet yerlerine açılan dışarıda bulunan açık mantapalar büyük Hoysala tapınaklarının değişmez birer öğesidir. Açık mantapalarda oturma yerleri taştan yapılmıştır ve trabzan duvarları, dayanmak için kullanılır. Oturma yerleri trabzan duvarlarının kademeli kare şeklini izler. Açık mantapa tapınağın en büyük bölümüdür ve çok sayıda insanın toplanmasına olanak sağlar.

Hint mimarisi ögeleri;

Mantapa, 
Mantapa dua etmek için insanların toplandığı salondur. Mantapa ‘nın girişinde makaratorana (makara hayalî bir yaratık ve torana üstteki süslemesidir) adı verilen çok süslü ve bezeli bir üst eşik, lento bulunur. İçeride bulunan küçük ve kapalı mantapa ve ibadet yerlerine açılan dışarıda bulunan açık mantapalar büyük Hoysala tapınaklarının değişmez birer öğesidir. Açık mantapalarda oturma yerleri taştan yapılmıştır ve trabzan duvarları, dayanmak için kullanılır. Oturma yerleri trabzan duvarlarının kademeli kare şeklini izler. Açık mantapa tapınağın en büyük bölümüdür ve çok sayıda insanın toplanmasına olanak sağlar.  

Vimana, ya da cella, 
Tapınağın adandığı tanrının tasvirini bulunduran, tapınağın en kutsal yeridir. Vimana üzerinde genellikle bir kule bulunur. İçi sade ve kare olmasına karşın dışarıdaki kule aşırı şekilde süslenmiş, yıldız şeklinde, kademeli kare şeklinde ya da bunların bir birleşimi şeklinde düzenlenmiştir.  Heykel, Hoysala sanatçıları Hindu epiklerin, Yallilerin (mitik yaratıklar), tanrıların, Kirthimukhaların tasvirinde, erotik sahnelerin ve günlük hayatın resmedilmesinde çok detaylı heykelleriyle tanınmıştır.

Kafkas müziğine özgü bir tür akordeon...

Garmoni, (Garmon),

Kafkaslara özgü bir tür akordeon.
Kafkasya' da yaşayan köylüler, garmoni eşliğinde oyunlar oynarlar.

Kuzu etinin fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür kebap...

Sögürme,
Kuzu etli patlıcan Sögürme (Hatay), 

Malzemeler:  
400 gr. kuzu eti ,
1 adet kuru soğan,
3 adet domates,
150 gr. tereyağı,
1 kg. patlıcan,
1 yemek kaşığı pul biber,
5 diş sarımsak.

Hazırlanışı:  
Patlıcanlar yağda veya ızgarada bütün olarak pişirilir. Sıcakken kabukları soyulur ve ince ince kıyılır. Pul biber ilave edilir. Bir tavada kıyılmış soğan ve sarımsak tereyağında kavrulur. Kuzu eti ilave edilir ve suyunu çekene kadar 20 dakika pişirilir. Domatesler de eklenir 10 dakika daha pişirilir. Servis tabağına patlıcanlar konur üzerine etli karışım ilave edilir. İstenilen şekilde süslenerek servis edilir.

Süs bitkisi olarak da yetiştirilen, kırmızı çiçekli ve otsu bir bitki...

Nakıl Çiçeği,
Salkımçiçeği, Silene.
Güney Anadoluda yabani olarak bulunan bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen otsu bir bitkidir.

Karanfilgiller familyasındandır. Anayurdu Kuzey Yarımküre'nin ılıman bölgeleri, Afrika ve Akdeniz Havzası olan Silene cinsi bir ya da çok yıllık otsu veya çalımsı bitkilerin 250 dolayında türü vardır. Bunlardan özellikle S.pendula türü, ülkemizde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Nakil çiçeği denilen ve 15-25 cm. kadar boylanabilen bu tür, bir yıllık otsu bitkidir. Yerde yayılıcı özellik taşıyan sarkık sürgünleri ve karşılıklı dizili, yumurtamsı ya da mızrak biçimli yeşil yaprakları vardır.

İlkbahar mevsiminden başlayıp yaz ortalarına kadar tek tek ya da bir arada açan bol sayıdaki çiçekleri küçük, borumsu biçimli ve soluk pembe-beyaz renkli olur. Fazla boylanmayan ve uzunca süre çiçekli kalan nakil çiçeği bitkisi kayalık bahçelerde çiçek tarhları ve bordürlerde yetiştirilmeye çok uygundur.


Nakil çiçeği bitkisi bol güneşli ortamları sever ve süzek (suyu iyi akıntılı) olan orta derecede biteklikte her tipteki bahçe toprağında iyi gelişir. Yetiştirilmesi ve bakımı kolay, zahmetsiz bir bitkidir. Tohumlarıyla çoğaltılır.

Bitkinin tohumları sonbahar mevsiminde kapalı mekanlardaki soğuk yastıklara ekilir. İlkbahara kadar çimlenip gelişen fideleri, ilkbahar mevsiminde havalar ve toprak 16-19 dereceye kadar ısınınca bahçelerde yetiştirileceği yerine, toprakta sıra üzerinde 15-20′şer cm. aralıklarla şaşırtılarak dikilir.

''Salak, aptal, bön'' anlamında argo sözcük...

Saloz,

Verev olarak dönen ve esnek kıvrımı önde bir çukur oluşturan yaka.

Degaje, (Fr. dégage).

Dökümlü, hafif açık, serbest yaka.
Serbest, geniş. 
Açık.

Degaje yaka bluz, kazak ve elbise Japon modasında çok tutulmuştur.

Küçük bohça...

Çıkı,
Çıhı,
Çıkın,
Mıkı,

Büyük, geniş, iri...

Cesim,

Japonya' nın Honşu adasında bir kent...

 Amagasaki,
Japonya’nın en büyük ikinci şehri olan Osaka ile sahil şehri Kobe arasında yer almaktadır. Her yıl binlerce insanın katıldığı festival, güz dönemi yerli vatandaşlar için en önemli etkinliklerden biridir. 

Japonya’nın Honshu adasın­da, Hyogo idari bölümünde (ken), Osaka koyunda bir şehir; 484 000 nüfuslu, canlı bir sanayi merkezidir. Makina sanayii, kimyevî ürünler, cam, iplik önde gelir.

Edo döneminde, Amagasaki kalesinde idari merkezi bulunurmuş. Her sene 24 Ekim 2010 tarihinde Amagasaki valiliği tarafından şehrin doğum gününün kutlandığı  Amagasaki Shimin Matsuri (Amagasaki Halk Festivali) Festivali düzenlenir.  

Taşkömürü...

Huy, 
(İng. bituminous coal, fat coal).
Karbonca ve uçucu özdeklerce zengin bir tür kömür.

Taş kömürü; 
Bitkilerin jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğraması ile oluşmuş, yüksek ısı gücü olan bir enerji kaynağıdır. Kalori değerinin çok yüksek olması ve bol miktarda bulunması nedeniyle taş kömürünün enerji üretiminde vazgeçilmez bir yeri vardır. Bu maden elektrik santrallerinde, sanayide ve kok kömürü yapımında kullanılır.Türkiye, taş kömürü yatakları bakımından zengin sayılmaz. En zengin yataklar Batı Karadeniz'deki Ereğli Zonguldak kömür havzası' ndadır. 1937' ye kadar yabancı şirketlerin çalıştırdığı buradaki yataklar, daha sonra millîleştirilmiştir. 

Günümüzde taş kömürü ile ilgili her türlü arama, işletme, taşıma, yan ürünler elde etme ve pazarlama işleri Taş Kömürü Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.Zonguldak çevresindeki yataklar Karadon, Amasra, Armutçuk, Kozlu ve Üzülmez ana üretim bölgelerinde işletilmektedir. Ancak bu üretim bölgelerinde hem üretim şartları zor, hem de verim düşüktür. Bu nedenle söz konusu işletme her yıl büyük çapta zarar etmektedir. 

Taş kömürü üretimi de son yirmi yılda yarı yarıya düşmüştür. Ülkemizdeki diğer taşkömürü yatakları Akseki, Kemer (Antalya) ve Hazro (Diyarbakır)'dadır. Yıllık üretim, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayamadığı için, yurt dışından taş kömürü ithal edilmektedir.

Büyük Okyanus’ta küçük bir ada-devlet...

Nauru, 
Eski adı, Pleasant Adası. 
Başkenti Yaren.
Okyanusya'da, Kuzey Pasifik Okyanusunda ada, Marshall Adalarının güneyinde yer alır. Büyük Okyanus' da aynı adlı küçük bir atol' de kurulu devlettir. 

Doğusunda Yeni Gine yer alır, Ekvator'un ve Marshall Adaları'nın güneyindedir. Kıyı şeridinde kumsallar ve tarıma elverişli topraklar bulunur. Ada halkı tropikal meyveler hindistan cevizi ve sebze yetiştirir.

Nauru Cumhuriyeti Büyük Okyanus' ta, Yeni Gine'nin yaklaşık 1930 km doğusunda ve Hawaii'den 3900 km uzaklıkta, yüzölçümü 21 knr olan küçük bir mercan adanın üzerinde yer alır Deniz kuşlarının dışkısı guano çökellerinin oluşturduğu fosfat katmanlarıyla kaplı bu adanın ortasında 60 metrelik yayla görünümünde bir yükselti vardır (bak Guano) Yerleşmeler bu yükseltinin eteklerinde ve kıyı şeridindedir Ada nüfusunun büyük çoğunluğunu Polinezya, Mikronezya ve Melanezya kökenli Naurular oluşturur Çoğunluk Hıristiyan'dır.

Önceleri bir Alman sömürgesi olan Nauru, I. Dünya Savaşı' nda Avustralya' nın işgaline uğradıktan sonra Yeni Zelanda, Avustralya ve İngiltere' nin ortak mandasına girdi. II Dünya Savaşı' nda ise Japonlar' ın işgaline uğradı. Ülkedeki tek sanayi dalı fosfat madenciliğidir. Çıkarılan fosfat Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve İngiltere' ye satılır. Deniz taşımacılığı ve yeni ticaret girişimleriyle ülkenin ekonomisini geliştirmeyi uman hükümet, fosfat sanayisinden sağlanan büyük gelirle bir ulusal deniz taşımacılığı ile bir ulusal havayolları işletmesi kurdu. Ayrıca Avustralya ile Hawaii' den toprak satın aldı. Başkent Yaren' de uluslararası bir havalimanı vardır . 1968' de bağımsızlığına kavuşan Nauru' da genel oyla üç yıl için seçilen parlamento üyeleri cumhurbaşkanını seçer. Adanın korunmasını Birleşmiş Milletler adına Avustralya üstlenmiştir. Devlete bağlı anaokulları bulunan Naura' da eğitim 6-16 yaşlarında parasız ve zorunludur. Para birimi Avustralya dolarıdır. Nauru, İngiliz Uluslar Topluluğu'nun özel statüye sahip üyesidir. 

Nauru'nun Bölgeleri;
Eva, Yaren, Ayvo, Meneng, Boe, Buada, Anibare, Denigomodu, Nibok, Baiti, Uaboe, Iyuv, Anetan, Anabar.

Diğer ada-devletler;

Avustralya,
Arafura,
Bahamalar,
Endonezya,
Filipinler,
Fuji(Fiji),
Fransız Polinezyası,
Gaum,
Kiribati,

Mikronezya,
Nauru,
Papau Yeni Gine,
Samoa, 
Saipan,
Soloman Adaları,
Tahiti, 
Tonga,
Tuvalu,
Vanuatu, 
Yeni Kaledonya,


Çatı, tavan...

Sakaf, (Arapça).
Asumane,

Tavan, çatı, dam...

Asumane,
Sakaf, (Arapça).

Ürgüp-Avanos arasında, peribacalarıyla ve kiliseleriyle tanınmış bir vadi...

Zelve,  
Zelve vadisi,
Peri bacaları, Paşabağı
Zelve-Ürgüp-Nevşehir.

Zelve  Paşabağlarına 1km. uzaklıktaki Zelve, Aktepe'nin dik ve kuzey yamaçlarındadır.
Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peri bacalarının en yoğun olduğu yerdir.

Vadideki peri bacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.       

Zelve IX. ve XIII. yüzyılda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuştur. Aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerlerde bu yörede verilmiştir.    

Yamaçların dibinde yeralan Direkli Kilise, Zelve'deki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir. İkonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir.        

1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır. 

Kayalara oyulmuş yerleşimin en güzel örneklerinden biri olan Zelve, insanın doğaya ve onun şartlarına uyumunu gösteren eşsiz bir örnektir.

Paşabağ’dan sonra kırmızı renkli volkanik toprağın hakim olduğu, Açık Hava Müzesi olarak korunan Zelve gelir.

Suyun aşınmasının ve kaya çökmelerinin meydana getirdiği üç doğal vadi, bunları çevreleyen dik kayalar ve kayaların satıhlarına oyulmuş binlerce kaya evi, kiliseler, tüneller Zelve’ye ziyaretçinin unutamayacağı bir etkililik kazandırır. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan koruyan volkanik toprağı dahşce oyan yöre insanları, yüzyıllar boyunca yaşam alanları, kiliseler, manastırlar, güvercinlikler ve depolar inşa ettiler.

Zelve’de günümüze kadar kalmış kiliseler resimlerin tahrip edildiği İkonaklast devir öncesi yapılmış. Bunların çoğu erken Bizans İkonografisin parçası olarak haç, balık, üzüm, geyik gibi sembollerle süslenmiştir. Zelve’de bütünüyle dini konularla resmedilmiş kiliseler yoktur.

 Zelve halkının VIII. yüzyılda ortaya çıkan İkonaklast devir öncesinde bile resimlere karşı olduğunu söyleyebiliriz. Bazı kiliselerde karşımıza çıkan resimler İkonaklast krizinden sonra az miktarda kilisenin resimlendiğini gösterir.

Gelinlerin oturması için hazırlanmış süslü sedir...

Erika,

Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz ya da pes perdelerde çalma işi...

Şet, (Arapça Şedd), 
Sıkarak bağlama, sıkma.
Klasik Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz veya pes perdelerde çalma işi.

Boru çiçeği...

Tatula, 
Fransızca Datura, 
İngilizce Thorn apple. 
Datura stramonium.   
Datura,    
Boru çiçeği,    
Şeytan elması,    
Eşekhıyarı,    
Dikenli elma,    
Dikenli ceviz,    
Kusturucu ceviz,    
Kokuşuk ceviz,    
Stramoine         

Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki. Yabani ıspanağa benzer.
Tohumları zehirli olan 30-100 santimetre boyunda, dik gövdeli, bir yıllık otsu bir bitkidir.  Yaprakları saplı, büyük, oval ve kenarları tam, az girintili veya topludur. Çiçekleri beyaz, kokusuz ama avuç içi kadar iri ve gösterişli çiçekleri vardır.. Meyvesi, çok tohumlu bir kapsüldür. 10 kadar türü vardır. 

Bunlardan Datura metel ve Datura stramonium yurdumuzda yetişir.
Bitki yaprakları ve tohumları ilaçlarda kullanılır.          

Faydaları;   
Nefes darlığını giderir. 
Astımda faydalıdır. 
Uyuşturucudur. 
Spazm giderir.

Hayvan masallarıyla (fabl) ünlü eski Yunanlı yazar...

Ezop, (Yunanca: Aisopos), 

İ.Ö. VI. yy' da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop'  un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir. Ezop’ un İÖ 7. yüzyılın sonunda ve 6. yüzyılın başında ya­şamış olduğu sanılmaktadır. Atinalıların nefret ettiği Pisistratus adlı kralın hüküm sürdüğü dönemde Atina’ ya giden Ezop’ un, gelecek yeni bir kralın eskisini aratacağını göstermek için Atinalılara “Kral Arayan Kurbağalar” masalını anlattığı söylenir. Ezop’ a ilişkin çeşitli söylentilerden biri onun özgürlüğünü kazanmış bir köle olduğu ve sonradan krallara akıl hocalığı ettiği yolundadır.  Bir söylentiye göre Trakya'da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi'ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir. Ancak Ezop' un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir. Ezop’un masalları başlangıçta yazılı değildi. Yaşlılar bildik­leri masalları gençlere anlatır, bunlar kulaktan kulağa dolaşırdı. Filozof Sokrat’ın hapisteyken bazı masalları koşuk biçimine getir­diği söylenir. İÖ 4. yüzyılda Demetrios adında bir Yunanlı fablları toplu hale getirmiş, IS 1. yüzyılda İse fabllar Latince’ye çevrilmiş­tir. Fabllarda çeşitli bilgiler de vardır. Hayvanların özelliklerini öğretirken, insanların kendi kendilerini tanımalarına yardımcı olurlar. 

Fablların anlattığı öyküler yaşama ilişkin bir öğüt ya da ders verir. Kahramanları ise hayvanlardır. Ezop'un öykülerinde hayvanlar konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Öyküden çıkarılacak ders, sonunda okura öğüt biçiminde verilir. Ezop'un yaşamına ilişkin çok az şey bilinir. İÖ 620'de doğduğu ve Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir. Eski Yunan' da zengin bir adamın kölesi olduğu sanılmaktadır. Adının Eski Yunan terimi, Yunanca "Helias"tan dolayı "Helenler" de denen, Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.
 
Fabllar Fransız yazar La Fontaine gibi pek çok yazan etki­lemiştir. Aisopos (Ezop), hayvanlarda gözlemlediği davranış ve ilişki­lerden yola çıkarak ilginç bulduğu olayları, durumları işleyerek; insanlar arasındaki çelişki ve çatışmalara dikkat çekerek, insanlı­ğın içinde bulunduğu duruma ayna tutmuştur. Ezop Masalları Yunan klasiklerinden biridir. Dünya klasikleri arasında önemli bir yere sahiptir. Dünyada en çok tanınan klasiklerden birisi olduğu söylense de bu durum bir abartı sayılamaz. Bazı söyleşilerde Ezop’tan masalların anlatıldığına tanık olmuşuzdur. Çoğu kişi Ezop masallarını okumuş veya dinlemiştir.

Kitapta eleştirici, sorgulayıcı bir tavır ve mantık egemen. Ki­taptaki masalların çözümlemesi yapıldığında bunu anlamak ko­laylıkla mümkün. Anlatılan masalların insanları düşünmeye ve yorumlamaya davet ettiği açık. Arif olan anlar duygu ve düşünce­siyle hareket edilmiş, insanlığın durumu evrensel düzeyde tartı­şılmıştır. 
 
Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar, tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler, sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek, ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur, evcil hayvanlarla birarada yatarlardı.Yunanca biçimi Aisopos' tur. Öykülerini insanlara hoşça vakit geçirtmek için anlattığı söylenir. Ezop' un öyküleri İÖ 300 dolayında derlenerek yazıya geçirilmiştir. Tilki ile Üzümler ve "Çoban ile Kurt" bunların en ünlüleri arasındadır.Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.
Ezop'un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. Ona mâl edilmiş masalların bilinen en eski derlemesi, İ.Ö. 16. yy'da Phaleros'lu Demetrios tarafından hazırlanmış, bu derleme daha sonra, M.S. I. yy'da Latince olarak Phaedrus, Yunanca olarak Babrios tarafından yeniden kaleme alınmıştır. "Ezop Masalları" daha sonra 17. yy. Fransız yazarı Jean de la Fontaine'in fabllarına esin kaynağı olmuştur. Ezop fabl denen öykülerle ünlüdür.


 



Kaynakça; Wikipedia

Romanya’da bir ırmak...

Olt,
Prut,
Mureş,
Siret,
Someş,
Jalomita,

Tuna Nehri'nin kolu olan Tisza, Romanya'nın Ukrayna ile olan sınırının bir kısmını çizip Macaristan topraklarına girmektedir


Romanya,
Orta Avrupa'nın güney doğusunda, Balkan Yarımadası'nın kuzeyinde bulunan bir ülke. Ülke kuzeyde ve kuzeydoğuda Ukrayna, kuzeydoğuda Moldova, kuzeybatıda Macaristan, güneybatıda Sırbistan, güneyde Bulgaristan ile komşudur. Ayrıca ülkenin doğuda Karadeniz'e kıyısı vardır. Romanya’nın yüzölçümü yaklaşık 237.500 km2dir. Güneydoğu Avrupa’da Karadeniz kıyısında yer alır. Doğu bölgesi olan Dobruca, Karadeniz kıyısında bulunur.

Romanya’nın yaklaşık olarak üçte ikisi dağlık ve tepelik, geri kalan üçte biriyse yaylalık ve düz arazidir. Doğu Karpat Dağları ülkenin omurgasını teşkil eder. Güneydoğuya doğru geniş bir kavis çizerek yaklaşık 97 km’lik bir mesafe kat eder ve sonra ülkenin batısına döner ve burada Transilvanya Alpleri adını alır. Böylece ülkenin kuzey ortasındaki Tansilvanya Yaylası sanki duvarla çevrilmiş gibidir. Bu dağlar genel olarak aşınmış ve alçaktır. Yükseklikleri 900 m ila 1800 m civarındadır. Ülkenin en yüksek yeri Tansilvanya Alplerinde yer alan, yaklaşık 2548 m yüksekliğindeki Negoi Tepesidir. Transilvanya Alpleri, Karpatlara nazaran daha yüksek olup, ekseri tepeleri 2500 m civarında yüksekliğe sahiptir. Romanya dağları ormanlarla kaplıdır. Bazı dağların yüksek bölgeleri çayırlık ve buzul gölleriyle doludur.

Karpatların doğu ve güney etekleri Boğdan ve Eflak yaylaları olup, doğuda Prut Nehri ve güneyde Tuna Nehri arasında boylu boyunca uzanır. Ortada dağ kavisinin iç kısmında yer alan Transilvanya Havzası, yaklaşık 450 m ortalama yüksekliğe sahip tepelerle dolu yüksek bir yayladır. Bu bölge Mureş ve Someş nehirlerinin geniş ve derin vadileriyle yer yer yarılmıştır.

Ülkenin denize açılan doğu yönünde yer alan Dobruca, Romanya’nın tek sahil şeridine sahip bölgesidir. Dobruca, Tuna ile Karadeniz bölgesinde yer alıp, yaklaşık 290 km’lik kıyıya sahip bir bölgedir. Bölgenin kuzeyi alçak ve bataklık, güneyi ise, kumlu plaj arazi ve sarp kayalıktır. Dobruca’dan başka ülke Eflak, Boğdan, Banat ve Transilvanya olmak üzere dört bölgeye daha ayrılabilir.


Ülkenin üçte birini kaplayan Boğdan, Doğu Karpatlar ile Moldovya sınırını çizen Prut Nehrinin arasında yer alır. Bölgenin önemli şehri Iaşi’dir. Ülkenin başşehrinin yeraldığı Eflak ise, Transilvanya Alpleriyle Bulgaristan sınırı arasındadır. Ülkenin tam orta bölgesinde yer alan Transilvanya’nın başşehriyse Cluj-Napoca’dir. Macaristan ve Yugoslavya sınırına dayanan kısım ise merkezi Timişoara olan ve düz, bataklık ve verimli bir yayla görünümündeki Banat bölgesidir. Ülkenin en doğusunda yer alan Dobruca’nın merkeziyse Canstanta (Konstanta) dır. Kuzey Tuna deltasından başlayan bölgenin ortası göllerle doludur. Güney bölgesiyse “Romanya Riviera”sı olarak bilinir ve burada pekçok plaj vardır.

Karbon atomlarından oluşan sağlam, esnek ve iletken bir malzeme...

Grafen (graphene),

 Karbonun grafit (kurşun kalem, katı yağlayıcılar vb.) ve elmas gibi gündelik hayattan çok iyi bilinen allotroplarının yanında nanotüp ve fulleren gibi yeni sentezlenen formları da mevcuttur.

2010 Nobel Fizik Ödülü, "iki-boyutlu grafen malzemesine ilişkin çığır açan deneyleri için" Andre Geim ve Konstantin Novoselov'a verilmiştir. Nobel fizik ödülü, 'grafen' isimli madde üzerine yaptıkları çalışmalar dolayısıyla Rusya kökenli bilimadamları Andre Geim ve Konstantin Novoselov'a verildi. 'Grafen,' kuantum fiziği ve elektronik sektöründe önemli gelişmeler sağlayabilecek son derece ince bir madde. İngiltere'deki Manchester Üniversitesi' nde çalışan fizikçiler atom inceliğinde olan grafeni elde etmek için yapışkanlı bant kullandılar. Grafenin yeni maddeler elde etmede kullanılabileceği ve görüntü teknolojisinde büyük dönüşümlere yol açabileceği düşünülüyor.

Kimi mantarlarda üreme organı...

Ask, (Fr. asque).
Asklı mantarlara özgü üreme organı.

Bazit, (Fr. baside )
Bazit mantarların üreme organı.


Akıllı çocuk ...

Ebecen,

Deve semeri...

Havut, (Farsça).
Deve semeri.
Semerlere doldurulan ot.

Kendini beğenen, kibirli...

Fodul, (Arapça).
Üstünlük taslayan, kibirlenen.

Eskiden İstanbul’da Köprü ile Adalar arasında deniz taşımacılığını üstlenen işletme...

 Akay,

İstanbul, Marmara Denizi, Haliç ve Boğaz kıyılarına yayılmış olan konumu nedeniyle bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde de bir deniz kenti olmuştur. 15., 16., 17. yüzyıllarda deniz ulaşımı kayık, pereme (Yolcu ve miktarı az yükleri taşımakta kullanılan küçük deniz teknesi) ve mavnalarla sağlanmaktaydı. 

Osmanlı döneminde ilk buhar makineli Buğ adlı gemi, 1827 yılında satın alınmıştır. 1837 yılında, bugünkü Taşkızak Tersanesinin bulunduğu  Aynalıkavak'tan denize indirilen  Eser-i Hayır ise tersanelerimizde inşa edilen ilk buharlı yolcu gemisidir.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nin ilk nüvesini 1843 yılında kurulanFevaid-i Osmaniye teşkil eder. İşletme Kadıköy ve Adalar'a yolcu taşımacılığı ile faaliyetlerine başlamıştır. 1870 yılında ise İrade-i Şahane ile İdare-i Aziziye unvanını almıştır.

1909 yılında siyasi ve ekonomik sebeplerden gemi işletme imtiyazı bir İngiliz şirketine devredilmiştir. Ancak İngiliz şirketi yükümlülüğünü yerine getirmeyince 1910 yılında İdare-i Mahsusa'nın unvanı değiştirilerek Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi olmuştur.
Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi 1925 yılında 597 sayılı Kanunla Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi haline getirilmiştir. Bu dönemde filoya ilave edilen gemilerle Köprü - Pendik ile Köprü - Yeşilköy arasında hatlar oluşturulmuş ve seferler konmuştur. Daha sonraki yıllarda İstanbul - İzmit ile İzmit Körfezi hattı açılmış ve bu hat Yalova'ya kadar uzatılmıştır.
1933 yılında 2248 sayılı Kanun'la, Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi, üç işletme durumuna getirilmiştir.

Bu işletmeler;
1 - Akay, (İstanbul ve civarı iç hatlar ile Yalova),
2 - Denizyolları (Marmara, Akdeniz ve Karadeniz dış hatlar),
3 - Fabrika ve Havuzlar Müdürlükleri,
isimlerini almıştır.
AKAY İşletmesi, Ülev ve Suvat gemilerini inşa ettirmiş ayrıca, Şirket-i Hayriye'den Göztepe, Erenköy, Anadolu, Bağdat, Denizyolları'ndan Bağdat, Halep, Basra gemilerini alarak filosunu genişletmiştir.
1937 yılında 3295 sayılı Kanun'la, Denizyolları, AKAY, Fabrika ve Havuzlar Müdürlükleri, İstanbul, İzmir, Trabzon Liman İşletmeleri, Tahlisiye Müdürlüğü ve Van Gölü İşletmesi İktisat Vekaletine bağlı olarak kurulan Denizbank'a bağlanmıştır.


Ancak, faaliyetini 1,5 yıl sürdüren Denizbank, 1939 yılında 3633 sayılı Kanunla kaldırılarak yerine Devlet Limanları İşletme Umum Müdürlüğü ile Devlet Denizyolları ve İşletmeleri Umum Müdürlüğü olarak iki umum müdürlük kurulmuştur.
1944 yılında 4571 sayılı Kanunla, Devlet Limanları İşletme Umum Müdürlüğü kaldırılarak görevleri, Devlet Denizyolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğüne verilmiştir.
1944 yılında 4571 sayılı Kanunla, yeni bir hüviyet kazanan Devlet Denizyolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü, Kıyı Emniyeti İşletmesi ismi altında Fenerler ve Cankurtaran Teşkilatı'nı bünyesine almış ve Şirket-i Hayriye'nin de 94 yıllık müstakil faaliyetine son verilmiştir. Ayrıca,1945 yılında Şehirhatları İşletmesi de bu Umum Müdürlüğe dahil edilmiştir.
Denizcilik Bankası T.A.O. 1951 yılında, 5842 sayılı Kanun'la kurularak 01.03.1952 tarihinden itibaren faaliyete geçmiştir.

Denizcilik Bankası T.A.O.'nın Ana Sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir;
- Bankacılık,
- Türkiye kıyılarında ve yabancı denizlerde nakliyat,
- Şehirhatları,
- Liman işleri,
- Denizde can ve mal güvenliği işleri (Kıyı Emniyeti),
- Denizde gemi kurtarma işleri,
- Fabrika ve havuzlar (Tersanecilik ),

Denizcilik Bankası T.A.O.' nın ismi 1983 yılında 117 sayılı KHK ile Türkiye Denizcilik Kurumu Genel Müdürlüğü (TÜDEK) olarak değiştirilmiştir.

Çorum ilinde bir yayla...

Elmabeli-Beşoluk,
İskilip-Tosya karayolu üzerinde, İskilip İlçesine 13 km. mesafededir. Ulaşım yolu asfalttır. Karagöz Köyü ve Susekisi Köyü civarındadır. 1200 m. Rakımlıdır. Çam ve meşe ağaçlarıyla kaplıdır.

Çorum Yaylaları;
Çiçekli yaylaları,
Demirbükü yaylası,
Yalak yaylaları, 
Kızıloluk yaylası,  
 
İskilip yaylası, İskilip'e 13 km. uzaklıkta İskilip Tosya karayolu üzerindedir.

Kargı yaylası, Kargı İlçemizin 21 km. kuzeyinde bulunan yayla 1400 m. rakımlıdır. Yolu stablize olup, özel araçla gidilebilir. Kargı (Eğinönü) yaylasında 85 kadar yayla evi mevcuttur. Kargı yaylası etrafında bulunan diğer yaylalarla bir gurup oluşturmaktadır.


Abdullah yaylası, Kargı İlçemizin 26 km. uzaklıkta Güney-batısında bulunan yayla 1450 m. Rakımlıdır. 14 km. asfalt 12 km. stablize yoldan ulaşılmaktadır. Özel araçlarla gidilmektedir. Abdullah yaylasında Elektrik, telefon, çeşme WC ve piknik alanı, çadırlı kamp alanı düzenlenmesi mevcuttur.

Bayat yaylası, (Kunduzlu-Kuşça Çimeni), Bayat İlçesine Çerkeş Köyü üzerinden 14 km. uzaklıkta olup, yaklaşık 1800 m. Rakımlıdır. Ulaşımı özel araçlarla sağlanır. Yolu stabilizedir. Yayla sarıçam, karaçam ve gürgen ormanlarıyla çevrilidir.

Bir petrol şirketinin, petrol yataklarını işlettiği ya da topraklarından petrol borularını geçirdiği ülkenin hükümetine ödediği komisyon...

Royalti, (Royalty).
Devlet hissesi,
Telif hakkı ücreti.

Royalty veya Royalti kelimesi sözlükte redevans terimine karşılık gelmek üzere tanımlanmıştır. Tanımda şu ifadelere yer verilmiştir;  Bir berat, lisans hakkı veya ticarî marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddî karşılık. Buna göre, royalty, sanayi, ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi, firmaların sahip oldukları hakların üçüncü kişilere devredilmesi karşılığında alınan bedel anlamında kullanılmaktadır.

Royalty, sanayi, ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi, firmaların sahip oldukları hakların üçüncü kişilere devredilmesi karşılığında alınan bedel anlamında kullanılmaktadır.madencilik ve petrol sektöründe bulunan “royalty” kavramı sektörde “imtiyaz”, “imtiyaz payı” ve “devlet hissesi” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu niteliğiyle petrol üretimi yapan şirketlerin devletten aldığı imtiyaz karşılığında devlete ödediği pay royalty olarak nitelendirilmektedir. Devlete ödenen pay yapılan petrol üretiminin paylaşımını sağlayan royalty anlaşması ile sağlanmakta ve bu pay üretilen petrolün toplam miktarı üzerinden hesaplanmaktadır. Dolayısıyla, royalty bir çeşit imtiyaz uygulamasıdır ve uygulamaya imkan veren anlaşma da “üretim paylaşım anlaşması” olarak hukuk literatüründe yer almaktadır.  İmtiyaz payı sahibi petrol şirketi tarafından ödenen bu pay kanunlara göre ödendiği için şirketler açısından maliyet unsurudur. Dolayısıyla ticari kârın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.  “Royalty, maden işletmek için mülk sahibine verilen hisse; imtiyaz veya berat ücreti, telif hakkı; ‘royalty interest’ kavramı ise, maden hisse senedi faizi anlamında kullanılmıştır”. “Royalty, mülk sahibine verilen işletme payı; bir kitabın yayımlanmasından sonra yazarına verilen pay; hak sahibine verilen pay” anlamında kullanılmıştır11.  “Royalty, lisans sahibine, devrettiği lisans hakkı nedeniyle, lisans alan tarafından ödenen bedeldir”.
 
 Royalty, hukuk dilinde kelime anlamı itibariyle; maden çıkartma hakkını kullanmak için bir madenin veya arazinin sahibine ödenen, işletme hakkı ücreti, royalti, telif hakkı, patent ücreti, kiralama hakkı, kullanma hakkı, özel izin hakkı, ayrıcalık hakkı, işletme özel izni (işletme mezuniyeti lisansın istimali); “royalty agreement”, işletme özel izin anlaşması, işletme mezuniyeti mukavelenamesi; “royalty fees”, telif ücretleri; “royalty interest”, patent (redevans) faizi, maden hisse senedi faizi; “royalty rent”, imtiyaz kirası; “royalty tax”, telif ücreti vergisi olarak kullanılmaktadır.

Klavyeli bir çalgı...

Epinet,
Klavsene benzeyen bir çalgı. Klavsenin atasıdır.
Klavsene benzer, tuşlu bir çalgı.

Bu müzik aletini, Spinetti isminde bir Venedikli, psalterion aletine klavye ve mekanizma ekleyerek yaptı. Tuşların ucunda , klavikord aletindeki bakır levhacıklar yerine , dik bir tahta çubuk ve çubuğun yan tarafına tespit edilmiş , genel olarak kuş tüyünden bir mızrap bulunuyordu. Tuşa basılınca tahta çubuk yukarı kalkarak mızrap tele dokunuyor ve ses elde ediliyordu.

Epinet' in ses genişliği 2 oktavı aşmıyordu. Epinet, genel olarak eşlik aleti olarak kullanılmıştır. En önemli özelliği orkestralarda kullanılan ilk klavyeli müzik aleti olmasıdır.

16.yy’da İngiltere de rağbet gören Virginal aleti ise Epinet in bir çeşitidir.Virginal için müzik tarihinde Virginal Edebiyatı diye anılan besteler yazılmış ve kraliçe Elizabeth zamanında bu aleti çalmak moda haline gelmiştir. Virginal, şekil itibariyle tahtadan yapılma üç köşe bir kutudan ibaret olup küçük ve portatif  idi.

Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri...

Rükün, (Arapça rukn, rükn).  
Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri.
Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.
Direk. 
Esas.
Kuvvet. 
Bir şeyin en fazla sağlam olan tarafı veya köşesi veya temeli.
Bir cemaatin ileri gelenlerinden olan. 
Nüfuzlu, kuvvetli ve ehemmiyetli kimse.

İstanbul’da Kâğıthane Deresi’nin Haliç’e doğru uzandığı düzlükteki eğlence yerine Lale Devri’nde verilen ad...

Sadabad, 
(Farsça'da Yüz Bayındır Yer), 

İstanbul'da Kağıthane Deresinin Haliç'e doğru uzandığı düzlük eğlence yerine Lale Devri'nde verilen ad. 18. yüzyılda Kağıthane Deresi kıyısında bir mesire yerinin adı. Sadabad, Kağıthane Deresi’nden Haliç’e kadar uzanan alana denilmişti. Osmanlı’nın en şatafatlı yılları sayılan Lale Devri’ndeki eğlenceleri, köşkleri, sarayları, Cedveli Sim yani Gümüş Dere’de düzenlenen kayık sefaları ile hatırlanan ve sonradan tarihin sararmış sayfalarına yerleşen Sadabad-Kağıthane bir dönemin mirasını bugüne taşıyor. 

Kağıthane Deresi kıyıları, Lale devrinden öncede insanların özellikle Hıdrellez'de en çok gittikleri yerlerden biriydi. Haliç'ten kayıklarla, karadan da arabalarla ulaşılan bu sulak yerde padişaha ve devlet adamlarına ait dinlenme ve av köşkleri vardı. Her yıl Hıdrellez eğlenceleri burada yapılırdı. 17. yüzyılda İstanbul'da yaşanan ekonomik ve sosyal bunalımın sonucunda Kağıthane ve Haliç bu özelliklerini büyük ölçüde yitirmiştir.

Padişah III. Ahmed ve Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim paşa, İstanbul'un imar çalışmalarında buraya öncelik tanıdılar. Alibeyköy'de Sadabad Kasrı adıyla küçük bir saray, yanına da Camii ve hamam yapıldı. Mermer sütunlar üstüne oturtulan iki katlı köşkün üst katında toplu eğlenceler için geniş bir davanhane ve sofalar vardı. Paris'te ki Fontaineblau Sarayı'ndan esinlenerek yapılmıştır. Çevre düzenlemerinde de Paris'ten esinlenilmiştir. Kağıthane Deresi'nin yatağı değiştirildi ve iki yanına mermer rıhtımlar yapıldı. Vezirler, zenginler ve seçkin kişiler park alanında birer saray yapmaya özendirildi. Böylece bu alanda birçok saray yaptırıldı.

“Kadersizlik”, “Doğmayacak Çocuk İçin Dua”, “Tasfiye” gibi romanları dilimize de çevrilen ve 2002 Nobel Edebiyat Odülü’nü kazanan Macar yazar...

Imre Kertész'nı (1929, Budapeşte) Macar yazar.

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1944'te, 15 yaşındayken Auschwitz Toplama Kampına gönderildi, daha sonra Buchenwald'a gönderildi. Bu acılı tecrübeler eserlerinde büyük oranda kendini gösterir.

1945'te serbest bırakılıp Macaristan'a döndüğünde ailesindeki herkesi kaybetmişti. 1948'de gazeteciliğe başladı; ancak 1951'de çalıştığı gazete Komünist Parti'nin resmi organı haline geldi ve Imre Kertész işten çıkarıldı. Böylece bazen fabrikalarda, bazen de Endüstri Bakanlığı'nın yayın servisinde çalıştı. 1953'den sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı. 50'li yılların sonunda ve 60'ların tamamında müzikaller, komediler yazarak ve çeviri yaparak hayatını kazandı. Nietzsche, Hofmannsthal, Schnitzler, Freud, Roth, Wittgenstein ve Canetti gibi kendi hayatını ve eserlerini de etkileyen birçok Alman yazardan çeviriler yaptı. Başyapıtı sayılan Kadersizlik'i on yılda yazdı. Kitabını bastırmakta siyasi nedenlerle güçlük yaşayan Kertész, basıldıktan sonra da uzun süre göze çapmadı. Brandengburg Ödülüne ve Gundolf Ödülüne sahip olan yazar 2002'de de Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. Ünlü yapıtları Yahudi soykırımını tema edinmiştir.

Eserleri;
Sorstalanság (1975)(Kadersizlik
A nyomkereső (1977) 
Detektívtörténet (1977) 
kudarc (1988) (Fiyasko
Kaddis a meg nem született gyermekért (1990) (Doğmayacak Çocuk İçin Dua
Az angol lobogó (1991) 
Gályanapló (1992) 
A holocaust mint kultúra : három előadás (1993) Jegyzőkönyv / Imre Kertész ; Élet és Irodalom / Esterházy Péter (1993) 
Valaki más : a változás krónikája (1997) 
A gondolatnyi csend, amíg a kivégzőosztag újratölt (1998) 
A száműzött nyelv (2001) 
Felszámolás (2003) (Tasfiye)




Kaynakça; http://tr.wikipedia.org

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ