Bir resmi sulandırılmış renklerle boyama ya da gölgeleme biçimi...

Lavi,

Çini mürekkebinin sulandırılmasıyla yapılan bir çalışmadır. Tek renk suluboya da kullanılabilir. Konu kağıda hafifçe çizilir ya da çizilmeden çalışılabilir. Sonra kağıt hafifçe nemlendirilir. Kenarları selobantla tutturulabilir. Kağıttaki fazla su süngerle alınır. Açık ve geniş alanlar önce boyanmalıdır. 

Açık ton beğenilmezse sonra değiştirilebilir. Koyu yerleri açmak zordur. Kurumadan ya da sulandırılarak açılmaya çalışılabilir. Kağıt kuruyacağı içinde önce geniş alanlar boyanmalıdır. Kağıt kuruduğunda sünger ya da pamukla tekrar nemlendirilebilir. Suyun yardımıyla siyahla beyaz arasında bir hayli ton elde edilir. Yalnız çalışmanın titizliği açısından en az iki su kabı bulundurulmalıdır.

Rus köylü topluluğuna verilen ad...

Mir,
Rus köylü topluluğuna verilen ad.
Rus köylüsü, Müjik.
Rus Devrimi öncesinde "mir", bir köylü topluluğu tarafından işlenen toprak parçalarına verilen isimdi.

Farsça Baş, Kumandan, Amir, Bey, Emîr.
Rusça, (Dünya veya Barış) bir Sovyet uzay istasyonunun adı.


Konya yöresine özgü papaz yahnisi de denen bir yemek ...

Zülbiye,
Papaz yahnisi,

Konya yöresi yemekleri;
Çorbalar,
Toyga Çorbası
Mercimekli Oğmaç Çorbası
Arabaşı Çorbaşı
Tandır Çorbası
Bamya Çorbası
Tutmaç Çorbası (Kesme Çorba)
Süt Çorbası , 
Erişte Çorbası 



Et Yemekleri, 
Çebiç (Tandır Kuzusu)
Fırın Kebabı
Etli Pide (Etli Etmek)
Çullama
Bütümet,
Kaburga Dolması
İki Bıçak Arası Ciğer
Yağda Kızarma Ciğer
Ala Kuzusu (Ela Kuzusu)
Gerdan Pişirmesi
Topalak Köftesi
Tas Kebabı, 
Etli fırın yemeği, 
Cella ,
Zerde,
Arabaşı, 
Papara,

Zülbiye 
(Papaz Yahnisi), 



 
Sebze yemekleri; 
Ekşili Kabak (Et Kabağı)
Tatlı Kabak (Et Kabağı)
Patlıcak Musakkası
Dolma içleri
-Etli Dolma İçi
-Zeytinyağlı Dolma İçi
Yumurtalı Kabak
Zülbiye (Papaz Yahnisi)
Patlıcan Bayıldan
Patlıcanlı Bayıldan
Çöplü Bayıldan

Lahana Kapaması
-Etli Lahana Kapaması
-Zeytinyağlı Lahana Kapaması 

Boranı (Lahana Kapuskası) 

Ildıs Kökü
Patlıcan Söğürmesi
Çöpleme

Meyve yemekleri,
KayısıYahnisi, Sarı Erik Yahnisi, Sarı Erik Dolması, Ayva Dolması, Ayva bastısı, 
Elma Dolması .

Börekler,
Börek İçleri, 
Çerkez böreği, Mevlana böreği, Tandır Böreği, Peynirli Börek , 
Kıymalı Börek, Kıkırdaklı Börek, Çarşı Böreği (Fırın Böreği)
Su Böreği, Sigara Böreği , Sedirler Böreği , Tatar Böreği , 
Su böreği,  Saç böreği, Patates böreği, Ballı Böreği, 
Yağlı çörek, 


Hoşmerim,
Boğaça,
Oturtma,
Zerdali Pilav,
Yağlı Ekmek,

Terhunlu Yahni,
Mantarlı Ekmek Oğması,
Ekmek Salması,
Yoğurtlu Yumurtalı Tirit,
Patlıcanlı Tirit,
Vişneli Trit,

Sündürme,
Papara,
Çılbır,

Höşmerim, 
Pişmaniye, 
Un helvası, İrmik helvası,
Helva, 
Dilberdudağı baklavası, 
Kaygana Tatlısı,

Bamya çorbası, 
Yoğurt çorbası, 
Etli topalak, Etli pilav, Erişte Pilavı. 
Saç arası,
Yaprak sarması,
Terhon Yahnisi,
Malzemeler:
1,5 kg parça kemik koyun eti, 2 yumurta, 1 servis kaşık dolusu süzme yoğurt, 1 çorba kaşığı un, Terhon, tuz, karabiber.

Yapılışı;
Eti haşlanıp suyu ayrılarak etleri didilir. Ayrıca bir kapta yoğurt yumurta ve un çırpılır. Diğer bir tencerede et suyu, etler ve terhon kaynatılarak hazırlamış olduğumuz karışım devamlı karışmak suretiyle ilave edilir. Artık servise hazırdır.

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü, yağda kavrulmuş unla yapılan bir tür çorba...

Here,
Buğday unu çorbası,

Malzemeler;
1.5 litre et suyu,
100 gr un,
4 çorba kaşığı tereyağı,
tuz ve kırmızı biber.



Yapılışı;
Bir tencerede tereyağı eritip, 3 yemek kaşığı ve unu ilave edin. 1-2 dakika orta ateşte karıştırın. Yavaş yavaş et suyu ekleyin. 
Sürekli karıştırarak 10 dakika daha pisirin. Tuzunu ekleyin. Sıcak erimiş tereyağında 1 çorba kaşığı kırmızı biber ile süsleyin. Tereyağı veya yağlı beyaz ekmek küçük küpler kızartma tarafından yapılan kruton ile servis. 

Çorbalar;-Yoğurtlu Çorba
-Toyga Çorbası
-Mercimekli Erişte Çorbası (Sakala Sünen)
-İşkembe Çorbası
-Paça
-Sulu Pilav
-Tarhana Çorbası
-Aşlık Çorbası
-Arabası Çorbası

Akşehir' in diğer yemekleri;Akşehir yahnisi,
Herse, 
Tirit;
Salçalı sazan;
Kaymak Baklavası,
Bulamaç,
Papara,
Güveç,
Topalak,
Sakala Çarpan Çorba,
(Sakala Sünen)
Kış Çorbası,
Yağlı Ekmek,

Höşmerim, 
(Akşehir Helvası).
Katmer,
Düğün Çorbası,
Lahana Kuzu Kapama,

“Şerit” de denilen bir bağırsak asalağı...

Tenya,
İnsanların bağırsaklarında yaşayıp çoğalabilen, toplumumuzda da sık görülen parazitler şunlardır.
  • Askaris
  • Oksiyur (kıl kurdu)
  • Giardia
  • Tenya(şerit) Pişirilmemiş ya da az pişirilmiş hastalıklı sığır etinin yenmesi ile Tenya Saginata, domuz etinin yenmesi ile de Tenya Solium oluşur. Parazit 10-15metre kadar olabilir. Dışkıyla atılan yumurta toprakta 8 hafta yaşayabilir. Ülkemizde de sık olarak görülmektedir.
Halk arasında “şerit” adıyla da tanınan sığır tenyası (Taenia saginata) Türki­ye’de en sık rastlanan tenya türüdür. Yassısolucanlar (Platyhelminthes) gru­bunda yer alan bu asalağın yakın akra­bası olan domuz tenyası (T. solium) ise domuz eti yenmesine karşı dinsel bir engel bulunmayan Hıristiyan Batı ülke­lerinde daha sık görülür. Her iki asalak da insan bağırsağına yerleşerek aynı hastalığa yol açar.

Sığır tenyasının 2 mm çapında olan baş bölümünde 4 vantuz vardır. Birkaç milimetre uzunluğunda olan boyundan gövdeyi oluşturan şeritler gelişir. Bölüt ya da proglotit adlarıyla da tanınan bu art arda dizili şeritlerin her biri hem er­kek hem de dişi üreme organlarını içe­ren üreme birimleridir. Eşeysel gelişim tamamlanınca, şeridin dişi üreme orga­nınca üretilen yumurtalar hemen erkek eşey hücreleri tarafından döllenir. Bu asalakların ortalama uzunluğu yaklaşık 3 m’dir. Ama sığır tenyası 12 m’ye ula­şabilir. Tenyalar ağzı ve sindirim sis­temi yoktur. Besinleri dış yüzeylerin­den emilme yoluyla alırlar. 18 yıl süre­bilen yaşamları boyunca milyonlarca yumurta üretirler. Yumurtayla dolu şe­ritler her gün dışkıyla atılır. Bunların parçalanmasıyla serbest kalan embriyonlu yumurtalar dış ortamda 2 ay ka­dar yaşayabilir. Tenya yumurtalarının bulaştığı besinleri yiyen ya da suları içen sığırların bağırsaklarında onkosfer denen embriyonlar yumurtadan çıkarak bağırsak duvarına yapışır. Daha sonra bağırsak duvarından kana geçer ve do­laşım yoluyla ulaştıkları kasdokusunda başlıkeseciğe dönüşürler. Başlıkesecik erişkin evredeki asalağın baş ve boynu­na denk düşen ön bülümünün sıvı dolu bir keseye gömülmüş biçimidir. Yenen sığır etiyle insanların sindirim sistemi­ne giren bu kesedeki asalak eldiven gi­bi ters yüz olarak dışarı çıkar ve bağır­sağa yapışır. Boyun bölümünden oluş­maya başlayan şeritler üç ayda yumur­tayla dolarak gövdeden kopmaya baş­lar.

Tenya Belirtileri; Tenya insanda açık bir belirti ver­meden bulunabilir. Hafif karın ağrılan, birbirini izleyen ishal ve kabızlık görü­lebilir. Özellikle çocuklarda sindirim bozukluğu, bulantı, kusma, asalağın alı­nan besinlere ortak olması sonucu yorgunluk ve zayıflama gibi belirtiler orta­ya çıkar. Öbür belirtiler arasında baş ağrısı, uykusuzluk, terleme ve baş dönme­si sayılabilir. Dışkıda şeritlerin görülmesiyle ve ender olarak da parçalanmış şeritlerden çıkan yumurtaların mikros­kop altında saptanmasıyla tanı konur. Tedavide tek doz niclosamide kullanılır.

Tenyalardan Korunmak için;  Etlerin yeterli miktarda pişirilmesi tenya larvalarını parçalar. Tuvaletten sonra yeterli el yıkama ve daima uygun hijyen hastalığın yayılmasını önler.

Muğla-Antalya il sınırında bir çay...

Eşen Çayı,
Kocaçay,


Kızılcadağ'ın yükseklerinde bir mağaradan çıkan çay gizli geçitlerden, dev kanyon Karanlıkiçi' nde geçerek, denize yakın verimli ovalardan sakince akar. Antalya, Muğla ve Burdur' dan beslenen Eşen Çayı, Akdeniz' i en uzun kumsal Patara' yı geçerek devam eder.

Shakespeare' in Fırtına adlı yapıtındaki canavarın adı....

Caliban,
Şeytanın oğlu ve cadı Sycorax, ucube.  Caliban bir büyücü ile bir şeytanın çocuğudur. Daha büyük bir güce itaat etmek zorunda kalır ama her seferinde baskaldırır. Caliban halktan bir kişidir ve avam takımının bütün pisliklerini, adiliklerini nefsinde toplamıştır.

William Shakespeare, (26 Nisan 1564 – ö. 23 Nisan 1616), İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır.  Ünlü trajedilerinden Fırtına adlı eserinde;   
Hava ve mutluluk perisi, Ariel, 
Canavar ise Caliban' dır.

Fırtına, diğer Shakespeare oyunlarında olduğu gibi, iktidar tutkusunun hazin sonuçlarından kadının toplumdaki yerine kadar birçok farklı temaya ve insanlık durumuna değinir. Sycorax adındaki kötü ruhlu büyücünün bir çam ağacının gövdesine hapsettiği Ariel adlı periyi kurtarır; sonra Sycorax’ın hilkat garibesi oğlu Caliban’ı eğitemeye çabalar. Ancak, Caliban’ın Miranda’ya tecavüz etmeye kalkmasıyla bundan vazgeçer ve onu ayak işlerine bakan bir köle olarak kullanmaya başlar.

Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuzluğa dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi...

Ahasverus, (Serseri, Gezgin Yahudi de denir),
Hz. İsa’ya, çarmıha doğru giderken kötü muamele ettiği için ebediyen yaşamaya ve durmadan yürümeğe mahkûm edilen efsanevî şahıs; bir defada beş metelikten fazla para harcayamaz, fakat ne zaman elini cebine at­sa bu parayı bulur.



Çarmıha giden İsa'ya kötü davrandığı için sonsuzluğa dek yürümeye mahkûm edilen efsanevi kişi. Çok eski olduğu sanılan ve kimi uzmanların kaynağını buddha dönemi Hindistan'ına bağladıkları bu efsane, XIII. yy.'dan başlayarak değişik biçimler aldı. XVII.yy.'da bir alman yazarı bu kişiyi bir yahudi, Ahasverus adlı bir "Ebedi Yahudi" olarak canlandırdı (1602). Yapıt fransızcaya çevrilirken bu kişilik "Gezgin Yahudi" adını aldı (1609). O zamandan beri efsane, Batı'da halk resimleri, estamplar ve ağıtlarla yayıldı. Bu ağıtların en ünlüsü İsaac Laquedem' inkidir. Hıristiyanlıktan bu yana, kişiliğiyle halkın yazgısını simgeleyen Gezgin Yahudi, yahudiler aleyhine tehlikeli bir toplumsal yerginin kaynağı oldu. Bir ölçüde de çağımızdaki yahudi düşmanlığının doğmasına yol açtı.

Mezopotamya halklarının ilkbaharda kutladıkları en önemli bayramı...

Akitu,

Sümerliler, Babilliler ve çeşitli Sami kavimlerce kozmogonik ve tarımsal karakterli bahar ve güz festivallerinin kutlanageldiği bilinmektedir. Sümerliler, yaz sıcağı sonrası tarla işlerinin bitimini bir festivalle kutlarlardı. Bir çeşit hasat bayramı görünümünde olan tarımsal karakterli bu güz festivali Akiti (ya da Zagmuk) diye adlandırılırdı .

Eski Babil’de yılın ilk ayı olan Nisanın ilk 12 gününe denk düşen yeni yıl kutlamaları da Akitu festivali diye adlandırılırdı. Tanrılar panteonunun zirvesinde bulunan yüce varlık adına düzenlenen bu bayramın varlığı MÖ 18. yy’dan itibaren bilinmektedir. Zira MÖ 1780’lerden kalma metinlerde Akitu festivalinden bahsedilmektedir. Baharda kutlanan bu bayramın yanı sıra Babil’ de arpa ekimi öncesi bir kutlama yapıldığı ve buna da Akitu festivali adı verildiği de bilinmektedir.  Mezopotamya yılı arpa hasadı sonrası baharda gündüz gece eşitliğiyle başlardı; dolayısıyla Babil takviminde 1 Nisan tarihi bizim takvimimize göre 21 Marta denk düşerdi. Böylelikle bahardaki gündüz gece eşitliği tarihiyle başlayan Akitu kutlamaları da 21 Marta tekabül ederdi. Bununla birlikte ilerleyen süreç içerisinde zaman zaman Babil takvimindeki 1 Nisan tarihinin değiştiği de görülmektedir. Örneğin Babil metinlerine göre MÖ 626-536 tarihlerinde 1 Nisan, 16 Marta tekabül etmiştir. Eski Mezopotamya’da yüce tanrı adına 1 Nisanda (21 Martta) kutlanmaya başlanan Akitu festivali tarımsal ve kozmogonik karakterli bir bayramdır (Bakınız Pallis, 1926). Adına yeni yıl festivali düzenlenen bu yüce tanrı genellikle Babil'in yüce tanrısı Marduk’tur. Bununla birlikte, ay tanrısı Sin ya da bir başkası da olabilir. Örneğin güney Mezopotamya’da Akitu, Marduk adına düzenlenirken kuzey Mezopotamya’da Sin adına düzenlenmektedir. Yine Babil kralı Nabukadnezzar’la ilişkili tabletlerde Nabukadnezzar’ın Nisan ayında yüce tanrı Bel için yeni yıl kutlamaları tertiplediği belirtilmektedir. Uzun süren kıştan sonra tarımsal faaliyetlerin başlama dönemini ifade eden bu bayramda halk tarlalarda ya da kırlarda piknik yapar, toplu yemekler yenilirdi. Eski Mezopotamya Akitu festivalinin en çarpıcı kutlaması ise yeniden dirilişin sembolize edildiği törenlerdi. Buna göre tapınılan yüce tanrının sureti tapınaktaki yerinden alınır görkemli bir geçit merasimiyle önceden belirlenen ve genellikle nehir kenarında kurulu olan Akitu tapınağına (Bit Akiti) götürülürdü. Bu tören, yüce tanrının yer altı alemine inişini ve baharla birlikte tekrar yeryüzüne çıkışını sembolize ederdi. Açıkça görüleceği gibi burada Eski Mezopotamyalılar kışla birlikte adeta ölen tabiatın baharda yeniden dirilişini de bu törenle sembolize etmektedirler. Dolayısıyla Akitu’nun, Eski Babil yaratılış inancının belirli bölümlerinin sembolik şekilde temsil edilmesi yönünde bir işlev üslenmesinden söz edilebilir. 

Hastalık derecesinde alışveriş yapma saplantısı...

Oniomani - Oniomania,(Alış- veriş hastalığı). 
Yunancada Greek onios = alışveriş, mania = çılgınlık, ve Oniomani alışveriş çılgınlığı, deliliği demektir.

Hastalık derecesinde alışveriş yapma saplantısı. 1900’lü yıllarda “oniomania” olarak tanımlanmış olan bu bozukluk,son yıllarda ise pek çok kaynakta “kompulsif alışveriş “ olarak ele alınıyor. Bu bireyler alışveriş yapmadan önce gerginlik ya da uyarılma duygusunda giderek artma hissederler. Sonra alışveriş sırasında haz alma,doyum bulma ve rahatlama yaşarlar. Ardından da kişi çok para harcadığı için pişmanlık, suçluluk, kendini kınama gibi duygulanımlar yaşayabilir. Bu bozukluğun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte;çeşitli kaynaklardaki farklı görüşlere göre:

Oniomaniklerin benlik değerleri düşük olabiliyor. Dış dünyada da dikkat çekme adına satın alma davranışı sergileyebiliyorlar. Ya da bir başka görüşe göre bu kişiler gelecekle ilgili kaygılarını “satın alarak” giderme yoluna gidiyorlar.   Oniomaniklerin alışveriş dürtüleri ataklar şeklinde ortaya çıkıyor ve süreklilik gösterebiliyor. Ne yazık ki bu insanların bazen hiç ihtiyaçları olmadığı halde (depolama alışkanlıkları sebebi ile) dolaplarında hiç giyilmemiş, hatta etiketli,poşeti içinde duran onlarca giyisi ya da eşya görebilirsiniz. Bunlar için fazladan dolaplar alınır, yaptırılır evde çeşitli formüllerle depo yerler oluşturulur..

Kleptomani, (Çalma Hastalığı).
İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol bozukluğudur.

Kafkasya’ya özgü, alkol derecesi yüksek bir votka...

Çaça,
Ev votkası.(vodka).
Rumca Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici. 
Argo'da Genelev işleten kadın, abla, mama.

Votkadan daha sert ve içimi bir kurala bağlı içki. Votkadan beter çarparmış da ağlatırmış adamı yaka yaka. Kuralı kaidesi şu imiş efendim. Bir yudum aldıktan sonra asla ağzınızı açmayacak, midenize inene kadar nefes bile almayacaksınız. Böylece içinizi yakıp Rusya' nın soğuğunda içinizi ısıtan bu içki baş, mide sancısı yaratmaz.

Pesapallo, Finlandiya’ya özgü, dokuzar kişilik iki takım arasında oynanan, beyzbola benzer bir spor...

Pesapallo,
Fin beyzbolu,
Finnish Baseball.
Pesaballo
Finlandiya’ya özgüdokuzar kisilik iki takim arasinda oynananbeyzbola benzer bir oyun.



Ülkelerin resmi olarak onaylanmış Sporları;
Arjantin - Pato, 1953
Bahamalar - Yelkencilik, 1993
Bangladeş - Kabaddi, 1972
Brezilya - Capoeira, 1972
Kanada - (Ulusal Kış Sporu) Buz Hokeyi, 1994, (Ulusal Yaz Sporu) Lakros, 1859
Şili - Şili Rodeosu, 1962
Kolombiya - Tejo, 2000
Meksika - Charrería, 1933
Kore - Tekvando, 1971
Porto Riko - Paso Fino, 1966
Sri Lanka - Voleybol, 1991
Uruguay - Destrezas Criollas, 2006

Ülkelerin Benimsenmiş Ulusal Sporları;
ABD - Beyzbol
İspanya - Boğa Güreşi
Kanada - Buz Hokeyi
Hindistan - Hokey
Rusya - Futbol, Satranç
Çin - Masa Tenisi
Brezilya - Futbol
Fransa - Futbol
İngiltere - Kriket
Japonya - Judo
Avusturalya - Kriket
Pakistan - Hokey
Malezya - Badminton
İskoçya - Rugby
Endonezya - Badminton
Butan - Okçuluk
Afganistan - Nuzkaşi
Küba - Masa Tenisi
Dominik Cumhuriyeti - Beyzbol
Finlandiya - Pesäpallo (Fin beyzbolu)
İrlanda - Gal Oyunları
Jamaika - Kriket
Litvanya - Basketbol
Yeni Zelanda - Rugby
Norveç - Kayak Krosu
Galler - Rugby

İsa Peygamber' i ele veren havarinin adı...

Yehuda, ya da İşkariyot (Latince: Iudam Iscariotem
İsa'yı ele veren havaridir.

İşkaryot, katil anlamına gelen Latince kökenli bir sözcüktür (sicario).
İsa'yı ele verdiği için Yahuda İskaryot olarak anılır. Geleneksel Hristiyan görüşüne göre otuz gümüş dinara İsa' yı ele vermiştir. Sonradan vicdan azabı çektiği için kendini asarak intihar ettiği söylenir.

Yahudilerin Tanrı’ya verdikleri ad...

Yehova,
Yehova veya Tetragrammaton, 
Yahudi ilahı demektir. 
Tevrat' a göre yazılması ve okunması yasaktır. Musevilerin Allah' a verdikleri isim.
Dünyayı 6 günde yapıp 7. günde dinlendiğine inanılan, yahudilerin tanrısı. Bu sebeple cumartesi günleri hiç bir yahudi çalışmaz, ellerini kollarını kıpırdatmazlar.


Yahudilerin ve Yehova'nın Şahitleri'nin tanrıya hitap ettiklerinde kullandıkları isimdir. 

Kelime anlamı olarak bu ifadenin iki anlamı vardır:
Herşeyi yaratan O'dur. Ne olması gerekiyorsa o olur.

Yahudi olma durumu, Musevilik.
Yahudi dini, Musevilik.
Musevilik ya da Yahudilik, Arapça yahudi, Yehud kavmi ve dini demektir.

Tanah, İbrani Kutsal Kitabı ve yorumunu anlatır.
Musevilik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani ve İsrail terimleriyle de Musevilik kastedilir. Museviliğin tek Tanrıcılığın saf bir şekli olduğu söylenmekle beraber O, yalnız başına ne bir mezhep ne bir ırk, ne de modern bir millettir. 

Kıldan, yünden dokunmuş büyük çuval...

Harar,
Seklem,

Konya’nın Ereğli ilçesinde, 150 dolayında kuş türünü barındıran ve “tabiatı koruma alanı” kapsamına alınan göl....

Akgöl,
Ereğli Akgöl,
Ereğli ilçesinin batısındadır. Eski göl tabanıdır. Çok sığ bir özelliğe sahiptir. Tatlı sulara sahiptir. İvriz deresinden gelen sularla beslenir. Akgöl sazlıklarında 200'ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Bu yüzden tabiatı koruma alanı olarak kabul edilmiştir.

Akgöl Sazlıkları (Böğecik Köyü) Kuzeyde Karacadağ (2025 m.), güneyde ise Bolkar Dağları (3524 m.) ile sınırlanan Ereğli Kapalı Havzası’nın ortasında yer alan sazlıklar, bataklıklar, çamur adacıkları, bunları çevreleyen çayırlar, çorak düzlükler ve geniş step alanlarından oluşmuştur. 20. yüzyılın başından kalma topoğrafik haritalarda, Ereğli’nin batısında ve kuzeyinde yaklaşık 21 500 hektarı bulan bir sulakalan ekosistemi görülmektedir.
 1950’li ve 1960’lı yıllarda sıtma hastalığını önleme ve yeni tarım alanları açma amacıyla, 3000 hektarı Ereğli ilçesi ile Adabağ Köyü arasında, 12 000 hektarı Hortu (Sazgeçit) Köyü’nün kuzeydoğusunda, 1200 hektarı ise 1983 yılında Ereğli’nin kuzeyinde olmak üzere toplam 16 200 hektarlık sazlık ve bataklık alan kurutulmuştur. Günümüzde, Türkiye’nin en geniş sazlıklarından geriye sadece Akgöl olarak adlandırılan küçük bir su aynası ile bunu çevreleyen sazlıklar, göz alabildiğince uzanan tuzlu bataklılar ve çorak step alanları kalmıştır.
Özellikle gölü besleyen en önemli akarsu olan İvriz Çayı üzerine 1984 yılında İvriz Barajı’nın, 1988 yılında ise Karaman Deresi üzerine Gödet Barajı’nın yapılmasından sonra gölü besleyen su kaynaklarının tamamı barajlarda tutulduğu için Akgöl ve civarındaki sazlıklar da kurumaya başlamıştır. Geniş ve gür sazlıklar, bataklıklar, sazlıklar arasında yer alan korunaklı açık su yüzeyleri, çamur adacıkları, sulak çayırlar, çorak düzlükler, step alanları gibi farklı ekolojik karakterdeki yaşam ortamları, değişik türden çok zengin ve ilginç bir bitki ve havyan varlığının alanda yaşamasına olanak sağlamıştır. Hemen bütün sulak alanlarda olduğu üzere Ereğli Sazlıkları’nda da en çarpıcı türleri su kuşları oluşturmaktadır. 

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri özelliğini taşımaktaydı. İnsanların ve yırtıcı hayvanların erişemediği sazlıkları binlerce kuş barınmak, beslenmek ve kuluçkaya yatmak amacıyla kullanırdı. Özellikle göç esnasında başta kıyı kuşları olmak üzere, ördekler, kazlar ve pelikanlar kalabalık gruplar oluştururdu. Yine sık ve geniş sazlıklarda binlerce kuş kuluçkaya yatar, onbinlercesi ise alanda kışlardı. Örneğin, 1976 yılında alanda 2000 çift Ak Pelikan’ın kuluçkaya yattığı saptanmıştır.
 
Konya ili sınırları içerisinde pek çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır. Bunların kimilerinin suları acı ve tuzlu, bazılarının da suları tatlıdır. Oluşum yönünden de birbirinden farklılıklar gösterirler.

Tuz Gölü,
Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur. Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Tuz Gölü Türkiye'nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölüdür. Derinliği 12 m. civarındadır. Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülür. Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir. Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir. Sulama ve su ürünleri için kullanılamaz. 

Beyşehir Gölü,
Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır. Beyşehir Gölü, yurdumuzun 3. büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye'nin en önemli milli parklarından biridir. Milli park alanı içerisinde aynı anda su sporları, dağ sporları ve av sporları yapmak imkanı vardır. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir. Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir. Bu yönü ile de turizm açısından önem taşımaktadır.

Akşehir Gölü,
Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır. Suyu tatlıdır. Tektonik olaylarla meydana gelmiştir. Su ürünleri açısından ekonomik değer gösterir. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılmaktadır. 

Suğla Gölü,
Konya ilinin güneybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Yağışlı yıllarda alanı iyice genişlemekte kurak yıllarda ise göl kurumakta ve alüvyonlu göl tabanı ortaya çıkarak, iyi bir tarım alanı oluşturmaktadır. Suları tatlıdır. Su ürünleri ve sulama açısından önemi büyüktür.

Ilgın (Çavuşçu) Gölü,
Konya ilinin kuzeybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Suları tatlıdır. Su ürünleri açısından önemlidir. Ayrıca bir ayağı ile Atlantı ovaları sulanmaktadır.
 
Yunak Akgöl,
Yunak ilçesi yakınlarında küçük bir göldür. Suyu tatlıdır. Çoğu yeri bataklık halindedir. Göl Gökpınar Deresi ile Sakarya Nehrine boşalmaktadır.
 
Bunların dışında Konya ilinin karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir. Obruk göllerden bazıları sulama amaçlı kullanılırken bazı obruk gölleri de turistik değer taşır. 
Bunlar;
Kızören obruğu, 
Timraş obruğu, 
Obruk gölü, 
Çiralı gölü, 
Meyil gölü ,

Volkanik olaylarla da göller meydana gelmiştir. Volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir. 

Bunlar;
Acıgöl Maarı,
Meke Gölü, Karapınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır. Bu nedenle suyu çok acıdır. İçinde canlı yaşamaz. Oluşumdan kaynaklanan özellikler nedeniyle Meke Gölü etrafındaki volkanik malzeme biriket yapımı ve benzer amaçlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "1. Doğal Sit Alanı" ilan edilmiştir.

Aşırı şişmanlık...


Obezite, 
(İng. obesity).
Etleç, 
Obez,
Mülahham,
Aşırı yağlı, aşırı şişman.   
Son yıllarda tüm dünyada şişmanlık (obesite) görülme sıklığı giderek artmaktadır. Şişmanlık, sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi olarak da tanımlanabilir. Normalde, yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-20’sini, kadınlarda ise %25-30’unu yağ dokusu oluşturmaktadır. Erkeklerde bu oranın %25, kadınlarda ise %30’un üzerine çıkması durumunda ise şişmanlıktan söz edilebilir. Şişmanlık tıp diliyle de obesiteye bir çok etken neden olabilmektedir. Bireyin yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, medeni durumu, beslenme alışkanlıkları veya bedensel aktiviteleri şişmanlık üzerinde rol oynayabilir.


Günümüzde fazla kiloluluğun (hafif şişmanlığın) ve şişmanlığın görülme sıklığı giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü-World Health Organization (WHO) verilerine göre dünyada 1.6 milyar fazla kilolu birey bulunmaktadır. Bu rakam gittikçe de kontrolsuz olarak artmaktadır.

Günümüzde dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde şişmanlık sıklığı artmakta, bu durum sadece yetişkin kadın ve erkekleri değil, çocukları ve gençleri de etkilemektedir. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri, kas-iskelet sistemi hastalıkları gibi hastalıkların oluşmasına, yaşam kalitesinin azalmasına ve ölümlere yol açan şişmanlık, sadece küresel boyutta bir halk sağlığı problemi olmakla kalmayıp, ülke ekonomilerine olumsuz yönde etki eden bir unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Şişmanlıkla mücadele de koruyucu sağlık hizmetlerine büyük görev düşmektedir. Ülkemizde giderek yaygınlaşan aile hekimliği kapsamında,bireyler şişmanlık yönünden aile hekimlerine danışmalıdırlar. Özellikle anne ve babalar da çocuklarını bekleyen potansiyel obesite tehlikesi yönünden gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarından da destek almalıdırlar.

Eskiden uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek madde...

Esir,
Eter,


Bütün kâinatta bulunan ve her tarafı kaplamış olan lâtif madde. 
Elektrik, ışık ve hararetin yayılmasına vasıtalık eden madde. 
Görülmeyen ve varlığı bütün ehl-i ilimce kabul edilen lâtif, rakik, elâstikiyeti hâiz seyyal madde.

Esir veya eter,
Eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde olarak düşünülüyordu. Bu fikir Descartes’ten çıkmış, Newton tarafından benimsenmiş ve sonra herkes tarafından tartışmasız olarak kabul edilmişti. 19 yüzyılın sonlarında bile fizikçiler, havanın ses dalgalarını ilettiği gibi esirin de elektromagnetik dalgaları ilettiğine inanıyorlardı. Zira titreşimler mutlaka bir şeyin içinde oluşmak zorundaydı. Esir ağırlıksız, saydam ve sürtünmesiz, kimyasal ya da fiziksel olarak varlığı saptanamayan ve tüm maddeleri geçiren bir ortamdı. Eğer Yerküre esir içinde yol alıyorsa, Yerküre ile aynı doğrultuda yol alan ışığın hızı, ışık hızı ile Yerküre’ nin hızının toplamına eşit olacaktı. Yerküre’nin yoluna dik doğrultuda yol alan ışığın hızı ise sadece ışık hızına eşit olacaktı.
 

"İkisi de birbirine bitişikti, sonra ayrı ettik." mânasında olan $nın ifadesine nazaran, manzume-i şemsiye ile arz, dest-i kudretin madde-i esiriyeden yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. 

Madde-i esiriye, mevcudata nazaran akıcı bir su gibi mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir maddedir. $ âyeti, şu madde-i esiriyeye işarettir ki, Cenab-ı Hakk'ın arşı su hükmünde olan şu esir maddesi üzerinde imiş; esir maddesi yaratıldıktan sonra, Sâniin ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur. Yani esiri halkettikten sonra, cevahir-i ferd'e kalbetmiştir.

Çanakkale yöresine özgü, çeşitli sebzelerle hazırlanan türlü yemeği....

Şaraşura,
Geleneksel Çanakkale mutfağının en güzel örneklerinden biri de Şaraşura’dır 

Bir tarif;
Malzeme;
3 patlıcan,
4 çarliston biber,
4 domates,
3-4 diş sarmısak,
sıvıyağ,tuz,karabiber. 
Yapılışı;
Patlıcanlar alacalı soyup,minik minik doğranır,tuzlu suda bekletilir.Diğer tarafta biberler doğranır, sıvıyağda patlıcan ve biberler kavrulmaya bırakılır, domateslerde doğranıp, pişmeye yakın katılır, ve birazda domateslerle beraber pişirip, incecik doğranmış sarımsaklarda katıp,  tuzu ve karabiberi ilave ederek, karıştırıp kapatılır.

Başka bir tarif;
Malzemeler;
Yarım kg taze fasulye,
1 patlıcan
1 kabak
2 patates 
3 çarliston biber 
1 soğan 
2 domates 
Yarım çay bardağı sıvıyağ
1.5 su bardağı sıcak su 
1 çorba kaşığı domates salçası, 
tuz

Yapılışı: 
Soğanı soyup iri iri doğrayın. Biberleri kalın halkalar halinde doğrayın. Domatesleri soyup küp küp doğrayın. Sıvıyağı tencerede ısıtıp soğanı pembeleştirin. Biber ve domatesi soğana ekleyip karıştırın. Salçayı çok az suda eritip tencereye ekleyin.   Fasulyeleri temizleyip ikiye bölün. Patates, kabak ve patlıcanları soyup küp küp doğrayın. 1.5 su bardağı sıcak su, tuz ve sebzeleri tencereye ekleyip 30 dakika pişirin. Ilık veya soğuk olarak servis yapın.   

Kaynakça; http://www.lezzet.com.tr/

Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık...

Leken,
Kar Ayaklığı.

Basınç, herhangi bir yüzeyin üzerine etki eden dik kuvvetin birim alana düşen miktarıdır.Bir madde kaytı, sıvı ya da gaz olsun ağırlığı yüzünden bulunfuğu yüzeye bir kuvvet uygular. Kuvvetin kaynağı ne olursa olsun, birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç , bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete de basınç kuvveti denir.Bu kuvvet ağırlık, zorlama veya gaz moleküllerinin (gaz molekülleri hareketli oldukları için) yüzeye çarpmaları sonucunda meydana gelen darbelerin toplamı olabilir.Basınç P harfi ile, basınç kuvveti de F harfi ile gösterilir.
Katıların Basıncı:
Basınç; kuvvetin yüzeye oranı ile bulunur.
Taban alanı 1 m2 olan 1 Newtonluk bir cismin yere yaptığı basınç 1 Paskaldır.
Yüzey genişledikce basınç azalır.

Ayı, deve, fil vb hayvanların ayakları geniştir.Bu hayvanalar ağırlığı fazla hayvanlardır.Ama geniş ayaklara sahip olduklarından yere fazla basınç yapmazlar.
Karda yürürken leken adı verilen geniş kar ayaklıklarının giyilmesinin sebebi kara batmamak içindir.(Lekenin yüzeyi geniştir.)

Atletik dansıyla müzikal sinemada çığır açan ve “Paris’te Bir Amerikalı”, “Yağmur Altında” gibi filmleriyle tanınan ABD’li dansçı ve sinema oyuncusu...

Gene Kelly,  
Eugene Curran Kelly,
 23 Ağustos 1912, Pittsburgh-Pensilvanya Doğdu. – 2 Şubat 1996, Beverly Hills, Los Angeles' da öldü, California, USA).

Gene Kelly ismiyle tanınan aktör en çok enerjik ve atletik danslarıyla biliniyordu.  Broadway'e Cole Porter'ın Leave It To Me isimli oyununda canlandırdığı Eskimo karakteri ile girdi. İlk ulusal başarısını 1940'da yakaladı. İlk filmi For Me and My Gal ile 1940'ta Hollywood'a adım attı. 1951'de çektiği An American in Paris ve 1952 tarihli Singin' in the Rain en çok bilinen filmleri oldu.  

1951 ve 1984'de iki defa özel Oscar ödülüne sahip oldu. 1960'da Fransız hükümeti tarafından 'Legion d'honneur' nişanına layık görüldü. 1985'de ABD Film Enstitüsü'nün Yaşamboyu Başarı ödülünü aldı.1940-1957 tarihleri arasında Betsy Blair, 1960-1973 arasında Jeanne Coyne ve 1990'dan ölümüne dek Patricia Wards ile evli kaldı. Bu evliliklerin ilkinden bir ve ikincisinden iki çocuk sahibi oldu.  Singin' in the Rain filmindeki meşhur dans sahnesinin çekimleri sırasında çok hastaydı ve yağmur altındaki dans sahnesini 39.4 derece ateşle çekti. Paris Operası'nda balesi sahnelenen ilk ABD'li koreograf oldu. 

İngiltere'de yayımlanan Empire sinema dergisinin gelmiş geçmiş en iyi 100 sinema yıldızı listesinde 26'ncı sırada yer alan Genne Kelly, pop yıldızı Madonna'nın 1993'teki Girlie Show turunda danslar konusunda da danışmanlık yaptı
Gene Kelly 23 Ağustos 1912'de Pennsylvania'nın Pittsburgh kentinde dünyaya geldi.
1951 ve 1984'de iki defa özel Oscar ödülüne sahip oldu. 1960'da Fransız hükümeti tarafından 'Legion d'honneur' nişanına layık görüldü. 1985'de ABD Film Enstitüsü'nün Yaşamboyu Başarı ödülünü aldı.
1940-1957 tarihleri arasında Betsy Blair, 1960-1973 arasında Jeanne Coyne ve 1990'dan ölümüne dek Patricia Wards ile evli kaldı. Bu evliliklerin ilkinden bir ve ikincisinden iki çocuk sahibi oldu.

'Singin' in the Rain' filmindeki meşhur dans sahnesinin çekimleri sırasında çok hastaydı ve yağmur altındaki dans sahnesini 39.4 derece ateşle çekti. Paris Operası'nda balesi sahnelenen ilk ABD'li koreograf oldu.

İngiltere'de yayımlanan 'Empire' sinema dergisinin gelmiş geçmiş en iyi 100 sinema yıldızı listesinde 26'ncı sırada yer alan Genne Kelly, pop yıldızı Madonna'nın 1993'teki 'Girlie Show' turunda danslar konusunda da danışmanlık yaptı. Ve son olarak da şarkılar. Bir zamanlar müzikalleriyle nerdeyse efsane olmuş bir stüdyonun elinden çıkan bir müzikalin şarkılarında yine o stüdyonun diğer müzikallerinin hayaletlerini görmek ilginç olduğu kadar çok da garip olmasa gerek.

Singin' In The Rain "The Hollywood Revue Of 1929" dan, All I Do Is Dream Of You "Sadie Mckee" den, Would You? "San Francisco" dan, Good Morning "Babes In Arms’ dan ve You Are My Lucky Star da "The Broadway Melodie" den evrilip Singin' In The Rain’ e notalarıyla can veren unutulmaz müzikal şarkılarından yalnızca birkaçı.

Bengal Körfezi’nde, Hindistan’a bağlı bir takımada ...

Andaman,
Nicobar Adaları,
Andaman ve Nicobar Adaları, Bengal Körfezinde bulunan takımadalar ve Hindistan Birliği'nin eyâleti.  

Toplam yüzölçümü 8293 km², toplam nüfus 188.254 (1981). Andaman Adaları, 4'ü büyük 204 adacıktan oluşur.  Yüzölçümü 6475 km² olan 19 adadan oluşan Nicobar Adaları'nın ancak yedisinde oturulmaktadır.  Eyâlet merkezi, 115.133 nüfuslu Port Blair'dir. 


Dağlık olan adaların büyük bir bölümü ormanlarla kaplıdır. Hindistan ceviz içi ihraç edilir.

Bayındır olma durumu...

Ümran,

Bayındır,
Mamur,
Abat,
Ongun,
Abadani,
Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat

Bayındırlık.

Bayındır,
Mamur,
Abat,
Ongun,
Abadani,
Bayındır olma durumu, Ümran,
Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat

Ağırbaşlılık...

Vakar,
 Uslu,
Dölek,

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), 
Ciddi,  
Hoppa karşıtı.

Cinsel isteğe yeni bir tanımlama getiren “Anti-Oidipus” ile psikanaliz çevrelerinde büyük yankılar uyandırmış, “Felsefe Nedir” adlı yapıtı dilimize de çevrilmiş ve 1995’te 70 yaşındayken intihar etmiş Fransız düşünür...

 Filozof Gilles Deleuze, (1925-1995) 

Düşünceleriyle döneminin pek çok büyük düşünürüne öncülük etmekle kalmayıp felsefe tarihindeki önemli filozofların düşüncelerine getirdiği açımlamalarla felsefe tarihinin yeniden yazılmasının gereğini başarıyla gösteren Fransız felsefeci.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir filozoftur. Kendi özgün düşüncesini oluştururken Spinoza, Leibniz, Hume, Kant, Nietzsche, Bergson ve Foucault üzerine monograflar yayımlamış, bu filozofların geleneksel felsefe tarihi izleğindeki konumlarına ve bu izlek dahilinde yorumlanma biçimlerine radikal eleştiriler getirmiştir. Çalışmalarında güzel sanatlar, edebiyat, matematik ve doğa bilimleri arasında çapraz geçişlerle bu farklı alanları birbirine indirgemeksizin yeni bir düşünme tarzının önünü açmıştır. 

Gerek kişisel çalışmalarında gerek 1969’da tanışıp uzun süre beraber çalıştığı psikanalist Félix Guattari ile birlikte rizom, çokluk, fark, olay, oluş, savaş-makinası, organsız beden, içkinlik, virtüel/aktüel, minör edebiyat, duygulam, göçebebilim gibi kavramlarla yirminci yüzyıl kıta felsefesi içerisinde yaygın düşünce hatlarının dışında özgün bir siyaset felsefesi ve etik ortaya koymuştur. Üstünde durduğu fark metafiziğinin felsefe tarihinin süregelen varsayımlarıyla olan ilişkisini tartıştığı Fark ve Yineleme (1968) ile anlamın ortaya çıkışını, biçimlerini ve yapısını incelediği Anlamın Mantığı (1969) yayımlandıkları dönemde ciddi bir yankı uyandırmış ve Michel Foucault, Anlamın Mantığı kitabını değerlendirdiği bir yazısında yirminci yüzyılın birgün Deleuzecü bir yüzyıl olarak anılacağını ifade etmiştir 

Ruhçözümlemeci, ayrıca da etkin bir siyasal eylemci olan Félix Guattari ile birlikte kaleme aldıkları çalışmalardan Anti-Oidipus (1972) ve Bin Yayla (1980) başlıklarıyla iki cilt halinde yayımladıkları Kapitalizm ve Şizofreni, psikanaliz, ekonomi, linguistik, antropoloji, ontoloji, etoloji, siyaset felsefesi, metalürji gibi çok geniş bir yelpazeye yayılan argümanları ve referanslarıyla yirminci yüzyılın en önemli çalışmaları arasında sayılabilir. Üretken bir işbirliği sonucunda ikisi birlikte, bomba etkisi yaratan "kapitalizm ve Şizofreni" genel tasarısı alanda bir dizi aşırı uç felsefe kitapları yazmışlardır:  

Kafka Minör Bir Yazına Doğru 1975)  
Karşı Oedipus (L'Anti-Oedipe, 1972)  
Köksap (Rhizome, 1976)  
Bin Yayla (Mille Plateaux, 1980)  
Felsefe Nedir? (Qu'est-ce que la Philosophie?, 1991).


Diğer Eserleri;
Deneycilik ve öznellik (Empirisme et subjectivite, 1953)  
Ayrım ile Yineleme (Difference et repetition, 1968)  
Anlamın Mantığı (Logique du sens, 1969)  
Sinema I İmge-Devinim (Cinema I: L'image-mouvement, 1983) 
Sinema II İmge- Zaman (Cinema II: L'image-temps, 1985) 
Foucault (1986)


Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık....

Sere,
Başparmağın ucundan şehadet parmağının ucuna kadar germek suretiyle hâsıl olan uzunluk ölçüsü. Karıştan küçüktür ve dört sere bir arşın sayılırdı.

Açık duran baş ve işaret parmağı arasındaki uzunluk...

Çiplik,
Baş ve işaret parmaklarının arasındaki açıklıktan ibaret olan bir ölçü.
İnce ağaç dallarından yapılmış kamçı.

Tropikal Amerika’da yaşayan bir cins akbaba....

Urubu,

Akbaba, Kerkes, (Vultur monachus).
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş.

Siyah tüylü Amerikan akbabası olan Urubu, oldukça uzaklardan algılayabildiği kokular sayesinde leşlerin yerini kolaylıkla bulur ve böyle beslenir. 

Balıkesir’in Havran ilçesinde bir mağara....

İnönü Mağaraları,
İnboğazı ,

Havran çevresinde prehistorik (tarih öncesi) kültürün aydınlatılmasında rol oynayan en önemli yerdir. İnönü Mağaraları, ilçenin yaklaşık 8 km güneydoğusunda yer alan mağaralar 381 m. rakımlı Kocaçal Tepesinin kalker yapılı sarp güney yamaçlarında, Havran çayının kuzeyinde İnboğazı’nın batı ağzında yer almaktadır.  

Mağaranın yukarıdan aşağıya tespit ettiği üç tabakadan ikincisinde Grek-Roma malzemesine rastlamıştır. Bu seviyelerin bir köşesinden toplu olarak pişmiş topraktan yapılmış içleri boş eli davullu karnında aslan kabartması bulunan, su taşıyan ve çeşitli başlıklı kadın erkek adak heykelcikleri çıkmıştır.  Kibele Kültü’nün bu mağarada yaşamış olduğunu göstermesi bakımından, heykelcikler birer belge olmuştur. Bakır devrine ait olduğu, ikinci katta siyah çömlek ve küçük boy değirmen taşları çıkmıştır. Bunun altındaki tabakada; kap kırıkları, seramik parçaları, çakmak taşı ve kemik eşyalar bulunmuştur. Aşağıya inildikçe malzemenin kahverengi siyah perdahlı, tek ve kazıma çizgi süslü seramiğe döndüğü belirtilmiştir. Aynı mağaranın bazı yerlerinde Paleolitik devrinin varlığını gösteren başka buluntular da tespit edilmiştir.  

Taş Devri ve Maden Devri’ne ait buluntulardan anlaşıldığına göre, MÖ.50.000 yılından itibaren Havran ve çevresinde yerleşim izleri görülmektedir. İn boğazı Mağaralarında 1997’de Balıkesir Müzesi’nin girişimleriyle yeni bir araştırma yapılmıştır. Aynı mağarada Roma Dönemi’ne ait keramik parçalar, adak heykelcikler ve kap parçaları ile Bizans Dönemi’ne ait tabak parçalarına rastlanılmıştır.


Bu bölgede bulunan diğer mağaralar;

Manyas-Gerdeme-Deliklitaş Mağarası, Peynirkuyu Mağarası, Soğuksu-Kocaçalı Mağarası, Mürüvvetler Soğuksu Mağarası, Söve-Ballıkaya Mağarası, Suçıkan Mağarası,
Balya-Kocapınar Mağarası, 
Kepsut-Sarnıç-Dedekıran Mağarası, Bükdere-Ulupınar Mağarası, Beyköy-İmampınarı Mağarası, Akçakertil-İncirlikuyu Mağarası, Akçakertil-Kocain Mağarası, Nusret Mağarası
Dursunbey-Hasanlar-Kocakuyu Mağarası, 

Halk dilinde gelincik çiçeğine verilen ad...

Nünü,
Gelincikçiçeği. 
Yabanıl zambak. 
Karada yetişen ve kalın gövdesinden zurna yapılan kamış. 
Nar tomurcuğu.

Gelincik çiçeği;
Gelincik (Paper rhoeas), Papaveraceae familyasından Dünya’da çok geniş bir yayılma alanına sahip tek yıllık bir bitki türü. Gelincik çiçeği 20-90 cm yükseklikte, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları parçalı, çiçekleri kırmızı, taç yapraklarının dip kısmı siyah lekeli yada lekesizdir. Dip yapraklar uzun saplı, gövde yaprakları sapsız ve gövdeye bitişiktir.  

Gelincik çiçeklerinin meyvesi tüysüz ve fıçı biçiminde, çok tohumlu bir kapsüldür. Çiçeklerin genel rengi koyu kırmızıdır. Ancak beyaza kadar giden değişik sarı, turuncu, renkleri vardır. Anadolu da oldukça yaygın olan gelincik, genellikle yol kenarlarında ve ekin tarlalarında bol miktarda yetişmektedir. Türkiye de 16 kadar papaverçiçekleri halk arasında gelincik çiçeği olarak adlandırılır.  



Gelinciğin çiçeği hafif bir yatıştırıcıdır. Özellikle taç yapraklarında rhoeadic ve papaveric asitler vardır. Tüm parçalar “rhoeadine” alkoloidi içerir. Öksürük kesici, göğüs yumuşatıcı ve hafif uyutucu etkilere sahiptir. Ayrıca kurutulmuş gelincik meyvesi toz haline getirildikten sonra balla karıştırılıp öksürük kesici olarak kullanılır.

Gelincik çiçeğinin yeşil aksamından, tohumlarından, ve kırmızı taç yapraklarından, petallerinden yararlanılır. Taç yapraklarından geleneksel olarak gelincik şerbeti yapılır. Bozcaada gelincik ve gelincikten elde edilen gelincik şerbeti ile ünlüdür.

Gelincik ismi geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı olmasından gelir. Kırmızı gelincikler küçük bir gelin olarak görürürler. Bir bölgede çok asker ölürse o bölgede gelincik çiçeğinin biteceğine inanılır. Gelincikler I. Dünya Savaşının da en önemli sembollerindendir. 

Gelincik Temmuz ile Ağustos aylarında sabah saat beş buçuk ile on saatleri arasında tohum tozlarını (polen) yayar. Aynı saatlerde arılar ve diğer böcekler çiçeklere gelerek bu tozlara bulanırlar. Böylece, böceklerin beslenme saatleri ile bitkilerin tohum tozlarını yayma saatleri aynı zaman dilimine rastlamaktadır.

Japonlar, gelincik için şöyle der;  
Gelincik insan ömrü gibidir. Dünü vardır. Yaşamıştır. Bugünü vardır. Yaşıyordur. 
Ama yarını belli değildir’.

Argoda silahlı hırsızlığa verilen ad...

Tufa,
Argo' da vurgun anlamında sözcük, Silah zoruyla hırsızlık, haydutluk.
Argo'da yolsuzca veya zorla elde edilen mal, Kaparoz.

Tufa Türk dilinde; 
Çene ya da çene kemiği. Yanak çukuru
Dokuma tezgahında, dokunan ipliği sıkıştırmaya yarayan, sıkıştırıcı bir çeşit parça. Kem.

Osmanlıcada ise Tufa;
Sihir, efsun.

Şeker şerbeti...

Revağa,
Şerbet,

Şerbetin ana maddesi şeker ve sudur. 
Şurup şerbetin temelidir.
Arapça’da şurup, şerbet ve şekerli içecek anlamına gelir.
Şerbetin, Arapça‘da içmek anlamına gelen şerben fiilinden türetilmiş. Şerbetin ana yapım tekniği olan şurup ise Arapçadan olduğu gibi alınmıştır. 


Özellikle şeker kullanımının yaygınlaşması ve şekerin aynı zamanda yiyecekleri muhafaza yöntemlerinden biri olarak uygulanmaya başlaması reçel, murabba, şurup ve nihayet şerbetin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Şerbet, Osmanlı saray mutfağında da halk sofralarında da eksik olmayan bir içeçektir. Şerbet Osmanlıdan İtalyan mutfağına sorbetto olarak girmiştir.

En önemli Şerbetlerden biri de Loğusa Şerbetidir. Lohusa şekerinin süt yapma özelliğine sahip olduğu bilinir. Tarihimizden gelen bir adet olarak da yeni doğan bebeği görmeye gelenlere loğusa şerbeti ikram edilir. 

Loğusa şerbetinin hazırlanışı; 
Malzemeler;
- 1/2 kg. lohusa şekeri
- 5 su bardağı toz şeker
- 15 adet karanfil
- 3-4 kabuk tarçın
- 15-20 bardak su

Yapılışı;
Büyük bir tencereye su, şeker (isteğe göre ayarlanır) ve lohusa şekeri konulur ve yarım saat kaynatılır. Kabuk tarçınlar ve Karanfiller bir tülbent içinde tencereye atılarak kaynatmaya devam edilir. Bir müddet daha kaynatıldıktan sonra süzülerek sıcak ya da soğuk ikram edilir.

Bursa yöresine özgü yemekler ...

Akıtma Tatlısı,
Malzemeler; Un 1 paket,  Su ve süt Aldığı kadar, Tuz,  
Yapılışı; Maya hazırlanır geniş kapta unla birlikte ılık su ve tuz ilavesiyle karıştırılarak boza kıvamında bir hamur elde edilir. Üstü örtülecek sıcak bir yerde kabarması beklenir. Teflon tava orta hararetteki ocağın üzerinde kızdırılır mayalanan hamurdan kepçe kepçe alınarak tavaya dökülür ve yaydırılır. Hemen alt üst edilir.Pişen akıtmalar tereyağıyla yağlanır ve balla yenir.

Ayva Galyası,
Malzemeler; 2 adet ayva, 15-20 adet arpacık soğan, 500 gr. kestane (haşlanmış), 500 gr. kuşbaşı et (haşlanmış), 1 su bardağı haşlanmış nohut, 1 su bardağı kayısı, 1 tatlı kaşığı kişniş, 1 tatlı kaşığı zerde, 1 tatlı kaşığı kimyon.
Yapılışı;  Haşlamış olduğunuz etin suyuna(etleri çıkarmadan) sırasıyla; nohutları, kestaneleri, ayvayı ve soğanları ve kayısıları atın. Yaklaşık yarım saat daha pişirin. Ocağın altını kapattıktan sonra baharatları (kişniş,zerde,kimyon) ilave edin. Sıcak olarak servis yapın.   

Bezelye Kavurması,
Malzemeler; Sultani bezelye 1 kg. ,  Ayçiçek yağı 1 su bardağı ,  Mısır unu 1 su bardağı ,  Tuz,  
Yapılışı; Bezelyeleri yıkayıp süzdürün. Gerekiyorsa kenarlarını atın. Tencereye haşlamaya yetecek kadar su koyup bir taşım kaynatın. Bezelyeleri içine atıp 10-15 dakika haşlayın ve süzdürün. Bir kapta mısır ununu tuz ve biber ile karıştırın. Ayçiçek yağını tavada kızdırın. Bezelyeleri mısır ununa bulayarak tavaya yerleştirin her iki yanı altın sarısı renk alıncaya kadar kızartın. Süzdürerek yağdan çıkarıp üzerine kağıt havlu serilmiş bir tabağa aktarın. Bütün bezelyeleri kızartıp tabağa aldıktan sonra servis yapın.  

Lalezar, 
Malzemeler: Patates 1 kg., Maydanoz 1 demet , Soğan 1 adet, Yarım limon suyu, Margarin 1 tatlı kaşığı, Karabiber, Sirke 1 çorba kaşığı,  Tuz, Kırmızı biber 2 adet (dolmalık),   
Yapılışı: Patatesleri haşlayın ve kabuklarını soyun. Ezerek püre haline getirin. Küçük küçük doğradığınız soğanı çği olarak patates püresine ekleyin. Tuzu karabiberi margarini sirkeyi yarım limon suyunu ilave edin. İyice karıştırın. Ceviz iriliğinde parçalar koparıp elinizde yuvarlayın. Üzerine bastırarak bir çukur yapın. Maydonuzu ince ince kıyın. Hazırladığınız patates toplarını maydanozla bulayın. Kırmızı biberleri bol suyla yıkayın. Tohum ve sap kısımlarını temizledikten sonra biberleri küçük küçük kareler şeklinde kesin. Patates toplarının çukurlarına kırmızı biber doldurarak servis yapın.

Etli Erik yemeği,
Malzemeler:  Soğan 1 baş,  Kuşbaşı kuzu eti 1 kg.,   Kuru erik 400 gr.,   Maydanoz 1 demet ,  
Soğan 2 adet, Su 3/5 su bardağı,   Katı yağ 2 çorba kaşığı,  Tuz, 
Yapılışı; Erikleri sıcak suda 1 saat bekleterek yumuşamaya bırakın. Süzdürerek sudan alıp çekirdeklerini çıkarın. Soğanları ince ince kıyın. Yağı tencerede eritin. Yağ kızınca soğanları içinde pembeleşinceye kadar kavurun. Kavrulmuş soğanlara etleri de katıp etler verdikleri suyu çekinceye kadar kavurmayı sürdürün. Tuzunu ayarlayın. Pişen etlere erikleri ve suyu ekleyip bir taşım kaynatın. Kapağını kapatarak kısık ateşte 10 dakika pişirin. Ateşten alıp sıcak olarak servis yapın.

Güvercin Bunu,
Yağsız kıyma az pişmiş pirinç ve yumurta ile yoğrularak hazırlanan köfteler yarısına kadar su dolu bir tencerede süzgece dizilir. Üstü kapatılarak buğu ile pişirilr sonra yumurtaya bulanarak kızartılır.  

Kadı boğan,
Malzemeler, Tereyağı 500 gr.   Un   Şeker şerbeti (revağa)   
Yapılışı, Yarım kilo tuzsuz tereyağı unla karılır (yağ eritilmemiştir). Unun karar konup konmadığını anlamak için bir parça koparıp maşa üzerinde ateşe konur. Yayılırsa unu az demektir. Karar olunca kurabiye gibi fırına sürülüp pişirilir sonra revağa katılır.

Gerdaniye (Tatlı Yahni, Kestane yemeği),
Malzemeler, Yağlı koyun gerdanı 1 adet ,  Su 4 su bardağı,   Şeker Yarım su bardağı,   Tuz 1 çay kaşığı , Tarçın 1 çay kaşığı  , Kestane 1/2 kg.  ,
Yapılışı: Gerdanı bütün veya üçe dörde parçalayarak yıkayın. Bir tencerenin içine su koyarak haşlayın. Haşlarken suyun üzerinde biriken köpükleri delikli bir kepçeyle alıp atın. Etler yumuşayıncaya kadar kaynatın. Öte yandan kestaneleri soyup temizleyin. Ayrı bir tencerede haşlayın. Tekrar temizleyip bir kenara ayırın. Etler yumuşayınca haşlama suyundan çıkarıp kemiklerden etleri ayıklayın. Ayrı bir kaba didilmiş etleri koyun. Üzerine şekeri dökün. Haşlama suyundan ilave edip bir taşım kaynatın. Sonra kestaneleri tuzu tarçını ilave edin. Suyu az gelmişse haşlama et suyu ilave edin. Hafif ateşe alarak yarım saat kadar kaynatın. Kestane yerine kayısı da olabilir. Etin yağlı olması şarttır.

Kestaneli Bal kabağı,
Malzemeler:  Bal kabağı 1 kg.  , Kestane şekeri 15 adet ,  Toz şeker 500 gr.,   Ceviz içi 1/4 su bardağı ,  Yapılışı: Kabak dilimlerini yeşil kısımlarını da alarak kabuklarını soyun ve 5 cm.' lik parçalara ayırın. Yıkayın ve bir tencereye koyun. Üzerine şekeri serpiştirip tencerenin kapağını kapatın. Kısık ateşte yaklaşık 1 saat kabaklar yumuşayıp suyunu verinceye kadar pişirin. Pişen kabakları ateşten alın. İçine kestane şekerlerini atıp birlikte soğumaya bırakın. Soğuyunca bir servis tabağına aktarın. Ceviz içini robottan geçirerek ince çekilmiş durumuna getirin. Tatlının üzerine serperek servis yapın.  
 
Kereviz yemeği,
Malzemeler; Kereviz 1 kg.,   Limon suyu 1 adet,   Kuşbaşı et 250 gr.,   Tuz ,  Yumurta 2 adet, 
Yapılışı: Kervizin kökü patates gibi ayıklanıp soyulur doğranır ve yıkanır tuzu katılır kuşbaşı etle pişirilir. İsteyen pişirildikten sonra limon ve yumurta ile terbiye eder (Terbiyenin yapılışı : Bir veya iki yumurta ile çukur bir kaba kırılır üzerine bir limon sıkılır ve beraber çırpılır. Sonra pişen yemeğin sıcak suyu ile de karıştırıldıktan sonra tekrar yemeğe ilave edilir). 

Kestaneli Lahana sarma,
Malzemeler;  Büyük lahana 1 adet ,  Kuş üzümü 20 gr. ,  Pirinç 450 gr. (2 su bardağı),   Yenibahar ,  Sıvıyağ 250 gr. (1 su bardağı) ,  Tarçın,  Kestane 500 gr.,   Toz şeker ,  Soğan 4 adet ,  Tuz,  Dolmalık fıstık 40 gr.   Yapılışı; Lahananın kök kısmını bıçakla oyarak çıkarın. Yaprakları tek tek ayırıp yıkayın. Kaynamakta olan suya atın 2 dakika tutup çıkarın ve süzülmeye bırakın. Kestanelerin üzerini bıçakla çizin 1 saat suda bekletin. Elektirikli ocakta veya fırında kebap yapın kabuklarını soyun. Her kestaneyi üçe bölün. Soğanları kıyın. Tencereye yağı koyun. Soğanları ekleyip rengi pembeleşinceye kadar kavurun. Sonra pirinci ekleyin ve onu da 3-4 dakika kavurup içine üzümleri ve kestaneleri katın. Fıstıkları teflon tavada yağsız olarak kavurduktan sonra 1 bardak sıcak su ile birlikte pirinçli içe katıp pişirin demlenmeye bırakın. Demlenen içe yenibahar tarçın tuz ve toz şekeri ekleyin. Hafifçe haşlamış olduğunuz lahana yapraklarının ortasındaki kalın damarlı kısmı bıçakla kesip çıkarın. Büyüklüğüne göre yaprakları bir tatlı tabağı boyutunda olacak şekilde ikiye veya dörde bölün. Her yaprağın ortasına içinde 2-3 parça kestane olacak şekilde iç koyup sarın. 2 bardak sıcak su ile kısık ateşte suyunu çekineye kadar pişirin. Soğuyuncaya kadar bekleyip servis tabağına dizin.  

Pideli Köfte;  
Malzemeler; Ramazan pidesi 1/2 adet,   Kuşbaşı kuzu eti 1 kg. ,  Yoğurt 2 su bardağı  , Domates salçası 1 çorba kaşığı,   Et suyu 1 su bardağı ,  Tuz,   Katı yağ 7 çorba kaşığı  ,
apılışı; Pideyi 2 cm. 'lik kareler biçiminde doğrayın. Yoğurdu çırpın. Et suyunu kaynatıp sıcak tutun. Yağın 2 kaşığını tencerede eritin. Yağ kızınca etleri verdikleri suyu çekinceye kadar kavurun. Kısık ateşte suyunu çeken etleri renk almaları için yaklaşık 15 dakika kavurarak pişirin. Tuzunu ayarlayın. Sıcak et suyuna 1 kaşık yağ atıp eriyinceye kadar karıştırın. Pidelerin yarısını bu suya batırarak bir sahana dizin. Üzerine etleri koyun kalanpideleri de ıslatıp etlerin üzerine yerleştirin. Kalan yağı biraz kahverengileşinceye kadar kızdırın. Yarısını kebabın üzerine gezdirin. Öbür yarısını salçayı katıp tekrar kızdırın. Kebabın üzerine yoğurdu koyup salçalı yağı gezdirerek servis yapın.

Revaniye Tatlısı,
Malzemeler; Un 1 kg. ,  Şeker şerbeti,   Tereyağı 10 çorba kaşığı ,  
Yapılışı; Çukur bir kapta tereyağı ile un yoğurulur sonra yuvarlanıp şekil verilerek fırında tepsi ile kızartılır. Soğutulduktan sonra üzerine kaynar revak dökülür.

Paça;
Malzemeler; Et (tavuk eti de olabilir) 1 kg. ,  Tereyağı 3 kaşık ,  Sarmısak 2 diş ,  Kırmızıbiber 3 çay kaşığı  , Sirke 1 çay kaşığı ,  Biber,   Un 1 fincan ,  Tuz,   Yumurta 2 adet ,
Yapılışı: Et iyice piştikten sonra et bir kenara suyu bir kenara ayrılır. Ayrı bir tencereye 2 yumurta kırılır. Döğülmüş iki diş sarmısak sirke ve unla karıştırılarak etin suyuyla pişirilir. Geniş bir kaba etler parçalanır. Üzerine unlu et suyu dökülür. Onun üzerine de yağda kızdırılmış kırmızı biber sosu dökülerek servis yapılır. Tuz yerken karara göre ilave edilir.  

Kestane şekeri,
İskender Kebabı,
İnegöl Köftesi,
Kemalpaşa Tatlısı,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ