Bir tür yün örgüsü...

Haraşo:
Gidiş ve dönüş sıraları hep ters örülür.

Düz Örgü:
1. sıra: Bütün ilmekleri yüz örün.
2. sıra: Bütün ilmekler ters örün.
(Örgü bitimine dek bu iki sırayı hep tekrarlayın.)

Tersten Düz Örgü: (Düz örgünün tersidir)
1. sıra:Bütün ilmekleri ters örün.
2. sıra:Bütün ilmekleri yüz örün.

Pirinç Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği yüz 1 ilmeği ters örerek sıra sonuna dek gidin.
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.

Çift Pirinç Örgüsü:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. ve sonraki sıralarda: Yüz ilmekleri ters, ters ilmekleri yüz örün.

Başlangıç Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği yüz örün, ipliği öne alın, 1 ilmeği örmeden tersten alın, ipliği arkaya alın, bu şekilde sıra sonuna dek devam edin.
2. ve sonraki sıralar: Yüz ördüğünüz ilmekleri örmeden tersten alın, örmeden tersten aldığınız ilmekleri yüzden örün.

1/1 Lastik:
1. sıra: 1 ilmeği yüz, 1 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar bunu tekrarlayın.
2. ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.

2/2 Lastik:
1. sıra: 2 ilmeği yüz, 2 ilmeği ters örerek sıra sonuna kadar devam edin.
2. sıra ve sonraki sıralar: İlmekleri oldukları gibi örün.

Selanik Örgüsü:
1. sıra: 1 ilmeği ters örün,yanındaki ilmeği örmeden tersten alın ve ipliği şişe bir kez dolayın. Sıra sonua dek bu şekilde devam edin.
2. sıra: Önceki sırada ters ördüğünüz ilmeği örmeden alın ve ipliği şişe bir kez dolayın, örmeden aldığınız ve dolama yaptığınız ilmekleri birlikte ters örün. (Örgü sonuna dek bu iki sırayı tekrarlayın.)

Ölen kimsenin vücudu...


Naaş,
Cenaze,

Yanıt veremez duruma getirme, susturma ...

İlzam,

Dava...


Arınç,

Daha çok sığırların kanını emen ve "büvelek" de denilen bir sinek...

Büve, 
Büvelek, 
Büğelek,
İvez,

Kan emen bir sinek türü, 

Sığır sineği (Tabanus bovinus) .

İki kanatlı, yaklaşık 2 cm uzunluğunda ve kısa boynuzlu, tıknaz gövdeli bir sinektir. İri gözleri vardır. Larvaları özellikle sığır ve atların, ara sıra da insanların derisi altına yerleşir ve yumrulara neden olur. 

Kısa ama güçlü hortumuyla memeli hayvanların derisini delerek kanlarını emer, nokra adı verilen hastalığa yol açar.

Cız Sineği, 

Nokra sineği, 
Okra sineği, 
İmiç, 
Güğüm sineği, 
İğrice,

Sis, duman ...

Çen,
Sis, duman anlamında kullanılan yerel bir sözcük.


Sakarı,
Pus,
Sis (İng. fog ).

Duman,
Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.
Çok ince sıvı damlacıklarının bir gaz içinde dağılıp asılı durması sonucu oluşmuş heterojen bir karışım.

Dik, yokuş...

Yura, Rampa,
Kaban,

Yelkenli gemilerde gemicilerin serenlere çıkmasına yarayan halat...


Basadora,
Marsipet.

Serenlerin cundalarından alınarak hamaylısına donatılan ve yelkenlerin sarılmaları sırasında gabyerlerin ayaklarını bastıkları halatlara denir. Basadora da denir.

Yelkenli gemilerde serenlere yelken saran ve yelkeni camadana vurmak için gemicilerin üzerine basıp yürüdükleri halat.

Eskiden birçok hastalığın tedavisinde ve zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehir olarak kullanılan macun kıvamında ilaç...


Tiryak,
Tiryak bir çeşit ot. Aslında latince'den geliyor İsmi ancak ortadoğu ve acem diyarlarında yaygın olarak kullanılıyor. Keyif verici bir madde. İran' da bol bol bulunur ve tüketilir. Marijuana , peyote gibi otlardan biri. Farslar, genel düşüncenin aksine sağlığa iyi geldiğini, özellikle şeker hastalığı ve menopoza girmiş kişilere yaradığını söyler. Nargilenin içine depiştirdikten sonra içimi daha bir lezizdir. Adamı şen ve şakrak kılar. Tiryaki lafı da eskilerden "çok tiryak içen" anlamında üretilmiş bir kelime. Bir nevi panzehir.

Bir hükümdara vergi veren halk...


Raiye,
Raiyet,
Raiye,
Arapça, ( ﺭﻋﻴّﻪ– ﺭﻋﻴّﺖ) 
Arapça ray – riaye sözcüğü otlatmak, yönetmek, gözetmek anlamında olup raiyye - raiyyet olarak türetilmiştir.

Farsça, Perver, besleyen, terbiye eden anlamındadır.
Raiyet-perver (ﺭﻋﻴّﺖ ﭘﺮﻭﺭ) 

Reayasına, tebaasına iyi bakan (hükümdar) demektir.

Raiye,
Otlayan hayvan sürüsü.
Eskidilde, Otlatılan hayvan sürüsü. 

"Bağırsaklar" anlamında eski bir sözcük...

Ema, 
bağırsuk, bawırsak,

Yiyeceklerin sindirimde kullanılan bir organ ve sindirim sisteminin mide ile boşaltım kısmına kadar olan boru biçimindeki kalın ve ince kısmı.

Utanma duygusu...

Ut, 
Ar, Haya, Hicap,

Argoda külhanbeyi tavırlı kimseye verilen ad...

Adadiyoz,

Akdeniz çevresinde yetişen ve mavi, beyaz yada menekşe renginde çiçekler açan bir ağaçcık...

Ayıt,(Vitex agnus castus)
Hayıt, Beşparmakağacı, Ayid,

Mineçiçeğigiller familyasından; batı ve güney Anadolu da yetişen bir ağaçtır. Haziran - Temmuz aylarında mor renkli çiçekler açar. Dalları ve yapraklarında, uçucu ve sabit yağ, tanen, sineol, şekerleri kristalize maddeler ve bir glikozit vardır.

Öğütülmüş acı biber ve sirkeyle yapılan bir sos...

Tabasko,
Cili biber,
Tabasko,
Cin biberi,
Tıbbi biberi,
Afrika biberi,
Antalya biberi.

Pilotlar ve havacılar için yayımlanan bülten...


Notam,(Fr).

Havacılar ve pilotlar için yayımlanan bülten. Belirli bir kordinatlar ve irtifalar içerisinde verilen izindir. Bu hava sahasında yanlızca belirtilen hava aracı kullanabilir. Diğer hava araçlarının acil durum harici girişleri kesinlikle yasaktır. Notamda belirtilen hava araçları haricinde diğer hava araçları Notamlı  sahaya yanlızca gerekli yerlerden izin almak suretiyle geçici kontrollu giriş çıkış yapabilirler. Belirli
kıstaslarda, bölgede çalışma yapamazlar. Bütün hava araçlarına kapalı hava sahasıdır.

Sivil havacılık Genel Müdürlüğne yazılı dilekçeyle başvurarak SHGM tarafından yanlızca belirtilen hava aracına verilen diğer hava araçlarına yasaklanan hava sahasına Notamlı hava sahası denir. Bir bölge için Notam alınmışsa bütün hava alanlarına bu Notam bilgisi teleks yoluyla iletilerek bilgilendirilir. Uçan bütün pilotların bilgisi olur.

Kan pıhtılaşmasını azaltıcı ilaçların yapımında kullanılan organik bileşik...


Kumarin (coumarin),

Kumarin vanilyaya benzeyen kokusuyla tanınan bir fitokimyasaldır. Kumarin birçok bitkide bulunur; örneğin tonka fasülyesi ağacında, meyan kökünde, lavantada, çilekte, kayısıda, kirazda, tarçında ve tatlı yoncada. Yeni biçilmiş çimlerin hoş kokmasının sebebi yapısındaki kumarindir. Kumarin serbest veya glikozla kombine (coumarin glycoside) şekilde bulunabilir. Genellikle yapay aromalarda, aroma bileşeni olarak kullanılır.

Manisa' nın Kula ilçesindeki çok genç volkan konilerine verilen ad...

Devlit,

Kula mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Ege’nin şiirsel ilçelerinden birisidir. Bölgede yapılan kazılarda Katekekaumene (Yanık yöre) sınırı içinde Demir Köprü barajı yakınındaki Divlit’te ilkel insanın ayak izlerine rastlanılmış olması ilkel insanların bu bölgede yaşamış olduklarının bir kanıtıdır.

Ünlü bir fotoğraf sanatçımız...

Cengiz Karlıova,

1954 yılında İstanbul'da doğdu. 1972 yılından bu yana kendi adını taşıyan Fotoğraf stüdyosunda çalışmalarını sürdürmekte. 1984'de gerçekleştirilen Diatek Diapozitif Merkezi'nin kurucu üyeliğini yaptı.
Kişisel sergilerin yanında çok sayıda karma sergilere katıldı. Yurtiçi ve dışında pek çok ödül aldı. AFIAP ünvanına sahiptir.

Fotoğrafın, belge yanı kadar, salt estetik kaygısı ile de üretebileceğini, büyük bir hızla gelişen çağa, her yönüyle aynı hızda cevap verebilen ender sanat dallarından biri olduğunu düşünüyor. 

İfsak onur üyesidir. Fotogen fotoğraf derneği kurucularındandır. Salı Fotoğraf grubu üyesidir.

Yabankazı...

Lökeşe,
Sakarmeke,
Scolopax rusticola,
Bekas,


Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş, bekas.

Vücutta siyah renkli kabarcıklara neden olan bir hastalık...

Karamuk,

Büyük sıçan...

Keme (Geme), Cartın, Lağım faresi,

Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus). Uzunkuyruklu fareler (Muridae) familyasının Rattus cinsini oluşturan fare türleridir. Sıçan farenin büyüğüdür. Sıçan, Türkçedir.

Fare Çeşitleri;
Ak ayaklı fare,
Avurdu keseli fare,
Bandikut faresi,
Çekirge faresi,
Çeltik faresi,
Dikenli fare,
Fırça kuyruklu fare,
Hasat faresi,
Huş faresi,
Kanguru faresi,
Orman faresi,
Pamuk faresi,

Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile prim değer kuru arasındaki fark...

Ekar,

Karagöz ve ortaoyununda Yahudi tiplemesine verilen ad...


Cud,
Karagöz ve orta oyununda Yahudi tiplemesine verilen ad.
Orta oyununda Müslüman olmayan tiplerden Yahudi'ye Cud adı verilir. Karagözcüler de bu tiplemeyi aynı adla tasvir etmişlerdir. 
Orta oyunundaki Müslüman olmayan tipler;
Yahudi tiplemesi, Cud. Korkaktır. Kavuklu uzaktan dayak atar gibi yaptığında Yahudi gerçekten dayak yemiş gibi bağırır. Yaygaracıdır. Çoğu kez meydana elinde Tevrat okuyarak gelir, sağa sola okuyarak üfler. 
Kıyafeti: Başı hafif bir sarık ile örtülüdür, şalvar üzerine entari, belinde kuşak, gözünde gözlük, ayaklarında çedik pabuç vardır.

Yahudi Rum tiplemesi, Frenk. Orta Oyunu argosunda Balama denir. Balama, polka oynayarak oyuna girer. Doktorluk ve eczacılık yapar. Adı çoğu kez Nikolaki, Apostol, Gerkidis, Hıristaki Efendi, Niko, Kiryako olur. 

Kıyafeti: (Çivi Baskını oyununda) Beyaz kolalı gömlek, yakası çok büyük ve uzun, kırmızı bir kravat ile süslenmiş. Uzun bir silindir şapka, ayağında uzun burunlu iskarpin, üzerinde beyaz getr. Elinde ince, uzun baston vardır. 

Ermeni tiplemesi ise Çoğu kez ud ile gelir. Müzik, şiir gibi güzel sanatlardan hoşlanır, soylu, güngörmüş, başkalarını küçümseyen tavırlıdır. 
Kıyafeti: Ceketi, pantolonu ve yeleği siyah kumaştan yapılmış, ceketinin etekleri dizlerine kadar uzun bir giysi giyer. Beyaz gömleğinin yakasına, küçük, siyah bir papyon bağlamıştır. Başında fes, elinde ince bir baston ve ayaklarında parlak iskarpinler vardır.

Karagoz.net sitesinde Karagöz oyunlarındaki tiplemeler; 
Prof Metin And tarafından aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.
Eksen Kişiler (Karagöz, Hacıvat) 
Kadınlar (Zenneler, Kanlı Nigar, Salkım İnci, Karagöz’ün karısı, Hacıvat’ın Kızı vs.) 
İstanbul ağzı konuşanlar (Çelebi, Tiryaki) 
Anadolulu kişiler (Laz, Bolulu, Kayserili, Kürt, Kastamonulu) 
Anadolu dışından gelen kişiler (Arnavut, Arap, Acem) 
Müslüman olmayan kişiler (Rum, Ermeni, Yahudi), 
Kusurlu ve ruhsal hasta olan kişiler (Kekeme, Kambur) 
Kabadayılar ve sarhoşlar (Matiz, Tuzsuz Deli Bekir, Sarhoş) 
Eğlendirici kişiler (Köçek, Çengi, Cambaz, Hokkabaz) 
Olağanüstü kişiler ve yaratıklar (Cazular, Cinler, Canan) 
Geçici, ikincil kişiler ve çocuklar (Çeyiz taşıyıcılar, Satıcılar vs.)    

Karagöz oyunu oynatan kimseye, Hayali denir. 
Karagöz ve orta oyununda ev, Peciz.

Karagöz: 
Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz’dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacıvat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsizdir, Hacıvat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. ;
Kadın Karagöz , Gelin Karagöz , Eşek karagöz , Çıplak Karagöz , Bekçi Karagöz , Çingene Karagöz , Tulumlu Karagöz , Davulcu Karagöz , Ağa Karagöz v.s.  Laz Laz  

Hacıvat: 
Tam bir düzen adamıdır.Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz'ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Hacıvat tasvirleri vardır.;
Keçi Hacivat , Çıplak Hacivat , Kadın Hacivat ,Kahya Hacivat vb.  

Çelebi: 
İstanbul ağzı ile kusursuz bir Türkçe konuşur. Bazı oyunlarda zengin bir bey, bazı oyunlarda bir mirasyedi, bazı oyunlarda ise zevk düşkünü bir çapkındır. Nazik ve çıtkırıldım bir tiptir. Elinde şemsiye, çiçek demeti ya da baston olan değişik Çelebi tasvirleri vardır. Çelebi tipi, "kendisine hizmet edilen adam" tipidir. Her zaman zengin bir mirasyedi, tanınmış bir ailenin tek varisi durumunda bulunur. Terbiyeli, nazik, ince zevk sahibi ve şık olmasının yanında züppe ve zampara olarak gösterilir. Çelebi'nin kıyafeti dö­nemin modası ile yakından ilgilidir.

Zenne: 
Karagöz oyunundaki bütün kadınlara genel olarak Zenne denir. Salkım İnci, Şallı Natır, Nuridil, Dimyat Pirinci, Şekernaz, Yedi dağın çiçeği Hasırasıçtının kızı Rabiş, Cemalifer, Hürmüz Hanım, Dürdane Hanım, Şetaret (Arap halayık), Dilber, Nazikter.  Çelebi Çelebi.
Orta Oyununda her yaşta, her mizaçta, her sosyal konumda zenne (kadın) tipi, ba­zen kalabalık gruplarla, bazen bir-iki kişi olarak temsil olunur.

Beberuhi: 
Altı kulaç Beberuhi lakabıyla anılır.Yaşı büyük aklı küçük idiot bir tiptir.  

Tuzsuz Deli Bekir: 
Bir elinde içki şişesi, bir elinde tabanca ya da kama vardır. Olayların karmaşıklaştığı anda gelip kaba kuvvetle olayı çözer.  Öldürdüğü kişilerle övünür. Her zaman ve herkesle dövüşmeye hazırdır

Himmet: 
Kastamonulu Himmet olarak da geçer. Sırtında baltası vardır. Kaba saba bir tiptir. Karagöz oyunlarının en iri tasviridir. Yaklaşık 50 cm boyundadır.  

Matiz: 
Matiz çingenece sarhoş demektir. Matiz, sarhoş tipidir (Çingenece matto=sarhoş). 
Matizler kimi oyunlarda Zeybekler­den ya da Efelerden baskın çıkarlar. Görünüşü korku, yılgı verici olmakla birlikte kendisini pek önemseyen olmaz. En büyük özelliği gözdağı vermek, sindirmek, kaba kuvvettir. Daha çok İstanbul ağzı kullanır, cıvık, peltek bir konuşması vardır.. Kıyafeti: Dizden itibaren ayak bileklerine doğru darlaşan, üst tarafı bol, yan dikişlerinin üzeri dize kadar işlenmiş bir pantolon giyer. Üzerine yakasız bir mintan, belinde kuşak ve kısa cepken bulunur. Cepkenin göğsü, yakası ve kol ağızları işlenmiştir. Başında etrafına sarılmış, keçeden bir külah bulunur. Belinde, kuşağına sokulu büyük bir ka­ma vardır.Matiz, sarhoş, külhanbeyi tiplerinin hepsi yaklaşık olarak aynı tiplerdir. (Bekri Mustafa, Bekri Veli, Sakallı Deli, Hımhım Ali, Hovarda Çakır, Kırmızı Suratlı Bakır, Burunsuz Mehmet, Çopur Hasan, Cingöz Mustafa)  

Tiryaki: 
Afyon yutup pineklemek ile ömür geçiren, olayın en can alıcı yerinde uyuklayan bir tiptir. (Nokra çelebi)  Zenne Zenne  

Laz: 
Karadenizli, çabuk çabuk konuşan ağzı kalabalık bir tiplemedir.  

Acem: 
Halıcılıkla uğraşan zengin İranlı tipleme. Püser, Nöker.  

Denyo:
Çingenece Denilo ya da Denyo. Ruhsal hastalığı olan, aptal tiptir. Bir İstanbul mahallesinde halkın merhametine sığınmış, mahallelinin acıma duygusu ve hoşgö­rürlüğü karşısında bu duyguları istismar edecek kadar şımarmış ve yüzsüzleşmiş, küfürbaz, küstah bir mahalle çocuğudur. Çoğu kez başında önü yırtık, kulaklarına kadar geçmiş bir fes vardır. On-on beş parçadan oluşan donunun uçkurları ensesin­den bağlanmıştır, ayağının birinde takunya, ötekinde eski bir terlik bulunur. Ucuna ip bağlı bir araba sürükler, kimi bir elinde bir Karagöz, öteki elinde bir Hacivat taşır.

Külhanbeyi:
Çoğu kez tulumbacıdır. Yere tükürür, bıyık burar, fesini yana eğer. Mâni okur ve argo konuşur. Adı "Yanbastı Ali, Gevşek Mehmet ya da Çağanoz Salih'tir. Yan yan, çar­pık, yalpa yaparak, nâra atarak yürür. Kıyafeti: (Çivi baskını oyununda) Fesinin üze­rine yazma yemeni sarılıdır. Yarım Fransız pantolon giymiştir. Arkası basık, yumurta ökçeli iskarpinleri vardır. Göğsü açık, kolları sıvalı mintan üzerinde ceketini omzuna atmıştır

Cüce ya da Kambur:
Bu oyuncu, Kavuklu ile birlikte ve onun arkasından yürüyerek meydana geldiği için kendisine "Kavuklu arkası" denir. Çoklukla Kavuklu gibi fakat onu gülünçleştirecek biçimde giyinir. Sırtında bir zenbil, elinde bir fener vardır. Çoklukla Kavuklu'nun oğlu, "emeksiz" denilen evlâtlığı ya da komşusunun çocuğudur.

Kavuklu:
Karagöz oyunundaki "Karagöz"ün karşılığıdır. Kavuklu, Orta Oyununun "baş ko­milidir, Pişekâr'la birlikte asıl oyuncudur. Pişekâr'dan bir ev ya da dükkân kiralar ve oyunun sonuna kadar orada kalır. Kimi zaman Pişekâr'la, kimi zaman öteki oyun kişileriyle sürekli ilişki halindedir. Oyuna girdiği andan itibaren komedi öğesi bu aktö­rün üzerinde toplanır. Oyun kişileriyle olan söyleşmelerinde "ters anlama", "anlamaz­lıktan gelme", "anlamadan anlamış görünme", "benzetme" gibi söz oyunları, çedik pabuç üzerine giyilen arkalıksız terliği sektirmek, düşecekken toparlanmak, kavuğu düşürmeden oynatmak ve sonra başı hızla hareket ettirerek eski durumuna getirmek gibi hareket ustalıkları ile bu rol, hem doğaçlama yeteneği, nüktedanlık hem de çe­viklik gerektirir. Oyunun diğer kişilerinin güldürme gücü, Kavuklu'ya çatmakla belirir. Kavuklu'nun kılığını şöyle anlatır: "Başına abânî sarıklı, dilimli kavuk, sırtına kırmızı çuhadan cübbe, bunun altına uzun boy entarisi giyer; cübbenin altına, entarisinin üstüne beline şaldan kuşak bağlar, entarinin iki ucunu kaldırıp, beline sokar. Yarı belden aşağıya çakşır giymiş olduğu görülür. Ayağında çedik pabuçlar vardır.

Pişekar:
Karagöz oyunundaki Hacivat'ın karşılığıdır. Pişekâr, Orta Oyununda "oyun-başı"dır. Oyunu o açar, o yürütür, o kapar. Pişekâr hem oyuncu hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranır. Pişekâr'ın kılığını şöyledir: "Dört renkli ve dört dilimli bir külah, kenarında dışından kaplanmış dört parmak kürklü bir cübbe, altında aynı renkte bir çakşır, bir entari veya bir mintan ve çedik pabuçtan ibarettir.

Zeybek Efe:
Heybetli görünüşleriyle, haydutluk efsanelerinin temsilcileri olarak görülürler. Kıyafeti: Mintan ve dize kadar bol şalvar üzerine cepken giyer. Belinde kuşak sarılıdır. Başın­da, etrafına dolanmış, kırmızı külah, ayağında çizme bulunur. Cepken tamamen, şalvarın da diz üzerine gelen bölümü nakışlıdır. Belinde, kuşağın arasına sokulu olarak, kama, piştov gibi silahlar taşır.

Osmanlı imparatorluğu döneminde yaşayan diğer orta oyunu tipler şöyledir.;
Arnavut, Acem, Arap, Ayvaz Serkis, Aşık Hasan,
Bolulu Aşcı, 
Cazular, Cambaz, Cinler, Canan, Cüce,
Çerkez, Çengi, Çingene, 
Denyo, Doktor, Dansöz, 
Frenk, Ferhat,
Hacıvatın oğlu -Sivrikoz, 
Hacı Kandil, Hacı Şamandıra, Haham,  Hokkabaz, 
İmam, İskele kahyası, 
Karagözün oğlu Yaşar,
Kavuklu, Kayserili, Kekeme. Kürt, Külhancı, Kilci, Köçek,
Pişekar, 
Rum, Rumelili, 
Sünnetçi, Soytarı, 
Tulumbacılar, Tahir, 
Yahudi, 
Zenci Arap, 

Atları tımar etmekte kullanılan araç...


Kaşağı,

Rusların ünlü destanı...

İgor Destanı veya Prens İgor Destanı, Rusların Milli Destan

Kuman Türkleri ile Rus Knezliklerinin 1103-1185 yılları arasındaki savaşlarını anlatır. Destanda Novgorod-Severski Prensi İgor Svyatoslaviç' in Kuman - Kıpçaklar'a karşı düzenlediği ve yenilgiyle biten seferi anlatılır. Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Kuman-Kıpçaklar ile bu coğrafyada hakimiyet mücadelesine girişen ve kuvvetli bir devlet olma yolunda ilerleyen Ruslar yaklaşık iki buçuk asır süren bir komşuluk münasebeti içerisinde bulunmuşlardır. Ruslar kendileri için en amansız düşman olarak gördükleri Kumanları bir yandan küstürmemek için dostluklarını kazanmaya çalışmışlar, diğer yandan da bu güçlü kavme karşı ellerindeki bütün imkanları seferber etmişlerdir. Küstürmeme sebepleri ise aralarındaki iç çekişmelerde daima onların yardımına müracaat etmiş olmalarıdır. 1054'den 1250'kadar süren bu dönemde Kumanlar birkaç savaş istisna genelde Rusları yenmişlerdir. Kumanların aleyhlerine ilerlemeleri ve topraklarını almaları Rusları onlara karşı bazı tedbirler almaya sevk etmiştir. Bu tedbirlerin başında da Rus knyazlarının birleşerek hareket etmeleridir. Rusların birleşerek yenmiş oldukları savaşlardan biri de 1184'de yapılan savaştır. Ancak bu savaşa isteyerek katılmayan Novgorod-Seversk Knyazı İgor Svyatoslaviç kazanılan bu başarıyı kıskanarak, böyle bir zaferi kendisi de 1185 tarihinde yaşamak istemiştir. Ancak Kumanlar 1184' de hazırlıksız yakalandıkları Ruslara bu sefer fırsat vermemişler, İgor' u ve Rusları darmadağan etmişlerdir. İşte İgor destanı bu seferi konu alır ve milli Rus edebiyatının ilk örneği olarak kabul edilir. Destanın Kumanlar için de iki büyük bir önemi vardır. Birincisi Kumanların Ruslar üzerindeki etkisini açıkça göstermesi, ikincisi de böyle bir destanla Kuman adının ve gücünün asırlara taşınması yani Kuman gücünün ebedileştirmesidir.

Anadolu'nun birçok yöresinde tirite benzer bir yemeğe verilen ad.

Kalacuş, Kalecoş,

5 kişilik yemek için gerekli malzemeler;
3 adet tandır ekmeği (yufka ekmeği), 200 gr. tereyağı (13 çorba kş.), 200 gr. soğan (ince kıyılmış), (2 orta boy), 200 gr. kavurma, tuz, 100 gr. kurut (keş ya da çökelek), 1 çay kş, kuru reyhan, 1 çay kş. kırmızı pulbiber.

Yapılışı:
l.Tandır ekmeğini iri parçalara ayırıp sahana koyun. Tavada tereyağını eritin. Yağ kızınca soğanları içinde, pembeleşinceye kadar kavurun, Kavrulmuş soğanlara kavurmayı katıp karıştırın, tuzunu ayarlayın.
2.Kurutu biraz ılık su ile ezerek topaklarını dağıtın. Tavadaki malzemeye ekleyip bir taşım kaynatın ve tavayı ateşten alın.
3.Hazırladığınız bu malzemeyi sahandaki ekmeklerin üzerine boşaltın. Üzerine reyhan ve pulbiber serperek servis yapın.

Üzerinde besmele yada maşallah yazılı altın nazarlık...

Armudiye,

Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.
Kadınların taktıkları, altından yapılan armut şeklinde bir süs eşyası.


Anadolu' nun bir çok yöresinde, kaya mezarlarının yada mağara şeklindeki odaların bulunduğu yerlere verilen ad...

Köristan, Kaya evleri.

Ayvalık yöresine özgü bir kabaklı bir börek cinsi...

Koloçitha, Koliçita (Kabak Böreği),

Un tezgaha dökülerek ortası açılır. Yumurta, su, tuz ve kabartma tozu ile yumuşak bir hamur hazırlanır. üzeri nemli bezle örtülerek yarım saat dinlendirilir. (hamur yerine 3 adet yufka da kullanılır.) Kabaklar soyulup temizlenir ve boyuna incecik dilimlenerek una bulanır. Zeytinyağı tuz ve karabiber karıştırılarak bir sos hazırlanır. Kelle(sepet) peyniri rendelenir, Hamur merdane ile açılarak yağlanmış borcama ya da fırın tepsisine yayılır, veya yufka üzerine rende peynir ve sostan gezdirilir.Unlanmış kabaktan bir sıra dizilir. Üzerine yine peynir ve sos gezdirilir. Bu kez kabaklar çapraz şekilde dizilir. Bu işlem üç sıra kabak için tekrarlanır.En üste rende peynir ve sos gezdirirlerek hamur kapatılır. Fırında nar gibi kızarana dek pişirilir.

Davranış biçimi, tutum...

Muamele, Hareket,
Davranmak eylemi, biçimi.

Kişinin eylemde bulunarak, çevreyle etkileşim içinde olduğu, etkileşim sırasında çevrede değişikliğe yol açan gözlenebilir, ölçülebilir bir dizi eylem yada tepki sınıfına tutum, muamele denir.

Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası...

Ma,

Tarih öncesinin aydınlanabilen en gerilerine dek gidildiğinde, Akdeniz çevresinde,kuzey ülkelerinde,Asya içlerindeki tüm kültür ve uygarlıklarda çeşitli isimlerle anılan ancak hep aynı öze indirgenebilen bir Ana Tanrıça ile karşılaşılır.Uzun zamandır yapılmakta olan arkeolojik çalışmalar sonucu ana tanrıça dininin kaynağının Anadolu olduğu kesinlik kazanmıştır. Anadolu halklarının ana Tanrıçası Kibele (Kybele)' dir.

İzmir' in Selçuk ilçesinin eski adı...

Ayasuluk, 
Apasas,


İzmir’in güneyinde, İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alan İzmir'e bağlı bir ilçe ve bu ilçenin merkezidir. Kuzeybatısında Torbalı, kuzeyinde Tire, doğusunda Germencik ve güneyinde Kuşadası ile çevrilidir. İzmir'e 74 km. mesafededir. İlçenin yüzölçümü 295 km²’dir. Belevi beldesi ve 8 köyü vardır. 



Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kent, selçuk ilçesidir.İlçenin ekonomisi ağırlıklı olarak turizme dayalıdır. Bunun yanında tarım ve hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır.

Selçuk, Antik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur.  Efes ören yeri, Türk ve dünya turizmi açısından çok önemli bir merkezdir. Efes Arkeoloji Müzesi ülkemizin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında gelir. Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk’tadır. Cami, hem avlulu Türk camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir. Selçuk’ta ayrıca, Şirince köyü, kırsal turizmin güzel bir örneğidir. Pamucak Plajı, kıyı turizminin çok daha gelişeceği bir alan olarak ortaya çıkmaktadır.

Selçuk dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biri olarak kabul edilir. İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes Nehri'nin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğu’ya açılan büyük bir ticaret yolunun başında oluşu, gerek Antik Çağ'da, gerekse de Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar arasında, rüya tabircisi Artemidorus, şair Kallinos ve Hipponaks, filozof Herakleitos, ressam Parrhasius, gramer bilgini Zenodotos sayılabilir.

Efes’in tarihi M.Ö. 6. binyıl'a kadar uzanmaktadır. Bu sonuca son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen arkeolojik yerleşke bulgularıyla varılmıştır. Ayasuluk Tepesinde yapılan kazılar da burada Erken Tunç Çağından Hellenistik Çağa kadar kesintisiz yerleşmenin var olduğunu göstermiştir. Efes’in Ayasuluk Tepesinde olduğunu, buranın Anadolu kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır.

Strabon ve Pausanias gibi yazarlar, tarihçi Herodot, Efesli şair Kallinos gibi antik kaynaklar Efes’in Amazonlar tarafından kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Lelegler’den oluştuğuna işaret etmektedirler.

M.Ö. 1050'de Androklos, diğer eski Yunan kolonistleri gibi Anadolu’ya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. Efes, M.Ö. 7. yüzyıl da Kimmerler’in istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerlebir edilir. M.Ö. 560’da kent Lidyalılarca Artemision çevresine taşınır. M.Ö. 386'da akdedilen Kral Barışı’nın sonunda Efes, Büyük İskender’in gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği altına girer.

Bugün gezilen Efes, büyük ölçüde, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300’lerde kurulmuştur. Efes, Bizans Çağı’nda tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir.

Selçuk'ta bulunan başlıca tarihi eserler; - Artemis Tapınağı (Dünya'nın 7 harikasından biri) - Efes Antik Kenti - Hz.Meryemana Evi ve Kilisesi - St.Jean Kilisesi ve Mezarı - Selçuk Kalesi - İsabey Camii - Yedi Uyuyanlar - Bizans Su Kemerleri - Pollio Su kemeri - Efes Müzesi
1304 yılında Aydınoğulları Beyliği'nin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. 1914’de Ayasuluk adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşı sonrasında bir süre Akıncılar adıyla İzmir'in Kuşadası ilçesine bağlı bucak olan Selçuk; 1954 yılında Kuşadası'nın Aydın'a bağlanması üzerine Torbalı'nın bucağı olmuş, 1957’de İzmir’in bir ilçesi durumuna getirilmiştir.
Selçuk, Çöp Şiş'in anavatanıdır. İlk çöpşiş 1900 lü yıllarda İzmir-Selçuk-Aydın hattında çalışan karatrenlerde satılmaya başlandığı anlatılır. Bilinen en eski çöpşiş ustası 1930-1940'lı yıllardan İzzet Usta'dır.

İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti’nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri’ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hittitler’e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi’nde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adı almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yerdir. Antik dünyanı en önemli merkezlerinden biri olan Efes, İ.Ö. 4.bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır. Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes’in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır. Ancak, Efes antik çağdaki önemini yalnızca büyük bir ticaret merkezi olarak gelişmesini ve başkent oluşuna borçlu değildir. Anadolu’nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes’de yer alır. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. Efes tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları geniş bir alana yayılır. Yaklaşık 8 km²lik bir alana yayılan bu kalıntılar içinde kazı-restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmış, ziyarete açık olan bölümlerdir.
1- Ayasuluk Tepesi (İ.Ö. 3. bine tarihlenen en erken yerleşim ile Bizans Devrine ait, Hıristiyanlık dünyası için büyük önem taşıyan St. Jean Kilisesi),
2- Artemision (İ.Ö. 9-4. yüzyıllara ait önemli bir dini merkez; dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı)
3- Efes (Arkaik-Klasik-Hellenistik-Roma ve Bizans Devri yerleşimi),
4- Selçuk (Selçuklu, Osmanlı Dönemi yerleşimi ve bu yerleşimi barındıran, bugün önemli bir turizm merkezi olan modern kent),
Antik Çağda önemli bir uygarlık merkezi olan Efes bugün de yılda ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiği önemli bir turizm merkezidir. Efes’teki ilk arkeolojik kazılar British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında başlamıştır. Wood’un ünlü Artemis Tapınağını bulmaya yönelik bu çalışmalarına 1904 yılından sonra D.G. Hogarth devam etmiştir. Bugün de çalışmalarını sürdüren Avusturyalıların Efes’teki kazıları ilk olarak 1895 yılında Otto Benndorf tarafından başlatılmıştır. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında kesintiye uğrayan çalışmaları 1954 yılından sonra aralıksız devam etmiştir. Efes’te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün çalışmalarının yanı sıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de T.C. Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmalarını sürdürmektedir.

Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik...

Akat,

Çok sevilen kimse yada şey...

İdol,

Gümüşhane ilinde bir yayla...

Alaz (Torul),
Saronay,
Gümüştığ,
Çimen,
Altıntaş (Kalis),
Zigana,
Akçakale,
Alacapazar,
Kazıkbeli, Dörtkonak, Ayazma, Güvendi

Gündoğumunda sevgililerin birbirlerinden ayrılışlarını konu edinen eski bir Fransız şarkı türü...

Alba,

İngilter' de ve öteki bazı ülkelerde kız okullarında oynanan bir top oyunu...

Netbol, Netball,

Bireysel yeteneklerden çok, takım oyunu ve paslaşma yetilerinin öne çıktığı bir oyundur. Netball aslında Amerika' da kadınların basketbol oynaması ile 1895 yılında başladı ve oradan Ingiltere' ye ve Ingiltere' nin sömürgelerine yayıldı ve populer oldu. Bir takım 12 kişiden oluşur, fakat sadece 7 kişi oyunda yer alır. Amatör spor olup 1990 yılından beri olimpiyatlarda spor dalı olarak yer almaktadir.

Hem iç sahada hem de dış sahada yedişer kişiden oluşan iki takım oyuncularının kısıtlı alanlarda oynadığı bir oyundur. 3.05 metre yüksekliğindeki bir direğe bağlı demirden yapılmış (Basketbol' daki gibi ağı olmayan bir demir dairedir.) bir dairenin içerisine topu atmakla gol kazanılır. Oyun sırasında oyuncuların birbirlerine dokunmaları yasaktır. Top oyuncuların elinde olduğu zaman oyuncuların atacağı adımlar belli kurallara bağlıdır.

Netball takım halinde oynanan bir spordur. Her takımda 7 oyuncu bulunur. Bir oyunda toplam 14 oyuncu olur. Her oyuncu karşı takımdan birisiyle eşleşir. Her oyuncunun oyun alanında kendilerine ait bir yeri vardır. Oyun sırasında Gol atma ya direkt oyun içinde atışla kazanılır ya da ceza atışıuylaisiyla kazanilir. Ayrıca karşı tarafın oyuncularının gol atmasını engellemeye çalışabilirsiniz. Topu elinizde 3 saniyeden fazla tutamaz ve topla hareket edemezsiniz.

Netball sahası basketball sahasına göre biraz daha büyüktür, saha 30.5 m uzunluk ve 15.25 m genişliğindedir.

Afrika kökenli öldürücü bir virüs...

Ebola,
Sudan, Reston, Fildişi Kıyısı olarak tanımlanabilen üç Ebola virüsü vardır.
Tehlikeli bir virüstür. İshal, kanama, deri döküntüleri ve yüksek ateşe neden olur. Adını, Afrika' daki bir nehirden alır. Bulaşıcıdır. Kontrol altına alınmazsa salgılar görülür. Ebola virüsü, ipliksi yapıda, yaklaşık 80 nm boyundadır. Genetik materyali RNA'dan oluşur.

Yabani Elma ...

Acuk, Alıç,

Yabani Elma (Pyrus Malus), Ekşi Elma,
Gülgiller Familyasından olan Elmanın Tatlı ve Ekşi çeşitleri vardır.

Hazımsızlık için tatlı Elma çok faydalıdır.
Ekşi Elma da mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.

Türk edebaiyatında ünlü bir Şair ve çevirmen...

Cevat Çapan,
1933 yılında Kocaeli Darıca’da doğdu. Robert Koleji ve Cambridge Üniversitesi İngiliz edebiyatı bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi’ nde 1968’ de doçent, 1975’ te profesör oldu. İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Yeditepe Üniversitesi Fen-edebiyat Fakültesinde dekanlık yaptı. Halen Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesidir.


Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Başkanlığı, ansiklopediler ve yayınevlerinde danışmanlık yaptı. İlk şiiri 1952' de Varlık dergisinde yayınlandı. Daha sonra Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler, Yücel Dergileri şiirlerine yer verdi. Şiirlerinde yaşam sevincini, umut ve geleceğe dönük bir güven duygusunu işledi. Pazar Postasında tiyatro eleştirileri yazdı. Dönem, Şiir Sanatı, Papirüs, Yeni Dergi, Milliyet Sanat ve Adam Sanat dergilerindeki şiir ve şiir çevirileriyle üretken bir yazın adamı olarak tanındı. 1980 sonrasında akademik çalışmaların yanısıra şiire daha çok zaman ayırdı. İlk şiir kitabı "Dön Güvercin Dön" 1986' da basıldı. Bu kitapla aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü kazandı.


Eserleri;
  • Dön Güvercin Dön (1985)
  • Doğal Tarih (1989)
  • Sevda Yaratan (1994)
  • John Whiting. Çağdaş Bir Oyun Yazarı, (Birinci Basım, Yankı Yayınları, 1975) Norgunk Yayıncılık, 2007.
  • Şiir Çevir Denize At (2008) Cumhuriyet Kitapları
  • L’biver est fini
  • Bana Düşlerini Anlat

İç bulantısı...

Gaseyan, (Arapça).

Mide bulantısı, Kusmak, Kusmuk.
İç bulantısı, Kusma.

Charles Dickens, Ünlü İngiliz yazar...

Charles Dickens
(d. 7 Şubat 1812 – ö. 9 Haziran 1870). 

İngiliz yazar. “Boz” takma adıyla yazılar yazdı.

Eserleri;
Amerika Notları,
Bay Pikvik' in Serüvenleri,
Bir Noel Şarkısı,
Büyük Umutlar,
David Copperfield,
İki Şehrin Hikayesi,
Oliver Twist,
Perili Ev ,
Zor Zamanlar,

Bezekçilikte kullanılan yeşil ve pembe dalgalı sedef...

Arusek,

Süslemecilikte kullanılan çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı sedef bezeme.

Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü...

Abaka, Manila keneviri,

Abaka (Musa textilis), muzgiller (Musaceae) familyasından Filipinler'de görülen bir muz türü. 8-20 yıl yaşayan tropik bir bitkidir. Dünya üretiminin %94'ünü Filipinler karşılar. Yarım ay şeklindeki yapraklarında kın içerisinde lif demetleri bulunur.
Bitkinin çiçeklenme zamanından önce yaprak kınları eğri olarak kesilir. Bıçak veya makine ile yaprakların etli kısımları lifli bölgeden ayrılır. Kuruyan lifler su ile havuzlanır. Makine veya bıçakla çırpma suretiyle lif demetleri ayrılır. Beyazdan kahverengiye kadar giden renklerde parlak ve sağlam bir lif elde edilir. Manila keneviri, liflerinin sağlamlığı ve nem çekici özelliğinin azlığından dolayı yelken bezleri, gemici halatları ve gemici eşyası yapımında kullanılır.

Arjantin' de bir kent.. ...


Arjantin Cumhuriyeti ,
Güney Amerika Kıtası’nda yer alan bir ülkedir. Arjantin’in toplam yüzölçümü 2.791.810 km² , 2001 yılı nüfussayımına göre nüfusu 36.260.130 kişidir.Arjantin’in adı Latince ‘’Argentum’’ (gümüş) kelimesinden gelir. İspanyol kolonicilerinin bu topraklarda bulmayı umduğu madenin ne olduğu ülkenin isminden de açıkça anlaşılabilir. Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.
Arjantin Güney Amerika Kıtası’nın güney kesiminde, And Dağları ve Atlas Okyanusu arasında uzanan bir devlettir; kıyı şeridinin uzunluğu 4989 km’dir. Arjantin’in sahip olduğu toprak Güney Amerika Kıtası’ nda 2. dünya genelinde ise 8. en büyük topraktır. And Dağları’ndan inen birkaç ırmağın (Negro, Chubut, özellikle de Santa Cruz) dar ve derin vadiler oyduğu, çakıllı, kurak, soğuk ve rüzgârlı bir yüksek platolar bölgesidir. Arjantin'de bulunan nehirlerin kaynağı büyük ölçüde Río de la Plata'dır. Río de la Plata'ya dökülen iki büyük nehir Paraná Nehrive Uruguay Nehri'dir. Kuzeyde, Brezilya sınırında dünyanın da en büyük şelalelerinden sayılan Iguazú ve Iguazú Milli Parkı bulunur. İkinci en büyük nehir Patagonya'nın kuzeyinde bulunan Río Colorado' dur. Onun en önemli kolu olan Río Salado del Oeste Batı Arjantin'in büyük bir kısmını sular, ama kurak iklim dolayısıyla yer yer kurumuş ve bataklığa dönüşmüş bir nehirdir. Perito Moreno Buzulu, Arjantin'in güneybatısında, deniz seviyesinden sadece 1500 m yüksekte, Patagonya’nın Campo de Hielo Sur buzul bölgesinin bir uzantısıdır.

Ateş Toprakları Adası (Tierra del Fuego)' Arjanin ve Şiliye aittir. Falkland Adaları (Las Islas Malvinas/Falkland Islands) vardır. Soledad (East Falkland) ve Gran Malvina (West Falkland. Bahía Blanca ve Bahía Anegada Körfezleri'nin arasındaki bölgede bulunan adalardır. Buradaki adalar düzdür ve San Blas kaplıcasının bulunduğu Jabalí Adası dışında tamamen boştur. En büyük ada 207 km²' lik alana sahip olan Trinidad Adası'dır. Arjantin Milli Futbol Takımı, Dünya'nın önde gelen milli futbol takımlarından biridir.

Kentleri;

Buenos Aires,
Catamarca, Chaco, Chubut, Cordoba, Corrientes,
Entre Ríos,
Formosa,
Jujuy
La Pampa, La Rioja,
Mendoza, Misiones,
Neuquén,
Rionegro,
Salta, San Juan,San Luis, Santa Cruz, Santa Fe, Santiago del Estero,
Tierra del Fuego, Tucuman,










Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ