"Tatar Bozası" da denen, alkol derecesi yüksek boza türü ...

Mırmırık,
Tatar Bozası,
Alkol derecesi yüksek boza türü.
Tatarlar'ın ve Mısırlılar'ın milli içeceğidir.
Boza, Farsça buze sözcüğünden türetilmiştir.
Türkiye’de genellikle darıdan yapılır. Biradan farklı olarak boza içinde şerbetçi otu (ömür otu) bulunmaz. 


Buğday, arpa gibi tahıldan yapılan içkinin adı bekni'dir.
Alkol derecesi 3-4 derece olmasına rağmen, bozanın Osmanlı toplumunda müslümanlara satışı serbesttir. Bir halk içeceği olarak Osmanlıda kullanılmış. Boza üzerine konulan leblebi ve tarçın en iyi lezzet sağlar.

Türklerin 15. yüzyılda Amasya ve Bursa’da, 16. yüzyılda Mardin’de boza imalathaneleri kurduğu kayıtlarda görülmüş. Devlet, bozayı bizzat imal edecek kadar bu nesneye önem vermiş. Bozahaneler de kahvehane, meyhane, hamam gibi Osmanlı döneminin toplumsal hayat mekanlarından biriydi.

Tatar bozası, müskir (sarhoşluk veren) içeceklerden sayılırdı. Tatar bozası, alkolü yüksek, sarhoşluk verici bozalardandır. İki türlü boza vardı. Fazla miktarda içildiğinde sarhoş edecek ölçüde alkolü olan ekşi boza ve normal tatlı boza (adi boza). 16. yüzyılda, Ankara’daki bozahanelerin birer meyhane haline geldikleri biliniyor. 16. yüzyılın sonlarında, meyhaneye benzer kullanımı olduğu görülmüş. Tatlı boza'nın içilmesi ve satılması serbest. Fetvalarda yasaklanan, biraya yakın bir içecek olan acı bozadır. 

Edirne’de bozahanelere köfteci veya köftehor denillirmiş. Edirne argosunda kayıtlanmıştır.
Bozahaneler, daima gayrı müslimlerin idare ettikleri dükkanlar olup iki kısımdır. Ön taraflarında uzun mangallarda etler, köfteler pişirilerek satılır. Her zaman adi boza sunulurmuş. Amma arka tarafta ise şarap ve Arnavut bozası, sarhoş edici içki satılırmış.

İçine afyon katılarak elde edilen Tatar Bozası, II. Selim tarafından yasaklanmış.

Pestenkerani, Değersiz, saçma, boş ...

Pestenkerani,
Değersiz, saçma, boş.
Saçma 
Farsça aşağı anlamındaki pest kelimesiyle ilgilidir.
Saçma sapan, değersiz.

Yıkama suyu...

Gusale,
Arapça, gusale.
Arapça, (گوساله )
Yıkama suyu.

Gusale kelimesinin diğer anlamları,
Dana, buzağı. 
Sığır yavrusu, Buzağı. (Farsça)  
Kösele. (Farsça) 
Dana. (Farsça)

Mısırlı bir film yapımcısı ve oyuncusu ...

Farid Shawki,
Arapça, (فريد شوقي)
(Ferit Şevki),
Farid Shawki Muhammed Abduh,
D: July 3, 1920 Kahire, Mısır
Ö: July 27, 1998 (age 78) Kahire, Mısır
Mısır'da Ekran Kralı olarak tanınıyor.
Bedevi aktör.
Farid Shawki, John Wayne ya da Anthony Quinn'in Arapça versiyonudur.


Mısır sinemasının gurur kaynağıdır. 
Farid Shawki, 48 yıllık oyunculuk kariyerinde tam 361 film, 12 tiyatro ve 12 televizyon dizisinde oynadı. 22 film senaryosu yazdı ve 26 filmde de yönetmenlik yaptı. 

Farid Şevki Zynab Abdel Hady (1941-1945), Saneya Shawki (1945-1950),  Şarkıcı ve aktris  Huda Sultan (1951-1969) ve Soheir Türk (1970-1998) ile dört evlilik yaptı. Bu evliliklerinden Muna, Nahed, Maha, Rania ve Abir adında beş kızı oldu.

Filmlerinden bazıları;
The Beginning and the End,
The Tough,
El Mudir El Fanni,
Ya Rab Walad,
Bedaya wa Nehaya
Min bila khatiya
The Court's Ruling,
Hamido,
Oh Islam,
Al-ghoul,
Malak Elrahma,
The Spy,
Foreman Hassan,
Missing Person
Sultan,
Cairo Station,
The Crafty One,
Ana al-doctor
Batal lil Nihaya
Fierce Man,
The Furious
Mute Witness
he Pyramid Scheme
Malak alrahma
The Outlaw

Farid Shawki, Türkiye'de de tanınmış oyuncu olup bir çok film çevirmiştir. Mısırlı sanatçı, 1969 yılında 6.Antalya Film festivalinde, Cemile filmindeki rolü ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçilmiştir. 

Türkiye'de rol aldığı filmler;
Al Karnak Sinema Filmi 1975
Babaların Günahı Sinema Filmi 1973
Köle Sinema Filmi 1972
Makber Sinema Filmi 1971
Eyvah Sinema Filmi 1970
Turist Ömer Arabistan'da Sinema Filmi 1969
Vahşi Bir Erkek Sevdim Sinema Filmi 1968
Cemile Sinema Filmi 1968
Bir Damat Aranıyor Sinema Filmi 1968
Beş Ateşli Kadın Sinema Filmi 1968

Farid Şevki Mısır, Kahire'de 3 Temmuz 1920 tarihinde doğdu. Kahire'de 27 Temmuz 1998 tarihinde kalp krizinden öldü.

Bir tür esrar ...

Gubar,

Esrar, toz halindeki esrar.
Kubar diye de kullanılır.
Bir tür esrar. 
Ot,
Esrar,
Hanteriş,
Marijuana, 


Kenevir bitkisinin Cannabis indica türünün çiçekleri ve tohum yataklarından elde edilen, vücutta kullanıldığında sarhoşluk ve keyif veren bitki parçalarının ve uyuşturucunun halk arasındaki adıdır.


Gubar kelimesinin diğer manaları;
Elenmiş samanın tozu, toz.
Verimsiz tarla.

Diyarbakır'a özgü, kıyma ve bulgurla yapılan bir tür köfte ...

Lepik,
 
Diyarbakır'a özgü, kıyma ve bulgurla yapılan bir tür köfte.
Bulgurdan yapılan yassı bir köfte.
Diyarbakır yöresine özgü bir tür bulgurlu köfte.
Kıyma ve bulgurla yapılan sulu köfteye, Topalak denir.

Lepik  Yapılışı;
Malzemeler;
500 gr kuzu dana karışık kıyma


1 su bardağı ince bulgur
1 su bardağı pilavlık bulgur
1 adet soğan
Yarım yemek kaşığı domates salçası
1 yumurta
1 yemek kaşığı köfte harcı
1, 5 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı pulbiber
Yarım çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon
1 yemek kaşığı dolusu kuru reyhan

Sosu için:
2 yemek kaşığı tereyağ
Yarım çay bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı domates salçası
2, 5 su bardağı su

Soğanlar incecik doğranır .Yoğurma kabına alınır. Bulgurlar hariç bütün malzemeler yoğurma kabına alınır yoğurulur. Malzemeler iç içe geçince bulgurlar eklenir 8-10 dakika yoğurulur. Yoğurma aşamasında el su ile ıslatılır. Köfteden ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılır. Yuvarlak yassı şekil verilerek tencereye dizilir. 

Başka bir kaba yağlar koyulur, eriyince salça eklenerek kavrulur. Su eklenir kaynayınca ocaktan alınır ve köftelerin üzerine dökülür. Hazırlanan sos köftelerin üzerine çıkacak kadar olmalıdır. Orta ateşte bulgurlar şişene kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirilir. Servis tabağına alınır tenceredeki sostan köftelerin üzerine gezdilir. Sıcak olarak üzerine tereyağ da eklenerek servis edilir.

Başka bir köfte, ekşili sulu köfte;
Nardanaşı,
Ekşili Sulu Köfte.
Malzemeler;
Köftesi için:
350 gr. dana kıyma
1 adet soğan
1 su bardağı ince bulgur
1 çorba kaşığı kuru reyhan
1 çorba kaşığı kırmızı pul biber

Suyu için:
2,5 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
1 adet soğan
7 su bardağı kaynar su
Yarım çay bardağı nar ekşisi
1 çorba kaşığı karabiber
3 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı:
Köftesi için 1 adet soğan rendeleyin. Tüm köfte malzemelerini karıştırıp yoğurun. Misket şeklinde yuvarlayın. Daha sonra 1 adet daha soğanı iri rendeleyin.Yağ ile birlikte soğanı kavurun. Salça ve su ekleyip kaynatın. Karıştırarak nar ekşisini, baharatları ve köfteleri ilave edip, yaklaşık 20-25 dakika daha pişirin. Afiyet olsun.

Diyarbakır mutfak sözlüğü;
Acur: Ufak ve tombul bir çeşit salatalık
Akbandur: Yemeği yapılan bir çeşit sebze
Alalo: Hindi
Alüce: Yeşil Erik
Azizo Kavunu: Küçük, tatlı ve kokulu bir kavun çeşidi.
Babaganuç: Patlıcan ezmesi
Bakraç: Kova
Bastık: Pestil
Batlican: Patlıcan
Batof otu: Dağda yetişen bir bitki
Bekmez: Pekmez
Belloğ: Mercimek Köfte
Cücük: Soğanın iç kısmı
Çakala: Çağla
Çelem: Şalgam
Çömçe: Kepçe
Çömlek: Toprak pişirme kabı
Çükündür: Şeker Pancarı
Devşevit: Ekmek Helvası
Dibek: Kahve Dövmeye Yarayan Havan
Döğme /Yarma: Kırılmış Buğday
Eşbabiye: Kayısı Hoşafı
Eşkene: Et Suyu
Frengi: Domates
Güğüm: Bakır kap
Habene: Su Testisi
Habenisk: Yeşil Mercimek Çorbası
Halburhurma: Diyarbakır’a ait şerbetli bir tatlı
Hılorik: Ekşili Köfte
Hırçikli Meftune: Kurutulmuş patlıcan koçanlarıyla yapılan ekşili bir yemek
Kalbur: Süzgeç
Karahübür: Siyah dut
Kastal: Çeşme
Kayganak: Yağda pişirilen yumurtaya pekmez dökülmesiyle yapılan bir ara öğün
Kenger: Yemeği yapılan dikenli bir sebze
Kıtti: Salatalık tadında bir sebze
Kibe: İşkembe
Kibekudur: Naneli Bulgur Pilavı
Kurut: Yoğurdun çeşitli işlemlerden geçerek kurutulmasıdır.
Kuşkana: Tencere
Künci: Susam
Kürt Mustafa: Naneli Pirinçli Yoğurt Çorbası
Lavaş: İnce yufka ekmeği
Lebeni: Dövmeyle yapılan bir çeşit yoğurt çorbası
Lepik: Bulgurdan yapılan yassı bir köfte
Lebzuniye: Badem ezmesi
Menengiç: Süte karıştırılarak kahvesi yapılan bir çeşit baharat.
Mukaşer: Kırık nohut
Mumbar: Dolma yapılan ince bağırsak
Murtuğa: Unun yağda kavrulmasıyla yapılan kahvaltılık
Meftune: Sumakla yapılan ekşili yemek
Nergizleme: Patates, yumurta ve yeşil soğanla yapılan bir tür ara öğün yemeği
Nıkra: Büyük kazan
Okçur: Kabuğu soyularak yenen ince uzun hafif ekşimsi bir bitki
Patile: Börek
Pırpırım: Semizotu
Pürçikli: Havuç
Sahan: Servis tabağı
Sıtıl: Bakırdan yapılan kulplu kova
Sini: Tepsi
Sükre: Bakır kase
Şırdan: İçine pastırma doldurulan zar
Teşt: Hamur yoğurma kabı
Tırşik: Güveç
Torak: Çökelek
Örok: Kızartılmış bulgur köftesi
Dut : Tut
Zahre: Zahire, kullanılmak üzere saklanan tahıl.
Zahter: Birçok baharatın ve leblebinin toz haline getirilmesiyle yapılan kahvaltılık.
Zingil: Şerbetli bir tatlı.

Sovyetler Birliği tarafından 1967 yılında Venüs gezegenine yollanan uzay aracının adı ....

Venera,
(Rusça: Венера),
Venüs’e ilk uzay aracı gönderme denemesi 4 Şubat 1961 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından yapılmıştır. 
Sovyetler Birliği tarafından 1967 yılında Venüs gezegenine yollanan uzay aracı. Sovyetler Birliği tarafından 1961-1984 arasında Rusça adı Venera olan Venüs'le ilgili bilgi edinmek üzere geliştirilmiş uzay araçlarıdır. Venera uzay araçları ile ilk defa başka bir gezegenin atmosferine giren (18 Ekim 1967), başka bir gezegene yumuşak iniş yapan (1970), gezegen yüzeyinden görüntü gönderen (1975) ve yüksek çözünürlükte Venüs'ün radarla haritalama çalışmalarını yapan (1983) ilk insan yapımı araçlar olmuştur. 


Venüs, Güneş Sisteminde, Güneş'e uzaklık bakımından ikinci sıradaki, sıcaklık bakımından da birinci sıradaki gezegen. Venüs, eskiden Dünya gibi üzerinde canlıların yaşadığı yeşil bir gezegen olduğu biliniyordu. Ayrıca Zühre, Çolpan veya Çoban Yıldızı, Akşam Yıldızı, Sabah Yıldızı, Tan Yıldızı  olarak da bilinir. Bu gezegen adını Eski Roma tanrıçası Venüs'ten almıştır. Kendi ekseni etrafında, Güneş Sistemindeki diğer tüm gezegenlerin aksi istikamette döner. 

Erkek hindi...

Gurk,
Erkek hindi.
Fransızca erkek hindi dindon.
Fransızca Dişi hindi, dinde.
Arapça, Hind.(Meleagris gallopavo)
Diyarbakır'da hindiye Alalo denir.
Bazı yörelerde ibi denir.
Adana'da hindi yavrusuna culuk denir.
Kahramanmaraş - Afşin'de hindiye culuk derler. 

Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü .

Kadın feslerinin kulak yanına gelen kısmına asılan, takı ...

Zülüflük, 

Kulak zülüf,
Zülfe,
Kadın feslerinin kulak yanına gelen kısmına asılan, takı.
Kadın feslerinin kulak yanına gelen kısmına asılan, kulak zülüf ya da zülfe denilen kulak önü saçları örten (şekke) takı.
Yüzün iki tarafından sarkan saç lülesi.
Şakaklardan sarkan saç lülesi.


Zülf, 
Zülüf,
Farsça zulf, zilf, (ﺯﻟﻒ) 
Börçek,
Zevabe, 

Zülfüyar, Sevgilinin saçıdır.

Zülüflü Baltacılar;
Enderun teşkilatının önemli bir kısmıdır. Baltacılar, saray hizmetlerinde ve Harem'in odun ihtiyacının temininde kullanılan saray hizmetlileri ve kapıkulu mensuplarıdır.  Zülüflü baltacıların giydikleri, zülüfü andırır ve çevreyi görmeyi engelleyen perçemli başlıktan dolayı zülüflü olarak anılırlar.

Kadın giyiminde terpuş, serpuş, arakiye, hotoz, boğtak, tepelik, fes, tantura, fechel, üsküf, takke, külah gibi başlıklar kullanılmıştır. Bu başlıklarda, sorguç, enselik, istefan, zülüflük, baş iğnesi, diadem, bürüncük, mahrama gibi isimlerle aksesuarlar ayrıntıları tamamlamıştır.

Saf, katışıksız, arı ...

Anarat,
Saf, katışıksız, arı.
Saf, katıksız, arı, temiz, öz.

Anarat sözcüğünün diğer anlamları;
Pirinç unu veya nişastayı şekerle pişirerek yapılan çocuk maması.

Güney Fransa'daki Ardeche Nehri vadisinde, içinde 300'den fazla hayvan resmi bulunan mağara ...

Chauvet,
Chauvet Mağarası,
(Fransızca: Grotte Chauvet ),
Güney Fransa'daki Ardeche Nehri vadisindedir. Valon-Pont-d'Arc kasabası yakınında Aralık 1994 yılında Jean-Marie Chauvet tarafından bulundu.   

Mağarada 300'den fazla hayvan resmi bulundu.  Mağaradaki resimlerde kıllı bir gergedan, tarpan, mağara aslanı ve buz çağının bazı hayvanları tasvir edilmiştir. Mağarada bulunan kemikler çoğunlukla ayılara aittir. Resimlerin yaşı radyokarbon tarihleme yöntemi ile 33.000 ile 30.000 yıl arasında belirlenmiştir. Bu durumda kaya boyama, mağara sanatının dünyadaki en eski örneğidir. 

Nem ve diğer sebeblerden dolayı olası değişiklik duvar resimlerine zarar verebileceğinden mağara halka kapalı. 


Більш: https://uk.advisor.travel/poi/Pechera-Shove-4467

Memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesör) ...

Emeritus,
Emeritus Profesör,
(İng. professor emeritus).
Fahri Profesör.
Onursal emekli.
Emeritus kalimesi, Latince, dışarı anlamında Ex, kelimesi ile liyakat anlamına gelen meritus kelimelerinden türetilmiştir.
Bugünkü kullanımında, emekli profesör olduğunu belirtmek için kullanılan bir sıfattır,
Memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesör). 
Yaş, bedensel güçsüzlük, uzun hizmet vb. nedeniyle emekliye ayrılmış fakat fahri olarak kadro ve mevkini muhafaza eden. 


Düğün armağanı ...

Saçı,
Sepçe,
Sephi,
Saysana,
Analık,
Düğün armağanı.
Düğün hediyesi,
Gelinin başından aşağı saçılan çiçek, şeker, arpa, para vb. şeyler.
Düğün ve şenliklerde gelinin başından veya ortaya saçılması adet olan para, inci, şeker, hububat vb.
Düğün armağanlarını gelinin başı üstünde tutulan tepsiye konularak yüksek sesle konuklara gösterme geleneği, töreni.
Düğün çağırışı olarak gönderilen kibrit.

Batı ülkelerinde esrara verilen ad ..

Marihuana,

Marijuana,
Esrar,
İng. mariuana.
Kuber, 
Toz,

Sarıkız, Ot, 
Hint kenevirinden çıkarılan ve kullanılacak miktara göre uyarıcı, sarhoş edici veya uyuşturucu etkileri olan bir madde.  
Keyif veren uyuşturucu madde, zehir. 


Lepeç, Hatay yöresine özgü, tarhana, nohut ve ayranla yapılan çorba ...

Lepeç,
Hatay yöresine özgü, tarhana, nohut ve ayranla yapılan çorba.
Hatay yöresine özgü, tarhana, nohut ve ayranla yapılan bir tür çorba.
Çorum yöresinde kıymalı yeşil mercimeğe de Lepeç denir.

Çorbalar;
Aya köfteli çorba, 
Ekşi (ekşili) aşı, 
Malhıta çorbası, 
Yoğurt aşı, 
Yoğurtlu aş
Kumbursiye Çorbası; 
Şişperek Çorbası;
Lepeç çorbası.

Hatay yöresi yemeklerinden bazıları;
Abagannuş (babagannuş), Analı Kızlı, 
Belen Tava, Biberli Ekmek (Katıklı Ekmek), 
Cevizli Biber (Cevizli biber ezmesi),
Çalpak Pekmezi, 
Emir, 
Hünkar külahı, Helva Hattuş, Humus,
Kabak Borani, Kabak Tatlısı, Kağıt kebabı, Kaytaz Böreği, Kısır, 
Künefe, Küncülü Helva, Kömbe, Küllü zeytin, 
Peynirli İrmik Helvası, 
Sac Oruğu, Sürk Salatası,
Şeyh Mualla (Şıh Mualla),  
Tepsi kebabı (Lahm-ı Sini), Tuzda Tavuk,   
Zahter, 

Hum, Şarap küpü ...

Hum,
Farsça, hum, küp.
Farsça, (ﺧﻢ)
Şarap küpü.
İçine şarap doldurulan küp. 
İçinde kışlık yiyecekler saklanan seramik kap.

Fota,
Şarap fıçısı.

Türk Folklor araştırmacısı ve yazar ...

İlhan Başgöz,
(D. 1921, Sivas-Ö. ----). 
Folklor araştırmacısı, yazar. 
Türk folklorüyle ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. 
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okudu. Aynı yerde asistanlık yaptı, doktora yaptı. Sonra oradaki görevinden uzaklaştırıldı ve Tokat Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. 1953 yılında Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırılıktan iki yıl hapiste yattı. 1960 yılında ABD'ne gitti.

Indiana Üniversitesi'nde öğretim üyesi oldu. 
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliği yaptı. Halen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde görevine devam etmektedir. 

Eserleri;
Doğu Anadolu'da Folklor Derlemeleri (1947) 
İzahlı Türk Halk Edebiyatı Antolojisi (1956) 
Manilerimizden (1957) 
Köroğlu (1959) 
Karacoğlan (1977), Çıt Dedi Çiçek Açtı (çocuklara bilmeceler, 1977), 
Dede Korkut (1985),
Folklor Yazıları (1987) 
Yunus Emre (1990) 
Vay Başıma Gelenler (çocuk kitabı, 1993), 
Geçmişten Günümüze Nasrettin Hoca (1999),
Türkiyenin eğitim çıkmazı ve Atatürk (2005)

Ödülleri;
Nasrettin Hoca Onur Ödülü (1996). (Prof. Dr. Pertev Naili Boratav ile beraber). 
Kültür Bakanlığı Üstün Hizmet Ödülü (1997’), 
Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü (2000). 

Yaratılmış, mahluk ...

Aferide,
Yaratılmış,
Mahluk,

Aferide, (ﺁﻓﺮﻳﺪﻩ) 
Farsça, aferіden, yaratmak'tan aferіde olarak türetilmiş. 
Yaratılmış, halkedilmiş.
Aferidekar (ﺁﻓﺮﻳﺪﻩﻛﺎﺭ) Yaratan, Allah.
Aferidegan,  Yaratılmış, mahluk.
Yaratık, yaratılmış, mahluk. 

Pakistan'ın resmi dili ...

Urdu,
Urduca,
(اردو)
Pakistan'ın resmi dili.
İngilizce, Hindustani,
Fransızca, Ourdou,
Pakistan'da kullanılan resmi dil.


Urduca, Pakistan, Fiji ve Hindistan'ın resmi dilidir. Hintçe'ye çok benzemektedir. 
Bazen Orduca diye de adlandırılmaktadır.
Hindustani dilinin Pakistan'da kullanılan standart biçimine verilen isim.
Pakistan ve Hindistan'ın kuzeyinde Müslümanlar daha çok kullanmaktadırlar. Hintçe'ye kıyasla daha fazla Farsça sözcük içermektedir.
Hintçe ile aynı olmasına rağmen Arap alfabesi ile yazılır.

Günümüzde dünyada en çok konuşulan Hint-Avrupa dil grubuna aittir. İngilizce, İspanyolca, Hintçe, Portekizce, Bengalce, Rusça, Almanca, Fransızca, Marathi, İtalyanca, Pencapça ve Urduca örnek verilebilir.

Pakistan'ın resmi dili olmasının yanında, Hindistan'ın 22 resmi dilinden biri olup, Hindistan'da Andhra Pradesh, Bihar, Delhi, Cammu ve Keşmir, bölgelerinde resmi dil statüsündedir. 

Fırsatçı ...

Oportünist,
Fırsatçı,
İngilizce: Oppurtunist, Opportunist
Fransızca Opportuniste.
Fırsatçı, oportünist.

Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse. 
Oportünizm anlayışına göre hareket eden, duruma göre davranan (kimse). 
Fırsatçılık, kendine yontmak.   
Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen (kimse), fırsatçı.
Fırsatçılık, ilkelere veya başkaları için sonuçlarının ne olduğu, önem vermeyerek koşullardan yararlanma pratiğidir. 
Fırsatçı davranışlar, öncelikle kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden uygun eylemlerdir. 

Sıkı, tatlı ve küçük bir elma cinsi ...

Api,
Elma cinsi.
Sıkı, tatlı ve küçük bir elma cinsi.
Tatlı ve küçük bir elma cinsi.

Açık yeşil renkli mayhoş ve kokulu bir elma cinsi ...

Renet,

(Kanada)
Açık yeşil renkli mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.
Mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.

Karadenizde pınar, çeşme anlamına gelen kelime ...

Puğar,
Pınar, çeşme.
Puhar,
Punğar,
Puğar,
Pungar,
Kuyu.
Pahar,
Pınar, 
Göze,
Bulak, 
Yerden kaynayarak çıkan su, kaynarca,
Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak
Bu suyun çıktığı yer, kaynak, memba, göze.
Karadenizde pınar, çeşme anlamına gelen kelime. 
Dağlardan gelen, el değmemiş, buz gibi, tertemiz, mis gibi suyu olur. 
Yeraltı sularının yüzeye çıktığı alanlara kaynak denir. 

Kaynak veya pınar, 
Mağaralarda veya yeraltı dehlizlerinde toplanan suların hidrostatik basınç altında ve bazen sanki büyük bir akarsu oluşturmak istercesine yüzeye çıktıkları bu kaynaklara da su çıkan adı verilir.

Yıkıntılarda ve yol kenarlarında yetişen, sarı çiçekli, dikenli bir yıllık otsu bitki. ..

Pıtırak,
Pıtrak,
Xantium spinosum.
Eski Türkçede buturgak,
Şeytan elması,
Pıtrak-Pıtırak,
Hızlı üreyen bir diken türü, 


Dikenli tohumu insanların giysilerine, hayvanların tüylerine yapışan bir ot.
Yıkıntılarda ve yol kenarlarında yetişen, sarı çiçekli, dikenli bir yıllık otsu bitki. 
Bu bitkinin, havanların tüylerine ve insanların elbiselerine takılan dikenli tohumları.
Daldaki çok fazla miktardaki meyve için pıtrak gibi denir.
Dikenli tohumu insanların giysilerine, hayvanların tüylerine yapışan bir ot. 
Ağaç dallarında kuruyup dikenleşen küçük budaklar.
Ekinler arasında yetişen, dikenli tohumu giysilere, hayvan tüylerine yapışan bir çeşit bitki.

Kepez, Gelin başlığı ...

Kepez,

Gelin başlığı.
Halk ağzında Gelin başlığı.  
Gelin tuvağına takılan tavuk tüyünden süs. 
Renkli tülbentlerle yapılan üzerine boncuk, para, altın takılmış gelin başlığı.
Boncuk, para ve tüy takılmış renkli tülbentlerle yapılan gelin başlığı, tepelik.  

Kepez sözcüğünün çeşitli yörelerdeki diğer anlamları şöyledir ;
Verimsiz, kıraç toprak 
Koyunların başlarındaki kabarık yünler. 
Çalı, bodur ağaç. 
Tavuk ve kuşların ibiği ya da başındaki uzun tüyler, sorguç. 
Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler.
Kuşların başında perçem tarzındaki tüy. 
Göl ve ırmaklardaki çukurlar. 
Mağara. 
Dağların oyuk, kuytu yerleri. 
Yüksek tepe, dağ. 

Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin ...

Çekişte,

Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin.
Çekişte, Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin.
Çekişte, tuzlu su ile tatlandırılmış çerez gibi yenen bir zeytindir. 
Toplanan zeytinler,  çekişte denilen bir usül ile kırılıp tuzlu su ile tatlandırılır. Taze toplanmış zeytin, bir tahtanın üzerinde çekiç, mermer, taş veya benzeri bir alet ile kırılır.


Kırarken etrafa yağ sıçramaması için tahtanızı bir poşetin içerisine alabilirsiniz.  Zeytinleri kırdıktan sonra cam kavanozlara dolduralım. Hemen yemek istediğimiz kavanozu sade su ile dolduruyoruz. Bu suyu 1 hafta boyunca gün aşırı veya gündelik değiştiriyoruz. 1 hafta sonra tuzlu su hazırlıyoruz. Suyun tuzunu ayarlamak için yumurta ile test edebilirsiniz. Tuzlu su karışımında taze yumurta yüzeye çıkıyorsa tuzu iyi demektir. Limon tuzu için 1 litreye 1 tatlı kaşığı gibi düşünebiliriz. Tuzunu ayarladığımız suyu kavanoza boşaltıp bir gün veya bir gece beklettikten sonra sofraya koyabiliriz. Kavanoza kurulmuş zeytini, hemen yemek istemediğiniz kavanozları direk tuz ve limontuzlu karışım ile doldurup. yiyeceğimiz vakit tatlandırma işlemini bunlara da uyguluyoruz. Fakat bunlar 1 haftadan daha kısa bir sürede tatlanabilir. Günlük tadına bakarak kontrol edebiliriz. Zeytini her zaman natural sızma zeytinyağı, limon ve kekik (dağ kekiği) ilave ederek servis ediniz.

Sebze olarak kullanılan arapsaçına verilen ad...

Marata,

Arapsaçı,
Rezene,
Fennel,
Rezdane,
Sincilip,
İrziyan,
Bokluk otu,
Raziyane,
Mayana,
Maraton (Maratuwo)
İbzor,
Sebze olarak kullanılan arapsaçına verilen ad.


Rezene, Ege’de Arap saçı namıyla anılır.
Diyarbakır’da Mayana diye biliniyor.
Adanalılar ise rezeneyi, Rezdane ve Sincilip olarak biliyor.
İnebolu halkı, Rezene için Bokluk otu demektedir.
Mardin yöresinde taze rezeneye verilen İbzor denir.

Rezene;
Bilinen en eski afrodizyaklardan biri olan rezenenin her gün bir parça tüketimi cinsel gücü arttırır. Rezenenin tohumundan köküne kadar her şeyi kullanılabilir.  Çok eski zamanlardan beri bilinen ve Romalıların baş tacı olan bu bitki gladyatörlerin güçlü ve haşin olmalarını sağlamak amacıyla kullanılıyordu. Kökeni Akdeniz ve Batı Asya'dır. Rezene eskilerden beri sebze ve salata olarak kullanılır. Görüntü olarak dereotuna benzer.

Ayak bileğine takılan kalınca bilezik ...

Mengel,

Halhal,
İncik bileziği, 
Ayak bileziği,
Ayak bileğine takılan kalınca bilezik.
Ayak bileğine süs olarak takılan bilezik, incik bileziği, halhal.
Farsça, mengel, (ﻣﻨﮕﻞ) 
Arapça, menkel sözcüğü, bukağı anlamındadır. 


Bukağı'nın anlamı ise atların kaçmalarını, çifte atmalarını önlemek için ayağına vurulan demir halkalı köstekdir. Ya da eskiden mahkumların ayaklarına takılan ve ucuna pranga bağlanan demir halka, künde olarak kullanılan bir sözcüktür. Menkel sözcüğünden türetilerek mengel olarak kullanılmaktadır.

Halhal; 
Küçük küreciklerinin içine maden parçası, güverse veya sert kum gibi malzemeler konulan, takıldığı zaman ses çıkaran takıdır. Sütün, top, zincir, burmalı, akarsu veya akıtmalı, dilimli, dilmeç, baklalı, savatlı, kabara, telkari, kalınca telden şeva, tor, yedek, Adana, Antep ve bademli gibi çeşitleri vardır.

Ardahan'ın Posof ilçesinin Türkgözü köyünde yetişen içi ve dışı kırmızı olan elma çeşidi. ..

Badele,
Ardahan'ın ilçelerinden Posof'un Türkgözü köyünde yetişen içi ve dışı kırmızı olan elma çeşididir. 
Yapılan araştırmalarda Ardahan ilinde bulunan 26 elma çeşidi arasında antosiyanin miktarının en fazla Badele elmasında olduğu görülmüştür.


Bu cins elma, Posof'un Türkgözü köyünün eski adı Badele olduğu için köyün adına atfen bu isim ile anılmaktadır.

Kilit dili ...

Pericik,
Pericol,
Mıklad,
Arapça anahtar miftah demektir. Miftah kelimesinden türetilerek Kilit dili için de mıklad sözcüğü kullanılıyor.
Kilit dili.

Banliyö ...

Yörekent,
Varoş,
Dolaylık,
Banliyö,
Fransızca Banlieue,
İngilizce Suburban,
Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, çevre, dolay.
Bir kentin, şehir merkezinden uzak, genellikle il veya ilçe sınırına yakın dış bölgelerine verilen ad. Kenar mahalle.

Özgün ...

Orjinal,
Fr. original
Özgün,
Eski dilde Arapça, İbdai,
Asıl,
Özbenlik,
İlk örnek.
Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai.
Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan
Çeviri olmayan, asıl olan (metin), orijinal.
Başkalarını örnek tutmayıp yeni ve kişisel yapıt veren, yaratan (sanatçı), bu özelliği taşıyan (yapıt).
Yalnız kendine özgü bir niteliği olan, kopya olmayan.
İlk kez yapılmış olan, taklit olmayan.


Macaristan'da bir kent ...

Macaristan'ın önemli şehirleri;
Budapeşte(Başkent), 
Bekes,
Debrecen, 
Györ, 
Hamzabey,
Miskolc,
Pecs, 
Siofok,  
Sopron, 
Szeged, 
Szolnok, 
Tatabanya.
Zemplen, Zigetvar, 

Macaristan,
Macarca: Magyarország, 
Başkenti Budapeşte'dir. 1873 yılında Buda ve Peşte şehirlerinin birleşmesiyle bu adı almış.
Macaristan'ın nüfusu (2020) 9.660.351.


Para birimi Macar Forint, (Ft)
Hungarian forint, Kısaltması (HUF)
Resmi dil, Macarcadır. 
Orta Avrupa'da Karpatlarda kurulu olan ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Karpat Dağları eteklerinde kurulu olan Macaristan, Tuna Nehri’nin içi nden geçtiği ülkeler arasındadır. 
Avusturya, Slovenya, Slovakya, Romanya, Ukrayna, Sırbistan ve Hırvatistan komşularıdır.  Macaristan, OECD, NATO, AB, üyesidir. Macaristan, Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, Euro tedavüle girmemiştir.

Toprak aşınması, erozyon ...

İtikal,

Erozyon,
Çölleşme,
Toprak aşınması.
Arapça itikal, (ﺍﺋﺘﻜﺎﻝ) 
Arapça yemek, tüketmek anlamındaki ekl sözcüğünden itikal kelimesi türetilmiş. 
Aşınma, yenme. 

Toprak aşınması, erozyon.
Erozyon (toprak aşınımı), toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yokedilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yokolmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.


"Günah, Suç" anlamında eski bir sözcük ...

İsm,
Günah, 
Suç,
Arapça, (ﺍﺛﻢ)
Günah, suç.

Yağmurdan zevk alan, yağmurlu günlerde mutlu ve huzurlu olan kişi ...

Pluviofil,
Pluviophile,
Latince Pluvia (yağmur) kelimesinden Pluviofil. 
Yağmur Aşığı.
Yağmurdan zevk alan, yağmurlu günlerde mutlu ve huzurlu olan kişi.
Pluviofil  yağmurun yağmasından hoşlanan, yağmurlu havalarda mutlu olan ve yağmur yağdığında huzur bulan insanlar için kullanılan bir terimdir. Bu insanlar özellikle sonbahar ve kış mevsimlerini sevmektedirler güneşli havalara hiç yakın değillerdir. Pluviofil olarak nitelendirilen kişiler, yağmur yağdığında huzur bulduklarını ifade etmektedir. Aynı zamanda kapalı havalardan da huzur bulan Pluviofil kişiler, kış aylarında daha çok mutlu olmaktadır. 

Yukarıya çıkıldıktan sonra çekilip alınabilen ip merdiven. ..

Üzgeç, 
Örcin,
Çarmıh,
Şeytan Çarmıhı,
İp merdiven.
Yukarıya çıkıldıktan sonra çekilip alınabilen ip merdiven.
İpten örülmüş, çoğunlukla gemilerde kullanılan merdiven.
Kenarları ip, basamakları ağaçtan olan merdiven biçiminde asılma ve tırmanma aracı.

Üzgeç, kesmek, ayırmak anlamından türetilmiştir.
Kişiyi yerden ayıran alet.

İp merdiven, halattan (sızal) yapılan merdivenlerdir. İp merdivenler ahşaptan, kauçuk malzemeden ya da demirden yapılabilir. Günümüzde ahşap olanı hafif olduğu için en çok kullanılandır. Örgülü, düğümlü, kelepçeli, modelleri vardır. Halat merdivenler, kuyularda, spor salonlarında, denizcilikte, eğlence parklarında, gemicilik sektöründe ve daha birçok alanda kullanılabilir. İp halat merdivenler pratik ve kullanışlıdır.

Baştan başa bütün olarak ...

Serapa,
Farsça serapa,  (ﺳﺮﺍﭘﺎ)
Baştan başa. 
Azerice başdan ayağa.  
Baştan ayağa kadar. 
Bir uçtan bir uca. 
Bir baştan bir başa, tüm.

Farsça serapa,
Farsça ser, baş demektir. Pa kelimesi ise ayak demektir. ,
Baştan ayağa kadar, baştan başa, bütün, tamamen.
Baştan başa, bütün olarak.

Kuytu ve sıcak yer ...

Aran,
Kuytu ve sıcak yer.
Ova, kuytu, sıcak yer, kışlak.
Yayla. 

Aran kelimesinin diğer anlamları;
Farsça, Dirsek.
Sal, tabut. 
Tütün dizmeye, kurutmaya, işlemeye yarıyan üstü kapalı yer, sergi. 
Tütünlerin korunduğu yer.  
Saman çekmek için ağaçtan yapılan kanat.  
Halk dilinde At tavlası, ahır.

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ