Karayollarının kenarında, yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm ...

Şarampol, 
Macarca sorompó 
Tatarca, kanau,
Rusça, küvet.
Kara yollarının kenarında, yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm.
Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. 
Kara yollarında yolun iki tarafında bulunan ve genellikle derin bir hendekle biten yamaçlardan her biri.


Kale, palanka vb. askeri yerlerin etrafında, çakılmış kazıklara sarılan dikenli tellerden meydana getirilmiş siper, set, engel.

Virüse ait, virüslerin neden olduğu durum...

Viral,
İngilizce, viral
Fransızca, virale, 
Almanca, viral, 
Latin: virus, zehir.
Virüse ait, virüs sebebiyle. 
Virüsle ilgili olan. 
Virüsün oluşturduğu, neden olduğu, virüsten kaynaklanan. 
Virüse ait, virüslerin neden olduğu.

Virüs,
Fransızca virus
Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit.


Ayrıca bilişim sistemlerinde, veri girişi yoluyla bilgisayarlara yüklenen, sistemin veya programların bozulmasına, veri kaybına veya olağan dışı çalışmasına neden olan yazılıma da virüs denir.

Bir film, kitap, müzik veya video oyunu hiç fark etmeksizin sizin o üründen alacağınız hazzı etkileyecek şekilde ipucu veya bilgi paylaşımında bulunmak ...

Spoiler,
İng. Spoiler,
Frn. divulgacher,
Alm. Spoiler,
Bir eserin konusu veya detayları hakkında bilgi veren.


Eser okunmadan, dinlenmeden veya izlenmeden önce öğrenilmesi durumunda alıcının eser ile ilgili düşüncelerini veya alacağı hazzı etkileyebilecek açıklama veya ipucu.
Bir şeyin değerini veya miktarını azaltan ya da tamamen yok eden anlamında yakın dönemde Türkçeye yerleşmiş İngilizce kökenli bir sözcük.

Bir eserin izleyici, okuyucu, dinleyici tarafından eğlenceli bulunması, erken öğrenilen detaylar ve eleştiriler ile çoğu zaman zorlaşır. 

Bir sinema filminde senaryodaki dönüm noktalarının ya da şaşırtıcı sonun henüz izlenmeden öğrenilmesi, seyircinin filmden alacağı potansiyel zevki büyük oranda azaltır. Bu yüzden bu tip yazıların başına, eseri henüz görmemiş olan insanların yanlışlıkla okuyup öğrenmesini engellemek amacıyla spoiler uyarı ibareleri konulur.

Spoiler, 
Spoiler yemek; 
Bir filmi izlemek için henüz fırsat bulamamışken biri bu filmin size sonunu söylerse spoiler yemiş olursunuz. Filmi izleme esnasında her ne kadar heyecanlanıp, duygulanırsanız duygulanın en nihayetinde filmin sonucunda neyin olacağı konusunda artık bir fikir sahibisinizdir. Dolayısıyla spoiler yemiş ve filmin ilk vereceği haz kaybolmuştur.

Spoiler yememek için artık internet sitelerinde açılır kapanır pencereler içerisine spoiler yerleştiriyor. Bu pencereleri eser öncesinde yok sayarsanız spoiler yeme şansınızı da en aza düşürmüş olursunuz.

Spoiler vermek;
Bir eser hakkında net ipucu veya detay verirseniz spoiler vermiş olursunuz. Bir film izlediniz ve bu filmi çok beğendiğiniz. Bu filmin içeriği hakkında derin bir detay sunmanız ve özellikle sonuna dair bir bilgi paylaşmanız durumunda spoiler verirsiniz. 


Zor şeylere dayanma gücü, ses çıkarmadan katlanma ...

Tahammül,
Katlanma,
Yüklenmek. 
Bir yükü üstüne almak. 
Sabretmek. 
Katlanmak. 
Kaldırmak.
Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. 
İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma.

Arapça, Tahammül, Tehammu,   (ﺗﺤﻤّﻞ) yüklenmek, taşımak anlamına gelen haml, kelimesinden türetilmiştir. Hamal da aynı şekildedir. 
Zor şeylere dayanma gücü, ses çıkarmadan katlanma.
(Bir yükü) Taşıma, yüklenme. 
Tahammül etmek: Ses çıkarmadan katlanmak, dayanmak.

İngiltere’nin ilk kadın başbakanı olan ve “Demir Lady” lakabıyla da tanınan siyasetçi ...


Margaret Thatcher,
Margaret Hilda Roberts,
(D. 1925 - Ö. 2013)
Demir Leydi,
Barones,
Başbakan.
Muhafazakar Parti Genel Başkanı.

Thatcher 13 Ekim 1925 tarihinde, İngiltere’nin Grantham kasabasında doğdu. İlk ve orta dereceği eğitimlerini başarıyla bitiren Thatcher, üniversite eğitimi için Oxford’a Somerville Koleji’nden mezun oldu.

1946 yılında, Oxford Üniversitesi Muhafazakarlar Derneği’ne başkan olarak seçildi. Margaret 1950 yılında Muhafazakar Parti’den seçimlere girdi. 1951 yılında ise, zengin bir iş adamı olan Denis Thatcher ile evlendi. 1959 yılında,  seçilerek Avam Kamarası’ ından meclise girdi. 
1974 yılında, Muhafazakar Parti başkanı Heat seçimi kaybetsinden 11 Şubat 1975 tarihinde yapılan seçimde Muhafazakar Parti’den başkan adayı oldu ve partinin genel başkanı oldu. 
1979 yılında yapılan genel seçimlerde, Callaghan Hükümeti’nin düşmesi üzerine Muhafazakar Parti’den başbakan oldu. Muhafazakar fakat liberal bir siyasi politika izledi.
22 Kasım 1990 tarihinde kendi isteği ile partisinden istifa etti. Siyasi yaşamının sona ermesinden sonra, Barones ünvanına layık görüldü ve Lordlar Kamarasına girdi. 

8 Nisan 2013 tarihinde Londra’da vefat etti.

Aldığı Ödüller:

  • Asil Garter Örgütü leydisi
  • Liyakat Madalyası
  • Majestelerinin Privy Konseyi üyesi
  • Kraliyet Derneği üyesi
  • Başkanlık Özgürlük Madalyası (ABD)
  • Cumhuriyetçi Senatoryal Özgürlük Madalyası (ABD)
  • Ronald Reagan Özgürlük Ödülü (ABD)

Devlet dairelerinde kullanılan büyük defter...

Evar,
(Farsça)
Devlet dairelerinde kullanılan büyük defter.
Hükümet dairelerine ait defterler, resmi defterler. 
(Farsça) İmaret. 

Kalamazo, 
Bankalarda kullanılan çok büyük boyutlu defter. İçine hareketli föy (yaprak) takılan ve bir anahtar düzeneği ile föy arasına göre ayarlanabilen bir tür klasöre, deftere Kalamazo denir.  Eskiden bankalarda, vergi dairelerinde ve pek çok resmi ve resmi olmayan işletmelerde, muhasebe hesaplarının tutulmasında yardımcı defter olarak kullanılırlardı. Bu defterler kolay kolay bir yere taşınamaz. Demirbaştır.

Tefessüh, Çürüme, bozulma, kokuşma. ..

Tefessüh,
Çürüme,bozulma,kokuşma.
Eski dilde, kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma, kokuşmaya mecaz anlamda tefessüh denir.

Arapça, (ﺗﻔﺴّﺦ), Tefessuḫ, Bozmak, ifsat etmek anlamındaki fesḫ kelimesinden türetilmiş. 
Tefessuḫ, bozulma, çürüyüp dökülme, çürüyüp kokma.

Cozalak,

Cürümüş meyve.

Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri...

Erie,
Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri.
Büyük Göller 
İngilizce, Great Lakes, 

Kuzey Amerika'da, Kanada-Amerika Birleşik Devletleri sınırında bulunan birbirine bağlı 5 tatlısu gölünden oluşan göller grubuna denir. Bu bölge, dünyadaki en büyük tatlı su havzasıdır.


Amerika'nın 5 Büyük Gölü:
1. Superior Gölü,
2. Michigan Gölü
3. Huron Gölü
4. Erie Gölü
5. Ontario Gölü

Erie Gölü,
Kanada ile ABD arasında yer alan ve Saint Clair ırmağıyla Huron Gölü'ne, Niyagara ile Ontario Gölü'ne bağlanan göl, diğer dört göl gibi buzul oluşumludur. Şiddetli fırtınaların etkisinde kalan suları,  Aralık ortasından Mart sonuna kadar buz tutar.  Yazın ulaşım çok etkindir ve göl Kuzey Amerika'nın en büyük sanayi merkezlerinden birinin başlıca ulaşım yoludur. Kuzey kıyılarında Kanada'nın Ontario eyaleti, güney kıyılarında ABD'nin Ohio, Pennsylvania ve New York eyaletleri bulunmaktadır. Gölde sportif ve ticari amaçlı balıkçıklık yoğun olarak yapılmaktadır.



Uganda ve Sudan’da yaşayan bir halk...

Akoliler,
Kuzey Uganda ile Sudan'ın en güneyinde bir etnik ve dinsel grup.
Meadiler, 
Anuaklar,
Kakaular, Bagandalar,
Uganda ve Sudan’da yaşayan bir halk.
Sudan'da ve Uganda'nın kuzeybatı kesiminde, Nil ırmağının her iki yakasında yaşayan halk.


Uganda-Uganda Cumhuriyeti, 
Afrika kıtasının doğu kesiminde yer alan ve denize kıyısı olmayan bir kara ülkesidir. Ülkenin sınır komşuları: Güney Sudan, Kenya, Victoria Gölü-Tanzanya, Ruanda ve Kongo' dur. Ülkenin başkenti Kampala'dır.  

Sudan-Sudan Cumhuriyeti,
Arapça: جمهورية السودان, Cumhuriyyetü’s-Sudan, 
Afrika'ndaki bu ülkenin Başkenti Hartum'dur. Bir Doğu Afrika ülkesidir. Sudan, Mısır, Kızıldeniz, Etiyopya ve Eritre, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, Libya'yla çevrilidir. Nil, Sudan'ı Batı ve Doğu Sudan olmak üzere ikiye ayırır. Hartum yakınlarında Beyaz Nehir ile Mavi nehir birleşir. Omdurman ikinci büyük şehridir.

Gürcü mutfağına özgü bir tür kuzu eti yemeği ...

Çakapuli,
Gürcüce: ჩაქაფული
Chakapuli,
Gürcü mutfağına özgü bir tür kuzu eti yemeği. Gürcistan'daki en popüler sulu yemek olan çakapuli dana veya kuzu etinden yapılır. Yemeğe, taze tarhun, olgunlaşmamış (ekşi) yeşil erik, beyaz sek şarap, kişniş, sarmısak ve tuz eklenir. Çakapuli, özellikle yeşil eriklerin ham olduğu baharda yapılır.


Malzemesi ve hazırlanışı:
Derin bir tencerede, kesilmiş kuzu veya dana eti, beyaz şarap içinde kısık ateşte 15-20 dakika, şarap iyice çekinceye kadar bir tahta kaşıkla karıştırılarak pişirilir. Bazı tariflere göre et kendi suyunda pişirilir ve suyunu erken çekerse beyaz şarap eklenir. Et haşlanırken tarhunun (bazı tariflere göre tarhunla birlikte kereviz sapı ve maydanoz) yaprakları sapından ayrılır ve kıyılır veya olduğu gibi konur. Soğan, kişniş ve yeşil biber de ince biçimde doğranır. Sarımsak ezilir. Tencerede şarap iyice çekince ete, kıyılmış malzeme, sarımsak ve kiraz eriği taneleri eklenir. Malzemeye yeterli miktarda su ilave edilir (bazı tariflerde hiç su eklenmez, ve yemek suyunu çekerse biraz daha şarap ilave edilir) ve tencerenin kapağı kapatılır. Kısık ateşte yaklaşık bir saat daha pişirilir. Pişmekte olan yemek arada bir karıştırılır. 

Bazı tariflere göre doğranmış malzeme eti örtecek biçimde serilir ve yemeğin üzerinde köpük oluşuncaya kadar pişirilir ve kesin olarak köpük alınmaz. Çakapuli köpüğüyle pişmiş anlamına gelir. Yemek sıcak yenir. Yanında Gürcü ekmeği olursa daha güzeldir. Bu arada erik çekirdeklerine dikkat edin.

Dünyadaki en eski medeniyetlerinden biri olan Gürcistan, Doğu ve Batı kültürünün harmanlandığı bir coğrafyadadır. Gürcistan; Akdeniz, Arap, Moğol, Pers ve Osmanlı mutfaklarından büyülü bir karışım sunar. Gürcistan yemeklerinde ceviz çok kullanılır. Ama esas yemeklerde hamur işi ve sebze kullanımı dikkat çeker. Tüm Gürcü yemekleri ekmek servisiyle başlar.
Bu güzel lezzetlerden bazıları;

Khinkali,
Haçapuri,
Puri, (Ekmek)
Mtsvadi,
Churchkhela,(renkli şekerleme, cevizli sucuk)
Kharcho, (Çorba, domates, baharat, aromatik bitkileri içeren bir et yahnisi).
Tkemali sosu,
Çakapuli,
Pkhali,
Ajapdandali,(vejeteryan yemeği, sebzeli güveç)
Lobio, (Barbunya ve cevizle yapılan Lobio çorbası)
Lobiani,
Sulguni,

Tokat yöresine özgü bir halk oyunu...

Anakuru,
Anakuri,
Tokat yöresine özgü bir halk oyunu.

Tespit edilen Tokat Halk Dansları:
Ağırlama, (Akdağmadeni), Ağacadudu,
Allılar, Alaçam ve yelleme,
Anakuru, Ardıl,  Arguvan Semahı,
Artova(Sarıkız), Aşma, Aşırma,


Burçak tarlası,
Çeçer, Çekirge Oyunu,
Diley ,
Ellik, Ellik Halayı, (Halay Almus ve Reşadiye'de, Kadın Erkek Karma oynanır. )
Garkın, Geyik oyunu, (köy düğünlerinde oynanır), Gönüller Semahı, (Leveke)
Hallim kızlar, Hora, Horo, Hürülü,
İbiski Halayı, İtaiski Halayı,
Kandilli, Kartai oyunu,(Leveke), Karabit, Karadut,  Kırat Zamahı,
Kırklar Zamahı, Kızık Halayı, Köçek oyunu,
Lalelim.
Maral, (Maro), Maşat Halayı, Mektepli,
Necip Halayı.
Omuz Halayı (Leveke).
Sarsıl, Simsim (Ateş oyunu)
Tamzara, Turhal semahı,
Uçkur havası ,
Üçayak

Yanlama (Kazova).

Elyazması kitap ...

Manüskri,
Elyazması,
El yazması,
Yazma,
Metin,
İngilizce, manuscript,
Fransızca, manuscrit,
Almanca, Handschrift,
Latince, manus scriptum,
Elle yazılmış kitap.

Elle yazılan ve çizimleri yapılan kitap.
Genellikle edebi, sanatsal ya da tarihi öneme haiz kitap. 

Manüskri,
Fransızca manuscrit,
El yazması, el yazması kitap.

Elyazmalarının yapısı, iç kapak (zahriye), serlevha, temellük kaydı, sima kaydı, mukabele kaydı, besmele ile başlayan hamdele ile süren, salveleyle devam eden metin, dibace, fihrist, hatime, istinsah kaydı, ketebe kaydı bölümlerinden ibarettir. 

Kümmi,
El yazması kitap türlerinden biri.

Minyatür,
Eskiden elyazması kitaplara yapılan suluboya resim.

Mutasyon ...

Değişinim,
Tebadül, 
Arapça, (ﺗﺒﺎﺩﻝ) bedl kelimesinden türetilöiştir. Bir şeye karşılık değiştirmek anlamına gelen tebadul kelimesidir. 
Değişme.

İngilizce: Mutation, 
Fransızca: Mutation, 
Almanca: Mutationen, 
Latince: Mutare, Değişmek demektir.
Gen değişinimi.
Mutasyona sahip bir organizma, mutant olarak adlandırılır.
Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil, birdenbire olması, bir şeyin ortam ve şartlarını bulduğunda birdenbire nitelik değiştirmesi.
Bir karakterin birdenbire ve kalıtsal olarak değişmesi.
Bir karakteri meydana getiren gendeki değişiklik. 
Mutasyon sonucunda ana ve babadan bir ya da birkaç karakter bakımından değişik yavrular meydana gelir.
Herhangi bir canlının veya canlı hücresinin kalıtım dokularında ve yapısal özelliklerinde kendiliğinden veya bir dış etkene bağlı olarak gerçekleşen düzensiz değişmeler.

Sahip olma, kazanma ...

Edinim,
Sahip olma,
Kazanma,
Kazanım,
Sahip,
Arapça, (ﺻﺎﺣﺐ) Sahip, Malik olan.

Bir şeyi hükmü altına alıp gerektiği gibi kullanan, ona tasarruf eden kimse 
Bir şeyin mülkiyetini ve o şeyi istediği gibi kullanabilme hakkını elinde bulunduran kimse, Malik.

Bir çeşit polis vazifesi görmek üzere bir limanın ağzında demirlemiş olarak duran savaş gemisi...

Stasyoner,
Karakol gemisi.
Bir çeşit polis vazifesi görmek üzere bir limanın ağzında demirlemiş olarak duran savaş gemisi.

Stevedor,
Limanda gemilerin yükleme veya tahliye işlerini yürüten insan veya şirket.
Bombot,
Limanlarda gemilere çeşitli eşya götürmekte kullanılan kayık.


Koster,
Limandan limana deniz kıyısınca giden gemi.
Layter,
Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan altı düz, sağlam yapılı sac tekne.
Bender,
Ticaret limanı.

Dişi koyun ...

Marya,
Yunanca, margia.
Marye,
Dişi koyun, Dişi hayvan. 
Dayine,
Tubale,
İng. ewe, female sheep 


Koyun (Ovis), 
Caprinae alt familyası içinde bir gruptur. Ev hayvanı olarak tanıdığımız koyunun yanında birçok yabani türleri vardır.

Dünyanın hemen hemen her yerinde evcil ve yabani olarak yaşar. Boynuzlugiller ailesinden, tıknaz vücutlu, çift tırnaklı, geviş getiren memelilerdendir.  12-15 yıl yaşayabilen koyun, eti, sütü, yünü ve derisi için beslenirler.  geviş getiren bir memeli. Erkeğine koç, dişisine marye, yavrusuna kuzu, bir yaşındakine toklu, iki yaşındakine şişek, üç yaşındakine ise ögeç denir. 

Marya kelimesinin diğer anlamı:
Ağdan çıkarılıp denize atılan veya tayfaya bırakılan karışık türde ufak balık. 

Koyun kelimesinin diğer anlamları:
Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse, sürü. 
Kollar arası, kucak, 
Koruyucu, şefkatli çevre. 
Göğüsle giysi arasına da koyun denir.  

Amman, Ürdün'ün başkenti ...

Amman,
Rabbah Ammon
Rabbath-Ammon,
Arapça: عمان
Ürdün’ün başkentidir. 
Amman, 4 milyon nüfusuyla ülkenin en büyük ve en kalabalık şehridir. M.Ö. 7000 yılında kurulmuştur. Dünya'nın hala yaşanılan en eski kentlerindendir.


Ülkenin kuzey kesiminde ve Şeria nehrinin doğusunda Zerka vadisindedir. Rakımı, 500-700 m. yükseklikte tepeler üzerine kurulmuştur. Amman'ın nüfusu, 4 milyon (2014) olup ülke nüfusunun %30 buradadır.

Ürdün, 
Ürdün Haşimi Krallığı, 
Orta Doğu'da bulunan bir Arap ülkesidir. Kuzeyinde Suriye, kuzeydoğusunda Irak, güneyinde ve doğusunda Suudi Arabistan, batısında İsrail ve Batı Şeria yer almaktadır. Ürdün'ün resmi dini İslam, resmi dili ise Arapça'dır. 
Dil: Arapça,
Para birimi: Ürdün Dinarı (Jordanian dinar)
Yüzölçümü: 92.300 km² 

En büyük şehirleri: 
Amman,
İrbid, 
Zerka .

Aruz ölçüsünde, uzun okunması gereken bir hecenin kalıba uydurmak için kısa okunması...

Zihaf,
Aruz ölçüsünde, uzun okunması gereken bir hecenin kalıba uydurmak için kısa okunması.
Aruz, arapça bir kelimedir.  Aruz çadırın ortasına dikilen direk anlamındadır. Edebiyatta ise mısralardaki hecelerin uzunluk ve kısalıkları temeline dayanan nazım, şiir ölçüsü anlamındadır.

Aruz ölçüsü daha çok divan Edebiyatında kullanılır.  
Aruzla yazılan ilk Türk eseri ise Yusuf Has Hacib'in yazdığı Kutadgu Bilig'dir.

Tavil,
Aruz ölçüsünün ana kalıplarından birisidir.

Remel,
Aruz vezni ölçülerinden biridir.

İtalyan mutfağında altlık olarak yenen meze ya da çerez...

Antipasto,
Antipasti (Çoğul)
İtalyan mutfağında altlık olarak yenen meze ya da çerez.
Ana yemekten önce servis yapılan yiyecek.
Ordövr, Meze .
Ordövrün İtalyan eşdeğeri.

Antipasto, resmi bir İtalyan yemeğinin başlangıç yemeğidir. Geleneksel bir meze, tipik terbiyeli etler, zeytin, peperoncini, mantar, hamsi, enginar kalpleri, çeşitli peynirler (provolon veya mozzarella gibi), salamura etler ve yağ veya sirke içindeki sebzeleri içerir.

Bir meze içeriği bölgesel mutfağa göre büyük ölçüde değişir. İtalya'nın güneyinde farklı tuzlu su balıkları ve geleneksel güney kurutulmuş etler farklı preparatlar bulmak mümkünken, kuzey İtalya'da farklı türde kurutulmuş etler ve mantarlar ve özellikle göllerin yakınında müstahzarlar içerecektir. tatlı su balığı. Dahil edilen peynirler, bölgeler ve arka planlar arasında önemli ölçüde farklılık gösterir ve sert ve yumuşak peynirleri içerir.


Antipasto masada servis edilir. İtalyan yemeğinin resmi başlangıcını gösterir. Ayrıca başlangıç ​​veya meze olarak da adlandırılabilir.

Bir çeşit emzikli bardak.

Belbele,
Bülbüli, 
Bülbüle,
Bir çeşit emzikli bardak.
Bülbüli, sözcüğü eskiden emzikli su kabı ve şarap kadehi için kullanılmıştır. 
Belbele sözcüğünün anlamı da emzikli su kabı ve su sürahisidir. Belbele, bülbüli, bülbüle sözcükleri gerek anlam ve gerekse telafuz açısından birbirine benzerdir.  Emzikli su kabı, biberonla süt ya da su içilir. 

Biberon,
Emzikli şişe.

İbrik,
Su koymaya yarayan kulplu emzikli kap.

Bir tür su kabı:
Matara, Çötüre, Daldız, Bukaç, Akraç, Maşrapa, Meşebe, Mıthere, Abdan, Mathare, Küze.

İnek sütünden yapılan jelatin kıvamında mayalı bir içki...

Leben,
İnek sütünden yapılan jelatin kıvamında mayalı bir içki.
Mısır ve Lübnan'da inek sütünden yapılan mayalı bir içki.

Hatay ve Reyhanlı ilçesinde yoğurt için leben denilmektedir.

Eski dilde sakal ...

Riş,
Arapça,  Sakal, [ لحيه ] 
Eski dilde sakal.

Lihye, 
Farsça sakal, ( ریش )
Sakal. 
Riş,
Sakal, kök.

“Parası olmayan, züğürt” anlamında argo sözcük ...

Kokoz,
Eski Türkçede, kokuz, sıkıntılı olma, kelimesinden türetilmiş. 
Muhtaç durumda, parasız, züğürt (kimse)
Parasız,
Bitli,
Hafif,
Dıragon,
Yunanca drakon'dan,  
Kopuk,
Zillik, Züğürt olma durumu. 
Zil, Aç (kimse). 
Parasız, züğürt (kimse),
Yolsuz, Parasız, züğürt,
Tiril, Parası olmayan, züğürt (kimse) 
Tıngır, Parasız, züğürt (kimse). Yoksul. 
Tığlı, Farsça tığ,  Züğürt, parasız kimse. 

Teneke, 
(Yunanca tenekhoslan'dan türemiş. Parasız, züğürt (kimse). 

Kösele, (Farsça) Züğürt, parasız (kimse) 

Temiz (Arapça, temyiz'den) Parasız, züğürt (kimse). 
“Parası olmayan, züğürt” anlamında argo sözcük.

Kokozlamak,
Farsça, Züğürtleşmek, parasız kalmak. 

Savaş alanlarında ve acil servislerde tıbbi müdahale önceliklerini belirleme sistemi. ..

Triyaj,
Triaj,
Triaj kelimesi Fransızca, Trier isimli fiilden türemiş olup ayıklamak, ayırt etmek manasına gelir . 
Triyaj, savaş alanlarında ve acil servislerde tıbbi müdahale önceliklerini belirleme sistemi.
Ağır vakalara ve hafif vakalara doktorlar tarafından müdahale edilmemesidir.

Tıbbi alanda ilk kez Napolyon savaşlarında uygulanmıştır. Birinci Dünya savaşında geliştirilmiştir.

Sağlık hizmet sunucularınca acil hastalar ile acil olmayan hastaların belirlenmesi ve hangi hastanın önce bakılacağına karar verilmesi amacıyla triaj ölçekleri kullanılmaktadır. Triaj ölçekleri acil servisin etkin kullanımı ve acil hastalara zamanında müdahele edilmesi bakımından önemlidir.  Triaj ilk olarak savaş alanlarında ölmek üzere olan askerlerin daha az ciddi seviyedeki yaralı askerlerden ayrılması amacıyla kullanılmıştır.

Savaş triajına geçildiğinde ilgili doktorlar ölmek üzere olan bir hastaya ya da basit bir rahatsızlığı ya da ciddi olmayan bir yaralanması olmayan hastalara bakmazlar. Çok ağır vakaların ölüme terk edilmesi gibi görülse de aslında amaç farklı. Doktorların, kurtulması daha yüksek ihtimal olan hastalara yönelmeleri isteniyor.

İtalya'da koronavirüse karşı da savaş triajı uygulandığı çıklandı. Triyaj (triaj), İtalya'da korona virüse karşı uygulanıyor.

Olumsuz bir geleceği, kötü bir hayatı ifade etmek için kullanılan kelime ...

Distopya,
Yunanca kökenlidir, 
Distopi, kötü yer anlamında kullanılır.
Kakotopia,
Ütopya karşıtı anlamda olup istenmeyen veya korkutucu bir topluluk veya toplumdur. 
Gelecekte olabilecek olumsuz toplumları tanımlar.


Kelime olarak ilk defa John Stuart Mill tarafından, gelecekte olabilecek olumsuz toplumları tanımlamak için kullanılmış. Ütopik toplum anlayışının antitezidir. Ütopya, gerçekte mevcut olmayan, ileriye yönelik tasarlanan ideal toplum biçimidir.

Distopya, otoriter ve baskıcı bir sistem olarak ifade edilir. Olumsuz bir geleceği, kötü bir hayatı ifade etmek için kullanılır.  

Ütopya, gerçek hayatta olmayacak kadar güzel ve ideal olan toplum biçimidir. Distopya ise ütopyanın tam tersi olarak bir toplum şeklidir. Ütopya, mükemmel anlamına gelirken distopya ise baskıcı toplumu ifade eder.

1963 yılında Uzaya giden ilk kadın kozmonot...

Valentine Tereshkova,
(1937-     )
Sovyetler Birliği, ilk yapay uydu Sputnik-I' i 4 Ekim 1957 yılında  yörüngeye başarıyla yerleştirirler. 

Sovyetler Birliği daha ABD ilk uydusunu bile atamazken bu kez de bir köpek ile Sputnik-II' yi fırlatır. Layka, yörüngedeki ilk canlı olarak tarihe yazılır. Ancak Layka kısa bir süre sonra (5-7 saat) aşırı sıcak ve stresten ölür. 




İlk insanlı uzay yolculuğunu 1961 yılında gerçekleştiren Rus Kozmonot Yuri Gagarin uçusunu başarı ile gerçekleştirince, Kruşçev sıradan bir Rus kadınını uzaya göndermeyi amaçlar. Valentina Tereshkova, 1937 yılında bir traktör sürücüsü baba ve tekstil işçisi bir annenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Savaş sırasında babası Aksyenovich Tereshkov yaşamını yitirir ve annesi Elena Fedorovna çocukları ile birlikte Yaroslavl'a yerleşir. 

17 yaşında okulu bırakıp annesi ile birlikte tekstil fabrikasında çalışmaya başlar. İlerleyen dönemlerde Havacılık Klubü'nde uçuş eğitimleri alan Valentina, Tekstil Fabrikası Çalışanları Paraşüt Klubünü kurar ve ilk başkanı olur. Aktif bir politik yaşamın içinde olan Valentina, Komünist Gençlik Kolları'nda çalışır. Sonrasında Komünist Parti'ye katılır. Görüşmeler için Moskova'ya geldiğinde 24 yaşındadır.

Özel eğitimler alarak uçuşa hazırlanan Tereshkova büyük bir gizlilik içindedir, annesi bile uzaya çıkışını ertesi gün Moskova Radyosu'ndan haber alır.

Uzun bir eğitim sürecinden sonra kadın kozmonotlar uçuşa hazırdır. Ama kim seçilecekti? Tüm kadınların sanki kendileri seçilecekmiş gibi uçuşa hazır olmaları istendiğinden son ana kadar haber verilmez. Uçuş için seçilen Valentina, 16 Haziran 1963'te Vostok-6 ile üç gün süren yolculuğuna başlar ve başarıyla tamamlar. Gelenek olduğu üzere Valentina da radyo arama işareti olarak bir kuş ismi seçer: "Martı".

Tereshkova, 1963 yılında kendisi gibi kozmonot olan Nikolayev ile evlenir ve bu evliliğinden bir kızı olur. 1964-1969 arasında Zhukovskiy Askeri Hava Akademisi'nde yüksek mühendislik eğitimi alır. Mezuniyetinden sonra şartlar dolayısı ile Komünist bir politikacı ve uluslararası temsilci olarak hayatına devam eder.

Kum büyüklüğünde taneciklerden oluşan tortul kayaçların genel adı...

Arenit,
Arenit, (Latince) 
Psamit(Grekçe) 
Kum büyüklüğün de taneciklerden oluşan tortul kayaçların genel adı.Kumun doğal çimentolaşmasından doğan ve kuvars taneleri oranı yüksek olan tortul kayaçlara kumtaşı denir. 


Kumtaşı veya Gre terimi klastik tanelerden (1/16-2 mm.) meydana gelmiş bir sedimanter kayaç numunesinde sadece ana minerallerin %50' si silis olduğu zaman kullanılır. Materyalin cins ve miktarını gözetmeksizin %50' den fazla kum boyutunda tane içeren kırıntılı sedimanter kayaçlara ise arenit (Latince) veya psamit (Grekçe) denir. Bununla beraber arenit veya psamit terimi yerine kumtaşı deyimi kullanıla gelmiştir.

Psamit terimi bol mikalı kumtaşları için de kullanılımaktadır. Klastik Yunanca "clastos" kelimesinden gelmekte olup "kırılmış" manasına gelmektedir ve bu terim herhangi bir boyut ifade etmez.

Mikalı kumtaşı, mika pullarının yerleşme düzeni sayesinde psamit büyük bir yarılganlık özel­liği kazanır. (Psamit, çoğunlukla kil veya marn yataklarını kapsar.) 

Kumtaşları aşağıdaki gibi sınıflandırılır;
Feldspatlı-Mikalı kumtaşı (Grovak),
Killi-Mikalı silttaşı-kiltaşı (Çamurtaş-şeyl),
Fosil veya fosil kalıntıları çok ve yönlü ise kabuklu kumtaşı, Lümaşelli kumtaşı,
Mikalar yatak halindeyse mikalı kumtaşı ya da psamit,
Feldispatlı ya da arkozlu kumtaşı,
Kayaç artıkları içeriyorsa Litik kumtaşı ya da draje kumtaşı,
Glokonitli kumtaşı(yeşil), Glokonit,

Asker tayını ...

Ceraye,
Azık,
Asker tayını,
Erlere verilen azık.

Buzul vadilerinin ağzında oluşan sarp yamaçlı havza ...

Sirk, 
Sirque.
Buzyalağı, 
Buz sirki. 

Yüksek dağlarda kalıcı kar ve buzulun birlikte oluşturduğu, arkası ve yanları dik, önü açık çember biçimli bir çukurluktur. 


Buzullarda biriken kar, altında bulunan ana kayayı aşırı erozyona uğratır. O kadar büyük bir kuvvetle aşağı doğru baskı uygular. Buzul bölgeden gittikten sonra bu bölgede kase ya da amfiteatr biçiminde bir çöküntü kalır. Bu çöküntüye buzyalağı ismi verilir.

Hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki...

Fiğ,
Hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.

Zavar.
Fiğ (Vicia sativa).
Tek yıllık baklagiller familyasından yem bitkisidir. Boyu ortalama ortalama 50-70 cm. dir. Yaprak uçları sivri, İçinde 5-6 dane bulunan ve 3-5 cm. boyunda fasulyeye benzer meyvesi vardır.İç Anadoluda çok ekilir. 

Hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki ...

Fiğ,
Zavar.
Fiğ (Vicia sativa).
Tek yıllık baklagiller familyasından yem bitkisidir. Boyu ortalama ortalama 50-70 cm. dir. Yaprak uçları sivri, İçinde 5-6 dane bulunan ve 3-5 cm. boyunda fasulyeye benzer meyvesi vardır.İç Anadoluda çok ekilir. 



Tohum elde etmek için fiğin saplarında en alt fasulyeler tamamen olgunlaşınca biçilerek tohumluk ayrılır. Bilinen ondört tür fiğ çeşidi vardır. Önemli olanlar şunlardır;

Yaygın Fiğ-Adi Fiğ (Vicia sativa L);
Macar Fiği (Vicia pannonnica Cranys);

Tüylü fiğ (Vicia villosa Roth),
Koca fiğ (Vicia narbonensis L.),
Burçak (Vicia ervilia L.),
Bakla (Vicia faba L.),
Dar yapraklı fiğ (Vicia angustifolia Reic),
Meyvesi tüylü fiğ (Vicia dasycarpa Ter),
Bozlar fiği (Vicia montana Rotz),
Kara mercimek fiği (Vicia articulata L.),



Arap abecesinde bir harf...

Te,
Arapça, ت, Te

Arap harfleri,

Elif(ا), be (ب),te (ت), se(ث), cim(ج), ha(ح), ha(خ), dal (د), zel(ذ), ra(ر), ze(ز), sin(س), şin(), şad(ص), dad(ض), ta(ط), za(ظ), ayn(), gayn(), fe(ف), kaf(ق), kef(ك), lam(ل), mim(ن), nün(ن), h(ه), vav(ي), ye(ي).

Gerçekte herhangi bir ülkede ilk olarak yaşayan insanlara, günümüzde ise Avustralya yerlilerine verilen ad.

Aborjinler,
Aborijin,
Gerçekte herhangi bir ülkede ilk olarak yaşayan insanlara, günümüzde ise Avustralya yerlilerine verilen ad.

Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu...

Tahin,
Tahina,
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu.
Tahin, kavrulmuş ve öğütülmüş susamdan yapılan bir çeşnidir. 
Tek başına, tahin-pekmez olarak, humus, babagannuş ve helvada ana bileşen olarak servis edilir.  


Tahin, Doğu Akdeniz, Güney Kafkasya ve Orta Doğu mutfaklarının yanı sıra Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde de kullanılmaktadır. Çin ve Güneydoğu Asya mutfağında da kullanılır.

Günah, suç ...

İsm,
Farsça, Günah, (ﮔﻨﺎﻩ) 
Arapça, cunaḥ.

Beze (بزه ) günah,suç.
Günah, Güneh,
Kabahat.
Dini suç.
Allah’ın emirlerine aykırı olan davranış, masiyet.
Dince suç olduğu açıklanmamış olsa da insanlara zarar verdiği, vicdanları incittiği, doğrudan uzaklaştığı için suç sayılabilecek iş ve davranış, suç, yazık.
Günah, suç.

Cezayı gerektiren amel. 
Dine aykırı iş. 

Arapça, Settar, ( ستار ). Günahları örten Tanrı. 
Arapça seyyie, ( سيئه ) Günah. Kötülük.  
Vebal, Arapça, ( وبال ) Günah.  
Zenb (Arapça  ذنب ) suç, günah.

Allah'ın emirlerine uymayan hareket. 
Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. O günah tövbe, istiğfar ile hemen imha edilmelidir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ