Eski Ermeniceye verilen ad ...

Kırapar,
Ermenice,
Eski Ermenice
Ermenice,
Hayeren,
Ermenice: հայերեն,

Hint-Avrupa dil ailesinin bir alt grubudur. 

En eski eserlerin yazıldığı ermeniceye Kırapar denir.
Bu gün bazı din alimleri tarafından anlaşılabilen bir ermenicedir. Kırapar olarak bilinen eski ermenicedeki sözcüklerin %23'ü Ermenice kökenlidir. Ermeni halkı tarafından kullanılan Hint-Avrupa dil ailesinden bir dildir. 

Kendi alfabesi ve Doğu Ermenicesi ve Batı Ermenicesi olarak iki lehçeye ayrılır. 
Doğu Ermenicesi Ermenistan'ın ve Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nin resmi dilidir. Türkiye'de ve Ermeni diasporasında Batı Ermenicesi kullanılır ve Ermeni toplumunun % 18'i Ermenice konuşmaktadır. 

Batı Ermeni lehçesi, UNESCO'nun Dünya yıllık Tehlikede olan Dünya Dilleri Atlasında, kesinlikle tehlikede bir dil olarak yer alır.

Önceleri, farsçanın bir lehçesi sanılan ermenicenin,  405 yılında Aziz Mesrop Maştots tarafından bulunmasıyla özgün bir Hint-Avrupa dili olduğu anlaşılmıştır. Mesrop Maştots, Amed (Diyarbakır), Yedesia (Urfa) ve Samosat şehirlerine gidererek, Ermeni harflerini bulur ve ermeni alfabesi oluşturulur. Alfabenin oluşturulması edebiyatın canlanmasını da sağlar ve Ermenice edebiyatta bir altın çağın başlamasının zemini oluşturur.

XIV. yüzyılda Ermeni edebiyat dilinde, Doğu Ermenicesi (Erivan) ve Batı Ermenicesi (İstanbul) lehçeleri arasındaki ayrım iyice ortaya çıkmış. 

Dünyanın bütün dillerinde kullanılan Latince bir deyiş olan "Nereye gidiyorsun" anlamına gelen kelime …

Quo vadis,
Dünyanın bütün dillerinde kullanılan Latince bir deyiştir.
Dünyanın bütün dillerinde kullanılan Latince bir deyiş olan "Nereye gidiyorsun" anlamına gelen kelimedir. 

Quo vadis, Nereye gidiyorsun anlamına gelir.  
Efsane şöyledir.

Roma İmparatoru Neron'un zulmünden kurtulmak için hıristiyanlığı yaymakla görevli havarilerden Peter, Roma'dan kaçar. Kaçarken, sırtında haçını taşıyan Hazreti İsa'ya rastlar ve Peter sorar. 
Peter, Quo vadis?. 
İsa, Romam vado iterum crucifig! (Roma'ya tekrar çarmıha gerilmeye.)
Peter bunun üzerine, Roma'da bırakıp kaçtığı görevini hatırlar. 
Cesaretini toplar ve geri döner. Sonra da Aziz ilan edilir, St. Peter olur.

Latince: kwo ˈvadis - Latince bu terim Nerede yürüyorsun?  anlamındadır.
Quo Vadis (Nereye Gidiyorsun?)

Cengiz Han’ın üçüncü oğlu olup Kuzey Çin’i, İran’ı ve Rusya’yı egemenliği altına alan ve “Ögedey” olarak da bilinen Moğol kağanı...

Oktay Han,
Ögeday Kaan,
Öğeday Han, 
Occoday, 
Ocuai,
Hocotha, 
Etheracan,  Ectais, 
Moğol kağanı.


Cengiz Hanın üçüncü oğlu.
Kuzey Çini İranı ve Rusyayı egemenliği altına aldı.

Cengiz Han'ın oğlu Ögeday Han, Cengiz Han'ın yerine geçmiş. Cengiz Han'ın eşinden dolayı en sevdiği oğlu olan Ögeday Han, babasının ölümünün ardından kalan mirası aile içerisinde bölüştürmüştür. Annesi, Cengiz Hanın eşi, Borta-Koçin (Börte) bir kabile kadınıydı. 

Ögeday han, döneminde Moğol egemenliği Güney Çin’den Batı Rusya’ya dek genişlemiştir. Doğum tarihi kesin değildir. Gobi Çölü’nde çadırda doğdu, 1241 yılında Karakurum yakınlarında öldü. Ögeday'ın ölümünün ardından ülkeyi beş yıl boyunca eşi Töregene hanım yönetti. Oğlu Güyük Han 1246 yılında Kağan seçildi. 1249 yılında Güyük ölünce iki yıllık bir aradan sonra Moğol tahtına Toluy'un oğlu Mengü Han oturdu.

Gıdaların buharda pişirilmesi usulü...

Alavapör,
Gıdaların buharda pişirilmesi usulü.
Yaygın olarak kullanılır. Ancak adının Alavatör olduğu bilinmez.
Yiyeceklerin besin değerini koruduğu ve yağ içermediği için tercih edilen sağlıklı bir pişirme metodudur. Özellikle diyet yapanlar tercih ediyor. 

Bu yöntem yemeğin içindeki besleyici değerleri koruyor ve zamandan tasarruf sağlıyor. Bu metod balıklar ve sebzeleri pişirmek için en uygun yöntemdir. Yiyeceğin görünümü ve tadı korunmuş olmaktradır. 

Buharda pişirme tekniklerini düşük ve yüksek basınçta buharla pişirme olarak ikiye ayırabiliriz. 

Bayrakları inceleyen bilim dalı ...

Veksilloloji,
Fransızca, vexillologie,
Bayrak bilimi.
Bayrakları inceleyen bilim dalı.
Veksilloloji  bayrak bilimidir.


Bayrak, sancak, flama vb. simgelerin ölçüsü, biçimi, cinsi ve kullanımı ile ilgili kuralları koyan bilim dalına veksillolloji denir.

Yaşlılık ve yaşlanmanın bilimi ...

Gerontoloji,
Jerontoloji,
Antik Yunanca, Gerontoloji ihtiyar ilimi demektir. 
Yaşlanmanın ve yaşlılığın bilimi anlamına gelmektedir.  

Nobel Ödüllü Rus bilim adamı İlya Meçnikov 1903 yılında kullanmış. İlerleyen yıllarda ABD ve Avrupa'da anabilimdalı olarak üniversitelerde okutulmaktadır. 


Ülkemizde Gerontoloji kürsüsü 2006 yılında Antalya Akdeniz Üniversitesi'nde kurulmuştur.


Sürekli uzayan yaşam süresine bağlı yaşlı nüfusun artışı gerontoloji bilimine olan ilgiyi artırmıştır. Teorik çalışmaların yanı sıra gerontoloji aynı zamanda uygulamalı bir bilim koludur. Yaşlanma biolojik yaşlanma organ, doku, hücre ve gen düzeyinde yaşam fonksiyonlarını aksatacak şekilde değişmesidir. 

Bir ülkede nüfusun yaşlanması, 65 yaş ve üzerindeki kişilerin toplamının bütün nüfusa oranının artması demektir.  Etyopya’da yaşlılık sınırı 42 yaştır.  Japonya’da ise 76 yaştır.
Türkiye’de ise 63 yaştır. Dünya Sağlık Örgütüne göre insan ömründe yaşlanma sınırı 65 yaştır. 

Dünya işlerinden yazgeçip bir yere kapanarak ibadet etme...

İtikaf,
Arapça, (ﺍﻋﺘﻜﺎﻒ) 

Dünya işlerinden yazgeçip bir yere kapanarak ibadet etme.
İtikaf, Arapça yönelmek, kalmak, durmak anlamına gelen akf,  kelimesinden türetilmiştir. 
Bir yere kapanıp dışarıya çıkmadan ibadetle meşgul olma.

Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme.  
Bilhassa ramazan ayında erkeklerin camilerde son cemaat yerinde, kadınların evlerinde bir köşeye çekilip ibadet etmeleri durumu için kullanılır.

Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme.

Bir yere çekilip ortalıkta görünmeme, dünyadan elini eteğini çekme.
Bir yere kapanıp ibadetle meşgul olmak.
Dünyadan elini eteğini çekip bir yere kapanmak.

Çin’in ünlü ‘kilden asker ordusu’na verilen ad …

Terracota, 
Terracota Savaşcıları,  
Çin’in ünlü ‘kilden asker ordusu’na verilen ad.
Çin’in ünlü kilden asker ordusuna Terracota Savaşçıları denir. Çin’de bulunan ve pişmiş çamur ve bronzdan yaptırılmış binlerce toprak asker heykellerden oluşan Terracota Savaşçıları 1974 yılında keşfedilmiştir. 


UNESCO Dünya Mirası listesine de alınan heykellerin her birinin birbirinden farklı olduğuna inanılır. Ancak yapılan araştırmalar neticesinde askerlerin 10 farklı asker şablonu üzerinden üretildiği belirlenmiş. 

Çin’in Şanşi eyaletine bağlı Şian’da bulunan heykellerin ilk Çin imparatoru Qin Shi Huang’ı korudukları iddia ediliyor. Bölgenin ayrıca çanak, çömlek, bronz, yeşim taşı, az miktarda altın, gümüş ve demirden yapılmış eserlerle dolu olduğu da biliniyor.   

Bölgede 2009 yılından beri 500 metrekarelik bir alan üzerinde çalışma yapan ekip, aynı yerde en eski altın deve heykeli de bulmuştur.

Dicle ırmağının antik dönemlerdeki adı ...

Tigris,
İdiglat,
Sumerce İdigna,
Akkadca İdiqlat,
Dicle ırmağının antik dönemlerdeki adı.
Dicle nehrinin antik dönemlerdeki adı tigres'dir. Fırat nehrinin eski çağlardaki adı,  Euphrates'dir. Fırat ile Dicle nehirleri Basra körfezine dökülür. Eski çağlarda Fırat nehri Purattu, Dicle nehri ise İdiglat olarak bilinirmiş.

İki ayrı kol olarak gelen bu nehirler birleştikten sonra Şattülarap olarak denize dökülürler. 

Dicle nehrinin toplam uzunluğu 1900 km.dir.  Türkiye sınırları içinde 523 km. akar sonra ülkemizi terk eder. Elazığ’ın güneydoğusunda bulunan Hazar (Gölcük)  gölünden ve bu gölün güneyindeki Hazarbaba dağından (2290 m.) çıkan suların birleşmesiyle oluşur. 

Emevi ve Abbasi imparatorlukları içinde o dönemlerdeki milletlerarası ticaretin başlıca iki ana yolu Fırat ile Dicle nehirleridir. Uzakdoğu’ya giden gemiler bu iki nehrin ulaştığı Basra körfezinden denize açılıyordu.  


Malzeme ve ticaret malları, Dicle nehri ile Diyarbakır’dan Musul’a kadar kelek ve kayıklar ile Musul’a kadar, buradan da dibi düz ırmak taşıtları ile Bağdat’a kadar getirilirmiş. 


Osmanlılar döneminde, İsa Kanalıyla Fırat’tan Dicle’ye geçirilen mallar Basra’ya ulaştırılırmış. 

Modern ve hızlı taşıma araçlarının devreye girmesiyle Dicle’deki bu geleneksel taşımacılık bitmiştir.

Sivrisineklerin bulaştırdığı tehlikeli bir virüs ...

Zika,
Sivrisineklerin bulaştırdığı tehlikeli bir virüs.
Uganda’nın ormanlarındaki maymunlarda görülen bir virüs çeşidi.

Zika, Zika virüsü. 1947 yılında Uganda’nın Zika ormanlarında yaşayan maymunlarda görülmüştür. 
Zika virüsü, 2015 yılında Aedes cinsi sivrisinekler yoluyla yayılarak, Brezilya’da ortaya çıkarak gündeme oturmuştur. 


Hamile kadınlara sivrisinekler tarafından bulaştırılan bu virüs yeni doğan bebeklerde mikrosefali (küçük kafa yapısı) şeklinde bir hastalığa neden olduğunu araştırmalar göstermiştir.  Güney Amerika'da binlerce bebeğin beyinlerine hasar veren bu hastalık ölümle suçlanmaktadır. 

Fırat ile Dicle arasındaki bölgenin güney kısmına eskiden verilen ad ...

Babilonya,
Eskiden Fırat ile Dicle arasındaki bölgenin güney kısmına eskiden verilen ad. Fırat ile Dicle arasındaki bölgenin kuzey kısmına eskiden Mezopatomya denirmiş. M.S. I. yüzyılda Plinius tarafından Torosların güney yamaçlarından yani, Aladağlardan Basra körfezine kadar olan bölgenin tamamına Mezopatomya denmiş. 


Mezopatomya, İran Zagros dağları, Arabistan çölü ve Suriye platosuna kadar olan bölgeyi kapsar.

Fırat ile Dicle nehirleri Basra körfezine dökülür. İki ayrı kol olarak gelen bu nehirler birleştikten sonra Şattülarap olarak denize dökülürler. 

Eski çağlarda Fırat nehri Purattu, Dicle nehri ise İdiglat olarak bilinirmiş.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ