Filipinler'de etkin bir yanardağ ...

Pinatubo, 
Taal,
Mayon,

Pinatubo Yanaradağ, 
Filipinler'in Luzon Adası'nın merkezinde aktif bir yanardağdır. Dağ, Manila'nın 90 km kuzeyinde, Angeles'in 24 km batısında yer alır. 1991 yılına kadar sönmüş bir volkan olarak kabul edildi. 

Pinatubo'nun, 500-600 yıllık sessizliğinin ardından Haziran 1991 yılında son patlaması  gerçekleşti. Bu patlama, 20. yüzyılın en şiddetli patlamalarından biri olmuştur.

Taal yanardağ, 
Filipinler'de Luzon Adası'nda bulunur. 311 m yüksekliğinde bir yanardağdır. Filipinler'in en aktif 2. yanardağıdır. Başkent Manila'nın 50 km güneyinde yer almaktadır.

Şimdiye kadar 33 defa püskürmüştür. 1906-1911  yılında püskürmüş. 
1965 yılında püskürmesiyle birlikte oluşan gelgit dalgası yanardağ yakınlarındaki Taal gölünde birçok teknenin batmasına neden olmuştur.

Filipinler'in tüm yanardağları Pasifik Deprem Kuşağı içerisinde yer almaktadır.

Filipinler'deki Mayon Yanardağı

Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı ...

Graham Bell,
Alexander Graham Bell,
D. 3 Mart 1847, Edinburg, İskoçya 
Ö. 2 Ağustos 1922, Baddeck, Kanada,
Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı.
Telefonu Graham Bell icad etmiştir. 
Esasen sağırların sessizliğini ortadan kaldırmak için çalışırken icad ettiği telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı. 

Graham Bell'in annesi doğuştan işitme engelliydi. Babası Graham’ ın sağlığı için Kanada'ya göçtü. Babasının ölümü üzerine Graham Bell Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Önce Ontario'ya, daha sonra Boston'a yerleşti. Burada bir süre işitme engellilere dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.

Boston Üniversitesinde Profesör oldu. Bell, Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. Graham Bell, 7 Mart 1876 günü patentini aldı. Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Teleşla Watson'u yardıma çağırdı.

Bell New York-Şikago arasındaki uzun mesafeli hattın denemesi sırasında, "Mr. Watson. Come here. I want to see you (Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.)"

Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 10 Mart 1876 günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson, Bell'in sesini "telefon"dan duydu. ABD'nin 100’üncü kuruluş yıl dönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden dört yaşından beri sağır olan Mabel ile evlendi.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell'e telefonla seslendi. "Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın." Bell şapkasını salladığında artık telefon büyümeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye'de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. İlk kadın santral memuru da Boston'da çalışmaya başlayan Emma Nutt oldu.

Bell 1915 yılında New York'u San Francisco'ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson'a "Watson seni istiyorum, buraya gel" dedi.

İşitme engeline karşı yürütülen çalışmaların sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı çan kullanıldı.

Malezya ve Endonezya'da odun kömüründe pişirilen çok baharatlı şiş et ...

Satay,  
Sate,
Malezya ve Endonezya'da odun kömüründe pişirilen çok baharatlı şiş et.

Satay, Malezya ve Endonezya'da odun kömürü ile pişirilen çok baharatlı etin şiş ve mangalda pişirilmesi ile yapılır. Endonezya, Malezya ve Singapur'da sunulan ünlü sokak yemeklerinden biridir. Genellikle kömürle ızgarada pişirilir.   


Hint, Portekiz, Arap, Çin, Malezya ve İngiliz mutfaklarından alınmış bir çok uygulama bu bölged sık görülür. Endonezya ve Malezya mutfağı genel anlamıyla pirince, ete, balığa ve sebzeye dayanır ve sarımsak, köri ve zencefil gibi en bilinen baharatlar çok önemlidir.  Baharat Adası diye de bilinen Maluku adası, Karanfil ve Hint cevizi gibi doğal baharatları Endonezya ve dünya mutfağıyla tanıştırmıştır. Bu baharatlar arasında en çok öne çıkan safrandır. 

Et, kuzu, balık ve pirinci safranla birlikte pişirirler. Endonezya, Malezya, Laos mutfağından Pala, Cengkeh gibi farklı baharatlar dünya mutfağına girmiştir.  Kızartmalarda baharat kullanımı fazladır.

Doğu Endonezya mutfağı, Polinezya ve Melanezya mutfağına benzerlik gösterir.  Soyalı yemekler de bölgede çok popülerdir.  


Endonezyalılar evlerde ve lokantalarda da yerel yiyecekler genelde elle yenir. Bundan dolayı lokantalarda ve evlerde yemeklerle birlikte bir kap içerisinde temiz su da ikram edilir. İçinde limon parçaları bulunan bu su el yıkamak için kullanılır.  

Pirinç, Endonezya mutfağının temel taşlarından birini oluşturur. Neredeyse her yemekte pilav bulunmaktadır. Bu pilav sadece suda kaynatılmış tuzsuz ve yağsız bir pilav türüdür. 

Pilav, muz yaprağına sarılıp dolma şeklinde, kraker şeklinde hazırlanmış pilav ve Hindistan ceviziyle tatlandırılmış pilav olmak üzere çok çeşitli pilav çeşitleri vardır.  

Endonezya mutfağında yer fıstığı sosu çok sık kullanılır. XVI. yüzyılda İspanyol ve Portekizli tüccarlar tarafından Meksika’dan Endonezya’ya getirilen yer fıstığı bugün Endonezya mutfağının başlıca yiyecekleri arasındadır. 

Satay, Rendang ve Sambal gibi Endonezya orijinli yemeklerin çoğu günümüzde Malezya ve Singapur gibi diğer Güneydoğuasya ülkelerinde de yaygındır. Tofu (tahu) ve Tempe gibi soyalı yemekler de bölgede çok popülerdir. Tempe  Cava icadı olarak da bilinir. 

Pek çok şehirde sokaklarda küçük arabalarda Bakmie (makarna) ve Bakso (köfte) satan sokak satıcılarına rastlamak mümkündür. Endonezya sokak yemekleri Siomay ve Batagor (kızarmış köfte ve tofu), kızarmış balık cipsi (Pempek), Bubur ayam (tavuk çorbası), satay, Nasi goreng ve Mie goreng (kızarmış pilav ve kızarmış makarna)'dır. 

Merhem ...

Pomad,
Pomat,
Fransızca pommade.
Melhem,
Merhem,
Arapça,  مرهم
Em,


Yağlı ve kokulu merhem.
Çare,

Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç.
İlaç,

Deriye, yaraya sürülen ilâç.
Acıyı teskin eden şey.
Kederi, derdi gideren.
Deriye, yaraya sürülen ilâç.
Yara ilacı.

Pomad, yara kremi. 


Nalbant ...

Takav,
(Arapça),
Nalbant,
Farsça, Na'l-bend,
Nal takan.
Hayvanların ayağına nal çakan kimse.

Nalbant.
Kayar,


At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası.



Binek hayvanlarına bağlı bir sanattır.

Kullanılan malzemeler:
Nal, mıh, çekiç, kerpeten, satraç veya sunturaç (tırnak kesme aleti) dörpü, eğri, (kırılan mıhı çıkarmaya yarar), nal makası, zımba, yavaşı (hısan) hay­vanların burnunu sıkan alet. Nalın tırnağa takıldığı çivilere mıh denir ve özelliği dövmedir.

Nalbantlar kapama nal tabir edilen bütün nal kullanırlar. Nal, atın ayağının bir kayışla arkaya doğru kaldırılmasıyla takılır. Nallar hayvanın ayağına toynağına (ölü tırnak kısmına) “nal tokmağı” denen tahta tokmaklar ya da “nallama” adı verilen özel çekiçlerle çakılırdı.

Nalbantlar nal çakmanın yanı sıra toynak bakımını da yapar ve toynak hastalıklarını tedavi ederdi. Nalın ne hikmeti olduğu bilinmez ama bazı ev sahipleri evin giriş kapısının üstüne, uğur getirmesi için nal çakarlar.


Aşağıdaki atasözü;
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.

Önemsiz gibi görünen bazı eksiklikler büyük sonuçlara gebe olduğunu anlatmaktadır.

Türk Tiyatrosu'nda ilk epik tiyatro örneği olan "Keşanlı Ali" adlı oyunun yazarı ...

Haldun Taner,
(D. 16 Mart 1915 – Ö. 7 Mayıs 1986 İstanbul)
16 Mart 1915 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, Osmanlı meclisinde İstanbul miletvekili olarak İstanbul Üniversitesinde (Darülfünun) Hukuk Fakültesi profesörü Ahmed Selahattin'dir. 1935 yılında  Galatasaray Lisesini bitirdi. Devlet tarafından Almanya'ya Heidelberg Üniversitesi'ne gönderildi. Siyasal Bilimler Fakültesi'ne devam etti. Zatürree nedeniyle eğitimini bırakıp 1938 yılında İstanbul'a geri döndü. 

1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Filolojisi Bölümü'nü bitirdi. 

İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde, Gazetecilik Enstitüsü'nde, Sanat Tarihi Kürsüsü'nde asistanlık ve LCC Tiyatro Okulu'nda hocalık yaptı. Viyana'daki Max Reinhardt Tiyatro Akademisi'nde iki yıl öğrenim gördü. 1957 yılında Türkiye'ye döndü. 

Tercüman ve Milliyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 

Türk Tiyatrosu'nda ilk epik tiyatro örneği olan Keşanlı Ali adlı oyunu, Türkiye, Almanya, İngiltere, Çekoslovakya, Yugoslavya'nın çeşitli kentlerinde oynandı. 
Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nu, Ahmet Gülhan ile Tef Tiyatro Grubu'nu kurdu.

7 Mayıs 1986 yılında İstanbul'da yaşamını yitirdi. 

Eserleri;

Öyküleri,

  • Yaşasın Demokrasi (1949)
  • Tuş (1951)
  • Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu (1953)
  • Ayışığında Çalışkur (1954)
  • Onikiye Bir Var (1954)
  • Konçinalar (1967)
  • Sancho'nun Sabah Yürüyüşü (1969)
  • Kızıl Saçlı Amazon (1970)
  • Yalıda Sabah (1983)
  • Töhmet

Oyunları;

  • Günün adamı-Dışardakiler (1957)
  • Ve Değirmen Dönerdi (1958)
  • Fazilet Eczanesi (1960)
  • Lütfen Dokunmayın (1961)
  • Huzur Çıkmazı (1962)
  • Keşanlı Ali Destanı (1964)
  • Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (1964)
  • Zilli Zarife (1966)
  • Vatan Kurtaran Şaban (1967)
  • Bu Şehr-i Stanbul Ki (1968)
  • Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1971)
  • Astronot Niyazi (1970)
  • Ha Bu Diyar (1971)
  • Dün Bugün (1971)
  • Aşk-u Sevda (1973)
  • Dev Aynası (1973)
  • Yar Bana Bir Eğlence (1974)
  • Ayışığında Şamata (1977)
  • Hayırdır İnşallah (1980)
  • Eşeğin Gölgesi
  • Haldun Taner Kabare

Diğerleri;

  • Devekuşuna Mektuplar (1960)
  • Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978)
  • Düşsem Yollara Yollara (1979)
  • Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979)
  • Yaz Boz Tahtası (1982)
  • Çok Güzelsin Gitme Dur (1983)
  • Berlin Mektupları (1984)
  • Koyma Akıl Oyma Akıl (1985)
  • Önce İnsan Olmak (1987)

Aldığı Ödüller;

  • 1953  yılında Uluslararası Hikaye Yarışması Türkiye Birinciliği (Şişhaneye Yağmur Yağıyordu)
  • 1955 Sait Faik Hikaye Armağanı (Onikiye Bir Var)
  • 1956 Varlık Dergisi, Türkiye'nin En Beğenilen Öykü Yazarı seçildi
  • 1972 Türk Dil Kurumu, Tiyatro Ödülü (Sersem Kocanın Kurnaz Karısı)
  • 1983 Sidat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
  • Bordighera Müzik Festivali, Hikaye Ödülü (Sancho'nun Sabah Yürüyüşü)

Japon usulü Tavuk şiş ...

Yakitori,
Japonca: 焼 き 鳥
Japon usulü Tavuk şiş.
Yakitori spor maçlarında satılmaktadır. 

Yakitoriya, yakitori konusunda uzmanlaşmış küçük dükkanlardır. 

Genellikle yalnızca eve servis hizmeti veren kompakt bir dükkan şeklindedir.

Malzemeler: 

6 adet kemiksiz tavuk budu (derili)
1 demet taze soğan 
7 baharat karışımı (isteğe bağlı olarak)
150 ml soya sosu
½ su bardağı şeker
5 tatlı kaşığı sake veya sek beyaz şarap
1 yemek kaşığı un 


Baharat;
Yakitori baharatları esas olarak iki türe ayrılır: 
Tuzlu veya tuzlu-tatlı. Tuzlu tip genellikle ana baharat olarak sade tuz kullanır. Tuzlu tatlı çeşidi için dara, mirin, sake, soya sosu ve şekerden oluşan özel bir sos kullanılır. Diğer yaygın baharatlar, birinin zevkine göre toz acı biber, shichimi, Japon biber, karabiber ve wasabi içerir.

Yapılışı: Sos için bir tencereye soya sosunu, şekeri, sake ve unu koyup kaynatıyoruz. Kaynayınca altını kısıp sos üçte birini çekene kadar 10 dakika ağır ağır pişiriyoruz. Tavuk butlarının her birini altı parçaya ayırıyoruz. Soğanları da 3 cm uzunluğunda kesiyoruz. Tavuk ve soğanları sırasıyla şişlere diziyoruz ve mangal ya da ızgarada orta ateşte 5-10 dakika pişiriyoruz. Pişirme esnasında sık sık üzerine fırça yardımıyla sosu sürüyoruz.

Servis tabağına alıp üzerine yedi baharat karışımını serperek kalan sosla birlikte servis ediyoruz.

Hazırlanması, etin tipik olarak çelik, bambu veya benzeri malzemelerden yapılmış,  adına kushi denen  ile bükülmesini içerir. Daha sonra, bir kömür ateşi üzerinde mangalda ya daa ızgarada pişirilir. Pişirme sırasında veya sonrasında, et tipik olarak dara sosu veya tuz ile baharatlanır. 

1805-1883 yılları arasında yaşayan, koşma, semai ve destanlarıyla tanınmış halk şairimiz ...

Erbabi,
1805-1883 yılları arasında yaşayan, koşma, semai ve destanlarıyla tanınmış halk şairimiz.

Erbabi,
Aşık Erbabi, 
(1805- 1884)
Hüseyin Farki,

Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi .
Dertli, Koşma, semai ve taşlamalarıyla tanınmış XVIII. yüzyıl halk şairi.
Asıl adı Hüseyin Farki olan Erbabi curasıyla şiirler söylemiştir. 

Erzurum'un Karaz köyünde doğan saz şairi 1220-1300 (1805-1884) yılları arasında yaşamıştır. Hüseyin Farki'ye Şeyhi tarafından Erbab denildiği için Erbabi takma adını kullanmıştır. Abdülmecit döneminde İstanbul'da askerliğini yapmıştır. Aynı dönemde Erzurumlu Emrah, Tokatlı Nuri, Aşık Dertli ile yaşamıştır. Divan edebiyatına hem aruz hem hece vezniyle yazdığı eserlerle katkı vermiştir. 

Aşık Erbabi'den bir taşlama;

Dünya ahvâlinden haberi yoktur,
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk!..

Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk!..

Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk!..

Sanırsın Allah'la akte oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk

Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk!..

Abhazların kendilerine verdikleri ad ...


Aspuva,
Abhazlar,
Abhazların kendilerine verdikleri ad.

Abhazca, Аҧсуа, 
Apsva,
Apsua.


Abhaz ise Abhazya'da yasayan ve kendilerini Apsuva olarak adlandıran gruba Gürcülerin verdiği ad olarak bilinir.

Abhazya Cumhuriyeti, Abkhazia,
Resmi Dil, Rusça, Abhazca
Başkent, Sohum
Cumhurbaşkanı (2019), Sergei Bagapş'dır. 2019 verilerine göre yüzölçümü, 8 600 km2 dir. Nüfus, 215 972 kişi olarak Hristiyan ve Müslüman'dır.

Abhazya Cumhuriyeti, Gagra, Gudauta, Sohum (Başkent), Gulripş, Tkuarçal, Oçamçira ve Gal olmak üzere 7 idari bölgeden oluşmaktadır.

İller;
Sohum (Başkent),
Afon,
Gagra, Gal, Gudauta,
Oçamçira,
Tkuarçal,

Abhazlar;
Abhazya’da yaşayan Güney Kafkas halkıdır. Gürcistan dışında en büyük Abhaz nüfusu Türkiye’dedir. Türkiye’deki Abhazlar ve Çerkesler beraber Ruslar tarafından sürgün edilmiştir. Ayrıca Rusya, Kazakistan ve Ukrayna’da da Abhaz nüfusu vardır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Abazalar ile Abhazların aynı kökenli olduğu kabul edilir. Kafkas dilleri ailesinin Abhaz-Abaza dilleri grubunu oluşturan dilleri konuşurlar.

Abhazya’daki Abazalar için Abhaz, Rusya’daki Karaçay - Çerkes Cumhuriyeti’ ndeki Abazalar, Abazin olarak adlandırılır.

Abhaz Mitolojisine göre, bilgi ve akıl tanrıçası Atana’dır.

Alışılmış olandan büyük büyük olan ...

Battal,
Arapça, battal, بطال
Arapça, battâl, بَطَّالْ

Alışılmış olandan büyük büyük olan.
En ve boyca alışılmış olandan büyük.

Mecaz anlamda battal, işe yaramaz, kullanılmaz anlamında kullanılır.
İşsiz, çürük, kullanılmaz.
Boş.
Hükümsüz.
İşsiz.
Metruk.
Kullanılmaz.

Batıl, Mensuh ve mefsuh.
Faydasız.
Pek büyük. Hantal.
Hükümsüz.
Arapça, Köhnemiş Hantal, Hükümsüz.

Caferiye mezhebinin, On İki İmamcı olan kolu...


İsna Aşeriye,
Oniki imam,
İmamiye,

Ashabul intizar,
Kaimiyye,

Caferiye mezhebinin, On İki İmamcı kolu.
Şiiliğin en önemli kolu İmamiyye’dir. 

İsna Aşeriye mensuplarına Caferi de denilir. Bu mezhep günümüzde daha çok İran ve Irak’ta yaygındır. 
İran’ın resmi mezhebidir. 

Şia mezheplerinden Caferiye veya İmamiye-i isna aşeriye mezhebine göre, din ve dünya işlerini düzenleyen ve dini önder ve hüccet olarak kabul edilen on iki rehber.


İsna Aşeriye, ilki Hz. Ali olan bu on iki imamı, mezheplerinin temeli sayan Şiilere verilen isim’dir.

Bunlara göre imamet Hz. Ali’den başlar, oğlu Hz. Hasan’dan sonra Hz. Hüseyin’e geçer. Hz. Hüseyin’den itibaren kesintiye uğramadan babadan oğula devrederek on iki imamı tamamlar.

On iki imam sırasıyla şunlardır:
Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ali Zeynel-abidin, Muhammed el-Bakır, Cafer es-Sadık, Musa el-Kazım, Ali er-Rıza, Muhammed et Taki, Ali en Naki, Hasan el-Askeri, Muhammed el-Mehdi.

Yurdumuzda da yaşayan dalıcı bir su kuşu ...

Batağan,
Yurdumuzda da yaşayan dalıcı bir su kuşu.
Batağan, Podicipedidae familyasından kuş türlerinin ortak adı.
Dünyanın her tarafına yayılmış, tatlı sularda yaşamaya uyum sağlamış dalıcı bir kuştur. 
Kuyruk körelmiştir. Cinsleri birbirine benzerdir. Yazları üreme zamanlarıdır. Belirgin süslenmeler görülür. Yaşamlarını çoğunlukla tatlısularda sürdürürler. Besinleri eklembacaklılar ve balıklar  dır. İyi uçarlar fakat zorlukla yürürler. Yaklaşık 20 m. kadar dalabilirler. Su altında 1 dakika kadar kalabililer. Yuvalarını bitki parçalarından yaparlar. Yuvaya 3-8 arası yumurta bırakırlar. Erkek ve dişi birlikte kuluçkaya yatar.

Doğu Karadeniz’de yetişen ve “likapa, avcıüzümü” gibi adlar da verilen bir tür yaban mersini...

Lifor,
Doğu Karadeniz’de yetişen ve “likapa, avcıüzümü” gibi adlar da verilen bir tür yaban mersini. 

Avcı üzümü, 

Çay üzümü.
Likaba, 
Likapa,
Anadolu otu,
Ayı yoncası,
Gara gilik,

Çalı çiçeği,
Çoban üzümü (Vaccinium myrtillus L.),
Çera,

Hencoyik,
Kuş üzümü,
Kaskanaka,
Libade, Lifar, Ligarba,
Likaba, Likapa,Likarba, Lifora,
Maviyemiş,
Mehobah,
Orman liforu,
Orman ligarbası,
Peygamber üzümü,
Trabzon çayı,
Yaban mersini,
Yayla liforu,
Yayla likaparası,
Yer ligarbası,
Yer liforu,

Aronya,

Trabzon ve Rize yörelerinde likapa' ya verilen ad.

Maviyemiş, Fundagiller (Ericaceae) familyasından, çalı formunda, kışın yaprağını döken, çok yıllık bir bitkidir. Normalde koyu yeşil renk olan yaprakları, sonbaharda kırmızı ve sarı renge dönüşür. Çiçekler beyaz renkli, bazen pembe çizgilidir. Maviyemiş meyveleri, salkım halindedir. Salkımda olgunlaşma dipten uca doğru devam eder. Meyve sapsız, kabuksuz ve 1,5-6,0 gr ağırlığındadır. Mavi, siyah, pembe renkli meyveleri, ekşi-tatlı ve bol suludur. Olgun meyveler, mavi-siyah ya da koyu mor renkli, yüzeyi puslu görünümlüdür. 

Yaban mersini.
Enir,
Bir tür yaban mersini.
Likapa, (Çalı).
Aronya,
Çay üzümü,
Avcı üzümü,
Yaban Mersini,
Ayı üzümü,

Fundagiller familyasından; 20-50 cm boyunda çok dallı, odunsu bir bitkidir.

Karadeniz bölgesinin dağlarında çok miktarda bulunur. Meyvelerinde; organik asitler, şekerler, pektin, tanen ve mirtilin denilen bir boya maddesi ile A ve C vitaminleri vardır.
Yaprakları şeker hastalığında faydalıdır. Meyvesi dizanteride etkilidir. İshali keser.

Hindistan'ın Telangana eyaletinin başkenti ...

Haydarabad,
İng. Hyderabad
Telugu dili: హైదరాబాద్,
Urduca: حیدرآباد,
Hindistan'ın Telangana eyaletinin başkentidir. 
Şehir rakımı, 510 m. dir. 
Hindistan'ın en büyük beşinci şehridir. Antik bir şehir olan Haydarabad'ın  kalabalık, dar caddelerinde inekler gezer.  Haydarabad'da Telugu dili, Hintçe ve Urduca konuşulur. 



Haydarabad'da Mekke Mescidi gibi simgesel Charminar anıtları ve antik camileri vardır.
Eskiden önemli bir elmas ve inci ticaret merkezidir. Haydarabad, Telangana eyaletinde 6.7 milyon insanın yaşadığı bir şehirdir. Haydarabad büryanı  çok  lezzetlidir.  Göl ve ormanlık alanları ile önemli yaban hayatı koruma merkezlerine sahiptir. Şehir dışında milli parklar vardır. Kenti en iyi kasım-şubat aylarında görülmesi daha uygundur.


Hindistan'ın önemli şehirleri;
Bangalore (Bengaluru), Kernataka eyaletinde bir şehirdir.
Delhi, Hindistan’ın başkenti Delhi, 11 milyondan fazla bir nüfusa sahiptir
Chennai, Tamil Nadu eyaletindedir.
Haydarabad, Andhra Pradeş eyaletindedir.
Jaipur, Rajasthan eyaletindedir.
Kochi,
Pune, (Doğu’nun Oxford’u)

Bombay (Mumbai), Mumbai, Maharashtra eyaletinde bir kıyı kenti olup, 12.4 milyon nüfusa sahiptir. 
Kalküta,
Coimbatore,
Udaipur,
Kerala,
Mysore
Ooty,
Pondicherry (Pondy),
Udaipur,
Munnar
Surat,
Agra, Uttar Pradeş eyaletindedir.
Kolkata (Kalküta) Batı Bengal eyaletindedir.
Ahmedabad, (Gujarat-Gucerat eyaletinde 5,5 milyon nüfusa sahiptir.)
Bengaluru, (Karnataka eyaletindedir.)
Nagpur,
Kanpur
Lakhnau,
Indore,
Patna.


Hindistan,
Bhārat, 
Hindistan Cumhuriyeti olarak da bilinir.
Bhārat Gaṇarājya, 
Hindistan laik, federal bir cumhuriyettir, demokratik bir parlamenter sistemle yönetilmektedir.
Güney Asya ülkesi olup, dünyanın ikinci en kalabalık ülkesidir. 


Hint Okyanusu, Arap Denizi ve Bengal Körfezi ile sınırları vardır. Pakistan ile batı arasındaki kara sınırlarını, Çin, Nepal ve Butan, doğuda Bangladeş ve Myanmar ile komşudur. Hindistan, Sri Lanka ve Maldivler civarında yer alır. Andaman ve Nicobar Adaları, Tayland ve Endonezya ile deniz sınırını paylaşır.

Çoğulcu, çok dilli ve çok etnik gruptan oluşan bir topluluk olan Hindistan'da 29 eyalette, 1.3 milyar insanı barındırıyor. 

1991 yılında başlayan ekonomik liberalleşme, Hindistan'ın hızla büyüyen büyük bir ekonomi ve yeni sanayileşmiş bir ülke olmasına neden oldu. Gayri safi yurtiçi hasıla dünyada piyasa döviz kurlarında altıncı, alım gücü paritesinde ise üçüncü sırada yer almaktadır.

Hindistan hükümeti ülkedeki bazı şehirlerin isimlerini, önceki anlamlarına göre yeniden değiştiriyor. Örneğin;
Uttar Pradesh eyaletinde yer alan Faizabad, ismi değiştirilerek Ayodhya yapıldı.
Telengana eyaletinin başkenti Hyderabad şehrinin adı Bhagyanagar olarak değiştirilecek.
Allahabad şehrinin adı da Prayagraj olarak değiştirildi.

Ülkenin batısındaki Gujarat eyaletindeki Ahmedabad şehrinin adı da Karnavati olarak değiştirecek.

“Boşnak böreği” de denen ve kat kat açılmış yufkalar arasına çeşitli harçlar konarak hazırlanan bir börek...


Pita,
Boşnak böreği,
Kat kat açılmış yufkalar arasına çeşitli harçlar konarak hazırlanan bir börek. 
Boşnakların meşhur böreği, Pita.
Boşnak böreği, basit gibi görünse de, el mahareti isteyen bir börektir.
Kız yetiştiren annelerin miras gibi kızlarına öğrettiği  bir börektir pita. Kayınvalidelerin gelinlerinde aradıkları beklentidir. Bu böreği kızlar ve gelinler iyi yapmak zorundadırlar.


Yugoslavya' da Perşembe ve Pazar geceleri özellikle Pita yenir. Türkiye' de yaşayan Boşnaklar, Perşembe akşamları özellikle pita yerler.

Müslümanlar'da Cuma gününün arifesi Perşembedir. Pazar ise Hıristiyanlarca kutsaldır. Her iki günde de, Boşnaklarca un ve hamurda bolluk bereket olduğu anlayışından hareketle, bu kutlu günlerin hatırına, bolluk ve bereketin çoğalması dilenir, verilen nimetlere böylesi bir köklü gelenekle bir anlamda şükredilmiş olur.

Bu böreğin harcında geleneksel olarak ıspanak veya pırasa kullanılır. Arnavut ve Boşnaklar arasında pırasalı pita milli bir meseledir.

Kol böreği şeklinde sarılıp ortadan tepsinin sonuna doğru daire şeklinde sarılarak hazırlanır. Buna karşılık patatesli, lor peynirli (ekşimik) veya kabaklı iç harcıyla da yapılmaktadır.

Malzemeler
- Un
- Ilık su
- Tereyağ
-1 Çay bardağı sıvı yağ
-Tuz

İç Harcı İçin
- Ispanak, pırasa, kabak, lor peyniri, patates, kabak ( Arzuya göre biri tercih edilir. )
- 2 büyükbaş soğan
- Tuz
- İsteğe göre karabiber ve kırmızıbiber

Yapılışı;
İç malzemesi olarak pırasa için tarifimizi verelim. 
Ilık su, tereyağ ve tuzu, ortası havuz gibi açılmış unun ortasına yerleştirip, özlendirerek sert olmayan bir hamur elde edilir. 5-6 bezeye bölünen hamur parçaları üzeri bir bezle örtülerek bir saat kadar dinlenmeye alınır. Tereyağ eritilir, içine biraz da sıvı yağ konularak karıştırılır.
Hamur bezelerinden bir tane alınır. Genişçe serilmiş temiz bir sofra bezi yere yayılır.

Bir kaba unu boşaltalım ve hepimizin bildiği gibi orta kısmını kenarlara doğru iterek açalım. Daha sonra tereyağı ve bir bardak ılık su hazırlayarak unun açtığımız orta kısmına dökelim. Sonra kulak memesi kıvamına gelene kadar hamurumuzu yoğurmaya devam edelim. Birkaç parçaya ayırdıktan sonra üstüne bir bez ile örterek bekletelim.

Bir kaba tereyağını eritip birde sıvı yağını üstüne ekleyerek bekleyelim. Daha sonra aldığımız bir hamur parçasını masanın üstüne yassı bir şekilde serelim. Hamur ve erittiğimiz tereyağı yardımıyla el ile geniş yuvarlak bir şekilde açılır.

Ispanakları soğan ile ve baharatlarını ekleyerek kavurup yanımıza alalım. Açtığımız hamura yayarak yerleştirelim. Şimdi işin en maharetli yanı ise bu serili hamuru yarım ay olacak şekilde rulo yaparak açalım. Bu şekilde hazırladığımız hamurlarda da aynı işlemi uygulayalım.

Daha sonra fırın tepsisini yağlayarak rulo şeklinde yaptığımız hamurları elimizde biraz daha uzatarak tepsiye spiral şekilde yerleştirelim. Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırına boşnak böreğimizi atabiliriz. Ama bilinen uygulama olan yumurta sarısını kesinlikle hamurun üstüne sürmeyiniz.
Afiyet olsun.

Yiğit, kahraman ...

Cilasun,
Alp,
Şarih,
Batur,
Er,
Pehlev,
Neriman,
Bahadır,
Cesur,
Konur,
Babayiğit,
Dilaver,
Yiğit, kahraman.
Yiğit kimse.
Asüd, Yiğitler, kahramanlar.
Celadet, Yiğitlik, Kahramanlık.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ