Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü ...

Korku,
İng. fear,
Arapça, Khawf,
Korku, khawf خوف
Arapça Havf etmek, korkmak.

Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü .
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak.
Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara.


Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, bed, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu. 
Kaygı duymak, endişe etmek
Çekinmek, sakınmak, saygı duymak.
Yapamamak, cesaret edememek.

Muş yöresine özgü lahana dolması ...

Hez,
Hez Dolması,
Hazüt, Hasut Dolması,
Muş yöresine özgü lahana dolması.
Yağlı et çekilerek kıyma yapılır. Et pirinçle karıştırılarak iyice yoğrulur. Lahana (Kelem) suda haşlanır. Sonra haşlanan lahana ufak ufak parçalara bölünür. Pirinçle karıştırılmış etin (iç) üzerine sumak ekilir. Lahanaların içine hazırlanan bu iç konularak sıkım sıkım yapılır. Toprak tencere, çömlek içine konur. Su ilave edilerek haşlanır. Haşlanan dolma tabaklara dizilir. Dolmanın üzerine yağ dökülerek yenir. 




Muş Yöresel Yemekleri; 

Muş köftesi (hafta direği), Domatesli lahana dolması (Kırçikli kelem dolması), Hez (Hasut) dolması, Çorti, Keşkek, Cavbelek, Mırtöge, Herse, Kaburga dolması, Jağ yemeği, Kete, Kuş konmaz, Ayran aşı, Muş böreği, Pırvaz, Pınağun, Teter helvası, Mırtoğe, Sıpidak, Kenger, Gülük, Kak,  Cavbelek, Helimaşı, Uçkun.

Muş böreği;
Yağlı kıyma pirinç ile iyice yoğrulur. Haşlanmış lahana yapraklarına sarılarak tencereye sıra ile dizilir. Tencereye sumak suyu ilave edilir. İyice piştikten sonra servis yapılır. 

Domatesli Lahana Dolması (Kırkçikli kelem Dolması);
Yağlı kıyma bulgurla iyice yoğrulur. Haşlanmış lahana yapraklarına sarılır. Tencereye, bir sıra dolma bir sıra da domates ve biber karışımı serilir ve ateşe verilir. Piştikten sora üzerine biberli yağ dökülerek servis yapılır.

Pırvaz:
Kelem (lahana) yaprakları iyice temizlenir aralarına biber, sarımsak serpilir çömleklere doldurularak kış için saklanır.

Çorti;
Lahana yaprakları ufak ufak doğranır ve maydanoz, reyhan, soğan ve çeşitli baharatlardan oluşan karışımla birlikte tüpe doldurularak kışlık olarak saklanır. Ekşi olması için de küpe bir miktar nohut ve hamur atılır. Kuru yemeklerin yanında yenildiği gibi içine dövme ya da kemikli et katılırak pişirilir. 

Yazın alınan sebzelerden domates-baldırcan, biber-isot, patlıcan-kara baldırcan, bakla, hıyar-salatalık kabuğu, reyhan, nane, gibi sebzeler kurutulur, torbalara doldurularak kışın yemek yapılır. Lahana(kelem) bir kaç çeşitte kışa saklanır. Kelem yapraklan küçük küçük doğranır. Küçük, küçük doğranan soğan ve reyhan gibi bitkilerde  (karasa) büyük küplere doldurulur. İçine bolca su konur. Hazırlanan ekşi hamur içine atılır. Üzeri iyi kapatılarak kışa saklanır. Kışın çorti ile kemikli et (komik denilen bel kısmı, veya boççik denilen kuyruk kısmı) ve dövme beraber pişirilir. Üzerine tereyağı dağlanarak dökülür.

Bir rivayete göre Lokman hekim gezileri sırasında Muş'a da gelmiş. Halkın çoğunluğunun lahana-kelem yediğini görünce, burada bana çok iş düşecek diyerek ilkbahar geldiğinde, bunların çoğu hastalanacak, diye düşünmüş. Halkın ilkbahar gelip de, karlar eriyince  uçkun diye bilinen bir bitkiyi yediğini görmüş. Sonra bu bitkiyi incelemiş. Sonunda, bitkinin, lahananın çokça yenilmesinden doğabilecek hastalıkları yok ettiğini tespit etmiş. Lokman hekim, bu gerçeği şöyle dile getirmiş. Allah derdi vermiş, beraber dermanını da vermiş.

Pınağun: 
Bir çeşit ekmek, evlerde yapılır. Yazın her aile nüfusuna göre buğday temin eder. Buğdaylar arabalarla çuvallara doldurularak değirmene yollanır. Değirmenden sıra alınır. Bu konu aileler için bir nevi şenlik sayılır. Ailenin en büyüğü özellikle anneleri değirmene gider. İcap ederse geceyi orada geçirir. Un iyice öğütülünce tekrar çuvallara doldurulur, eve getirilir.

Muş köftesi (Hafta Direği): 
Yağsız et, iki yada üç kez makineden geçirilir ve dövülür. Köftelik bulgurla iyice yoğrulur. İnce çekilmiş bulgurlar iyice yoğrulur. Daha lezzetli olabilmesi için de içine bir iki tane yumurta kırılır. Sonra küçük küçük kesilerek yuvarlak yapılır. İçi oyulur. Daha önce hazırlanan köfte içi, doldurularak yuvarlak yuvarlak yapılır. Köfte içi soğan, kıyma, ceviziçi, haşlanmış pirinç, nar taneleri ile yağda kavrulurak hazırlanır. Üzerine biber dökülerek köftenin içine konur. Suda haşlanır. Tencerede pişirilir. Tabaklara dizilir ve üzerine yağ dökülerek servis yapılır. Her evde mutlaka her hafta bir defa yapılır. Bu yüzden bu yemeğin adına, hafta direği denmiştir.

Hazüt (Hez) Dolması: 
Yağlı et iyice çekilir. Pirinçle karıştırılır, iyice yoğrulur. Kelem (Lahana) suda haşlandıktan sonra ufak ufak parçalara bölünür.  Pirinçle karıştırılmış etin üzerine sonradan sumak ekilir. Lahanaların içine konularak sıkım sıkım yapılır. Toprak tencerede, çömlek içine konularak haşlanır. Tabaklara dizilir üzerine yağ dökülerek yenir.

Kırçık:
Salatalık kabukları yazdan kurutulur. Suda temizce yıkandıktan sonra tavaya bırakılarak yağda kavrulur. Soğan, biber gibi maddeler eklenir. Üzerine işkene (et suyu) serpilir. (Yoğurt su ile karıştırılarak içerisine yağ ve sarımsak ekilmesidir). Karıştırılarak yenir.

Teter Helvası: Pekmez iyice kaynatıldıktan sonra içerisine bol miktarda yağ dökülür. Sonra içerisine ekmekler ufak doğranır, iyice piştikten sonra sahanlara doldurularak yenir.

Keşkek;
Nohut ve den suda iyice haşlanır, bir tencereye konur. Başka bir tencerede hazırlanan ve pişirilen et bunun üzerine konur. Soğan, biber gibi maddeler de ufak ufak doğranarak üzerine ekilir. Bolca yağ karıştırılarak kaynatılır. Kaynatıldıktan sonra tabaklara doldurulur. Keşkek hakkında halk şöyle bir tekerleme söylemiş;  keşkek yerken kim bu sözü bir çırpıda söyleyemezse o bir ziyafet verir.

Herse:
Kemiklerinden ayıklanmış et güzelce suda haşlanır. Başka bir kap da den  (suda haşlanarak hazır­lanmış buğday) sıcak suda iyice kaynatılır.  Eti kaynayan denin üzerine dökülür. Sonra etle den iyice karıştırılır.  Daha sonra üzerine bolca yağ dökülerek sahanlara doldurulur.

Mırtoğe: 
Un yağla iyice karıştırılır, üzerine bir kaç tane yumurta kırılır ve karıştırılarak iyice piştikten sonra tabaklara konur.

Cavbelek: 
Bulgur unu suda iyice pişirilir, kurut (kurutulmuş yoğurt) veya sade yoğurt ayran yapılarak üzerine dökülür, sarımsakla soğan da küçük küçük doğranarak karıştırılır. İyice piştikten sonra kaplara koyulur.

Helimaşı: 
Nohut, dövme(den) ve yeşil mercimek suda iyice haşlanır. Bir gün önceden ıslatılır ise daha kolay pişer. Başka bir kapta hazırlanan kemikleri sıyrılmış et parçalarını, yağda ince doğranmış soğan ve tuz ile  kavurunuz. Pişerken iyice karıştırılır. Etler ile maddeler helmeli hale gelmelidir.  Tabaklara doldurulur. Helim hale gelen aşın üzerine pul biber ile yakılan yağ serpilerek afiyetle yenir.

Jağ:
Dağlarda yetişen bir bitkidir. Yazın toplanır. Turşu gibi tenekelerde veya başka kaplarda tutulur. Kışın tavaya biraz yağ dökülerek içinde pişirilir, üzerine bir kaç tane yumurta kırılır unla karıştırılır, iyice piştikten sonra kaplara konur.

Gülük: 
İlkbaharda dağlarda görülür, çok nefis bir pancardır. Bu da suda haşlanarak yendiği gibi, yumurtalısı ve pirinçle de pişirilerek yemek yapılır.

Kenger:
İlkbaharda dağlarda yetişir. Suda yendiği gibi yumurtalısı da yapılır.

Sıpidak:
Buda bir pancardır,  suda haşlanır üzerine yoğurt serpilir ve yumurtalısı da yapılır.

Uçkun:
İlkbaharda dağlarda çıkar. Çok lezzetlidir. 

Kak:
Her türlü meyve ufak ufak kesilerek güneşte kurutulur, bunlar meyve olarak yendiği gibi yemeklerde de kullanılır.

Kırçikli Lahana Dolması :
Yağlı et bir miktar bulgurla karıştırılarak iyice yoğrulur. Suda haşlanmış lahana yapraklan ufak parçalara ayrıldıktan sonra etleri içine küçük küçük doldurulur.  Sıkılarak tencereye doldurulur. Her sırada bir daha önce hazırlanan domates, biber, soğan, maydanoz gibi sebzeler de küçük küçük doğranarak sıraların arasına doldurulur. Tencere dolunca su ile haşlanır. Sahanlara doldurularak üzerine yağ serpilir.

Malzeme Listesi:
500 gr. Az yağlı Kıyma
1 kase Bulgur
1 adet Lahana
3 adet Domates
2 adet Yeşil Biber
2 çorba kaşığı salça
2 çorba kaşığı Tereyağı
2 adet Soğan
Pul biber ve Tuz

Yapılışı:
Lahananın yapraklarını yarma yapılacak kısımlarını ayıklayıp, haşlayınız. Haşlanmış lahananın dip kısımlarını ayırıp, küçük küçük doğrayınız. Sırayla biber, domates (dış kabuklarını soyunuz), soğanı küçük doğrayıp, ilave ediniz. Son olarak salça ve tuz ilave ediniz. Dolmanın sos olarak konan salatası hazırlanmış olur. Kıyma ile bulguru karıştırılarak iyice yoğrulur. Suda haşlanmış lahana yapraklan ufak parçalara ayrıldıktan sonra etleri içine küçük küçük doldurup, sarınız.

Tencerenin altına yanmaması için lahana saplarından koyunuz. Yaptığımız dolmaların yarısını koyunuz. Üzerine salatadan bir miktar yayınız. Her sırada bu şekli uyguladıktan sonra 1 su bardağı su ekleyip, orta ısıda ateşin üzerine koyunuz. Kaynadıktan sonra kısık ateşte pişiriniz. Ayrıca bir tavada tere yağını eritiniz. İçerisine pul biber ilave ederek yakınız. Servis ederken hazırladığınız biberli tere yağını üzerinde gezdirip, sıcak servis yapınız.

Not: 
Benim önerim yaprak ve lahana(kelem) dolması yapıldığı zaman tencerenin tabanına kemikli et koyunuz. Muhteşem bir lezzet veriyor.

Etrafı aydınlatan, nur saçan, ışık veren ...

Nurefşan,
(Farsça).
Arapça, نورفسان .
Osmanlıca,

Etrafı aydınlatan, nur saçan, ışık veren.
Işık saçan, çevresini aydınlatan.
Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. 
Nur ve Efşan kelimelerinden birleşik isim.

Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmi makamların keyfi ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kuruma verilen ad ...

Ombudsman,
Ombudsman, (İng.),
Kamu hakemi, Kamu denetçisi, Halk gözlemcisi.
İsveç dilinde delege, avukat, temsil etme yetkisi verilen kişi anlamına gelmektedir. Kurum olarak da parlamentoyu temsil eden büro anlaşılır. 
İspanya’da Halkın Savunucusu, 
Avusturya’da Halk Avukatı, 
Fransa’da Ara bulucu.
Soruşturmacı.

Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmi makamların keyfi ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kuruma verilen ad.
Kamu denetçiliği kurumu, Bağımsız gözetmen, Şikayet amiri,
Kamu hakemi, kamu denetçisi,  yüksek dilekçe kurulu.
Ombudsman için Türkçede kamu denetçisi, denetçiliği karşılığı kullanılmaktadır.


Ombudsman, Şikayetleri ve bir takım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir. 


Ombudsman, kamu hizmetlerinin yürütülüşü esnasında adaletsizlikler hakkında, konudan etkilenenlerden şikayetleri almak, bu konularda araştırmalar yapmak ve sorunları çözmekle görevlendirilmiş, bağımsız bir kamu otoritesidir. 

İsveççe'de ombuds-arabulucu ve man-kişi anlamını ifade eden aracı kişi anlamına gelmektedir. Ombudsman kelimesi İsveççe’de genellikle delege, avukat, vekil veya bir diğer kişi veya kişiler tarafından o kişi veya kişiler adına hareket etmeye ve onların haklarını korumaya yetkili kılınmış kimseyi ifade etmek için kullanılır.

Ombudsman'lık Kurumu Osmanlıdaki Ahilik Kurumundan esinlenerek hayata geçirilmiştir. Ahilik Kurumunun liderinin seçimi demokratik usulde yapılır, göreve getirilen kişide, dürüstlük, liyakat, tarafsız olma özellikleri aranırdı. Bağımsız ve tarafsız bir kurum olarak faaliyet gösteren ve aynı zamanda sivil toplum kuruluşu olan Ahilik, devlet ile vatandaş arasındaki sorunların çözümünde, hakların korunmasında halkın vekilliği görevini yerine getirmiş, halkın gözlemcisi durumuna gelmiştir.

İsveç’te 1713 yılında kurulan ombudsmanlık ülkede yolsuzluğun had safhaya ulaştığı bir dönemde kurulmuş, başarılı olunca da 1809 yılında anayasal bir kurum haline getirilmiştir. Daha sonra İskandinav ülkelerinden Finlandiya 1919, Norveç 1959, Danimarka 1954 yılında ombudsmanlık sistemine geçmiştir. İngiltere’de 1954 yılında Tarım Bakanlığındaki görevlilerin, köylülere ait olan bir araziye hukuk dışı yollardan el koymalarıyla ortaya çıkan skandal, ombudsmanlık kurulmasında etkili olmuştur. Pasifikte, Yeni Zelanda da kendi ulusal değerlerini koruyan bir ombudsmanlık bürosu kurmuş ve Parlamento Komiseri olarak 1962 yılından beri görev yapmaktadır.







Dilenci ...

Sail,
Arapça, سائل
Dilenci,
İng. beggar.
Geçimini dilenerek sağlayan kimse.
Israrla ve arsızca bir şeyi isteyen kimse.
Fakir.
Soran, Soru soran.
İsteyen.
Akan, seyelan eden.


Aptal, Apdal,
Ceber, Cerrar,
Dedeci, Dek, 
Geda, 

Goygoycu, Goygocu; 
Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse.

Karaçi,

Nancu, Nanhor,
Sayir, Suluk.

İsteyen, yoksul, dilenci.
Soran, isteyen, dilenen, dilenci.

Orhan Gencebay'dan ;

Dilenci, Sail ...

Çok hızlı oynanan bir İspanyol dansı ...

Jota,
Çok hızlı oynanan bir İspanyol dansı.
Jota Aragonesa,
Bir çift dansçının oynadığı, hızlı tempoda, kastanyet eşliğinde oynanan İspanyol dansı.

Diğer İspanyol Dansları;
Fandango,
Jota Aragonesa,
Flamenko,
Balero,
Paso doble,
Sardana,
Zambra,
Sevillana, 





Fandango dansı, hareketli bir İspanyol dansı olup, bu dansın müziğine de aynı ad verilir. Canlı bir halk ve Endülüs (Flamenko) çiftler dansıdır. Geleneksel gitar ve castanets veya alkışlar  eşliğinde söylenir. Birçok Avrupalı ​​besteciler tarafından çoğu sahne ve saz eserlerinde kullanılan şekil Fandango' dur. Dansta koreografi oldukça basit olup iki erkek dansçıdan biri en hafiflik ve repertuvar kademe dans ayaklarda değişikliklerin hangi gösteren, her zaman birbirlerine, dans ve step dans bir yüz. Dansçı erkek ve kız, erkek ve çocuk (en sık) ya da nadiren iki kız olabilir.  






İslam ülkelerinde özgür bırakılmış kölelere verilen ad ...


Mevali,
Azad edilmiş köleler.
İslam ülkelerinde özgür bırakılmış kölelere verilen ad.
İslam tarihinde cahiliye devrinde toplumdaki kişilerden birinin ya da çoğunluğunun isteğiyle kabileye katılan insanlara / kölelere verilen ad.
Köle Savaşlarda esir alınan ve bütün varlığıyla, bir başkasının mülkü olan kimse. Erkek esire köle, kadın ise cariye ismi verilir. Kölelik insanlık tarihi kadar eskidir. 



Köle ve cariye aynı hükümlere tabidir.  Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması demektir. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memluk veya kul denir. Köle sahibine ise efendi veya mevla denir. Bazı durumlarda uşak ve hizmetçi de köle anlamına gelir. Kadın kölelere cariye denir.
Hürriyetine sahip olmayan, başkalarının hükmü altında bulunan ve para ile alınıp satılan kişiler köle olarak adlandırılmıştır. Köle kelimesi yerine Türkçede bazen kul, bende, halayık, esir ve cariye veya odalık tabirlerinin kullanıldığı görülmektedir.

Arapça Mevali kelimesi, Osmanlı Devletinde görev yapan yüksek dereceli ilim adamlar için de kullanılırdı.

Güney Amerika'da yetişen ve "Dragon" da denilen bir meyve...

Pitahaya,
Pitaha,
Ejder meyvesi,
Dragon fruit,
Kaktüs meyvesi,

Güney Amerika'da yetişen ve "Dragon" da denilen bir meyve. 
Pitaya ağacı kaktüsgillerden olup üretimi ağacının güneş yanıkları ve kırağıdan çok çabuk etkilenmesinden dolayı çok büyük ilgi ve özen ister. Beyaz ve kırmızı olmak üzere iki çeşidi bulunur. Aslında meyve kesildiği zaman ortaya çıkan iç rengindendir. 


Meyve kesildiğinde içerisinde küçük susam tanesine benzeyen çekirdekleri bulunur. Bu çekirdekler, tıpkı kivideki gibi meyveyle birlikte tüketilir. Eğer Pitaya meyvesinden uzun soluklu bir verim alınmak isteniyorsa, sapından kesim yapılmalıdır.

100 yılı aşkın bir süredir Vietnam başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilen bir meyvedir. Başlıca Vietnam, Kamboçya, Tayland, Kolombiya, Ekvator ve İsrail de üretimi yapılmaktadır.


İçerdiği besin ve mineraller itibariyle gözlerin görüş yetisini kuvvetlendirme ve yüksek tansiyonu önleme özellikleri bulunmaktadır. Ayrıca içerdiği kalsiyum ile güçlü iskelet sistemi ve kemikler için yararlıdır. Elektrolize yardımcı olur ve vücudun nem dengesini kontrol altında tutar. Taze meyve olarak yenilebilir. Salatalarda, tatlılarda, yemeklerinizde, kokteyllerinizde kullanabilirsiniz. Dekoratif görüntüsü, garnitür olarak kullanılır. 



C Vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum ve Lif ihtiva etmektedir. 7 ºC de, %80 – %90 nemde muhafaza edilmelidir. Genelde kırmızı kabuklu pitayalar C vitamini kaynağıdır. Pitayalar lif ve mineral yönünden zengindir, örneğin fosfor ve kalsium. Genelde kırmızı pitayalar bu yönden zengin olarak bilinir, sarılar bunun arkasındadır. Tohumlar çoklu doymamış yağ asidi yönünden zengindir ve genelde kırmızı ejder meyveleri çok az doymuş yağ asidi içerir.

Pitayalar ayrıca önemli miktarda fitoalbumin, antioksidan, kanseri önleyici serbest radikaller içerir. Tayvan’ da, diyabetikler bu meyveyi yüksek diyet lifi içermesi nedeniyle pirinç yerine kullanırlar. Pitaya vücuttan ağır metal toksin atılımını hızlandırdığı ve kolesterol ile tansiyonu düşürdüğü iddia edilmektedir. Düzenli yemenin kronik solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği iddia edilmektedir.

Ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme ...

Taziye,
Arapça, ( تعزیه )
Taziyet,
Başsağlığı dileme.
Yeni ölen birisinin yakınlarının acısını paylaşır söz söylemek, teselli etmek. 
Baş sağlığı dilemek. 
Allah sabr-ı cemil ihsan etsin diye söylemek.


Müslümanlıktaki tek dramatik oyun örneği. Şiilerde Kerbela olayı üzerine dinsel acı çekme oyunu. Şiirlerde Kerbela olayı üzerine dinsel acı çekme oyunu. Bunların yazılı olanları da vardır. Oyunların çoğunluğu Farsçadır. Arapça ve Türkçe olanları da vardır.

Boğanotundan çıkarılarak hekimlikte kullanılan zehirli bir madde ...

Akonitin,
Akonin,
Atizin,
Akonit (fr. aconite).
Botanik, Boğanotu. 
Eczacılıkta, Kurtboğanotu’ nun (akonit napel) bir alkoidi.
Boğan otu, 
Kaplan Boğan otu, 
Migfer otu, 
Aconitum napellus

Boğanotu (Aconitum napellus),
1,5 metreye kadar boylanabilen, mavi çiçekler açan, çok yıllık, güzel görünüşlü bir bitkidir. Kurtboğan otu olarak da bilinir. Napellin, nişasta, akonitin ve benzeri alkaloitler içerir. İçeriğindeki akonitin çok zehirlidir.

Ağrı kesici, idrar söktürücü ve terletici etkisi vardır. Soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı faydalıdır. Romatizma şikayetlerini azaltıcı etkileri vardır. Kas kramplarını çözmeye yardımcı olur.

Kurtboğan (Aconitum), düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasından çok zehirli bir bitki cinsidir. Kurtboğan, 50–199 cm yükseklikte, çok yıllık, otsu bitkilerdir.



Kimyada Kurtboğanotu’ nun özsuyunda bulunan ve sitrik asidin pirogenosyonunda oluşan HOCO-CH=C(C02H)-CH2 —COOH formülündeki etilenik triasit (191 °C’ de erir). 

"Tatlısu Kefali" de denilen bir balık ...

Kepenez,
İng. Chub.
Tatlısu kefali,
Kasna,
Gasma,  
Gölgeci,  
Ekmekci,
Ot Balığı.


Ak kefal,
Akbalık,


Sazan balığının akrabasıdır.Ülkemizdeki tüm tatlı sularda bulunabilir. Biçim olarak 
denizlerdeki Kefali andırır. Tatlı suların hareketli ve kurnaz balıklarındandır.  

Deniz kefalinde iki sırt yüzgeci bulunduğu halde, tatlı su kefalinde sırtında bir adet sırt yüzgeci bulunur. Sırtı esmer, kısmen yeşilimtırak, yan ve karın tarafı parlak beyaz renktedir.

Kafası irice, ağzı ufak, gözleri normal büyüklüktedir. Alt yüzgeçleri kırmızı renktedir. Sık ve iri pullu balıktır. Sırtı yeşilimsi mavi, yanları kirli gri, karnı temiz beyazdır. Füzeyi andıran biçimli bir vücuda sahiptir. Dere, akarsu, nehir, göl ve barajlarda yaşarlar. 

Üremeleri Nisan ayında başlar. Ortalama 10 sene yaşadıkları ve 60 - 70 cm. boyu ve 8 kilo ağırlığa eriştikleri gözlemlenmiştir. 

Tatlı Su Kefali, larvalar, kurtlar, suya düşen tırtıl ve sinekler, çekirge, küçük kabuklular, kendinden küçük bütün balıklar, kurbağa, yavru su kuşları, su bitkileri,  yosunlar, suya düşen meyve parçaları (Kiraz, Dut) ve tohumlar ile doğal olarak beslenirler. 

Akarsuları seven bu balık, durgun ve berrak suyu bulunan göl ve göletlerde bulunmaktadır. Bu sularda; kayalıklarda, ağaçların, kamışlıkların, sık bitki örtülerinin suların üzerine eğildiği gölgelik ve köklerinin de suyun içinde kaldığı sessiz ve kuytu yerleri çok sever. Buralardaki kovuklarda saklanır; avlanacağı zaman buralardan çıkarak suyun üst kısımlarında avlanır. 

Kışları ise daha derin sulara çekilirler. Derin yataklı derelerle, göllerde çok iri kefaller yaşar. Kefal avcılığı derin derelerle göllerde şamandıra ve oltalarla yapılır.

Yağlı güreşte bir oyun ...

Kazkanadı,
Kemane,
Sarma,
Elense,
Boyunduruk,
Kesebend, (Yasaklanmış tehlikeli bir oyun).
Tırpan,
Budama,
Tek Çapraz, 
Çift Çapraz, 
Sırt çapraz,
İç paça,
Dış kazık,
Dalma,





Nobel ödüllü ünlü yahudi Macar yazar ...

Imre Kertész,
İmre Kertesz, 
(1929, Budapeşte-2015, Budapeşte) 
Macar yazar.
Kertesz, 9 Kasım 1929 yılında yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. II. Dünya Savaşı sırasında henüz 14 yaşındayken önce Auschwitz Toplama Kampına, daha sonra da Buchenwald Kampına gönderildi. Tüm ailesini toplama kampında kaybetti. II. Dünya Savaşının sona ermesinin ardından döndüğü ülkesinde gazeteci olarak çalışmaya başlamıştı. Hayatını kazanmak için çeviri yapan Kertesz, aralarında Nietzsche, Hofmannsthal, Roth, Wittgenstein,  Freud,  Schnitzler ve Canetti'nin de bulunduğu ünlü yazar ve düşünürlerin eserlerini Macarcaya çevirdi. 




Başyapıtı sayılan Kadersizler olup, on yılda yazdı. Kitabı bastırmakta siyasi nedenlerle güçlük yaşadı. Ünlü yapıtları Yahudi soykırımını tema edinmiştir. 1995 yılınd Brandengburg Ödülüne ve 2004 yılında Gundolf Ödülüne sahip olan yazar 2002 yılında Kadersizlik adlı romanıyla Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 

Yazarın Türkçeye çevrilen eserleri;
Kadersizlik, 
Doğmayacak Çocuk İçin Dua, 
Fiyasko, 
Tasfiye,
Polisiye Bir Öykü.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ