Otel kapıcısı...


Dormen, doorman, lodgeman,

(I) Otele arabayla gelen konukları, arabanın kapısını açarak “İyi günler,……….. tesisine hoş geldiniz. “ diye karşılar. Bagajların indirilmesine yardım eder ve üzerlerine bagaj bileti iliştirir, biletin uç kısmını konuğa verir. Bagaja haber vererek bagajların bagaj odasına taşınmasını sağlar.
(II) Otel konuklarının talebi üzerine, kendilerine taksi temin eder.
(III) Kendi araçlarıyla gelen konukların otolarının garaja veya otoparka çekilmesine yardımcı olur, ya da bizzat kendi park eder. (Bazı otellerde bu iş için kapıcıya yardım eden Araba Sürücü (Car Jockey) denilen elemanlar mevcuttur.)
(IV) Otelin önündeki trafiği tanzim eder ve akışını sağlar.
(V) Yabancı konukların gitmek istedikleri adresleri veya yerleri, taksi şoförlerine izah eder.
(VI) Yukarıda belirtilenlerden başka, asansör operatörleri (Lift Boy), otel şoförleri (Driver) ve Lobby’ de konukların aranmasında kullanılan haberci (Pape Boy) gibi üniformalı personel konuklara yardımcı olurlar.

Rakı çeşitleri...




Japonya' da üretilen pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisi, pirinç rakısı-Sake,


Sırbistan' da üretilen üzüm rakısı-Slivovist,

Sırpların ürettiği erik rakısı-Slivoviç, Slivovic (Servisch: šljivovica, Sloveens: slivovka, Kroatisch: šljivovica, Bosnisch: šljivovica, Macedonisch: slivova, Pools: śliwowica [/ˌsʲli.voˈvi.ca/]?; Roemeens: şliboviţă; Bulgaars: сливова (slivova); Slovaaks: slivovica; Tsjechisch: slivovice)

Yugoslavya' da üretilen üzüm rakısı-Kumovika,
 
Yunan halkının rakıya benzeyen ama daha az anasonlu hafif içkisi Uzo,

Bizans döneminde, İstanbul' da siyasal suçluların kapatıldığı ünlü zindan...

Anemas,
Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden biri olan Blahernia-Blakhernai Sarayı’nın bir parçası olan ve Karagümrük sınırları içinde bulunan Anemas Zindanları, Haliç’ e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşuyor. 

Bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan Anemas Zindanları, son yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Anemas Zindanı, adını Arap asıllı bir Bizans askeri olan  Mihael Anemas’tan alıyor. 


1107 yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken yakalanan Anemas, suçunun cezasını zindandaki bir kuleye hapsedilerek çekmiş, gözlerine mil çekilerek kör edildikten sonra da imparatorun kızı Anna’nın yardımıyla kurtulmuştu. Anemas’ın ardından İmparator I. Kommenos, İmparator Isaakios ve oğlu Aleksios, veliaht Andronikos Palaiologos ile Sultan I. Murad’ın oğlu Savcı Bey gibi birçok ünlü kişinin de tutuklu kaldığı zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.

Ürenin hidrolizlenmesiyle amonyak ve karbondioksit oluşmasını katalizleyen enzim...

Üreaz enzimi, 
 

Üreaz, ürenin karbon dioksid ve ammonyağa hidrolizini katalize eder. Başlıca, tohumlarda, mikro-organizmalarda ve omurgasızlarda bulunur. Bitkilerdeki üreaz, hekzamerdir (6 eş zincirden oluşur) ve sitoplazmaya yerleşmiştir. Bakterilerde, iki veya üç farklı alt birimden oluşur. Üreazın, harekete geçebilmesi için her alt birimi için iki nikel iyonuna bağlanması gerekir.


Bir kimyasal tepkimeye sebep olan ve onu hızlandıran, çoğunlukla Protein yapısında olan organik Maddeye Enzim denir.Enzimler, canlı hücrelerde üretilen özel proteinlerdir. ProteinlerEnzimler yalnız proteinden oluşur( basit enzim ). 
hücrede, DNA'daki kalıtsal bilgiye (gen) göre sentezlenir. Enzimlerin proteinden oluşan kısmına apoenzim denir. Pepsin, üreaz gibi bazı
Apoenzim ile koenzimin birlikte oluşturduğu gruba, tam enzim anlamına gelen holoenzim denir.
Eğer enzimler olmasaydı, biyokimyasal tepkimelerin çoğu ya hiç olmazdı ya da son derece yavaş ger­çekleşirdi.Enzimler hücrede üretilmesine rağmen hücre dışında da çalışabilir.Bazı maddeler de enzimlerin etkinliğini durdurur. Bunlara inhibitör madde denir. Siyanür, kurşun, civa gibi ağır metal iyonları inhibitör maddelerdir. 

Enzimlerin etkinliği başka moleküller tarafından etkilenebilir. İnhibitörler enzim aktivitesini azaltan moleküllerdir, aktivatörler ise enzim aktivitesi artıran moleküllerdir. Etkinlik ayrıca sıcaklık, kimyasal ortam (örneğin pH) ve substrat konsantrasyonu tarafından etkilenir. Bazı enzimler endüstriyel amaçla kullanılırlar, örneğin antibiyotik sentezinde. Ayrica bazı ev ürünlerinde biyokimyasal tepkimeleri hızlandırmak için enzim kullanılır (örneğin, çamaşır tozunda bulunan enzimler lekelerdeki protein ve yağları parçalar).

Mide ülserlerinden sorumlu Helicobacter pylori gibi birçok bakteri türü üreaz üretir. H. pylori, çoğalması için en uygun olan mide asidite pHsını, 3'ten 7'ye üreaz sayesinde artırır. H. pylori için olan ticari testler, nefeste üreaz varlığını gösterirler ve mide ülserlerinde tanı aracı olarak kullanılırlar. 

Soya fasülyelerindeki üreazın rolü çok açık olmamakla birlikte tahmin edilebilirdir. Soya yapraklarında bulunan üreaz, fasülyesindekine göre bin kat daha zayıftır. Yaprak enzimi proteinlerden nitrojeni geri dönüştürür ( proteinler, üreye ayrışır). Fasülyelerde de, filizlenme döneminde enzim aynısını yapar. Ortaya çıkan amonyak, bitki hücrelerini ayrıca patojenlerden de korumaktadır, enzimin kendisinin böcek öldürücü özelliği var görünmektedir.




Eski Mısır inanışında gökyüzü tanrıçası...

Nut,

Güney Amerika' daki Titicaca Gölü' nde yaşayan bir halk...

Urular,
Aymaralar,
Uroslar,
Keçhua.
Titicaca Gölü, Peru ile Bolivya arasında yer alır. Göl 3820 m yüksekliğiyle dünyanın en yüksek tatlı su gölüdür. Efsaneye göre ilk İnka Kralı Manco Capac, Copacabana açıklarında bir adaya çıkar. 
Isla del Sol, Güneş Adası, kedi başını andıran bir kayadır. 


Göl haritasına baş aşağı bakıldığında, yatan kedi formu ayırt edilebilir.  Buna karşın Quechua Dili'nde titi, kurşun veya kurşun rengi caca-qaqa ise kaya demektir. Yani kurşini (kurşun renkli) kaya anlamındadır. 

Başka bir Rivayet odur ki, İnka medeniyeti, (Güneş Adası) üzerinde bulunan bir büyükçe kayadan türemiş. Bu kayanın pumaya benzediği söyleniyor. 

Titicaca yerel Aymara dilinde Titi büyük kedi, Kak ise kaya manasına gelir ve tercümesi, Puma Kayası anlamındadır. 

Peru tarafındaki Puno'da ise insan yapımı yüzen adalar meşhur. Yüzyıllar önce sazları ve köklerini birleştirip üzerlerinde yaşamaya başlayan yerlilerin asıl gayesi besine yani balığa daha yakın olmakmış, ama görünen o ki asıl gaye artık turizm olmuş çıkmış.

Turist teknesi gelince eller kollar sallanıyor, hediyelik standları açılıyor, el kadar çocuklar İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve tabii ki İbranice şarkılar okuyup turist abi ve ablalarının sempatisini kazanıyor, böylelikle ekmek parası çıkarılıyor.

Uros kanı taşıyan yerliler, suyun dondurucu soğuğundan etkilenmezler. Hatta asla boğulmazlarmış. Uroslar'ın yerinde, bugün yüzen adalarda Aymara ve Keçhua yerlileri yaşasa da bugün onlara da hala Uros denmeye devam ediliyor.

Titicaca Gölü’nde yetişen ve Totora adı verilen bitkilerin kargılarını çapraz olarak bir araya getirerek büyük sazlıklar oluşturan Uroslar, bu adacıkların üzerinde basit kulübeler de inşa etmişler.

Yunanlı Tarihçi Ksenophon' un, "Onbinlerin dönüşü" olarak da bilinen ünlü yapıtı...

Anabasis,
Ksenophon, MÖ 430-355 yılları arasında yaşamış olan Atinalı yazar. MÖ 401 yılında Pers satrabı Kyros'un ordusunda paralı asker olarak göreve başlamış ancak Kyros öldürüldükten sonra Yunanlılar'ı ülkelerine geri götürmüştür. Daha sonraları Sparta yanında savaştığı için Atina'dan kovulan Ksenophon kendisine Spartalılar tarafından verilen bir çiftlikte eserlerini kaleme almıştır. En önemli eserleri arasında Symposion ve Apologia Sokratous, Sokrates'ten Anılar (Memorabilia), Thukydides'in Peloponnesos Savaşı adlı eserinin devamı niteliğinde kaleme aldığı Yunan Tarihi Hellenika, Asia Minor'un Pers satrabı Kyros'un Pers kralı Artakserkses'e karşı isyan hareketinde paralı asker olarak görev yapan on bin Hellenin öyküsü Anabasis, Kyroupaideia, Lakedaimonialıların Devleti (Lakedaimoniorum Politeia), Oikonomikos yer almaktadır.

Her şey İ.Ö. 401 yılında başlar. Pers prensi Kyros, ağabeyi kral Artakserkses'e karşı Grek paralı askerlerini de içine alan bir orduyla Lidya'nın Sardes kentinden yola çıkar. Ksenophon, bu sefere bir "savaş muhabiri" olarak katılmaktadır. Fırat üzerinde Kunaksa'da yapılan savaşta Kyros ve generalleri öldürülünce, yurtlarından 2400 km. uzakta, sarp ve düşman bir ülkede kalan gönüllüleri kurtuluşa kavuşturan, kaderin itişiyle "savaş muhabirliği"nden ordu komutanlığına geçen Ksenophon olacaktır. Dört ay sonra, gönüllülerden arta kalan "iki bin" kişi, geri dönüşlerini tamamlayarak, Karadeniz'in sularına karşı coşkuyla ünlü haykırışlarını koparırlar: Thalassa! Thalassa!
 

Dinarın binde biri değerindeki Tunus para birimi...



Milim,
Tunus Cumhuriyeti, Kuzey Afrika'da, Akdeniz'e kıyısı olan bir Arap İslam ülkesidir.Kurucusu Habib Burgiba 'dır Batısında Cezayir, doğusunda Libya ve Akdeniz, Kuzeyinde de Akdeniz yer alır. Ülkenin güney kısmını Büyük Sahra Çölü kaplar.
Tunus nüfusunun % 96.5'ini Araplar olusturmaktadir. Araplarin tamamina yakini Müslümandir. Bunun yani sira % 3 oraninda Berberiler vardir. Berberilerin tamami Müslümandir. Ayrica az sayida yahudi ve Avrupa kökenli hiristiyan bulunmaktadir. 

Para birimi:Tunus Dinarı (DT), Tunus madeni parası, Milim.

Sürtme ağlarında yanlarda bulunan takviye ipleri...

Katakula,
Sürtme ağlarında yanlarda bulunan takviye ipleri.  

Çekme ağlarında ağız açıklığını sağlamak amacıyla torba ağın önüne yerleştirilen konik biçimli, mantar ve kurşun yakada ayrı ayrı bulunmakta olup elle örülerek veya hazır ağlardan kesilerek çıkartılan ağ parçasına Bayrak denir. 
 
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ipe faril denir. Balıkçılıkta yemsiz kullanılan oltaya Seğirtme denir. Balık ağlarında dalyan teline Paratya denir.

Bitiştirme, birleştirme, yapıştırma...

İlsak,

Uzakdoğu' da yaşayan bir geyik...

Sika,

Renkli macunlar üzerine kakıldığında değerli mermer görünümü alan, parlak katmanlardan oluşmuş taş...


Skalyola,

Scagliola. (pronounced skalyola),

Highly polished plasterwork produced to imitate marble. Made from gypsum or alabaster with added pigments and animal glue shaped, molded and then polished to take on the look of marble. It is now prized in its own right and used in new construction.

Hakkari yöresinde yetişen yemeği yapılan, maydanoza benzer bir ot...

Alo,
Alilo,    
Aynı ıspanak gibi haşlanarak, yoğurtlu sarımsaklı yenir.  Ayrıca yıkanıp haşlandıktan sonra sıkılarak soğan ve baharatla kavrulur. Tavada üzerine yumurta kırılarak mıhlama gibi yapılır. Limonlu ayrı bir lezzet olur.    
Kürtçe adı alo olan, maydanoza benzeyen ve ıspanak gibi yemeği yapılan bu ot çok az yerde yetişir. Hakkari Kaval-Qewal ve Merzan, Çukurca yöresinde dağlarda yetişir. 
Baharın habercisi olarak bilinir. 


Alo, Mende, Kenger gibi bir çeşit pancar olarak da nitelenir. Şifalı olduğuna inanılır.  Ayrıca yörede Tırşok, Uşkun gibi yöresel otlar da yetişir.

Doğru hale getirme, düzeltme...

Tadil,

Eski Yunan sitelerinde, kentin yüksek noktasına kurulan ve en önemli yapıları, tapınakları barındıran içkale...

Akropolis,
Eski Yunan kentlerinde, kentlerin yakınındaki yüksekliklere verilen ad. Yunanca akropolis, yukarıda bulunan şehir  anlamına gelir. Klasik dönemde Yunanistan'da her önemli yerleşme yerinin bir akropolisi vardı. Burada Tapınaklar hazinelerin saklandığı yapılar ve çeşitli kurumlar vardı. Saldırı durumunda akropolis sonuna kadar savunulurdu.

Atina'da Eskiçağ dünyasının en ünlü mimarlık yapıtlarından birinin yükseldiği tepedir. Akropolis, Atina'nın tam ortasında yükselen, tepesi tabak gibi düz, sarp bir kayalığa verilen addır. Çok eski çağlarda Akropolis, Eski Yunanlıların oturduğu ve buradan çevre köylere egemen olduğu gerçek bir kale olup, aynı zamanda bir din merkeziydi. Bir ara Persler tarafından yıkılmış, sonra Perikles'in öncülüğüyle, M.Ö. 450 yıllarına doğru yeniden yapılmıştı. Akropolis'in batı yamacında, anıtsal kapılarıyla ziyaretçileri karşılayan ilk yapı Proplyleia'dır. Yapının, çok büyük boyutlarda olan kemerleri ince mermerden yapılmıştır. Bunun az ötesinde, Athena Nike'rim küçük tapınağı vardır. Daha sonra, mat altın rengindeki mermerleri ve kusursuz sütunlarıyla görkemli Parthenon Tapınağı gelir.

Arjantinli "Latin Amerika'nın Sesi" diye bilinen devrimci folk şarkıcısı,...

Mercedes Sosa,
(d. 9 Temmuz 1935- ö. 4 Ekim 2009) 

Arjantinli folk şarkıcısı, 
Latin Amerika'nın Sesi.
9 Temmuz 1935 yılında San Miguel Tucuman’da dünyaya geldi. 1959 yılında ilk albümünü kaydeder. 40’ın üzerinde albüm çıkarmış. Sosa, Joan Baez, Sting, Pavarotti gibi tanınmış insanlarla müziğini paylaşmış.


Mercedes Sosa, 1960’larda Şili’de ortaya çıkan ve Yeni Şarkı anlamına gelen Nueva Canción akımının Arjantin temsilcisiydi. Folk şarkılarını yeniden yorumlarken, şarkı sözleriyle, sanatçı duruşlarıyla hep politik çizgilerini korudu. Latin Amerikalı şarkıcı, askeri cunta döneminde, 1979 tarihli bir konserinde, gözaltına alındı ve şarkı söylemesi yasaklandı. Bu süre boyunca Avrupa’da yaşadı ve ancak 1982 tarihinde kendi topraklarına dönüp şarkılarını söylemeye devam etti. 2000 yılında Latin Grammy ödülü alarak ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Sosa, Ödüller şarkı söylediğim için değil düşündüğüm için de verildi, diyordu.

2003 yılında İstanbul caz festivaline katıldı.

Beyaz mermerdeki sert kısım...

Emeril,
Çört,

Çört de denilen ve beyaz mermerde rastlanan çok sert bölüme verilen ad. Mermer denince akla genellikle heykel, biblo yapımı gibi bezeme işlerinde kullanılan parlak, güzel görünümlü, ağır bir kayaç gelir. Mermer aslında, yeraltında ısı, basınç ve sulu çözeltilerin etkisiyle değişime uğramış kireç­taşı ya da dolomittir. 


Piyasada, yüzeyi parlatılabilen, kalsiyumca zengin başka deko­ratif kayaçlar da mermer olarak adlandırılır; hatta bunlar değişime uğramamış kayaç türle­ridir. Mesela, Purbeck mermeri, tatlı sularda yaşayan salyangozların kabuklarıyla dolu, sıradan bir tatlı su kireçtaşıdır. Bileşi­minde hiç kalsiyum bulunmayan, ama mer­mer olarak adlandırılan başka kayaçlar da vardır.     

Günümüzde heykeltıraşların çoğu, İtalya' nın kuzeybatısındaki Carrara bölgesinden ge­len mermerleri kullanır. Günü­müzde mermer çıkartılan başlıca ülkeler Bel­çika, İrlanda, İsveç, İsviçre, ABD ve Hindis­tan'dır. Türkiye'nin pek çok yerinde de mer­mer çıkartılmaktadır. 

Bunların arasında en güzelleri, çeşitli renklerdeki Afyonkarahisar, beyaz ve gri damarlı Marmara, gri beyaz Muğla, mavimsi gri Yalova, benekli gri beyaz Kütahya, beyaz İzmit ve Selçuk, sarı benekli, gri beyaz Denizli mermerleridir.     

"Acıçaça" da denilen bir balık...

Papalina,
Papalina Ayvalık'a özgü bir balık,ilk bakışta hamsiye benzetebileceğiniz ufak bir balık.Aynı familyadan gelselerde lezzetleri tamamen farklı olmakla birlikte papalina yerken kılçıklarını ayırmanız gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Cunda da papalina yiyebileceğiniz en güzel ay Ağustos ayıdır henüz av mevsinin bitmesi ile taze taze yiyebilirsiniz.



Jamaika' da doğan ve daha sonra reggae' ye dönüşen müzik akımı...

Ska,
Asıl kökeni kuzey ve kuzeydoğu Hindistan olan, vurmalı sazların ve sert ritimlerin ağırlığını hissettirdiği bu hareketli müzik türü, Jamaika’nın da yerel müziği. İngilizler, Jamaikalıları çalışmak için gittikleri İngiltere’de barlar açarak müziklerini dinlemeye ve içkilerini yudumlamaya devam etmişler.



Ska’nın İngiltere'de tutulmasının ardından ve siyahlarla beyazların birlikte ska icra etmesiyle duotone başlamış. Aslında duotone o dönemki politik ska gruplarının bulunduğu plak şirketinin adı. Siyah-beyaz kareler de bu şirketin sembolü, yani ska sevenlerin giydiği kareli ayakkabı ve aksesuar mevzusu buradan geliyor.


Reggae
Reggae, ska, dub ve ragga gibi Jamaika'ya özgü tüm müzik türlerini tanımlamak için kullanılıyor. Jamaika usulü rock diye geçer. Kökleri calypso, ska, rocksteady, rock' n roll ve hatta rythm and blues' a dayanır. Ska ve rocksteady müziklerinden ve Afro-Amerikan ritimlerinden esinlenerek Jamaika’da doğmuş bir müzik türü. Temposu ska ve rocksteady’e göre daha yavaş.



Başka bir deyişle ska, Jamaika’nın sıcaklığından ve biraz da marijuana ağırlığından yavaşlayarak reggae’ye dönüşmüş demek mümkün. Özellikle  roots reggae  türü rastafarianizm ile iç içe ve sözlerinde genelde rastafari muhabbetler dile getiriliyor; inanç, aşk, barış, yoksulluk, eşitsizlik. 1970'lerden itibaren dünyada popülarite kazanmıştır. Efsanevi sanatçı Bob Marley reggaenin dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. Reggae’nin rap’le karışarak hızlı bir ritme sahip olması yakın bir zaman ve bu şekilde hiphop reggae literatürde yerini alıyor.

Dub
Dub, köklerini reggae’den alan bir Jamaika müziği olarak doğdu. En basit tanımla belirli bölümlerin tekrarları hariç müzikten vokallerin çıkarılması ve reverb, yankı efektlerinin eklenmesiyle oluşturulan bir çeşitleme olarak yapılıyor. Version denen bu çeşitlemelerin karakteristik özellikleri parçanın bas ve davul bölümlerinin ön plana çıkarılması. Canlı performanslarda ise şimşek, gök gürültüsü, kuş, su sesleri gibi efektlerle zenginleştirilen, yoğun biçimde bas frekansların kullanıldığı miksler üretiliyor. 



Bu parçalar hip hop gibi müziklerde MC olarak bilinen ve ritim üzerine uyaklı vokaller yapan solistler tarafından kullanılıyor. Bu şekilde yapılan vokale toasting  deniyor.

Ragga
Ragga da reggae çıkışlı bir müzik türü ama vokal biraz daha gırtlaktan çıkıyor. Ayrıca ragga yer yer daha hiphop’umsu, agresif ya da hard core olabiliyor. Raggaya, yeni jenerasyonun reggae’si de diyebiliriz. 

"Ölmeye vakit yok", "Çağırın Gidenleri" , "Taşlı yazı" gibi yapıtlarıyla tanınmış şairimiz...

Müştak Erenus,
1915 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1940 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık mesleğini seçti. Yücel dergisi çevresindeki genç şairler arasında yer aldı. İlk şiirleri Yücel dergisinde yayınlandı.
Ayrıca Kaynak, Yenitürk, Şadırvan dergilerinde yayınlandı. Duyuru adlı kitabında yer alan Gelincik Bayrakların Türküsü adlı uzun şiiri, gerek estetik değeri, gerekse toplumsal tanıklığıyla son yıllardaki toplumcu gerçekçi şiirin önemli örneklerinden biri olmuş. 

Biçimde özlülük ve izlenimci öğeler kullandı. Konu ve tema alanında ise insan sevgisi, yaşama sevinci ve toplumsal eleştirilere yer verdi.

Eserleri;
Şiirler (1965)
Ölmeye Vakit Yok (1976)
Duyuru (1979)
Çağırın Gidenleri (1986)
Sermaye Destanı (1987)
Kalk Geleceğe Oturdun (1991)

Taşlı Yazı,
Gelincik Bayrakların Türküsü,

İnek sütünden yapılan mavi küflü klasik ingiliz peyniri...

Stilton,
Küfle olgunlaştırılan yarı yumuşak bir peynir tipdir.

Mavi peynir de denilen küflü peynirgiller familyasından Stilton peyniri, İngiltere'nin Cambridgeshire bölgesinde yer alan Stilton'dan adını alıyor, ancak peynirin aslı Melton Mowbray adlı başka bir yer. Melton Mowbray maalesef bugünlerde sadece domuz etinden yapılan hamurişi ile anılıyor. Stilton peyniri AB nin yüzünden bugünlerde çok sıkı denetim altında ve sadece bir kaç mandırada üretiliyor. Peynir mayalanmadan önce süt artık pastörize edildiğinden işin meraklıları tarafından eskisi gibi kabul görmesede noel yemeklerinde sunumu moda haline geldiğinden tüketimi artmış durumda. Mayadan sonra bastırılmayan peynir yuvarlak kaplarda şekil aldırılıp kurutulmaya bırakılıyor bu esnada kalın bir kabuk oluşuyor ve bu kabuk stitonun yenmeyen tek kısmı. İçine mavi küf damarları açan penicillium roqueforti mantarı eklenenler küflü peynir kategorisine girdiğinden literatürde bu tür Stilton, blue yani mavi Stilton olarak küfsüz olanı ise white yani beyaz Stilton olarak adlandırılıyor.



Stilton peynir üreticileri, ‘Eau de Stilton’ adlı parfümü, ürünlerinin daha çok kişiye ulaşması amacıyla piyasaya çıkardıklarını belirttiler. Özellikle kırmızı şarapla birlikte tavsiye edilen stilton mavi peyniri, Fransız rokfor peynirinden kullanılan süt cinsi nedeniyle ayrılır. Orta koyulukta sarı bir rengi bulunan ve keçi sütünden imal edilen Stilton peyniri, rokfora göre daha küflü ve daha ağır kokulu. İngiltere´de sadece 6 üretici firma yüzyıllardır kullanılan formülüylü üretim hakkına sahip bulunuyor.

Güney Amerika' nın kuzeyindeki geniş otlaklara verilen ad...

Llanos,
Güney Amerika kıtası üç ana bölgeye ayrılabilir:  Batıda Büyük Okyanus kıyı şeridine paralel uzanan And Dağları vardır;  Orta kesimde Orinoco Havzasından Patagonya' ya doğru uzanan geniş iç ovalar yer alır;  Doğuda doğu yükseltileri uzanır.
Andlar'ın yüksekliği yer yer 6.000 m.' yi aşar. Bu yüksek dağ sırası Panama'dan güneyde, Tierra del Fuego'ya kadar uzanır. 


Amazon da içinde olmak üzere, birçok önemli ırmak Andlar dağlarının eteklerinden doğar. 
Anakaranın orta kesimindeki ovalar genişliklerine göre çeşitli adlar alır.  Ku­zeyde, Gineler' le Brezilya sınırlarında, ovalar Llanos' u oluşturur. Brezilya'daki sık ormanlara selva adı verilir. Daha güneyde Bolivya, Arjan­tin ve Paraguay' ın bazı kesimlerini keserek, Gran Chaco'nun uçsuz bucaksız çayırlıkları, gölleri ve bataklıkları uzanır. En güneyde, Gran Chaco ile Patagonya arasında pampalar vardır. Buralar tarım alanı ve otlak olarak kullanılır ve Arjantin'e büyük gelir sağlar.

Trajik ve üzüntülü bir İspanyol dansı ve müziği...



Siguiria,

Mısırlı iktisatçı...

Samir Amin, 
"Merkez" ve "Çevre" gibi yeni kavramları kullanarak emperyalist bağımlılık altındaki azgelişmişlik sürecini incelemiş, Marksist eğilimli Mısırlı iktisatçı...

Marksist sosyal bilimi geçen yüzyıldan 21. yüzyıla taşıyan seçkin düşünürlerden biridir. 

1931 kahire doğumlu, yüksek öğrenimini paris te tamamlamış iktisat doktoru, sosyal bilimci, düşünür. kahire de "planlama örgütü", paris ve dakar da profesörlük, "afrika ekonomik kalkınma ve planlama enstitüsü" direktörlüğü, "üçüncü dünya forumu" direktörlüğü gibi görevlerde bulunmasının dışında, "avrupa merkezcilik bir ideolojinin eleştirisi", "entelektüel yolculuğum", "emperyalizm ve eşitsiz gelişme", "küreselleşme çağında kapitalizm", " maoizmin geleceği", "kaos imparatorluğu yeni kapitalist küreselleşme" , "Dünya ölçeğinde birikim" gibi kitapları bulunmaktadır. 

Yüksek öğrenimini Paris' te politika, istatislik ve ekonomi alanlarında sürdürdü. Geçtiğimiz otuz yıl boyunca, kapitalizmin değişen doğası, Kuzey- Güney ilişkileri ve gelişme teorisi üzerine konularda öne gelen radikal düşünürlerdenbiri olarak dünya çapında ünlendi. IDEP' in ve Birleşmiş Milletler Afrika Planlama Enstitüsü' nün yöneticiliğini yaptı.
Şu anda, Senegal, Dakar' daki Üçüncü Dünya Forumu'nun başında bulmaktadır.
Çok sayıda dile çevrilen Fransızca ve Arapça eserlerin yazarıdır.
 

Divan şiirinde meyhaneci, tasavvufta ise tarikat şeyhi anlamında kullanılan sözcük...


Pirimugan,

Darwin' in "Doğal Ayıklanmalar Kuralı" ile ilgili araştırmalarını yürüttüğü Büyük Okyanus Takımadaları...

Galapagos,
(Darwin adası)
Kolomb takımadaları,
Büyülü adalar.
Galapagos adaları, 
Pasifik okyanusunda, ekvatorun 960 km batısında ve ekvator çizgisinin güneyinde yer alan irili ufaklı 50 nin üzerinde adadan oluşur. İspanyollar adaya önce kolomb takımadaları daha sonra  büyülü adalar adını vermişlerdir. 


Sonra gördükleri dev kaplumbağaların sırtlarındaki kabuğu at eğerine benzetmişler ve adalara Galapagos adını vermişler. Galapagos adaları 1978 den itibaren dünya kültür mirası listesindedir. Darwin, galapagos adalarına incildeki dünyanın yaratılışı hikayesinin doğruluğuna dair kanıt bulmaya gitmiştir. Fakat geri dönüp bulduklarını incelerken bir evrim araştırmacısına dönüştü. Doğadaki çeşitlilik, farklı çevre koşullarına uyum sağlarken ortaya çıkıyordu. Bu ipucunu galapagostaki 13 ispinoz türü ve kara kaplumbağası vermişti. Galapagos adalarında inanılmaz bir doğal yaşam zenginliği ve bitki örtüsü bulunuyor. Eski çağlara ait göz alıcı coğrafyayı görmek, yanardağ konileri ve bartolomedeki meşhur sivri kayaları keşfetmek isterseniz galapagosu ziyaret etmelisiniz. Burada ayrıca dev pinta kaplumbağalarını, iguanaları mavi ayaklı sümsük kuşlarını, pembe filamingoları ve birçok hayvan çeşidini görebilirsiniz. Darwinin çalışmalarını yaptığı araştırma merkezi ve müzesi ve kaplumbağa yetiştirme merkezi mevcuttur. Çinli şapkası adasında, kıyıya varır varmaz fokları ve deniz aslanlarını görebileceğiniz ada rengarenk sesuvium bitkisi ile kaplıdır. 

Santiago adası, Küçük penguenleri ve kırmızı renkli yengeçleri bu adada keşfedebilirsiniz. Ejder tepesi, kara iguanaları görebileceğiniz tepe santa cruzun kuzeybatısında yer alıyor. Fernandina adası, espinasa koyunda la cumbre yanardağı nın yeni soğumuş lavları üzerinde gezebilirsiniz. Galapagos adaları 16. yüzyılın ortalarına kadar bilinmiyordu. Galapagosu ziyaret eden ilk kişi panama rahibi Tomas de Barlonga' dır.Adaya ayak basan korsanlar ve balina avcıları kaplumbağa ve iguanalara zarar vermişler ve ekosistemi bozmuşlardır. 1822 yılında bağımsızlık hareketinden sonra adalara ekvator sahip çıkmıştır. San Cristabol adasındaki puerto baquerizo moreno adaların başkentidir. 

İffetli, namuslu...


Sili,
Afif,

Dikilitaş...

Obelisk, Stel,

Dikilitaş (anıt) veya obelisk yüksek, daire veya dört kenarlı tepeye doğru incelen taştan anıt. Çoğu kez belirli bir şahsı veya olayı anmak için yapılır. Antik dikilitaşlar tek bir taştan oluşurdu (bir monolit). Stel terimi genellikle klasik obelisk forumda olmayan diğer dikili duran farklı anıtlar için kullanılır.

Güney Asya' da yaşayan bir maymun cinsi ...

Langur,
Pygathrix nemaeus.
Altın sarısı yüzü, kabarık tüyleri, kestane rengi çorapları,siyah şort ve ayakkabılarıyla langur, dünyadaki en renkli memelilerden birisidir. Langur dilinde uzun uzun bakmak tehdit anlamındadır. Sallanan,tırmanan ve sıçrayan langurlar,yağmur ormanı boyunca yarışırlar. Ağaç dalları onların otoyolları gibidir. Altı metre uzaklıktaki ağaçlara atlayabilirler. Güneydoğu Asya'da yaşayan langurlar aşırı avlanma sonucu tehlike altındaki türlerin arasındadır. Hindistan, Malakka Yarımadası, Sumatra, Cava, Borneo ve yakın adalarda yaşar. 



Yaşamlarını gerezalar gibi ağaçların üstünde geçiren bu maymunların kuyrukları, kolları ve bacakları ince uzundur. Ormanda büyük bir hızla ve kolaylıkla ağaçtan ağaca geçerek ilerler. Ayrıca yerde de hızlı hareket edebilirler. 


Besinlerini ağaçların yaprakları, çiçekleri ve tohumları oluşturur. Langurlara deniz kıyılarından Himalayalar'da 3.000 met­reye ulaşan yüksekliklerdeki karla kaplı çam ormanlarına kadar değişen ortamlarda rastla­nabilir. Kuyrukları, baş ve gövde uzunlukları­nı biraz aşar. Postları genellikle boz, en irilerin toplam uzunluğu yaklaşık 1,8 metredir. Dişi bir batında tek bir yavru doğurur. Yeni doğan yavrunun rengi erişkinlerden çok farklıdır. Kutsal langur, Hindistan'da kutsal sayıldığından rahatça köylerde ve tapınaklarda dolaşır, dükkanlara girer ya da tarlaları yağmalayabilir.

Ebülferec Isfahani' nin ünlü yapıtı...

Ağani, Kitab ül Ağani,

Ebülferec Isfahani' nin (897-967) yapıtı. Harunureşit' in buyruğuyla derlenen ve 100 şarkıyı içeren bir antoloji niteliğindedir. Yapıtta, şarkıların güfte ve besteleriyle, bestecileri, bunları söyleyenler ve bunların öteki yapıtlarına ilişkin bilgi vardır. Kitap, ayrıca eski arap kabileleri; eyyamlar, toplumsal yaşayışları, emevi ve abbasi saraylarıyla ilgili geniş bilgileri de içerir. Yapıt, cahiliye döneminden IX. yy. sonuna kadar, Araplar' ın bütün kültür ve uygarlığını yansıtır. Kitabın, önemli bir özelliği de eski arap azarlarının, bugün elde bulunmayan yapıtlarından uzun parçaları içermesidir.

On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran' ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik...

Lakabi,
Kelime kökeni olarak eski Yunancada yanık/yanmış madde anlamındaki keramikos'tan gelir. Seramik, organik olmayan kaolin ve benzeri maddelerin, çeşitli yöntemlerle şekil verildikten sonra sırlanarak ya da sırlanmadan sertleşip dayanıklılık kazanacak kadar pişirilmesidir. Bu açıdan halk arasında pişmiş toprak esaslı malzeme olarak bilinir.


Kil, bileşiminde değişik türde silikatlar, alüminatlar, su ve bir miktar metal oksitler ile alkali ve toprak alkali bileşikler bulunan bir malzemedir. Seramik grubuna oksitler, nitritler, boridler, karbitler, silikatlar ve sülfidler girmektedir. Bazı seramiklerde iyonsal, kısmen kovalent bağ bulunabilir. Bazıları amorf, bazıları da kristal yapılıdırlar. Çok sert ve gevrektirler. Ergime sıcaklıkları yüksek (silis 1750ºC’ de alüminat 2050ºC’ de ergir), ısı ve elektriksel yönden yalıtkandırlar. Silise %6 alüminat katılırsa ergime sıcaklığı 1550ºC’ e düşer. Demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900ºC’ ye kadar düşürebilir.

Seramik Ham Maddeleri; Feldspat, pegmatit, tebeşir, çakmaktaşı, kuvars, kum, şamot, bentonit, kaolin.

Kil Türleri; 

Kalıntı killeri; plastik özelliği azdır. Ham maddesi kaolindir. Porselen yapımında kullanılır.

Çökelti killerli; ateşe dayanıklı killerdir. Artistik çalışmalar, ateş tuğlası, cam fırın ve kazanları, ocak ve fırınların iç yüzeylerinin örtülmesi için kullanılır.

Camlaşabilir killer; gözenekleri kapanan killer ısıya dayanıksızdırlar. 1200-1350 derecede camlaşabilirler. Gre seramik, inşaat tuğlası, yer karoları, lavabo vb. inşaat malzemeleridir.

Kolay eriyen killer; gözenekli killer, gre seramik killeri, porselen killer.


İlk çağlarda insanlar vine adını verdikleri seramik kaplar içine ölülerini ve mezarlarının içine yaşarken kullandıkları kap kacaklarını koymuşlar. İran’da özellikle Mısır’da Nil Nehri balçığından yapılan tuğlalar ve Babil’in üzerine yazılan kil tabletler vardır. Eski Yunan ve Roma seramiklerinde ise en çok rastlanan şekil  vazodur. Osmanlı’da devam eden çini sanatı 16.yy.da İznik’teki atölyelerde sürdürülmüş. İznik’ten sonra Kütahya (18 yy. ortaları), batı Anadolu’da ise Çanakkale merkez olmuştur.

Kürekkemiği...

Ketif, (Kitf-Ketef) (C.: Ektâf) Omuz. 
Kürek kemiği, omuz küreği. 

Skapula,
Kebze,




Omuzda iki eklem vardır. Ana omuz eklemi 2 kemikten oluşur. Kol kemiği (humerus) ve kürek kemiği (skapula). Omuzdaki diğer eklem köprücük kemiği ile kürek kemiği arasındadır ve akromioklaviküler eklem olarak adlandırılır.


Bu eklemlerin kemik uçları kıkırdak ile kaplıdır. Omuz eklemini oluşturan kol kemiğinin yuvarlak başı ile kürek kemiğinin glenoid denilen eklem yüzeyleri geniş hareket açıklığı boyunca eklem kıkırdağı kaplıdır. Bu eklem bir top-yuva eklemidir. Büyük bir top küçük yuva arasındaki uyumsuzluk labrum denilen halka biçiminde bir esnek kıkırdak ile giderilerek sabitlik bağlanır. Kürek kemiğinin omuz ekleminin üstünü örten ve köprücük kemiği ile eklem yapan çıkıntısına denilir. Akromioklaviküler eklem hareketi çok az, küçük yüzeyli bir eklemdir.


Kürek kemiğinden kaynaklanan 4 kısa adelenin tendonları birleşerek omuz eklemini üst-ön-arkadan çevrelerler. Omuz fonksiyonlarından önemli kısmını gerçekleştiren bu tendon yapıya rotator manşet (rotator cuff) adı verilir. Rotator manşet kürek kemiğinin acromion adı verilen çıkıntısı ile omuz başı arasındaki 1-1.5 cm lik aralıkta uzanır. Rotator manşet üzerinde acromionla arasında bursa (subacromial bursa) denilen bir kesecik bulunur. Bu kesecik son derece yumuşak çeperlidir ve içinde ürettiği kayganlaştırıcı sıvı ile rotator manşetin direkt kemikle ilişkisini keser ve kaygan-yumuşak-güvenli bir yatak sağlar.

Afrika'nın doğu kıyılarında konuşulan Bantu dili...

Svahili,
Bantu dilleri ailesi Afrika'nın orta ve güney bölgelerinde yaygın olarak konuşulan Swahili, Zulu, Çuana, Kongo, Mongo, Gonda vb. dillerden oluşur. Bu ailenin en çok tanınan dili, Kenya, Uganda, Tanzanya ve Kongo'da 15 milyon kişi tarafından konuşulan Swahili'dir.

Svahili veya asıl adıyla Kiswahili, Doğu Afrika'da kullanılan bir dildir. Tanzanya, Kenya, Uganda ve Afrika Birliği'nde resmi dil olan Svahili, günümüzde yaklaşık 80 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Svahil, Arapça'da sahil anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Svahili ismi Doğu Afrika'nın sahilindeki konuşulduğu dili ifade etmektedir.

Birkaç kelime;
Uturuki - Türkiye

Karibu - Hoşgeldin, hoşgeldiniz,
Salam, habari - Merhaba,
Habari za asubuhi - Günaydın, 
Usiku mwema - İyi geceler,
Kwa kheri, kila lakheri - Hoşçakal,
Hujambo, habari gani - Nasılsın, nasılsınız,
Shukrani, ahsante sana - Teşekkürler,

Bir verginin miktarını belirlemek için temel olarak alınan değer...


Matrah,

Elma cinsi...

Alyanak,
Alyanak Elbistan' da en büyük ve en ağır elmadır.
Amasya,Arapkızı, Badik,
Çadır, Çakıldaklı, Çıngıldaklı,
Demir elması (Kışlık, meyvesi mayhoş, irice, yuvarlak ve konik)
Elstar,
Ferik (gevrek bir elma),
Golden (Kışlık, meyvesi orta iri ve konik),
Hasan, Hüryemez (Kışlık, meyvesi çok iri, basıktır.),
Jonathan (İri, silindirik ya da konik biçimdedir.),
Kalvil (Sarı renkli),
Mehrani,
Niğde,
Osmanbey (Yeşil kabuklu, ekşi),

Pamuk,
Pestevrek,
Renet (Kanada),
Starking (Kışlık, meyvesi iri, yuvarlak konik, dilimli,sarı üzerine kırmızı, seyrek noktalı ve parlaktır).

Elma
(Malus domestica),
Gülgiller(Rosaceae) familyasından kültürü yapılan bir meyve türüdür.
Eski Türkçe'de "alma" diye bilinen adının, meyvenin rengi olan "al" (kırmızı)'dan geldiği bilinmektedir. Elmanın ilk olarak Kuzey Anadolu'da, Güney Kafkaslar, Rusya'nın güney batısında kalan bölgeler ve Orta Asya Tür, bütün dünyaya Orta Asya'dan yayılmıştır. Besin değeri çok yüksek olan bir meyvesi vardır. Tarih boyunca kültür çalışmalarıyla 1000 farklı elma çeşidi üretildiği tahmin edilmektedir. (Kazakistan'nın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır.

Elma Avrupadan Orta Asya ya kadar her yerde yetişir. Dünya üzerinde 1200 yakın elma ağacı çeşitleri vardır. Ülkemizde yaklaşık 350 tane elma çeşidi olduğu söylenir. 10 metreye kadar yükselebilen beyaz ve pembe çiçekli bir ağacın meyvesidir. Tadı ve rengi yetiştiği yörelere göre değişir. Taze meyve olarak tüketilmekte sirke, şarap ve meyve suyu, yemeklerde, tatlılarda sıkça kullanılır. Hoş kokulu, ferahlık verici olmasının yanında besin değeri son derece yüksektir.
Türkiye'nin en tanınmış elma çeşitleri Amasya, Ferik ve Çakırdak'lıdır. Bunların dışında Golden ve Starking gibi yabancı elma cinsleri de ülkemizde yetiştirilmektedir.

Tokat yöresine özgü bir halk oyunu...

Anakuru,
Tokat yöresine özgü bir halk oyunu.
Tokat halk oyunları yöre olarak halay türüdür.
Halay; birlik, beraberlik, yardımlaşma gibi toplu hareket anlamına gelmektedir. Genel karakter olarak ağırlama, yanlama ve yelleme olarak üç bölümde oynanmakta olup üç melodi ve üç ritim vardır. Açık havada davul ve galaklı, kaba zurnayla eller parmaklardan omuzdan tutularak oynanır. Ayrıca Horlatmalı kaval, bağlama, cura bağlama, kemençe, mey, def gibi halk sazları da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Halk oyunları, giysi ve figür bakımından ayrı bir güzelliğe sahiptir. Tokat ilinde destan, koşma, divan, semai, garip, derbeder, hurşit, sağma gibi havalar, düğün, sinsin havaları, halay havaları, davar sürme havaları gibi kırık havaları gibi havalar görülmektedir.
Niksar Erikbelen köyünde halen Horlatmalı Kaval yapılmaktadır.

Oynanan Halk Oyunları;
Ağca dudum, Alaçam, Allılar, Ardıç halayı, Artova ağırlaması, Artova karakızı, Anakuru,
Burçak Tarlası,
Camuş Halayı,
Çekirge, Çiçek halayı, Çökelik,
Daldalan, Deve oyunu,
EllikHalayı (Tokat, bin 40 kişinin katılımı ile yörenin halk oyunlarından 'Ellik Halayı' ile Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.),
Geyik oyunu, Güloğlan,
Hanımkızlar, Hoş Bilezik,
Kabak, Karadut-Karabit, Karanfilim, Kartal, Kazova yanlaması, 
Karnım ağrıyor, Kırat, Kızık halayı, Koççari,
Lalelim,

Madımak, Maşat halayı, Maviler, Mektepli, Mero,
Necip halayı,
Omuz halayı, Özentek,

Sallangel , Sarıkız, Sarsı halayı, Samah, Simsim, Sarıkaya,
Temirağa, Ters biço, Tokat ağırlaması, Tokat Zağması(sarması), 
Tombul makina, Tucuk,
Üçayak,
Yaryandım, Yanlama, Yayladanmı geliyon, Yedi sene,

Mondros Mütarekesi sonrasında İstanbul' da Rumların kurduğu ayrılıkçı örgüt...


Mavri Mira,

İstanbul'daki Rum Patrikhanesi tarafından kurulan bu cemiyet, Bizans İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak ve Ege Bölgesi'nde ilerleyen Yunan ordusuna yardımcı olmak amacını güdüyordu. . Yunan Kızılhaç, Resmi Göçmenler Komisyonu, Rum okullarındaki izcilik kurumları, Mavri Mira'nın emrinde çalışıyordu. 

Istanbul Rum Patrikhanesi’nde Mavri Mira unvaniyle oluşan heyetin görevi vilâyetler dahilinde çeteler teşkil ve idare etmek, mitingler ve propaganda yapmaktı. Yunan kızılhaçı, bu heyete bağlı bulunuyordu. Vazifesi görünürde insanî bir perde altında ihtilâl tertibini hazırlamaktı. Bu suretle tıbbî ilâç ve sağlık için gerekli olan malzemeler adı altında silâh, cephane ve teçhizatı memleketimiz dahiline sokmaktı. Resmî göçmen komisyonu, Mavri Mira heyetine bağlı bulunuyordu. Istanbul Patrikhanesi ve Yunan Konsoloshanesi, silâh ve cephane deposu halini almıştı. Kiliseler ibadet yeri olmaktan ziyade, askerî anbarlar gibi kullanılmaktaydı. Rum mekteplerinin izci teşkilâtları, tamamen Mavri Mira heyeti tarafından idare olunuyordu. Istanbul’dan başka özellikle Bursa, Bandırma, Kırkkilise, Tekfurdağı çevresinde ve diğer yerlerde, yirmi yaşını geçmiş gençler de içlerinde bulunmak üzere izci teşkilâtına giriyorlardı. Samsun ve Trabzon silah vesairenin dağıtım yeriydi. Ermeni Patriki Zaven Efendi de Mavri Mira heyeti tarafından elde edilmişti. 

Pontus Rum Cemiyeti

Yunanistan'ın milli örgütü olan ve Yunanistan'ın 1829'da bağımsız olmasını sağlayan Etnik-i Eterya Cemiyeti Tarbzon ve dolaylarında bir Rum Pontus Devleti kurmak amacıyla Pontus Rum Cemiyeti'ni meydana getirdi.

Kordos Cemiyeti,  

Yunanistan tarafından İstanbul'da "Rum Göçmenleri Merkez Komisyonu" adıyla kurduruldu. Derneğe İstanbul, Trakya, Trabzon, Marmara kıyıları ve İzmir gibi yörelerde düzeni bozma, Yunanistan'dan gelen özel görevlileri Rum göçmeni göstererek Doğu Karadeniz dolaylarına yerleştirme, bu yörelerdeki Rum azınlığı sayıca çoğaltam görevi verilmiştir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ