Afrika' da yaşayan bir antilop türü ...

Gnu,
Beisa,  Beria,
Develand,
Kaama, 
Kob,  
Kudu,
Gerenuk, (Zürafa Antilop, Waller Ceylanı), 
İmpala,
Nyala, 
İnyala (Nyala angasii),
Oribi,  Orongo (Çiru),
Puku, 
Sitatunga, 
Urebi,



Antiloplar (Antilopinae);
Familyası: Boynuzlugiller (Bovidae). Antilopinae alt sınıfının dışında da kullanılan, antilop ismi belli bir cins değildir. Yaşadığı yerler: En çok Afrika ve Güney Asya. Özellikleri: Geviş getiren, halkalı boynuzlu, zarif vücutlu, iyi koşucu hayvanlar. Ömrü: 10-12 sene.

Çeşitleri: 
Keseli, kara, su, orman antilopları, ceylan ve impalalar meşhurlarıdır.

Çift tırnaklı, geviş getiren, zarif ve süratli hayvanların meydana getirdiği bir alt familya (Antilopinae). Boynuzları halkalı, çoğunlukla yukarı ve geriye doğru kıvrıktır. Burun delikleri dışında suratları kıllarla kaplı, orta veya küçük bedenlidirler. Ağır bir misk kokusu yayan, güçlü göz salgı bezlerine sahiptirler. Genellikle Afrika ve Güney Asya’nın çöl, ova ve ormanlarında yaşarlar. Pekçok türü vardır. Büyüklükleri yaban tavşanından öküz büyüklüğüne kadar değişir. Boynuzlarının büyüklüğü de cinslere göre farklıdır. Yalnız ve çekingen yaşayanları olduğu gibi, çoğunluğu sürüler halinde yaşarlar. Tehlike anında kaçarlar, fakat uzun süre koşamazlar. Ot, kök, yaprak ve bodur bitkileri yiyerek beslenirler. Su ihtiyaçlarını, yedikleri nemli bitkilerden sağladıklarından pek nadir su içerler. Erkekleri boynuz tokuşturmayı sever. Dişileri yılda bir yavru doğurur. Yavru doğar doğmaz annesini takip etmeye başlar.

Antilopun en çok bilinen türleri, Amerika antilopu, Develand, Cüce antilop, Dört boynuzlu antilop, Kudu, Gnu, Orongo (Çiru), Ceylan, İran Ceylanı, Hint Ceylanı ve İmpaladır.

Nyala,
Antilop,

Gazetecilik dilinde, doğru olmayan bilgiler vererek gerçeği saptırmaya, haberi yok saymaya ya da önemini küçültmeye verilen ad...

Dezenformasyon,
Dezenformasyonun kelime anlamı;
"Kasıtlı yanlış bilgilendirme ve olanı abartarak anlatma…
Halkı yanıltmak amacıyla yanlış, eksik ya da fazla bilgi verme…"
Kimi kaynaklarda dezenformasyonun karşılığını;
"Karşı tarafı korkutmak, pıstırmak veya halkı sonuçları zararlı olacak tepkilere doğru yönlendirmek" olarak görebilirsiniz…

Darıdan yapılan şarabın kımız' a karıştırılmasıyla elde edilen eski bir Türk içkisi...

Tarasun,

Toz...

Gubar,
Toz esrar (Gubar) ,
Hat sözle görülemeyecek boyuttaki yazılara Toz, Gubar denilirdi.Resim Ekle

Bingöl yöresine özgü, pekmezle yapılan bir hamur tatlısı...

Şilki (Kunik)

Malzemeler:
1 su bardağı un
1 yumurta
1 tatlı kaşığı kuru maya
1 çay bardağı
2 çorba kaşığı tereyağı
Yarım su bardağı pekmez
Yarım su bardağı su,

Yapılışı;

1 çay bardağı ılık suda mayayı eritin. 10 dakika bekletip yumurtayı ilave ederek karıştırın. Unu derin bir kaba alıp mayalı karışımı ekleyin. Lokma hamuru kıvamında sıvı bir hamur elde edecek kadar ılık su ilave ederek iyice karıştırın. Teflon tavayı veya sacı ısıtın. Hamurdan bir kepçe alıp tavaya boşaltarak yayın. Krep şeklinde iki taraflı pişirin. Krepleri dilediğiniz şekilde keserek bir tepsiye yerleştirin. Tereyağını bir tavada kızdırıp kreplerin üzerine gezdirin. Su ve pekmezi karıştırıp şerbeti hazırlayın. Kreplerin üzerine gezdirip servis yapın.

Katolik ve bazı Anglikan diyakozların gündelik cüppelerinin üstüne giydikleri ayin cüppeleri...

Dalmatike, Cassock,

Dalmatika iz konca XVII. st, Aleksandra L. B. Mikulića

Colobium, Antik. Romalı zanaatçıların giydiği kolsuz ya da çok kısa kollu tunik. Piskoposlar ve özellikle ilk keşişler tarafından da kullanılan bu tunik daha sonra dalmatike' ye dönüştü.



XII.yüzyılda ortaya çıkan, gerçeğe akıl yoluyla değil sezgi yoluyla varılabileceğini savunan islam felsefesi...

İşrakiye,

Eski İran dini, Platon, yeni platonculuk, taavvuf sunnilik ve şiilikle ilgili inançlarla ilişkilendirilmiştir. Şihabettin Sühreverdi' nin bu düşüncelerine "işrakiye" demesinin nedeni, tasavvufla ilgili seziyi güneşe benzetmesidir. Nasıl güneş ışığıyla eşyaların varlığını ortaya çıkarırsa, tasavvufî sezi de eşyayı akıllara esinleterek çıkarır. Asıl olan ve bütün evrenin kendisinden oluştuğu mahiyet için dört bölüm göstermiştir: Bu mahiyet "nur" ya da "zulmet" ya "cevher" ya da "araz" dır.

Romatizma tedavisinde ve her türlü ağrıda kullanılan kimyasal bir ilaç...

Noramidopirin ,
Astım Bronşiyale toplumda en sık görülen kronik karakterli bir kaç hastalıktan biridir. Hastalık her yaş grubundan kişileri etkilemekte ve bazı durumlarda ölüme bile sebebiyet vermektedir. Ayrıca hastalığın prevalansının yapılan çeşitli araştırmalarla çocuk ve genç erişkinlerde artış gösterdiği anlaşılmıştır.Yapılan çalışmalarda ülkemizde erişkinlerde % 2-4, çocuklarda % 6-8 civarında astımlı vaka olduğu gösterilmiştir.
   Astma kelimesi İngilizce'de ilk defa 1542 de kullanılmıştır. Yunanca'da ''üfleme, zorlu üfleme'' köklerinden türetilmiştir. Hipokrat’ın artritli hastalarda nefes darlığı olduğunu belirttiğine dair bilgiler olmakla birlikte ilk ayrıntılı bilgiler Galen ve Aretaeus tarafından ortaya konmuştur. Son 20 yılda hastalığın patoloji, patofizyoloji, immünoloji ve farmakolojisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen hastalık halen tam olarak tanımlanabilmiş ve sınıflandırılabilmiş değildir. Uluslararası Konsensus Raporunda hastalık şu şekilde tanımlanmıştır.
   ''Astım, mast hücreleri ve eozinofiller de dahil olmak üzere birçok hücrenin rol oynadığı hava yollarının kronik enflamatuar bir rahatsızlığıdır. Bu rahatsızlığa meyilli kişilerde bu enflamasyon genellikle yaygın fakat farklı derecelerde havayolu obstrüksiyonuna bağlı semptomlara sebep olur. Hava yolu obstrüksiyonu ya spontan olarak veya tedavi ile sıklıkla geri dönüşümlüdür ve havayollarının farklı stimuluslara olan duyarlılığın artmasına sebep olur.''
   Kısaca Astım; wheezing (hışıltı) ve nefes darlığı semptomlarına yol açan, genellikle reversibl havayolu obstrüksiyonu ve aşırı duyarlılığı ile karakterize kronik enflamatuar bir havayolu hastalığıdır. Patolojik çalışmalar en hafif astımda dahi havayolunda enflamasyon olduğunu, bu enflamasyonun hastalığın asemptomatik dönemlerinde dahi devam ettiğini ve havayolu aşırı duyarlılığı ile direk olarak ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk çağı astımlarının % 90 'ı, erişkin astımlarının ise % 50-60 'ının allerjik mekanizmalara bağlı olarak gelişir.

Astıma yol açan ilaçlar:

1.Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar:  Salisilatlar,   Aspirin, Diflunisal, Salisilik asit, Polisiklik asitler, Asetik asitler, İndometasin, Acemetasin ,Suliuda, Tolmetin, Aryl alifatik asitler, Naproksen, Diclophenac,  Fenoprofen, İbuprofen, Ketaprofen, Fluribrofen, Enolik asitler, Piroksikam, Tenoksikam, Mefenamik asit, Flufenamik asit, Ketorolak, Tromethamol , Meperidin, Tramadol , Siklofenamik asit,  Aminpirin , Noramidopirin , Sülfinpirazon, Fenilbutazon,  Metamizol.

2.Betablokerler

3.Parasempatomimetikler 

4.ACE İnhibitörleri 


5.Nöromusküler blokerler 


6.Radyolojide kullanılan kontrast ilaçlar 


7. Siklofosfamid

Sedir biçiminde kanepe...


Otoman,
Kanepe,
Sedir,
Koltuk,

Duvaklı gelin biçiminde yapılmış bez bebek...

Dodopal,
yöresel gelinlik giyen, el yapımı bez bebek.

Atasözlerine dayanan didaktik Çin şiiri...

Pi,

İspanya' da bir kent...


Santander 
İspanya'nın Kantabria Özerk Bölgesinin başkenti olan şehir. 2004 nüfusu 183,799. yüzölçümü ise 34 km²'dir.

Şehir Romalılar zamanında Portus Victoriae Iuliobrigensium olarak bilinmektedir. Günümüzdeki ismi ise Aziz Emeterio 'nun isminden gelmektedir. Santander Ortaçağ'da Kastilya'nın önemli bir ticaret limanıdır. Resmi olarak 1755 yılında şehir ünvanı verilmiştir.

İspanya İber Yarımadasının beşte dördünü ihtivâ eden bir Avrupa devleti. Doğu ve kuzeydoğusunda Akdeniz, kuzey, kuzeybatı ve güneybatısında Atlas Okyanusu, kuzeydoğusunda Fransa ve Andoro Cumhûriyeti, batısında Portekiz bulunmaktadır. Akdenizdeki Balear, Atlas Okyanusundaki Kanarya Adalarıİspanyaya âittir.
Ülkenin en önemli limanları Barcelona, Bilbao, Valencia, Cartegena ve Gijondur.
Nüfusu 100.000'in üzerine olan şehirler (1 Ocak 2005 verilerine göre);


  • Madrid – 6.155.359
  • Barcelona – 4.193.075
  • Valencia – 1.796.549
  • Sevilla – 704.200
  • Zaragoza – 647.373
  • Málaga – 558.287
  • Murcia – 509.810
  • Las Palmas de Gran Canaria – 478.628
  • Palma de Mallorca – 475.773
  • Bilbao (bask. Bilbo) – 353.173
  • Valladolid – 321.713
  • Córdoba – 319.692
  • Alicante – 319.380
  • Vigo – 293.725
  • Gijón – 273.931
  • Hospitalet de Llobregat – 252.884
  • La Coruña – 243.349
  • Granada – 236.982
  • Vitoria-Gasteiz – 226.490
  • Santa Cruz de Tenerife – 221.567
  • Badalona – 218.553
  • Elche – 215.137
  • Oviedo – 212.174
  • Móstoles – 204.463
  • Cartagena (España) – 203.945
  • Alcalá de Henares – 197.804
  • Sabadell – 196.971
  • Jerez de la Frontera – 196.275
  • Fuenlabrada – 195.131
  • Terrassa – 194.947
  • Pamplona – 193.328
  • Santander – 183.955
  • San Sebastian (bask. Donostia) – 182.930
  • Almería – 181.702
  • Leganés – 181.248
  • Burgos – 172.421
  • Castellón de la Plana – 167.455
  • Alcorcón – 162.524
  • Salamanca – 160.331
  • Albacete – 159.518
  • Getafe – 157.397
  • Huelva – 155.150
  • Logroño – 144.935
  • Badajoz – 143.019
  • San Cristóbal de La Laguna – 141.627
  • León – 136.414
  • Cádiz – 131.813
  • Tarragona – 128.152
  • Lleida(Lerida) – 124.709
  • Marbella – 124.333
  • Santa Coloma de Gramenet – 118.129
  • Mataró – 116.698
  • Jaén – 116.540
  • Dos Hermanas – 112.273
  • Algeciras – 111.283
  • Torrejón de Ardoz – 109.483
  • Ourense – 108.358
  • Alcobendas – 103.185 
  • Lorca
  • Roa
  • Kastilya

Silindir biçimindeki ahşap gövdesinin her iki yüzüne de deri gerilen klasik hint davulu...

Mridangam,

Dünyaca ünlü Hintli perküsyon üstatları Subash Chandran ve Ganesh Kumar, kanjira, ghatam, mridangam ve vokal perküsyon üzerine eğitim veren en ünlü isimler.

Mridangam, Güney Hindistan’daki bütün klasik müzik performanslarının ana enstrümanıdır. Elle ve tokmakla çalınan silindir biçimli bir hint davuludur.

Bir kölenin efendisine sağladığı kazanç...

Zaribe,

Bir örnek doğrultusunda hareket etme, ona uyma...

İmtisal (arapça), Tabi olma, uyma, boyun egme.
Bir örneğe göre davranma, alınan emre tam riayet etmek. Misal kelimesini çağrıştırır.

Keman ailesinden telli bir çalgı...

Viola,

Viola, keman ailesinin 2. en geniş ses aralığındaki elemanıdır ve gizemli sesli altosudur. C,G,D ve A notalarına ayarlı 4 teli vardır. Viola için yazılan parçalar, alto anahtarında yazılır. Viola’nın boyutları değişmekle beraber genelde kemandan büyük ve daha kalın sese ayarlanmıştır. Boyut olarak kemandan biraz büyük ve sesi bir beşli pestir. Orta Do’nun altındaki Do’dan başlayarak do-sol-re-la şeklinde akort edilir.

Johann Sebastian Bach, armonin tam ortasında olmak istiyorum, bu nedenle orkestrada viyola çalıyorum demişti. 18. yüzyıl Klasik Donemde Gluck, Haydn ve Mozart’la beraber, viyola orkestrada giderek bağımsız bir işlev üstlenmeye başladı. Berlioz’un, Harold en Italie adlı eserinde oldukça uzun bir solo viyola partisi yer alır. Richard Strauss’un Don Kişot adlı eserinde Sancho’nun temasını viyola seslendiriyordu. 12li nota sisteminin mucidi Schoenberg oda müziği yapıtlarında viyolaya yer verdi. Bela Bartok ise bir viyola konçertosu besteledi.

Haydn ve Mozart eserlerinde Violaya yer vermişlerdir. Solo repertuarı sınırlı olmasına rağmen, viola senfonilerde önemli bir yere sahiptir. Hector Berlioz, Johannes Brahms ve Robert Schumann gibi besteciler eserlerinde violaya geniş yer vermişlerdir

Güney Amerika' da küçük militan gruplarla devrim yapma anlayışına verilen ad...


Fococuluk,

1960’ lann sonlarından 1970’ lerin ortalarına kadar hemen hemen tüm Latin Amerika ülkeleri Marksist gerilla gruplarının faaliyetlerine sahne olurken, bu faaliyetler hem gerillaların kendileri, hem de Marksist sosyalizm içindeki muarızları tarafından yeni bir adla tanımlandı: Fococuluk. Bu terim giderek bu faaliyetlere yön veren özgül bir mücadele anlayışını da tanımlar oldu.

Sazı kurmaya yarayan burgu...

Kök,

Kırmızı renkli ve eti lezzetli bir balık...

Mazak (Trigla lineata).,
Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara denizinde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık. Kırlangıçbalıklarının Karadeniz'de seyrek olmak üzere Türkiye'yi çevreleyen bütün kıyılarda rastlanan bir türü mazak (Trigloporus lastoviza) adıyla tanınır. Genellikle 1020 cm, en çok 40 cm uzunluğunda olan bu türün gövdesinde sırttan öne meyilli bir biçimde karna doğru uzanan salgı bezlerinin oluşturduğu çizgiler vardır. Bazen kırlangıçbalıklarının küçüğüne de mazak denmektedir.

Uzunluğu 60 santimetreye ulaşabilirse de genellikle 40 santimetreyi aşmayan öksüzbalığı {Trigla lyra) Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nun doğu kıyılarında yaşar. Göğüs yüzgeçlerinin üstünde bulunan uzun birer diken ve öne doğru çatallanarak iki parça halinde uzanan kenarları tırtıklı burnu ayırt edici özellikleridir.

Kırlangıçbalıkları tropik ve ılıman bölge denizlerinin kıyıya yakın sularında yaşayan yelpaze ya da kanat benzeri iyi gelişmiş göğüs yüzgeçleriyle dikkat çeken dip balıklarıdır. Ayrıca dikenli ve çıkıntılı kemik levhalarla korunmuş iri başları, başın üstüne doğru yerleşmiş iri gözleri, kuyruğa doğru incelen koni biçimli gövdeleri tanınmalarını kolaylaştırır.
Gövdelerinin büyük bölümü türlere göre açık ya da koyu kırmızı ve pembe üstüne gri, kahverengi lekelerle alacalanan karmaşık desenlidir. Karınları dipte yatan çoğu balık gibi beyazdır. Göğüs yüzgeçleri türlere göre kırmızı, sarı, mavi, lacivert ve mor renklerle bezenmiştir. Kırlangıçbalıkları denizlerin en güzel ve parlak renkli balıkları arasındadır. Yüzerken açtığı göğüs yüzgeçleri bir Japon yelpazesinin zarif güzelliğinden geri kalmaz.
Kırlangıçbalıkları zamanlarının büyük bölümünü dipte yatarak geçirir. Dolaşırken yüzmek yerine göğüs yüzgeçlerinin dibindeki parmağa benzer etli uzantıları ayak gibi kullanmayı yeğler. Dipteki hareketleri yavaştır. Ama avını yakalamak için yerinden birdenbire fırlar. Etli uzantıları hareket etmesinin yanı sıra dibi araştırıp besin bulmasına da yarar. Başlıca besinleri küçük balıklar, ıstakoz yavruları, küçük yengeçler gibi kabuklular ve solucanlardır.
Genellikle küçük sürüler halinde yaşayıp çift dolaşırlar. Bazı balıkçılar kırlangıçbalıklarının yakalandıktan sonra çıkardığı sesi ''balık ağlıyor" diye yorumlar. Homurtudan mırıldanmaya kadar değişen bu sesleri büyük yüzme keseleri ve bu keseye bağlı kasların kasılması sayesinde çıkarırlar.

Divan edebiyatında güzeller ve yakışıklı gençler hakkında yazılan kitaplara verilen ad...

Hubanname,
Edebiyatta güzel ve yakışıklı gençler hakkında yazılan kitaplara hubanname denir. (Güzel kadınlar hakkında yazılan ktaplara ise “zenanname” denilir.)

Yassı bedenli bir balık....

Pisi Balığı, Kalkan Balığı, Dil Balığı,



Yassı balıklar (Pleuronectiformes), kemikli balıklar sınıfına ait, yassı vücut yapıları ile dikkati çeken bir balık takımı. Yetişkin balıkların vücutları, rahatlıkla denizin tabanına yatabilecekleri şekilde yassılaşır. Gözlerinin ikiside renkli olan üst taraflarında bulunur, beyaz renk olan kör tarafları ile yerde yatarlar. Sırt ve kuyruk yüzgeçleri birleşiktir. Suyun içinde dalga haraketleri ile ilerlerler. Ayrıca yattıkları yerin rengini kendi renkleri ile taklit etme kabiliyetleri vardır. En tanınmışları bayağı pisi balığı, Bayağı dil balığı ve kalkan balığıdır.

Pisi balığının (Platichthys flesus)  büyüklüğü ortalama 20-25 cm, maksimum 50 cm olup 0-4 kg ağırlığındadır. Tatlı, tuzlu ve acı sularda yaşayan farklı türleri vardır. Dişilerin büyümesi çoğunlukla erkeklerden daha hızlıdır.Pisi balığının vücudu üstten ve alttan yassılaşmıştır. Bu sayede rahatlıkla denizin tabanına yatabilirler. Gözleri vücudunun sağ tarafında olup, gözlerin bulunduğu sırtı yeşilimsi veya sarımsı kahverengi lekelerle kaplıdır. Sırt yüzgeci başta gözden, kuyruk yüzgeci kaidesine kadar devam eder, kuyruk yüzgeciyle birleşmez. Üst kısmının rengi esmer, kısmen kahverengi, koyu noktalı, alt tarafı ise beyazdır. Vücudu küçük pullarla kaplıdır. Yan çizgi gözün bulunduğu tarafta göğüs yüzgeci etrafında kıvrımlıdır. Sırt ve anüs yüzgeçleri kuyruk yüzgecine ulaşmaz.  Pisi balıkları suyun içinde dalga hareketleri ile ilerlerler. Yattıkları yerin rengini kendi renkleri ile taklit etme kabiliyetleri vardır. Ayrıca pisi balığı gibi deniz dibinde yaşayan balıklar suda durmaya gerek duymazlar. Bu yüzden pisi balıklarında yüzme kesesi yoktur.Pisi balıkları, yeterli miktarda yiyecek buldukları kumlu deniz tabanlarında yaşayan yassı balıklardır.Sıcak ayları diplerde geçirip,kışın sahillere yaklaşırlar.Acı sulara nehir ağızlarına kadar sokulurlar.  Kuzeydoğu Atlantik sahilerinde, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz de yaşar.

Kongo' da konuşulan bir Bantu dili...

Lingala,

Kongo ' da konuşulan Dil, Lingala, Kikongo ve Fransızcadır.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti ve Angola'da yaklaşık 7 milyon insan tarafından konuşulan bir Afrika dili.

Lingala is a Bantu language spoken throughout the northwestern part of the Democratic Republic of the Congo (Congo-Kinshasa) and a large part of the Republic of the Congo (Congo-Brazzaville), as well as to some degree in Angola and the Central African Republic. It has over 10 million speakers.


Bantu dilleri ailesi,

Afrika' nın orta ve güney bölgelerinde yaygın olarak konuşulan Swahili, Zulu, Çuana, Kongo, Mongo, Gonda v.b. dillerinden oluşur.Bu dil ailesinden en iyi tanınan Kenya, Uganda, Tanzanya, ve Kongo' da konuşulan Swahili' dir.

Nijer-Kongo Dilleri,
Hausa dili, Bambaraca, Mendece, Diulaca, Malinkece, Uolot dili, Serer dili, Fulani dilleri, Mosice, Senufo dili, Yoruba dili, Eve dili, Fon dili, İbo dili, Akan dilleri, Svahilice, Kongo dili, Ruanda dili, Ksosa dili, Zuluca, Kikuyu dilleri, Sango dili, Gabya dilleri


Hoisan Dilleri,  
Boşiman dili, Hotanto dili, Sandave dili, Hadza dilleri

Nil-Sahra Dilleri,
Nübye dili, Songay dili, Mangbetuca, Masai dili

Hami-Sami Dilleri,
Arapça, Maltaca, İbranice, Aramca, Süryanice, Amharca, Tigrinaca, Kabiliye dili, Tuaregce, Somali dili, Afar dili

Amerika Yerli Dilleri,
Navaho dili, Apaş dili, Şayence, Mikmekçe, Siu dili, Hakan dili, Maya dili, Nahuatl dili, Hopi dili, Otto-Mange dilleri, Tarasko dili, Salish dili, Çibça dili, Ge-Bororo-Karhaca, Panoca, Karayibce, Keçuvaca, Aymaraca, Tukanoca, Aravakça, Tupi-Guarani dilleri, Araukanca.

Üstü toprakla örtülü saman yığını...


Noda,

Üstü galeta unu ya da rendelenmiş peynirle kaplanarak fırına verilen yemek için kullanılan sözcük...

Ograten, fransızca.

Karnabahar, Kabak, Pırasa, Brokoli, Patates, Havuç, Kuşkonmaz ile yapılan çeşitleri vardır.



Malzemeler:
1 küçük boy karnabahar
2 su bardağı süt
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı tereyağ
Rende kaşar peyniri, tuz

Yapılışı:
Karnabaharlar yıkanır ve çiçek çiçek ayrılır. Az tuzlu suda yumuşayana kadar haşlanır. Diğer tarafta tereyağ eritilir, un ilave edilir. Hafif pembeleşince yavaş yavaş süt ilave edilerek pürüzsüz bir şekilde beşamel sos hazırlanır. Borcama alınan karnabaharların üzerine dökülür ve üzerine kaşar rendesi serpilir. Isıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

Türk folkloru ve halk edebiyatı konusundaki derleme ve incelemeleriyle tanınmış bilim adamımız...



Prof.Dr. İlhan Başgöz (d.1921, Sivas). 


Folklor araştırmacısı, yazar.İlhan Başgöz, cumhuriyetin yetiştirdiği bir çınar. Hiç tartışmasız yirminci yüzyılın en değerli aydınlarındandır.Türk folkloru ve halk edebiyatı üzerine yaptığı çalışmalarla uluslararası ün kazanmış bir bilim adamıdır.

1924 yılında Sivas’ın Gemerek ilçesinde doğmuş, 1945’te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Enstitüsünden mezun olmuştur. Aynı yıl mezun olduğu Enstitünün Halk Edebiyatı Kürsüsünden Pertev Naili Boratav’ın asistanı olmuştur.

Öğrencilik döneminde başlattığı folklor (halkbilim)çalışmalarını asistanlığı sırasında Boratav’ın yanında sürdürmüştür. Kürsünün kaldırılmasından sonra da araştırma ve çalışmalarını sürdüren Başgöz, doktorasını vermiş, bir süre liselerde Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Sonunda Amerika Birleşik Devletlerine giden Başgöz orada İndiana Üniversitesi Asya Araştırmaları Bölümü’ne Öğretim Üyesi olarak girmiştir.

Prof. Dr. İlhan Başgöz, alanında Uluslararası üne kavuşmuş bilim adamlarımızdandır. Halk Edebiyatı, Folklor üzerine pek çok yazı ve kitabı yayınlanmıştır. Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinde yazıları yayımlanmaktadır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi' nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliği yapmaktadır.

Eserleri:
Doğu Anadolu'da Folklor Derlemeleri (1947)
İzahlı Türk Halk Edebiyatı Antolojisi (1956)
Manilerimizden (1957)
Köroğlu (1959)
Türkiye Cunhuriyetinde Eğitim ve Atatürk(1968)
Karac'oğlan (1977)
Folklor Yazıları (1987)
Yunus Emre (1990)
Türk Bilmeceleri (Prof. Dr. Andreas Tietze ile birlikte hazırlanan yapıt A.B.D. de Türkçe, İngilizce olarak basılmıştır; 1970),

Yuvarlak bulgur köftesi...


Takalak, Irk,
 

Kahramanmaraş iline özgü, sarımsaklı yenilen yuvarlak bulgur köftesi.
Kıyma (750 gram) malzemelerle(1 baş soğan, 2 diş sarımsak, 100 gram pirinç, tuz, kimyon, karabiber, pul biber vs..) yoğrulup yuvarlak köfteler haline getirilir. Tepsiyle 15 dakika fırına verilir. Köfteler tuz ve az sıvı miktarda sıvı yağ katılmış kaynar suya atılıp pişirilir. Daha sonra sudan alınan köftelerin üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır.

Madagaskar halkının bazı törenlerde içtiği kutsal içki...

Vokaka,

Sicilya kökenli New York mafyasına üyeleri tarafından verilen ad...

Cosanostra,


Mafya denildiğinde genellikle akla tek bir örgüt gelir: Cosa Nostra...  ve Sicilya.
Sicilya' ya has Mafya örgütleri; Cosa Nostra (Sicilya Mafyası), Camorra (Napoli Mafyası) ve ‘Ndrangheta (Calabria Mafyası) 1850’lerden beri varlığını sürdürüyor. Roberto Saviano’nun kaleme alarak ölüm kontratına imza attığı büyük örgüt Camorra ise Sicilya Mafyası’nın şöhretine çoktan ulaştı. Tabii bunların dışında Stidda ve Unione Corsa gibi genç mafya grupları da İtalya’da seslerini yükseltmeye başladı.

Bunlardan en büyüğü, Cosa Nostra; Sözcük anlamı ‘Bizim Mesele’ ya da ‘Bizim İş’ olan Costa Nostra 1950’lere kadar seyrek bir yapılanma içindeydi. Küçük mafya ailelerinden oluşan bu örgütün ABD’deki mafyayla ilişkileri sıkı değildi. 1958’de mafya aileleri arasındaki çatışmaları önlemek için, ABD’de Şanslı Luciano’nun önderliğinde bir komisyon (Copa) kuruldu. Copa kuralları koyuyor, anlaşmazlıkları önlüyordu. Kurallar dönemin önde gelen isimlerinden Tommasso Buscetta, Badalamenti ve ‘Küçük Kuş’ Salvatore Greco tarafından belirleniyordu. Copa’da on mafya ailesi vardı ancak 1970’lere gelindiğinde bu yapı üçlü bir yapıya dönüştü. Guentano Badalamenti, Stefano Bondate ve Carleonelerin başı Luciano Leggio…

Leggio 1974’te tutuklandıktan sonra yerini Salvotore Riina aldı. 1978’de tekrar örgütlenen Copa, 1981-83 arasındaki Büyük Mafya Savaşı ile dağıldı. Salvatore Riina ve Bernardo Provenzaro’nun başında bulunduğu Carleone’ler savaştan galip çıktılar. Riina, ‘Büyük Soruşturma’ adıyla bilinen mafya karşıtı büyük operasyon sonrasında, 1994’te tutuklanana kadar Copa’nın lideri olarak kaldı. Onun liderliğindeki yıllara ‘Toto Riina’ dönemi deniyor. Riina’dan sonraki yeni ‘baba’ Provenzano, selefinin kanlı stratejisini terk ederek mafyayı biraz daha karanlığa çekti. Cosa Nostra ‘yüksek’ ve ‘alçak’ olarak adlandırılan ikili yapıya sahipti. Yüksek mafya rüşvet ve büyük ticari faaliyetleri idare ederken, alçak mafya Cosa Nostra’nın ‘kirli işleri’ni yaptı. Cosa Nostra İtalya’da öyle bir nam saldı ki bazı kaynaklar örgütü Fiat’tan sonraki en büyük İtalyan ‘kurumu’ olarak gösterdi. Örgüt 2 bin 500 üyesiyle ABD’de de etkinliğini halen sürdürüyor.

COSA NOSTRA’NIN ÖGÜTLENMESİ
Kendilerini ‘Onurlu Topluluk’ olarak adlandıran Cosa Nostra’nın örgütlenmesi, modern bir şirket örgütlenmesini andırıyor.

Capofamiglia (Don/Baba-Patron)
Consigliere (Danışman/Babanın sağ kolu) 
Sotto Capo (İkinci Başkan) 
Capodecina (Kaptan/Capo) 
Uomini D’onore (Onur Adamı/Asker)  
CARLEONE KASABASI 

12 bin kişilik bu Sicilya kasabası, boyutlarından çok daha büyük bir üne sahiptir. Şüphesiz bu çok da olumlu olmayan şöhreti, içinden çıkan mafya ailesine ve elbette Mario Puzo’nun romanından uyarlanan ünlü ‘Godfather’ üçlemesine borçludur. Yıllardır Cosa Nostra’yı yöneten Carleoneler, geldikleri kasabanın adını herkesin korkuyla hatırlamasına neden oldular. Michele Navarra, Luciano Leggio, Leoluca Bagarella, Salvatore Riina and Bernardo Provenzano bu Mafya babaarından öne çıkanlar. Ancak Carleoneliler’in bu durumdan memnun oldukları pek söylenemez. 2006 yılında son ‘Babaların Babası’ Bernardo Provenzano yakandığında kasabada şenlikler düzenlendi. Provenzo’nun yakalandığı gün olan 11 Nisan bir caddeye isim olarak verildi.

Tunceli yöresine özgü, "sac sırımı" da denilen bir hamur yemeği...

Sir (Sac sırımı),


Tunceli'nin yöresel yemekleri arasında Zerefet (Babiko-Babuko-Pargaç), Sirekurt, Sirepati, Keşkek, Kavut, Patila unlu yemeklerine örnek verilebilir. Yöreye özgü bitki ve sebze yemeklerinden, Gulik Yemeği, Mantar Yemeği, Döğme Çorbası, yarmadan yapılan ‘malhuta çorbası’, Döğme Pilavı, Şorbik(düğün yemeği), Gulik Çorbası, Guriz Yemeği ile kurutulmuş sebze yemekleri sayılabilir. Geleneksel yöresel tatlılar arasında Helva, Dut Tatlısı, Aşure, Pancar tatlısı, Kabak Tatlısı, Heside (sulandırılmış Dut pekmezi, un ve tereyağı) ile baklava yer almaktadır.

Yeni Zelanda' da yaşamış, devekuşuna benzer soyu tükenmiş bir kuş...

Moa,

700 yıl kadar önce soyu tükenmiş bir kuş.
Moa, tüm zamanların en büyük kuşuymuş.
Yeni Zelanda'ya özgü bu dev kuşun on yıl süren yavruluk dönemi nedeniyle soyu tükenmiş. Moalar on yıl içinde büyümelerine karşın, günümüzdeki kuşlar sadece bir yıl içinde yetişkin hale geliyorlar. 

Uçma yetisi bulunmayan, 240 kilo ağırlığındaki bu dev kuşlar sadece bitkiyle beslendikleri için neredeyse hiç rakipleri yoktu. Fakat varolan düşmanları da çok tehlikeliydi. Kartalların dev pençelerine karşı tüm heybetli görünüşüne rağmen Moalar kendilerini  koruyamıyordular. Kartallar, pençelerini Moaların boyunlarına geçirerek bir çırpıda yere seriyordu.



Esas bu zararsız dev kuşların en büyük düşmanı insandı. Maoriler 1280 yılında Yeni Zelanda'ya geldiklerinde uzun yavruluk dönemi yüzünden kolay yakalanabilir kuşları henüz üreme dönemine gelmeden önce birer birer öldürüp yok ettiler diyor bilim adamları.



Tenekeden yapılan bir tür kepçe...

Mırmırık,
Kepçe, Koppa,

Kenya' da yaşayan bir halk...

Kikuyular
Luhyalar
Luolar,
Kalenjinler,
Kambalar,
Kisiiler,
Samburular,

Kenya'nın en büyük etnik grubu Kikuyu' lar nüfusun %25' ini oluşturur, Başkent Nairobi çevresinde yoğun olarak yaşarlar. Geleneksel olarak politik iktidarı elinde tutan grup olmuştur.  



Luhyalar ülkenin ikinci büyük etnik grubunu oluşturur. Batı Kenya'da ve Uganda sınırının güney kesimlerinde yaşarlar.
Kenya' nın üçüncü büyük etnik grubunu oluşturan  Luolar, batı Kenya'da Vicoria göü çevresinde yerleşmiştir. Uganda ve Tanzaya' da yaşayan halklarla akrabadırlar. Son dönemlerde bölgesel savaşlar Luoların Kikuyu yönetimiyle hesaplaşmasından ibarettir. 
Kenya'  nın dördüncü büyük etnik grubu Kalenjin' ler, beşinci ise Kamba' lardır. Kambalar geleneksel olarak askeriyede söz sahibi roller üstlenmişlerdir. Altıncı en büyük etnik grup olan Kisii' ler nüfusun %6'sını oluşturur ve politik olarak Luo'lar gibi Kikuyu karşıtı bir duruş sergilerler.

Samburular,

Samburu halkı, Kenya’nın kuzeyinde yaşayan yarı göçebe bir kabiledir. Yaşamları inek, koyun, keçi ve deveden oluşan sürülerine bağlıdır. Sürülerin bakımını kabilenin erkekleri üstlenir. Kadınların görevi ise kulübe inşa etmek, inek sağmak, su, yiyecek ve ateş için odun bulmaktır. Kabile içinde Samburu çocuklarının da önemli görevleri vardır. Erkekler küçük yaşlarda sığır ve koyunları otlatmayı, avlanmayı ve sürüleri korumayı, kızlar ise yemek yapmayı, su ve odun bulmayı öğrenir. Samburu kabilesinde cinsiyet ve yaşa bağlı sosyal sınıflar vardır. Kızlar ve erkekler yetişkinliğe kabul edilme sürecinden geçer. Bu geçiş döneminde yapılan tören ve kutlamalar çok önemlidir. 

Cava Adası' nın ortasında, dünyanın en büyük Budacı anıtlarından biri...

Borobodur, Borobudur ismi,
Birden fazla Buda” anlamına gelmektedir. Anıtın 56000 metreküpten fazla taş barındırdığı söylenmektedir. Anıtın üzerinde yer alan 1500 adet panelde, Buda’nın hayatı kabartmalarla resmedilmiştir.Öbür taraftan yüzlerce panel üzerinde de günlük hayata dair kabartmalar vardır.

Borobudur, Meru Dağı’nın Cava versiyonu olan, Güney yarımküre’nin en büyük anıtıdır.Meru Dağı , Hint Mitolojisi’nde evrenin dinlendiği yer olarak geçer.Bir tepe üzerine kurulan ve basamaklı piramit şeklinde olan Borobudur yaklaşık 400 metre yüksekliğindedir.Alt tarafta yer alan 5 adet kare şeklindeki teras maddi hayatı temsil ederken , üst taraftaki üç adet yuvarlak şekildeki teras ruhani krallığı temsil eder. Üst taraflarda yer alan çan şeklindeki stupalar, her birinin içinde birer Buda olan mabetlerdir. Etraftaki dağların şahane manzarasının görüldüğü en üst terasta yer alan 15 metre çapındaki mabet ise Nirvana’yı temsil eder. Ruhani özgürlük

Yapı, MS 775-842 yılları arasında Java Adasında hüküm süren Sanjaya ve Sailendra hanedanları tarafından inşa ettiriliyor, tamamlanmasından çok az bir süre sonra, 856' da hindu işgalinden sonra terkediliyor. Bu bilgileri sizlere aktardığımız Faruk Budak”ın kendi özel sitesinde bu tapınakla ilgili olarak ve rilen bilgilere göre X. yüzyılda üzeri volkanik küllerle, bitki örtüsü ile kaplanmaya başlıyor ve tamamen unutuluyor. 1814 yılında bir ingiliz albay tarafından keşfediliyor.

1855”te başlayan temizleme ve restorasyon çalışmaları neredeyse yüz yıl sürüyor. 1973 on yıl sürecek bir restorasyon projesi başlatılıyor ve 1983 Şubat’ında, eski devlet başkanı Suharto 25 milyon dolarlık projenin tamamlandığını ilan ediyor. 

Alman bilim adamı Hoenig, tapınağın dört ana yönde dört ana girişi olduğunu ve dokuz katlı olduğunu söylüyor. Doğuya bakan ana girişten giren bir budist hacı, her iki tarafı da budist öğretiye ait rölyeflerle dolu açıkhava koridorlarında yükselerek yaptığı yaklaşık beş kilometrelik uzun dairesel yürüyüş sırasında, günümüzün metaryalist dünyasından kurtularak sembolik olarak nirvana aşamasına ulaşıyor. İnanışa göre ilk katı temsil eden ilk beş terasta 432 Buda heykeli, ikinci katı temsil eden yukarıdaki üç terasta da içerisinde birer buda heykeli olan 72 stupa bulunuyor. Nirvanayı temsil eden dokuzuncu kattaki ana stupanın içi boş.
Borobudur Tapınağı dünyanın en harika yapılarından biri olarak ifade ediliyor.

Bir buçuk yüzyıl boyunca Java' da Budizmin ruhani merkezi olan Borodudur, 1814' te Sir Thomas Stanford Raffles keşfedene kadar tüm sırlarını sakladı. 55 bin metre karelik lav kayası, bir dağın üzerine piramit şeklinde altı dikdörtgen yapı, üç teras ve tepe noktayı oluşturan kubbe yerleştirilmiş ve bu devasa yapı oluşturulmuş. Yapının tamamı, Buda' nın kutsal çiçeği, nilüfere benziyor. Bir gölün üzerinde yüzen, patlamaya hazır bir nilüfer çiçeği. Uzandığı her yönde 92 Buda heykeli ve 1460 rölyef sahne yer alıyor. Alt katta, 160 neden sonuç ilişkisini anlatan rölyef, orta katta Buda' nın hayatına ilişkin birtakım hikayeler ve Jataka masallarından sahnelerin resmedildiği rölyefler, üst katta da duvarla çevrelenmiş kare balkon bulunuyor. Balkonu içine alan yuvarlak duvarlar, başlangıcı ve sonu olmayan bir çemberi anlatıyor.

Ödün, karşılık...

İvaz, 
Taviz,

Okyanusya' da ve Güney Amerika' da ormanlarda yetişen kozalaklı büyük ağaç...

Arakorya,
Araucaria, 
Araucaria heterophylla.
Maymun çıkmazı ağacı (Monkey puzzle tree).
Pehuen (Şili yerlileri olan Mapucheler, kendi dillerinde bu ismi kullanırlar). 
Doğal olarak ılıman bölgelerde yetişen Arokarya arokaryagiller familyasındandır. Amerika ve Avustralya'da yetişen endemik türleri mevcuttur. Ülkemizde de yetişebilen arokarya önemli bir peyzaj öğesidir. Kapalı alanlardada yetişebilir. Yarı gölge ve nisbi nemi yüksek olan yerlerde iyi gelişir ancak istekleri türleri arasında önemli değişiklikler gösterebilir.  Toprak bakımında zengin mineral ve besin maddelerince zengin toprakları sever.
Şili arokaryası, Dünyanın en eski ağaç familyalarından birisidir. 

Tayland' da yaşayan, kadınların boyunlarını uzatmak için bilezikler kullandığı bir halk...

Mabailer,
Karenler, Turistlik bir köyü andrıyor Karen Köyleri. Lüks tatil köyleri akla gelmesin hemen. Ellerinde fotoğraf makinalarıyla çeşitli ülkelerden turlar ile dağ köylerine gelmiş turistler ve uzun boyunlu Karen kadınlarının buluşması.
 
Myanmar ( Burma) ve Tayland sınırında yaşayan kabilelerden olan Karen kabilesinin simgesi olan uzun boyunlu kadınlar köyün orta yerindeki hediyelik eşya tezgahlarının yanlarına sıralanmış, meraklı bakışların ve fotoğraf makinalarının hedefi oluyor.
Myanmar daki askeri rejimden kaçan Karen’ler kuzey Tayland’a sığınmışlardır. Bu bölgede Myanmar kökenli pek çok kabile ve kavime rastlanır. Akha, Lahu, Lisu, Mien, Hmong ve Karen’ler en çok nüfusa sahip kavimlerdendir. 

Çok küçük yaşlarda boyunlarına, kol ve bacaklarına halkalar takan Karen kadınları Tayland’ın kuzey coğrafyasında oldukça ilginç görüntüler sunuyor. Yıllar ilerledikçe takılan halkaların sayısı da artıyor. Ve uzun boyunlu kadınlar tarih sahnesindeki yerlerini alıyor.

Ağırlıkları 7-8 kg’ı bulan halkalar yıllarca Karen kadınlarının bedenleriyle bir oluyor ve zamanla çıkarılması imkansız hale geliyor. Boyun, kol, bacak ve hatta kulak memelerinin içine de halka takan Karen kadınlarını görmek mümkün bu coğrafyada.
Karen kadınlarının boyunlarına halka takarak uzatma geleneği ataları kabul ettikleri dişi ejderhanın görünüşüne benzeme isteğidir. Savaşçı ve özgür ruhlu olan Karen kaviminde bir gurur simgesi olan halkalar Karen kadınlarının hiç canını acıtmıyormuş gibi duruyor.

Köyün orta yeri en kalabalık yeri. Yan yana sıralanan tezgahlar, turizmden geçimlerini sağlayan köylüler ve turistlerin buluşma yeri. Geleneksel motifler içeren kilim, eşarp ve örtülerin dokumacıları Karen kadınları. Kuzey Tayland izleri taşıyan hediyelik eşyalar da turistler ile buluşuyor. Tezgahlarda ki uzun boyunlu kadınlar adeta podyumda mankenlik yapıyor fotoğraf düşkünlerine. Fotoğraflardan alınan bahşiş ise köyün en önemli gelir kaynağı. Bu görüntülerin her geçen yıl artması turizmin doğallığının bozulması anlamına gelir mi, bence bir tartışma konusu.

Kafkasya’ da,başı ve boynu kesici yada sivri silahların darbelerinden korumak için kalın kumaştan yapılmış kukuletaya verilen ad...

Barlak,

Eti lezzetli bir balık. ..

Barlam - Berlam (Merluccius merluccius),

Mezgitgiller familyasından Berlam (Merluccius merluccius), boyu 80-100 cm, ağırlığı 3-4 kg, ılık ve oldukça soğuk denizlerde yaşayan kemiklibalıktır. İki sırt, bir anal yüzgeci vardır. Alt çenesinde deri çıkıntısı ya da bıyık bulunmaz. Gündüzleri oldukça derinlerde, geceleri ve bulutlu havalarda yüzeye yakın kesimlerde dolaşır. Eti lezzetlidir. Manyat, ığrıp, difana ve trol ağlarıyla ve el oltasıyla avlanır.

XIV. yüzyılda yaşayan ve "Kısas-ül-Enbiya" adlı yapıtıyla tanınan Türk yazar...

Nasirü'd-Din Bin Burhanü'd Din Rabguzi,

Peygamberlerle ilgili kıssaları içeren yapıtların genel adıdır. İlk kısas-ı enbiya Kısai’nin 9. yüzyılda yazdığı Kitabü Kısasi’l-Enbiya adlı eseridir. Türkçe kısas-ı enbiya kitapları arasında Rabguzi’nin 1310’da Çağatay Hanı Termaşir’in emiri Nasuriddin Tokboğa’nın emriyle yazdığı Kısasü’l-Enbiya ve Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısas-ı-Enbiya ile Tevarih-i Hulefa adlı eserleri sayılabilir. 


Ribat-ı Oğuz kasabasına mensup olduğu için Rabguzî mahlasıyla anılan müellifin asıl adı Burhanoğlu Kadı Nasır'dır. Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmayan Rabguzî Kısasü 'l-enbiya 'sı ile tanınmaktadır.Müellif eserini Moğol emirlerinden İslâmiyet'i kabul eden ve gece gündüz ibadetle meşgul olan Nâsırüddin Tok Buğa'nın emri ile yazmaya başlamış ve bir yılda tamamlayarak 710'da (1310) emîre sunmuştur.

"Mısır Turnası" da denilen, leyleğe benzer bir kuş...

İbis,
Çeltik kargası,

Mısır turnası (İbis aethiopica). zooloji Yunanca
Leyleksilerden, Afrika ve Batı Asya' nın sulak yerlerinde yaşayan bir kuş,

Uluslararası bir üne sahip devlet sanatçısı, keman sanatçımız...

İsmail Aşan,

Üstün yetenekli çocuklar için çıkarılmış olan yasa gereğince kurulan komisyon kararı ile Devlet himayesine alındı. Ahmet Adnan Saygun ve Marcel Debot tarafından özel bir program uygulanarak iki yıl süre ile yetiştirdikten sonra, 1963 yılında Devlet tarafından Fransa’ya gönderilen sanatçı, Paris Milli Konservatuvarı’nın Yüksek Kısmı’na girerek, keman sınıfında Gabriel Bouillon’la, oda müziği sınıfında da Jacques Fevrier ile çalıştı ve oy birliği ile bu bölümlerin birinci ödüllerinin birincisi seçilerek konservatuvarı 14 yaşında bitirdi.  

1965 - 1968 yılları arasında Gabriel Bouillon ile “Perfection” çalışmaları yaptı. 1969’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solist üyeliğine atanarak yurtiçi ve yurtdışı konser faaliyetlerini sürdüren Aşan, 1973 - 1977 yılları arasında David Oistrakh ile “Uzmanlık” çalışmaları yaptı. Daha sonra bir yandan yurt içinde konser faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Fransa, Romanya, Almanya, Sovyetler Birliği, Mısır, Cezayir, Tunus, Fas, İspanya, Arnavutluk, Yugoslavya, Kıbrıs, Finlandiya, Bulgaristan ve İsveç’te konserler veren Aşan, 1981’de “Devlet Sanatçısı” seçildi.

Kendisine inanılan, sır verilen kimse...

İnal,
Kendisine inanılan, sır verilen kimse,  

Fransız sinemacı ve film yapımcısı...

Luc Besson, 
1959 yılında Paris' te dünyaya geldi. Çocukluğunun bir kısmını, dalgıç eğitmeni olan ailesiyle dünyanın çeşitli yerlerini dolaşarak geçirdi. Okul yıllarında yaşından beklenmedik şekilde ileride çekeceği Le Grand Bleu ( Derin Mavi-1988) ve The Fifth Element (Beşinci Güç-1997) filmlerinin taslaklarını hazırlayarak bu konudaki yeteneğini göstermiş oldu. On yedi yaşında geçirdiği ve dalgıçlık yapmasına engel olan bir dalış kazası sonucu yunuslar üzerinde uzman bir deniz biyologu olma hayallerine veda etti. Paris'e geri döndü ve sinema ile ilgilenmeye başladı.

İlk olarak çektiği L' Avant Dernier ile başladı ve Le Dernier Combat ile ödül aldı.ödül aldı. 


Yönetmenliğini yaptığı diğer filimleri ise şunlardır;
Angel-A,
Taşıyıcı,
Taxi,
Ejder' in öpücüğü,
Leon,
Kır zincirlerini,
Bandias,
Sevginin Gücü, 
Kıyamet melekleri,
Jeanne D'arc,

Kuran'ın sonra inen bir ayetinin, önce inmiş bir ayetteki yargıyı değiştirip ortadan kaldırması...

Nesih,
Nesh:ir hükmü değiştirmek, iptal etmek.
Nasih: Hükümsüz bırakan, değiştiren."
Mensuh: Hükümsüz bırakılan, değiştirilen.
Ahkamı Fer'iyye fer'i hükümler: Esasa ait olmayan hükümler.Temel ve değişmez hükümlerin dışında kalan hükümler.


Tefsir usûlü ilminde karışık olan meselelerden birisi de şüphesiz ki nesh meslesidir.Kur’ân, bir yandan “Allâh, sözünden asla caymayacaktır (Hac 22:47) derken, diğer yandan “nesh” ile ilgili dört ayete rastlıyoruz. 
 
(Bakara 2:106) Biz daha iyisini veyâ benzerini getirmedikçe bir ayeti(n hükmünü) yürürlükten kaldırmaz veya onu unutturmayız Allâh’ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi? 

(Ra’d 13:39) Allâh, dilediğini siler, (dilediğini) bırakır. (Bütün) kitâb(ların) anası, O’nun yanındadır.

(Nahl 16:101) Biz bir âyetin yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman - Allâh ne indirdiğini bilirken - “Sen (Allâh’a) iftirâ ediyorsun (bu sözleri kendin uydurup Allâh’a atıyorsun) derler.  Hayır (ama) çokları bilmiyorlar.

(İsrâ 17:86) Andolsun, biz dilesek, sana vahyettiğimiz (âyetler)i tamâmen gideririz; sonra onun (geri alınması) için bize karşı (sana yardım eden) bir vekil bulamazsın. 

Bazı Müslümanların iddialarına göre Sonra gelen, öncekini iptal eder. İddia şudur ki, Her kitap kendisinden önce gelen kitapları geçersiz kılmıştır. Buna göre Kur’ân daha sonra geldiği için Tevrât ve İncîl geçersiz kılınmış.  Yani Nesih olunmuştur demektedir. 

Nesih, (yensahu) lûgatte: Men’ ve izale kılmak, tağyir ve iptal etmek, bozmak, bir şeyi yerine getirip koymak mânalarına gelir.Yazının, yazılı olduğu yerden başka sahifeye nakli de nesihtir, buna istinsah deriz.İslâmi kaynaklara göre, Nesh kelimesi lugâtte, izâle etmek, gidermek, yok etmek,  değiştirmek,  tebdil, tahvil ve nakletmek manalarına gelir.  Istılahta ise, bir nassın hükmünü daha sonra gelen bir nas ile kaldırmaktır, başka bir deyimle, şer’i bir hükmün başka bir şer’i delil ile kaldırılması veya mukaddem tarihli bir nassın hükmünü muahhar tarihli bir nas ile değiştirmek veyahutda, mukaddes bir metinin ilgası manasında kullanılır.

Dikkat ederseniz, bu ayetlerde, Kur’ân’ın diğer kitapları neshettiğine (geçerşiz kıldığına) ilişkin her hangi bir işaret yoktur. Bu âyetler, Kur’ân’ın kendi kendisi ile ilgilidir.  Geçersiz kılınan yalnızca Kur’ân’ın bir kısmıdır. Tevrât, Zebûr ve İncîl’de ayetler birbirini nesh etmez.  Ne Zebûr, Tevrât’ı nesh eder ne de İncîl Tevrât’ı nesh eder; bu Kitab-ı Mukaddes için geçerli bir kavram değildir.  Bu sadece Kur’ân-ı Kerîmin kendi ayetlerin nesh etmesi ile ilgilidir. “Kur’ân ancak Kur’ân’la nesih olunur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ