Bir Nakkaş ustası..

Mehmet Siyah Kalem,

Türk
dilinde resim yapan, ressam için eskiden verilen ad. Osmanlı döneminde nakış yapan, desen çizen, minyatür yapan sanatçılara denir. Çağı ve coğrafyası tarih içinde kaybolmuş bir nakkaş ustasıdır. Bir dizi eskimiş kaotik figürün yaratıcısı olan bu çizgi dışı nakkaşın yaşamı ile ilgili maalesef bilgi çok azdır.Şamanizm dünyasını yansıttığı resimlerde kuvvetli bir Çin sanatı etkisi egemendir.

Resimler 14.-15. yüzyıllarda Türkistan’da yapıldıkları ve Topkapı sarayında I. Ahmet döneminde (1603–1617) albüm haline getirilmiştir.Resimlerin Göçebe hayatını yansıtan günlük yaşam sahneleri Dev ve demonların (cinler) yer aldığı soyut tasvirler olarak tasvir edilmişlerdir.

Meşhur Hattatlar...

Hat sanatı, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır.
  • Ali Alparslan - Aziz Efendi
  • Bursalı Fahri,
  • Davut Bektaş,
  • Hafız Osman - Hafız Yusuf - Hasan Çelebi- Hüseyin Kutlu
  • Halim Özyazıcı - Hamid Aytaç
  • İbrahim Afif - İmâd - İsmail Zühdi
  • Mehmed Esad Yesari - Mustafa Rakım
  • Mehmed Nazif - Mehmed Şefik
  • Osman Özçay,
  • Sami Efendi,
  • Şeyh Hamdullah - Şevki Efendi,
  • Taner Erdem,
  • Yahyâ Sûfî -Yakut-ı Mustasımi - Yesarizade Mustafa İzzet,

Hat türleri ...

Hat sanatı
Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır.
Hat sanatında sitte (aklâm-ı sitte) denin altı tür yazı vardır.

1-Kufi (köşeli),
2-Tevki,
3-Sülüs,
4-Reyhani,
5-Nesih,
6-Rika.

Nesih, sülüs, rika, tevki, tomar, muhakkak, gubari yuvarlak hatlardır. Bölgelere göre hatlar Mağribi (Kayrevani, Endülüsi, Fasi, Mağribi, Sudani), Talik (Talik, nestalik, Divani, Şikeste, Divani Celi), Uzakdoğu (Sini, Cavi)' dur.

Hatta her tür yazıtta kullanılan ve uzaktan okunabilen yazılara iri anlamında, celi adı verilirdi. Alışılmış boyutlardan daha küçük harflerle yazılan yazılara hurde, gözle kolay seçilemeyecek boyuttaki yazılara da gubari (toz) denilirdi. Kolay yazıldığı için günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan bir yazı türü de rika' dır.

Şebnem...



Çiğ, 
Çiğ Tanesi, 
Kırağı, 
Jale,

Bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları.

Stifnik asit tuzu...

Stifnat, styphnate (fuel).

Stalin' e yakın çevresince verilen ad...

Koba,

Gürcü
olan Stalin' in kendine örnek aldığı halk kahramanıdır. Robin Hood gibi, fakirlerin yanında yer alıp otoriteye karşı savaşmasıyla tanınır. Koba, "asi", "boyun eğmez" anlamına gelir. 

Stalin, gençliğinde Koba'yı bir idol saymış ve takma ad olarak kullanmıştır. Josef Stalin, daha sonraki dönemlerde kendine ''çelik adam'' anlamına gelen stalin takma adını uygun görmüştür.

Spor yarışması sırasında vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç ...


Doping,

Bir şeyin niteliği...

Nelik
Öz,
Gerçekte öz ile aynı olan şey. Ancak düşüncede, aracılığıyla bir şeyin varolduğu şey ile aracılığıyla bir şeyin o olduğu şey (nelik) arasında bir fark bulunmaktadır.

Niçin, neden,
Mâhiyyet, mahiyet
Keyfiyet,

Bir şeyin ön tarafı, ön yüzü...

Alnaç, Cephe,

Bir şeyin üst tarafı, geçmişi...

Sibak,(Sebk)
Bağ, Bağlantı,
Bir şeyin önceki hali, birisinden ileri geçmek, bir şeyin geçmişi.

Bir şeyin zahmetini, sıkıntısını çekme...

Muanat,

Dünyanın ilk atom denizaltısının adı...

Nautilus,
Nükleer, Atom denizaltılar Şnorkel yapmadan, aylarca su altında kalabilmektedir. Bu tür denizaltılar, enerjisini su soğutmalı basınçlı nükleer reaktörlerden sağlar. Nükleer reaktörün yakıtı birkaç sene gitmektedir. Denizaltı personeline gerekli olan hava kimyasal yollarla temizlenir. 1958 yılında hizmete giren USS Nautilus Denizaltısı ilk atom denizaltıdır. Bu denizaltı kuzey kutbunu kaplayan buz tabakasının altından geçmiştir.
Jules Verne' in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah adlı 1870 ve Esrarlı Ada adlı 1874 yılı romanlarında anlatılan, hayal ürünü bir denizaltıdır.Jules Verne bu denizaltıyı Robert Fulton' un icat ettiği ve ilk kullanılabilir denizaltı olan Nautilus' dan esinlenerek isimlendirmiştir.

Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve firavun faresi de denilen , boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan...


Kuyruksüren(Herpestes ichneumon), Firavun Faresi,

Zarif vücutlu, kısa bacaklı, küçük yırtıcı hayvanlardır. Renkleri gri, kahverengi yada alacalı lekeleri veya çizgileri olan etcil hayvanlardır. Bir türünün kuyrukları kısadır. Uzunlukları 18-71 cm. ve ağırlıkları 0,2-5 kg arasıda değişir.

Ayaklarında beş parmakları vardır. Bir kaç cinste sadece dört parmak vardır. Tırnaklarını içeri çekemezler.Çoğunda kötü bir koku üreten anal beze bulunur. Kafaları vücutlarına göre küçük, kulakları küçük ve yuvarlak, burunları sivridir. Ağızlarında 36 ila 40 adet diş bulunur. Solucan, çekirge, kertenkele, küçük yılanlar, yumurtalar, larvalar, böcekler besinlerini oluşturur.

Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı...


Zorilla (Ictonyx striatus) ,

Eskiden Sansargiller (Mustelidae), familyasına mensup sayılan kokarcalar (Mephitidae), modern bilimde ayrı bir familya olarak kabul edilmektedirler. Zorilla gelincik porsukların birçok özelliklerini bünyesinde taşıyan küçük bir etoburdur.

Zorillanın yurdu güney Kap' tan başlayarak kuzeyde Süveyş berzahına, oradan da Ön Asya içlerine kadar uzanır. Zorilla'nın uzun ve gevşek tüylü kürkünde, başından oldukça uzun, beyaz kuyruğuna kadar uzanan siyah ve beyaz çizgiler dikkati çeker. Bu hayvanın baş ve vücut uzunluğu 38 - 40 santimi geçmez. Maksimum ömrü 5 yıl olarak tespit edilmiştir.

Mersin ilinde bir yayla...

Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği, Güzelyayla,
Tarsus: Namrun(Çamlıyayla), Gülek, Sebil,
Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk,
Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası,
Anamur: Abanoz, Halkalı, Kaş, Beşoluk,
Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç,
Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran,
Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü, Sertavul,

Mersin ilinin eski adı...

İçel, Mersin,

Türkiye' nin en yüksek ikinci gökdeleninin (Mertim Kulesi: 177 metre) bulunduğu Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Toroslar, Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Tarsus' tur. 

En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.524 m) Mersin' i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1250 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1990 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır.

Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. 

Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; 
Alahan Manastırı (Mut), Kravga Köprüsü, Kızkalesi, Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri, Viranşehir ( Soli), Tarsus - Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar, Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami, Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir.

Önemli plajları ise Anamur, Kızkalesi, Susanoğlu ve Ayaştır.

Japon Edebiyat türü...

Joruri,

Leçek, Oyalı başörtü...


Çevre,
Çember,
Yazma,
Leçek,
Tülbent,
Yemeni,

Başörtüsü;
Alavura,
Dastar,
Eşarp,
Vala,
Başörtü,
Çarşaf,

Yün atkı, baş örtüsü,...


Leçek,
Baş örtüsü, yün atkı.
Tülbent, Başörtüsü, Sargı bezi.
Eşarp. (Eşmeyazı -Kars).

Yünlü bir kumaş çeşidi...

Dra,


Yünlü kumaşları üç grupta inceleyebiliriz.

1-Zemini düz, havlı yünler;
Dra(Bez armür üzerine dokunmuş, tüylendirilmiş, özel bir aletle ezilmiş, bu suretle özel bir apre kazandırılmış bir kumaştır),

Çuha(dranın kalın ipliklerle dokunmuş şeklidir),

Asker çuhası(Kaba ve hafif keçeleşmiş şekildedir.),
Amazon Çuhası(Amazon çuhası ise iyice yatırılmış uzun kılları olan ince ve dökük bir kumaştır.), Kastor, Muflon, Fötr, Loden,

2-Çeşitli tekniklerle dokunmuş yünlüler;
Serj-Şayak (İnce, sık, tersi yüzünden aynı olarak dokunmuş iki yüzü de ince damarlı bir kumaştır),
Gabardin(Serjden daha kalındır),

Aba(Geniş, kaba bir serjdir. Dokunulduğunda sert bir his bırakır),
Bengalin(Havsız, ince, sık kumaşlardır),
Poplin(Havsız, ince, sık kumaşlardır),
Rips(Poplin gibi fakat ondan daha kaba ve sert bir kumaştır),
Alpaga(Kuru, parlak görünüşlü tiftik karıştırılarak dokunan çok güzel bir kumaştır),
Merinos (Çapraz dokunmuş, kalın sağlam bir kumaştır),


3-Fantezi yünlüler;(Bu kumaşlar hafif, fantezi, çok ince yazlık kumaşlardır)
Etamin, ün vual,

Bir de yumuşak ve yün gibi görünüşlü havlı kumaşlar vardır.
Fanila, Uatin, Molton, Kadife, Düvetin, Velütin

Tüysüz ince sık dokunmuş yün kumaş...

Çuha,
Çözgü ve atkısı yün yapağıdan iğrilmiş iplikten, havlı ve düz renkte, sade, tok bir kumaştır. XV. yüzyıl ortalarından itibaren en iyi cinsinin, Selânik fethedilinceye kadar Eğin'de dokunduğunu ve bunlardan padişahlara ve şehzadelerine giyim eşyası yapıldığını muhtelif kaynaklardan öğrenmekteyiz.

Yünlü kumaşları üç grupta inceleyebiliriz.
Zemini düz, havlı yünler; Dra, Çuha, Kastor, Muflon,Fötr,Loden,

Çeşitli tekniklerle dokunmuş yünlüler; Serj-Şayak, Gabardin, Aba, Bengalin, Poplin, Rips, Alpaga, Merinos,

Fantezi yünlüler; Etamin,Yün vual,

Osmanlı Kumaşları;

Atlas: İnce ipekten sık dokunmuş, düz renkte, sert ve parlak bir kumaştır. Genellikle kırmızı renkte dokunurdu. Atlas, tel adedine ve dokunuşuna göre kıymetlenen bir kumaştır. Padişahlara mahsus giyim eşyaları arasında atlastan kaftanlar dikkati çekecek çoğunluktadır.  
Çatma: Dokunuşu itibarıyla kadifenin bir cinsi olan ve Fransızlar'ın “velours à double hauteur” dedikleri çatmanın kadifeden farkı, zemine nisbetle çiçeklerinin veya süslemesinin havının daha yüksek olmasındadır.  
Seraser: Çözgüsünde ipek, atkısında altın alaşımlı gümüş veya doğrudan doğruya gümüş tel kullanılarak dokunan kumaştır. Osmanlı'nın en itibarlı kumaşı seraserdir. En iyi cinslerinin İstanbul'da, Saray'a bağlı tezgâhlarda, serasercibaşının nezaretinde dokunduğu ve “İstanbul Seraseri” adıyla anıldığı bilinmektedir.Seraser dokuyan tezgâhlar daima kontrol altında bulundurulur; çok revaçta bir kumaş olduğundan zamanla artan tezgâhlar tahdit edilir ve kumaşlara hazine damgası vurulurdu.  
Serenk: XV. yüzyılın ikinci yarısından sonra görülen ve ipekle dokunmuş bu kumaşın motiflerinde sırma ve tel yerine sarı ipek kullanılmıştır. Genellikle zemini güvez renk ve kendinden desenli olup üç renkli dokunmuştur.Çiçeklerindeki verevine çizgiler kumaşa işlenmiş hissini vermektedir. Çiçekli olanına “serenk”, beneklisine “şahbenek”, düz olanına ise “sade serenk” denir.  
Selimiye: Çözgü ve atkısı ipekten olup umumiyetle boyuna yollu ve küçük çiçeklidir. XVIII. yüzyıldan sonra dokunmaya başlayan ve Üsküdar'da Ayazma Camii civarındaki tezgâhlarda imal edilen bu kumaşa Selimiye adı verilmesi, III. Selim devrinde o semtte Selimiye Kışlası'nın yapılışına tekabül etmektedir.  
Kemha: Çözgüsü ve atkısı ipek, üzeri hafif tüylü bir kumaştır.Genellikle döşemelik olarak kullanılan kemha dokunduğu yere göre adlandırılırdı. İstanbul Kemhası, Bursa Kemhası gibi. Avrupa'dan getirilenlere kemha-i frengî denirdi.  
Gezi: Çözgüsü ipek, atkısı ipek karışığı iplikle sık dokunmuş hareli bir kumaştır. Çözgüye nazaran atkısı birkaç kat ipek ve iplikle karışık ve bir arada dokunduğundan atkılar, ince çözgüler arasında kalın olarak farkedilmektedir. Kumaşın haresi, dokuma işleminden sonra iki kızgın silindir arasında ezmek ve sürtmek suretiyle elde edilir. XVI. yüzyıldan itibaren görülen “gezi”den padişahlara dış kaftanları yapılmıştır.  
Çuha: Çözgü ve atkısı yün yapağıdan iğrilmiş iplikten, havlı ve düz renkte,sade, tok bir kumaştır. XV. yüzyıl ortalarından itibaren en iyi cinsinin, Selânik fethedilinceye kadar Eğin'de dokunduğunu ve bunlardan padişahlara ve şehzadelerine giyim eşyası yapıldığını muhtelif kaynaklardan öğrenmekteyiz.  
Hatai: İpek ve klaptanla dokunmuş sert bir kumaş türüdür. Çözgüsü ham ipekten olup kumaşa istenilen sertlik bununla verilmiştir. Atkısı ise bükümlü iki ipek telli ve bir klaptan*lıdır. XVI. yüzyılın ikinci yarısından sonra rastlanan bu kumaştan genelde padişahlara dış kaftanı yapılmıştır.  
Kadife: Çözgüsü ve atkısı ipekten olan havlı bir kumaştır. Atkısında klaptan* bulunanına “telli kadife” denir. Türk kumaşları arasında kadifeye XV. yüzyıl ortalarından evvel rastlanmaz. Esasen bu zamana kadar dışarıdan ithal edilen ipekle çalışılmaktaydı.  
Sof: Tiftik yapağısından ince bükülmüş iplikle dokunan düz kumaşa “ham” veya “sof” denir. Dokunan kumaş yıkanıp fırınlandıktan sonra kullanılmıştır. Kumaştaki parlaklık fırınlama ile elde edilmekteydi. Beyaz, siyah ve kırmızı renkleri en çok aranan türleri olup diğer renkleri de mevcuttu.

Edirne' ye bağlı Enez ilçesinin antik çağlardaki adı...

Ainos,

Enez ilçesinin 21 km kuzeyinde İpsala, 60 km doğusunda Keşan ilçesi, güneyde ve batıda Ege Denizi ve Yunanistan vardır.

Artvin ilinde bir şelale...

Mençuna Şelalesi(Arhavi),
Ciro Şelalesi(Yusufel),




Maral Şelalesi, Camili (Macahel)
Mısırlı(ivet) şelalesi, (Şavşat)
Osan Şelalesi, (Yusufeli Demirkent)

Aruz ölçüsünde oniki kalıbın ortak adı...

Ahrem, Ahreb,

Rubai vezinlerinin ana ölçüsüdür ve mef'ulü ile başlayanlara Ahreb, mef'ulün ile başlayanlara Ahrem denir.

Saç örgüsü...

Belik, Gusn, Balık sırtı,

Örgü çeşitleri:
- İkili balık sırtı örgü tekniği
- İtalyan örgü tekniği
- Çoklu örgü tekniği
- Mısır örgü tekniği
- Sepet örgü tekniği
- Ters balık sırtı örgü tekniği
- Taç örgü tekniği

Ayakkabı derisi, kösele...

Kepi,

Artvin ilinde bir yayla...


Agara,    
Agara Arhavi'de bir yayladır.
  
Aklente, Aralık, Ardanuç, Ayder,  Arsiyan,   Amaneskit Yaylası,  Balcı,  Ballı, Barhal, Balta, Berta,  
Bilbilan (Ardanuç),  
Bülbülan, Balkaya Yaylası,   
Cavret Yaylası, Cindağı,  Çamlıca, Çamlık, Çoluhsev,   Çukur Yayla, Dargit Yaylası, Devtoban, Dibe, Dikme,  Durça,     

Düzenli,    
Eyrek Yaylası,  

Goman, Geliçivar, Germicek, Güleşen, Güngörmez ,
Hanlı, Hafcala, Harran Yaylası, Haştaf-Hastaf-Haristav, Haşut,   

Irmaklar,  
İntkor (Özgüven) (Yusufeli), 
İtik,   
İvet (Gürcistan sınırında),  
İmneza,   İnekli,  İmerhevcan yaylası,   
Kapik,   Kireçli,  Keşoğlu,  Kurudere,  Kocakarılı,     
Kafkasör  (Boğa güreşi yapılan),   
Kapik,   Karagöl,   Karsnal,   Kıkkırım,   
Kovahit,  Kocbey, Konk ,

Lekoban,  Lori, 
Maçahel,   Manatba,   
Mereta, Meretta, Merete, (Borçka İlçesinde).
Mersivan (Genya dağı eteklerinde),   
Meşeli,   Meydancık,   Mısırlı,  
Modut yaylası (Yusufeli).  
Noğadit yaylası (Arhavi),

 Oba, Ovanat Yaylası,  
Pelçur Yaylası  
Sahara(Ulusal park kapsamında),   
Sakora,  Satelev,  Sevahil, Susuz,  
Şareze(Çamyuva),  
Taşköprü,   Taşlık,  Taşyayla,  
Vilizo,(Yusufeli).  
Yanıklı,  Yığılı,   
Yoncalı,  Yusufeli,  
Zata,

Antalya' nın Akseki ilçesinde bir mağara...

Asar, (Senir Köyü' nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiinde)
Pesenek,
Büyükalan,
Mezarbaşı,

Bir engel meydana getiren şey...

Hail,

Hayvanları bağlamaya yarayan kalın ip yada zincir...


Örk,  
Cilbir,
Yular.


Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip ya da zincir, örük.
Hayvanı çayıra bağlamaya yarayan ucu halkalı demir kazık.
Otlamaya salınan hayvanın ayağına bağlanan, bir ucu kazığa tutturulmuş ip.



Otlayan hayvanın ipini bağlamak için yere çakılan kazık...

Fasal, Pasal,

Yere çakılan demir çivi (Hayvanları bağlamak için )

Zikke, Pol, Sikke,

Hayvanları bağlamak için çakılan demir yada ağaç kazık...

Pol, Sikke, Zikke,

Tropikal kökenli kereste çeşidi...

Asaku,

Tropikal Bölgelerde yetişen bir ağaç, bitki...

Akaju, Ako, Azobe,
Balsa,
Ebiara, Ekaba,
Hıyarşembe(Tüysü yapraklı ve sarı çiçekli bir ağaç),
Jakaranda,
Kapok,
Limba,
Neem(Böcek öldürücü ağaç),
Obeşe, Odina,
Papaya,


Sarısabır-Azvay-Aloe Vera, Simaruba,
Taro (Yumruları besin olarak kullanılan),
Yam,

Tropikal Amerika' da yetişen bir ağaç...

Amarelo(Odunu marangozlukta kullanılan bir ağaç),
Asaku (Hura da denilen kerestelik bir ağaç),
Bursera (ince marangozlukta çok değer verilen Guyana pembe odunu),
Granadillo,
Guanabana-Kaki-Çiku-Guava (ağırlığı 4,5 kiloyu bulan,üstü etli dikenlerle kaplı yeşil meyveleri sevilerek yenen bir ağaç),

Jaborandi-Salyaotu (Şifalı bir bitki),
Kam(Odunu marangozlukta kullanılan bir ağaç),
Kuali-Kuaruba,
Vera (çok sert bir ağaç),

Tropikal Afrika' da yetişen bir ağaç...



Azobe,
Çok sert ve dayanıklı odunu olan bir ağaç.
Bete,
Odunu doğramacılıkta kullanılır.

Ekaba,
Odunu doğramacılıkta marangozlukta kullanılır.
Eyong,
Odunu mobilyacılıkta kullanılır.

Framire, 
Yumuşak odunu doğramacılıkta kullanılan değerli bir ağaçtır.

İdeva
Odunu ince marangozlukta kullanılır.

İroko-Okpara,
Odunu kolay işlenen büyük bir ağaç,

Limbali,
Odunu doğramacılıkta kullanılır.

Makore,
Odunu marangozlukta ve kaplamacılıkta kullanılan çok büyük bir ağaç.

Moabi Okan,
Olon,
Yumuşak odunu marangozlukta kullanılır.

Ozigo,
Venge,
Açık damarlı, siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte, daha çok kaba dokulu, sert ve ağır bir odun veren ağaçtır.

Güneydoğu Anadolu' ya özgü bir tür işkembe dolması...

Kibe, Kibbeh,

İşkembe dolması (Kibbeh) ve kaburga dolması Süryani mutfağına özgü leziz yemeklerdir. İşkembeler kaynar suda iyice yıkanır. Bir el büyüklüğünde parçalara ayrılır ve ağzı açık kalacak şekilde iğne iplikle dikilir. Satır satır yapılan kuşbaşı et önceden ıslatılan bulgur ve pirinçle karıştırılır. Soğanlar küçük küçük kesilerek ilave edilir. Ardından baharatlarla harman edilerek karıştırılır. Hazırlanan iç, işkembelerin içine doldurulup ağızları dikilir. Bir miktar su ile düdüklü tencerede 45 dakikada kaynatılıp servise hazır hale getirilir.

Eski Romalılarda Tanrı olarak düşünülen ölü ruhları...

Manes,
Larvae (Lemures) Ölü Ruhları tanrısı.

Akdeniz bölgesinde yetişen, yiyecek ve içeceklere koku vermek için katılan bir bahçe bitkisi...

Zufaotu(Hyssopus officinalis),
Zulfaotu, Arıotu, Kutsalot, Çorduk, Çürdükot,

Ballıbabagiller familyasından olup 50-120 cm. boylanabilen, çokyıllık, kokulu, çalımsı bitkidir. Bitki, tohumuyla çoğalır veya kökleri bölünerek ya da gövde kalemleri alınarak üretilir. Bileşiminde % 1 oranında uçucu yağ, ayrıca flavonit, glisosit, diosmin ile tanen bulunan ve uzun yıllardan beri yararları bilinen zufaotu, günümüzde bazı yemeklere koku ve çeşni katmak üzere küçük miktarlarda eklenir. Kimi şarap ve likörlerin yapımında kullanılır.

Ankara' nın 5 km. kuzeyinde önemli bir buluntu yeri, höyük...

Etiyokuşu,

Ankara il merkezinin yaklaşık 5 km kuzey-kuzeydoğusunda; Kalaba ile Solfasol köyleri arasında; Ankara'dan kuzeydoğuya doğru giden asfalt yolun her iki tarafında uzanmaktadır.

Etiyokuşu ismi olasılıkla kazı ekibinin höyüğe verdiği bir isimdir. İlginç olan Etiyokuşu'nun İlk Tunç Çağı buluntuları yerine; hemen yanından Çubuksuyu'nun kesitlerinden çıkarılan Paleolitik Çağ bulguları ile ünlenmiş olmasıdır. Buluntu yeri; günümüzde hemen hemen çağdaş yerleşmelerin arasında kalmıştır.

İki odalı dörtgen bir evin yalnız temelleri ortaya çıkarılmıştır. Saman ve kum katkılı hamurlu; iyi pişirilmiş içi ve dışı kırmızı yüzey renkli ya da içi siyah dışı kırmızı yüzey renkli maldan kaplar bulunmuştur. Pişmiş topraktan armut biçiminde ve uç taraflarında birer delik olan ağırlık, ağırşak, Açkılı yassı balta, figürin, mühür, idoller bulunmuştur.

Mezar...

Sin, 
Kabir, 
Makber, 
Karayer, 
Medfen, 
Gömüt,
Merkat,
Gor,

Mezar, Ölünün gömülü olduğu yer, kabir, sin, makber, gömüt, mezel.


Ölmüş birinin ya da bir hayvanın gömülü olduğu yer. Mezarların baş tarafına ölenin adı, doğum ve ölüm tarihlerinin yazıldığı bir tahta parçası ya da bir taş dikilir. Ölü, mezara çoğunlukla yatay ve yan olarak konulur. Bazı kültürlerde ölülerini toprağa dik gömerler. Bazen de evli çiftler ranza gibi mezar tasarımları sayesinde aynı mezara gömülebilirler.

Antil Adaları' nda, özellikle Haiti' de yaşayan karaderililerin dini..

Vudu, 
Vodu,
Voodoo, 
Haiti'nin resmi, ulusal dinidir.
Vudu inancını, Batı Afrika kökenli ruhçu animist bir dindir.
Antil Adaları' nda, özellikle Haiti' de yaşayan karaderililerin dini. Voodoo dini, 1987 Haiti anayasası ile korunuyor. Vudu dini, Haiti'nin resmi dinlerinden biridir. Vudu temelde, şifa vermek amacını taşır. Birtakım otlar ve dualar aracılığıyla Iwa yardıma çağırılır. 
Iwa, evrenin ve düzenin koruyucusu görevini görür. Haiti (Saint-Domingue) de, Aziz Petrus, ruh dünyasının koruyucusu olan Papa Legba olarak bilinir. 

1685 yılında Fransa, Afrika dinlerini yasaklamış. Yerli dinlerinden vazgeçmeyen birçok köle inançlarını Hristiyanlık ile birleştirmiştir. Batı Afrika, Haiti ve Louisiana ile Küba, Brezilya, Porto Riko ve Dominik Cumhuriyeti gibi Batı Afrika kökenli birçok ülkede voodoo dini uygulanmaktadır.

Voodoo dini, Afrika'nın batı sahillerindeki Benin (Dahomey), Nijerya ve Kongo bölgelerinde çok yaygınmış. Karaibler'de, Amerika'nın kuzey sahillerinde ve Kanada'da bu gün yayılmaktadır. 

Osmanlı mutfağına özgü, havuç ve koyun etiyle yapılan bir tür kalye...

Nirbac,
Kuzu budu ve havuçlu, kişniş, tarçın, zencefil, damla sakızı ve nar ekşisi ile tatlandırılmış tencere yemeği.

Argoda kabadayılık, gösteriş anlamında bir sözcük ...

Tıraka
Lolo, 
Alengir,

Arpa ve buğday başaklarının üst kısmı, başak kılçığı...

Ahgül, (farsça),
Esk. Arpa ve buğday başaklarının üst kısmı, başak kılçığı, kıl­çık,

Eskiden trajedi anlamında kullanılan sözcük...

Haile,Trajedi (Tragedya),

Güzel söz söyleme sanatı...

Retorik, 
Fr. rhétorique,
İng.rhetoric, 
Alm. Rhetorik
Lat. rhetorica,
Yun. rhêtorikê 
Yunanca rhêtôr, güzel konuşan, hatip demektir.

Hitabet, 
Belagat,
Hatip,
Konuşma sanatı, 

Güzel söz söyleme sanatı.
Güzel, etkili söz söyleme, hitabet ilmi.
Hitabet, Etkili söz söyleme sanatıdır.

Güzel yazı yazma ilmi, belagat,
Bununla beraber retorik genel kullanışta yazma ile ilgilidir. Güzel yazı yazmanın yollarını gösterir.

Güzel söz söyleme, hitabet sanatı. 
Söz sanatı, sözün veya yazının anlatım temizliğini, güzelliğini etkinliğini sağlamak için başvurulan yolları inceleyip kurallara bağlayan sanat.  
Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat. 

Mozambik' in başkenti...

Maputo,


Doğu Afrika, Mozambik Kanalı kıyısında, Güney Afrika ve Tanzanya arasında yer alan Mozambik' in başkenti. Hint Okyanusu' nda bir liman kenti olan şehrin ekonomisi bu liman çevresinde gelişmiştir.



Ülkenin önemli şehirleri;
Beira, Pemba, Nampula, Xaixai, Chimoi, Tete, Inhanbane, Quelimane.

Kupes balığına verilen başka bir ad...

Kupes, Kupez  (Boops Boops) 
Lopa,  Lapa,
Gopez,
Kupa,

Sparidae familyasından ticari açıdan önemli bir balık türü. Atlas Okyanusunun doğusunda ve Akdeniz ile Karadeniz'de yaygındır. Kupesin çoğu levreksilerde olduğu gibi iki sırt yüzgeci vardır. Kafasından kuyruğuna kadar uzanan 3 - 5 soluk altın renginde çizgileri ve göğüs yüzgecinin kökünde siyah bir lekesi vardır. Görünen en büyükleri 36 cm uzunluğundadır.

Tercüman-ı Ahval' ı çıkaran gazeteci ve yazar...

Agah Efendi,

Tercüman-ı Ahvâl, İstanbul'da 1860-1866 arasında yayımlanan ilk özel Türkçe gazetedir. Agah Efendi ve Şinasi tarafından önceleri pazar günleri çıkarıldı Sonra üç güne çıkarıldı. Ahmed Vefik Paşa, Şinasi, Ziya Paşa, Refik Bey bu gazetede yazdılar. Tercüman-ı Ahval' ın 1866' da yayınına son verildi.

Artvin Borçka ' da bir kaplıca...

Otingo,
Borçka ilçesinin 8 km doğusunda Balcı köyündedir. Küçük bir otel ve lokanta bulunan kaplıcaya orman yolundan gidilmektedir.Romatizmal hastalıklara iyi gelir.32 derece sıcaklıktaki termal sular gerek içmek, gerekse yıkanmak için kullanılabilir.

Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et...

Rosto, ( İt. arrosto, İng. roast  ),
Haşlandıktan sonra veya doğrudan doğruya kızartılarak pişirilen, dilim dilim kesilen et.

Haşlandıktan veya kızartıldıktan sonra dilim dilim kesilerek servisi yapılan yağsız sığır eti.

İslamlık öncesi Türk edebiyatında ağıta verilen ad...

Sağu,

Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan şimşirden ucu sivri bir çeşit takoz...

Bat,
Halk dilinde; 
Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir çeşit takoz.
Tarla, bahçe kenarlarına konulan ağaç, dikenli çalı, tel veya tahtadan yapılan çit, çevirge.
Ocak ve tandırın iç yüzü, kenar parçaları.
Merdiven, merdiven basamağı.

İslamlık öncesi Türk edebiyatında maniye verilen ad...

Aşula,

Bir şeyin en yüksek ve sivri tepesi...

Din,

Huysuz hayvanların ağzına takılan ağaç...

Egen
Egem,
Gem,
Yavaşa,  
Yavaşu, 
Burunduruk.

Nallanmakta veya iğdiş edilmekte olan huysuz hayvanı zaptetmek için burunlarına, dudağına geçirdikleri tahta kıskaç.

Kantarma demiri.
Küçük müdahalelerde, atların sakin durmasını sağlamak için hayvanın üst dudağı veya kulağına uygulanan bir ağaç sapının ucuna geçirilmiş halka biçiminde ve bir ipten ibaret aygıt. Halka daraltılıp veya gevşetilmekle hayvanın az veya çok ağrı duyması sağlanır.

Geometri ve matematiksel çözümleme alanlarındaki önemli buluşlarıyla ünlü Alman Matematikiçi,

Georg Friedrich Bernhard Riemann (17 Eylül 1826 - 20 Temmuz 1866),

Analiz ve diferansiyel geometri dalında çok önemli katkıları olan Alman matematikçi.
İlgili katkıları izafiyet teorisinin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. 
Bu matematikçinin ismi aynı zamanda zeta fonksiyonu, Riemann hipotezi, Riemann manifoldları ve Riemann yüzeyleri ile de bağlantılıdır.

Hayvana Tapınma...


Animalizm,(animalisme), (hayvana tapınma).
Zoomorfizm,

İlkel dinler arasında daha üstün olduğu tahmin edilen bir şekildir. Buna inanan toplumlarda bazı özel vasıfları olan tek tek hayvanlar kutsal sayılmakta ve tanrılaştırmaktadırlar. Bir kısım ilkel kabilelerde animalizm olduğu gibi en belirli şekli eski Mısır dîninde görülüyor: Bugün Hint'de öküz'ün kutsal sayılması inancı devam ediyor.

Uzakdoğu kökenli bir dövüş sporu...

Çin : Kung fu, Wushu(vuşu), San Soo, Wing Chun (Ving Tsun veya Wing Tsun), Xingyiquan (Hsing I Ch'üan), Tai Chi Chuan, Shaolin Kung Fu, Kajukenbo , Karate, Jujutsu, Kenpo,Baguazhang,

Japon
: Aikido, Katana, Karate(Kyokuşinkai, Aşihara, Şotokan gibi alt türleri vardır), Koryū, Jujutsu, Naginata, Judo, Kendo(Bambu sopalar kullanılıyor.), Koru-Su, Sumo Güreşi, Kenjutsu , Shorinji Kempo, Ninjutsu,


Hindistan
: Gatka, Malla-yuddha, Pehlwani, Kalarippayattu, Silambam, Adithada, Kalarippayat, Ayurveda , Varma Kalai ,


Kore: Hapkido, Hankumdo, Soobak, Tekwon do, Taekyon, Tang Soo Do , Kuk Sool Won, Hwarangdo ,
Filipinler: Eskrim, Silat ,
Tayland: Muay Thai ,
Kamboçya: Pradal Serey
Burma: Bando
Vietnam: Vovinam,
Endonezya: Sindo , Pencak Silat, Kuntao,
Malezya: Pencak Silat,
Tibet: Kateda, Pencak Sılat , Kuntao

Ayakkabı derisi, kösele...

Kepi,

Uygur, Karahanlı ve Selçuklularda hükümdarlara ve şehzadelere verilen unvan...


İlig,

Nicelik...

Kemiyet (Kantite),

Tavuk yada dana etiyle yapılan bir tür yemek...


Şnitzel,
Schnitzel,

Dana pirzolası, 

Avusturya ve Almanların milli bir yemeği, Avusturya' da Domuz etinden de yapılır.

Tambura benzer bir Türk sazı...

Yelteme  
(Şemsi Çelebi'nin îcãdettiği söylenen, tanbur cüssesinde, ama daha kısa boylu ve çift bamlı, kiriş telli bir saz).

Meydan sazı, Oniki telli, Çöğür, Tambura, Bozuk, Cura, İkitelli, Aradüzen, Bulgari, Irızva, Dutar, Dombra, Kolca Kopuz,

Tamburun kökeni, hangi tarihte ortaya çıktığı bilinmemektedir. Sümerce "pantur"dan geldiği hakkında bilgiler mevcuttur. Araplar, kelimenin "kuzunun kuyruğu" anlamına gelen "dumba-i bara"dan geldiğini söylerler. Sazı icra edenlere "tamburi" ismi verilir. Perdeleri için, bağırsak (katkut) veya olta misinası kullanılır. Tamburun mızrabı kaplumbağa kabuğundan (bağa) elde edilir.

Balıkesir' in Susurluk ilçesinde bir kaplıca...

Kepekler (Ilıca Boğazı) Kaplıcası,

(200 dönümlük bir alanda, doğal sıcak çamurlu, şifalı, radyoaktiviteli kırık çıkık, çocuk felci için etkili, hamamı ve havuzu var. Kaplıcanın ilk kez Cenevizliler tarafından işletildiği tespit edilmiştir.
Kaplıcadan fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip 68 derece sıcak su çıkmaktadır.),

Yıldızdağ Kaplıcaları, (Aziziye köyündedir.Suyu 52 derecede, Romatizma, nevralji, kadın hastalıkları için etkili)
Ömerköy Kaplıcası(Suyu 30 Derecede, yüksek radyoaktivitelidir),

Kuvvet ya da kuvvet çiftini ölçmeye yarayan aygıt...

Dinamometre (kuvvetölçer),
En çok, bir elektrik motorunun ya da bir otomobil motorunun beygir gücünü ölçmede kullanılır. Döner parçaya uygulanan burma kuvveti (moment) ile açısal hızın çarpımı, kuvveti verir. Kuvvet ölçen dinamometrelerden en yaygın kullanılanı, esnek bir metal halkadan oluşur. Bu halkayı sıkıştıracak biçimde bir kuvvet yüklendiğinde halka burulur ve burulma miktarına göre kuvvet ölçülür. Cismin uyguladığı kuvvet ne kadar büyükse yay o kadar gerilir. Dinamometrede ölçülen değerler, Newton birimiyle (N) gösterilir. (1 Newton = 9,81 kg)

Kuru ot...

Palak,

Antalya' nın Akseki ilçesinde bir mağara...

Eski adı Marla olan Akseki ilçesi, 1286 yılında Toroslar üzerinde kurulmuş olup Kardelen çiçeğinin ana yurdudur.

Kembos Ovası Mağaraları (Büyük Düden ve Feyzullah'ın Düdeni):
Kembos Ovası'nın sonunda, iki düden bulunur. Büyük Düden ve Feyzullah'ın Düdeni adlarındaki bu mağaralar, ovadan geçen akarsuyu çekerler. Bu düdenlerden yeraltına giren akarsu, Altınbeşik Düdensuyu Mağarası'ndan geçerek Manavgat Çayı'na karışır.
Çatdere Düden Mağarası: Akseki-Cevizli arasında bulunan Arapkırıldı Köprüsü yakınlarında, doğudaki Karakışla ve Ceceler köy yoluna 1800 m uzaklıktadır. Yatay olarak 100 m uzunluktaki Çatdere düdeni, birçok küçük derenin suyunu çeker.
Çayırönü Düden Mağarası: Akseki ilçe merkezinin 4 km güneydoğusunda, Küçük Akseki Ovası'nın kalker yapılı yamacında yer alır.
Oruç Düdeni Mağarası: İbradı ilçesindeki Ürünlü Köyü ile İbradı-Ardıçpınar yol kavşağında bulunan Oruç Mağarası, Altınbeşik-Düdensuyu Mağarasına yeraltından gelen suların yolu üzerindedir. Mağara, altından geçen yeraltı suyunun yarattığı erozyon sonucu oluşan çökmeyle ortaya çıkmıştır. Derinliği 52 metredir.
Düdencik (Düden) Mağarası: Akseki-Beyşehir yolu üzerindeki Cevizli bucağı yakınında bulunan Düdencik Mağarası, Türkiye'de saptanmış en derin mağaradır.
Sakaltutan Mağaraları: Cevizli bucağı ile Beyşehir yolundan ayrılan ve Süleymaniye Köyü'nden geçerek Mortaş Alüminyum Madeni'ne giden yolun kıyısında, dikey bir uçurum olarak açılmış 300'er metrelik iki kuyudan oluşmaktadır. Düdencik mağarasından sonra Türkiye'nin en derin mağaralarıdır.
Handos Mağarası: Akseki-İbradı yolunda, Manavgat Çayı'nın üzerindeki Irmak Köprüsü'nün birkaç yüz metre kuzeyinde, Üzümdere Köyü'ne giden yolun kıyısındadır. Mağara'nın 40-50 m derinliğindeki suyu, yağışlı mevsimlerde yükselerek taşar ve bir dere halinde Manavgat Çayı'na dökülür.
Akpınar Mağarası: Eynif Ovası'nın 2 km kadar kuzeyindeki Akpınar Mağarası'nda bulunan yeraltı deresi, 35 km güneyde Oymapınar Baraj yerindeki kaynaklara ulaşır. Akpınar Mağarası, içindeki yeraltı deresinin en uzun mesafe kat ettiği mağara olması yönünden önemlidir.
Koyun Göbedi Mağarası: Sadıklar Köyü'nün 3 km kadar güneydoğusunda bulunan mağara, Düdencik Mağarası'ndan sonra Türkiye'nin en derin mağaralarından biridir.
Cavurini Mağarası: Mahmutlu Köyü'nün 2 km kadar güneydoğusunda, Tuzaklıdağ'daki Gavurini Mağarası, 80 m uzunlukta küçük bir mağaradır. Yakınında, derinden gelen bir yeraltı deresinin sesi duyulan Ayıini Mağarası vardır. Bu yörede ayrıca çok sayıda mağara oluşuğuna rastlanır.
Karadağ Mağarası: Akseki-Beyşehir yolunun, Bademli-Süleymaniye köyleri arasındaki Orman Bakımevi'nden güneye ayrılan Kuyucak yolu üzerinde ve yaklaşık 1335 m yüksekliktedir. Mağaranın 1 km kuzeyinde Sözler Kalesi kalıntıları vardır. 350 m uzunluğundaki mağarada, tarih öncesi insanlarının yaşadığı sanılmaktadır.



Antalya ilinde bulunan Mağaralar;
Akarca, Akpınar,  
Altınbeşik,
Arkaca,
Ayıini Mağarası,
Bucakalan,
Cavurini,
Çayırönü Düden,
Düdencik (Düden),
Gürleyik,
Handos,
Karadağ, Kocadüden, Koyun Göbedi,
Oruç Düdeni,
Sakaltutan,
Ürküten,

Tropikal Amerika' da yaşayan siyah tüylü bir kuş.

Ani,
Genel olarak böcekle beslenen ve sürü halinde yaşayan kuş türüdür. Birçok dişinin yumurtladığı ve erkeklerle dişilerin birlikte kuluçkaya yattığı yuvalar yaparlar.

Amasya kentinin kuzeyinde, Pontus krallarının kaya mezarlarıyla ünlü dağ...

Harşane,

Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuştur. Eski kayıtlarda ve buluntularda Amesseia - Amacia - Amaccia ismi okunmaktadır. Strabon'a göre Amasya ismi, burada yaşamış olan bir Amazon kraliçesi olan Amasis' den gelmektedir.

Doğu Karadeniz yöresine özgü üzüm suyu ve mısır unuyla yapılan pelte...


Pepeçura,
Pepeçiye, 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ