Kadirilik tarikatının, bir kolu ...


Eşrefilik,
Esedilik,
Rumilik,
Galibilik,

Kadirilik Tarikatı, (Kadiriye), 
Sufi tarikatlardan biri. Abdülkadir Geylani yolunun takipçileri tarafından 12. yüzyılda kuruldu. İslam Tarihinde sesli zikir yapan tarikatlar olarak kabul edilmektedir. Sesli zikir yapılması nedeniyle cehri tarikatlar arasında sayılır. Mensupları arasında II. Abdülhamid, Mustafa Hayri Öğüt gibi tanınmış kişiler vardır. 

Kadirilik birçok kola ayrılarak günümüzde de etkinliğini sürdürmektedir. 

Galibilik : Günümüzde Yaşayan Kadirilik kollarının en önemlilerinden biridir. Galip Hasan Kuşçuoğlu Tarikin Şeyhi ve Piri olup Tevhid Külliyesi İstanbul' da (Gürpınar/Beylikdüzü) ve Kitap ve Sünnete Uyumlu İbadethane Antalya' da bulunan dergahlarıdır.

Kadirî tarikatının 2. Pir-i Sâni' si Şeyh İsmail-i Rumî' ye ait Kadirihâne Tekkesi Tophâne' deki Kadiriler Yokuşunda bulunmaktadır. Abdülkadir Geylani Baz-ül Eşheb ve Gavsül Azam olarak da bilinir.

Tasavvuf alanındaki mürşidi Ebu Saîd el-Mübarek b. Ali el-Mahzûmî idi. Tarikat silsilesi el-Mahzûmî, Ebu'l Hasan Ali İbn Muhammed b.Yusuf el-Kureşi, Ebu'l-Ferec Yusuf el-Tarsusî, Abdu'l-Aziz et-Temimî, Ebubekr Şiblî, Cüneyd Bağdâdî, Sırriyü's-Sakatî ve Maruf el-Kerhî aracılığı ile Ehl-i Beyt imamlarından Ali el-Rıza'ya, ondan da Musa el-Kâzım, Cafer es-Sâdık, Muhammed el-Bâkır, Zeyne'l-Abidin ve Hüseyin b. Ali aracılığı ile Hz. Ali'ye dayanır.

Bugünkü kadiriye tarikatında izlenen birçok yol ve inanılan birçok hususun Hz. Ali ile hiç bir ilgisi olmadığı gayet açık olmasına rağmen her nedense bu tarikat silsilesi ona dayandırılmıştır. Hz. Ali'yi tanıyan ve bilen herkes onun böyle inanmadığını ve bu gibi davranış, amel ve inançları reddettiğini de bilmektedir. Ancak bu tarikatta görülen bir çok bid'at ve hurafenin sonradan İslam' a mal edildiği ortaya çıkmaktadır. 

Bu bid'at ve hurafelerin yanısıra Kadirilik'te zühd ve takvaya dayalı ameller de mevcuttur. Kadirilik'e göre tasavvuf seha, rıza, sabır, işaret, gurbet, seyahat, fakr ve suf (yün elbise) giyinmek üzerine kuruludur. Geylani'ye göre bir mürid önce bir çile dönemi yaşayarak zâhitliğe tamamiyle alışmalı, sonra uzaklaştığı dünyaya yeniden dönerek haz ve nasibini ala ala başkalarını irşad etmeli, aydınlatmalıdır. Ancak dünya ve ahiret nimetlerinin insan ile Allah arasında bir perde olduğu unutulmamalı, mutasavvıf bu nimetleri değil, Allah'ın zatını kendine amaç edinmelidir. Bunun için üç konuya özen gösterilmelidir: Allah'ın emirlerini yapmalı, yasaklarından kaçınmalı ve kadere boyun eğmelidir. Mürid öncelikle farz görevlerini yerine getirmeli, bunları bitirdikten sonra vacib ve sünnetleri yapmalı, daha sonra da nafile ibadetlerle uğraşmalıdır. Nafile ibadetlerin en önemlisi ise zikirdir.

Kadirilik'e giriş "Mübayaa" denilen bir törenle gerçekleşir. Bu tören sırasında şeyh önce üç kere Fatiha'yı, arkasından mübayaa âyetini okur ve üç kere "Estağfirullah el-azim ve etubü ileyh" der. Sağ eliyle adayın sağ elini tutar ve "Ben Allah'a, meleklerine, peygamberine şehadet ederim. Şüphesiz ben Allah ve Rasûlüne bütün günahlarımdan dolayı tevbe ve Rasûlünün emirlerine imtisal, yasaklarından ictinabla Hakk'a ibadete gayret ediciyim. Takatım nisbetinde fakir ve düşkünlerin hizmetine koşmanın en büyük vazife olduğuna inancım tamdır. Abdulkadir Geylanî Hazretleri dünya ve ahirette bizim şeyhimiz olsun. Bu ikrarımıza Cenab-ı Hak şahittir" diyerek telkinde bulunur. Telkinin son bölümü bir ahitleşmedir: "El şeyhimizin elidir. Sizin örnek tutacağınız zat Seyyid Şeyh Muhyiddin Abdulkadir Geylanî'dir. Ahid Allah ve Rasûlü iledir." Bu sırada mürid dizleri üzerine çöker ve gözlerini kapar. Şeyh üç kere kelime-i tevhidi tekrar eder, mürid de onu takip eder. Daha sonra bir makas getirilerek müridin alnından bir miktar saç kesilir. Bu, müridin masiva ile kalbî bağlarının kesildiğini simgeler. Daha sonra hep birlikte kıbleye yönelerek üç kere tekbir getirirler. Tören şeyhin duası, Hz. Peygambere salat ve selam, Hz. Peygamber'in, bütün peygamberlerin, ashabın, geçmiş velilerin, Abdulkadir Geylanî'nin ve tarikat büyüklerinin ruhlarına okunan Fatiha ile sona erer.

Kadirilere göre Mübayaa'nın her harfinin özel bir anlamı vardır. Bu anlamlar, bir bakıma Kadirilik'in esaslarını belirtir. Buna göre: Mim, Allah'ın bâkî, nefsin fânî ve mürşidin kemal sahibi olduğunu bilmektir. Be, Kalbin Allah ile, cesedin ibadet ile, zatın mürşide hizmetle, ayağın İslam'a uymakla beka kazanmasıdır. Elif, mirac ile ruhun saflaşması, her zaman verilen sözü yerine getirme, mürşidin söz ve davranışlarına içten inanmadır. Ye, sebat, bütün hallerde ihlâsın kaynağı bulunduğu intibaını uyandırmaktır. Ayn, himmet yüceliği, başkalarına uymama ve sağlam bir kalbe sahip olmadır. Te, doğruluk, tevekkül, tahakkuk ve tahkik ehli olmaktır. Kadirilik'te zikir açık olarak ve çok defa topluca yapılır. Zikir sırasında oturulabileceği gibi ayakta da durulabilir. Zikir ayakta yapılacaksa halka biçiminde dizilen müridler ellerini birbirlerinin omuzları üzerine koyarak hep bir ağızdan zikre başlarlar. Genellikle "Hu" diyerek yapılan zikir sırasında gözler kapatılır; baş, kelime-i tevhidi temsil edecek biçimde sağa-sola sallanır. Kadirilerin ayrıca her sabah namazından sonra ya da günün uygun bir vaktinde okumak zorunda oldukları virdleri vardır. Allah'a hamd, Hz. Peygamber'e salat ve selam ile dualardan oluşan bu virdler Arapça olarak okunur. Kadiriye tarikatı İslam dünyasında en yaygın tarikattır. Tarikat merkezi Bağdat'taki dergahtır ve halen Geylânî'nin soyundan geldiği kabul edilen birisi tarafından yönetilir. 

Kadirilik' i Anadolu' ya ilk getiren kişi Eşrefoğlu Rûmî'dir (ö. 1469). Eşrefoğlu Rûmî'nin kurduğu Eşrefiye kolu, Kadirilik'in tanınmasında önemli bir rol oynamıştır. Eşrefiye'nin daha çok Bursa ve çevresinde yayılmasına karşılık, Kadirilik'i İstanbul'da tanıtan İsmailiye ya da Rûmiye denilen kol olmuştur. Bu kolun kurucusu İsmail Rûmî (ö. 1631) Anadolu ve Rumeli'de kırk kadar Kadiri tekkesi açmıştır. Anadolu Kadiriliğinin merkezi de İsmail Rûmî'nin İstanbul Tophane'de yaptırdığı Kadirihane'dir. Fas'tan Endonezya'ya kadar çok sayıda üyesi bulunan Kadirilik, kendisinden sonra zok sayıdaki kollar aracılığı ile güç ve etkinliğini arttırmıştır. Bu kolların başlıcaları Esediye, İseviye, Yafiiye, Hilaliye, Garibiye, Halisiye, Eşrefiye ve Rûmiye'dir. Kadiriler, mühr-i Kadiri denilen bir külah (sikke), çok süslü bir tac, değerli kumaşlardan yapılan kolları geniş ve belden bir kuşakla bağlanan haydariye ya da cübbe ve şalvardan oluşan özel giysileriyle diğer insanlardan ve tarikat üyelerinden ayrılırlardı. Türkiye'de varlığını günümüzde de sürdüren Kadirilik, üyelerinin "burhan gösterme" adını verdikleri şiş kaplama, kızgın fırına girme, ateşle oynama gibi gösterileri bugün de büyük ilgi çekmektedir. Ancak bu gibi gösterilerin Hz. Peygamber, sahabe ve tabiin devrinde görülmemiş bir takım bid'atler olduğu görülmektedir. Silsilesinin Hz. Ali'ye dayalı olduğunu iddia ettikleri bu tarikatta görülen şiş vurma, ateşe girme vb. davranışların Hz. Ali ile ilgisinin olmadığı ve bütün bunların sonradan uydurulduğu gayet açıktır.

























Kaynak: 
http://tr.wikipedia.org/
http://www.sevde.de/

Bodrum ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy...

Kargıcak,
Bodrum’un en temiz denizine sahip Kargıcak, 200 metrelik çakıl plajı olan, rüzgârdan korunaklı bir koy. Balıkçı Barınağı olarak da bilinir.

Aspat,
Bağla koyunun biraz ilerisinde yer alan Aspat Koyu ve üzerinde bir Venedik Kalesi bulunan Aspat Tepesi gerçekten görülmeye değer. Yörenin ünlü halk şarkısında adı geçen Aspat yalısının, ismi kurak, sulanmaz anlamına gelen Aspartos'tan gelir.

Güvercinlik, 
Muğla iline 100 km, Bodrum ilçesine 20 km uzaklıktadır. Güvercinlik doğal ve doyumsuz güzelliği yanında, karşısında bulunan Salih Adası ile de ilgi çekmektedir.

Bağla koyu,
Bodruma 14 km uzaklıkta olan Bağla Koyu, yarımadanın en bilinen ve sevilen koylarından biridir. Bir dinozor kafası gibi uzanan Bağla Burnu 15. yüzyıl Piri Reis haritasında gösterilir.  

Karaincir koyu,
Bodrum'a 24 km. uzaklıktadır. Akyarlar ve Aspat koyları arasında bulunmaktadır.

Kadikalesi koyu, 
Turgutreis'in kuzeyinde ve Bodrum’dan yaklaşık 22 km uzaklıkta yer alır. Tarihi çok eskilere kadar inen bu koyun Lelegler tarafından iskan edildiği ve buradaki antik şehrin Pedasos ismiyle anıldığı biliniyor.  

Gümbet,
Bodrum’a sadece 3 km mesafede olan yarımadanın en ünlü koylarından bir tanesi. Sahildeki otellerin ve restoranların ortak olarak kullandığı plaj temiz ve ılık bir suya sahip. Dolmuşla beş dakikada ulaşmak mümkün. Gümbet’in arkasındaki tepede, Saldırşah mevkiinde, Halikarnas Balıkçısı ile ünlenen Cevat Şakir Kabaağaçlı yatmaktadır.

Salmakis ( Bardakçı ),
Tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile, aşk tanrıçası Afrodit’in oğlu olan Hermaphroditos, bugün çift cinsiyetin adı olarak, tarihten tıp diline geçmiştir. Kusursuz güzelliği ile ün salmış Hermaphroditos gölde su ile oynaşırken, su perisi Salmakis, ona vurulur. Aşkına cevap alamayan Salmakis, bütün tanrılara yakararak, ikisini bir beden yapmalarını ister, tanrılar bu isteği kabul ederek, Salmakis ve Hermaphroditosu tek vücut haline getirir ve çift cinsiyetin öyküsü de böylece vücut bulur. Bardakçı, adını Bodrum halkının 1970’lere kadar içme suyunu aldıkları pınardan almıştır. Yöre dilinde ‘bardak’ adı verilen bu testilerle su Bodrum’a taşınmıştır.Çevresinde, birçok dinlenme tesisi olan Bardakçı Koyu’nun plajı kumludur.

Bitez,
Ağaçlı anlamına gelen yerde artık ağaçlara rastlanmıyor.

Turgutreis,
Yarımadanın batı yakasında kalan koy adını Osmanlı denizcisi Turgut Reis’ten alıyor.

Ortakent - Yahşi,
En eski yerleşim yerlerinden biri olan yer Bodrum’a 20 km. mesafede. Az ilerdeki Yahşi koyu ise temiz deniz ve kumsalı ile tercih edilecek bir mekan. Ortakent evleri, yöresel mimarinin en güzel örneklerine sahiptir.
Görebileceğiniz en eski yapı, 1602’de savunma amacı ile yapılmış olan Mustafa Paşa Kule Evi’dir.

Karaincir,
Bağla’nın batısında yer alan yer temiz denizi ve kumsalıyla ünlüdür. Yazın esen poyraza karşı korunaklı olduğu için, teknelerin sığındığı bir koydur. 500 metre uzunluğunda kumsalı vardır, yörenin en güzel plajıdır.

Akyarlar,
Yarımadanın en uç noktalarından biri ve Kos adasına en yakın olan koydur. 

Gümüşlük,
Antik yazarlar, Gümüşlüğün bağımsız olarak para bastığından söz eder. Yöre halkı, çevrede bulduğu gümüş paralardan dolayı, bir gümüş madeni olabileceğini düşünerek, bölgeye Gümüşlük adını vermiştir. 

Yalıkavak,
Yarımadanın kuzeydoğu ucunda yer alan ve gittikçe gelişmekte olan sakin ve sessiz bir yer.

Gündoğan,
Bodruma seksen kilometre uzakta ve yamaçtan denize bakan bir koydur.

Gülköy - Türkbükü,
Eskiden iki ayrı köyken bugün birleşmiş durumda olan Gölköy ve Türkbükü sahil boyunca pekçok bar, restoran ve kulüb yer alıyor. Gün batımı ve dolunay manzarasıda görülmesi gerekli güzelliklereden.

Torba,
Bodrum' a en yakın koylardan biri olan Torba, yirmi yıl önce sadece sazlardan yapılmış salaş bir balıkçı lokantası olan, dar bir yola sahip küçük bir koyken, bugün büyük oteller ve devremülklerin yer aldığı popüler bir koy.
 

Müjdeli haber ...

Sava,
Muştu, (Farsça),
Beşâret. 
Sevinç haberi.
Haber. 
Müjde getiren.

Judo, karate gibi sporlarda teknik bir göstergeyi oluşturan hareketler dizisi ...

Kata,
Sözcük anlamı olarak form.

Tek ya da eşli olarak yapılan detaylı olarak düzenlenmiş hareketler dizisi anlamına gelen Japonca bir sözcüktür.

Judo, karate gibi sporlarda teknik bir göstergeyi oluşturan hareketler dizisidir. Kata denince akla Savaş Sanatları gelir. Geleneksel Japon Tiyatrosu Kabukiden, Geleneksel Çay Seremonisine kadar birçok Japon Kültürü ögesinde kullanım alanı bulmuştur.



Kata, Aikido, İaido, Judo, Jujutsu, Kendo ve Karate gibi tüm Japonya ve Okinava kökenli Savaş Sanatlarında kullanılır. Tai Chi Chuan ve Taekwondo gibi diğer sporlarda da, Kata yerine Çince ya da Korece isimlerle aynı tür eğitim yapılır. Her savaş sanatında  Kata eğitiminin çalışmasının yoğunluğu değişir. Birçok dövüş sporu karşılaşmasında Kata dalında yarışmalar yapılır. 

İaidoda tek başına çalışılan katalar, çalışmanın neredeyse tamamını oluştururken, Judoda bir eş gerektiren katalar sadece Dan Sınavları için çalışılır.

Kenjutsu eğitimin ilk seviyelerinde, Katalar çok yavaş yapılır.

Karate eğitiminde kullanılan Kata, yürüyerek ve kendi etrafında dönerek çeşitli yönlere, ortalama 20 ila 70 arası tekniği uygulanır.
































Kaynak;  http://tr.wikipedia.org/

Adını İbni Rüşd’den alan ve “İnsan aklıyla Tanrı aynı şeydir, ruh ölümlüdür” gibi düşünceleri savunan görüş...


Averroizm,
Averroes, (Latince),
(D.1126-Ö.10.Aralık 1198),
Endülüslü-Arap felsefeci ve hekim, bir felsefe, fıkıh, matematik ve tıp alimi,
Adını İbni Rüşd’den alan ve insan aklıyla Tanrı aynı şeydir,ruh ölümlüdür gibi düşünceleri savunan görüşün ismi,
İbni Rüşd, Endülüs’ te yetişen meşhur filozof, doktor, astronomi bilgini ve matematikçi.


İsmi, Muhammed bin Ahmed olup, künyesi Ebü’l-Velîd’dir. Babası, Kurtuba kâdısıydı. Ehl-i sünnet âlimi olan Muhammed ibni Rüşd dedesidir. Dedesine nisbetle İbn-i Rüşd diye meşhur olmuştur. Avrupa’da Averroes adıyla tanınır. 1120 (H.514)’de Endülüs’ün Kurtuba şehrinde doğdu. 1126 (H.520)’da doğduğunu bildiren kaynaklar da vardır. 1198 (H.595)’de Merrâkûş’ta vefât etti.


Eserleri:
1) Külliyât fit-Tıb, 
2) Mukaddemât, 
3) Nihâyet-ül-Müctehid, 
4) Et-Tahsîl, 
5) Kitâb-ül-Hayevân, 
6) Zarûrî, 
7) Telhîsü Kütübi Aristotales, 
8) Telhîsü İlâhiyyât-ı Nikolavus, 
9) Tehâfüt-üt-Tehâfüt, 
10) Şerhü Kitâb-ün-Nefs li-Aristotales, 
11) Şerhu Kitâb-üs-Semâ vel-Âlem li-Aristotales, 
12) Makâle fil-Kıyâs, 
13) Muhtasar-ı Mecistî,
 14) Fasl-ül-Makâl vel-Keşf an Menâhic-il-Edille, 
15) Kitâbü Mâbâdet-Tabîa, 
16) Şerhul Urcûze fit-Tıb, 
17) Makâle fî Cevher-il-Felek eserlerinden bâzılarıdır.

Küba kökenli bir dans ...

Son,
Salsa’nın atası sayılır, 
Caz
Havana, New-Orleans.
Çaçaça 
1950 ’lerin gözde dansı ve müziği.
Habanera
Küba’daki ispanyol topluluğu içinde gelişmiş, çiftlere has, ağır ve duygu yüklü bir dans.
Danzon
Küba’nın Matanzas şehrinde, toplumun varlıklı kesimlerinde ortaya çıkmış bir dans.
Konga,
Mambo, 
1930-1940 yılları arasında doğmuş bir dans.

Rumba,
En eski Afro-Küban artistik formu.
Salsa,
Bu müziğin köklerinde Karayipler, Orta ve Güney Amerika var.
Salsanın en tanınan biçimleri Rumba, Son ve Danzon.
Son, Salsa’nın atası sayılır.
Timba,
Çok dinamik bir salsa türüdür.
Yambu,
En eski rumba stili.



























Kaynak: http://www.bulmacabul.com

Koruyucu parlak bir cilayla kaplanarak camsı bir görünüş kazandırılmış seramikler için kullanılan sözcük ...

Vitrifiye, (Fr. vitrifier),
Cama benzer biçimde olan.
Camlaşmış, camsı; vitrifiye seramik.
Seramik, (Fr. céramique).
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne. 
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan.
Mühendislik ve endüstride kolay işlenemeyen malzemeler; cam, çimento, emaye, aşındırıcı madde çanak çömlek ve çin porseleni imalinde çok kullanılan yüksek sıcakta şekil verilebilen genellikle oksit, bozit veya karbit içeren inorganik malzemeler.

"Kokulu üzüm, çilek üzümü" gibi adlar da verilen verilen ve Doğu Karadeniz yöresinde de yetiştirilen şaraplık bir üzüm cinsi ...

İsabella,
İzabella,
Çilek üzümü. 
Kokulu üzüm.
Doğu karadeniz, Batum civarında yetişen siyah üzüm.
Kokulu üzüm, çilek üzümü gibi adlar da verilen verilen ve Doğu Karadeniz yöresinde  de yetiştirilen şaraplık bir üzüm cinsi.

Kokulu üzüm renklidir. Salkım oluştuğunda açık yeşildir, sonra pembe-kırmızı renk alır. Bu aşamada kozak yani olgunlaşmamıştır. Olgunlaşınca siyah veya siyah-mavi renk alır. Olgunlaşma süreci ağustos-ekim dönemidir. Kabuğu kalındır,kolayca içinden ayrılır. Adından da anlaşılacağı gibi çok güzel kokusu (aroması) vardır.

Bu bölgenin doğal ürünü olan kokulu üzüm, yörede ailenin yönelik olarak bolca tüketilir. Genellikle eylül ayında toplanarak pekmez, şıra, sirke yapılır. Pekmez yıl boyunca nardek, samaksa yapılarak veya yoğurtla karıştırılarak kullanılır.

Üzüm cinsleri;
Acıkara (Göller yöresi, sık, yuvarlak ve küçük taneli),
Adakarası,
Akgemre-Algerme (Isparta yöresi, güvez renkte bir üzüm, sofralık, şaraplık üzüm).
Alatavşan,
Alicante Boushet,
Altıntaş,
Atasarısı, Atsarısı,
Ballıboz,
Barış,
Besni,
Beyazkere,
Beylerce,
Big perlon,
Boduroğlu,
Bonnoir,
Büzgülü (siyah ve uzun taneli),

Cabernet Franc (Fransız),
Carignane,
Chardonnay (Fransız),
Cabernet Sauvignon (Fransız),
Cimin (Erzincan yöresine özgü siyah üzüm).
Cinsaut (Şaraplık Tekirdağ üzümü),
Çal karası,
Çavuş,
Çubuk karası,
Dabouki,
Damit (sofralık),

Danaboku (Muğla),
Danlas,
Datal,
Dımışkı,
Dirmit,
Dimnit (Erken olgunlaşan bir cinsi),
Dimyat (Seyrek ve yuvarlak taneli uzun),
Dökülgen (Gaziantep yöresine özgü),
Eldaş,
Emir,
Emirali (çekirdeksiz şıralık üzüm), Esebalı,
Hacıbalbal,
Hafızali,
Hasandede,
Hatun parmağı,
Hönüsü (Sofralık),
Hüseyni (Gaziantep yöresine özgü) ,
Gamay (Trakya şaraplık),
Gemre (siyah, pembe üzüm),
Gülüzümü,
Işıklı,
İlkeren(Trakya),
İpek,
İrikara,
İsabella,
İsabella (Çilek üzümü' de denir. Doğu karadeniz, Batum civarında yetişen siyah üzüm.)

Jamit,
Kabarcık,
Kalecik karası,
Karaburcu (Pekmez yapılan Kayseri yöresi üzümü),
Karaerik,
Karagevrek,
Karalahna (Şaraplık),
Karaparmak-Sergikarası-Karasergi (Yuvarlak, iri, ekşi ve siyah üzüm),
Karasakız (Şaraplık),
Karasirke (Ekşi üzüm),
Kardinal-Cardinal (Kırmızı ve iri taneli üzüm),
Keçimemesi (uzun taneli, sert kabuklu, şaraplık üzüm, Bulgaristan' da Mavrud denir.)
Klaret (Beyaz şaraplık Trakya yöresi üzümü),
Kişmiş,
Konak beyazı,
Kozak,
Kroko (Trakya yöresi), Köhnü, Kömüşmemesi,
Kuntra,
Künefi,
Lival
Matilde,
Merlot (Fransız),
Muhammediye,
Muskat,
Müşküle,
Narince (Tokat yöresinde şaraplık üzüm), Neferiye (Bozcada),
Ora,
Osmanca,
Öküzgözü (Elazığ yöresine özgü kırmızı şaraplık),
Pafi,
Pamit (ince kabuklu bir üzüm),
Papazkarası,
Parmak,
Patlak,
Perlet,
Pino-Pinot noir (şıralık, şaraplık üzüm),
Razakı,
Rumi (Gaziantep yöresine özgü)

Sapaklavi (Doğu, Kuzeydoğu Anadolu yöresinde yetişen üzüm cinsi),
Sarıbesni,
Semillon,

Sıksarı (Muğla),
Sirah,
Siraz (Fransız),


Siyahcumbur,
Sultani (çekirdeksiz), Sungurlu,
Şilfoni,
Tahannebi (Uzun ve sarı taneli bir üzüm türü),
Topbaş,
Ugni (İtalya ve Fransa' da yetişen şaraplık beyaz üzüm cinsi).
Uslu,
Vasilaki (Bozada' ya özgü şaraplık üzüm),
Victoria,

Yapıncak, (Seyrek taneli ve kırmızı benekli bir üzüm cinsi.)
Yıldız,

Zinfandel (Şaraplık Kaliforniya üzümü),

Tümevarım ...

İstikra, (Arapça).
Tümevarım, (İng. induction ).
Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem,
İstikra, 
Endüksiyon.
Özelden genele, tikelden tümele giderek ya da olguların gözleminden genelliklere vararak bilgi üretme yöntemi.
Kişilerin, özellikle bilim adamlarının gözlem ve deneylere dayanarak yeni varsayımları benimsemeleri süreci. 
Tekil olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem; burada ve şimdi gözlenilmiş olanlardan belli bir türün bütün durumları için geçerli olan yasaya gider. Tam olan tümevarım (Lat. inductio compléta)' da olanaklı olan bütün durumlar araştırılmıştır, bundan dolayı mantıkça zorlayıcı bir niteliği vardır; tam olmayan, bundan böyle olasılı olan tümevarımdan (Lat. inductio incompleta) tam olanı ayırmak gerekir.

Gezmek, dolaşmak, etraflı bilgi edinmek. Ayrı ayrı hâdiselerdeki müşterek vasıflara dikkat ederek umumi bir netice çıkarmak. Umumi araştırmak. Fertten umuma âit hüküm sâhibi olmak. Akıl ve hikmet ve istikra ve tecrübenin şehadetleri ile sabit olan hilkat-i mevcudattaki adem-i abesiyet ve adem-i israf, saadet-i ebediyeye işaret eder. 

 İstikra, ayrıca kiralamak, kiraya vermek anlamında da kullanılır.

Tümdengelim ...

Talil, (Arapça).
Tümdengelim (İng. deduction ).
Sebep gösterme,
Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, 
Talil, 
Dedüksiyon.
Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi.
Bir ya da bir kaç öncülden mantık yasalarına dayanılarak bir sonucun zorunlu olarak çıkacağının gösterilmesi ve bu sonucun doğruluğunun tanıtlanması amacıyla genelden özele vararak düşünme yolu. 
Mantıkçılara göre öncüllerin doğru olması durumunda sonucun da zorunlukla doğru olduğu çıkarım biçimi.

Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım, sonucunu elde etme. 
Geçerli bir çıkarımın sonucunu, öncüllerinden çıkarma işlemi. 
Türetim.
Tümdengelimli mantık,
Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu (kesin sonuca vardıran) mantıksal işlem. Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur.
Tümel olandan tikelin, genel olandan özelin çıkarılması. Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma. Tümdengelimin mantıksal biçimi: tasım (syllogismus) ve tasıma dayanan kanıttır. 
Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı.
Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu. Deneyüstü tümdengelim (transsendental deduktion): Kant'ın kullandığı deyim. Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi.
  • Sebep göstermek.
  • İllet. 
  • Bahane.
  • Müessirden esere yapılan istidlâl.


















Kaynak: http://tdkterim.gov.tr

Ankara' nın Elmadağ ilçesinin eski adı ...

Yozgat köyü,
Küçük Yozgat,
Asiyozgat,
Elmadağ,

Ankara' nın Elmadağ ilçesi, kent merkezine 41 km. uzaklığındadır. Kökü Selçuklulara kadar uzanan halıcılık, el dokuması, kilim, heybe ve çantalar kültür zenginliklerini günümüze kadar getirmiştir. Yapılan arkeolojik araştırmalardan elde edilen prehistorik eserler, Elmadağ ve çevresinin çok eski medeniyetlere sahne olduğunu göstermektedir.

Bu araştırmalara göre M.Ö. 547’ye kadar Frigler ve Lidyalılar, M.Ö.84’e kadar Persler ve değişik kavimlerin varlıklarını sürdürdüğü yöre bu tarihten sonra Roma İmparatorluğunun eline geçmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkler 1073’ten sonra yörede etkin olmuşlardır. Anadolu’ya yapılan Moğol saldırılarından da nasibini alan yöre Moğol İmparatoru Boycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu tarafından yakılıp yıkılmıştır. 

1785-1809 yılları arasında Ankara Sancağına bağlı 13 kazadan biri olan Kasaba-i Bala ve Çukurcak nahiyesine bağlı Yozgat Köyü (Asi Yozgat) görülmektedir. 1928 tarihinde Küçük Yozgat adı Bala kazasına bağlı bucak olmuş, 1902 yılında ise Ankara Vilayeti Salhanesi´nde Ankara İlínin beş sancak ve 21 kazadan oluştuğu belirtilmektedir. Asi Yozgat, bu sancaklardan biri olan Ankara Merkez Sancağı´na bağlı Bala kazasına ait bir köydür. 


Kurtuluş Savaşında büyük yararlılıklar gösteren Elmadağlı´lar, İstiklal Mücadelesine her şeyi ile katılmış ve Atatürk Ankara´ya geldiğinde karşılayan seymen alayının içinde de varlıklarını göstermişlerdir. 1936 tarihinde Bala kazasından ayrılıp nahiye merkezi olarak Çankaya ilçesine bağlanmıştır. 1941 yılında şehrin küçük Yozgat ismi Elmadağ olarak değiştirilmiştir. 1944 yılında Elmadağ Belediyesi kurulmuş, 01.04.1960 tarihinde de ilçe olmuştur.

Kuruluş tarihi kesin belli olmamakla beraber ilk olarak eski Yozgat adıyla köy olarak kurulmuştur. 1928 tarihinde Küçük Yozgat adı Bala kazasına bağlı bucak olmuş, 1936 tarihinde Bala kazasından ayrılıp nahiye merkezi olarak Çankaya ilçesine bağlanmıştır. 1941 yılında şehrin küçük Yozgat ismi Elmadağ olarak değiştirilmiştir. 1944 yılında Elmadağ Belediyesi kurulmuş, 01.04.1960 tarihinde de ilçe olmuştur.

Denizden yüksekliği 1135 m. olan ve oldukça arızalı bir topografyaya sahip olan ilçemizin batısı kısmen düzlüktür. Her tarafından derin vadilerle yarılmış yaylalar üzerinde aşınmış tepeler ve sırtlar yer alır. Güney batısında 1862 m. yüksekliğe sahip Elmadağ, kuzeyinde ise 1995 m. yüksekliğinde kütle halinde İdris Dağı bulunur. İlçeyi boydan boya geçenek akan ve kuzeyde Kızılırmak ile birleşen Kargalı Deresi kar ve yağmur suları ile beslenen düzensiz bir rejime sahip bir akarsudur.


Ankara ilinin ilçeleri; 
Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar' dır.


Besteci ...


Maestro, (İtalyanca maestro).
Besteci. 
Orkestra şefi.
Besteci, (İng. composer ).
Bir müzik yapıtını yaratan sanatçı.
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro,
Tasnifi,
Kitap yazmak. Kitap tertib etmek.

 

Bulaşıcı hastalık görülen bir geminin karantina altına alınması ...

İsporka, 
(İtalyanca sporeo'dan).
Denizcilik terimi.
Bulaşıcı hastalıklar görülen bir geminin karantina altına alınması.
Bir geminin yolcuları ya da, mürettebatı arasında bulaşıcı bir hastalık görüldüğünde, karayla ilişki kurmasını yasaklayarak gemiyi karantina altına alma.

Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınmasına isporka denir. Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri binaya da Lazareto denir.

Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri bina ...

Lazareto, 
(İtalyanca lazzaretto ).
Karantina yeri, karantina beklenilen yer, 
Cüzam veya veba gibi bulaşıcı hastalıkların tedavi  edildiği hastane; 
Karantina yeri;  kıç taraftaki erzak ambarı.
Fakir hastanesi, karantina yeri, 
Gemi ambarı,
Osıtı.
Ta'naffuz-hane.
Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri binaya da Lazareto denir.

Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınmasına isporka denir. 

Ülkemizdeki caz müziğinin önemli temsilcilerinden 1961 doğumlu besteci ve piyanistimiz ...

Kerem Görsev, 
(d. 28 Haziran 1961, İstanbul), 
Caz sanatçısı, Piyanist, Besteci.
Piyano üstadı, 2019 yılı itibariyle halen Amerika' da yaşayan jazz sanatcımız.

1967 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı’na girip Rana Erksan’dan piyano dersleri aldı. 1972 yılında İstanbul Devlet Konservatuarı açılınca bu okulda Gönül Gökdoğan’ la keman, Prof. Özer Sezgin’ le viola çalıştı. 1981 yılında askerlik görevini yaparken tanıştığı arkadaşı gitar sanatçısı Ercüment Ateş ile Ankara’da Kızılay Orduevinde dans ve yemek müziği çalan bir grupta ilk caz denemelerine başladı. 1983 yılında terhis olan Kerem Görsev 1983 / 1988 yılları arasında çeşitli kulüplerde dans müziği ve eşlik orkestralarında çalıştı. 1989 yılında Korukent Jazz Bar’da çalışmaya başlamasıyla yurt dışından gelen pek çok müzisyenlerle çalma imkanına kavuştu. Ed Howard, Rubin Kanyata, Doris Troy, Steve Hall, Vinnie Night, Kenny More bu sanatçılardan bazılarıdır. 1993 / 1995 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda görev aldı.

İlk beste denemelerine 1990 yıllarında başlayan Görsev, 1994 yılında ilk albümü olan “Hands and Lips” in kayıtlarını bitirdi. Kerem Görsev’in hayatında yeni bir sayfa sanatçı Eric Revis ile tanışınca açıldı. 1996 yılında ikinci albümü “I Love May”, 1997 yılında üçüncü albümü “For Murat’” an sonra dördüncü albümü “Relaxing” 1998 yılında tamamladı.. Bu yıllarda Kerem Görsev, Eric Revis ve Can Kozlu’dan oluşan üçlü konserler ve festivallerle geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Bu dönem içerisinde çalıştığı sanatçılar; Allan Harris, La Verne Butler, Harvey Tompson, Clifford Jarvis, Bob Demeo, Eric Revis, Can Kozlu, Ateş Tezer ve Volkan Hürsever oldu.

Kerem Görsev - Allan Harris ortak çalışması “Laid-Back” 1950 ve 1960’ların Broadway film müzikleri ve Amerika’nın caz standartlarından oluşan beşinci albümü olarak 1999’da bitirdi. 1998 yılında kendi adını taşıyan caz kulübünü açan Görsev 2001 yılına kadar burada Steve Kirby, Keith Hall, Alvester Garnett, Russel Gunn, Anna Lisa, Ron Affif, Claudia Acuna gibi sanatçılarla birlikte çaldı.

1999 yılında St. Petersburg’a giden sanatçı St. Petersburg Philarmonic Orchestra ile kendi bestelerinden oluşan “November in St. Petersburg” albümünün kayıtlarını yaptı. Orkestrayı Erol Erdinç yönetti, orkastra düzenlemelerini Kamil Özler yaptı. Bu albüm 2000 yılında çıktı. Ve İstanbul Caz Festivali’nde St. Petersburg Philarmony Orchestra ile birlikte bu albümün ilk konserini gerçekleşti. Kerem Görsev 2001 yılının sonbaharında çıkan yedinci albümü “Warm Autumn”un kayıtları New York’da yaptı. Müzikal danışmanlığını Eric Revis’in yaptığı albümde Russell Gunn, JD Allen, Jason Jackson, Eric Revis, Alvester Garnett, Kahlil Kewane Bell çaldılar. Kerem Görsev halen Türkiye’nin bir çok şehrinde klasik orkestralarla birlikte “November in St.Petersbourg” projesini çalmakta ve üniversitelerde konserlerinde devam etmektedir.

 "Diversion" adlı son projesinin kayıtlarını Aralık ayında tamamlayan Kerem Görsev'e bu albümde kontrbasta Kağan Yıldız ve davulda Ferit Odman eşlik etti. Albüm Ocak 2009 piyasaya çıktı.

Sanatçı 2009 olarak Diversion projesini İzmir 6. Uluslararası İzmir Caz Festivali’nde ve Muskat Umman’da konserlerinde çaldı.

Kerem Görsev' in, çıkardığı Albümleri,
Hands & Lips (1995-DMC)
I Love May (1996-DMC)
For Murat (1997-DMC)
Relaxing (1998)
Laid Back (1999)
November in St.Petersbourg (2000)
Warm Autumn (2001)
Existence (2002)
Meeting Point (2004)
Orange Juice (2005-DMC)
Back Again (2007)
Diversion (2009)  
Therapy (2010)





















Kaynak;
http://www.kimkimdir.gen.tr

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ