Ölü yıkama ...


Gasil,
Ölü yıkama.
Gassal, 
Ölü yıkayan.
Gasil, yıkanmış (Arapça).

 
Üstünde ölü yıkanan kerevet,
Teneşir, (Farsça tenşüy).
Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir, salacak, ölü salı.
Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahtaya, kerevete teneşir, salacak denir. Ölü, cenaze yıkama işine gasil ve cenazenin yıkandığı yere de gasilhane denir.

 

Ey insanoğlu, "Her nefis ölümü tadacaktır."
Tarihte mumya nasıl yapılır denilince hemen bir ölü öldüğü zaman diye anlatmaya başlanırdı. Evet şimdi bende bir ölü öldüğü zaman diye başlarsam dersinizki ölü ölmez. Doğru bir insan normal şartlarda ölümü tadınca cenaze olur ve bir takım işlemler habersizce devam eder. Cenazenin çenesi çekilir. Gözleri açıksa kapatılır. Sağ eli sol elinin üstüne getirilir. Ölen kişi kadınsa elleri göğüs hizasında, erkek ise göbek hizasında birleştirilerek, sağ el üstte olmak üzere bağlanır. Ayakları birleştirilir, bağlanır. Eğer ölü bekletilecekse soğuk bir yere, morga konur. Ölünün şişmesini önlemek için de üzerine bıçak bırakılır. Ölünün selası (sala) verilir. Salanın sonunda ismiyle ve halkın tanıyacağı lakapla öldüğü duyurulur.

Cenazeyi gömmek için mezar kazılır. Erkek mezarları yaklaşık 1,5m, kadınlarınki biraz daha derin kazılır. Mezarın içinde kıble tarafı oyulur. Oyulan kısma lahit denir. Sonra cenaze yıkanmak için hazırlanır. Şimdilerde belediyelerin gasilhanesinde bu işlem çabucacık yapılıyor. Ya da ölü yıkama aracı cenaze evine gelerek orada yıkanıyor. Eskiden veya halen köylerde ölü yıkama işi evin avlusunda dört tarafı kilimlerle kapatılmış bir köşede, ayaklı tahta veya kerevet, teneşirin üzerinde yapılır. Önceden su büyük kazanlarında kaynatılır. Yıkanacak suya el değdirilmez. Erkek cenazenin yıkanmasını cami hocası yapar, kadın cenazesini ise işi bilen bir kadınla beraber yakınlarından biri (kızı, kardeşi, gelini vb.) bir kaç kişi yıkar. Yıkama işini yapmak için cenaze önce, teneşir denilen tahta bir sedir üzerine, ayakları kıbleye gelecek şekilde sırt üstü yatırılır. Teneşirin çevresi güzel kokulu bir şeyle üç, beş veya yedi defa tütsülenir. Göbeğinden diz altına kadar olan avret yeri bir örtü ile örtülür ve elbiseleri tamamen çıkarılır. Cenaze yıkayan erkek veya kadın, farz olan yıkama görevini yerine getirmeye niyet etmeli ve besmele ile başlamalıdır. Yıkayıcı, tenşüy eline bir bez alarak örtünün altından ölünün avret yerlerini temizler. Sonra abdest aldırmaya başlayarak, önce yüzünü yıkar. Ağız ve burna su verilmez. Sadece dudaklarının içini ve dışlarını, burun deliklerini, göbek çukurunu parmakla veya parmağına sardığı bezle mümkün mertebe siler. Ondan sonra ellerini, kollarını yıkar. Başını da meshedip, ayaklarını geciktirmeksizin hemen yıkar. Böylece ölüye abdest verilmiş olur. Küçük yaşta ölen çocuğa abdest verilmesine gerek yoktur. Cenazenin abdest işi tamamlanınca üzerine ılık su dökülür. Kokulu sabunla yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek, sağ tarafı bir defa yıkanır. Böylece sağ ve sol tarafları üçer defa yıkanır. Bundan sonra cenaze hafifçe kaldırılır. Sonra karnı hafifçe ovulur. İçinden bir şey çıkarsa su ile yıkanıp giderilir. Yeniden abdest verilmesine ve baştan yıkanmasına gerek yoktur. Şişip dağılmak üzere olan ölünün üzerine sadece su dökmekle yetinilir, abdest verdirmeye ve üç defa yıkamaya gerek yoktur. Ölünün saçı sakalı taranmaz; saçları ve tırnakları kesilmez. Cenaze yıkanırken pamuk kullanılmaz. Yıkandıktan sonra havlu ve benzeri bir şey ile kurulanır. Ondan sonra kefen gömleği giydirilir. Ölenin yakınları ölüyü son defa görebilirler.

Kefenlenir, kefenlik bezin rengi beyazdır. Erkek kefeni, üç parça olarak; omuzdan ayağa kadar örtülen bez (gömlek), baştan ayağa kadar örtülen bez (izâr) ve yine baştan ayağa kadar örtülen bez (lifâfe) den ibarettir. Kadın kefeni ise beş parça bezden yapılır. Bunlar, başa örtülen bez (himâr), göğse konulan bez (dîr), göğüsten göbeğe ya da diz kapağına kadar örtülen geniş bez (hırka), izâr ve lifâfeden oluşur. Yıkanıp kefenlenen meyyid, sala (tabut) konulup, omuzlarda veya cenaze aracıyla mezarlığa götürülür.

Mezarlığın dışındaki musalla taşına konularak cenaze namazı kılınıp helallik istenir. Cenaze namazının kılınmasında veya defin işlemi yapılırken kadınlar katılmazlar. Kefene yağmurun veya karın değmemesi için hassasiyet gösterilir. Yakınlarından başlayarak salın dört koluna girilir. Mezarın başına kadar omuz üstünde değiştirilerek taşınır. Cenazenin ağır olması günahının çok olduğuna yorulur. Hocanın kontrolünde cenaze yakınları tarafından mezara indirilir. Mezarın başına gelindiğinde tabut açılarak ipler yardımıyla, hocanın kontrolünde yakınları tarafından mezara indirilir. Ölü, yüzü kıble tarafına gelecek şekilde sağ tarafı üzere buraya konur. Lahitin önüne önceden hazırlanmış kerpiç, çatı tuğlası konularak aralık bırakılmamaya çalışılır. Böylece atılan toprak ölünün üstüne değil, bu şeylerin üstüne gelmiş olur. Bu ölüye saygının bir gereğidir. Cenaze kıble tarafından mezara indirilir, sağ yanı üzerine kıbleye döndürülür ve kefen üzerinde bağı varsa çözülür. Cenazeyi mezara koyacak kişilerin sayısı ihtiyaca göre değişir. Kadınları kabre koyacak kimselerin ölüye akrabalık yönünden mahrem olmaları daha uygundur. Definde bulunan kişilerin kabir üzerine üç avuç toprak atılır. Sonra yakınları ve katılanlar tarafından toprak atılırak gömülür. Kürek elden ele geçerek cenazeye katılanların tamamının toprak atması sağlanır. İlk toprağı atanlarda en yakın akrabalarıdır. 


Mezara biçim verilerek üzerine ayak ucundan başlanıp baş kısmına kadar su dökülür. Hoca tarafından, dualar okunur. Sevabı da, cenazenin ve diğer iman sahiplerinin ruhlarına bağışlanır. Ölünün bağışlanması için Yüce Allah'a dua edilir. Cenazeye katılanlar ölünün yanından uzaklaşırken hoca "talkın"(telkin)verir. Cenaze yakınlarına taziyeler iletilir. Cenaze evinde 2–3 gün yemek pişirilmez, evdekilerde yalnız bırakılmamaya çalışılır. Akraba veya komşular yemek getirerek, yedirmeye çalışıp teselli ederler. Cenazenin yıkanıp kaldırılmasından itibaren Kur’an okunur, hatimler indirilir, dualar edilip sürekli hayırla yâd edilir. Vefat edenin mirasçılar tarafından borçları ödenir.Vefat eden aile reisiyse kalan mirası paylaşılmadan "yemeği" yedirilir. Geride kalanlar vefat edenler için yemeğini ilk müsait oldukları zamanda yedirirler.Yemek yedirmek ölü için yapılan son görev gibidir, onun adına verilmiş sadakadır. Halk da ölen kişinin hatırına "yemeğine" katılıp, Allah’tan rahmet dilerler. Geride kalanlar yedisinde, kırkında ve seneyi devriyelerinde veya maddi anlamda müsait olduklarında onun adına sadaka verip, mevlit okuturlar.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ