Korku, korkma. ..

Hiras, (Farsça),
Korku. Şaşırıp bozulmak, ürküp çekinmek.

Galapagos Adaları' ında yaşayan pembe renkli iguana türü...

Rosada,
Galapagos Adaları'nda yaşayan pembe renkli iguana türü. 
Galapagos Adaları, Pasifik Okyanusunun batısında Ekvador'a bağlı adalar gurubu. Colón Takımadaları olarak da bilinir, Büyük Okyanusunun batısında Ekvador'a bağlı takımadalar. Uzak ve izole bir konumda olan adalar, Güney Amerika kıtasının yaklaşık 1000 km batısında yer alır. Galapagos takımadaları toplam 50,000 km² yüzölçüme sahiptir.


Charles Darwin, evrim kuramı çalışmasına esin kaynağı olan gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. Volkanik bir yapıya sahip olan ada, içerisinde kendine özgü birçok biyolojik tür barındırmaktadır. Büyük Okyanus’ta ekvator üzerinde bulunan, Güney Amerika’dan 1000 km uzaklıktaki volkanik adalar. Adaların toplam yüzölçümü 7.994 km2'dir. Bu adalarda, keşfedildikleri 1535 yılında kimse yaşamıyordu.

Çok uzun yaşadığı bilinen dev kaplumbağalardan esinlenerek Galapagos denilen adalarda deniz iguanaları, uçamayan bir tür karabatak, penguen ve bu adalara özgü kuş türleri yaşar.




1825 yılında Charles Darwin, bu yöredeki çeşitli bitki ve hayvanlar üzerinde incelemeler yapmış ve geliştirdiği “evrim kuramı”nı büyük ölçüde buradaki gözlemlerinin sonuçlarına dayandırmıştır.

Adalarda kullanılan resmi dil İspanyolca olup, İngilizce de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Galapago, anlamı semer (eyer) olan eski bir İspanyolca kelimedir. Adalarda yaşayan büyük Galapagos Kaplumbağaları’ nın kabukları, eski İspanyol semerlerine benzediği için Galapago ismi buradan gelmektedir. Bu kaplumbağalar sadece Galapagos Adalarında bulunan ve 13 ana ada üzerinde toplam sayıları 200’ü geçmeyen benzersiz hayvanlardır.


























Kaynak: http://www.turkcebilgi.com

Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil...

Krank, (İng. crank),
Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil. 
Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım.
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. 
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.

Krank mili, eksantirik bir mildir ve pistonların yaptığı doğrusal hareketi dairesel harekete çevirir. Genellikle dövme yöntemi ile üretilir. Biyel kolunun çalışacağı bölgeleri talaşlı imalatla hassas bir şekilde işlenir. Krank mili malzemesi düşük alaşımlı çelikdir. Döküm yoluyla üretilen krank mili Küresel garafitli dökme demirlede üretilir.Malzemenin özellikleri aşınmaya,erğimeye ve burulmaya karşı dayanımlı olmalıdır.

Biyel, ( Fr. bielle),
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.

Biyel kolu,
Pistonla krank milini birbirine bağlayan parçadır. Bir ucu perno yardımıyla pistona ve diğer ucu veya büyük tarafı ise krank pimi ile krank miline bağlanan biyel kolları, pistonun silindir içinde yaptığı eksenel hareketi, dönme hareketine çevirerek krank milinin dönmesini sağlar. Motorun piston pernosu ile birlikte mekanik olarak en çok yüklenen parçalarındandır.

Uzun tüylü bir süs köpeği ...

Lulu,
Uzun tüylü, süs köpeği.

Köpek,
Köpekgiller (Canidae) familyasından üst çenede üç, alt çenede dört kesici dişi bulunan ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olan görünüş ve büyüklükleri farklı, 300' den fazla türü olan etçil hayvan.
Evcilleştirilebilen sevecen hayvanlardır. Köpekler bilindiğinin aksine siyah- beyaz görmez, sarı ve mavi renkleri algılayabilen, koku alma ve işitme duyuları keskin olan hayvanlardır.

Parmakları üstünde koşar ve iyi yüzer. 
Köpeklerin ter bezleri ayakalrındaki pati yastıklarında olduğundan ter atamazlar. Çok sıcak havalarda dillerini ağızlarından sarkıtarak harâretlerini dışarı atarak serinlerler.

Silindir biçiminde sarılmış küçük yufkaların üzerine yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek. ..

Silor,
Ziron,
Sinora-Sinoray,

Hamur için:
1 su bardağı su
Bir tutam tuz,
1 adet yumurta,
Aldığı kadar un,
Islatmak için:
1 su bardağı et suyu,
Üzeri için:
2 su bardağı yoğurt
1 çorba kaşığı tereyağı
Tuz, Pulbiber

Su, tuz ve yumurtayı derin bir kaba alın. Kulak memesinden sert bir hamur elde edene kadar un ekleyip, yoğurun. 6 adet bezeye ayırın ve her birini ince olacak şekilde oklava ile açın. Daha sonra sac üzerinde önlü arkalı pişirin. Esasen hazır yufka da kullanılabilir. Yufka rulo şeklinde sarılır. Rulo haline gelen yufka ortadan ikiye kesilerek üst üste konulur. Pratik olması için 1-2 cm genişliğinde çift çift kesilir. Yufkalar tepsiye dizilir. 180 derece fırına verilerek üzeri pembeleşene kadar pişirilir, kurutulur. Kuruyan yufka parçalarını kışın kullanmak üzere serin bir yerde muhafaza edebilirsiniz.

Yufka parçalarını et suyunda ıslatıp, kestiğiniz kısım üste gelecek şekilde servis tabağına yerleştirin. Üzerine az tuz ile çırptığınız yoğurdu, en üste de tereyağında yaktığınız pulbiberi gezdirin ve sıcak servis yapın. Başka bir lezzeti ise üzerine yağ eritilip tahinle karıştırılır ve yufkaların üzerine gezdirilir. 170 derecedeki fırında kızarana kadar pişirilir. Üzerine soğuk et suyu dökülüp  sarmısaklı yoğurt ve kızdırılmış kırmızı biberli tereyağ gezdirip sıcak olarak servis yapılır. 
Afiyet Olsun.



Kışlık bir armut cinsi. ..

Paskrasan, 
Kışlık bir armut cinsi.

Armut cinsleri;
Ahlat (Rumca).
Akarmut,
Akça Armut (Hüsnüyusuf da denir.),
Ahmet ağa (kışlık), Ankara armudu,
Azdavay armudu,
Arpa Armudu-Arpa zamanı yetişen, orta boy, uzunca ve sulu bir armut cinsi.
Bahribey,
Bardak armudu (Uzunca yapılı bir armut cinsi).
Bozdoğan-Yeşil ve iri bir armut cinsi,
Burağan-Ekşimsi, buruk tatta bir armut cinsi,
Concorde, Coscia,
Çistavur-Yuvarlak ve sarı renkli armut,
Deveci,
Etruşka,
Göksulu, Gıcıgıcı,  
Gök, Gülçiçela, Gimeciya,

Girikdira-Kış armudu, İçi kumlu bir armut cinsidir,

Güz armudu-Sonbaharda yetişir. Sarı renkli ve kahverengi beneklidir. Bol sulu bir armut cinsidir,
Hamzabey, Haçeçur (Sulu bir armut cinsi),
Hacı Hamza, Hamidüsükkari ,(Güz armudu).
Hüsnüyusuf (Akça armut),
June Beauty,
Katılak, Kızıl, Kum,Koha, Kera,
Katırbaş(İri bir armut cinsi),
Malatya armudu,
Melleçi, Melleki, Marahor-Ekşi armut,
Naşi (Nashi).
Paşik,
Paskrasan, (Kışlık bir armut cinsi).
Santa Maria (İtalya), Sobyuce,
Saltapla-Meyvesi tatlı, aşılanmış bir çeşit armut.
Sakit-Sakide-Kış armudu,
Sahrela-Sakara-Sakera-Küçük ve yuvarlak taneli, yeşil renkte bir armut cinsi,
Sarı armut. 

Tavrecul -Sarı ve sulu bir armut cinsi.
Tokat (çiçek) armudu,
Tosca, Tokva-Tokya (Yeşil armut),
Ürüngüs, (Yaz armudu).
Vanta, Williams,
Yaban armudu-Ahlat (Rumca, Pyrus).
Yaz, Yağ armudu-Uzun ve ince biçimli bir armut cinsi,
Yanıkızıl - Bir yanı kızıl/kırmızı, diğer yanı sarı-yeşil renkte, yuvarlak biçimli, bol sulu bir armut çeşidi,

Eski dilde kapı ...

Bab, (Osmanlıca).
Der,
Dergah, (Eski Türkçe),
Büyük bir huzura girilecek kapı.
Kapı.
Padişahların kapısı,

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. 
Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat,
 Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
Devlet dairesi,
Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. 
Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. 
Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân 
Gidere yol açan gereksinim
Ev gezmesi için gidilen yer.

Kapı, (İng. gate),
Kısım.
Mevzu.
Fasıl. Bölüm. Parça. Kitab.
Hususi madde.
Sığınacak yer.
İş.
Şekil.
Tövbe.
Sokak, dışarı,
Genel olarak yüksek düzeydeki hükümet dairesi,
Örnek, Şeyhülislam Kapısı, Serasker Kapısı.























Tarih Terimleri Sözlüğü 1974

Horoz ibiği çiçeğine verilen ad ...

Miriaşıkan,
Horozibiği,
Latince ismi: Celosia L.
Tilkikuyruğu,
Arnavut Püskülü,
Geniş İbik,
Sorguç,
Süpürge çiçeği,

Doğal olarak Hindistan’da yetişmektedir. Ülkemizde tek yıllık süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.
Gövde ve çiçek durumu kolayca yassılaşma eğilimindedir. Bu nedenle horoz ibiğini anımsattığı için horozibiği adı verilmiştir.

Celosia bitkisi iki ana çeşide ayrılır.
1-Sorguçlu
2-Tüylü



Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (Amaranthus).
Ispanaklar takımından, örneği horozibiği olan bitki familyası. Bitki tek yıllık, 20-100 cm boyunda olup, bitki sapı açık yeşil veya az ve çok kırmızımsı, bitki dik ve dallı görünümlüdür. Sap ve dallar az veya çok tüylü, yapraklar uzun damarlı, yumurta şeklinde sivri, gri-yeşil renkte, çiçek kümesindeki çiçekler oldukça sık, küme şeklinde kümeler iridir. 

Meyve elips şeklinde, yanlardan basık, tohum mercimek şeklinde, siyah ve parlaktır. Uygun koşullarda 1 milyondan fazla tohum oluşturabilir.
Çiçeklerinin garip şekli ile ünlüdür. Eskiden beri İstanbul bahçelerinde yetiştirilmektedir. En güzel çeşidi Panaşa, yani abraşlı çeşididir. Bunun çiçekleri tüy şeklindedir. Bir de Piramit şeklinde Ekspozisyon çeşiti iyidir. Bu çeşitlerinden başka saksıda yetiştirilenleri de vardır.

Horoz İbikleri özellikle çok güneş gören yerlere dikilmelidir. Kesilmiş çiçekleri kadife yapımında kullanılır. Kuvvetli ve gübreli topraklan severse de,zayıf ve gübresiz topraklarda da yetişir. Kesilmiş ve  kurutulmuş çiçekleri uzun zaman dayanır.























Kaynak: http://www.msxlabs.org/


İşyerlerinde, işçilerin ve ailelerinin ihtiyaç maddelerini sağlayan satış yeri ...

Ekonoma,
Kantin, 
(Fr. cantine ).
Kooperatif, 
Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer. 
Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta.
Kışla, fabrika, mekteb gibi yerlerde bakkal veya aşcı dükkanı.

İş yerlerinde işçilerin ve ailelerinin temel ihtiyaç maddelerini sağlayan satış yeri.


Eskiden İspanya'da, vidalı demir halka ile boğarak uygulanan idam cezası .. .


Garrote,
Eskiden İspanya'da, vidalı demir halka ile boğarak uygulanan idam cezası.
Boğazını sıkarak öldürme,
Boğma cezası,
Boğarak idam etmek,
Sıkarak öldürme,

Garrotte terimi, bir kişiyi boğmak için kullanılan tel ya da halat anlamına gelir. Temelde bir boğma, boğulma aygıtıdır. Ortaçağda bir işkence cihazı olarak kullanılmış. Kurbanın kafasını, boynunu saran basit bir düzenek. Bu düzenekte kurbanın oturabileceği bir yer ve boğulmayı gerçekleştiren mekanizmanın sofistike şekilde uygulanmasıdır. Garotte, bir insanı işkence ederek öldürmek için kullanılan bir cihaz olarak bilinir. 



Tabiri caiz ise boğazlamak için kullanılabilecek herhangi bir malzeme, halat, tel gibi bir ekipman. Garrotte için ve daha sonra naylon, balıkçılık telleri, telefon kabloları da aynı kapsamda değerlendirilmiştir. İspanya'da en popüler olarak kullanılan garrotte işkence cihazı, ölüm cezası verilen birçok farklı cinayet için kullanılmış. İspanyol keşiflerinde, Orta çağda her zaman, vahşi suçlar ve cezalar için kullanılmış. 

İspanyada uzun yıllar uygulanan bu yöntem, son olarak bir İspanyol öğrencinin idamında  1975 yılında kullanılmıştır. Bu uygulamada ne yazık ki öğrenci daha sonra bu suçtan masum olarak bulunur. Bu yıldan sonra kullanılmamıştır.  

İdam, (Arapça).
İnsan öldürme ve benzeri bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza. 
Ölüm cezası.
İdam cezası,
Recim, Taşa tutarak öldürme.
Recm
Fransa' da ölüm cezasına çarptırılanların başını kesmek için kullanılan araç.
Giyotin,




İdam cezaları çeşitleri;
  • Aç bırakma,
  • Asarak infaz (Mısır, Afganistan, Irak , İran, Japonya, Ürdün, Pakistan, Singapur ve diğer ülkelerde halen uygulanıyor)
  • Kurşuna dizerek infaz (Mısır, İran, Endonezya, Libya, Çin, ABD ve diğer ülkelerde uygulanıyor)
  • Ateş açarak infaz (Tek kişilik, mahkumun ensesinden ve/veya kalbinden tek vuruş ile yapılan idam çeşididir. Belarus, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ve diğer ülkelerde uygulanıyor.)
  •  Boğazlayarak infaz
  •  Çarmıha germe
  •  Ezerek infaz (Asya ülkelerinde çoğunlukla görülmekle beraber genellikle fillerle yapılır).
  •  Elektrikli sandalye ile infaz (ABD'de halen uygulanıyor)
  •  Gaz odaları
  •  Giyotin ile baş kesme 
  •  Kılıçla infaz (Suudi Arabistan'da halen uygulanıyor)
  •  Öldürücü iğne ile infaz (ABD, Çin, Guatamala, Tayland'da halen uygulanıyor)
  •  Recm (Suudi Arabistan Afganistan ve İran'da halen uygulanıyor)

"Ağaçkavunu, Armutkavun" adlarda verilen , Peru' ya özgü bir tür kavun...

Pepino,
Solanum muricatum,
Ağaç kavunu,
Armut kavun,

"Ağaçkavunu, Armutkavun" adlarda verilen , Peru' ya özgü bir tür kavun.

Anayurdu Peru olan ve "ağaç kavunu, armut kavunu" gibi adlar da verilen bir meyve.
Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru olduğu bilinen patlıcangiller familyasından bir meyvedir. 

Pepino, kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup, meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebilmektedir.  Son yıllarda Türkiye' de de yetiştirilmeye başlanan tropikal egzotik bir meyvedir. Pepino, içerdiği yüksek potasyum oranı ile kan şekerini düşürüyor, barındırdığı A, B ve C vitaminleri ile kansere ve kalp krizine karşı koruyor.

Şeker hastalıkları, parkinson hastalığı, dalak yetmezliği (tromoksin), bağırsak kanseri, gen hastalığı, mide rahatsızlığı, anemi (kansızlık) hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Cinsel duyguları veya isteği uyarma etkisi (Afrodizyak etkisi) de bulunan pepinonun, uyku düzenini dengede tutması, menopoz döneminde yaşanan psikolojik sorunlarda olumlu etki yapması ve içerisinde K vitamini bulunduğundan kanın pıhtılaşmasını da sağlamaktadır.

Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri;

Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski ve Comerayaa 33' dir. Ülkemizde üretimi yapılan pepino, Miski çeşitidir. Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmekte.  Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır. Fide ile üretilip, meyveleri belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar bol su verilir. Olgunlaşma döneminde su verme azaltılır. Bol güneş ve temiz havayı sever. Kapalı ortamlarda bitki büyür ancak meyve vermez. Güneşe bakan açık balkonlarda 7-10 numaralı saksılarda yetişip meyve verebilir. Pepino meyvelerinin büyüklükleri çeşitlerine ve uygulanan kültürel işlemlere göre farklılık göstermektedir.

Kaynak;  http://safakaydin.blogspot.com/


İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini inceleyen felsefe dalı ...


Gnosiyoloji, 
(İng. Gnoseology, Frn. Gnoséalogie).
Epistomoloji, (Bilgi Felsefesi).

Bilgi sözcüğünün tüm kullanım alanlarını kapsayan bir tanımın verilemeyeceği gibi sanatla ilgili tanımlamalarda da benzer güçlüğün yaşandığı bir gerçektir.

Bilgi kavramıyla uğraşan bilimsel disiplinler arasında bütün düşünce biçimlerini  kapsayan bilgi sosyolojisi ve hermeneutik.

İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini inceleyen felsefe.



Bilim felsefesi ya da bilgi felsefesi (epistemoloji-gnosiyoloji);
Genellikle psikoloji kapsamına giren ve küçük yaşlarda kavramların oluşumunu ve zihinsel yeteneklerin gelişmesini deneysel yöntemlerle inceleyen "genetik epistemoloji"nin yer alması; çağımızın tüm bilimsel ve teknik gelişmeleri ve bilhassa bilgisayar teknolojisinin ulaştığı boyut ve kullanım alanları artık yeni bir çağın, bilgi çağının başladığını açıkça ortaya koymaktadır. 

Yun. gnosis = bilgi; logos = öğreti.
Bilgi kuramı, bilgi öğretisi. Yunanca gnosis, episteme ile eşanlamlı; bilgi, bilim demek.gnoseoloji ve epistemoloji terimlerinin somut anlamlarının aynı oluşu ve çeşitli dillerde bu terimlerin ayrı anlamlarda kullanılışı, bulanıklığa yol açmıştır. Gnoseoloji ve Epistemoloji genellikle kendi koşulları ve sonuçları içinde bilgi olayını (fenomenini) inceleyen felsefenin bu bölümüne verilen adlar. 




Bilgiyi inceleme;
İki bölüme ayrılabilir. 

1- Yöntem öğretisi, yöntem bilimi (metodoloji) ya da bilim öğretisi (bunu Fransızlar épistemologie ile karşılar). Bilimsel ilkeleri, temel kavramları, yasaları, konut ve varsayımları eleştiririp inceler. 
2- Bilgi kuramı. Fransa'da gnoséologie bilgi kuramı (=théorie de la connaissance) anlamına kullanılır. İngilizce'de bilgi kuramının tam karşılığı "epistemology" olmakla birlikte "gnoseology" terimi de, bilginin kökeni, yapısı, sınırları ve geçerliliğini araştırması bakımından bilgi kuramını karşılar, ama özel bilimlerin temel kavramlarını, konutlarını, ve varsayımlarını (öndayanaklarını) inceleyen yöntem öğretisinden ayrılır. Almanca' da Gnoseologie, bilgi öğretisi (= Erkenntnislehre) ile karşılanır; Gnoseologie bilgi kuramının temel parçası olup, özellikle özne ile nesne arasındaki bilinci aşan bilgi bağlantısı öğretisine uygulamıştır. 









http://www.anlambilim.net/

Güreşte, ayakta yapılan bir oyun ...

Çipe,
Güreşte diğer oyunlar,
Aba,
Bravle (Oyun tat­bik etmek üzere arkaya geçen rakibin ko­lunu anî bir hareketle kapma ve yere otu­rurken o koldan çekmek suretiyle kendini körpüye getirme hareketidir.),

Boyunduruk,
Çipe,
Dalma,
Elense,
Kafakol, Kle, Kravat, Künde, Köprü,
Salto, Sarma,
Tuş,
Yanbaş,

Büyüklerin bulundukları yer, dergah ...

Asotan, 
Dergah, (Farsça).
Tekke,
Dervişlerin toplandıkları ve ayin yaptıkları yer, yapı. 
Büyük tekke.
Eskiden, tarikattan olanların toplandıkları yer. 
Dergâhta, tarikat ilkeleri öğretildiği gibi saz, koşuk eğitimi ve öğretimi de yapılırdı.

Antikçağlarda para yapımında kullanılan gümüş ve altın alaşımı ...

Elektrum, (İng. electrum),
Eski Yunanlılar tarafından para basımında kullanılan, altın ve gümüşün doğal alaşımından oluşan bir maden.
Beyaz Altın, Altın ile gümüşün belirli miktarlarda karıştırılması ile elde edilir.
18 kt beyaz altına %75 altın ve %25 gümüş veya paladyum ilave edilir. Sarı altında ise gümüş ve paladiyum yerine bakır gibi başka elementler ilave edilmekteydi. Genelde soluk sarı veya sarıya çalan beyaz renginde olur.

Eski Yunanlılar tarafından para basımında kullanılan, altın ve gümüşün doğal alaşımından oluşan bir maden.


Sikke, 
Kıymeti devletin damgası ile teminat altına alınmış küçük madeni bir parçadır. İlk sikke MÖ 7. yüzyılın ortalarında, Batı Anadolu' da yaşayan ve ekonomisi çok güçlü olan Lydia Devleti tarafından darbedilmiştir. 

Altın-gümüş karışımı olan bu elektrum sikkelerin ön yüzleri önce düz, sonra çizgili ve daha sonra resimli, arka yüzleri ise iki veya üç tane derin dörtköşe (guadratum incusum) çukurludur. Şekilleri baklaya benzemektedir. Kroisos tarafından basılmış altın ve gümüş sikkeler ortaya çıkmıştır. 


Mersin yöresine özgü ufalanmış ekmek ve peynirle yapılan bir tür çorba ...

Övelemeç, 
Ovalamaç, 
Kıtır sıkma,
Unla et suyundan yapılan çorba.
Malzemeler:
2 ad. sac ekmeği,
1 bağ maydanoz,
250 gr.beyaz peynir,
100 gr.yeşil soğan,
2 ad.domates,
1 yemek kaşığı tereyağ,
arzu edilirse tuz,

Bu karışım ekmek kırıntılarına ilave edilir ve birlikte karıştırılır. Domatesler ilave edilip ancak karışacak kadar ovalanır. Bekletmeden avuç içinde şekil verilip hemen servis yapılmalıdır. Ekmekler kıtır kıtır olduğundan kıtır sıkma adı verilir. Bekletirseniz de yenilesi bir tadı vardır.  Sac ekmeği ufalanır. Domates soyulup küp doğranır. Maydanoz ve taze soğan ayıklanıp yıkanır, ince kıyılır. Peynir rendelenir. Oda sıcaklığındaki tereyağ,maydanoz, yeşil soğan karıştırılır.

Mersin ili yemekleri;
Batırık, (Mersin/ Silifke yöresine ait) ,  
Babukannus (Patlıcan gömmesi),
Cezerye(Havuç Tatlısı),
Cızlama,
Çileme,
Dolaz,
Etli Dövme pilavı,
Heleş, Humus (Nohut, tahin, limon, sarımsak, maydanoz, ile yapılır.)

Gaygana, 
Kavut(Türkmen yemeği), Kerebiç, Kulak çorbası,
Lepe,
Maş çorbası, Mollaç, Mahluta,
Övelemeç, 
Palize,
Samsıra,(pekmez ve susamla  yapılır), Sarı kabak kompostosu, Susamlı köfte,


Tantuni;
Malzemeler;  500 gram kıyma, 1 paket un,  3 adet soğan,  3 adet orta boy domates, 3 dilim bayat ekmek,  3 adet yeşilbiber, 1 çorba kaşığı ayçiçek yağı,  tuz
Salatası için; 1 demet taze soğan, 1 adet limon,  1 demet maydanoz,  bir miktar sumak
Yapılışı; Tencereye kıymayı koyun. Bir miktar su ilave edin. Kıyma suyunu çekene kadar pişirin. Yemeklik doğradığınız 3 adet soğanı ve daha sonra 1 çorba kaşığı ayçiçek yağını ekleyin. Birkaç dakika kavurun. 3 adet yeşil biberi küçük küçük doğrayın onu da tencereye ilave edin. Tenceredeki malzemeleri bir sacın üzerine ya da teflon tavaya dökün. Birkaç dakika daha kavurun. Malzemeleri yeniden tencereye boşaltın küp şeklinde doğradığınız 3 adet domatesi içine atın. Tencerenin kapağını kapatın. Başka bir kabın içine 1 paket unu dökün. Ortasını havuz gibi açın. Tuz ve ufaladığınız bayat ekmek dilimlerini ekleyin. Daha sonra bir miktar su ekleyin. Yoğurarak hamur elde edin. Küçük bezeler koparıp, oklavayla tabak büyüklüğünde açın. Teflon tavada veya sacda pişirin. Yufkalar pişerken, bir yandan salatayı hazırlayın. Bunun için, soğanları yarım ay şeklinde doğrayın. Tuz, yaprakları ayrılmış maydanoz, sumak ve limon suyuyla karıştırın. Pişirdiğiniz yufkaların içine kıymalı harcı ve salatayı doldurun. Rulo biçiminde sarın. Soğutmadan servis yapın.


Topalak çorbası (Mersin-Mut yöresine özgü); Malzemeler: 250 gr kıyma, 2 su bardağı ince bulgur, 1 yemek kaşığı biber salçası(domates salçasıda olabilir), 1 su bardağı su, 1/2 çay bardağı un, Tuz, kimyon, kuru nane, karabiber (domates salçası kullanıyorsanız biraz pul biber), 1 adet kuru soğan, 2-3 diş sarımsak, 1 su bardağı nohut     1 su bardağı kuru fasulye, 1 su bardağı yeşil mercimek, 3 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı salça.
Yapılışı: Nohut,fasulye,mercimek ayrı ayrı haşlanıp süzülür. Kıyma,rendelenmiş soğan ve sarımsak, ince bulgur,un,salça,tuz ve baharatlar yoğrulur. Yoğrulurken azar azar su ilave edilerek yoğrulmaya devam edilir. Fındık büyüklüğünde köfteler yuvarlanır. Un serpilmiş bir tepsiye konur. Köfteler 2-3 saat bekletilir. Bir tencereye su konur. Biraz tuz eklenir. Su kaynayınca köfteler içine atılıp pişirilir. Yaklaşık 20-30 dakika sonra haşlanmış nohut, fasulye, mercimek eklenir. Bir tavada tereyağ eritilir. İçerisine salça konup karıştırılır. İçine biraz kaynamış su ekleyip tekrar karıştırılır. Tencereye aktarılır. Biraz pişince ateşten alınır. Afiyet olsun.

Tatar Çorbası,
Yüzük çorbası (bulgur, nohut, et, karabiber ve kimyon, salça, ile yapılır.)

Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği yapıştırma resim, yapıtlara verilen ad ... ...

Kolaj, (Fr. collage),
Kesyap,

Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği yapıtlara verilen ad.
Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği yapıştırma resim. 
Düz bir yüzey üzerine fotoğraf, gazete kâğıdı ve benzeri nesnelerin yapıştırılmasıyla ve bazen boya ile de karıştırılarak uygulanan bir resimleme tekniğidir.
Resim alanından gelme bu terim, hazır ünitelerin bir araya getirilmesiyle oluşan kompozisyondur.

Değişik malzemeleri özellikle kesilmiş kağıtları tuvale yapıştırma işlemi ve böylece oluşturulmuş yapıt.
Kâğıt üzerine yapılan fıkra veya benzeri şeylerin fotoğrafların üzerlerine farklı malzemeler ile yapıştırma sanatıdır.
Değişik sanat dallarının bir arada düzenlenmesiyle oluşturulan kompozisyon.
Elde bulunan her türlü basılı malzemenin bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak şekilde yapıştırılmasıyla elde edilen bir tür resim sanatı tekniği anlamına gelmektedir.

Bilginler, yazarlar ve sanatçılar kurulu ...

Akademi, (Fr. académie, İng. academy),
Eskiden, Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu,
Yüksekokul: Güzel Sanatlar Akademisi. 
Çıplak modelden yapılmış insan resmi. 
Platon'un Atina yakınlarında kurduğu, ölümünden sonra onun temel öğretisine bağlı kalmayarak, kuşkuculuğa sonradan da dogmacılığa kayan felsefe okulunun adı. 
Renaissance'ta Platon düşüncesinin yenilenmesi ile 1440'ta Floransa'da kurulmuş olan Platoncu okul.
Eski Atina'da Platon'un öğrencilerine ders verdiği ağaçlıklı yer. Sonraları bu ad, güzel sanatlar öğretimi yapan okullarla kimi bilim kurumlarına ya da yüksek okullara verilmiştir. 

Adını Platon’un ders verdiği yerden alan bilim, sanat ve edebiyat okulu. Platon, Akademos adlı, çevresi surlarla çevrili, ağaçlık ve sulak bir yerde ders verirdi. Adları klasik Eskiçağ’ı anımsatan akademilerse Rönesans çağında ortaya çıktı. Bugünkü anlamda ilk önemli akademi, Fransa’da 1535′te kurulan “Académie Française”dir (Fransız Akademisi). Ondan sonra pek çok ülkede siyasal bilgiler, güzel sanatlar, doğa bilimleri ve arkeoloji alanında çeşitli akademiler kuruldu. Dünyadaki akademilerin yapısı ve işleyişi arasında tam bir benzerlik yoktur.














Kaynak; http://www.bilgiyaz.com

"Çok Önemli Kişi" anlamında uluslararası kısaltma ...


VİP,
"Very İmportant Person".
Çok önemli kişi (VIP).

Türkiye' de başbakanlık kanun ve kararlar yürütme kurulunun çıkartmış olduğu bir listeye göre belirlenen çok önemli kişi (ler). 

Bu kişiler;
Cumhurbaşkanı, Meclis başkanı, Başbakan, Eski Cumhurbaşkanları, Cumhuriyet senatosu eski başkanları, TBMM eski başkanları, Eski başbakanlar, Cumhurbaşkanlığı eski konsey üyeleri, Genelkurmay başkanı, Anamuhalefet partisi lideri, Kabine üyeleri, Eski bakanlar, Yüksek yargı organları`nın başkan ve üyeleri, Kuvvet Komutanları, YÖK başkanı ve üyeleri, Meclis başkanvekilleri, Katip üyeleri, İidare amirleri, Meclis`te grubu olan partilerin liderleri, Milletvekilleri, Eski vekiller, 

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve yardımcıları, Başbakanlık Müsteşarı, TBMM genel sekreteri, Diyanet işleri başkanı, Müsteşarlar, Merkez Bankası Başkanı, AB Genel Sekreteri, SPK, Rekabet Kurulu, Telekomünikasyon Kurulu, RTÜK, BDDK, EPDK, Kamu İhale Kurulu Başkanları, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanları, Başbakan başmüşavirleri, Müsteşar yardımcıları, Üniversite rektörleri, Büyükelçiler, Valiler, Emniyet Genel Müdürü, Büyükşehir Belediye Başkanları, DDK, YDK, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, TOKİ, ÖİB, GAP, DİE, TSE, TUBİTAK, TÜBA, TAEK başkanları, 

Devlet sanatçıları, İstiklal madalyası sahipleri, Hükümeti temsilen yurdışına giden heyetler, DİSK, HAK-İŞ, TESK, TİSK, TÜRK-İŞ konfederasyonları başkanları, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı, TOBB başkanı ve yukarıda belirtilen görevlerden emekli olanlar.

Tüyleri kiremit renginde ördeğe benzer bir yaban kuşu ...


Angut,
Angıt (Tadorna ferruginea),
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir dalıcı ördek türü yaban kuşudur. Divânu Lügati't-Türk'de, Ördeğe benzer kızıl renkli bir kuş, angıt şeklinde tanımlanır. "Tadorna" cins adı Kelt kökenli olup, "benekli (alaca) su kuşu" ve "Ferrugo" Latince'de "demir pası" anlamındadır.

Herkesin (haksız bir şekilde) kullandığı bir ifadedir "Angut". Birisi bir salaklık yapınca, bir laftan anlamayınca, böyle boş boş bakınca hemen Angut'musun der günümüzün insanı. Angut'un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton "Angut!" var ülkemizde. 

Angut kuşu'nun eşi öldüğü zaman (yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi) gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler. İşte bu canlının yaptığı en büyük Angut' luk budur.

Ayrıca bu olay bütün Angut  kuşları için geçerlidir, arada bir görülen birşey değildir. Çok ürkek bir hayvan olmalarına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elini uzatsanız dahi oradan kaçmaz. Hani derler ya "Angut gibi bakmasana lan". Keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına "Angut" demeden önce bir kere daha düşünün. 

Rivayetlerden biri de angut kuşu iniş yaparken rüzgarı arkasına alarak indiği için sağlıklı bir iniş yapamayarak yuvarlanır. Bu özelliğinden teşbih yapılarak argoda da kullanılır. 


Angut kuşu, Tibet ile Moğolistan'da ve Slav mitolojisinde kutsal olarak kabul edilmektedir.
 

Kardeş karılarından her birinin ötekine göre adı ...



Elti,
Kardeş eşlerinden her birinin ötekine göre adı,

İki kardeş zevcelerinin her birine nisbetle diğeri. 

Bir kadının kaynının zevcesi.

Erkeğin iki karısının birbirine nisbetle aldıkları ad, ortak, kuma. 
Görümce.

Bahar mevsimi ...

Rebi, (Osmanlıca).
Bahar, (Farsça).
İki anamevsim olan yaz ve kışı birbirine bağlayan, daha çok orta kuşakta belirgin, 21 Mart - 21 Haziran ile 23 Eylül -21 Aralık arasında kalan mevsimler.
Kuzey yarım kürede 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim.
Bu mevsimde açan çiçekler ve yapraklar. 
Gençlik çağı.
Gusülhane.
Zeytin çekirdeği ve ceviz büyüklüğündeki kavun. 
Yeşillik, yenilebilen otlar. 
Sigara tütünü.
Karabiber, karanfil, ceviz ve tatlı kabuk gibi şeylerin unu ve bundan pişirilen kahve.
Yaz günü.
Küçük nehir.
Kış ile yaz arasındaki mevsim. İlk bahar. Rebi.
Bahar ,
Ağız kokusu.

El, göz ya da baş ile yapılan işaret ...

İşmar, (Ermenice),
Halk dilinde,
El, göz veya baş ile yapılan işaret.
Kaş, göz işareti. 
Selâm.
İşaret. işmar etmek.
Göz kırpma, işaret.
İşmar etmek, göz süzmek, göz kırpmak, göz göze gelmek gibi yontemler kullanarak ilgi çekip niyet bildirmek veya işaret vermek anlamındadır.
Halk ağzı, (Sivas) Göz kırpma, işaret .



Aralıksız 27 yıl Kırkpınar başpehlivanı olarak kırılması güç bir rekorun sahibi olan güreşcimiz ...

Aliço,
Gaddar Ali,
Nam-ı Diğer "Gaddar" Aliço
Kel Aliço.
Kel Aliço, (d. 1845, Plevne - ö. 1922, Edirne), Türk pehlivan.
 
Kel Aliço, ünlü bir yağlı güreşçidir. Kel Aliço Bulgaristan'ın Plevne ili Cherven Bryag Municipality ( Kırmızı Kıyı Belediyesi) ilçesine bağlı İskar nehri kenarında bulunan Koynare köyünden göç etmiştir. Balkan Harbi sırasında Koynore köyü ve bu köye 16 Km mesafede bulunan Lovech (Lofça) ilinin Lukovit köyünden ayrılmak zorunda kalan Pomaklar bu gün halen Edirne ili İpsala ilçesi Aliço pehlivan köyünde yaşamaktadır. 

Güreşe Deliorman’da başlamıştır. O zamanlar Bulgaristan’da, düğünlerde gençler arasında güreşler yapılmakta, Aliço bu güreşlere de katılarak karşısına çıkan rakipleri yenmektedir. Bilhassa elense ve tırpanlarıyla meşhurdur. 190 cm boyunda 120-130 kilo ağırlığında, kolları kalın, göğsü geniş bir pehlivandır. Aliço'yu Osmanlı ülkesinde tanımayan güreş meraklısı yok sayılır. 

Saçsız başından dolayı "kel" takma adıyla anılan Aliço, çok sert ve acımasız güreş tekniğinden dolayı "Gaddar Ali" olarak anılırdı. Güreşe küçük yaşta başladı. Yalnız döneminin değil, Türk güreşinin en büyük pehlivanlarından biri olarak tanındı. Abdülaziz' in ilgisini çekerek huzur güreşlerine katıldı. Yıldız Sarayı' nda "şamdancıbaşı" lığa kadar yükseldi. Kavasoğlu’ndan sonra saray başpehlivanı olmuştur. Güreşi bıraktığı 1894 yılına kadar 27 yıl üst üste Kırkpınar Başpehlivanlığını kazanarak bu alanda kırılması güç bir rekorun sahibidir. 70 yaşındayken kendisine meydan okuyan çırağı Adalı Halil' i yendiğinde Adalı, Aliço' dan 25 yaş küçüktü. Mezarı İpsala'nın Aliçopehlivan köyündedir.

Kırkpınar yağlı güreşleri' ni 26 kez üstüste kazandıktan sonra 27. sene final güreşinde Koca Yusuf' la uzun süre yenişememiştir. Sonunda genç Yusuf pehlivan "ustamsın" deyip güreşi bırakır, Kel Aliço' nun eline sarılıp öpmek ister. Duygulanan Aliço "asıl usta sensin" diyerek Koca Yusuf' un elini havaya kaldırarak galip ilan eder. Bundan sonra bir daha güreş çayırlarına çıkmaz. Kırkpınar' da en çok kazanma rekorunu elinde tutan, sonraları başpehlivan olmuş Adalı Halil' i de yetiştirmiştir.

 

























Kaynak: http://tr.wikipedia.org/

Dava...

Aranç,
Sav,
Dava, (İng. action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation).
Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
Ülkü,
Sorun,
Takib edilen fikir, iddia.
Birisinin hâkimin huzurunda başka birisinden hak istemesi.
Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi.
Hakkı olanın iddia etmesi. Kendini haklı görüp veya zannedip üstün fikirlilik iddia etmek.
Mes'ele.
İnat. Ayak diremek.
Cenab-ı Hak'tan hayır ve rahmet dilemek.
Bir kimseyi bir şeye sevketmek.


Gündelikçi, işçi ...

Emeci,
İşçi, gündelikçi.
Ecir, (Arapça).

Ücret,
Emeci,
Bir iş veya emek karşılığı verilen şey. 
Sevap, Ücret, Mukabil.
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. 
Gündelikçi.
Ecr, Bir iş, bir hizmet mukabilinde verilen şey.

Tropikal Amerika' da yaşayan ve ormanların en gürültücü kuşu sayılan bir tür ağaç tavuğu ...

Çaçalaka,
Çaçalaka (ortalis vetuia),
Amerika' da yaşayan ormanların en gürültücü tavuğa benzer kuşu,
Tropikal Amerika' da yaşayan ve ormanların en gürültücü kuşu sayılan bir tür ağaç tavuğu,

Kuzey ve orta amerika'da balta girmemiş ormanların en yaygın, en gürültücü ve en ufak bir tür ağaç tavuğu. Adını hep beraber koro halinde öterken çıkardıkları sesten alırlar. 


Sarı-turuncu renkli, siyah gagalı, ince uzun bacaklı, uzun kuyruklu, piliç büyüklüğünde bir kuştur. 

Çaçalaka' lar orman kıyısında veya akarsuları çevreleyen çalıların arasında yaşarlar.

Sürdürme, devam ettirme ...

İdame, (Arapça).
Eskiden, sürdürme.
Sürdürme, devam ettirme.
Devam ettirmek. 
Daim ve baki kılmak.

Hint müziğine özgü bir tür obua...

Şanay,
Obua, Orkestra da yer alan, çift kamışlı tahta üflemeli bir çalgı.

Hükümdar, şef, efendi ...

Asub, (Arapça asüb). 
Eski dilde asub,
Hükümdar, şef, efendi.
Arı beyi.
Bey, Başbuğ.
Hakan.
Şef, (Fr. chef ),
Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten kimse.
Önder, Lider.
Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse.
Efendi, (Rumca efentis).
Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse.  

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ