Evrenin en az on milyar yıl önce yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki büyük bir patlama sonucu oluştuğuna dayanan kuram ...

Big Bang,
Büyük Patlama,
Evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik model.

İlk kez 1920’lerde Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître tarafından ortaya atılan, evrenin bir başlangıcı olduğunu varsayan bu teori, çeşitli kanıtlarla desteklendiğinden bilim insanları arasında, özellikle fizikçiler arasında geniş ölçüde kabul görmüştür.

Teorinin temel fikri, halen genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan itibaren genişlemiş olduğudur. Georges Lemaître’ in önceleri “ilk atom hipotezi” olarak adlandırdığı bu varsayım günümüzde “büyük patlama teorisi” adıyla yerleşmiş durumdadır. Modelin iskeleti Einstein’ın genel görelilik kuramına dayanmakta olup, ilk Big Bang modeli Alexander Friedmann tarafından hazırlanmıştır. Model daha sonra George Gamow ve çalışma arkadaşları tarafından savunulmuş ve ilk nükleosentez olayı eklenmek suretiyle geliştirilerek sunulmuştur.
 
Evrenin genişlemesi olgusu bir yana bırakılırsa, Big Bang teorisinin, ilk genişleme anına ilişkin bir bulgu olmaksızın bu ilk hale herhangi bir kesin açıklama getirmesi mümkün değildir. Kozmozdaki hafif elementlerin günümüzde gözlemlediğimiz bolluğu, Big Bang teorisince kabul edilen ilk nükleosentez sonuçlarına uygun olarak, evrenin ilk hızlı genişleme ve soğuma dakikalarındaki nükleer süreçlerde hafif elementlerin oluşmuş olduğu tahminleriyle örtüşmektedir. (Hidrojen ve helyumun evrendeki oranı, yapılan teorik hesaplamalara göre Big Bang'den arta kalması gereken hidrojen ve helyum oranıyla uyuşmaktadır. Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi.) Bu ilk dakikalarda, soğuyan evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkân sağlamış olmalıydı.(Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluşmuştu.)

Big Bang terimi ilk kez İngiliz fizikçi Fred Hoyle tarafından 1949’da, “Eşyanın Tabiatı” adlı bir radyo (BBC) programındaki konuşması sırasında kullanılmıştır. Hoyle, hafif elementlerin bazı ağır elementleri nasıl meydana getirebilecekleri konusunda katkıları olmuş bir bilim insanıdır.

Bilim insanlarının çoğu, evrenin başlangıcında, bir Big Bang olayının cereyan etmiş olduğuna ancak 1964/1965’te, evrenin sıcak ve yoğun döneminin kanıtı olarak kabul edilen “kozmik mikrodalga arkaplan ışıması"nın ya da Georges Lemaître’in kullandığı terimlerle « Big Bang’ın soluk ışıklı yankısı»nın keşfinden sonra ikna oldular.
































Kaynak:http://tr.wikipedia.org

Daha çok çocuklarda görülen tırnak kemirme alışkankığı...

Onikofaji,
Onikofaloji,
Tırnak yeme alışkanlığı. Tırnaklarını kemirme kompulsiyonu.
Tırnak yeme ( onikofaji)
Tırnak koparma (onikotillomani) 
Psikolojik strese bağlı olarak sık görülür. Tırnak çevresinde siğil çok sık görülür. Psikiyatrik yardım gerekebilir.

Tırnak(İngilizce nail, Osmanlıca zıfr ),
Parmakların ucunda bulunan ve boynuz (keratin) maddesinden yapılmış olan bir üst-deri salgısı. Tırnak yeme bir ” tik ” olup , tırnak çevresindeki epitel’in koparılmasını , tırnak yeme takip eder . Özellikle ergenlik döneminde başlayan bu iştah 30 lu yaşlara kadar miras kalabilir. Tırnak yeme alışkanlığı tıp dilinde “onikofaji” olarak isimlendirilir. Tırnak yemek insan sağlığını olumsuz etkiler. İstemsiz tırnak aralarına biriken birçok bakteri direk ağız yolu ile vücuda nüfuz eder. Birçok uzman tırnak yemenin psikolojik de olabileceğini vurguluyor. Özellikle tırnakların bakımlı ve temiz olmasına dikkat edilip, eczanelerde satılan caydırıcı krem yada ilaçları kullanabilirsiniz.
 
Aşırı derecede tırnaklarınızı yiyorsanız, buna engel olamıyorsanız tıbbi tedavi görmenizin zamanı gelmiş demektir. Asabi alışkanlıkların, endişe, stres ve sıkıntı anında ortaya çıkan bilinçdışı davranışlardır. Tırnak yeme alışkanlığı ya da hastalığı, obsesif kompulsif bozukluk (obsesyon ve kompulsiyonlarla seyreden anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılan bir psikiyatrik bozukluk) sorununa dahil bir davranıştır.  

Önlemek için tedavi metodları;
•Tırnaklarınızın temiz ve bakımlı olmasına özen gösterin,
•Caydırıcı kullanın(Eczanelerde tırnak bakımı ürünlerinden tırnak yemeyi bıraktıran kremler, yağlar ya da tırnak cilaları),
•Kendinize oyalanacak alışkanlık bulun,
•Tırnaklarınızı neden yediğinizi bularak bu nedeni gidermeye çalışın,
•Psikolojik nedenlerin giderilmesi için tedavi için doktora danışın.

Kınakına ağacının kabuğundan elde edilen ve ilaç olarak kullanılan alkaloit ...

Kinidin, (İng. quinidine).
Kınakına ağacından elde edilen ve antiaritmik olarak kullanılan bir alkaloit .
Kınakına ağacının kabuğundan elde edilen ve ilaç olarak kullanılan alkaloit.

Kınakınadan elde edilen, ki­nine benzer bir ilaçtır. Kimyasal bir ta­nımlamaya göre, kininin, ışığı sağa çe­viren izomeridir. Kalp kasının uyarılabilmesini azaltmak için kullanılır. Cinchona ağaç ve benzeri bitki türlerinin kabuğundan elde edilen kinin bir optik izomer. Bu alkaloid engelleme sodyum ve hücre zarının üzerinde potasyum akımlar tarafından kalp ve iskelet kaslarının heyecanlanma kursağınızda kalıyor.  Bu Hücresel aksiyon potansiyeli uzatır ve otomatisite azaltır. Kinidin de muskarinik ve alfa-adrenerjik sinir iletimini engeller

Kinidin anormal kalp ritimlerini tedavi etmek için kullanılır. Ayrıca, sıtma tedavi etmek için kullanılır. Kinidin anne sütüne geçer. Yan etkileri, ku­lak çın­la­ma­sı, baş dön­me­si, bu­lan­tı, kus­ma, hi­po­tan­si­yon, de­ri dö­kün­tü­le­ri, re­nal ve kalp yet­mez­lik.

Sessiz, Hareketsiz, uslu ...

Tek,
Sessiz, hareketsiz, uslu.
Biricik, eşi olmayan. 
Eşi olmayan, biricik, yegâne.
Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki). 
İki ile bölünemeyen (sayı).
Çocuk oyunlarında düğme, boncuk vb. şeyler.
Peştemal.

Çarkıfelek bitkisinin tadı kavuna benzer meyvesi ...


Granadilla,
Grenadillo,

Granadilla, 19. yüzyılın sonlarında Havaii de üretilmeye başlanan ve daha sonraları tarihi gelişimi içerisinde Amerika' nın Florida eyaletinde de üretilen bir meyvedir. 

Granadilla' nın dış kabuğu turuncu renkte olup kabuğu düz bir yapıdadır. Yaprakları 8 – 20 cm. uzunluğunda, 6 – 15 cm. enindedir. Yapraklarının üst tarafı koyuya çalan yeşil, alt kısmı ise daha açık yeşildir. Meyvenin içi çekirdekli bir yapıda olup, yenilen kısmı da bu çekirdekli kısmıdır. 

Granadilla, Orta Amerika ve Afrika ülkeleri ile Bolivya ve Peru da üretilmektedir. Meyve daha önceleri İsrail de üretilmeye çalışılmış ama buranın iklim koşullarının meyvenin yetişmesine imkan vermemesinden dolayı bu projeden vazgeçilmiştir. Yine “Yeni Gine” de üretiminin yapılabileceği yapılan araştırmalar sonucu  kanıtlanmış, Haiti nin dağlık yamaçlarında yetiştirilebileceği konusunda projeler oluşturulmuştur.

Subtropikal bir meyve olan Granadilla, içerdiği Kalsiyum sayesinde kemik gelişiminde önemli rol oynamaktadır. 


Bununla birlikte ayrıca cildi diri ve sağlıklı tutma gibi özellikleri de bulunmaktadır. Çekirdeklerini yiyebilir, meyve sularınızda, tatlılarınızda, yoğurtlarınızda, dondurmalarınızda, kokteyllerinizde, salatalarınızda ilave ederek, farklı bir lezzet ve görsel elde edebilirsiniz. 7 ºC de %80 - %90 nem seviyesinde muhafaza edilmesi gerekmektedir.
Besin Değerleri: C,B1,B2,B3,Keroten ve Kalsiyum açısından zengin bir meyvedir.





































Kaynak: http://www.idealtarim.com.tr/granadilla.asp
 

Kuzey Amerika' da yaşayan iri boynuzlu bir geyik ...

Elk,
Kuzey Amerika'da en yoğun geyik popülasyonlarına Kanada Rocky Dağları ile Alberta ve British Kolombiya bölgeleri arasındaki Kolumbiya Dağları'nda rastlanır. 

Geyiklerin genellikle engebeli ormanlık araziye uygun uzun güçlü bacakları ve kıvrak, küçük gövdeleri vardır. Geyikler aynı zamanda mükemmel yüzücüdür. Geyik boynuzları diğer geviş getiren çift toynaklıların boynuzlarından farklıdır. Geyik boynuzları özellikle yazları olmak üzere her yıl gelişen kemiksi bir yapıya sahiptir ve genellikle yalnızca erkek geyiklerde oluşur.

Ak kuyruklu geyik,
Katır geyiği,
Ren geyiği,
Elk,
Mus.

Merhametli, yufka yürekli ...

Rakik, 
(Arapça رقیق ).
Hassas, ince.
Merhametli,
Yufka yürekli,
İnce, narin.
Merhamet; 
Acımak, şefkat göstermek.
Korumak, iyilik etmek.
Biçarelere yardımda bulunmak. 
Esirgemek.

Güç, kuvvet ...

Niru, (Farsça).
Kuvvet, güç,  
Zor.
Erk,
Takat,
Derman,
Güç, (Osm. tâkat).
Kudret.
Cidal,
Şiddet,
Kuvvet,
Yorucu, emekle yapılan. 
Zor, çetin. 
İş, meşguliyet. 
Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
Birim zamanda yapılan iş.
Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik,
Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği,
Kuvvet, kudret, güç, iktidar, nüfuz.

Güç, iktidar, kudret ...

Erk,
Kuvvet, kudret, güç, iktidar, nüfuz.
Takat,
Derman,
Güç, (Osm. tâkat).
Niru, (Farsça).
Kuvvet, güç,  
Zor.
Kudret.
Cidal,
Şiddet,
Kuvvet,
Yorucu, emekle yapılan. 
Zor, çetin. 
İş, meşguliyet. 
Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
Birim zamanda yapılan iş.
Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik,
Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği,

Güç, derman ...

Takat,
Derman,
Güç, (Osm. tâkat).
Erk,
Kuvvet, kudret, güç, iktidar, nüfuz.
Niru, (Farsça).
Kuvvet, güç,  
Zor.
Kudret.
Cidal,
Şiddet,
Kuvvet,
Yorucu, emekle yapılan. 
Zor, çetin. 
İş, meşguliyet. 
Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
Birim zamanda yapılan iş.
Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik,
Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği,

Dinsel konuşma ...

Vaaz, (Farsça),
Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma.
Terk etme, bırakma.
Dinî mes'eleler üzerinde konuşup nasihat etmek. 
Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma.

Dinsel tören ...

Ayin, (Farsça),
Dinî tören, ritüel. 
Merâsim. Usûl.
Görenek. Dinî âdâb. Âdet, örf ve kanun.
 

Mevlevi tekkelerinde okunan bestelerin tamamı.
Tekke edebiyatı terimi, İlâhi.
Mevlevilerin ilâhiye verdikleri ad.

İstekli...

Şatka,
Bir şeye karşı isteği olan.
Şatka ayrıca Ördek demektir.

Kent ...

Şar, (Farsça).
Şehir, belde.
Şehir,
Site,
Kent,

Gemi enkazı ...

Laşe, (Farsça Laşe),
Batık,
Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
Ancak Farsça bir kelime olan laşe, leş anlamına gelmektedir.
Leş,
Laşe, Cife. Kokmuş et parçası.
Leş, murdar, ölmüş hayvan;
Kesim yapılmaksızın ölen veya islâmi usule uygun olarak kesilmemiş bulunan ölü hayvan anlamında bir islâm hukuku terimidir.
Yıkıntı, döküntü, çöküntü.

İstek, arzu ...

Talep, (Arapça taleb).
Umu,
Özenç, 
Meram,
Taleb, İsteme. 
İstenme. Dileme. 
İstek. 
Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, dileme,
İstem.

Tesir ...

Etki, (Fr. Acte, İng. effect).

Tesir, (Arapça).
Te'sîr. 
Hüküm. 
Etki, İşlem (Osmanlıca). 
Bir şeyde eser ve nişane bırakma.
Vasıfları ve halleri değiştirme.
İşleme, dokuma, iz bırakma.

Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir .
Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur, izleyici, dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu.

Geminin yanı...

Borda, (İtalyanca borda, İng. board).  
Bo'rda,
Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
Geminin veya kayığın yanı.
Denizcilikte, Geminin su kesiminden yukarıda kalan kısmı.
Geminin yanının dış yüzeyi. 
Alabanda, İç yüzeyi.

İyimser ...

Optimist, (Fr. optimiste).
Nikbin, (Farsça).
Bedbin karşıtı.
İyimser, pesimist karşıtı.
Her şeyi iyi tarafından gören.
Farsça 'iyi' manasındaki nik sözcüğü ile eklendiği sözcüğe 'görünen' anlamını katan bin ekinin birleşmesi sonucu "iyi görünen, iyi gözüken" anlamlarına gelir.
Nikbinlik, hâdiselere iyi tarafından bakma, bazen güzel görünmeyen şeyleri dahi güzel görecek kadar iyimser olma demektir.
Optimist' in diğer bir anlamı ise;
Çocuklar için düzenlenen, tek yelkenli, tek kişilik yarış.
 

Darı ambarı ...

Çöten,
Mısır koymak için yapılmış derme çatma ambar ,


İçine mısır konulan ince çubuk veya tahtadan yapılan ambar, 
Mısır kurutulan ambar,

Mısır ambarı,
Darı ambarı, 
Ambar,
Ağıl.

Çöten sözcüğünün diğer anlamları;
Pınar veya damdan su akıtan ağaç veya teneke oluk.
Balık avlamak için kullanılan sepet.
Mısır koçanlarını kışın saklamak için daire şeklinde dallardan yapılmış kulübe. 
İnce daldan örülmüş civciv kümesi. 
Çubuklardan örülmüş silindir biçiminde mısır deposu.




Kolyoz, torik gibi balıklarla hazırlanan bir tür meze ...

Garoz,
Tekirdağ yöresine özgü bir tür meze.
Eskiden Marmara adalarında tuzlanmış kolyoz ciğerinden yapılan bir mezedir.

Güneydoğu Asya' da yaşayan yabanıl sığır ...


Gaur,
Hindi dilinde gur, Bibos gaurus-Bos gaurus.
Seladang, Gayal, Mithun, Hint bizonu. 
Yabansığırı, Cangıl sığırı,

Boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bugün en büyük popülasyonu Hindistan'da olan bir sığır türüdür. Güneydoğu Asya' da yaşayan yabanıl sığır.

Gaur, yabanıl boynuzlugillerin en irisidir. Alnı geniş, boynu kısa ve kalın iri bir hayvandır. Enli boynuzları yukarı kıvrıktır ve uçları siyahtır. Yüksekliği 2 m., boyu 2,5-3,5 m. ve erkeği dişiden daha iri olup, ağırlığı dişilerde 700-1000 kg, erkeklerde 1000-1500 kg arasında değişen, hızlı koşabilen bu sığırların kuyruğu 1m. civarında, rengi siyah, ayakları beyazımsı, boynuzları geniştir. Erkeğinin dudağından dışarı taşan büyük bir dişi vardır.




Hindistan ile Güney Çin arasındaki bölgede, yüksekteki ormanlarda, dişilerin yönetimindeki küçük sürüler halinde yaşar. Gaur, gayala çok benzer. Birmanya ve Çinhindi' nde banteng ile, Kampuçya' da Çinhindi orman sığırıyla bir arada bulunur. Gebelik süresi 275 gündür. Yavrular 7-12 ay sonra sütten kesilir. 2-3 yaşında cinsel olgunluğa erişirler. Hindistan’ın tepelere yakın ormanlarında ve yüksek otlar arasında ortalama 30 yıl yaşarlar.  Ağaç sürgünleri ve ot yer. Hindistan’ın tek türüdür.

"Doktor balık" da denilen ve sedef hastalığının tedavisinde kullanılan bir balık ...


Gararufa,
Garrarufa,

Macrostamus (Beni Balığı).
 
Sivas`ın Kangal kaplıcalarındaki bu balıklar dış ülkelere gönderilmiş, üretilen doktor balıklar Amerika`da pedikürle SPA sektörüne binlerce dolar kazandırmaktadır.

Psoriasis (sedef hastalığı) tedavisinde bu balıklar suyun etkisiyle yumuşayan psoriatik plaklara (ya da diğer deri hastalıklarının plaklarına)  yönelmektedirler. Bunun sonucunda kabuklar uzaklaşmakta, bu esnada ufak bir kanama olmakta ve yara, su ile gün ışığının etkisine maruz kalmaktadır. 

Bu işlem ayrıca absesi olan hastalarda irinin akmasına neden olmaktadır. Bazı hastalıklarda tropikal uygulanımın yararlı olduğu bilinen Selenyumun sudaki yüksek düzeyinin yara iyileşmesinde önemli etken olduğu bildirilmiştir. 

Selenyum, hücreleri serbest radikallerin etkisine karşı koruyan bir enzim olan glutation, peroksidaz ' ın bir  ko-faktörüdür.
 
Bu içme ya da lavaj suretiyle alınan suyun gastrointestinal (Midebarsak) ve jinekolojık hastalıklardaki yararlı etkisini de açıklayabilir. 

Türkiye dışından gelen gözlemciler de, bu suyu tecrübe eden hastaların  doktor balıklardan hoşnut olduklarını ve hayal kırıklığına uğrayan hiç  bir hastanın olmadığını bildirmişlerdir.

Dahi ...

Dahi,
Öke,
Deha,
Olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse, deha.
Eşine ender rastlanır, hârikulâde zekâ, fatanet ve hikmet sâhibi.

Manisa' nın Kula ilçesinde bir kaplıca ...


Emirler,
Emir Kaplıcaları,
 Kula Emir Kaplıcaları Manisa’nın Kula İlçesine bağlı Şehitoğlu Köyü sınırları içerisinde, Gediz Nehri’nin kolu olan Geren Çayı yakınlarındaki Ilıcalı Hamam deresi (Gerençayı) kenarında bulunmaktadır. 

Kaplıcalar; Manisa’ya 137, Kula’ya 19, Kula-Selendi yoluna 3, İzmir Adnan Menderes Havaalanına 200 km. uzaklıktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 350 metredir.

Kaplıca alnında iki adet sondaj bulunmaktadır. Birinci sondaj kuyusu 33 metre derinlikte 40 litre /sn ile 63 C sıcaklıktadır. İkinci sondaj kuyusu 162 metre derinlikte 100 litre sn ile 59 C sıcaklıkta termal su içermektedir.

Termomineral özellik gösteren su kaynaklarının romatizma, siyatik, kırıkçıkık, cilt ve kadın hastalıklarına iyi geldiği kanıtlanmıştır. Romatizma, kırık-çıkık, siyatik, cilt ve kadın hastalıkları ile cilt hastalıklarına iyi gelen kaplıca sularının, az miktarda içildiğinde sindirimi kolaylaştırdığı ve karaciğere yararlı olduğu söylenmektedir.

Alınan su örneklerinin kimyasal analiz sonuçlarına göre alandaki termal kaynaklar NaHC03’li (sodyum bikarbonat) sular sınıfına girmektedir.

"Bade-i vuslat içilsin kase-i fağfurdan", "Kız sen geldin Çerkeş' den" gibi şarkıları ile tanınmış kadın bestecimiz ...mış

Faize Ergin, (1894-1954).
Besteci, tambur sanatçısı.
 
1894 yılında İstanbul' da dünyaya gelmiştir. Kocası Ruhi Bey' in gösterdigi anlayış, bu değerli yeteneğin kaybolmamasını sağlamıştır. 
O devrin müzik ustaları genç kadındaki yeteneği farketmekte gecikmediklerinden, gelişmesinde yardımcı olmaktan geri kalmamışlardır.

Böylece tanburu öğrenen Faize Engin, kısa zamanda elde ettiği ustalıkla dikkati çekmiştir.  

Sadaraban makamındaki ilk eseriyle beste dünyasına da girmiş ve "Bade-i vuslat içilsin kase-i fağfurdan" güfteli ilk bestesi, mükemmellik örneği olarak gösterilmeye hak kazanmıştır. Hatta, bunu bir şaheser olarak kabul eden ustaların sayıları da az değildir.

Tanbur icracısı olarak tavrı ve yorumlarıyla dikkati çekmiştir. Sanatçının devrinde hemen bütün çevrelerin hayranlığını kazandıran "Kız sen geldin Çerkeş' den" diye başlayan Nihavend makamındaki bestesi hala sık sık tekrarlanmaktadır. Faize Ergin, 1954 yılında İstanbul'da ölmüştür.

Eserleri:
Bâde-i vuslat içilsin kâse-i fağfurdan (sadaraban makamında)
Kime hâlim diyeyim kime feryad edeyim .
Kız sen geldin Çerkeş'ten (nihavend makamında).



















Kaynak; http://www.turkmuzigi.web.tr/

Halk dilinde havuca verilen ad ...


Havuç,
Yeregeçen,
Halk arasında çeşitli yörelere göre aşağıdaki isimlerle bilinir.

Karakavza (Yaban havucu),
Cinzab (Yaban havucu),
Teber otu-Teper otu-Deper Otu, 
Gelinparmağı, 
Pürçüklü, 
Balkamış, 
Yerebatan, 
Yer otu, 
Yerekaçan, 
Kızıl ot.

Havuç,
Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından, koni biçimindeki kazık köklü bir bitkidir. Etli kökü için sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu, 50-100 cm. uzunluğunda bir kültür bitkisidir. Daucus sativus, Daucus carota olarak iki türü çok yaygındır. 60 kadar türü vardır. 

Anayurdunun Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika olduğu söylenir. Havuç, ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Türkiye' de en çok Ankara Beypazarı' ında toplam üretimin %60' ı yetiştirilir. Havuç köklerinin rengi genellikle sarı, turuncu ya da çeşitli tonlarıyla pembedir. Ülkemizde Hatay ilimizin Samandağı yöresinde, koyu vişne çürüğü renkli pek nadir görülen havuçlar yetiştirilmektedir. Havuç bitkisinin oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları vardır. Beyaz ya da ender olarak yeşilimtırak renklidir. Havuç tohumları küçük, sarımtırak kurşuni renkli ve hafif çengellidir. Havuç bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Tohumlar bölgenin iklim koşullarına göre, şubattan kasıma kadar ya önce yastıklara ekilip fideleri yetiştirilip daha sonra bu fideler havucun asıl yatağına şaşırtılır ya da ekim, iklim ve toprak koşullarının uygun olduğu zamanda doğrudan doğruya bitkinin asıl yatağına yapılır.
Havuç kökleri çiğ (pişirilmemiş) olarak yenildiği gibi yemeklere ve salatalara katılarak, suyu çıkarılarak, tatlıları ile turşusu yapılarak bol bol tüketilir. Tavşan denilince akla gelen ilk yiyecektir.

Ayrıca, havuç cildin asit oranını dengeler, cilt üzerinde oluşan hasarları onarmaya yardımcı olur. 
Provitamin A, karoten açısından zengin olan havuç, antioksidan olarak da çok önemlidir ve kalp hastalıkları ve bazı kanser çeşitlerinden korur. 
Kalbin dostu da olan havuç, kandaki kolesterol düzeyini düşürmenin en kolay yoludur. 
Gözlere iyi geldiği de rivayet edilir. Havuç, içerdiği yüksek lif oranıyla peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.


Besin değerleri; (100 gr. taze havuç): 
30-42 kalori; 1,1 gr. protein; 9,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; l gr. lif; 36 mgr. fosfor; 37 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; 47 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 23 mgr. magnezyum; 8.115-11.000 IU A vitamini: 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0.6 mgr. B3 vitamini: 0.15 mgr. B6 vitamini: 7,6 mcgr. folik asit: 6-8 mgr. C vitamini ve 0,6 mgr. E vitamini.



Ücretle çalışan kimse ...

Ecir, (Arapça).

Ücret,
Bereket,
Aziz,
Emeci,
İşçi, gündelikçi.
Bir iş veya emek karşılığı verilen şey. 
Sevap, Ücret, Mukabil.
Aziz, sevgili.
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. 
Gündelikçi.
Devletler, milletler muharebesi tabakat-ı nev-i beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zirâ, beşer esir olmak istemediği gibi, ecir olmak da istemez.
Ecr, Bir iş, bir hizmet mukabilinde verilen şey.


Atların koşum takımlarına altın ve gümüş yaldızlı pullarla yapılan süsleme ...


Reşme,

Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme. 

Hayvanın başlığı, yuları ve gemi.
Katır hayvanının dizgini.
Hayvan başlığında burun üzerine gelen zincir.

Ayrıca tekstil ve konfeksiyon işinde; Reşme kelimesinin anlamı şöyledir.; 
Konfeksiyonda düz dikiş yapan bir tür makine.
Penye konfeksiyonunda kullanılan ve zincirli dikiş yapan bir tür makine.


Koşum takımlarının yapımı, tamiri ve süsleme işlerine saraçlık denilmektedir. Atın boyuna uygun olarak yapılan koşum takımları, onun doğal hareketlerini kolaylaştırmak onu rahatsızlıktan, incinmekten, zararlı çarpmalardan korumak için yapılmaktadır.

Koşum; paldum, başlık, gem, çeki kayışı, yan kayış, ok kayışı, yular, dizgin gibi parçalardan oluşmaktadır. Koşumculukta genellikle manda derisi kullanılmaktadır.

Yağlı deri, kromlanmış deriler sepici bıçağı ile kesildikten sonra, tıraşlanmakta, mumlu iplik, biz, ucu kütleşmiş iki iğne ile veya sırım. Sırım iğnesiyle dikilmektedir. Bütün bu parçalar kıtıkla doldurulmaktadır.
Atın boynuna geçirilen koşum takımlarının göğüs kayışı, yan kayışı, ok kayışı, sedemka gibi parçaların hamuta bağlanarak atın arabayı çekmesi sağlanmaktadır.
 











www.bulmacabul.com/2010/08/araba-kosumunda-atlarn-boyunlarna.html&docid=UPaerEfiAQaJvM&imgurl=http://4.bp.blogspot.com/_OFeWE073BJY/TFZjZL4f6MI/AAAAAAAAJd8/nVw_lCEqJbY/s1600/saraccilik.jpg&w=550&h=386&ei=PFkuT_PxOYbR0QWh7pytCA&zoom=1

Hint mutfağına özgü bir tür ince makarna ...


Sevika,
MS 1200′ lü yıllarda, Hindistan’da sevika adı verilen yemeklerin iplik anlamına gelen sözcükle anılmaktadır.

Makarna, durum buğdayından elde edilen irmiğin su ve bazı zenginleştirici maddeler ile karıştırılması ve istenilen biçimler verilip kurutulmasıyla elde edilen yarı hazır gıda maddesi dir. Buğdaydan üretilen sanayi ürünleri içinde beslenmedeki önemi bakımından ekmekten hemen sonra geliyor. Makarnanın bu kadar yaygın olmasının nedeni uzun süre muhafaza edilebilmesi, çeşitliliği, kolayca hazırlanması, lezzeti, besleyici ve ekonomik olmasıdır.
 

İtalyanların ve İngilizlerin “pasta”, Amerikalıların “macaroni”, Almanların “spaetzli”, Çinlilerin “mein”, Japonların “udon” adını verdikleri makarnanın kökenleri konusunda farklı fikirler üretilmiş olsa da, makarnanın tek bir kişi tarafından bulunmadığı dünyanın ortak görüşü. Makarnanın doğuş izlerine Etrüsk ve Roma başta olmak üzere, Arap ve Çin uygarlıklarında rastlanıyor. Avrupa’da ilk eriştenin kayıtları MÖ 4. yüzyıla ait Etrüsk mezar süslerinde yer alan pasta aletleri olarak görülüyor. Düz ve şeritler halinde kesilmiş bu tür makarna daha sonra Romalılar tarafından “lagana” (lazanya) olarak adlandırılmış. İtalyanlar “pasta” kelimesini suyla unu karıştırarak elde edilmiş tüm hamur işleri için kullanıyorlar. Pastaya sadece makarna, lasanya ya da vermicelli (erişte) gibi ünlü İtalyan yemekleri değil, aynı zamanda ekmek, lapa ve pancake gibi sıradan yiyecekler de dahil ediliyor.

Makarnanın varlığı sadece Çin ve İtalya ile sınırlı değil. Örneğin Korelilere göre kendi icatları olan noodles, 12. yüzyılda onlar tarafından Japonlara öğretilmiş. Çinlilerinde çok eski zamanlardan beri “fen” denilen ve bir çeşit fasulye olan maştan (mung beans) yapılan erişte yedikleri de biliniyor. 


Bunların yanı sıra MS 1200′ lü yıllarda Ortadoğu’da “rişta”, Hindistan’da “sevika”, Araplar’da “ıtriyah” adı verilen yemeklerin iplik anlamına geliyor olması aynı İtalyanların ip anlamına gelen spagetti yemekleri gibi. Bu durum makarnanın doğu kökenli olma ihtimalini de arttırıyor.

Türklerin makarnayla tanışması ise Orta Asya’daki göçebelik günlerine uzanıyor. Göç ederek yaşayan kavimler kışlık erzaklarını hazırlarken yükte hafif ve doyurucu olan yiyeceklere gereksinim duydukları için erişteyi üretmişler. Bugün Anadolu’nun pek çok yerinde kadınlar hala kışlık erzak olarak erişte hazırlıyorlar. Teknoloji gelişince erişte yerini makarnaya bırakmasının en önemli nedenlerinden biri de uzun süre muhafaza edilebilmesi olmuştur. Önceleri evlerde yapılan erişte olarak tüketilen makarnanın sanayiye dönüşmesi 1922 yılında ilk makarna fabrikasının kurulmasıyla olmuş. Makarnacılık 1950′li yıllara kadar küçük kapasiteli tesislerde devam etmiş. Bugün makarna üreten ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyoruz.

Makarnanın besleyiciliğinden ve lezzetinden yararlanmak için pişirme yöntemlerinin harfi harfine uygulanması gerekir. İşte mükemmel bir makarna için yapılması gerekenler:
 

  • Her 100 gr makarna için 1 litre suyu uygun büyüklükte bir tencereye doldurun. Makarna suyuna atacağınız tuz her 100 gr makarna için 1 tatlı kaşığı olmalı. Örneğin 1 paket makarna 500 gr olduğuna göre 5 litre  su ve 5 tatlı kaşığı tuzla haşlamalısınız.

  • Makarnayı bol suda haşlamalı, büyük bir süzgeçle  süzmeli ve sosuyla büyük bir kup içinde harmanlamalısınız. Bu üç temel kural mükemmel bir sonucu garantiler. 
  
Makarnanın tuzunu su kaynayınca ekleyin. Tencerenin kapağını kapatıp suyun fokurdamasını bekleyin. Makarnaları hemen suya atıp arada bir karıştırarak haşlayın. Makarnanın “al dente” deyimine uygun pişmiş olması gerekir. Ezik veya fazla pişmiş olmayan, yani dişe de çiğneme zevkini veren pişme seviyesini anlatmak için kullanılan bir terim.  
Makarna suyunu süzdüğünüz suda da pişmeye devam eder. Buhara ve yüksek ısıya mani olmak için hemen süzgece boşaltmak gerekir. Makarnaya hemen bir kaşık sıvıyağ ekleyip kaşıkla karıştırmalısınız.
Her makarnanın tipine uygun bir sos vardır.
İnce spagettiler için sıvıyağ temeline dayanan soslar makarnaya kayganlık verdiği için en uygun olanıdır. Tereyağı, jambon, parmesan peyniri, krema gibi ağır malzemelerin kullanılacağı soslar kalın makarnalar, burgu, fiyonk ve yüzük şeklindeki makarna çeşitlerine daha uygundur. Orta kalınlıktaki makarnalar sebze soslarıyla hazırlanmalı. Büyük boydaki kalın makarnalar (kalem, mantı gibi) yağlı ve kalın soslarla uyum sağlar.





















Kaynak; ASLI GİBİ NET adlı kişisel dergiden alınmıştır.

Kırklareli' nin Demirköy ilçesinde bir göl ...

Sakpınar Gölü,
Mert Gölü’ nün güneyinde, Aypolos iskelesi yöresindeki düzlüğün bir kısmını kaplar. Çevresi doğusu hariç ormanlıktır. Sakpınar gölünün önünde de bir kumul şeridi vardır. 

Bulanık Deresi'nin vadisindedir. Vadinin denize açıldığı ağızın önünde bir kumul sırası vardır.

Sakpınar gölünün gerisindeki, Bulanık Dere Vadisi'nin genişlediği alüvyal düzlüğe açılan, küçük vadilerin, ağızlarının kapanmasıyla oluşmuş küçük göller vardır.


Bunlar vahşi güzellikleriyle dikkat çeken. Hamam Gölü ve Pedina Gölü' dür. Bu küçük göller turizm ve yabani yaşam açısından oldukça önemlidir . 

Ayrıca, Midye'nin kuzey ve güney koylarında, Kastros ve Çilingoz'da daha çok yaz aylarında oluşan lagün gölleri vardır. Göletler ve baraj gölleri ile Karakaya Barajı, Armağan ve Kazankaya Baraj gölleri de vardır.
Diğer göller;
Sakpınar,
Hamam, 
Pedina, 
Mert (Kocagöl), 
Erikli, 
Saka,

Bilinç...

Şuur, (Osmanlıca).

Dimağ,
Es,
Bilinç, (Fr. Conscience, İng. conscience ). 
Şuur,  Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Nefsin mânâya ilk vusul mertebeleridir. Kendi varlığından haberi olma.
Yunanca syn-eidesis = birlikte bilme demektir. İnsanın kendisi, yaşantıları ve dünya üzerindeki bilgisi; aynı zamanda da düşünme ve kendini tanıma yeteneği, 
Benle ilgili bütün yaşantıların tümü olarak bilinç; her türlü içten yaşamalar; kendi üzerinde bilinç,
Bir şey üzerinde bilinç; nesnel bilinç; düşünme, algılama, duyma, isteme, bekleme gibi bir ereği olan, bir şeye yönelen, (intentional) edimleri olanaklı kılan (şey).
Algı ve bilgilerin anlıkta duru ve aydınlık olarak izlenme süreci.
İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. 
Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü. 
Temel bilgi, temel görüş. 
Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur: 
Duyum, heyecan, düşünme ya da başka bir ruh etkinliğiyle nitelenen durum, 
Ben'in kendi etkinlik ve duygulanmalarını sezebilmesi.
Geniş anlamda zihin. 
Bir topluluktaki ruhsal etkinliğin ya da ruhsal durumların tümü.

Bilinç bozukluğu;
Beynin normal faaliyetlerindeki bir aksama nedeni ile uyku halinden başlayarak, hiçbir uyarıya cevap vermeme haline kadar giden bilincin kısmen yada tamamen kaybolması halidir.

Bayılma - Senkop;
Kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybıdır. Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.

Koma
Yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azalması yada yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli bilinç kaybıdır.

Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan bir tür börek ...

Afar,
Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan börek, pide.

Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü.
Diş diplerine biriken sert kir, tartre.
Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü.

Arap diyarında çok olan bir yeşil ağaç.
Hurma ağacını islah etmek.
Katıksız ekmek yemek.

 

Rusya' da, ilçe düzeyindeki yönetim bölümüne verilen ad ...

Rayon,
Rayon, Rusça ve Ukraynaca: райо́н; Beyaz Rusça раён; Azerice: rayon, 
Rayon, Letonyaca: rajons, Litvanyaca: rajonas, Gürcüce: რაიონი, raioni
Sovyetler Birliği'nden kalma bir yönetim birimidir.

Rayon terimi, 1923-1929 yıllarında Sovyetler Birliği'nde yapılan bir idari reform sonrası bir idari alt birim olarak kullanılmaya başlamıştır. Önceleri Rusya İmparatorluğu' nda Volost ve Uyezd olarak tanımlanan bölgeler için Rayon denmeye başlamıştır.

Bir rayon genellikle ulusal seviyenin iki seviyesi altında bir idari birimdir: 
Beyaz Rusya'da bir voblasts' ın parçasıdır.
Rusya' da (eski SSCB'de) Oblast, Kray, Özerk cumhuriyet, Özerk bölge veya Büyükşehir' in bir parçasıdır.

Azerbeycan' da Rayon adı verilen, il ve ilçelere karşılık gelen idari bölgelere ayrılmıştır. Bir Özerk Cumhuriyet (Nahçıvan), 1 3 büyükşehir, 66 rayon, 69 şehir, 1 30 yerleşim alanı ve 4286 kırsal yerleşim alanı mevcuttur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ