Omuzlardan geçerek boyun çevresinde kapanan, vücudun biçimine göre kesilmiş kadın üstlüğü ...

Kap, (Fr. cape),

Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. 

Kadınların giydiği kolsuz üstlük.

Sırta alınan, kolsuz manto veya kısa ceket.
Uzun salta,

Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.


Japonya' da atılan atom bombalarından sağ kurtulanlara verilen ad...

Hibakusa,

Dünya üzerinde yaşanan en büyük dehşeti görmüş ve sağ kurtulmayı başarmışların ortak adı.

Amerika'nın ilk olarak 6 ağustos 1945 te Hiroşima' ya, üç gün sonra da Nagazaki' ye attığı atom bombasından kurtulan, şanslı, acılı ve artık epey yaşlı insanlar.

Hibakusha Atom bombaları patladığı anda Hiroşima ve Nagazaki' de bulunup hayatta kalan insanlara denir.

Japon hükümetinin verilerine göre 31 Mart 2007 itibariyle 251.834 Hibakusha halen hayattadır.

"Sarsak doğan" da denilen yırtıcı bir kuş ...

Kerkenez, 
Falco tinnunculus.
Kule doğanı,
Sarsak doğan,

Kartalgillerden, leşle beslenen yırtıcı bir kuş.
Kerkenez, kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş. Doğan, özellikle Akdeniz çevresi ülkeleri ve Orta Asya' da yaşar.


Kartalgiller ailesinden Falco ve Circus cinslerinde toplanan yırtıcı kuşlan belirten ortak ad. Doğanlar Türkiye’nin farklı yörelerinde ve farklı bilimsel sınıflandırmalarda başka başka adlarla anılırlar.

Türkçe’de daha çok delice doğan  ya da yalnızca  delice ortak adıyla anılan circus cinsinin Türkiye’de yaşayan dört türü vardır:
Kızıldelice, sazdelicesi ya da kızıldoğan (C.aeroginosus),
Ekin delicesi, Saz delicesi ,
Gökdoğan ya da gökçe toygun (C. cyaneus),
Çayır delicesi ya da Çayır doğanı (C. macrourus).

Delice doğanlar, Kurbağalar ,böcekler, küçük kemirgenler ve kuşlarla beslenirler. Bazı türleri yerleşik yaşarken (sözgelimi batı Avrupa’da yaşayan gökdoğan), bazıları kışı sıcak ülkelerde geçirirler (sözgelimi kışı geçirmek için tropikal Afrika’ya giden çayır doğanı).
Falco cinsinin Türkiye’de 10 türü bulunur: 
Akdoğan, aksungur ya da Asya akdoğanı (F.rusticolus), kutsal doğan,sungur, ulu doğan ya da boğucu doğan (F. cherrug) göçmen doğan ya da keklik kerkenezi (F. peregrinus) delice doğan ya da beyaz boyunlu kerkenez (F. subbuteo), bıyıklı doğan ya da çöl sunguru (F. Biarmicus), ada doğanı ya da siyah başlı doğan (F. elenorae) sarsak doğan, kerkenez ya da kule doğanı (F. tinnunculus), küçük kerkenez (F. naumanni), bodoğan ya da güvercin doğanı (F. columbarius), aladoğan ya da kırmızı ayaklı kerkenez (F. vespertinus).

Japonya' da giyilen takke biçiminde başlık ...

Kammuri,

Japonya'da siyah ipekten yapılan ve takkeye benzeyen bir başlık türü. 

Asya ülkelerinden Japonya' da giyilen, takke biçimli kammuri parlak siyah ipekli kumaştan yapılır ve üzerindeki şeride imparatorluk arması olan krizantem işlenir.

Şapka ve başlık, biçim olarak öbür giysilerden daha fazla çeşitlilik gösterir. Türban, silindir şapka, külah, bere, miğfer, panama-hasır şapka ve fes gibi çeşitli şapkalar kadınlar ve erkekler tarafından yüzyıllardır giyilmektedir.

Eskiden başlıklar, süs olsun diye değil, sıcaktan ya da soğuktan korunmak için kullanılırdı. Aynı zamanda da başlık veya şapkayı giyen kişinin toplumsal bakımdan özel bir konumu olduğunu belirtmek için de kullanılıyordu. Mesela krallar, kabile şefleri ve rahipler özel başlıklar giyerlerdi. Günümüzde de kral tacı, piskopos başlıkları, subay şapkaları, üniversiteyi bitiren öğrencilerin giydikleri kepler gibi başlıklar, kişilerin belirli toplumsal konumlarını simgelemektedir.

Çok eskiden uygulandığı üzere, bir savaşçı bir eve girdiğinde miğferini çıkarır ve elini uzatırdı. Miğferini çıkararak ev sahibine güvendiğini, elini uzatarak da elinde silah gizlemediğini gösterirdi. Bir saygı gösterisi olarak şapkaya elle dokunarak ya da onu çıkararak selam verme, bu eski adetin günümüzde yaşayan biçimidir ve halen sürdürülmektedir.

Dolunay, mehtap ...

Ayas,
Dolunay,
Mehtap, (Farsça mahtap).
Ay ışığı,
Bedir,(Osm. bedir ).
Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre, ayın on dördü, bedir.
Bediz,
 

Küçükken yapılan vaftizin hiçbir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı ...

Anabatizm, (İng. anabaptism),
Küçükken yapılan vaftizin hiç bir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı.
Vaftizin yapılışı ve ona olan inanç bütün hristiyan toplumlarınca aynı şekilde kabul edilerek değerlendirilmemiştir. Anabatizm adlı bir hristiyan tarikatına göre küçük iken yapılan vaftizin hiçbir değeri yoktur; büyüklerin yeniden vaftiz edilmeleri gerekir. Vaftizin bu şekilde yorumlanması, zamanla Hz. İsa'nın cemiyet vaftizcisi olarak anlaşılmasına yol açmıştır. 

Batizm adı verilen bir başka Hristiyan mezhebine göre vaftiz, ergenlik çağında bütün vücudu suya sokarak yapılır. 
Bu mezhep özellikle İngiltere ve Amerika'da yaygındır.
 
Vaftiz;
Kişinin alnını ıslatmak veya tüm vücudunu suya batırmak şeklinde icra edilen bir dini "arınma" ve "yeniden doğma" törenidir. Hıristiyanlığa girme alameti ve Hristiyanlığın şartı sayılan yedi merasimden biri. Vaftiz Ortodokslarda suya girmekten, Katoliklerde üzerine su serpmekten ibarettir. Vaftize Arapçada "tamid" denir.


Vaftiz, Hristiyanlıkda Hz. İsa'nın dinine katılmanın hukuki ve mukaddes bir göstergesidir. Vaftiz edilen kişiye verilen isme "vaftiz adı" denir. Bir çocuğu vaftiz hazırlayan, tören sırasında onu kucağında tutarak yanında bulunan iki önemli kişi vaftiz anası ile vaftiz babasıdır. Kiliselerde vaftiz suyunun konulduğu taş, metal, çimento vb. şeylerden yâpılmış kurna biçimindeki kaba da "vaftiz teknesi" denir. Hemen bütün dinlerde arınma ve yenilenmeyi sağlamak için çeşitli şekillerde su kullanıldığı bilinmektedir. İslâm'da abdest ve gusul, bir takım dinî görevlerin yerine getirilmesi için şarttır. Bu bulunmadığı takdirde, bu işlem toprak cinsinden temiz bir madde ile yapılır ki, bunun adı teyemmümdür.

Hıristiyanlıktaki vaftizin, yahudilerin yıkanma törenleri, Esseniler'in günlük banyoları ve Hz. İsa'nın Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilmesi inancıyla yakın bir ilgisi vardır. Ancak Hristiyanlıkdaki vaftiz törenleri, yine de yukarıda sayılanlardan bütünüyle farklıdır. Hristiyanlığa göre genel anlamda vaftiz, Hz. Adem'le Havva'dan intikal eden ilk (aslî) günahtan arınma olmakla beraber, kişinin yeni bir hüviyete bürünerek Allah'ın krallığına katılmasının takdisi anlamlarına da gelir. İlk günah inancı Hıristiyanlıkta önemli bir unsurdur; bir günahtan kurtulmanın tek yolu da vaftiz olmaktır: Tarih boyunca vaftiz, kiliselerde kişinin tamamen suya daldırılması, vücudunun bir kısmının suya batırılması, başına su dökülmesi veya üstüne su serpilmesi vb. şeklinde uygulanmıştır.

Vaftiz genellikle doğumun ilk haftası sonunda yapılır. Bu gelenek Hz. İsa'nın, "Her doğan çocuk doğumunun sekizinci gününde vaftiz edilmelidir, vaftizsiz Cennet'e girmek mümkün değildir" buyruklarına dayandırılmaktadır. İncil'de Hz. İsa'ya nisbet edilen "Gidip bütün insanları aydınlatınız, onların ruhlarını Tanrı, Oğul ve Rûhu'l-kudüs adına vaftiz ediniz" sözü de bu konuda aynı önemi taşımaktadır. Çocuğun vaftizi esnasında, onun dinî eğitimini üstlenecek bir vaftiz anasıyla bir vaftiz babası seçilir. Böylece çocukla bu ana-baba arasında dinî bir akrabalık kurulmuş olur. Bu akrabalığı ömür boyu sürdüren aileler olmuştur. Vaftiz, doğan çocuğun Hristiyan dinine kabulünü sağlayan bir işlemdir. Vaftiz, ileri yaşlarda da yapılır; çünkü vaftiz edilen kişinin, o zamana kadar işlediği bütün günahlarından kurtulacağına dair kesin bir inanç vardır.
 

Vaftiz bir inanç şeklinde kurumlaşınca, vaftiz için özel yerlerin yapılması gündeme gelmiştir. Ketadral ve kiliselerin yanında, vaftiz yapmaya mahsus bir tekneyi ihtiva eden yuvarlık veya köşeli kümbet şeklinde vaftiz hane binaları, hristiyan mimarisinde önemli bir yer işgal etmiştir. Zamanla suya batırılarak vaftiz usulü kaldırılmış ve kilisenin içine vaftize mahsus bir şapel ilave edilmiştir. 
Burada vaftiz yapmak için vaftiz teknesi denilen bir tekne bulunmaktadır.

İsa, Vaftizci Yahya (Yahya Peygamber) tarafından Ürdün Nehrinde vaftiz edilmiştir (bkn. İncil, Matta 3:13-17). Aynı Vaftizci Yahya, İsa'nın ilerde sırf suyla değil Tanrı'nın Ruhu'yla vaftiz edeceğini bildirdi (İncil: Matta 3:11).































Kaynak: http://www.enfal.de/dinlertarihi/

Zayıf ve ince, uzun boylu kimse !...

Kikirik,
Zayıf, ince, uzun boylu kimse.

Ölü yıkama ...

Gasil,
Ölü yıkama.
Ölü yıkayana Gassal denir.
Gasil, yıkanmış (Arapça).
Üstünde ölü yıkanan kerevet,  Teneşir, (Farsça tenşüy).  
Üstünde ölü yıkanılan ayaklı tahtaya, kerevet, teneşir, salacak denir.  
Ölü, cenaze yıkama işine gasil ve cenazenin yıkandığı yere de gasilhane denir.      



Ey insanoğlu, Her nefis ölümü tadacaktır.
Tarihte mumya nasıl yapılır denilince hemen bir ölü öldüğü zaman diye anlatmaya başlanırdı. Evet şimdi bende bir ölü öldüğü zaman diye başlarsam dersiniz ki ölü ölmez. Doğru bir insan normal şartlarda ölümü tadınca cenaze olur ve bir takım işlemler habersizce devam eder. Cenazenin çenesi çekilir. Gözleri açıksa kapatılır. Sağ eli sol elinin üstüne getirilir. Ölen kişi kadınsa elleri göğüs hizasında, erkek ise göbek hizasında birleştirilerek, sağ el üstte olmak üzere bağlanır. Ayakları birleştirilir, bağlanır. Eğer ölü bekletilecekse soğuk bir yere, morga konur. Ölünün şişmesini önlemek için de üzerine bıçak bırakılır. Ölünün selası (sala) verilir. Salanın sonunda ismiyle ve halkın tanıyacağı lakapla öldüğü duyurulur.

Üstünde ölü yıkanan kerevet,  Teneşir, (Farsça tenşüy).  
Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir, salacak, ölü salı.  
Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahtaya, kerevete teneşir, salacak denir. 
Ölü, cenaze yıkama işine gasil ve cenazenin yıkandığı yere de gasilhane denir. 

Ölü yıkayıcı ...

Gassal,
Gasil,
Ölü yıkama.
Ölü yıkayan.
Gasil, yıkanmış (Arapça).
Teneşir, 
(Farsça tenşüy).


Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir, salacak, ölü salı.
Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahtaya, kerevete teneşir, salacak denir. 
Ölü, cenaze yıkama işine gasil ve cenazenin yıkandığı yere de gasilhane denir.

Caz müziğinin önde gelen temsilcilerinden biri olan ABD' li trompetçi ...

Louis Armstrong,
(1901-1971), 
Büyük Amerikan caz sanatçısı.
Caz tarihinin en iyi Trompetçisi.
Louis Armstrong, 4 Ağustos 1901 tarihinde New Orleans' da doğdu. New Orleans orkestralarında daha 13 yaşındayken  trompet çalarak hayata başladı. Çalışmalarını New Orleans ve Mississippi gemilerindeki orkestralarda çalarak sürdürdü. 
İlk plağını 1923 yılında yaptı. Zamanın ünlü solisti Fletcher Henderson’un grubunda çalıştıktan sonra 1925 yılında Chicago’ya dönerek kendi grubunu kurdu. Hot Five veya daha yaygın adıyla Hot Seven, Louis Armstrong ile birlikte plaklara imza attılar. 1932 yılında ünlü sanatçı kendisini Avrupa’da meşhur eden turuna çıktı. Ünü radyolarda, filmlerde daha sonra TV’lerde görünmesiyle doruğa çıktı. Kendisine özgü scat tarzı çalışıyla tüm zamanların en ünlü cazcıları arasındaki yerini koruyor.

Barney Bigard, Jack Teagarden, Trummy Young, Arvell Shaw, Marty Napoleon, Big Sid Catlett, ve Barrett Deems, Jimmie Rodger’s, Bing Crosby, Duke Ellington, Fletcher Henderson, Bessie Smith ve özellikle Ella Fitzgerald gibi isimlerle çalıştı. Otuzüç  filmde oynadı. Hello Dolly (1964) en çok satılan albümüdür.

Armstrong 1971 yılında  69 yaşında kalp krizinden öldü.

1910-1970 yılları arasında yaşayan ve "Harem", "Padişahların Kadınları ve Kızları" gibi yapıtlarıyla tanınan tarihçilerimiz ...

M.Çağatay Uluçay, 
(1910-1970).
Tarihçi,

M. Çağatay Uluçay, meslek hayatının önemli bir bölümünü, bu zor işe, yani Harem'in ve Osmanlı hanedanının araştırılmasına ayırmıştır.

M. Çağatay Uluçay'ın  ‘‘Osmanlı Sultanlarına Aşk Mektupları’’ adlı kitabı 1950 yılında yayımlanmıştır.

Çankırı'nın Çerkeş ilçesinde doğdu. İlkokulu bitirince, İzmir Erkek öğretmen Okulu'na girdi. Zayıf, orta boylu, geniş alınlı, zeki bakışlı, çok hareketli, ve neşeli bir kişiydi. Asıl adı Mustafa idi. Çağatay adını Edebiyat Öğretmeni Faik Tolunay taktı. Bu ad ile anılmaya başardı ve ün yaptı. 1933 yılında Ankara Eğitim Enstitüsünden mezun oldu.

İlk görevini Burdur Ortaokulunda aldı. Burdur'da çok sevildi ve sayıldı. 1935-1956 yılları arasında Manisa Ortaokulu'nda ve Lisesi'nde çalıştı. Esas benliğini ve değerini Manisa'da göstermeye başladı. 1947-1949 yıllarında bilgi ve görgüsünü arttırmak üzere İngiltere'de bulundu. 

Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü'nde görev aldı. Daha sonra İstanbul Öğretmen Okulunda ve Eğitim Enstitüsünde görev yaptı. Onun en büyük zevki okumak öğretmenlik etmek ve yazmaktı. Son derece ateşli ve heyecanlı bir Atatürkçü idi.

Çağatay Uluçay Manisa'da bulunduğu sürece ve daha sonraki yıllarda Manisa tarihine ışık tutacak inceleme ve hizmetler yapmıştır. 1970 yılında ölmüştür. Ölümünden önce Saruhan Oğulları ve Manisa Tarihi üzerinde çalışmıştır.

Eserleri; 
Padişahların Kadınları ve Kızları,
Harem,
Haremden Mektuplar,
Osmanlı Sultanlarına Aşk Mektupları,

Kahramanmaraş iline özgü, sarmısaklı yoğurtla yenilen yuvarlak bulgur köftesi ...

Takalak,
Irk,
Yuvarlak bulgur köftesi,
Kahramanmaraş iline özgü, sarımsaklı yenilen yuvarlak bulgur köftesi. 
Malzemeler;
Kıyma (750 gram)
1 baş soğan, 
2 diş sarımsak, 
100 gram pirinç, 
tuz, kimyon, karabiber, pul biber vs..
Kıyma, diğer malzemelerle yoğrulup yuvarlak köfteler haline getirilir. Tepsiyle 15 dakika fırına verilir. 


Köfteler tuz ve az sıvı miktarda sıvı yağ katılmış kaynar suya atılıp pişirilir. Daha sonra sudan alınan köftelerin üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır.













Kaynak:  http://www.bulmacabil.com

Türk yazar, gazeteci ve yayıncı Ahmet Mithat' ın bir romanı ...

Vah,
Ahmet Mithat, (1844 - 1912), 
Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. 
Tanzimat dönemi yazarlarındandır. 
Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878-1921 yılları arasında Tercüman-ı Hakikat gazetesi yayınladı. 
1844 yılında İstanbul’un Tophane semtinde doğdu. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka’da nöbetçi olduğu bir sırada kalp krizinden hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı’na defnedildi.


Ahmet Mithat, Türk edebiyatında kırk beygir gücünde yazı makinesi olarak tanındı. Yayımladığı eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. 
Gazeteciliğin dışında, tiyatro alanında, Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba adlı eserleriyle dram ve operet türünde ürünler yazdı. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. 

Eserleri;
Hasan Mellah yahud Sır İçinde Esrar, Dünyaya İkinci Geliş yahud İstanbul’da Neler Olmuş.
Hüseyin Fellah, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Karı-Koca Masalı, Paris’de Bir Türk.
Çengi, Süleyman Musuli, Yeryüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında, Karnaval.
Amiral Bing, Vah, Dürdane Hanım, Cellad, Volter Yirmi Yaşında, Hayret, Cinli Han.
Çingene, Haydut Montari, Arnavutlar-Solyotlar, Gürcü Kızı yahud İntikam, 
Müşahedat.
Aleksandr Stradella, Şeytankaya Tılsımı, Ahmed Metin ve Şirzat, Taaffüf, Gönüllü.
Eski Mektublar, Altın Aşıkları, Hikmet-i Peder, Jön Türkler,
Kıssadan Hisse, Gençlik, Esaret, Teehhül, Gönül, Mihnetkeşan, Firkat, Yeniçeriler, 
Ölüm Allahın Emri, Nasib, Diplomalı Kız, Para, Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar.
Çifte İntikam, Bir Fitnekar, Cankurtaranlar.

Kadirilik tarikatının, bir kolu ...

Eşrefilik,
Esedilik,
Rumilik,
Galibilik,
Kadirilik Tarikatı, 
(Kadiriye)
Sufi tarikatlardan biri. 

Abdülkadir Geylani takipçileri tarafından 12. yüzyılda kuruldu. İslam Tarihinde sesli zikir yapan tarikatlar olarak kabul edilmektedir. Sesli zikir yapılması nedeniyle cehri tarikatlar arasında sayılır. 
Kadirilik birçok kola ayrılarak günümüzde de etkinliğini sürdürmektedir. Galibilik, yaşayan kadirilik kollarının en önemlilerinden birisidir.



Bodrum ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy...

Kargıcak,
Bodrum’un en temiz denizine sahip Kargıcak, 200 metrelik çakıl plajı olan, rüzgârdan korunaklı bir koy. Balıkçı Barınağı olarak da bilinir.

Aspat,
Bağla koyunun biraz ilerisinde yer alan Aspat Koyu ve üzerinde bir Venedik Kalesi bulunan Aspat Tepesi gerçekten görülmeye değer. Yörenin ünlü halk şarkısında adı geçen Aspat yalısının, ismi kurak, sulanmaz anlamına gelen Aspartos'tan gelir.

Güvercinlik, 
Muğla iline 100 km, Bodrum ilçesine 20 km uzaklıktadır. Güvercinlik doğal ve doyumsuz güzelliği yanında, karşısında bulunan Salih Adası ile de ilgi çekmektedir.

Bağla koyu,
Bodruma 14 km uzaklıkta olan Bağla Koyu, yarımadanın en bilinen ve sevilen koylarından biridir. Bir dinozor kafası gibi uzanan Bağla Burnu 15. yüzyıl Piri Reis haritasında gösterilir.  

Karaincir koyu,
Bodrum'a 24 km. uzaklıktadır. Akyarlar ve Aspat koyları arasında bulunmaktadır.

Kadikalesi koyu, 
Turgutreis'in kuzeyinde ve Bodrum’dan yaklaşık 22 km uzaklıkta yer alır. Tarihi çok eskilere kadar inen bu koyun Lelegler tarafından iskan edildiği ve buradaki antik şehrin Pedasos ismiyle anıldığı biliniyor.  

Gümbet,
Bodrum’a sadece 3 km mesafede olan yarımadanın en ünlü koylarından bir tanesi. Sahildeki otellerin ve restoranların ortak olarak kullandığı plaj temiz ve ılık bir suya sahip. Dolmuşla beş dakikada ulaşmak mümkün. Gümbet’in arkasındaki tepede, Saldırşah mevkiinde, Halikarnas Balıkçısı ile ünlenen Cevat Şakir Kabaağaçlı yatmaktadır.

Salmakis ( Bardakçı ),
Tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile, aşk tanrıçası Afrodit’in oğlu olan Hermaphroditos, bugün çift cinsiyetin adı olarak, tarihten tıp diline geçmiştir. Kusursuz güzelliği ile ün salmış Hermaphroditos gölde su ile oynaşırken, su perisi Salmakis, ona vurulur. Aşkına cevap alamayan Salmakis, bütün tanrılara yakararak, ikisini bir beden yapmalarını ister, tanrılar bu isteği kabul ederek, Salmakis ve Hermaphroditosu tek vücut haline getirir ve çift cinsiyetin öyküsü de böylece vücut bulur. Bardakçı, adını Bodrum halkının 1970’lere kadar içme suyunu aldıkları pınardan almıştır. Yöre dilinde ‘bardak’ adı verilen bu testilerle su Bodrum’a taşınmıştır.Çevresinde, birçok dinlenme tesisi olan Bardakçı Koyu’nun plajı kumludur.

Bitez,
Ağaçlı anlamına gelen yerde artık ağaçlara rastlanmıyor.

Turgutreis,
Yarımadanın batı yakasında kalan koy adını Osmanlı denizcisi Turgut Reis’ten alıyor.

Ortakent - Yahşi,
En eski yerleşim yerlerinden biri olan yer Bodrum’a 20 km. mesafede. Az ilerdeki Yahşi koyu ise temiz deniz ve kumsalı ile tercih edilecek bir mekan. Ortakent evleri, yöresel mimarinin en güzel örneklerine sahiptir.
Görebileceğiniz en eski yapı, 1602’de savunma amacı ile yapılmış olan Mustafa Paşa Kule Evi’dir.

Karaincir,
Bağla’nın batısında yer alan yer temiz denizi ve kumsalıyla ünlüdür. Yazın esen poyraza karşı korunaklı olduğu için, teknelerin sığındığı bir koydur. 500 metre uzunluğunda kumsalı vardır, yörenin en güzel plajıdır.

Akyarlar,
Yarımadanın en uç noktalarından biri ve Kos adasına en yakın olan koydur. 

Gümüşlük,
Antik yazarlar, Gümüşlüğün bağımsız olarak para bastığından söz eder. Yöre halkı, çevrede bulduğu gümüş paralardan dolayı, bir gümüş madeni olabileceğini düşünerek, bölgeye Gümüşlük adını vermiştir. 

Yalıkavak,
Yarımadanın kuzeydoğu ucunda yer alan ve gittikçe gelişmekte olan sakin ve sessiz bir yer.

Gündoğan,
Bodruma seksen kilometre uzakta ve yamaçtan denize bakan bir koydur.

Gülköy - Türkbükü,
Eskiden iki ayrı köyken bugün birleşmiş durumda olan Gölköy ve Türkbükü sahil boyunca pekçok bar, restoran ve kulüb yer alıyor. Gün batımı ve dolunay manzarasıda görülmesi gerekli güzelliklereden.

Torba,
Bodrum' a en yakın koylardan biri olan Torba, yirmi yıl önce sadece sazlardan yapılmış salaş bir balıkçı lokantası olan, dar bir yola sahip küçük bir koyken, bugün büyük oteller ve devremülklerin yer aldığı popüler bir koy.
 

Müjdeli haber ...

Sava,
Muştu, (Farsça),
Beşâret. 
Sevinç haberi.
Haber. 
Müjde getiren.

Judo, karate gibi sporlarda teknik bir göstergeyi oluşturan hareketler dizisi ...

Kata,
Sözcük anlamı olarak form.

Tek ya da eşli olarak yapılan detaylı olarak düzenlenmiş hareketler dizisi anlamına gelen Japonca bir sözcüktür.

Judo, karate gibi sporlarda teknik bir göstergeyi oluşturan hareketler dizisidir. Kata denince akla Savaş Sanatları gelir. Geleneksel Japon Tiyatrosu Kabukiden, Geleneksel Çay Seremonisine kadar birçok Japon Kültürü ögesinde kullanım alanı bulmuştur.



Kata, Aikido, İaido, Judo, Jujutsu, Kendo ve Karate gibi tüm Japonya ve Okinava kökenli Savaş Sanatlarında kullanılır. Tai Chi Chuan ve Taekwondo gibi diğer sporlarda da, Kata yerine Çince ya da Korece isimlerle aynı tür eğitim yapılır. Her savaş sanatında  Kata eğitiminin çalışmasının yoğunluğu değişir. Birçok dövüş sporu karşılaşmasında Kata dalında yarışmalar yapılır. 

İaidoda tek başına çalışılan katalar, çalışmanın neredeyse tamamını oluştururken, Judoda bir eş gerektiren katalar sadece Dan Sınavları için çalışılır.

Kenjutsu eğitimin ilk seviyelerinde, Katalar çok yavaş yapılır.

Karate eğitiminde kullanılan Kata, yürüyerek ve kendi etrafında dönerek çeşitli yönlere, ortalama 20 ila 70 arası tekniği uygulanır.
































Kaynak;  http://tr.wikipedia.org/

Adını İbni Rüşd’den alan ve “İnsan aklıyla Tanrı aynı şeydir, ruh ölümlüdür” gibi düşünceleri savunan görüş...


Averroizm,
Averroes, (Latince),
(D.1126-Ö.10.Aralık 1198),
Endülüslü-Arap felsefeci ve hekim, bir felsefe, fıkıh, matematik ve tıp alimi,
Adını İbni Rüşd’den alan ve insan aklıyla Tanrı aynı şeydir,ruh ölümlüdür gibi düşünceleri savunan görüşün ismi,
İbni Rüşd, Endülüs’ te yetişen meşhur filozof, doktor, astronomi bilgini ve matematikçi.


İsmi, Muhammed bin Ahmed olup, künyesi Ebü’l-Velîd’dir. Babası, Kurtuba kâdısıydı. Ehl-i sünnet âlimi olan Muhammed ibni Rüşd dedesidir. Dedesine nisbetle İbn-i Rüşd diye meşhur olmuştur. Avrupa’da Averroes adıyla tanınır. 1120 (H.514)’de Endülüs’ün Kurtuba şehrinde doğdu. 1126 (H.520)’da doğduğunu bildiren kaynaklar da vardır. 1198 (H.595)’de Merrâkûş’ta vefât etti.


Eserleri:
1) Külliyât fit-Tıb, 
2) Mukaddemât, 
3) Nihâyet-ül-Müctehid, 
4) Et-Tahsîl, 
5) Kitâb-ül-Hayevân, 
6) Zarûrî, 
7) Telhîsü Kütübi Aristotales, 
8) Telhîsü İlâhiyyât-ı Nikolavus, 
9) Tehâfüt-üt-Tehâfüt, 
10) Şerhü Kitâb-ün-Nefs li-Aristotales, 
11) Şerhu Kitâb-üs-Semâ vel-Âlem li-Aristotales, 
12) Makâle fil-Kıyâs, 
13) Muhtasar-ı Mecistî,
 14) Fasl-ül-Makâl vel-Keşf an Menâhic-il-Edille, 
15) Kitâbü Mâbâdet-Tabîa, 
16) Şerhul Urcûze fit-Tıb, 
17) Makâle fî Cevher-il-Felek eserlerinden bâzılarıdır.

Küba kökenli bir dans ...

Son,
Salsa’nın atası sayılır, 
Caz
Havana, New-Orleans.
Çaçaça 
1950 ’lerin gözde dansı ve müziği.
Habanera
Küba’daki ispanyol topluluğu içinde gelişmiş, çiftlere has, ağır ve duygu yüklü bir dans.
Danzon
Küba’nın Matanzas şehrinde, toplumun varlıklı kesimlerinde ortaya çıkmış bir dans.
Konga,
Mambo, 
1930-1940 yılları arasında doğmuş bir dans.

Rumba,
En eski Afro-Küban artistik formu.
Salsa,
Bu müziğin köklerinde Karayipler, Orta ve Güney Amerika var.
Salsanın en tanınan biçimleri Rumba, Son ve Danzon.
Son, Salsa’nın atası sayılır.
Timba,
Çok dinamik bir salsa türüdür.
Yambu,
En eski rumba stili.



























Kaynak: http://www.bulmacabul.com

Koruyucu parlak bir cilayla kaplanarak camsı bir görünüş kazandırılmış seramikler için kullanılan sözcük ...

Vitrifiye, 
(Fr. vitrifier),
Cama benzer biçimde olan, Camlaşmış, camsı.
Vitrifiye seramik.
Seramik, 
(Fr. ceramique).
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne. 
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan.

Mühendislik ve endüstride kolay işlenemeyen malzemeler; cam, çimento, emaye, aşındırıcı madde çanak çömlek ve çin porseleni imalinde çok kullanılan yüksek sıcakta şekil verilebilen genellikle oksit, bozit veya karbit içeren inorganik malzemeler.

"Kokulu üzüm, çilek üzümü" gibi adlar da verilen verilen ve Doğu Karadeniz yöresinde de yetiştirilen şaraplık bir üzüm cinsi ...

İsabella,
İzabella,
Çilek üzümü.
Kokulu üzüm.

Doğu karadeniz, Batum civarında yetişen siyah üzüm.
Kokulu üzüm, çilek üzümü gibi adlar da verilir. Doğu Karadeniz yöresinde yetişen şaraplık bir üzüm cinsi.
Kokulu üzüm, renklidir. Salkım oluştuğunda açık yeşildir, sonra pembe-kırmızı renk alır. Olgunlaşınca siyah veya siyah-mavi renk alır.


Kabuğu kalındır,kolayca içinden ayrılır. Adından da anlaşılacağı gibi çok güzel kokusu (aroması) vardır.

Kokulu üzüm, toplanarak pekmez, şıra, sirke yapılır. Pekmez yıl boyunca nardek, samaksa yapılarak veya yoğurtla karıştırılarak kullanılır.

Üzüm cinsleri;
Acıkara (Göller yöresi, sık, yuvarlak ve küçük taneli),
Adakarası,
Akgemre-Algerme (Isparta yöresi, güvez renkte bir üzüm, sofralık, şaraplık üzüm).
Alatavşan,
Alicante Boushet,
Altıntaş,
Atasarısı, Atsarısı,
Ballıboz,
Barış,
Besni,
Beyazkere,
Beylerce,
Big perlon,
Boduroğlu,
Bonnoir,
Büzgülü (siyah ve uzun taneli),

Cabernet Franc (Fransız),
Carignane,
Chardonnay (Fransız),
Cabernet Sauvignon (Fransız),
Cimin (Erzincan yöresine özgü siyah üzüm).
Cinsaut (Şaraplık Tekirdağ üzümü),
Çal karası,
Çavuş,
Çubuk karası,
Dabouki,
Damit (sofralık),
Danaboku (Muğla),
Danlas,
Datal,
Dımışkı,
Dirmit, Dimnit 
(Erken olgunlaşan bir cinsi),
Dimyat 
(Seyrek ve yuvarlak taneli uzun),


Dökülgen 
(Gaziantep yöresine özgü),

Eldaş,
Emir,
Emirali, çekirdeksiz şıralık üzüm, 
Esebalı, 
Hacıbalbal,
Hafızali,
Hasandede,
Hatun parmağı,
Hönüsü (Sofralık),
Hüseyni (Gaziantep yöresine özgü) ,
Gamay (Trakya şaraplık),
Gemre (siyah, pembe üzüm),
Gülüzümü,
Işıklı,
İlkeren(Trakya),
İpek,
İrikara,
İsabella,
İsabella (Çilek üzümü' de denir. Doğu karadeniz, Batum civarında yetişen siyah üzüm.)

Jamit,
Kabarcık,
Kalecik karası,
Karaburcu (Pekmez yapılan Kayseri yöresi üzümü),
Karaerik,
Karagevrek,
Karalahna (Şaraplık),
Karaparmak-Sergikarası-Karasergi (Yuvarlak, iri, ekşi ve siyah üzüm),
Karasakız (Şaraplık),
Karasirke (Ekşi üzüm),
Kardinal-Cardinal (Kırmızı ve iri taneli üzüm),
Keçimemesi (uzun taneli, sert kabuklu, şaraplık üzüm, Bulgaristan' da Mavrud denir.)
Klaret (Beyaz şaraplık Trakya yöresi üzümü),
Kişmiş,
Konak beyazı,
Kozak,
Kroko (Trakya yöresi), Köhnü, Kömüşmemesi,
Kuntra,
Künefi,
Lival
Matilde,
Merlot (Fransız),
Muhammediye,
Muskat,
Müşküle,
Narince (Tokat yöresinde şaraplık üzüm), Neferiye (Bozcada),
Ora,
Osmanca,
Öküzgözü (Elazığ yöresine özgü kırmızı şaraplık),
Pafi,
Pamit (ince kabuklu bir üzüm),
Papazkarası,
Parmak,
Patlak,
Perlet,
Pino-Pinot noir (şıralık, şaraplık üzüm),
Razakı,


Rumi (Gaziantep yöresine özgü)
Sapaklavi (Doğu, Kuzeydoğu Anadolu yöresinde yetişen üzüm cinsi),
Sarıbesni,
Semillon,

Sıksarı (Muğla),
Sirah,
Siraz (Fransız),


Siyahcumbur,
Sultani (çekirdeksiz), Sungurlu,
Şilfoni,
Tahannebi (Uzun ve sarı taneli bir üzüm türü),
Topbaş,
Ugni (İtalya ve Fransa' da yetişen şaraplık beyaz üzüm cinsi).
Uslu,
Vasilaki (Bozada' ya özgü şaraplık üzüm),
Victoria,

Yapıncak, (Seyrek taneli ve kırmızı benekli bir üzüm cinsi.)
Yıldız,

Zinfandel (Şaraplık Kaliforniya üzümü),


Tümevarım ...

İstikra, (Arapça).
Tümevarım, (İng. induction ).
Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem,
İstikra, 
Endüksiyon.
Özelden genele, tikelden tümele giderek ya da olguların gözleminden genelliklere vararak bilgi üretme yöntemi.
Kişilerin, özellikle bilim adamlarının gözlem ve deneylere dayanarak yeni varsayımları benimsemeleri süreci. 
Tekil olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem; burada ve şimdi gözlenilmiş olanlardan belli bir türün bütün durumları için geçerli olan yasaya gider. Tam olan tümevarım (Lat. inductio compléta)' da olanaklı olan bütün durumlar araştırılmıştır, bundan dolayı mantıkça zorlayıcı bir niteliği vardır; tam olmayan, bundan böyle olasılı olan tümevarımdan (Lat. inductio incompleta) tam olanı ayırmak gerekir.

Gezmek, dolaşmak, etraflı bilgi edinmek. Ayrı ayrı hâdiselerdeki müşterek vasıflara dikkat ederek umumi bir netice çıkarmak. Umumi araştırmak. Fertten umuma âit hüküm sâhibi olmak. Akıl ve hikmet ve istikra ve tecrübenin şehadetleri ile sabit olan hilkat-i mevcudattaki adem-i abesiyet ve adem-i israf, saadet-i ebediyeye işaret eder. 

 İstikra, ayrıca kiralamak, kiraya vermek anlamında da kullanılır.

Tümdengelim ...

Talil, (Arapça).
Tümdengelim (İng. deduction ).
Sebep gösterme,
Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, 
Talil, 
Dedüksiyon.
Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi.
Bir ya da bir kaç öncülden mantık yasalarına dayanılarak bir sonucun zorunlu olarak çıkacağının gösterilmesi ve bu sonucun doğruluğunun tanıtlanması amacıyla genelden özele vararak düşünme yolu. 
Mantıkçılara göre öncüllerin doğru olması durumunda sonucun da zorunlukla doğru olduğu çıkarım biçimi.

Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım, sonucunu elde etme. 
Geçerli bir çıkarımın sonucunu, öncüllerinden çıkarma işlemi. 
Türetim.
Tümdengelimli mantık,
Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu (kesin sonuca vardıran) mantıksal işlem. Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur.
Tümel olandan tikelin, genel olandan özelin çıkarılması. Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma. Tümdengelimin mantıksal biçimi: tasım (syllogismus) ve tasıma dayanan kanıttır. 
Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı.
Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu. Deneyüstü tümdengelim (transsendental deduktion): Kant'ın kullandığı deyim. Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi.
  • Sebep göstermek.
  • İllet. 
  • Bahane.
  • Müessirden esere yapılan istidlâl.


















Kaynak: http://tdkterim.gov.tr

Ankara' nın Elmadağ ilçesinin eski adı ...

Yozgat,
Yozgat köyü,
Küçük Yozgat,
Asiyozgat,
Elmadağ,
Ankara' nın Elmadağ ilçesi, kent merkezine 41 km. uzaklığındadır. Kökü Selçuklulara kadar uzanan halıcılık, el dokuması, kilim, heybe ve çantaların yapımı günümüze kadar gelmiştir.
 

Araştırmalara göre M.Ö. 547 yılına kadar Frigler ve Lidyalılar, M.Ö.84 yılına kadar Persler ve değişik kavimlerin varlıklarını sürdürmüş ve sonra Roma İmparatorluğunun eline geçmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkler 1073’ten sonra yörede etkin olmuşlardır. Anadolu’ya yapılan Moğol saldırılarından da nasibini alan yöre Moğol İmparatoru Boycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu tarafından yakılıp yıkılmıştır.

Kurtuluş Savaşında büyük yararlılıklar gösteren Elmadağlı´lar, İstiklal Mücadelesine her şeyi ile katılmış ve Atatürk Ankara´ya geldiğinde karşılayan seymen alayının içinde de varlıklarını göstermişlerdir. 1936 tarihinde Bala kazasından ayrılıp nahiye merkezi olarak Çankaya ilçesine bağlanmıştır. 1941 yılında şehrin küçük Yozgat ismi Elmadağ olarak değiştirilmiştir. 1944 yılında Elmadağ Belediyesi kurulmuş, 01.04.1960 tarihinde de ilçe olmuştur.

Denizden yüksekliği 1135 m. dir. 
Güney batısında 1862 m. yüksekliğe sahip Elmadağ, kuzeyinde ise 1995 m. yüksekliğinde kütle halinde İdris Dağı bulunur. İlçeyi boydan boya geçenek akan ve kuzeyde Kızılırmak ile birleşen Kargalı Deresi vardır.

Ankara ilinin ilçeleri;
Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar' dır.


Besteci ...


Maestro, (İtalyanca maestro).
Besteci. 
Orkestra şefi.
Besteci, (İng. composer ).
Bir müzik yapıtını yaratan sanatçı.
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro,
Tasnifi,
Kitap yazmak. Kitap tertib etmek.

 

Bulaşıcı hastalık görülen bir geminin karantina altına alınması ...

İsporka, 
(İtalyanca sporeo'dan).
Denizcilik terimi.
Bulaşıcı hastalıklar görülen bir geminin karantina altına alınması.
Bir geminin yolcuları ya da, mürettebatı arasında bulaşıcı bir hastalık görüldüğünde, karayla ilişki kurmasını yasaklayarak gemiyi karantina altına alma.

Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınmasına isporka denir. Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri binaya da Lazareto denir.

Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri bina ...

Lazareto, 
(İtalyanca lazzaretto ).
Karantina yeri, karantina beklenilen yer, 
Cüzam veya veba gibi bulaşıcı hastalıkların tedavi  edildiği hastane; 
Karantina yeri;  kıç taraftaki erzak ambarı.
Fakir hastanesi, karantina yeri, 
Gemi ambarı,
Osıtı.


Tanaffuzhane.
Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantina süresini doldurmak üzere götürüldükleri binaya da Lazareto denir.
Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınmasına isporka denir. 

Ülkemizdeki caz müziğinin önemli temsilcilerinden 1961 doğumlu besteci ve piyanistimiz ...

Kerem Görsev, 
(d. 28 Haziran 1961, İstanbul), 
Caz sanatçısı, Piyanist, Besteci.
Piyano üstadı, 2019 yılı itibariyle halen Amerika' da yaşayan jazz sanatcımız.
1967 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı’na girip Rana Erksan’dan piyano dersleri aldı. 1972 yılında İstanbul Devlet Konservatuarı açılınca bu okulda Gönül Gökdoğan’ la keman, Prof. Özer Sezgin’ le viola çalıştı. 1981 yılında askerlik görevini yaparken tanıştığı arkadaşı gitar sanatçısı Ercüment Ateş ile Ankara’da Kızılay Orduevinde dans ve yemek müziği çalan bir grupta ilk caz denemelerine başladı.


1983 yılında terhis olan Kerem Görsev çeşitli kulüplerde dans müziği ve eşlik orkestralarında çalıştı. 1989 yılında Korukent Jazz Bar’da çalışmaya başlamasıyla yurt dışından gelen pek çok müzisyenlerle çalma imkanına kavuştu. Ed Howard, Rubin Kanyata, Doris Troy, Steve Hall, Vinnie Night, Kenny More bu sanatçılardan bazılarıdır. 1993 / 1995 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda görev aldı.

İlk beste denemelerine 1990 yıllarında başlayan Görsev, 1994 yılında ilk albümü olan “Hands and Lips” in kayıtlarını bitirdi. Kerem Görsev’in hayatında yeni bir sayfa sanatçı Eric Revis ile tanışınca açıldı. 1996 yılında ikinci albümü “I Love May”, 1997 yılında üçüncü albümü “For Murat’” an sonra dördüncü albümü “Relaxing” 1998 yılında tamamladı.


Bu yıllarda Kerem Görsev, Eric Revis ve Can Kozlu’dan oluşan üçlü konserler ve festivallerle geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Bu dönem içerisinde çalıştığı sanatçılar; Allan Harris, La Verne Butler, Harvey Tompson, Clifford Jarvis, Bob Demeo, Eric Revis, Can Kozlu, Ateş Tezer ve Volkan Hürsever oldu.

Kerem Görsev - Allan Harris ortak çalışması “Laid-Back” 1950 ve 1960’ların Broadway film müzikleri ve Amerika’nın caz standartlarından oluşan beşinci albümü olarak 1999’da bitirdi. 1998 yılında kendi adını taşıyan caz kulübünü açan Görsev 2001 yılına kadar burada Steve Kirby, Keith Hall, Alvester Garnett, Russel Gunn, Anna Lisa, Ron Affif, Claudia Acuna gibi sanatçılarla birlikte çaldı.

1999 yılında St. Petersburg’a giden sanatçı St. Petersburg Philarmonic Orchestra ile kendi bestelerinden oluşan “November in St. Petersburg” albümünün kayıtlarını yaptı. Orkestrayı Erol Erdinç yönetti, orkastra düzenlemelerini Kamil Özler yaptı. Bu albüm 2000 yılında çıktı. Ve İstanbul Caz Festivali’nde St. Petersburg Philarmony Orchestra ile birlikte bu albümün ilk konserini gerçekleşti. Kerem Görsev 2001 yılının sonbaharında çıkan yedinci albümü “Warm Autumn”un kayıtları New York’da yaptı. Müzikal danışmanlığını Eric Revis’in yaptığı albümde Russell Gunn, JD Allen, Jason Jackson, Eric Revis, Alvester Garnett, Kahlil Kewane Bell çaldılar. Kerem Görsev halen Türkiye’nin bir çok şehrinde klasik orkestralarla birlikte “November in St.Petersbourg” projesini çalmakta ve üniversitelerde konserlerinde devam etmektedir.

 "Diversion" adlı son projesinin kayıtlarını Aralık ayında tamamlayan Kerem Görsev'e bu albümde kontrbasta Kağan Yıldız ve davulda Ferit Odman eşlik etti. Albüm Ocak 2009 piyasaya çıktı.

Sanatçı 2009 olarak Diversion projesini İzmir 6. Uluslararası İzmir Caz Festivali’nde ve Muskat Umman’da konserlerinde çaldı.

Kerem Görsev' in, çıkardığı Albümleri,
Hands & Lips (1995-DMC)
I Love May (1996-DMC)
For Murat (1997-DMC)
Relaxing (1998)
Laid Back (1999)
November in St.Petersbourg (2000)
Warm Autumn (2001)
Existence (2002)
Meeting Point (2004)
Orange Juice (2005-DMC)
Back Again (2007)
Diversion (2009)  
Therapy (2010)





















Kaynak;
http://www.kimkimdir.gen.tr

Korku, korkma. ..

Hiras, (Farsça),
Korku. Şaşırıp bozulmak, ürküp çekinmek.

Galapagos Adaları' ında yaşayan pembe renkli iguana türü...

Rosada,
Galapagos Adaları'nda yaşayan pembe renkli iguana türü. 
Galapagos Adaları, Pasifik Okyanusunun batısında Ekvador'a bağlı adalar gurubu. Colon Takımadaları olarak da bilinir, Büyük Okyanusunun batısında Ekvador'a bağlı takımadalar. Uzak ve izole bir konumda olan adalar, Galapagos takımadaları toplam 50,000 km² yüzölçüme sahiptir.

Charles Darwin, evrim kuramı çalışmasına esin kaynağı olan gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. Volkanik bir yapıya sahip olan ada, içerisinde kendine özgü birçok biyolojik tür barındırmaktadır. Büyük Okyanus’ta ekvator üzerinde bulunan, Güney Amerika’dan 1000 km uzaklıktaki volkanik adalar. Adaların toplam yüzölçümü 7.994 km2'dir. 
Çok uzun yaşadığı bilinen dev kaplumbağalara izafeten Galapagos denilen adalarda deniz iguanaları, uçamayan bir tür karabatak, penguen ve bu adalara özgü kuş türleri yaşar.




1825 yılında Charles Darwin, bu yöredeki çeşitli bitki ve hayvanlar üzerinde incelemeler yapmış ve geliştirdiği “evrim kuramı”nı büyük ölçüde buradaki gözlemlerinin sonuçlarına dayandırmıştır.

Adalarda kullanılan resmi dil İspanyolca olup, İngilizce de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Galapago, anlamı semer (eyer) olan eski bir İspanyolca kelimedir. Adalarda yaşayan büyük Galapagos Kaplumbağaları’ nın kabukları, eski İspanyol semerlerine benzediği için Galapago ismi buradan gelmektedir. Bu kaplumbağalar sadece Galapagos Adalarında bulunan ve 13 ana ada üzerinde toplam sayıları 200’ü geçmeyen benzersiz hayvanlardır.

Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil...

Krank, (İng. crank),
Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil. 
Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım.
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. 
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.

Krank mili, eksantirik bir mildir ve pistonların yaptığı doğrusal hareketi dairesel harekete çevirir. Genellikle dövme yöntemi ile üretilir. Biyel kolunun çalışacağı bölgeleri talaşlı imalatla hassas bir şekilde işlenir. Krank mili malzemesi düşük alaşımlı çelikdir. Döküm yoluyla üretilen krank mili Küresel garafitli dökme demirlede üretilir.Malzemenin özellikleri aşınmaya,erğimeye ve burulmaya karşı dayanımlı olmalıdır.

Biyel, ( Fr. bielle),
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.

Biyel kolu,
Pistonla krank milini birbirine bağlayan parçadır. Bir ucu perno yardımıyla pistona ve diğer ucu veya büyük tarafı ise krank pimi ile krank miline bağlanan biyel kolları, pistonun silindir içinde yaptığı eksenel hareketi, dönme hareketine çevirerek krank milinin dönmesini sağlar. Motorun piston pernosu ile birlikte mekanik olarak en çok yüklenen parçalarındandır.

Uzun tüylü bir süs köpeği ...

Lulu,
Epanyöl,
Uzun tüylü, süs köpeği.
Köpek,
Çivava, 
Barak,    
Bişon, 
Lhasa,

Papillon,
Yorkshire Terrier,
Pekinua,
Esperiçavlı, 
Köpekgiller (Canidae) familyasından üst çenede üç, alt çenede dört kesici dişi bulunan ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olan görünüş ve büyüklükleri farklı, 300' den fazla türü olan etçil hayvan. Evcilleştirilebilen sevecen hayvanlardır. Köpekler bilindiğinin aksine siyah- beyaz görmez, sarı ve mavi renkleri algılayabilen, koku alma ve işitme duyuları keskin olan hayvanlardır.

Parmakları üstünde koşar ve iyi yüzer. 
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındaki pati yastıklarında olduğundan ter atamazlar. Çok sıcak havalarda dillerini ağızlarından sarkıtarak hararetlerini dışarı atarak serinlerler.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ