Ukrayna' da yüz bini aşkın insanın öldürüldüğü Nazi imha kampı ...

Babi Yar, 
(Rusça, Babiy yar ; Ukraynaca, Babyn yar), 1941 yılında Naziler tarafından Ukrayna Kiev' de 60.000 yahudinin 2 gün içerisinde katledilmesiyle tarihe Babi Yar Katliamı olarak geçmiştir.  II. Dünya Savaşı’nın dönüm noktalarından biri Nazi Almanyası’nın 1939 yılında Stalin’le yaptığı anlaşmayı tek taraflı yok sayarak Rusya’ya saldırmasıdır. 

Polonya’nın yapılan bu anlaşma uyarınca iki ülke tarafından pay edilmesinden sonra, Hitler beklemediği bir başarı ile bir seneden biraz daha fazla bir zaman diliminde Hollanda, Belçika ve Fransa’yı dize getirir. Bu baş döndürücü hız bakışlarını Rusya’ nın diplerine çevirmesine neden olacaktır.

Tarihe Barbarossa Harekatı adı ile geçecek bu büyük saldırı, Polonya’nın doğusunu takiben bir kıta büyüklüğündeki batı Rusya’yı, Ukrayna’yı, Baltık ülkelerini Nazi işgaline mahkum eder. 
Kiev’in Eylül 1941’de Alman güçleri tarafından ele geçirilmesi sonrasında yaşanan Holokost tarihinin en büyük katliamında 100.000’den fazla insan makineli tüfeklerle kurşunların hedefi olur. Bedenleri açılan devasa bir çukurun içine atılır. Tanıkların birine göre bu öylesi büyük bir çukurdur ki, bir kenarından diğerine konuşmak mümkün değildir.

Çingeneler, Polonyalı, Ukraynalı ve Rus direnişçilerle Sovyet savaş esirleri, Kiev yakınlarında bulunan Ivan Pavlov Psikiyatri Kliniğinin hastalarının hemen öncesinde, 33.771 Yahudi burada ölümle buluşur. Babi Yar, bu anlamda, vahşetin, irrasyonelliğin anıtı haline gelir. Ne toplama kampı söz konusu edilmiştir, ne de ölüm yürüyüşleri… Babi Yar’da insanlar doğrudan sonlarına gönderilmişlerdir, yine aldatılarak, yine kimliklerinden soyutlanarak 29 – 30 Eylül 1941 bu yüzden not edilmesi gereken bir tarihtir. Daha Wansee Konferansı toplanmamışken, toplama kampları ölüm kamplarına dönüşmemişken, Yahudi halkı üst üste alt alta gettolara henüz istiflenmeye başlanmışken, bir intikam uğruna gerçekleşir Babi Yar katliamıdır. Kiev’ e yerleşen Alman komutanlığının yakınlarında patlayan direnişçi bombaları, ilk elden Yahudiler’ e fatura edilir ve yaşı önemsiz 33.771 insan iki gün gibi kısa bir sürede makineli tüfek namlularının ucunda ölümü bulur ve koca çukura istiflenir.  Geri kalanlar ise zaman içinde sonlarına doğru yolculuğa çıkarılacaklardır.

Naziler ilk toplama kampı Dachau' dur. Savaşın sonuna kadar, 22 ana toplama kampının (Stamlager), bunlara bağlı 1.200 kamp, Aussenkommandolar ve binlerce daha küçük kamp kurulmuştur. Avrupa' nın Alman kontrolü altındaki tüm bölgelerinde binlerce kamp da oluşturulmuştu. Auschwitz ve Majdanek' de, Yahudiler çalışabilecek durumda olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyordu. 

Çalışabilecek durumda olmayanlar doğrudan gaz odalarına yollanırken, çalışabilecek durumda olanlar ise SS gözetimi altında ölene kadar çalıştırılıyor ya da çalışamayacak hale geldiklerinde infaz ediliyorlardı. Auschwitz'de, Yahudiler Monowitz adı verilen çalışma kampında (Auschwitz III), fabrikalarda çalıştırılıyor ya da kimya şirketi I.G. Farben gibi özel şirketlere kiralanıyor ya da SS'in kendi fabrikalarında çalıştırılıyordu.

Toplama Kampları,
Arbeitsdorf, Auschwitz, 
Bergen-Belsen, Buchenwald, 
Dachau, 
Flossenbürg, 
Gross-Rosen, 
Herzogenbosch, 
Kaunas, Krakow-Plaszow, 
Majdanek, Mauthausen, Mittelbau-Dora, 
Natzweiler-Struthof, Neuengamme, 

Ravensbrück, Riga-Kaiserwald, 
Sachsenhausen, Stutthof, 
Vaivara, Varşova, Wewelsburg.  

İmha Kampları, 
Üçüncü Reich döneminde Almanya'da ve işgal edilen bölgelerde, istenmeyen kişileri imha etmek amacıyla kurulmuştur. 1941-1945 yılları arasındaki dönemde, insanlık tarihinde ilk defa insanların öldürülmesi için sınai tesisler kullanıldı. Yahudi soykırımı için inşa edilen toplam altı imha kampında Naziler 3 milyon Yahudiyi kitleler halinde katlettiler. Bu sayı, 6 milyon Holokost kurbanının yarısına tekabül ediyordu. Aralık 1941 ve Aralık 1942 tarihleri arasında, Chelmno, Belzec Treblinka, Sobibor, Auschwitz-Birkenau ve Majdanek kamplarının tümü faaliyete geçti.

"Yahudi Sorununun Kesin Çözümü" yani Nazilerin Yahudileri yok etmeye yönelik sistematik çalışmaları kapsamında kurulan ilk imha kampı Chelmno idi. Bunu çok geçmeden üç yeni kamp izledi: Belzec, Treblinka ve Sobibor. Bu kamplar, Nazi işgali altındaki Polonya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Yahudinin yok edilmesinin başlangıç sinyali olan Operasyon Reinhard kod adı ile kuruldu. Auschwitz-Birkenau ve Majdanek toplama kamplarında da iki imha kampı daha kuruldu. Altı imha kampının tümü de eski Polonya topraklarında yer alıyor ve sadece kitle katliamını amaçlıyordu. Polonya dışında, birçok açıdan Polonya'daki altı imha kampı ile benzerlikler gösteren en az iki kamp daha vardı: Jungfernhof (Litvanya'da) ve Maly Trostinets (Belarus'ta).

Tümü de son derece organize olan imha kamplarının fabrikalara olan benzerliği tüyler ürpertici boyutlardaydı. Bununla birlikte, gelişmiş gazla zehirleme tesisleri ve krematoryumları ile sadece Auschwitz-Birkenau yüksek teknolojiye sahipti. Yahudilerin katledildiği yer altındaki gaz odalarından cesetlerin yakıldığı I ve II numaralı krematoryumlar için asansörler konulmuştu.

Mavi ya da Mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki ...

Lavanta,  
Lavendel , Lavande, Lavender, Lavandula, Lavandula angustifolia,
İtalyanca lavanda, İng. lavender, Fr. lavande officinale, lavande vrai, lavande femelle.  

Ballıbabagillerden, mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki.
Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans. Ballıbabagiller (Labiatae) familyasından, çok yıllık, tabanda çalımsı, siyahımsı mor renkli çiçekleri olan, hoş kokulu, batı Akdeniz kökenli bir tür.

Haziran-agustos aylari arasinda mâvi veya mor renkli çiçekler açan, 20-60 cm boylarinda, aromatik kokulu, çok yillik, otsu veya çalimsi bitkiler. Daha çok deniz ikliminin bulundugu bati bölgelerimizde yaygin olan lavantanin, Türkiye’de yetisen iki türü vardir. Bunlar, Lavandula stoechas ve L. angustifolia’dir. Ayrica daha ziyâde kültürü yapilan, Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica) olarak bilinen türü de bulunur.
Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica): Haziran-agustos aylari arasinda mâvi renkli çiçekler açan, 20-50 cm boylarinda çok yillik otsu bir bitki. Gövdeleri dik ve odunludur. Dallar, yalniz alt kisimlarinda yaprak tasir. Yapraklar kisa sapli, dar ve uzunca, tüylü, beyazimsi-grimsi-yesil renklerdedir. Çiçekler dallarin ucunda, uzun saplar üzerinde toplanmisladir. Çiçekler küçük ve çok kisa saplidir. Çanak ve taç yapraklari tüp seklindedir. Meyveleri parlak siyah renklidir.

Türkiye’de Kuzeybatı-batı ve güneybatı Anadoluda yetişir. Çiçekleri kullanılır. Çiçekleri açmadan toplanır ve su buharı ile distile edilerek, hemen uçucu yağ elde edilir. Uçucu yağında organik asitler, pinen, kâfur, camphen vs. gibi maddeler bulunur. Lavanta çiçeği, kuvvet verici, idrar söktürücü ve romatizmaya karşı çay hâlinde kullanılır. Çok iyi bir koku vericidir. Hâricen yatıştırıcı olarak da kullanılır. Parfümeri sanâyiinde kullanılan önemli bir bitkidir. Lavanta çiçeğinin bir türü olan Lavandula stoechas, Karabaş olarak da bilinir. Küçük, yoğun, çalımsı bir bitkidir. Yaprakları gri kürke benzer aromatik kokuludur. Çiçekleri mor renkli ve kokuludur yaz aylarında çiçeklenir. Güney Avrupa ve İngiltere'de doğal olarak yetişir. Boy ve Çap: 1 m boy yapar. Çit bitkisi olarak oldukça dikkat çekicidir. Tamamen güneş, zengin ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaçları vardır. Asit ve alkalen topraklarda yetişebilir. Yarı dayanıklı bir bitkidir. Baharda budanır. Çiçeklenmeden sonra budandığında iyi bir çit etkisi yapar. Odunlaşmış çeliklerle yazın üretilir.

Sumo güreşlerinde en önemli ikinci derece ...

Ozeki,
Şampiyon.
Yokozuna,
Büyük Şampiyon,
Birinci önemli derece.
Bellerine bağladıkları kalın ip anlamındadır.
Sumo
(Japonca Ozumo)
Sumo, Japon kültürüne özgü sporların içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Sumonun, enaz 1500 yıllık bir geçmişi vardır. Tanrı Take-Mikazuçi ülkede egemenliğini kurabilmesi ve sürdürebilmesi için rakibiyle sumo yapması gerekirdi.


Japonya' da çok eski tarihe dayanan ve birçok adete ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türüdür. Japoncadaki sumo, kendini savunmak anlamındaki sumafu sözcüğünden gelmektedir. Bir Sumo güreşcisine Sumotori denir. Sumo sporunda oyuncuya rikişi denir. Rikişi'nin amacı, rakibinin dengesini kaybetmesini sağlayarak ya vücudunun herhangi bir kısmını mindere değdirmek ya da ringin dışına atmaktır. Sumoda kilo sınırlaması yoktur. Kilolara göre kategori ayırımıda yoktur. Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir. Bir Rikishi olmak için Japon olmak şart değildir. 

Japon Sumo Ligindeki ödüller şunlardır; Shukunsho, Kantosho, Ginosho'dur.

Sumo güreşlerinde en yüksek derece, büyük şampiyon ...

Yokozuna,
Şampiyon,
Sumo güreşlerinde en yüksek derece, büyük şampiyon.
Ozeki, Sumo güreşlerinde en önemli ikinci derecedir.
Sumo (Japonca Ozumo), Japon kültürüne özgü sporlardandır. Sumonun, enaz 1500 yıllık bir geçmişi vardır. Tanrıların sporu olan sumonun yarı dinsel niteliği, bu sporun halk için yaşamsal öneme sahiptir. Önce tapınaklardaki törenler içerisinde uygulanırken, sonradan saraya taşındı. Japoncadaki sumo, sumafu sözcüğünden gelmektedir. Sumo güreşcisine Sumotori denir. Sumo sporunda oyuncuya rikişi denir. Sumoda kilo sınırlaması yoktur. Kilolara göre kategori ayırımıda yoktur.

Güreşenlerin hedefi rakibin, yarışma alanı olan kum havuzundan veya bir saman halatı ile işaretlenmiş halkadan dışarıya çıkmasını, dengesini bozup yere düşmesini sağlamaktır. Güreşçiler yere ayak tabanı dışında herhangi bir yerleriyle dokundukları zaman maçı kaybetmiş sayılırlar. Bir karşılaşma, sadece birkaç saniye sürer. 

Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir. Bir Rikishi olmak için Japon olmak şart değildir. Japon Sumo Liginde başarılı Havaili Rikisiler de vardır. Hatta Moğolistandan bile Rikishi çıkmıştır. Turnuva sonunda kazanan Rikishi İmparator Kupasını sahibi olur.

Yer adlarının kökenini ve etimolojisini inceleyen bilim dalı ...

Toponimi
Yer adlarını inceleyerek tarih bilimine yardımcı olan bilim dalıdır. 
Yer ismi kökenleri,
Yer adları yararlı bir coğrafi referans sistemi olup isimlerinin, onların orijinlerinin, anlamlarının, kullanımlarının ve tiplendirmesinin bilimsel araştırmasıdır. Toponimi sözcüğü Yunanca tópos (yer) ve ónoma (ad)  sözcüklerinden üretilmiştir.

Toponimi, her türlü adın bilmi olan onomastik bilminin bir alt dalıdır. Sözcüklerin kökenini araştırır ve etimolojiden farklıdır. Çoğu zaman etimoloji ile karıştırılır. Ancak farklıdır ve içiçe gibi görünür. Bu konu ile uğraşanlara toponimist denir. İlk toponimistler destan yazarları ve şairlerdir.

Kazak Türklerinde seçimle gelen başkan ...

Ataman, (Eskiden),
Kazak reisi,

Rus Kazakların başbuğuna verilen unvan.
Eskiden Kazakların başbuğuna verilen san.

Çad' da yaşayan bir halk...

Bagirmiler,
Bualar,
Çad Cumhuriyeti,
Afrikanın kuzey ortasında denizlerden uzak bir devlet. Doğusunda Sudan, kuzeyde Libya, batısında Nijer, Nijerya, Kamerun, güneyinde Orta Afrika Cumhuriyeti yer alır.


Başkenti;  
N'Djamena 
(Eski adı: Fort Lamy) 
Önemli Şehirleri;
Sarh, Mundu, Fada, Mongo, Ati, Mussoro, Abeşe.
Yüzölçümü: 1.284.000 km².
Nüfusu: 6.120.000 (1993 tahmini).
Çad halkı çok değişik etnik unsurlardan meydana gelir.

Etnik Dağılım; 
Budumalar, 
Çad Arapları (%18.2),
Dajular, 
Fongorolar,  Fulaniler (% 1), 
Hausalar, Haddad, 
Kanembular (% 4),
Lisiler, 
Mabalar (% 4.4),  Masalatlar, 
Saralar,  Sudaniler (Sudan zencileri),
Tama dili konuşanlar (% 3.9), Tebular (% 4), 

Müslüman olan halk;
Araplar,
Bualar, Bagirmiler,
Fulaniler, 
Haddadlar, Hausalar. 
Sudaniler, 
Tebular, Tamalar.Çad, dünyanın en bol ve çeşitli kelebeleklerine sahib bir ülke olarak tanınıyor.

Büyük kent serserisi ...

Apaş, (Fr. apache). 
Hayta,
Serseri,
Başıboş, 
Bir baltaya sap olamamış,
Zorba, 
Asi, 
Şaki.

Yapmacıklı davranış ...

Rol, (Fr. rôle, İng. role ),
Sahte davranış,
Yapmacıklı Davranış,
Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı,
Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik.
Gerçek olmayan davranış, gösteriş.

Şamanizm' in din adamlarına verilen ad...

Kam,
Şaman,
Şaman ya da Kam ruhlarla insanlar arasında iletişim kuracağına inanılan kişidir.
Uygurlar' da Kam, din adamı, anlamında daeğil, büyücü, sihirbaz anlamında kullanıldığı bilinmektedir.
Türk budunlarınca samanlara verilen ad. 
Esrime yeteneğindeki kimselerin (şamanların) cinlerle ve tinlerle ilişkiler kurarak onların üstün yetenek, beceri ve güçlerini elde etmeleri; bunları toplum ve birey adına kullanmaları; bu iş için yapılan dinsel, büyüsel işlemlerin ve törenlerin tümü.


Şamancılık 
(İng. shamanism),
Bir şamanın soyundan gelir. Eski bir Şamanın eğitiminde yetişir ve bir sınavdan geçtikten sonra şamanlık yetkisi alıp dinsel tören, bayram şöleni, kurban töreni, dua okuma v. b. görevlere başlar. Şaman bu görevler sırasında ; her parçası, üzerine takılan her maddesi, her şekli ayrı bir varlığın sembolü olan özel giysiler, külahlar giyer, maske takar ve yine özel bir şekilde hazırlanmış davulunu ya da tefini çalar. Kendinden geçinceye, başka bir deyişle, tanrılarla ve ruhlarla temas sağlayıncaya kadar zıplar, sıçrar, sesler, hayvan sesleri çıkarır, söylenir, yalvarır, yerlerde sürünür, bazen de bayılarak düşer.  Şamanın okuduğu hayır dualarına alkış denir, şamandan alkış alan bir kimse dileklerinin yerine geleceğine inanır.

Şamanizm, insanlığın belki de en eski dinlerinden biridir. Temel olarak sihir ve büyüye dayanır. Her hangi bir kurucusu veya kutsal kitabı olmadığı gibi ortaya çıkış tarihi de belli değildir. Şamanizm ' in köken olarak anaerkil dönemde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.. Yakutlarda erkek Şamanlar özel cübbeleri bulunmadığı zamanlarda kadın entarisi giyerek ayin yaparlar. Şamanların çoğunun saçlarını uzatma nedenlerinden biri de budur.
 

Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık...

Umacı,
Öcü,
Korkuluk. 
Cin, 
Peri 
Korkutan şey, yaratık.
Böce,
Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayali yaratık, umacı.


Çocukları korkutmak amacıyla söylenen hayali yaratık, umacı, cin, peri.
Küçük çocukları korkutmak için icat edilmiş korkunç hayali yaratık, öcü.



Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda.

Naz, (Farsça),
Yapmacıklı davranış,
Cilve,
Eda,
Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda.

Hıristiyan sanatında, İsa' nın çarmıha giderken Meryem Ana' nın çektiği acıyı betimleyen yapıtlara verilen ad ...

Spasimo, 
Hz. isa'nın çarmıha getirildiğinde Meryem Ana' nın çektiği acıları betimleyen resimlere verilen ad.
Güzel Sanatlarda İsanın çarmıha gerileceği tepeye tırmandığını gören Meryem Ana' nın geçirdiği baygınlık ve acıyı işleyen tablolara verilen ad.
Hıristiyan sanatında, İsa'nın çarmıha giderken Meryem Ananın çektiği acıyı betimleyen yapıtlara verilen ad.


Pieta, Hıristiyan sanatında ölü İsa 'nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi,

Madonna, Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa'yı gösteren heykel veya resim,

"Kobar" da denilen ve yurdumuzun sularında yaşayan bir balık ...

Çulara, 
(Liza saliens).
Kobar, 
Sıçrayan kefal, 
Benekli kefal, 
Sivri burun kefal, 
Kastros,


Çulara, yurdumuz sularında yaşayan ve Kobar da denilen bir balıktır. Sıcak ve ılık denizlerin çevresindeki tatlı ya da acı sularda, yurdumuz denizlerinde de yaşayan kemikli bir balık, kobar, küçük kefal, sıçrayan kefal, benekli kefal, sivri burun kefal, kastros, liza saliens, leoping mullet. Ege ve Akdeniz'de yaşar.

Kafa yapıları gövdelerine oranla daha iri, sert ve yuvarlaktır. Dudakları kalın, ağzı küçüktür ve gözle görülmeyecek kadar küçük kadife dişlerle kaplıdır. Suların ısınmasıyla birlikte bu tabaka ortadan kalkar. 


Kefal derisi birbirine geçmiş iri pullarla kaplıdır. Sırtı gri veya koyu gri, yanları gümüşi, karnı ise beyazdır. Gövdesinde yedi-sekiz adet birbirine paralel gri bant vardır. Has kefal ve altınbaş kefal in baş ve yüzgeç uçlarında sarı lekeler görülür.

Kefalin karnını yarıp, iç organlarını temizlediğimiz zaman içindeki zarın siyah bir tabakayla kaplı olduğunu görürüz.  Bu siyah tabaka, balık su altında tutulup gazete kağıdıyla iç kısmı bir iki kez ovalama ile sıyrılıp çıkar. Dipte ve çamurda yemlenme sonucu karın bölümünün içindeki ince zar bu rengi alır. Akıntılı ve temiz diplerde yemlenen kefallerin içleri daha açık gri bir zarla kaplıdır. Kefal balığının bağırsağı da çok uzundur ve halka biçiminde İyice sarılmıştır. 

Eski Germanya halkı ...

Tötonlar, (Lat. Teutones, çoğul Teutoni), 
M.Ö. 4. yy' dan itibaren Jütland' da yaşamış bir halk.

Strabo ve Marcus Velleius Paterculus olmak üzere çeşitli Yunan ve Romalı kaynaklara göre bir Cermen ırkıdır. Başta 2. yy' da günümüz Fransa' sında Romalılara karşı savaşmışlardır. Günümüzde İngilizce Teuton sözcüğü hakaret olarak Alman anlamında kullanılır.



Kaynakça,
http://tr.wikipedia.org/wiki/

Ev, yuva ...

Ev,
Bark,
Yuva,
Dar,
Hanüman,
Ocak,

Çekişme, kavga ...

Maraza, (Arapça).
Niza, Çekişme, bozuşma, kavga.
Dövüş.
Tenazu,
Takaza,
Hır, Kavga, Dalaş.
Anlaşmazlık, çekişme, kavga.
Muaraza, itişip çekişme. 

Yavaş, ağır ...

Bati, (Arapça),
Aheste, (Farsça),
Yavaş, ağır. 
Yavaş, ağır bir biçimde,
Hantal, İşi, davranışları kaba ve yavaş

Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad.

Domniça,
Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad,
Kokoniça,
Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı,

Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı ...

Kokoniça,
Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı,
Domniça, 
Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad,

Bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm ...

Yiv,
Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı. 
Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. 
Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk. 
Ek çizgisi, 
Saçta ayırma yeri.

"Fatmagül' ün Suçu Ne" , "Bedrana" , "Kara Çarşaflı Gelin" gibi filmleriyle tanınmış sinema yönetmenimiz ...


Süreyya Duru, (1930-1988),  
Türk film yönetmeni ve yapımcı.
1930 yılında İstanbul’da doğdu, 1988 yılında öldü. 
Galatasaray Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi hukuk Fakültesini bitirdi. Murat Film şirketini kurup yapımcılığa başladı. İstanbul'da Aşk Başkadır' la ilk kez yönetmenliği denedi (1960). Sinema alanında yurtiçi ve dışında büyük başarı elde etti.

Önemli filmler: 
Ada (1988).
Bedrana(1974), 

Kara Çarşaflı Gelin (1975), 
Güneşli Bataklık (1977), 
İki Çalgıcının Seyahati - 1962
Derya Gülü (1979), 

Uzun Bir Gece (1986), 
Çil Horoz - 1987   
Uzun Bir Gece - 1986  
Geçim Otobüsü - 1984  
Güneşli Bataklık - 1977  
Ben Bir Garip Keloğlanım - 1976  
Kara Çarşaflı Gelin - 1975  
Azgın Bakireler - 1975  
Yılan Yuvası - 1974  

Fatmagül'ün Suçu Ne(1986), 
Aç Gözünü Mehmet - 1974  
Çılgın Arzular - 1974  
Dövüşe Dövüşe Öldüler - 1974  
Nefret - 1973  
Rabia - 1973  
Hayatımın En Güzel Yılları - 1972  
Her Şafakta Ölürüm - 1972    Keloğlan - 1971 
Ömrümce Unutamadım- Ömrümce Aradım - 1971  
Sinderella Kül Kedisi - 1971  
Beyaz Güller - 1970  
Selahattin Eyyubi - 1970  
Ala Geyik - 1969      
Kader - 1968  
Yakılacak Kitap - 1968  


Malkoçoğlu - 1966 , Malkoçoğlu Krallara Karşı - 1967, Malkoçoğlu Kara Korsan - 1968, Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor - 1969, Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri - 1971, 
Malkoçoğlu Kurt Bey - 1972  
Zengin Ve Serseri - 1967  
Siyahlı Kadın - 1966  
Dağları Bekleyen Kız - 1968 
Damgalı Adam - 1966  

Şoför Nebahat Bizde Kabahat - 1965, Şoför Nebahat Ve Kızı - 1964, Şoför Nebahat - 1970    
Aşk ve İntikam - 1965  
Sevgim Ve Gururum - 1965  
Kavga Var - 1964  
Avare Yavru Filinta Kovboy - 1964  
Şahane Züğürtler - 1964  
Döner Ayna - 1964  
Yakılacak Kitap - 1963  
Büyük Yemin - 1963  
Dişi Örümcek - 1963    
Ateşli Kan - 1962 
İstanbul'da Aşk Başkadır - 1961

Argoda esrar, mal ...

Ot,
Esrar,
Hanteriş,
Marijuana,
Kenevir bitkisinin Cannabis indica türünün çiçekleri ve tohum yataklarından elde edilen, vücutta kullanıldığında sarhoşluk ve keyif veren bitki parçalarının ve uyuşturucunun halk arasındaki adıdır.

Mal, Marijuana, Mary jane, Marok, Mayın, Meryem habercisi, Mum, Mühür,
Nane, Nefes, Nevale,
Ot,

ESRAR


Bir türde ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan, has ...

Öze,
Has,

Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri ...

Unite, (Fr. unité, İng. unit ),
Ünite, 
Birlik, birleşmiş olma durumu. 
Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim. 
Dersin bölümlerinden her biri. 
Birim.
Bir görevi, işi sürekli olarak yapmak üzere oluşturulmuş birlik.

Cilt kapakları özel bir düzenle gevşetilip sıkıştırılabilen klasör...

Kalamazo,
(İtalyanca calamazzo).
Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter.
Muhasebede kullanılan işletme defteri.

İstiridye, midye, tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağ ...


Alkarna, (İtalyanca Argagna). 
Algarna,

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
Kabuklu deniz hayvanlarını yakalamakta kullanılan ağ ,

Üçgen biçiminde demirden yapılmış ve ağzında file bir torba bulunan tekneden denize atılıp dibi taramak suretiyle midye, istiridye, tarak ve benzeri kabuklu hayvan avında kullanılan alet.

İstiridye gibi yumuşakçalarda kavkının iki parçasından her biri ...

Çenet,
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. 
İki parçalı kavkısı birbirine kaslarla bağlı yassı solungaçlılardan midye, istiridye gibi (hayvan)
Çatladığında kabuğu iki çenete ayrılan (meyve).
İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri.
Birbirine yapışık iki eşit parçadan meydana gelmiş olan cisimlerden her biri, fasulye, nohut gibi sebzelerin, badem, ceviz, erik gibi kuru meyvelerin içindeki parçalar.

İstiridye (Crassostrea),
Yatay iki kabuktan meydana gelmiştir. Alttaki kabuk kalın ve dışa doğru konkav, üst kabuk daha muntazam bir yapı göstermekle birlikte kabuklar düzensiz yapıdadır. Sağlam kaslarla birbirine bağlanmış kabuklarda yatay halkalar mevcuttur. Kabuk sıramsı kahve renktedir, içi parlak beyaz ve sedefsi yapıdadır. Genelde 1-5 m derinlerde ve bir mesnete yapışarak yaşarlar. Geç ilkbahar ve yaz aylarında yumurtlar. Hermafrodittirler. İki parçadan meydana gelen kabukları kalın ve katmerlidir. Parçalar eşit büyüklükte değildir. Sol kabuk çukur olup, bununla vücudunu zemine bağlar. Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir. Ilıman ve sıcak denizlerde sürüler halinde, 10 yıldan fazla yaşar. Avcılar tarafından dreçlerle avlanır. 

İstiridyenin yumuşak bölümü çenetlerin içine bir kitabın sayfaları gibi yerleşmiştir. Çenetlerin iç yüzeyini döşeyen bu etli katmana örtenek (manto) denir. Örtenek içindeki ince solungaç yapraklarının oluşturduğu su akımı, solunum için gerekli taze suyu ve suyla sürüklenen, beslenmeleri için gerekli küçük canlıları getirir. 

İstiridyelerden beslenenler yalnız insanlar değildir. Ahtapotların besin kaynakları arasında bu çiftçenetliler önemli bir yer tutar. Ayrıca denizyıldızları ve dikenli deniz salyangozlar da istiridyelerle beslenirler.

İstiridye kabuklarının iç yüzeyi sedefle kaplıdır. Bu maddenin küçük topaklar halinde birikmesi inciyi oluşturur. En değerli inciler Basra Körfezi'nde gelişen istiridyelerden elde edilir

Çeşitleri;
Amerika istiridyesi (Crassostrea virginica), 
Sydney kaya istiridyesi (Crassostrea commercialis),
Bayağı istiridye (Ostrea edulis)

Kuzey Amerika' da yaşayan Kızılderili bir halk ...

Çerokiler,
Cherokee -Çerokiler (En büyük),
Kuzey Amerika' da yaşayan Kızılderili bir halk.
Kabileler;
Apaçiler, Apache, Alaskan Athabaskans, Arapaholar, 
Blackfoot ,


Anişinaabe veya Çippeva, 
(Kuzey Amerika'daki topraklarındaki Metis' lerin dahil olduğu en büyük kızılderili topluluğudur.) 

Cahuillalar, Cheyenne (Cheyanne), 
Cherokeeler, Chumashlar, 
Cowcreekler, Crow, Comanche, Chippewa, Creek 

Dakotalar, Delaware,
Hohokamlar, 
Iroquois 
Kiowa, Krik, 
Lakota kabilesi (Diğer ismi, Teton), Lumbee, 
Mohikanlar, 
Navajo (Navaho), 
Omahalar, Ojibva, Ocheeseler, Ohloneler, Osageler,


Pimalar, Pomolar, Potawatomi, 
Puget Sound Salish, Paiute,
Seminoleler, Siouxlar, Siyu, Soolar, 
Spokaneler, Shoshone, Snakeler,
Tlingit , Tohono O' Odham,
Vakaşlar, 
Yaqui, Yutalar (Utah),

Kızılderililer; 
Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir. Amerika’nın yerli halkının ortak adıdır. Kırmızı Hintliler, (Red Indians)  denilmesi yanlıştır. Bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişler. 
Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıklarında vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmış. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, kırmızı değildir. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve beden kılları azdır. Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişir. Vücut tıknaz ve topludur. Göğüs geniş ve derindir. Omuzlar kalçalar kadar geniştir.

Eskrimde karşılaşma şekilleri...

Epe,
Flöre,
Kılıç,
Eskrim, (Fr. escrime).
Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor, kılıç oyunu. Eskrim, epe, flöre ve kılıç olarak isimlendirilir. Kesici ya da delici olmayan, birbirinden farklı üç silahla yapılan, belirlenmiş uluslararası kuralları olan, olimpik bir mücadele sporudur. Eskrim üç tür silahla yapılır: Flöre, epe ve kılıç. Her üçünün de değişik yönleri olma­sına karşılık, sayı sistemleri aynıdır. Erkekler arası eskrim karşılaşmalarında ilk beş vuruşu, kadınlar arası karşılaşmalarda ise ilk dört vu­ruşu tamamlayan oyuncu maçı kazanır. 


Eskrimci, yaralanmamak için tel kafesten bir maske, koruyucu bir yelek, sağlam keten ya da branda bezinden bir ceket ve yumuşak eldivenler giyer. Eskrim karşılaşmaları 2 met­re genişliğinde ve 14 metre uzunluğunda bir pist üzerinde yapılır.

Flöre ;
1,1 metre uzunluğunda, en fazla 500 gram ağırlığında, ucunda küçük bir düğme ve çan biçiminde bir koruyucusu bulunan ince bir silahtır. Eskrim bu silahla öğrenilir. Sayı kazanmak için flörenin ucundaki yaylı nokta­nın gövdeye bastırılması gerekir. Her iki oyuncu da aynı anda vuruş yaparsa hücumda olan sayı kazanır. Kol ve bacaklara ya da başa değen vuruşlar sayılmaz. Eskrimci kısa, hızlı adımlarla öne ve arkaya hareket eder. Saldırı anında kol, gövde ve bacakların hamle denen açılımıyla rakibini dürter. Savunmadaki es­krimci saldırıyı savuşturursa, vuruş hakkı ka­zanır. Doğrudan yapılan hamleler kolay savı­lır; bunun için, hamleyi yapan aldatıcı ha­reketlerle rakibini şaşırtmaya çalışır. Böy­lece rakibin erken savunmaya geçmesini sağ­layarak, gerçek saldırı için vakit kazanmış olur.

Epe;
Flöreden daha keskin ve ağır bir silah­tır, koruyucusu da daha büyüktür. Epede vu­ruşlar yalnızca silahın ucuyla yapılır. Üçgen kesitli olan epenin ucu üç çatallıdır ve bir vu­ruş kaydedildiği zaman giyside iz bırakır. Kar­şılaşma genel düello kurallarıyla ve özel sınır­lamalar olmak
sızın yapılır ve rakibin vücudunda herhangi bir yere dokun­ma vuruş sayılır. Aynı anda yapılan vuruşlar iki tarafa da sayı olarak yazılır.

Kılıç;
Kılıç hem dürtme, hem de kesme silahı ola­rak kullanılır. Düz ve yassı olan kılıcın yarı yuvarlak bir koruyucusu vardır. Rakibin bel­den yukarısına uç ya da kenarla yapılan vu­ruşlar sayı olur.

ABD' li ünlü piskanalist, sosyolog ...


Erich Fromm, 
 (1900 Frankfurt Almanya-İsviçre 1980), Musevi kökenli Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur.
1900 yılında Almanya’da doğdu. Heidelberg ve Münih Üniversiteleri’ nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimi alarak 1922 yılında doktorasını tamamladı, 1931 yılında da Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nden mezun oldu. mezun oldu. 1930’ların başlarında Nazi hareketinin güçlenmeye başlaması sonucunda önce Cenevre’ye, ardından aldığı davet ile 1934 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.  

Kitlesel davranışın irrasyonel olduğunu ve bu akıl dışılığın kaynağını araştırdı. Aradığı yanıtların bir kısmını Karl Marx’ın yazılarında buldu.
 Karen Horney ile birlikte çalışan Fromm’ un düşüncelerinde Horney’ nin etkisi, Horney’nin düşüncelerinde ise Fromm’un etkisi yadsınamaz. 

Kariyerinin sonlarına doğru Mexico City’e taşınarak ekonomik sınıflar ile kişilik tipleri arasındaki ilişkiye dair araştırmalar yaptı. Sosyal ve politik açıklamaları, felsefik ve psikolojik desteklere dayanarak yaptı. 1980 yılında 6 yıl önce emekliliği için taşındığı İsviçre’de öldü.    

Önemli eserleri:    
Özgürlükten Kaçış (İngiltere’deki ismi ile “Özgürlük Korkusu”) (1941)    
Kendini Savunan İnsan / Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma (1947)    
Ruh Çözümleme ve Din (1950)    
Unutulmuş Dil (1951)    
Sağlıklı Toplum (1955)    
Sevme Sanatı (1956)   
Sigmund Freud'un Kişiliği ve Etkileri (1959)    
Bırakın İnsan Kazansın : Bir Sosyalist Manifesto ve Program 1960   
Zen Budizm ve Ruh Çözümleme - D.T. Suzuki ve Richard de Martino ile birlikte (1960)    
Marx'ın İnsan Anlayışı (1961)    
Yanılsama Zincirlerinin Ötesinde Marx ve Freud'un Kıyaslanması (1962)    
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı (1964)    
Tanrılar Gibi Olacaksınız (1966)    
Umut Devrimi (1968) 
Meksika Köyünde Toplumsal Karakter - Michael Maccoby ile birlikte (1970)   
Ruh Çözümlemeciliğin Bunalımı : Freud'un Denemeleri , Marx ve Toplumsal Ruh Bilim (1970)    
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (1973)   
Sahip Olmak mı, Olmak mı? (1976)

Amerika Birleşik Devletleri' nin Merkez Bankasının adı...

FED,
Federal Reserve Banks, 
Merkez Bankası (Federal Reserve) ,
ABD' de 1913 yılında çıkarılan Federal Reserve yasası ile kurulan sistem içerisinde yer alan bankalardır. Bu sisteme içerisindeki bankaların oluşturduğu organizasyon ABD' nin merkez Bankası FED'i meydana getirmiştir. 

FED farklı bir yapıyla meydana gelmiş olmasına rağmen bir Merkez Bankası'nın sahip olduğu tüm fonksiyonlara sahiptir.

1907 yılında Wall Street’te yaşanan bir likidite krizi, köklü bankaların batmasına, birçok bankanın mevduatları dondurmasına ve bankacılık sektöründe büyük bir işsizliğe neden olmuştu. Krizin nedeni paranın kontrolsüz bir şekilde rezerve edilmesinden dolayı piyasada yeterli likidite kalmamasıydı. J. P. Morgan adlı bir bankerin bankalara geçici olarak likidite sağlamasıyla kriz atlatılabilmişti.

Bu kriz, bankacıları ve politikacıları çözüm aramaya itti. 1907-1913 yılına uzanan süreçte Wallstreet’ in önemli bankerleri ve senatörler Georgia eyaletindeki Jekyll adasında toplanarak Aldrich planı adı verilen bir plan ortaya çıkardılar. Senatör Nelson Aldrich’ in öncülük ettiği bu plan, Kongrede reddedilmesine rağmen, 1913 yılında benzer bir kanun olan Federal Reserve Act kabul edildi. Buna göre Amerika genelinde 12 tane Federal Reserve bankası kurulacak. 

Boston, Philadelphia, Richmond, New York, Atlanta, Chicago, Cleveland, Dallas, St. Louis, Minneapolis, Kansas City, San Francisco federal reserve bankalarından oluşuyor.  ABD Başkanı tarafından atanan bir Yönetim Kurulu ise hem bu 12 Bankanın koordinasyonunu sağlayacak, hem de ulusal para politikasını yürütecekti. Böylece Amerikan Merkez Bankası kurulmuş oldu. 1913 yılındaki bu yasa ile para basma yetkisi de Amerikan Merkez Bankasına verildi.

Merkez Bankası' nı oluşturan Bankalar;
1) Rothschild Banks of London and Berlin.
2) Lazard Brothers Banks of Paris.
3) Israel Moses Seif Banks of Italy.
4) Warburg Bank of Hamburg and Amsterdam.
5) Lehman Brothers of NY.
6) Kuhn, Loeb Bank of NY (Now Shearson American Express).
7) Goldman, Sachs of NY.
8) National Bank of Commerce NY/Morgan Guaranty Trust (J. P. Morgan Bank - Equitable Life - Levi P. Morton are principal shareholders).
9) Hanover Trust of NY (William and David Rockefeller & Chase National Bank NY are principal shareholders).

ABD' de blues müziğinin önde gelen şarkıcısı ...

Janis Joplin,
Janis Lyn Joplin,  
Amerikalı şarkıcı, besteci ve blues müziğinin ustası. 

60`ların en güçlü Beyaz kadın rock sanatçısı olan  Janis Joplin aynı zamanda kendini parçalarına tamamen yansıtabilen muhteşem bir blues ustasıdır. İlk olarak sahneyle tanıştığı San Francisco`nun kendini bilmez grubu Big Brother &amp ile başladı. Big Brother`ı normalden ayırıp farklı kılan Janis Joplin olmuştur. `67 Monterey Pop Festivali`ndeki (belki de en iyi gösterisiydi) filme de çekilen "Ball and Chain" ile onları bir anda hit yaptı. İddialı, baskıcı kişiliği ve sahnedeki rahat, azgın tavırlarıyla Rock müzikte kadının günümüzdeki yerine ulaşmasında da büyük rol oynamıştır.

Janis Joplin Texas, Port Arthur kasabasında büyüdü. Joplin`in sonradan ortaya çıkaniç çekişmeleri ve mutsuzluğu, çevresinin beklentileriyle kendi istediklerinin birbirlerinden çok farklı oluşu ve tüm bunlara ayak uyduramamasına bağlanır. 

Joplin`in ilk albümü "I Got Dem Ol` Kozmic Blues Again Mama!", Big Brother`dan gitarist Sam Andrew`in de çaldığı Kozmic Blues Band ile birlikte dolduruldu. Çok tutulmasına rağmen, Janis Joplin`in çıkardığı en iyi iş denemez; bu yeni topluluk müzik açısından daha cilalı olmalarına rağmen Big Brother`daki elemanlar kadar sıcak değillerdi, yaptıkları müzik ise devamlı soul rock`a kayıyordu. Ancak başarısız olarak nitelendirmek de doğru değil, Janis Joplin`i zirveye çıkaran "Try (Just A Little Bit Harder)" parçasının başarısı asla göz ardı edilemez.

Joplin`in hayatı hemen hemen tüm biyografilerde de dikkatin çekildiği üzere uyuşturucu bağımlılığı, alkoliklik ve kalıcı olmayan kişisel ilişkiler üzerine kurulmuştu sanki.

Ölümünden kısa bir süre önce ise müzikte işler yolundaydı, son albümü "Pearl" için istediği çok yönlü bir müzik için bir araya getirdiği "Full Tilt Boogie Band" -yapımcı Paul Rothschild idi- doğrusu acımasızca eleştiriliyordu ancak "Pearl" Janis Joplin`i, onun olgunluğunu, farkını kanıtlıyordu sanki. Blues`un, soul`un ve halk-rock`ın üstesinden başarıyla gelebildiğini bu harika albümde ilan etmiş oldu. 


Albümdeki "Mercedes Benz", "Get It While You Can" ve Kris Kristofferson`ın "Me and Bobby McGee" parçaları Janis Joplin`in en iyi parçalarındandır. Ancak üzücü bir şekilde 1970 Ekim`inde Hollywood`da bir otelde aşırı dozdan, daha albümü çıkmadan, bir türlü sevemediği yaşama veda etti. "Me and Bobby McGee" ölümünden sonra `71`de bir numaraya yükseldi. Onunki gibi bir sesin bir daha dünyaya gelmesinin ne kadar zor olduğu herhangi bir parçasını dinleyince hemen anlaşılıyor.

Kozmic Blues Band kuruldu. Sam Andrew, Brad Champbell, Carnelius Flowers, Richard Kermode, Gabriel Mekler, Moury Baker, Lonnie Castle, Roy Markowitz, Terry Clements ve Luis Gusco grupta yer alan isimler oldu. Konserlerin ardı kesilmiyordu ve her konser sonrasında müthiş kayıtlar bırakıyordu. 1969 yılında yeni grupla I Get Dem Ol’ Kozmic Blues Again Mama kaydedildi. Albümden öne çıkan parça sayısı bir önceki albümle kıyaslanınca pek iç açıcı değildi ama Janis’ın sesi her şeyi kotarmaya yetiyordu. Kozmic Blues, Try, Maybe, As Good As You’ve Been To This World iyi parçalardı. 

ABD' de ünlü bir esir kampı ...

Guantanamo,
Guantanamo Kampı, 
2002 yılından itibaren askeri hapishanedir. Guantanamo körfezi askeri üssünün bir bölümüne verilen isimdir. 

Afganistan olmak üzere çeşitli ülkelerde ele geçirilen, El Kaide ve Taliban ile ilgisi olduğundan şüphelenen kişiler bu kampta tutulmaktadır.
Üç bölüme ayrılır:
Kamp Delta (Kamp Echo),
Kamp İguana, (kapatılmış),
Kamp X-Ray .



Tesis zaman zaman Guantanamo, Gitmo veya Kamp X-Ray olarak anılmaktadır. Guantanamo Körfezinin bir askeri hapishane olarak kullanılması insan hakları örgütleri ve birçok farklı kesimin eleştiri ve protestolarına neden olmuştur. Bu örgüt ve kesimler tutukluların işkence gördüğü veya kötü şart ve uygulamalara maruz kaldığını belirtip, buradaki tutuklularının yasal durumlarının belirsizliğine işaret etmektedirler. Zira Guantanamo'da tutulanlar, ne savaş suçlusu ne de adi suçlu olarak tanımlanmıştır. 
ABD yasal sistemine başvuramadıkları gibi ABD yasal sisteminden herhangi bir gözden geçirme de talep edememektedirler.

ABD' de yaşayan, Osmanlı denizcilerin torunları olduğu söylenen bir halk ...

Meluncanlar,
(Melungeon),
ABD'nin güneydoğu eyaletlerinde, daha ziyade orta Apalaşya' nın Cumberland Gap yöresinde yaşayan bir takım toplulukları tanımlamak için halk arasında kullanılmış bir ifadedir. Popüler inanışta, Melungeon halkı, yerli ve Afrikalı Amerikalılarla karışmış, tam beyaz olmayan gruplardan teşekkül eder.


Amerika Birleşik Devletlerinin güneydoğu eyaletlerinde yaşayan Türk olduğu söylenen bir halk. Meluncanların yoğun olarak yaşamakta oldukları, Virginia eyaletinin güney kesiminde yer alan Wise ilçesinde insanlar, kendilerinin Türk ve Osmanlı olduklarını övünçle belirtiyor. Hemen, kanıt olarak da kafalarının arkasındaki Türk lobu da denilen çıkıntıyı gururla gösteriyorlar.

Meluncanların, örf adetleri, kültürel özellikleri, dil yapısı, genetik bulgular ve tipolojik benzerlikler Türklerle olan bağlarını gösteren argümanlardır. Yapılan inceleme ve araştırmalarda birçok somut özellik ve benzerlikler tespit edilmiştir.

Edirne yöresine özgü bir tür peynir tatlısı ...

Belmuş,

Taze peynirle yapılan bir çeşit tatlı, peynir helvası.
Bir miktar taze tuzsuz peynir tencerede kaşık ile parçalanarak ısıtılır. Yağı çıkmaya başladığı zaman bir kaşık kadar un ve birkaç çırpılmış yumurta ve şeker ilave edilerek pişirilir. İstenildiği takdirde tepsiye yayılarak fırınlanır.


Edirne Peyniri,
Edirne mandıralarında elde edilen sütler, Edirne peynirinin kendine has lezzetinin ana kaynağıdır. Bugün Edirnede doğup büyümüş fakat başka şehirlerde yaşamak durumunda olan kişiler dahi Edirne'yi ziyarete her geldiklerinde kalıp kalıp tenekelerle dönmüşlerdir geriye.

Edirne ilinin en ünlü olan ürünlerindendir. Piyasada bulunan beyaz peynirler uzun yıllar Edirne peyniri olarak adlandırılmıştır. Edirne ilinde üretilen beyaz peynir ve kaşar peynirlerinin ünü Türkiye'nin bütün bölgelerinde bilinmektedir. Edirne'de beyaz peynirin kendine özgü yapılış biçimi vardır.

Süt önce 70 dereceye kadar kaynatılır. 30 dereceye kadar soğutulur ve mayalanır. Kaynatma ve mayalama sıcaklığı hava koşullarına göre değişir. 1.5 saat sonra telemesi oluşur. Çendere bezlerine alınır, süzülmeye bırakılır. Bu işlem yaklaşık 3.5 saat sürer, sonra kalıplar halinde tuzlanıp tenekeye dizilir. İkinci tuzunu 48 saatte alır. Buzhaneye yollanır, buzhanede 45 günde lezzetini alır ve satışa hazır olur. 55-60 kg koyun sütünden 20 kg peynir çıkar.

Eftalit' ler de denilen Türk ulusu ...

Ak Hunlar,
Eftalitler,
Ak Hiungnu,
Sveta Huna,

Bizans kaynaklarında Eftalit
Çin kaynaklarında Ak Hiung-nu
Hint kaynaklarında ise Sveta-Hūna olarak geçer, 
Hiung-nu' ların bölünmesinden sonra batıya kayanlar tarafından kurulan bir devlettir.
Ak Hunlar, genel olarak göçebe bir yaşam sürüyorlardı. Buna karşın Gor, Huo ve Sakkala'yı başkent olarak da kullandılar. Ak Hunlar, Asya'nın ipek ticaretini ellerinde tuttukları sürece güçlerini korudular. Göktürkler'in İpek Yolu'nun denetimini ellerine geçirmesiyle bu üstünlüklerini yitirdiler.

Dördüncü yüzyılın başlarında Isığ Gölü çevresinde Avarlar'a bağlı yaşarlarken bu yüzyılın ikinci yarısında Maveraünnehir'e ve Toharistan'a yayılmış bir devlet. Batıya doğru ilerlemelerine devam ederek Çin'in kuzeybatısındaki Gobi Çölü'nden Hazar Denizi kenarına kadar yayılan bir devlet kurmuşlardır. Ak Hunlar’ın güneye inen bir kolu da Kabil çevresinde bulunan Kuşanlar'ı yenerek Hindistan'a doğru ilerlemiş ve Hindistan'da bulunan Gubta İmparatorluğu'nun 40 yılında parçalanmasından sonra 530 yılında İndüs Vadisi'ni ve Ganj Vadisi'ni almışlardır. Fakat Hindistan'daki Ak Hunlar beşinci yüzyılın yarısından sonra tarih sahnesinden çekilerek yerli halk arasında kaybolmuşlardır. Batı Ak Hunları ise, bir taraftan Orta Asya'da hâkimiyeti temin eden Göktürkler'in bir taraftan da İran'da hüküm süren Sasaniler'in arasında kalmışlar, iki taraftan saldıran kuvvetli düşmanları ile başa çıkamayarak 567 yılında Göktürkler tarafından tarih sahnesinden silinmişlerdir.








Kaynakça; http://tr.wikipedia.org/wiki/

Edebiyatta bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak bir şeye benzediği başka şeylelerin adıyla anma sanatı ...

İstiare,
Eğretileme, 
Bir kelimenin manasını muvakkaten başka mânada kullanmak; veya herhangi bir varlığa, ya da mefhuma asıl adını değil de, benzediği başka bir varlığın adını verme sanatına istiare denir. Cesur ve kuvvetli bir insana "arslan", kurnaz bir kimseye "tilki" demekle istiare yapmış oluruz.
Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme
Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. 
Ariyet istemek. Ödünç almak. Birinden iğreti bir şey almak.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ