Ukrayna' da yüz bini aşkın insanın öldürüldüğü Nazi imha kampı ...


Babi Yar, 
(Rusça, Babiy yar ; Ukraynaca, Babyn yar), 1941 yılında Naziler tarafından Ukrayna Kiev' de 60.000 yahudinin 2 gün içerisinde katledilmesiyle tarihe Babi Yar Katliamı olarak geçmiştir.  II. Dünya Savaşı’nın dönüm noktalarından biri Nazi Almanyası’nın 1939 yılında Stalin’le yaptığı anlaşmayı tek taraflı yok sayarak Rusya’ya saldırmasıdır. Polonya’nın yapılan bu anlaşma uyarınca iki ülke tarafından pay edilmesinden sonra, Hitler beklemediği bir başarı ile bir seneden biraz daha fazla bir zaman diliminde Hollanda, Belçika ve Fransa’yı dize getirir. Bu baş döndürücü hız bakışlarını Rusya’ nın diplerine çevirmesine neden olacaktır.

Tarihe “Barbarossa Harekatı” adı ile geçecek bu büyük saldırı, Polonya’nın doğusunu takiben bir kıta büyüklüğündeki batı Rusya’yı, Ukrayna’yı, Baltık ülkelerini Nazi çizmesine mahkum eder. Ordunun ele geçirdiği ülkelerde olup bitenler, savaş süresince zamanla sıradanlaşan olaylardır: Yerel halkın etkisizleştirilmesi, karşı çıkanların ayıklanmaları, işbirlikçilerin kilit noktalara yerleştirilmesi, mümkünse işgâl altındaki birçok ülkede oluğu gibi “dost” yönetimlerin oluşturulması ve nihayet Yahudilerin toplanması, kamplara gönderilmesi ve yok edilmesidir.  Kiev’in Eylül 1941’de Alman güçleri tarafından ele geçirilmesi sonrasında yaşanan Holokost tarihinin en büyük katliamında 100.000’den fazla insan makineli tüfeklerden kusan kurşunların hedefi olur. Bedenleri açılan devasa bir çukurun içine atılır. Tanıkların birine göre bu öylesi büyük bir çukurdur ki, bir kenarından diğerine konuşmak mümkün değildir.

Çingeneler, Polonyalı, Ukraynalı ve Rus direnişçilerle Sovyet savaş esirleri, Kiev yakınlarında bulunan Ivan Pavlov Psikiyatri Kliniğinin hastalarının hemen öncesinde, 33.771 Yahudi burada ölümle buluşur. Babi Yar, bu anlamda, vahşetin, irrasyonelliğin anıtı haline gelir. Ne toplama kampı söz konusu edilmiştir, ne de ölüm yürüyüşleri… Babi Yar’da insanlar doğrudan sonlarına gönderilmişlerdir, yine aldatılarak, yine kimliklerinden soyutlanarak 29 – 30 Eylül 1941 bu yüzden not edilmesi gereken bir tarihtir. Daha Wansee Konferansı toplanmamışken, toplama kampları ölüm kamplarına dönüşmemişken, Yahudi halkı üst üste alt alta gettolara henüz istiflenmeye başlanmışken, bir intikam uğruna gerçekleşir Babi Yar katliamıdır. Kiev’ e yerleşen Alman komutanlığının yakınlarında patlayan direnişçi bombaları, ilk elden Yahudiler’ e fatura edilir ve yaşı önemsiz 33.771 insan iki gün gibi kısa bir sürede makineli tüfek namlularının ucunda ölümü bulur ve koca çukura istiflenir.  Geri kalanlar ise zaman içinde sonlarına doğru yolculuğa çıkarılacaklardır.

Naziler ilk toplama kampı Dachau' dur. Savaşın sonuna kadar, 22 ana toplama kampının (Stamlager), bunlara bağlı 1.200 kamp, Aussenkommandolar ve binlerce daha küçük kamp kurulmuştur. Bunların yanı sıra, Avrupa' nın Alman kontrolü altındaki tüm bölgelerinde binlerce küçük kamp da oluşturulmuştu.

Hem çalışma hem de imha kampı işlevi gören Auschwitz ve Majdanek' de, Yahudiler kampa gelir gelmez çalışabilecek durumda olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyordu. Çalışabilecek durumda olmayanlar doğrudan gaz odalarına yollanırken, çalışabilecek durumda olanlar ise SS gözetimi altında ölene kadar çalıştırılıyor ya da çalışamayacak hale geldiklerinde infaz ediliyorlardı. Auschwitz'de, Yahudiler Monowitz adı verilen çalışma kampında (Auschwitz III), fabrikalarda çalıştırılıyor ya da kimya şirketi I.G. Farben gibi özel şirketlere kiralanıyor ya da SS'in kendi fabrikalarında çalıştırılıyordu.

Toplama Kampları,
Arbeitsdorf, Auschwitz, 
Bergen-Belsen, Buchenwald, 
Dachau, 
Flossenbürg, 
Gross-Rosen, 
Herzogenbosch, 
Kaunas, Krakow-Plaszow, 
Majdanek, Mauthausen, Mittelbau-Dora, 
Natzweiler-Struthof, Neuengamme, 
Ravensbrück, Riga-Kaiserwald, 
Sachsenhausen, Stutthof, 
Vaivara, Varşova, Wewelsburg.  

İmha Kampları, 
(Almanca: Vernichtungslager), Üçüncü Reich döneminde Almanya'da ve işgal edilen bölgelerde, istenmeyen kişileri imha etmek amacıyla kurulmuştur.
1941-1945 yılları arasındaki dönemde, insanlık tarihinde ilk defa insanların öldürülmesi için sınai tesisler kullanıldı. Yahudi soykırımı için inşa edilen toplam altı imha kampında Naziler 3 milyon Yahudiyi kitleler halinde katlettiler. Bu sayı, 6 milyon Holokost kurbanının yarısına tekabül ediyordu. Aralık 1941 ve Aralık 1942 tarihleri arasında, Chelmno, Belzec Treblinka, Sobibor, Auschwitz-Birkenau ve Majdanek kamplarının tümü faaliyete geçti.

"Yahudi Sorununun Kesin Çözümü" yani Nazilerin Yahudileri yok etmeye yönelik sistematik çalışmaları kapsamında kurulan ilk imha kampı Chelmno idi. Bunu çok geçmeden üç yeni kamp izledi: Belzec, Treblinka ve Sobibor. Bu kamplar, Nazi işgali altındaki Polonya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Yahudinin yok edilmesinin başlangıç sinyali olan Operasyon Reinhard kod adı ile kuruldu. Auschwitz-Birkenau ve Majdanek toplama kamplarında da iki imha kampı daha kuruldu.


Altı imha kampının tümü de eski Polonya topraklarında yer alıyor ve sadece kitle katliamını amaçlıyordu. Polonya dışında, birçok açıdan Polonya'daki altı imha kampı ile benzerlikler gösteren en az iki kamp daha vardı: Jungfernhof (Litvanya'da) ve Maly Trostinets (Belarus'ta).

Tümü de son derece organize olan imha kamplarının fabrikalara olan benzerliği tüyler ürpertici boyutlardaydı. Bununla birlikte, gelişmiş gazla zehirleme tesisleri ve krematoryumları ile sadece Auschwitz-Birkenau yüksek teknolojiye sahipti. Yahudilerin katledildiği yeraltındaki gaz odalarından cesetlerin yakıldığı I ve II numaralı krematoryumlara çıkan asansörler konulmuştu.

Mavi ya da Mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki ...

Lavanta,  
Lavendel , Lavande, Lavender, Lavandula, Lavandula angustifolia,
İtalyanca lavanda, İng. lavender, Fr. lavande officinale, lavande vrai, lavande femelle.  

Ballıbabagillerden, mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki.
Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans. Ballıbabagiller (Labiatae) familyasından, çok yıllık, tabanda çalımsı, siyahımsı mor renkli çiçekleri olan, hoş kokulu, batı Akdeniz kökenli bir tür.

Haziran-agustos aylari arasinda mâvi veya mor renkli çiçekler açan, 20-60 cm boylarinda, aromatik kokulu, çok yillik, otsu veya çalimsi bitkiler. Daha çok deniz ikliminin bulundugu bati bölgelerimizde yaygin olan lavantanin, Türkiye’de yetisen iki türü vardir. Bunlar, Lavandula stoechas ve L. angustifolia’dir. Ayrica daha ziyâde kültürü yapilan, Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica) olarak bilinen türü de bulunur.
Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica): Haziran-agustos aylari arasinda mâvi renkli çiçekler açan, 20-50 cm boylarinda çok yillik otsu bir bitki. Gövdeleri dik ve odunludur. Dallar, yalniz alt kisimlarinda yaprak tasir. Yapraklar kisa sapli, dar ve uzunca, tüylü, beyazimsi-grimsi-yesil renklerdedir. Çiçekler dallarin ucunda, uzun saplar üzerinde toplanmisladir. Çiçekler küçük ve çok kisa saplidir. Çanak ve taç yapraklari tüp seklindedir. Meyveleri parlak siyah renklidir.

Türkiye’de Kuzeybatı-batı ve güneybatı Anadoluda yetişir. Çiçekleri kullanılır. Çiçekleri açmadan toplanır ve su buharı ile distile edilerek, hemen uçucu yağ elde edilir. Uçucu yağında organik asitler, pinen, kâfur, camphen vs. gibi maddeler bulunur. Lavanta çiçeği, kuvvet verici, idrar söktürücü ve romatizmaya karşı çay hâlinde kullanılır. Çok iyi bir koku vericidir. Hâricen yatıştırıcı olarak da kullanılır. Parfümeri sanâyiinde kullanılan önemli bir bitkidir. Lavanta çiçeğinin bir türü olan Lavandula stoechas, Karabaş olarak da bilinir. Küçük, yoğun, çalımsı bir bitkidir. Yaprakları gri kürke benzer aromatik kokuludur. Çiçekleri mor renkli ve kokuludur yaz aylarında çiçeklenir. Güney Avrupa ve İngiltere'de doğal olarak yetişir. Boy ve Çap: 1 m boy yapar. Çit bitkisi olarak oldukça dikkat çekicidir. Tamamen güneş, zengin ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaçları vardır. Asit ve alkalen topraklarda yetişebilir. Yarı dayanıklı bir bitkidir. Baharda budanır. Çiçeklenmeden sonra budandığında iyi bir çit etkisi yapar. Odunlaşmış çeliklerle yazın üretilir.

Sumo güreşlerinde en önemli ikinci derece ...

Ozeki,
Şampiyon.
Yokozuna, 
Büyük Şampiyon,
Birinci önemli derece.
Bellerine bağladıkları kalın ip anlamındadır.

Sumo (Japonca Ōzumō)
Sumo, Japon kültürüne özgü sporların içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Sumonun, enaz 1500 yıllık bir geçmişi vardır. Bugün efsane olarak anlatılan eski inanışa göre, tanrı Take-Mikazuçi ülkede egemenliğini kurabilmesi ve sürdürebilmesi için rakibiyle sumo yapması gerekirdi. Tanrıların sporu olan sumonun yarı dinsel bu niteliği, bu sporun halk için yaşamsal öneme sahip bütün etkinliklere girmesine yol açmıştır. Önce tapınaklardaki törenler içerisinde uygulanırken, ilk aşamada saraya taşındı.

Japonya' da çok eski tarihe dayanan ve birçok adete ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türüdür. Japoncadaki sumō, sumafu sözcüğünden gelmektedir ve bu "kendini savunmak" anlamına gelir. Bir Sumo güreşcisine Sumōtori denir. Sumo sporunda oyuncuya "rikişi" denir. Rikişi'nin amacı, rakibinin dengesini kaybetmesini sağlayarak ya vücudunun herhangi bir kısmını mindere değdirmek ya da ringin dışına atmaktır. Sumoda kilo sınırlaması yoktur. Kilolara göre kategori ayırımıda yoktur. Bir Rikishi karşısında kendinin 2 katı ağırlıkta bir rakip bulabilir. Bu yüzden Sumo sporunun kendine özel teknikleri vardır. Bu teknikleri akıllıca uygulayan kazanır

Güreşenlerin hedefi rakibin, yarışma alanı olan kum havuzundan ya da bir saman halatı ile işaretlenmiş halkadan dışarıya çıkmasını ya da dengesini bozup yere düşmesini sağlamaktır. Güreşçiler yere ayak tabanı dışında herhangi bir yerleriyle dokunduklarında maçı kaybetmiş sayılırlar. Bir karşılaşma genelde sadece birkaç saniye sürer. Her turnuvada yüzlerce karşılaşma yapılmaktadır. Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir.


Bir Rikishi olmak için Japon olmak şart değildir. Japon Sumo Liginde başarılı Havaili Rikisiler de vardır. Hatta Moğolistandan bile Rikishi çıkmıştır. Turnuva sonunda kazanan Rikishi İmparator Kupasını sahibi olur. Her Ligin kendi içindede ödülleri vardır. Bunlar Shukunsho, Kantosho, Ginosho'dur.

Sumo güreşlerinde en yüksek derece, büyük şampiyon ...

Yokozuna,
Ozeki, Şampiyon, Sumo güreşlerinde en önemli ikinci derecedir.

Sumo (Japonca Ōzumō) 
Sumo, Japon kültürüne özgü sporların içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Sumonun, enaz 1500 yıllık bir geçmişi vardır. Bugün efsane olarak anlatılan eski inanışa göre, tanrı Take-Mikazuçi ülkede egemenliğini kurabilmesi ve sürdürebilmesi için rakibiyle sumo yapması gerekirdi. Tanrıların sporu olan sumonun yarı dinsel bu niteliği, bu sporun halk için yaşamsal öneme sahip bütün etkinliklere girmesine yol açmıştır. Önce tapınaklardaki törenler içerisinde uygulanırken, ilk aşamada saraya taşındı.
 
Japonya' da çok eski tarihe dayanan ve birçok adete ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türüdür. Japoncadaki sumō, sumafu sözcüğünden gelmektedir ve bu "kendini savunmak" anlamına gelir. Bir Sumo güreşcisine Sumōtori denir. Sumo sporunda oyuncuya "rikişi" denir. Rikişi'nin amacı, rakibinin dengesini kaybetmesini sağlayarak ya vücudunun herhangi bir kısmını mindere değdirmek ya da ringin dışına atmaktır. Sumoda kilo sınırlaması yoktur. Kilolara göre kategori ayırımıda yoktur. Bir Rikishi karşısında kendinin 2 katı ağırlıkta bir rakip bulabilir. Bu yüzden Sumo sporunun kendine özel teknikleri vardır. Bu teknikleri akıllıca uygulayan kazanır.

Güreşenlerin hedefi rakibin, yarışma alanı olan kum havuzundan ya da bir saman halatı ile işaretlenmiş halkadan dışarıya çıkmasını ya da dengesini bozup yere düşmesini sağlamaktır. Güreşçiler yere ayak tabanı dışında herhangi bir yerleriyle dokunduklarında maçı kaybetmiş sayılırlar. Bir karşılaşma genelde sadece birkaç saniye sürer. Her turnuvada yüzlerce karşılaşma yapılmaktadır. Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir.

Bir Rikishi olmak için Japon olmak şart değildir. Japon Sumo Liginde başarılı Havaili Rikisiler de vardır. Hatta Moğolistandan bile Rikishi çıkmıştır. Turnuva sonunda kazanan Rikishi İmparator Kupasını sahibi olur. Her Ligin kendi içindede ödülleri vardır. Bunlar Shukunsho, Kantosho, Ginosho'dur.

Yer adlarının kökenini ve etimolojisini inceleyen bilim dalı ...

Toponimi
Yer adlarını inceleyerek tarih bilimine yardımcı olan bilim dalıdır. 
Yer ismi kökenleri,
Yer adları yararlı bir coğrafi referans sistemi olup isimlerinin, onların orijinlerinin, anlamlarının, kullanımlarının ve tiplendirmesinin bilimsel araştırmasıdır. Toponimi sözcüğü Yunanca tópos (yer) ve ónoma (ad)  sözcüklerinden üretilmiştir.

Toponimi, her türlü adın bilmi olan onomastik bilminin bir alt dalıdır. Sözcüklerin kökenini araştırır ve etimolojiden farklıdır. Çoğu zaman etimoloji ile karıştırılır. Ancak farklıdır ve içiçe gibi görünür. Bu konu ile uğraşanlara toponimist denir. İlk toponimistler destan yazarları ve şairlerdir.

Kazak Türklerinde seçimle gelen başkan ...

Ataman, (Eskiden),
Kazak reisi,

Rus Kazakların başbuğuna verilen unvan.
Eskiden Kazakların başbuğuna verilen san.

Çad' da yaşayan bir halk...


Bagirmiler,
Bualar,

Çad Cumhuriyeti, 
Afrikanın kuzey ortasında denizlerden uzak bir devlet. Doğusunda Sudan, kuzeyde Libya, batısında Nijer, Nijerya, Kamerun, güneyinde Orta Afrika Cumhûriyeti yer alır.
Başkenti, N'Djamena (Eski adı: Fort Lamy)
Önemli Şehirleri, Sarh, Mundu, Fada, Mongo, Ati, Mussoro, Abeşe.

Yüzölçümü: 1.284.000 km2. 
Nüfusu: 6.120.000 (1993 tahmini). 


Çad halkı çok değişik etnik unsurlardan meydana gelir. 
Belli başlıları şunlardır: 
Çad Arapları (%18.2), , Mabalar (% 4.4), 
Kanembular (% 4),  Tebular (% 4), Tama dili konuşanlar (% 3.9), Fulaniler (% 1), 
Sudaniler (Sudan zencileri), 
Hausalar, Haddad,
Saralar, 
Lisiler, 
Masalatlar, 
Dajular, 
Budumalar, 
Fongorolar,

Müslüman olan halk;
Araplar,  
Bualar, Bagirmiler,
Fulaniler, 
Sudaniler, Tebular, Tamalar,
Haddadlar, Hausalar. 

Çad, Afrikanın ortasında oldukça stratejik bir konuma sâhiptir. Kuzeydeki İslâmî bölgeden güneydeki siyah Afrikaya bir geçiş bölgesi olarak görülür. Günümüzde 5 milyonu aşan nüfûsu, 11 ana ırk grubuna ve pekçok alt gruba ayrılmıştır. Şari Nehri kabaca, kuzeydeki Müslüman olan berber siyahları güneydeki sahra siyahlarından ayırır. Kuzeydeki Müslüman olan grup; hayvancılık yapan Araplar, Sudan sınırına yakın ve çiftçi olan Wadaian ve çöldeki Touboulardan müteşekkildir. Buna karşılık güneyde bulunan en büyük grup olan Saralar çiftçilik yaparlar.

Tedalarla Dazalardan oluşan Tebular Çad' ın yerlilerindendirler ve bunların da bir kısmı göçebe veya yarı göçebe hayatı sürerler. Tebular daha çok Tibesti dağlarının eteklerinde ve Enidi bölgesinde yaşarlar. Tebular siyasi çalışmalarda da etkili durumdadırlar. Hausalar Orta ve Batı Afrika ülkelerine yayılmış kalabalık bir etnik kitledir. Değişik Hausa grupları arasında önemli kültürel farklılıklar görülür. 

Dillerinde Arapça'nın önemli etkisi vardır. Ticaretten yerel sanatlara çok değişik mesleklerle uğraşırlar. Ülkenin güneyinde yaşayan Saralar animisttirler. Saralar, Fransız sömürgesi döneminde onlarla kolayca anlaşmış ve kendileriyle işbirliği yapmışlardır. Bunda belki kuzeydeki Müslümanlarla aralarındaki anlaşmazlığın etkisi olmuştur. Saralar Fransız kültürüne çok çabuk adapte olmuş ve sonraki yıllarda bu kültürün savunuculuğunu yapmışlardır. Arapça'nın resmi dil olmasını isteyen Müslümanlara karşı Fransızca'nın resmi dil olarak kalması için mücadele vermektedirler.

Çad aynı zamanda dünyânın en bol ve en çok çeşitli kelebeleklerine sâhib ülke olarak tanınmaktadır. Dünyânın hemen her yerinden gelen kelebek kolleksiyoncuları her zaman için o güne kadar bulup göremedikleri çeşitlerle ülkelerine dönmektedirler.

Kazaklarda "Dombra" adlı çalgı eşliğinde söylenen türkü ...

Enk,
Eng,

Büyük kent serserisi ...

Apaş, (Fr. apache). 
Hayta,
Serseri,
Başıboş, 
Bir baltaya sap olamamış,
Zorba, 
Asi, 
Şaki.

Yapmacıklı davranış ...

Rol, (Fr. rôle, İng. role ),
Sahte davranış,
Yapmacıklı Davranış,
Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı,
Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik.
Gerçek olmayan davranış, gösteriş.

Şamanizm' in din adamlarına verilen ad...


Kam,
Şaman,

Şaman ya da Kam ruhlarla insanlar arasında iletişim kuracağına inanılan kişidir.

Uygurlar' da Kam, din adamı, anlamında daeğil, büyücü, sihirbaz anlamında kullanıldığı bilinmektedir.
Türk budunlarınca samanlara verilen âd. 

Esrime yeteneğindeki kimselerin (şamanların) cinlerle ve tinlerle ilişkiler kurarak onların üstün yetenek, beceri ve güçlerini elde etmeleri; bunları toplum ve birey adına kullanmaları; bu iş için yapılan dinsel, büyüsel işlemlerin ve törenlerin tümü.





Şamancılık (İng. shamanism),
Bir şamanın soyundan gelir. Eski bir Şamanın eğitiminde yetişir ve bir sınavdan geçtikten sonra şamanlık yetkisi alıp dinsel tören, bayram şöleni, kurban töreni, dua okuma v. b. görevlere başlar. Şaman bu görevler sırasında ; her parçası, üzerine takılan her maddesi, her şekli ayrı bir varlığın sembolü olan özel giysiler, külahlar giyer, maske takar ve yine özel bir şekilde hazırlanmış davulunu ya da tefini çalar. Kendinden geçinceye, başka bir deyişle, tanrılarla ve ruhlarla temas sağlayıncaya kadar zıplar, sıçrar, sesler, hayvan sesleri çıkarır, söylenir, yalvarır, yerlerde sürünür, bazen de bayılarak düşer. 
Şamanın okuduğu hayır dualarına alkış denir, şamandan alkış alan bir kimse dileklerinin yerine geleceğine inanır.

Şamanizm, insanlığın belki de en eski dinlerinden biridir. Temel olarak sihir ve büyüye dayanır. Her hangi bir kurucusu veya kutsal kitabı olmadığı gibi ortaya çıkış tarihi de belli değildir. Şamanizm ' in köken olarak anaerkil dönemde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.. Yakutlarda erkek Şamanlar özel cübbeleri bulunmadığı zamanlarda kadın entarisi giyerek ayin yaparlar. Şamanların çoğunun saçlarını uzatma nedenlerinden biri de budur.
 

Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık...

Umacı,
Öcü,

Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayalî yaratık, umacı.

Çocukları korkutmak amacıyla söylenen hayali yaratık, umacı, cin, peri.

Korkuluk. 
Cin, 
Peri 
Korkutan şey, yaratık.

Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda.

Naz, (Farsça),
Yapmacıklı davranış,
Cilve,
Eda,
Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış, cilve, eda.

Hıristiyan sanatında, İsa' nın çarmıha giderken Meryem Ana' nın çektiği acıyı betimleyen yapıtlara verilen ad ...

Spasimo, 
Hz. isa'nın çarmıha getirildiğinde Meryem Ana' nın çektiği acıları betimleyen resimlere verilen ad.
Güzel Sanatlarda İsanın çarmıha gerileceği tepeye tırmandığını gören Meryem Ana' nın geçirdiği baygınlık ve acıyı işleyen tablolara verilen ad.
Hıristiyan sanatında, İsa'nın çarmıha giderken Meryem Ananın çektiği acıyı betimleyen yapıtlara verilen ad.


Pieta, Hıristiyan sanatında ölü İsa 'nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi,

Madonna, Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa'yı gösteren heykel veya resim,

"Kobar" da denilen ve yurdumuzun sularında yaşayan bir balık ...


Çulara, (Liza saliens).
Kobar, 
Küçük kefal, 
Sıçrayan kefal, 
Benekli kefal, 
Sivri burun kefal, 
Kastros,

Yurdumuz sularında yaşayan ve "Kobar" da denilen bir balık.

Sıcak ve ılık denizlerin çevresindeki tatlı ya da acı sularda, yurdumuz denizlerinde de yaşayan kemikli bir balık, kobar, küçük kefal, sıçrayan kefal, benekli kefal, sivri burun kefal, kastros, liza saliens, leoping mullet. Ege ve Akdeniz'de yaşar.

Kefal Mugilidae familyasından, Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz'de bulunur. Sürüler halinde yaşar ayrıca denizle bağlantılı göl ve akarsulara girerler. Sıcak ve ılıman denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kefallerin boyları cinslerine göre 25 cm. ile 90 cm. arasındadır. Füze şeklindeki gövde yapılarıyla kefal ler güçlü, çabuk hareket edebilen ve son derece kurnaz balıklardır. Dişileri erkeklere oranla biraz daha uzundur. Has kefal ve altınbaş kefalin karın çıkıntıları belirgin bir şekilde görülür. Kısa iki adet sırt yüzgeci ve iyice gelişmiş güçlü çatal biçiminde kuyruk yüzgeci vardır. Kuyruk yüzgecinin bu denli gelişmiş olması balığa geri geri gitme yeteneğini sağlar. 

Kafa yapıları gövdelerine oranla daha iri, sert ve yuvarlaktır. Dudakları kalın, ağzı küçüktür ve gözle görülmeyecek kadar küçük kadife dişlerle kaplıdır.

Bazı kefaller in göz küresinin üzerindeki tabaka, yağ birikimiyle kalınlaşmıştır. Yine saydam olmakla beraber gözün dış yüzeyinin önemli bir bölümünü kaplar. 

Suların ısınmasıyla birlikte bu tabaka ortadan kalkar. Kefal derisi birbirine geçmiş iri pullarla kaplıdır. Sırtı gri veya koyu gri, yanları gümüşi, karnı ise beyazdır. Gövdesinde yedi-sekiz adet birbirine paralel gri bant vardır. Has kefal ve altınbaş kefal in baş ve yüzgeç uçlarında sarı lekeler görülür.

Kefal in karnını yarıp, iç organlarını temizlediğimiz zaman içindeki zarın siyah bir tabakayla kaplı olduğunu görürüz.  Bu siyah tabaka, balık su altında tutulup gazete kağıdıyla iç kısmı bir iki kez ovalama ile kolayca sıyrılıp çıkar. Dipte ve çamurda yemlenme sonucu karın bölümünün içindeki ince zar bu rengi alır. Akıntılı ve temiz diplerde yemlenen kefaller in içleri daha açık gri bir zarla kaplıdır. Kefal balığının bağırsağı da çok uzundur ve halka biçiminde İyice sarılmıştır. 30 cm.' lik bir kefalin bağırsak uzunluğu ortalama 21 cm.'dir.

Kefal balıklarının diğer balıklara oranla yaşam süreleri daha uzundur. Platerina, altınbaş ve has kefal ortalama on beş yıllık bir ömre sahiptirler.

Dişileri 7 milyon civarında yumurta döker ve yedi-sekiz yaşlarında nesil yetiştirmeye başlarlar. Erkeklerin nesil yetiştirmeleri ise altı-yedi yaşındayken başlar.  Kefallerin daha küçükleri olan ilaryalar ise on-on iki yıllık bir ömre sahiptirler. Dişileri 2 milyona yakın yumurta döker. Bu süre içinde hepsi birbirine dokunacak şekilde sıkışık yığınlar halinde toplanırlar. Kefal balıkları sığ sularda ürer. Yumurtlama mevsimi cinslere göre değişir.Genellikle sularımızda Mayıs ve Haziran aylarında yumurta dökerler. Yüzerken karınlarını dibe sürterek yumurta bırakırlar. Küçük ağızlı dişsiz balık olduklarından yırtıcı sınıfına girmez.

Eski Germanya halkı ...

Tötonlar, (Lat. Teutones, çoğul Teutoni), 
M.Ö. 4. yy' dan itibaren Jütland' da yaşamış bir halk.

Strabo ve Marcus Velleius Paterculus olmak üzere çeşitli Yunan ve Romalı kaynaklara göre bir Cermen ırkıdır. Başta 2. yy' da günümüz Fransa' sında Romalılara karşı savaşmışlardır. Günümüzde İngilizce Teuton sözcüğü hakaret olarak Alman anlamında kullanılır.



Kaynakça,
http://tr.wikipedia.org/wiki/

Ev, yuva ...

Ev,
Bark,
Yuva,
Dar,
Hanüman,
Ocak,

Çekişme, kavga ...

Maraza, (Arapça).
Niza, Çekişme, bozuşma, kavga.
Dövüş.
Tenazu,
Takaza,
Hır, Kavga, Dalaş.
Anlaşmazlık, çekişme, kavga.
Muaraza, itişip çekişme. 

Yavaş, ağır ...

Bati, (Arapça),
Aheste, (Farsça),
Yavaş, ağır. 
Yavaş, ağır bir biçimde,
Hantal, İşi, davranışları kaba ve yavaş

Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad.

Domniça,
Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad,
Kokoniça,
Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı,

Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı ...

Kokoniça,
Eflak ve Boğdan eyaletleri voyvodalıklarına atanan Fener Rum beylerinin erkek çocuklarından olan ya da kızlarından doğan kız, çocuklarının Osmanlı Devletindeki unvanı,
Domniça, 
Osmanlı döneminde Eflak ve Boğdan beylerinin kızlarına verilen ad,

Bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm ...

Yiv,
Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı. 
Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. 
Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk. 
Ek çizgisi, 
Saçta ayırma yeri.

"Fatmagül' ün Suçu Ne" , "Bedrana" , "Kara Çarşaflı Gelin" gibi filmleriyle tanınmış sinema yönetmenimiz ...


Süreyya Duru, (1930-1988),  
Türk film yönetmeni ve yapımcı.
1930 yılında İstanbul’da doğdu, 1988 yılında öldü. 
Galatasaray Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi hukuk Fakültesini bitirdi. Murat Film şirketini kurup yapımcılığa başladı. İstanbul'da Aşk Başkadır' la ilk kez yönetmenliği denedi (1960). Sinema alanında yurtiçi ve dışında büyük başarı elde etti.

Önemli filmler: 
Ada (1988).
Bedrana(1974), 

Kara Çarşaflı Gelin (1975), 
Güneşli Bataklık (1977), 
İki Çalgıcının Seyahati - 1962
Derya Gülü (1979), 

Uzun Bir Gece (1986), 
Çil Horoz - 1987   
Uzun Bir Gece - 1986  
Geçim Otobüsü - 1984  
Güneşli Bataklık - 1977  
Ben Bir Garip Keloğlanım - 1976  
Kara Çarşaflı Gelin - 1975  
Azgın Bakireler - 1975  
Yılan Yuvası - 1974  

Fatmagül'ün Suçu Ne(1986), 
Aç Gözünü Mehmet - 1974  
Çılgın Arzular - 1974  
Dövüşe Dövüşe Öldüler - 1974  
Nefret - 1973  
Rabia - 1973  
Hayatımın En Güzel Yılları - 1972  
Her Şafakta Ölürüm - 1972    Keloğlan - 1971 
Ömrümce Unutamadım- Ömrümce Aradım - 1971  
Sinderella Kül Kedisi - 1971  
Beyaz Güller - 1970  
Selahattin Eyyubi - 1970  
Ala Geyik - 1969      
Kader - 1968  
Yakılacak Kitap - 1968  


Malkoçoğlu - 1966 , Malkoçoğlu Krallara Karşı - 1967, Malkoçoğlu Kara Korsan - 1968, Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor - 1969, Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri - 1971, 
Malkoçoğlu Kurt Bey - 1972  
Zengin Ve Serseri - 1967  
Siyahlı Kadın - 1966  
Dağları Bekleyen Kız - 1968 
Damgalı Adam - 1966  

Şoför Nebahat Bizde Kabahat - 1965, Şoför Nebahat Ve Kızı - 1964, Şoför Nebahat - 1970    
Aşk ve İntikam - 1965  
Sevgim Ve Gururum - 1965  
Kavga Var - 1964  
Avare Yavru Filinta Kovboy - 1964  
Şahane Züğürtler - 1964  
Döner Ayna - 1964  
Yakılacak Kitap - 1963  
Büyük Yemin - 1963  
Dişi Örümcek - 1963    
Ateşli Kan - 1962 
İstanbul'da Aşk Başkadır - 1961

Argoda esrar, mal ...

Esrar,
Mal,
Ot,

Bir türde ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan, has ...

Öze,
Has,

Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri ...

Unite, (Fr. unité, İng. unit ),
Ünite, 
Birlik, birleşmiş olma durumu. 
Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim. 
Dersin bölümlerinden her biri. 
Birim.
Bir görevi, işi sürekli olarak yapmak üzere oluşturulmuş birlik.

Cilt kapakları özel bir düzenle gevşetilip sıkıştırılabilen klasör...

Kalamazo, (İtalyanca calamazzo). 
Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter.
Muhasebede kullanılan işletme defteri.

İstiridye, midye, tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağ ...


Alkarna, (İtalyanca Argagna). 
Algarna,

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
Kabuklu deniz hayvanlarını yakalamakta kullanılan ağ ,

Üçgen biçiminde demirden yapılmış ve ağzında file bir torba bulunan tekneden denize atılıp dibi taramak suretiyle midye, istiridye, tarak ve benzeri kabuklu hayvan avında kullanılan alet.

İstiridye gibi yumuşakçalarda kavkının iki parçasından her biri ...

Çenet,
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. 
İki parçalı kavkısı birbirine kaslarla bağlı yassı solungaçlılardan midye, istiridye gibi (hayvan)
Çatladığında kabuğu iki çenete ayrılan (meyve).
İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri.
Birbirine yapışık iki eşit parçadan meydana gelmiş olan cisimlerden her biri, fasulye, nohut gibi sebzelerin, badem, ceviz, erik gibi kuru meyvelerin içindeki parçalar.

İstiridye (Crassostrea),
Yatay iki kabuktan meydana gelmiştir. Alttaki kabuk kalın ve dışa doğru konkav, üst kabuk daha muntazam bir yapı göstermekle birlikte kabuklar düzensiz yapıdadır. Sağlam kaslarla birbirine bağlanmış kabuklarda yatay halkalar mevcuttur. Kabuk sıramsı kahve renktedir, içi parlak beyaz ve sedefsi yapıdadır. Genelde 1-5 m derinlerde ve bir mesnete yapışarak yaşarlar. Geç ilkbahar ve yaz aylarında yumurtlar. Hermafrodittirler. İki parçadan meydana gelen kabukları kalın ve katmerlidir. Parçalar eşit büyüklükte değildir. Sol kabuk çukur olup, bununla vücudunu zemine bağlar. Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir. Ilıman ve sıcak denizlerde sürüler halinde, 10 yıldan fazla yaşar. Avcılar tarafından dreçlerle avlanır. 

İstiridyenin yumuşak bölümü çenetlerin içine bir kitabın sayfaları gibi yerleşmiştir. Çenetlerin iç yüzeyini döşeyen bu etli katmana örtenek (manto) denir. Örtenek içindeki ince solungaç yapraklarının oluşturduğu su akımı, solunum için gerekli taze suyu ve suyla sürüklenen, beslenmeleri için gerekli küçük canlıları getirir. 

İstiridyelerden beslenenler yalnız insanlar değildir. Ahtapotların besin kaynakları arasında bu çiftçenetliler önemli bir yer tutar. Ayrıca denizyıldızları ve dikenli deniz salyangozlar da istiridyelerle beslenirler.

İstiridye kabuklarının iç yüzeyi sedefle kaplıdır. Bu maddenin küçük topaklar halinde birikmesi inciyi oluşturur. En değerli inciler Basra Körfezi'nde gelişen istiridyelerden elde edilir

Çeşitleri;
Amerika istiridyesi (Crassostrea virginica), 
Sydney kaya istiridyesi (Crassostrea commercialis),
Bayağı istiridye (Ostrea edulis)

Kuzey Amerika' da yaşayan Kızılderili bir halk ...

Kızılderili
Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir. Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır. Bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıklarında vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı.  Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir. Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.

Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir ; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.

Kabileler;
Apaçiler, Apache,  
Alaskan Athabaskans
Arapaholar, 
Blackfoot ,
Anişinaabe veya Çippeva, (Kuzey Amerika'daki topraklarındaki Metis' lerin dahil olduğu en büyük kızılderili topluluğudur.)
Cahuillalar, Cherokeeler, Chumashlar, Cowcreekler, Crow, Comanche, Chippewa,
Cherokee -Çerokiler (En büyük), Cheyenne (Cheyanne), Creek  
Dakotalar, Delaware,
Hohokamlar, 
Iroquois
Kiowa, Krik, 
Lakota kabilesi (Diğer ismi, Teton),  Lumbee,
Mohikanlar, 
Navajo (Navaho), 
Ojibva,  Ocheeseler, Ohloneler, Osage
Pimalar, Pomolar, Potawatomi, Puget Sound Salish, Paiute,
Seminoleler, Siouxlar, Siyu, Soolar, Spokaneler,  Shoshone,
Tlingit , Tohono O' Odham,
Vakaşlar, 
Yaqui,
Yutalar (Utah),


Eskrimde karşılaşma şekilleri...


Epe,
Flöre,
Kılıç,

Eskrim, (Fr. escrime). 
Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor, kılıç oyunu. Eskrim, epe, flöre ve kılıç olarak isimlendirilen, kesici ya da delici olmayan, birbirinden farklı üç silahla yapılan, belirlenmiş uluslararası kuralları olan, olimpik bir mücadele sporudur. Eskrim üç tür silahla yapılır: Flöre, epe ve kılıç. Her üçünün de değişik yönleri olma­sına karşılık, sayı sistemleri aynıdır. Erkekler arası eskrim karşılaşmalarında ilk beş vuruşu, kadınlar arası karşılaşmalarda ise ilk dört vu­ruşu tamamlayan oyuncu maçı kazanır.

Eskrimci, yaralanmamak için tel kafesten bir maske, koruyucu bir yelek, sağlam keten ya da branda bezinden bir ceket ve yumuşak eldivenler giyer. Eskrim karşılaşmaları 2 met­re genişliğinde ve 14 metre uzunluğunda bir pist üzerinde yapılır.

Zihinsel açıdan eskrim, strateji geliştirmeye ve taktik uygulamalara yönelik yararlar sağlar. Eskrimcinin, kısa maç süresi içinde rakibini çabucak değerlendirmesi ve stilini ona uyarlaması gerekecektir. Eskrim, zihinsel bir oyunun bütün koşullarını içerir. Çok süratli biçimde, birkaç hamle sonrası için zamanında karar verme gerektirdiğinden, eskrim maçı, çabuk oynanan bir satranç maçına benzetilir. Keskin, analitik bir zekâ gereksinimi yanında eskrim, karar mekanizmasının çabuk çalışmasını ve fırsatın ilk belirdiği anda, saldırıya geçme cesaretini gerektirir. Eskrimci bu anı değerlendirmekte gecikirse fırsat kaçmış olur. Her an hazırlıklı olma, hasmını sürekli kontrol altında tutma sonucunda, başarıyla uygulanan bir saldırı planı, kendine güven duygusunun artmasına yol açar.

Flöre ;
1,1 metre uzunluğunda, en fazla 500 gram ağırlığında, ucunda küçük bir düğme ve çan biçiminde bir koruyucusu bulunan ince bir silahtır. Eskrim bu silahla öğrenilir. Sayı kazanmak için flörenin ucundaki yaylı nokta­nın gövdeye bastırılması gerekir. Her iki oyuncu da aynı anda vuruş yaparsa hücumda olan sayı kazanır. Kol ve bacaklara ya da başa değen vuruşlar sayılmaz. Eskrimci kısa, hızlı adımlarla öne ve arkaya hareket eder. Saldırı anında kol, gövde ve bacakların hamle denen açılımıyla rakibini dürter. Savunmadaki es­krimci saldırıyı savuşturursa, vuruş hakkı ka­zanır. Doğrudan yapılan hamleler kolay savı­lır; bunun için, hamleyi yapan aldatıcı ha­reketlerle rakibini şaşırtmaya çalışır. Böy­lece rakibin erken savunmaya geçmesini sağ­layarak, gerçek saldırı için vakit kazanmış olur.
 
Epe;
Flöreden daha keskin ve ağır bir silah­tır, koruyucusu da daha büyüktür. Epede vu­ruşlar yalnızca silahın ucuyla yapılır. Üçgen kesitli olan epenin ucu üç çatallıdır ve bir vu­ruş kaydedildiği zaman giyside iz bırakır. Kar­şılaşma genel düello kurallarıyla ve özel sınır­lamalar olmaksızın yapılır ve rakibin vücudunda herhangi bir yere dokun­ma vuruş sayılır. Aynı anda yapılan vuruşlar iki tarafa da sayı olarak yazılır.
 
Kılıç;
Kılıç  hem dürtme, hem de kesme silahı ola­rak kullanılır. Düz ve yassı olan kılıcın yarı yuvarlak bir koruyucusu vardır. Rakibin bel­den yukarısına uç ya da kenarla yapılan vu­ruşlar sayı olur.


 








Kaynak: http://www.msxlabs.org

ABD' li ünlü piskanalist, sosyolog ...


Erich Fromm, 
 (1900 Frankfurt Almanya-İsviçre 1980), Musevi kökenli Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur.
1900 yılında Almanya’da doğdu. Heidelberg ve Münih Üniversiteleri’ nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimi alarak 1922 yılında doktorasını tamamladı, 1931 yılında da Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nden mezun oldu. mezun oldu. 1930’ların başlarında Nazi hareketinin güçlenmeye başlaması sonucunda önce Cenevre’ye, ardından aldığı davet ile 1934 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.  

Kitlesel davranışın irrasyonel olduğunu ve bu akıl dışılığın kaynağını araştırdı. Aradığı yanıtların bir kısmını Karl Marx’ın yazılarında buldu.
 Karen Horney ile birlikte çalışan Fromm’ un düşüncelerinde Horney’ nin etkisi, Horney’nin düşüncelerinde ise Fromm’un etkisi yadsınamaz. 

Kariyerinin sonlarına doğru Mexico City’e taşınarak ekonomik sınıflar ile kişilik tipleri arasındaki ilişkiye dair araştırmalar yaptı. Sosyal ve politik açıklamaları, felsefik ve psikolojik desteklere dayanarak yaptı. 1980 yılında 6 yıl önce emekliliği için taşındığı İsviçre’de öldü.    

Önemli eserleri:    
Özgürlükten Kaçış (İngiltere’deki ismi ile “Özgürlük Korkusu”) (1941)    
Kendini Savunan İnsan / Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma (1947)    
Ruh Çözümleme ve Din (1950)    
Unutulmuş Dil (1951)    
Sağlıklı Toplum (1955)    
Sevme Sanatı (1956)   
Sigmund Freud'un Kişiliği ve Etkileri (1959)    
Bırakın İnsan Kazansın : Bir Sosyalist Manifesto ve Program 1960   
Zen Budizm ve Ruh Çözümleme - D.T. Suzuki ve Richard de Martino ile birlikte (1960)    
Marx'ın İnsan Anlayışı (1961)    
Yanılsama Zincirlerinin Ötesinde Marx ve Freud'un Kıyaslanması (1962)    
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı (1964)    
Tanrılar Gibi Olacaksınız (1966)    
Umut Devrimi (1968) 
Meksika Köyünde Toplumsal Karakter - Michael Maccoby ile birlikte (1970)   
Ruh Çözümlemeciliğin Bunalımı : Freud'un Denemeleri , Marx ve Toplumsal Ruh Bilim (1970)    
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (1973)   
Sahip Olmak mı, Olmak mı? (1976)

Amerika Birleşik Devletleri' nin Merkez Bankasının adı...

FED,
Federal Reserve Banks, FED
Halen Merkez Bankası'nın (Federal Reserve) başkanı, Ben Bernanke' dir. Ben Shalom Bernanke (d. 13 Aralık 1953, Georgia) ABD'li ekonomist ve mevcut FED başkanı. Görev süresi 2009'da dolmasına karşın ABD Başkanı Barack Obama tarafından görev süresi uzaltılmıştır. Ben Bernanke Time dergisi tarafından Yılın Adamı seçilmiştir.
ABD' de 1913 yılında çıkarılan Federal Reserve yasası ile kurulan sistem içerisinde yer alan bankalardır. Bu sisteme içerisindeki bankaların oluşturduğu organizasyon ABD' nin merkez Bankası FED' i meydana getirmiştir. FED farklı bir yapıyla meydana gelmiş olmasına rağmen bir merkez bankası' nın sahip olduğu tüm fonksiyonlara sahiptir.

1907 yılında Wall Street’te yaşanan bir likidite krizi, köklü bankaların batmasına, birçok bankanın mevduatları dondurmasına ve bankacılık sektöründe büyük bir işsizliğe neden olmuştu. Krizin nedeni paranın kontrolsüz bir şekilde rezerve edilmesinden dolayı piyasada yeterli likidite kalmamasıydı. J. P. Morgan adlı bir bankerin bankalara geçici olarak likidite sağlamasıyla kriz atlatılabilmişti.

Bu kriz, bankacıları ve politikacıları çözüm aramaya itti. 1907-1913 yılına uzanan süreçte Wallstreet’ in önemli bankerleri ve senatörler Georgia eyaletindeki Jekyll adasında toplanarak Aldrich planı adı verilen bir plan ortaya çıkardılar. Senatör Nelson Aldrich’ in öncülük ettiği bu plan, Kongrede reddedilmesine rağmen, 1913 yılında benzer bir kanun olan Federal Reserve Act kabul edildi.

Buna göre Amerika genelinde 12 tane Federal Reserve bankası kurulacak ve bunların ortakları, bulundukları bölgelerdeki ticari bankalar olacaktı. ABD Başkanı tarafından atanan bir Yönetim Kurulu ise hem bu 12 Bankanın koordinasyonunu sağlayacak, hem de ulusal para politikasını yürütecekti. Böylece Amerikan Merkez Bankası kurulmuş oldu. 1913 yılındaki bu yasa ile para basma yetkisi de Amerikan Merkez Bankasına verildi.

Merkez Bankası' nı oluşturan Bankalar;

1) Rothschild Banks of London and Berlin.
2) Lazard Brothers Banks of Paris.
3) Israel Moses Seif Banks of Italy.
4) Warburg Bank of Hamburg and Amsterdam.
5) Lehman Brothers of NY.
6) Kuhn, Loeb Bank of NY (Now Shearson American Express).
7) Goldman, Sachs of NY.
8) National Bank of Commerce NY/Morgan Guaranty Trust (J. P. Morgan Bank - Equitable Life - Levi P. Morton are principal shareholders).
9) Hanover Trust of NY (William and David Rockefeller & Chase National Bank NY are principal shareholders).

Merkez Bankası (milli banka, merkezi milli banka) bir ülkenin parasından, para değerinden ve para sahasından sorumlu bankadır. Gelişmiş ülkelerde merkez bankasının asıl hedefi para biriminin ve para istikrarının sürdürülmesidir. Merkez bankasının bunun dışında bankacılık sektörünün son mercii olmak ve faiz haddinin kontrolü gibi görevleri de vardır. Bunun yanında merkez bankasının, bankalar ve diğer finansal kurumları, tedbirsizlik ve dolandırıcılığa karşı denetlemek gibi yetkileri de olabilir. Günümüzde birçok zengin ülkenin, siyasi müdahaleleri engelleyen yasalarla çalışan, bağımsız merkez bankaları bulunmaktadır. Çünkü ulusal ve ulusal üstü para alanları, uygun ulusal merkez bankaları (US Federal Reserve, İngiltere Bankası, Japon Bankası) ve bu tür uluslararası üstü bankaları (Avrupa Merkez Bankası) bulunabilir.

ABD' de blues müziğinin önde gelen şarkıcısı ...

Janis Joplin,
Janis Lyn Joplin,  
Amerikalı şarkıcı, besteci ve blues müziğinin ustası. 

60`ların en güçlü Beyaz kadın rock sanatçısı olan  Janis Joplin aynı zamanda kendini parçalarına tamamen yansıtabilen muhteşem bir blues ustasıdır. İlk olarak sahneyle tanıştığı San Francisco`nun kendini bilmez grubu Big Brother &amp ile başladı. Big Brother`ı normalden ayırıp farklı kılan Janis Joplin olmuştur. `67 Monterey Pop Festivali`ndeki (belki de en iyi gösterisiydi) filme de çekilen "Ball and Chain" ile onları bir anda hit yaptı. İddialı, baskıcı kişiliği ve sahnedeki rahat, azgın tavırlarıyla Rock müzikte kadının günümüzdeki yerine ulaşmasında da büyük rol oynamıştır.

Janis Joplin Texas, Port Arthur kasabasında büyüdü. Joplin`in sonradan ortaya çıkaniç çekişmeleri ve mutsuzluğu, çevresinin beklentileriyle kendi istediklerinin birbirlerinden çok farklı oluşu ve tüm bunlara ayak uyduramamasına bağlanır. 

Joplin`in ilk albümü "I Got Dem Ol` Kozmic Blues Again Mama!", Big Brother`dan gitarist Sam Andrew`in de çaldığı Kozmic Blues Band ile birlikte dolduruldu. Çok tutulmasına rağmen, Janis Joplin`in çıkardığı en iyi iş denemez; bu yeni topluluk müzik açısından daha cilalı olmalarına rağmen Big Brother`daki elemanlar kadar sıcak değillerdi, yaptıkları müzik ise devamlı soul rock`a kayıyordu. Ancak başarısız olarak nitelendirmek de doğru değil, Janis Joplin`i zirveye çıkaran "Try (Just A Little Bit Harder)" parçasının başarısı asla göz ardı edilemez.

Joplin`in hayatı hemen hemen tüm biyografilerde de dikkatin çekildiği üzere uyuşturucu bağımlılığı, alkoliklik ve kalıcı olmayan kişisel ilişkiler üzerine kurulmuştu sanki.

Ölümünden kısa bir süre önce ise müzikte işler yolundaydı, son albümü "Pearl" için istediği çok yönlü bir müzik için bir araya getirdiği "Full Tilt Boogie Band" -yapımcı Paul Rothschild idi- doğrusu acımasızca eleştiriliyordu ancak "Pearl" Janis Joplin`i, onun olgunluğunu, farkını kanıtlıyordu sanki. Blues`un, soul`un ve halk-rock`ın üstesinden başarıyla gelebildiğini bu harika albümde ilan etmiş oldu. 


Albümdeki "Mercedes Benz", "Get It While You Can" ve Kris Kristofferson`ın "Me and Bobby McGee" parçaları Janis Joplin`in en iyi parçalarındandır. Ancak üzücü bir şekilde 1970 Ekim`inde Hollywood`da bir otelde aşırı dozdan, daha albümü çıkmadan, bir türlü sevemediği yaşama veda etti. "Me and Bobby McGee" ölümünden sonra `71`de bir numaraya yükseldi. Onunki gibi bir sesin bir daha dünyaya gelmesinin ne kadar zor olduğu herhangi bir parçasını dinleyince hemen anlaşılıyor.

Kozmic Blues Band kuruldu. Sam Andrew, Brad Champbell, Carnelius Flowers, Richard Kermode, Gabriel Mekler, Moury Baker, Lonnie Castle, Roy Markowitz, Terry Clements ve Luis Gusco grupta yer alan isimler oldu. Konserlerin ardı kesilmiyordu ve her konser sonrasında müthiş kayıtlar bırakıyordu. 1969 yılında yeni grupla I Get Dem Ol’ Kozmic Blues Again Mama kaydedildi. Albümden öne çıkan parça sayısı bir önceki albümle kıyaslanınca pek iç açıcı değildi ama Janis’ın sesi her şeyi kotarmaya yetiyordu. Kozmic Blues, Try, Maybe, As Good As You’ve Been To This World iyi parçalardı. 

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!