Devletler arası savaşa ara verme amacıyla yapılan anlaşma ...

Mütareke,
Arapça, هدنة
Ateşkes,
Bırakışma,
Anlaşma,
Mütareke,
Savaşan iki tarafın karşılıklı istekleri sonucu, çarpışmalara belli bir süre ara verilmesidir.
Mütareke siyasi ve askeri bir anlaşma olup barış öncesi bir devredir. 
Devletler arası savaşa ara verme amacıyla yapılan anlaşma.
Bir meseleyi hal için bir şeyi terk etmek. 
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.


Savaşan iki gücün isteğiyle çarpışmaya belli bir süre için ara vermesi.
Karşılıklı olarak terkleşmede bulunma.

Silahları bırakma, Mücadelenin karşılıklı olarak bırakılıp ateşin kesilmesi.
Savaşlarda çatışmaları sona erdiren silah bırakma, nihai ateşkes antlaşmasıdır. Bırakışma metnine mütarekename denir.

Ateşkes, kısa süreli olup kapsamlı hükümleri bulunmaz. Süresi bitince çarpışmalar tekrar başlar. Ya da her an bu anlaşma bozulabilir. Mesela, Bayram ve Noel gibi özel günlerde savaş içinde belli bir müddet için alınan karardır. Mütareke, karşılıklı olarak anlaşmak, kuvvet ve silah bırakmak. Görüldüğü gibi mütareke ve ateşkes farklı şeylerdir.

Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli veya bulgurlu köfte ...

Kadınbudu,
Kadınbudu köfte,
Malzemeler:
2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
400 gram orta yağlı kıyma
1 adet yumurta
1 adet kuru soğan

2 diş sarımsak
1 çay bardağı haşlanmış pirinç
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kimyon
Köfteleri kızartmak için, 1 su bardağı ayçiçek yağı, 1 çay bardağı un ve 1 adet yumurta

Yapıışı; Bir tavada ayçiçek yağını kızdırın. Çok küçük parçalar halinde doğranmış kuru soğan ve sarımsakları renk alana kadar kavurun. Kavrulan soğanlara kıymanın yarısını ekleyin ve suyunu çekene kadar kavurun. Tuz, karabiber ve kimyonu ekleyin. Kavrulmuş kıymayı soğuması için bir karıştırma kabında bekletin. Bir fincan pirinç haşlayın. Çok haşlarsanız yoğurma esnasında parçalanabilir. Arta kalan pirinç pilavını da kadınbudu köfte yapımında kullanabilirsiniz. Bazı yörelerde bulgur da kullanılır. Ama esas pirinçli olur. Karıştırma kabındaki soğuyan harca kalan kıymanın diğer çiğ yarısını ekleyin. Harcın içine yumurta, süzülmüş ve haşlanmış pirinci ekleyin ve yoğurun. Benim favorim harca biraz da maydanoz ilave ederek ayrı bir lezzet katınız. En az 2 saat kendini çekmesi ve dinlenmesi için buzdolabında bekletin. Köfte harcından ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın ve avuç içinizde bastırarak yassı ve oval köfteler hazırlayın. Köfte adını aldığı gibi kadın budu şeklindedir. Ayçiçek yağını derin kızartma tenceresinde kızdırın. Yumurtayı çırpın, unu düz bir servis tabağına alın. Köfteleri sırasıyla, una ve çırpılmış yumurtaya buladıktan sonra kızgın yağda ters yüz ederek kızartın. Başka bir yapım metodunda ise un ile galeta unu karıştırılarak da kullanılabilir. (yarım çay bardağı galeta unu). Daha sonra yumurtaya daldırılarak kızartılır. Fazla yağını bırakması için kağıt havlu serili bir servis tabağına alınız. Köfteler biraz beklettikten sonra ılık olarak servis edin. Yanında dilimlenmiş domates, maydanoz ve kızarmış patates ile servis yapınız. Afiyet olsun.

Ordan burdan;
Kadınbudu köfteye benzer şekilde Türk mutfağında çok ilginç yemek adları vardır. Genelde tatlı isimleri olunca biraz cinsel çağrışımlıdır. Bir şehrin organize sanayi bölgesinde bir esnaf lokantası vardı. Bu Lokantanın adı Erkek Lokantası ama tüm yemek adları kadın ve adına dair isimlerdi. Bu nedenle Türk mutfağı lezzet ve benzetme zenginidir. Çinlilerin dediği gibi, bir yemek ismi ne kadar tuhaf olursa o kadar lezzetlidir.

Ağzıaçık (Urfa), Ali nazik, Analı kızlı, Arap dudağı, Arabbaşı çorbası, Ak baldır,
Ayşe kadın fasulye, Abdigör Köftesi, Acur oturtması, Avukma (Aydın),
Ahöze sızbalı, (Eskişehir) yumurta, yeşil erik, taze soğan ile yemek.
Babagannuş, Bicibici, Boncuk Ayşe, Bubuş (dut), Batırık çorbası, Bozbaşı,
Billur kebabı, Bacaklı çorbası (Tokat), Banak (Isparta).
Cacıklı arap, Cıvıklı, Cici papa, Cıbıl dolma,
Çaput aşı, Çaraçura, Çarşaflı tost, Çükündür (Şeker pancarı), Çüklüce,
Derdimi alan (Isparta), Dul avrat çorbası, Dilberdudağı,
Eliböğründe (Maraş), Eniştelokumu (Rize), Eşkeli (Van), Etli bamya, Ezogelin çorba,
Frik pilavı, Fışfış meyve tatlısı (Gümüşhane),
Gavurdağı salatası, Gerdan çorbası, Gilgirikli köfte, Göbek dolması, Genç kız rüyası,
Hanım göbeği, Horoz taşağı fasulye, Höşmerim, Hünkar Beğendi,
İmam bayıldı, İmamın sarığı,
Kaçamak, Kadınbudu köfte, Karnıyarık, Kadıboğan, Kalbura bastı, Kaygana, Kaymaçino,
Kedi batmaz (Bolu), Kerhane tatlısı (Halka tatlısı),
Kesme ibik çorbası (Amasya), Keşkül, Kısır,
Kocakarı gerdanı, Kol böreği, Köpoğlu, Kulak çorbası (Aydın),
Kuyruğu sulu (börek), Kuskus, Kurşun geçmez köftesi (Malatya), Kuymak,
Leyla, Leylek giliği (Tokat),
Mamalika, Mafiş tatlısı (Balıkesir),
Otur Fatma tatlısı (Kocaeli), Oturtma, Orospu mantısı, Oğmaç (Bolu).
Ölününkörü,
Papaz yahnisi, Papaz mancası (Tekirdağ), Pırtımpırt (Kayseri), Paçanga böreği,
Pisik taşağı, Perişka (Çankırı), Pesküden (Sivas),
Prenses tatlısı, Pumpum çorbası (Bartın), Potturma (Niğde),
Püşürük çorbası (Artvin),
Sandal sefası, Sarığı burma, Sakala çarpan çorbası (Afyon), Sembüsek (Hatay),
Sütlü nuriye, Sulu kaçamak (Kırklareli), Sultan dudağı,
Şakşuka, Şevketi bostan (İzmir), Şıllık tatlısı, Şiveydiz, Şırdan,
Talaş kebabı, Tosunum (Kütahya), Taşküllüğü,
Tavşan üflemesi, Tavuk göğsü, Tirit, Topalak,
Unutma beni,
Vezir parmağı,
Yanıyarma, Yalancı dolma, Yengen,
Zümküfül, Zülbiye(Kars).

ABD dönüşünde, 'La Burgogne' adlı geminin Atlas Okyanusunda batması sonucu yaşamını yitiren ünlü pehlivan ...

Koca Yusuf,
(1856-1898)
Pehlivan.
Lakapları;
Karalarlı Yusuf (Doğduğu köy), 
Şumnulu Yusuf,
Büyük Yusuf,
Korkunç Türk (Terrible Türk),
Koca Yusuf (1900 yılından sonra).


1856 yılında Şumen ya da Şumnu' da, Bulgaristan'ın kuzeydoğusunda, Silistre eyaleti, Deliorman bölgesinde, doğdu. Dünyaca ünlü ve efsanevi Türk güreşçidir. Ülkemizde, güreş Koca Yusuf ile birlikte anılır. Halk arasında güçlü ve kuvvetli insanlar için de Koca Yusuf gibi benzetme yapılır. Sırtı yere gelmeyen pehlivan 1898 yılında ABD dönüşünde, La Burgogne (Bourgogne) adlı geminin Atlas Okyanusunda batması sonucu yaşamını yitirir.

Koca Yusuf dönemin ünlü pehlivanlarından Kel İsmail Pehlivanın yanında çırak olarak ufak yaşta güreşe başladı. Uzun süre Kırkpınar başpehlivanlığını elinde bulunduran Kel Aliço ile güreşti. Adalı Halil'i iki kez peş peşe yendi. Osmanlı döneminde pek çok güreş yaptı.

1897 yılında Avrupa'ya Fransa ve İngiltere'ye gitti. Paris'te minder güreşinin kurallarını öğrendi. Bu dönemde güreştiği ve döneminin önemli sporcuları olan Olsen, Pons, Fournier ve Sebes gibi isimlerin tamamını yendi. Avrupa'da büyük ün kazanınca Amerika Birleşik Devletleri'nden davet aldı ve oraya gitti. Orada da yaptığı bütün güreşleri kazandı. Ünlü Jenkins ve Amerika Şampiyonu unvanını taşıyan Robert de vardır.


Dönüş için 1898 yılında Fransız bandıralı, La Bourgogne transatlantiği ile yola çıktı. Gemide 721 yolcu vardı. Gemi ve yolcuları, New York limanından, Hollanda’nın Le Havre limanına hareket eder. Gemi 4 Temmuz sabahı New York'un kuzeydoğusundaki Sable Adası'nın 60 mil açıklarında İrlanda bandıralı Crmartyshire şilebiyle çarpışıp batar. Koca Yusuf ve gemideki tüm yolcular ve mürettebat boğularak ölmüştür.  Koca Yusuf'un cesedi Atlantik Okyanusunda kaybolmuştur.

Üzeri çikolatayla kaplanan donmuş krema ...

Eskimo,
Buz Dondurma.
Çikolatalı donmuş krema.
Üzeri çikolatayla kaplanan donmuş krema .

Eskimo dondurması ya da akutak veya akutuk.
Eskiden sinemalarda hepimizin bildiği Alaska, frigo, buz dondurma satılırdı. Dikdortgen prizma şeklinde aluminyum folyoya sarılı çikolatalı dondurma vardı. Alaska Buzz diye bağırılarak satılan dondurma mı? çikolata mı? bir sinema klasiğidir.










Gözle görülmeyen altın parçacıklarının yakma ya da elektroliz yoluyla geri kazanılması işlemine verilen ad...

Ramat,

Gözle görülmeyen altın parçacıklarının yakma ya da elektroliz yoluyla geri kazanılması işlemine verilen ad. 

Türkiye'nin dört bir yanındaki atölyelerde altın ve gümüşü işleyen maharetli ellerin kullandığı fırçada, toz bezinde, çöpte, havada, suda biriken altın ve gümüş tozları ramatçılar tarafından çeşitli işlemlerden geçirilerek geri dönüştürülür. 


Kuyumcu atölyelerinde altın, gümüş gibi değerli madenlerin işlenmesi esnasında kopan parçacıklar ortama dağılır. Bunların bir kısmı yere düşerek toza, su gibi başka maddelere karışır, bir kısmı da elbiseye, vücuda yapışır, bir kısmı da makinede kalır. Bu tür değerli maden bulunan toz, çökelti gibi artıklar ramat olarak adlandırılır. Ramatın bir takım işlemlerden geçirilerek arıtılması ve içindeki altın, gümüş gibi değerli madenlerin geri kazanılması işine ramatçılık denir.

Ramatçılıkta geri dönüşüm teknikleri;
Kal Yöntemi (Kurşunla Eritme),
Kimyasal Yöntem (Aqua Regia),
Wohlwill Elektrolitik Yöntemi,
Siyanür Yöntemi,
Eritme Yöntemi,
Civa Yöntemi(Amalgam),
Miller Yöntemi.

İki üç yaşlarında enenmiş erkek keçi ...

Seyis,
İki üç yaşlarında enenmiş erkek keçi.

Keçi, boynuzlugiller familyasının sığırlar alt familyasından Capra cinsini oluşturan memelilere genelde verilen ad. Keçinin kürküne post denir. Sarp yamaçlara rahat tırmanırlar. Ağaçların en uç bölgesindeki taze yaprakları yerler. Patika ve uçurumların kenarlarında dolaşırlar.

Binlerce yıl öncesi koyun, keçi, domuz, at ve sığır evcilleştirilmiş ve dünyanın kaderini değiştirmiştir. Koyun ve sığır daha çok Mezopotamya’da, domuz hem Mezopotamya hem Çin’de, keçi ilk olarak Akdenizde yetiştirilmiş. Akdeniz bitki örtüsü maki de bu nedenle oluşmuştur. Keçiler bu bölgede bulunan bitkilerin tepe tomurcuklarını yedikleri için ağaçlar bodur, çalı formunda kalmış.

Keçilerin yavrusuna oğlak, erkeğine teke denir. Süt keçilerin beslenmesinde;

  • Teke katımı ya da çiftleşme dönemi,
  • Gebeliğin son 1-1,5 ayı,
  • Oğlaklamayla başlayan süt döneminin ilk iki ayıdır.


Bu üç dönem çok önemlidir. Bu dönemlerde süt keçilerine verilecek yemlerin miktar ve niteliği, verimliliği etkiler. Keçi sütünün ve peynirinin yeri diğerlerinden farklıdır. 

İğne, raptiye gibi sivri uçlu şeylerden korkma ...

Enetofobi,
İğne korkusu.
İğne, raptiye gibi sivri uçlu şeylerden korkma.
İğne, raptiye gibi sivri uçlu şeylerden aşırı derecede korkma.
Aşı ya da iğne olmaktan korkma fobisine de tripanofobi denir.
Tripanofobi: Aşı ya da iğne olmaktan korkma. 
Enetofobi: İğne korkusu. 


Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali. Fobi kelimesi, Yunanca Phobos-Dehşet Tanrısı kelimesinden gelir.

Almanya Federal Meclisi ...

Bundestag,
Almanca: Deutscher Bundestag,
Alman Federal Meclisi.
Almanya Federal Meclisi, 
Federal Almanya Parlemantesona verilen ad.
Almanya'nın yasama organıdır. 
II. Dünya Savaşından sonra kurulan Batı Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Parlamentosu.

Bonn şehrinde faaliyete geçmiş ve her iki Almanya'nın 1990 yılında tekrar birleşmesine kadar burada faaliyet göstermiştir. Bugünkü parlamento, Berlin'deki eski Reichstag binasının temelden onarımı yapılarak burada çalışmaktadır.

Almanya, ya da resmi adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti parlamenter temsili demokrasisi olan bir cumhuriyet. Dört yılda bir milletvekillerin seçildiği genel seçim yapılır. Almanya'da halk doğrudan Başbakanı seçmez. Alman kimliği olan ve  18 yaşını dolduran herkes oy kullanma hakkına sahiptir. Her seçmenin 2 oy kullanma hakkı var. Birinci oy seçim bölgesindeki milletvekillini (Direktmandat) seçmek için kullanır. İkinci oy ise siyasi partilerin eyalet listelerine verilen oydur. Almanya’da seçim barajı yüzde 5 olup Meclis’teki sandalye sayıları bu ikinci oy oranına göre belirlenir. Bundestag'daki toplam sandalye sayısı 598 ve yasama dönemi toplam 4 yıldır. Barajı aşan her aday meclise girer. Başbakanı meclis seçer. Mecliste gizli bir seçim yapılarak seçilmiş milletvekillerinin  arasından Başbakan seçilir. Almanya’da ve Avusturya’da hükümet başkanı başbakan olup Şansölye denir. Şansölye, Roma İmparatorluğu mirası üzerinde kurulmuş çeşitli ülkelerde değişik zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmış bir görev adıdır.

Adolf Hitler'in Almanya'nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu'nun toplandığı yerin ismi Reichstag'dır. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin'de bulunmaktadır. Açıldığından beri hizmet veren Reichstag 1933 yılında Hollandalı bir komünist olan Marinus van der Lubbe'in gerçekleştirdiği bir kundaklama sonucu yanarak harap oldu. 

İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik ...

Taraz,
Tıraz,
Eng. Ravels. 
Alm. Taraz, die Ausfasserung

Rusça, Taraz, очески (PL)
Düz ve parlak kumaşların yüzeyinde oluşan tel tel iplik. 
(Kumaş için) Üzeri tel tel ipliklenmiş. 
(Saç için) Karışık, dolaşık, keçeleşmiş.
Tarazlamak, Tezgahtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak.
Raveled threads on the surface of a fabric.

Tarazlanmak, Derinin pütür pütür olması, saçın dağınık-karışık olması, tel tel kabarması. 
Kumaşın üzeri tel tel ipliklerle kaplanması, ipliklerin kabarması,.
Çatallaşmak.
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik.
İpekten dokunmuş kumaşlara ipek, ipekli ya da harir denir.  
Taraz taraz, Çizgi çizgi, iz iz.
Tarazlı, Tarazı olan. 
Tarazsız, Tarazı olmayan. 
Genellikle yazlık giyim eşyası yapılan üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan ham ipekle dokunmuş kumaşa verilen ad, Şantung.

İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince,esnek ve parlak tel ...


İpek,
Harir,
Arapça, هاري هو
Eski dilde ipek, harir.
İpekten yapılmış. 
İpekli kumaş, 
İpekli elbise anlamlarına gelir. 
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik, taraz.

İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel.

İpekten dokunmuş kumaşlara ipek, ipekli ya da harir denir. 
Harir aynı zamanda ipekten yapılan bir cins kağıdın da adıdır.


İpek böceklerine verilen dut yaprakları ...

Küne,
İpek böceklerine verilen dut yaprakları.
İpek böceği Kelebek yumurtalarını dut yaprakları üzerine bırakır, yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. İpek böceğinin tek gıdası dut yaprağıdır ve bir kutu ipek böceği içinde, 500-600 kilogram dut yaprağına ihtiyaç vardır. İpek böcekleri için yaprak veren dut ağaçlarının yetiştiği yere, Dutluk veya Dut Bahçesi denir ve ipek böceği besleme yerine yakın olması tercih edilir.


İlaçlama yapılan tarım ürünleri yanı, tozlu yol kenarları, zehirli gaz çıkaran fabrikaların etrafı, yüzlek ve zayıf topraklar, sulama imkanı olmayan yerler dut bahçesi için uygun olmayan yerlerdir. İpek böcekçiliği için en uygun bahçe yalnızca dut ağaçlarının yetiştiği Kapama dut bahçeleridir. 
Dut fidanı dikimi, sonbaharda yaprak dökümünden sonra başlar ve ilkbaharda gözlerin uyanmasına kadar geçen zaman içinde yapılabilir. 

Ülkemizde dut ağaçları için, önemli olan zararlılardan bir tanesi Dut koşnilidir. Bu zararlı, ağaçların gövde ve dallarında, kirli beyaz renkte görülür. Ağacın gelişmesini zayıflatıp, kuruturlar. 

İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan bir kelebek hastalığı ...

Karataban,
Pebrin,
Nosema,
Kelebek Hastalığı.
Yavru çürüğü hastalığı. 
İpek böceğinde, sindirim aygıtı ve başka örgen dokularına karataban asalağı yerleşerek karataban hastalığını yapan sporlu bir hayvandır. Bu hayvandan ileri gelen ve ipekböceği tırtılına bulaşarak, geniş çapta ölümlere yol açan konakçı yumurtası kuşaktan kuşağa hastalığı sürdürür. 

İlk olarak 1856 yılında Fransa’da ortaya çıkan Pebrin (Karataban) hastalığının 1860 yılında Türkiye’ye yayılmış. Ülkemizdeki ipek böceği üretimini de çok etkilemiş ve gerilemesine neden olmuştur. 1894 yılında Bursa, Maksem civarında inşa edilen bir binada İpek Böcekçiliği Enstitüsü (Darülharir) kurulmuş ve bu Enstitü’nün idaresine Torkumyan (Torkomyan) Efendi getirilmiş. Fransa'da Pastör usulü tohum üretimi, hastalıksız tohum üretme metodu ile yeniden ipek böcekçiliği canlanmıştır.

Türkiye’de ipek halı ve ipekli tekstil sanayinde kullanılmak üzere yetiştirilen ırk Bursa beyazı olup ham ipek üretimi 10 ton civarındadır. Tohum üreten tek yer Koza birliktir.  

İpek böceği hastalıkları;
Virüs Hastalıkları,
Bakteri Hastalıkları 
Mantarsal Hastalıklar 
Zehirlenmeler.
İpekböceğinin gelişmesini körleten bir hastalık, Gatin.
Pebrin, Nosema.
Karataban.
Sütleme hastalığı, 
Baygınlık hastalığı, 
Kireç Hastalığı, 
Gatin,

Sütleme Hastalığı
Bir virüs hastalığıdır. En önemli etken değişken hava sıcaklığıdır. Gece-gündüz sıcaklık farklılıkları hastalanmayı çabuklaştırır. Bunun yanında yetersiz beslenme, kalitesiz (özellikle kızışmış ve ıslak) yaprak, aşırı nemli ortam, yetersiz havalandırma hastalığı tetikler. Hastalanan böceklerde görülen en belirgin özellik boğumlarının şişmiş olması ve boğum aralarının içlerinin sarı renkli irinle dolu olmasıdır. Hasta böcekler kendilerini küne kenarlarına atarlar. Böceğin ayaklarından biri koparıldığında süt renginde bir sıvı akar. Hasta böcekler dolaşırken boğum aralarından veya ayaklarından akan iltihap yapraklara ve küneye bulaşır. Bu bulaşık yaprağı yiyen veya bu sıvılara vücudu sürtünen diğer böceklerde hastalanır. Hasta böcek görülür görülmez ortamdan uzaklaştırılmalı, eller dezenfekte edilmeli ve toz kireç uygulanmalıdır. İlk üç yaşta hastalanan böcekler 3-4 günde, 4.-5’nci yaşlarda hastalanan böcekler 5-6 günde ölürler. 

Baygınlık Hastalığı: 
Bir bakteri hastalığıdır. Aşırı sıcak ve nemli ortamlarda gözlenir. Hastalık ölüme yakın zamanda anlaşılır. Ölümden sonra vücut önce sertleşir, daha sonra yumuşar. Karşıdan bakıldığında böcek baygınmış gibi görülür. Ama dokunulduğunda içi boşmuş gibi çöker, süngerimsi bir yapıdadır. Ölü böcekler çürürler. Önce kızılımsı bir renk alır, sonra siyahlaşır. 

Kireç Hastalığı: 
Mantar hastalığıdır. Deri yoluyla hastalık meydana gelir ve yayılır. Özellikle aşırı nem ve dengesiz sıcaklıklar etkendir. Basık tavanlı yerler, nehir ve göl kıyılarında sıkça görülür. Beyaz, yeşil ve sarı kireç gibi çeşitleri olmakla beraber yaygın olarak beyaz kireç hastalığı görülür. Hastalık özellikle nemin %90 civarında seyrettiği yerlerde görülür. Mikroplar deri yoluyla böceğin vücuduna girerler. Böceklerde iştah kaybolur ve hareketler yavaşlar. Giderek durur ve üç-beş gün içinde ölür. 

Pebrin Hastalığı
Nosema veya Karataban hastalığı olarak da adlandırılır. Hastalık iki yolla bulaşır. Yumurta yoluyla, aynı familyaya mensup kelebek tırtılları yoluyla veya uygun olmayan besleme koşulları (uygun olmayan yaprak, gece-gündüz dengesiz sıcaklıklar, aşırı rutubet, alt değiştirmeme vb.) hastalık yayılır. Çevresel faktörlerden gelebilen hastalık, kelebekgiller familyasındaki böceklerin (Amerikan beyaz kelebeği, lahana kelebeği vb.) larvaları dut bahçesine yuvalandığına, bunların tırtılları yaprak yer. Yapraklar bu dönemde ipek böceklerine verildiğinde, yaprakla gelen tırtıllar veya yaprağa bulaşık dışkıdaki sporlar vasıtasıyla ipek böceklerine bulaşır. Hastalanan böcek 4-5 gün içinde ölür. Hastalığın 2. ve daha sonraki evrelerinde dönemin sonuna doğru bütün böcekler ölürler. Başta hastalanan 15-20 böcek yaşarken dışkıları vasıtasıyla diğer böceklere hastalığı bulaştırır. İlk böcekler 4-5 günde ölürken diğer böcekler hastalığı bulaştırmaya devam eder. Böylece 2. 3. ve sonraki etkileri denen dönemler yaşanır. Çevreden çok nadir de olsa gelebilecek hastalık ise lokal hastalığa (sadece o bölgede) sebep olabilir. Üreticilerin hasta böcekleri tespit etmesi çok zordur. Ancak mikroskop muayenesi ile hastalık netleşir.

Rumeli'ye özgü, un ve tereyağı ile yapılan bir tatlı...

Kadıboğan,
Revaniye,
Bir Rumeli tatlısı.
Rumeli'ye özgü, un ve tereyağı ile yapılan bir tatlı.

Malzemeler;

250 gram Tereyağı veya margarin
2-3 su bardağı un,
Kabartma tozu, 1 paket.
500 gr toz şeker, (1 1/2 su bardağı).
2 su bardağı su,
1 dilim limon 
Kaymak 
Toz Antep fıstığı


Kadıboğan (Revaniye)  yapılışı;
Tereyağı ve unu geniş bir kaba alınarak hamur yoğrulur. Un kurabiyesi gibi hazırlanır. Hamur kıvamına gelince ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılarak ortasına bir çukur açılır. Yağlı kağıt serili tepsiye dizilir. Fırın 180°C 'ye önceden ısıtılır. Tepsideki hamurlar fırında kızarıncaya kadar 20 dakika pişirilir. Bir tencerede su ve toz şekeri karıştırarak hızlı kaynatın. Kaynayan şerbete bir limon dilimini ilave ederek ocaktan alınız. Ilıtılmış kurabiyelerin üzerine şerbeti döküp iyice çekmesini sağlayın. Kaymak ve toz fıstıkla süslenerek servis edilir. Afiyet olsun.

İstanbul’da, Bizans mozaik sanatının en güzel örneklerini barındıran yapı...

Kariye, 
Kariye Müzesi.
Khora, (Chora).
Kariye’ deki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine (XIV. y.y.) ait en güzel örneklerdir. Bu mozaik ve fresklerdeki derinlik figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzamalar bu dönemin üslubudur. 


Kariye Müzesi İstanbul Edirnekapı'da bulunan müzedir. Bizans döneminde kilise, fetihden sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır. Kariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının 14. yüzyıl dönemine ait en güzel örneklerdir. 
Kariye, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmıştır. 1511 Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. 1945 yılında müze olarak, kullanılmıştır. 1948–1958 yıllarında ise Amerikan Bizans Enstitüsünün yaptığı mozaik ve freskoların üzeri açılarak ortaya çıkarılmıştır. Eski Yunanca kent dışı veya kırsal alan anlamına gelen Khora (Chora) sözcüğü, Kariye olarak Türkçeye çevrilmiştir. 


Justinianus tarafından (527–565) V. yüzyılda var olan şapelin yerine Khora Kilisesi, yeniden yaptırılmıştır. XI.yüzyıl sonlarında İmparator I. Alexios’un (1081-1118) kayınvalidesi Maria Daukaina, kiliseyi yeniden inşa ettirmiştir. Latin istilası (1204–1261) sırasında bu kilisede tahrip edilmiş. II. Andronikos (1282- 1328) döneminde Sarayın Hazine Nazırı Theodoros Metokhites (1313) tarafından onarılan kilisenin kuzeyine bir ek, batısına exonarteks ve güneyine şapel (Parekklesion) eklenerek mozaik ve fresklerle bezenmiştir. Kariye müzesi, manastır kompleksinden geriye kalan tek kalıntı olup kurtarıcı İsa Mesih'e adanmıştır. 

Türkçenin Ortodoks Hıristiyanlar tarafından konuşulan ağzı ...

Karamanlıca,
Karamanlı Türkçesi,
Karamanlidika (Καραμανλήδικα), 
Türkçenin Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan ağzı.

Türkçenin Karamanlı ve Kapadokyalı Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan bir ağzı.
Türkçenin Karamanlı ve Kapadokyalı Ortodoks Hristiyan Türkler tarafından konuşulan bir ağzıdır. 

Bu dili konuşan Karamanlılar, bazılarına göre Türkleşmiş Rumlardır. Bazılarına göre ise Selçuklular döneminde Doğu Roma ile yakın ilişki sonucu Hristiyanlığı benimsemiş Türklerdir. Karamanlılar, dinsel olarak ise Ortodoks Hıristiyan Rumlardır. Anadolu'da yüzlerce yıl komşularıyla barış içinde yaşamışlardır. Tarih kitaplarında ise, özellikle Selçuklu devrinden sonra, Beylikler ve Fetret devrinde kendilerinden bahsedilir. Karamanlılar bugün Karaman ili merkez olmak üzere Niğde, Konya, Maraş çevresinde yaşamışlardır. 1924 yılında Lozan Antlaşmasıyla Yunanistan'a göç etmişlerdir. Karamanlılar Osmanlıca, antik Yunanca ve Rumcanın bir karışımı dil konuşurlar ve Grek alfabesini kullanırlarmış. Bahse konu bölgede, Grekçe yazılmış bazı mezar taşlarına rastlanmaktadır.

Bir bütünden ayrılmış, parça...

Müfrez,
Arapça, ( ﻣﻔﺮﺯ ) 
Parsellenmiş.
Mefruz.
Alm. parzene.
İng. Parcelled, Separated, Detached.
Bir bütünden ayrılmış, parça...
Toptan ayrılıp bir tarafa bırakılmış.
İfraz olunmuş, ayrılmış.
Müfrez parça, İfraz sonucu oluşmuş parça demektir. Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın bölünmesi sonucu oluşan, bütününden ayrılmış parça anlamına gelir. Gayrimenkul işlerinde ifraz edilen her parselin kadastro sonucunda yola cephesi olması gerekir. Cephesi yoksa ifraz edilemez ya da ifraz edilerek yol oluşturulamaz. Toprak koruma ve arazi kullanım kanununa göre 5 bin metrekareden küçük araziler ifraz edilemez.

İfraz işleminin aksine birbirine bitişik olan birden fazla arsanın birleştirilmesi işlemine Tevhid denir.

Utukku, Babillilerin şeytana verdikleri ad ...

Utukku,
Babillilerin şeytana verdikleri ad.
Arapça, Şeytan, 
İng. Devil.
Şeytan ya da Satan.
İblis. 
Gallü,


Şeytan Allah'ın emrine isyan ettiğinden rahmetinden kovulmuştur. Şerleri ve muzır şeyleri temsil eden, ateşten yaratılmış bir melektir. Hz. Adem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis. Allah'ın rahmetinden kovulmuştur. 

Babillilerin utukku adı verdikleri, çölde tuzak kurup insanlara musallat ol­mak için bekleyen, denizde, dağda, me­zarlıkta yaşayan kötü ruhlardan oluşan büyük bir grup şeytanlara ve yine Gallü denilen ve daha az ta­nınan, görünüşte cinsiyetsiz cinlerden meydana gelen diğer bir grup şeytanlara inanırlarmış. Utukku çöllerde ya da mezarlarda yaşarmış. 

Hatta Babil astronomları tarafından Sümerler tarafından Nibiru yani geçiş gezegeni adı verilen bir gezegene Marduk adı verilmiştir. Bu gezegene günümüzde Gezegen X denmiştir.

Kamboçya kökenli bir dövüş sporu ...


Bokator, 
Bokatao, Bokatau,
Kamboçya' ya özgü bir dövüş sporu. 
Sopalarla yapılan bir dövüş sporu olup ölümcüldür. Bokator, IX. yüzyılda eski Angkor savaşçıları tarafından savaş ve savunma için icat edilen bir Khmer dövüş sanatıdır. Khmer   Sözlüğüne göre bokahtau olarak telaffuz edilir. Bokator kelimesi, aslan vuruşu, aslan savaşçısı anlamına gelir.


Kamboçya'daki en eski savaş sistemleri olan Pradal Serey'in (Kmer Serbest Boksu) öncülü olarak kabul edilir. Bokator, çarpıcı, gaspçı, tuzak, kilitli, yerden dövüş ve hem saldırı hem de saldırı için silah kullanan eksiksiz dövüş sanatlarındandır. Tüm vücudu silah olarak kullanan yakında elden ele geçen bir dövüş sistemidir. Uygulayıcılar, rakibine teslim veya ölümle savaşmak için farklı dirsek ve diz vuruşları, yumruk atma ve parmak vuruşları kullanmak üzere eğitilirler.

Turistleri ikna ederek dükkanlara çekerek onlardan alışveriş yapmalarını sağlayan ve bu işlemden pay alarak geçinen kimselere verilen ad ...

Hanut,
Hanutçuluk. 
Argo bir kelimedir.

Hizmet karşılığı olarak özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkanlara götürme işinden alınan yüzde.
Özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkanlara götürme işinden alınan yüzde alanlara verilen isimdir. 



Turistleri ikna ederek dükkanlara çekerek onlardan alışveriş yapmalarını sağlayan ve bu işlemden pay alarak geçinen kimselere denir. Bu işin yapılması işlemine de Hanut denir. 
Görülmesi istenen mal genel olarak halı oluyor. Hanutçu tarafından getirilen turist alışveriş yaparsa dükkan sahibinden satılan malın değeri oranında bir komisyon alır. Hanutçuların en gözde müşterisi Amerikalı turisttir. Amerikalıları İtalyan ve İspanyollar takip eder. Bunlar Türkler gibi alışveriş etmeyi sever. Halı aldığı zaman yedi göbek akrabasına da alır. Yüksek sesli konuşur ve kesinlikle pazarlık ederler. Japonlar en sevilen turisttir. Çok dürüst olurlar ve yalan nedir bilmezler. 

Bu mesleğin kendine özgü kuralları, raconu vardır. Buna göre; İyi bir hanutçu turistin kılık kıyafetine önem vermez. Çünkü paranın kimde olduğu bilinmez. Bir hanutçu bir diğerinin müşterisine göz dikmez. 

Her millet için satılacak mal farklıdır. Mesela;
Almanlar altın ve deri alır. 
Belçikalılar deri alır.
Amerikalılar her şeyi alır. Bol para harcar. Pazarlık etmez. Malı beğenirse alır.
Japonlar el işçiliği olan ürünleri severler, halı kilime meraklılar.
Rus turist para yemeye gelir.
Hollandalı halı almaz. 

Sakarya yöresine özgü, erik ya da nar ekşili yağda yumurta yemeği ...

Erbo,
Mjane Qliavi Erbo Kvercxi,
Gürcü yemeği.
Sakarya yöresine özgü, erik ya da nar ekşili yağda yumurta yemeği.
Sakarya'ya özgü, erik ya da nar ekşili, yağda yumurta yemeği.

Ahusha; 
Reyhana benzeyen kurutulmuş tohumlardan yapılan bir Abaza baharatıdır.

Sakarya yöresine özgü yemekler;
Ahul Eysarçaça,
Bazlama,  Biryan, Biber Tuzu (Şıbjıy Suğ), Boşnak Böreği, Böbrek Ezmesi,

Cevizli Biber (De Şuğ), 
Çerkes Tavuğu-Epışıps, Pışıps Şıpsı,  Çerkes Peyniri (Adıghe Hoy), Aşıc,
Çiğ Sütten Tereyağı (Şapsenoth), Çizleme, Çüven Ekmeği, Acıka, 

Dartılı Keşkek, Diken Ucu Salatası (Kasıke),

Efelek,  Efelek Yahnisi, Ebegümeci Yemeği, Ebegümeci Yahnisi,
Ekmek-Haluğ, Ekşimikli (Çökelek), 
Ezme Fasulye-Fasulye Ezmesi (Geşivute-Geşiğın), 

Filiya, Fiyonk Mantı (Thaçtakme),

Gazicak Mancarı, Gaygana, Gözleme, Gıvırma, Gara Helva Tatlısı, 
Garagöz Fasülleli,  Gulak (Kıymalı ve Ekşimikli), 

Haçapuri (peynirli geleneksel bir Gürcü ekmeği), 
Haşlama Et Ajuhta, Hantıkoleps-Hantgups,
Helle Melle, Hingel, Hindi Dolması, Hodan (Kaldırek), Dolması,

Kara Lahana (Ahul Eysarçaça),  Kara Lahana yemeği, Kara Lahana Sızbalı (Ahulçapa),
Kartalaç Yemeği, Kabak Çiçeği Dolması, 
Kaz Ayağı (Ankundur), Kazayağı Mancarı Böreği (Katleme), 
Kaz Ayağı Salatası (Goşeğın), Kaçamak,
Karagöz (Bostan), Kaşnuka, Kori (Ev makarnası),

Kabışıps-Kabığın-Kabıpsı,
Kedi Burun, Kırtıl,
Kosi Paste, Kolay Ekşimik,
Kurtcağız Tatlısı, 
Kurutulmuş Et-İsli Et-Lığeğuğ,
Laknur (Isırganlı Börek),
Lahana Salatası (Ğıntur),


Mancar; 
İnce yapraklı, ince köklü bir çeşit Labada, Pancar, Lahana, Karalahana, Ispanak, Yaban Ispanağı, Pazı, Ebegümeci, Marul,  ve benzeri sebzelere verilen ad. 

Mantar Kavurması, Malay (Sütlü ve Dartılı), 
Mayalı Ekmek-Haluğ Tegiğa,  Mayasız Ekmek-Mukumipş, Hacığaps,  

Peçeli (Ayranlı börek), Petla (Bazlama), Peynirli Pasta (Açamuka),
Puf Böreği-Değerje-Açac, Seku-Suqu,

Sirken,  Sütliyen, Şalgam Salatası,
Tavada Yumurta-Kekejabh, Lılıbj-Tlıbj,  Toka Mancarı, 
Turp Mancarı, Turp Sızbalı (Asısa Çapa),

Uhut (Buğday ve sudan yapılan bir tatlı türüdür), 
Üre (Özellikle bayram ve düğünlerde yapılan özel bir tatlıdır), 

Yoğurtlu Pazı,

Çorbalar:
Ayran Çorbası - Umaç Çorbası - Kesme Çorba - Ulan büyüden Çorbası -Tarhana Çorbası - Un Çalma Çorbası - Bulgur Çorbası - Erişli Çorbası - Bayram çorbası,  Mercimek Çorbası-Lahse, Darı Çorbası (Nertuhcise), Mısır Çorbası-Natıfıps, Un Çorbası- Aguvestır, Dımbıl Çorbası,

Yöreye özgü Mantar çeşitleri; 
Kök Mantarı, Til Til Mantarı, Kavak Mantarı, Fındık Mantarı, Garagulak Mantarı, Gelin Mantarı, Keçi Sakalı, Döbelen Mantarı, Dılbıran Mantarı, Sütlük Mantarı.

Utu, Sümerlerde güneş tanrısı ...

Utu,
Şamaş,
Sama,
Sümerlerde güneş tanrısı. Sümerlerin ana tanrıçasıdır.
Sümer mitolojisinde güneş ve adaletin tanrısı. 
Her şeyi yaratan, bütün işi iyilik olan büyük tanrıdır. 
Utu, Nanna ile Ningal'ın çocuğudur. 
Ay tanrısı Nanna (Sin) oğludur. 


Asur ve Babil'de tapınılan Güneş tanrısının Akadca adı Şamaş veya Sama'dır. Sümer mitolojisindeki Güneş Tanrısı Utu'nun karşılığıdır. Şamaş Arapça (Şems) Şems güneş demektir. Samaş İngilizce (Sun) ve Almanca (Sonna).

Sümerler, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında Güney Irak’ta (Mezopotamya'da) yaşamış ve medeniyetin temelini atmışlardır. Yazı ve astronomi ilk kez Mezopotamya’da Sümerlerle ortaya çıkmıştır. Sümer dini çok tanrılı bir din olup, tanrılar insan görünümündedir. İnsanüstü güçlere sahip bu tanrılar ölümsüz varlıklar. Diğer insanlar gibi, tanrılarında çocukları, eşleri, aileleri var. Her şehrin bir koruyucu Tanrısı var ve o tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu. 

Sümerlerle ilgili diğer bilgiler;
Sümerlerde Gök tanrısı: An, Anu.
Sümer inancında yeryüzü tanrısı: Enlil
Sümerlerin baş tanrısı: Enlil
Sümer inanışında gök tanrısı: Anu
Sümer mimarisinin simgesi haline gelen, basamaklı piramit biçiminde tapınak: Ziggurat
Sümer okulu veya akademisine verilen ad: Edubba
Sümerlerde yaratıcılık tanrıçası: Antu
Sümerlerde Başrahip veya Başrahibe: En
Sümerlerde bilgelik, deniz ve ırmak tanrısı, ana tapınma yeri: Enki
Sümerlerde Ölüler Diyarının adı: Ganzir
Sümerlerde yağmurdan sorumlu tanrı: İşkur
Sümerlerin en kutsal kenti, baş tanrının (Enlil) oturduğu yer: Nippur
Sümerlerin ilk başkenti: Kiş
Sümerlerde ölüler ülkesinin baş kapıcısı: Neti
Güneş tanrısı Utu’nun baş tapınma yeri: Larsa. 
Güneş Tanrısı Utu’nun uyuduğu oda: Ganun.

Artvin ilinde doğal güzelliğinden dolayı "Tabiatı Koruma Alanı" kapsamına alınmış bir orman ...

Efeler,
Gorgit,
Camili,

Artvin ilinde doğal güzelliklerinden dolayı Tabiatı Koruma Alanı kapsamına alınmış bir orman. Yörenin eski adı Macahel-Maçahel.
Doğal yaşlı ormanlar vardır. Ağaçlar anıt niteliğindedir. Buradaki vadiler bir yağmur ormanı ekosistemindedir.


Camili,
Artvin'in Borçka ilçesine bağlı 6 köyden (Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral, Uğur) oluşan coğrafi bir bölgedir. 


Yörenin eski adı Macaheli (veya Maçahel) olup, bu isim de halen kullanılmaktadır. Borçka-Camili karayolu üzerinde yüksekliği 1830 m. olan geçit, Maçahel Geçidi (Küçük Yayla) olarak anılır.

Diğer önemli yaylalar;
Karagöl (ulusal park kapsamına alınmış, doğal güzelliğiyle ünlü bir göl ve yayla).
İntkor-Maçahel (Küçük yayla)
Kafkasör (geleneksel boğa güreşlerinin yapıldığı ünlü yayla)
Sahara (Ulusal park kapsamındadır).


Doğal zenginliğinden dolayı ulusal park kapsamına alınan vadiler Hatila ve Kamilet.

Önemli bir rafting parkuru oluşturan akarsu ise Barhal nehridir.

Sümerlerde Gök Tanrısı ...

Anu,
Sümerlerde Gök Tanrısı.

Sümerlerde çok tanrılı bir inanış biçimi hakim olup aşağıda bu tanrılar sıralanmıştır. Her nesnenin bir tanrısı var. Bu tanrılar, görünüş olarak insan ancak insan üstü güçlere sahip ve ölümsüz. Tüm İnsanlar bu tanrılara hizmet etmeleri için yaratılmış. Tanrılarla iletişim ise Ziggurat adı verilen tapınaklarda sağlanılıyor. Zigguratları ise Sümer Kralları tarafından atanmış rahipler yönetiyor. Görevleri, ilahi misyonları ile insanları yönetmek ve tanrıyla iletişim kurmak. Kutsal Kral tarafından yaptırılan Zigguratlar vasıtasıyla tanrılara ibadet ediliyor, onlara kurbanlar adanıyor ve onlarla iletişim kuruluyor. 

O günün şartlarında mümkün olduğunca yüksek, en az üç katlı inşa edilen tapınakların en alt katı erzak ve ihtiyaç deposu, ikinci kat, okul ve tapınak, en üst kat ise rasathane kulesi olarak kullanılmış. 

Sümerlerde Tanrılar;
Anu, İlk tanrı, Baş tanrı ve Gök tanrısı.
Ki, İlk tanrının dişisi ve yer tanrısı.
Enlil, Hava tanrısı ve sonraki diğer tüm tanrıların babası.
Enki, Bilgelik tanrısı.
Ninmah, Ulu hanım ve Ana tanrıça.
Nanna, Ay tanrısı.
Utu, Nanna’nın oğlu ve Güneş tanrısı.
Ecem, Tanrıların kraliçesi.
İnanna, Aşk ve bereket tanrısı.
Aşnan, Tahıl tanrısı.

Lahar, Sığır tanrısı.
Dumuzi, Sümerlerin Çoban Tanrısı.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ