Almanya Federal Meclisi ...

Bundestag,
(Almanca: Deutscher Bundestag),
Alman Federal Meclisi.
Almanya Federal Meclisi, 
Federal Almanya Parlemantesona verilen ad.
Almanya'nın yasama organıdır. 
II. Dünya Savaşından sonra kurulan Batı Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Parlamentosu Bonn şehrinde faaliyete geçmiş ve her iki Almanya'nın 1990 yılında tekrar birleşmesine kadar burada faaliyet göstermiştir.

Almanya, ya da resmi adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti parlamenter temsili demokrasisi olan bir cumhuriyet. Dört yılda bir milletvekillerin seçildiği genel seçim yapılır. Almanya'da halk doğrudan Başbakanı seçmez. Alman kimliği olan ve  18 yaşını dolduran herkes oy kullanma hakkına sahiptir. Her seçmenin 2 oy kullanma hakkı var. Birinci oy seçim bölgesindeki milletvekillini (Direktmandat) seçmek için kullanır. İkinci oy ise siyasi partilerin eyalet listelerine verilen oydur. Almanya’da seçim barajı yüzde 5 olup Meclis’teki sandalye sayıları bu ikinci oy oranına göre belirlenir. Bundestag'daki toplam sandalye sayısı 598 ve yasama dönemi toplam 4 yıldır. Barajı aşan her aday meclise girer. Başbakanı meclis seçer. Mecliste gizli bir seçim yapılarak seçilmiş milletvekillerinin  arasından Başbakan seçilir. Almanya’da ve Avusturya’da hükümet başkanı başbakan olup Şansölye denir. Şansölye, Roma İmparatorluğu mirası üzerinde kurulmuş çeşitli ülkelerde değişik zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmış bir görev adıdır.

Adolf Hitler'in Almanya'nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu'nun toplandığı yerin ismi Reichstag'dır. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin'de bulunmaktadır. Açıldığından beri hizmet veren Reichstag 1933 yılında Hollandalı bir komünist olan Marinus van der Lubbe'in gerçekleştirdiği bir kundaklama sonucu yanarak harap oldu. Bugünkü parlamento, Berlin'deki eski Reichstag binasının temelden onarımı yapılarak burada çalışmaktadır.

İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik ...

Taraz,
Tıraz,
Eng. Ravels. 
Alm. Taraz, die Ausfasserung

Rusça, Taraz, очески (PL)
Düz ve parlak kumaşların yüzeyinde oluşan tel tel iplik. 
(Kumaş için) Üzeri tel tel ipliklenmiş. 
(Saç için) Karışık, dolaşık, keçeleşmiş.
Tarazlamak, Tezgahtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak.
Raveled threads on the surface of a fabric.

Tarazlanmak, Derinin pütür pütür olması, saçın dağınık-karışık olması, tel tel kabarması. 
Kumaşın üzeri tel tel ipliklerle kaplanması, ipliklerin kabarması,.
Çatallaşmak.
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik.
İpekten dokunmuş kumaşlara ipek, ipekli ya da harir denir.  
Taraz taraz, Çizgi çizgi, iz iz.
Tarazlı, Tarazı olan. 
Tarazsız, Tarazı olmayan. 
Genellikle yazlık giyim eşyası yapılan üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan ham ipekle dokunmuş kumaşa verilen ad, Şantung.

İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince,esnek ve parlak tel ...


İpek,
Harir,
Arapça, هاري هو
Eski dilde ipek, harir.
İpekten yapılmış. 
İpekli kumaş, 
İpekli elbise anlamlarına gelir. 
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik, taraz.

İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel.

İpekten dokunmuş kumaşlara ipek, ipekli ya da harir denir. 
Harir aynı zamanda ipekten yapılan bir cins kağıdın da adıdır.


İpek böceklerine verilen dut yaprakları ...

Küne,
İpek böceklerine verilen dut yaprakları...
İpek böceği Kelebek yumurtalarını dut yaprakları üzerine bırakır, yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. İpek böceğinin tek gıdası dut yaprağıdır ve bir kutu ipek böceği içinde, 500-600 kilogram dut yaprağına ihtiyaç vardır. 
İpek böcekleri için yaprak veren dut ağaçlarının yetiştiği yere, Dutluk veya Dut Bahçesi denir. Dut bahçesinin, ipek böceği besleme yerine yakın olması tercih edilir.


İlaçlama yapılan tarım ürünleri yanı, tozlu yol kenarları, zehirli gaz çıkaran fabrikaların etrafı, yüzlek ve zayıf topraklar, sulama imkanı olmayan yerler dut bahçesi için uygun olmayan yerlerdir. İpek böcekçiliği için en uygun bahçe yalnızca dut ağaçlarının yetiştiği Kapama dut bahçeleridir. Çünkü yaprak hasadı ve bakım işleri daha kolay yapılır. Yaprak elde etmek için dikilen dut ağaçları, serbest olarak büyütülmezler. Her yıl, ilkbahar ipek böceği besleme döneminde kafalama şeklinde kesilirler. Dolayısıyla bu dutlar, büyük taç yapısına sahip olmazlar. Bu nedenle, dutluk tesis edilirken fidanların arası sık tutulur. Böylece, yaprak verimini etkileyecek olan ağaç sayısı da artırılmış olur. Kapama dut bahçesi tesisinde fidanlar; sıralar arası 2,5-3 metre, sıralar üzeriyse 1,5-2 m. lacak şekilde dikilebilir. Toprak işlemesi, traktörle yapılacaksa, o zaman fidanlar arası mesafe 3,5-4 metre olmalıdır.

Dut fidanı dikimi, sonbaharda yaprak dökümünden sonra başlar ve ilkbaharda gözlerin uyanmasına kadar geçen zaman içinde yapılabilir. Tesis edilecek dut bahçesinde, önce sıralar arası ve sıralar üzeri mesafeye göre fidan dikilecek yerler işaretlenir. Düzgün bir şekilde dikim yapabilmek için, dikim tahtası kullanılmalıdır. İşaretlenen yerlerde, 40-50 santimetre genişlik ve derinlikte çukurlar açılır. Dikilecek fidanların kökleri üzerinde bulunan yaralı, bereli ve ezik kısımlar kesilerek kök tuvaleti yapılır. Sonra fidanın kökleri boğaz kısmına kadar çukura yerleştirilir. 

Ülkemizde dut ağaçları için, önemli olan zararlılardan bir tanesi Dut koşnilidir. Bu zararlı, ağaçların gövde ve dallarında, kirli beyaz renkte görülür. Ağaç üzerinde çoğaldıkları
zaman, ağacın gelişmesini zayıflatıp, kuruturlar. Daha çok, nemli yerlerde ve gölgede kalmış ağaçlar üzerinde görülürler. Önemli dut zararlılarından biride, Amerikan Beyaz Kelebeğidir.
Yurdumuzda, 1975 yılından beri görülmektedir. Bu zararlı, zararını, "tırtıl" aşamasında, bitkinin yapraklarını yiyerek yapar. Beyaz renkte olan dişi kelebek, yumurtalarını dalların uçlarında bulunan yapraklara bırakır. Yumurtadan çıkan tırtıllar, ağdan oluşan yuvalarını yaparlar. Daha sonra, yaprakları yiyerek büyürler ve ağdan çıkarak ağacın her tarafına yayılırlar. Çok kıllı ve hareketli olan bu tırtıllar, tam büyüklüğe ulaşınca, kuytu yerlere ve gazellerin içine koza yaparlar. 
Bu zararlıyla mücadele edebilmemiz için yapacağımız iş; tırtıl yuvalarını, ağaç üzerine yayılmadan, olabildiğince erken davranıp, tırtıllı dalları kesip, toplamak ve yok etmektir.

İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan bir kelebek hastalığı ...

Karataban,
Pebrin,
Nosema,
Kelebek Hastalığı.
Yavru çürüğü hastalığı. 
İpek böceğinde, sindirim aygıtı ve başka örgen dokularına karataban asalağı yerleşerek karataban hastalığını yapan sporlu bir hayvandır. Bu hayvandan ileri gelen ve ipekböceği tırtılına bulaşarak, geniş çapta ölümlere yol açan konakçı yumurtası kuşaktan kuşağa hastalığı sürdürür. 

İlk olarak 1856 yılında Fransa’da ortaya çıkan Pebrin (Karataban) hastalığının 1860 yılında Türkiye’ye yayılmış. Ülkemizdeki ipek böceği üretimini de çok etkilemiş ve gerilemesine neden olmuştur. 1894 yılında Bursa, Maksem civarında inşa edilen bir binada İpek Böcekçiliği Enstitüsü (Darülharir) kurulmuş ve bu Enstitü’nün idaresine Torkumyan (Torkomyan) Efendi getirilmiş. Fransa'da Pastör usulü tohum üretimi, hastalıksız tohum üretme metodu ile yeniden ipek böcekçiliği canlanmıştır.

Türkiye’de ipek halı ve ipekli tekstil sanayinde kullanılmak üzere yetiştirilen ırk Bursa beyazı olup ham ipek üretimi 10 ton civarındadır. Tohum üreten tek yer Koza birliktir.  

İpek böceği hastalıkları;
Virüs Hastalıkları,
Bakteri Hastalıkları 
Mantarsal Hastalıklar 
Zehirlenmeler.
İpekböceğinin gelişmesini körleten bir hastalık, Gatin.
Pebrin, Nosema.
Karataban.
Sütleme hastalığı, 
Baygınlık hastalığı, 
Kireç Hastalığı, 
Gatin,

Sütleme Hastalığı
Bir virüs hastalığıdır. En önemli etken değişken hava sıcaklığıdır. Gece-gündüz sıcaklık farklılıkları hastalanmayı çabuklaştırır. Bunun yanında yetersiz beslenme, kalitesiz (özellikle kızışmış ve ıslak) yaprak, aşırı nemli ortam, yetersiz havalandırma hastalığı tetikler. Hastalanan böceklerde görülen en belirgin özellik boğumlarının şişmiş olması ve boğum aralarının içlerinin sarı renkli irinle dolu olmasıdır. Hasta böcekler kendilerini küne kenarlarına atarlar. Böceğin ayaklarından biri koparıldığında süt renginde bir sıvı akar. Hasta böcekler dolaşırken boğum aralarından veya ayaklarından akan iltihap yapraklara ve küneye bulaşır. Bu bulaşık yaprağı yiyen veya bu sıvılara vücudu sürtünen diğer böceklerde hastalanır. Hasta böcek görülür görülmez ortamdan uzaklaştırılmalı, eller dezenfekte edilmeli ve toz kireç uygulanmalıdır. İlk üç yaşta hastalanan böcekler 3-4 günde, 4.-5’nci yaşlarda hastalanan böcekler 5-6 günde ölürler. 

Baygınlık Hastalığı: 
Bir bakteri hastalığıdır. Aşırı sıcak ve nemli ortamlarda gözlenir. Hastalık ölüme yakın zamanda anlaşılır. Ölümden sonra vücut önce sertleşir, daha sonra yumuşar. Karşıdan bakıldığında böcek baygınmış gibi görülür. Ama dokunulduğunda içi boşmuş gibi çöker, süngerimsi bir yapıdadır. Ölü böcekler çürürler. Önce kızılımsı bir renk alır, sonra siyahlaşır. 

Kireç Hastalığı: 
Mantar hastalığıdır. Deri yoluyla hastalık meydana gelir ve yayılır. Özellikle aşırı nem ve dengesiz sıcaklıklar etkendir. Basık tavanlı yerler, nehir ve göl kıyılarında sıkça görülür. Beyaz, yeşil ve sarı kireç gibi çeşitleri olmakla beraber yaygın olarak beyaz kireç hastalığı görülür. Hastalık özellikle nemin %90 civarında seyrettiği yerlerde görülür. Mikroplar deri yoluyla böceğin vücuduna girerler. Böceklerde iştah kaybolur ve hareketler yavaşlar. Giderek durur ve üç-beş gün içinde ölür. 

Pebrin Hastalığı
Nosema veya Karataban hastalığı olarak da adlandırılır. Hastalık iki yolla bulaşır. Yumurta yoluyla, aynı familyaya mensup kelebek tırtılları yoluyla veya uygun olmayan besleme koşulları (uygun olmayan yaprak, gece-gündüz dengesiz sıcaklıklar, aşırı rutubet, alt değiştirmeme vb.) hastalık yayılır. Çevresel faktörlerden gelebilen hastalık, kelebekgiller familyasındaki böceklerin (Amerikan beyaz kelebeği, lahana kelebeği vb.) larvaları dut bahçesine yuvalandığına, bunların tırtılları yaprak yer. Yapraklar bu dönemde ipek böceklerine verildiğinde, yaprakla gelen tırtıllar veya yaprağa bulaşık dışkıdaki sporlar vasıtasıyla ipek böceklerine bulaşır. Hastalanan böcek 4-5 gün içinde ölür. Hastalığın 2. ve daha sonraki evrelerinde dönemin sonuna doğru bütün böcekler ölürler. Başta hastalanan 15-20 böcek yaşarken dışkıları vasıtasıyla diğer böceklere hastalığı bulaştırır. İlk böcekler 4-5 günde ölürken diğer böcekler hastalığı bulaştırmaya devam eder. Böylece 2. 3. ve sonraki etkileri denen dönemler yaşanır. Çevreden çok nadir de olsa gelebilecek hastalık ise lokal hastalığa (sadece o bölgede) sebep olabilir. Üreticilerin hasta böcekleri tespit etmesi çok zordur. Ancak mikroskop muayenesi ile hastalık netleşir.

Rumeli'ye özgü, un ve tereyağı ile yapılan bir tatlı...

Kadıboğan,
Revaniye,
Bir Rumeli tatlısı.
Rumeli'ye özgü, un ve tereyağı ile yapılan bir tatlı.

Malzemeler;

250 gram Tereyağı veya margarin
2-3 su bardağı un,
Kabartma tozu, 1 paket.
500 gr toz şeker, (1 1/2 su bardağı).
2 su bardağı su,
1 dilim limon 
Kaymak 
Toz Antep fıstığı


Kadıboğan (Revaniye)  yapılışı;
Tereyağı ve unu geniş bir kaba alınarak hamur yoğrulur. Un kurabiyesi gibi hazırlanır. Hamur kıvamına gelince ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılarak ortasına bir çukur açılır. Yağlı kağıt serili tepsiye dizilir. Fırın 180°C 'ye önceden ısıtılır. Tepsideki hamurlar fırında kızarıncaya kadar 20 dakika pişirilir. Bir tencerede su ve toz şekeri karıştırarak hızlı kaynatın. Kaynayan şerbete bir limon dilimini ilave ederek ocaktan alınız. Ilıtılmış kurabiyelerin üzerine şerbeti döküp iyice çekmesini sağlayın. Kaymak ve toz fıstıkla süslenerek servis edilir. Afiyet olsun.

İstanbul’da, Bizans mozaik sanatının en güzel örneklerini barındıran yapı...

Kariye, 
Kariye Müzesi.
Khora, 
Chora.


Kariye’ deki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine (XIV. y.y.) ait en güzel örneklerdir. Bu mozaik ve fresklerdeki derinlik figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzamalar bu dönemin üslubudur. 

Kariye Müzesi İstanbul Edirnekapı'da bulunan müzedir. Bizans döneminde kilise, fetihden sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır. Kariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının 14. yüzyıl dönemine ait en güzel örneklerdir. 
Kariye, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmıştır. 1511 Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. 1945 yılında müze olarak, kullanılmıştır. 1948–1958 yıllarında ise Amerikan Bizans Enstitüsünün yaptığı mozaik ve freskoların üzeri açılarak ortaya çıkarılmıştır. Eski Yunanca kent dışı veya kırsal alan anlamına gelen Khora (Chora) sözcüğü, Kariye olarak Türkçeye çevrilmiştir. 


Justinianus tarafından (527–565) V. yüzyılda var olan şapelin yerine Khora Kilisesi, yeniden yaptırılmıştır. XI.yüzyıl sonlarında İmparator I. Alexios’un (1081-1118) kayınvalidesi Maria Daukaina, kiliseyi yeniden inşa ettirmiştir. Latin istilası (1204–1261) sırasında bu kilisede tahrip edilmiş. II. Andronikos (1282- 1328) döneminde Sarayın Hazine Nazırı Theodoros Metokhites (1313) tarafından onarılan kilisenin kuzeyine bir ek, batısına exonarteks ve güneyine şapel (Parekklesion) eklenerek mozaik ve fresklerle bezenmiştir. Kariye müzesi, manastır kompleksinden geriye kalan tek kalıntı olup kurtarıcı İsa Mesih'e adanmıştır. 

Türkçenin Ortodoks Hıristiyanlar tarafından konuşulan ağzı ...

Karamanlıca,
Karamanlı Türkçesi,
Karamanlidika (Καραμανλήδικα), 
Türkçenin Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan ağzı.

Türkçenin Karamanlı ve Kapadokyalı Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan bir ağzı.
Türkçenin Karamanlı ve Kapadokyalı Ortodoks Hristiyan Türkler tarafından konuşulan bir ağzıdır. 

Bu dili konuşan Karamanlılar, bazılarına göre Türkleşmiş Rumlardır. Bazılarına göre ise Selçuklular döneminde Doğu Roma ile yakın ilişki sonucu Hristiyanlığı benimsemiş Türklerdir. Karamanlılar, dinsel olarak ise Ortodoks Hıristiyan Rumlardır. Anadolu'da yüzlerce yıl komşularıyla barış içinde yaşamışlardır. Tarih kitaplarında ise, özellikle Selçuklu devrinden sonra, Beylikler ve Fetret devrinde kendilerinden bahsedilir. Karamanlılar bugün Karaman ili merkez olmak üzere Niğde, Konya, Maraş çevresinde yaşamışlardır. 1924 yılında Lozan Antlaşmasıyla Yunanistan'a göç etmişlerdir. Karamanlılar Osmanlıca, antik Yunanca ve Rumcanın bir karışımı dil konuşurlar ve Grek alfabesini kullanırlarmış. Bahse konu bölgede, Grekçe yazılmış bazı mezar taşlarına rastlanmaktadır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ