Gözün saydam tabakasına yerleştirilen mercek ...

Lens, ( İng. lens).
İngilizce cam anlamındadır.
Kontak lens. 
Mercek.

Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek.


Lensler, gözün saydam tabakasına, dış yüzeyine yerleştirilebilen, kırma kusurlarını düzeltme veya bazı göz hastalıklarını tedavi edici amaçlarla kullanılabilen protez ekipmanlar olup Kontak Lens olarak bilinir.  Çok popüler olan renkli lenslerdir. Göz rengini değiştirdiği gibi görme bozukluğunu da düzelten çeşitleri mevcut olup tercihe şayandır.

Lensler genellikle uygun olursa kozmetik gereklilik olarak gözlükler yerine kullanılmıştır. Ancak faydalı yanları olduğu kadar zararlı yönlerininde olduğu unutlmamalıdır.  İlk olarak 1978 yılında üretilen gaz geçirgen lensler, sert lensler ve yumuşak lensler olmak üzere iki tiptir.  Daha sonra 1980 yılında silikon lensler yapılmaya başlanmıştır. 


Bir tür küçük çömleğe ve bu çömleğe bastırılarak yapılan peynire verilen ad ...

Küpecik, 
Küpecük, (Çankırı yöresine özgü).
Carra, (Adana yöresine özgü).

Küp, 
Çömlek,
Küp Peyniri,
Küpecik peyniri ,
 

Çömlek ile küp arası büyüklükte küplere kürecik adı verilir. Çömlekden Büyük, Küpden Küçük topraktan yapılmış çömlek. İç anadolunun bazı yörelerinde Küpecük  denir.

Küçük küp, çömlek, kazan. 
 

Kışlık peynirler salamura ya da küplere, basılarak kış için soğuk yerlerde saklanır. Kalıplar halindeki taze koyun veya inek peyniri, bez torbalara konur. Üzerine bir ağırlık (taş) ile iki gün baskı yapılarak süzüldükten sonra çömlek veya küplere basılarak saklanır. Peynir suyu süzülür. Süzülen bu suya penir alt suyu denir ve ekmek yapımında kullanılır. Suyu süzülen taze peynir, ufalanıp, tuzlanarak  bir bez, tülbent içinde bir gün bekletilir. Sonra üzerine çörek otu atarak bu küpecik veya küp veya çömlek veya carralara basılır. Küpecik, Çömlek, Küp, Küpecük, Carra gibi topraktan, kil malzemeden yapılmış çömleklerde bu peynirler saklanır. Basılan peynirin üstüne tuz serilir. Küpecik, küp veya çömlek ağzı az bir un ile hazırlanan sert bir hamurla veya donmuş yağ ile kapatılarak mağaralarda veya evlerin zemin katında, hazırlanan nemli kumlara gömülerek iki-üç ay saklanır.

Zamanı gelince açılarak yıkanıp afiyetle yenir.

Liste başı olmuş hafif müzik şarkısı ...

Hit, (İng. hit).
Top.
Liste başı.
Liste başı olmuş hafif müzik şarkısı.
En çok beğenilen.
Herhangi bir seçimde, listenin ilk sırasında olan ad.
En çok beğenilen, en çok tutulan kitap, şarkı vb., hit .



Devekuşu sürüsüne de Hit denir. 

Yeni Zelanda'da etkin bir yanardağ ...


Ruapehu,  
Ruapehu Yanardağı,
Mount Tongariro, 
White Island, (Whakaari Volkanı).

Yüzüklerin Efendisi adlı filmde "Ölüm Dağı" ismiyle kullanılan yanardağ, Ruapehu'dur.
Ruapehu yanardağı, bir stratovolkan plup Yeni Zelanda'nın en aktif volkanlarından birisidir. En son 2007 yılında tehlike yaratmıştır. Volkanda aktif havalandırma, geniş zirve bölgesinde yer alan Krater Gölü ile olmaktadır. 
Sık ama hafif, orta patlamalı püskürmeler Krater Gölünde olmuştur. Zirve krater gölünden phreatic patlamalar sonucu üretilen Lahars üst yamacında bir kayak alanına ve alt nehir vadileri için bir tehlike yaratmaktadır.

Üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri ...

Tirşe,  
Rak,  
Parşömen.
Ak Deri, 

Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi.  
Tabaklanmış ceylan derisi, Rak.  

Parşömen,
(Frn. parchment, parchment, Alm. Pergament), 
üzerine yazı yazmak ve resim yapmak için hazırlanmış hayvan derisine denir. M.Ö. İkinci yüzyılda Bergama, (Pergamus) şehrinde keşfedildiği rivayet olunur. Latince Charta Pergamena kelimesinden, Bergama kağıdı anlamında dünyaya parşömen olarak yayılmıştır. Daha önceleri papirus kağıdı yazı yazmak için kullanılırdı. Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deriye  tirşe de denir. Bugün olduğu gibi et için kesilen hayvan derileri bu amaçla kullanılmıştır. Yazı yazmak için deri elde edilmesi için bir hayvan kesilmemiştir. Genellikle oğlak, koyun, keçi,(Keçi derisi, bendir) dana, ceylan (en makbul olanı), eşek, balık, deve gibi çok çeşitli hayvan derisinden parşömen yapılmıştır.  Deri kirece yatırılarak kıllarından temizlenir. Fazla et ve yağları alındıktan sonra gerilerek güneşte kurutulurak aşındırıcı sert taş gibi uygun malzemeler ile zımparalanarak pürüzleri giderilir. Papirüs denilen yapraklardan daha dayanıklı olan bu derinin orijinal dokusu yazı yazmak için en uygun durumda olur. Kaliteli bir parşömen üzerinden uzun yıllarda geçse aynı kalitede görevini sağlar.

Arka çıkan, yardımcı ...

Müzahir,
Arka çıkan, 
Yardımcı.
Muavin (Arapça,  معاون ), yardımcı.
Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse.
Yaver (Farsça, یاور ).
Müzahir kelimesi,  
Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı anlamına gelir. 
Müzahir, Zahir olan, taraftar çıkan, geriden yardım eden, koruyan. 
Himaye eden.
Yardım eden, yardımcı.

Rize yöresinde tahıl ürünlerini saklamak için ayaklar üzerine kurulan ve "serander" de denilen ahşap yapı ...

Nayla,
Serander.
Serenti.
Paska,
Naliya,
Seren.

Doğu Karadeniz yöresine özgü olan ve tahıl, fındık gibi ürünleri saklamaya yarayan ahşap yapı türü.
Rize yöresinde tahıl ürünlerini saklamak için ayaklar üzerine kurulan ve "serander" de denilen ahşap yapı.
 
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde genelde kiler ya da tahıl ambarı olarak kullanılan tahtalardan yapılan genellikle dört nadiren altı, sekiz hatta oniki direkli küçük ahşap yapıların adıdır ve çeşitli yörelere göre adı değişir. Buna göre yörelere göre adları şöyledir;

Nayla, (Rize).
Serander,(Trabzon).
Serenti, (Rize).
Paska, (Sürmene).
Naliya,  (Rize).
Seren, (Zonguldak).

Argoda muhabbet tellalı anlamında kullanılan sözcük ...

Pezo,
Pezevenk,
Muhabbet Tellalı,
Fuhuş Aracısı,

Farsça Pejvend, pezevenk kelimesinden Türkçemize girmiştir.
Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse.
Dümbük, (Farsça dünbek).
Fuhuş aracısı erkek pezevenk.
Godoş, 
Muhabbet tellalı, 
Kavat, (TDK).
Astik, (Ermenice). 
Yunanca kentli anlamında Astikos kelimesinden türetilmiştir. Muhabbet tellalı, Pezevenk.
Dasnik, (Ermenice dasnıhink), Pezevenk, Muhabbet tellalı.
İngilizce, pimp. Pezevenk, alfons. 




Argoda "Konuş, anlat, söyle" anlamında bir sözcük ...

Akoza,
Yunanca, akousa, işittim anlamındaki sözcüğünden türetilmiştir.
Eş anlamlı olarak Aktize kelimesi de kullanılır.

"Konuş, anlat, söyle" anlamında argo bir sözcük.
Argoda "Konuş, anlat, söyle" anlamında bir sözcük.

"Konuş, anlat, söyle" anlamında argo bir sözcük ...

Akoza,
Yunanca, akousa, işittim anlamındaki sözcüğünden türetilmiştir.
Eş anlamlı olarak Aktize kelimesi de kullanılır.

"Konuş, anlat, söyle" anlamında argo bir sözcük.
Argoda "Konuş, anlat, söyle" anlamında bir sözcük.

Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre, mehil ...

Önel,
Mehil,
Süre uzatımı.
Ek süre. 
Ek zaman.
Süre tanımak, 
Vade, 
Mühlet.
Termin, Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre, mehil, önel.
Bir işin tamamlanması için verilen süre, önel.
Vade, vakit, bir iş için bırakı­lan zaman, mühlet. 
Arapça Mahl kelimesinden türetilmiş olup yavaştan alma, erteleme anlamındadır.

Esnek dokunmuş ipekli ya da yünlü bir kumaş ...


Jarse, (Fr. jersey)
Jarse Kumaş, (İng. Stoccinette).
Esnek dokunmuş ipekli ya da yünlü bir kumaş. 
Seyrek aralıklı dokunmuş, esnek bir kumaş türüdür. 
Adını Fransa'nın Jersey Adası'ndan alır.
Jarse kumaşından yapılan veya esnek örülmüş (giyecek).

Jarse örme kumaşlar her iki yüzüde aynı görünümlü sık bir yapıya sahip daha stabil kumaşlardır. 

Genellikle astar, forma, abiye, gecelik gibi giyim gurubunda kullanılır. Abiye kıyafetlerde, seksi ve gece kıyafetlerinde çok sık kullanılan bir kumaş cinsidir. Hanımlar tarafından kullanılan bu kumaş türü yapısı gereği vücut hatlarını ortaya çıkarttığı için hata kabul etmez.

Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve hadis hükümleri ...

Nas,

Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve hadis hükümleri.
Tartışmasız benimsenmesi istenen yargı.

Nas kelimesinin diğer anlamları şöyledir. 
Nâs (Arapça ناس ), insanlar.
Açıklık, açık ve kesin yargı.  
Hukukta, Nas, İnsanlar anlamında kullanılır. 
Felsefede, Nas Dogma(Yunanca), inak, sav anlamındadır. 
Halk arasında, Iraklık, uzaklık anlamında kullanılır. 
Uykusu gelmek, Uyku bastırmak.
Uyuklama,
Kalabalık,

Kavgacı, geçimsiz kimse ...

İtişken, 
Kavgacı, geçimsiz kimse.
Uğraşan, yılmayan.
Şirret. 
Geçimsiz, huysuz ve kavgacı.
Şaltak,

Kavgacı, geçimsiz (kimse).
Geçimsiz, Huysuz.
Kavga çıkarmaktan hoşlanan kimse.
Edepsiz,
Kötü kimse.
Şaltak, 
Çok bağıran kimse.
Çığırtkan, arsız.

İtişken kelimesinin diğer anlamları ise şöyledir.;
Kağnı oku. 
Kağnıda iki ok arasına geçirilen kol gibi ağaç.
Marangozların tahta sıkıştırmakta kullandıkları bir araç, (Eskişehir yöresinde). 
İnatçı.

Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan değerli bir mantar cinsi ...


Dede Sakalı,
Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan değerli bir mantar cinsi.
Dede sakalı mantarı. 
Hericium Erinaceus mantarı.
Hericium Mantarı (Hericium Erinaceus)  yenilebilir ve tıbbi mantardır. Yüksek protein, düşük yağ ve yüksek besin değeri bakımında önemlidir. Hericium erinaceus, sinir hücresi-nöron yenilenmesini, miyelinasyonunu ve onarımını sağlar. Sinir Büyüme hücrelerini güçlü bir şekilde uyaran hericenon ve erinacin içerir. Bu nedenle de Hericium erinaceus mantarının tıbbi açıdan önemi çok büyüktür.  
Eski Çin’de Çin iksiri olarak da bilinen tonik olarak kullanılmıştır. 

Son yıllarda bu mantar ve Alzheimer hastaları üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda; sinir hücrelerinin yeniden oluşması sağlanıyor. Hastaların tedavisinde belirli bir süre kullanılınca hastaların büyük kısmında kavrama yeteneğinin arttığı gözlenmiştir. Hericium Erinaceus sindirim sisteminde oluşan ülser, iltihap ve tümörler üzerinde de etkili olduğu görülmüştür. Kanser hastaları için de umut verici sonuçlar verdiği yapılan çalışmalarla gözlenmiştir.

Herkesçe doğru sayılan ve uyulmasına gerek duyulan kurallar ...

Örf, (Arapça, عرف )
Gelenek, Adet.
Herkesçe doğru sayılan ve uyulmasına gerek duyulan kurallar.
Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek ve görenekler. 
Korku verici tavır. 
İnsanlar arasında güzel görülmüş, red ve inkâr edilmeyip mükerreren yapılagelmiş olan şeylerdir. 
Genelde şer'an ve şeriata bağlı hükümlerdir. 
Aklı selim sahiplerince müstahsen olup münker olmayan şey demektir. 
Örf, şeriata eğer muhalif olursa, gayr-i meşrudur.
Yapılagelen, 
Olagelen. 
Usul,

Eski Mısır sanatında, Ra'nın gözünü çağrıştıran şişkin boyunlu kobra yılanı betimlemesine verilen ad ...

Uraeus,
Eski Mısır sanatında, Ra'nın gözünü çağrıştıran şişkin boyunlu kobra yılanı betimlemesine verilen ad. 

Mısır mitolojisinde güneş tanrısı Ra'dır. Firavunlar, Ra'nın soyundan geldiklerini ilan etmişlerdir. Kutsal merkezi Heliopolis'dir. Güneş Ra'nın sembolü olup başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde betimlenmiştir.

Uraeus, (Çoğul, Uraei). 
Dik duran Mısır kobrası biçiminde tasvir edilmiş bu sembol tükürmekte olan Eski Mısır’da bağımsızlık, kraliyet ailesi, tanrıları ve tanrısal otoriteyi temsil edermiş. 

Uraeus, kobra biçiminde tasvir edilmiştir. En eski tanrıçalardan biri olan tanrıça Wadjet’in simgesidir. Wadjet’in kültünün merkezi sonradan Yunanlar tarafından Buto ismi verilen Per-Wadjet bölgesindeydi. Nil deltasının hakimi ve Aşağı Mısır’ın koruyucusu haline geldikten sonra simgesi firavunlar tarafından baş süslemesi olarak kullanılmaya başlandı. Firavun sadece bu uraesu takarak geçerlilik kazanırdı. Bu geleneğe ait M.Ö. 3. yy.da Eski Krallık döneminden kalma bile kanıtlar vardır. Wadjet ile ilişkilendirilmiş ya da onun bir uzantısı olarak kabul edilmiş birçok tanrıça da uraeusu kullanırdı.

"Git, Defol" anlamında argo sözcük ...

Okso,
Oksu,
Naş,
Argoda Git Defol,
"Git, Defol" anlamında argo sözcük.
Argoda "Git, Defol" anlamında bir sözcük .
Okso kelimesi yunanca dış, dışarı anlamındaki ekso kelimesinden türetilerek git, çık, defol anlamında argoda kullanılmıştır. Bazen okso olarak bazen de oksu olarak kullanılmaktadır.

Naş kelimesi de argoda git, defol koş anlamında kullanılmaktadır. Haydi bakalım Naş, naş.. Bu sözcük Alman argo dilinde de git, koş, defol gibi aynı anlamda kullanılmaktadır. 

Okso etmek,  kovmak, birisinin defolmasını, gitmesini sağlamak anlamındadır. 
 

Argo, (Fr. argot, jargon, İng. Slang).
Başıboşlar, hırsızlar gibi toplum düzeninin dışında kalan kişilerin kendi aralarında kullandıkları özel dil.

Aynı meslekten olan kişilerin kendi aralarında kulladıkları özel sözcük ve deyimler.
Külhanbeylerin ve tulumbacıların kullandıkları, özel anlamlı kelime ve deyimlerin yer aldığı kaba dil.
Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ