Tahkim edilmiş bir tesisin köşesinde çıkıntı meydana getirecek biçimde yükseltilmiş siper ...

Bonet,
Tahkim edilmiş bir tesisin köşesinde çıkıntı meydana getirecek biçimde yükseltilmiş siper.

Kazamat, (Fr. casemate).
Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper,
 
Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.
Mermilere karşı korunulan küçük tahkimli tesis.

İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad...

Konçina,
Rumca, Konçina.
Konçina (ekstremitet), 

İkiliden altılıya kadar olan oyun kağıtları,
Altılıdan düşük olan iskambil kağıtları. 
İskambil Oyunlarında kullanılan oyun kağıtlarında, İkiliden altılıya kadar olan oyun kâğıtlarına verilen isim.
İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad.





























Kaynak:http://mavimelek.com/koncinalar.htm
Kopilya, 
(İng. cotter, detent pin),
Gupilya, 
Kopilya Çatal çelik pim,
Menteşe saplaması,
Halka kopilya, 

Silindirik parçaların veya cıvataların takıldıkları yerden çıkmasını engellemek için kullanılan tel tokaya benzeyen makina ara bağlantı parçası.




DIN94 KOPİLYA ÇATAL PİM ÇELİK
ANMA ÇAPI22,53,2456,381013
BOY 1000 Adedinin Kg. Cinsinden ağırlığı
200,400,751,18 2,16 3,49



220,430,811,31 2,28 3,74



250,470,901,45 2,52 4,00



280,510,981,64 2,76 4,49 8,04


320,561,101,80 3,07 5,00 8,90


360,611,222,00 3,39 5,49 9,7615,90

400,661,342,17 3,71 6,0010,6017,20

45
1,492,43 4,11 6,6111,7018,90

50
1,642,70 4,51 7,2412,8020,60

56

3,02 5,00 8,0014,0022,6038,00 69,50
63

3,38 5,55 8,6715,6025,0041,80 76,00
71

3,78 6,20 9,8617,3027,7046,20 83,40
80


6,9111,0019,2030,7051,20 91,80
90


7,7112,2021,3034,1056,70101
100


8,5113,5023,5037,5062,20111
112


9,4615,0026,1041,5066,00122
125


10,5016,6028,9045,9075,90134
140




32,1051,0084,20148
Ölçüler (mm.)

Bir ilaç yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde ...

Plasebo,
(İng. placebo).
Plasebo, Latince hoşnut etmek demektir. 
İlaçlara benzer fakat gerçekte ilaç olmayan etkisiz bir madde.
Bir ilaç yerine verilen başka bir zararsız ilaç,
Farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir.
Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Tedavi gücü yoktur. Tamamen hastanın verilen ilacın işe yarayacak ilaç olduğunu düşünmesinden dolayı etki eder. 



Tıbbi olarak kurtulma olasılığı zayıf görülen bir çok hasta, basitçe ölüm istatistiklerine girmekten bu güç sayesinde kurtulmuştur. Tıbbın çözüm bulamadığı kanserin tedavisinde çoğunlukla, yüksek moral ve iyileşme azmi olmuştur.

İşte plasebo yeterince azmi olmayan fakat tıbben tedavisi de bulunmayan hastalıkların bu ilaç sana çok iyi gelecek ama senin de çabalaman lazım sözleri ile pazarlanan çaresidir. 

Bazı zamanlar ise hiçbir hastalığı bulunmayan ama doktor kapıları aşındıran Hastalık Hastalarının tek reçeteli ilacıdır. 

Plasebo, halk arasında yararlı tıbbi içeriği bulunmadığını ifade etmek için bazen şeker hapı olarak da adlandırılır.


Azrak toprak elementlerine verilen genel ad ...

Lantanit,
Lantanitler,
Nadir toprak elementleri, 


Azrak toprak elementleri, az bulunur, nadir.

Lantanitler; 
Alm. Lanthaniden (n.pl.), Fr. Lanthanites (m.pl.), İng. Lanthanids. 
Periyodik sistemin III’üncü yan grubunda bulunan  nadir toprak metalleri olarak isimlendirilen metaller sınıfı.

Lantanitler:
Ce Seryum - Pr Praseodim - Nd Neodim - Pm Pometyum - Sm Samaryum - Eu Europyum - Gd Gadolinyum - Tb Terbiyum - Dy Disprosyum - Ho Holmiyum - Er Erbiyum - Tm Tulyum - Yb İtterbiyum - Lu Lutetyum.
 
Periyodik cetvelde kimyasal seriler
Alkali metalAlkalinLantanitAktinitGeçiş metalleri
MetalMetaloidAmetalHalojenSoygaz

Bu elementlerden yalnız Ce, Tb ve Pr 4+ oksidasyon sayısı da alabilirler. Diğerleri yalnız 3+ oksidasyon sayılı olabilirler. Nadir toprak metalleri, 3+ değerlikli halde birbirlerine çok benzeyen özellikler gösterirler. Elementlerin birinden diğerine geçişinde elektron değişimi 5 ve 6’ ncı yörüngede olmayıp, sadece 4’üncü yörüngeye (4f) elektron katılması ile meydana geldiğinden, kimyasal karakter yönünden birbirlerine çok benzerler. Tabiatta çok az oranda monazit kumunda nâdir toprak fosfatları hâlinde bulunurlar. Monazit, nadir toprakların ve toryumun bir ortofosfatı olup, (Ce, Nd, Pr, La) PO4(Th3[PO4]4) formülü ile gösterilir.

3+ değerlikli nadir toprak metalleri beraber bulunduklarında bunlardan birini saf bir bileşik halinde izole etmek için, önce bu elementin bulunduğu grubu konsantre hâle getirmek ve sonra elementi grup komşularından ayırmak gerekir.

Nadir toprak metallerinin ayrılmaları, genel olarak, tuzlarının çözünürlüklerinin atom numarasını takiben artması veya azalmasına bağlıdır. 3+ değerlikli olan bu tür metalleri ayırmak için, ayrıca fraksiyonlu kristallendirme denilen ticari metoda da başvurulur.

Nadir toprak metallerinin atom numaralarının artması ile bazik karakter azalır ve tuzlarının çözünürlükleri de artar.

Bu metaller, kuvvetli elektropozitif olduğundan, üretimleri çok güçtür. Genellikle oksid ve fluorürleri karışımının elektrolizi ile karışım hâlinde elde edilirler. Bir çoğunun iyonlarının karakteristik renkleri vardır. Ayrıca birçok bileşikleri paramagnetik özellikler gösterir.

Elde edilmeleri: 
Bu metallerin elde edilmelerinde erimiş klorürlerin elektrolizi, erimiş susuz klorürlerin metalik sodyum, potasyum, kalsiyum, mağnezyum veya alüminyumla indirgenmesi, amalgamların termik bozunmaları gibi metodlara başvurulur. Termik indirgeme ile ya metal veya alaşımlar elde edilir.

Metallerin teknik ölçüde elde edilmelerinde kullanılan metod, erimiş halde bulunan ve kalsiyum, sodyum veya potasyum klorür ihtiva eden metal klorürlerinin elektrolizidir.

Ticari ölçüde olmamak üzere, en saf metal veren metod, erimiş metal klorürlerinin, metalik kalsiyum ile indirgenmesidir. Erimiş metalde kalan kalsiyum, endüksiyon fırınında vakum tatbik edilerek uçurulur.




































Kaynak:
http://rehber.ihya.org/
http://tr.wikipedia.org/

Tokat' ın Reşadiye ilçesinde bir göl ...

Zinav ,
Kaz gölü,
Göllü Köy Gölü,
Kurt gölü,

Zinav Gölü,
Reşadiye ilçesinin kuzeyinde ilçeye 13 km uzaklıkta olan Reşadiye ilçesinin Yolüstü (Meğedün) Kasabası'na 3 Km uzaklıktadır. Mesire yerleri mevcuttur. Orman işletmelerine ait bir ormanlık alan içerisinde bulunmaktadır. Haftasonu tatillerinde ilçe ve civar köy ve beldelerden vatandaşlar tarfından piknik yeri olarak yoğunlukla ve ekseriyetle tercih edilmektedir. 
Genellikle palamut ağaçlarının yer aldığı meşe ormanları harika bir doğal güzellik katmaktadır. Yolüstü Kasabası'ndan kuzeye doğru asfalt yoldan Bereketli Kasabası' na gidilirken sol koldan ayrılan göl yolu 2 km kadar stabilize yoldur. Her türlü otomobil, otobüs, minibüs vb taşıtlarla ulaşılabilir.

Gölün suları tatlıdır. Göl bir dere ve küçük sularla beslenir. Ortalama 1.5 Km2 alana sahiptir. Gideğeninden (Gölyalağından) boşalan sular Kelkit Çayına ulaşır. Kenarlarında bataklık yerler yoktur. Ortalama derinlik 10- 15 M. civarındadır. Etrafı korunmaya alınmış orman alanıdır. Gölde kızılkanat denilen çok lezzetli bir tatlısu balık türü yaşamaktadır.


Efsane;
Yolüstü Kasabası'nda (Meğedün köyünde), Zınav isimli iyi yürekli bir adam yaşarmış .Şimdiki Zınav gölünün üst tarafındaki bahçelerin olduğu yerde güzel bir bağı varmiş. O zamanlarda bütün o köylülerin hemen hepsi de geçimlerini bağcılıkla sağlarlarmış. Yıllardır çalışmanın sonucu üzüm bağının geliri ile zengin olmuş.Fakat zengin oluşu onu pek etkilememiş.Yoksulları doyurur,muhtaçlara yardım edermiş elinden geldiğince.Aradan yıllar geçmiş,ihtiyarlamiş adam.Artık yerini yetişkin oğluna bırakma zamanının geldiğine karar vermiş ve oğlunu çağırmış.Oğluna şöyle demiş:

-Bak oğul,şimdiye kadar bunca sene çalıştım.Bir çalılığı en güzel,en verimli bağ haline getirdim, şimdiye kadar da kendime kötü dedirtmedim. Sende böyle ol, para gözünü karartıp,başını döndürmesin.Elinden geldiğince iyilik yap demiş ve bağı oğluna vermiş.

Fakat oğul nedense baba gibi iyiliksever biri olamamış. Aradan bir süre geçmiş, mahsül bol, dallar üzümleri tartamaz hale gelmiş. Bu durum babanın hoşuna gitmiş.Bir salkım üzüm almış ve yemeye baslamış.Bu sırada aşağıdan doğru gelen oğlu babasına bağırmaya başlamış

-Bre moruk bu bağ benim.Sen benden izin almadan nasıl salkım koparırsın? demiş. Baba önce oğlu şaka yapıyor sanmış. Fakat aynı şey tekrar edilince elindeki salkımı atmış ve:

"Bağın da, sen de sele gidersin inşaallah" diyerek beddua etmiş.

Bir süre sonra yağmur başlamış.Hiç durmadan günlerce yağmur yağmış.Bu sırada oğul bağına bakmaya gelmiş.Selin önünü tıkayan odunlar ve taşlar yıkılmış. Uzaktan kocasını izleyen hanımı kocasına bağırmış. "Sel geliyor, sel geliyor' demiş. Adam hiç bir şey anlayamamış. Etrafına şaşkın şaşkın bakınırken yukarıdan gelen sel, bağıyla beraber alıp götürmüş ve aşağıdaki çukura dolan seller kocaman bir göl oluşturmuş.

İşte o göle bu adamdan dolayı Zinav gölü denmiş. Rivayete göre o zamana kadar bağcılıkla geçinen köyde bir daha bağcılık yapılmamış.

Yine rivayete göre "Baba oğula bir bağ bağışlamış d, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş" atasözü buradan gelmektedir.







































Kaynak,
http://www.resadiyemiz.com

Taşlık yer, çıplak dağ tepesi ...

Çal,
Burtlak,
Taşlık, çalılık yer.
Taşlık yer, çıplak tepe.
Kireçli toprak. 
Ormanlık, fundalık. 
Sulu, düz ova. 
Maki ile örtülü engebeli alan. 
Susuz çıplak engebeli alan.

Japon kukla tiyatrosuna verilen ad...


Bunraku,
Japon Kukla Tiyatro sanatı,
(1684 yılında Japonya'nın Osaka kentinde doğmuş geleneksel Japon kukla tiyatrosu türüdür.  

Ningyo coruri olarak da adlandırılır. Bu ad şamisen çalımı ve gösteri metninin okunmasını kapsayan coruri / joruri müziği ve Japoncada kukla anlamına gelen ningyo sözcüklerinin birleşmesinden türetilmiştir. Bunrakuda şamisenin yerine nadiren de olsa taiko davulu denen bir tür tamtam da kullanılır.


Bunraku, diğer bir adıyla Japon Kukla tiyatrosu, dünyadaki en gelişmiş kukla sahnelerinden biridir. 

Kuklalar oldukça büyüktür. Yaklaşık yarım insan boyu kadar ve ana karakterler 3 kuklacı tarafından yönetilmektedir. Çoğu bunrakunun konusu tarihsel Japon hikayelerinden gelmektedir ve temaları giri (sosyal sınırlamalar) ve ninjo (insanlığın çatışmaları) dan oluşmaktadır. 

Tanınan en ünlü bunraku oyun yazarı Chikamatsu Monzaemon'dur.(1653~1724). 


Bunraku ismi ningyo joruri' den gelmektedir (ningyo kukla, joruri ise hikaye anlamına gelmektedir). Kukla oyunları 10.yy' dan itibaren ortaya çıkmıştır. Gezgin kukla sahneleri, oyunlarını Awaji adalarından Seto 'ya kadar taşımışlar, Osaka ve Kyoto gibi büyük şehirlerde de ilgiyle izlenmişlerdir. Böylece tüm Japonya'da meşhur olmuştur.

Bunraku günümüzde kuklaları, müziği ve ulusal hikayeleri birleştiren bir oyun olarak devam etmektedir. Aynı kabuki gibi 1600' lü yıllarda popülerliği çok artmış ve aristokratların oyunu Noh' a bir alternatif olarak halkın ilgiyle izlediği sahneler kurulmuştur.




















 






















Kaynak: http://www.msxlabs.org/

Ağacın reçinesini çıkarmada ya da boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz bir toz ...

Potaşe,  
Fr. potasse du commerce, carbonate de potassium,  
Osm. potasyum karbonat.
 
Ağacın reçinesini çıkarmada, boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.

Ağacın odun kısmı ve ya Ağacın reçinesini çıkarmada, boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.
 

Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse ...

Bebecik,
Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse.

Omurgalılarda, denge ve yönetimle olan ilgileri bakımından işitme taşlarına verilen ad...


Statolit, (Fr. statolite, İng. statotolith, otolith ).
Denge taşı, 
Kulak taşı. 
Omurgalılarda, denge ve yönelimle ilgili işitme taşları.
Omurgalılarda denge ve yönetimle olan alâkası bakımından işitme taşlarına verilen ad.

Yun. statos: sabit; lithos: taş; ous: kulak,
İç kulakta, denge taşlı kese içinde bulunan salgı maddesi kum ya da kalsiyum karbonat tanecikleri gibi yapılar. 
Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu.
Statolit, 
Otolit(kulaktozu).
İşitme taşı.
Birçok hayvanların işitme organlarında bulunan kalkerli parçacıklar; kulak taşları 

Pamuk ya da keten ipliğinden dokunan bir tür kaba kumaş ...

Kirpas,
Ham bez, keten bezi, Pamuk.
Kaba pamuklu dokuma,
Pamuk ya da keten ipliğinden dokunan bir tür kaba kumaş.
Keten bezi ve pamuklu beze verilen ad .
Ham beze, keten bezine ve pamuklu beze verilen ad.


Hambez; pamuk ve keten bezi yerine kullanılır.
Kirpas-ı keten; Keten bezi, Tırhala' da dokunur, hükümetçe satın alınır.
Kirpas-ı Tuzla; Tuzla' da dokunan astarlık pamuk bez.
Kirpas-ı penbe; Astarlık olarak kullanılan, pamuktan yapılma bezin adıdır. Tuzla, Edremit, Bergama' da dokunurdu.

Amasya yöresinde yemeği yapılan yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad ...

Menevcer,
Kuşkonmaz,
Amasya yöresinde verilen ad.
Fr. Asperge
Alm. Spargel.
Asparagus officinalis,

Avronyez,
Tilkişen,
Yabani kuşkonmaz,
Tilkikuyruğu,
Glemşe, (Boyabat yöresi),
Likonya (Konya yöresi).
Acı filiz sarmaşığı.
Kedirgen,
Eğrelti,
Batıcı,

Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus).

Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir.
Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

Menevcer,
Kuşkonmaz Kavurması,
Malzemeler;
Yarım kilo menevcer .
(Yabani Kuşkonmaz), 
100 gr kıyma,
2 dilim pastırma veya sucuk,
1 yemek kaşığı tereyağ,
2 yumurta,
Karabiber, Tuz


Yapılışı;
Menevcerler iki cm uzunluğunda olacak şekilde yumuşak kısımları kırılır,kaynayan suya atılıp 15 dakika haşlanır (yumuşayana kadar). Başka bir tencerede tereyağ eritilip, kıyma, pastırma veya sucuk (arzuya göre) beraber kavrulur. Karabiber, pulbiber eklenir, 2 yumurta kırılır ve karıştırılır, yumurtalar pişince üzerine haşlanmış menevcer eklenir 15 dakika daha kavrulup servis edilir. Yemeden önce limon sıkılması önerilir.

Bir eksen çevresinde hızla dönen bir teker ile bu tekerin yerleştirildiği ve dönme ekseninin doğrultusunun kolaylıkla değişmesine olanak sağlayan bir çerçeveden oluşan aygıtların ortak adı ...

Cayraskop, 
(İngilizce: Gyroscope, Gyro),
Yalpalık, 
Cayroskop, 
Cayro, 

Yön ölçümü veya ayarlamasında kullanılan, açısal dengenin korunması ilkesiyle çalışan bir alet. Jiroskopik hareketin temeli fizik kurallarına ve merkezkaç ilkesine dayalıdır. Herhangi bir eksen çevresinde serbestçe dönebilen tekerlekten oluşan aygıt, ilk kez 1852 yılında Fransız fizikçi Leon Foucoult tarafından yer yuvarlağının ekseni çevresinde döndüğünü kanıtlamakta kullanıldı.


Cayroskop, ekseninin uzayda sürekli değişmeyen bir doğrultuyu göstermesi nedeniyle, çeşitli alanlarda özellikle, havacılık ve denizcilikte kullanılır. Ağırlık merkezi çevresinde kolayca dönebilen biri düşey öbürü yatay iki desteğe bağlanmış bronz halkanın ekseni üzerinde bulunan dişliler sistemiyle bir dönme hareketi başlatılırsa, eksen soldan sağa doğru koni biçiminde bir dönme hareketi yapar, eksen de uzayda hep aynı doğrultuyu gösterir. 

Cayroskop özellikle pusulalarda, denge araçlarında ve çok duyarlı hız ölçme araçlarında ek parça olarak da kullanılır.

Cayroskop, gemiler, uçaklar, güdümlü si­lahlar ve uzay araçlarında yön belirleyici ve denetleyici olarak kullanılan bir aygıttır. Bir eksen çevresinde hızla dönebilen ağır bir te­ker ile bu tekeri taşıyan, iç içe geçmiş çember­lerden oluşur. Askı ya da dengeleme çemberi adı verilen bu çemberler, tekerin dönme ek­seninin kolayca değişebilmesine olanak vere­cek biçimde birbirine takılmıştır. Şekilde gö­rüldüğü gibi, cayroskopun tekeri yatay askı çemberine bağlı olan XX ekseni üzerinde dö­ner. Yatay askı çemberi, YY mili ile düşey askı çemberine bağlıdır ve bu mil çevresinde dönebilir. Düşey askı çemberi de çevresinde dönebileceği ZZ mili üzerine yerleştirilmiştir. 
 
Teker dönerken, cayroskop altındaki sap­tan tutularak kaldırılıp bir yöne eğilirse ya da sağa sola çevrilirse tekerin dönme ekseninin doğrultusunun değişmediği görülür. Ekseni üzerinde hızla dönen bütün cisimlerde dönme ekseninin doğrultusu değişmemek eğiliminde­dir. Örneğin, bir madeni para ya da bir topaç hızla dönerken yana devrilmez. Dünya'nm kendisi de kutuplarından geçtiği düşünülen bir eksen çevresinde hızla döner. Bu eksenin Kuzey Kutbu'ndaki ucu her zaman Kutup Yıldızı'na yöneliktir. Sir Isaac Nevvton'un bi­rinci hareket yasası eksen doğrultusunun de­ğişmeme nedenini açıklar. Bu yasaya göre, hareket eden bir cisim dıştan gelen bir etki olmadığı sürece yap­makta olduğu hareketi sürdürür.

Cayroskopun çok ilginç ikinci bir özelliği vardır. Cayroskopun tekeri dönerken, XX ekseninin sol ucunu aşağı doğru itecek biçimde, yatay askı çemberine (şekilde okla gösterilen yönde) parmakla bastırılırsa, bütün sis­tem ZZ mili üzerinde P oku yönünde döner ve ekseni aşağı doğru iten baskı sürdükçe bu dönüş de sürer. Öte yandan, eğer düşey askı çemberi P oku yönünde döndürülürse, yatay askı çemberi XX ekseninin sağ ucu yukarı doğru kalkacak biçimde hareket eder. Cayroskopun yalpalama adı verilen bu özelliğini günlük yaşamda, örneğin bisiklete binerken görebiliriz. Bisikletin tekerleğini cayroskopun tekeri gibi düşünürsek, bisikletin dengesini sağlamak için yalpalama özelliğinden yararla­nıldığı görülür. Bisikletin sağa doğru yattığını gören binici devrilmemek için gidonu, teker­leği sağa çevirecek biçimde döndürür. O za­man bisikletin kadrosu yalpalama özelliği nedeniyle sola doğru yatar ve daha önce sağa yatarak dengesi bozulmuş olan bisiklet denge­ye gelir. Bu olay ancak tekerlek dönerken ya­ni bisiklet hareket halindeyken gerçekleşir.





























Kaynak: Büyük Ansiklopedi

Bir cins ince ve sık dokunmuş patiska ...

Nansuk, (Fr. nansouk).
Bir cins ince, sık dokunmuş patiska
Çok ince ve sık dokunmuş patiska,
 

Cava adası yerlilerince silahların ucuna sürülen çok güçlü bitkisel zehir . ..

Upas,
Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir.
Cava yerlilerinin oklarına sürdükleri zehir. 
Cava adasında bulunan özsuyu zehirli bir ağaç.
Bu ağaçtan mum ve mumyağı yapmak için de yararlanılır. Malakka yarımadasında ve Cava adasında yetişen bir ağaç olup çok zehirli olan özsuyunu, bu adanın yerlileri  tarafından oklarının uçlarına sürerek kullanırlar. 
 

Cava adalarında yetişen bu ağaç, Antiaris toxicaria'dır. Reçinesi, Bahan upas olup yerliler tarafından ok zehiri olarak kullanılır. 

Çocuklarda sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında görülen, virüs ya da bakterilerin yol açtığı alt solunum yolu enfeksiyonu...

Krup,
(Laringotrakeobronşit).
Özellikle 6 ay-3 yaş arası çocuklarda sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında görülen, virüs ya da bakterilerin yol açtığı alt solunum yolu enfeksiyonudur. Gırtlak çevresini tutan, ön planda ses teli bölgesini ve ses tellerinin hemen altındaki havayolunun en dar bölgesini ilgilendirir. Bir cins larinks yani nefes borusunun iltihabı hastalığıdır.


Yalancı difteri olarak da adlandırılan bu hastalığın belirtileri oldukça belirgindir. Hafif bir nezle ve öksürükle yatan çocuk, gece yarısı boğulur tarzda bir öksürükle uyanır. Öksürük, köpek havlaması şeklindedir. Krup, ses tellerini tutan virüslerin neden olduğu bir tür enfeksiyondur. Nefes alan ya da ağlayan çocukta ıslık şeklinde ses­ler duyulabilir. Gırtlakta şişmeler oluşur ve solunum yolları tıkanır. Çocuk solu­num güçlüğü çekerek paniğe kapılır.

Virüs genellikle hasta olan kişinin öksürmesi veya hapşurmasıyla havaya çıkan damlacıklarla, ya da direkt temasla bulaşır. Soğuk algınlığı yapan birçok virüs krupa neden olmasına rağmen en sık etkeni parainfluanza virüsüdür. Krup tekrar edebilir, sık tekrar ediyorsa alerjik nedenler ve reflü (mide içeriğinin yemek borusuna kaçma durumu) araştırılmalıdır. Beş yaşından sonra hastalık daha az görülür.

Hastalığın tedavisi için buhar banyosu (25-30 dakika) önerilir. Hastalığa neden olan etken bakteri ise, antibiyotik kullanımı­na başlanır. Antienflamatuar etkisi olan asetaminofen hapları da kullanılabilir. Bol ılık sıvı alınmalıdır.

Gümüşhane' nin Kelkit ilçesinde antik bir kent ...

Satala,
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Sadak köyü sınırları içinde bulunan antik kenti.
Kelkit sözcüğü VII.yüzyılda yöreyi ele geçiren Peçeneklerin önderi Kilki Bey’in isminden kaynaklanmaktadır. Kelkit (antik Suissa) ilçesine 17 km. uzaklıkta 120 hanelik Sadak köyü, Meşe içi dağlarının doğu eteğinde kurulmuştur. Sadak köyü antik devirde Satala ismini taşıyan önemli bir şehirdir.


Kelkit’in güneydoğusundaki Sadak Köyü yakınlarındaki Satala kenti Hititler tarafından kurulmuştur. Hititlerden sonra Gümüşhane ve çevresi Urartuların egemenliği altına girmiştir. Bunu Med ve Pers yönetimi izlemiş, MÖ.331’de Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra yöre, Makedonyalıların egemenliğine geçmiştir. Yöreyi Roma ve Bizans hakimiyeti izlemiştir. 
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Gümüşhane ve çevresinde Selçuklu egemenliğine girmiştir. Kaynaklardan öğrenildiğine göre XIV.yüzyılın ikinci yarısından sonra Çepniler bu bölgeye yerleşmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u ele geçirmesinden sonra Osmanlılar yöreye hakim olmuşlarsa da Akkoyunlular bu bölgede hakim olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran (1514) seferinden sonra da Doğu Anadolu, Gümüşhane ve Kelkit de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bazı kaynaklarda Gümüşhane yöresinin Otlukbeli Savaşı’ndan (1473) sonra Osmanlı topraklarına katıldığı yazılıdır.

Hitit-Asur-Makedonya-Roma-Bizans hakimiyetlerinde kalan Sadak bir ara eski önemini kaybetmiş ancak Trabzon Komnenosları zamanında tekrar canlanmış, onların mesire yeri olmuştur.

Halk dilinde sütlaça verilen ad...

Akaş,
Sütlaç,
Halk dilinde Akaş denir.
Süt, şeker ve pirinçle yapılan bir tatlı türü.
Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı, sütlü.


Fırın Sütlaç Tarifi;
Malzemeler:
(7 kase için).
4,5 su bardağı süt
½  su bardağı pirinç
1,5  su bardağı su
1  yumurta sarısı (iri yumurta)
1,5 su bardağı toz şeker
1 çorba kaşığı tepeleme nişasta+½ su bardağı su
1 mercimek büyüklüğünde  damla sakızı

Yapılışı: 
Pirinçleri yıkayıp suyunu süzün. 
1,5  su bardağı su ilave edin, pirinçler yumuşayana dek kısık ocakta pişirin. Gerekirse su ilave edebilirsiniz. 
Sütü ekleyip pirinçler yumuşayana dek 10 dakika daha pişirmeye devam edin. 
½ su bardağı su ile nişastayı pürüzsüz bir şekilde karıştırın.
Damla sakızı ve nişastayı sürekli karıştırarak tencereye ilave edin.
Ağır ateşte ve sürekli karştırarak göz göz olana dek pişirelim.
2 kepçe sütlacı büyük  bir kaseye alıp ılıtalım.
İçine çırpılmış yumurta sarısını ekleyip karıştıralım.
Tenceredeki sütlacı ısıya dayanıklı kaselere paylaştıralım.
Üzerlerine yumurtalı sütlacı paylaştırıp , kaseleri fırın tepsisine koyun.
Tepsinin içine , kaselerin yarısına gelecek kadar su ilave edelim.
Önceden 220 derecede ısıtılımış fırında sütlaçların üzeri kızarana dek pişirelim.
Üzeri kızaran sütlacı fırından alıp ılıtalım.
Sütlaçları buzdolabında2-3 saat soğutarak servis yapalım.
Afiyet olsun...


http://asevi.blogcu.com ' dan alınmıştır. Teşekkür ederiz.

Küçük bohça...

Çıkı,
Bohça, 
Çıkın.
Çıkın, küçük bohça
Sofra bezi. 
Para kesesi. 
İçinde kıymetli şeyler bulunan paket.
Azık torbası.

"Arap Yasemini" de denilen ve güzel kokulu çiçekler açan bir ağaççık...


Ful,
Arap Yasemini,
Jasminum sambac,
Grand duke of Tuscany
 
Filipinlerin ulusal çiçeği olan Ful egzotik ve tropik bir herdem yeşil çalı olan Ful sarılıcı ya da çalı formlu olabilen çok yıllık, Oleaceae familyasından bir bitkidir. Ancak soğukta yaprak döküyor. Akdeniz ve Ege şartlarında dış mekanda, diğer bölgelerimizde ise kaplı fidan olarak kışın içeriye almak suretiyle yetiştirilebilir. Akdeniz ve Ege'de de sert kışlardan korumak gerekir. Soğukta yaprak dökebilir. Bizde katmerli türleri bilinir. Haziran ayında çiçeklenme başlar.

Haziran ayında çiçeklenmeye başlar. Güneş ve hafif gölge yerleri sever. Bol humuslu, yaprak çürüntülü, süzek toprakları severler. İlkbaharda ve yazın bol sulanır. Yaz sonuna doğru alınacak yarı odunsu çeliklerle üretilir. Ful çiçeklerinden parfüm sanayisinde faydalanılır.
 

Yaz sonuna doğru alınacak yarı odunsu çeliklerle üretilir. Çoğaltmak için, çelik alınır; Çelik keskin makas ile tepeden 10-15 cm kesilir, çelikler aspirinli suya batırıp 8-10 sn kadar tutulur, perlit, kum veya dezenfekte edilmiş torf içinde köklendirilir. Oksijenli sulu solüsyonla da sulanır.   Ful çelikleri uzun zaman alsa da doğrudan su içinde de köklenebilir. Katmerli çiçekliler daha çalı görünümlüdürler. Bunlarda zayıf ve uzayıp giden bir sürgün yerine kalın, çok dallı, dolgu formlu bir bitki tercih edilir. Bunun için de çalı tipindeki bitkilere genelde yapıldığı gibi uçtaki büyüme noktası köklendirilecek çelik olarak alınır.
 

Çiçeği yalın kat olanlar sarmaşık formlu büyürler ve sardırılabilir. Ful çiçeklerinden parfüm sanayisinde faydalanılır. Ayrıca uzak doğuda yasemin çayı fulden yapılır ve yeşil çayların aromalandırılmasında kullanılır. Çiçeklerinden elde edilen yağın aromaterapide de yeri vardır.

Ful Hakkında Bilinenler ve bilinmeyenler;
Ful en güzel tenekede yetişir. 
Ful çiçeği koklanırken burun değdirilirse kararır.
Tohumları alınmış domates ve kabak toprağı için yararlıdır.
Ful çiçekleri en güzel domateste sergilenir. 
Çiçek açınca çiçek sapının elverdiği ölçüde kesilir ve olgun bir domatese saplanır. Tabakta domatese saplı duran ful vazo ömrünü orada tamamlarken hem ortamı güzel kokutur, hem de kırmızıya saplanmış top top beyaz çiçekleri ile ilgi çeker.



































Kaynak; http://www.agaclar.net

Antalya' nın Kumluca ilçesinde antik bir kent ...

Rhadiapolis,
Antalya il sınırları Kumluca ilçesi yakınlarındaki antik kent.

Rhadiopolis, Antalya İli Kumluca İlçesi' nin 2,5 km kuzeyinde tepe üzerinde ve eteklerinde kurulmuştur.  Corydella ile kıyaslandığında görülebilecek kalıntılar açısından daha zengin olan Rhadiapolis’e Hacıevler köyünden gidiliyor. Kumluca'nın batı yönünde, bir dağın yamacında kurulmuştur. Oldukça kötü olan 3 kilometrelik toprak yolda ancak arazi araçlarıyla ilerlemek mümkün. XIX. Yüzyıl bilginlerince kentin adı "Rhudos" (Gül) ile ilgili görülmüştür. Bir Lykia şehri olan Rhadiapolis’in ortasında küçük bir tiyatro var. Tiyatronun kuzeyinde Bizans kilisesi, tepede de Helenistik kule bulunuyor. Arkeologlar ismine bakarak şehrin Rodoslular tarafından kurulduğunu düşünüyor. Kral Opramoas zamanında en zengin devrini yaşayan şehirde; tiyatro, hamam, Opramoas adına yapılan anıt, kilise, kaya mezarlarları ve lahitler, çok sayıda su sarnıcı bulunuyor. Kral Opramoas zamanında en zengin devrini yaşayan şehir,adı geçen kral vasıtası ile komşu şehirlerin tahrip olan eserlerini de yardım ederek onarttırmıştır. Şehrin tiyatrosu, hamamı, Opramoas anıtı, kilisesi, kaya mezarları ve lahitleri çok sayıda su sarnıcı bulunmaktadır.Tiyatronun skenesinde yazılı olan 12 imparator mektubu,19 procurator mektubu ve 33'u birlik toplantısına ait yazılı anıt antikacılarca tahrip edilmiştir.

Aşık oyununda aşığın dik durması...

Cuk,
Aşık oyununda aşığın dik oturması,
Aşık oyununda aşığın dik durması,

Aşık oyunu, koyun, kuzu ve keçilerin arka bacaklarından dizinde bulunan dört yüzlü kemikle oynanan bir oyun. Tarihi bir Türk oyunudur. Eski çağlardan günümüze gelene kadar Türklerin yayıldığı tüm coğrafi bölgelerde bu oyuna rastlamak mümkündür. 

Oyun, toprak üstüne çizilen bir daire ve daire çapına, atış mesafesine parelel olarak oyuncular sırasıyla aşık kemiklerini dizerler. Kura ile (yazı-tura şeklinde) belirlenen oyuncu, üç-dört m. mesafeye dikilir. Koç bacağından elde edilen, ve ağır olsun diye içine kurşun dökülerek ağırlaştırılan "şak" adı verilen aşıkla daire içine dizilen aşıkları hedef alarak atar. Aşıklardan biri veya bir kaçı çizgi dışına çıkarılmaya çalışılır. Çizgiden dışarı çıkan aşık oyuncunun olur. Atış ıskalananıncaya kadar devam eder. Sırası gelen oyuna başlar. Aşıklar bitki boyaları ile boyanarak süslenir. Daha sonraları kemik yerine bilye misket ile oynanmaya başlandı. Aşık oyunu günümüzde de köy, kasaba ve şehirlerde oynanmaktadır. 


Bazı Çocuk oyunları;
Evcilik,

Mangala,
Topaç,
Tornet,
Lak lak,
Aşık oyunu,
Beştaş,
Göçek,
Fırdöndü,
Gıncırık,
Tel araba,
Ok-yay-sapan,
Çağatara,



Anadolu halklarının ana tanrıçası ...

Kibele,
Anadolu halklarının ana tanrıçası,
Ma, Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,
Men, Anadolu halklarının ay tanrısı.

Antalya kentinin kurucusu olan ünlü Bergama kralı ...

Attalos,
Antalya,
Antalya’nın eski adları:
Attaleia, 
Atalla, 
Atale, 
Adalin, 
Adalya, 
Ataliyye, 
Etaliyye, 
Sattalla, 
Antalya.   


Antalya ili, Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir. Kuzeyinde, Burdur, Isparta, Konya, doğusunda, Karaman, Mersin, batısında, Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. 

Türk Riviera’sı Antalya kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulur.     
Attalos Yurdu anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir.  Attalos, Bergama'nın kralı ve İsa'dan önce 159 ile 138 yılları arasında hüküm sürmüştür. 

Kral Attalos da cennete geldiğini kabul etmiş ve burada derhal büyük bir kent kurulmasını emretmiş.  Bu doğal güzellikler içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurmuşlar ve bu kente, Kral Attalos’un adına atfen Attaleia adını vermişler. Sonraları bu ad sırası ile Stelai, Satalya, Adalya ve Antalya olarak değişmiş.

Sönmemiş kireç ...


Kils,
Kireç taşı.
Sönmemiş kireç, 
Çoklukla yapı gereci olarak kullanılır.
(İng. quicklime, caustic lime, unsklaked lime, Fr. chaux vive, Dgr. aetzkalk).



Kireçtaşının ısıl bozunmasıyla elde edilen, kimyasal yapısında en çok CaO ve biraz da MgO ile başka toprak alkali metallerin oksitleri bulunan özdek. 

 Kireç, doğada kireçtaşı veya kalker (CaCO3) olarak bulunan kayaçların belli ebatlara indirgendikten sonra fırınlarda yakılmasıyla elde edilir.

 
Elde edilen sönmemiş kireç, higroskopik özelliklere sahiptir ve suyla reaksiyona sokularak toz halindeki sönmüş kirece dönüştürülür.


 



















Kireçli kabak Tatlısı;
 
Malzemeler:
1 kg kabak,
1,5 kg tozşeker,
4 bardak su,
250 gr sönmemiş kireç,
1 limon (veya 1,5 gr limontuzu).
 
Yapılışı:
Kabaklar, çekirdekleri çıkarılıp kabukları kesildikten sonra, kare şeklinde küçük küçük doğranır. 20 bardak suda, 250 gr sönmemiş kireç eritilir, suyu alınır ve kabak parçalan durulmuş kireç suyunda 6 saat bırakılır. Kireç suyundan çıkarılan kabaklar bol suda iyice yıkanır, süzülür. 1,5 kg tozşeker 4 bardak suda kaynatılarak şurup hazırlanır. Şurup kıvamını bulunca yıkanmış ve suyu süzülmüş kabak parçalan içine atılır ve kaynatılarak kabaklar pişirilir. Reçel kıvamını alınca limon suyu dökülür, hafifçe karıştırılarak limon suyu her yana eşit biçimde dağıtılır, 2-3 dakika kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir. Reçel ateşten indirilince, soğumadan temiz ve kuru kavanozlara boşaltılır. Serin kuru bir yerde saklanır.



















Kaynak: http://www.nuhyapi.com.tr

Kiraya verilerek gelir getiren mülk...

Akar,
Kiraya verilerek gelir getiren mülk.
Para getiren mülk. (Ev, dükkân gibi.)

İcar, Kira.
Mucir, Acir, Kiraya veren kimse.

Kira...

İcar, 
Kiralamak. 
Kiraya vermek.
Kira parası.

Kiraya veren kimse ...

Mucir,
Acir.
(Ecir. den) İcar eden, 
Kiraya veren. 
Mücir,
Elindekini başkasına kiralayan. 
Kiraya veren.

Dinsel ve felsefi düşüncede, ruhun ölümünden sonra insan, hayvan ya da bitki biçiminde yeniden doğması ...

Reenkarnasyon, (Fr. réincarnation), 
Ruh göçü.
Tenasüh,
Tekammüs, 

Ölümden sonra ruhun bir bedenden başka bir bedene, kimi kez de insandan hayvana, hayvandan insana geçmesidir.
Kelimenin kökü, bedenlenme, bir bedene bürünme manasındaki enkarnasyon’dur. Buna göre reenkarnasyon, tekrar bedenlenme manasına gelmektedir.

Renaissance (tekrar doğuş) da aynı manadadır.  Dinsel ve felsefi düşüncede ruhun, ölümünden sonra insan, hayvan ve bazı durumlarda da bitki biçiminde bir ya da daha çok yeniden doğmasıdır.

Reenkarnasyon veya ruh göçü ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği addır. Reenkarnasyon kavramı Asya dinlerindeki tenasüh kavramından farklıdır. Günümüzde ruh göçüne inanan insanlar vardır.

İlkçağın Ortadoğu dinleri, Manicilik ve gnostisizmin yanı sıra teosofi gibi bazı çağdaş dinsel akımlarda da reenkarnasyona rastlanır. Asya kökenli din ve felsefelerin karakteristik özelliği olan ruh göçü inancıdır. Ruh göçü inancını sürdüren başlıca Asya dinleri; Hinduizm, Caynacılık, Budacılık ve Sihlik. Bu dinlerin tümünün paylaştığı karman öğretimine göre herkesin şimdiki davranışındaki sonucun, sonraki yaşamında ortaya çıkacağıdır.


Ruh bilimi,
Ruh, din ve felsefede, insan varlığının maddi olmayan tarafı ya da özü olarak tanımlanır ve genellikle bireysellikle (zat) eşanlamlı olarak ele alınır. Teoloji'de ruh kişinin ilahiliğe iştirak eden kısmı olarak tanımlanır ve genellikle bedenin ölümünden sonra kişinin varlığını sürdüren kısmı olarak ele alınır. Bununla birlikte ruh kavramının kültürden kültüre, dinden dine, felsefeden felsefeye geniş ölçüde çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Ruhlar genellikle ölümsüz olarak kabul edilirler. Çeşitli dinler ve filozoflar, ruhun doğası (yapısı), beden ile ilişkisi, kökeni ve ölümlü olup olmayışı konularındaki farklı görüşleriyle bir sürü teori ortaya koymuşlardır. Ruh ile can kavramları arasında kimi kültür, din ve felsefelerde bir ayrım yapılmamış, kimilerinde ise bir ayrım yapılmış olmasına ve bu kavramları belirten iki ayrı ya da birkaç terim olmasına rağmen, sözkonusu terimler, sık sık aynı kavramı belirtmek üzerine birbirlerinin yerine kullanılmıştır. Birçok inanışa göre ruh, enkarne olmadan (ete bürünme, doğma) önce de vardı.

Ruh kavramı ölümden sonra yaşam kavramlarıyla yakından ilişkili olmakla birlikte, bu konudaki görüşler son derece çeşitlilik göstermektedir, özellikle bedenin ölümünden sonra ne olup bittiği konusunda. Halihazırda bilimsel araştırma, genel kabule göre, konusu olan maddi evrenin dışında kaldığından, ruhun var olduğunu ya da var olmadığını ortaya koyamamaktadır. Psikoloji ekollerinin de ruh konusundaki görüş ve yöntemleri birbirinden farklı olup, çeşitlilik göstermektedir.





http://tr.wikipedia.org

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ