Tropikal Afrika' da yetişen ve "venge" de denilen dayanıklı bir ağaç ...


Venge, Wenge,
Panga Panga, (Millettia Laurentii-Wenge)
Pangapanga,
Venge ağacı
Avong, 
Mpande,

Tropikal Afrika' da yetişen ve açık damarlı, siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte, daha çok kaba dokulu, sert ve ağır bir odun veren ağaç. Koyu kahverengi ya da siyah olan rengini kesildikten birkaç ay sonra kazanan wenge ağacının, kabuğunun altında yatan renk ise, beyaza yakın sarıdır. 

Batı Afrika, Gabon, Kamerun, Kongo, Tanzanya, Zaire gibi Afrika ülkelerinde yetişir. Doğu Afrika ağaçları arasında en çok tercih edilen ağaç türlerinden biridir. Çok hafif ama çok sert bir malzemedir.  Koyu kahverengi ile hemen hemen siyaha yakın renkte, açık renkli şeritleri dekoratif bir görünüş kazandırır. Sert bir ağaç olan venge, yapısal özellikleri nedeniyle güçlü bir ağaç işçiliği gerektirir.

Mantar, böcek ve termitlere karşı dayanıklı olup makinelerle oldukça iyi işlenebilir kesilebilir bir ağaç türüdür. Yapıştırılması güç ama iyi cilalanabilir. Ancak termit, mantar ve böceklere karşı dayanıklı olması ciddi bir avantaj sağlarken, geniş lifli yapısı çabuk kırılmasına neden olmaktadır.

Venge ağacının renklendirilmesinde boyama işlemi mutlaka ağaç kuruduktan sonra yapılmalı ve kullanılan boyaya çözücü eklenmelidir. Ahşap reçine hücrelerinin varlığı nedeniyle zımparalama işleminde yoğun bir toza neden olan yapısı vardır. Bu nedenle solunum problemlerine, dermatolojik rahatsızlıklara ve halsizliğe neden olabilir. Çalışma sırasında toz toplama sistemi kurulması zorunludur. Venge ağacıyla çalışırken, uygun havalandırma koşullarına dikkat edilmeli ve maske, koruyucu giysi kullanılması tavsiye edilir.

Bıçak sapı dışında üst yüzey kaplamalarında, parke, mobilya, lambri, oymacılık, tornacılık ve özellikle tesbih yapımında kullanılır. Ağırlığından dolayı, kontrplak üretimi için uygun değildir. Afrika topraklarında mistik güçleri olduğuna inanılan bu ağaç, yüzyıllar boyunca Afrika yerlileri tarafından, kutsal saydıkları törenlerde kullandıkları maske ve heykellerin yapımında kullanmışlardır.



Kitap getirmiş peygamber...

Resul,
Kitaplı peygamber,
Kendisine kitap indirilmiş peygamber. 
Haberci.
Elçi,
Peygamber,


"Helali" de denilen ve giysi yapımında kullanılan yarım ipekli bir kumaş ...

İdare,
İdare Bez, İki pamuk bir ipek iplikten dokunan, gömleklik kumaş türüdür. Helali kumaşının diğer adıdır.

Helali, 
Hilali,
Yarım ipekli, bürümcük türü bir kumaş.
Ham ipekten dokunmuş bürümceğe pamuk ipliği katılarak elde edilen kumaş. Helali denen ve erkekler için dokunan bürümcüklerde ise çözgü pamuk, atkı ipek ipliktendir. 

Çözgüde yer yer pamuk iplik kullanılarak yollu dokunanları da vardır. Beyaz pamuk iplikle dokunduğunda bu yollar mat bir görünüm verir. 

Renkli ipliklerle dokunan ya da dokunduktan sonra boyanan türleri de vardır. Bürümcük, XV. ve XIX. yy.' lar arasında başta Bursa olmak üzere Bilecik, Alaşehir, Muğla, Denizli ve İstanbul' da dokunuyordu. Bursa'da yapılan bürümcükler, Avrupa'ya da ihraç ediliyordu. Pamuk ipek karışımı, mat çizgili bürümcük, XIX. yy.'ın ilk yarısında, Paris kadın modasında etkili olmuştur.

Çözgüsü ipek, atkısı pamuk ipliğinden, bezayağı örgüyle dokunmuş, yarım ipekli, bürümcük türü bir kumaş. Erkeklerin saf ipekten giysi giymeleri inanışa göre haram sayıldığından, atkı ve çözgüsü ipek olan bürümcüklerin atkı İpliklerinde pamuk ipliği kullanılmış ve bu kumaş türüne "dince uygun" anlamında "helali" denmiştir. 

Genellikle el tezgâhlarında, çözgüsünde krep büküm ipek iplik, atkıda pamuk iplik kullanılarak dokunurdu. Atkı ipliği olarak iki pamuk bir ipek iplik kullanılan türleri de vardı. Pamuk ipliğinin teri emmesine karşı bükülü ipek ipliğin doku gözeneklerini açık tutması, terin kısa sürede ve sağlıklı bir biçimde kurumasını sağladığından özellikle erkek gömlekliği ve çamaşırlık olarak çok aranan bir kumaştı. Bu özelliği nedeniyle denizel ve kayıkçıların doğrudan tenlerine giydikleri gömlekler de helali'den yapılırdı.

Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer ...

Ramp, (Fr. rampe, İng. rampe).
Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer.
Sahne düzeyinin seyirciye en yakın kesimi, sahne kenarı.

Eş, Karı, zevce ...

Refika, (Arapça).
Kadın, eş.
Eş, karı,
Kadın, eş.
Kadın arkadaş.
Ortak, arkadaş, eş, yardımcı, yoldaş. 
Avrad,
Kadın, karı, avrat.
Zevce,


Kına gecelerinde yaşlı kadınların başparmağına yakılan kına. ..

Apteslik,
Kına gecesi törenlerinde, yaşlı kadınların yalnızca başparmağına yakılan kına.
Abdest alınacak yer.
Abdest almaya yarayan.
Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir tür giyecek.
Kısa cüppe,
Aptes alınırken giyilen cüppe biçiminde, önü açık üstlük. 
Evlerde el, yüz ve bulaşık yıkanan, aptes alınan yer. 
Zeybeklerin giydiği kısa kollu cepken. (Günümüzde giyilen ince kumaştan bej ya da krem rengi latalara da bu ad verilir.)
Aptes alma işinde kullanılan: Aptestik leğen, aptestik ibrik.
 
Abdest, 
Müslümanların, bazı ibadetleri yapabilmek için belli bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma. 

Uyarı ...

İkaz,
İhtar,
Tenbih,
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme, ikaz, ihtar, tembih.
Uyarma, uyarı, dikkat çekme, ihtar, tembih.

Bir yerde oturan, ikamet eden...

İkamet,
Mukim,
Sekene, Sâkin olanlar, oturanlar. Bir yerde devamlı oturanlar. 
Bir yerde oturma, 
Eğleşme.
İkamet eden. 
Ayakta duran.
Okuyan.
Bir memlekette devamlı duran.
Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. 
(18 saatlik uzağa gidene Misâfir denir.)


Erkekliğini gidermek, iğdiş etmek ...

Enemek,
İğdiş etmek.
Halk dilinde Enenmiş, burulmuş, erkekliği giderilmiş hayvan için enek denir.
Hayvanın hayalarını çıkarmak, iğdiş etmek.
Erkekliğini gidermek, iğdiş etmek,
Hayvanlara işaret koymak amacıyle kulaklarını kesmek ya da boynuzunu kertmek.
Hayvanın kulağından parça keserek im koymak.


Yıl boyunca güzel koyu yapraklı bir çalı...


Aralya, (aralia).
Genelde balçık toprağı ve su kenarlarını severler. Türkçede Japon çınarı olarak da biliniyor. Tabiatta 4 – 5 m. kadar gelişebilen bir çalı olan fatsia kalın etli 40 – 50 cm. dev yapraklardan ve ince dallardan oluşuyor.  

Yaz sonunda hedera sarmaşığının çiçekleri gibi az etkileyici, beyaz boncuklu, garip görünümlü çiçekler açar. Çiçekler zaman geçtikçe siyah tohum boncuklarına dönüşür.

Üretimi tohumlardan olabileceği gibi ilkbaharda esas bitkiden kesilen uç sürgünlerinden yapılmaktadır. Köklendirme tozu işlemi daha da garantiler.

Tam güneşi sevmez, güneş altında yapraklar sararır. Esas koyu yeşil rengi gölgede alır. Suyla da pek arası yoktur. Arada sırada ilgi ister. İkliminiz kışları soğuksa ağaç diplerine, duvar önlerine, kuytu alanlara dikim yapın. Çam dibinde pek çok bitki asitli iğnelerle gelişemez ama fatsianın böyle bir sorunu da yok. Sadece dikkat edin ağaç dipleri pek yağmur almaz, kuru kalır, onun için ayrıca sulayın. Hava kirliliği de az miktar toprakta sorun değil. Bu sebeple muhteşem saksı bitkisi olarak kullanılıyor.

Fatsia bambu bitkisi gibi tipik görüntüye sahip. Yerini bulup mutlaka dikin. İlkbahar, yaz çiçekli bordürlerine güzel, daimi yeşil fon yapar. Çok gelişip alt dallar çıplaklaşırsa tepesini kesin, dipten 1 – 2 senede tekrar gelişecektir. Normal bir fatsia 1 metreye 3 yılda, 4 – 5 metreye en az 15 yılda ulaşabilir. Zor bulunan, daha sıcaklık isteyen alacalı türü de vardır.
Bu bitkiden ve hedera sarmaşığından üretilmiş fatshedera isimli bir bitki bulunur.

Bakımı genelde aynıdır ama ışık isteği daha çoktur. Bu bitki de Türkiye’de hiç popüler değil ama önemli bir bahçe bitkisidir. Arayıp bulun, türleri artırın. 









http://www.bahcenet.com

Erkekliği giderilmiş ...

Enek, 
Hadım,
Kısırlaştırılmış erkek.
İğdiş, (Farsça ikdiş).
Erkeklik bezleri çıkarılarak veya burularak erkeklik görevi yapamayacak duruma getirilmiş (hayvan ve özellikle at).
Küçükbaş hayvanları iğdiş etmek başka bir tabirle burmak için penseler kullanılır.

Enenik,
Enenük,
İblik,
İğdiş edilmiş horoz için İblik,
İğdiş edilmiş hayvan,
İğdiş,
İkdiş, (Farsça).

Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarıyla yapılan yoğurtlu çorba ...


Tutmaç Çorbası,
Esasen hepimizin bildiği erişte hamurundan yapılır. Yumurta, un, su, tuzdan yapılan erişte hamurundan yapılıp ince yufkalar halinde açılır ve kare kare kesilir. Bu kesilen kareler kurutulup saklama torbalarında veya kavanozlarda uzun zaman saklanabilir. Erişteye kıyasla oldukça incedir.

Bu çorba sıklıkla Doğu Anadolu yöresinde bilinir ve yapılır ama bir gün internette gezerken tesadüfen bir Selçuklu yemeği olduğunu öğrendim. 

Tutmaç çorbasının özelliği pestigen ve tutmaç denilen küçük ve ince kare şeklindeki eriştelerden yapılıyor olmasıdır. Tutmaç eriştesi ve pestigen yazdan hazırlanıp kış için saklanır.

Pestigen; Pestikan, pastikan, pestügen, peskütan, pesküten, peskürten adları ile de bilinir.
Pestigen yoğurttan yapılan doğunun uzun ve sert geçen kışları için yazdan hazırlanan tutmaç ve erişte gibi kilerlerde saklanabilen bir tür çorbalık. Asıl Tutmaç Çorbası bu Pestigen ile yapılır eğer yoksa alternatif olarak yoğurt ve yumurta ikilisi kullanılır ama doğal olarak lezzet farkı olur.

Pestigenin özelliklerinden en önemlisi bozulmadan uzun süre saklanabilmesidir ve sanırım çok eskiden Osmanlı zamanında uzun yola çıkanlar askerler, akıncılar vs. pestigeni suyla ezerek ayran yapımında da kullanıyorlarmış. Ayrıca bazı yörelerde pestigeni kahvaltılık olarak kullanıyorlarmış. Bir nevi Çökelik gibi kahvaltıda yenir.

Pestigen' in yapımı;
Yoğurt yayığa konulur. Yağı alınır. Ayran haline gelmiş yoğurt karıştırılarak kaynatılır. Sonra ocağın altı söndürülür. Soğuyuncaya kadar tekrar karıştırılır soğuduktan sonra yaklaşık 1 hafta kazanlarda iyice ekşiyene kadar bekletilir. Bu bekletme sırasında ayranın üst kısmında bir su oluşur. Bu su oluştukça alınır. 1 hafta sonunda ayran süzme torbalarına boşaltılır. Torbalar bir yere asılarak süzülmeleri sağlanır. Macun gibi oluncaya kadar süzülme tamamlanıp, süzme torbasından çıkarılır. Tuzlandıktan sonra bidon veya küplere basılır.

Tutmaç çorbası;
Malzemeler;
  • 1 su bardağı pestigen veya 1,5 su bardağı yoğurt + 1 yumurta
  • ½ su bardağı tutmaç
  • Et suyu
  • ½ su bardağı haşlanmış mercimek
  • ½ su bardağı haşlanmış nohut
  • Sarımsak
Çorbanın sosu için malzemeler,
Tereyağı, kekik veya anık (dağ kekiği), kırmızıbiber 

Hazırlanışı;
  1. Pestigeni 2 bardak suyla eritip tencereye koyun (Eğer pestigeniniz yoksa yumurta ve yoğurdu iyice çırpıp pestigen yerine koyabilirsiniz).
  2. Haşlanmış nohut ve mercimeği de ekleyin ve kaynamaya bırakın(Eğer yoğurt ve yumurta karışımını koyucaksanız kaynayana kadar sürekli karıştırmalısınız yoksa yoğurt çürür).
  3. Kaynamaya başlayınca tutmacını ekleyip 5 dakika daha kaynatın.
  4. Et suyunu ekleyin 5 dakika daha kaynatın ve sarımsağını ekleyip ocağın altını kapatın.

Sosu;
Bir sos tavasında yağını eritin içine bütün baharatları koyup kızdırın, servis yapmadan hemen önce çorba tenceresine döküp karıştırın.
Afiyet olsun.










Kaynak;
http://lezize.blogspot.com/

Ay'ın ve kimi yıldızların dolayındaki ışık çevresi...

Ayla, (İng. halo).
Ayevi,
Hale, Osm. hâle,
Ay'ın ve bazı yıldızların dolayındaki ışık çevresi, ay ağılı, ayevi, hale. 

Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.
Puslu havalarda Güneş ya da Ay tekerini uzaktan saran ışıklı halka; bir kuyrukluyıldızı saran ışıklı küre;
Samanyolu ve benzeri dizgelerin dışına doğru dağılmış olan yıldız kümeleri ve RR-Lyr yıldızlarının oluşturduğu büyük küre.

At yarışları ve konkurhipiklerde, binicilere verilen nizami kiloyu tamamlamak için kullanılan, kurşun levha...

Madraba,

At yarışları ve konkurhipiklerde, binicilere verilen nizami kiloyu tamamlamak için kullanılan, kurşun levha.

At yarışlarında binicilere verilen nizami kiloyu tamamlamak üzere eyere ya da eyerin altındaki örtüye takılan kurşun levha.

At yarışları ve konkurhipiklerde, binicilerin kilosunu tamamlamak için eyer yada teyelti içine konulan kurşun levhalar.  

Konkur hipiklerde binicilerin kilosunu tamamlamaları için kullanılan, teğelti içine yerleştirilen metal plakalar.
Konkurhipik, (Fr. concours hippique).
Yalnız spor amacıyla yapılan at yarışı.



Eskiden gemilerde kullanılan 30 dakikalık kum saati. ..

Minota,
Eskiden gemilerde kullanılan otuz dakikalık kum saati. 

Kum saatleri zamanın geleneksel sembolüdür. Saatin ilk tasarımı olan yumurta biçiminde cam kaptan akan kum yüzyıllar boyunca sabit kalmıştır. Saatlerde kumun yanında, zaman zaman pudra haline getirilmiş yumurta kabuğu, civa ya da ince toz siyah mermer de kullanılmıştır. 

Kum saati, Avrupa’da ilk kez 8. yüzyılda bir papazın buluşuyla kullanılmaya başlamıştır. Camcılık becerisi geliştikçe, kumun doldurulduğu ağız da eritilerek kapatılmış ve nemlenerek akışın zorlaşmasının önüne geçilmiştir.   16. yüzyıldan günümüze bu saatler sürekli zamanı ölçmek için değil, belirli bir sürenin başlangıcını ve bitişini göstermek için kullanılmıştır; kiliselerde dua süresi, gemilerde tayfaların nöbet süresi ya da gemilerin hızlarının belirlenmesi.   

Belirli sayıda kulaç aralıklarıyla düğüm atılmış ve ucuna bir kütük bağlanmış bir ip denize atılıyor ve bir gemici kum saatiyle belirli zaman dilimleri içinde kaç düğümün suya girdiğini sayıyordu. Eğer belirlenen sürede beş düğüm inmişse, geminin hızı beş deniz mili oluyordu. 19. yüzyıl sonuna kadar yelkenli gemilerde hız belirlemek için bu yöntem kullanılmıştır. Soğuk iklimlerde su saatine göre daha yaygın kullanımı olduğu halde, kum saati gün boyunca zaman ölçümü için çok uygun bir gereç değildi. Bunun için, ya çok büyük yapılması, ya da başında her an birinin beklemesi gerekiyordu. Bazı kum saatlerinde bulunan kadrandaki gösterge, saatin her başaşağı edilişinde bir saat ileri alınıyordu. Yine de, kum saati uzun bir dönem boyunca küçük zaman aralıklarının ölçülmesinde başarıyla kullanılmıştır.   













http://www.ddluxury.com/saathakkinda.htm

Güney Amerika'da yaşayan büyük bir su yılanı. ..

Musurana,
Mussurana,
Portekizce Muçurana,

Güney Amerika'da yaşayan büyük bir su yılanı.

Güney Amerika'da yaşayan ve zehirli yılanları yiyerek beslenen zehirsiz bir su yılanı.

Bilimsel sınıflandırma;
Biyoloji: Animalia
Filum-Şube: Chordata
Alt Şube: Omurgalı
Sınıf: Reptilia
Sipariş: Squamata
alttakım: Serpentes
Aile: Colubridae
Cins: Clelia

Musurana 1,5 ila 1,6 m. uzunluğunda, gençleri 2.4 m. kadar boylanabilmektedir. Sırt rengi açık pembe, yetişkin olduğunda kurşuni-mavi olur. Karın rengi beyazımsı açık sarı renklidir. Saldırıya geçtiğinde yılanın baş kısmını kavrayarak onun yemek borusu içine doğru iten ağzın arka kısmında 10 - 15 tane güçlü dişleri  (opisthoglyphous dişler) vardır.  Sonra kurbanının çevresinde bobinler şeklinde, gövdesini dolandırır ve sıkarak öldürür. Bu nedenle bu türüne pseudoboa denir.

Avını öldürdükten sonra tüm vücutu içine alınması izler. Yutulan yılan uzun vücut mussurana gastrointestinal sistem içine sığdırmak için bir dalga dalga olarak sıkıştırır.

Masuranaların avları azaldığı için soyları ve sayıları azalmaktadır. Masuranın dişleri zehir ağı içermesine rağmen insanlar için bir tehlike oluşturmaz. Yılanı elinize alsanız dahi ısırmaz. Ölümcül çok az vaka kayıtlara geçmiştir.

Orta ve Güney Amerikada yaşayan bir masurana cinsi çukur engerekleri yemektedirler ki, özellikle bu yılanlarla beslenen yılanlar, zehirli yılanların zehirine karşı  bağışıklık kazanmışlar olsa da, mercan yılan zehirine karşı bağışık değildirler. Diğer yılanların yokluğunda mussurana, küçük memelilerle de beslenebilir. Tercih ettiği habitat yoğun zemin düzeyinde bitki örtüsü olup gündüzleri gezmektedirler. Bazı bölgelerde, çiftçiler, çok sayıda sığır gibi evcil hayvanların ölümlerine neden olan zehirli çukur engerek yılanlarını yok etmek için , onların yaşam ortamı temiz tutmak amacıyla evcil hayvan olarak mussuranas yetiştirmektedirler. 1930'lu yıllarda çok sayıda çukur engerek yılanının kontrolü için mussuranalar bir plan denenmiş ama işe yaramamıştır.












Kaynak: http://carnivoraforum.com/

Bir bitki türünün, kendisiyle aynı ortamda yaşayan ve "engelleyici" denilen diğer bir bitki türüne ait köklerden çıkan salgılar nedeniyle gelişememesi ...

Amensalizm, (İng. amensalism).
İki birey arasında birisinin var oluşu, diğerinin yok oluşu ile sonuçlanan rekabet.

Bir bitki türünün, kendisiyle aynı ortamda yaşayan ve "engelleyici" denilen diğer bir bitki türüne ait köklerden çıkan salgılar nedeniyle gelişememesi,

Türlerden biri zarar görmüş, fakat ikinci türün hiç etkilenmemesi durumu.

Antibiyotik yapan organizmalarla, antibiyotiklerin inhibe ettiği organizmalar arasındaki ilişki amensalizm için iyi bir örnektir. 

Penicillium denen küfün oluşturduğu penisilin, çesitli bakterilerin üremesine engel olur. Muhtemelen küf, ürettiği antibiyotik sayesinde besin bakımından kendisine rakip olan bakterileri elimine ederek daha fazla besin sağlamış olur. Türler arası ilişkilerden amensalizmde taraflardan biri diğerinin gelişimini engeller. 

En tipik örneği de ceviz ağacının dibinde hemen hemen hiçbir bitkinin yetişmeyişidir. Ceviz ağacının yaprak ve meyvelerinde üretilip yağmurla toprağa süzülen bir madde olan juglon, diğer bitki türlerinin gelişimini engeller olmaktadır.















Kaynak:
http://tdkterim.gov.tr/
http://tr.wikipedia.org/
http://www.google.com.tr

Trabzon' un Maçka ilçesinde bir yayla...

Ayaser Yaylası,
İlaksa (Mataracı köyü),
Mavura (Maçka'nın18,5 km. batısında),
Kiraz (Maçka İlçesi Gürgenağaç köyü arası 22 km. asfalt yol olup, Gürgenağaç köyünden güneye doğru 7 km. toprak yolla ulaşılabilir.)

Lapazan(Gürgenağaç köyünün güneyinde 2 200 m rakımlı yaylaya 27 km toprak yol.)
Çakırgöl (2 504 m yükseklikteki yayla, Meryemana yolunun 5 kilometresinden sağa ayrılan toprak yoldan 90 km. ilerledikten sonra ulaşılabilir.),

Erenler, (Sındıran-Maçka).
İskobel, (Yazlık Köyü’nün güneyinde 2450m yüksekliktedir.)

Şolma (Maçka ilçesinden batıya doğru 22 km. toprak yolla gidilebilir. Yolun 16 kilometresi zengin bitki örtüsüne sahip Kulin dağının içinden geçmektedir.)
Lişer Yaylası (Ocaklı-ispela Köyü, Maçka' dan 54 km. uzaklıktadır.)
Gulindağı Yaylası,
Mağura Yaylası,
Figanoy Yaylası,

Trabzon Yaylaları


Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk ...

Avul,
Kabile,

Cayma, vazgeçme ...

Pas,
Rücu, (Arapça).
Cayma,
Geri dönme, sözünü geri alma, cayma, 
Tersinme. 
Kayıtım.
Dönme, Dönme hakkı,
Geri dönme, vazgeçme, cayma. 
Sözünden dönme.

Yurdumuzda yetişen ve şarap yapımında kullanılan bir üzüm cinsi ...

Karalahna,

Bozcaada, Çanakkale,Tekirdağ ' da yetişir. Sık taneli ve siyah renkli bir üzüm türüdür. Eylülün ikinci haftasında olgunlaşır. Salkım sapı uzun orta kalınlıkta pembe renktedir. 

Taneler çok sık olup yuvarlaktır. Koyu siyah renkte kabuğu çok kalın değildir. Dane iççi yeşilimtrak sinirler beyaz, gevrek, yumuşak etli, tatlı ve kokusuzdur.

Bu üzüm esasen Bozcaada' da üretilmektedir. Yaprağı dolma yapmaya müsait olmayan bu üzüm türünden çok güzel şarap üretilmektedir.

Evlenmeyle oluşan akrabalık için kullanılan sözcük...

Sıhri, (Arapça),

Hısım, (Arapça),
Hısımlık.
Evlenmelerden meydana gelen akrabalık.
Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler.
Akraba,

Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila...

Emay, (Fr. émail),
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.

Duyar tabakası bikromatlı gomalak’ ın alkoldeki çözeltisi olan, soğuk maden üzerine şekil çıkartma usulüne soğuk emay denir.

Emaye, (Fr. émaillé, İng. enamel).
Üzeri emayla kaplanmış olan.
Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme.

Kum, boraks, eriticiler ve renk verici oksitlerden yapılan ve metal yüzeylerine yüksek sıcaklıkta yapışan ince, camsı örtü.

Metal veya toprak esaslı eşya veya gereçlerin yüzeyinde, yüksek sıcaklıkta eritilmiş katılara batırılarak, veya püskürtme ile oluşturulmuş, parlak yüzeyli, ince, katı film kaplama.
Bileşimine, kalay ikioksit (SnO2) eklenmiş cam sınıfından özdek.


Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm ...

Kaş, 
Eyerlerin ön ve arka taraflarındaki çıkıntılı bölüm.
Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne.

Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer.
Sarp kayalık, uçurum.

Eyer,
Binek hayvanlarının üstlerine rahatça, sağlam bir biçimde oturmayı sağlayan oturmalığa eyer denir. Eyerler binek hayvanlarının cinsine, bunlara biniliş çeşidine göre değişir. Binek atına vurulan eyerle yarış atlarına vurulan eyerler arasında fark vardır. Bunun gibi, kadınlar için, savaşa katılacak biniciler için de ayrı eyerler yapılmıştır.

Eyerin bilinmesinden önce atların çıplak sırtlarına binilirdi. Bu ise, atları yorduğu gibi, biniciye de iyi bir biniş sağlamazdı. 


Eski kaynaklara göre, Mısırlılar çıplak atlara binerlerdi. Yakın zamanlara kadar Kızılderililer de çıplak atlara biniyorlardı. Asur kabartmalarındaki atların üzerlerinde ise, kolin örtüler bulunmaktadır.

Tarihte ilk eyerlere Roma, Bizans ordularında rastlanır. Doğulular’ dan öğrenilen bu eyerlerin önlerindeki, arkalarındaki çıkıntılar binicinin öne, arkaya kaymasına engel oluyordu. VI. yüzyıldan sonra üzengili eyerlerin çıkması oturuşu hem kolaylaştırdı, hem daha sağlamlaştırdı. Hun ordusundaki atlar eyerliydi. Haçlı Seferleri’nden sonra eyerlerde büyük gelişmeler göze çarptı. Eyerlerin üstleri deriyle kaplanıp, kolanla sıkı sıkıya hayvanın sırtına bağlandığı gibi, iç tarafları da hayvanın derisini zedelememesi için abayla kaplıydı.
Bugünkü biniş eyerleri az çok farklarla birbirine benzerler. Önce hayvanın sırtına abadan bir belleme yerleştirilir, bunun üzerine de eyer konur. Eyer’in üstü binicinin oturmasını rahatlaştıracak biçimdedir, iç tarafı da ağırlığın hayvanın sırtına eşit bir şekilde dağılmasını sağlar. Hayvanın sırtında sağlam durması, yana, öne, arkaya kaymaması için kolanla bağlanır. Karnı çok çekik olan hayvanlarda, eyerin öne kayması ihtimali göz önünde bulundurularak, ayrıca göğüsten de kayışlar geçirilir. Kimi eski eyerlerde kuskun adı verilen bir kayış da vardır; kayış hayvanın kuyruğunun hemen altından geçirilerek eyerin kaymamasını sağlar. İyi bir eyer hem binişi kolaylaştıracak biçimde olmalı, hem de hayvanın vücudunda vuruklar, ezikler yapmamalı, yaralar açmamalıdır. Bu bakımdan, eyerin biçimi, altının temizliği dikkat edilecek noktalardandır. Küçük bir kum tanesinin sürtünmesiyle bile deride derin yaraların açıldığı görülmüştür.


Yarış atlarına vurulan eyerlerde rahatlıktan çok hafifliğe önem verilir. Hafif ağırlık altında yarışması gereken atlara vurulan eyerler çoğunlukla, 1,5 kg.’dan hafiftir. 400 Gr. kadar gelen çok hafif eyerler bile vardır. Askerî eyerlerde nalları, savaş gereçlerini, uzun yol için gerekli araçlarla malzemeleri koymaya yarayan çantalar, örtü, battaniye vb. gibi şeyleri bağlamak için kayışlar bulunur. Kadın eyerleri, binicinin ata yan olarak binmesini kolaylaştıracak şekilde yapılmıştır. İki yanında heybe gibi gözler bulunan Çerkez eyeri, çocuk eyeri gibi eyerler de varsa da, bunlar bugünkü binicilikte kullanılmıyor.
























































































http://www.yeniansiklopedi.com/
 



Taş dibek...

Soku,
Taş dibek,
Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak.
Tahıl dövmeye yarayan büyük taş dibek. 
Kısa boyunlu (kimse).
Kuyruksokumundaki kemik.
Dut, bulgur dövülen çukur taş, büyük havan,
Tahıl dövmeye yarayan taş dibek,
Tahıl ezmeye yarayan taş dibek,
Üzüm suyunun içinde toplandığı taş çukur.
İçi çukur bulgur dövme taşı.(Sohu).
Bulgur yapılmak üzere taş dibeğe konmuş buğdayı dövmeye yarayan ağaç tokmak.
















Kaynak: http://www.bulmacabul.com/2009/03/soku.html


İtici neden, güdü ...

İti,
Saik,  
Dürten, sevkeden, sürükleyen, götüren. Sebep.

İti,
İtici güç, ilham verici.
Keskin,Keskin (bıçak için).
Kesen.
Sert, acı.
Un elerken dökülmemesi için yere serilen bez ya da şaplanmış deriden yapılan örtü.
Çok tuzlu. 
Acı:
Çok yağlı, ağır (yemek). 
Ekşi. 
Tatlı. 
Keskin (sirke için).  
Keskin (görüş için).
Tadı tiksinti verici olan .
Zeki. 
Kızgın, asabi,
Koyu (renk için).
Sert, keskin, şiddetli. 
Şiddet, sertlik, keskinlik.


"Heykel,Abide" anlamında kullanılan yerel sözcük ...


Yontu,
Statü,
Anak,
Abide,
Anıt,
Heykel, (İng. sculpture).

Sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara heykel denir. 

Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu, statü.

Taş, tunç, bronz, ağaç, kil, balmumu, alçı vb. gereçlerden, yoğrumsal değerler düşünülerek biçimlendirilmiş yapıt.
Önemi ve değeri çok olan yapıt.
İbadet eden, tapan kul.
Avrupa'da başlayan Rönesans hareketi ile heykelcilik ayrı bir önem kazanmıştır. Michelangelo bu devirde yetişen heykeltıraşların en meşhuru olmuştur. 

Heykel türleri;
Büst, 
Tors,
Rölyef,


Göz kapaklarına sürülen boya...

Far, (Fr. fard).
Düzgün,
Göz kapaklarına sürülen boya. 
Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün.
Kadınların tuvalet malzemesi olarak kullandıkları allık, pudra, sürme vb. maddeler.
Gözleri olduğundan büyük göstermek için de göz kapaklarına sürülen boya, far.

Gözler, sürme denilen kirpik ve göz boyası olan antimon, yani sürme taşı ile boyanır.

Güney Amerika yerlilerinin toprak anaya verdikleri ad...

Pachamama,
Pachamama Andes yerli insanlar tarafından saygı duyulan bir tanrıça. 
Pachamama genellikle Mother Earth-Toprak Ana, olarak tercüme edilir, Ama edebi çeviri "Anne dünya" olarak değiştirilmiştir. Aymara ve Quechua mama = anne / pasha = dünya veya arazi, Daha sonraları Kozmos ya da evren gibi modern bir anlamında kullanılmıştır. Pachamama ve Inti en hayırsever tanrılardır. Onlar da Tawantinsuyu (eski İnka İmparatorluğu) (Şili, günümüze Ekvador kadar uzanan ve Kuzey Arjantin bugünkü Peru merkezi olarak bilinen, And dağ bölgelerinde ibadet. imparatorluğun başkenti olan Cuzco). 


Mama Pacha veya Pachamama İnka mitolojisinde, dikim ve hasat başkanlık bir bereket tanrıçası. O depreme neden olur. Kocası kaynağına bağlı olarak, ya Pacha Camac veya Inti oldu. Llamas ona kurban. İspanya, Roma Katolikliği, Meryem Ana figürü dönüşüm zorla tarafından fethi ile yerli halkın çoğu için Pachamama birleşik olduktan sonra.İspanya, Roma Katolikliği, Meryem Ana figürü dönüşüm zorla tarafından fethi ile yerli halkın çoğu için Pachamama birleşik olduktan sonra.  Pachamama "iyi anne" olduğu için, insanlar genellikle geri kalanı içme önce, bazı bölgelerde zemin üzerinde chicha küçük bir miktar dökülüp, her toplantı veya kutlama önce onu onurlandırmak için tost. Bu tost Challa denir ve hemen hemen her gün yapılır. 

Pachamama Martes de Challa (Challa Kullanıcı Salı) adı verilen özel bir ibadet gün insanların gıda, şekerleme atmak gömmek, ve tütsü yakmak. Bazı durumlarda, celebrants kobay ödün veya lama fetusların yanma gibi, iyi bir şans ya da tanrıça iyi niyet getirmek için eski ayinleri performans Aymara içinde yatiris olarak bilinen geleneksel rahipler, yardımcı (bu artık yaygın olmasına rağmen). Festivalde ayrıca Carnevale veya Mardi Gras olarak kutlanmaktadır büyük perhizin başlangıcı olan Salı günü çakışmaktadır.

Dingil...

Aks, (Fr. Axe, Axis).
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks.
Tekerlek, yuvgu, çark vb. nin özeklerinden geçen çubuk.
Aks (İng. shaft, axle), Dönen işlerge parçalanın taşıyan ve aygıtın eksenini oluşturan metal çubuk.

Yalnızca eğilme gerilmelerinin etkisinde kalan, burulma gerilmelerinin etkisinde olmayan yani herhangi bir güç aktarmayan destekleme elemanıdır. Burulmaya da zorlanan makine elemanlarına mil denir.

Genellikle tren, otomobil gibi ulaşım araçlarında, kendisine bağlı tekerlek ya da makine konstrüksiyonlarında taşıdığı dişli çarkları, desteklemekle görevli elemanları için kullanılır.















Kaynak, 
http://tr.wikipedia.org
http://tdkterim.gov.tr

Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma ...

İtak, (Osmanlıca).
Esir, köle veya cariyeyi serbest bırakma.

Bir kölenin ağır işlerde çalıştırılmadığı halde bir yerden kaçması ...

İbak, (Arapça).
Bir esirin, bir köle veya câriyenin sebepsiz olarak, sahibini bırakıp kaçması.

Kalkan balığının yavrusu ...

Parpa,
(Rumca).
Kalkan balığının yavrusu.
Kalkan balığının yavrusuna parpa denir.  

Kalkan balığı 
(Psetta maxima),

Scophthalmidae familyasına ait, gözleri vücudunun sol tarafında bulunan ve sağ tarafı ile denizin tabanında yatan bir yassı balık türü.


Atlas Okyanusunun doğusunda kıyı yakınlarında, Akdenizde, Ege denizinde, Marmara denizinde ve Karadenizde, 20 ila 70 metre derinlikte yaşar. Denizin dibinde yaşıyan küçük balıklar, yengeçler ve diğer küçük deniz hayvanları ile beslenir. Neredeyse tamamen yusyuvarlak olan bu pulsuz ve tüketicilerin sevdiği balık türü ortalama 50 ila 70 cm boyuna ulaşır. Boyu bir metreye ve ağırlığı 20 kiloya varmış olanları çok nadir tutulur.

Dişileri ilkbahar ve yaz boyunca, denizin 10-40 metre derinliğinde, kendi büyüklüğüne göre 10 milyon ila 15 milyon yumurta döker. Erkek balık bunları dölledikten 7-9 gün sonra bu yumurtalardan mekik şekilinde vücutları olan yavrular çıkar. Bu yavrular 8-10 cm boya ulaşana kadar ve metamorfozları başlayana kadar sığ sularda plankton ile beslenerek yaşarlar. Ancak sağ gözleri kafalarının sol tarafına doğru kaymaya başlayınca ve yassılaşmaya başladıkları zaman derin sulara göç ederler. 5 yıl sonra kendileride çiftleşip üreyebilirler.

Kalkan, genelde tavada pişirilir. Yemeden önce derisindeki düğmeler ayıklanmalıdır. Ayrıca eti çok yağlı olmamakla beraber bazı balık severlerin en sevdiği balıktır. Rakı ile muhteşem bir tat verir.

Evcil koyun ırklarının atası sayılan yaban koyunu ...

Arkal,
Kızıl koyun,

Evcil koyunun (Ovis aries) yabani olanı muflon, step veya kızıl koyundan türediği sanılmaktadır. Dünyada eti, sütü, yapağı ve postu için beslenen birçok ırkı vardır. “Merinos” yumuşak, ince ve parlak tüyü için yetiştirilir. Anayurdu İspanya’ dır. Buradan bütün dünyaya yayılmıştır. 

Ülkemizde Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde beslenmektedir. Bir kırpışta 6 kg’dan fazla yapağı çıkar. 

Evcil koyunun atası zannedilen yaban koyunu (kızıl koyun) yüksek dağlık bölgelerde sürüyle yaşar. Erkeklerinde 80 cm uzunluğunda daire şeklinde kıvrılmış boynuzlar bulunur. Gece otlamak için dolaşırlar. Türkiye’ nin de ıssız dağlarında az sayıda vardır. Yazın tüyleri sarı, kışın kahvemsi renkte olur. Muflon, Sardunya ve Korsika adalarında yaşar. Küçük koyunlarda renk çeşidi fazladır. Avrupa’nın tek yaban koyunu olup en yüksek dağlarda yaşar. Dişilerde de boynuz bulunabilir. Eti makbul fakat avlanması güçtür. Argali, Orta Asya yaylalarında yaşayan iri yaban koyunlarıdır. Erkeği ve dişisi de boynuzludur. 230 kg gelenleri vardır. Dağların uçurum kenarlarında rahatça dolaşırlar. Step koyunu, Afganistan, Türkistan dağlarında yaşayan bir yaban türüdür. Afrika’nın dağlarında yaşayan yeleli bir koyun (Ammotragus lervia) vardır. Eti lezzetli olduğundan çok avlanır. “Sakallı” veya “Berberistan koyunu” da denir.

 

1962' de Kuzey Amerika' da doğmuş bir dans ...

Madison,
Madison, 1960' lı yılların ortalarında 1950' lerin sonlarında popüler olan bir yenilik dansı. The Madison, Columbus, Ohio, 1957 yılında oluşturulan ve ilk dans oldu. Dans gösterileri ülke çapında, çok popüler oldu. The Madison, düzenli bir geri ve ileri denilen adımları serpiştirilmiş desen özellikleri olan hat dansıdır. Onun popülaritesi yarışmalar, dans ekipleri ve çeşitli kayıtların yanı sıra ilham ve bugün hala bazen nostaljik bir dans olarak yapılıyor olmasıdır.
 
Sol ayak, sırt ve sağ olarak adlandırılan adımlar şeklindeki dans,"Jackie Gleason", "Buffalo Kapalı Shuffle" olarak bilinen bir tap dans hareketine dayanmaktadır. Time dergisinin Nisan 1960 yılında Madison' u kapak yaptı. Billboard, Madison dans ayak hareketleri dikkatli ve net terpers için diyagramlanabilmiş olduğunu belirtmiştir. 1962 yılında bir başka versiyonu Decca Kayıtları radyo sunucusu Alan Freeman tarafından kaydedildi ve sunuldu. Madison müzik 1960 şarkı ve albüm ile bir örnek olarak, Al Brown tarafından yayınlanmıştır.
Madison olarak bilinen dans, Kont Basie, 1959 yılında Columbus ziyaret ettiğinde uluslararası toplum tarafından kabul gördü. Eğlence özelliği olan bu dans, Londra'da basına  tanıtılmıştır.

Rus kaderciliğinin simgesi olan "boş ver" anlamında sözcük ...

Niçevo,

Maden kazımak için kullanılan çelik kalem ...


Çapla,
Maden kazımak için kullanılan çelik kalem.

Maden işçiliğinde dövme, telkari, kazıma (kalemkar), çekiç işi, kakma, küftgani, savatlama, ajur kesme gibi teknikler kullanılmaktadır. 

Çaplamak,  
Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek, 
Bir şeyin enini, boyunu ölçmek, çapkımak.

Bir cins kınaçiçeği ...

Kınaçiçeği,
(Impatiens).
Commiphora opobalsamum,
Belesan, Belesan yağı,
Pelesenkağacı, Pelesenk yağı,
Kudret narı. 
Balsam, 
Yumuşatıcı krem, 


Bahçelerde ve balkonlarda yetiştirilen tanınmış bir çiçektir. Fidanın boyu çeşitine göre 20-60 cm. olur. Çiçekleri katmerli ve katmersiz olmak üzere yirmi çeşiti vardır. Temmuz’dan Kasım’a kadar çiçek açar. Tohumlan olgunlaşınca tohum kabukları birdenbire açılarak hepsini saçar. Çiçekler kuruduğu gibi tohum keselerini sık sık gözden geçirmek ve büsbütün sararmadan toplamak gerekir.

Kına Çiçekleri, sıcak ve gübreli yerlerden hoşlanır. Sık sık sulanma gereksemesi vardır. Bahçede bölmelerin ortasına, kenar bölmelerine ve bodur cinsleri de bölmekle, narlarına; dikilir. Tahta kasalarda ya da saksılar içinde yetiştirilerek balkon, pencere ve saksıların süslenmesinde kullanılır.

Yetiştirilmesi:
Kına Çiçekleri tohumu Nisan ayında kasalara ekilir. Gölgeli fakat sıcak bir yerde bulundurarak çimlendikten on gün sonra aynı toprağa şaşırtma etmelidir. Mayıs sonlarında bahçeye dikilir. Bahçe toprağının gübreli olması ve fidanların kolayca sulanabilecek bir şekilde bölmelere dikilmesi gerekir. Bu çiçeklerin kökleri incedir. Çiçek zamanında bile toprağıyla çıkarılmak koşuluyla, yerinden başka bir bölmeye taşınırsa 1 – 2 gün gölgelendirmek ve sık sık sulamak koşuluyla kolayca tutarlar. Çok gölgeli bir yerde boylanırlar. Fidanlar arasında 30-40 cm. aralık bırakmalıdır.

Proton verebilen maddelerin genel adı ...

Asit,  
Fr. Acide, İng. Acid, Osm. Hamız.
Asit, (Farsça), 
Hamız,
Ekşit,
Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik. 
Proton verme yatkınlığı olan kimyasal madde. 

Suyla hidrojen iyonları üreten hidrojen bileşimleridir. Hidrojen iyonları çözeltiyi asidik yapar. Asitler mavi turnusol kağıdına kırmızı renk verir. Terkibindeki hidrojenin yerine element alarak tuz meydana gelmesine sebep olan ve mavi turnusolü kırmızıya çevirmek hâsiyetinde hidrojenli birleşik,  hamız.

Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren, suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran, bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim. Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.

Bir çözeltiye H+ iyonu (proton) çıkaran madde. Bileşimindeki hidrojeni, bir metalle değiştirerek tuz oluşturan, yakıcı, ekşi tatta sıvı özdek.

Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O+ veren kimyasal özdek.
Özdek, yapısındaki hidrojenleri, baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur, pH ölçeğinde 0-7 arasında değer gösterirler.

Suda çözündüğünde hidronyum iyonu (H3O+) veren kimyasal madde. Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftleri almaya yatkın olan kimyasal madde, özdek. Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan, turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren, suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik.

Hamız, Sirke gibi ekşi olan. Ekşiliği fazla olan, asit. 
Gıdaların çoğu asit içerir. Limonda sitrik asit, sirkede ise asetik asit bulunur. Farklı asitler, limona, sirkeye, ekşi elmaya ve şerbete keskin tadını verir. Aküler, sülfürik asit; midedeki sindirim sıvıları, hidroklorik asit içerir. Asitler, suda eridiğinde hidrojen iyonları (H+) üreten madde çözeltileridir. Asit maddelerin çoğu, saf katılar, sıvılar ya da gazlar olarak bulunsa da, sadece suda eridiğinde asit gibi tepki verir.

Asitler İnorganik ve Organik olmak üzere iki gruptur.

Bazı asitlerin bulunduğu yerler ;
Formik Asit : Karıncada bulunan asittir.
Asetik asit : Sirkelerde bulunan asittir.
Malik Asit : Elmada bulunur.
Laktik Asit : Sütte bulunan asittir.
Sitrik Asit : Limonda bulunur.
Tartarik Asit: Üzümde bulunur.
Bütirik Asit : Tereyağında bulunur.
Karbonik Asit: Gazozda bulunur.
Oleik Asit : Zeytinyağında bulunur.
Nitrik Asit : Kezzapta bulunur.
Asetilsalisilik asit : Aspirinde bulunur.
Akrilik asit : Bazı boyalarda bulunur.
Askorbik Asit : Turunçgillerde bulunur.
Folik asit : Çilekte bulunur.

















Kaynak, 
http://tdkterim.gov.tr/
http://tr.wikipedia.org/



Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ