Teri emmesi için fes, kavuk ya da külah altına giyilen ince bezden takke. ..

Arakçin,
(Arapça arak ve farsa -çin, top-layan'dan 'arak-çin). 
Esk. Teri emmesi için fes, kavuk ya da külah altına giyilen ince bezden takke. 
Genellikle ince pamukludan yapılır, başı rahatsız etmemesi için çok ince dikişle dikilirdi.
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke.
Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke.
Takke. (-Urfa)
İşlemeli takke.
Eskiden, takke kavuk altı takkesi.
Yarım küre biçiminde ince, hafif, siperliksiz başlık.

Bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği ...

Taplama,
Taplama (Malatya yöresi),
Mayalı hamur, yumuşak kıvamda hazırlanır. Dairevi şekilde tahtadan yapılmış 35-40 cm. çapındaki “taplama tahtası” denilen alet el ile tutulur. Üzerine birazcık un serpilir ve bir topak hamur bunun üzerine konur. Diğer el ile tahtaya vurularak hamurun açılması sağlanır. Sonra kalınca açılan hamur, saçta pişirilir. Buna taplama, tapılama adı verilir.

Bazlama-Taplama (Adıyaman yöresi), 

4 su bardağı un
2 çay kaşığı tuz
1,5 su bardağı su

Hamuru hazırlamak için; un ve tuzu derin bir kaba koyup karıştırın. Suyu da aktarıp yoğurmaya başlayın. Elde ettiğiniz hamur elinize hafifçe yapışacaktır. Hamuru toparlayın ve oda sıcaklığında en az bir saat bekletin. Böylece hamur kabarıp kıvama gelecektir. Dinlenip ekmek hamuru kıvamına gelen hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar koparın. Hamur parçalarını, yani bezeleri hafifçe un serptiğiniz tezgahın üzerinde merdane yardımıyla pasta tabağı (15-18 cm çapında) büyüklüğünde açın. 

Diğer taraftan, büyük boy bir teflon tavayı (eski usûl bir sac ta kullanabilirsiniz) orta ısılı ateşin üzerinde kızdırın. Bazlamaları yağsız ve kızgın tavada önlü arkalı kızartın. Sıcak bazlamaların üzerine tereyağı sürün ya da yanında peynirle birlikte servise sunun
uz.
Afiyet olsun.

















Kaynak, http://lezzetler.com/

Irmak ve göllerde balık avlamak için kullanılan altı düz tekne...

Boraniçe, (İsl Boranitsa).
Rumeli'de çaylarda kullanılır bir çeşit balıkçı kayığı.

Irmakları geçmek için kullanılan sal...

Pot,

Irmaklarda sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne...

Limbo, (İtalyanca limbo),
Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne. 
Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi.
Katoliklerde,  ilah. 
Vaftiz edilmeden ölen çocuklarla İsa' dan evvel yaşamış olanların ruhlarının bulunduğu yer;
İstenmeyen veva unutulmuş sey veya kimsenin gönderildiği yer veya içinde bulunduğu durum;
Zindan, hapishane.

Irmaklarda işleyen altı düz kayık...

Peleme,
Altı düz kayık.
Irmaklarda işleyen altı düz kayık.
Irmaklarda işleyen, bir çeşit altı düz kayık.
Gali, Alçak ve altı düz gemi,
Layter, Alt kısmı düz, geniş ve sağlam yapılı bir yük gemisi,
Döşekli, Altı düz tekne,
Dangiya, Altı düz ve sağlam bir şekilde yapılan bir çeşit ticaret gemisi,
Layka, Altı düz ve yayvan bir gemi, 
Muş, Altı düz, küçük gezinti vapuru,
Şarpi, Altı düz, üçgen biçiminde tek direkli, iki yelkenli iki kişilik tekne, Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne.

Tatlı su ıstakozu...


Kerevit,
Karavida,
Tatlı su ıstakozu,
Astacus leptodactylus (göl ıstakozu), Astacus astacus (nehir ıstakozu, has ıstakoz).  

Kerevitler iç sularda ekonomik değeri yüksek olan eklembacaklı su canlılarındandır. Anadolunun birçok göl, baraj gölleri ve akarsularında doğal olarak bulunan bu ürün 1968 yılından beri artan ihracat imkanlarıyla balıkçılarımız için 1990 lı yıllara kadar iyi bir gelir kaynağı olmuştur.

Birçok ülkede kerevitin sevilerek tüketilmesi ve her geçen gün ekonomik değerinin artması bu ürünün kültür koşullarında üretimini hızlandırmıştır. Üretilen yavrularla yeni kerevit kaynaklarının oluşturulmasına ve populasyon dengesi bozulmuş göllerin kerevitlendirilmesine yönelik geniş ve ayrıntılı uygulamalara girişilmiştir.  Dünyada geniş coğrafi bir dağılım gösteren kerevitin Türkiye'de sadece tek türü Astacus leptodactylus bulunmaktadır. Yurdumuz iç sular balıkçılığında önemli bir yeri olan A. lepdodactylus'nn et kalitesinin düşük ve az oluşu nedeniyle kültür şartlarına uygun bir tür olmadığı belirtilmektedir.

Kerevitlerde dış iskelet (kabuk) bir destek organı olup, dış etkenlere karşı vücudu koruyucu bir zırh olarak görev yapar. Kitin ve kireç karışımından oluşan bu sert tabaka vücudu tamamen örtmektedir. Zırhın eklem bölgesinde ince vücudun diğer kısımlarında ise kalınlaştığı görülür. Kabuk dört tabakadan oluşmuştur. Kabuğun kimyasal analizinde % 46 kitin, % 40 kalsiyum karbonat ve % 7 kalsiyum fosfat bulunmuştur.

Kerevitin iskeletini teşkil eden bu kabuk, sertleşince büyüme durur. Büyüme kabuğun düşmesiyle mümkün olmaktadır. Eski kabuğun tümüyle düşmesi sonunda bu kabuğun altında daha önceden gelişmiş olan yumuşak yeni bir kabuk çıkar. Bu olaya "kabuk değiştirme" denir. İşte bu yeni çıkan kabuk büyüdükçe kerevit de büyür. Kerevitlerin büyüme ve gelişmeleri yaşadıkları suların yapısına, iklim koşullarına ve besin kaynağına bağlı olarak değişir. 

Kerevitler gece ve akşam üstü avlanırlar. Genellikle besinlerini güneş battıktan sonra aramaya çıkarlar ve en fazla bu saatlerde temin ederler. Kerevitler çoğunlukla canlı yiyecekleri tercih ederler.

Besin maddeleri bakımından fakir olan sularda kerevitlerin geç kabuk değiştirdikleri ve cılız kaldıkları görülür.

Kerevitler ilk yılda 8 defa kabuk değiştirerek 5 cm. uzunluğa, ikinci yılda 5 defa kabuk değiştirerek 8 cm. uzunluğa erişirler. Üçüncü yılda 10-12 cm. uzunluğa ve 150-250 gr. ağırlığa erişebilmektedirler. Kerevitler çevre koşullarına bağlı olmak üzere genellikle 5 yaşında olgunlaşırlar. 20 yıl içinde 20-25 cm. uzunluğa erişebilirler. Göl Istakozlarının üçüncü yılın sonunda 8-9.5 cm. uzunlukta iken cinsi olgunluğa eriştikleri tespit edilmiştir.

Kerevitlerin cinsiyet organları midenin hemen altında bulunur. Yonca yaprağı şeklinde olan ovaryum iki kanalcıkla ikinci çift yürüme ayakları arasında yer alan toplu iğne büyüklüğündeki cinsiyet deliklerine açılmaktadır. Sonbahara doğru yumurtlama mevsiminde ovaryum şişer ve kahverengiden koyu maviye kadar değişen renkte yumurtalar verir. Yumurtalar cam mavisini andıran yapışkan bir madde içinde muhafaza edilir. 

Su sıcaklığı önemli olmakla beraber kerevit, sudaki değişik fiziksel ve kimyasal koşullara karşı nisbeten dayanıklıdır. Suyun sertliği ile sıcaklığı yetiştirici için önemlidir. Kırmızı kerevit için 21-29°C su sıcaklığı uygundur. Bununla beraber su sıcaklığı 13°C' nin üzerinde çamura yuva açan ve hareketsiz bir durumda ısının düşmesini bekler. Beyaz kerevit ise 27°C' de yuva açar ve çamura gömülür.

Kerevitler 5.8-8.2 pH dereceleri arasında yaşamlarını rahatça sürdürebilir. Asitli sularda yaşayan kerevitlerde kabuk ince olur. Yumuşak su kabuk incelmesine, gelişmenin gerilemesine ve yaşam düzeyinin azalmasına neden olur. Bu nedenlerle kerevit yetiştiriciliği yapılacak suların sertliği en az 50 ppm olmalıdır. 200 ppm sertlikteki sular iyi bir ortam olarak kabul edilmektedir.

Tuzluluk açısından yapılan deneme sonuçlarına göre kerevitlerin % 0.6 ile % 0.1 tuzlu sularda döl verdikleri ve oldukça iyi gelişme gösterdikleri saptanmıştır.

Doğal koşullara karşı kolay uyum sağlayan kerevitler sentetik kimyasal maddelere ve tarım ilaçlarına karşı çok hassastırlar. Tarım arazisi yakınında kurulacak kerevit işletmelerinin tarım arazisinden gelecek sularla beslenmemesine dikkat etmek gerekir.























Kaynak;http://www.rastgelsin.org




Ege Bölgesinde genellikle salatası yapılan bir tür sarmaşığa ya da yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad....

İzvinya, 
Sarmaşık otu,
Yabani kuşkonmaz. 
İzmir Bölgesinde, genellikle salatası yapılan bir tür sarmaşığa ya da yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad.

Sarmaşık otu, soğuk algınlığına ve mide yanmasına iyi gelir. Adet düzenleyicidir. Lapa yapılıp yaraların üzerine sarıldığında yaraları iyileştirir. Ayrıca uykusuzluğa iyi gelir. Sarımsağın sayısız faydaları vardır. Damar sertliğine, tansiyona, ülsere, kolesterole ve uykusuzluğa iyi gelir. İdrar söktürür. Kandaki pıhtılaşmayı önler. Vücudun direncini artırır. Nezle ve gribi iyileştirir. Adet düzenler. Toksinleri atıcı görevleri vardır. Ayrıca cildi güzelleştirir.

İzvinya salatası;
Malzemeler: 
1 demet sarmaşık otu (izvinya)- 2 adet taze soğan- 1 diş sarımsak- 4 adet kornişon turşu- 1 adet soyulmuş domates- elma sirkesi- limon- sızma zeytinyağı.
 
Hazırlanışı: 
Taze yerine ulaşıncaya kadar elle kırarak temizlediğiniz sarmaşıkları bol suda yıkayın. Bir salata tabağına aldıktan sonra içine küçük küçük doğradığınız soğan, sarımsak, turşu ve domatesleri ilave edin. Üzerine elma sirkesi, az limon ve sızma zeytinyağı gezdirerek servis yapın.  Tuzu önceden ilave ederseniz tadı acı olacağı için, yerken eklemelisiniz.

Başka bir yemek tarifi aşağıda sunulmuştur.
Ege ve Akdeniz bölgesinde çıkan, yabani kuşkonmaz. Arapsaçı denilen otla kavrulur ve üzerine çırpılmış yumurta eklenerek pişirilip yenilir. Değişik mantar çeşitleri ile, tavuk ile çok uyumlu bir lezzeti var.  İzvinyanın ayıklanması; bitkinin belli bir bölümüne kadar olan kısmı “çıt” diye kırılır. Kırılmadığı kısmı yenmeyen bölümüdür. Kırıldığı yerden kopararak yıkanır ve kullanılır.

Malzemeler,
3 demet izvinya,
150 gr doğranmış mantar,
2 diş doğranmış sarımsak
3 çorba kaşığı zeytinyağı
 2 çorba kaşığı soya sosu

Yapılışı,
Zeytinyağını derin bir tavada hafifçe ısıttıktan sonra dilimlediğimiz sarımsakları kavuralım. İzvinya eklenir, hafifçe kavrulur. Rengi güzel bir yeşil olunca, mantar ilave edilerek kavrulmaya devam edilir. Mantarlar suyunu salmadan soya sosu da konularak çok az daha pişirilerek ocak kapatılır.

İsterseniz meze olarak, makarna, tavuk gibi yemeklerin yanında da garnitür olarak servis yapabilirsiniz.

Pişmekte olan et ya da tavuk suyundan elde edilen kahverengi sos. ..

Jü, (Jus),
Pişerken etten veya tavuktan, pişme kabına akarak sertleşen (sük) yemek suyunun sulandırılmasıyla elde edilen sulu, kahverengi sos; et fırında kızartıldıktan sonra etin piştiği tepsiye biraz aromatik malzeme ve su konup kısa süre kaynatılır ve sıvı süzgeçten geçirilerek etin yanında verilir (bu sos koyulaştırılmaz).
Soslar, çeşitli şekillerde lazzetlendirilmiş ve kıvam kazandırılmış. Ana yemekler, başlangıçlar ve tatlılarla servis edilen sıvılardır. Soslar, servis edildikleri yemeklerle uyumlu olmalı, onlara lezzet, yumuşaklık katmalıdır. Ana ürünün tadını, kokusunu ve görünüşünü asla domine etmemelidir.
Sos Çeşitleri;
1)Kahverengi Soslar
*Demi glace(Dömi gılas)
*Espagnole (Espanyol)
*Jus de veau lie(Ju de vü li)

2)Beyaz Soslar
*Veloute(Velute)
*Bechamel(Beşamel)

3)Domates Sosları
*Creole(Sirio)
*Provançale(Provansel)
*Marinara

4)Emülsiyon Soslar
Terayağı soslar
*Hollandaise(Hollandez)
*Beurre blanc(bör blan)
Sıvı Yağ Temelli Soslar
*Mayonnaise(mayonez)
*Vinaigrattes(Vinegret)

Ana Soslar;
Bechamel
Espagnole
Tomato
Hollandaise
Veloute
Demi Glace

Mynamar'da (Birmanya) yolcu, yük ve özellikle de pirinç taşımakta kullanılan yelkenli tekne...

Laungrat,
Mynamar'da (Birmanya) yolcu, yük ve özellikle de pirinç taşımakta kullanılan yelkenli tekne.


Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme. ...

Teveccüh, (Ar. teveccuh),
Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme. 
Teveccüh, yönelmek demektir. Bir tasavvuf terimidir.
Güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma, sevme.
Bir kişiye iltifatta bulunduğunuz zaman alçakgönüllülük göstererek sarf ettiği söz.
Bir şeye doğru yönelme, bir tarafa dönme.
Çevrilme.
Mânen üzerine düşme.
Ait olmak.
Hoşlanmak.
Sevgi, alâka.


Omurganın bel ile kalça arasındaki bölümü ...

Basen, (Fr. bassin),
 
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü.
Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.

Un, et ve bamya ile yapılan bir tür yemek ...

Aside,
Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği.
Bulamaç adı verilen yemek.

Aslen Arap yemeği olan Aside, Arap mutfağından İstanbul mutfağına girmiş özel lezzetlerden biri. Yazın taze bamya ve yeşil biberle daha az acılı olarak da yapılabiliyor.

Malzemeler:
250 gr. kurutulmuş bamya
2-3 kurutulmuş arnavut biberi
3 soğan
2 su bardağı et suyu
5 çorba kaşığı un
tuz


Hazırlanışı,
Kurutulmuş bamyaları iplerinden çıkarıp, bir bez içinde ovarak dikenlerini temizledikten sonra kaynar suda 5 dakika haşlayın. Ocağın altını kapatıp, bamyaları bir kenarda bekletin. 


Biberlerin çekirdeklerini temizleyip, ince ince doğrayın. Soğanların kabuğunu soyup, küp küp doğrayın. Tencerede tereyağını eritip, soğanları pembeleşene kadar kavurun. 

Et suyunu ekleyip, suyu süzülmüş bamyaları ilave ederek biraz karıştırın. Son olarak biberleri de koyup, tuz serpin ve kısık ateşte yarım saat pişirdikten sonra ocaktan alın. Bir su bardağı suya tuz ekleyip, kaynatın. Unu azar azar ekleyip, sürekli karıştırarak koyu kıvama gelinceye kadar pişirin. Sosu tabaklara paylaştırın ve üzerine acılı bamyadan koyarak servis yapın.

Mimarlıkta, payanda, kule külahı, çatı mahyası gibi öğelerin üstüne yerleştirilen, piramit ya da koni biçimli dikey süs...

Pinakolo, (ital. pinnacolo). 
Mimarlıkta, Gotik mimaride, bir dayanma ayağının üzerine yerleştirilmiş koni biçiminde tepelik. Zarif biçimli bu tepelik sadece basit bir süs değil, dayanma ayağının, dayanma kemerlerinin itme kuvveti altında yıkılmasını önleyen bir taşıma elemanıdır. Diğer bütün gotik mimari şekilleri gibi, pinakolo da, Ortaçağ’ın çeşitli marangozluk ve kuyumculuk parçalarında taklit edilmiştir. 

Gotik mimarlıkta görülen ve bir çatının üstünde yer alan küçük kule. 

Yaradılıştan olan cesaret ...

Hamaset, (Arapça),
Yaradılıştan olan cesaret. 
Bahadırlık. 
Cesurluk. 
Kahramanlık. Yiğitlik.
Yiğitlik, Cesaret,
Ataklık, 
Babayiğitlik, 
Korkusuzluk, 
Mertlik, pek gözlülük.

Verme, getirme ...

İras, (Eskiden).
Verme, getirme, miras bırakma,
İras-ı fütur (usanç verme, sıkıntı verme),
İras-ı keder (üzüntü verme).
İras-ı mazarrat, iras-ı zarar (zarar verme, dokunma).

Sebep olma, gerekme, gerektirme.
İras etmek, sebep olmak; vermek,
Sebeb olmak, vermek. 
Vâris kılmak, miras bırakmak, miras yemek.
Gerekmek.

Adana' nın Pozantı ilçesinde bir yayla ...


Belendik yaylası,
Pozantı'ya 10 kilometrelik Anbaş köyü içinden geçen stabilize yolla ulaşılır.  Çakıt çayı kıyısında kurulmuş yaylada ahşap ve taştan yapılmış yayla evleri bulunmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yaban keçisi, yaban domuzu ve yırtıcı kuşlar gözetlenebilir.  Kamp için çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.  I. Dünya Savaşı'nda burada görev yapan Alman personelin kullandığı yapılar ve mezarlık mevcuttur. Çakıt Suyu kıyısında kurulmuş Belemedik'te taş ve ahşaptan yapılmış yayla evlerinde konaklanmaktadır. Yaban hayatı yönünden hayli zengin olan yörede yabankeçisi, yabandomuzu ve yırtıcı kuşlar gözlemlenebilir. Köydeki anıt çınar ağacı 200 yaşındadır.
 
Tekir yaylası,
Adana-Ankara E5 karayolunun 107. km. sinde, yolun her iki yakasında çok geniş bir alana yayılmış olan yayla Pozantı ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Şehirlerarası otobüsler ve Adana ve Tarsus'tan yaylaya yolcu taşımacılığı yapan otobüs ve minibüs yaz-kış günün her saatinde gidilebilir. 

Tekir Yaylası, Bürücek ve Eski Konacık yaylaları, Akça Tekir beldenin birer mahallesi konumundadır. Çam, ardıç ve meyve ağaçları mevcuttur.

Diğer Yaylalar;
Asar yaylası, 
Armutoğlu yaylası,
Pozantı yaylası,
Fındıklı yaylası,
Bürücek yaylası,
Eski Konacık yaylaları,  
Akçatekir Yaylası,

















http://www.gozlemci.net/

Eski dilde şiddetli, taşkın sel suyu ...

Übab,
Şiddetli ve taşkın sel suyu.

Güzel sanat ...

Ar,
Güzel sanat, 
Ar, Utanma, utanç duyma.

Eski dilde ayak ...

Pa,
Ayak, ( İng. pous, foot, ),
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
Bacakların, bilekten sonraki bölümü. 
Bacak. 
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri
Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik biçimler gösteren yapılar.
Halk edebiyatında-yazınında "uyak" a verilen ad.
Uyak,

Güzel kokulu ve sarı renkte bir kavun...

Topatan,
Güzel kokulu, sarı renkte, uzunca bir kavun türü,
Topatan kavunu (cucumis melo var L. macropycocphus),
Eskiden İstanbul çevresinde bol miktarda üretilen bir çeşittir. Halen Marmara bölgesinde ve bilhassa Trakya kesiminde yetiştiriciliğe yer yer rastlanır. Meyveler uzun, oval şekilli; uç kısmı bazı tiplerde sivri, bazılarında yuvarlak; dip kısım genellikle yuvarlak; meyve rengi sarı; meyve kabuğunun üzeri hafif ağ örmeli, ince kabuklu; meyve eti beyaz renkli, tam olgunlukta gevşek, bu yüzden uzun süre saklanması ve uzak yerlere nakli zor bir çeşittir. Bir meyve 2-6 kg kadar büyür.

Diğer Kavun türleri;
Altınbaş kavunları,
Cep kavunu,
Divlik kavunu (Konya),
Hasan Bey kavunu, Hırsız çalmaz kavunu,  
Kantalop kavunu, Kilis kavunu, 
Molla köy kavunu,
Pıtraklı (Muğla kavunu), 
Sarı kız kavunu, Sındırgı kavunu, Sarı kavunu, 
Şamama,
Van kavunu,
Yuva kavunu,

Ruhbilim ...

Psikoloji, (Fr. psychologie, İng. psychology ),
Psikoloji, (
Farsça),
Ruhsal. 
Ruhiyat, 
Ruhî hâdiseleri tetkik eden ilim kolu.
Ruh bilimi, 

Davranış, anlıksal süreçler ya da kişilikle uğraşan bilim.
Organizmanın, özellikle insan organizmasının çevreye uyması ile ilgili sorunları inceleyen bilim. 
İnsanların duyum, heyecan, usavurma, algılama vb. özellikleri üzerinde araştırmalar yapan bilim. 
İnsanın ruhsal yaşamını etkileyen koşulları, etkenleri ve sorunları inceleme konusu yapan bilim. 

Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü
Herhangi bir edebiyat ürününde, kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş, düşünüş, davranış biçimi. 

Yunanca  psihologia, davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Yunanca'da psykhe, ruh; logos da bilgi demektir. Bunların ikisi bir araya gelince ruh bilgisi oluyor.

Yun. Psykhe = ruh; logos = bilim, öğreti,
Felsefenin bir bölümü olarak, İlkin Aristoteles bağımsız bir konu olarak ele almıştır.
Ruh fizikötesi: Ruhun özünü, ölümsüzlüğünü, bedenle ve Tanrı ile ilişkisini araştıran öğretiler, 
Usa ve ruh yaşantılarına dayanan ruhbilim öğretileri; bunlar da giderek duyum, tasarım, bellek, düşünme, duygu, istenç ruhbilimleri olarak ayrılırlar, Hume'un geliştirdiği, Çağrışım ruhbilimi olarak kendine özgü bir bilimsel temele dayanmaya çalışır; buradan yeni bir ruhbilim ortaya çıkar. 

Felsefeden kopmuş olan, bağımsız bir bilim olarak: ruhsal olayları, dış dünyanın olaylarına benzer bir biçimde, aynı yasaların egemen olduğu iç dünya olarak düşünüp doğa bilimlerinin yöntemleriyle inceler. 19. yüzyıldan bu yana ruhbilimsel araştırmalar çok gelişmiş ve türlü dallara ayrılmıştır: çocuk ruhbilimi, hayvan ruhbilimi, toplumsal ruhbilim vb. Ayrıca ruhbilim araştırmaları günümüzde fizyoloji araştırmaları ile de bağlantı içindedir. 

Yeniden felsefeye dönen ve bir felsefî insanbilim biçiminde gelişen ruhbilimsel öğreti olarak şu biçimlerde karşımıza çıkar: 
Tinsel bilimlerin bir dalı olarak anlama yöntemini geliştiren ruhbilim (Dilthey ve ona bağlı olanlar), 
Yapısal ruhbilim (Gestalt psikolojisi) araştırmaları (Ehrenfels, Köhler, Krueger vb.), 
Bilinçaltı ruhbilimi ve ruhsal çözümleme (Freud, Adler, Jung vb.), 
Bedenle ruh arasındaki bağlama dayanarak insanın yapısını beden-ruh birliğinde gören öğreti (Kretschmer). Davranış ruhbilimi (özellikle Amerikalı araştırıcılar geliştirmiştir. Behaviorism), 
Karşılaştırmalı ruhbilim; çocuk, gençlik ruhbilimi ve toplumsal ruhbilimle, giderek hayvan ruhbilimi ve ilkeler ruhbilimi (Lévy-Bruhl) denen ruhbilimle bağlantı içindedir.

Makat yoluyla cinsel temas, livata...

Sodomi,

Bir kadın, erkek ya da hayvanla makat yoluyla cinsel ilişkiye girme eylemine Sodomi, bu eylemde bulunan kişiye ise Sodomist denir. 
Cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan yasalara sodomi yasaları denir.  Tipik olarak mahkemeler tarafından üreme ile sonuçlanmayan herhangi bir cinsel ilişkiyi kapsayacak biçimde anılır. Bu tür ilişkiler genelde oral seks, anal seks ve zoofiliyi kapsar, pratikte böyle yasalar nadiren, heteroseksüel çiftlere karşı öne sürülmektedir.

Sodomi yasaları dünyanın birçok ülkesinde geçerlidir.

Günümüzde erişkinler arasında anlaşmalı eşcinsel ilişkiler 195 ülkenin 70'inde yasadışıdır. Bunların 40' ında sadece erkek - erkek cinsel ilişki yasadışı ilan edilir.

Bu ilişkiler;
Livata, 
Oğlancılık,



Kulak yıkama aygıtı ...

Enema,
Lavman.
Su fışkırtan balon,

Kulak-Burun-Boğaz hekimliğinde dış kulak yolunu yıkamak için kullanılan aygıt,

Kulak kiri, Buşon.
Buşon gerçek anlamda kir değildir. Dış kulak yolundaki cildin salgısıdır. Bu salgı dış kulak yolundaki cildi infeksiyonlardan korumaya yöneliktir ve dışarıdan gelen toz ile diğer partikülleri tutar. Dış kulak yolu cildindeki dışa doğru olan hareketlerle kulak kepçesine doğru atılır. Kulak salgısının koyu olması, tozlu ortamlarda bulunma veya salgının dışarıya atılmasına engel faktörler birikime yol açarlar.
 

Kulaklarınızı hiç bir zaman temizlememelisiniz. Dış kulak yolunun en derin kısmında kulak zarı bulunur. Kulağı temizlemek için sokulacak herhangi bir cisim kulak salgısını zara doğru itebileceği gibi kulak zarına da zarar verebilir. Ucu pamuklu kulak temizleme çubuğu kullanan kişiler, pamuğun ucuna sıvanan salgıyı görünce temizlediklerini düşünürler ancak salgının çoğunu zara doğru itmektedirler.
 

Kulak salgısı normalde dışarı atılmasına rağmen bazı durumlarda kulakta birikerek tıkanıklığa yol açar. Buna şunlar neden olur:
-Hastanın kulağını temizlemek için yabancı cisim sokması
-Tozlu ve kirli ortamlarda çalışma
-Dış kulak yolunda darlık nedeniyle buşonun dışarı atılamaması
-Denize girme veya banyo sırasında dış kulak yolundaki az miktardaki salgının şişmesi

Kulağınız tıkandığında; öncelikle bir KBB uzmanının muayenesi ve tıkanıklığın gerçekten buşona bağlı olup olmadığı belirlenmelidir. Buşon saptandıktan sonra yapılacak tek şey buşonu çıkarmaktır. Bunun için en çok 3 yöntem kullanılır: 


-Küret ile temizleme
-Aspiratör ile vakumlama
-Su ile yıkama,


Bu yöntemlerin hangisinin kullanılacağı, dış kulak yolunun ve buşonun durumuna göre KBB uzmanı tarafından seçilir. Su ile yıkamanın tek dezavantajı kulak zarının delik olduğu durumlarda orta kulağa zarar vermesi ve dış kulak iltihaplarında da uygulanmasının sakıncalı olmasıdır.  Buşon temizlenmesi periyodik olarak yapılan bir işlem değildir. Ne zaman kulak tıkanıklığı yapacak duruma gelirse o zaman temizlenir. Bu süre bir kaç ay olabileceği gibi hiç temizleme de gerekmeyebilir .

Kulağımı yıkatınca kulak yıkamaya alışır düşüncesi tamamen yanlıştır. Kulakları yıkatmanın alışkanlıkla ilgisi yoktur. Bazı kimselerde kulak yolunda daha çabuk buşon birikir. Bu inanış; ellerimi yıkamayayım yoksa tekrar kirlenir demeye benzer.










kaynak, http://www.kbbhastanesi.com/

Vücuttaki çeşitli kas gruplarının ani, istenç dışı, düzensiz ve amaçsız hareketlerle kasılması yoluyla ortaya çıkan nörolojik hastalık ...

Kore, 
Vücuttaki çeşitli kas gruplarının ani, istenç dışı, düzensiz ve amaçsız hareketlerle kasılması yoluyla ortaya çıkan nörolojik hastalık.

Ani,amaçsız, düzensiz hareketler vardır. Adale kuvvetsizliği ve psikolojik kararsızlıklar eşlik eder. Yürüme ve el işlerinde güçsüzlük vardır.


Belli başlı nörolojik hastalıklar şunlardır; 

MİGREN; Şiddetli baş ağrısı nöbetleri ile karakterize bir hastalıktır. Tipik migren yarım baş ağrısı tarzında oluşur ve ağrının geleceğini,hasta önceden hissedebilir. Bulantı,kusma ve gözlerde kararma eşlik edebilir.

Alzheimer  Hastalığı; Genellikle 50 yaş altında görülen organik bir bunama türüdür. Gözlerde ve sinir sisteminde dejeneratif değişikliklerle ortaya çıkar.
Aran Duchenme Hastalığı; Gitgide ilerleyen kas dokusu harabiyeti ile karakterize bir hastalıktır. 

Elilepsi; Nöbetler halinde gelen,beyin dokuda anormal elektrik deşarjından kaynaklanan bir hastalıktır. Hasta bayılma olmadan,hatta kendisi bile hissetmeden nöbet geçirebilir.

KORE  HASTALIĞI; Ani,amaçsız,düzensiz hareketler vardır. Adale kuvvetsizliği ve psikolojik kararsızlıklar eşlik eder. Yürüme ve el işlerinde güçsüzlük vardır.

PARKİNSON HASTALIĞI; Kaslarda genel sertlik,hareketlerde yavaşlama ve statik titreme ile karakterizedir. Hasta yürürken kollarını sallamadan ve öne doğru eğik pozisyonda yürür.yüz mimiksizdir. Konuşma patlayıcı tarzdadır,kelimeler seçilemez.

YÜZ FELCİ; Fasial Paralizi

MENIERE HASTALIĞI: Baş dönmesi,bulantı,kusma,kulak çınlaması ve ileri aşamalarda sağırlıkla seyreden bir hastalıktır. Hastalık nöbetler halinde ilerler. Nöbetler dakika ya da saatlerce sürebilir.

Kaynak, http://www.kashastaligi.com/ 

Danışıklı dövüş ...

Şike, (Fr. chiqué),
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma. 
Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma,

Yurdumuzun akarsu ve göllerinde de yaşayan bir sazan balığı türü ...

Kellen,
Sazan Balığı,

Türleri;
Aynalı sazan,
Koi sazanı,
Pullu sazan,
Yeşil sazan (Kadife balığı),

Amur (Ot veya çim sazanı),
İsrail sazanı,
Kambur sazan,
Gümüş sazan,
Siyah sazan (Çamur sazanı),
Deri sazanı (Çıplak sazan),
Adi sazan,

Sazan balığı (Cyprinus carpio), sazangiller (Cyprinidae) familyasına adını veren tatlısu balığı. Göl ve yavaş akan derelerde bulunur. Uzun gövdeli, solucan, böcek larvaları ve bitkilerle beslenen bir dip balığıdır. 1,5 metre boyunda, 35 kg ağırlıkta olanları vardır. 
Ömrü 40-50 yıla kadar varabilir. Türkiye'nin akdeniz ve güneydogu bölgesi haricinde heryerinde bulunur.Ancak, Akdeniz Bölgesinin en önemli akarsularından olan Göksu Irmağı'nda bol miktarda sazan yaşamakta ve ağırlıkları 10-12 kilograma ulaşabilmektedir.

Sazangiller familyasından, uzun ve iri gövdeli bir tatlı su balığı. Anayurdu Asya'dır. 12. yüzyıldan sonra, Avrupa ve Amerika'nın tatlı sularında üretilmiştir. Suni balıkçılıkta önemli yer tutar. Göl ve yavaş akan derelerin dip sularında yaşar. Solucan, böcek larvaları ve bitkilerle beslenir. Çoğunlukla boyları 1 metreden fazla olur. Ağırlığı 25 kg'dan fazla olanları da vardır. Her ısıdaki suya uyum sağlar. 3-30 °C arasındaki sularda rastlanır. Aşırı soğuklarda toplu halde çamura gömülerek kış uykusuna yatarlar. Kışın ölmeden donabilirler. Su akıntısına karşı yüzebilirler. Kuyruğunu çeneleri arasına sıkıştırır, bıraktığında zemberek gibi boşanarak 3-5 metre sıçrayarak çağlayanları aşabilirler.

Pullu ve pulsuz birçok çeşidi vardır. Pullu türleri iri pulludur. Renk ve biçimleri yaşadıkları ortama göre değişir. Genellikle sırtı koyu yeşil, yanları ve karın altı yeşilimtrak kahverengidir. Küçük ağızlı kalın ve oynak dudaklıdır. Üst çenelerinden dört bıyık sarkar. Ağız dişleri yoktur. Yutak (farinks) dişleriyle besinlerini öğütürler. Bıyıkları dokunma organı olarak görev yapar.

Dipleri karıştırır, suyu bulandırırlar. Çevik ve hareketli balıklardır. Sürüyle dolaşırlar. Eti fazla kılçıklıdır. Nisan-Haziran arasında yumurtlarlar. Yumurtaları bitkilere yapışır. Bir dişi, bir defada yarım milyon yumurta bırakabilir. Yumurtaların çoğu diğer balıklar tarafından tüketilir. Ortam ısısına bağlı olarak en geç bir hafta içinde yumurtalar açılır. Üç yılda erginleşirler. Sazanların 100 yıl kadar yaşadığı söylenirse de, ömürleri normal olarak 40-50 yıl kadardır. Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar. Ağla bol miktarda avlanırlar. Durusu gölünde 30 kg gelenleri vardır.

Bin yıldan beri insanlarca suni olarakta yetiştirilen sazan balığından insanlar tarafından çesitli süs balıkları türetilmiştir. Bunların en tanınmışları bir akvaryum balığı olan Japon balığı ve Japonya'da yüzyıllardır rengarenk ceşitleri türetilen koi Sazanıdır.





















kaynak, http://tr.wikipedia.org


Marangoz işlerinde ince kenar pervazı ...

Zıh, (Farsça Zih).
Marangoz işlerinde ince kenar pervazı. 
Sayfa çevresine çekilen çizgi.
Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan

Kurumuş ama devrilmemiş ağaç ...

Ayağan,
Kurumuş ama devrilmemiş ağaç.
Biçilmesi sona bırakılan zayıf ekin.

Sağlam, dayanıklı...

Pek, (Fr. Solide),
Sert, katı. 
Sağlam, dayanıklı,
Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok,
Katı, sert, sıkı, sağlam.
Hızlı,
Bekçi kulübesi. 
Av bekleme yeri. 
Temiz,


Japonya'da kullanılan 18 litre değerinde eski hacim ölçüsü birimi. ..

To,

Ulandığı sözcüğe kesinlik ya da olasılık anlamı katan ve "koşaç" da denilen ek...

-dir, 
-dır,
Koşaç, (Osm. haber edatı, İng. copula ),
Ad cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme güçlü ihtimal, olumluluk, olumsuzluk, süreklilik, kesinlik kavramları veren -dır / -dir eki veya değil kelimesi.
Başlı başına anlam taşımayan, birlikte kullanıldığı sözcüğe olumluluk veya olumsuzluk, sürerlik, kesinlik, kuvvetli ihtimal kavramları veren -dir eki veya değil sözcüğü
Yüklemi özneye bağlıyan (koşan) kelime,
Özne-yüklem önermesinde özne ile yüklemi birbirine bağlayan 'dır' ('dırlar') ya da 'değildir* ('değildirler') biçimindeki deyim.


Özlü ve iğneleyici söz...

Motto, (İtalyanca motto).
Özdeyiş, 
Slogan.
Özlü ve iğneleyici söz,
Düstur, 
Vecize,
Yazıt,
Parola.

Biçimler, şekiller...

Eşkal,
Şekiller,

Dıştan görünüş,
Kılık,
Biçim,
Şekil,
Hayvanın dıştan bakıldığındaki görünümü, signalement. Bir hayvanı mümkün olduğu kadar hızlı ve kesin bir biçimde belirleyen kalıcı ve değişken işaretlerin tümü anlaşılır.
Eşkal (İngilizce shapes, figures, appearance).

Şişenin ağzındaki mantarın şarapta oluşturduğu olumsuz koku ...

Buşone,
Mantar kokusu, şarap kusurları arasında en sık rastlananınadır. Şarap tadımında, burunda keşfedilecek en yaygın hata, mantar (buşone) kokusudur. Farklı dillerde “bouchonné” veya “corked” olarak adlandırılan bu koku, mantar üretiminde beyazlatma işlemi sırasında yapılmış olan bir hatadan kaynaklanır. Buşone kokusunun zayıf olması durumunda, şarabın taze ve meyveli aromaları kaybolur; güçlü olması ise şaraba keskin, küflü veya ıslak kartona benzer bir koku verir. Koku, mantar meşesi ağacının kabuğu olan mantara üretim sırasında bulaşan bazı mikroskobik mantar türlerinden kaynaklanır.  

Mantar kokusunu yapan, metabolizma ürünü olan ve sadece şaraba değil, içme sularına, hatta kuru üzümlere bile bulaşabilen, trikloranisol adı verilen bir maddedir.

Şarabı kokladığınızda kötü kokuyor ve damağınızda küf kokusunu andıran bir tat bırakıryorsa, bu mantardan oluşan kokudur ki buna buşone kokusu denir. Her mantar kötü kokmaz. 



Yahudi nüfuzuna karşı koyma politikasını tutan kimse ...


Antisemit, (Fransızca).
Yahudilik aleyhtarı,

Antisemitizm, 
Yahudi karşıtlığı veya Yahudi düşmanlığı; Yahudilik dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlık.

Her ne kadar etimolojisi antisemitizmin tüm Sami halklarına yönelik olabileceğini ima etse de, terim ortaya çıkışından itibaren sadece Yahudilere yönelik saldırganlığı belirtmek için kullanılmıştır.

Antisemitizm Yahudi bireylere karşı gösterilen münferit nefret ve ayrımcılıktan kalabalık grupların, hatta polis ve askerin tüm bir Yahudi cemaatine yönelik örgütlü saldırılarına kadar geniş bir yelpazede meydana gelebilir. Bu baskının en aşırı örnekleri arasında, 1096' daki Birinci Haçlı Seferi, İspanyol Engizisyonu, Yahudilerin 1290'da İngiltere'den, 1492' de İspanya' dan ve 1497' de Portekiz' den kovulmaları, çeşitli pogromlar ve Nazi Almanyasının gerçekleştirdiği Holokost (Yahudi Soykırımı) gösterilebilir.


Semitik terimi; Arapları, Habeşleri, Arami ve Süryanileri hem de İbranileri içine alan dil grubunu konuşanları tanımlamak için kullanılır. Ancak, Antisemitizm terimi özellikle Yahudilere karşı tavırlara atıfta bulunur.  Antisemitik kelimesi muhtemelen ilk olarak 1860 yılında, Avusturyalı Yahudi bilgin Moritz Steinschneider tarafından kullanılmıştır. Steinschneider terimi, Ernest Renan'ın "Sami ırklarının" "Aryan ırklar"dan daha aşağı olduğu yönündeki fikirlerini nitelendirmek için kullanmıştı.

Her ne kadar antisemitizmin genel tanımı Yahudilere karşı husumet ya da önyargı olsa da, konu üzerinde yetkin bir dizi uzman daha resmi tanımlar geliştirmiştir. Holokost (Yahudi Soykırımı) uzmanı ve New York Şehir Üniversitesi profesörü Helen Fein, antisemitizmi, "Bireylerde tavırlar, kültürde mit, ideoloji, folklor ve imgeler, eylemlerde ise Yahudilere karşı sosyal veya yasal ayrımcılık, siyasi seferberlik ve toplu olarak ya da devlet tarafından uygulanan şiddet şeklinde kendini gösteren, Yahudilerin dışlanması, kovulması ya da yok edilmesi ile sonuçlanan ve/veya bunun için tasarlanan, Yahudilerin geneline karşı hasmane inanışlardan oluşan devamlı ve gizli yapı," şeklinde tanımlar.

















Kaynak; http://tr.wikipedia.org/

Bütün maymun türlerini içine alan memeliler takımı ...

Primat, 
(Fr. primate),
Maymun.

Maymunların gelişkin olan alt türü.
Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan.
 
Primatlar veya İri beyinli yüksek memeliler (Primates),  takımı içindeki herhangi bir tür için kullanılabilecek ortak isimdir. 

Bütün maymun türlerini içine alan memeliler takımı. Bilimsel ad primat, bu takım içindeki herhangi bir tür için kullanılabilecek ortak isimdir. Primat sözcüğü, Latince' de "en başta, mükemmel, asil" gibi anlamları olan primasprimatesten Fransızca'ya tekilleşerek geçen primate sözcüğünden türemiştir. Primat sözcüğü ilk kez İsveçli doğa bilgini Linne tarafından  kullanılmıştır.

Primates (Primatlar); 
Boyutları ve formları yüksek çeşitlilik gösteren, beyin organizasyonu en iyi gelişmiş memelilerdir. Çoğunluğu ağaç üzerinde (arboreal) yaşama uyum yapmıştır. Göz çukurları, kapalı bir kemikle çevrelemiştir. Köprücük kemikleri ve kör bağırsak, tüm türlerde mevcuttur. Üyelerdeki baş parmaklar, kavrama hareketini yapmaya uygundur. Parmaklarda yassı tırnaklar ya da pençe bulunur. 

Beyindeki koku lobu küçülmüştür.     Orangutan, goril, gibon, şempanze, insan gibi insansılardır. Primatlar çevik ve hızlı canlılardır. Pek çoğu ağaçlarda, ormanda yaşar. 


Ölüm korkusu...

Tanatofobi,
Ölüm korkusu,

Ölümden korkma.
Sebebsiz ölüm korkusu.
Ölü veya ölüm korkusu.

Sürekli ölüm kaygısı ve korkusuyla ortaya çıkan nevrotik bozukluk.  

Sürekli ölüm kaygısı ve korkusuyla ortaya çıkan nevrotik bozukluk veya ölümden korkma olarak tanımlanabilir.

Tanatofobiden farklı olarak, Nekrofobi ise cesetten korkma fobisidir. Ceset görüldüğünde ya da ölüm düşüncesiyle ortaya çıkan saplantılı ve aşırı korkuya nekrofobi denir.

Özellikle Hükümdarlık sanatını konu alan, "Siyasetname" adlı yapıtıyla tanınan Büyük Selçuklu veziri ...

Nizamülmülk, 
(d. 1018 - ö. 14 Ekim 1092),   
Tam adı, Ebu Ali el-Hasan et-Tusi Nizamülmülk,
Arapça, Nizamu'l-Mülk Abu Ali al-Hasan at-Tusi.
Farsça, Hace Nizamulmülk Tusi.
 
Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri ve Siyasetname adlı öğütler kitabı yazan Farsi devlet adamı, siyaset bilimcisidir. 

Siyasetname, (Siyerul Mülük), Büyük Selçuklu Devleti veziri Nizamü’l-mülk’ ün eseridir. Devlet yönetiminde hayli etkili olan Nizamülmülk'ün vezirliği Alparslan ve Melikşah dönemlerinde yayılmıştır.


Nizamülmülk, 21 Zilkade 408/10 Nisan 1018 yılında İran'ın, Horasan şehrinde doğmuştur. Memleketin nizamlarının kurucusu anlamında olan Nizamülmülk ismi Abbasi halifesi Kâim bi Emrillah tarafından verildi. Nizamiye medreselerinin teşkili ve mevcut toprak sisteminin aksayan yönlerinin tadil edilmesi gibi Selçuklu devletinin müesseseleşme ve merkezileşmesi yönünde önemli sayılabilecek teşebüsslerin altına imzasını atmıştır. 1092 yılında Nizari (Haşhaşiler) tarafından öldürülmüştür. Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbah'ın bir dönem Nizamülmülk'ün emri altında çalıştığı söylenir. Ayrıca dönemi en ünlü ilim adamlarından Ömer Hayyam ile de bağlantısı olduğu söylenmektedir.

Devlet işleriyle ilk olarak Gazne Devleti' nin Horasan valisinin yanında çalışarak başladı ve sonrasında Alparslan'ın Belh valisinin yanında devam etti. Sonrasında da 1064 yılında Büyük Selçuklu Devleti'ne vezir olarak atandı.

Bağdat, İsfahan, Nişapur, Belh, Herat, Basra, Musul ve Amul'da ki Nizamiye Medreselerini kurdurdu. Nizamiye Medreseleri adını Nizamülmülkden almıştır ve Bağdat'taki Medresenin başına İmam-ı Gazali'yi getirdi.

İkta sisteminin mucididir. Öğrencilere sağlanan yurt ve burs hizmetlerinin mucididir. Türk devletlerinde ilk kez gelir-gider raporlarını hazırlatana kişidir. Dünyadaki ilk istihbarat teşkilatının kurucusudur. İsmi Nizamülmülk yani, Mülkün Nizamı yani, Devletin Düzeni anlamına gelir. "Adalet Mülkün Temelidir" sözünün sahibidir. Türk devlet yapısına kattığı yeniliklerle, bir cihan imparatorluğu haline gelen Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasınada vesile olmuştur. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük devlet adamlarından biri olarak kabul edilir.

11.yüzyılda, farsça yazılmış kitabın bilinen en eski nüshası bugün İran Tebriz Milli Kütüphanesindedir. Nizamü’l-mülk’ün yazdığı Siyasetnâme, yaygın ve önemli bir içeriğe sahiptir. Nizamü’l-mülk yalnız nasihat vermekle yetinmemiş, dönemindeki bazı olayları nakletmiş, Selçuklu Devleti’nin işleyişi, aksayan tarafları, alınması gereken tedbirler, müesseselere işlerlik, kazandırmak için yapılması gereken düzenlemeler üzerinde de durmuştur.












http://tr.wikipedia.org

Özellikle, "Pal Sokağı Çocukları" adlı romanıyla tanınmış Macar yazar ...

Ferenç Molnar (Macar yazar ),
Pal Sokağı Çocukları (Macarca: A Pál utcai fiúk)

Pal Sokağı Çocukları Ferenç Molnar (Macar yazar ), tarafından yazılan ve ilk baskısı 1906 yılında yayımlanan bir çocuk kitabı dünya çocuk ebediyatının baş yapıtlarından biridir. 

Macar yazarı Ferenc Molnar'ın çocuklar için yazdığı bu kitap, yıllardır dünya çocuklarının ellerinden düşmüyor. Büyük bir kentte yaşayan iki çocuk topluluğunun çatışması işleniyor bu kitapta. Bir yanda, Pal Sokağı'nda yaşayan yoksul ailelerin çocukları var, öte yanda da, Kızıl Gömlekliler diye anılan, daha seçkin ailelerin çocukları. Pal Sokağı Çocukları, odun deposu olarak kullanılan bir arsaya ele geçirmeye karar verirler. İşte her şey ondan sonra başlar. Bir yanda ele geçirilmesi planlanan, bir arsa, öte yandan düşman saldırısına karşı savunulacak bir yurt vardır. 
Bütün hazırlıklar, iki büyük ordunun savaş hazırlıkları gibidir. Akıl dolu, sevgi dolu bir roman. Yeniden yetmişe her yaşta insanın elinden bırakamayacağı bir kitap. Pal Sokağı Çocukları, kardeşliğin, dostluğun, dayanışmanın, dürüstlüğün, mertliğin, yurtseverliğin simgesi sayılabilir.

Öykü, 20. yüzyılın başında hızla gelişen Budapeşte'de, oyun sahalarını (Arsa) Kızıl Gömlekliler denen zengin çocuklarından korumaya çalışan yoksul çocukların savaşımını anlatan kitap, Türkçe'ye Zeyyat Selimoğlu tarafından çevrilmiştir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ