Kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama gibi doku bozukluklarıyla belirginleşen bir deri hastalığı ...

Mayasıl,
Egzama, Eczema,
Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı, egzama.

Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.

Egzama deride kızarıklık ve kaşıntıya neden olan, sulu kabarcıkları olan tehlikeli olmayan ancak kötü görünüşlü ve rahatsız edici iltihaplı bir hastalıktır. Egzama hastalığı mayasıl olarakta bilinir ve pek çok bitki egzama tedavisinde kullanılmaktadır.

Bitkisel tedavi yöntemleri;
Yılan yastığı bitkisinin olgun meyveleri haricen egzamalı bölgeye bağlanır.
Mürverin meyveleri kurutulur, su ile kaynatılarak sabah aç karnına içilir.
Acı kavunun kökleri dövülerek elde edilen özsu bölgeye sürülür.
Ayrık otu yaprakları suda kaynatılarak içilir.
Olgun cevizlerin yeşil kabukları bölgeye bağlanır.
Tüylü kısamahmut bitkisinin çayı yapılarak içilir. Tavşancıl otu kaynatılarak içilir.
Isırganotunun topraküstü kısımları tek başına ya da ebegümeci ile kaynatılarak sabahları bir bardak içilir.
Atkuyruğu bitkisinin topraküstü kısımları su ile kaynatılarak içilir.


 

Kırlangıca benzeyen ve "yelyutan" da denilen küçük bir kuş...

Sağan,
Yelyutan,

Yelyutanlar kırlangıçlara çok benzer. Ama kırlangıçlarla akraba olmayan bu kuşlar kolibrilerle aynı takım içinde sınıflandırılır. Kanatları çok uzun ve dar, kuyrukları kısa ve genellikle çatal uçludur.

Yelyutanlara bazı yerlerde sağan da denir.

Yelyutanlar adlarını, hızla uçarken gagalarını sonuna kadar açmalarından alır. Bu davranışlarının amacı hemen hemen tek besin kaynakları olan havadaki böcekleri yakalamaktır. Yelyutanlar saatlerce uçabilir ve saatte 100 kilometrelik bir hıza ulaşabilirler. Bacakları tüneyemeyecekleri ölçüde küçük ve zayıftır. Yere indiklerinde yeniden havalanmakta büyük güçlük çektiklerinden kayaların yan yüzlerine ya da duvarlara tutunarak dinlenirler.

Yelyutanların yuvası, yapışkan tükürükleriyle birbirine tutturdukları dal parçaları, liken ya da tüylerden oluşur. Hurma yelyutanı - Cypsiurus parvus hurma ya da başka palmiye ağaçlarının yaprağında tüylerden düz bir yuva hazırlar; yumurtalarını da bu yastıkçığa yapıştırır. Yuva yaprakta dikine ve bazen baş aşağı bile duruyor olabilir.

Örülmüş bir duvardaki taş ya da tuğla sırası ...

Rede,
Sıra. 
Bir duvardaki tuğla veya taş sırası.
Örülmüş bir duvardaki, taş ya da tuğla sırası.
Duvardaki taş yada tuğla sırası.  





































Kaynak: http://users1.jabry.com/bergama

Tıp dilinde delidana hastalığının kısa yazılışı...

Bse, (İng. BSE). 
Deli Dana Hastalığı,
Bovine Spongiform Encephalopathy - BSE
Sığırların süngerimsi beyin hastalığı.

Deli dana hastalığı, ilk kez İngiltere’de ortaya çıkan sığır etinden insana bulaşan bir hastalıktır. Deli dana hastalığının başlıca nedeninin hayvancılığın bir sanayi haline geldiği Avrupa’da sığırların ot yerine etle beslenmesi olduğu sanılıyor.  


Avrupa ülkelerinde et ve süt hayvanları ucuz ve karlı olduğu gerekçesiyle, giderek artan biçimde, bitkisel yemler yerine kemik tozu ve insan tüketiminde kullanılmayan artık etlerden imal edilen yemlerle besleniyor. Birçok bilim adamı doğal beslenme biçimine aykırı bu diyetin tehlikeli hayvan hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu düşünüyor. Deli dana hastalığı olan hayvanın etinden ve sütünden insana bulaşabiliyor. Kadavra beyinlerinden elde edilen ve kullanılan hormonlar, göz için yapılan kornea nakilleri, beyin cerrahisi ameliyatlarında kullanılan aletler hastalığın bulaşmasına neden olabiliyor. İnsandan insana bulaşma olasılığı azdır. Fakat nadirde olsa insandan insana bulaşma vakalarına rastlanmıştır.

Sığırların beyinlerinde süngerimsi biçimde dejeneratif değişiklerin oluşmasıyla belirgin hastalıktır. Hastalığa yakalanan sığırların hareketlerinde anormallik olduğu için, bu hastalığa halk arasında “deli dana” hastalığı adıyla söylenmiştir. İnsana bulaşan hastalığın adı Creutzfeldt-Jacob kısaca CJ olarak biliniyor.

Hayvanlarda, hastalığın ilk belirtileri genellikle bulaşma tarihinden 4-6 yıl sonra görülüyor. İlk belirtiler, hayvanın temas sırasında çok korkması, dişlerini gıcırdatması ve saldırgan davranışlar göstermesi. Hastalığın ileri safhasında sığırlar, burunlarını ve böğürlerini anormal bir biçimde yalar, kulak hareketleri hızlanır, baş ve kulakların duruşu anormalleşir. Hayvanlar çok fazla titrer ve bacaklarını kontrol edemezler. Çok kaşındıkları için, genellikle kafa derileri yaralanmıştır. Sığırlar, hastalığın son safhasına doğru düşer ve felç olur. Hastalığın başladığı tarihten 2-3 ay sonra da ölürler. 

İnsanlarda deli dana hastalığının belirtileri;
  • Unutkanlık ve zihin performansında düşüklük,
  • Depresyone ve şizofreniye benzeyen psikiyatrik belirtiler görülür.
  • Kısa süreli hafıza kaybı ve sonrasında bunama başlar.
  • Hastaların yaklaşık yarısında ciltte yapışkanlık hissi gibi çok nadir rastlanan bir şikayet bulunur.
  • Daha sonra hareketlerde düzensizlik, yürüme güçlüğü, istemsiz hareketler ortaya çıkar.
  • Yaklaşik olarak 14 ay süren hastalık dönemi boyunca belirtiler şiddetlenir ve sonuçta hastalar kaybedilir.
  • Bu gün için hastalığın ilerlemesini önleyen hiçbir tedavi yöntemi bulunmuyor.


Japon mitolojisinde, yedi şans tanrısından biri ..

Daikoku,
Daikokuten
Japon mitolojisinde yedi şans tanrısından biri. Zenginlik tanrısı ve çiftçilerin koruyucusudur. Genellikle iri yarı, esmer betimlenir ve sağ elinde dilekleri gerçekleştirdiğine inanılan asası, sırtında içi kıymetli eşyalarla dolu çantası olur ve pirinç çuvalının üstünde oturur şekilde betimlenir. 

Daikokuten, Budacılık yoluyla Japonya' ya gelen "Sekiz Korkunçlar"dan biri olan Hint tanrısı Mahakala ile genellikle arasında bağ kurulur.

Japonya'da 8 milyon tanrı (ilah) vardır. Dağ, ırmak, ateş, gök gürlemesi, fırtına, yağmur, vb. ilahlar dışında her meslek sahibinin de ayrı bir ilahı vardır. Talihin Yedi Şanslı Tanrısı (Shichi Fukujin), Ya da Yedi Şanslı Tanrı, Şinto dininde iyi talihin yedi tanrısıdır.  Japon mitolojisinde ve folklorunda oymalara ve diğer temsillere sık sık konu olurlar.

Hotei, Bereket ve iyi sağlığın şişman tanrısı.
Juroujin-Gama, Uzun ömür tanrısı.,

Fukurokuju, Mutluluk, sağlık ve uzun ömür tanrısı.
Japonca fuku:"mutluluk", roku:"zenginlik", ju:"uzun ömürlülük"
Japon mitolojisinde yedi şans tanrısından biri. Ömür uzunluğunu ve bilgeliği simgeler. Fukurokuju' nun bir zamanlar Taocu bir bile olarak yeryüzünde yaşadığına inanılır. Genellikle uzun kafalı, saçsız bir ihtiyar olarak tasvir edilir ve genellikle yanında uzun ömürlülüğü simgeleyen geyik, kaplumbağa veya turna bulunur.

Bishamonten, Savaşçıların tanrısı.
Benzaiten-Benten-sama, Bilginlik, sanat ve güzelliğin tanrıçası.
Daikokuten-Daikoku: Servet ve ticaret tanrısı.

Ebisu, Balıkçıların ya da tüccarların tanrısı. Balıkçıların ya da tüccarların tanrısı. Genellikle bir morina balığı ya da levrek taşırken gösterilir.

Halk dilinde mürver ağacına verilen ad ...

Yalankoz,
Melesir,
Patlangıç,
Mürver,
Alacalı,
Elder,
Sambucus,
Sanmelek,
Santal,
Holunder,

Hanımeligiller familyasından; türlerinin çoğu kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaççık halinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsidir. Sürgünlerinin geniş bir özü vardır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüştür. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri kabuksuz tane şeklindedir. 20 kadar türü vardır.  Yurdumuzda doğal olarak bulunur. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşır. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur.  Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır. 

Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Kullanılan kısımları; yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü artırır. Nezlede faydalıdır. Güneş yanıklarında da faydalıdır.

Süreç ...

Proses, (İng. process),
Vetire,
Usûl.
 Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses.
Bir amaca yönelmiş olan sürekli değişimlerin tümü. 
Olayların zaman içinde belli bir gelişme göstererek sürüp gitmesi.
Özdeklerin işlenmesi ya da üretilmesinde uygulanan yöntem. 
Zaman içinde art arda gelen ve birbirine ilişkin olaylar dizisi.
Bir olayın düzenli olarak ve birbirini izleyen değişmelerle gelişmesi, başka bir olaya dönüşmesi.
Bir işlemi gerçekleştirmek için özellikle uygulanan yöntem, iş.

Sayma, sayılma..

Tadat,
Tadad, (Arapça, تعداد).
Ad,
Saymak işi,
Sayma. 
Sayım. 
Sayarak yoklama yapma.
Sayı saymak. 
Sayıp dökmek. 
Birer birer söylemek. 
Sıralamak.



Hediye, bağış ...

Ata,
Atiye,
Armağan,

Tuhfe, (Arapça).
  •    Turfanda şey.
  •    Görülmemiş yeni çıkan. Yeni.
  •    Hediye, armağan.


Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan donanım...

Kaveleta, (İng.cable holder ).
Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan zincir donanımı. 
Yelkenli gemilerde, demiri vira etmek için kullanılan, ince zincirden yapılmış donanım.
Irgat,

Irgatlar küçük boy teknelerde genellkle el ile veya elektrik gücü ile çalışırlar. Daha büyük teknelerde ise hidrolik olanları vardır. Görünüşlerine göre yatay veya dikey olarak adlandırılırlar. 
Halat çekmek için olan kısmına fener zincir çekmek için olan bölümüne ise kaveleta denilir. Bazı ırgatlarda sadece kaveleta bulunur. Bazı kaveletalar ise özel mekanizmaları ile hem halat hem zincir çekerler. Halatın çekilmesi için özellikle fenerli ırgatlarda ırgat başında olmak gerekir. aslında tüm demir alma ve atmalar ırgat başında yapılmalıdır.

Tarlanın saban iziyle birbirinden ayrılan parçalarından her biri...

Anavul,
Evlek,
Sebze ekmek için ayrılmış toprak parçaları, evlek. 
Suyun küçük arklara ayrıldığı yer, bent başı.
Tarlanın saban iziyle birbirinden ayrılan parçalarından her biri.

Japonya kökenli bir köpek cinsi ...


Akita, 
Akita, Akita İnu ya da Spitz, en büyük Japon bekçi köpeği türüdür.

Akita, köpek ırklarında Spitz tip dediğimiz en büyük Japon köpek türüdür. Ağırbaşlılığı, biçimli vucudu, güçlü ve kendine has görüntüsü ile diğer ırklardan bir bakışta ayrılır. Güçlü kaslara, büyük bir başa ve kısa bir çeneye sahiptir. 

Görüntü itibarıyla uzunluğu yüksekliğinden ve eninden biraz daha fazladır. Derin ve geniş bir göğsü vardır. Baş biçimli bir üçgen görüntüsü ile vucuttan ayrılır. Duruşu kolayca seçilebilir ve alnının ortasında yüzlek olan bir çizgi vardır. Küçük ve dik kulaklar boyunla bir uyum sağlamaktadır. 

Gözler köşeli, küçük ve koyu kahverengidir. Burun siyahtır. Beyaz olanları kahverengi burun olabilmesine rağmen siyah tercih edilmektedir. Dudaklar siyah, dil ise pembedir. Kuyruğunu yukarıda ve kıvırarak taşır. Kedi gibi perdeli ayaklara sahip ve onun kadar iyi yüzücüdür. Kalın ve ince olmak üzere iki kat ve yoğun tüylere sahiptir. Bu tüyler onu dış ortamdaki sıcak ve soğuktan aynı zamanda da ıslanmaktan korur. Tüy renkleri beyaz, kırmızı, açık kahve tonları, benekli veya çizgilidir. Renk geçişleri kesin çizgilerle ayrılmamıştır. Soğuk iklim köpeğidir. Çok iyi yüzer. Sakin, akıllı, ve cesurdur. Koruma köpeği olarak görev yapar. Diğer köpek ve ev hayvanlarıyla pek geçinemez. Bu nedenle başka hayvanlarla bir aradaylen onu serbest bırakmak doğru olmaz. Birlikte yaşadığı çocuklara karşı hoşgörülüdür, ama yabancı çocukların kendisine yaklaşmasına izin vermez. Fazla havlamaz, ama ilginç bir ses tonu vardır. Uzun yürüyüşler yapmayı sever. 

Akita sakin fakat bazen başına buyruktur. Ailesine karşı dikkatli ve sevecendir. Akıllı, cesur ve gözüpektir. Yavru iken zor eğitim alabileceği için bu konuda inatçı olunmalıdır. Akita birinci sınıf bir koruma köpeğidir. Japon anneler çocuklarını ve ailelerini rahatlıkla ona emanet etmektedirler. Akita'lar arkadaşlık açısından son derece güvenilir olmalarına rağmen diğer köpek ve hayvanlara karşı tahammülsüzlerdir. Bu yüzden başka hayvanların bulunduğu ortamlarda asla serbest bırakılmamalı ve tasmasız dolaştırılmamalıdırlar. 
  

Çocuklar sevecenliği bu köpekle öğrenebilir. Yemek konusunda bazen vahşileşebilmektedir. Fakat yavru iken verilecek eğitimle bunun önüne geçilebilir. İtaat eğitimi sırasında çabuk sıkılabilecekleri için bu konuda biraz ısrarcı olmak gereklidir. Akita her zaman ailesi ile birlikte olmak ister. İlginç bir ses tonu olmasına rağmen pek fazla havlamaz. 

Kalın ve kısa tüylerini, tel bir fırça ile sık sık temizlemek gerekir. Çok mecbur kalınmadıkça yıkanılmamalıdır. Çünkü yıkamak üzerinde bulunan su geçirmez tabakaya zarar verir. Yılda 2 kez yoğun olarak tüy değiştirirler.

Yüksek, sağlam bedenli, dik kulaklı, kıvrık kuyruklu bir köpek olan akitanın omuzdan yere yüksekliği 61-71 cm, ağırlığı 35-55 kg'dır. Koku alma duyusunun, güçlülüğü ve dayanıklılığıyla tanınır. Dişisi bir doğumda 7-8 yavru doğurur. Yüzyıllar boyunca Japonya' da yalnızca soylularının yetişmesine izin verilen akita günümüzde dünyanın her yerinde bekçi köpeği olarak kullanılmaktadır.

Akita, Japonya'nın Honshu adasının Akita bölgesinden köken almaktadır. Yüzyıllar boyu değişmeden korunabilmiştir. Bugün Japonya nın saygıdeğer naturel abidesi gibi görülmektedir. İlk başlarda Japon imparatorunun koruma köpeği olarak kullanılmış, sonrasında dövüş, geyik ve ayı avı, kızak köpeği, polis ve askeri iş köpeği olarak kullanılmıştır. Akita çok iyi bir av yeteneğine sahiptir. Hatta yoğun kar altında bile av yapabilmektedir. Su kuşlarını takip edip sudan çıkarma konusunda çok iyidir. Bu köpeğin küçük heykelcikleri sağlığın da sembolü sayılmaktadır. 

Hasta olanlara bir an önce sağlıklarına kavuşmaları amacıyla hediye olarak verilmekte ve gönderilmektedir. II. dünya savaşı sırasında ilk olarak Amerika'ya götürülmüş ve oradan bütün dünyaya yayılmıştır.











http://tr.wikipedia.org

Cam ya da toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu ...


Cicoz,
Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu.
Yüzük oyunu.
Bu oyundaki bilyelerin her biri.

Misket, (Fr. mousquet),  
Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun veya demir tanelerin adına da misket denir.
Bilye, Bilya, Gülle, Kemik,
Cicoz, Cilli (Bursa yöresinde),
Mile, 
Enek,

Çocukların oyuncak olarak kullandığı, genellikle kemik, cam veya demirden yapılan küçük, sert, küre biçimindeki toplara misket, cicoz, enek, bilye, mile denir. Bursa'da cilli olarak adlandırılır. 
Bilye İtalyanca: biglia, (bilya okunur), 

Misket oyunları;
Klasik Misket, Şap, Çukur,  Zehir, Karış (Vuruş),  Kafakarış, Mors(Üçgen),

Değerli madenler ve taşlar için kullanılan İngiliz ağırlık sistemi...

Troy,
Kuyumcu tartısı,
Kuyumcuların kullandığı tartı sistemi isim.
Değerli madenler ve taşlar için kullanılan İngiliz ağırlık sistemi.

Fransa' nın Troyes şehri kelimesinden kaynaklanan, altın, gümüş, para, kıymetli taş, hekimlik ve ilmi presizyon ölçüleri için kullanılan hassas ağırlık ölçü birimidir. İngiltere ve ABD' de asil metaller ve taşlar için kullanılan 31,1035 gr' lık ağırlık birimi yani troy paund' un 12' de biridir.  Dünyada altın fiyatları  Troy Ons olarak hesaplanır.

1 troy ons= 31,1 gram' a denk gelmektedir.
1 troy pound = 373,242 gr. dır.

Kıymetli taşlar ve inciler için troyonce 151 1/2 mücevherat karatı veya 600 inci tanesi yani 31,103 gr' dır.

Rafinerilerde değişik ağırlıklarda altın külçeler dökülmektedir. Uluslararası kabul gören Londra Altın Külçe ölçüsüne göre 400 Troy Ons, yaklaşık 12,5 ağırlığındaki altına Külçe Altın denir.

Dünyada altının saflığı için kullanılan ölçü birimi Karat’ tır. 24 Karat altına saf altın denir.  Alaşımın içerisindeki altın oranına göre 24, 22, 20, 14…vs. gibi değişen ayarlar bulunmaktadır. 24 karat altın dışındaki ayarlarda altın miktarını bulmak için altının ayar derecesi 24’ e bölünür.

Kuyumcular altının saflık derecesini belirlemek için mihenk taşı kullanırlar.Bunun için mihenk taşına sürterler önce kezzap (nitrik asit) daha sonra tuz ruhu (hidroklorik asit) sürerler ve çıkan renge göre altının saflık derecesini örneğin 22 ayar mı, yoksa 18 ayar mı olduğunu belirlerler.22 ayar altın ise mihenk taşındaki renk değişikliği göstermemektedir.18 ayar altın ise mihenk taşındaki renkte hafif bir silinme olmaktadır.14 ayarda ise renkteki silinme daha fazla olmaktadır. Şayet mihenk taşına sürtülen malzeme altın değilse renk tamamen silinmektedir.

Çukurova' nın güneyinde, Türkiye' nin bir deltada oluşmuş en büyük gölü ...

Akyatan,  
Ağyatan,

Adana ilinin Karataş ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Adana’ya 48 km. mesafededir. Doğu Toros’lardan çıkan binlerce kaynak birleşip Anadolu’nun iki uzun nehri olan Seyhan (560 km) ve Ceyhan (509 km) nehirlerini oluştururlar. Bu nehirler Akdenize dökülürken Türkiye’nin en verimli ovası olan Çukurova’yı oluştururlar. 

Sürekli yatak değiştiren bu nehirler denize yaklaştıklarında bataklık, göl ve lagünler oluştururlar. Seyhan nehrinin doğusu ile Ceyhan nehrinin batısında yer alan Akyatan ve Ağyatan gölleri ile çevresindeki lagünler özellikle Kuzeyden Güneye, Güneyden Kuzeye göç eden yüzlerce çeşit kuşa evsahipliği yaparlar.   

Çukurova’ daki en büyük lagündür. 1998 yılında, özellikle su kuşları yaşama ortamı olarak uluslararası öneme sahip sulak alanların korunması sözleşmesi olan Ramsar sözleşmesi kapsamına alınmıştır. 

Kıyı Kuşu (yağmur kuşu), Saz horozu, kocagöz, yazördeği, akça cıbılıt, mahmuzlu kızkuşu, küçük sumru,  suna, fiyu, dikkuyruk, elmabaş patka,  sakarmeke, Küçük kumkuşu, Kara karınlı kumkuşu, Döğüşken kuş, Flamingo, Suçulluğu, Kızılbacak, Yaz ördekleri, Elmabaşlar, Yeşilbaşlar, Çamurcun, Dikkuyruk, Turaç, İbibik, Turna, Yeşil Arıkuşu, Alaca Balıkçıl, Üveyik gibi kuş türlerini barındırır. Nesli tamamen tükenmeye yüz tutmuş olan turaç ve deniz kaplumbağalarının, çok sayıda flora ve faunanın bulunması bilimsel çalışmalar için Akyatan Lagünü’ nün önemini daha da arttırmaktadır.

Deltadaki göl ve lagünler, Akdeniz’in su düzeylerinin değişmeye başladığı 4. dönemin sonunda (10.000 yıl önce)oluşmaya başlamıştır. Akyatan gölünün bulunduğu yerde, deltayı oluşturan nehirlerin yataklarından taşmasıyla geniş bir bataklık oluşmuştu. Bataklık, daha sonra dalgaların taşıdığı kumların zamanla kıyıda oluşturduğu kordonla denizden ayrılmış ve bugünkü görünümünü almıştır. Tipik bir alüvyal baraj gölüdür.

Akyatan gölü, Türkiye’nin en büyük lagün gölüdür. Ortalama su seviyesindeki alanı 4.900 hektardır. Yaz boyunca gölü besleyen suların azalması ve yüksek buharlaşma nedeniyle göl alanı çok küçülmektedir. Suyun çekildiği alanlarda geniş çamur düzlükleri oluşmakta ve yaz sonuna doğru tamamen kurumaktadır. Çamur düzlükleri özellikle gölün batı ve kuzeydoğu kesimlerinde oluşmakta, Kapıköy yakınlarındaki bazı adalar ise karayla birleşmektedir.

Göl, güneybatıdan çıkan 2 km.lik dar bir kanalla denize bağlanmaktadır. Göl sularının yüksek olduğu dönemlerde kanal vasıtasıyla gölden denize, düşük olduğu dönemlerde ise denizden göle doğru su akışı olmaktadır. Bu nedenle göl suyundaki tuzluluk mevsimlere göre değişiklik göstermektedir. Kışın ve ilkbaharda, drenaj kanalları ile taşınan sular ve yağışların etkisi ile göl suyu tatlılaşmakta, yazın ise yüksek buharlaşma ve denizden göle olan su girişi nedeniyle tuzluluk artmaktadır. Ayrıca, tuzluluk denize bağlantının olduğu kesimde daha yüksek, sızıntı ve drenaj sularının etkili olduğu kuzey kesimlerde ise daha düşüktür.

Göl ile deniz arasında yer yer genişliği birkaç km’yi, yüksekliği ise 20 m’yi bulan Türkiye’nin en büyük kumulları yer almaktadır. Yer yer birkaç sıra halinde olan kumul tepeleri arasında deniz seviyesinin altında oluklar (çukurlar) bulunmaktadır. Bunlar yağışlı dönemlerde suyla dolarlar. Ayrıca, kumulların kuzeydoğusunda hiç kurumayan ve ekolojik açıdan önemli tatlısu birikintileri ve bataklıkları vardır. Göl kıyılarında genişlikleri tatlısu sızıntılarına bağlı olarak farklılıklar gösteren bataklık ve sazlık alanlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyi geniş tarım alanları ile çevrilidir.

"Şımarık, kendini bilmez, alık" anlamında yerel bir sözcük ...

Avduk,
Şımarık, 
Kendini bilmez, 
Alık, Sersem, budala, ebleh.
Açgözlü.
Çirkin.

Değişikliğe uğrayan şeylerde hep değişmez kalan şey ...

Töz, (İng. substance, ore).
Kök, asıl, cevher.
Asıl, 
Tabiat,
Künh, 
Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher.
Düşünbilimde evreni oluşturduğu ve altöğelere ayrılamayacağı varsayılan temel öğelerden her biri.

Yunanca hypostasis, hypokeimenon, altta bulunan anlamında kullanılır., 
Yunanca'da ousia, öz de aynı anlamda kullanılır. 
Öğelerin doğada katışık olarak bulunan kütlesi.  
Ocaktan çıkarılan işlenmemiş ham maden.
Değişen durumlar ve niteliklere karşı kalıcı olan, bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendikendisinde var olan. 
Öznede değil, kendinde var olan. Bağımsızca kendi içinde var olan. Spinoza'nın tanımı ile "Varoluşu için başka bir şeye gereksinme duymayan şey." 
Bağlılaşık kavramı, ilinek. 
Modern doğa bilimleri için töz, görüngülerin taşıyıcısı anlamında biçimsel bir kavramdan başka bir şey değildir.

İlhanlılarda ordu müfettişlerine verilen ad...

Yasavul,
İlhanlılar devrinde ordu müfettişliği görevini yapan kimse. 
Jandarma, yürütme erki taşıyan görevli, karakol nöbetçisi. 
Öncü, akıncı.
Yasakçı, muhafız.
Koruyucu, muhafız. 
Hulaguhan, İlhanlı Devleti' nin kurucus olan ünlü Moğol hükümdarı.
Eski Türk devletlerinde yolları koruyup gözeten görevliye verilen ad.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ