İskambilde karo işaretine, rengine verilen başka bir ad...

Dineri,
(Rumca).
İskambil kağıtlarındaki işaretlerden karo.
Orya,
Karo,
(Fr. carreau).
Oyun kağıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı.
Briç oyununda genellikle karo olarak anlamında kullanılır.
Oyun kartlarının şekilleri 14. yüzyılda Fransa'da olan dört sınıfa isnat edilerek 
kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. 

Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Briç oyuncuları maçaya, pik; kupaya, kör; sinek'e trefli; karoya da karo; derler. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.

İskambil oyunları;

Genellikle 52 kart içeren standart iskambil kâğıtları destesi veya onun türevleriyle oynanan oyunlardır. İskambil destesi üzerinde resim veya sayılar bulunan kartlar içerir. Bu kartlar sinek (sembolü , trefl de denir), karo (sembolü ), kupa (sembolü , kör de denir), maça (sembolü , pik de denir) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır.


Altmışaltı, Anastra, Americano, 
Batak, Blöf, Blackjack, Bezik, Bulum, Briç,
Dürt, Dost kazığı ,
Ellibir, Eşşek, Esperansa, 
Fanti, Fitil,
Hoşgin (Nezere),
İhale, İskambil(Altıkol),
Kanasta, Kastet, Kılıç, King, Konçina, Konken, Koyeye, Kaptı Kaçtı,
Maça Kızı,
Ohel,
Papaz Kaçtı , Piket, Pinaki , Pis Yedili , Pişti, Poker, Prafa,
Remi,
T-Rex, Tık, Toto,
Uno,
Üçbeşsekiz, Yanık, Yirmibir, Yükleme, Yüzbir.

İskambilde maça işaretine, rengine verilen başka bir ad...

Pik, 
Maça,
Pik, Rumcadır. 
Briçte pik olarak kullanılır.
Maça, sembolü  ,
Oyun kağıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi, pik. İskambil oyunları, genellikle 52 kart içeren standart iskambil kâğıtları destesi veya onun türevleriyle oynanan oyunlardır. 


İskambil destesi üzerinde resim veya sayılar bulunan kartlar içerir.
Bu kartlar:
Sinek (sembolü , trefl de denir), 
Karo (sembolü ), 
Kupa (sembolü , kör de denir), 
Maça (sembolü , pik de denir) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır.

Her grup içersinde üzerinde 1 den 10'a kadar bir sayı olan birer kart ve ayrıca birer tane de üzeri resimli "vale" (bacak, jilet vs de denir), "kız" (dam da denir), "papaz" (rua da denir) kartı vardır. Üzerinde sayı olan kartlar "maça ikilisi, sinek yedilisi" gibi adlarla anılırken, üzerinde 1 sayısi olan kartlara "as" demek gelenektir.

İskambil oyunlarının sayısı ve çeşidi çok fazla olduğundan ana hatlarıyla bile kartların işlevlerinden bahsetmek mümkün değildir. Dahası birçok oyunda modifiye desteler kullanılır. Mesela Ellibir oyunu iki tane 52'lik desteyle oynanınırken, Altmışaltı oyunu standart destenin sadece As, papaz, kız, vale, 10'lu ve 9'lu kartları kullanarak oynanır.

Briç elli iki kartlık standart iskambil destesiyle oynanan bir iskambil oyunudur. Turnuva brici versiyonu, şansın etkisini en aza indirmesi ve zihni yetenekleri bilemesi nedeniyle diğer iskambil oyunlarından çok çoğunlukla Satranç'a benzetilir. Zekanın etkisi olduğu 2 iskambil oyunundan biridir.(diğeri blöf)
İskambil Oyunları;

Altmışaltı,  Anastra,  Americano, 
Batak,  Blöf,  Blackjack,  Bezik,  Bulum, Briç,
Dürt,  Dost kazığı ,
Ellibir,  Eşşek,  Esperansa,
Fanti,  Fitil,
Hoşgin (Nezere), 
İhale,  İskambil(Altıkol),
Kanasta,  Kastet,  Kılıç,  King,  Konçina,  Konken,


Koyeye,  Kaptı Kaçtı,  
Maça Kızı,
Ohel,
Papaz Kaçtı , Piket,  Pinaki , Pis Yedili , Pişti,  Poker,  Prafa,   
Remi,
T-Rex,  Tık,  Toto, 
Uno, 
Üçbeşsekiz, 
Yanık,  Yirmibir,  Yükleme, Yüzbir,

İskambilde kupa işaretine, rengine verilen başka bir ad...

Kör,
Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de 'kupa' klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona 'coeur', ingilizler ise 'heart' adını vermişlerdir.
Briç oyuncuları maçaya 'pik', kupaya 'kör', sineke de 'trefli' derler, zaten aslına uygun olan karoyu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri Fransızcadan geçmiştir.


Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.

İskambil oyunları, genellikle 52 kart içeren standart iskambil kâğıtları destesi veya onun türevleriyle oynanan oyunlardır. İskambil destesi üzerinde resim veya sayılar bulunan kartlar içerir.

Bu kartlar sinek (sembolü , trefl, ispati de denir), karo (sembolü ), kupa (sembolü , kör de denir), maça (sembolü , pik de denir) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır.



İskambilde sinek işaretine, rengine verilen başka bir ad...

Trefl,
Sinek, \clubsuit
(Frn. trèfle, İng. Trefle)
Yonca, üçlü yonca şekli,
İskambilde ispati, sinek.
İspati, (Rumca). 
İskambil kağıdında sinek.
Sinek, iskambil kağıtlarındaki dört seriden birisidir.

İspati de denir, işareti yonca yaprağına benzer.

Briçteki adı trell ya da trefli de denir.
Yunanca spation, küçük kılıç, spathi'den türemiştir. Üzerinde siyah renkte üç yapraklı yonca motifi bulunan iskambil kağıdı. 

İskambil,
(Fr. briscambille);
Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı. Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste. 
Bu kart destesiyle oynanan oyun.
Briç oyununda genellikle trefl ile sinek anlamı kullanılır.

İskambil oyunları, genellikle 52 kart içeren standart iskambil kâğıtları destesi veya onun türevleriyle oynanan oyunlardır. İskambil destesi üzerinde resim veya sayılar bulunan kartlar içerir.

Bu kartlar sinek (sembolü , trefl de denir), karo (sembolü ), kupa (sembolü , kör de denir), maça (sembolü , pik de denir) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır.

Her grup içersinde üzerinde 1 den 10'a kadar bir sayı olan birer kart ve ayrıca birer tane de üzeri resimli "vale" (bacak, jilet vs de denir), "kız" (dam da denir), "papaz" (rua da denir) kartı vardır. Üzerinde sayı olan kartlar "maça ikilisi, sinek yedilisi" gibi adlarla anılırken, üzerinde 1 sayısi olan kartlara "as" demek gelenektir.

İskambil oyunlarının sayısı ve çeşidi çok fazla olduğundan ana hatlarıyla bile kartların işlevlerinden bahsetmek mümkün değildir. Dahası birçok oyunda modifiye desteler kullanılır. Mesela Ellibir oyunu iki tane 52'lik desteyle oynanınırken, Altmışaltı oyunu standart destenin sadece As, papaz, kız, vale, 10'lu ve 9'lu kartları kullanarak oynanır.

Briç elli iki kartlık standart iskambil destesiyle oynanan bir iskambil oyunudur.

İskambil Oyunları;

Altmışaltı,  Anastra,  Americano, 
Batak,  Blöf,  Blackjack,  Bezik,  Bulum, Briç,
Dürt,  Dost kazığı ,
Ellibir,  Eşşek,  Esperansa,
Fanti,  Fitil,
Hoşgin (Nezere), 
İhale,  İskambil(Altıkol),
Kanasta,  Kastet,  Kılıç,  King,  Konçina,  Konken, Koyeye,  Kaptı Kaçtı,  
Maça Kızı, Ohel,

Papaz Kaçtı , Piket,  Pinaki , Pis Yedili , Pişti,  Poker,  Prafa,   
Remi,
T-Rex,  Tık,  Toto, 
Uno, 
Üçbeşsekiz, 
Yanık,  Yirmibir,  Yükleme, Yüzbir,









Kaynakça; http://tr.wikipedia.org/




İskambilde koz...

Atu, (Fransızca atout).
Koz; darbe.

İskambil Oyunları;
Altmışaltı,  Anastra,  Americano, 
Batak,  Blöf,  Blackjack,  Bezik,  Bulum, Briç,
Dürt,  Dost kazığı ,
Ellibir,  Eşşek,  Esperansa,
Fanti,  Fitil,
Hoşgin (Nezere), 
İhale,  İskambil(Altıkol),
Kanasta,  Kastet,  Kılıç,  King,  Konçina,  Konken, Koyeye,  Kaptı Kaçtı,  

Maça Kızı,
Ohel,
Papaz Kaçtı , Piket,  Pinaki , Pis Yedili , Pişti,  Poker,  Prafa,   
Remi,
T-Rex,  Tık,  Toto, 
Uno, 
Üçbeşsekiz, 
Yanık,  Yirmibir,  Yükleme, Yüzbir,









Kaynakça; http://tr.wikipedia.org/



 

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi ...

Alyanak,İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi .
Kiraz (Prunus avium), 
Rumca, Kiraz.
Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı ve bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesidir.
Dünyada geniş bir yayılma alanına sahiptir.
A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa,  önemli üretici ülkelerdir. 


Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D.'den sonra: genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından dünyada ikinci durumda olmamıza rağmen, üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin altındadır. Gülgiller (Rosaceae) familyasından olan kiraz, Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu'da doğal olarak bulunan meyve ağacı.

Türkiyede en kaliteli kirazlar Torosların kuzey yamaçlarında, Göksu Nehrinin kaynağında yer alan Korualan Kasabasında yetişir. Gezlevi Kirazı olarak namlanmıştır. Kiraz yetiştiriciliği ve üretimi olarak Afyonkarahisar ili Sultandağı ve Çay ilçeleri Konya Ereğli yöreside çok meşhurdur. Bu kaliteli kirazın yetişme sebebi ise Sultandağları ve akşehir ve eber göllerin Özel iklim koşulları oluşturmasıdır.

Meyvesi taze olarak yenir. Hoşaf, reçel ve konservesi yapılır. Kiraz kabuğu kabız ve ateş düşürücü, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, yaprakları ise müshil olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Giresun ilinde 'kiraz kavurma' adıyla yemeği yapılmaktadır.

Kanı sulandırıp, temizleyen kiraz, karaciğer ve safrayı temizliyor, böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı oluyor, kabızlığı gideriyor, hazmı kolaylaştırıyor...

Kiraz çeşitleri;
Alyanak,
Bing,
Early Burlat,
Karagevrek, Karabodur, Kuş kirazı,
Lambert,
Majeste, Merton Late,
Napolyon, Noble,
Starksgold Beyaz Kiraz, 
Stella,
Türk kirazı ,
Ziraat 0900,
Vista,




Kestane ve fındık çubuklarıyla örülen kulplu sepet ...

Çitinek, 
Saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kapa sepet (Farsça seped) denir. Kestane ve fındık çubuklarıyla örülen kulplu sepete ise Çitinek denir.

Kıbrıs adası' nın eski adlarından biri ...

Alasia,
Alaşiya,
Alasiya,
Kıbrıs adasının bilinen en eski adı Alasia’dır. Kıbrıs’a Mısır firavunları, Asurlular, Persler hakim olmuşlar.  M.Ö. 4. yüzyıldaPerslerden Makedonyalı İskendere sonra da Roma hakimiyetine geçmiş. 


Kıbrıs 395 yılında Doğu Roma (Bizans) imparatorluğuna geçmiştir. VII. yüzyılda İslam Emevi Halifesi Muaviye, adayı ele geçirmiş. Ancak Bizanslılar geri almışlar. III.Haçlı Seferinde İngiliz Kralı, Aslan Yürekli Richard Bizans Valisini Ada’dan kovarak Fransız Lusignan hanedanını yönetime getirdi (1191 ). Böylece Katolik yönetim kurulmuş oldu. Bu dönemde Kıbrıs Mısır Türk Memluklu Sultanlığına bağlandı(1250-1517). XV. yüzyılda Venedikliler Adayı işgal ederek sömürgeleştirdiler.

Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır ‘ı alarak Doğu Akdeniz‘i ele geçirdi. Venedikliler Osmanlılara vergi ödeyeceklerini bildirmelerine rağmen Kıbrıs'ta üslenen korsanlar Türk gemilerine saldırmaktaydılar. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa‘ nın karşı çıkmasına rağmen , Padişah II.Selim, Şeyülislam Ebusuud Efendi, Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa Ada ‘nın fethine karar verdiler. 1571 yılında Lala Mustafa Paşa komutasındaki donanma Kıbrıs’ı ele geçirdi. Anadolu’dan binlerce Türkmen Kıbrıs’a yerleştirildi. Venediklilerin Ortadoks Rum halka yaptıkları kötü muameleye ve mezhep baskısına son verildi. Kıbrıs Osmanlı devletinin bir sancağı durumuna getirildi.

Osmanlı devleti ile Rusya arasında savaş çıkması üzerine 1878 yılında İngiltere Osmanlılardan yana tavır koydu. Anlaşmaya göre Kıbrıs Osmanlı devletinin hukuki bir parçası olacak, İstanbul’ a vergisini ödeyecek fakat İngiltere tarafından yönetilecekti. Bunun sonunda İngiltere Berlin antlaşmasında Türkiye'yi destekleyecekti. Ruslar işgal ettikleri Kars ve Artvin’i Türkiye ye geri verdikleri zaman Kıbrıs’ın yönetimi yeniden Osmanlılara bırakılacaktı. 

Ancak 1914 yılında Osmanlı Devleti İngiltere’ye karşı Almanya ile birlikte savaşa girince İngiltere Osmanlılarla yaptığı antlaşmayı tanımadığını ileri sürerek Kıbrıs ‘ı sömürgeleri arasına kattı. İngilizler Kıbrıs’taki Türk vakıf arazisine ve gayri menkullerine el koyarak Türkleri yoksullaştırma ve Adadan göç etmeye zorladı. 1878 sonrası on binlerce Türk, Kıbrıs tan ayrılarak Türkiye ve İngiltere’ye göç edince Adadaki Türkler azınlığa düşmüş oldular. 
Şubat 1975 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983 yılında da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs Yunanistan’ın kurulduğu 1830 yılından 1974 yılına kadar yayılmacı emellerinin sona erdiği bir nokta olarak tarihteki yerini almıştır.

Ankara yemekleri ...

Ankara mutfağına eskiden Aşhane-Ayşene denir. Bu mutfaklarda yemekler tandır ve ocaklarda pişirilir ve yere serilen sofralarda yenir. Kiler, ocak ve tandır bu amaçla kullanılır. Bu yöreye ait yemekler aşağıda sıralanmıştır.

Çorbalar;
Aş Çorbası (Ayaş), Miyane Çorbası , Dutmaç , Tarhana Çorbası (Ankara), Keşkek Çorbası, Toyga-Toyka Çorbası, Sütlü çorba.


Toyga çorbası tarifi;
Malzemeler:
1/3 su bardağı nohut
1/2 bardak dövme
5 bardak su
3 çorba kaşığı un
1,5 bardak yoğurt
4 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı nane, tuz,

Hazırlanışı:
Nohut ve dövme 2 bardak su ile bir gün önceden ıslatılır. Kalan su ilave edilip basınçlı tencerede yumuşayıncaya kadar yaklaşık 1 saat pişirilir.
Un başka bir kapta yoğurtla ezilip içine pişme suyundan birkaç kaşık konularak ılıtılır. Yoğurtlu karışım tencereye azar azar eklenirken, çorba sürekli karıştırılır. Tuz ilavesi ile 10 dakika pişirilir. Yağ tavada eritilip nane eklenir, birkaç kez çevrilip ocaktan alınır ve çorbanın üzerine gezdirilir.

Et Yemekleri;
Ankara tavası, Alabörtme (Sorgun-Güdül), Calla (Ortabereket-Ayaş), Çoban Kavurması , İlişkik (Demirtaş), İrişkik (Sirkeli-Çubuk-Ayaş), İrişilik (Ayaş), Kapama, Orman Kebabı, Patlıcanlı Et, Sızgıç, Siyel-Siğer(Göveç9, Siyer, Micirim köftesi, Tiritli köfte, Domates salatası-Çırga.

Ankara Tava ,                                      
Malzemeler:
5 kg koyun eti (kol tarafından)
4 diş sarımsak
9 su bardağı su
10 adet tane karabiber
1 orta boy soğan
4 çorba kaşığı tereyağı
4,5 su bardağı pirinç
1 çorba kaşığı zeytinyağı
tuz, karabiber.

Hazırlanışı:
Pirinci ayıkladıktan sonra beyaz suyu gidene kadar iyice yıkanır. Tuzlu sıcak suda yarim saat bekletilip, süzülür. Et 8 eşit parçaya bölünür. Bir tencereye koyulup, soyulup ikiye bölünen soğanlar, soyulmuş bütün sarımsaklar, tane karabiberler ve 9 su bardağı su ilave edilip kaynatılır. Kaynamaya başladığında üzerinde oluşan köpükler bir kaşıkla alınır, ağzı kapatılarak kısık ateşte et yumuşayana kadar haşlanır. Etin suyu süzülüp, ayrı bir kaba alınır. Derin bir fırın kabına ıslatılmış pirinç yayılır. Bir tencerede tereyağı ve zeytinyağı kızdırılır. 6 su bardağı et suyu, karabiber ve tuz eklenip kaynatılır. Sıcak et suyu pirincin üzerine dökülür. Haşlanmış etler pirincin üzerine yerleştirilir. 160 derece işitilmiş fırında pilav suyunu çekip, etler kızarana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirilir. Servis yapılmadan önce, etler üzerinden alınıp, pilav karıştırılır. Pilav servis tabağına koyulup, etler üzerine dizildikten sonra servis yapılır.

Pilavlar;
Bici (Güdül), Bulgur pilavı, Oğmaç aşı (Beypazarı), Pıt pıt pilavı.

Köfteler;
Kadınbudu köfte, Mücirim köftesi, Yumurtalı köfte, Tohma , Tiritli köfte.

Dolmalar;
Efelek Dolması, Mantı, Şirden dolması-Bumbar, Yalancı dolma , Yaprak dolması (Beypazarı)

Börekler-Çörekler;
Altüst böreği, Ay böreği, Bohça böreği, Entekke böreği, Gömme (Beypazarı), 
Poğaça (Nallıhan), Hamman-Homman (Akdoğan-Kızılcahamam), Kaha-Kana (Kalecik), Kolböreği, Papaç (Keskin), Pazar böreği, Tandır Böreği, Yalkı (Kozalan-Beypazarı).
Ebesüt; Un,Süt ve cevizle yapılan pohaça 
(Beypazarı).

Yemekler;
Cancıran (Büyükafşar-Ankara), Bici aşı ( Beypazarı), Bahçe kebabı, Cılbır (Gürdül), Çırpma, Göçel-Göçe (Beypazarı), Göter (Ankara), Kalle (Gürcü köyü-Kızılcahamam), Kapuska (Kalecik), Keşkek, Domates salçası (Kalecik), Keşkek yemeği (Nallıhan), Köremez ( Karahoca, K.Haymana/Üçem K.Bala), Mıhlama (Kızılcahamam), Omaç (Kılıçlar K.Ankara), Papara (Ankara), Saz (Başköy-Ankara), Tamtak İridi (Ankara), Topaç (Bala).

Hamur İşi Yemekler;
Bazlama, Cızlama, Gözleme, Nevzime , Öllüğün Körü , Su böreği.

Tatlılar-Kompostolar-Hoşaflar;
Ayva Boranası, Bırtlak (Güdül), Datlaş (Ayaş), Ekir (Şereflikoçhisar), Fıslak, Höşmerim, Kabak Tatlısı (Arkatça K. Nallıhan), Karga beyni, Kar helvası, Kaygana, Köyler (Şabanözü-Polatlı), Omaç Helva (Bahşılı Keskin), Perçem (Beypazarı), Saraylı, Tiltil Helvası, Tuhafiye, Zerdali boranası, Zerdali Hoşafı.

Ekmekler;
Bazlamacın (Beypazarı), Bezetleme (Kızılcahamam), Bezdirme (Ankara), Çerpit (Bala), Gizleme(Kızılcahamam), Ebem Ekmeği (Ankara), Göbü (Kalecik-Çiflik Köyü), Kabalı (Bala), Kartalaç (Haymana-Beypazarı), Kömbe (Ankara), Kete (Ankara), Saçkıran (Karahoca K.-Haymana), Şerit (Beypazarı), Şaplak (Haymana), Şebit (Güdül), Şipleme (Polatlı), Yarımca (Beypazarı).

Midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanması ...

 Gastrit,
Midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit görülür.
Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. 

Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır. Fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturacak şekilde aşındırma yapabilir. Gastrit, çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur.Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır. Belirti vermeden de görülebilen bir hastalık olduğundan yaklaşık her iki yetişkinden birinde gastrit vardır.
Şimdiye kadar bilinenler en önemli faktörlerin arasında, kronik H. pylori enfeksiyonu dikkat çekmektedir. Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Kötü beslenme, alkol kullanımı, doğrudan mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir. Sigara kullanmak, mide üzerinde etkili olan siniri uyararak asit salgısını arttırır, fazla asit gastrite sebep olur. Gastrite sebep olan önemli faktörlerden biri de strestir, stresli kişilerde asit fazla salgılanır. Gastrite yakalanma riski artar. Bazı ilaçlar mideyi tahrip edebilir. Ayrıca böbrek ve karaciğer yetmezliği, solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklar sonucu gastrit gelişebilir.
Gastrit aniden oluşan, akut ve sürekli kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Kronik gastrit, genelde çok az belirti verir ya da belirti vermeden seyreder. Uzun süren mide iltihabı vardır. Karnın üst tarafında ağrı, mide bulantısı, kusma meydana gelebilir. Geğirti, iştah azalması, şişkinlik görülebilir.
 
Akut gastritte, midede yanma, basınç ve ağrı görülür. Hasta, aç karnına ağrının arttığını belirtebilir. Bulantı ve kusma, kronik gastritte olduğu gibi akut gastritte de vardır. İlaç ve alkol, mide yüzeyinde yaraya neden olur. Bu yaraların kanaması sonucu, mide asidi kanla karışabilir ve kusarken koyu renk bir kan gelir. Yine akut gastritin ağırlaştığı durumlarda dışkı siyahlaşır.Gastrit WHO Dunya sağlık Örgütüne göre beslenme bozukluğuna bağlı olarak oluşan fakat tedavı edılebılır bir hastalıktır.
Belirtileri : 
Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.
 

Filmlerde kendine tutulan erkekleri mahveden, güzel ve acımasız kadın tipi ...

Vamp, 
(Fr. vamp). 
Erkekleri peşinde koşturan, tavır ve kıyafetiyle bakışları üzerinde toplayan kadın. Erkeklerin cinsel yönden çekici buldukları kadın tipidir. Yüz hatları keskin çizgilere sahip olması, iri ve çekik gözler ve dolgun dudaklar vamp bir görüntü için gerekli özelliklerdir. Erkek peşinde koşan kadın, serüvene düşkün kadın. 


Türk sinemasının ünlü vamp kadınları;
Leyla Sayar (1939 İstanbul) Plaj Güzeli.
Lale Belkis(1938 İstanbul) Tiyatro, sinema oyuncusu, pop müzik şarkıcısı, manken. 
Suzan Avcı (1935 Bursa) Femme fetale.
Sevda Nur (1944, İstanbul)
Serpil Örümcer, (1952) Bayan Bacak lakaplı sanatçı.
Gülbin Eray, (1936 İstanbul).
Aysel Tanju, (1939 - 2003). 
Nilüfer Aydan, 
Özcan Tekgül, 
İnci Birol, 
Birsen Ayda, 
Sedef Türkay, 
Muzaffer Nebioğlu,
Zennube, 

 

İncir ağaçlarında döllenmeyi sağlayan sinek ...


İlek, (Lat.Lonchaea aristella).
İlek sineği, (Böcbil). 
İncir sineği,
Blastophaga cinsinden mazı yaban arılarına verilen genel ad. (incirlerin döllenmesini sağlayan bu arıların boyu, 2-3 mm'dir. Dişileri kanatlı, erkekleri kanatsızdır. Mazıyabanarısıgiller familyası.) -2. Gene incirlerin döllenmesinde rol oynayan sinek. (Lon-chaca aristella; Holometopa ya da Acaly-ptera öbeği.)

İlek incirlerinden başka, sofralık incirleri de kurtlandırarak onların değerini düşüren kısa boynuzlu sinek türü.
İncir ağaçlarının yemişlerinden çiçek tozlarını taşıyan, kısa iğneli bir çeşit arıcık. 

İlek inciri denen yabanî incirlerde yaşayan bu sinek, incirin gözünden girer, yumurtlama iğnesini dişi çiçek­lerin dişicik borusuna sokarak yumurtalarını çiçeğin yumurtalığına bırakır. Ancak lop incirde dişicik borusu oldukça uzundur. İlek sineği iğnesini bunun yumurtalığına kadar sokamayınca bırakıp ilek inciri aramağa koyulur; böyle böyle birçok inciri dolaşır, girip çıkarken üzerine bulaşan çiçek tozlarını lop incirin dişicik tepesine bırakmış olur.
İlek sineği Türkiye’de yaşar. Amerikalılar üretmek için ilek sineğini Kaliforniya’ya götürdüler, ama aldıkları sonuç pek başarılı olmadı.

Sembolizm akımına öncülük eden şairlere verilen ...

Dekadan, (Fr. décadent),
XIX yüzyıl sonlarında Fransa'da doğalcılığa karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.
Düşkünleşmiş anlamına gelen Fransızca bir kelime. 
On günlük eşek yavrusuna da dekadan denir. 

19. yüzyıl sonlarında Fransa 'da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen isim. Akım o zamana kadar gelen edebiyat geleneklerini yıkma yoluna giderek, toplumsal ve sanatsal düzenin dışına çıkmayı planlamıştır. İmgeye karşı aşırı neredeyse hastalık derecesindeki duyarlılığa sahip dekadanlar, daha önce görülmemiş imgeler yaratarak bu imgeleri karşılayacak sözcükler oluşturmuşlardır. 

Dekadanlar daha öncelerde olduğu gibi başkalarına tepki olarak çıkmıştır. Toplumda çok çabuk yayılmıştır en önemlisi bambaşka ilkeler ortaya atmışlardır ve bu öncülüğü yazarlar devam ettirmişlerdir.

Dekanlık meselesi, edebiyat tarihimizin Servet-i Fünun Dönemi olarak adlandırılan, zaman olarak çok kısa, fakat edebi verim bakımından zengin bir devresinde yaşanmış bir tartışmadır. Türk edebiyatını biraz 'ölçüsüz' sayılabilecek bir şekilde Batılaştırmak isteyen bir grup genç şair ve yazarın, yine Batılaşma yönündeki Tanzimat yazarlarının bir temsilci olan Ahmet Mithat Efendi tarafından eleştirilmesi ile başlayan ve devrin diğer birçok şair ve yazarının da katılmasıyla genişleyen bu tartışma yaklaşık dört yıl boyunca devam etmiştir. Türk edebiyatında dekadan ifadesi Ahmet Mithat Efendi tarafından Servet-i Fünun sanatçıları için kullanılmıştır.












Kaynakça; TDK ve http://www.turkceciler.com

Bahçe aralarındaki geniş yol ...

İrme,
Bahçe aralarındaki geniş yol.

Bir şeyden çok sıkılmak anlamında argo bir sözcük ...

Daral gelmek,
Sıkılmak, bunalmak, kurtulmak istemek, kasmak ama becerememek.

Bir şeyden çok usanmak anlamında argo bir sözcük ...

Gına gelmek    
Usanmak, bıkmak.

"Ağaca Tüneyen Baron", "Sandık Müşahidi", "Varolmayan Şövalye" gibi romanlarıyla tanınmış yazar...

Italo Calvino, 
(1923-1985). 
15 Ekim 1923'te Küba'nın Santiago de las Vegas kentinde doğdu. 19 Eylül 1985'te, geçirdiği beyin kanaması sonucu İtalya'da Siena'da yaşamını yitirdi. 

Genç yaşta Küba'dan İtalya'ya göç etti. Kurmaca yazarlığının yanı sıra, İtalya Komünist Parti üyeliği, Einaudi Yayınevi'ndeki göreviyle tanındı. Gazetelerle çeşitli dergilerde yazılar yazdı.   
II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan kültürünün en önemli adlarından biri oldu. 


Birçok edebiyat ödülü kazandı. 1960 yılında yayınlanan I Nostri Antenati (Atalarımız) adlı kitabında yer alan fantastik öyküleriyle uluslararası bir üne ulaştı.  1950 yılında fantezi ve alegoriye yöneldi. 

Türkçeye çevrilen eserleri; 
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1990)  
Palomar (1991)  
İkiye Bölünen Vikont (1991)  
Amerika Dersleri (1994)  
Ağaca Tüneyen Baron (1995)  
Jaguar Güneş Altında (1997)  
Varolmayan Şövalye (1997) 
Kesişen Yazgılar Şatosu (1997)  
Gözlemci (1998), 
Sandık Müşahidi,  
Savaşa Giriş (1998)  
Kozmomik Öyküler (1999)  
Zor Sevdalar (1999)  
Karga Sona Kaldı (2000) 
Sıfır Zaman (2001)  
Görünmez Kentler (2002)  
Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler (2004).  

Diğer eserleri; 
Örümceklerin Yuvalandığı Patika,  
Emlak Vurgunu,  
Kirli Hava Bulutu,  
Arjantin Karıncası,  
Kesişen Yazgılar Şatosu,  
Paris’te Münzevi,

İçinde yağ yakılan toprak kandil ...


Pesüs,(Farsça).
İçinde yağ yakılan toprak kandil .

Maden külçelerinin eritilip arındırılması ...

Kal,
Eritme, (İng. melting ).
Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi.
Metallerde erimeyi sağlamak amacıyla dökümden önce yapılan ısıtma işlemi. 
Eritilerek elde edilen.
Maden külçelerini ateşte eriterek arıtmak.

Daha çok konservesi yapılan bir bamya türü ...

Okra,
Bamya,

İng. gombo, gobbo, 
Fr. gombo.
Ocker,
Bamia, Bamias
Gombo, Gumbo.
Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki. Ebegümecigiller familyasından, meyveleri müsilaj bakımından zengin, ülkemizde kültürü yapılan bir bitki. Bu bitkinin ürünü hem taze hem kurutularak yenilir. 
Mutedil iklimlerde yıllık, sıcak iklimlerde ise, bir kaç defa yetiştirilebilen bir meyvedir.


Boyu 1-2 metreye kadar uzayan, yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebzedir. Sebze olarak yemeği, salatası, turşusu ve daha birçok şeyi yapılan bir bitkidir. Balıkesir, Bornova, Amasya bamyası, Kınalı, Sultani bamya gibi çeşitleri vardır.

Ilık ülkeleri seven şifalı bitki, Afrika ve Asya’ dan bütün dünyaya yayılmıştır. Hindistan, Japonya ve Amerika’ nın güney eyaletlerinde sık sık tüketilmekle birlikte, Türkiye’ de ve genel olarak Akdeniz ülkelerinde de etli ya da etsiz yemekler şeklinde tüketilir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlidir. Kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır. 


Ekşili Bamya Tarifi;  
Malzemeler
• 1 kg bamya
• 1 büyük soğan
• 1 kahve fincanı zeytinyağı
• 2 büyük Domates
• 1 limonun suyu
• 2 Çorba kaşığı sirke
• 1 Çay bardağı nohut
• 1/2 su bardağı su
• tuz, pul biber, karabiber

Hazırlanışı;
Soğanı rendeleyiniz. Bir tencerede zeytinyağında 2-3 dakikak kavurun. Domatesleri rendeleyip koyun. Üzerine yıkanmış temizlenmiş bamyaları koyun. (Bamyaların kök kısımları konik olarak temizlenmelidir.) Üzerine limon suyunu ve sirkeyi ekleyin. Tuz ve diğer baharatları ilave edin. Yarım bardak sıcak suyu üzerinde gezdirin ve pişirmeye başlayın. Bamyalar hafifçe sararınca haşlanmış nohutu ilave ederek pişirmeye devam ediniz. 15 dakika pişirerek alınız. Afiyetle yiyiniz.

Türkiye'de, bamya, genellikle bir güveç olarak domates sosu ile pişirilir. Bu yemek genelde bol limon ve sirke ile hazırlanır. Çok yerde de yukarıdaki tarifte olduğu gibi ekişili bamya yemeği olarak bilinir. Bamya, kızartma, ızgara ve sote olarak da yapılabilir. Bu tarif çok basit ve yemek için uzun bir zaman almaz. 


Değişik bir lezzet, 
Bamya sotesi

Malzemeler;
Bir tutam Tuz
300-350 gr. Bamya
1 küçük sarı soğan (dilimlenmiş),
2 yemek kaşığı zeytin yağı,
1 çay kaşığı karabiber ,
1 tatlı kaşığı kırmızı biber,


Hazırlanışı;
Bamyaları yıkayın ve süzün. 

Düz kesim yerine bir koni şeklinde bamya köklerini soyun. Eğer Bamyayı düz kafa keserseniz, bamya zamk gibi sünerek yapışır.  
Yüksek ısıda yapışmaz bir tavada zeytinyağını kızdırın. Bamyaları 5 dakika sürekli karıştırarak ekleyin. Doğranmış soğan, karabiber, kırmızı biber ve tuz ekleyin. Bamya ve diğerlerini gevrek kıvamdan biraz daha yumuşak olacak şekilde, 5-10 dakika daha kavurun. Sötelenmiş bu yemeği pirinç pilavı ile sıcak servis yapın.

Ekini biçilip kaldırılmış tarla ...

Kozan,
Ekini biçilip kaldırılmış tarla. 
Ekin biçildikten sonra kalan kökler.

Sağlıklı beslenme saplantısı ...

Ortoreksi,
(Orthorexia Nervosa).
Ortho, Yunanca'da doğru ve normal anlamına gelmektedir. Orexia ise iştah anlamındadır. Yani Ortoreksi Nervosa doğru yemek yeme bozukluğu olarak açıklanabilir. Takıntılı bir şekilde sağlıklı beslenmeye çalışan kişiler, yediklerini sağlıklı besinlerle sınırladıkları için psikolojik olarak sağlıkları bozuluyor. 


Sağlıklı yemek yeme takıntısı olarak tanımlanan Orthorexia Nervosa hastalığı bir tür yeme bozukluğu hastalığıdır.  Ancak anoreksi ve Bulimia’dan farklıdır. Anoreksi ve Bulimia hastaları yedikleri yiyeceklerin miktarına; ortoreksikler ise, yediklerinin kalitesine takıntılıdırlar.




Bira çeşitleri...

Bock, Lager, (Alman).
Ale,(İngiliz).
Geuze,(Belçika).
Stout,(İrlanda-İskoç).
Pilsener,(Çek).

Mitoloji...

Esatir,
Arapça, (ﺍﺳﺎﻃﻴﺮ).
Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler, mitoloji. Masal ve efsane kabilinden hikaye ve rivayetlerdir. İlk çağ insanlarına ve tanrılarına ait maceraları anlatır. Milletlerin eski inanç ve duygularını ve değer taşıyan olağanüstü ve garip hikayeler, masallar, mitoloji.

Mitoloji.
Yunancada söz, öykü anlamına gelen mitos (mythos), ilkel insan topluluklarının evreni, yeryüzünü ve tabiat olaylarını kişileştirerek yorumlama ve henüz sırrını çözemedikleri yaşamla ilgili her türlü oluşumu anlamlı bir biçimde açıklama gereksiniminden doğmuş öykülerdir. İlkel insanın fizik atılımlarına ek olarak metafizik ve psikolojik davranış ile yer yer tarihsel ve sosyolojik unsurları da içerirler. Bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran çalışmalar bütünüdür.

Mitler fabl, efsane, halk hikayesi (folklorik hikaye, folktale), peri masalı, anekdot veya kurgu gibi kavramlarla aynı olmasa da, bu kavramlarla çakışabilir. Mitoloji denince akla ilk gelen Yunan-Roma mitolojisidir. Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır. 

Kahire' de İslam ve Arap ilimleri alanında dünyanın en önde gelen eğitim kurumu ...

El Ezher,
Mısır, Kahire' de Nil ırmağı sahillerinde kurulmuş.
970 yılında Şii Fatımi Devleti tarafından kurulan, Selahaddin Eyyubi tarafından önemli eğitim  kurumu haline getirilen El-Ezher, tarihi boyunca yönetimlere karşı bağımsız kalmasıyla ünlüdür. 1961 yılında Cemal Abdulnasır tarafından Ezher Şeyhi'ni seçen ulemanın oluşturduğu Din Adamları Yüksek Konseyi feshedildi.


Kurum Vakıflar Bakanlığı'na bağlandı. Şeyh de devlet başkanı tarafından atanmaya başladı. Bir zamanlar devlete borç verdiği de öne sürülen kurum, bu tarihten sonra mali bağımsızlığını da kaybetti.

Bünyesinde yaklaşık 40 bini yabancı, 400 binden fazla öğrencisi olan üniversitesinin yanısıra çok sayıda eğitim müessesesi ve dini kurumu bulunan El-Ezher'in başına geçtiğimiz yıl Seyyid Muhammed Tantavi'nin hayatını kaybetmesiyle ülkenin önde gelen saygın din adamlarından Ahmet Tayyib devrik lider Hüsnü Mübarek tarafından getirilmiştir.

Kırmızı renkli bir tür mürekkebe verilen ad...

Lal,
Lal sözcüğünün diğer anlamları;
  1. Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş, dilsiz.
  2. Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş.
  3. Bu taşın renginde olan.
  4. Kırmızı renkli bir çeşit mürekkep, Lal.
  5. Anadolu'da sessiz ve sözsüz köy oyunlarına verilen ad. Lal, Samit

Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay ...

Gebiş,
Kelete,
Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay, supayı.
Hemen kullanılmak için öğütülen az ölçüde buğday, tahıl. 
Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay, supayı.
Ölçek,
Küçük harman.
Koyun derisinden yapılan torba, dağarcık.
Küçük parça, artık.

Değirmende biriken un kalıntısı, Yöreme.
Değirmende buğday teknesi oluğu, Çörtü.

Beynin üçüncü karıncığının yan duvarlarının büyük bir bölümünü oluşturan oval biçimli bir çift büyük organ ...

Talamus, (İng. thalamus ).
Osmanlıca sefir-i basarî .
Orta beyindeki bir çekirdek grubuna verilen addır.
Yan ventrikulusların altında, hipotalamus ile birlikte diyensefalonu oluşturan, beyin korteksine geçmeden önce bu bölgenin çeşitli bölgelerinden geçen duygu yolları taşıyan, çift yumurta şeklinde boz madde kitlesi.

Talamus diensefalonun bir parçası. Koku duyusu hariç, tüm sistemlerden gelen afferent impulslar için bir kapı olarak kabul edilir. Ayrıca amaca yönelik bilinçli davranışlardan sorumludur. Vücuda gelen çeşitli uyaranlara bir çeşit filtre görevi yapar. Bu sayede konsantrasyon sağlanabilir.   

Koku hariç tüm duysal uyaranlar için ara istasyondur. Uyaranları azaltma, güçlendirme, iletmeme fonksiyonu mevcuttur, önemsiz uyaranlar filtrede azaltılırken, önemliler artırılır, bu sayede konsantrasyon mümkün olmaktadır. Serebral korteks ile duysal sistemin kontrolünde de rol alır. Ayrıca bazal gangliyonlardan ve serebellumdan gelen uyaranları motor kortekse gönderir, bu yolla istemli hareket düzenlenmesinde önemli rol oynar.

1924-1981 yılları arasında yaşamış, dışavurumcu bir soyutlamayı temel alan yapıtlarıyla tanınmış ressamımız...

Mübin Orhon, (1924 İstanbul - 1981 Paris). 
1924 yılında İstanbul’da doğdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki öğreniminden sonra, doktorasını yapmak üzere gittiği Paris’e 1948’de yerleşti. Resim sanatına duyduğu derin ilgi nedeniyle kariyer değiştirerek, Grand Chaumiére’de resim öğrenimi görmeye başladı ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı. Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya ve Amerika’da grup sergilerine katıldı. 1981 yılında Paris’te yaşamını yitirdi. Geniş transparan planlar üzerine oturan kompozisyonlarında, genellikle iki karşıt lekenin plastisite değerlerinden yola çıkarak, soyut ve pür bir sanat anlayışı düzeyinde derinlik ve espas etkilerini araştırmıştır. 

Resimleri çağdaş resim sanatımızda soyutçu biçim araştırmalarına dayalı çalışmaların 1960 kuşağını izleyen örnekleri arasında özgün bir yer tutar.

1964 yılında askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldi; İstanbul’da yaşadı ve sergilerine burada devam etti. 1973’te Fransa’ya döndü ve 1981’de Paris’te öldü.


Bunama, bunaklık...

Ateh, (Arapça).
Demans,
Bunama, bunaklık.
Bunak.

Bira üretimindeki işlemlerinden biri ...

Malt,
Şekerleme,
Kaynatma.

Bira üretimindeki dört aşama;
1. Malt Yapımı
2. Mayşeleme (şekerleme) işlemi.
3. Kaynatma
4. Mayalandırma
   4.1 Üst Mayalandırma Yöntemi
   4.2 Alt Mayalandırma Yöntemi
5. Dinlendirme
6. Dolum ve Pastörizasyon


Bira;
Bira insanoğlunun ürettiği en eski içeceklerden biridir.

Arkeolojik araştırmalara göre ilk kez MÖ 10000 yılı civarında Ortadoğu'da muhtemelen tesadüf sonucu, buğday çorbasının mayalanması ile keşfedildi.

Türkiye’de modern bira üretim tekniği ile imalata başlamış olan ilk bira üretim tesisi Bomonti' dir. İsviçreli Bomonti kardeşler tarafından 1890 senesinde Feriköy’de kurulan fabrika, 1938 yılında Tekel’e geçmiştir.

  • Mayalandırılarak üretilir.
  • Alkol miktarı %3-6 arasında fakat yüksek alkollü biralarda bu oran %8-12’lere varabilir.
  • Ana maddeleri arpa maltı, şerbetçiotu, su ve bira mayasıdır.
  • Karbondioksit içerir.
  • Soğuk içilir.
  • Bira berrak olmalı, kendisine has tat ve kokuyu taşımalıdır.
  • Birada kalite yönünden berraklık, renk, tat ve koku büyük önem taşır.
Biranın Üretim Aşamaları;
  1. Malt Yapımı
  2. Mayşeleme
  3. Kaynatma
  4. Mayalandırma (Üst Mayalandırma Yöntemi - Alt Mayalandırma Yöntemi)
  5. Dinlendirme
  6. Dolum ve Pastörizasyon
Bira tipleri genel olarak Ale ve Lager olarak ikiye ayrılmaktadır.
Ale tipi biralar üst fermantasyon, Lager tipi biralar ise alt fermantasyon biralarıdır.

Alt fermantasyon biraları:
Pilsen:
Kolay içimli , açık renkli, şerbetçiotundan gelen aromatik ve acılık tat karakteri dengelenmiş, alkol derecesi %4,8-5,1 arasında değişen bir bira tipidir. Açık renkli ve şerbetçiotu kokusu, tadı hissedilir.

Lager:
Lager dünyada en çok tanınan ve bilinen açık renkli, Pilsen'e göre daha düşük acılık karakterine sahip ve aromatik tat karakteri ön plana çıkarılmış bir bira tipidir. Lager biralar adını Almanca “stoklama” anlamına gelen “Lagern” kelimesinden almaktadır.

Koyu renkli bira:
Koyu renkli malt ve isteğe göre belirli oranda kavrulmuş malttan da üretilen, %4,8-5,0 alkol ihtiva eden bir bira tipidir.


Festival birası:
Almanya'da özellikle Ekim ayında düzenlenen Bira Festivali için özel olarak üretilen yüksek alkollü mevsimsel bir bira tipidir.

Backbier:
Yüksek doygunluk hissi veren, %6-7 alkol derecesine sahip, özellikle Almanya'da Mayıs, sonbahar ve yılbaşı dönemlerinde üretilen mevsimsel bir bira tipidir.

Alkolsüz bira:
Doğal yoldan oluşan alkolün belirli prosesler sonucu içinden uzaklaştırıldığı, normal biralara göre daha düşük kalorili bir bira çeşididir

Üst fermantasyon biraları;
Ale:
Ale ismi birçok farklı karakterde genellikle koyu renkli bir dizi İngiliz bira tipi için kullanılan genel bir tanımlamadır. Pale, Bitter, Mild ve Scotch olarak çeşitleri mevcuttur.

Hefeweizen (Mayalı Buğday Birası):
Miktar olarak en az %50 oranında buğday maltı kullanılarak üretilen, Almanya'nın özellikle Bavyera eyaletinde popüler olan bir bira tipidir.

Kristallweizen (Filtre Edilmiş Buğday Birası):
Hefeweizen olarak yukarıda belirtilen biraya benzer hammadde kullanılarak, filtrasyon sonrası mayanın uzaklaştırıldığı bir bira tipidir.

Altbier:
Koyu renkli buğday ve arpa maltının birlikte kullanıldığı, acılığı yüksek ve sert içimli bir bira tipidir.

Kölsch:
Açık renkli, mayhoş bir tat karakterine sahip, özellikle Almanya'nın Köln şehrinde popüler olan bira tipidir.

Stout:
Siyah renkli, özellikle çok koyu renkli malt ve bir miktar da kavrulmuş malttan imal edilmiş, acılığı sert karakterde bir üst fermantasyon birasıdır.

Porter:
Porter da Stout benzeri koyu renkli, bazı çeşitleri %9 alkol ihtiva eden bir bira tipidir.

Popüler Yayınlar

Takipçiler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ