Latin Amerika' ya özgü canlı tempolu bir dans ve müzik ...

Salsa,
Salsa dansı bir serbest stil dansı olan salsa, rutin hareketlere bağlı kalınmaksızın doğaçlama olarak yapılır.
Salsa esas olarak ne bir ritim türü adıdır ne de bir danstır. Aslında salsa Afro-Küba işi ritimlerin yani Son, Mambo, Guaguancho, Cha cha cha, Cumbia gibi ritimleri anlatan bir çatı kavramdır. Günümüz salsa müziğinin kökleri öncelikle Danzon’un içinde bulunur. Danzon müziği Afrika perküsyon teknikleriyle Avrupa müziğinin iç içe geçmesinden başka bir şey de değildir.
Salsanın dans olarak New York’ta ortaya çıktığı bir gerçektir. Ancak onu orada stilize edenlerde genellikle Afro-Latinos’lardır. Yani Afrika kökenli Latin Amerikalılardır. Ancak salsa müziği ve dansı Küba başta olmak üzere Puerto Rico, Venezuella, Kolombiya gibi ülkelerde geliştirilmiş, bir başka deyişle gerçek ruhunu ve rengini bulmuştur. Dans olarak birçok farklı ülkede ruh ve rengini bulduğu için doğal olarak salsanın birçok da farklı stili vardır. 

Salsanın stilleri;
Salsa Latino veya Cumbia tarzı: Cumbia, tarzı esas olarak tüm salsa varyasyonlarının çatı kavramı olarak anlaşılır. Venezuella, Kolombiya, Meksika, Costa Rica gibi Orta Amerika ve Karibik yöresinde (Küba’da dahil) yapılan tarzıdır. Bu dans, çeşitli bayram ve şölenlerde meydanlarda oynanılarak öğrenilir. Bu tarzı karakterize eden şey minimum kurallar ve esas olarak da emprovizasyondur. Adım kombinasyonları ve dönüşler basittir. Kadınlar sağdan dönemezler. Dönüşler sırayla erkek-kadın veya kadın-erkek şeklinde yapılır. Tüm dünyada en yaygın yapılan salsa tarzıdır.
Despeleto: Bu tarzda casino tarzı gibi “De la Calle” işidir; yani, sokak dansıdır. Müzik dinlenilerek emprovize hareketler ağır basar. Despeleto genellikle Casino ile birleştirilerek yani harmanlanarak yapılır.
Puertoricena: Bu tarz, bir kompromisttir. Yani De la Calle (sokak) emprovizasyonuyla, standart tarzın uzlaşmasıdır. Bu tarzda hareketler yumuşak,şık ve oldukça feminindir. New York’da bu tarz, “Mambo Tipiko” olarak da adlandırılır. Bu tarzın sistematik ve tipik hareketi “Cross body lead”dir. Dönüşleri hemen hemen tümü bir çizgi düzeninde pozisyon alınarak yapılır.
Los Angeles: Rock’n Roll, cumbia ve Latin-Standart tarzlarının iç içe geçmişidir. Salsa türlerinin içindeki show dans tarzıdır. Hareketleri açısından oldukça keskin ve süratlidir. Los Angeles tarzı oldukça agresif ve maçodur.
Mambo-Salsa: Klasik standart dans okulu tarzıdır. Bu tarza Latin-Standart tarz da denir ve turnuva dansı karakterlidir ve zaten bu şekilde türetilmiştir. Figürler ve adımlar en ince ayrıntısına kadar stilize edilmiştir. Emprovize yanı çok zayıftır. Spor ve Show karakterlidir.

Diğer Latin dansları;
Merengue, Cha Cha Cha, (ça ça), Rueda Casino, Bolero, Rock'n Roll, Bachata ve Paso Doble, Mambo, Samba, Salsa ve Rumba' dır.  











Kaynakça; http://www.sirmabaledans.com/

Venezüella'daki çayırlık ovalara verilen ad. ..

Llanos,

Venezuellanın bir bölümü olan Orinoko Irmak havzasında, birçok kolun beslediği Orinoko Irmağı, ba­taklık bir delta oluşturarak Atlas Okyanusu' na ulaşır. Apure Irmağı'nın kuzeyi ile Orino­ko'nun bir bölümü llanos denen çayırlık ovalarla kaplıdır. Bu ovalarda sığır yetiştirilir. Kuzeybatı Güney Amerika'daki And Dağları'nın doğusunda (Kolombiya ve Venezüella) yer alan geniş bir tropik otlak veya çayırlıklardır.

Venezuella; 
Güney Amerika'nın kuzeyindedir. Guyana ve Kolombiya ile komşudur. Dili, ispanyolca; dini, Katolik olup para birimi, Bolivar' dır. Venezuela bir göçmenler ülkesidir. Halkın yoğunluğu İspanyol, Yerli ve Afrikalı karışımı oir kökenden gelir. Ülkede İtalyan, Portekizi, Alman ve Arap göçmenlerin yanı sıra, kıyı boyunca yerleşmiş Afrika kökenli topluluklar da yaşamaktadır. Bölgenin asıl halkı olan Amerika Yerlileri çok küçük bir azınlık ola­rak kalmıştır.

Başlıca dört bölgeye ayrılır. Kuzeybatıda, Maracaibo Gölü çevresindeki Maracaibo düzlükleri; Maracaibo Gölü'nün doğusunda ve güneyinde, And Dağları'nın bir uzantısı olan Merida Dağları; orman­lar ve çayırlık ovalar ya da llanos ile Orinoko Irmak havzası ve Orinoko'nun güneyindeki Guyana Yay­lası.

Başkenti, Caracas, önemli şehirleri : Caracas, Maracabio, Barquisimeto, Valencia, Maracay. 

Muğla' nın fethiye ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir kumsal ...

Karaot,
Karaot mevkii özellikle Çalış kumsalının en batısındaki uç ve Akgöl ile bağlantılı bir kumsaldır. Fethiye' ye 15 kilometre mesafedeki Yanıklar köyünün kumsalı, Akdeniz' in en güzel ada ve koylarıyla iç içe olan bir kumsaldır.

Yanıklar köyüne ulaşmak için Muğla istikametinde, Fethiye'den 15 kilometre ilerlemek gerekiyor. Toros Dağları'nın derin kanyonlarından, ağaçların ve kayaların dibinden çıkan su ile beslenip gelen Kargı Çayı köyün içinden geçip sahilinden Akdeniz'e akıyor. 
Köyün kumsalı koruma altındaki Caretta caretta kaplumbağalarının üreme alanı olan, Karaot' dır. Buradaki tatlı su gölünde ve civarındaki geniş sazlık alanda birçok canlı ve endemik bitkiler bulunuyor.
 
Ölüdeniz,
Belcekız (Belceğiz), 
Çalış Kumsalı, 
İztuzu Kumsalı (Dalyan),
Karagözler, Günlüklü,

Bir yerde çalışan işcileri yöneten ve onların başı olan kişi...

Dayıbaşı,
Amele başı.
Fındık toplamaya amele götüren kişi.
İşcilerin başı.
Adana'da adı “elçi” olan aracılar Ege'de "dayıbaşı" adını alırlar.
Fındık işçilerinin başında duran, onlara ne yapmaları gerektiğini izah eden kişilerdir.
Güney Doğulu işçileri Karadeniz'e götürenlere dayıbaşı deniyor.

İzmir' in Karaburun ilçesine bağlı Mordoğan beldesinde doğal güzelliği i,le tanınmış bir koy ...

Manal koyu,
Karaburun, yerleşik yapısı, doğal güzellikleri, denizi ve dünyası hala bozulmamış bir ilçedir. 

Karaburun ilçesinin beldeleri;
Mordoğan,
Küçükbahçe,

Mordoğan beldesi, İzmir'e 80 km mesafade bir sahil kasabasıdır. Karaburun ilçesinin bir beldesi olup, buraya 20 km uzaklıktadır. Uzunada'nın tam karşısında yer alır. Mordoğan, özellikle Çatalkaya, Ayıbalığı kayalıkları ve Plajı, Ardıç Plajı, mor çiçeği ile ünlüdür.
  
Köyleri,
Ambarseki · Bozköy · Eğlenhoca · Hasseki · İnecik · Kösedere · Küçükbahçe · Parlak · Saip · Salman · Sarpıncık · Tepeboz · Yaylaköy

Koylar;
Ardıç Koyu, Akbük Koyu , Azmak Koyu,
Badembükü Koyu, Boyabağı Koyu,
Çatalkaya Körfezi ,
Dereağzı Koyu, Dikencik Koyu,  
Eğriliman Koyu, 
Gerence Koyu ,
Hamzabükü Koyu,
İçmekıyısı Koyu
Karareis Koyu, Kocadere Koyu, Körfez Koyu, Kumbükü Koyu,
Manal Koyu,
Olcabük Koyu, 
Süngerci Koyu, Sıcağıbükü Koyu ,

Bir atomaltı parçacığın ya da çekirdeğin açısal momentumu ...

Spin, (İng. spin). 
Dönü,
Proton, elektron gibi temel parçacıkların parçacık ekseni etrafında dönmesi.
Bir temel parçacığın devinim süresi.
Fizikte, bir parçacığın açısal momentumudur.  
Spin ya da dönü, klasik ve kuantumsal olarak incelenir.

Bir atom çekirdeğinin ya da bir temel parçacığın, kendi içindeki bir eksen çevresinde dönmesinden ileri gelen açısal momentumu. Örneğin yörüngesinde dolanmakta olan elektronun bu dönüşünden dolayı var olan açısal momentumunun yanı sıra, kendi etrafında dönmesinden kaynaklanan bir açısal momentumu da (spin) vardır.

Spin, (s) spin kuvantum sayısı ve (h) Planck sabiti olmak üzere gibi değerler alan kuvantumlu bir niceliktir. Bir elektron için spin ancak (+1/2) veya (-1/2) olabilir. Spini olan elektron, içkin manyetik momenti olan küçük bir mıknatıs gibi davranır. Bir manyetik alan içinde bulunan elektronun açısal momentum vektörü, alan doğrultusu çevresinde pressesyon hareketi yapar. Bu vektör, alan doğrultusuna göre ancak belirli konumlar alabilir. Temel parçacıklar için spin J, çekirdekler için de I simgesiyle gösterilir.


Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim. ..

İkram,
Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim. 
Sunulan şey.
Bir şeyi armağan olarak verme.


Eski dilde gözyaşı ...


Eşk, (Farsça),
Gözyaşı,
Dem.
Sirişk, (Farsça),
Göz yaşı. 
Ateş şeraresi.

Gözleriniz kemik göz çukurları ve bir yağ tabakası tarafından korunur. Gözkapaklarınız kalın bir koruyucu örtü oluşturur ve kirpikler sayesinde toz toprağın gözünüze girmesini önlemede rol oynar. Ayrıca, düzenli aralıklarla özel bir sıvının (gözyaşı) göz yüzeyine dağılmasını sağlar. Bu ince gözyaşı tabakası, göz çukurunun üst dış bölümünde, göz kürelerinin biraz üzerinde yer alan gözyaşı bezleri tarafından üretilir. Gözyaşı, gözlerinizin kurumasını ve enfeksiyonları önler. 

Gözkapaklarınızın göz kırpma eylemiyle yayılan gözyaşı, gözkapaklarınızın iç bölümünde yer alan iki kanaldan (gözyaşı kanalları) geçerek ince bir boruyla burnunuza süzülür.
Gözyaşını, yalnızca aşırı miktarda üretilince, örneğin ağladığımızda fark ederiz. Ağlama sırasında burnunuzun tıkanmasının bir nedeni de gözyaşının burun yoluyla dışa süzülmesidir. Gözyaşı miktarı azalırsa ya da gözyaşı tabakasının niteliği iyi değilse gözleriniz kurur ve batar. Eczanelerde kuru gözleri rahatlatan birbirinden farklı çok sayıda yapay gözyaşı satılıyor, ama bunların hiçbiri doğal gözyaşı tabakasının yerini tam olarak tutmuyor.

Balkan müziğinde kullanılan yaylı bir çalgı ....


Gusla, (Gusle, Gusli), 
Arnavutça: Lahuta-Lahutë, Hırvatça: Gusle, Sırpça: Gusle. Balkanlarda slav ve Arnavutların kullandığı yaylı bir çalgıdır.

Balkanlar’da yaygın olarak ancak en çok Sırbistan, Arnavutluk, Hırvatistan, Karadağ ve Bosna-Hersek’te görülen çoğunlukla tek telli, uzun saplı, bir çalgıdır. Genellikle akçaağaçtan veya Afrika’dan gelen okume ağacından, gövdesi ve sapı birlikte oyularak yapılmaktadır. Ses kutusu oval, armudi veya yaprak biçiminde olabilir. Üzerine keçi derisi gerilir.

Teller için daha çok misina kullanılmasına karşın aslında yaklaşık 40 at telinin birleşmesiyle oluşan tel, burgudan başlayıp perdesiz sapı aşarak gövdenin alt kısmındaki kuyruk takozuna bağlanmadan hemen önce eşikten geçmektedir. Dengeyi sağlamak için ses kutusunun boyu ile sapı eşit uzunluktadır. Burgulukta farklı figürler kullanılabildiğinden çalgının boyu buna bağlı olarak değişebildiği gibi özellikle teli at kılından yapılanlar, bu telin uzunluğuna göre (64 cm ile 80 cm arasında) ayarlanmaktadır.  Gusli çalan kişi (guslar) aynı zamanda söyler, bu nedenle çalgının akordunu kendi ses sahasına göre yapar.
Bosna, Bulgaristan, Sırbistan, Moldova, Romanya, Makedonya, Slovenya, Arnavutluk, Yunanistan gibi geniş bir coğrafyada hüküm süren müzik türüdür. Terminolojide bizim de içinde bulunduğumuz Güneydoğu Avrupa müziğidir.

Balkan halk müziği deyince Muammer Ketencioğlu, Esma Redzepova, Ferus Mustafov, Mostar Sevdah Reunion, Mikis Theodorakis, Theodossi Spassov ve Saban Bajramovic.

 

Orta Asya' da, "Ceyhun" da denilen ırmak...

Amuderya,  (Arapça),
Ceyhun Irmağı,
Türkmençe Amıderya, Özbekçe Amudaryo,
Asilik anlamına gelen Amuderya adı Araplar tarafından verilmiştir.

Ceyhun Irmağı Afganistan’daki Hindukuş Dağları’ndaki  Güney Pamir Dağları’ndan doğar. Vahş ve Piyanc ırmaklarının birleşmesiyle oluşur. Piyanc Irmağı  Kuzeye doğru akarken Vahş akarsuyunu aldıktan sonra Ceyhun adını alır. 

Ceyhun Irmağı  en uzun kolu Deryayı Vahjır ile birlikte 2.540 km uzunluğundadır. Orta Asya' nın en uzun nehridir.

Ceyhun Irmağı; ya da Amuderya Orta Asya’nın en uzun akarsuyudur.  Ceyhun Irmağı-Amuderya nehri ve Seyhun Irmağı-Siri derya nehri ile birlikte Maveraünnehir bölgesini oluşturur.



Kastamonu' nun Pınarbaşı ilçesinde bir mağara...


Ilgarini, 
İlvarini,
Ilgarini Mağarası.
Mağara iki bölümden meydana gelmiştir. Canlı bir mağara olup, sarkıt ve dikit hareketliliğinin devam ettiği görülmüş ve bu mağarada ibadethane (şapel) ve mezarlıklara rastlanılmıştır.


Denizden 1250 metre yüksekliktedir. Mağaranın oluşumu 3. ve 4. zamanda 160-220 milyon yılda oluşmuştur. Ilgarini mağarası 858 metre uzunluğu ile dünyanın dördüncü büyük mağarasıdır. Mağaranın derinliği 250 metre dir. Mağara içerisindeki mevcut sarkıt ve dikitler bir milyon yıllıktır.

Mağranın içerisinde kalıntı ve buluntulardan mağaranın hem yerleşim alanı, hemde dini mekan olarak kullanıldığını, yapı tekniği, malzeme özelliği ve yapı şekilleriyle genç Roma ve erken Bizans devrine ait olduğu söylenebilir. Mağara içine girildiğinde hemen giriş bölümündeki yapı kalıntılarından bu kısmın iskan yeri olarak kullanıldığı mağaranın girişten itibaren iki kola ayrıldığı görülmekte bir bölünde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.

Kastamonu' daki Mağaralar;
Pınarbaşı ilçesinde ilgarini (ilvarini) mağarası, Ejder (Ejderha Ağzı) Mağarası.
Küre ilçesinde sarpunalınca mağarası.
Şenpazar ilçesinde kuyluç mağarası.
Azdavay ilçesinde Medil mağarası.
Ilıca Hamamı.
Mantar.
Muşkulu.
Buzluk.
Kızkayası.
Hızar,
Kara Cehennem,

Sarpunalınca Mağarası;
Küre yakınlarındaki Devrekani’ye bağlı Şenlik Köyü Sarpunalınca Mahallesinde yer almaktadır. Mağaraya Küre-Sarpunalınca orman yoluyla ulaşılmaktadır. Tamamen yatay ve aktif mağara tipindedir. 662 m uzunluğundaki mağara Sarpunalınca bölgesinde toplanan suları drene etmektedir. Mağara içerisinde sular bir çatlak boyunca, kaya blokları arasından ilerlemekte, çıkıştaki 3.5 m.lik küçük bir sifonla, kaynak şeklinde boşalmaktadır. Mağara oluşum yönünden fazla zengin değildir. Giriş ağzı ve kaynak çıkış ağzı çok güzel bir doğaya sahiptir. Mağara ağzı düz çimenle kaplı olduğundan, rahatça kamp kurulabilmektedir. Kaynak çıkış ağzında bulunan ve sifona kadar uzanan nane tarlası geziye ayrı bir güzellik katar.

Başören Mağarası;
Kastamonu, Devrekani İlçesi,Şenlik Kasabası Baş Ören Köyü ndedir. Mağara yaklaşık 15-20 mt derinlikte iniş oldukça zor.7-8 metre dikine patika tabir edilen bir yoldan mağaranın girişine doğru iniş yapılıyor. 7-8 mt dikey bir inişten sonra ikinci aşama olan mağara girişine inmek için köylüler tarafından kesilip aşağıya atılmış budakları iniş ve çıkışlarda merdiven olarak kullanılan 8-10.mt uzunluğunda köknar ağacı bulunuyor. Bu ağaç sayesine aşağıya inildiğinde ürpertici bir manzara ve inanılmaz bir soğuk hava ile karşılaşıyorsunuz.İçerisinde ne olduğunu ve derinliğini bilmediğiniz karanlık bir dehliz duvarları buz tutmuş yerler diz boyu kar dolu bir mağara.

Kuyluç Mağarası.
Şenpazar ilçesi sınırlarındaki mağara Şehriban Çayına 3 km., Devrekani Çayına 4 km. uzaklıktadır. Dağlı Kuyluca da denilmektedir. Mağaranın ağzı Türkiye’nin en derin noktası Çukurpınar Düdeni’nin (-1190 m.) ağzından daha geniştir. Mağara girişinde iki akarsu birleşerek cadı kazanları oluşturup ilerleyen bir kol şeklinde devam etmektedir. Bu kol 40-50 metrede muhtemelen mağarayla birleşmektedir. Mağara içinde yaklaşık 100 m.de bir şelale vardır, şelale yönünde rüzgar esintisi hissedilmektedir. Hava sıcaklığı 10-20 arasında değişmektedir.

















Kaynakça; http://halaclikoyu.com





Kastamonu' nun Azdavay ilçesinde bir mağara ...

Medil Mağarası,
Azdavay İlçe merkezine 6 km. olup, 5,5 km.si araçla, 5 m. si orman içi patika yoldan yaya yürüyüşü ile ulaşılmaktadır. Karakuşlu Köyü ne bağlı Ayvat Mahallesinde Medil ormanı içindedir. Pamukkale nin gün görmemiş yüzü olarak adlandırabileceğimiz Medil mağarası, M.Ö. dönemlerde bir sığınak veya ibadethane olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Mağaranın doğusunda bina harabeleri görülmektedir. Bu bina moloz taşlardan yapılmıştır. Ayrıca mağara içerisindeki havanın astım hastalarının rahat bir nefes almasını sağladığı ve şifa verdiği bilinmektedir.

Kastamonu' daki Mağaralar;
Pınarbaşı ilçesinde ilgarini (ilvarini) mağarası, Ejder (Ejderha Ağzı) Mağarası.
Küre ilçesinde sarpunalınca mağarası.
Şenpazar ilçesinde kuyluç mağarası.
Azdavay ilçesinde Medil mağarası.
Ilıca Hamamı.
Mantar.
Muşkulu.
Buzluk.
Kızkayası.
Hızar,
Kara Cehennem,

Ilgarini, (ilvarini) Mağarası.
Mağara iki bölümden meydana gelmiş olup Pınarbaşı ilçesindedir. Canlı bir mağara olup, sarkıt ve dikit hareketliliğinin devam ettiği görülmüş ve bu mağarada ibadethane (şapel) ve mezarlıklara rastlanılmıştır.
Denizden 1250 metre yüksekliktedir. Mağaranın oluşumu 3. ve 4. zamanda 160-220 milyon yılda oluşmuştur. Ilgarini mağarası 858 metre uzunluğu ile dünyanın dördüncü büyük mağarasıdır. Mağaranın derinliği 250 metre dir. Mağara içerisindeki mevcut sarkıt ve dikitler bir milyon yıllıktır.

Mağranın içerisinde kalıntı ve buluntulardan mağaranın hem yerleşim alanı, hemde dini mekan olarak kullanıldığını, yapı tekniği, malzeme özelliği ve yapı şekilleriyle genç Roma ve erken Bizans devrine ait olduğu söylenebilir. Mağara içine girildiğinde hemen giriş bölümündeki yapı kalıntılarından bu kısmın iskan yeri olarak kullanıldığı mağaranın girişten itibaren iki kola ayrıldığı görülmekte bir bölünde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.

Kuyluç Mağarası.
Şenpazar ilçesi sınırlarındaki mağara Şehriban Çayına 3 km., Devrekani Çayına 4 km. uzaklıktadır. Dağlı Kuyluca da denilmektedir. Mağaranın ağzı Türkiye’nin en derin noktası Çukurpınar Düdeni’nin (-1190 m.) ağzından daha geniştir. Mağara girişinde iki akarsu birleşerek cadı kazanları oluşturup ilerleyen bir kol şeklinde devam etmektedir. Bu kol 40-50 metrede muhtemelen mağarayla birleşmektedir. Mağara içinde yaklaşık 100 m.de bir şelale vardır, şelale yönünde rüzgar esintisi hissedilmektedir. Hava sıcaklığı 10-20 arasında değişmektedir.

Başören Mağarası;
Kastamonu, Devrekani İlçesi,Şenlik Kasabası Baş Ören Köyü ndedir. Mağara yaklaşık 15-20 mt derinlikte iniş oldukça zor.7-8 metre dikine patika tabir edilen bir yoldan mağaranın girişine doğru iniş yapılıyor. 7-8 mt dikey bir inişten sonra ikinci aşama olan mağara girişine inmek için köylüler tarafından kesilip aşağıya atılmış budakları iniş ve çıkışlarda merdiven olarak kullanılan 8-10.mt uzunluğunda köknar ağacı bulunuyor. Bu ağaç sayesine aşağıya inildiğinde ürpertici bir manzara ve inanılmaz bir soğuk hava ile karşılaşıyorsunuz.İçerisinde ne olduğunu ve derinliğini bilmediğiniz karanlık bir dehliz duvarları buz tutmuş yerler diz boyu kar dolu bir mağara.

Sarpunalınca Mağarası;
Küre yakınlarındaki Devrekani’ye bağlı Şenlik Köyü Sarpunalınca Mahallesinde yer almaktadır. Mağaraya Küre-Sarpunalınca orman yoluyla ulaşılmaktadır. Tamamen yatay ve aktif mağara tipindedir. 662 m uzunluğundaki mağara Sarpunalınca bölgesinde toplanan suları drene etmektedir. Mağara içerisinde sular bir çatlak boyunca, kaya blokları arasından ilerlemekte, çıkıştaki 3.5 m.lik küçük bir sifonla, kaynak şeklinde boşalmaktadır. Mağara oluşum yönünden fazla zengin değildir. Giriş ağzı ve kaynak çıkış ağzı çok güzel bir doğaya sahiptir. Mağara ağzı düz çimenle kaplı olduğundan, rahatça kamp kurulabilmektedir. Kaynak çıkış ağzında bulunan ve sifona kadar uzanan nane tarlası geziye ayrı bir güzellik katar.















Kaynakça; http://halaclikoyu.com

Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik...

Filum, (Lat. phylum, İng. phylum, pyla),
Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
Yunanca phylon, kabile.
Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup dalların (kladus) bir araya gelmesiyle meydana gelir.
Canlılar biyologlar tarafından belirli sınıflandırmalara ayrılırlar. "Taksonomi" ya da "sistematik" olarak da bilinen bu sınıflandırma içinde hiyerarşik kategoriler vardır. Canlılar ilk önce "alem"lere ayrılırlar; bitkiler ya da hayvanlar alemi gibi. Sonra bu alemler kendi içlerinde filumlara (şubelere) bölünür.

Gabon'da yetişen zakkumgillerden ağaç. ..

İboga, Ibogaine, (Tabernanthe iboga).
Gabon' da yetişen zakkumgillerden ağaç. 
İçerdiği alkaloitler, kas ve sinir uyarıcıdır. 
Afrika kökenli bu uyuşturucuyu yerliler, afrodizyak, halüsinojen ve yorgunluk giderici olarak kullanırlar.
Afrika’da bulunan,Tabernanthe Iboga adında bu bitki ve bu bitkinin kökünden ve dallarından elde edilen bir psikoaktif alkaloiddir. Ibogaine, hem tedavi hem psikoaktif bağımlılığı giderir.

Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki Ibogaine tek bir kullanımda bile alkol ve uyuşturucu bağımlılıklarındaki belirtileri (tikleri) de beraberinde,hatta sigarayı da beraberinde bıraktırmıştır . Aynı zamanda da, Ibogaine kesin olmamakla birlikte kesin yada uzun süreliğine bıraktırabilir.

Ibogaine ayrıca psikoaktif özelliklerinin yanı sıra yüksek manevi,yani motivasyon duygusu verir. Hasta çevresindeki olayları, daha net ve daha iyi idrak edebiliyor, ki bu da hasta için bir motivasyon ve yaşama sevinci kaynağıdır, Uyuşturucu bağımlılığınız ne olursa olsun, mesela eroin, metadon, kokain, crack(taş) veya alkol, hata sigarayı da beraberinde bıraktırabilir. Ibogaine aynı zamanda psikoterapi alanlarında, travma tedavilerinde de kullanılabilir.

Temiz, lekesiz ...

Nezih, (Arapça),
Temiz,
Temiz ahlaklı.
Nazik, ince.
Temiz, lekesiz, masum. 
Rahat ve huzur veren.
Güzel, kibar.



Tokat' ın Taşova ilçesinde , doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl...

Borabay Gölü, 
Tokat' ın Taşova ilçesi sınırları içinde yer alır. İl merkezine 65 km ve Taşova ilçesine 15 km mesafededir. Amasya – Taşova karayolunun 44. kilometresinden sola ayrılan Taşova – Samsun karayolunu takiben 14. km.den tekrar sola ayrılarak ulaşılır.

Denizden 800 m. yüksekte bulunan gölün, en derin yeri 11 metredir. Boyu 500 m olan Borabay Gölü' nün, genişliği 40-110 m arasında değişmektedir. 

Borabay Gölü'nün oluşumunu hazırlayan heyelan, jura formasyonu ve perm kalkerleri arasında bulunan fay hattı ile de ilgilidir. Bu fayın oluşturduğu zayıf zon kırık hattı boyunca derine sızan sular, tüf ve aglomeralar üzerinde meydana gelen kütle hareketini kolaylaştırmıştır.

Akdağ eteklerindeki Çivili tepeden doğan Çatağın deresinin, toprak kayması sonucu tıkanmasıyla oluşan bir set gölü. Gölün içinde aynalı sazan ve yayın balığı var. Pırıl pırıl parlayan Borabay Gölü’nün çevresinde 8-10 türlü ağaç, yüzeyinde de yansımaları hayli ilgi çekici.

Büyük kubbeli camilere verilen ad...

Ulucami,
İslam Mimarisi' nin sütunlar üzerine oturan düz dam ve örtülü avlu şeklinde yapılan büyük kubbeli camilerdir. Sıcak ülkelerde üzeri açık bıraklıan avlular, Anadoluda küçültülmüş ve caminin içine alınmıştır. Selçuklu Döneminde bazı camilerin üzeri düz dam ile örtülürken, Osmanlı döneminde anıtsal mekanlar olarak mimari uygulamaları görülmüştür. Büyük kubbeli camiler, genel olarak şehrin cuma namazları kılınan yerlerdir.

Bursa Ulucami;
1395-399 yılları arasında Yıldırım Bayezid tarafından Bursa' da yaptırılan cami, Bursa' daki mimari eserlerin en büyüğüdür. Cami kapısının üzerinde İvaz Paşa' nın adı bulunmaktadır.

Paye ve sütunlu olan düz çatı ile örülen Selçuklu camiilerinin kubbeli düzene çevrilmiş ilk örneklerindendir. 56x68 m boyutlarındadır. 12 Paye ile, 5 nefe bölünmüştür. 20 kubbesi vardır. Üzeri açık kubbenin altında bir şadırvan vardır. Şadırvanın çevresinde Kuran okumak için ayrılmış sofalar vardır.

Üzeri kabartma kıvrık dallarla süslenmiş ve ceviz ağacından yapılmış sekiz köşeli küçük çerçevelerin birleştirilmesiyle meydana gelen mimberin sağ kanadında, yapan ustanın adı (Elhac Mehmed Abdülaziz İbni Dakira) yazılmıştır. Ön cephenin iki köşesinde birer minare vardır. 

Avusturya' da yaklaşık yüz otuz bin kişinin öldürüldüğü Nazi toplama kampı ...


Mauthausen, 
"Ölüm Doktoru" veya "Mauthausen Celladı" lakabıyla bilinen Dr. Heim, Mauthausen'deki toplama kampında insanları kobay olarak kullanarak, işkence ile öldürmüştür.

Hem çalışma hem de imha kampı işlevi gören Auschwitz ve Majdanek' de, Yahudiler kampa gelir gelmez çalışabilecek durumda olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyordu. Çalışabilecek durumda olmayanlar doğrudan gaz odalarına yollanırken, çalışabilecek durumda olanlar ise SS gözetimi altında ölene kadar çalıştırılıyor ya da çalışamayacak hale geldiklerinde infaz ediliyorlardı.
 
Auschwitz'de, Yahudiler Monowitz adı verilen çalışma kampında (Auschwitz III), fabrikalarda çalıştırılıyor ya da kimya şirketi I.G. Farben gibi özel şirketlere kiralanıyor ya da SS'in kendi fabrikalarında çalıştırılıyordu.
 

Toplama Kampları,
 
Arbeitsdorf, Auschwitz, 
Bergen-Belsen, Buchenwald, 
Dachau, 
Flossenbürg, 
Gross-Rosen, 
Herzogenbosch, 
Kaunas, Krakow-Plaszow, 
Majdanek, Mauthausen, Mittelbau-Dora, 
Natzweiler-Struthof, Neuengamme, 
Ravensbrück, Riga-Kaiserwald, 
Sachsenhausen, Stutthof, 
Vaivara, Varşova, Wewelsburg. 


İmha Kampları, 
(Almanca: Vernichtungslager), Üçüncü Reich döneminde Almanya'da ve işgal edilen bölgelerde, istenmeyen kişileri imha etmek amacıyla kurulmuştur. 1941-1945 yılları arasındaki dönemde, insanlık tarihinde ilk defa insanların öldürülmesi için sınai tesisler kullanıldı. Yahudi soykırımı için inşa edilen toplam altı imha kampında Naziler 3 milyon Yahudiyi kitleler halinde katlettiler. Bu sayı, 6 milyon Holokost kurbanının yarısına tekabül ediyordu. 
 
Aralık 1941 ve Aralık 1942 tarihleri arasında, Chelmno, Belzec Treblinka, Sobibor, Auschwitz-Birkenau ve Majdanek kamplarının tümü faaliyete geçti.

Et kıymakta kullanılan büyük bıçak ...

Zırh,
Eğri ve uzun kebapçı bıçağı.
Adana kebabı, Adana’ya özgü, satıra benzer bir bıçak (zırh) ile elde kıyılan parça etten yapılan bir kebap çeşididir. 

Yaylalarda doğal ortamda yetiştirilmiş, en az bir yaşındaki erkek koyundan elde edilen et, yağ, sinir, damar ve zarlarından ayrılır. Ayıklanan et parçalar halinde bir gün dinlendirilir. Dinlenmiş et zırh tabir edilen ve iki elle kullanılan keskin bıçakla kıyılır. Kıyılmış et miktarının % 30’u kadar kuyruk yağı zırh ile ayrıca kıyılır. Kıyılmış et ile kıyılmış kuyruk yağı, acı kırmızı pul biber ve tuz ilave edilerek yoğrulur. Karışım Adana kebabının ana unsurunu oluşturur. 

Yukarıdaki karışıma kırmızı taze biber, soyulmuş kök sarımsak ve acı yeşil biber doğranarak katılır. Hazırlanan karışım tekrar yoğrularak homojenlik sağlanır. Yoğrulmuş karışım üçüncü kez zırh ile kıyılır. En az 4-5 saat buzdolabında dinlendirilir. Hazırlanan karışım, 0,5 cm kalınlığında, 3 cm eninde 90-120 cm uzunluğunda şişlere sıvanır gibi saplanır. Şişlendikten sonra 1 saat kadar şişte dinlendirilir. Bu dinlendirme el suyunun etten akması içindir. Saplama esnasında el suya batırılıp şiş üzerindeki et sıvazlanır. Bu işlem etin şişten dökülmemesi için yapılır. Elde kalan su az olmalıdır, çok olursa et haşlanır, kebabın tadı bozulur. 

Bir kişilik Adana kebabı 180 gramdır. Bir buçuk tabir edilen Adana Kebabı’nın eti ise 270-280 gramdan az olamaz.

Adana kebabı alevsiz, durgun, korlu meşe kömürü ateşinde pişirilir. Pişirme derecesi etin kırmızıdan koyu kahverengine dönmesine kadar devam eder. Pişirme sırasında şişler sık sık çevrilir. Yağı pide ekmekle alınır. Bu işlem yapılmazsa yağ ateşe düşerek alevlenir ve kalitenin bozulmasına neden olur. 

Tipik bir servis Adana kebabı porsiyonu; kömürde pişmiş etin yanında közlenmiş domates ve biber, soğan salatası ve ezme salata ile gelir. Yöresel bir içecek olan şalgam suyu veya ayran ile tüketilir. Adana’ya özgü olsa da tüm Türkiye’de kebapçıların menülerinde yer alır.






Kaynak;
http://aliozturk.tumblr.com/

Sövme, yerme...

Şetm, Şetim.
Kelime olarak sövmek ve azarlamak manasına geliyor.

Küfür,
Kalay,
Yerme,
Zem.
Tan,
Lanet.
Sebb,

Bazı rivayetlerde şetm (sövme) yerine lanet kelimesi kullanılmıştır. Şu halde şetm, lanet, sebb, hakaret ifade eden söz manasında birbirine müteradif olmaktadırlar. Anne ve babaya sövmeyi büyük günahtır. Başkasının da anne ve babaya sövmesine sebep olmakta büyük günahtır. Bu hal  bize, anne ve baba karşısında hassasiyeti ileri götürme gereğini te'yid eder. 

Doğal magnezyum silikat...

Zebercet, (Ar. zeberced, Osm. Zebercet ).  
Krizolit, (Chrysolite).

Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat, krizolit.
Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı. 

Zebercet taşı, Peridot/Olivin. (MgFe)2SiO4
Olivin (peridot) denilen magmatik kayaçın şeffaf sarı ve açık yeşil renkli türü. 


Peridot taşının fiziksel etkileri;
Kalp pankreas dalak ve ciğerler üzerinde olumlu etkileri vardır. Doku bozulmalarını önleyici özelliklere sahiptir. Beden-zihin dengesini sağlar. Metafiziksel ve psikolojik olarak neşe ve sevinç hissi verir. Kişinin yaşam enerjisini canlılığını korumasını sağlar. Kişiyi verici olmaya yönlendirir. İyimserlik verir ve küçük gelişmelerden sevinç duyulmasını sağlar. Nedensiz duyulan korkulara karşı iyi gelir. Kaygıyı azaltır. Kişinin iç dünyasını farketmesini sağlayarak kişisel gelişimi hızlandırır. Çevreyle iletişimi mükemmelleştirir. Kıskançlık egoistlik ve duygusal soğuklukları yokeder.

Sövgü, küfür...

Şetim, (Arapça).
Sövme,
Sövmek, azarlamak, küfretmek.
Küfür,
Kalay,
Lanet, (Arapça).
Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua.
Kötü, berbat, çok kötü
Bir ilenme sözü.

Bazı rivayetlerde şetm (sövme) yerine lanet kelimesi kullanılmıştır. Şu halde şetm, lanet, sebb, hakaret ifade eden söz manasında birbirine müteradif olmaktadırlar. Anne ve babaya sövmeyi büyük günahtır. Başkasının da anne ve babaya sövmesine sebep olmakta büyük günahtır. Bu hal  bize, anne ve baba karşısında hassasiyeti ileri götürme gereğini te'yid eder. 

Çinko ...

Tutya,  (Osmanlıca).
Çinko, (İt. zinco, İng. zinc  ). 
Mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya.
Simgesi, Zn
Atom numarası 30, 
Atom ağırlığı 65,37 g. , 
Değerlişiği +2, yoğunluğu 7,14 g/mL, e.n. 419 °C, k.n. 907 °C. 100 °C-150 °C'de dövülebilen, yangın ve patlama tehlikesi bulunan, asit ve alkalilerde çözünen, suda çözünmeyen, kuvvetli elektropozitif olan alaşımalarında, kaplamalarda, metal püskürtmede, akümülatörlerde, kablo sarımlarında kullanılan, kalamin, Franklinit, hidrozinkit, smitsonit, sfalerit, villemit, vürtzit mineralleri halinde bulunan ve beş kararlı izotopu olan, IIB grubu metalik elementi. 

Sertliği; Mohs sertliği 2,5 / Brinell sertliği 412 MPa .
Mineralleri;
Sfalerit, çinko sülfür.
Smitsonit, çinko karbonat.

Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcısı niteliğinde, proteinlerin biyosentezi, kemik, diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren, birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan, genellikle üreme, verim düşüklüğü, çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element. Pirinç yapımında ve galvanizlemede kullanılan bir metal.

Başlıca işevleri arasında: RNA, DNA, protein sentezi, insülinin aktivasyonu, Vitamin-A nın hücrelere taşınması ve kullanımı, yaraların iyileşmesi, hücrelerin bölünerek çoğalabilmesi, tad alma (özellikle tuzlu tadın farkına varabilme), sperm yapımı, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, davranış ve öğrenme performansının artışı, anne karnındaki ve doğmuş bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi, kanda yağların taşınması gibi bir çok olayla ilişkilendirilmektedirler.

Çinko eksikliği, Türkiye ve Dünya da en sık gözlenen mineral eksikliklerinden biri olmakla birlikte üzerinde en az durulanlardan birisidir. Ülkemizde tarım yapılan topraklardaki çinko miktarı yüksek değildir (toprakların %49.83 ünde alt sınır olarak belirlenen 0.5 ppm den düşük, %32.76 sında 0.5-1.0 ppm arasındadır). Çinko kapların ve çinko su borularının da artık kullanımdan kalkmış olması çinko eksikliğine katkıda bulunmaktadır. İnsanlarda akut çinko eksikliği gelişmesi durumunda ilerleyici saç dökülmesi meydana gelebilmektedir.

Çinko eksikliği durumunda özelikle de yetersiz alıma bağlı gelişen eksikliklerde çinko içeren ilaçların kullanımı son derece başarılı sonuçlar vermektedir. Doz ayarlamsı kilogram başına 1 mg oalcak şekilde yapılır; süt ve süt ürünleri ile birlikte alınmaz, tok karnına alınır. Altıncı aydan sonra bebklerde kullanılması tavsiye edilmektedir. Çinko C-vitamini ile birlikte alınırsa daha kolay emilir.



 

Tiyatro, roman, anı-mektup gibi türlerde eserleri bulunan, en çok öykücü kimliği ile tanınmış sanatçımız..,

Sevim Burak,

Zeliha Sevim Burak (1931, İstanbul - 1983, İstanbul), 
Türk yazar.
Alman Lisesi’nin orta bölümünü bitirdi. Kitapevi tezgahtarlığı, terzilik, mankenlik gibi işlerde çalıştı. iş hayatına atıldı. Terzilik, mankenlik, kitapevlerinde tezgâhtarlık yaptı, bir giyim atölyesi açtı, kapattı. Ressam Ömer Uluç’la evliyken bir süre Nijerya’da yaşadı. İki kez evlenip ayrıldı.

Edebiyat hayatı, 1951’de Yeni İstanbul gazetesinde yayımlanan “Büyük günah” adlı öyküsü ile başladı. Hikaye, roman ve oyunlarında, dilin sınırlarını zorlayan, görselliğin ağır bastığı anlatımıyla, aynı kişilerin ve şeylerin değişerek tekrar tekrar boy gösterdiği, çok renkli ve sıkı örülmüş bir dünya yarattı.

1950-1960 yılları arasında dergilerde yayımlanan öyküleriyle ilgi çeken Sevim Burak’ın “Yanık Saraylar” adlı kitabının çıkışı 1965 yılının edebiyat olayı olarak görüldü. 

On beş yılı aşan bir suskunluk döneminin ardından yayımlanan “Sahibinin Sesi”, “Everest My Lord”, İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar”, “Palyaço Ruşen” adlı eserleri de büyük ilgi gördü.

Yazarın farklı ülkeler görme merakı sonucu ortaya çıkan “Afrika Dansı” adlı öykü kitabı da yazarın edebiyattaki yerini sağlamlaştırdı. Sevim Burak 1983 yılında İstanbul’da öldü.

Tiyatro, roman, anı-mektup gibi türlerde eserleri bulunan sanatçı, en çok öykücü kimliği ile on plana çıkmıştır. Mevcut edebiyat topluluklarının hiçbirinin içinde yer almamış, kendi edebiyat dilini oluşturmaya çalışmış bir yazardır. Öyküleri bilinç akışı tekniğinin yetkin örnekleri olarak kabul edilir. Sevim Burak, Türk öykücülüğünün en aykırı ve farklı seslerinden biridir. Sadece üç öykü kitabı bulunmasına karşın, kendine has öykü anlayışıyla, özgün bir öykü evreni yaratmayı başarmıştır.

Eserleri;  
Öyküleri;
Yanık Saraylar / 1965
Sahibinin Sesi / 1978
İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar / 1979
Afrika Dansı / 1982
Palyaço Ruşen / 1983
Ford Mach 1 / 1983

Oyunları,
Everest My Lord / 1980

Anı;
Mach 1’dan Mektuplar

Kölelik, kulluk ...

Ubudiyet, (Arapça).
Esaret,
Kulluk,
Kul olma durumu, kölelik, ubudiyet
Kölelik,
Tutsaklık,
Esirlik,
Boyunduruk.

Köroğlu' nun gerçek adı ...

Ruşen Ali,
Köroğlu, Konusu kahramanlık olan ünlü bir halk öyküsü. 
Köroğlu veya asıl adıyla Ali Ruşen.
16. yüzyılda Anadolu'da yaşamış bir halk ozanıydı. İsmine Köroğlu Destanı da vardır. Halk şairlerimiz içerisinde kavganın, özgürlüğün sembolü. Doğum, ölüm tarihleri bilinmeyen, bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu'nun adını alan bir şairimizdir. Bu şairin, Sultan III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. 

Bolu Beyi'nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik,dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır.Bu şiirler, hikâyeci aşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikâyeler, Türklük dünyasına yayılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır.Köroğlu; yiğit,adaletli, inançla dolu ideal bir Türk'tür. Köroğlu destanımız ise Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan tutkularla, isteklerin, değerlerle inançların sembolüdür.Bu destana göre 

Köroğlu'nun asıl adı Ruşen Ali'dir. Babası Yusuf, Bolu Beyi'nin seyisidir.( Bolu Erzurumla Erzincan illeri arasında bulunan bir mevkiinin adıdır. Bu günkü Bolu ilimizle bir alakası yoktur.) At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf'u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf'un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir. Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar. Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler, tay belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur. Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl'den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler. 

Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi'nden intikamını alacaktır. Fakat, Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir. Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da, oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir. Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu'na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar. Yusuf, oğluna, intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür. Ruşen Ali, Kır At' ı ile birlikte dağa çıkar. Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirganlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır. Delik demir (tüfek) icat olunup da eski yiğitlik gelenekleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder, "sır olur", Kırklar'a karışır.
















Kaynak: http://www.msxlabs.org

Hava ve gaz akımları oluşturmakta kullanılan aygıt ...

Fan, (İng. fan).  
Pervamne,
Vantilatör,

Yelpaze,
Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, küçük, katlanabilir, taşınabilir araç

Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör. 
Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç.

Boynu bükük, üzgün ...

Melül, (Arapça).
Hüzünlü,
Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan.
Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda olan, zavallı, boynu eğri,
Mahsun.

Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat ...


İnezit, (fr. inésite). 
Eşanlamlıları, inesittir, agnolit, angolit, agnolith, rhodotilit, vb.
 
Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.
Ca2Mn2+7Si10O28(OH)2·5H2O        

Halk dilinde babanın kız kardeşine verilen ad...

Bibi,
Eme,
Emeti,
Mama,
Hala, (Arapça).
Babanın kız kardeşi, bibi.

1954' te ABD tarafından yapılan Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı...


Nautilus,
Nükleer, Atom denizaltılar Şnorkel yapmadan, aylarca su altında kalabilmektedir. Bu tür denizaltılar, enerjisini su soğutmalı basınçlı nükleer reaktörlerden sağlar. Nükleer reaktörün yakıtı birkaç sene gitmektedir. Denizaltı personeline gerekli olan hava kimyasal yollarla temizlenir. 1958 yılında hizmete giren USS Nautilus Denizaltısı ilk atom denizaltıdır. Bu denizaltı kuzey kutbunu kaplayan buz tabakasının altından geçmiştir.

Jules Verne' in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah adlı 1870 ve Esrarlı Ada adlı 1874 yılı romanlarında anlatılan, hayal ürünü bir denizaltıdır.Jules Verne bu denizaltıyı Robert Fulton' un icat ettiği ve ilk kullanılabilir denizaltı olan Nautilus' dan esinlenerek isimlendirmiştir.

Dikişte kullanılan pamuk ipliği ...


Tire,(İng. Cotton). İplik.
Pamukakı, Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği
Fidekos-Fildekoz, (Fr. fil d'Ecosse).  İskoçya ipliği, Bu iplikten yapılan.

Dikişte kullanılan pamuk ipliği.
Pamuk ipliğinden yapılmış.
İplik masurası.
Tire, (Farsça). Karanlık, Bulanık.
Pamuk ipliğini veya bezinin bol soğuksu ile yıkayarak ağartma işine Kasar/ Kastar denir.

Kır bekçisi, koruyucu...

Deştiban,
Koruyucu,
Kırların ve ovaların güvenliğiyle görevli kimse.
Koruyan kimse, muhafız. 
Himaye eden, kollayıcı, hami.

Osmanlılar döneminde Oniki adada hem müslümanlar hem de gayri müslimler bağcılıkla uğraşmışlardı. Bunlardan öşür bedeli olarak haraç vergisi alınırdı. Bunun yanında bağ ve bahçelerde yetiştirilen mahsullerden de öşür alınmıştır. Kanuna göre; müslüman bağının her dönümünden dört akça alınacaktı. Gayri müslümler ise haraç ödeyeceklerdi. Bunun yanında devlete ait hassa bağlar bulunmaktaydı. Bu bağların tasarrufu farklı idi. Mahsul üçe taksim ediliyordu. Üçte biri devlet içindi, geri kalan da bağa bakanlarca tasarruf ediliyordu. Adada hassa bostan ve bahçeler de vardı. Bağ ve bahçelerin sahiplerinden deştibani adı altında bir vergi tahsil ediliyordu. Çünkü bağ ve bahçeler “Deştiban” adı verilen kır bekçileri tarafından devamlı korunuyordu. 

Mahsul zamanında emin denilen kişiler her evden bir tavuk alırdı. Ancak bu kanun 1592 yılında kaldırıldı. Bağ ve bahçelerde arıcılık yapıldığı ve her kovandan yüz akça vergi alındığı kanunnamelerde belirtilmiştir. Oniki Ada halkı zengin, mutlu ve huzurlu bir şekilde hayatını devam ettiriyordu. Bunun sonucu olarak da adalarda nüfus bir hayli artış göstermiştir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ