Yapısına girdiği sözcüğe “özüt, özsu” anlamı katan yabancı önek ...

Opo,
Yapısına girdiği sözcüğe “özüt, özsu” anlamı katan yabancı önek, Opo
Bir sözcüğe ''kendi kendine'' anlamı katan yabancı önek, Oto 
Yapısına girdiği sözcüğe yeni anlamı katan Farsça önek,  Nev
Yapısına girdiği sözcüğe aşırılık anlamı katan yabancı bir önek, Ultra
Yapısına girdiği sözcüğe biçiminde,yolunda anlamı katan yabancı önek, Ala
Yapısına girdiği sözcüğe “iki, çift” anlamı katan yabancı önek, Di
Yapısına girdiği sözcüğe, söyleyen-diyen anlamı katan Farsça sonek, Gu
Yapısına girdiği sözcüğe "uzak" anlamı katan yabancı önek, Tele,
Yapısına girdiği sözcüğe "bütün, tam" anlamı katan yabancı önek, Pan
Yapısına girdiği sözcüğe "hava, gaz" anlamı katan yabancı önek, Aero

Afrika' da yaşayan, rengarenk parlak tüylü bir kuş...


Turako,
Muzcul,
Hartlaub Turako Kuşu,

Afrika’da muzculgiller (Musophagidae) familyasından Turako kuşu (Touroco coryhaix) nun genç olanlarının da kanatlarında pençeler mevcuttur.
Kenya ve Tanzanya'da bulunan turakolar, işgalcidir. Ortam müsait oldu zaman çiftler üremeye çalışır. Boyu kırk santimetredir ve ömrü ortalama on iki yıldır. Kuluçka süresi yirmi gündür. Yavrular yirmi sekiz gün sonra tüylenmeye başlar.
Bu kuşların fosillerinden sürüngenlerle kuşlar arasında bir geçiş olduğu evrimciler tarafından söylenmektedir. Günümüzdeki kuşlar dişsiz olduğu gibi, eskiden yaşayıp nesilleri tükenmiş dişli kuşlar da vardır. 

Nitekim günümüzde yaşayan kurbağaların bir kısmı dişli, bir kısmı ise dişsizdir. Dişsiz sürüngenler de mevcuttur. Yayınlanan bir makalede; ’Jura’ devrinden daha yaşlı tabakalar arasında gerçek kuşların varlığı anlaşılmıştır.

Türleri;
Turaco, Ross's,  Turaco, Violet,  Turaco Green, Turaco Hartlaub's, Turaco Knysna,  Turaco Livingstone's, Turaco Purple-crested .


Hint müziğine özgü bir tür lavta ...


Tanpura,
Hint Lavtası,


Bütün enstrümanların annesi olarak tanınan Tanpura çoğu Klasik Hint müziği şarkılarına eşlik eder. Arka fonda çoğu zaman duyduğunuz derin sesi sağlar. Pek çok boyu vardır. Genelde 4 ya da 5 tellidir ve bunlar şarkılara göre farklı notalara akor edilebilirler. Düzgün çalındığında tanpura' nın notaları birleşip tek bir ses gibi çıkar. Tanpura, sesi tam ayarında tutar. Yankılanan güçlü derin sesi gösterinin girişi için gerekli ortamı hazırlamaya yardım eder. Hem enstrüman hem de çalınışı çok basit görünse de tanpura' yı akor etmek ve çalmak çok fazla deneyim ve çok iyi bir kulak gerektirir.
Tanpura olgun tahtadan ve oyulmuş balkabağından yapılır. Enstrümanın boyu 1 ile 1,5 metre arasında değişir. Bugünlerde küçük Tanpuralar da müzisyenler arasında oldukça revaçtadır. Teller fildişi, kemik ya da tahtadan yapılmış olan köprünün üzerinde yer alır.

Tanpuranın dört teli vardır. İlk üç tel çelikten, dördüncü tel ise pirinçten yapılmıştır. İlk tel düşük oktavda Pa notasında ses verir. Sonraki iki tele 'Jori' ya da ikiz teller adı verilir. Bunlar orta oktav Sa da ses verirler. Son tele Kharaj adı verilir ve bu tel düşük oktav Sa da tınlar. Bazen Ragalarda Pa notası kullanılmaz, ilk tel raganın belirgin olan notasına akort edilir. Örneğin Raga Malkauns'ta Pa notası çıkarılmıştır.

Tanpura çalınırken çok yetenek gerektirmez ancak sesin sürekliliği sağlanmalıdır. Teller parmak uçları ile nazikçe birbiri ardına çalınmalıdır. Birinci tel orta parmak ile geri kalan teller ise işaret parmağı ile çalınır. Tanpura çalınırken genellikle dik tutulur. Sukabağının düz kısmı yere dayanır.

Erkek ve kadın şarkıcılar tarafından farklı boyutta Tanpuralar kullanılır. Erkek şarkıcılar erkek sesine uyan derin ses üreten daha kalın telli büyük boy Tanpuraları kullanırlar. Kadınlar tarafından kullanılan Tanpuralar ise küçük yapıda ve kadın sesinin yüksek oktavına uygun imal edilirler.

Güneyde kullanılan Tanpuralar ahşap gövdelidir, ancak kuzeyde kullanılar sukabağı gövdeliler daha titreşim verir. Maharashtra' da küçük bir kasaba olan Miraj, iyi kalite Tanpuraları ile meşhurdur.


Klasik Hint müziğinde diğer Enstrümanlar:
Santoor, Sitar, Sarod,  Tabla, Veena, Shehnai, Harmanyum, Tanpura













Kaynakça;http://www.sahajayogaportal.org

Eski Rusya' da gönüllü emekçiler birliği...

Artel,
Endüstriyel ve tarımsal kooperatiflere eskiden verilen ad.
Eski S.S.C.B' de emekçi kooperatiflerine verilen ad.
Eski Rusya' da gönüllü emekçiler birliği.

Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde tarım aracı ...

Yaba,
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde tarım aracı .
Harman savurmaya yarayan üç parmaklı çatal şeklinde tahta kürek.

Tınazı savurmaya yarayan tahtadan yapılmış büyük çatal.

Tınaz savurmaya yarayan tahtadan, büyük çatal araç. 

Saman işlerinde kullanılan, kürek şekilli bir harman aleti.

Dövülmüş ekin saplarını savurmağa yarayan beş parmaklı araç.  

Harman savurmaya yarayan ve kaba dişleri olan ağaç kürek.

Engüşte (Farsça), Ekincilerin harman savurdukları âlet, yaba.

Ağaçtan yapılmış bir kaç dişli kürek, 'tığ' savurmakta kullanılan alet.

Dikiş yüzüğü...

Engüşte,
Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç.

Yüksük,
Parmak ucuna takılan engüşterin.
Maşa,

Birşey dikerken parmağa geçirilen mini ölçülerde kova gibi ve iğnenin parmağa batmasını engelleyen korungaç.

Bilgisiz, kültürsüz kimse ...

Ot,

Araba uşağı...

İspir, (İt. sbirro).
At veya araba uşağı.
Araba uşağı,
At ya da araba uşağı. 
Arabacı. 
Arabacının yanında bulunan at uşağı.
Zabıta memuru.
Beyaz doğan kuşu.

II.Dünya Savaşı' nın önemli çarpışmalarına sahne olan bir Japon adası ...

Okinawa,
Okinawa adası, 
Okinawa savaşı.

İkinci dünya savaşında pasifik cephesindeki en kanlı çarpışmaların yaşandığı Okinawa adasındaki savaştır. 1945 yılının mart ayında ilk olarak deniz muharebesi yaşanmış takip eden günlerde yarım milyonu aşkın deniz piyadesi Japonların son savunma hattı okinawa adasına çıkartma yapmıştır. 

Bu savaşta Japon kuvvetlerinin 100 bin kişi civarında olduğu kayıtlara geçmiştir. Japon kuvvetleri mart sonunda karaya çıkan amerikan kuvvetlerine ancak haziran sonuna kadar direnebilmiştir.

Okinawan adaları arasında en çok bilinen büyük Okinawa adası, Tokyo'dan uçakla 2 saat 30 dakika, Osaka' dan (Itami) 2 saat 15 dakika uzaklıkta yer alır. Köklü tarihi, mercan resifleri, zümrüt yeşili denizi, güneşli gökyüzü ve alt tropikal bitki örtüsü ile ziyaretçilerin gözdesidir. Bölgede bulunan adalar, İkinci Dünya Savaşı sonunda Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal edilmelerinin ardından 1972 yılında Japonya' ya geri verilmiştir. 

İmparatorluk ailesinin tanrı ataları olduklarına inanılan üç tanrıya ithaf edilmiş Naminoue Mabedi; 450 yıldan daha önce inşa edilmiş ve Ryukyu Hanedanlığı zamanındaki Okinawa' nın eski krallarının mozolesi olan Sogenji Tapınağı ve Kral Shosei' nin hükümdarlığı zamanında inşa edilmiş Shuri Kalesi' nin ikinci kapısı olan Shurei-no-mon (Nezaket Kapısı) yer alır. Okinawa Senseki (Eski Muharebe Alanları) Quasi-Ulusal Parkı, İkinci Dünya Savaşı'nda ölen 200 binden fazla kişinin ruhlarına ithaf edilmiş anıtlardan oluşur.

Okinawa Adası, Japonya’nın güneyindeki Ryukyu Adaları’ nın bir parçası. 1000 km uzunluğunda yüzlerce adadan oluşan bölgenin en büyük kara parçası. 1201 kilometrekare yüzölçümü olan ada, 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin kontrolüne geçmiş ve 1945-72 arasında Amerikan toprağı olmuştu. Sonra tekrar Japonya’ya verildi. Nüfusu yaklaşık 1.2 milyon. Bunun içinde yerli Okinawalılarla birlikte, Japonlar, dışarıdan çalışmaya gelenler ve halen adada üssü bulunan Amerika’nın asker ve aileleri de var. 


Adanın kuzeyi nüfus olarak daha seyrek. Güneye indikçe, adanın gelişmiş şehirleri sayılan Nago ve Okinawa City’den adanın başkenti Naha’ya kadar uzanan geniş bir şehir koridoruyla karşılaşıyorsunuz. Şehirleşme, nüfus arttıkça yavaş yavaş kuzeye doğru ilerliyor. Yine de Japonya’nın en fakir bölgesi sayılıyor. Kişi başı milli gelirleri 5 bin dolar seviyesindedir.

Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir çeşit meze ...

Tarator, (Rumca). 
Ceviz içi, sarımsak, tuz, ekmek içi, sirke ve tahinin limon suyu ile çırpılmasından sonra kıyılmış maydanozla hazırlanan salça veya sos.

Malzemeler; 
4 dilim bayat ekmek içi 
1 çay bardağı dövülmüş ceviz içi 
3 diş sarımsak 
1 Türk kahvesi fincanı limon suyu
4 çorba kaşığı yoğurt 
Tuz, karabiber , kırmızı biber
3-4 dal maydanoz 
4 adet içi kırmızı biberli dolmuş yeşil zeytin

1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı üzüm sirkesi
4 adet içi kırmızı biberli dolmuş yeşil zeytin, 

Yapılışı;
Bayat ekmek dilimlerinin içlerini avucunuzun içi ile iyice ufalayın. Su ilave ederek koyu bulamaç haline getirin. Ceviz içlerinin kabuklarını ayıkladıktan sonra iyice dövün. Bulamaç haline gelmiş ekmek içlerine dövülmüş cevizleri, zeytinyağını, yoğurtu, sirkeyi, dövülmüş sarmısağı, kıyılmış maydanozu, tuz, karabiber ve kırmızı biberi ilave edip karıştırın. Bir kenera koyup 10 dakika dinlendirin.Zeytinler üstüne konarak, soğuk, olarak servis yapılır.

Bu sos, midye tava ile çok güzel giden, Marmara ve Ege mutfaklarına has, Akdeniz' in özelliklerini taşıyan bir sostur. Kalamar tava ile de servis yapabilirsiniz.

XII. ve XIII.yüzyıllarda Suriye, Mısır ve Yemen' de hüküm sürmüş Müslüman bir hanedan...

Eyyubiler,
Eyyubiler Devleti veya Eyyubiler (1171-1250), 
Ünlü kumandan ve siyaset adamı Selâhaddin Eyyûbî tarafından, Suriye, Filistin, Mısır ve Yemen’de kurulan devlet.  Hama' nın yerel yönetimi olarak 1348' e kadardevam etmiştir. Fatımiler Devleti' nin eski komutanı ve veziri olan Selahaddin Eyyubi' nin kurduğu Kürt kökenli hanedanın egemen olduğu Mısır' daki devletin adıdır.

Selahaddin Eyyubi'nin 4 Mart 1193'te Şam'da ölmesi üzerine Kürt Eyyubi imparatorluğu aynı yıl parçalandı. Eyyubi imparatorluğu, Selahaddin Eyyubi tarafından Mayıs 1171' de kuruldu. İyi bir dini ve askeri eğitim alan Selahaddin, 1165 yılında Mısır' a vezir seçildi. Fransız ve Bizans ordularına karşı büyük başarılar elde eden Selahaddin, İslam dünyasında kendisini büyük sempati duyulan, tam anlamı ile güçlü bir vezir ve önder durumuna geldi.

10 Aralık 1171' de, varlığını 200 yıl sürdurmüş olan Mısır Fatimi Halifeliğine son verdi. Kardeşi Turan Şah yönetimdeki bir orduyla kısa bir süre içerisinde Hicaz, Yemen, Aden ve Mekke' yi aldı. Eyyubilerin buralardaki hakimiyeti 50 yıldan fazla sürdü. Suriye Kralı Nureddin' in 1174' te ölmesi üzerine Selahaddin bir ordu ile Suriye'yi hakimiyeti altına aldı.
Bağdat' ta ki Abbasi Halifesi, Mayıs 1174' te Selahaddin Eyyubi' nin krallığını kabul ederek fethettiği topraklardaki otoritesini tanıdı. Musul şehrini de alarak Musul Atabeklerine son veren Selahaddin, ülkesinin sınırlarını Fırat Nehri' ne kadar genişletti. Yukarı Mezopotamya' daki küçük beylikleri de hakimiyeti altına alan Eyyubi İmparatorluğu'nun sınırları doğuda Dicle Nehri' ne, kuzeyde Ermenistan hudutlarına, güneyde Yemen' e, batıda ise Tunus' a dayanıyordu. 1187'de Kudüs şehrini Hıristiyanların elinden aldı ve bu durum islam dünyasında ona büyük bir saygınlık kazandırdı. 

Dinde yaptığı reformlardan dolayı, adı dini islah eden anlamında "Selahhadin" olarak değiştirildi. Eyyubiler döneminde pek çok Kürt yazar, şair, bilim adamı ve aydın yetişti. İzzeddin Ali, Mecdeddin Ebu Saadet, İbnul Esir el Cezeri (Nasrullah) bunlardan bir kaçıdır.

Acı portakal esansı ve kınakına özütü içeren soda tipi...

Tonik,
Tonik içine kinin katılmış sodaya verilen addır. Kokteyllerde sıkça kullanılır. Tonik ya da teknik adıyla tonik suyu, İngilizler' in dünyaya tanıttığı bir içecek. Hindistan’ın İngiliz sömürgesi olduğu 19. yüzyılda İngilizler sıtmadan korunmak için küçük dozlarda kinin alırlarmış. Zamanla tadı hayli buruk olan kinini, şekerli suyla karıştırarak içmenin daha kolay olduğunu keşfetmişler. Derken, İngiltere’nin milli içkisi cin' i de bu karışıma katmaya başlamışlar. Halk arasında sanılanın tersine tonik hiç alkol içermez.

Tonik içine katılan kinin; kınakınanın en önemli alkaloididir. Tıpta kullanılan bir bitkidir. Güney Amerikada yabani olarak yetişir. Kınakına ağacının botanik ilmindeki ismi Cinchonadır. Kınakına ağacının kabukları, eskiden beri ateşli hastalıkların tedavisinde yerli halk tarafından kullanılmaktadır. Onuncu yüzyılda Avrupada kınakına ticareti Cizvitlerin elinde olduğu için bir ara bu ilaca, Cizvit tozu da denilmiştir. Sonraları Romada Kardinal Lugo ilacın kullanılmasını tavsiye ettiği için Kardinal tozu adıyla da bilinmektedir. 

Aynı zamanda, günümüzde, tonik soda limonla veya misket limonuyla beraber popüler olarak tüketilmektedir. Bu arada cilt temizliği içinde kullanılan tonik, nemlendirici bakım veya buna benzer kremlerin kullanılması sonucu cildi daha temiz kılmak için tonik tavsiye edilir. 

1800’lerin ikinci yarısında kuvvet şurubu da denilen tonik, seri olarak imal edilip şişelenerek satılır hale gelmiş. O gün bu gündür de cinle tonik, adeta birbirleri için yaratılmış bir ikili olmuş ve cinle karıştırılmış tonik içmek, bir "sağlık içkisi" imajı olmuştur. Toniğin en büyük faydası, sağlıklı bir içecek olması bir yana, kininden gelen burukluğuyla karışımlarda denge yaratır. Tonik, burukluğu ile likörün şekerini dengeler ve tatlılığı geriye çeker.  


Cin-Tonik;
Tadını tek başına fazlaca tatlı bulduğunuz birçok içkiyle toniği, aynı amaçla deneyebilirsiniz. Ama yine de, toniğin gerçekten harikalar yarattığı karışımı, cinle olan evliliğidir. 
Sıcak yaz günlerinde ince, uzun bir bardağı önce buzlukta soğutun. Bardağın uzun olması şart, zira böylece tonik hızla köpürmez, uzun süre kabarcıkları çıkmaya devam eder. İçine iki ya da üç küp buz koyun. Sonra buzdolabında iyice soğutulmuş (Gordon’s, Beefeater, Tanqueray, Genever, Stainhaeger, Bombay, Gilbey’s, Bols Silver top gin veya Tekel) cini, üçte bir ölçek ekleyin. Üzerini de iki ölçek tonikle tamamlayın. Toniği küçük şişe olması tercih edilmelidir. Bir kerede açarak kullanın, büyük şişedeki gazı kaçmış toniği tercih etmeyin. Bir dilim limon atınız. Ancak sarı limon yerine hafif tatlımsı olan yeşil limon tercih edilmelidir.  Sonra hafifçe karıştırınız. Hazır olan Cin Toniğinizi afiyetle içiniz.

Nazi partisinin askeri polis örgütü...

SS, 
(Schutz Staffel / Koruyucu Kademe)

SS önceleri Hitler' in kişisel muhafızlığını yapmak üzere kurulan birliklerdir. İlk kurulduğunda, polis görevi yapan silahlı parti militanlarından oluşuyordu. Toplama kampları kurulup, Himmler tarafından bunların yönetiminden SS sorumlu tutulunca iki ana gruba ayrıldı. 





 
Bunların ilki, Waffen-SS ya da “Silahlı SS” örgütüydü, bu örgüt artık askeri bir yapı almıştı. Ordudan geçmiş subaylar tarafından yönetiliyordu. 1942 yılından sonra askerlik yükümlüsü gençler de burada görev yapmaya başladığı için “parti muhafızı” vasfını kaybetti, normal birliklerden bir farkı kalmadı.

Diğer bölüm ise, Allgemeine SS (Genel SS). 
Bu örgüt bir çeşit polis görevi yaptı. SS’ lerin soykırım suçu işledikleri iddia edilen bölümü Allgemeine SS’dir.[kaynak belirtilmeli] Bunların subayları genelde ordu kökenli değildi.

Her iki bölüme de (önce Waffen-SS’e) yabancı personel alındı. Önce Alman asıllılardan veya Alman milletine akraba uluslardan SS Tümenleri oluşturulurken sonraları çeşitli uluslardan toplam 38 SS tümeni oluşturuldu.

 
SS Şefi Heinrich Himmler Nazi rejiminin Hıristiyanlığa olan nefretini şöyle ifade ediyordu: "Bu din (hristiyanlık) tarih içinde taşınmış olan en büyük veba mikrobudur. Ve ona öyle muamele etmek gerekir". SS örgütüne katılmakta esas olan gönüllüktür. SS' lere insanların acı çekişi karşısında soğukkanlı kalmaları ve başka ırka nefret etmeleri öğretilirdi.En önemli erdemleri Onurun Sadakatindir ilkesinden sapmaksızın Führer'e kesin boyun eğme ve bağlılıktı.

Adolf Hitler (d. 20 Nisan 1889, Braunau am Inn, Yukarı Avusturya - ö. 30 Nisan 1945, Berlin, Almanya), 1933 itibari ile Almanya'nın başbakanı ve 1934'den ölümüne kadar Almanya'nın Führer[1] iydi. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP)'nin kurucusu ve başkanıydı. 
Walter Richard Rudolf Hess (d. 26 Nisan 1894, İskenderiye, Mısır – ö. 17 Ağustos 1987, Berlin, Batı Almanya), Nazi Almanyası'nın önde gelen isimlerindendi. Aralık 1933'den itibaren SS-Ehrenführer (SS onursal lideri) olarak Obergruppenführer formasını giyme hakkına sahipti. Adolf Hitler'in Nazi Partisi'ndeki vekiliydi.

Heinrich Himmler, (1900 - 1945), 
Nazi Almanyası'nda SS lideri. Heinrich Himmler, 7 Ekim 1900' de Bavyeralı bir öğretmenin oğlu olarak Münih' te doğdu. Ziraat eğitimi aldı. 1923' teki Hitler Putsch' da (Hitler'in Darbe girişimi) yer aldı. 1925' te Nazilerin güvenlik teşkilatı SS' e katıldı. 1929' da ise SS' in başına getirilmişti. 1933'te Nazilerin zaferiyle, Alman polisinin SS kontrolüne geçmesini sağladı. Daha sonraları sıkı bir güvenlik ağı oluşturarak Nazi karşıtı birçok grubu ve kişileri yok etti, Aryan ırkından olmayan azınlıkların imhasını yönetti. 1943 yılında Frick'in yerine İçişleri Bakanlığına getirildi. Ocak 1945' de Hitler Himmler'i sırf kendine olan sadakatinden dolayı Sovyet taarruzunu durdurabilecegini düşünerek Vistül Ordular Grubu Komutanlığına getirdi. 

Nazi hücum kıtası ...

SA, 
(Sturm Ableitung / Fırtına Kıtaları) .
Kahverengi gömlekliler,
Nazi partisinin "Kahverengi Gömlekliler" de denilen hücum kıtasını simgeleyen harfler.
Nazi Hücum kıtası,
Resmi adı Sturm Abteilung olan, 1920 Almanya' sında kurulmuş yarı askeri bir siyasi yapılanmadır. Kurulmasındaki amaç Hitler' in bir nevi BodyGuard' lığını yapmaktı. Bu amaçla 1920' de kurulmuş 1921' de yarı askeri bir nitelik kazanmıştı. Zamanla gelişir ve çok daha büyük bir güç, etkin bir örgüt haline gelir. Öyleki partiyi bile tehdit eder hal alır.


Giymiş oldukları üniformanın renginden ötürü, grup "Kahverengi Gömlekliler" olarak da biliniyordu. Başında Ernst Röhm vardı.  Zamanla büyüyen ve gittikçe daha kontrolden çıkan bu örgüt, Hitler ve partisine tehdit olmaya başlar.

Röhm' ün 1934 Şubat' ında Alman silahlı kuvvetlerinin (Reichswehr) SA' nın sayısal üstünlüğe sahip olacağı ve bu şekilde hâkim olacağı tek bir örgüt içine katılmasına yönelik teklifi Alman askerî liderliğini çok kızdırdı. Ordu SA' yı disiplinsiz sokak dövüşçülerinden oluşan yaygaracı ayaktakımı olarak görüyordu. Homoseksüellik iddiaları ve "ahlaksızlıklar" orduda biliniyordu. Röhm'ün teklifi reddedildi. 

Ordunun Doğu Prusya' daki bahar tatbikatı sırasında Deutschland adlı gemide Alman silahlı kuvvetlerinin liderleriyle görüşme fırsatı yakaladı. Savunma Bakanı Werner von Blomberg eşliğinde genelkurmay başkanı Werner von Fritsch ve donanma komutanı Amiral Erich Raeder ile görüştü. Hitler komutanları Hindenburg'un giderek bozulan sağlığı konusunda bilgilendirdi ve Reichwehr'in kendisinin cumhurbaşkanı olmasını desteklemesini önerdi. Buna karşılık olarak da SA'nın boyutunu küçültüp, Röhm'ün isteklerini bastırıp Reichwehr'in Almanya'nın yegane silahlı gücü olmasını önerdi. Shirer'in anlattığına göre Hitler muhtemelen ordu ve donanmanın genişletileceği sözünü vererek de liderleri ayartmıştı. 

Nazilerin arasındaki gerginlik daha da arttı ve Hitler ile yaptığı bir ara bulma görüşmesinden sonra Röhm' ün muhafazakar iktidar yapısına karşı "ikinci devrim" çağrıları da arttı. Benzer biçimde Hitler' in 1933 yılında şansölye olmasını destekleyen muhafazakar sanayiciler de Röhm' ün Strasser kardeşler ile paylaştığı sosyalist eğilimlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirmeye devam ettiler. 
Cumhurbaşkanı Hindenburg ile olan yakın ilişkileri vasıtasıyla her iki muhafazakâr grup, askerler ve sanayiciler memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. 

1934 Haziran' ının başlarında Hindenburg Hitlere ultimatom vererek Almanya' daki gerginliğe son verilmediği takdirde sıkıyönetim ilan etmeyi düşündüğünü belirtti. Böyle bir durumda elinde gücü büyük ihtimalle sonsuza dek yitireceğini bilen Hitler SA' yı bastırmak ve "ikinci devrim" planlarına son vermek için Reichswehr ile olan anlaşmasını daha fazla erteleyemeyeceğine karar verdi. 

Son ana kadar tereddütte olan Hitler Hermann Göring ve Heinrich Himmler kışkırtmalarıyla Röhm'ün iddia edilen "planına" son verilmesi emrini verdi. Gerek Göring' in, gerekse Himmler SA ve liderinin ortadan kaldırılmasından sonra güçlerini pekiştirdiler.

1934 Haziran' ında "Uzun Bıçaklar Gecesi" olarak anılan SA'nın tasfiyesi sırasında Röhm mahkemeye çıkarılmadan suçlu bulundu. Hitler tarafından 30 Haziran' da tutuklanmasının ardından Röhm kısa bir süre Münih'te Stadelheim hapishanesinde tutuldu. 2 Temmuz günü SS mensubu Theodor Eicke ve Michel Lippert tarafından ziyaret edildi. Röhm kendisine uzatılan tabancayla intihar etmeyi reddedince Lippert kısa mesafeden Röhm' ü vurdu. Röhm infaz kararını kimin verdiğini anlamış olabilir. Doğrulanamayan bir iddiaya göre son sözleri "mein Führer, mein Führer" olmuştur. Eicke'nin ölmekte olan Röhm'e "Onu daha evvel düşünecektin. Artık çok geç," şeklinde karşılık verdiği söylenir. Röhm Münih' te bir mezarlığa gömüldü.
 

Ernst Röhm (d.28 Kasım 1887, Münih, Almanya - ö.2 Temmuz 1934) Alman subayı, siyaset adamı ve SA' ların kurucusu ve kumandanıydı. 
1920 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne üye oldu ve SA'ların kurulmasına yardımcı oldu. 1923'de başarısızlıkla sonuçlanan Münih' teki Birahanesi Darbesi' nden sonra 15 ay hapse mahkum oldu. Bu sırada Adolf Hitler ile yakın arkadaşlık kurdu. 1924'te hapisten çıktıktan sonra Röhm Hitler ile Nazilerin yeniden örgütlenmesinde birlikte çalıştı. Ancak zamanla ikisi arasında ciddi anlaşmazlıklar baş gösterdi. 1924 yılının Nisan ayında o sırada yasadışı olan SA' lara alternatif olarak Frontbannın kurulmasına yardımcı oldu. Ardından Nazilerin Nasyonal Sosyalist Özgürlük Partisi adıyla yeniden kurulan partisinin üyesi olarak Reichstag' da görev yaptı. 1925' te istifa etti. Askeri danışman olarak Bolivya' ya gitti. 

Futbolcunun topa vuramaması...

Iska,
Topu ıskalamak, (whiff the ball) .
Boşa çıkarma, rast getirememe.

Mantıkta, bir önermenin yüklemiyle konusunun yerlerini değiştirip yeni bir önerme meydana getirme ...

Evirme, (İng. conversion).
Evirtim.  
Osmanlıca, tard ü akis, aks ü tebdil 
Bir dizedeki, bir tümcedeki sözcüklerin yerlerini değiştirerek anlatıma güç katmak.
Bir önermenin konusunu yüklem, yüklemini de konu durumuna getirerek vargısı doğru olan yeni bir önerme çıkarma, akis.
Bir önermede özne ile yüklemin yerlerinin değiştirilmesi ile yapılan önerme.
Özne-yüklem önermesinde özne ile yüklemin değiş tokuş edilmesi.

Önermede nicelik değişmiyorsa evirme yalın evirmedir; tümel olumsuz ve tikel olumlu önermeler yalın olarak evrilebilirler: Hiç bir insan ölümlü değildir. Hiç bir ölümlü insan değildir.; "Kimi filozoflar dalgındır. Kimi dalgınlar filozoftur." Ama önerme, yargının niteliği değişerek de evrilebilir; bu durumda evirme ile elde edilen önermenin kapsamı evrilen önermeden az olur: "Bütün kareler dörtgendir." önermesinde evirme: "Kimi dörtgenler karedir." biçiminde yapılır, çünkü bütün dörtgenler kare değildir.

Kore' ye özgü, çeşitli sebzeler ve sığır etiyle yapılan erişte pilavı ...

Bibimbap,
Kore’nin en popüler yemeklerinden biri olan Bibimbap, sığır eti ve farklı sebzeler içerdiğinden besin değeri çok yüksektir.

Malzemeler,
Ispanak, Mantar, Fasulye Taneleri, Salatalık, Kabak, Marul, Havuç, Dövülmüş Sığır Eti, Yumurta, Karabiber, Tuz, Susam Yağı, Gochujang,(Soyadan yapılmış bir lapadır). Birçok Kore yemeğinde kullanılır ve tüm Kore marketlerinden satın alınabilir. 

Yapılışı;
Salatalıkları ince dilimlere doğrayın ve 30 dakika tuzlu suda bekletin. Suyu tamamen süzün. 
10 dakika süresince ıspanak ve fasulye tanelerini ayrı ayrı kaynatın. Suyu tamamen süzün ve tuzlayın. 
Mantar ve kabakları ince dilimlere doğrayın ve tavada yağla kızartın. 
Dövülmüş sığır etini tuz ve karabiber ilave ederek yağda kızartın. 
Marulu ince dilimlere doğrayın. (salata yapar gibi)
Yumurtayı tavada kızartın.
Kasedeki pilavın üstüne tüm malzemeleri yerleştirin ve servis edin.
Yemeğe başlamadan önce, bıraz susam yağı ve bir kaşık gochujang ekleyin.. Karıştırın. Afiyet olsun.

Kore mutfağına özgü yemekler;
Ateş eti anlamına gelen bulgogi, Koreliler gibi Amerikalıların da favorisi olan, baharatlı olmayan bir yemektir. Geleneksel olarak, Gochujang ve marulla birlikte tercih edilir. Pilavla birlikte de servis edilebilir.

Bulgogi, (Barbekü Sığır Eti),
Malzemeler;
Sığır Etinden Pirzola (2 parça), Sarmısak (3 diş), Yeşil Soğan(3), Soğan (1/2), Soya Sosu (1/3 cup), Susam Çekirdeği Yağı, Şeker, Yeşil Biber (tutam)

Yapılışı;
Et, Damarlı yüzeyinden eti çok ince şekilde dilimleyin.
Eti yumuşatmak için tenderizereti yumuşatıcı veya bıçağınızın arkasını kullanın.
Eti ağıza sığacak parçalarda kesin.

Salamura;
Sarmısağı minik minik doğrayın, Yeşil soğanı doğrayın, Soğanları arzuya göre dilimleyin veya doğrayın. Sarımsak, yeşil soğan ve soğanları bir kaseye koyun. Soya sosu, susam çekirdeği yağı, şeker ve biber ekleyin.

Salamura kasesine eti ekleyin ve bir saat dinlenmeye bırakın.
Bir tavada iyice kıvama gelene dek sık sık karıştırarak pişirin. Afiyet olsun.

Kimchi;
Malzemeler:
- 5 baş Kore lahanası,
- 2 adet beyaz turp,
- bir demet su teresi,
- 2 demet yeşil soğan,
- 2 kase kırmızı toz biber,
- 4 yemek kaşığı tuz,
- 4 yemek kaşığı şeker,
- 5 diş sarmısak,
- 1 kök taze zencefil,
- 1 kase tuzlu karides suyu,
- ve istenirse taze istiridye.

Hazırlanışı:
Lahanalar ikiye ya da dörde bölünür. Lahanalar tuzlanıp 4 saat bekletilir ya da tuzlu suda 12 saat bekletilir. Turplar dilimlenir ve su teresi 5 cm uzunluğunda kesilir. Yeşil soğanlar ince ince dilimlenir, sarımsak ve zencefil dilimlenir veya dövülür. Tuzlu karides suyu kırmızı toz biberle karıştırılır. Az acılı Kimchi tercih edenler kırmızı biber miktarı azaltabilir. Bu karışıma dilimlenen turplar, su teresi, yeşil soğanlar, sarmısak ve zencefil eklenerek hepsi elle karıştırılır. Lahanalar yıkanarak süzülür. Hazırlanmış olan karışım lahana yaprakları arasına doldurulur. Karışımı lahanaların aralarına iyice yaydıktan sonra her lahana en dıştaki yaprağı ile kapatılır ve bütün lahanalar toprak bir kaba teker teker yerleştirilir. İlk mayalanma için oda sıcaklığında bir veya iki gün bekletildikten sonra buzdolabına konur. Küçük parçalar halinde kesilerek servis edilir.
Mat-itkae Duseyo - Afiyet olsun.

Yere dikilen işaret çubuğu ...

Arda,
Dikili işaret çubuğu,
Yere dikilen işaret çubuğu,

İlke, prensip ...

Şiar,
Umde,
Mebde,
İlke, (İng. policy, İng. principle ).
Prensip,
Temel düşünce, temel inanç, umde, unsur.
Davranış kuralı,
Öge, 
Temel bilgi.
Başlangıç,  ilk olan,  kendisinden başka bir şeyin çıktığı temel, köken; 
Dayanak; temel neden, ilk neden.
Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri.
Her türlü tartışmanın dışında sayılan kural. 

Sefarad mutfağına özgü, patlıcan, patates ya da peynirle yapılan bir tür börek ...

Borekitas,
Sefarad mutfağı, iki kültürün  tariflerini alıp, kendi özelliklerini de ekleyerek  geliştirmiştir. İspanya’da bilinen adıyla  empanadas, Ladino dilinde Türkçe börek  kelimesinden gelen borekas veya küçük anlamına  gelen “-itas” ekiyle borekitas halini almıştır.  Sefarad böreklerinde tıpkı Türk mutfağındaki gibi  espinaka (ıspanak), kezo (peynir), patata (patates)  ya da kıyma ile iç yapılır. Patlıcanlı harç berenjena  (patlıcan), ise tam anlamıyla Sefarad damgası  taşır. 

Empanadas türü  olan hamur işlerine borekas dendiği gibi, kat kat  yufka ile döşenen klasik Türk böreğine de bulemas  denir. Çok sevilen bir börek türü olan, yufka  arasına çeşitli malzemeler döşenip yuvarlayarak  sarılıp gül şeklinde burmalar yapılan gül böreğine  Sefarad mutfağında bulemas adı verilmiştir. Farklı  olarak bir de tapadas vardır. Tapada, turta  şeklinde hazırlanan ve içi çeşitli malzemelerle  doldurulup tepside pişirilen bir çeşit hamur işidir.  

Sefarad mutfağının başka çok sevilen bir yemeği  de yumurtayla sebze ve peyniri karıştırıp, bazen  de ekmek kırıntıları ekleyip, kızartarak ya da  fırınlayarak pişirilen fritadas olarak karşımıza  çıkar. Bu yemek kabaktan yapılan bildik mücvere  benzese de, fırında pişirmek Yahudi mutfağına ait  bir özelliktir.  

Sefarad mutfağı denince akla, ilk önce  pırasa köftesi ya da borekitas gelir. Borekitas, Börekçik anlamına gelir “borekitas” ama türk mutfağındaki börekle alakası yoktur. Bu minik böreklerin peynirlisi, kıymalısı, patateslisi ve patlıcanlısı olur.Cuma akşamları ve bayramlarda mutlaka bulunur. 

Patlıcanlı Borekitas, (Borekitas de Berencena);
Patlıcanlı Fincan Böreği,
2-3 Bostan patlıcanı (Közlenmiş)
150 gr. Beyaz Peynir
3/4 bardak rende eski kaşar peyniri,
2 Adet yumurta. Karabiber. 

Harcın Hazırlanışı;
Patlıcanları yıkayıp, közleyin. Kabuklarını soyun. Rendelenmiş kaşar ve karabiberi ilave edin. Hazırladığınız harcı, kenarda bekletin. 

Patatesli Borekitas (Borekitas de Patata)
2-3 Adet Patates (Püre haline getirilmiş)
150 gr. Beyaz Peynir
1 Bardak rende eski kaşar peyniri
2 Adet yumurta. Karabiber.
 
Harcın Hazırlanışı;
Patateleri haşlayınız. Kabuklarını soyun. Rendelenmiş kaşar ve karabiberi ilave edin. Hazırladığınız harcı, kenarda bekletin. 

Hamur için Malzemeler;
½ bardak sıvıyağ
1 yemek kaşığı margarin
4 yemek kaşığı ılık su
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peynir
Un, Tuz.
Hazırlanışı;
Derin bir kaba sıvıyağ, margarin, ılık su, sirke, rendelenmiş kaşar ve tuzu aktarın. Yavaş yavaş unu katın. Yumuşak bir hamur elde edin. 20 dakika dinlendirin. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın. Su bardağının ağzı genişliğinde, yuvarlak hamurlar açın. Kalıpla keserek, düzgün parçalar elde edin. İçine 1 tatlı kaşığı kadar patlıcanlı veya patatesli harçtan koyup, kapatın. Dilerseniz üzerine yumurta akı sürüp, çörekotu ya da susamla süsleyebilirsiniz. 175 derecedeki fırında 20 dakika kadar pişirin. 


Sefarad Mutfağı’nın klasik tadı olan Poğaça ;
Malzemeler;
3/4 bardak sıvı yağ
2 çorba kasığı ghee (arıtılmış) tereyağ
1/2 bardak su
1 bardak rendelenmiş eski kaşar peyniri
1 yumurtanın sarısı (üstü için)
500-600 gr un,

Yapılışı;
Zeytinyağı, tereyağı, yarım bardak su ve ince rendelenmiş kaşar peynirinin yarısını karıştırıp, aldığı kadar un ilave edip iyice yoğurun. Kulak memesi kıvamına gelince yağlı hamuru 15 dakika dinlendirin. 

Sonra minik bir parça tereyağı ilave ederek tekrar yoğurun. Hamuru oklava ile açın. Bir su bardağı ile hamurdan daireler kesin. Bu yuvarlak hamur parçalarının yarısına iç malzemesini koyun, diğer yarısı ile üstlerini kapatın.Yumurta sarısına bir kaşık su ilave edip iyice çırpın. Bir fırça ile böreklerin üstüne sürün, üstlerine de rendelenmiş kaşarın kalanını koyun ve fırında 180 derecede üstleri kızarana kadar pişirin.

Doğu Hıristiyan Kilisesi' ndeki bazı din önderlerine verilen unvan...


Katolikos, (Catholicos).
Gatoğigos.
Doğu Hıristiyan Kilisesi' ndeki bazı din önderlerine verilen unvan.
Dünya ermenilerinin baş patriğidir. 

Hıristiyanlık ve Ermeniler;
Ermeniler, Hıristiyanlık'la ilk olarak M.S. 1.yüzyılda tanıştı. İsa'nın havarilerinden Aziz Tadeos, Aziz Bartolomeos ve takipçilerinin çabaları sayesinde o güne dek putperest olan geniş bir Ermeni topluluğu Hıristiyanlığı kabul etti. Romalıların buna karşı çıkmasına, 197 ve 230 yıllarında, Anadolu'da yaşayan Hıristiyan Ermenileri kırımdan geçirmesine rağmen Hıristiyan' lığın Ermeniler arasında yayılması durdurulamadı.

Nihayet 301 yılında, Aziz Krikor' un önderliği sonucunda 3. Dırtad, Hıristiyanlığı Ermeni Krallığı'nın resmi dini olarak kabul etti. Kutsal metinlerin Ermenice'ye çevrilmesi ihtiyacı, Aziz Mesrob'un 404 yılında Ermeni alfabesini yaratmasıyla sonuçlandı. Altın Çağ olarak adlandırılan bir kültürel devrimin kapılarını açan bu gelişme, Ermeni ulusunun ileride, çeşitli imkansızlıklar altında bile varlığını koruyabilmesini sağlayan en önemli unsur olacaktı.





451 yılında toplanan Kadıköy Konsili'nin kararlarını benimsemeyen ve o tarihten bu yana Hıristiyanlık içerisinde bağımsız bir kol olarak yaşamayı sürdüren Ermeni Kilisesi, bugün sekiz milyonu aşkın üyesiyle, dünyada 50 milyondan fazla üyesi bulunan Kadim Ortodoks Kiliseler ailesine mensuptur.

İstanbul Doğu Roma İmparatorluğu'nun merkezi olduktan sonra, 360 yılında Ermeni Katolikosu (Baş patrik) 1. Nerses'in Yassıada'ya sürüldüğü sırada başkentte küçük bir Ermeni cemaati zaten vardı.

Katolikos 2. Hovhannes (565-574), Perslere karşı başarısız bir isyandan sonra, birçok Ermeni soylusunun refakatinde İstanbul'a sığındı. Ermeniler kendi dilleriyle ibadete başladılar, Bizans ordusunda paralı asker olarak görev yaptılar ve imparatorluk içinde yüksek makamlara eriştiler. Depremden zarar gören Aya Sofya' nın kubbesinin onarımını üstlenen mimar, Ani'li bir Ermeni'ydi ve Dırtad adını taşıyordu.

Denizli' nin Çal ilçesine bağlı bir belde ...


Akkent,
Denizli İli, Çal İlçesi sınırları içerisinde bir beldedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ nin ilk zamanlarında, 1100’ lü yıllarda, Dedeman ağaları’ nın şu andaki Cumhuriyet Mahallesi’ nin bulunduğu bölgeye yerleşmesiyle bugünkü Akkent Kasabası’ nın temeli atılmıştır. Besleyen, doyuran manasına gelen Zaviye adı verilmiş ve bu isim yöre ağızına daha yatkın olan Zeyve ismine dönüştürülmüştür. 1932 yılında kasaba olan Zeyve, 1962 yılında Akkent ismini almıştır. 


Akkent-Zeyve Çal ilçesine 0 km, Denizli' ye 72 km. uzaklıktadır. Akkent' te komşu Ortaköy, Hançalar ve Süller kasabaları ile Develler, Bahadınlar ve Kuyucak köyleri vardır. 

Çal ilçesi,
Beldeleri;  
Akkent • Belevi • Denizler • Hançalar • İsabey • Ortaköy • Selcen • Süller   

Köyleri;  
Alfaklar • Aşağıseyit • Bahadınlar • Baklançakırlar • Bayıralan • Civelek • Çalçakırlar • Çalkuyucak • Dağmarmara • Dayılar • Develler • Gelinören • Kabalar • Kaplanlar • Karakaya • Karapınar • Kocaköy • Mahmutgazi • Peynirci • Sakızcılar • Sazak • Şapçılar • Yazır • Yukarıseyit.

1071 Malazgirt Savaşından sonra yöreye Selçuklu uç beyleri akınlar yapmaya başlamış, 1176 Miryakefalon Savaşından sonra da kesin olarak Türk Egemenliği altına girmiştir. 1862 yılında İzmir İline bağlı bir İlçe olarak teşkilatlanmış ve 1923 yılında Denizli İline bağlanmıştır. 

Kaynaklara göre antik adı Mosyna olan ilçenin, bugünkü Dağmarmara köyüne yakın bir yerleşim olduğu belirtilmektedir. Bölgenin Türk hakimiyetine girmesinden sonra yöreye yerleşenlerin demircilikle uğraşması nedeniyle Demirci köy olarak adlandırılmıştır.  19 YY. ortalarından itibaren ise Çağatay Türkçesinde “Yüksek Yer” anlamına da gelen Çal adını almıştır.

İlçenin idari yapısı içerisinde yer alan Bekilli Bucağı 1988 yılında, Baklan Bucağı 1990 yılında müstakil ilçe olmuştur. Çal’ ın doğusunda Çivril ve Baklan İlçeleri, batısında Denizli Merkez İlçe ve Güney İlçesi, güneyinde Bozkurt ve Honaz İlçeleri, kuzeyinde Bekilli ve Ulubey İlçeleri bulunmaktadır. Arazi yapısı dalgalıdır. Menderes Nehri İlçe topraklarından geçmektedir. İklim olarak İç Anadolu yayla iklimi hakimdir. Kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar serin ve kuraktır. Çal İlçesi Denizli İli’ne 63 kilometre mesafededir. Çal ayrıca Çökelez dağını aşan ikinci bir yollada Denizli'ye bağlanmış ise de bu yol fazla tercih edilmemektir. Çal Güney üzerinden Denizli-İzmir yoluna bağlanmaktadır. Çal'ın Uşak'a bağlantısı ise Karahallı ve Ulubey ilçeleri üzerindendir.  Çal'a en yakın tren istasyonu 35 km mesafedeki Kaklık istasyonudur.

Moğollarda halktan vergi toplayan memur ...

Avan,
Baskak,
Cata diye adlandırılan Moğollarda zapt edilen yerdeki halktan vergi toplayan memurlara verdikleri ad.

Moğollar;
Günümüzde Moğolistan' ın yerli halkıdır. Doğu Asya kavimidir. Asıl yurtları Moğolistan’ dır. Bugün Moğollar, Moğolistan dışında Rusya'ya bağlı; Aga Buryat Özerk Bölgesi, Ustorda Özerk Bölgesi ve Buryat Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. 

Ayrıca Çin ile Moğolistan arasında yer alan İç Moğolistan Özerk Bölgesinin de büyük çoğunluğu Moğoldur. Tarihte, Asya katısının büyük bir kısmına sahip olup, yayıldılar. Memleketlerinden çıkıp da geri dönmeyenler, diğer milletler arasında eridiler. 

Bugün Moğollar, sadece Çin ile Rusya arasındaki Moğolistan’da yaşarlar. Doğu Asya'daki sarı ırkın, Mongolist aşiretindendirler. Dilleri Altay dillerinden olan Moğolca dır.


Moğolların hakkında ilk bilgilere komşuları Çinlilerin tarihlerinde rastlanır. Verilen bilgilere göre bu cahil ve vahşi kavim küçük kabileler halinde ve göçebe şeklinde Gobi Çölünde yaşardı. Avcılık ve yağmacılıkla geçinirler, kan dökmeyi, kötülük yapmayı severlerdi. Baskınlarda ok kullanırlardı. Kadınları da harp ederdi.

Güneşe taparlardı. Her kötülüğü işlerler ve yasak tanımazlardı. Şehirleri yakar, yıkarlardı. Çoluk-çocuk kadın-ihtiyar demeyip, kendilerinden olmayan her insanı öldürürlerdi. 


Yiyeceklerini hayvani gıdalar teşkil ederdi. İnsan eti yiyenleri de vardı. Koyun, sığır, deve, at, merkep, katır, domuz yetiştirirlerdi. Nikah ve aile bağı olmayıp, bir kadına sayısız erkek sahip olabilirdi.

Moğolistan’da yaşayan Moğollar, Buda inancının Lamaizm mezhebine mensuptur. Din adamlarına lama adını verirler. Lamalar, tabiplik ve büyücülük de yaparlar. Din merkezleri Tibet’teki Lhasa şehri olup ikinci derecedeki dini merkezleri Urga’dır. Moğolistan’da, putperest ve Hristiyanların yanında, çok az da İslam dinine mensup olanlar vardır.

Kalın, seyrek ve gelişigüzel dikiş ...

Oyulgama,
Elle yapılan kalın, seyrek, gelişigüzel dikiş.
Kalın, seyrek, gelişigüzel dikiş.
İri, aralıklı dikiş.


Trabzon' un Maçka ilçesinde, "ulusal park" kapsamına alınmış ünlü vadi ...

Altındere Milli Parkı,
Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Trabzon ili merkezinden, Maçka ilçesine bağlantı sağlayan 48 km' lik karayolu ile ulaşım sağlanır. Milli Parkın ana özelliğini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisinin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.

Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere'nin batı yamacında 300 m. yükseltide kurulmuştur. Hırıstiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.

Efsanelere göre MS 4. yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın13.yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon kamnenslarından 3. Alexios (1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860' a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19.yüzyılda yaşamıştır.

Dar ve uzun merdivenlerle girilen manastır; su kemeri, kütüphane , mutfak, misafir odaları, sarnıçları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok şapellerle ziyaretçilerini karşılar. 


Doğrudan doğruya yamaca yaslanmış bina, keşişlerin barındığı asıl manastır yapısıdır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görüntüleri hayranlık bırakır. Altındere Vadisi dar boğaz karakteri göstermekte olup arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.

Milli Park, flora açısından da çok zenginlik içermekte olup yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar, sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü, Kafkas hanımeli' nden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü çeşitliliği görülmeye değer doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik, karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.

"Kokulu Kiraz" da denilen ve nohut büyüklüğündeki yemişi baharat olarak kullanılan bir ağaç ...

Mahlep,
İdris Ağacı
Kokulu Kiraz
Endirez, Enderüz
Yabani Kiraz
Mehlep (Tokat' ta Halk dilinde).
Mahlep (Prunus mahaleb), gülgiller (Rosaceae) familyasından orta ve güney Avrupa'da Fransa ve Almanya, batı ve orta Asya'da kuzey Pakistan ve Kırgızistan ile kuzeybatı Afrika'da Fas arasında kalan coğrafya anayurdunu oluşturmaktadır. Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç olup, kokulu kiraz, İdris ağacı (Prunus mahaleb). gibi adlarla anılır. Bu ağacın baharat olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişine de aynı isimle mahlep denir.

Türleri;
Kara Mahlep: Yemişleri tam olgunlaşınca karaya yakın bir renk alır.

Ala Mahlep (Kırmızı Mahlep de denir): Yemişleri tam olgunlaşınca, açık kırmızı, sarı, turuncu karışımı bir renk alır.
Pruni mahaleb Afrodizyak, balgam söktürücü, nefes darlığı ve prostat için, ayrıca şeker hastalığına karşı kullanılır.

Yaratma, yoktan var etme...

Halk, (Arapça).
Yaratma,
Yaratmak. İcad. 
Nümunesiz şey yapmak.
Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek.
İbda, İnşa.
Cenab-ı Hakkın âletsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması ve icâdı.
Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi O halketmiştir.
Kâinatı elinde tutamayan, zerreyi halkedemez.
Misli gelmemiş bir eser meydana koymak, icâd,
İbda, ihdâs, ihtirâ, icâd, sun', halk, tekvin, kelimeleri birbirine yakın mânâdadırlar.

Bağışlama ...

Af, (İng. Donation).
Bağışlamak işi, mağfiret, gufran,
Hibe,(Arapça).
Bağış, Bağışlama.
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. 
Görevden çıkarılma

Gözlüklerin büyütme gücünü ölçmeye yarayan aygıt...

Dinametre, (fr. dynamètre). 
Gözlüklerin büyütme gücünü ölçmeye yarayan aygıt. Büyütme gücü baktığınız nesnelerin ne kadar yaklaştırdığının tarifidir. Büyütme gücü ve çalışma mesafesinin yanı sıra görme alanı da çok önemli bir faktördür. Büyütme gücü yüksek gözlüklere teleskopik gözlük denir.

Bir göz hastalığı sebebiyle veya gözdeki dejeneratif değişiklikler sonucu, özellikle ileri yaşlarda oluşan görme kaybı, kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Doğal görme yeteneğimiz bazı durumlarda yetersiz kalabiliyor. Günümüzde nesneler giderek küçülüyor, daha komplike hale geliyor ve miniatürleşme gittikçe daha önem kazanıyor.
Temel işlevi gözle görülmesi zor, uzak objeleri yakınlaştırmak olan bir alet için, büyütme faktörü elbette ki en temel optik özelliklerin başında gelmektedir. 

Optik'te bir merceğin veya aynanın optik gücünü (kırma gücünü) ifade eden birime Diyoptri  Odak mesafesinin tersi şeklinde ifade edilir (1/f), Örneğin büyütme gücü 5 diyoptri olan bir mercek paralel gelen ışık huzmesini 1/5m = 20cm' ye odaklar. denir.

Az görmeye sebep olan bir çok değişik göz hastalıkları vardır. Bazı durumlarda merkezi görüş (retina merkezi) etkilenir ve hasta detayları göremez.Bu tip hastalarda görüş oryantasyonu veperiferik (yan) görüş tam olarak bozulmamıştır. Bu gibi durumlarda en iyi gözlük camları bile yakın okumada ve uzak görmede yeterli gelmez. Sonuç olarak hastaya uzak ve yakın ihtiyacını giderebilecek, büyütme gücü yüksek mercekler verilir.

Unutulmaması gereken nokta, büyütme gücü arttıkça yada açıklık azaldıkça parlaklığın düştüğüdür. Yüksek büyütme faktörüne sahip dürbünler, karanlık cisimleri göstermekte zorlanabilirler. Bu nedenledir ki, amatör astronomlar dürbünde yüksek büyütmeden ziyade ışık toplama gücüne önem verirler. Büyütme gücü ve görüntü netliği açısından tatmin edici bir sonuç sağladığı için 7x30 günışığında en çok kullanılan dürbün tipidir. İlk rakam büyütme gücünü, ikinci rakam ise objektif açıklığını belirtmek için kullanılır. Dürbün ve mercekler büyütme gücü, objektif açıklığı ve görme alanı ile tariflenir.

Bağ ya da bahçe çevresine çalılardan yapılan çit ...


Pardı,
Bağ, bahçe çevresine çalılardan yapılan çit.

Duvar,
Yaşken kesilmiş meşe dalı.
Değnek, ince ağaç dalı. 
Çit yapmakta kullanılan dilme, ince, uzun sırık. 
Parça (ağaç, odun, kereste vb. şeyler için). 

Toprak damlı evlerde tavana konulan ağaç, kiriş. Damlarda üstüne toprak yığılan kaba yontulmuş iri ağaçlar. Damlarda merteğin üstüne konulan tahtalar.

Dama konulan çalı ya da pırnal ağaçlarının saçak işini gören uzantıları. 
Ağaç kütüklerinin yarılmasıyla elde edilen odun. 
Bahçe çevresine dikilen kazık. 
Yanmış odun. 
Ardıç ağacının iri yarılmış parçalarından her biri.
Fırının, tandırın içini temizlemekte kullanılan sopanın ucuna bağlanmış bez parçası.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ