Narçiçeği rengi, alev kırmızısı ...

Vermiyon, (Fr. Vermillon)
Narçiçeği rengi, alev kırmızısı, 
Al renk, parlak kırmızı; zincifre, sülüğen;  
Zincifre veya sülüğen sürmek. 

Kadınlar en çok yakıştıranı arar bulurlar ve onu uzun süre kullanırlar. 

Nar çiçeği rengi de bunlardan biri. Yıllandıkça değeri artan şarap gibi nar çiçeği de modasını hala koruyor ve popülaritesi her geçen gün artıyor. Ojeyle başlayan nar çiçeği aşkı ruja ve allıklara da bulaştı. Nar çiçeği rengi her zaman genç gösterir.

Pirinçten elde edilen, Japonların ulusal içkisi ...


Sake, (İng. sake), 
Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı.

Japonların pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisidir. Şeffaf renkli bir içki türüdür. Alkol miktarı % 12-13 civarındadır. İçimi çok kolay bir içki türüdür. Rakıya benzetenler olduğu gibi tatlı şaraba benzetenler de bulunmaktadır. Pirinç fermante edip alkol ilavesi ile sake elde edilir.  

Genellikle Beyaz şarap rengindedir. Yaklaşık % 18-20 alkol içerir. Şaraba nazaran hafif ekşimsi bir tadı vardır. İçimi her ne kadar şarabı anımsatsa da ağızda lezettli bir tat bırakır.  

Kışın sıcak, yazın soğuk sakeler içilir. Tabi bunlar isteğe göre değişebilir. Sake'nin kahve fincanı kadehi vardır ve porselenden yapılmıştır. Meze olarak küçük balıklar tüketilmektedir. Küçük yudumlarla içilen bir içki türüdür.   
Sake yıllandırılmaz ve satın alındıktan sonra tüketilmesi gerekmektedir. Aroması çok iyi koşullarda muhafaza edilirse altı aydan bir yıla kadar korunabilmektedir. Pirinç ve tahıldan uretildiği için ABD' de bira olarak sınıflandırılmaktadır.

Sake türüne göre soğuk ya da sıcak olarak servis edilir ve özel sake bardaklarında, küçük bir içimlik kadehlerde, kampai diyerek sek olarak içilir.

İspanya, Grenada kentinde Endülüs Emevilerinden kalma saraylara verilen ad ...

Elhamra, 
El Hamra Sarayı,
Elhamra Sarayı, 
İspanyolca: Alhambra, Alambra,
Arapça: al-Qal‘a al-Hamrā, al-Qasr al-Hamrā,

İspanya'da Araplar tarafından kurulan Endülüs İslam Devleti'nin 13. yüzyıldan itibaren gerilemeye başlamasıyla birlikte Muhammed İbn'ül Ahmer adlı kumandan devletin idare merkezini Kurtuba'dan (Cordoba) Gırnata'ya (Granada) nakletti ve 1232 yılında burada "Beni Ahmer Devleti"ni kurdu. Bu devlete "Beni Nasr Devleti" de denir. Bu devlet zamanında Endülüs'te yapılan en güzel eser Elhamra Sarayı'dır. 

Granada: İslam mimarisinin ulaşabileceği yüksek noktalardan biri olarak bugünlere ulaşmış bir şahit olan Elhamra Sarayı'nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran 1. Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında atılmıştır. Saray, aynı sülaleden gelen çeşitli hükümdarlar (3. Ebu Abdullah Muhammed, 1. Ebul Haccac Yusuf, 5. Muhammed) tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir.

Elhamra Gırnata'ya hakim bir tepe üzerindeki düzlükte savunma kalesi ve saray olarak yapılmıştır. Bu yüzden dışarıdan biraz hantal görünür. Fakat hantal kale duvarlarının içinde eşsiz güzellikte bir sarayla karşılaşılır. Duvarlarında kırmızı tuğla damında kırmızı kiremit kullanıldığı için adına da Elhamra yani "Kırmızı" denmiştir.  Nasri hükümdarları yeni yapılarla kaleyi büyüttüler. Böylece Elhamra saray ve köşklerden kurulmuş bir topluluk haline geldi. Sarayların içi kadar avluları da güzeldir. 


Bunlardan en güzelleri uzun bir havuzla süslü olan El-Bürke Avlusu döşemesi mermer kaplı Meksuar Avlusu ve Arslanlı Avlu'dur.  

Arslanlı Avlu 1354-1359 yılları arasında hüküm süren V. Muhammed zamanında yapılmıştır. Avlunun ortasındaki 12 arslan ağır ve yuvarlak bir havuz yalağını destekler. Havuzun ortasındaki fıskiyeden fışkıran sular çevredeki revakların kemerlerine benzer kıvrımlar yaparak dökülürler. Birbirine dik olan Arslanlı Avlu ile El-Bürke Avlusu'nun etrafındaki salonlar eşsiz güzelliktedir. Birinci avlu 36 metre uzunluktadır. Bu avlunun iki büyük kenarı üzerine açılmış karşılıklı kapılardan yan salonlara geçilir. Avlunun kuzey ve güneyinde bulunan yedi kemerli galerinin süslemeleri gözkamaştırıcı güzelliktedir. Avlunun kuzey kenarındaki kapısından bir dehlize ve oradan da Elçiler Divanhanesine geçilir. Bu salonun kenarları 1124 metre yüksekliği 18 metre duvarlarının kalınlığı ise 3 metredir. Bu kalınlık yüzünden pencereler birer oda görünüşündedir.  

Elhamra Sarayı zarif ve zengin süslemeleri bahçeleri ve havuzlarıyla bir şiir gibidir. Fakat Charles-Quint (Şarlken) Endülüs'ü zaptedince sarayın bir bölümünü yıktırdı ve yerine Rönesans üslubunda bir saray yaptırmak istedi. 1522'deki bir depremde 1590'daki bir patlamada saray bir miktar daha hasar görmüştür. Ancak 19. yüzyıl ortalarından itibaren korunmaya alınmış ve günümüze dek gelebilmiştir.

İspanya' da Endülüs araplarından kalma saraylara verilen ad ...

Alkazar,
Kale ya da hisar anlamındadır.
Arapça:  al kasr, İspanyolca, Alcázar, 

14. ve 15. yüzyıllarda İspanya'da inşa edilmiş olan çeşitli müstahkem yapılar, saraylardır.

İspanyolların Magriplileri püskürtme mücadelesi sertleştikçe, alkazarlar hem korunma amacıyla, hem de birer güç simgesi olarak inşa edildi. Bunlar savunma kolaylığı sağlayan yüksek duvarları ve köşelerinde sağlam kuleleriyle genellikle dikdörtgen biçimli yapılardır.

Alkazarın içinde ibadet yerleri, salonlar, hastaneler, kimi zaman da bahçelerle çevrili büyük bir açık alan bulunur. Segovia' daki alkazar 14. yüzyılda inşa edilmiş, Toledo' daki ise 14. yüzyılda inşa edilmiş, daha sonra 16. yüzyılda onarılmıştır. Ama türünün en iyi örneği, 1364'te tamamlanan Sevilla'daki alkazardır. Yapımına 1360' ta başlanan ve mücear sanatının başyapıtı sayılan Sevilla Alkazarının bir bölümü, Cordoba ve Medinet üz-Zehra'dan sağlanan gereçlerle, müslümanlarca yapıldı. Bu yapı XVI. yy.'da gördüğü onarımlara karşın, Granada'daki El Hamra Sarayı geleneğini sürdüren ve İslami özellikleri çok ağır basan bir alkazardır. Yapıya bağlı ünlü Altın Kale, katkısız bir Arap sanatı ürünüdür.
VIII. yy.'da yapılan Cordoba Alkazarı (yıkık), İber Yarımadası'nda siyasal yaşamın merkezi oldu ve büyük etki yarattı.








Kaynakça,
http://tr.wikipedia.org/

Diyarbakır yöresine özgü, buğday ve yoğurtla yapılarak, soğuk olarak yenen bir yemek ...

Mehir,
Ayran Çorbası,

Malzemeler, (4 kişilik);
1 su bardağı buğday (dövülmüş)
1 su bardağı nohut (haşlanmış)
Yarım kg. yoğurt
Tuz (arzu edilen miktarda)
1 demet taze nane (ince kıyılmış)
Buğday, nohut, yoğurt ve tuzu iyice karıştırıp, servis kaselerine paylaştırın.

Buzdolabında iyice soğutup, üzerine taze nane yapraklarını serperek servis yapın.

Diyarbakır, 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin orta kısmında, Elcezire’nin (Mezopotamya) kuzeyinde yer almaktadır. Doğuda Siirt ve Muş batıda Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya kuzeyde Elazığ ve Bingöl güneyde ise Mardin illeri bulunmaktadır. Diyarbakır, yeryüzü şekilleri açısından genelde dağlarla çevrili, ortası hafif çukurlaşmış görünümündedir. İl, Güneydoğu Torosların kollarıyla çevrilidir. İlin en yüksek dağı Muş sınırı yakınındaki Anduk Dağıdır (2830 m.). Diyarbakır ilinde sert ve kurak bir yayla iklimi hakimdir

Diyarbakır ilinin ilçeleri;  
Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan’dır.

Diyarbakır yöresine özgü yemekler;
Meftune, (Patlıcan, Kabak, Bakla, Kenger, Elma, Salatalık, çağla), Patlıcan meftunesi kurutulmuş patlıcandan yapılırsa buna halk arasında "Hırçikli Meftune" adı verilmektedir.

Dolma, 
(Etli eşkili dolma-Sumaklı,  
Etsiz zeytinyağlı dolma),
Kibe-Mumbar, Kelle paça, Kibukudur,
Zahire yemekleri, (Bulgur Pilavı, Belluh, İçli Köfte, Lapa, Hıllorik, 
Pıçık, Sığma-sıkma, 


Lebeni - ayran çorbası, yoğurt çorbası),
Duvaklı Pilav, Mumbar, Kibe Kudur, Keşkek, Habenisk, Kaburga dolması,
Sörün, Mallez, Mastav,  Düzme-Pürlezzel, karnıyarık, belibağlı, içli köfte.

Tatlılar;
Kadayıf, (Kaymaklı kadayıf, düz veya burmalı, Kaymaksız kadayıf, düz ve burmalı, Peynirli kadayıf), Revani, Zingil, Taş ekmeği (üstüne pekmez ve yağ dökülür), Nuriye tatlısı, Künefe, Halbur hurma.

Ayva aşı;
Buttan kuşbaşı et kesilir. Hafifçe pişirilir. Etin üzerine, ayvalar küp şeklinde kesilerek atılır. 2-3 karıştırarak su ilave edilerek orta ateşte pişirilir. Ayvalar yumuşayınca, üzerine bir çay bardağı şeker ve bir limonun suyu konularak, yarım saat hafif ateşte pişirilir. Şeker yerine pekmez de kullanılabilir.

Lebeni (yoğurt çorbası);
Lebeni adı verilen yoğurt çorbasını pişirmek için, önce yoğurt, yumurta ve tuzla bir tencerede çırpılır. Harlı ateşte tahta kaşıkla karıştırılarak pişirilir. Kaynayan bu yoğurtlu karışıma, bir tas dövme eklenir. Dövmeler yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Üzerine naneli kızdırılmış tereyağı dökülür. Nane yerine yarpuz adı verilen yabanî nane de kullanılabilir.

Bostana,
Malzemeler;
3 domates, 
1 demet maydanoz,
5 dal taze soğan,
4 sivri biber,
1 soğan,
Yarım limon suyu,
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber,
1 çorba kaşığı kuru nane,
2 çorba kaşığı sıvıyağ, Tuz

Hazırlanışı; 
Domatesin kabuklarını soyun. Maydanozu yıkayıp kurulayın. Soğanın kabuklarını soyun. Taze soğanları temizleyin. Biberlerin sap ve çekirdeklerini çıkarın.  Hazırladığınız sebzelerin hepsini incecik kıyıp salata tabağına alın ve harmanlayın. Limon suyu, kırmızı toz biber, kuru nane, tuz ve zeytinyağı ekleyip karıştırın. 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ