Tüylü toplarla oynanan, tenise benzer bir spor dalı...


Badminton,   (Tüytop), 
Raket ve bir tür tüylü topla oynanan tenis benzeri bir oyundur. Tüytop ya da badminton, raket ve bir tür tüylü topla oynanan tenis benzeri bir oyundur.    

Kaz tüyünden yapılma bir top ve raketle oynanan bir oyun olan Badminton, topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır.  
Badminton, kolayca öğrenilebilen, erkek ve kadın, bütün yaş grubunda insanların yapabildiği ender spor dallarından biridir. Tenis oyunları gurubundan olması nedeniyle rakipler arasında bir net(file) bulunur. Herkes kendine ayrılan sahada oynar, topu (tüytop) oldukça zararsızdır. Böylece yaralanma veya sakatlanma riski en düşük etkinliklerdendir. 

Her yaşta ve her performans düzeyinde oynanır ve zevk verir, kişiyi zorlamaz, aşırı yüklenmenin kötü sonuçları oluşmaz. Özellikle ayak hareketleriyle sahayı tutma ve hamleleriyle Türklerin ata sporu kılıç kullanmaya benzemektedir.    

Badminton topu ve özellikleri, 1 adet mantar ya da plastik bir başlığa takılı 14 ya da 16 tüyden oluşur. Ağırlığı 4,73 - 5,50 g arasında değişen tüylü top, 2 adet raket ve ayakkabı. Badminton her yerde oynanabilir. Ancak rüzgar alan yerlerde oynanamaz. Kapalı spor salonları çok uygundur. Saha 6.10 m. x 13.40 m. ebatındaki kortta oynanır. Kaz tüyünden yapılma bir top ve raketle oynanan bir oyun olan Badminton, topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır.

Bronşlarda tıkanmaya neden olan bir akciğer hastalığının kısa yazılışı...

KOAH, (İng. COPD).
Chronic Obstructive Pulmonary Disease,  
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı.

KOAH akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal enflamatuar yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Ekspirium (nefes verme) sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşial ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir. Kronik bronşit ve amfizeme bağlı hava akımı kısıtlaması ile karakterizedir. 

Kronik bronşit, birbirini izleyen iki yıl içersinde bir başka nedene bağlanamayan ve en az 3 ay süren kronik öksürük ve balgam çıkarma olarak ifade edilebilir. Amfizem ise akciğerin en uç noktalarında yer alan ve atmosfer havasından Oksijeni alıp kandaki Karbon dioksiti havaya vermemizi sağlayan alveolerin (küçük hava kesecikleri) anormal ve kalıcı genişlemesidir. 

Sigara kullanımı, zararlı gaz ve partiküllere maruziyet veya genetik risk faktörleri varlığı ile birlikte kronik öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi semptomlar ile başvuran hastalarda standart akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri yapılmalıdır.

Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun...

Yedirme,
Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun.
Ham ipekle ya da iplikle, yol yol dokunup çarşaf yapmakta kullanılan bez.

Japon müziğine özgü bir tür flüt...

Nokan, (Nohkan).

Maden ocaklarında, aşağı doğru kazılmış galerilere verilen ad...

Desandri,

Maden ocaklarında aşağıdan yukarıya cevher veya kömür nakli yapmak amacı ile aşağıya doğru meyilli olarak yantaş, cevher veya kömür içinde sürülen galeri.

Maden yatağına ulaşmak için yeryüzünden başlayarak sürülen meyilli galeri.

Geviş getiren hayvanların, dört bölümlü midelerinin dördüncü bölümü...

Şirden, (Abomasum) Tek mideli memelilerin midesine benzer.

Gevişgetirenler (Ruminantia), çift toynaklılar (Artiodactyla) takımı içinde bir alt takım.
Bu alt takıma ait otobur hayvanların sahip oldukları çok odalı mideleri mikrobiyolojik bir sindirim yöntemini mümkün kılar. Geviş getiren hayvanların mideleri çoğunlukla dört odadan oluşur. Midenin bu dört kısmı;  Şirden (Abomasum), İşkembe (Rumen), Börkenek (Retikulum) ve Kırkbayır (Omasus)' dan oluşur.
İşkembe; (Rumen), Sığır ve koyun gibi geviş getiren hayvanların dört gözlü midelerinin ilk ve en geniş bölümüne işkembe denir. . Halk arasında hayvanların midelerinin tamamına da işkembe denir.Geviş getiren otçul memelilerin mideleri; işkembe (rumen), börkenek (reticulum), kırkbayır (omasus) ve şirden (obamasum) olmak üzere dört bölmeden meydana gelir. Alınan bitkisel besinlerdeki selülozun sindirimi zordur. Bu sebepten dört bölüm halindeki midede besinler kısım kısım sindirilir. Her bölümün besin sindiriminde taşıdığı enzimler veya bakteriler sebebiyle ayrı ayrı görevleri vardır. Sindirim enzimlerine yardımcı olarak selüloz parçalayan birçok bakteriler de sindirimlerde rol oynar. Sığır ve koyunlar besinlerini ağızda tükürükle karıştırarak bir miktar ezdikten sonra midenin ilk bölümü olan işkembeye ve buradan da börkeneğe aktarırlar. Bu iki bölümde çok miktarda bulunan bakteriler,selülozu parçalamaya başlarlar.Hayvan genellikle dinlenme halinde refleks bir geğirme ile besinlerini ağıza getirerek dişleriyle damak arasında iyice ezer. Bu olaya geviş getirme denir. 

Gevişten sonra yutulan besinlerin çoğu midenin üçüncü bölümü olan kırkbayıra gelir. Burada çalkalanarak bir miktar suyu çıkarıldıktan sonra, son bölüme (şirden) aktarılır. Bu bölüm diğer memelilerin midelerine tekabül eder. Burada hidroklorik asitin etkisi sözkonusudur. Geviş getirenlerin midelerindeki bakterilerin faaliyeti dikkat çekicidir. İşkembede selüloz zarlarını parçalayan bakteriler görevlerini bitirdiğinde ’demlendirici’ denen başka mikro organizmalar tarafından sindirilir. Bunlar da son bölümde hidroklorik asitle öldürülerek sindirilir. Geviş getirenlerin midelerindeki sindirim bakterileri hem sindirimde rol oynar hem de besin kaynağı meydana getirirler. Deve, lama ve cüce geyikgillerin mideleri üç gözlüdür. Bunlarda kırkbayır bulunmaz.

İnek, koyun, keçi, deve, geyik, zürafa gibi canlılar geviş getirirken at, eşek, domuz ve katır geviş getirmez. Geviş getirmeyen otçul memelilerde ince bağırsak daha uzundur. Otçul memelilerden geviş getirenlerde selüloz sindiren mikro organizmalar işkembede, geviş getirmeyenlerde ise kör bağırsakta bulunur.

İçinde afyon bulunan sulu ilaç...

Lavdanom, (Fr. laudanum).
Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.

Mardin' in Dargeçit ilçesinde, dicle kıyısında bir Kaplıca...

Germiab,

Mardin’de şifâlı su kaynağı yok denecek kadar azdır. İldeki tek kaplıca Germiab Kaplıcasıdır. Üst Kretase filişlerinin görüldüğü alan ile güneydeki Eosenin kompleks serisi arasında Dicle Nehri’ni kesen kuzey-batı, güney-doğu yönlü ufak bir fay hattı bulunmaktadır. Bu fayın kuzey çöküntüsünde iki adet sıcak su kaynağı  görülmektedir. Bu kaynaklardan biri Dicle’nin doğusunda Şırnak-Hısta kaplıcası, diğeri ise batıda nehrin karşı kıyısında yer alan Mardin-Germiab kaplıcasıdır.

Germiab Kaplıcası, Dargeçit ilçesinin Ilısu köyü yakınlarında Dicle Nehri kıyısındadır. Mardin, Dargeçit’in 18 km. uzağındaki Dicle Irmağı kenarında ılık su (germiab) kaplıcasıının  kimyasal özellikleri zengin olmakla beraber 40 derece sıcaklıktaki kükürtlü su romatizmal ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. İçme ile, karaciğer, barsak ve safra yolları hastalıklarına; banyo ile romatizma nefrit, polinefrit, nevralji, cilt ve kadın hastalıklarına faydalıdır.

İtalyan peynir türleri ...

Parmıcan, 
Parmesan, (Parmigiano-reggiano), 
Romano,
Gorgonzola,
Erbo,

Parmesan Peyniri, ya da parmıcan, İtalya'nın kuzeyindeki Parma adlı küçük bir şehirde üretilmeye başlanıp lezzeti ve kalitesi ile ünü tüm dünyaya yayılmış çok sert ve açık sarımsı rengi olan bir peynir türüdür. Parmesan'ın en az bekletme süresi 12 aydır. Genelde "Sezar Salata"da kullanılır.

Mısır' da Dünyanın en büyük barajlarından biri...


Assuan Barajı, (Aswan).
Mısır'ın güneyinde nil nehri üzerinde bulunan, yapıldığında dünyanın en büyük barajı olan, 1899' da yapımına başlanıp 10 Aralık 1902' de yapımı biten baraj, halen dünyanın en büyük barajlarındandır.

Barajın yıkıldığı varsayıldığında ise Mısır' ın %90' nının su altında kalacağı gerçeği vardır. Çünkü tüm halk nil havzası boyunca yerleşmiştir.

Mısır' ın en büyük barajı. Çok eski bir tarım ülkesi olarak bilinen Mısır'ın can damarı Nil Nehridir. Bu nehrin getirdiği alüvyonlu topraklardan meydana gelen Nil Deltası, iki çöl arasında çok geniş ve verimli bir arazidir. Her yıl mevsimlik su taşmalarıyla ekili alanlar zarara uğramakta, hem de sınırlı su kaynaklarına sahib olan ülke bu su potansiyelinden yeterince faydalanamamaktaydı. Yukarı Nil bölgesinde tarihi ve turistik bir şehir olan Assuan yakınlarında ilk baraj 1902 yılında yapıldı. Bu baraj, 1912 ve 1934'te yükseltilerek 44 m yüksekliğe eriştirildi. Son olarak yapımı 1970'te tamamlanan Büyük Assuan Barajı (Sedd-ül-Ali) Ocak 1971'de resmen açıldı. 

Eski barajın 6 km güneyinde yer alır. 164 milyar metreküplük muazzam bir su kapasitesine sahib olan bu dev baraj, Nil Nehrini kontrol altında tutar. Barajın arkasındaki Nasır Gölünde biriken su, Belçika büyüklüğünde bir alanı kaplamaktadır. Bu su sayesinde çölün kenarında yer alan susuz ve kurak alanlardaki geniş topraklar tarıma elverişli hale getirilmiştir. Su, güneşli iklim, kimyasal gübreler ve modern usullerin kullanılması, Mısır tarımcılığını yüksek üretim seviyesine çıkarmıştır.

Japonya' nın küçük para birimi...

Japonya para birimi Yen' dir.

Rin, (1/1000)
Sen, (1/100)
Yen, (JPY), (¥). 
1 Yen=100 sen. 

Japon Yeni, dünyanın 2. büyük ekonomisi olan Japonya' nın para birimi olsa da değeri döviz kurunda çok daha düşüktür.
  • 1 Türk Lirası = 62 Yen
  • 1 Euro = 130 Yen
  • 1 ABD Doları = 92 Yen
  • 1 İngiliz Sterlini = 150 Yen
  • 1 İsviçre Frangı = 85 Yen

Baharat olarak kullanılan aromatik bir bitki...


Tarhun,
(Artemisia dracunculus, Tarragon, Estragon.)
Terhon, Tarhın, Terhun.
Pelin otu,
Şerit yapraklı pelin.Tarhun baharat olarak kullanılan bir bitkidir. Baharat olarak fransız yemeklerinde çok sık kullanılır.



Kökeni Sibirya'dır, buradan tüm Avrasya'ya yayılmıştır. Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Sibirya' dır. Türklerin Orta Asyadan göçleriyle İran ve Anadoluya getirilmiş. Haçlı seferleriyle Avrupaya götürülmüştür. Günümüzde Avrupada büyük ölçüde kültürü yapılmakta, ülkemizde de Ankara, Gaziantep, Urfa ve Erzurumdaki bazı bahçelerde yetiştirilmektedir. Kuzey yarım kürede yaygın olarak yetişir. Boyu 120-150 cm.'dir. Yaprakları 2-8 cm. uzunluğunda, 2-10 mm genişliğindedir. 60-120 cm. boylanabilen, keskin ama hoş kokulu, dayanıklı çokyıllık çalımsı bitkidir. Yuvarlak kesitli ve dallara ayrılan yapılı gövdesi açık yeşil renklidir: oysa bitkinin tabanına doğru gövde kahverengileşir.

Yaprakları ince, uzun ve parlak yeşil renklidir. Yaprak altında bulunan yağ bezeleri biberimsi acı tadı olan güzel bir koku yayarlar. Çiçekleri küre biçimli, küçük ve yeşilimsi beyaz renkli olur.

Fransız tarhunu (A. dracunculus) ilkbaharda yaprakları bölünerek,
Rus tarhunu (A. dracunculoides) ise tohumları ekilerek çoğaltılır.

Tarhunun yapraklı dallari iyot, mineral tuzlar, A ve C vitamini yönünden zengindir. Körpe ya da kurutulmuş yaprakları pek etkili çeşnisi nedeniyle, Fransızlarınki gibi dünyanın en seçkin mutfaklarında baharat olarak bolca kullanılmaktadır.


• Zararsız ve etkili bir iştah açıcıdır.
• Sindirim salgılarını artırarak sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür.
• İdrar söktürücüdür.
• Güçlendirici tonik etkisi vardır.

Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yaprakları, bitki çiçek açmadan önce toplanıp gölge ve havadar bir yerde özenle kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru yaprak üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. İnfüzyon; Bitkilerin suyun kaynama noktası altında demlenmesi ile bitkisel ilaçların suya geçirilmesi ile oluşan çözelti. Bu infüzyon günde üç kez birer bardak içilir.




Kara derili, zenci ...

Negro, 
Zenci, 
Kara derili,
Siyah ırktan olan kimse
Ten rengi siyah olan insanlara verilen genel ad.

Zenci sözcüğü bazı insanlar tarafından aşağılayıcı anlamda kullanıldığı için bu sözcüğün kullanımı ayrımcılık, olarak değerlendirilmektedir. Bu konuda duyarlı kişiler zenci yerine siyahi ya da kara derili gibi yansız sözler kullanmayı tercih etmektedir.



Siyah,  Siyahi, 
Kara derili, 
Arap
Fellah,
Habeş,
Çikolata renkli.

Silindir biçiminde bir tür Hollanda peyniri...

Guda,
Gouda, 
Portakal rengindeki kılıfıyla tanınan, çiğ sütten üretilen sıkı dokulu bir Hollanda peyniridir. İlk kez Hollandanın Gouda kentinde üretilen bu peynir, yemeklere katılır ve pizzaların aranan lezzetini oluşturur. Bu ülkede kahvaltılar ise goudasız düşünelemez.

Avrupada peynirleriyle tanınan ülkelerden biri de Hollandadır. Geniş otlakları , büyükbaş hayvan yetiştiriciliği nin gelişmesini sağlamıştır. Hayvancılığın merkezi olan Edam ve Gouda kentleri aynı zamanda peynirleriyle de tanınır.

İnek sütünden yapılan, yarı sert bir peynir türüdür. Tatlı ve meyve aromalı bir tada sahiptir. Kolay dilimlenebilir. Olgunlaştırılan Gouda peynirlerinin daha keskin tadı vardır. Şarap ve meyve ile tüketilmesi önerilmektedir. Saklanması çok kolaydır. Üstelik zamanla tadı daha da güzelleşir. Satın aldığınız goudayı şeffaf folyoya sardıktan sonra buzdolabının sebzeliğinde 2-3 hafta saklayabilirsiniz
 

Çok dayanıklı olan Hollanda peynirleri, ortaçağda özellikle seyyahların, denizcilerin ve tüccarların gözdesi olmuştur. Lezzetleri kadar, dayanıklı oluşları da bu tercihte büyük rol oynamıştır. Hollandanın güneyinde, Utrecht civarında üretimi yapılan gouda peynirinin satışı, zaman içinde yerel sınırların dışına taşmış ve giderek endüstriyel bir boyut almıştır. Günümüzde Hollanda dışında, Almanya ve Fransada da büyük miktarlarda üretilmektedir.

Uşak yöresine özgü, kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu...

Karataş,

Uşak yöresi Halk Oyunları;
Uşak’ın konumu iç batı Anadolu eşiğinde olduğundan zeybek oyunlarından ve teke yöresinden etkilenmiştir. Teke ve zeybek yöresinin beşiğindedir.Geçiş yöresi olduğu için oyunları bol ve zengindir.

Davul zurna eşliğinde kadın ve erkeklerin oynadığı kaşıkla oynanan zeybek oyunları.
İslamoğlu Zeybeği
İslice Zeybeği
Takmak Zeybeği
Gediz Zeybeği

Diğer Oyunlar;
Karataş 
Karanfil
Ormandan Gel
Elmanın İrisi
Üzüm Sereriz.
Ho tin tin (Banaz yöresinde kadınların tefle oynadığı bir oyundur.)

İyi bir şeye erişme durumu...

Ergi, (Eskiden),
Mazhariyet.
İyi bir şeye erişme durumu,
İyi, güzel bir şeye erişme.

Diyarbakır yöresine özgü, sütle yapılan bir hamur tatlısı...


Nuriye,
Sütlü Nuriye Tatlısı,

Malzemeler;
1,5 su bardağı şeker
1,5 su bardağı su
1
yumurta
5
yumurta beyazı
1/2 tatlı kaşığı tuz
4 su bardağı un
2,5 su bardağı
ceviz
130 gr. tereyağı
1 su bardağı nişasta
1 su bardağı
süt
Kaymak

Yapılışı;

Şeker ve 1+1/4 su bardağı suyu tencereye koyun, 5 dakika kaynatıp, limon suyunu ekleyin, 1-2 taşım daha kaynattıktan sonra ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Bir kapta, bir bütün yumurta ile 5 yumurta akına. 1/4 su bardağı tuzlu su ekleyerek çırpın, kar haline gelince unu ilave edip yumuşak bir hamur hazırlayın. Bu hamuru 2-3 dakika kadar yoğurun. Ceviz büyüklüğünde parçalara ayırdığınız hamurdan bezeler yapın ve üzerine nemli bez örtüp 30 dakika dinlendirin. 

Cevizi dövün veya makinede çekin. Diğer yanda tereyağını eritin ve soğutarak yarı donmuş kıvama getirin. 30-35 santimetre çapta bir tepsiyi 1 yemek kaşığı yağ ile yağlayın. Bezeleri, her birinin altına ve üstüne nişasta serperek çok ince açın. Yufkaların kalınlığı yarım milimetreden daha ince olmamalıdır. Yufkaların yarısını, aralarına iki yufkada bir erittiğiniz tereyağından sürerek tepsiye yayın. Üzerine ceviz serpin. Kalan yufkaları da aynı şekilde yağlayarak cevizin üzerine yerleştirin, en üste koyduğunuz yufkayı da yağlayın. 

Önceden ısıtılmış orta sıcaklıktaki fırında açık pembe renk alıncaya kadar tatlınızı yaklaşık 25 dakika pişirin. Bir başka kapta ise sütü ısıtın ve fırından çıkardığınız yufkaların üzerine gezdirin. Kapağı örtüp 10-15 dakika yumuşatın. Şurubun 1/3'ünü tatlının üzerine dökün, tekrar kapağını kapatın ve hamurun şurubu çekmesini bekleyin. Kalan şurubu, 7-8 dakika daha kaynatıp koyulaştırın ve tatlının üzerinde gezdirin. Soğuyunca dilimleyin ve kaymak ile beraber servis yapın. 
(Hamur hazırlayarak yufka yerine hazır yufka da kullanılabilir.)

Budizm' de ruhun ulaştığı en yüksek aşamaya verilen ad...


Nirvana, (Sanskritçe). 
Budizmin "kurtuluş" için kullandığı terim. 

Her türlü isteklerden, tutkulardan, duygulanımlardan kurtulup, ben'in ortadan kalktığı en yüksek ruh durumuna erişme.

Sanskrit dilinde "dışarı" anlamına gelen "nir" ve "esmek,üflemek,nefes vermek" anlamındaki "va" sözcüklerinden türetilmiş olup, Doğu dinlerinde, mistizminde ve Hint Teozofi'sinde manevi kurtuluş'u belirtmek üzere, sözcük anlamıyla "dışarı esmiş", "dışarıya üflenmiş" anlamına gelir.

Özetleme, kısaltma...

İcmal, (Osmanlıca, Arapça),
Özet, kısaltma.
Hülâsa etmek. 
Kısaltmak, bir araya toplamak. 
Kısa anlatmak. 
Biriktirmek.
Uzun bir hesaptan çıkarılan hülâsa, netice.
Gösterge.

Emin olma, doğruluğuna inanma...

İtminan, (Arapça, Osmanlıca),
İnanma, güvenme.

Emniyet içinde olmak. 
İnanmak. 
Mutlak olarak bilmek. 
Kararlılık.

Trabzon' da dokunan ve daha çok peştamal olarak kullanılan bir tür dokuma...


Keşan,
Peştemal, bir çeşit başörtüsü.
Başörtüsü.  

Trabzon Köylü kadınlarının başlarına örttüğü Keşan (bazı yerlerde çeşan denilir) artık kullanım sıklığını yitirmiştir. Çarşıda, pazarda, düğünlerde çokça revaçta olan bu giysiyi, kadınlar başlarına örterlerdi. Bölgemizi simgeleyen kırmızı, sarı, siyah çizgili örtü nedendir bilinmez yavaş yavaş kullanımı azaldı. Yine bir başka geleneksel giysi olarak peştamalı örnek gösterebiliriz. Annelerimizin ot biçerken, çay toplarken, bahçe ile uğraşırken üzerinin kirlenmemesi için kullandığı peştamal.




Keşan, Sarp yerden kesilmiş odunları indirmeye yarayan, kalın çatal ağaçtan yapılmış kızak. 
Keşan, Çocukların karda kaydıkları küçük kızak, Tırmık.
Keşan, Zincirden yular.

Uygulamalı öğrenme dönemi...

Staj, (Fr. stage).
Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi. 
Bir kimsenin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir veya birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem.

Gözü kapalı inanılan düşünce,dogma...

İnak, (inağ, inalı, yinak).
Nas, Sav.
Felsefede Dogma.(Yunanca).
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. 
Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak.
Kendisine inanılır ve güvenilir emin kimse, inal. 
Kendisini emniyette bilen.

Şeker kamışı veya şeker pancarından şeker üretimi sırasında geriye kalan atık...

Melas, (Fr. mélasse, İng. melasses ).
Alkol, maya ve yem sanayinde temel hammadde durumundadır, ayrıca ucuz olduğu için sitrik asit fermentasyonunda hammadde olarak da kullanılır. Sitrik asit, gida sanayinde koruyucu madde ve limon tuzu olarak da kullanılır. İşlenen pancarın % 4’ü oranında melas elde edilir.
Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa.
Şeker kamışı veya şeker pancarından şeker üretimi sırasında geriye kalan atık.
Şekeri, örüt şeker olarak ayrılmış olan şuruptan geri kalan ve % 50 şeker içeren kahverenkli koyu sıvı.

Şeker pancarı veya şeker kamışından şeker elde edilirken oluşan, koyu ve zor akıcı pekmez görünüşlü, suda çözülebilen karbonhidrat bakımından zengin şeker sanayi yan ürünü.

Şeker Fabrikalarında şeker pancarı ve şeker kamışı üretiminde fabrikasyon kademesinde şekerin fabrikasyona geri alınamayan son şurubudur. Türkiye'de şeker kanunu gereği kota uygulaması sonucu melas üretimi giderek azalmaktadır. Melas hayvancılıkta (düşük sakkaroz oranlı melas) kömür sanayinde, gübre yapımında, yem üretiminde ve alkol üretiminde kullanılır.

Şeker üretiminde, artık olarak ele geçen şekerli, kahverengimsi kıvamlı sıvı. Dünyada melasın çoğu Küba, Brezilya ve Hindistan gibi sıcak iklimli ülkelerde yetişen şekerkamışından elde edilir. Şeker Pancarı melası ise daha çok ılıman iklime sahip BDT, Amerika, Almanya, Fransa ve diğer ülkelerde üretilir.

Şeker üretiminde üretiminde billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan posa...

Melas, (Fr. mélasse, İng. melasses ).
Alkol, maya ve yem sanayinde temel hammadde durumundadır, ayrıca ucuz olduğu için sitrik asit fermentasyonunda hammadde olarak da kullanılır. Sitrik asit, gida sanayinde koruyucu madde ve limon tuzu olarak da kullanılır. İşlenen pancarın % 4’ü oranında melas elde edilir.
Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa.
Şeker kamışı veya şeker pancarından şeker üretimi sırasında geriye kalan atık.
Şekeri, örüt şeker olarak ayrılmış olan şuruptan geri kalan ve % 50 şeker içeren kahverenkli koyu sıvı.
Şeker pancarı veya şeker kamışından şeker elde edilirken oluşan, koyu ve zor akıcı pekmez görünüşlü, suda çözülebilen karbonhidrat bakımından zengin şeker sanayi yan ürünü.

Şeker Fabrikalarında şeker pancarı ve şeker kamışı üretiminde fabrikasyon kademesinde şekerin fabrikasyona geri alınamayan son şurubudur. Türkiye'de şeker kanunu gereği kota uygulaması sonucu melas üretimi giderek azalmaktadır. Melas hayvancılıkta (düşük sakkaroz oranlı melas) kömür sanayinde, gübre yapımında, yem üretiminde ve alkol üretiminde kullanılır.

Şeker üretiminde, artık olarak ele geçen şekerli, kahverengimsi kıvamlı sıvı. Dünyada melasın çoğu Küba, Brezilya ve Hindistan gibi sıcak iklimli ülkelerde yetişen şekerkamışından elde edilir. Şeker Pancarı melası ise daha çok ılıman iklime sahip BDT, Amerika, Almanya, Fransa ve diğer ülkelerde üretilir. 

Şekerkamışı melası: 
Şekerkamışından ham şeker elde edilirken, santrifüj ismi verilen döner makineler yardımıyla kamış melası, şeker kristallerinden ayrılır. Bu işlem üç kademede yapılır. Ele geçen ilk porsiyon, sonrakilerden daha açık renkli ve sakkarozca da daha zengindir. Üçüncü ve genellikle sonuncu olan porsiyon, kıvamlı, koyu renkli ve ağır bir tattadır. Bu porsiyon şekerin kristallendirilerek ekonomik olarak elde edilebildiği son porsiyondur.

Açık renkli ilk melas yaklaşık % 65 karbonhidrat, % 24 su, % 6 kül ve az nispette minerallerle B grubu vitaminlerden müteşekkildir. Koyu renkli son porsiyon melas ise % 55 karbonhidrat, % 24 su, daha yüksek yüzdede (öncekine göre) mineral ve vitaminler ihtiva eder. Keza bu melas daha çok besin ihtiva eder.

Açık melas genel olarak şekerlemede, koyu melas ise sığır, koyun ve at yemlerinde kullanılır. Endüstride melas alkollü içki ve birtakım kimyevi maddelerin üretiminde kullanılır.
Şeker Pancarı melası: 
Santrifüjler pancar melasını, buharlaştırma işlemi ile elde edilen şeker kristallerinden ayırmada kullanılır. Pancar melasının, kamış melasına nazaran daha az vitamini vardır. Tadı da iyi değildir. Kullanılma sahası, başlıca hayvan yemi ve alkollü içkiler olmaktadır.

Şeker pancarı;
İnsan yaşamının her döneminde çok önemli bir temel besin maddesi olan şeker ülkemizde şeker pancarından üretilmektedir.  Şeker pancarı dekar başına yüksek verim ve gelir getirmektedir.  Şeker pancarının bir başka yönü de Çok yüksek, önemli bir ön bitki etkisine sahip olmasıdır. Bu yönüyle de toprak verimliliğinin yükselmesini dolayısıyla diğer kültür bitkilerinin veriminin artmasını sağlar. Bu kadar önemli olan şeker pancarının bol ve kaliteli olması için, yetiştirme tekniğinin iyi bilinmesi gerekir

Eskiden sülüs yazı yazmak için kullanılan bir tür perdahlı kağıt...

Alikorna, 
Aligorna, (İtalyanca livorna). 
İtalya’dan gelme bir çeşit perdahlı kâğıt.

Doğru yolu gösterme...

İrşat, (Arapça),
İrşad, (Osmanlıca).
Doğru yolu gösterme, uyarma.
Çirkin, suratsız.

Doğru yolu göstermek. Akli ve kalbi, mukni ve te'sirli eserler veya sözlerle gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek. Cadde-i kürba-yı Kur'aniye yolunda selâmetle devam ettirmek. Allah'a ibadet ve itaata kavuşturmak. Veli bir zâtın, bir kimsenin hidâyete ermesine vesile olması.

Hak ve hakikatı arayan kimselere bir mürşid-i ekmelin Kur'ânî ve İslâmî eserleriyle veya sözüyle Sırat-ı Müstakim olan İslâmiyet yolunu tanıtması ve tarif etmesi. İmanı kuvvetlendiren ve inkişaf ettiren tahkikî ve yakînî delillerle hak ve hakikatı talim ve tedris etmesi.

Kütahya' nın Emet ilçesinde bir dizi mağaranın ortak adı...

Avara,
Emet, Kütahya'ya 100 km. uzaklıktadır. Şifalı su kaynakları bol olan bu bölge "Termal Turizm Bölgesi" olarak ilan edilmiştir. Eğrigöz kalesi ve doğal mağaraların içerisindeki sarkıt ve dikitler turistlerin ilgi odağıdır. Gencel, Tahtalı, Tetik, Kirazlı, Karataş, Kayı Göleti görülmeye değer yerlerdir.

"Kirpiotu, Koniçiçeği" gibi adlar da verilen ve vatanı Kuzey Amerika olup çay gibi haşlanarak içilen şifalı bir bitki...

Ekinezya (Echinacea purpurea, Echinacea angustifolia, Purple Coneflower), 
Erguvani kirpibaşı,  Kirpibaşı,  Kirpiotu,  
İnce yapraklı eflatun koza çiçeği, 
Samson kökü, Koniçiçeği,

Asteraceae familyasından soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık Meksika kökenli bir bitkidir.Latince İsmi, Echinacea purpureadır. Bir öbek etrafında birden fazla dallara ayrılarak büyüyen bitkinin her dalında çoğunlukla bir tek çiçek yer almaktadır. Ekinezya bitkisinin en ucuna yerleşmiş bir çiçek vardır. Bu bitkinin, çiçeğin rengi kızıla doğru giden eflatundur. Bitkinin tohumu hafif dikenimsidir. Yunanca “echinos”(dikenli, dikenimsi) kökünden olup Ekinezya (Echinecea) olarak yunancadan türemiştir.

Kızılderililer bitkinin kökünü ve yapraklarını her tür yaranın tedavisinde, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı. Bitki Amerika’ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır. 

Soğuk algınlığı, grip, herpes, sinüzit, saman nezlesi, solunum hastalıkları; anti iltihabi hastalıklarda çok faydalıdır. Yapılan araştırmalara göre ekinazya nezlenin 12 klinik septomunu azalttığı bulunmuştur. Nezlenin ilk işaretleri görüldüğünde alınmalıdır. Sık sık tekrarlayan yerleşik müzmin bronşit, Sinüzit de koruyucu olarak da kullanılabilir. Ayrıca grip ve kulak enfeksiyonlarında da faydalı olduğu tespit edilmiştir.  Egzama, çıbanlar, kesikler, yanıklar, sedef, sivilce,yaralar, ülser, kurdeşen v.b deri hastalıklarında büyük derecede iyileşme sağlar.
 
Ekinezya çayı normal çayı demlediğimiz gibi demlememeliyiz. 1 litre suyun içerisine 3,5-4 tatlı kaşığı kuru ekinezya bitkisini ekleyip 2-5 dakika bekleyin. Taze ekinezya bitkisinden, 1 avuç demliğe koyup üzerine 1/4 litre kadar (yaklaşık 1,5 su bardağı) sıcak su ekleyip yine 2-5 dakika demini salana kadar bekleyin. 15 gün tükettikten sonra mutlaka 1 ay ara verin. Günde en fazla 3 fincan için. Ekinezya çayı 15 gün boyunca kullanılır. Fazla kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca Otoimmün hastalığı olanların kullanması tavsiye edilmez. Bağışıklık baskılayıcı ve anksiyete ilaçları ile alınmsı önerilmez. Hamilelerin kullanması tavsiye edilmez. Bir yaşından küçük çocuklarda da kullanılması önerilmez.
 

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ