Çökelek, Ekşimik...

Çökelek,
Ekşimik,
Kesik, Keş, Kurçi, Katık,
Urda,
Jaji (Bitlis), jajik, cacık, 
Torak (Dorak).
Minci,

Çökelek peynirine verilen başka bir ad....

Minci, 
Torak, (Dorak).
Kesik, Keş, Kurçi, Katık,
Urda,
Jaji (Bitlis), jajik, cacık,

Çortan, Doğu Anadolu'da çökelek peynirinin kurutulmuşuna verile ad,

Ekşimik, Yağı alınmış sütten yapılan ve çökelek de denilen peynir, 


Güneydoğu Anadolu’da, özellikle Mardin yöresinde yaşayan bir topluluk...

Mihalmiler,
Mıhallemi olarak anılan halk topluluğu gündelik yaşamlarında semitik bir dil ailesine mensup Arapça'nın Kıltu(Qıltu) lehçesiyle konuşmaktadırlar. İnanç bakımından çoğu sünni ve şafii mezhebine tabidirler. Ayrıca Hristiyan ve Musevi Mahalmiler de mevcuttur.

Nüfuslarının büyük bölümü Turabidin ve çevresinde bulunan Mahalmilerle ilgili bir rivayet onların büyük bir arap kabilesinden oluştuğu yönündedir. Bir başka görüşe göre ise Mahalmiler Aramilerin bir koludur ve M.Ö. 1050 yılında Hititlerin gücünün zayıflamasıyla Arabistan topraklarından Anadolu'ya gelmişlerdir. Sami ırkından geldikleri bilinen bu halkla ilgili bir yazıtta Ahlami Armaya tabiri kullanıldığı görülmüştür. 

Varolan görüşlerden bir diğerine göre ise Mahalmilerin Tunus ve Cezayir'den göç eden Beni-Hlial kabilesine mensup araplardan müteşekkil olduğu ileri sürülmektedir. Bunun yanında Mıhallemi kelimesinin 15.yüzyılda adı geçen bir türk aşireti olan Maklemite'den kaynaklandığı dolayısıyla bu ırkın aslında türk olduğu iddia edilmiştir. Aynı şekilde kimi Süryani kaynaklarınca bu topluluğun Süryani ve Hristiyan olup sonradan müslümanlaştığı iddia edilse de Osmanlı belgelerinde kendilerinden Müslüman Mahalmi Cemaati diye söz edilmektedir. Görüldüğü gibi Mahalmilerin kökeni hakkında epey söylenti mevcut..
Mahalmileri kültür ve yaşam tarzı olarak diğer komşu halklardan ayıran pek olgu yoktur; sadece dil konusunda bir farlılık görülmektedir. Mahalmilerin çoğu yaşadıkları coğrafya itibariyle Türkçe ve Kürtçe'yi iyi konuşurlar. Geniş aile yapısının ve akrabalık kurumunun yaygın olduğu Mahalmilerde akraba ve grup içi evlilikler tercih edilse de zamanın getirdiği yeniliklerden dolayı artık buna pek riayet edilememektedir.

Mahalmiler, Mardin Midyat Ömerli Siirt Urfa Batman gibi il ve ilçelerde ve bunların köylerinde yoğun olarak bulunmaktadırlar. 

Kuzeydoğu Afganistan’da yaşayan ve “Nuristaniler” de denilen bir halk...

Kafirler,
Nuristaniler,
Afgan halkı iki büyük ırkın yani Hint Avrupa ve Ural Altay gruplarının mensuplarından oluşmaktadır. 
Birinci grup beyaz ırk;
Peştunlar, Tacikler, Hazaraları, Nuristaniler (Kafirler), Beluçlar, 
İkinci Grup, Sarı ırk;
Özbekler, Kırgızlar,Türkmenler, ve diğerleri.

Hindistan’da eğrisel çatılı tapınakların mahyasını süsleyen, yollu yastık biçiminde mimari öğe...

Amalaka,
Hindistan'da, eğrı-çatılı tapmakların (çikhara) çatılarına konulan yastık taşı biçiminde bir süs. 
Hint tapınaklarının yastık biçimindeki çatısına verilen mimari ad. 
Hindistan'da eğrisel çatılı tapınakların (sikhara) mahyasını süsleyen, yollu yastık biçiminde mimari öğe.
Amalaka, Emblica myrobolan meyvasının sanskritçe adı.
Hindu tapınağı tanrılar ve insan arasında temasın sağlandığı yerdir. Tapınağın odak noktası tanrının tasvirinin bulunduğu merkezidir (garbhagriha) ve tapınak mimarisi dışarıdan garbhagrihaya doğru inananların hareketini sağlayacak ve tavaf olanağı veren kemerli yollarla, tanrıya yaklaşıldıkça kutsallığı artan salon ya da odalarla (mantapa) tasarlanmıştır. Hint mimarsinde eğri mahyalı bir çeşit çatı' ya sikhara(çikhara) denir.

Hindistan'ın kuzeyindeki tapınakların tipine orissa adı verilir. Gövde kısmına sikkhara denir. Tepelerindeki eklentiye ise amalaka denir. Amalaka tapınakların tepesinde bulunan dikdörtgenimsi ve köşeleri yuvarlanmış,kayalardan oyulmuş eklentidir.

İspanya’nın kuzeydoğu kesimindeki özerk bölge....

Katalonya, (Catalunya, Catalonha) 
İspanya'nın 17 özerk yönetiminden biri olan ve ayrılıkçı bir politika izleyen, kuzey doğusunda bulunan özerk bir bölgesidir. Akdeniz boyunca 580 km sahili vardır. İspanyolca, Katalanca ve Aranca dilleri resmen konuşulmaktadır. Aranca dili, Aran Vadisi'nde yaklaşık 7 bin kişi tarafından konuşulur ve Oksitanca'nın bir lehçesidir. 2006 tahminlerine göre bölgenin nüfusu 7,135,000 kişidir ve bu nüfusun yaklaşık % 13'ünü yabancı göçmenler oluşturur. Son yapılan referandum sonucunda Avrupa'nın en özerk bölgesi unvanını almıştır.

Özerk Bölgenin Şehirleri;
 
Barcelona, Katalonya' nın kültür başkentidir. Barselona, tarih boyunca tüm uygarlıkların beşiği sayılan Bizim Deniz’den (Mare Nostrum / Akdeniz) gelip geçmiş hemen tüm kültürlere sığınak olmuş kadim bir liman kentidir.

L'Hospitalet de Llobregat, Lleida,
Badalona,
Banyoles,
Girona,
Mataró,
Reus,
Sabadell, Santa Coloma de Gramanet,
Terrassa , Tarragona,

Muş Ovası’nda sıcak su gölü...

Germav, (Ilıca). 
Sıcak su gölü

Güroymak (Norşin-Çukur)  

Sıcak Su Kaplıca Gölü olup, yer ve konumu, akım değeri, fiziki ve kimyasal özellikleri bakımından olumlu özelliklere sahiptir. Muş-Tatvan yolu üzerinde yer alan Güroymak (Norşin) yerleşmesine 12 km. uzaklıkta ve Muş ovasının kuzeydoğu kenarındadır.

Güroymak Şelale Gölü;
Nemrut Dağı'nın volkanik patlaması sonucu ilçe merkezi Kümbet mahallesi mevkiinde meydana çıkan Güroymak Şelale Gölü, ilçenin 12km uzaklığında bulunan Güroymak (Norşin-Çukur) Sıcak Su Kaplıcası ve Gölü ile birleşerek Karasu Nehri ile birleşerek ilçenin batı istikametine akmaktadır. Ayrıca ilçenin içme su ihtiyacı için kullanılan doğal kaynak suyunun ilçenin merkezinde bulunması ilçe için güzel bir ticaret ve turistik alan oluşturmaktadır.

Nemrut Krater Gölü
Anadolu’da tarihi çağlarda faaliyet gösteren birkaç yanardağdan biri de Nemrut Dağı’dır. 1441 yılında Ahlat ile Bitlis arasında bulunan Nemrut Dağı gök gürültüsüne benzeyen bir sesle gürlemiş ve insanları dehşete düşürmüştür. Dağdaki buzlar yarılmış yarıklarından duman ve alev fışkırmaya başlamıştır. Alevlerin içinde eriyen taşlar, kayalar şiddetli gürültü ile havaya uçuşmuştur. Ahlat şehri yıkılacak diye şehir halkı korkudan titremiş ve çevreye kaçışmıştır. Dağdan çıkan öldürücü pis kokular insanları hasta etmiştir. Bu durumu çevre yerleşim birimlerinde iskan edenler açıkça görmüşlerdir.

Patlamalar neticesinde tepe kısmını kaybedip kesik koni şeklini almasına rağmen Nemrut Dağı’nın yüksekliği kalderanın kuzeyinde 3050 m ye kadar ulaşır. Kalderanın çevresinde yer yer 2800 m yi aşan yükseltiler bulunmaktadır.

Nemrut Kalderası (ispanyolca Kaldera, Türkçe patlama kazanı) içinde devamlı olarak iki göl ile genellikle yaz mevsiminin sonlarına doğru kuruyan üç göl daha bulunmaktadır. Göllerin beslenme kaynakları yağışlar olup, su seviyeleri yıllık yağış miktarına göre değişmektedir. Göllerin en büyüğü olan Nemrut Krater Gölü’nün kabaca bir hilal şeklinde oluştuğu görülmektedir. Yüzölçümü yaklaşık olarak 12 Km2’dir. Ortalama derinliği 100 m. civarındadır. Bol miktarda aynalı sazan ile az miktarda diğer balık türleri bulunmaktadır. Göl suyu tatlı ve soğuktur. Alınan örneklerin analizi neticesinde suyun berrak, renksiz, kokusuz ve normal içme suyu lezzetinde olduğu tespit edilmiştir..

Ilıgöl
İkinci göl olan Ilıgöl’ün yüzölçümü yaklaşık 1.2 Km2’dir. Gerek göl tabanından, gerekse gölün çevresinden karışan sıcak sular ve buhar nedeniyle kış mevsiminde bile 40 dereceye kadar, yaz mevsiminde ise 60 dereceye kadar ulaşan bir sıcaklığa sahiptir. Bazı asalaklar dışında canlı hayatına imkan vermeyen bu göl suyu genellikle romatizma tedavisinde büyük şifa kaynağıdır. Yakın çevrelerden gelen ziyaretçiler 3-4 gün kadar çadır ve kendi imkanlarıyla yaptıkları barınaklar içinde kalarak, günde 2-3 kez gölde banyo yapmak suretiyle tedavi oldukları müşahade edilmektedir.

Ilıgöl civarındaki çok sayıda sıcak su kaynağına ek olarak bu gölün yaklaşık 160 m. doğusundaki kayalık bir alanda sıcaklıkla birlikte buhar çıkmaktadır. Bu buharın özellikle astım, bronşit gibi hastalarda teneffüs yoluyla; böbrek ve romatizma hastalarında ise vücudu buhar çıkan yete tutmak suretiyle tedavi olunduğu bilinmektedir. Ilıgöl civarındaki sıcak su kaynaklarının varlığı ve yer yer buhar çıkışı buranın önemli bir yer jeotermal enerji potansiyeli taşıdığı görüşünü kuvvetlendirmektedir.
 

Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç...


Ritalin, (metilfenidat).

Ritalin, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sendromu olan çocukların tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Bazen narkolepsi tedavisinde de kullanılabilir. Merkezi sinir sistemini uyarır; etkisi metaamfetaminlere göre daha az, kafeine göre daha fazladır. Ritalin tabletler halinde ve sadece kırmızı reçete ile satılmaktadır. Hiperaktif çocukları sakinleştirmekte kullanılan Ritalin kalp krizine neden oluyor.

Ritalin hiperaktif çocukları yatıştırıcı, dikkat eksikliği olanları da odaklayıcı bir etkiye sahiptir.  Tavsiye edildiği dozda alındığında faydalı olabilmektedir.
Yapılan araştırmalarda da tedavinin parçası olarak ve tavsiye edilen dozda kullanılan Ritalinin bağımlılık yapmadığı gösterilmiştir.
Fakat uyarıcı etkileri nedeniyle, insanların bu ilacı istismar ettikleri bilinmektedir. Ritalinin etkisini arttırmak için eroinle ya da hem eroin hem de kokainle karıştırıp kullananlar olduğu saptanmıştır. Orta okul ve lise öğrencileri tabletleri kırıp burundan çekerek ya da tabletleri yutarak “kafa bulmaya” çalışmaktadırlar.

Halk dilinde yeni doğum yapmış kadına verilen ad...

Emzikli,

Emziği olan. 
Çocuğunu emziren (kadın),

Rumen halk edebiyatında hüzünlü duyguları dile getiren şarkı...

Doina,  
Romen Ezgisi.

Süryani mutfağına özgü bir tür sütlaç...

Dagisto
Dugarso.

Malzemeler;
1 litre süt,
1 su bardağı kalın yarma buğday  (ıtşişe)
7 su bardağı su 
4 yemek kaşığı şeker 


Hazırlanışı;
Öncelikle su ve ıtşişe kaynatılır eklenir. Birlikte kaynayan sütün içine şeker ve pişirilir. Arada dibi tutmasın diye ilave edilir. Hepsi birlikte beş dakika daha kaynatılır ve sıcak servis yapılır.

Dünyanın en eski buğday türlerinden biri...

Kavılca, 
(Triticum dicoccum).
Kabulca, 
Kabılca .
Kavılca, dünyanın en eski buğday türlerinden biri. 


Havrani,

Anadolu topraklarında asırlardır yabani olarak yetişen Kavılca buğday türü, Neolitik Çağlarda ıslah edilerek sofralarda önemli bir yer edinmis. 


Türkiye'de Kars'ta bilhassa Büyük Çatma köyünde az da olsa halen ekilmektedir. Kış ayları için tandırda hazırlanan kaz yemekleriyle yenilmektedir. Proje başlangıcında yörede zorlukla 2 ton kadar bulunan Kavılca'nın Anadolu'da yaşam sürdürmesine çalışılmaktadır.  Projenin ilk etabında çoğalttığımız Kavılca, Kars yöresinde proje dışında da birçok köye yayılmış durumdadır. 

Buğday, hemen hemen her devirde insanların en önemli gıda maddesini teşkil etmiştir. Beslenme için lüzumlu olan nişasta ve proteinli maddeleri oldukça uygun bir oranda (1/6) ihtiva etmesi, bu bitkinin ziraatte en başta yer almasına sebeb olmuştur.Yeryüzünde ziraate tahsis edilen arazinin yarısından fazlası (% 55) tahıl bitkilerine ayrılmış bulunmaktadır. Buğday taneleri renk bakımından sarı kırmızı ve beyaza yakın renktedir.

Buğday türleri, kromozom sayıları bakımından üç grupta toplanır: 
Kaplıca serisi (Diploid formlar: Kromozom sayısı=14); 
Gernik serisi (Tetraploid formlar: Kromozom sayısı=28);
Yumuşak buğday serisi (Hexaploid formlar: Kromozom sayısı=42).

Buğday Çeşitleri;
Adana, (Beyaz sık kılçıklı, Beyaz, renkli oval yapıda sert bir taneli).
Aksel, Altıntaş, 
Akbaşak: (Beyaz bir buğday cinsi.) 
Altay, (Kışlık ekmeklik buğday çeşididir).
Atilla, 
Aytın,
Akekin,(Beyaz, iri taneli, kırmızı başaklı bir çeşit kılçıklı buğday, Beyaz, iri taneli ve kırmızı başaklı bir buğday cinsi),
Aksarkan( Beyaz buğday çeşidi.)
Bağcı, 
Basri Bey , (Başaklar dik duruşlu ve sık yapıda, Kılçıklı olup kılçık rengi beyazdır.)
Bezosteja, (Rusya'dan getirilmiş, Sap kısa boylu, sağlam yapılı ve gri yeşil renkli olup yaprakları tüysüzdür. Kılçıksız, beyaz kavuzlu, orta uzun, orta sık ve dik başaklıdır. Kışlık ekmeklik buğday çeşididir.
Bolal,
 
Bayraktar,(Kuraklığa dayanıklı, ekmeklik bir buğday cinsi).
Anadolu beyaz (Başaklar kılçıksız, kırmızı başaklı, Tanesi uzunca ve az çok karınlıdır. Beyaz renklidir),
Ceyhan , (Beyaz kılçıklı başak yapısına sahip, başak uzunluğu orta olup başaklar dik duruşludur.)
Cumhuriyet,
Çakmak, Çetinel, Çeşit 1252,
Çalıbasan (İri ve sert taneli,uzun saplı ve kılçıklı bir buğday cinsi),


Dağtaş, Dariel (Beyaz renkli, iri taneli ve sert yapıda bir çeşittir. )., 
Doğu,
Ege, Esperia,
Fırat, Flamura, (Başakları kılçıklıdır, kırmızı-sert ve iridir).
Golia, (Başak yapısı fuziform'dur. Orta kısımları şişkin, uç kısmı incelmiş, orta uzunlukta, yoğunluğu yüksektir. Beyaz renkte orta uzunlukta kılcıklara sahiptir.Kırmızı yarı sert buğday cinsidir).
Gerek (Kışlık ekmeklik buğday çeşididir)., (Kılçıklı, başak ve kavuzları kahverengidir. Başak orta uzun, orta sıklıkta ve dik duruşludur.).
Gönen, (Başağı tepeden itibaren yan kılçıklı, beyaz kavuzlu, uzun (8-9 cm.) seyrek yapıda ve dik duruşludur.)
Gün, (Başaklan orta uzunlukta, orta-sik, dış kavuzları beyaz-sarı ve tüysüzdür. Beyaz kılçıklı olup olgunluk döneminde kilci klan dökülmez. Hasatı zamanında yapılmalıdır. Bazı yıllar kavuzlar açılarak tane dökme ihtimali vardır.).
Galil, Gediz,
İkizce,
Kavılca, (Kırmızı buğday, Sert bir buğday türü).
Katea, (Kılçıksız, orta uzunlukta, başak yoğunluğu orta sıktır. Başaklar hafif eğimli vaziyette dururlar.Kırmızı buğday cinsidir.)
Kaplıca(Taneleri ufak bir buğday cinsi).
Karasu, (Kırmızı sert buğday cinsi), 
Karabaş.(Kışa dayanıklı bir buğday cinsi).  
Kıraç, (Kılçıklı, beyaz krem kavuzlu, orta uzun, yoğunluğu orta sık ve hafif eğik duruşludur.Beyaz sert taneli, )
Kırkpınar (Başakları kılçıklı, sarımsı beyaz kavuzlu, orta uzunlukta, orta sıklıkta ve dik duruşludur.)
Kaşifbey(Dik saplıdır. Başakları kılçıklı ve olgunlukta başak rengi beyazdır. Beyaz sert tanelidir)., 
Kızıltan, Kınacı, Konya, Kırgız, 
Kızıl buğday (Yumuşak bir buğday cinsi).
Kunduru,(Sert ve sarı renkli bir buğday cinsi).
Kutluk,
Menceki,
Mızrak, Meksika,
Momtchill, (Beyaz renkli ve kılçıksız başaklıdır. Başaklar orta boyda, orta sıklıkta ve dik duruşludur.)
Odeskaya,
Orso-Durlu, (Başağı orta uzunlukta ve sıklıkta, kirli beyaz renkli ve kılçıklıdır.)
Panda,
Pamukova-97, (Tane oval şekilde olup, orta irilikte, kırmızı renkte, yarı sert yapıdadır.)
Pandas, (İtalyan orjinlidir, Başaklar beyaz kılçıklı ve yoğunluğu sıktır. )
Prostor, (Başaklar kısa kılçıklı ve dik duruşludur. Başak sıklığı normal olup uzunluğu 8-10 cm.dir. Kavuzlar açık sarı ve tüysüzdür.Kırmızı buğday cinsidir.)
Pehlivan, (Başaklar kılçıksız, beyaz kavuzlu ve başakçıların dizilişi paraleldir. Başaklar dik duruşludur.Kırmızı yarı sert buğday cinsidir. Kışlık ekmeklik buğday çeşididir. )
Sagittario (Kırmızı sert buğday cinsi), Salihli, 
Saraybosna,(Kırmızı yarı sert buğday cinsidir.), Selçuklu,
Sadova, (Beyaz kılçıksız, orta boylu ve orta sıklıktadır.)
Sana,(Kırmızı buğday cinsidir.).
Seyhan, (Başakları beyaz renkli ve sık kılçıklı olup başak yoğunluğu ortadır. )
Seval,
Sultan, Süzen,
Türkmen,
Tahirova (Bitki boyu orta uzunluktadır. Bitki gelişimi diktir. Başaklar beyaz renkte, kılçıklı ve paralel kenarlıdır.). 
Tosunbey,(Ekmeklik çeşidi).
Yüreğir, (Başakları yarı yatık, yoğunluğu seyrek ve beyaz renkli, kılçıklıdır.)
Zenit.
Zencirci, (Ekmeklik bir buğday çeşididir.).

Bilgi ve güç elde etme karşılığında ruhunu şeytana satan efsane kahramanı...

Faust, (Goethe).

1749-1832 yılları arasında yaşamış olan ünlü Alman ozanı, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe'nin Faust adlı şiirsel oyunu dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutar. Faust, Goethe'nin butün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilir.

Faust, Goethe'nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıttır. Urfaust adıyla onsekiz yaşında başladığı oyunu, 1806de Faust I ve 1832de Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksenüç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiştir.

Şeytanla bahse giren insanoğlu teması önceki yüzyıllarda da birçok öyküye ve oyuna konu olmuştur. Goethe'den önce birçok yazar tarafından defalarca işlenmiş bir konu olan Faust, daha önce de usta bir İngiliz yazarı olan Christopher Marlowe (1564-1593) tarafından Doktor Faustus adıyla işlenmiştir. Aynı konudan hareket etmelerine karşın iki oyunun olay örgüsü çok farklı biçimde gelişir ve sonuçlanır. Marlowe, Faust'u şeytanla girdiği anlaşmayı kaybeden biri olarak ele almıştır. Oysa Goethe Faust karakterini Şeytan Mefistofeles'e yenilmeyen bir insan olarak incelemiştir. Goethe, Faust'unda evrensel bir insan tragedyası yaratmıştır.





Kaynakça;
http://tr.wikipedia.org


Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde eski bir Frigya kenti...

Amuriye, (Amorium).
Anadolu/Frigya
Afyon'un 70 km. kuzeydoğusunda, Emirdağ ilçesinin 12 km. doğusunda ve Sakarya Irmağı'nın kaynağı yakınlarında yer alan Amorium antik kenti Doğu Phrgia'dadır. Yunan coğrafyacı Strabon (M. Ö. 64/63-M. S. 19/24), adına ilk kez M. Ö. 2.1l. yy.a ait Helenistik Dönem sikkelerinde rastlanan Amorium'da, tarih öncesine ve Hitit dönemine ait büyük bir höyüğün bulunduğundan söz eder. 

1836'da W. J. Hamilton tarafından bulunan Amorium, Roma, Geç Roma Karanlık Çağlar ve 14. yy.a değin ortaçağı kapsayan kaynaklarda yer almaktadır. Kentin özellikle Karanlık Çağlarda, 838'deki Arap kuşatmasına değin geliştiği anlaşılmaktadır.

Oxford Üniversitesi'nden R. Martin Harrison, 1987'de ören yerinde yaptığı yüzey araştırmasının ardından 1988'de Amorium kazılarına başlamıştır. Günümüzde de (1994) sürdürülen çalışmalarda (1993'te Harrison'ın ölümü üzerine kazılar Chris Lightfood başkanlığında yapılmaktadır) höyüğün ve aşağıda, bugünkü köyün içinde kalan güneydeki alanın Helenistik ve Roma dönemlerine ait olduğu, ayrıca 5. ve 6. yy.larla 7. yy. başlarında da burada büyük bir Aşağı Kent'in varlığı kesin olarak saptanmıştır. Ancak, 7. yy. sonlarında yalnızca Yukarı Kent'in kalıp kalmadığı kesin anlaşılamamıştır. Yüzey araştırması sonucunda planı açıkça belirlenen kentte bugüne dek yapılan iki sondaj ve dört açma çalışması sonucunda ele geçen çanak-çömleğin çoğu yerel yapımdır. Toplam 195 farklı biçimi saptanan bu çanak-çömleğin, öteki küçük buluntular ve sikkelerin yanı sıra Karbon- 14 yönteminin de yardımıyla kesin tarihlendirilmesi yapılabilecektir.

Karadeniz Ereğlisi’nde bir şelale...

Varagel,  
Güneşli Şelaleleri,
Güneşli şelaleleri,
Aşağıkayalıdere ve Yukarıkayalıdere mevkilerindedir. Şelaleler, Gülüç ırmağının akarı içinde yer almaktadır.

Zonguldak'ın Karadeniz Ereğli ilçesine bağlı Kandilli bölgesinde  bulunan varagel şelalesi ve yine Çaylıoğlu Beldesindeki şelale görülmeye değer yerlerdir.


1919 yılının teknolojisi ile yapılan varagele (payton) ile 225 metre yükseklikten yaklaşık yüzde 80 eğimle deniz kenarına iniliyor.

Karadeniz Ereğli, Türkiye'nin kuzeyinde, Batı Karadeniz Bölgesinde, Zonguldak il sınırları içerisindedir. İlçenin kuzeyi ve kuzey batısı Karadeniz kıyısıdır. Doğusunda Zonguldak'ın Merkez ilçesi ile Devrek ilçesi, güneyinde ise Alaplı ilçesi bulunur. Karadeniz Ereğli aynı zamanda güneyde Bolu ilinin Akçakoca ilçesi ile sınır komşusudur. Karadeniz Ereğli 782 kilometrekarelik yüz ölçümü ile Zonguldak ilinin en büyük ilçesidir. Karadeniz Ereğli’sine özgü ve bilinen ketenden elde edilen Elpek Bezi, tarihten bu yana giyim malzemesi olarak kullanılmış ve halen dokunmakta ve kullanılmaktadır. Ayrıca ilçenin meşhur meyvesi Osmanlı çileğidir. 1920 yılında Sait Halim Paşa ile başlayan Ereğli-Osmanlı çileğinden önce, Ereğli'nin yerli kara çileği olduğu söylenmektedir.

İzmir’in Selçuk ilçesinde, Aydınoğulları döneminde yapılan ünlü bir caminin adı...

İsabey Cami,
İzmir ili Selçuk ilçesinde,  Artemis Tapınağı'yla Saint Jean Kilisesi arasındadır. Ayasuluk Kalesi ile St. John Kilisesi’nin bulunduğu tepenin batı yamacında olan bu cami, kapı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre h.776 (1375) tarihinde Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Şamlı Ali Bin Müşeymeş ed-Dımışki’dir.

İsa Bey Camisi Aydınoğulları dönemini yansıtan mimarisinin yanı sıra bezemeleri ile de dikkati çekmektedir. Batı cephesindeki pencere ve giriş kapısı üzerinde zengin ve renkli taş bezemelerle karşılaşılmaktadır. Ayrıca pencerelerde geçme örnekleri ile düğümlü geçmeler birlikte kullanılmıştır. Simetrik olmayan bir plana inşa edilen caminin yamaçta konumlandırılan iki giriş kapısı batı ve doğu tarafındadır. Batı kapısı yazılar ve geometrik şekillerle süslüdür. İbadet mekânında mihrap önü kubbesi mozaik çini tekniğinde yapılmış pandantifleri firuze, kahverengi ve koyu mavi renkte çinilerle kaplanmıştır. Bu çinilerin arasına tuğlaların yardımı ile altı köşeli yıldızlar ve altıgenlerden meydana gelen geometrik bir bezeme meydana getirilmiştir.

Selçuk’un (Ayasuluk) Osmanlı yönetimine girmesinden sonra, önemini yitirmiş ve cami de kendi haline terk edilmiştir. Zamanla harap olan bu yapı XIX. yüzyılın sonlarında çok bakımsız duruma gelmiştir. XIX. yüzyılın sonlarında bir süre kervansaray olarak kullanılmış, bu sırada da yapıda bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. Örneğin; güney duvarındaki mihrap sökülmüş ve yerine bir kapı açılmıştır. XIX. yüzyılın sonlarında kırılan, parçalanan mihrabın üst kısmı İzmir Kestanepazarı Camisi’ne götürülmüş ve oradaki mihrabın üzerine yerleştirilmiştir. Mihrap üzerindeki kitabe frizi de yine İzmir’e götürülmüştür.  Bu camiinin kıblesinde 50 derece hata bulunmaktadır.

Gümüşhane ve Bayburt yöresine özgü, yufka ve yoğurtla yapılan bir yemek...

Siron,
Katlanıp doğranmış, tepsiye dizilmiş yufka ekmek üstüne sarmısaklı yoğurt ve yağ dökülerek yapılan yemek.


Gümüşhane,
Gümüşhane'nin eski adı Canıca’ dır. 
1647 yılında Gümüşhane'yi ziyaret eden Evliya Çelebi, buralarda gümüş madeninin çok olduğunu, çalışır ve boşaltılmış durumda 70 kadar ocak bulunduğunu bildirir. 

Yine bu ocaklardan 7 koldan kurşunsuz gümüş cevheri çıkarıldığını ve bu şehirde Emin Mahallesinde darphane olduğunu yazarak üzerinde "Azze nasrahu daraba fi catha" (Canca'da basılmıştır) yazılı birkaç akçenin kendisinde olduğunu bildirir. 

İşte bu bölgede gümüş madenlerinin çok olmasından dolayıda şehre Gümüşhane denmiştir.

Malzemeler;

  • 1,5 su bardağı su
  • 4 su bardağı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağ (margarin)
  • 4-5 diş sarımsak
  • 500 gr. yoğurt
  • Tuz
  • karabiber
 



Yapılışı;
Unu tuz ve azar azar su ekleyerek yoğurun. Hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler yapın. Hamuru oklava ile yufka şeklinde açın. Yufkaları saçın üzerinde iki taraflı olarak az pişirin bir kenara alın. Yufkaları birer birer rulo yaparak sarın ve ruloları ikişer cm eninde kesin. Fırın tepsisini yağlayın, kestiğiniz hamurların kesilen tarafı üste gelecek şekilde yan yana aralıksız olarak sıkıca dizin. Tereyağını eritin. Hamurların üzerine eritilmiş sıcak tereyağını gezdirerek dökün. Sarımsakları temizleyip ezin ve yoğurda ekleyin. 

Tuz ilave edip çırpın. Sarımsaklı yoğurdu üzerine döküp yayın. Tepsiyi önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı sıcak fırına verin. 15- 20 dakika pişirip sıcak olarak servis yapın.

Antalya’nın Akseki ilçesinde bir mağara...

Dünekdibi,
Antalya'nın Haseki ilçesinde bir mağara.  Baca ve kuyu biçiminde olan obruklar, İç Anadolu’ nun güneyinde ve Toroslar’da yer yer görülmektedir. Akseki’ nin doğusunda 1600 – 1800 m yükseklikteki Çimiköy ve çevresinde derinliği 14 ila 243 m arasında değişen 22 adet obruk tespit edilmiştir. Bu obruklardan Ürküten I’ in derinliği 243, Dünekdibi’ nin ise 192 metredir .

Erzurum yöresinde, pire, kene gibi böcekleri öldürmek amacıyla büyükbaş hayvanların sırtına gazyağı dökerek yakılması geleneğine verilen ad...

Hanşir,

Volga ırmağına verilen ad ...


Etil,
İdil, İtil,
Volga, İdil, Etil, Tatarca İdel,

Avrupa'nın en uzun nehridir. Eski ismi Etil/Edil ' dir. Uzunluğu takriben 3500 km olan Volga, Moskova ile St. Petersburg (eski adıyla Leningrad) arasındaki Valday tepelerinden doğar. Deniz seviyesinden 28 m. aşağıda olan Hazar Denizi' ne dökülür. Valday tepelerinde bulunan birçok göl ve bataklıklardan gelen kaynak kollarının birleşmesiyle meydana gelen Volga, Rjev' den itibaren ulaşıma elverişli bir halde akar. 
 Moskova Kanalı' yla birleştiği yerden sonra genişliği 230 m' yi bulur. Bundan sonra nehirde düzenli bir ulaşım sağlanır. 

Volga'nın yatağı üzerinde beş adet baraj bulunur. Bu barajlardan Volgograd Baraj Gölündeki santral, dünyanın belli başlı hidroelektrik tesislerinden biridir.

Bundan sonra Don Nehri' ne 72 kilometre yaklaşır ve iki nehir arasında açılan bir kanal vasıtasıyla Azak ve Hazar denizleri arasında ulaşım sağlanır. Hazar Denizi' ne 50 km. kala 200' den fazla kola ayrılarak Volga Deltası meydana gelir. 

Bu deltanın genişliği 100 km' den fazladır.

Volga' nın başlıca kolu...


Oka,
Kama,
Orta Rusya'da büyük bir nehirdir. Volga Nehri' nin en büyük sağ koludur. Oblast, Oryol, Tula, Kalugal, Moskova, Ryazan, Vladimir, Novgorod yönünde akar. Rusya Avrupası'nda ırmak. Kursk bölgesinin kuzeyinde doğar, kuzey ve kuzeydoğu yönünde akarak Gorki'de Volga'ya karışır. Ulaşıma elverişli bir ırmak olan Oka, Volga'nın en önemli kollarındandır. Yılda 230 gün kadar donar. Uzunluğu yaklaşık 1.600 km. Sol kolu Kama nehridir.

"Çamaşırcı ayı" da denilen Amerika' da yaşayan kürkü değerli memeli bir hayvan...

Çamaşırcı Ayı, kürkü kıymetli bir hayvan. 
Rakun,
Procyon, Procyon lotor, rakungiller (Procyonidae) familyasından memeli hayvan cinsi.

Şup,
Kakım,
Yıkayıcı ayı,
As,
Ermin

Amerika, Kanada, Nikaragua'da yaşayan etçil memeli bir hayvandır.  Yiyeceklerini yıkama alışkanlığından ötürü bu adla anılır. Çamaşırcı ayı bodur bir hayvandır. Boyu en çok 1 m' yi, ağırlığı 22 kg' ı bulur. Tüyleri boz, sık ve dikensi, kuyruğu siyah halkalıdır. Gözlerinin çevresinde gözlüğe benzeyen siyah işaretler vardır. Ormanda, hep suyun yakınında yaşar, az derin yeraltı yuvaları kazar. Böcekler, kemirgenler, kuşlar, kuş yumurtaları ve ayrıca da meyveler ve bitkilerle beslenir. Çamaşırcı ayının parlak kurşini boz renkli, siyah lekeli kürkü, kalın ve yünsü kıllardan oluşur. Bu özellik kürkün çok rahat ama ağır olmasına yol açar. Yalnızca en düz kürkler giysi yapımında kullanılırken en ağır derilerden garnitür olarak yararlanılır. En çok anılan renk, kırmızı lekeleri olmayan gümüşi kurşunidir.

Lapinagillerden bir balık...

 Kikla,
Çil balığı,
Ördek balığı,

Kikla Lapin, (Labrus Berggylta, Gefleckter Lippfisch,Vieille).
Ilık ve sıcak denizlerimizin yosun ve bitkilerle kaplı taşlıkların 2 - 30 m. derinliklerinde yaşar. 

Dişi ve erkekleri arasında boy ve renk farkları görülür. Boyları 30 - 40, en çok 60 cm. (dişilerde) olabilir. 

Yumuşakçalar ve kabuklularla beslenir. Dişleri çok kuvvetlidir. Üremeye yakın erkekleri deniz bitkileriyle dişiye yuva hazırlar. 

Mayıs - Ağustos ayında da yumurta verir.

Eti lezzetlidir. Ayrıca Sportif Avcılığı değerlidir.

Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi...

Rak,
Tabaklanmış ceylan derisi.

Yılanbalığına benzeyen, eti lezzetli bir balık...

Bufa, Taşemen.
Kufa,
Yılanbalığına benzeyen eti oldukça lezzetli bir balık cinsi olup türlerinin bazısı denizde, bazısı tatlı sularda yaşar.
Müren,
Mığrı,
Murana (Yılanbalığına benzer, yırtıcı, eti beyaz, göğüs yüzgeci olmayan deniz balığı),

Magri, Yılanbalığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan,eti lezzetli büyük bir balık.

Yılan balığının yavrusu...


Elver, (İng. elver). 
Yılan balığı larvalarının metamorfoz geçirdikten sonraki hali, genç bir yılan balığı yavrusu.

 
Yılan balığı (Anguilla anguilla);
Ülkemiz iç sularında ve kıyılarında oldukça fazla miktarda bulunan ve avcılığı yapılan söz konusu balık, yerel olarak fazla tüketilmemektedir. Buna karşın birçok ülkede oldukça tercih edilen balıklar arasındadır. Bu nedenle dış pazar için iyi bir alternatif türüdür. 

Yılan balığı katodrom bir türdür.Yani üremek için denize göç ederler. Hayatları boyunca 4 değişik morfolojik dönem geçirir. Bu evreler de birbirinden öylesine farklıdır ki , geçmişte bir çok araştırıcı, her evreyi başka türle adlandırmışlar, bunların birbirinden ayrı balıklar olduğunu sanmışlardır. 

Bu evreler:  
a)Leptocephalus (Larva Dönemi)  
b)Elver (Renklenmeye başlamış minyatür yılan balığı) 
c)Sarı yılan balığı (Tatlı sularda beslendiği dönem) 
d)Gümüş yılan balığı (göç dönemi) olmak üzere sıralanabilirler.

Yılan balığının uzun silindirik vücudu, yalnızca yanlardan kuyruğa doğru yassılaşmaktadır. Kuyruk uca doğru incelmektedir.Dorsal ve anal yüzgeç kuyruk sonuna kadar devam eder ve kuyruk yüzgeci ile birleşir. Ventral yüzgeç yoktur. Vücudu örten deri yumuşak ve kaygandır.  Yılan balıkları yaşamlarını sürdürebilmek için gerekli solunumu, solungaç ve derileriyle yaparlar. Bu nedenler su dışında da oldukça uzun süre yaşayabilmektedir.  

Yaşamlarının büyük bir bölümünü iç sularda geçiren yılan balıkları üremek için denizlere dönerler. Yolculuk sonbaharda , dolunayın son yarısında, nehirlerin taşıdığı bir günde başlar.  

Avrupa’nın çeşitli yerlerinden hatta Mısır ve Kuzey Afrika’dan tekbir hedefe doğru yola çıkan yılan balıkları, yolculukları boyunca beslenmezler. Bu hedef 6500 km uzaktaki Sargossa denizidir. Bu olağanüstü içgüdü sonucu Sargossa denizinin 400-500 m derinliğinde 15-17 C sıcaklıkta her biri 0,12 mm çapında 7-13 milyon yumurta bıraktıkları tespit edilmiştir. Yumurtadan çıkan larvalar zaman geçirmeden su yüzeyine doğru yükselirler. 5-6 mm boyda olan bu larvalar saydam , zakkum yaprağı biçimindedirler. Bu leptocephalus dönemi 2,5-3 yıl sürer. Bu dönemde üreme yerinden, Avrupa kıta sahanlığına doğru olan göç akıntılarla gerçekleşir. 

Yılan balıklarının geçirmiş oldukları metamorfoz (başkalaşım);
1-Sargossa denizinde dünyaya geliş ve Leptocephalus
2-Okyanus akıntılarının etkisiyle kıta sahanlıklarına yapılan göç 
3-Leptocephallerin elverlere dönüşümü 
4-Kıta sahanlıklarına kan tatlı sulara giriş
5-Elverlerin sarı yılan balığı biçimine dönüşleri 
6-Irmak ve göllerde gelişme 
7-Son başkalaşım olayıyla gümüş yılan balığına dönüşüm ve erkek, dişi cinsellik ayırımı 
8-Döl vermek için yeniden denize dönüş    .

Kutsal hindu metinlerine verilen ad...

Upanişad, 
Sanskritçe = ustanın yanındakiler, Upa = yanında, sad = oturmak 

Vedaların son bölümü. Hint düşüncesinde felsefe ve din öğretisi. Hinduizm'in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır, Şruti kategorisinde yer alırlar. Literal olarak "yanıbaşına oturmak" anlamına gelir. 

Bu metinler geçmişte Hindu rişilerinin ("peygamberlerin") öğrencilerine öğrettiği gizli bilgilerdi, Vedalar'ın sonu (Vedanta) ve tamamlayıcısı olarak görülürler.  

200'ün üzerinde Upanişad vardır ama Muktika Upanişad, yalnızca 108 Upanişad'ın ismini listeler, bu nedenle resmi upanişad sayısının 108 olduğu söylenebilir. Bir Hindu efsanesine/inanışına göre Upanişad' ların toplam sayısı eskiden 1180 idi. Ama zamanla çoğu kayboldu ve elimizde ancak birkaç yüz Upanişad kaldı.

En eski Upanişadlar Brihadaranyaka Upanişad ve Çandogya Upanişad'dır.

Akdeniz' de yaşayan, eti lezzetli bir balık ...

Akya,
Bakalyaro,
Çitari-Sarpa,

Eşkine,
Girida,
Hani,
İşkine (kaya levreği, işkina, mavruşgil, taş balığı)
İstrongilos, İspari-İsparoz,
Kupes,
Melanurya,
Sinagrit, Sinarit,

Büyü, sihir...

Efsun, (Farsça).
Büyü, sihir.

Aynı kentin ya da bölgenin iki takımı arasındaki karşılaşma...

Derbi, (İng. derby). 
Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun. 
Büyük takımlar arasında oynanan oyun. 
Yılda bir kez yapılan, üç yaşına gelmiş atların katıldığı yarış.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ