Amerika'nın tropikal bölgelerinde yetişen, anonagiller familyasından lezzetli bir meyve ...

Korosol, (soursop) delicious.

Uykusuzluğu tedavi etmek için, çocukların başlarını yıkamak için kullanılan tropikal meyvedir. Ağrıyan veya burkulan kemikler için masaj  malzemesi olarak kullanılır. Yaprakları, çocuklardaki gaz veya eğer bir çocuğun midesi şişmiş olursa tedavisinde kullanılır.

Anonagillerden,amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen,iri ve lezzetli bir meyve.

Tüle benzer ince ve saydam bir kumaş ...

Sakangur, 
Sakankur,
Sargı bezi olarak kullanılan bir çeşit bültene verilen ad.
Dokumacılıkta, tüle benzer ince ve saydam bir kumaş. 
Sakangurun derisini hatırlat­ması sebebiyle, Sargı bezi olarak kullanılan biı çeşit tülbente verilen ad. Eskiden Sakangur, bir ku­maş cinsiydi. Değerli mektup ve armağan­lar bu kumaşa sarılırdı, 70 cm’ lik bir boh­ça biçiminde olurdu. Şeyhülislâm ve sad­razamlar tarafından Mabeyni Hümayuna ya­zılan ve saraydan iradei seniye ile çıkan maruzat bunlara sarılarak düğümlenir ve düğümün üzerine kırmızı balmumlu mühür basılırdı. Saray mutfağından çıkan tabla ve testiler de bu tüle sarılırdı.Doğum dolayısıyle akraba, dost ve tanıdıklara gönderi­len loğusa şerbeti sürahileri de sakangurla örtülürdü. Sürahinin üzerine örtülen kırmızı tül kız çocuğu, boğazına bağlanan ise erek çocuğu belirtirdi

Ayrıca eskiden toz haline getirilip cinsel uyarıcı olarak kullanılan bir cins kert.  Arabistan ve Kuzey Afrika’ da yaygın skink türü (Seincus officanlis) dür. Kurutulup toz haline getirilen sakangur eskiden şehvet uyandırıcı sayılır ve bu amaçla kullanılırdı.

Afrika' da sürüler halinde yaşayan bir yaban köpeği ...


Likoan, (Lycaon pictus).
Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus),
Afrika' da yaşayan vahşi bir köpek türü, olup köpekgiller (Canidae) familyasındandır.

Bilimsel adı Lycaon Pictus, Alacalı Kurt anlamına gelir. Bu adı postunun çok alacalı olmasından alır. Temel rengi siyah olmasına rağmen, bütün vücudu kahverengi, sarı, beyaz ve kırmızımsı lekelerle kaplıdır. Post rengi her bireyde farklı dağılım gösterir. Böylelikle hiç bir köpek eşit olarak görünmez. 

Kürkü kısa, yer yer dökülmüş olduğundan, bazı yerlerinde çıplak et görünebilir. İri ve yuvarlak kulaklı, postu siyah, sarı ve beyaz benekli alacalı, son derece yırtıcı bir hayvandır. Kafası dahil uzunluğu 80-112 cm. dir. Ayrıca 35 cm. lik bir kuyruğu vardır. Yerden omuz yüksekliği 70 cm. olup ağırlığı yaklaşık 36 kg. dır. Bu boyutları kurt ile çakal arasında olduğunu gösterir. Zebra, geyik vb. hayvanlar da bu yırtıcı hayvanın avı olabilmektedir. Yiyebileceğinden çok daha fazlasını öldürür. Büyük Sahra' nın güney ve doğu kesimlerinde yaşar.
 

Düz yazıda yapılan uyak ...

Seci, (Arapça),
Nesirde yapılan uyak.
Divan edebiyatı terimi, Nesirde kelimelerin uyaklı olması hali.
Osmanlıca, sec-i rabtî, sec-i mukayyet 
Düzyazıda uyak.
Nesrin kafiyesidir.
Seci'ler ya cümlelerin sonunda yahut arasında bulunur.

Türleri: 
1. bağımlı seci: : Bağlaçlarla sıralanan ve bir yardımcı eylemle birleşen seciler. 
2. ayrık seci: Sec-i mefruk, Her biri ayrı bir tümcenin sonunda bulunan seci. 
3. salt seci: Sec-i mutlak, Tümce içinde geçen seciler.
4. denk seci:Sec-i mütevazi, sec-i mütevazin, Sözcüklerinin ölçülü de olduğu seci. 
5. tekyanlı seci: Sec-i mutarraf, Yalın uyaklı seci.


Mafya örgütünün Sicilya' da ele geçirdiği toprakları denetleyen kişiye verilen ad ...

Gabalotti,
Mafya örgütünün Sicilya'da ele geçirdiği toprakları denetleyen kişiye verilen ad.

Bering Denizi' ni Büyük Okyanus' tan ayıran küçük adalar dizisi ...

Aleut adaları,
(Aleutian ıslands).
Kuzey Amerika'nın Alaska kıyıları ile Rusya' nın Sibirya bölgesi arasında uzanan bir denizdir. Kuzeyde Bering Boğazı ile Kuzey Buz Denizi' ne bağlanan Bering Denizi' ni, Büyük Okyanus' tan Aleut Adaları ayırır. Bering Denizi' ndeki başlıca adalar, kuzey ve doğuda St. Lawrence, Nuni-vak ve Pribilof Adaları ile batıdaki Komandor Adaları'dır. Amerika’nın kuzeybatısında, Alaska Yarımadası’ndan güneybatıya doğru uzanan ve güneyde Bering Denizi’ni sınırlayan uzun adalar dizisi. 150 volkanik ada ve adacıktan oluşur. Oldukça ılık fakat çok nemli ve sisli bir iklimi vardır. 

Bugün Aleut Adaları’nda birçok önemli Amerikan hava üssü bulunmaktadır. Alaska'yla birlikte 1867'de ABD'ye satılan adalarda, en eski yerleşim merkezi Unalaska 1760'a doğru kurulmuştur.

Yanardağ kökenli adalar olan Aleut Adaları'nın en yüksek noktası Unimak adasında Shishaldin Dağı' dır (2856 m). 

Hiç ağaç gelişmeyen ve bitki örtüsü sazlar, otlar ve bodur bitkilerden oluşan adalarda, Bering Denizi'nden gelen soğuk hava ile akıntılar, Büyük Okyanus'un yumuşak etkileriyle karşılaşır, yıl boyunca sis, yağmur, şiddetli rüzgarlara ve aşağı yukarı değişmeyen bir sıcaklığa (3 °C) yol açarlar.
Bering Denizi çevresinde Aleutlar, Eskimolar, Koryaklar ve Çukçiler yaşar. Eskimolar, Alaska kıyılarında ve denizin ortalarındaki adalarda, Eskimolar' a benzeyen Aleutlar, Aleut Adaları' nda yaşarlar. Çukçi ve Koryaklar, Asya'nın Kamçatka Yarımadası' nda yaşayan Sibiryalılar' dır.


Baklavaya benzer bir tür hamur tatlısı ...

Samsa Tatlısı,
Nemse Baklavası, 
Tarifi imkansız lezzetlerden biridir. Gelenekselleşmiş bir hamurişidir. Arnavutlar çok sever. Mantija'nın yoğurtlu halidir. Fırına yoğurtlanmış halde veriliyor yanılmıyorsam... Ramazanda bu zahmetli şey cefakar majkolarımız tarafından sahur vakti yapılır.


Samsa Kafkaslar' da yaygın olarak yapılan bir çeşit börek, ekmektir. Ülkemizde Kafkas kökenli vatandaşlarımız çokça olduğu için bu isimde bilinirliği yaygındır. Balkan mutfağında ise Samsa şerbetli bir tatlı uygulaması olarak karşımıza çıkar. Samsa kelimesi Bulgaristan Türklerince baklava dilimi manasında kullanılır. Daha doğrusu şerbetli hamur tatlılarından tabağa konulan her bir dilime "samsa" denmektedir. Örneğin; "Bir samsa da benim tabağıma koy" dediklerinde şekline bakılmaksınız o şerbetli hamur tatlısının bir dilimi anlaşılır. 

Size burada vereceğimiz tarif ise orjinal haliyle "Nemse Baklavası" olarak bilinir. Tüm malzemeleri aynı fakat hazırlanışı ve şekli ile ilgili küçük farklılıkları gözetmek için Samsa veya Nemse diye iki ayrı isimlendirme yörede de yaygındır. Göçlerle Trakya mutfağına da taşınan bu lezzetli ve kolay tatlı, Trakya'nın birçok yerinde raslayabildiğimiz oklava tatlısıyla benzerlik gösterir. Şöyle ki; samsa uygulamasındaki gibi hamur şeritler halinde kesilmez. Bütün açılan hamurun kenarına iç harç yerleşritilip, oklavaya hamur sarılır. Oklava çekildikten sonra dilimlere ayrılıp, fırın tepsisine dizilir. Trakya ve Balkan tatlılarında ceviz içi kullanılması yaygındır. Badem içi de yörede bolca yetiştiği için yaygındır. Tatlı iç harçlarında fındık kullanılması ise yöre mutfağına alternatif olarak sonradan girmiştir.

Baklavalık 4 yufkayı aralarına yağ serperek hamur tahtasında birbiri üstüne istif ediniz. Dövülmüş fındık ya da fıstık ya da badem serpiniz. Beşinci yufkayı üzerine yayıp kenarına iki oklavayı yanyana koyarak beşini birden gevşekçe sarınız. Oklavayı birer birer çekip çıkarınız. Oklavadan çıkan yufkayı uzunlamasına parça parça kesip, düzgün tepsiye diziniz, yağını haşlayıp fırına sürünüz. Pişip soğuduktan sonra şekerini sıcak sıcak haşlayıp üstünü örterek soğutunuz.  

Malzemeler :
  • 2 Su bardağı un
  • 2 Çorba kaşığı tereyağ
  • 1 Yumurta sarısı ( hamuru için )
  • 1 Yumurta sarısı ( üzeri için )
  • Birkaç damla limon suyu
  • Bir fiske tuz
  • 1 Su bardağı ceviz içi ( Fındık veya badem içi...)
  • 1 Yumurta akı
  • 2 Yemek kaşığı toz şeker
  • 1 Limon kabuğu rendesi
  • 2,5 Su bardağı şeker
  • 2,5 Su bardağı su
  • Yarım limon suyu ( şerbeti için )
Yapılışı :
  • Un derince bir kabın içine alınıp havuz şeklinde ortası açılır.
  •  Tereyağ, birkaç damla limon suyu, bir fiske tuz ve bir miktar ılık su ile kulak memesi yumuşaklığında tatlı hamuru elde edilir.
  • Hamur ıslak bez altında en az 10 dk dinlendirilir.
  • Hamur oklava ile küçük bir sini genişliğinde açılıp ( 30-35 cm çapında ) malzemenin özlenmesi sağlanır.
  • Açılan hamur zarf gibi kapatılıp, yeniden 10 dk dinlenmeye alınır.
  • Bu açma ve dinlendirme işlemi birkaç kez tekrarlanır.
  • Ceviz içi, yumurta akı ve toz şekeri bir kap içinde harmanlayıp tatlımızın iç harcı elde edilir.
  • En son olarak hamur yapışmasın diye unlanarak 1 mm inceliğinde sofra boyunca açılır.
  • Hamurun yuvarlak uçları bıçakla kesilerek dikdörtgen veya kare şekli verilir.
  • Eğer tatlımızı samsa olarak hazırlayacaksak kare veya dikdörtgen hale getirdiğimiz tatlı hamurumuzu 5 cm genişliğinde 15-20 cm uzunluğunda şeritler halinde kesin.
  • Kestiğimiz hamurun bizden taraf olan kenarına iç harcımızı kalın olmayacak şekilde yerleştirin.
  • Hamuru uzun kenarı boyunca rulo şekilde sarıp ( kenarları iç harcı dökülmeyecek şekilde açık bırakılır. ), yağlanmış fırın tepsisine alın.
  • Üzerine ince bir kat yumurta sarısı sürün.
Tatlımızı nemse baklavası formunda hazırlayacaksak aşağıdaki ayrıntılara dikkat edin.
  • Tatlı hamurumuzu açtıktan sonra 5 cm kenar uzunluğunda kare dilimlere ayırın.
  • Her biri dilime ceviz içi, yumurta akı ve şekerden oluşan harcı kalın olmayacak şekilde ortasına yerleştirin.
  • Hamuru üçgen şeklinde kapatıp, kapattığımız ucunu parmaklarımızla sıkıca hafif yuvarlayıp kapatalım.
  • Yağlı tepsiye dizilen nemse baklavalarının üzerine hafif bir kat yumurta sarısı sürülür.
İç harçlı hamur işlerinin ( Börekler, tatlılar vb...) puf böreği gibi kapatılan kenarının yuvarlatılarak sıkılaştırılması işlemi mutfak işlerinde "nemse gibi kapatmak..." diye dillendirilmektedir. Bardakla yuvarlatılmış gibi kesmeye yarayan mutfak kalıpları "nemse ağızlı kalıp" şeklinde anılmaya başlanmıştır.
  • Samsa veya nemse tatlılarımız orta hararetli fıırında üzerleri kızarıp çıtırdayıncaya kadar fırınlanır.
  • Şeker, su ve yarım limon suyundan ağdalanmış bir tatlı şerbeti hazırlanır.
  • Tatlı soğuk ( veya ılık ), şerbet sıcak olacak şekilde şerbeti verilen tatlı demlenmeye alınır.

Hitit mitolojisinde savaş ve salgın hastalık tanrısı ...


Sulinkatte,
Şulinkatte,
Hititlerin savaş ve salgın hastalık tanrısı.

Savaş ve salgın hastalıklar ile veba tanrısı.


Hitit mitolojindeki diğer Tanrılar;
Ay Tanrısı, Kaşgu
Akıl ve bilgelik Tanrısı, Aya
Fırtına Tanrısı, Taru - Tesup
Dağ Tanrısı, Hazzi
Güneş Tanrıçası, Wuruşema- Hepat - Vuruşema
Yeraltı Tanrıları: Lelwani, İşduştaya, Papaya 
Savaş ve Salgın Hastalıklar ile Veba Tanrısı: Şulinkatte  
Savaş Tanrısı: Wurunkatte 

Fırtına Tanrısının kenti, Kummiia
Nerik kentinin Fırtına Tanrısı, Hatepinu
Tanrılaştırılmış gece, İspant
Büyü ile ilgili tanrıça: Katahzipuri
Bereket Tanrıçası, Kubaba
Gökyüzü krallığının ilk yöneticisi, Alalu
Tahıl ve hububat Tanrısı, Halki.
Işık Tanrısı, Siu
Şifa ve tıp Tanrıçası, Kamrusepa.

Hamam otu ...


Zırnık, (Farsça).
Arsenik,
Hamam otu,
Sarı renkli tabii arsenik sülfür minerali. Limon sarısı renginde, özgül ağırlığı 3.45, sertliği 1,5-2 ve kimyasal bileşimi As2S3 olan rombik trimentrik prizma yapısına sahip çok zehirli bir maddedir.

Zırnık önceleri kral sarısı adı ile renklendirme maksadı ile kullanılırdı. Sanayide en çok deriden kılları ayırmak için kıl dökücü olarak kullanılır. Kızıl renkli zırnık da vardır. 

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için bir çok yöntem ağda, epilasyon, lazer vb. vardır. Bir kısmı pahalı bir kısmı da can acıtır. Bu yüzden zırnık kullanılması yaygındır. Ayrıca zırnık doğaldır.


Zırnık kullanımı için su bardağına yarım çay kaşığı atılır ve iyice karıştırılır. Kıl istenmeyen yerlere sürülür. 3-4 dakika sonra yıkanılır. Hamamlarda bu malzeme hazırlanmış olarak sunulur. İstenildiği zaman kullanılır. Bu nedenle de kıllardan temizlik için kullanılır. Bu ota, Hamam Otu' da denir. Ancak deride hasar ve acıya neden olmamak için dikkatli kullanılmalıdır. Attarlarda toz olarak satılıyor ve kilosu 15 ile 20 TL. arası değişiyor. Tüyler alındıktan sonra ıslatılarak sürülüyor. En fazla 3-5 dakika bekletin. Sonra yıkayın. Fazla bekletirseniz cildinizi yakar ve yara yapar. Zamanla tüylerde azalma ve incelme yapıyor. Sonra da sabrınız varsa ve devamlı kullanırsanız yok eder. Direk sürüldüğü zaman sadece üstteki tüyleri öldürür. Ama önce aldıktan sonra kıl diplerine sürdüğünüz zaman kıl diplerini öldürür ve zamanla bir daha oralarda tüy çıkmaz. Hafif kızarıklık olsa da geçecektir. Eğer sahte zırnık aldıysanız, kızarma çok olacak ve tehlikelidir.

Deri tabaklamada fungus(mantar) oluşumunu önlemek için kullanılır.Ayrıca kibrit yapımında da kullanılır. üç çeşidi bulunmaktadır. Gri zırnık tüyleri yok etmek için, beyaz zırnık şaç çıkarmak için (vazalinle karıştırıp sürülür), kırmızı zırnık hat sanatında mürekkep yapımında kullanılmaktadır. Havayla temasında H2S oluştuğu için kötü kokar.

Süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür tırmanıcı çalı ...

Oksera,
Süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür tırmanıcı çalı.

Tıp dilinde "ağızla ilgili" anlamında kullanılan terim ...

Oral, (Fr. oral, İng. oral).
Ağızcıl.
Sözlü. 
Ağız yoluyla, Ağızdan söylenen.
Söze dayanan.
Ağız ile ilgili; ağızla aynı tarafta.
Ağza ait olan.
Ağızdan alınan. 
Hemen herkesin ilk olarak aklına gelen ağız yoluyla olan ilişkidir ve bu tür ilişkiye oral seks denir. Bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir.



Karşı cinsin, cinsel isteklerini ve libidosunu ağız ve dille emerek ya da yalayarak uyarma (oral sadizm), Oralizm, felasyo. 
Ağız yoluyla beslenme, oral alimentasyon.
Ağız yolundan uygulanan ilaç şekli, oral preparat.
Kadın cinsel organlarının yalanması, kunilingus. 
Yemek yeme, emme ya da diğer ağız aktivitelerinden cinsel zevk alma, oral erotizm.
Ağız sağlığının korunması, oral hijyen.



Damıtma evlerinde tohumların, pancar yongalarının ve üzüm cibresinin bastırıldığı kazan...

Maseratör, 
Damıtımevlerinde tohumların, pancar yongalarının ve üzüm cibresinin bastırıldığı kazan.
Üzümün sıkılmasından sonra üzüm şırasından arta kalan kabuk, çekirdek ve saptan oluşan artığa  cibre adı verilir. Cibre, Üzüm kabuklarının oluşturduğu kütleye verilen addır. Kırmızı şaraplarda üzüm şırası kabuklarıyla birlikte bekletilir ve mayalanan bu süreç içerisinde meydana gelir.

Tıp dilinde cüzzam hastalığına verilen ad...

Lepra,
Hansen,
Cüzzam, 

Cüzzam 1876’da Armauer Hansen tarafından bulunan lepra basili tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Cüzzamın nedeni Hansen basili  “mycobacterium leprae” adlı bakteridir. Bu mikro organizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen, bulaşıcı hastalıktır. 

Lepra mikrobacterium lepra basilinin neden olduğu kronik,erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır. Ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaşır.  

Deri ve mukoza lezyonları ile birlikte duyu kaybı, kas zayıflaması ve felçle sonuçlanan periferik sinirlerin tutulması ve çoğu kez ele gelir şekilde büyümesi ile karakterizedir. Bu hastalıkta sakatlıklar geç teşhis ve yetersiz tedavi sonucu yıllar sonra oluşur. Hastalık böyle şekil bozukluklarına uğramış hale gelmeden teşhis ve tedavi edilmeli, bunun içinde iyi bilinmelidir. Lepra hastalığı genellikle tedavisiz ve basilli hastalardan, uzun süre yakın temas halinde bulunan bünyesi hastalığı almaya müsait olan çocuk yaştaki bireylere geçebilir. Erişkinlerin lepraya doğal dirençleri vardır, bu nedenle ileri yaşlarda hastalığı alma çok enderdir. Bulaşma teorik olarak üst solunum yollarından damlacıklarla atılan basillerden olur. Kuluçka süresi ortalama 2-7 yıldır, bilinen en kısa süre 7 aydır. Lepra hastalığının sağlam erişkinlere bulaşmasının hemen hemen imkansız oluşu ve hastaların basillerinin tedaviden çok kısa süre sonra ölü hale gelmesi hastalık hakkında yaygın ön yargı ve korkuların yok olmasını sağlamıştır. İdeal olan hastanın ayaktan tedavisidir. Tedavi altındaki bir lepralının işini sürdürmesinde veya evlenmesinde sakınca yoktur. Lepralı hastaların sağlam olan çocukları okullarına devam edebilirler, ancak hasta olanlar tedaviden sonra devam edebilirler. Lepra teşhisi konan bir hastanın sosyal açıdan yıkıma uğramaması,toplumdan dışlanmaması ve düzenli tedaviden uzaklaşmaması için her türlü yardım sağlanmalıdır. 

Kesin tanı için ayrıntılı muayene ve çeşitli testler uygulanır. Deri lezyonlarında özel boyalarla bakterinin gösterilmesi veya patolojik olarak cilt lezyonlarının incelenmesi gerekir. Histamin testi, terlemenin yokluğunu gösteren metakolin testi, lepra bakterisine karşı oluşan antikorların araştırıldığı FLA-ABS (Fluoresan Leprosy Antibody Absorbtion Test) , RIA ve ELİSA testleri kullanılır. Lepra hastalığı karaciğer tutulumu olmadıkça hayatı tehdit etmez. 

Lepra tedavisi eskiden Şolmogra yağı adı verilen bir doğal yağ ile yapılmıştır. Bu yağ Şolmogra Yağı, (Chaulmoogra) Asya’da yetişen bir bitki olan Taraktogenos kurzii’nin (Kalav) tohumlarının ezilmesiyle elde edilen uçucu bir yağdır. 

Geç­mişte, dıştan ve içten, cüzzam tedavisin­de kullanılmıştır. Günümüzde, sülfonlar bunun yerini almışlardır. Afrika’da görülmemektedir. Daha sonra 1940′larda lepra basilinin üremesini durduran sülfon türevi ilaçlar tedaviye girmiş ve lepralı hastalar bunları tüm yaşamları boyunca kullanmaya başlamışlardır. 1970′lerde yapılan araştırmalar sonucu çoğu tüberküloz tedavisinde de kullanılan Rifampisin, Ethionamid, Prothionamid gibi ilaçlarla, lepra basiline etkili Clofazimin isimli ilaç tedavi için kullanılmaya başlamıştır.

Tedavisinde, Dünya Sağlık Örgütünün uyguladığı çok ilaçlı tedavi uygulanmaktadır. Kayıtlı hastaların tedavisini Dünya Sağlık Örgütü karşılamaktadır. Lepralı hastaların ilk tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ İllerinde bulunan Lepra Hastanelerinde yapılır, tedavileri ise yaşadıkları İldeki sağlık ocaklarınca yürütülmektedir. Hastaların tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanmaktadır.

Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır.

Ana tipler;
Lepramatöz,
Tüberküloit,
Ara tipler;
Borderlein,
İndetermine.
cüzzamlardır.

Kurutma Kabı ...

Desikatör, (Fr. dessiccateur, İng. desicator, desiccator ).
Kurutma kabı.

Örneklerden suyun çekilmesi ve maddenin kuru hâlde kalması için, içinde nem alıcı madde bulunan, sıkı kapanan kap. 

Numune, kroze ve çökeleklerin saklanması için kuru bir atmosfer sağlayan kap.

Nem tutucu olarak içine kalsiyum klorür konulan ve kurutma dolabında kurutulan örneklerin havanın nemini almadan soğuması için kullanılan kapaklı cam kap.
Kurutma cihazı. 

Genellikle katıların kurutulmalarında "desikatör" kullanımı yaygındır. Sıvıların kurutulmalarında ise, anorganik yapıda bazı özel "nem çekici kimyasalların sıvı içine
atılmaları" yoluna gidilir. Tabanında kalsiyum klorür (CaCl2) vb. nem çekici (desikant) bir madde serili olduğu için nem oranı çok düşük ve ağzı sıkı kapatılabilen özel kaplara "desikatör" denir.

Tamamı ısıya dayanıklı, kalın camdan yapılmış, bombeli bir kapağı olan tencere biçimli laboratuar edevatıdır. İçinde delikli porselen yüzey, disk vardır. Bu diskin altında birkaç santimetre kalınlığında nem tutucu kalsiyum klorür partikülleri vardır. Soğumaya bırakılan kroze veya cam kase içerisindeki maddelerin soğurken nem kapıp ağırlaşmalarını veya tepkimeye girmelerini önler. Desikatör kapağı ile gövdenin temas ettiği yüzeye vazelin sürülür. Kapak ile gövde arasından hava girişi önlenir. Çünkü içerideki havanın mol sayısı tepkime sonucu azalır ve vakum oluşur.

Briç oyununun atası sayılan kağıt oyunu ...

Vist,
Vist Briç tarihindeki ilk basamaktır. 17. Yüzyıl başlarında ortaya çıktığı sanılan Vist, 18. Yüzyıl ortalarında Amerika ve Avrupa’da en seçkin iskambil oyunu haline gelmiştir. 4 kişiyle eşli olarak oynanan Vist el almaya dayanan bir koz oyunudur. Artırma söz konusu değildir, kağıdı dağıtan kozu belirler ve oyun başlar.

Izgara...


Gril, (Fr. grille).
Izgara, (Rumca).  
Mangal.

Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril.
Izgara üstünde pişmiş olan. 
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç. 

Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara

Yazı ya da müzik dersi...

Meşk, (Arapça). 
Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği. 
Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması. 
Yazı veya müzik dersi.
Usta âşıkların yeni yetişen ozanlara ders vermesi, saz ve koşuk çalışmaları.Yazı örneği. Öğretici yazı.
Bir şeyi uzatmak.
Uzun uzun yazmak.
Bilmeyene bir şeyi öğretmek.
Sür'at, hız.

Meşk, (Farsça).
Kırba. Tulumdan yapılmış su kabı.

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol ...

Makadam, (Fr. macadam). 

Yolların kaplanması için genellikle 4-7 santimetre arasında parçalara bölünmüş taş.  
Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Bu teknikle yol yapımı 1800 ' lü yıllarında John Loudon McAdam tarafından bulunmuş ve uygulanmıştır. Üç tabakadan oluşan drenajı sağlanmış bir dolgu metodudur. Önce aynı derecelenme aralığındaki malzeme, 20 cm. kalınlığında serilir. 
 
Serilen bu malzemenin maksimum dane çapı 7.5 cm. olan taşların üzerinden silindir geçirilerek sıkıştırılır. Yine aynı malzeme grubu ile ikinci bir tabaka daha serilir ve sıkıştırılır. Daha sonra maksimum dane çapı 2,5-5,0 cm. arasında bulunan yol malzemesi serilir. Tekrar silindirle sıkıştırılır. Yolun eğimi ve kenarında drenajı sağlanarak sıkıştırılan bu malzemelerden oluşan yol kullanım için hazırdır. Bu biçimde inşa edilen yollar, için şose yapılar olarak tanımlandı.

Doğaya yönelik gezileri içeren turizm etkinliği ...

Ekoturizm,

Ekoturizm terimi ilk kez 1978 yılında Kenton Miller tarafından kullanılmıştır. İlk kez 1992 Rio Çevre Zirvesi'nde sürdürülebilir bir dünya ve çevre için kriterler ortaya konmuştu. Bu kriterler, turizme de uyarlanarak, çevreye zarar vermeden, ondan yararlanma yöntemlerinin geliştirilmesi ve tüm yerli halkların kültürlerini yoketmeden, onların turizm faaliyetlerinden yararlanmalarının sağlanması şeklinde özetlenmişti.  

Uluslararası Ekoturizm Topluluğu TIES (The International Ecotourism Society); “ekoturizm, çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı seyahattir” olarak tanımlamıştır.

Ekoturizm çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir tatil şeklidir. Turizm pazarında, doğaya dayalı turizm olarak tarif edilen ekoturizm, sürdürülebilir kalkınma aracı olarak görülmektedir. Ekoturizm genellikle küçük gruplar halinde yapılır. Konaklama ve yeme içme türü hizmetler çoğunlukla yerel düzeydeki küçük ve orta ölçekli firmalar tarafından verilir.

Ekoturizm kavramında, yeşil turizm, alternatif turizm, doğa turizm, yabanıl turizm, macera turizmi, kültürel turizm gibi terimler kullanılmaktadır. Ekoturizm, genellikle küçük gruplar halinde, ailelerin işlettiği küçük tesislerde, geleneksel mimarinin ve yerel kaynakların kullanımını hedef almaktadır. Ekoturizm amacına uygun gerçekleştirildiği taktirde, hassas ekosistemlerin korunması ve bu bölgelerin içersinde ve çevresinde yaşayan nüfusun sosyo-ekonomik gelişmesi için kaynak yaratabilen bir araçtır. 

Önemli ekoturizm potansiyeli olan dağlık ve ormanlık bölgelerdeki köylerde yaşayan halkın yoksulluğu göz önüne alındığında , ekoturizmin sosyal sınıflar arasındaki dengesizliği azaltabilecek bir etken olduğu anlaşılabilir

Bir çeşit antibiyotik ilaç ...



Amikasin,
Rifamisin,
 
Amikasin,
Pek çok mikroba karşı etkili olan bir antibiyotik. Amikasin semi-sentetik bir aminoglikozid antibiyotiği olup bileşimi kanamisine yakındır.


Formülü,
100 mg flakon; 100 mg amikasine eşdeğer miktarda amikasin sülfat bulunur.

500 mg flakon; 500 mg amikasine eşdeğer miktarda amikasin sülfat bulunur.
Amikozit 100 mg flakon, Gram negatif mikroorganizmaların duyarlı türlerinin neden olduğu ağır enfeksiyonların kısa süreli tedavisinde kullanılan aminoglikozit grubu yarı-sentetik bir antibiyotiktir. 
Amikozit Gram negatif mikroorganizmaların duyarlı türlerinin neden olduğu ağır enfeksiyonların kısa süreli tedavisinde kullanılır. Bakteriyel septisemi (yenidoğan sepsisi dahil), ağır solunum yolu enfeksiyonları, kemik ve eklem, deri ve yumuşak doku enfeksiyonları, karın içi enfeksiyonları (peritonit dahil), yanıklar ve ameliyat sonrası enfeksiyonlar, ağır ve komplikasyonlu idrar yolu enfeksiyonları. Enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın saptanması ve duyarlılığın belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalıdır. Amikozit enjektabl, Gram negatif enfeksiyon kuşkusu bulunan durumlarda başlangıç tedavisi olarak önerilir ve duyarlılık testinin sonuçları alınmadan tedaviye başlanır. Tedavinin sürdürülmesi kararının duyarlılık testinin sonuçlarına, enfeksiyonun ağırlığına, hastadan alınan klinik yanıta ve hastanın ilacı tolere etme durumuna göre yönlendirilmesi gerekir.

Amikasin potansiyel olarak ototoksiktir. Hem işitme hem vestibüler fonksiyonları bozabilir. Yüksek dozlarda uzun süre kullanılması ototoksisite riskini artırır. Bu hallerde hastanın serum amikasin seviyeleri ve işitme fonksiyonları her gün monitor edilmelidir.


Rifamisin,
Rifampisin veya rifampin, bakterisidal etkisi olan rifamisin grubundan bir antibiyotik ilaçtır. Genellikle mikobakteri enfeksiyonlarının (tüberküloz, lepra vb.) tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca metisilin dirençli Staphylococcus aureus tedavisinde fusidik asit ile beraber kullanılır. Aventis şirketi tarafından, Rifadin® - Rifater® - Rimactane®  isimleri altında satılmaktadır.
Rifampisin bakteri hücrelerindeki RNA polimerazı inhibe ederek (engelleyerek) mRNA'in transkripsiyonunu önler.

Rifampisinin yan etkileri genel olarak neden olduğu hepatotoksisite (karaciğer zedelenmesi) yüzünden oluşur. Rifampisin hepatotoksisiteye neden olduğu için karaciğer yetmezliği olanlarda kullanılmamalıdır.






Kaynakça; http://tr.wikipedia.org

Güneş' in bir yıl boyunca gökküresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire...



Ekliptik,
Tutulum,  
İng. ecliptic, eclipse - Osm. dâire-i husûf - Alm. Ekliptik - Fr. écliptique. 
Bir yıl boyunca Güneş'in gökküresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire.
Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire, ekliptik.

Dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka; Güneş ve ayın tutulmasına ait, güneş yörünge. Dünya'nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir. 
Güneş' in gökyüzünde yıllık görünür hareketinin oluşturduğu çember. Güneşin görünürdeki bir yıllık yaptığı çember. Bu çember yakınında zaman zaman ay tutulması, gün tutulması belirdiği için buna dilimizde tutulma çemberi denir.
Yer'in Güneş çevresinde izlediği yörüngenin içinde bulunduğu düzlem. Yörünge düzlemi aslında Yer, Ay sisteminin kütleler merkezinin Güneş etrafındaki hareketi ile tanımlanmakla beraber, Tutulum, sadece Yer dikkate alınarak belirlenir; Ay' ın kütlesinden dolayı işin içine girecek hata ihmal edlir. Bu durumda tutulum, Güneş'in gökyüzü üzerinde takip ettiği görünen yıllık yol olarak da alınabilir. Ay'ın ve Plüto dışındaki diğer gezegenlerin yörüngeleri, tutulum civarındadır. Tutulumla gök ekvatorunun arasındaki açı, yer ekseninin eğimine eşittir. Bu açıya tutulumun eğimi denir ve yaklaşık 23°27′ değerindedir.

Güneş yıllık görünür hareketi sırasında gökküresi üzerinde, sınırları Uluslararası Astronomi Birliği tarafından belirlenmiş olan gökyüzü bölgeleri( takımyıldızlar ) içinde ilerler. Tutulum üzerinde tam 13 takımyıldız vardır. Bu takımyıldızlarlara Burçlar denir. Burçların isimleri sırasıyla şunlardır:

Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yılancı, Yay, Oğlak, Kova, Balıklar.

Güneş, her yıl yaklaşık aynı tarihlerde bu takımyıldızlardan geçer. Takımyıldızların sınırları içinde bulunduğu süreler birbirinden çok farklı olmaktadır. Güneş yıl içinde yörünge hareketi sırasında sınırları içinden geçtiği takımyıldızlar ve bu takımyıldız sınırları içersinde yolaldığı gün sayıları ve tarihler.
 
Yıldız Falları, astroloji gibi bilim dışı uğraşlarda bulunanların yazdıkları ve söylediklerinde bu bilgiler doğru değildir. 12 burçtan sözederler, gerçekte Güneş günümüzde, bir yılda 13 takımyıldızdan geçmektedir.

Uyma, boyun eğme ...

Uyum,
Uyma,
Riayet,
Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme, Uyma, boyun eğme
İcabet,
İtaat,
İntibak,(Osmanlıca).
Uymak işi, İntibak, Riayet, 
Tebaiyet, Tevafuk

İsrailoğullarının "Tanrı" için kullandığı adlardan biri ...

Elohim,
Elohim ve Eloah (Allah).
Aloho, 
Süryanice bir deyim vardır; Nhayloğ Aloho; Allah Güç versin.
Sami kavimlerin ortak Tanrısıdır Eloha (Elohim).
İbranice'de Elohim sözcüğünün karşılığı tanrılar olarak verilebilir. Ancak bu tam doğru bir karşılığı vermeyecektir. Bu sözcüğün mastarı "el" dir ve güç anlamına gelir; "el-oha" ise güçlü ya da güçlü olan (kişi) anlamındadır. Tanrı Yehova için kullanıldığında saygı ifadesi olarak Eloha'ın çoğulu olan Elohim kullanılmıştır.

Bu kelime El kökünden gelmektedir. El ise güç, en büyük güç gibi anlamlara gelir.
Yahudlier Tanrıyı Elohim ve Yehova şeklinde adlandırmaktadırlar. Elohim Tanrı'nın gazap tarafını, Yehova ise rahmet tarafınıtemsil eder. Yahudiler Tanrı'nın gazabından çok korktukları için Elohim adını daha çok kullanmayı tercih ederler.



Yakası kürklü ve kolsuz manto, kaput...

Şinel,
Palto, 
Manto, Kadın Platosu,
Yakası kürklü ve kolsuz kaput. 
Kolsuz kürk., Manto.

Tasavvuf konularını işlediği şiirleriyle tanınmış XVI.yüzyıl Osmanlı Divan şairi ...

Usuli,
Divan edebiyatı şairi, mutasavvıf.
Doğum yeri, Vardar Yenicesi' dir. Yunancası, Yannitsa.  Yunanistan 'ın Pellis-Nomos vilayetinde, Vardar nehri kıyısında, 2001 nüfusu :26.296 olan bir şehir) doğmuştur. Şeyh İbrahim Gülşeni' ye bağlanmıştır. Eserleri, hayattayken beğenilmiş, ismi duyulmuştur. Fakir bir hayat yaşasa da gururlu ve onurlu olduğu, insanlara hâlini bildirmediği bilinir. 1538-1539 yıllarında öldüğü sanılmaktadır.

Eserlerinde ilk göze çarpan tasavvufi görüşleridir. Ayrıca dili zamanın göre çok düzgündür. Fazla eser bırakmamıştır. Genel olarak ünlü şairler ve otoriteler tarafından yetenekli bulunmakla birlikte yeteneklerini pek geliştiremediği belirtilmiştir.

Endonezya halkının savaş dansı...

Baris,
Bali ve Endonezya halkının savaş dansı.

Endonezya’nın tarihi hakkında bilinen en eski bilgiler, 4-5 bin yıl kadar önce, Malaysia’dan halkın gelip yerleştikleri hakkındadır. Eski çağlardan beri ülkenin üzerinde bulunduğu adaların deniz ticaretinde ehemmiyeti çok büyük olmuştur. Bu sebepten, halk genellikle denizci veya tüccardı. Tarih çağlarında ülke, Çin, Hindistan, İran ve Bizans İmparatorluğunun deniz ticaret yolu idi. Halen bu özelliğini muhafaza etmektedir.

Halk tamamen Hollandalı sömürgecilerin menfaatleri doğrultusunda yönetilmekteydi. Milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerini yatıştırmak ve sömürgeciliğini devam ettirmek için Hollanda siyasi bir oyun olarak yerli halka idarede kısmen iştirak hakkı tanıdı. Bu oyuna kanmayıp tam bir bağımsızlık isteyen halkın mücadelesi çok kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışıldı.

Mücadelenin liderlerinden Ahmed Sukarno ve arkadaşları yakalanarak sürgüne gönderildi. İkinci Dünya Savaşında Japonya, Endonezya’yı işgal etti. Siyasi olarak Japonlar ülke halkının Hollandalılara karşı yaptıkları bağımsızlık mücadelesini desteklediler. Japonlar, milliyetçilerin hükümet kurmalarına müsaade etti.

17 Ağustos 1945’te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya’da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükümet kurularak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Hollanda, Endonezya’nın bağımsızlığını tanımadı. Endonezya ve Hollanda arasında bu sebepten başlayan mücadele, Endonezya’nın zaferiyle neticelendi. Hollanda, “Endonezya, Birleşik Devletleri”ni resmen tanımak zorunda kaldı.

1950 senesinde devletin adı “Endonezya Cumhuriyeti” olarak değiştirildi. Ülkenin kurulu olduğu adalardan Yeni Gine Hollandalıların elinde kaldı. Endonezya ancak 1962 senesinde adanın batı kısmını Hollandalılardan kurtardı. Çin ve Rusya bütün antikomünist ülkelerde yaptıkları gibi, genç Endonezya Cumhuriyetini de yıkıcı ve bölücü faaliyetlerle kendi sömürgeleri, peykleri haline getirmeye çalıştılar. Ülke idaresini ellerine geçirmek için hükümet darbesi girişiminde bulundular.

1965 senesinde vuku bulan bu ayaklanma kanlı bir iç savaşa sebep oldu. 1.000.000 civarında insanın öldüğü iç savaşta komünistler, milliyetçiler ve ordu tarafından bertaraf edildi. Devletin kuruluşundan itibaren meydana gelen hadiselerde oldukça yıpranan Ahmed Sukarno iktidarı, 1967’de General Suharto tarafından yapılan hükümet darbesi ile son buldu. Darbe sonunda başa geçen General Suharto daha sonra yapılan seçimleri de kazandı. 1982’de Sebker seçimleri kazandı. 1983’te Suharto dördüncü defa 10 Mart 1988’de beşinci defa başkan seçildi.





Kaynakça;
http://www.msxlabs.org

Kars, Iğdır, Ağrı illerine özgü, "bozbaş" da denilen, et ve nohutla yapılan bir yemek ...

Piti,
Piti Kebabı (Bozbaş),  
Kars mutfağında Bozbaş olarak geçen piti kebabı oldukça basit ve çok lezzetli.  
Malzemeler:  
500 gram kuşbaşı kuzu veya dana eti, 
1 çorba kaşığı eritilmiş kuyruk yağı, 
1 su bardağı haşlanıp kabuğu soyulmuş nohut,
2 adet yeşil biber, 
2 adet lavaş veya 4 yufka, veya tandır ekmeği, 
Yeteri kadar tuz, tereyağ, 
1 çay kaşığı safran, Karabiber,   

Hazırlanışı:  
Nohutları akşamdan bol suyla ıslatıp haşlayın ve suyunu süzün. Nohutların kabuklarını soyun. Kuşbaşı etleri tuz ve karabiber ile tatlandırın. Yeşil biberleri 1 kaşık kuyruk yağında soteleyin ve etleri ilave edin. Etler sunu salıp çekinceye kadar orta ısılı ateşte soteleyin. Az su ilavesiyle pişirin. Suyu azalırsa tekrar ilave edin. Lavaşları servis tabağına küçük parçalara ayırıp koyun. Üzerine et suyunu gezdirin. Etli nohudu lavaşların üzerine eşit olarak dökün, sıcak olarak servis yapın.

Yaprak tütünle yapılmış sigara ...

Puro, (İtalyanca puro), 
Yaprak sigarası.

Sıkıca sarılmış fermente edilmiş ve kurutulmuş tütüne verilen isimdir. Puronun ucu ateş ile yakılır. Puro ağıza alınarak duman kişinin ağzına çekilerek kullanılır. Puro tütünü Küba , Meksika, Amerika Birleşik Devletleri, Endonezya, Honduras, Kamerun, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti ve Nikaragua gibi ülkelerde oldukça yüksek miktarlarda üretilmektedir. 

Küba' da üretilen purolar dünya çapında emsalsiz olarak nitelendirilseler de birçok uzman Honduras ve Nikaragua purolarının Küba purolarına rakip olduğuna inanmaktadır.




Puro, güç, başarı, takdir ve ince zevkler üzerine kurulmuş bir tutku, heyecan ve statü simgesidir. 

Puro yakılmasından saklanmasına, içilmesinden satın alınmasına kadar çok zengin bir kültüre sahip olup, her detayın farklı incelikleri ve özellikleri vardır.
Puro yakarken en önemli husus kükürtlü kibrit veya gazlı çakmak kullanılmamalıdır. Gazlı çakmak veya kibritle yakılan puro tütününün aroması gazın veya kibritin kokusuyla birleşip gerçek aromasını kaybedebilir. İçim zevkini azaltabilir. Dolayısıyla torch diye nitelendirilen ve yandığında gaz kokusu bırakmayan özel çakmak kullanılması tavsiye edilir.

Üzerine üçgen biçiminde yelken asmak üzere direğe eğik olarak takılan seren ...

Artene,(İtalyanca).

Yelkenli gemilerde üstünde üçgen yelken açılan seren.

Gemilerde, üstüne üçgen şeklinde yelken açmak için direğin ortasına eğik asılan seren. Üstünde üçgen yelken açılır.

Direğe ortasına yakın bir noktadan, eğik olarak takılan seren. Bu serene üçgen yelken asılır. 

Osmanlı padişahlarının sohbet arkadaşı ...

Musahip, (Arapça),
Sohbet, arkadaşlık eden kimse. 
Yol kardeşi.
Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan.

Kırmızı, Kızıl ...


Ahmer,
Hamra, (arapça).
Müennes, Çok kırmızı, kızıl renk.
Hamra, Yüzü kızarmış kadın.
Kızıl, Kızıl renk, Kan rengi,
Sürh, Al.
Kırmızı, (İng. Red). (Arapça) "Kor" sözcüğünden "korumsu" benzerliği var. Yaygın yanlış (galatı meşhur) olarak "al" sözcüğü eşanlamlısı (sinonim) sanılır, oysa "al"; "alev rengi, turuncu" rengin adıdır.  Dalga boyu 650 nanometre olan ışık.

En sıcak renk kırmızıdır. Kırmızı renk fiziksel anlamda hareketliliği, dinamizmi ve gençliği; duygusal anlamda ise mutluluğu, azim ve kararlılığı ifade eder. Bir nevi gücün ve azmin simgesidir. İnsanı harekete geçirir. Hareketliliğin ve azmin ihtiyaç duyulduğu yerlerde kırmızı kullanılması uygun olabilir. Çünkü kırmızı renk insana şevk, azim ve hareketlilik kazandırır. Bundan dolayı özellikle gençlere hitabeden ürünlerde kırmızı sıkça kullanılır.

Kırmızının, özellikle yakın mesafelerden, fark edilmesi kolaydır. Bu nedenle, uyarı işaretlerinde genellikle kırmızı renk kullanılır. Fakat uzaklaştıkça kırmızının fark edilmesi zorlaşır. Bundan dolayı, uzak mesafelerden fark edilmesi istenen işaretler için mavi renk daha uygundur.

Kırmızı renk tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İnsana hareketlilik kazandırır ve mutluluk verir. Bu özellikleri ile hüzünlü olanları neşelendirmeye yardımcı olur. Kansızlık, soğuk algınlığı ve felç gibi şikayetleri olanların tedavisini destekleyici olarak kullanılabilir. Bununla birlikte yüksek tansiyon, gerginlik ve yüksek ateş gibi olumsuzluklara da zemin hazırlayabilmektedir.

Erzurum' un Oltu ilçesine özgü, "yatık döner" de denilen bir tür kebap...

Cağ Döner,
Yatık Döner (Cağ Döneri), 

Özellikle az yağlı koyun veya dana eti dilimler halinde şişe takılarak köz üzerinde yatık bir şekilde yavaşça pişirilir. 

Pişen kısımlar çağ adı verilen küçük şişlere geçirilerek yenir. Tercihen et parçaları arasına soğan domates veya taze biber konur. Karabiber ve tuz etin terbiyesinde vazgeçilmezdir.

Ur, tümör, siğil ...

Siğil, (İng. verruca )
Neoplazma,
Eğinç,
Papillom, (İng. papilloma),

Deri ve mukoza yüzeyinde gelişen iyi huylu epiteliyal tümör, siğil, verrü.

Deride, özellikle ellerde oluşan zararsız, pürtüklü küçük ur.

Epidermiste, papillom benzeri ve aşırı boynuzlaşma özelliği gösteren kalınlaşma, verruka. 

Papillomdan, epitel hücrelerinin sayıca artışının tümöral bir üreme olmamasıyla ayrılır.

İstatistikte, bir dağılımı ortalayan değere verilen ad ...

Medyan, (İng. median), 
Ortanca.
Ortanca Değer, 
Orta. Eksen plânına paralel duran.

Değerleri küçükten büyüğe doğru sıralanmış istatistiksel bir seride tam ortaya düşen ve seriyi iki eşit parçaya bölen değerdir. 

Olasılık kuramı ve istatistik bilim dallarında tek değişirli veriler için medyan bir tek değişirli istatistiksel yığın, bir tek değişirli bir örneklem veya bir tek değişirli bir olasılık dağılımı içindeki yüksek değerlerde olan veri sayılarının yarısını düşük değerde olan veri değerlerini kapsıyan yarısından ayıran bir sayı olarak tanımlanır ve bir tek değişirli merkezsel konum ölçüsü olarak kullanılır. Diğer adı da ortanca değerdir. Sonsuz sayıda olmayan tek değişirli veriler önce küçükten büyüğe doğru sıralı dizi oluşturulmasından sonra ortadaki yani ortanca değeri elde edilir.

Genellikle (n) sayıda veri değerlerinin sıralanması eğer gözlem sayısı küçükse, kolay olarak yapılabilmekte ve bu hesaplama kolaylığı merkezsel konum ölçüsü olarak medyan' ın tercih edilmesine bir neden olmaktadır. Ancak gözlem sayısı n artıkça, alışılmış elle yapılanan sıralama işlemleri gittikce zorlaşmaktadır. Ayrıca basit bir hesap makinası ile sıralama yapmak imkânı olmamaktadır. Bilgisayar kullanılmadan ve elle yapılan işlemler kullanarak büyük gözlem sayılı verilerinin sıralanması zorluğu nedeni ile medyan büyük veri kullanılması gerektiren araştırmalarda kullanılmamışdır.

Veri sayıları sıralandıktan sonra medyan değeri bulmak için özel kolay formüller uygulanır. Eğer gözlem sayısı tek ise medyan hemen şu formülle bulunur,

Yani gözlem sayısı tek ise:
Medyan = a*[(N+1)/2] /1 

Bu halde medyan, sıralanmış verinin ortasında bulunan gerçek bir sayıdır. Eğer gözlem sayısı çift ise medyan gözlenen bir veri sayısı olmayabilir ve sıralanmış verilerin ortasındaki (bazen alttaki medyan ve üstteki medyan adı verilen) iki sayının ortalaması olarak bulunur;

Örneğin; 1,3,4,5,7,8,13 dizisinin medyanı 5' tir.
2,4,6,8 dizisinin medyanı ise (4+6)/2=5' tir.
Eğer veri değerleri gruplanmış ve çokluk dağılımları olarak verilmişler ise, medyan, gözlem sayısında (N/2 )' inci değerin denk düştüğü sınıftadır ve entrepolasyon ile ortaya çıkartılan formülü şu şekilde verilir:    

Medyan = L+(c/f)*[(N/2)-d]     

L: Medyan sınıfın alt değeri  
c: Medyan sınıfın aralığı   
f: Medyan sınıfın frekansı   
N: Toplam birim sayısı   
d: Medyan sınıftan bir önceki sınıfın birikimli frekansı.


Örneğin;
10 öğrencinin matematik ders notları küçükten büyüğe doğru sıralanmış şekli;
1, 2, 3, 3, 3, 3, 4, 4, 4, 5 olsun. Bu değerlerin kalan en küçük ve en büyük değerleri elimine edildiğinde;
1, 2, 3, 3, 3, 3, 4, 4, 4, 5 ;  son kalan iki veri çifti 3, 3 olduğundan bu veri çiftinin ortalaması; 

(3+3)/2 = 3 olduğundan bu örneklemin medyanı 3' tür.

Eğer veri sayısı tek ise;
Örneğin:  
9 öğrencinin matematik ders notları;
1, 2, 2, 3, 3, 4, 4, 5, 5 ise bu değerlerin kalan en küçük ve en büyük değerleri tek tek elimine edildiğinde;
1, 2, 2, 3, 3, 4, 4, 5, 5 ,
kalan son değer 3 olduğundan bu örneklemin medyanı 3' tür .






Kaynak; http://tr.wikipedia.org

Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas ...

Nepotizm, Fr. népotisme,  
Akraba kayırıcılığı.
İtalyanca`dan (nepotismo... nipote yeğen mânasına gelir) gelmiş bir kelime ve terimdir. 
Akraba ve yakın arkadaşları kayırma.

Bir kamu görevlisinin özel çaba göstererek kendi akrabalarını kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirmesi, bir üst makama terfi ettirmesi, bazı ayrıcalıklardan istifade ettirmesi (lojman, yurt dışı görev vs.), başka bir göreve tayin ettirmesi “nepotizm” olarak adlandırılır. Nepotizm, halk dilinde yaygın olarak “torpil” olarak bilinmektedir.

Nepotizmde, bir kişinin kamu görevlisi olarak istihdam edilmesinde ve yükseltilmesinde liyakat (beceri, kabiliyet, başarı, eğitim düzeyi vs.) ilkeleri dikkate alınmamaktadır.

Umutsuzluktan doğan çaresizlik, karamsarlık ...

Yeis, (Arapça).
(Ye's) Ümitsizlik. 
Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü.
Kötümserlik.

Eski Türklerde ölülerin ardından düzenlenen yuğ törenlerinde söylenen ağıt...

Sağu, Sağı, Sağune  

Ölünün iyiliklerini duyuran ağıt ve mersiye.
Eskiden Orta Asya'da düzenlenen yuğlarda (cenaze törenlerinde) söylenen ağıt.
"Yuğ" adı verilen ölüm törenlerinde ölen kişinin erdemlerini ve onun ölümünden duyulan hüznü dile getiren şiirlerdir.

Sözlü dönem ürünlerinden olan sağu haricinde koşuk, destan ve sav da vardır. 

Sav, İslamiyet öncesi Türk edebiyatında atasözünün karşılığıdır. Bir düşünceyi, bir deneyimi, bir öğüdü, en az sözcükle kısaca anlatan kalıplardır. 

Biçim olarak bir düz yazı tümcesi veya bir şiir dizesi gibi olabilirler. İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait savların kimileri küçük ses değişiklikleriyle, Türkçede bugün de yaşamaktadır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait en güzel savları XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un yazdığı Divânü Lûgati't Türk adlı eserde görüyoruz.

Sağu' lar da savlar gibi eski Türklerin yaşam biçimlerinden doğan sözlü ürünlerdir. Eski Türklerde sevilen, sayılan bir kişinin ölümünden sonra düzenlenen cenaze törenine "yuğ töreni", bu törenlerde söylenen şiirlere "sagu" adı verilirdi (IV. Üniteye bakınız). Ölen kişinin yiğitliğini, yaptığı işleri, değerini anlatan, ölümünden doğan acıyı dile getiren bu şiirler bir tür ağıttır. Destan özelliği de gösteren sagularda geniş doğa tasvirlerine rastlanır.

Koşuk, Eski Türkler totemlerinin etini yemezlerdi. Yılda bir kez, belli dönemlerde, "sığır töreni" adı verilen kutsal av törenlerinde onu kurban ederek yerlerdi. "Şölen" adı verilen bu toplu ziyafetlerde ve yengi ile biten savaşlar sonunda, tüm boyların erkekleri biraraya gelerek eğlenirdi. Bu eğlencelerde söylenen çoklukla aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlere "koşuk" adı verilir. Genellikle kendi başına bütünlüğü olan dört dizeli bentlerden oluşan koşuklar manilere ve koşmalara kaynak olmuştur.
“Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk edebiyatında “Koşma” adıyla anılmıştır. 

İslamiyet öncesi Türk edebiyatının sözlü ürünleri olan destanların, savların, saguların ve koşukların kimileri zaman içinde yitip gitmiştir. Bu ürünler kuşkusuz eski çağlarda Türkler arasında toplumsal bilinci yaratan ve birliği, beraberliği, barışı sağlayan en önemli etmenlerdi.

Eski Türklerde kam, kaman, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik ustalıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları sağaltma (tedavi) görevi de üstlenirlerdi.

Destan ise; Toplumu derinden etkileyen olaylar sonunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!