Eski Türklerde “yuğ” denen ölüm törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen ağıt...

Sağu, Sagu
Sağı, 
Sağune,    
Ağıt,
 
İslam öncesi Türkler arasında , bir kahraman, bir devlet büyüğü öldüğünde bunlar için yapılan yuğ adı verilen yas törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlere sağu denir.
Ölünün iyiliklerini duyuran ağıt ve mersiye.

Eskiden Orta Asya'da düzenlenen yuğlarda (cenaze törenlerinde) söylenen ağıt. 7' li hece ölçüsü ile yazılır. Edebi sanatlara yer verilir. Dörtlüklerle yazılır. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini ; kalanların acısını ve duyulan üzüntüyü dile getirir. Sağu nazım şekliyle söylenir.

Akciğer ve bronş hastalıklarını inceleyen hekimlik dalı...

Pnömoloji, (İngilizce Pneumology, Yunanca pneumon, onos, akciğer; logos, bilim)

Akciğer ve hastalıklarını konu alan bilim dalı.  

Tıbbın, akciğer fizyolojisi ve patolojisini ya da daha genel olarak solunum sistemini inceleyen dalı.  

Pnömolojinin geçmişi tüberküloz ile başlar. 

Malezya' nın Başkenti...

 Kuala Lumpur,  Malaysia.
Kuala Lumpur kelime anlamı olarak “çamurlu kavşak” anlamına gelmektedir.
Malezya'nın başkenti ve en kalabalık şehridir. 1857'de Gombak ve Klang nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuştur. Malay, İslam, Hint ve Çin kültürlerinin bir arada bulunduğu kozmopolit bir şehir. Trafiğin sağdan aktığı, hayatın dünyadaki birçok yere göre son derece ucuz olduğu şehirde sıcaklık ve nem bir arada yaşanıyor. İklimi, karmaşıklığı, kozmopolitliği ve hızla yenilenen yüzüyle Kuala Lumpur Güney Asya’nın bütün özelliklerini bir arada yaşayabileceğiniz bir şehir. Modern ve doğallığın bir arada yaşandığı metropol şehirlerde ki gibi göklere uzanan gökdelenler lüks havaalanı şık restoranları geceleri ışıl ışıl olan mağazaları caddeleri sokakları ve bütün bu gelişmişliğin ortasından özünden doğal güzelliklerinden yağmur ormanlarından hiçbir şey kaybetmemiş olan bir şehir.

Merdeka Meydanı: Her şehrin her bölgenin oldukça meşhur bir meydanı vardır. Şehirlerde yaşamlar bu meydanlar da yaşanır. Bu meydanın özelliği ise 31 Ağustos 1957 yılında İngiliz bayrağı göklerden indirilip yerine Malezya bayrağının asıldığı yer olarak tarihi bir anlamı vardır.

Petronoz İkiz Kuleleri: Bu ikiz kuleler Kuala Lumpur'un modern şehir yakıştırmasına neden olan en büyük nedendir. Bu ikiz kuleler 425 metre yüksekliğinde 88 katlıdır. Ve iki kuleyi birleştirmek için üst katlarında bir köprü bulunmaktadır. İkiz kuleler dünyanın en yüksek binalarında biri olarak bilinmektedir. Bu binalar özellikle gece ışıklandırıldığında görünen manzara insanın gözlerini kamaştıracak şekildendir.
Kauala Lumpur'da Milli Bilim Merkezi, Ulusal Camii, Golden Horses Sarayı gibi oldukça modern yapıların hepsini bu şehirde görebilirsiniz.
Malezya’ya seyahat eden Türk vatandaşları Umuma Mahsus Pasaport sahipleri de dahil olmak üzere vizeden muaf tutuluyor. 
Malezya’da geçerli para birimi Ringgit. (RM) diye ifade edilir. 1$= 38 Ringgit , 1 TL yaklaşık 2.3 Malezya Ringgit’ine denk geliyor.
Resmi dil : Bahasa Meyalu (Malay) dilidir. Ancak İngilizcede yaygın olarak kullanılır.

Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki...

Brokoli, (Brassica oleracea Italica),
Turpgiller (Brassicaceae) familyasından küçük yeşil yumrular halinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir sebzedir. Brokoli ismi Latince'de "kol" anlamına gelen brachium kelimesinden (İtalyancası braccio) türetilmiştir.

Brokoli, isminden de anlaşılabileceği gibi, İtalya yarımadası ile özdeşleşmiş bir sebzedir. Brokoli Yakınçağ Avrupa'sında egzotik bir bitki olarak görülmüş, dünyada tanınması ise ancak 20. yüzyıl başlarında ABD'deki İtalyan göçmenler aracılığıyla gerçekleşmiştir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ülkelerde bolca yetiştirilir. Brokoli ile karnabahar kırması bir sebze olan broccoflower ilk olarak 1988'de Avrupa'da yetiştirilmiştir. Görünümü karnıbahara, tadı brokoliye benzer.

Yapısında bulunan etken maddeler;
Glukozinolatlar, indoller, sülforafenler, beta karoten, c vitamini, Selenyum, ditiyoltiyonlar, Quersetin, Lutein ve E vitamini brokolinin etken maddelerinden önemlileridir. Ayrıca her sebze ve meyvede önemli sağlık faktörlerinden olan lifli yapı da bu sebzeyi önemli bir yere oturtmaktadır. Bu bitkinin yapısında bulunan selenyum; çok güçlü bir anti oksidandır. Bu madde kan hücrelerinin korunmasında, hücre duvarının güçlendirilmesinde ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde görev yapar. Yapısında bulunan Quersetin, Antioksidan özellikli bir maddedir. Kansere yol açan çeşitli maddeleri engelleyici bir özelliği vardır. Ayrıca E vitamini ile güçlü bir antioksidandır. Kolesterolün zararlı tesirlerinden kalbi korur. Doğal olarak kanı sulandırıcı tesirleri vardır.( Kan aşırı sulanmadığı taktirde akıcılığı nedeniyle kalbi rahatlatır).
Kadınlara has olan bir çeşit östrojen hormonu meme kanserinin oluşumunu artırmaktadır. Brokolinin yapısında bulunan indoller bu tür östrojen hormonu üzerinde baskılayıcı etkiye sahip olduğundan, meme kanseri riskini düşürmektedir.



Yapısında bulunan Glukozinolatlar sayesinde karaciğer kanserinin engelleyicisidir. Bu maddenin bir çok kanser türünün yanında karaciğer kanserini küçümsenemeyecek oranlarda engellediği klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.


Bu mükemmel bitkinin yapısında bulunan İndoller ise; bir tür bitkisel hormonlardır ki bu hormanlar insan vücudunda düzenleyici bir etkiye sahiptir. Yine bu hormonlar tümör oluşumunu engellemekte çok iyidirler.

Serdar, başkomutan...

Noyan,
Başkomutan,
Komutan,
Başbuğ,
Kumandan,
Malkoç,

Serdar, Osmanlı döneminde bir rütbe olup farsça kökenlidir.

Türkiye ekonomisi üzerine özgün araştırmalarıyla tanınan iktisatçımız...


Korkut Boratav (1959 - .... )
Ankara Üniversitesi emekli hocalarından Marksist iktisatçıdır.

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli akademisyen' lerden biri olan Korkut Boratav 1935'te Konya'da doğdu. 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1960 yılında tamamladığı Maliye Teorisi yüksek lisans eğitimi sonunda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olarak girdi.

1964'te, aynı fakültede, "iktisat doktorası"nı tamamladı. 1964-66'da Cambridge Üniversitesi'nde araştırmalar yaptı. 1972'de doçent oldu. 1974'te Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde danışmanlık yaptı. 1980'de Ankara Üniversitesi Senato'sunca profesörlüğe yükseltildi.

1983'te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca 1402 sayılı yasaya göre Üniversitedeki görevine son verildi. 1984-1986'da Zimbabwe Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. Danıştay kararıyla yeniden Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne dönen Boratav, bu okuldan 2002'de emekli oldu.

Boratav'ın araştırma alanları: Uluslararası İktisat, İktisat Politikası, Gelişme İktisadı, Türkiye Ekonomisi'dir. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesi'nde iktisat yazıları yazan Boratav,  gazetenin diğer yazarlarından iktisatçı İzzettin Önder'in Tüpraş özelleştirmesine dair yazdığı bir yazının yayınlanmaması üzerine gazeteyi protesto ederek yazılarına son vermiştir. Boratav 1997 yılında TÜBA Hizmet Ödülü almıştır. Halkbilimci Pertev Naili Boratav'ın oğlu olan Korkut Boratav, üç çocuk babasıdır.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Tarih Vakfı, Korkut Boratav’a sevgi ve saygılarını sunmak üzere 14 Aralık 2005 tarihinde “70. Yaşında Korkut Boratav’a Saygı” toplantısı düzenledi.

Eserleri
Türkiye'de Devletçilik, 1923-1950
Kamu Maliyesi ve Gelir Dağılımı: Kavramlar ve Metod Meseleleri (SBF, Doktora tezi, 1965)
Gelir Dağılımı: Kapitalist Sistemde, Sosyalist Sistemde, Türkiye'de (Gerçek 100 Soruda dizisi, 1969)
Sosyalist Planlamada Gelişmeler (SBF, Savaş, 1974)
Türkiye'de Devletçilik (ilk baskı 100 Soruda dizisi Gerçek, 2. baskı Savaş, 1974)
Uluslararası Sömürü ve Türkiye (YSE İş Sendikası Temel Eğitim Dizisi, 1979)
Tarımsal Yapılar ve Kapitalizm (SBF, İletişim, 1980; 2. Baskı, Birikim Yayınları; 3. Baskı, İmge Kitabevi Yayınları, 2004)
İktisat Politikaları ve Bölüşüm Sorunları: Seçme Yazılar (Belge, 1983)
Krizin Gelişimi ve Türkiye'nin Alternatif Sorunu (Ş. Pamuk ve Ç. Keyder ile birlikte, Kaynak, 1984)
Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı için Konut Sektörü ve Politikaları Üzerine Bir Model Önerisi (Y. Kepenek ile birlikte, Kent Koop. 1984)
Die türkische Wirtschaft im 20. Jahrhundert: 1908-1980 (Dagyeli Verlag, Türkiye İktisat Tarihi'nin çevirisi, 1987)
Stabilization and Adjustment Policies and Programmes-Country Study 5: Turkey (WIDER, 1987)
Türkiye İktisat Tarihi: 1908-1985 (Gerçek Yayınevi, 1988; Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş 7. baskı, İmge Kitabevi Yayınları, 2003, 2004)
İktisat ve Siyaset Üzerine Aykırı Yazılar (BDS, 1988)
1980'li Yıllarda Sosyal Sınıflar ve Bölüşüm (Gerçek Yayınevi, 1991)
Türkiye'de Sanayileşmenin Yeni Boyutları ve KİT'ler (Editör, Ergun Türkcan ile birlikte, Tarih Vakfı/Yurt Yayınları, 1993)
İstanbul ve Anadolu'dan Sınıf Profilleri (Tarih Vakfı/Yurt Yayınları, 1995; İmge Kitabevi Yayınları, 2004)
Türk KİT Sisteminin İktisadi Değerlendirmesi, Araştırma Raporu (Y. Kepenek, E. Taymaz, T. Bali, N. İ. Ertuğrul ve M. Candan ile birlikte, KİGEM ve Friedrich Ebert Vakfı, 1998)
Yeni Dünya Düzeni Nereye? (İmge Kitabevi Yayınları, 2000, 2004)
Küreselleşme Emperyalizm, Yerelcilik, İşçi Sınıfı (E. A. Tonak, O. Türel, C. Somel, T. Şengül, H. Arslan ile birlikte, İmge Kitabevi Yayınları, 2000, 2004)
Türkiye Ekonomisinin Son Durumu (Türkiye Bilimler Akademisi Forumu, No. 10, 2002)

“Lido” da denilen ve bir lagünü denizden ayıran kıyı kordonu...

Lido,
Kıyı dili,
Torluk,

Kıyı okları zamanla gelişerek deniz ile koyu birbirinden ayırır ve irili ufaklı göllerin oluşmasına yol açar. Bu göllere lagün veya kıyı set gölü adı verilir. Bir lagünü denizden ayıran kıyı dilidir.  Lagüne deniz kulağı, kıyı gölü de denir. 
Kıyı şeridine ise Cordon denir.

İp halat...

Urgan,
Rişman,

Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.
Kenevir ipinden yapılmış kalın bağ.
Halat, urgan, kalın ip.










''Git, defol'' anlamında argo sözcük...

Naş,
Okso,

İp merdiven...

Örcin, (Eski dilde). 
(İng. jacob's ladder, rope ladder, Alm. Strickleiter ).

İpten örülmüş, çoğunlukla gemilerde kullanılan merdiven.

Çoğunlukla kahverengi demir karbonat bileşimli demir cevheri...

Sideroz, (Fr. sidérose).

Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri, siderit.

Ayrıca Dokularda demir ya da demir İçeren pigmentlerin birikmesiyle ortaya çıkan hastalık durumudur. Genellikle hemolitik (alyuvar yıkımına bağlı) kansızlık ya da bir kanama sonrasında gelişen aşın alyuvar yıkımı sonucunda ortaya çıkar.

Almanlar' ın Roma imparatoru Sezar' ı tanımlamak için kullandıkları tabir...

Volkstribun,
Roma tarihinde soylulara karşı halkın seçtigi ve halkı koruyan sulh hakimi.

Jül Sezar (Latince: Gaius Julius Caesar, okunuşu: Kaysar),
13 Temmuz M.Ö. 100[1] – 15 Mart M.Ö. 44),

Romalı askeri ve politik lider. Aynı zamanda iyi bir hatip ve güçlü bir yazar olan Sezar, dünya tarihinin en etkili insanlarından birisi olarak kabul edilir. Eylemleriyle Roma Cumhuriyeti'nin Roma İmparatorluğu'na dönüşmesinde kritik bir rol oynamıştır.

Roma Senatosundaki optimates kliğine mensup muhalifleri Marcus Porcius Cato ve Marcus Calpurnius Bibulus'a karşı, populares kliğine mensup bir politikacı kimliğiyle, Marcus Licinius Crassus ve Gnaeus Pompeius Magnus'la birlikte gayri resmi olarak Roma politik yaşamına birkaç yıllığına yön verecek olan birinci üçlü yönetimi kurdu. Galya'yı fethederek Roma topraklarını Atlas Okyanusu'na kadar genişletti ve aynı zamanda M.Ö. 55 yılında Britanya'nın Romalılarca ilk işgalini gerçekleştirdi.  Triumvirliğin yıkılmasıyla birlikte Pompey ve Senato ile arası açıldı. M.Ö. 49 yılında Lejyonlarının başında Rubicon nehrini geçmesiyle başlayan iç savaş sonucu Roma dünyasının tartışmasız hâkimi haline geldi.
Jül Sezar ölümünden sonra tanrılaştırılmış ve kendisine Divus (Tanrı) unvanı verilmiştir.

Hayatta iken aralarında Pater Patriae, Pontifex Maximus ve Diktatör unvanın da olduğu pek çok onur payesi almıştır. Senato tarafından kendisine verilen bu payelerin, ölümlü bir insana bu kadar onur payesi vermenin yersiz olduğunu düşünen çağdaşları tarafından kendisine düzenlenen suikastin başlıca nedeni olduğu zikredilir.


Henüz genç bir adamken Küçük Asya savaşlarında göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı kendisine Corona Civica verilmişti.
 
Sezar'ın cognomen'i zaman içerisinde bir unvan haline gelmiş ve bu unvan değişerek Almanca Kaiser ve Slavik dillerde Çar unvanın çıkış noktası olmuştur. Çar unvanı taşıyan son kişi Sezar'ın ölümünden iki bin yıl sonra bile onun adını taşıyan bir devlet başkanı olarak 1946 yılına kadar tahtta kalmış olan Bulgaristan kralı II. Simeon'dur. Bu unvan, ünlü bir deyiş olan "Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin" örneğinde görülebileceği gibi Kitab-ı Mukaddeste de kendine yer bulmuştur.




Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi gibi parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi...

Fasıl,
Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.

Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna.
Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü.

Fasıl, dindışı Türk musikisi geleneğinde aynı makamda ve çeşitli formadaki eserlerin sıralanmasıyla yapılan konser demektir. Her tabakadan Halkın musıki zevk ve kültürüne seslenebilen bir tür olarak yüzyıllardan beri etkinliğini sürdürmektedir. 

Klasik fasıl sıralaması; “taksim”, “peşrev”, “kâr”, “1.beste”,”2.beste”, “ ağır semai”, “yürük semai”, “saz semaisi” şeklindedir.Zamanla “şarkı” formunun önem kazanmasından sonra, bu geleneksel biçim yerini ağırdan başlayarak, gittikçe hızlanan çeşitli tempolardaki şarkılara bırakmıştır.

Fasıl musıkisi sarayda, enderun’un kurulduğu dönemden itibaren meşk sistemiyle öğretilmeye başlanmıştır. Saray dışından musıki ustalarınında katılımıyla padişah huzurunda icra edildiğinde “huzur faslı”, “harem faslı” diye adlandırılmıştır. Açık alanlarda ve sarayların divanhanelerinde kalabalık hanende ve sazendelerin katılımıyla icra edildiğinde ise “meydan faslı” , “küme faslı” diye de isimlendirilmiştir.

Fasıl musıkisini icrâ eden topluluk belirli sazende ve hanendeden oluşur. Fasıl topluluğunu tef ’le usul vurarak “serhanende” adı verilen kişi yönetir.

Tanzanya' nın baharat adası...

Zanzibar, (Unguja).
Zangibar
Eski ismiyle Zengibar,

Hint Okyanusu’nun Afrika’yla buluştuğu kıyılardaki Zanzibar Adası, tarçından karabibere, karanfilden Hint cevizine mutfağımızdaki birçok baharatın ana yurdudur. Zangibar, Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuştur. Adı "zencilerin sahili" anlamındaki Farsça "zangi bar"'dan gelir. Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya' ya bağlı iki adadan oluşan (Zangibar ve Pemba Adası) özerk yönetilen bölgedir. Tropikal doğası, bitki örtüsü, balıkları, kuşları, taş ve ahşap ustalığının parladığı tarihi yerleşimleriyle göz kamaştırıcı bir ada. Yazın beş ay boyunca tropikal sıcaklarda kavrulan ada, kasım ayında yağmurlarla yıkanıyor, yenileniyor. Sıcaklık 28 - 30 derecearasında değişiyor. Başkenti Taş Şehir - Stone Town' dır.

18’nci yüzyıl boyunca Ummanlı Arapların dolaylı yönetimi altına girer. Bu dönemde, Doğu Afrika’daki köle ve karanfil ticareti sayesinde ekonomisi hızla gelişir. 19’ncu yüzyılda deniz ticareti ile büyüyen Zanzibar, 1830’lu yıllarda iç bölgelerde tarımın başlamasıyla yeni bir güç kazanır. Karanfil, hindistancevizi, susam ve reçine gibi ticari ürünler yetiştirilir ve şehrin limanlarından ihraç edilir.


Zanzibar asıl adı Farrokh Bulsara olan Queen grubunun solisti Freddie Mercury'nin doğum yeri olması ile de ünlüdür. Mercury, başkent Stone Town' da doğmuştur.

Büyük Okyanus’taki ada ülkesi Vanuatu’nun para birimi...

Vatu,
Para birimi: Vatu (VUV) ,


Yeni Hebridler,
Bislama dilinde, Vanuatu.

Güney Batı Büyük Okyanusta 83 adadan oluşan adalar topluluğudur. 30 Temmuz 1980' de bağımsızlığına kavuşmuştur.  Avusturalya' nın 1750 km doğusunda Yeni Kaledony' nın 500 km. kuzeydoğusunda Fiji' nin batısında ve Solomon Adalarının güneyinde Pasifik Okyanusu' nda yer alan adalar grubudur. Yüzölçümü 12200 km² olup, toplam Sahil şeridi 2528 km. dir. Tropikal iklime sahiptir. Adaların genelinde dağlar ve volkanik özellikli ovalar yer alır. Ülkenin en yüksek noktası Tabwemasana 1877 m dir. Ülke yeraltı kaynakları bakımından fakirdir Manganez çıkartılır ve işlenerek ihraç edilir.  Halk ve Sosyal Hayat   Vanuatunun Nüfusu 208869 (Temmuz 2006 verileri) kişidir. Ülkenin en büyük şehri başkent Port Viladır. Nüfusun büyük çoğunluğunu Ni-Vanuatu (%98.5) halkı oluşturmaktadır. Kalan %15 oranını ise Yeni Zellandalı ve Avustralyalılar oluşturur. Ülkenin %367si Presbyterian %15i Anglikan %15i Roma Katolikleri %76sı yerel dinlere %195i ise diğer dinlere inanıyorlar. Ülkede İngilizce ve Fransızca resmi dil olup halkın çoğunluğu yerel dilleri konuşur. Ülkedeki Okur yazar oranı (15 yaş ve üzeri için) nüfusun %74dür.  Yönetim   Ülkenin Resmi adı Vanuatu Cumhuriyeti eski adı Yeni Hebridler. Cumhuriyet ile yönetilmektedir. 30 Temmuz 1980 yılında ülke Büyük Britanyadan koparak bağımsızlığını ilan etmiş ve aynı tarihte parlementosu anayasasını kabul etmiştir. Başkan ve 40 üyeli Parlemento 5 yılda bir halk tarafından seçilir. 

Başkent, Port Vila,
İdari  Bölgeler; Malampa, Penama, Sanma, Shefa, Tafea, Torba,

Fovizm akımının öncülerinden olan ünlü Fransız ressam....

André Derain (1880-1954).

Klasik modernizme yönelmiş, kübizmin öncülerinden olmuş bir usta.
Çağdaş sanatın kurucularından André Derain, 10 Haziran 1880 de Paris in güney batısında, Seine kıyısında küçük bir kasaba olan Chatou da doğdu. Ekmek ve pasta yapımıyla uğraşan babası, onun mühendislik eğitimi görmesini istiyordu. Fakat küçük Derain in eğilimi ve merakı resim sanatınaydı. Bu nedenle daha ilk ve ortaöğrenimi sırasında Jacomin adlı bir ressamdan ilk derslerini aldı. Yirmi yaşına doğru bir trende, rastlantı sonucu tanıştığı Vlaminck in onu yüreklendirmesi üzerine, yoğun bir çabayla resme yöneldi ve Carri Akademisi ne öğrenci olarak yazıldı. Orada Matisse i tanıdı. Aynı yıl Chatou da Vlaminck in özel atölyesini bir süre paylaştı. Sonradan fauvisme in ocağı olarak ün yapacak olan bu atölye, Derain de katışıksız renklere ve yalın biçimlere karşı ilgi uyandırdı. Gene de bütünüyle içgüdüsel bir yol izleyen Vlaminck in aksine Derain, düşünceyi ve geleneğe dayanan resim kültürü ön planda tutuyordu. Müzelerdeki eski ve soylu yapıtları, kalıcı değerdeki tabloları yakından inceliyor, onlara bu kalıcılık niteliğini sağlayan gizleri, çözümü güç formülleri kendi yeteneğiyle çözümlemeye çalışıyordu. Erken yaşlarda müze sanatı" nı keşfetmişti.Genellikle dinsel konuları, yalın görünümlü natürmortları içeren 1910 sonrası resimleri, kimi kaynaklarda Derain in gotik dönemi olarak anılır. İsa nın Son Akşam Yemeği , İki Kızkardeş , Paul Poiret nin Portresi ve şimdi Moskova Müzesi nde bulunan Cumartesi , onun bu dönemine özgü yapıtları sayılabilir. 1910 sonbaharında gittiği İspanya da, Codaquez de buluştuğu Picasso da onu geniş ölçüde etkilemişti.

Fovizm, (Fauvisme).
1905 - 1907 yılları arasında meydana gelen, XX yüzyılın gerçekten değerli ve özgün bir sanat akımıdır. Belirli ve kesin kuralları olan bir sanat ekolü oluşturulmamıştır. Arı renklerin abartılarak kullanılması istemi bir grup sanatçıyı ilgilendirmiştir. Peyzaj, natürmort ve insan figürleri sanatçıların değerlendirdikleri tasvir konularıdır. Uygulamalarda empresyonizm ve puvantilizm iz ve etkileri görülür.

Resimde çiğ ve sert renkler kullanmak, bu akımın birinci özelliğidir. Bir resimde gerek ışık alan yerler, gerek mesafe bakımından uzaklıklar, sadece renk değiştirmekle gösterilir. Bu akımın sanatçılarına göre resim, düz bir yüzeye yapıldığı için derinlemesine bir arayıştan ibarettir.

Resim elden geldiğince sade ve temiz boyanmalıdır. Bu özellikleri ile fovizm pek çok kuralı yıkmış olur. Derinlik hissi, ışık, gölge, kabartma, belirli kenar çizgileri bir tarafa bırakılır. Resim iki ana özellik üzerinde yoğunlaşır. Renk şiddeti ve bunların yan yana konuluşudur. Fovizm'de hafiflik ve sevinç gözlenir.

İzlenimciliğin bir devamı sayılabilir. İzlenimcilerde pastel ve yumuşak olan renk tonları, Fovistlerde parlaklaşmış, birincilerde küçük fırça darbelerine ağırlık veren teknik ise, geniş ve tek defada oluşmuş renk lekeleri oluşturma anlayışına dönüşmüştür. Yine izlenimcilerin aksine, Fovistler resimlerinde nesneleri deformasyona uğratarak resmetmeyi amaçlamışlardır.

Fovizm'in ilk temsilcileri ;
Henri Matisse (1869 - 1954), 
Albert Marquet (1875 - 1947), 
André Derain (1884 - 1954), 
Maurice Vlaminck (1876 - 1958), 
Othon Friesz (1879 - 1949), 
Raoul Dufy (1877 - 1953),
Van Dongen (1877 - 1968),
Georges Roulaut (1871 - 1958).

Erkek çocuklara duyulan cinsel ilgi...

Pederasti,

Pedofili ile aynı şeydir. Genellikle yetişkin erkek ile erkek çocuk arasındaki homoseksüaliteyi ifade eder. Aktif bir olgu olarak nitelendirilen ve çocuk ve aile üzerinde en ağır travmayı yaratan istismar türü olarak kabul edilir. Cinsel istismarın tanımı konusunda tartışmalar sürmektedir. Ancak çok özetle daha yaşlı ya da otorite konumundaki, ya da güvenilen birisinin gerçekleştirmesi ve bundan doyum sağlaması ile karakterizedir. Cinsel istismar direkt ya da indirekt olabilir.

Cinsel istismar ve ensest için literatürde pek çok terime rastlanmakta ancak bunlar bazen birbirine karışmakta ve yeterli, spesifik bir tanımlama getirmemektedir. Hatta bazen iki çocuk arasındaki cinsel ilişki istismar sınıflamasına girmemekte, sadece cinsel deneyim olarak kabul edilmektedir.

Eskiçağ’da erkeklerde eş Cinsellik (homoseksüellik, yunanca homos, eşten türetilmiştir) çok yaygındı ve birçok Halk tarafından normal sayılıyordu. Eşcinsellik, genellikle çocukculuk (pederasti) ile karıştırılır; çocukculuk ya da pederasti (yunanca paidos = çocuk), bir erkeğin bir çocuğa, ya da bir yeni yetmeye duyduğu ilgiye verilen addır.

Erkek çocuk, oğlan... .

Oğlan,
Kulam,
Kızan,
Kulampara, Oğlancı demektir.
Erkek düşkünü erkek (aktif ),
Ancak günümüzde pek bilinmez, bilenlerce az kullanılır ya da hiç kullanılmaz.  
Arapca 'gulam' kökünden gelir. Gulam (Oğlan) , 

Kur'an'da da geçen 'gilman' (Oğlanlar) sözcügünün tekilidir, yani oğlan anlamını taşır. Bu gulam kelimesinin sonuna Farsca' da alınan -pare (Seven, sever) eki eklenerek, gulamları yani oğlanları seven kimse anlamını taşıyan 'gulampare' sözcüğü türetilmiştir. Bu sözcük de zamanla değişerek kulampara şekline dönüşmüştür. Ancak günümüzde pek bilinmez, bilenlerce az kullanılır ya da hiç kullanılmaz.

Bir dileği yerine getirme...

İsaf,
Birisinin arzusunu, istediğini kabul etmek ve yerine getirmek.
Asr-ı saadetten evvelki câhiliyet devrinde Mekke putlarından birinin adı.

Boş, ıssız...

Tenha,
Tekin,
Uzak,
Hali,
Tehi,

Ekin biçilirken sıralanan işçilerin tarlanın sonuna kadar açtıkları yer...

Hon,
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı, işçi bölüğü.
Ekin biçilirken sıralanan işçilerin, tarlanın sonuna kadar açtıkları yer. 
Ekin biçilirken belirtilen bir kısım yer.
İşlenen tarladaki toprak kesiti, hendek.
Tırpanın bir vuruşta biçtiği ekin.
İşçilerin ekip biçerken uyguladıkları biçme düzeni.

Ekin biçilirken sıralanan işciler...

Hon,
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı, işçi bölüğü.
Ekin biçilirken sıralanan işçilerin, tarlanın sonuna kadar açtıkları yer. 
Ekin biçilirken belirtilen bir kısım yer.
İşlenen tarladaki toprak kesiti, hendek.
Tırpanın bir vuruşta biçtiği ekin.
İşçilerin ekip biçerken uyguladıkları biçme düzeni.



Ekin biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin...

Halaza,
Alavazda,
Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin.

''Sinema Sanatı'', ''Ansiklopedik Sinema Sözlüğü'', ''Türk Sineması Tarihi'' gibi yapıtlarıyla -Türkiye’de sinema kültürünün yerleşmesinde büyük katkıları olan sinema tarihçimiz...

Nijat Özön,(1927) 
Türk dilci, sinema tarihçisi ve çevirmen.  
25 Aralık 1927' de İstanbul'da yazın tarihçisi Mustafa Nihat Özön'ün oğlu olarak doğdu.  1956'da, Halit Refiğ ile birlikte yayınladıkları "Sinema", "Kim" isimli dergilerde sinema üzerine yazıları çıktı.  Vedat Türkali'nin sinema ile ilgilenmesinin arkasında yatan kişi olarak da bilinir. Bir süre aynı cezaevinde birlikte kalmaları Türkali'nin daha sonra ki dönemlerde sinemaya ilgi duymasını sağlamıştır.   

Eserleri,
Temel Yazım Kılavuzu 
Büyük Yazım Kılavuzu 
Büyük Dil Kılavuzu 
Türk Sineması Kronolojisi 1895-1966 
Söylenişli Fransızca-Türkçe Sözlük 
Sinema, Televizyon, Video, Bilgisayarlı Sinema Sözlüğü 
Karagözden Sinemaya Türk Sineması ve Sorunları Cilt: 1 Tarih, Sanat, Estetik, Endüstri, Ekonomi 
Karagözden Sinemaya Türk Sineması ve Sorunları Cilt: 2 Eleştirme, Eleştiri Yazıları, Sinema ve Toplum, Denetleme, Sinema ve TV Türk 
Sinema Tarihi ,1962 
Sinema El Kitabı ,1964 
Sinema Sanatı 100 Soruda Sinema Sanatı Nijat Özön, Mayıs 1972




Kaynak;  http://tr.wikipedia.org

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ