Süslemede kullanılan esnek bir kâğıt türü...

Krepon, (Fr. crépon ).
Kıvrımları olan yün, pamuk veya ipek kumaş.
Krepon kâğıdı.

Sivrisinek kovmaya yarayan tablet...

Mat.
(İng. mosquito)
Sivrisinek kovmaya yarayan tablet..

Sivrisinek, çift kanatlılar takımındandır. Culicidae familyasından  ince uzun bacaklı ve narin, kan emici,zararlı böceklerin ortak adıdır. 

Sivrisinekler doğanın bir parçasıdır. Sivrisinekleri evlerinizden uzak tutmak için evinizin çevresinde sivrisinekleri uzaklaştıran bitkileri ekilebilir. 
Bu bitkiler şunlardır;
Kedi nanesi, biberiye, yalancı melisa,  limon ve karanfil gibi bitkilerin kokuları sivrisinekleri uzaklaştırmaktadır. 
Ayrıca kahve telvesinin de sivrisinekleri uzaklaştırdığı söylenir.

Sivrisinek

İpekten yapılmış Japon kemeri...

Obi,
Japon kadın ve çocuklarının kimono üstüne bağladıkları enli kuşak.
Kimononun üzerine bağlanan uzun Japon kemeri.
Bir tür uzun Japon kemeri.

Kirpik boyası...

Maskara,  Kirpik boyası, rimel.
Rimel, (Fr. rimmel). 
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara.

Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim.. .

Jeopolitik,

Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. 
Siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim Siyasi Coğrafya'nın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik için üzerinde uzlaşılmış bir kısa tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır denilebilir.



Kavramın isim babası isveçli Rudolf Kjellen (1864-1922)'dir. C. Haushofer jeopolitiği içinde yaşadığı coğrafi bölgenin ve tarihî gelişmelerin etkisi altında değişen siyasal hayat şekli olan devletin, üzerinde yaşadığı yer ile ilişkisi olarak tanımlar. Doğal etkenler içerisinde siyasi coğrafyayı birinci derecede etkileyen unsurlar, coğrafi mevki, saha, yer şekilleri, iklim özellikleri, sulardır. Jeopolitik, coğrafya ve siyasi coğrafyacıların çalışmalarıyla ortaya çıkmış ve siyaset bilimcileri de gelişmesini sağlamışlardır. Askeri stratejistler ise, jeopolitikten yararlanmış ve gelişmesine katkıda bulunmuştur, çünkü; dünyadaki global strateji, dünya hakimiyeti peşinde olan ve buna karşı savunan güçler arasındaki ilişkilere göre şekillenmiştir.

Yeryüzünün 80 km üstünden başlayan atmosfer katmanı...

İyonosfer,

Atmosferin elektromanyetik dalgaları yansıtacak miktarda iyonların ve serbest elektronların bulunduğu 70 km ile 500 km lik kısmı. 2. Arz atmosferinin dış bir kuşağı. Güneşten veya yıldızlararası uzaydan gelen ışımalar, burada atmosfer gazlarının atom ve moleküllerini iyonlar veya elektrikle harekete getirir. İyonosferin yüksekliği zamana ve mevsime göre değişir fakat sınırının 25 ila 50 mil arasında olduğu kabul edilir. Işıma ve yansıtma özelliklerine göre çeşitli tabakalara ayrılır. Karakteristik bir olay, bazı radyo dalgalarını yansıtmasıdır. Bu katmanda gazlar iyon halinde bulunur. Bu yüzden radyo dalgaları çok iyi iletilir. Sıcaklık yüksektir, ancak gazlar çok seyrek olduğu için sıradan bir termometreyle ölçülen sıcaklık düşüktür.

İyonosfer biz radyo amatörleri içinde önemli bir katmandır. Çünkü HF (High Frequecy - Yüksek Frekans 0-30 MHz. arası) bandında radyo dalgalarını en iyi yansıtma özelline sahiptir. Hava moleküllerinin oldukça fazla biçimde iyonlaşmış olarak bulunduğu elektrik iletkenliğine sahip atmosferin yüksek tabakaları. Bu bölgenin alt sınıfı 800′inci km’den başlar üst sınıfıysa 400-800 Km’de biter, iyonosfer içinde X ışınları ve mor ötesi ışınların iyonlaşma etkisiyle oluşan elektrik yüklü parçacıklar tabaka ve katmanlar halinde bulunur, iyonosferde iyonlaşma miktarı günün değişik saatlerine ve mevsimlere göre farklılıklar gösterir.
Hava basıncının duyumsanmayacak kadar düşük olduğu bu katman radyo dalgalarını yansıtarak yeryüzünün aynı düzlemi üzerinde olmayan uzak bölgelerinde de dinlenmesini sağlar, iyonosferde olagelen fırtına ve değişiklikler radyo telsiz telefon yayınlarını yakından ilgilendirdiğinden bu katman sürekli elektronik aygıtlar yardımıyla gözlenerek yayınların karışması, bozulması önlenir.

İYONOSFER:

* Gaz moleküllerinin lutra vole ışınlarının etkisiyle parçalanarak iyonlarına ayrışması sonucunda açığa çıkan enerji sıcaklığın 200 santigrat derece aşamasında yol açar.
* Atmosferdeki gazlar bu katmanda iyonlarına ayrılır.
* İyonosfer in üst katına “Egzosfer” denir.
* Egzosfer den sonra uzay boşluğu başlar.
Atmosferin elektromanyetik dalgaları yansıtacak miktarda iyonların ve serbest elektronların bulunduğu 70 km ile 500 Km lik kısmı. 2. Arz atmosferinin dış bir kuşağı. Güneşten veya yıldızlararası uzaydan gelen ışımalar, burada atmosfer gazlarının atom ve moleküllerini iyonlar veya elektrikle harekete getirir. İyonosferin yüksekliği zamana ve mevsime göre değişir fakat sınırının 25 ila 50 mil arasında olduğu kabul edilir. Işıma ve yansıtma özelliklerine göre çeşitli tabakalara ayrılır. Karakteristik bir olay, bazı radyo dalgalarını yansıtmasıdır. Bu katmanda gazlar iyon halinde bulunur. Bu yüzden radyo dalgaları çok iyi iletilir. Sıcaklık yüksektir, ancak gazlar çok seyrek olduğu için sıradan bir termometreyle ölçülen sıcaklık düşüktür.
İyonosferin Radyo Dalgalarını Yansıtması
Bir radyo dalgası iyonosfere ulaştığında, elektromanyetik dalganın elektrik alan birleşeni iyonosferdeki elektronları radyo frekansı ile aynı frekansta titreşime zorlar. Titreşim enerjisi, elektronların yeniden düzenlenmesini veya elektronların orjinal radyo frekansını tekrar oluşturmasını sağlar. İyonosferin çarpışma frekansı radyo frekansından düşük ve elektron yoğunluğu yeterli ise tam yansıma gerçekleşir.
Eğer gönderilen radyo dalgasının frekansı iyonosferin plazma frekansından büyük ise elektronlar yeterince hızlı dönüt veremez ve sinyal geri yansımaz. Bu durum aşağıdaki şekilde formülize edilir.

Burada N = cm3 teki elektron yoğunluğudur.


E Katmanı : 95-150 Km. arası.
D Katmanı: 75-95 Km. arası (Zayıf iyonizasyon, HF frekanslarını emer)



Kaynakça: Wikimedia, Bilim Teknik,

Arsız, sırnaşık...

Yalaka,
Dalkavuk.
Arsız, sırnaşık, eğitimsiz kimse.
Geveze, boşboğaz, söz taşıyarak arabozan.
İkiyüzlü, tutarsız kimse.

Lut Gölü kıyısında, günahları nedeniyle yok edildiğine inanılan iki kentten biri...

Gomorra, (Gomorrah).
Sodom,

Ve Rab Sodom üzerine ve Gomorra üzerine göklerden kükürt ve ateş yağdırdı; ve o şehirleri ve bütün havzayı ve şehirlerde oturanların hepsini ve toprağın nebatını altüst etti.

Sodom ve Gomorra kentlerinin yıkılması Kitabı Mukaddes’in Eski Ahit kitabında anlatılan en ilginç hikâyelerden biridir ve aynı hikâye Kur’an’da da yinelenmiştir. Başlıca karakterler en büyük patriyark olan İbrahim ile yeğeni Lût’tur. 

Hikayede İbrahim ile Lut, Kenan topraklarında çoban olarak sürülerini otlatırlar. Hayvanlar çoğalınca ülke ikisine de yetmez. Bunun üzerine İbrahim ayrılmalarına karar verir ve gideceği yeri ilk seçme hakkını Lût’a verir. Lut, Şeria Vadisinin bol sulu ovasını seçer ve “havzanın beş zengin kentinden” biri olan Sodom yakınlarına yerleşir. Diğer kentler Adma, Tseboim ve Tsoar’dır. Ancak Sodom erkekleri günahkar eşcinsellerdir ve Tanrı eğer pişmanlık getirmedikleri takdirde hepsini yok edeceği uyarısında bulunmuştur. İbrahim, Tanrı ile suçluların yanı sıra dürüst insanları da yok etmenin ahlaklılığını tartışır; sonunda Sodom’daki tek dürüst insanın Lut olduğu anlaşılır.

Lut’u Sodom’u bekleyen felaket konusunda uyarmak üzere iki melek gönderilir. Sodomlular Lut’un tanrısal ziyaretçilerini duyunca evine gidip görmek isterler. Kötü Sodomlular’ın melekleri taciz edeceklerinden korkan Lût, kalabalığa onlar yerine iki bakire kızını sunar. Melekler kapı önündeki Sodomlular’ı kör edip Lût’a ailesini alıp kaçmasını söylerler.

Tanrı Sodom ve Gomorra kentlerine kükürt ve ateş yağdırırken Lût karısı ve iki kızıyla Tsoar kentine kaçmaya başlar. Ancak yolda Lut’un karısı Tanrı’nın arkasına bakmama emrine uymayınca bir tuz “direğine” dönüşür. Lût, Tsoar’da kalmaya korkarak kızlarıyla bir mağaraya sığınır. Kızlar uzun bir tecrit döneminden sonra kendilerine bir çocuk verip soylarının devamını sağlayacak bir erkek bulamayacaklarından korkarlar. Bu nedenle babalarını sarhoş edip ne yaptığını fark edemeyeceği bir sırada iğfal etmeye karar verirler. Bu zina birleşmesinden iki erkek evlat doğar: Moablılar ve Ammonoğulları kabilelerinin ataları olan Moab ve Benammi.

Soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma durumlarında kullanılan çok yıllık şifalı bir bitki...

Ekinezya (Echinacea purpurea, Echinacea angustifolia, Purple Coneflower), 
Erguvani kirpibaşı,  Kirpibaşı,  Kirpiotu,  
İnce yapraklı eflatun koza çiçeği, Koniçiçeği,
Samson kökü,

Asteraceae familyasından soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık Meksika kökenli bir bitkidir.Latince İsmi, Echinacea purpureadır. Bir öbek etrafında birden fazla dallara ayrılarak büyüyen bitkinin her dalında çoğunlukla bir tek çiçek yer almaktadır. Ekinezya bitkisinin en ucuna yerleşmiş bir çiçek vardır. Bu bitkinin, çiçeğin rengi kızıla doğru giden eflatundur. Bitkinin tohumu hafif dikenimsidir. Yunanca “echinos”(dikenli, dikenimsi) kökünden olup Ekinezya (Echinecea) olarak yunancadan türemiştir.

Kızılderililer bitkinin kökünü ve yapraklarını her tür yaranın tedavisinde, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı. Bitki Amerika’ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır. 

Soğuk algınlığı, grip, herpes, sinüzit, saman nezlesi, solunum hastalıkları; anti iltihabi hastalıklarda çok faydalıdır. Yapılan araştırmalara göre ekinazya nezlenin 12 klinik septomunu azalttığı bulunmuştur. Nezlenin ilk işaretleri görüldüğünde alınmalıdır. Sık sık tekrarlayan yerleşik müzmin bronşit, Sinüzit de koruyucu olarak da kullanılabilir. Ayrıca grip ve kulak enfeksiyonlarında da faydalı olduğu tespit edilmiştir.  Egzama, çıbanlar, kesikler, yanıklar, sedef, sivilce,yaralar, ülser, kurdeşen v.b deri hastalıklarında büyük derecede iyileşme sağlar.
 
Ekinezya çayı normal çayı demlediğimiz gibi demlememeliyiz. 1 litre suyun içerisine 3,5-4 tatlı kaşığı kuru ekinezya bitkisini ekleyip 2-5 dakika bekleyin. Taze ekinezya bitkisinden, 1 avuç demliğe koyup üzerine 1/4 litre kadar (yaklaşık 1,5 su bardağı) sıcak su ekleyip yine 2-5 dakika demini salana kadar bekleyin. 15 gün tükettikten sonra mutlaka 1 ay ara verin. Günde en fazla 3 fincan için. Ekinezya çayı 15 gün boyunca kullanılır. Fazla kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca Otoimmün hastalığı olanların kullanması tavsiye edilmez. Bağışıklık baskılayıcı ve anksiyete ilaçları ile alınmsı önerilmez. Hamilelerin kullanması tavsiye edilmez. Bir yaşından küçük çocuklarda da kullanılması önerilmez.
 

Çoğunlukla doğru akım elde etmekte kullanılan küçük elektrik üreteci...

Dinamo, (Fr. dynamo). 
Üreteç. 
Jeneratör,
Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren alet, üreteç. Basit ve kısa bir tanımlamayla dinamo mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren makinedir.

Adını "güç" ya da "kuwet" anlamındaki Yunanca bir sözcükten alan dinamo, İngiliz bilgini Michael Faraday'ın buluşudur. Faraday, 1831'de yaptığı dinamonun yanı sıra, elektrik ile magnetizma (mıknatıslılık) arasındaki bağlantıyı açıklayan ilk bilim adamı olarak tanınır. Bir buhar makinesi ile bakır bir plakayı bir mıknatısın yarattığı manyetik alan içinde döndürerek elektrik üretti.

Dinamolar iki türdür. Bu türlerden biri doğru akım, ötekiyse "alternatif akım" meydana getirir.
Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın, bir dinamo temelde iki kısımdan meydana gelir:
 
Duraç (Stator bobin)
Döneç (Döner bobin).

Doğru akım verecek dinamolarda ayrıca bir kollektör ve madeni fırçalar bulunmaktadır. Dinamolarda kuvvetli bir manyetik alana ihtiyaç olduğu için, bunu oluşturacak elektrik mıknatısı kullanılır. Buna karşılık "manyeto" denilen küçük dinamolar sabit mıknatıs kullanılarak çalışır.  Dinamoların ürettiği elektrik akımı tek yönde akan doğru akım'dır; bu yüzden dinamolara doğru akım üreteci de denir. Alternatörler ise yönü belirli aralıklarla değişen alternatif (değişken) akım ürettiğinden alternatif akım üreteci olarak bilinir. Dinamo ve alternatörlerde makinenin dönen parçasını çalıştırmak için gerekli olan mekanik enerji dizel motoru, benzin motoru, buhar ya da su türbini gibi çeşitli kaynaklardan sağlanabilir .

Büyümemiş ham karpuz...

Şalak,
Büyümemiş karpuz.
Olgunlaşmamış karpuz, kavun.
Ham kavun, kelek.

Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik...

Put,

Maden ve inşaat işçilerinin giydiği koruyucu başlık...

Baret,
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plâstikten yapılmış şapka.
İnşaatta çalışanların ve madencilerin giydiği koruyucu başlık 

Baret vücutta kafayı koruma amaçlı kullanılmaya başlamıştır. Baret; çalışanların güvenliği açısından çok önemli bir iş güvenliği malzemesidir. Baretler kask'a benzer. İşlevleri aynı olup ikiside darbelere, fırlayan cisimlere, düşen cisimlere ve olası aksi durumlarda kafayı darbelere karşı korur. Baretlerin üst kısmı sert bir malzemeden, içi ise yumuşak malzemelerle kaplanmıştır, bu sayede kullanımı rahat ve dış etkilere karşıda sağlamdır.

Baretler direkt olarak kafaya oturmaz, içerisinde bulunan kayışlar kafaya oturtulur ve baretle kayış arasında belirli bir mesafe vardır. 

Baretin içinde darbe emici materyaller kullanılmıştır. Her sektörden şantiye vb. alanlarda baret takmak gerek çalışanlar için gerekse ziyaretçiler için zorunludur. Herhangi bir madeni aksamı bulunmaz. Darbe, nem, ısı, su, asit, ter, elektrik vb. etkilere karşı dayanıklı ve tek parça olarak 450 gr' dan fazla olmayan ve önünde siperi bulunan kubbe şeklinde yalıtkan maddeden imal edilir.

Baretlerin başüstü bantları 4 adetten az olmamalı, çevre bantlarıyla sıkı bir şekilde birleştirilmiş ve iç tepe üst noktasıyla ara mesafesi 30 mm'den az olmamalıdır. Baret kafaya en az 8 cm geçmeli ve çalışma esnasında düşmeyecek şekilde takılmalıdır. Baretler 50 hz ve 20.000 V'luk delinme gerilimine mukavemet göstermek durumundadır.

Baret renklerine göre kullanımı aşağıdaki gibidir.
Sarı renkli baretler, İşciler.
Beyaz renkli baretler, Üst düzey yönetici ve ziyaretçiler.
Mavi renkli baretler, Mühendis ve Teknik elemanlar.
Turuncu renkli, Formenler ve ustabaşılar.
Kırmızı renkli, Yangınla mücadele ve sivil savunma ekipleri.
 

Güneydoğu Anadolu’da siklamen rengine verilen ad...

Mentiri,
Siklamen, 
Sıklamen-Cyclamen.
Kırmızıya çalan eflatun renk.
Gaziantep yöresinde siklamen rengine mentiri denir.  
Güneydoğu Anadolu'da da siklamen rengine verilen ad.

Bilici...

Kahin, (Arapça).
Bilici,
Kahin Vanga,
Kahin Paul (Ahtapot).
Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse.

Öldürücü hastalık salgını...

Ölet,
Halk dilinde öldürücü hastalık salgını, kıran.
Salgın halindeki ölüm, kırgın, kıran.
Veba.
Kolera.
Salgın, bulaşıcı.

Yalova ilinde bir şelale...

Üvezpınar,
Sudüşen Şelalesi,
Erikli çifte şelaleleri,
Yalova ili Termal ilçesinde Termal Kaplıcalarına 500 m. uzaklıkta olan Üvez Pınar Köyü ilin önemli bir turizm merkezidir. Üvezpınar Köyü’nden 8 km. uzaklıkta bulunan Sudüşen Şelalesinin çevresi mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu şelale ve çevresi doğal güzellikleri yönünden ün yapmıştır. Şelale çevresinde trekking (doğa yürüyüşü) parkuru bulunmaktadır. Ayrıca yörede oldukça gelişmiş turizm tesisleri bulunmaktadır.

Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak...

Sataşmak,
Musallat olmak,
Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak.
Sarkıntılık etmek

Karadeniz’in kuzeyindeki iç deniz...

Azak denizi,
(Meot Denizi, Azov), 
Karadeniz'in kuzeydoğusunda yer alan deniz.

Yüzölçümü 37.700 km² olan Azak Denizinin uzunluğu 240 km genişliği ise 135 km'dir. Azak Denizi Kerç Boğazı ile Karadeniz’e bağlanır.

Azak Denizinin kıyıları alçaktır. Don ve Kuban nehirleri bu denize dökülür. Tuzluluk derecesi düşük olan Azak Denizi, aralık ayından mart ayına kadar donar. Azak denizinde bol balık vardır. Kışın buzlar delinerek balık avlanır.

İnce ve keskin ses. ..

Tiz, (İng. treble), 
Frekansı genellikle 1.300Hz dolayından fazla kabul edilen, yüksek frekanslı ses.
İnce, keskin (ses),

Kısa çizme...

Edik, 
Yumuşak ve renkli sahtiyandan yapılmış yarım konçlu lapçın.
Kısa çizme, kısa konçlu çizme.
Köylü çizmesi.
Patik, çocuk ayakkabısı. 
Tabanı meşinden olan mest.
Yünden örülen, çok kısa konçlu çorap.
Köylü yemenisi, pabuç. 
Terlik. 
Ayakkabı.
Fotin.
Karda yürümeye yarayan ayakkabı.

Divan edebiyatında, içinde açık saçık resimler ve yazılar bulunan ve okuyanları cinsel bakımdan uyarmak için yazılan kitaplara verilen ad...

Bahname, (Farsça). Cinsel Bilgiler Kitabı.
İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser.

Bahname kelimesi, cinsel arzu, cinsel güç, şehvet anlamına gelen Arapça “bah” ile, Farsça “risale” veya “kitapçık” anlamındaki “name” kelimelerinden oluşan bir isimdir.

Bugünkü dile adını Cinsel Birleşme İsteğinde Tabiatın Teşviki olarak çevirebileceğimiz Tuhvetü’l Müteehhilin'i günümüz türkçesine hazırlayıp kazandıran Prof. İlter Uzel “Evlilik Armağanı” olarak kitabı yeniden isimlendirmiştir. Evlilik Armağanı’nın birinci babında güzel kadınlarda bulunması gereken özellikler anlatılıyor. İkinci bapta kadınlık organının, yani ferçlerin sınıflandırılması yapılıyor. Ferç, Arapça aralık, yarık demek. Deniyor ki “mahbubenin ağzı küçükse ferci dar olur, dilinin kırmızılığı fazla olursa fercinin rutubeti az olur” İşte yüzyıllar önce erkek tabipler ferçlerimizi böyle tasnif etmiş ve adlandırmışlar.

Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan dişli araç...

Kirkit,
Kilim dokumakta kullanılan tahtadan yapılan araç,
Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.
İlmek ve atkı iplerini sıkıştırmak için kullanılan tarak benzeri dişleri olan demirden yapılmış tutma yeri olan bir alet dir. Bu dokunacak halının kalitesine göre değişiklik gösterebilmektedir. (ilmek sayısına göre ve çezgi kalınlığına göre tarak araları geniş veya dar olabilmektedir.

El dokuması halıda  kullanılan diğer gerekli  araç ve gereçler;
Tezgah : Tezgahlar genel olarak 2 ye ayrılmaktadır.  
Yatay tip tezgahlar : Yere paralel olarak konulup üzerine diz çökerek dokunan tezgahlardır.   Dikey tip tezgahlar : Yere dik olarak konulan ve yanına oturularak dokunan tezgahlardır.

Bıçak : Halı dokunurken ilmek ipini düğüm attıktan sonra kesmek için kullanılmaktadır.
Makas : Dokunan halının yüzeyine düzgün hale getirmek için kullanılan ilmek boylarına göre ayarlı veya ayarsız olabilen ve iki el ile kullanılan bir çeşit makas türüdür.
Atkı : İlmek sıralarının arasına geçirilen pamuk veya yün ipliklerdir.
İlmek : Çezginin her çift teline yün veya ipek ipliklerin sıralanması şeklidir.
Çezgi : Pamuktan yapılmış bükülerek imal edilen iplerin halı tezgahına merdaneler arasına çapraz olarak gerilmiş ipliklere denir.
Tarak : İlmeklerin düzgün yerlerine oturabilmesi için ve düzgün kesimin sağlanması için tarama işinin yapıldığı demirden alettir.

En büyük, en yüksek...

Ekber,
Azim,

Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent...

Assos, (Behramkale). 

Assos , günümüzdeki yerleşim yeri Behramkale Köyü ile içiçe, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, M.Ö. yedinci yüzyıldan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık iki bin yedi yüz yıldır yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Bölgede bulunan çok sayıda antik yerleşme merkezinin en önemlilerinden birisidir. Assos, ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte saklı bir cennettir. Eski Anadolu’nun batısında, Troas bölgesinin güney kıyısında, 238 metre yükseklikteki bir bazalt tepesi üzerine kurulmuş antik bir şehirdir. Örenleri, Behram Köyü civarında görülmektedir. Tepenin kuzey eteğinde, Satnioeis (Tuzla Çayı) akmaktadır. Assos, Lesbos (Midilli) adasındaki Methymna şehrinden gelen Aioller tarafından kurulmuştur.

Assos ya da Behramkale, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde. Antik dönemden bu yana üzerinde yerleşim bulunduğuna dair pek çok iz taşıyor kent. Bir liman olmasına rağmen, kent sarp bir kayalık üzerine kurulmuş. Anadolu'dan gelip geçen her uygarlığın saldırı ve katkılarından nasibini almıştır. 

Assos' gezilecek yerler;
Athena Tapınağı, Behramkale Köyü, Apollo Smintheion Tapınağı, Babakale, Kestanbol Kaplıcaları, Kumburnu sahili, Koyunevi Köyü, Sokakağzı Sahili, Hüdavendigar Camii, Truva (Troya).  Assos'un en gözde plajlarının bulunduğu yer ise Kadırga Koyudur.

Parmak ya da el kaldırarak verilen oy... .

İşari,
Parmak ya da el kaldırarak verilen oy.
El kaldırma yöntemi ile verilen oy.
Açık oy.

Meksika’daki kırsal yaşamı yansıtan ve dilimize de çevrilen “Ölüm Gemisi”, “Altına Hücum”, “Pamuk İşçileri”, “İsyan“ gibi romanlarıyla tanınan kimliğini sakladığı için hayatı hakkında fazla şey bilinmeyen yazar...

Berick Traven (1882, 1890-1969) 

Kitaplarının asılları Almanca veya İngilizce basılmış olan, hakkında kesin olarak pek az bilginin bulunduğu yazarın takma ismi. Gerçek adı, milliyeti, doğum yeri ve tarihi bilinmese de bir süre Meksika’da yaşadığı kesin olarak bilinmektedir. En önemli eseri olarak kabul edilen 1927 tarihli Altın Hazineleri bu ülkede geçmektedir.

Traven’ in hayatına dair neredeyse her bilgi tartışmalıdır. Yazarın gerçek kimliğiyle ilgili çok sayıda tez bulunmaktadır. Ancak akademik çevrelerde Traven’ in genellikle 20.yüzyıl başlarında yaşamış olan anarşizmi savunan aydın ve aktör Ret Marut olduğu kabul görür. I. Dünya Savaşının ardından Almanya’dan ayrılan Marut Meksika’ya göçmüştür.
Traven sürekli olarak beraber anıldığı iki isim Berick Traven Torsvan ve Hal Croves kendilerinin sadece kimliğinin açıklanmasını istemeyen yazar için yayınevleriyle kurulması zorunlu olan ilişkilerinde aracılık yaptıklarını belirtmişlerdir.

Eserleri;
Altın Hazineleri, Altına Hücum,  Araba,  
Dinamit,
Gece Ziyaretçisi,
Hükümet,
İsyan ,
Kanlı Oyun, Kanlı Yürüyüş, Kasaba,  Köprü,
Ölüm Gemisi (Bir Amerikan Denizcisinin Başından Geçenler) 
Pamuk İşçileri




Kaynak; http://tr.wikipedia.org

Sahip olma, kazanma...

Edinim, (İng. acquisition).
Kazanma, iktisap.
Bir gözlemcinin alanda kazandığı deneyim, uygulamada edindiği bilgi ve becerilerin tümü.

Faize temel oluşturacak miktar ile günlerin çarpımı sonucunda bulunan rakam...

Adat,
Faiz hesaplamalarında kullanılan ve faize esas olan anapara miktarı ile gün sayısının çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.

Tiyatroda, bir oyuncunun sözü kesilmeden bir çırpıda söylediği sözler...

Tirat, (Fr. tirade). 
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça.

Asya’da yaşayan ve kafes kuşu olarak da beslenen küçük ve güzel bir kuş ...

Avadavat,
Çilek İspinozu, (Red Avadavat, Avadavat, Red Munia, Strawberry Waxbill, Tiger Finch)

Çilek ispinozu asya kökenli oldukça çekici bir mumgagadır. Yaklaşık 10 cm uzunluğunda olan bu kuşun erkeğinin temiz, net, flüt sesi gibi güzel ötüşü onu türlerinin arasında yegane yapmaktadır. Ancak birkaç ispinoz diğer türlere nazaran bu güzel ötüşü sunabilir.
Anavatanı Asya olan çilekler Hindistan, Tayland, Java (Büyük Sunda Adaları), Burma, Kamboçya, Vietnam ve Lesser Sunda adalarında yaşamaktadır.
Genel olarak şeker kamışı tarlalarında,uzun çayırlık alanlarda, kırlık açık alanlarda ve su kenarlarında bulunurlar.

Bu kuşla ilgili diğer ilgi çekici bir özelliği erkeğin üreme zamanı ve üreme zamanı dışında iki tür tüy görünümüne sahip olmasıdır. Üreme sezonunda erkek göz alıcı kırmızı tüyler üzerinde beyaz noktalı bir görünüme bürünür ki çilek adını buradan almıştır. Dişilerde bu beyaz noktalardan yoktur. Üreme sezonu dışında ise erkeğin tüyleri sanki sönüp matlaşır kahverengi bir görünüm alır. Nisandan ekim ayına kadar süren bu dönemde ise üremeye hazır olan dişilerin kuyrukları daha siyahlaşır ve gögüslerinde bir sarılık belirmektedir. (Erkek kuşların tamamen kırmızı olması üremeye hazır oldukları anlamına gelmez kısmi renk deüişiiklikleri olan kuşlarda üreyebilmektedir. ) Ömürleri ortalama 8 sene olan bu kuşlar genellikle 2 ve 4 yıl arası çok iyi ürerler.

Çilek ispinozları iklime kolay alışabilen dayanıklı kuşlardır. Diğer türlerle karışabilen pasif yapıları vardır. Ancak üreme zamanı yuvalarının etrafındaki özellikle kırmızı renkli kuşları istemezler. Bu kuşlar halen yabanil doğadan yakalanıp satışa sunulmaktadır ve öncelikle kuşunuza geniş bir alan vermeniz gerekmektedir. Oldukça seri hareketleri olan bu kuşlara en az 60-70 cm lik bir kafes yada bir salma, kuşhane sunmalılısınız. Geniş alanlardan hoşlandıklarını göreceksiniz. 

Anlaşılması güç bir konunun, geniş yığınların anlayabileceği bir biçime sokulması...

Vülgarize, (Fr.vulgarisé ).
Halk için yapılan.

Tanrı’nın kulları demek ise de dilimizde “pek bol” anlamında kullanılan sözcük...

İbadullah, (Arapça).
Bol,
Pek bol,
Tanrı Kulları,
Allah' ın kulları, insanlar,
Ucuz satılan şey.

    ABD Başkanı Eisenhower’ın takma adı...

    İke,

    Dwight David Eisenhower (1890 –  1969), 
    General Eisenhower' ın lakabı, takma adı Ike ' dır.
    ABD' nin 34. başkanı (1953-1961). 

    II. Dünya Savaşı'nda 1944-45 yıllarında Batı Avrupa'daki Müttefik kuvvetlerinin başkomutanlığını yapmıştır. 1951 de NATO' nun ilk başkomutanı olmuştur. Alman asıllıdır.  
    1953 yılından itibaren 8 sene ABD Başkanlığını yaptı. 1954 yılında Barış için Atom programını başlattı. 5 Ocak 1957’de, ünlü Eisenhower Doktrini’ni açıkladı. Bu doktrin ile Orta Doğu ülkelerine askerî ve ekonomik yardımda bulunuldu. Yardımın amacı, komünizmin yayılmasını önlemekti.  Başkanlık dönemi süresince; Kore Savaşındaki ateşkesi korudu, Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliğine yapılan baskıyı devam ettirdi, savunma öncelikleri gerekçesiyle nükleer silahlar üretti, uzay yarışını başlattı ve Sosyal Güvenlik programını genişletti. 1953 İranda yapılan darbeyle, Musaddık'ın devrilerek yerine Şahın getirilmesinde etkin rol oynamıştır. 

    Başkanlıktan ayrıldıktan sonra Değişim İçin Yetki (1965) ve Barışı Sürdürme (1966) isimli kitapları kaleme aldı. NATO'nun ilk başkomutanlığını da yapan Eisenhower 28 Mart 1969'da Washington'da öldü. 

    Eisenhower Doktrini;
    Seçim kampanyası sırasında Mısır'ın Süveyş Kanalına elkoymasıyla patlak veren bunalım Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail'in Mısır'a saldırması ve Sovyetler Birliği'nin Mısır'ın yanında yer almasıyla tırmanışa geçti. Bunun üzerine Eisenhower Kongre'den, komünist saldırısına karşı yardım isteyen Ortadoğu ülkelerine ABD silahlı kuvvetlerini gönderme yetkisi istedi. ABD'nin üstlendiği bu yükümlülük sonradan Eisenhower Doktrini adıyla anıldı.

    Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam...

    Lazar,
    Azir, (lazarus).

    Erzincan yöresine özgü bir ekmek ...

    Gılik,
    Loğlik,
    El ekmeği,
    Tandır ekmeği,

    Ocak üzerine el kazanı ile ısınması için su konur. Hamur teknesi, un, ekşi hamur (Maya olarak kullanılır), Maşrapa, Tekne Egişi, ince elek, Sofra bezi hazırlanır. Sofra bezinin üzerine hamur teknesi konur. Un ince elekle tekne içerisine elenir. Elenen un teknenin bir tarafına yığılır. Kalın boş kısımda yeterince tuz, ve ekşi hamur iyice eritilir. Sonra elenen un yoğrulmaya başlanır. Yoğurma işleminde ve ekşi hamur iyice eritilir. Sonra elenen un yoğrulmaya başlanır. Yoğurma işlemine hamur tam kıvamına gelene kadar devam edilir. Daha sonra tekne egişi ile dirsekten itibaren hamur olan ellerle teknenin etrafı kazınır. Üzeri kapatılarak ekşimeye (Mayalanmaya) bırakılır. Mayalanmaya yüz tutar tutmaz tandır, kalorisi bol olan odunlarla yakılarak iyice tav aldırılır. Tandır yanmakta iken Dastar (Hamur Topakları Örtüsü) açılır. Hamur Küntlenmeğe başlanır. (Küntlemek: Topak Yapmak). Bütün hamur küntlendikten sonra üzerleri örtülür. Tandırda ki odunlar yandıktan sonra Parduç bezi ile tandırın isleri silinir. O zamana kadar artık küntler kırkır'a (açılacak kıvama)gelmiştir. Tandır başına sofra bezi, hamur tahtası, merdane, rapata ve egiş getirilir. Ayrıca bir tabakla da su konur. Tandırda tutmayan ekmeklerin arkasına elle sürülür. İyi yapışmasını sağlar. Ekmeği açacak kişi bir tepsi ile küntleri yanına alır. Tahta üzerine biraz un serptikten sonra, küntü kor merdane ile açarak yufka haline getirir. Ekmeği pişiren kişi ise, rapata ile (ellerinin üzerinde iyice açıp, incelttiği yufkayı rapatanın üzerine serer.) birlikte tandıra yapıştırır. Ekmek yapışınca rapatayı geri alır. Yoğrulan hamur bitene kadar bu işlem devam eder. Oval şeklinde yapılan ekmeğe lavaş, yuvarlak şekilde yapılan ekmeğe ise değirmi ekmek denir. 

    Bunun bir sayısı yoktu. Pişirici, yorulunca ekmeği çok çarpmasın diye değirmi ekmek yapar. Gılik, loğlik ve el ekmeği için özel bir hamur yoktur.   Hamur pişirici hamur topağını eli ile hafif bastırır. Gerek eliyle gerekse rapatayla tandıra vurursa buna Gılik denir. (İçine ceviz veya bir parça tereyağı konur) hamur bir şey katmadan oval bir şekilde tandıra vurursak buna loğlik, topağı iyice yassıltarak vurursa buna da el ekmeği denir. (Loğlik arasına ceviz de konur).

    Tandır yapımı;
    Ağız Çapı: 55 cm, taban çapı: 80 cm, Yüksekliği: 100 cm, olan kesik koniyi andıran bir silindir diyebiliriz, Alt tabakda 20 X 20 ebadında küçük bir delik vardır. Buraya Küvle denir. Özel Seramikten  (Tandır Toprağı) yapılır. Kuruduktan sonra ev damına veya, ayvana yer seviyesinde gömülür. Gömülme yeri eşilirken, Küvle, deliği için o çapta bir kalas tandır ağzından 1 m. mesafelik yere kadar konur, Tandır gömülürken bu kalasın etrafı çökmeyecek tarzda doldurulur. Bilahare, bu kalas çekilip alınır, Tandır yanarken havayı buradan alır. Odunların iyi tutuşması için tandır eğişi ile karıştırılır. Zaman zaman küvle bir bez veya kadınların elbiselerinin etekleri yardımıyla havalandırılır. Tandır yapımı özel bir sanat gerektirmez. Ancak çamurunun çok iyi hasıl edilmesi gerekir, Çamur tam kıvamında olmazsa ,çabuk bozulur. Önce özel yerlerden toprağı getirilir. İyice elenir. İçerisine keçi kılı katılarak çamur yapılır. Bu çamur bir gün bekletilir. Ertesi gün tekrar yoğrulur. Tandırın alt kenar çemberi yere çizilir. Çamur, 7 -8 cm kalınlığında ve çapı dolanacak kalınlıkta silindir şekline getirilir. Çizilen çizgi üzerine düzgün bir şekilde yerleştirilir. Bu silindirler yeniden yapıldıkça ilk halka üzerine konur. Ölçülerin formda olması için ağız çapı ile taban çapı bir sopa ile daima kontrol edilir. Her çamur silindir diğerinin üzerine konuldukça araları kendi çamuru ile hem içten hem de dıştan doldurulur. Zaman zaman kurumaya bırakılır, tekrar örtülür. Hepsi birden örülmeye kalkılırsa tandır yamuklaşır hatta çöker. En son olarak Gög denilen ağız kısmı yapılır. 7- 8 cm. dışa taşkın bir hal alır. Zamanla kırılmamasını ve üzerine konulacak malzemeleri taşıması için yapılmıştır. Böylece tandır tamamlanmış olur.

    Tunceli ve Erzincan yöresine özgü, sarmısaklı ayran ya da yoğurtla yapılan bir tür hamur yemeği...

    Babukko,

    Babuko, hamurdan yapılan, Doğu Anadolu Bölgesi Mutfağına ait sarmısaklı etsiz bir tür mantıdır. Daha çok Doğu Sivas, Tunceli, Erzincan, Elazığ, Bingöl, Erzurum ve çevresine has bir yemek türüdür. Tuzlu tereyağı ve sarımsaklı yoğum kıvamlı ayranı ile birlikte servis edilir. Babukonun Şerbetli soslusu da yapılır. Tereyağı Şerbet ile karıştırılarak Babukonun üzerine dökülür. Babukonun ortası oyularak, oyulan kısımdan çıkarılan hamur parçaları, babukonun oyulan kısmına ufak parçalar halinde bölünerek koyulmaktadır. Sonra üzerine sosu ilave dilerek servis yapılır. Babukoyu tamamıyla parçalayıp soslanmış haline bavuko, ortası oyularak servis edilirse Zérfet ya da Zarefet adını alır.   

    Erzincan, Kemah ilçesi Doğan köyünden bir Babukko tarifi;  
    Su, tuz ve un karıştırılarak yoğrulur. Ancak hamur çok koyu olması gerekir ki bunu yoğurmaya kadınların pek gücü yetmediği için erkekler tarafından yoğrulur. Yoğurma kıvama gelinceye kadar devam eder. Buna hasıl ekmek denir. Tam hasıl olduktan sonra 3-4 kiloluk topaklara ayrılır. Bunlar gene erkekler tarafından tandıra vurulur.  Bazen de özel ocak yapılarak ocağa gömülür. Piştikten sonra normal sıcaklıkta soğumaya bırakılır. Kabuk kısmı bıçakla çıkarılır. İç kısmı başka bir tepsiye konur. Biraz daha soğuduktan sonra üç-beş kişi bu içi ufalamaya başlar. Bu iç tam et bulguru inceliğinde ufalanır. Yeniden bir tepsiye konur. Üzerine kurut (Çökelik Kurusu) ezilerek dökülür. Tam ortasına bir çukur açılır. Buraya oldukça bol tereyağı dökülür ve aynı kaptan yenir.  Bazen de kabuk tencere şeklinde içi boşaltılır. İç buna dökülür. Sonra kurut ve tereyağı dökülerek yenir. Eski düğünlerin en gözde yemeğidir. Bunun yanında Yarma çorbası, sonra da babukko ile armut hoşafı birlikte verilir.


    Erzincan mutfağının diğer lezzetleri; 
    Cimin Üzümü, Babukko, Sırın, Kaygana, Keşkek, Tulum Peyniri, Tava Leblebisi, Armut hoşafı, Yarma çorbası. 



    Damla hastalığı...

    Gut,
    Nikris,
    Podagra,
    Damla Hastalığı,

    Gut Hastalığı, Yunan ve Roma döneminden beri bilinen bir arterittir. Daha çok, yaşı 40' ın üstündeki erkekleri et­kiler ve menopoza girenler hariç, kadınlarda pek görülmez. 

    Pürin adı verilen ve bir madde ile ilgili meydana gelen sorunlar nedeni ile gelişen bir hastalıktır. Metabolik ve renal adı verilen iki tip gut hastalığı vardır. Metabolik olarak adlandırılanda; pürinli maddelerin fazla yapımı, renal tipinde ise pürinli maddelerin böbreklerden yetersiz düzeyde atılması söz konusudur.

    Her iki durumda da vücutta artan pürin maddesi sonunda ürik asite (ürat) dönüşür ve vücutta ürat miktarı artar. Kanda artan ürat eklemlerde, deride, eklem kılıflarında ve kulak kepçesinde birikir. Bunlara tofus adı verilir. Zamanla beyin ve böbrek damarlarında sertleşme ve darlık meydana gelebilir. Gut hastalarında böbrek taşı gelişimi sıktır.  


    Gut hastalığının tanısının konulabilmesi için; dokularda ürat kristalleri birikmeli ve en az bir eklemde artrit meydana gelmesi gerekir. Yani kanda ürik asit miktarının artması tek başına gut hastalığı tanısı koydurmaz. Hastalık akut ataklarla seyreder.  Ailevi bir durum söz konusudur. Aşırı beslenme ve alkol bu hastalığın gelişmesine katkıda bulunur.  

    Diğer romatizmal hastalık­larla karışabilir. Yalancı gut (pseudogout) denilen hastalıkta ise eklem kıkırdakların­da kalsiyum birikip çökmüştür. Radyolojik olarak eklemlerde kireçlenme (kondrokal-sinoz) paralel ince çizgiler halinde görü­lür. Çok yaşlı kimselerde eklem şikâyeti olmadan da kıkırdaklarda kireçlenme bu­lunabilir.

    İlk ortaya çıkışı ve ilk gut atağı genelde ayak başparmağının ilk ekleminde ortaya çıkar. Eklem şiş, üzerindeki deri kırmızı-leylak rengi karışımı ve son derece ağrılıdır.  Zamanla, kanda ürik asit fazlalığı eklemler etrafında birikimlere yol açar. Sonuçta, ürik asit eklemler içinde dikiş iğnesine benzer kristaller oluşturur ki bu durum gut ataklarına neden olur.

    Tedavisi; 
    Hasta yatak istirahatine alınır ve kolşisin, antiinflamatuvar, kortikosteroid grubu ilaçlar kullanılır.  Ataklar arasında yapılacak tedavi  Gut krizi tedavi edildikten sonra; soğuk ve rutubetten korunulur, günde 2-3 litre su içilir ve kilo vermeye çalışılır.  
    Diyet: Bol miktarda pürin içeren sakatatlar, konserve balıklar ve diğer deniz ürünleri, et suları alınmamalıdır. Diğer beyaz etler ve sığır eti az miktarda alınabilir. Alkol kesinlike zararlıdır. Çay, kahve ve kakaoda az miktarda pürin bulunur, bunlar az miktarda alınabilir. Baklagiller de bol miktarda pürin içerir, bu nedenle alınmaz. Pirinç alınabilir, tereyağında pürin yoktur.  
    Ürik asit yapımını azaltan ilaçlar kullanılır: Allopürinol.  
    Ürik asit atılımını arttıran ilaçlar kullanılır: Probenesid (Benetnid), Sulfinpirazon (An-turan), Kolşisin (Kolsin). 

    Ürik asit normal değerleri:  
    Erkeklerde : 2.5 - 8.0 mg / dL  
    Kadınlarda : 1.5 - 6.0 mg / dL

    Bilginin kaynağını, özelliğini, yöntemini, sınırlarını araştıran felsefe dalı...

    Epistemoloji, 
    Bilgi felsefesi, Bilim felsefesi.  

    Yunancada epistemebilgi ve inceleme, nutuk, ilim, anlamlarını ifade eder. Kısaca bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır. Bilgi felsefesi, bilim felsefesi olarak da adlandırılmaktadır. 

    Bilgi felsefesi, epistemoloji ve ontoloji, etik ve estetik gibi felsefenin temel alt bölümleridir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar. Bilgi felsefesi insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasıdır.

    Düşüncelerin arasındaki ilişkiyi düzenleyen ilke ve yasalar vardır. Mantık düşünmenin temel yasalarını arar ve saptar. Mantık bilginin içeriğinin doğruluğu ile ilgilenmez, bilgiler arasındaki ilişkilerin doğruluğu ile ilgilenir.

    Epistemolojik Teoriler;
    Sofizm,
    Akılcılık(Rasyonalizm),
    Deneycilik(Empirizm),
    Analitik felsefe,




    Kaynak; http://tr.wikipedia.org

    “Dikburun” da denilen tehlikeli bir köpekbalığı...

    Mako, (Isurus oxyrinchus).
    Mako Köpekbalığı (Mako Shark), Canavar, Dikburun, Sivriburun canavar, dikburun canavar(Shortfin mako), İki cins mako köpekbalığı vardır. Kısa kanatlı makolar en çok bilinendir ve balıkçılar tarafından en çok görülendir. Saatte yaklaşık 100 km hızları ve suyun üstünde uçmaları ile meşhurlardır. 

    Mercan resifleriyle ilişkili olup okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Bazen kıyıya yaklaşır. Genellikle yüzeyde ve 150 metre derinliklerde bulunur. Yumurta anne karnında döllenir. Canlı doğurucudur (ovovivipardır). Bir batında 18 yavru verebilir. Bir olasılıkla en hızlı yüzen köpek balığıdır. Tekne ve yüzücülere, tahrik edilmeden saldırabilir. Eti, derisi ve yüzgeçleri kaliteli olup değerlendirilir. Çene ve dişler hediyelik eşya olarak satılır.4 m.  boyunda, 506 kg ağırlıkta ve 25 yaşına kadar yaşayabilen bir balıktır. Balıkçılığının önemi azdır.

    Marul çeşitleri...

    Aysberg (Atom), Lahana görünümlü bir marul türüdür.
    Göbekli,
    Kıvırcık,
    Düz,

    Salata ve marul tek yıllık serin iklim sebzesidir. Yetişme süresi 2-3 ay gibi kısa süreli olan salata ve marul tiplerinde açıkta ve örtü altında değişik mevsimlere uygun olarak ıslah edilmiş çeşitlerle arka arkaya yılın 12 ayı üretim yapmak mümkün olmuştur. Son yıllarda yağlı baş salata ve kıvırcık baş salata tiplerinin Türkiye’deki üretimi ve yeme alışkanlığı salata ve marullara çeşit zenginliği kazandırmıştır.  

    Salata ve marullar iyi drene edilmiş, özellikle 25-30 cm.lik toprak tabakasında humusça ve besin maddelerince zengin, tınlı kumlu veya kumlu tınlı toprakları sever. Salatalar pH 6-7, marullar pH 5,5-7 olan topraklarda iyi yetişir. Salata ve marullar toprak tuzluluğuna orta derecede hassastır.


    Besin değeri;
    100 gr. salata ve marulda 10-15 kalori, 0,9-1,2 gr protein, 0,2 gr yağ, 1,2 -2,9 gr karbonhidrat, 0,9 gr kül, 95 gr su, 22-26 mg . Ca, 0,5-2 mg. Fe, 9 mg Na, 175-264 mg. K, 330-1900 IU A, 0,04-0,06 mg B1, 0,07 mg B2, 0,2-0,4 mg. niacin, 6-18 mg. C vitamini bulunur.

    Yaprak biti, salyangoz ve sümüklü böcekler, tel kurtları, maras, danaburnu, bozkurt, yaprak piresi, kırmız örümcek, lahana tırtılı, nematodlar marulda görülen zararlılardır. Marul hastalıkları ise; Mildiyö, marul sap çürüklüğü, marul beyaz çürüklük, Rhizoctonia dip çürüklüğü, Antraknoz, kurşuni küf, külleme, Septoria leke hastalığı, kahverengi yanıklık' tır.


    Yargı vesayetinin geçerli olduğu yönetim biçimi...

    Juritokrasi,
    Terminolojide "juristokrasi" olarak geçen, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir başka yönde esnetilmiş olduğu, yönetim biçimidir. Yargıçlar hükümetidir. Yargının siyaset üstü bir kurum haline gelmesidir.

    Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bir göl... .

    Sera gölü, (Heyelan gölü).
    Yıldızlı,

    Trabzon ile Akçaabat arasında, Trabzon' a 10 km. mesafede, Yıldızlı ve Derecik belediye sınırları arasında derecik vadisinde yer alır. Akçaabat merkezinden 5 kilometre uzaklıkta bulunan Sera  Gölünün genişliği 150-200 metre, uzunluğu ise yaklaşık 4  km. ve en derin yeri 55 m. dir.  1950'  yılında oluşan ve bir set gölü  olan Sera  Gölü; Trabzon'dan ilçeye girişte Yıldızlı Beldesi sınırları içerisinde bulunan ve  Akçaabat'ın doğal güzelliği ile bilinen turizm yerlerinden biridir. 

    Denize dökülen Sera deresi vadisinin sahile 3 km mesafede, bir yer kayması sonucu önünün kapanmasıyla oluşmuştur. İlginç yanı, yöredeki insanların gözleri önünde birkaç gün içinde ortaya çıkmasıdır. Sera adı Yıldızlı' nın eski adıdır.

    Popüler Yayınlar

    İzleyiciler

    Yeni içerikler için takip edin!

    BULMACA ANSİKLOPEDİSİ