Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi ...

Garnerin,
André-Jacques Garnerin, 
(D. 31 Ocak 1769 - Ö. 13 Ağustos 1823)
Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi.
Jacques Charles'nın öğrencisi.
Fransız Devrimi esnasında Birleşik Krallık Ordusuna esir düştü. Avusturya'daki hapishaneden firar etmek için Paraşüt'ü tasarladı ve hapishaneden firar etti.

31 Ocak 1769 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaya geldi. Fransız ordusuna katılmadan önce Fizik eğitimi gördü. Sıcak hava balonları ile ilgilendi. 1783 yılında Louis - Sébastien Lenormand iki şemsiyeli paraşütü dışında bir paraşüt geliştirdi. Fransız havacı çerçevesiz paraşütü icat eden kişidir. Atlayışlarında beyaz tuval ve ipek 7 m. çapında şemsiye şeklinde bir paraşütü  kullandı. 
André-Jacques Garnerin 13 Ağustos 1823 tarihinde Paris'te hayatını kaybetti.





Garnerin eşi de Jeanne-Genevieve Garnerin, 1799 yılında paraşüt ile atlayan ilk kadın oldu. 

Fransız bilimadamı ve mucit, matematikçi Jacques Alexandre César Charles'in öğrencisidir. Paraşütü keşfettikten sonra hapishaneden nu vasıtayla kaçtı. 22 Ekim 1797 tarihinde  Paris, Parc Monceau bölgesinde  975 m. yüksekliğindeki bir balondan paraşütle atlayarak tarihe geçti. 

Paraşüt gösterilerine İngiltere, Clausen-Lüksemburg, Moskova ve Paris'te devam etti. İngiltere'de 2.440 m. den atladı. 

Hayatını adadığı keşif için Paris'te yapımını üstlendiği bir balon kazasında 13 Ağustos 1823 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

Karaciğerin körelmesiyle beliren hastalık ...

Siroz,
Fr. cirrhose.
İng. cirrhosis.
Arapça, التليف الكبدي
Rusça, цирроз печени
Çince, 硬化
Gürcüce, ციროზის



Siroz, karaciğerin körelmesiyle beliren bir hastalıktır.
Antik Yunan döneminde scirrhus kelimesi, portakal sarısı ve koyu sarı rengi ifade etmek için kullanılmış. Bu anlamda siroz hastalığı ifade edilir.
Karaciğerin büyümesi veya körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık.

Siroz hastalığı ölümcül hastalıklar sıralamasında ilk ondadır. Alkol kullanımı ve hepatit hastalıkları karaciğerde yapısal düzensizliğe yol açar. Hücreler zarar görür. Hücreler gitgide yok olur ve karaciğer küçülmesi meydana gelir. Bir çok göreve sahip olan karaciğer görevlerini yerine getiremez. Böylelikle organ bozukluğu ortaya çıkar. Siroz hastalığının bir diğer nedeni ise kalp yetmezliğidir. Uzun süreli ve bilinçsiz ağrı kesici kullanımı da siroz hastalığının nedenleri arasındadır.

Siroz hastalığının belirtileri;
– Tüm vücut damarlarında karıncalanma
– Aşırı derecede halsizlik
– Dalgınlık
– Konsantrasyon güçlüğü
– Sebepsiz yere kilo kaybetme
– Bacaklarda şişme
– Mide bulantısı
– Dalak büyümesi
– Kusma
– İştahsızlık
– Karında şişme
– Gözlerde ve cilt üzerinde sarılık
– Cilt üzerinde kaşıntı
– Yüksek tansiyon
– Beslenme bozukluğu
– Cilt üzerinde morarma
– Kolayca kanama
– Beyinde toksin madde birikmesi
– Kemik ağrıları
– Karaciğer kanseri 
– Uyuşukluk
– Vücudun değişik yerlerinde enfeksiyon

Karaciğer nakli dışında sirozun tedavisi yoktur. 
Siroz tedavisinde yapılması gerekenler şunlardır:

– Kişi alkol kullanıyorsa hemen alkolü bırakmalıdır
– Hastaya ek vitamin takviyesi yapılmalıdır.
– Tansiyon, özellikle yüksek tansiyon kontrol altında ve sürekli düşük tutulmalıdır.
– Karın ve bacaklarda görülen şişmeler, idrar söktürücü ödem attırıcı ilaçlarla giderilmelidir.
– Hasta aşırı yağlı yemeklerden kesinlikle uzak durmalıdır.
– Doktorun önermediği ilaçların hiç birisi kesinlikle kullanılmamalıdır.

İslam ülkelerinde kadın köleye verilen ad ...

Cariye,
(Arapça, جارية ).
İslam ülkelerinde kadın köleye verilen ad.
Odalık,
Hizmetli.
Cariye ya da halayık, 
Halayık,
Cariye, 
Keniz,
Nikahsız eş,

Kenizek, Farsça Küçük Cariye'ye Kenizek denir.
Karavaş, Savaşta esir edilen kadınlara karavaş denir.



Akda, Himaye altında olan cariye, kadın, köle.


Mevali,

Azad edilmiş köleler.

İslam ülkelerinde özgür bırakılmış kölelere verilen ad.

Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan) ...

Endemik,
İng. endemic,
Frn. endemik,
Farsça, اندمیک

Yerel bitki örtüsü.
Belli bir yetişme ortamına özgün, başka hiçbir yerde bulunmayan yerel türler.
Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan). 
Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen (hastalık).
Bir bölgeye özgü, yerli olan.
Bir bölgeye özgü, yerel olan. 


Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen hastalık.
Yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu.

Endemik; Yunanca en = içinde demek, Yunanca demos=halk demek. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve yerli anlamında kullanılmaktadır. 
Endemik demek bir memleket ya da iklimde doğal olarak yaşayan ya da büyüyen anlamındadır.

Sivas ilinde Balıklı Çermik'te bulunan ve sedef hastalığına iyi gelen balık türü vardır. Bu balıklar su içinde sedef hastalığının göstergesi olan döküntü veya kabukları yiyerek bir çeşit tedavi uygulamaktadır. Bu balıklar endemiktir.

Benzer şekilde Van ters lalesi denilen bitki de endemik olup yanlızca Van'da yetişir. 

Sepet yapımında kullanılan fındık çubuğu ...

Kondak,
İstemi,
Hayıt,

Sepet yapımında kullanılan fındık çubuğuna kondak denir.
Sepet yapımında kullanılan, kondak adı verilen fındık çubuklarının, kenarlarındaki kabuk kısmı (tomaç) çıkarıldıkdan sonra ortasında kalan yuvarlak bölüme, Trabzon ve Rize yöresinde istemi adı verilir. 



İstemiler ortadan ikiye ayrılarak sepete boyuna yerleştirilir. Etrafına enine doğrultusunda tomaçlar örülerek sepet yapılır.

Temeçi, sepet yapmak amacıyla boyuna yarılan fındık dalı, kondarinin her bir parçasının adıdır. Kondak'tan elle üretilen bu uzun ve yassı şeritlere tomaç, temci, temeçi, temeç denir.

Kestane ya da fındık çubuklarıyla örülen iki kulplu sepete Çitinek denir.
Sepet yapılan düzgün fınfık dalına hayıt denir. Hayıt Akdeniz çevresinde yetişir. Dalları sepet örmekte kullanılır. Hayıt, mavi, beyaz ya da menekşe renginde çiçekler açan bir ağaçcık.


Ayıt, Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaçcık.

Çiten, dallardan örülmüş büyük sepete verilen isimdir. Fındık çubuğundan seyrek dokuda örülmüş sepetlere denir. Anadoluda saman taşımak için kağnı üzerine konulan büyük sepet için de çeten denir. Çeşitli yörelerde Çeten, Çatan denir. Lazca paska denen bu sepetler Sürmene'de Kofin Çayelin'de Çehter, İkizdere'de küfe ya da çufe denir. Çiten, tezek sepeti, muta ve pençehter da denir. 

Sepet örmede kullanılan yontulmuş ince fındık dalına Gümüşhane ve Trabzon yöresinde Zon denir. Ermenice con sepet örmek için kullanılan ağaç kabuğu şeritleri anlamındadır.

Muta, fındık çubuklarından yapılan ve ot taşımakta kullanılan bir sepet türüne Rize ve yöresinde verilen ad.

"Hawaii Kazı" da denilen bir kuş ...

Nene,
Hawaii Kazı,
Maui Adası, Kauai Adası ve Hawaii Adasına endemik kaz türü, ABD'nin Hawaii eyaletinin resmi kuşudur.
Dünyada nadir bulunan Hawaii dilinde ve halk arasında nene olarak bilinen bir kuştur.

Branta sandvicensis ördekgiller familyasından, 41 cm boyunda orta büyüklükte, yumuşak sesli ötüşlü bir kazdır. Dişiler erkekler ile aynı renklerdedir ve biraz küçüktürler. 

Erkeklerin başı ve ensesinin arkası siyah renklidir. Yanakları ten rengidir. Kazın boynu oldukça yoğun çizgili olup boyunda siyah ve beyaz diyagonal şeritler görünür. 




Nene denen kazın  gagası, ayakları ve bacakları siyah renklidir. Çenesinin altında yumuşak tüyler bulunur.
Koruma altına alınan ve soyu tükenen nene kazları İngiltere'de Doğa tarihçisi Peter Scott, üremelerini sağlamıştır.

Nişasta ...

Ket,
Nişasta,
Anarut,
Neşa,
Nişa,
Farsça, Nişasta, نشاء .
İng. starch, 
Fr. amidon, 

Tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.


Tahıl tanelerinden, mercimek, mısır, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde.
Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit, (C6H10O5), yoğunluğu  1,5 g/cm³ .
Nişasta, bitkilerdeki meyve, tohum, kök gövdesi (rizom) ve yumru köklerde bulunur. 

Nişasta şekeri, Dekstroz olarak bilinir. Tapyoka, bir nişasta türüdür. Nişasta, soğuk suda, alkol ve eterde çözünmez. Sıcak suda kısmen çözünür. Saf halde beyaz ve amorf toz şeklindedir. Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrattır. 
Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır. Gıda sanayisinde kıvamlandırıcı, yemek yapımında sıvıları koyulaştırmakta kullanılır. Endüstride tutkal, patlayıcı, kağıt ve tekstil işlerinde kullanılır. Nişasta, amiloz ve amilopektin kısımlarından oluşmuş, bitkiler tarafından üretilir.

Türkiye'de nişastanın başlıca kaynakları buğday, pirinç, patates ve mısırdır. Yemeklik baklagiller (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.

Dünyada yaygınca kullanılan nişasta kaynakları arasında arrakaça, karabuğday, muz, arpa, manyok, konjak, kudzu, oka, sago, kocadarı (sorgum), taro, Hint yeralması ve tatlı patates sayılabilir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ