Güney Amerika' da yaşayan devekuşuna benzer bir kuş ...


Rea,  
Bir cins devekuşu. 
Amerikan devekuşu, (Rhea Americana).  
Rea-Amerikan devekuşu, Kasauri, Emu-Avustralya devekuşu, Kivi ve devekuşuyla akraba olan, uçamayan iri bir kuştur. Güney Amerikada yaşayan bu kuşlar Emu, Moa, Kivi, Kasovari (Kasuari, kasauri), Nandu, Filkuşu gibi uçamayan kuşlar olup devekuşu grubundandır. Yeni Gine, yağmur ormanları ve Avustralya'nın güney kesiminde yaşarlar.

Amerikan devekuşları 1.20-1.50 m. boylarında ve ağırlıkları 12-13 kilodur. Bu kuşlar  tohum, ot ve körpe kök gibi bitkiler ile yumuşakçalar, kertenkele ve solucan gibi hayvanlarla beslenirler. 

Tüm büyük devekuşları gibi bu kuşlarda açık düz arazilerde küçük sürüler halinde dolaşırlar. Amerika Devekuşunun diğerlerinden farklı olarak 2 yerine 3 adet ayak parmakları olup uzun bacaklarıyla çok hızlı koşarlar. Gövdesi yumuşak tüylerle kaplı olup kanatları uzundur. Bacak üstleri tüylüdür.
Erkek Rea'lar poligam olup 5-6 kuşluk haremleri vardır. Bu dişi kuşlar önceden otlardan hazırlanan yuvaya 20-40 yumurta bırakır. Erkek kuluçkaya yatar. Yavrular 6 haftalık bir kuluçka döneminden sonra yumurtadan çıkarlar.



Cinsel gücü arttırma özelliğinden dolayı Japonya ve Çin’de düğün mantarı olarak da bilinen mantar ...

Şitaki,

Düğün Mantarı,


Cinsel gücü arttırma özelliğinden dolayı Japonya ve Çin’de düğün mantarı olarak da biliniyor. Bağışıklık sistemini güçlendirici, antioksidan olan bir mantardır. Kan dolaşımını düzenler. Beyin kanamalarını ve damar sertliğini önleyici  özelliği olup böbrek yetmezliğinin, yüksek tansiyonun önlenmesinde de etkilidir. 



Bünyesindeki lentinan maddesinin kanser tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği söyleniyor. Antiviral özelliği olup Hepatit B hastalığı için tedavi amaçlı kullanılmaktadır. 

Almanca uydu anlamına gelen ve üretimine 1957 yılında başlanan bir Doğu Almanya yapımı otomobil ...

Trabant,
Trapi (Halk arasındaki adı).
Trabant adını uzaya fırlatılan Sputnik'ten alır. Almanca sputnik uydu anlamına gelir. Üretildiği yıllarda gündemde olan uydu anlamında Trabant adı verilmiştir. Sahip olmak için yıllarca beklemek gerekirdi. 

Trabant, Doğu Almanya'nın en çok bilinen sembollerinden biridir. Her Alman mutlaka Trabant kullanarak şöforlüğü öğrenir. Ya da Trabant'ı kullanamayan diğer araçları kullanamaz. (Koldan vitesli basit bir araç olmasına rağmen ustalık gerektirir.) 

Doğu Almanya Trabant'ı olanlar ve olmayanlar diye iki gruba ayrılırdı. Almanya'da halk arasındaki adı Trabi. Doğu Almanya'da kendi sahibi tarafından tamir olabilen basit ve ekonomik araç olarak  1957 yılında halk için üretildi. Bu araç sahipleri her zaman bir yedek kayış ve buji yanlarında taşırdılar.

Doğu Almanya (GDR), Alman Demokratik Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuş. Batı Berlin Almanya Federal Cumhuriyeti, Batı Almanya'nın bir parçası kalırken Doğu Berlin başkenti oldu.  Komünist kural ve kötü yaşam standartlarından kaçan 3 milyon kişi Batı Almanya'ya Doğu Almanya'dan göç etti. Bu göçü durdurmak için ağustos 1961 yılında Berlin Duvarı inşa edilmiştir.  Berlin Duvarı 9 Kasım 1989 tarihinde yıkıldı. Doğu Almanlar binlerce Trabant ile göçe başladılar.

Trabant 600 kg. ağırlığında,  hava soğutmalı,  600 cc çift pistonlu,  26 beygir gücünde  iki zamanlı motoru olan araçtan dış görünüşünde hiç değişiklik yapılmadan 3.000.000 adet üretilmiştir. Doğu Almanya'nın boya endüstrisi atıkları ve pamuk atıklarından elde edilen duroplast malzemeden üretilmiştir.  Yağlı benzin ile çalışır. Bu motor sistemi pancar motora çok benzer. 4 ileri 1 geri koldan vites Trabant'ın tüm modelleri 2 kapılıdır. Düz yolda neredeyse hiç benzin yakmaz. Ama rampa çıkarken arkadan bolca beyaz duman salar. Benzini bolca yakar ama ekonomik bir arabadır. Bugün hala kullanılmaktadır. Yedek parça ve diğer ekipmanların temininde hiç güçlük yoktur.

Halk arasında Trabant'ı kullanamayana ehliyet verilmez derler.

Tiksindirici ...

Tiksinç,
Tiksindirici. 
Menfur. 
İğrenç.
İng. repulsive,
Frn. répugnant.
İğrenç. (İng. atrocious).

Tiksinilecek durumda olan, menfur.
Çok fena, pek cirkin,
Gaddar, 
Zalim, 
Kalpsiz.
İnsanın midesinin kaldıramayacağı durum.

Formula 1 Dünya Birinciliğini 3 kez kazanan Brezilyalı araba yarışçısı ...

Ayrton Senna,
(1960-1994)
Ayrton Senna da Silva, 
Brezilyalı araba yarışçısı. 
Formula 1 Dünya Birinciliğini 3 kez kazanmıştır. 

Birçok otorite tarafından Michael Schumacher ile birlikte gelmiş geçmiş en iyi F1 pilotu olarak kabul edilir.

Eski okuma kitabı, alfabe ...


Supara,
Eski okuma kitabı, alfabe.
Okul kitaplarına Osmanlı döneminde verilen genel isimdir. 
Ders Kitabı.
Alfabe,
Okuma kitabı.
Alboni, Lazca Alfabe.
Elifba ( الفبا ) Arap alfabesi.
Arapça cüz, parça. 
Eskiden medreselerdeki alfabe kitabına Cüz (جزء ) denir.


Farsça, (Si-pare) Sipare, Kuran-ı Kerimin (otuz cüz) her bir cüzüne, küçük kitap, mecmua anlamında kullanılmıştır. Benzer şekilde Sanskritçede sutra kelimesi kutsal metin ya da kitap anlamındadır.

Avustralya'da yaşayan gürültücü bir kuş ...


Kookaburra,
Yalıçapkını,
Laughing Kookaburra, 
(Dacelo novaeguineae ).

Yalıçapkınıgiller familyasındandır. Tazmanya ve Avustralya'da yaşayan insan gülmesi gibi sesi ile tanınan bir kuş. Sesi kahkaha gibi gelir. Bu gülme şeklindeki kookaburra olarak bilinir.  



Kookaburra denilen bu kuşlar büyük Brown Kingfisher, mesajcı olarak da isimlendirilir. 



Kookaburra 45 cm uzunluğuna (28-46cm) kadar büyürler. Kafası kare şeklinde, yaklaşık 10 cm. ye kadar uzayabilen hançer gibi gagası olan bu kuşların gövdeleri  kahverenkli tüylerle kaplı olup alt kısımları beyaz renkli tüylerle kaplıdır. Kuyruk teleklerinde koyu renkli bantlar vardır. Bu kuşlar etoburdurlar. Böcek, küçük kuş, yılan, kertenkele, solucan, salyangoz, sıçan, kurbağa, fare ile beslenirler. Avını ağaca veya yere vurarak öldürürler. Yuvaları karmaşıktır. Yerden yaklaşık on metre yüksekteki içi boş ağaçlara yuvalarını yaparlar. Yavru üç, dört yetişkin tarafından yetiştirilir. Erkek kuşlar çiftleşmek için birbirleriyle bir nevi yarışırlar veya savaşırlar. Gagalarını birbirlerine kitleyerek bükmeye çalışırlar. Hakimiyetlerini bu şekilde kanıtlarlar. Bu mücadeleden galip gelen çiftleşir. 

Nemli ortamlardan kurak savanlara değişen habitatlarda yaşayabilirler. Bu kuşların en önemli özellikleri sesleri insan kahkahasını andıran şekilde yankılanır. Yiyecek için akan su kıyılarında avlanırlar. Balıkçıl bir kuş olup neredeyse her şeyi yerler.  Bu kuşlar dünyanın en uzak noktalarına uçan bir kuş cinsi olduğundan adına mesajcı da denir. Yani bir mesaj taşıyan olarak bilinir. Ama en bilinen özelliği sesidir. Sesi çok gürültücüdür. Adı da buradan gelir. 
Çok inatçı olan bu kuşun sesi kahkahayı andırır. Ya da eşek anırmasına benzer. Genelde şehirlerden uzakta kırsal bölgelerde rastlanır. 

Kurbağaların bilimsel adı ...


Anura,
Kurbağa, (İng. frog, Fr. grenouille).
Kurbağaların bilimsel adı.
Kuyruksuz iki yaşamlılar, (Amphibia). 
Latince Anura, Yunanca oura kuyruk demektir. An kelimesi ise sız anlamı ifade ettiğinden Kuyruksuz analamında Anura kelimesi kullanılır. Halk dilinde kurbağalar olarak bilinen kuyruksuz iki yaşamlılar takımına Anura denir. Yine halk arasında semender olarak bilinen kuyruklu iki yaşamlılar takımına ise Caudata denir.

Kurbağalar, iki yaşamlılar sınıfındandır. Kuyrukları kaybolmuştur. Bacakları iyi gelişmiş ve arka ayakları sıçramaya uygun olarak gelişmiştir. Karada, suda ve ağaçlarda yaşarlar. Genelde Kurbağalar otçuldur. Erkeklerde dış ses keseleri, ön üyelerin iç parmakları üzerinde dişiyi kavramaya yarayan kabartı şeklindedir. Gözlerin arkasında orta kulak zarı vardır. Kurbağaların derisinde Mukus ve Seroz adlı iki farklı bez vardır. Derinin ıslak ve nemli kalması, vücut ısısının ayarlanması ve solunum bu mukus bezlerinin salgıları ile olur. Diğer seroz bezleri ise zehirlidir. Seroz bezleri derinin üzerinde kümeler halinde dağınık olarak bulunur. 

Zıplayarak, tırmanarak yarı sucul ortamda yaşarlar. Su birikintileri, gölcük veya göllere yumurtlarlar. Kurbağaların yavrularına iribaş(tetari) denir. Larvalarında ön ve arka bacaklar yoktur. Su içinde solungaçlar ile yaşarlar. Çiftleşme döneminde vıraklayarak dikkat çekerler. Gelişim; Yumurta → Larva → İribaş → Yavru Kurbağa → Ergin Kurbağa şeklinde bir döngüde cereyan eder. Kurbağa yukarıdaki gibi başkalaşım evrelerine göre gelişir.

Esas sorun Kurbağalar insanda siğil yapar mı? Birçok kişi ellerinde siğil çıkacağı kuşkusuyla kurbağaya dokunmaktan çekinir ve korkar. Bu inanış yanlıştır. Ama muhtemelen kurbağaların derisindeki kabarcıklardan insana geçeği şeklinde bir kanı hasıl olmuştur. Ancak doğru değildir. Siğil Bir çeşit virüs enfeksiyonudur. El, yüz gibi vücudun açık bölümlerinde ve ayak tabanında siğiller görülür. Burada nasır ile siğili karıştırmamak gerekir. Aynı şey değildir. Ona göre tedavi uygulanmalıdır. 











Derleme: http:www.renkliweb.com

Eski dilde kurşun ve gülle atma sanatı ...


Endaht,(Arapça).  

Kurşun ve gülle atma sanatı. 
Arapça atmak,  
İlka etmek.   
Arapça ilka etmek, bırakmak, atmak anlamındadır.

Gülle atma, pirinç yada demirden yapılmış yuvarlak daha doğrusu küresel bir ağırlığın omuzdan fırlatılmasına istinaden yapılan spora gülle atma denir. Bu metalden yapılmış güllenin içi genelde kurşun ile doldurularak ağırlıklar ayarlanır. 1866’da kurulan amatör dernek ilk atletizm yarışmaları düzenledi. Böylece gülle de atletizmde yerini bilimsel ve teknik olarak almaya başladı. 

Gülle, 1896’dan itibaren modern olimpiyatlarda yer aldı. Erkek ve bayanlar olarak 1986 yılında Olimpiyatlara girmiştir. Erkekler için en az 7.257 kg ağırlığında gülle,  bayanlar için en az 4 kg ağırlığında bir gülle atılması standartlara geçmiştir. Bu atletizm sporu omuz hizasından güllenin atılmasına dayanır.    
Eskiden taş atma, taş fırlatma sporu olarak yapılmaktaydı. Daha çok İngiliz ordusunda yapılan bir spor olmuştur. Ama daha eskilere gidildiğinde Yunanlılarda antik çağlarda rastlanmıştır. O zamanlar taş atma şeklinde gerçekleşmiştir. Asterisk bile bu sporu yapmıştır. Tarihte bir çok gülle şeklinde bronzdan yapılmış benzer nesneler bulunmuştur. Ancak bu sporda eskiden tek elle tutabilmek için özel yerler yapıldığı rivayet edilir. Belirlenen bir yere ayağını koyup gülle gibi taşı fırlatarak bu sporu yaparlarmış. Olimpiyatlara benzer şekilde hakem heyeti huzurunda yapılan bu yarışmalarla gülle atma sporu gelişmiştir.

Hüzün, gam, kaygı, tasa, nedamet, pişmanlık, üzüntü...

Esef, (Arapça, اسف ).

 遺憾的,
悲傷,γ,

蓋格,設計,
自責,悔恨,
悲傷

Eskiden Hüzün, Tasa, Gam.
Üzülme,

Hüzün, 
Gam, 
Nedamet, 
Hayıflanma,
Pişmanlık. 
Üzüntü.
Daralmak. 
Üzüntü, 
Kaygı, 
Tasa.
Yerinme. 
Acıma.
Elden çıkan bir şey için hasıl olan üzüntü.

Jane Eyre adlı romanı ile tanınmış İngiliz dilinin kadın yazarı ...

Charlotte Brontë Thorton, 
Charlotte Bronte.
21 Nisan 1816 - 31 Mart 1855.
İngiltere'nin ünlü kadın romancısı.
İngiltere, Yorkshire'de Haworth kasabasında doğdu ve öldü.

Orta halli altı çocuklu bir ailenin  üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası papaz olan Thorton'un ablaları hastalık nedeniyle ölünce Cowan Bridge Clergy Daughters Okulu’nu bırakmak zorunda kalmıştır. 

Jane Eyre adlı romanını 1846 yılında bir erkek ismi ile Currer Bell takma adıyla yayınlamış ve her dönemin ünlü romanı olmuştur. 

Charlotte Bronte'nin babası kör olduktan sonra onun yerine kiliseye gelen Nicholls adındaki bir papazla evlendi. Ama gün yüzü görmeden hamileliğinin ilk safhalarındayken öldü. Genel olarak çok dertli, facialarla ömrünü geçirmiş bir yazardır. Ailece sanata olan düşkünlükleri  kız kardeşi ve kardeşini de yazar yapmıştır. Kardeşi Emily Bronte Uğultulu Tepeler adlı eseri ile tanınmıştır. 

İngiliz dili ve edebiyatının tanınmış yazarlarındandır. Bu gün İngilizce klasikleri arasında yerini almış romancılarından biri olarak kabul edilir .
Eserleri;
Jane Eyre (1847),
Shirley (1849),
Geçmişin Gölgesinde Villette,(1852).
The Professor (1857).
On the Death of Anne” ve “Brontë” (Şiir kitabı).

Anlayış, “görüş, değerlendirme, sayma...

Telakki, (Arapça,  تلقی ).
Eskiden Anlayış, “
Görüş, değerlendirme.
Kabul etme, sayma.
Karşılamak. 
Almak. 
Kabul etmek. 
Şahsi anlayış ve görüş.

Malatya yöresinde kabağa verilen ad ...

Kundır, 
Kundir.
Kabak.
Kedu (Farsça) [ کدو ] kabak.
Kundır ya da kabak.

Bol lifli meyveleri olan kabak bitkisi bağırsaklar için faydalı bir sebzedir. Kabak potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementleri içerir. 


Ayrıca kabak Cadılar Bayramının sembolüdür. Cadılar Bayramı Hıristiyanlar tarafından 31 Ekim tarihinde kutlanır. Özellikle çocukların korkunç kostümler giyerek kapı kapı dolaşıp şeker ve hediye topladıkları bir bayramdır. Bu bayramda bal kabağının içi oyularak gülümseyen yüz şekli yapılır ve içine de bir mum yakılır. Bu şekilde çirkin ve şeytana benzer bir surat yaratılır. Bu bayramda en çok elma şekeri tüketilir. 

Kabak ayrıca çekirdeği ile de önemli bir besin maddesi olup tıbbi faydaları vardır. Çekirdeğinde rezin, yağ, amino asit (kukurbitin), steroller bulunur. Kabak çekirdeği parazit ve  asalaklara karşı direnci artırdığı tansiyonu düşürdüğü ve kan şekerini kontrol altında tuttuğu bilinir. Ancak aksi bir tesir olarak da kabak çekirdeği alerjik reaksiyona yol açabilir, dikkat edilmesi gerekir. Tuzlanmış kabak çekirdeğinde sodyum oranı yüksektir. 



Anadolu'nun her yöresinde yetişen boyu birkaç metre uzayabilen sürüngen dikenimsi sert tüyler bulunan bir gövdesi vardır. Bitkinin tırmanması için tutunmasına yarayan sülükleri vardır. Yaprakları iri, kaba ve diken gibi tüylerle kaplı bir bitkidir. Kabak türleri;

Balkabağı (Cucurbita moschata), Sakızkabağı (Cucurbita pepo), Helvacıkabağı (Cucurbita maxima) gibi çeşitleri vardır.
Ama bir çeşit asma kabağı var ki Türkiye'de yetiştirilmesi yasaklanmıştır. Neden mi? İşte resmi yan taraftadır. İstersen yasaklama (!).
Meksika'da yetişen bu kabak türünün adı  Loofah, Vietnam Asma Kabağı. Bu kabaktaki lifler kurumaya başlamasıyla kadın memesine benzeyen bir şekil alır. Kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasından olup meyveleri çok lifli olan, olgunlaştıktan sonra banyo süngeri ve buna benzer malzeme yapımında kullanılan bir bitkidir. 

Hint saraylarında kadınlara ayrılan bölüm...

Zenana,
Hint saraylarında kadınlara ayrılan bölüm.
Hindistan'da harem dairesi.
Harem dairesi.
Harem (Osmanlıda).
Gynaeceum (Yunanda).


Hindistan ve Pakistan gibi Asya ülkelerinde bir evin kısmı ev kadınlar için ayrılmıştır. Ayrılan bu kısımlara Zenana adı verilir. Bu bizim bildiğimiz Gynaeceum, Harem gibi aynı olgunun farklı kültürlerde nitelenen adıdır. Amaç, görev ve niyet değişmemektedir. Gynaeceum, Harem ve Zenana aynıdır. Uygulama ve düşünce aynıdır. Eskiden Yunan’da zengin erkeklerin evlerinin kadınlar için ayrılan ve yalnızca evin erkeğinin girebildiği yerin adı olup bu gelenek orta çağa  kadar sürmüştür.    Evin kadınıyla birlikte erkeğin diğer kadın köleleri , Osmanlıda odalık, zamanının büyük bölümünü evin bu bölümünde geçirirler. Eve bir konuk geldiğinde dışarıya çıkmaları yasaktır. 

Aynı anlayışla kurulan Harem de farklı değildir. Yunan anlayışının Türk versiyonudur. Bu zihniyet dünyanın bir çok ülkesinde farklı uygulanıp adlandırılmaktadır. Tıpkı Hindistan ve Pakistanda olduğu gibi. Pers kültüründe bu olguya Zenana denmiştir.   

Gynaeceum bildiğimiz Osmanlıdaki Haremdir. Harem kültürü, Osmanlıda olduğu gibi Romantizm çağında Batılı sanatçı ve edebiyatçıların da rüyalarını süslemiştir. Bir çok sanatçı tarafından bu kültür resmedilmiş veya yazılmıştır. Hatta opera (Saraydan Kız Kaçırma), sahne ve müziklere dahi konu olmuştur.   Kısaca Zenana kadınlara diye ayrılan ancak erkeklere hizmet eden arzuların erotik ruh halinin yansımasıdır. 

Osmanlıda, Yunanda, Romalıda, Hintlide, Çinlide sistem bir başka versiyonla ortaya çıkmaktadır. Tarih tekerrürden ibarettir. Günümüzde tam adı konmamış olsada saunalar, hamamlar, masaj salonları, fitness centerler, SPA merkezleri v.s. belki de eskilerin zenanasıdır.   

Ancak çok enteresan, 19. yüzyılda Baptist kadın misyonerler Hindistan'da kadınları Hristiyanlığa davet etmek için yaptıkları örgütsel faaliyetlere, harekete de bilinmeyen bir nedenle Zenana adını vermişlerdir. 

Tüyleri alacalı kıl keçisi...

Akker,
Tüyleri Alacalı kıl keçisi.
Kıl keçisi,
Kara keçi,  
Ülkemizde evcil keçi olarak en çok bu keçi ırkı yani kıl keçisi yetiştirilir. Anadolu'nun fundalık ve makiliklerin de yaşar. Her türlü arazi şartlarına en iyi uyabilen hayvan sert iklime de dayanıklıdır. Genelde siyah renktedir. Gri, kahverengi ve alaca renkli olanlarında vardır.  Alacalı renkli olanlarına da Akker denir. Keçinin üstündeki kıllar üstte sert altta yumuşaktır. 
Anadolu'da süt, et ve kılı için çok yetiştirilir. Özellikle de doğu Anadolu'da halkın geçim kaynağıdır. Denildiği gibi keçi sakalı vardır. 

Keçi ırkları;
Kıl keçisi, 
Kara keçi,  
Ankara (Tiftik), 

Şam (Damaskus), 

Honamlı, 
Gürcü, 
Abaza, 
Alpin, 
Maltız(Malta), 
Türk Saanen, 
Akkeçi, 
Gökçeada, 
Bornova.
Kilis,

Bozuk ve okunaksız yazı ...

Kakografi, 
Cacography.
Bozuk ve okunaksız yazı. 
Kötü el yazısı ya da kötü yazı yazmak.
Kötü el yazısı. 
Bozuk ve okunaksız yazı.
Kötü el yazısı ya da kötü yazı yazmak.

Açık ve düzgün harflerle yazılmamış, kolaylıkla okunamayan (yazı).

Soy, nesil, döl, kuşak...

Zürriyet, (Arapça,  ذریت ).
Eski dilde döl.
Frn. génération, İng. offspring.
Soy, nesil, döl, kuşak.
Döl, soy sop, sulp(sulb).
Sülale,
Çocuk.
Evlat,
Soy, bir soydan gelenler.
Nesil,
Nesep, Baba soyu. 
Kuşak.

Bu kelime ile ilgili çok sık kullanılan sözler şöyle çağrıştırılır. Zürriyetsiz denerek soysuz olduğu veya çoluk çocuk sahibi olmadığı ifade edilir. Çirkin bir deyim ve anlam ifade etmektedir. Ama uygun olabilecek bir ifade tarzı ise; Erken kalkan yol alır, Erken evlenen döl alır denerek çocuk ve evlat sahibi olunması özendirilir ki doğrudur. Sülalenin gelişmesi, soyun devam etmesi için söylenmiş bir ifadedir.

Mitolojiye göre Ren Nehri kıyısında geçen Nibelungenlied Destanındaki kahraman...

Siegfried,  
Sigurd.
Mitolojiye göre Ren Nehri kıyısında, eski Worms şehri civarında geçen Nibelungenlied Destanındaki kahraman. İskandinav mitolojisinde pagan versiyonunda adı Sigurd olarak tanımlanmıştır.
Mitolojiye göre; Fethedilmiş bir krallığın veliahdı olduğundan haberdar olmayan demircinin yanında çalışan Siegfried, kendine yaptığı kılıcı ile bir ejderhayı(dragon Fafnir) öldürür. Ejderhanın yağını vücuduna sürerek yenilmezlik sağlar. Silah işlemez. Ancak ejderhanın yağını sürerken bir Ihlamur ağacı yaprağı sırtına düşer.  Sırtının iki kürek kemiği arasında bir bölge zayıf kalır. Ancak bu kısımdan öldürmek mümkündür. 

Bir gün Burgonya kralının kız kardeşi kendisine büyü yaparak kahramanımızı aşık eder. Halbuki Siegfried Norse’ların güzel savaşçı kraliçesini sevmektedir. Kral da norse'ların bu kraliçesini sevmiş ve evlenmek istemektedir. Siegfried'i kullanır. Kraliçe ile evlenmek için onu yenmek gerek. Kral adına savaşçı kraliçe ile dövüşür. Esasen büyü yapılmamış olsaydı bu kraliçeye aşık olan kahramanımız kendi eliyle sevdiğinin kralla evlenmesi için yardımcı olur. Bu iyiliğinden dolayı kral da kendisi ile kan kardeşi olmak ister. Bu nedenle vücudundan kan çıkabilecek tek yer o bölgedir.  

Böylece dostları ve kan kardeşi kahramanın bu sırrını öğrenirler. Sonraları Siegfried tehdit olarak algılanarak öldürülmek istenir. Tabii ölümü de yine bu dostları ve kardeşi tarafından olur. Kralın kız kardeşi ile evlenen ve kral tarafından  zamanla bir tehdit olarak görülür ve onu öldürmek isterler.  Bir av partisinde kralın kötü adamı Tronjeli Hagen, Siegfried'i korumak bahanesiyle bu zayıf noktasını öğrenerek sırtından mızraklayarak öldürür. Daha sonra durumu anlayan kral kötü Hageni öğrenir ancak Hagen bu seferde Kralı öldürür. Kraliçe de Hageni öldürür. İşte bu destanda, Siegfried Balmung adında bir kılıç ve Grani adında bir at kullanır. Destan Orta Çağa ait izler taşır.  

Bu destan, 19. asırda Alman milliyetçiliğinin yükselmesinde, Alman prensliklerinin bir ulus olarak birleşmesinde tarihsel bir öneme sahiptir. Siegfried adı, cesaret, yiğitlik ve şövalyeliği temsil eden bir ad olarak Almanya'da çok değişik alanlarda kullanılmıştır.  Hitler de bahse konu bu kahramandan çok bahsetmiştir.  1. Dünya savaşında Maginot hattı karşısına Almanlar Siegfried'i dikmişlerdir. Bir çok korkak ve iktidarsız kişiler için borusuz Siegfried, korkak  deyimleri için kullanıldığı da olmuştur.

Sinemaya da aktarılan bu hikaye Lanetli yüzük (Ring of the Nibelungs) adı ile gösterilmiştir.







 

Alıntı: http://tr.wikipedia.org/

Avrupa’da Averroes adıyla tanınan Endülüslü Arap filozof, hekim, matematikçi ve felsefeci ...

İbn-i Rüşd
1126 Kurtuba-İspanya / 1198 Marakeş-Fas.
Latince Averroes,
İbn Rüşd.
İbni Rüşd,
(Arapça, ابن رشد ).
Künyesi: Ebü’l-Velîd. 

Avrupa’da Averroes adıyla tanınan Endülüslü Arap filozof .  


Tam adı: Muhammed İbn Ahmed İbn Muhammed İbn Rüşd.
Doğum tarihi: 14 Nisan 1126, Kurtuba (Cordoba), İspanya
Ölüm tarihi: 10 Aralık 1198, Marakeş (Merrâkûş), Fas
Baba adı: Abu Al-Qasim Ahmad,(Kurtuba Kadısı).
 

On üçüncü yüzyılda Endülüs’te yetişen meşhur filozof, doktor astronomi bilgini ve matematikçidir. Yoğun entelektüel faaliyetlerin olduğu İspanya'nın Kurtuba şehrinde Hukukçu bir aileden gelen İbni Rüşd, iyi bir dini eğitim almıştır. Ayrıca fizik, astronomi, tıp, matematik, felsefe ve hukuk alanlarında eğitim almıştır. Rasyonalist İslam ilahiyatçısıdır. Aristoteles'in felsefesinin büyük yorumcusu olarak tanınmıştır. İbn-i Rüşd’ün düşün hayatının en önemli olayı, Gazali’ye karşı giriştiği polemiktir. Felsefenin Tutarsızlığı kitabında Yunan felsefesini şeriatın öğretileri ile uyuşmadığı gerekçesi ile reddeden Gazali’ye karşı, İbn-i Rüşd, Tutarsızlığın Tutarsızlığı adlı eseri ile felsefe ile dinin tutarlı bir şekilde savunabileceğini ve Gazali’nin ileri sürdüğü tezlerin yanlış olduğunu savunmuştur. 

İbn-i Rüşd, hayatının büyük bir bölümünü Kurtuba, Marakeş ve Sevilla’da geçirmiş. O dönemde Kurtuba bir kültür merkezi iken Sevilla bir sanat merkezi imiş. Sevilla kadılığına getirilen İbn-i Rüşd, kısa bir süre sonra da Kurtuba başkadılığına (Kadıkudat, yani kadı­lar kadısı) atanır. İbn-i Rüşd, bir yandan kadılık görevlerini yerine getirirken diğer yandan Aristoteles ile ilgili çalışmalarına devam etmiştir. 1182 yılında Kitab-el Külliyat adıyla önemli bir tıp eseri yazan İbn-i Rüşd başhekim olarak atanmıştır.

İleri sürdüğü fikirlerin İslam dininin esaslarına ters düşmesi, Ülkede müslümanlar arasında hoşnutsuzluklar çıkarmış. Ad kavminin helak olmasına dair bilgilerin hayal mahsulü olduğunu söyleyerek Kuran-ı Kerim'de bildirilen bir hususun efsane olduğu yönündeki sözleri infial yaratmış ve halkın tepkisini almıştır. Bu şikayetler üzerine Kurtuba alimlerinden bir meclis oluşturulmuş ve yargılanmıştır. İbn-i Rüşd'ün islamiyetin iman esaslarına uymayıp görüşlerinin çoğunun sapıklık, bir kısmının ise dinden çıkmaya sebep olduğuna hüküm vermişler. Bunun üzerine de Hükümdar İbn-i Rüşd'ü görevinden alarak hapse atmıştır. Sonradan Sultan Mansur, Kurtuba'ya gelince onu affetmiş ama filozofun son seneleri keder ve sıkıntılarla geçmiştir. Lucene şehrine sürülmüş ve 1198'de Marakeş 'te vefat etmiştir.

Eserleri ;
  • Külliyat fit-Tıb, Kitab El -Tıb Kulliyate tel (Evrensel Tıp Kitabı-1162), Colligetadı ile İbranice'ye çevrilmiş ve 1255 yılında Bonacosa tarafından Latince'ye tercüme edilmiştir.
  • Tashrih al- a'lda: De Anatomia (Organların anatomisi),
  • Mukaddemat,
  • Nihayet-ül-Müctehid,     
  • Et-Tah-sil,
  • Muhtasar-ı Me-cisti, 
  • Kitab-ül Hayevan,
  • Zaruri,
  • Telhisü İlahiyyat-ı Nikolavus,
  • Te-hafüt-üt Tehafüt, 
  • Makhale fi Cevher il-Felek.
  • Şerhul Urcuze fit-Tıb, 
  • Kitabü Mabadet-Tabia, 
  • Şerhü Kitab-ün Nefs li Aristotales,
  • Fasl-ül-Makal ve Keşf an Menahic-il-Edille, 
  • Şerhu Kitab-üs-Sema ve-Âlem li-Aristales, 
  • Makale fil-Kıysas,

Asi Melekler kitabı ile büyük ün kazanan Amerikalı kadın yazar ...


Danielle Trussoni, (1973- .... ).
Danielle Anne Trussoni,
Amerikalı  kadın yazar.

ABD’nin Wisconsin eyalitinde, La Crosse kentinde ailenin dört çocuğundan biri olarak 1973 yılında doğmuş. Daha sonra anne ve babası boşanan Trussoni, Wisconsin Üniversitesinde Tarih ve İngiliz Edebiyatı bölümünü birincilikle bitirmiştir. 



Danielle Anne Trussoni   Nikolai Grozni ile evlenmiş ve 2002 yılında Iowa Yazarlar Atölyesinde Kurmaca Yazarlığı branşında mastır yapmıştır. 

Yazıları muhtelif gazetelerde yayınlanan yazarın 2006 yılında babası hakkında  yazdığı Vietnam Savaşı ile ilgili otobiyografi türünde ilk kitabı, Falling Through the Earth: A Memoir adlı kitabı The New York Times Book Review tarafından o yılın ilk on kitabı arasında gösterildi. 

Ayrıca bu eseri ile Michener-Copernicus Society of America ödülünü kazandı. 2010 yılında Asi Melekler (Angelology) adlı Sıla Okur tarafından Türkçeye de çevrilen ikinci kitabını, ilk romanını yazmıştır. Çok büyük gören ilk romanının film haklarını Columbia Pictures firması satın almış. Yazarın Asi Melekler ile başladığı dizinin ikinci kitabı Angelopolis olup yine beklenen ilgi ve alakayı görmüştür. Çalışmalarına kafasını dinleyebileceği kimsenin bilmediği sakin bir yerde devam etmektedir.(2014)

Tuaregler'de sultana ya da krala verilen ad...


Amenokal,   
Leder,   
Tuaregler'de sultana ya da krala verilen ad.  
Tuaregler'de krala ya da reise verilen ad.      

Osmanlı arşivlerinde, Hagarlar ve Ezgarlar olarak iki halktan oluşan Tuaregler, Tevarık olarak kayıt altına alınmıştır. Afrika’nın en eski kavimlerinden biri olan Berberi kabilelerine mensup göçmen Tuaregler, Nijer, Mali, Nijerya, Tunus, Libya, Cezayir ve Burkina Faso arasında geniş bir alanda yaşarlar. Tarihleri boyunca çölde sınır tanımadan yaşayan bu millet de bulundukları ülkenin hükümetleriyle sürekli sorun yaşıyorlar.


Berberi dillerinden birini konuşan bir halk, bağımsız bir siyasi örgütlenmeye sahiptir. Genelde Tamaşek dilini kullanıyorlar. Nüfusları yaklaşık 4-5 milyon civarında olup çoğunlukla çöl, savanlar ve steplerde yaşarlar. Eskiden maden, kervan, hayvancılık işleri yaparken günümüzde uyuşturucu ve insan kaçakçılığı yanında paralı askerlikte yapmaktadırlar. Soylular, din adamı, vasallar, zanaatçılar ve eskiden köle emekçilerinden oluşan sınıflara ayrılmışlar. Geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar. Eski Libyalıların kullandığı el yazısına benzer bir el yazısı, tifinag halen kullanılmaktadır.  Toplum içinde, erkekler başlarını ve yüzlerini litham adı verilen peçe ile örtüyorlar. Rivayete göre mensup oldukları mezhepleri gereği bir hadise istinaden veya başka bir rivayete göre erkekler duyguların gizli kalması gerektiği için yüzlerine peçe takarak örtüyorlar. Gençlik çağında yüzlerini örtmeye başlayan Tuaregler, ölene kadar yüzlerini açmıyorlar. Peçe ve örtü olarak genelde mavi renk hakim olup bu nedenle mavi adamlar bile denmiştir. Soy kadından çocuğa geçtiği düşünüldüğü için kadın ve kızlara ayrı bir önem veriyorlar. Kız çocukları da erkek çocukları ile aynı eğitimi alıyorlar.  Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen Tuaregler ağırlıklı olarak müslüman dinine mensup olup, maliki mezhebindendir.

Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma, husumet derecesine varacak ölçüde bir saplantıya düşmek, bağnazlık ...


Taassup,  
Arapça Taassub, ( تعصب ).
Bağnazlık,
Yobazlık.
Fanatiklik, 
Katı yandaşlık. 
Dini açıdan fazla salabetli (katılıkta) olma.
Benimsediği görüşü körü körüne savunma anlamında bir terimdir.
Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma.
Haksız yere husumet etmek. 
Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanmak.

Türkçede taassup kelimesi yerine yobazlık ve bağnazlık kelimeleri de kullanılmaktadır. Taassup sahiplerine de mutaassıp denir. Halk arasında mutaassıp kelimesi dindar anlamında kullanılmaktadır. Halbuki dindar kişi mutaassıp değil, hoşgörülü olmalıdır. Taassup tamamen cahilliğe dayanır. Her zaman ilim ve bilim ile halkı aydınlatmak, cahil olmasını önlemek gerekir. Bir insanın içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerine bağlı olması ve onları koruyup savunması, taassup değildir.  

Taassup kelimesi Arapça'da yakalamak, kuşatmak, sarmak, bağlamak anlamındaki asb (usub) kökünden türetilmiş olup kendi soyuna yardım etmek, körü körüne bağlanmak manasındadır.  Genel itibariyle taassup kelimesi asabiyet kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılır. Sinirli olmak, kendisi dışındakileri hiç sayarak kendi bildiğine gitmek, ön yargılı olarak kendi görüş ve düşüncelerini ifade etmek demektir.  İnsanlarda herhangi bir konuda  oluşan aşırı sevgi ve heyecan, cehaletten kaynaklanıyorsa taassup, bilim ve ilimden kaynaklanıyorsa müsamaha (hoş görüşlülük) demektir. Hoşgörülü insan, sabit fikirli değildir. Medeni cesaretle fikirleri tartışabilir. Doğru ile yanlışı ayırt etme gücüne sahiptir. Hakkında yeterli bilgisi olmayan şeylerde körü körüne iddia sahibi değildir. Taassup sadece dinde olmaz. Her tür konuda yanı şekilde oluşur. Bilgisizlikten kaynaklanan ve inatçı, tartışmayan benimsediği fikre körü körüne savunan kişi ve düşünceler de taassuptur.

2005 yılında keşfedilmiş, yüzeyi buzullarla kaplı güneş sisteminin bilinen üçüncü büyük cüce gezegeni ...


Makemake,
Gezegene Şili’de yaşayan Polinezya halkı Rapanui halkının tanrısı olan Makemake'nin adı verilmiş. Uydusu bulunmayan Makemake, güneş sisteminin yeni cüce gezegenlerinden birisidir. En küçük gezegen olarak bilinen Plüton’dan daha da küçük, aşağı yukarı dörtte üçü kadar bir gezegendir. Güneşe uzaklığı 50 AB (1 AB = 150.000.000 km), olup, Çapı 1500 km. dir. 
Gezegenin ortalama sıcaklığı -240oC olup yüzeyinin metan, etan ve nitrojen buzulları ile kaplandığı tahmin edilmektedir.


Makemake, Amerikalı uzay bilimcilerinden astronom Michael E. Brown, Chad Trujillo ve David Rabinowitz tarafından 31 Mart 2005 yılında Palomar Rasathanesinde ilk kez gözlemlenmiştir.  Gezegen Easterbunny kodu ile kayıtlara geçmiştir. Resmen 2008 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından cüce gezegen olarak kabul edilmiştir. 

Güneş sistemindeki Eris ve Plüton gezegenlerinden sonra sonra bilinen en büyük cüce gezegendir.  Makemake gezegeninde gözlemler sırasında, kırmızımsı bir renk gözlenmiştir. 

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!