Eski dilde Zorba...

Mütegallibe, (Arapça).
Eski dilde Zorba. 
Despot,
Diktatör,
Tiran,

Müstebit.
Galebe kelimesinden Zorba. 
Hak ve hukuka hürmet etmeden geçinmek isteyen.
Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan (kimse), müstebit, mütegallibe, despot, diktatör.
Haksız ve yolsuz kuvvetle hükmetmeye çalışanlar.

Eskiden Devlete ait bir geliri götürü olarak üstüne alıp toplayan kimse ...

Mültezim, 
(Arapça).
Eski dilde Kesenekçi,
Bir şeyi kendi üzerine lüzum eden.

Eskiden, bir bölgenin vergi, harç ve resimlerini belli bir ücret karşılığında toplayan kişi.
Devlete ait bir geliri götürü olarak üstüne alıp toplayan kimse. 

İltizam eden, üzerine alan, deruhte eden. İltizam yöntemine göre kendi nam ve hesabına vergi toplama görev ve yetkisi verilen kişi. Devlete ait bir mülkün kefil gösterilerek ve belirli bir süre için kiralanmasına iltizam denir, kiralayana yani iltizam sahibine de mültezim denir. Devlet hazinesine maktu, muayyen vergi verip bir kısım memleketlerin aşar gibi varidatının tahsilini üzerine alan bu kişilerin elde ettikleri gelir doğrudan devlet kasasına gider. Osmanlı döneminde gelirlerin toplanması işi için kullanılan mültezimler, kira aldıkları öşür ve vergi gibi gelirleri toplayarak ayrı bir devlet haline gelmiş gibi oldular. Devletten belli bir bedel karşılığı aldıkları mülkleri fahiş fiyatlarla kara geçmek şeklinde işletip kar elde etmek ana düşünceleri olunca bu sistemden vazgeçilmiştir. İltizam usulünde kar oranı için bir sınır olmadığından yük fakir halkın sırtına binmektedir. Devletten kiraladığı bir mülkü daha alt mültezimlere vererek komisyon aldıkları ve buda halkın daha çok ezilmesine neden olmuştur. Nihayet bu sistem 1694 yılında sınırlandırılarak ortadan kaldırılmıştır. Köylülerden alınan vergiyi toplayan mültezimler gerek duyulduğunda politik ve ekonomik güç olarak devlete her zaman yardım etmişlerdir. 

Kemik veremi ..

Akarca, 
(Fr. Fistule).
Eklem veremi,
Kemik veremi,
Kemik dokusunun yangısı.
Sürekli işleyen çıban, yara.
Daima akan çıban, sıraca, fistül.
Fistül. 

Mikropların kan yoluyla kemik dokusuna yerleşerek aşınmalar meydana getirir. Mikrobun meydana getirdiği toksinler ve kemiği besleyen kan damarlarının tıkanmasıyla aşınmalar oluşur. 

Hastalığa neden olan bu mikrop, kemik dokusuna toksinler vasıtasıyla hücum ederek o kesime kan gelişini engeller. Bunun sonucunda kemik dokusu beslenemez. Direnci azalır. Kemiğin örselenen kesiminde çürüme ve ölme başlar. Kemiklerin bu kısmında meydana gelen hasar, nekroz (ölme) cerrahi yolla alınmalıdır.  Geriye kalan kısımlarda hücre çoğalması yoluyla doku yenilenir. Yangılı kesimin alınması geciktirilmemelidir. Aksi durumda hastalıklı kesimdeki irin çevredeki yumuşak dokulara girer ve dışa doğru gelişir. Bu irin çevredeki bir eklemin boşluğuna dökülürse eklem arası irin birikimi (piyartr) olur. İrin oluşması bu hastalıkta en çok karşılaşılan durumdur. Omurga veremine Pott hastalığı denir.

Kemik vereminin en fazla görüldüğü kemikler şunlardır;
Uyluk kemiği, aşık kemiği, kaval kemiği, topuk kemiği, dirsek kemiği, bilekle dirsek arasındaki önkol kemiği, bacaktaki kaval kemiği, el ve ayağın parmak kemikleri, dizkapağı kemiği, omurlar, köprücük kemiği, çene kemiğidir. Mikroplu, mantarlı, asalaklı ve zehirli kemik iltihabı (osteit) vardır.



Akarca kelimesi ile ifade edilen diğer anlamlar şunlardır.;
Halk dilinde; Atların histoplazmozisi. Akıntılı ve öldürücü bir hayvan hastalığı.
Deri veremi, cüzam. 
Köstebek denilen bir hastalık. 
Ülserli lenfangitis.
Belsoğukluğu. 
Sıraca.


Bir çeşit kuş.
Küçük akarsu. 
Kaplıca. 
Irmak, dere, çay, küçük akarsu. 
Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu.

Eti yenen bir cins mürekkep balığı ...

Kalamar, 
(Rumca).
Loligo,  
Loligo vulgaris.
Eti yenen bir cins mürekkep balığı.
Mürekkepbalığı,
Mürekkep balığının bir türü.
Kafadan bacaklılar (Cephalopoda) sınıfından, vücudu koni ve uzun eti yenen yumuşakça cinsi.

Gerektiğinde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden daha aşağıya konan ve gerektiğinde uzaktan açılıp kapatılabilen valf ..

Kinistin,
Kinistin valfi, vanası.
Kingston valve.
Gerektiğinde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden daha aşağıya konan ve gerektiğinde uzaktan açılıp kapatılabilen valftir. Bazen geminin taşıdığı yükten veya özel durumlarda gemiyi karaya oturtmak gerekebilir. Bu durumlarda kullanılmak içindir. Amaç geminin taşınmakta olduğu yükü zarar görmesin. 

Bu valfler su balastlı teknelerde kullanılır. 10 metre ve üzerindeki teknelerde, motor soğutma suyu girişi, sintine vanası v.s. gibi on ve daha fazla sayıda vana bulunur. Ana ve trim balastlarına alınan suyu kontrol edebilen vanalar da bu tür valflerdir. Su tahliyesinde kullanılan bu kanallar deniz altı sistemlerde bir balast sandığına bağlanır. Buradaki vanaya Knistin sandığı denir. Teknelerde kullanılan seviye düzenleme, sifon, tek yönlü kontrol valfleri gibi bu tür vanalar tersine kullanılabilir.


Ruhlar ...

Ervah, (Arapça). 
Eskiden Ruhlar.
Ruhlar. 
Canlar. 

Ervah kelimesinin diğer anlamları;
Ervah kelimesi toplum içinde yürürken sanki at üzerindeymiş gibi uzun boylu görünen kimseler için kullanılır. Ayrıca adımları birbirine yakın olan kimseler için de ervah kelimesi kullanılır.

Eski dilde Kahreden, yok eden. ...

Kahhar, (Arapça).
Eski dilde Kahreden, yok eden.
Her şeyi yok eden (Tanrı).
Her an kahretmeğe muktedir olan, mutlak galip olan anlamında, (Allah).
Allah'ın adlarında ve sıfatlarından biri.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ