Manisa ilindeki Spil dağı milli parkında bir yayla ...

Atalan,
Atalan yaylası,

Atalanı yaylası.
Sultan yaylası, 

Spil Dağı Milli Parkı yerleşim ve gelişim bölgesi olan 1250 m yüksekliğindeki Atalanı Yaylası'na ise Manisa'dan 24 km, İzmir-Ankara karayolunun 36. km'sindeki Sütçüler kavşağından ise 17 km'lik bir yolla ulaşılmaktadır. Spil Dağında ayrıca  bir çok mağaralar da bulunmaktadır.

 Zirveye yakın "Atalanı" mevkiinin adı, Osmanlı Devleti döneminden beri devam eden bir uygulama ile, bölgedeki atların mevsimlik olarak veya ihtiyarlamaları nedeniyle burada yılkıya bırakılmasından kaynaklanmaktadır.

Manisa'dan Spil Dağı'na çıkarken 800 metre mesafede bulunan seyir yerinde Sultan Yaylası bulunur. Buradan Manisa'nın kuşbakışı manzarasını, daha ileride yine yol üzerinde bulunan seyir noktasından İzmir Körfezi'ni, hava açık ise Poyrazoğlu Tepesi civarından Yunt Dağları ile Aliağa Körfezi'ni görmek mümkündür.

Manisa' nın en güzel yerlerinde şehzade otağları kurulurmuş. Spil Dağı'na çıkarken sağa ayrılan bir yolla ulaşılan bu yaylaya Sultan Yaylası denir. Bu isim Osmanlı döneminde kentte hüküm süren şehzadeler ile yakınlarının, yılın bir kısmını burada geçirmeleri nedeniyle verilmiştir. Manisa'ya 14 km mesafededir. Burası kiraz bahçeleri, çam ağaçları, soğuk suyu ve serin havası ile kente yakın piknik yapılabilecek alanlardan biridir.

Manisa,
Ege Bölgesi'nde yer alan Manisa İli'nin yüzölçümü 13.810 km 2 'dir. Yükselti ise 43 m. ile 750 m. arasında değişmektedir. İl Merkezinden doğuya gidildikçe yükselti artmaktadır. İdari bakımdan doğudan Uşak ve Kütahya, kuzeyden Balıkesir, güneyden Aydın, güneydoğudan Denizli, güneybatı ve batıdan İzmir İlleriyle çevrilidir.

İl dağlarla çevrilidir; batıda Yunt Dağı ve Yamanlar Dağı, güneyde Bozdağlar, kuzey ve doğuda ise Simav Dağlarıyla. Ayrıca Spil Dağı Millî Parkı bu il sınırları içindedir. Kula ilçesi çevresi ise eski bir yanardağ bölgesidir ve bölgede peri bacalarına rastlanır. Bölge yerel belediyenin girişimleriyle jeoparka dönüştürülüyor.

İlinin başlıca akarsuları kollarıyla birlikte Gediz Nehri ve Bakırçaydır. Ege bölgesinin önemli doğal iki gölünden biri olan Marmara Gölü, bu ildedir. Demirköprü Barajı ise sadece ildeki değil, tüm Bölgedeki önemli barajlardandır. Diğer barajlar ise Afşar Barajı ve Sevişler Barajıdır.

Spil dağı, Manisa Merkez ilçenin hemen güneyinde, Manisa'dan 24 km, İzmir'den ise, Ankara İzmir yolu Sütçüler kavşağı üzerinden 17 km'lik bir yolla ulaşılabilen Spil Dağı, 1969 yılında milli park ilan edilmiştir. Spil Dağının dört bir yanında, derin vadiler içinde dere yatakları uzanır.  Bunlardan, Çaybaşı Deresi, 600 m yükseklikteki Sülüklügöl(dolin gölü), Paşa İni'dir.



Manisa ilinin ilçeleri;
Ahmetli, Akhisar, Alaşehir,
Demirci,
Gölmarmara,
Gördes,
Kırkağaç,
Köprübaşı,
Kula.
Manisa (merkez),  
Salihli, Sarıgöl,
Saruhanlı, Selendi, Soma,
Turgutlu

Manisa ilinde "Ulusal Park" kapsamına alınmış bir dağ ...

Spil,
Spil dağı,

Spil Dağı, Manisa merkezden kuzey yolunu izleyerek 24 km, İzmir merkezden güney yolunu izleyerek yaklaşık 50 km uzaklıkta, ismi Manisa ile özdeşleşmiş, tarih, mitoloji ve flora bakımından çok zengin bir dağdır.

Spil Dağı, Gediz Nehri ovasının 60 metrelik seviyesinden başlayarak Karadağ zirvesinde 1517 metre yüksekliğe ulaşır. Dağın çevresinde derin vâdiler ve bunların içinde dere yatakları bulunmaktadır.

Dağın bitki örtüsü ormanlıktır. Manisa lâlesi gibi endemik türler de dahil olmak üzere, zengin bir floraya sahiptir. Ünlü yaban atlarının yanı sıra, diğer yaban hayvanı türleri de mevcuttur. Ayı, karaca, kurt, çakal, domuz, tilki, sansar, porsuk, dağ keçisi, akbaba, kartal ve sülün yörede yaşayan yaban hayvanlarıdır. Çam, ardıç, kavak, ceviz, kızılağaç, karaağaç, meşe ağaçlarından meydana gelen bölgenin zengin bitki türleri yanında, Milli Parkta bilimsel araştırmalarla belirlenen 20den fazla endemik bitki türü bulunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun bir devrine adını veren ve avrupa ülkelerine de götürülen Manisa Laleleri de Milli Parkta tabii olarak yetişmektedir. Spil Dağı'nda ayrıca mağaralar da bulunmaktadır.

Bugün Spil Dağı'nın eteklerinde Ağlayan Kaya ya da diğer adıyla Niobe Kayası olarak bilinen kayanın bir sanat eseri olup olmadığı antik çağdan beri tartışılır. Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır. Eski Yunan mitolojisi yoluyla günümüze gelmiş öyküsüyle yitirdiği çocuklarının ardından gözyaşı döken kahırlı anaların simgesi haline gelmiş Frigyalı (veya Lidyalı) Tantalus'un kızı Niobe'nin, Zeus tarafından burada taşa dönüştürüldüğüne inanılır.

Milli Parkın Dulkadın mevkiinde mağaralar eskiden yerleşim birimi olarak kullanılmıştır, Buraya ait bazı buluntular Manisa Müzesi'nde sergilenmektedir. Milli Parkın doğusunda 600 metre yükseklikte bulunan ve içi tamamen sülüklerle dolu olan Sülüklü Göl kalker bazı erimesi ile meydana gelmiş bir dolin gölüdür. Yine suların kalker serilelinin altını eritip oymaları ile çok sayıda inler oluşmuş bunların en büyüğü Paşaini' dir. Parkın yakınında Sıcaklığı en az 21 dereceye kadar yükselen ılıca mevcuttur.

Sabuncubeli Geçidi, Manisa ve İzmir'i Spil Dağı ve Yamanlar Dağı arasından birbirine bağlayarak İzmir'in Bornova metropol ilçesine ulaşan karayolunun da geçtiği, en yüksek noktası 600 m. rakıma varan geçittir. Geçit günümüzde İzmir'in kuzeydoğu yönünde şehirsel gelişiminin doğal uç sınırını oluşturmaktadır. 1960'lı yıllarda binlerce hektarı kapsayan önemli bir ağaçlandırma hamlesi dağ ve çevresinde yürütülmüştür.



















http://tr.wikipedia.org/

El, göz ya da baş ile yapılan işaret ...

İşmar, 
(Ermenice).
Halk dilinde.
El, göz veya baş ile yapılan işaret.
Göz kırpma, işaret.
Kaş, göz işareti. 
Selam.
İşaret.
İşmar etmek.
Manalı hareket,
Mimiklerle anlatmak.
Söylenmemesi gereken, mahrem bilgiyi mimiklerle, işaretle, göz-kaş hareketiyle ifade etmek.

Toprak sahibine, toprak gelirinden verilen belirli bir pay ...

Ukr,
Yarıcılık, 
Ortakçılık
Toprak sahibine, toprak gelirinden verilen belirli bir pay. 
Ürünü mal sahibi ile yarı yarıya bölme durumu.
Toprağı işleyenin, elde ettiği üründen, mal iyesine sözleşmeye göre pay vermesi biçiminde bir işletme türü.
Toprak sahibine, toprak gelirinden verilen muayyen bir pay. 
Rant, Toprağın ve üzerindekilerin kullanımı için ödenen fiyattır. Rant, üretimde kullanılan tabiat faktörünün karşılığında elde edilen gelir payıdır. Rant, ücret ve faiz gibi önceden belirlenen bir kıymettir. 

Ukr kelimesinin diğer anlamları;
Kısırlık.
Verimsizlik, akamet. 
Doğurmaz kadının veya dişi hayvanın hali.
Kısır olan kadının veya dişi hayvanın hali.
Dişi ve erkekte dölverim yeteneğinin bulunmayışı veya yokluğu, sterilite.
Netice.
Netice, fayda vermeyiş.
Manzumenin en parlak olanı,
Eskiden şiirin en güzel beyiti. 
Ukrayna'nın uluslararası kodu. (UKR).

Kıvrık bir sopaya benzeyen ve atıcısına geri dönen bir av aracı ...

Bumerang,

Bumerang, tarihin en eski ve en ilginç silahlarından biridir. Bumerang tahtadan ya­pılmış, kıvrık bir fırlatma sopasıdır. Havaya fırlatıldığında, geniş bir çember çizer ve atıcı­ya geri döner.

Avustralya Yerlileri ve Arizona'daki Hopiler'den başka Kuzeydoğu Afrika ve Güney Hindistan'da da özellikle avlanma amacıyla kullanılır.

Özellikle Avustralya yerlileri (Aborijinler), ayrıca eski Mısırlılar ve Avrupalılar, Hindistan'ın bazı yörelerindeki kabileler tarafından silah olarak kullanılan yassı bir kesite sahip eğri bir sopa. Avustralya ve ABD'de hala spor aracı olarak kullanılmaktadır. Genellikle akasya ve ökaliptus gibi sert ağaçlardan yapılmakta ve boyu 40-90 cm kadar olmaktadır. Eğriliği, kolları arasındaki açı 90°den büyük olacak şekildedir. Bazıları düz olarak fırlatıldığı yönde ilerler, bazıları ise havada bir dairevi yörünge çizerek tekrar geri gelirler. Her iki tipte de bumerang döndürülerek fırlatılır ve kendi ekseni etrafında bir daire çizerek döndüğünden dolayı bir jiroskop gibi kendisini havada dengeler. Aynı zamanda sahib olduğu aerodinamik şeklinden dolayı havada ilerlerken kaldırma kuvvetine maruz kalır. Böylece yere paralel olarak fırlatılan bumerangın çok uzak mesafelere gitmesi mümkün olur.

Bumerangların iki türü vardır: Atıcıya geri dönen ve dönmeyen. Geri dönmeyen bume­ranglar geri dönenlerden daha uzun, daha ağır ve daha düzdür. Av sırasında hayvanları, savaşta da düşmanı ağır biçimde yaralayabilir, hatta öldürebilir. Geri dönen bumeranglar oyun amacıyla kullanılır. Geri dönmeli bume­rang 30-75 cm uzunluğunda sert ve hafif bir tahtadan yapılmıştır. Kenarlarının açısı 90°-120° arasında değişir. Bir yüzü yassı, öbür yüzü şişkincedir. Bu özelliklerinden dola­yı, fırlatıldığında kendine özgü bir çevrim hareketiyle havada uçar ve atıcısına geri ge­lir.

Avustralyalı Yerlilerin fırlattığı bumerang, önce düz bir doğrultuda yaklaşık 30 metre gittikten sonra, 50 metre çapında bir çember çizer ve atıcısına geri döner. Yere çarparak fırlatılırsa büyük bir hızla yukarı sıçrar, hava­da geniş bir çember çizerek geri döner.


Geri dönen bumeranglar, kendi ekseni etrafında bir pervane gibi döndüğünde oluşan hayali daire düzlemi, dik düzlemden biraz sağa veya sola eğik olacak şekilde fırlatılır. Bu eğiklik sağ elle fırlatılan bumeranglarda sağa doğrudur. Dolayısıyla fırlatılan bumeranglar da sağa doğrudur. Dolayısıyla fırlatana göre sağdan başlayıp sola doğru dairevi bir yörünge çizerek geri gelir. Bumerang havada belli bir hızla hareket ederken aynı zamanda döndüğünden üst kısma gelen kolun havaya göre izafi hızı alttakinden daha fazladır. Çünkü dönme hareketinde cismin teğetsel hızı daireye teğet olacak şekilde yön değiştirir. Bu hız üst kısımda bumerangın hareketi yönünde, alt kısımda ise ters yöndedir. Üst kısmın hızının fazla olması, üst kısma daha fazla kaldırma kuvvetinin tesir etmesine sebeb olur. Bu da dönen bumerangın oluşturduğu hayali daireyi, sağa eğik atılmışsa sola doğru devirmeye çalışır. Fakat kendi ekseni etrafında dönmesinden ileri gelen jiroskopik tesirle devrilmeyip, hayali dairenin dik ekseni etrafında dönme yapar. Bu hareket neticesi hayali dairenin yönü daima değişir ve neticede dairevi bir yörünge takib ederek ilk başlangıç noktasına gelir.
































































Kaynak: http://www.msxlabs.org/

Adem ile Havva' nın üçüncü oğlu ...


Şit,
Seth,

Hz. Adem' in oğullarından ve ondan sonra peygamber olan zat olup kendisine 50 sayfalık kitab nazil olmuştur. Kabe-i Mükerreme' yi ilk önce taştan bina eden zat olduğu Kısas-ı Enbiya'da mezkûrdur.
 
Adem ile Havva' nın oğulları,
  1. Kabil
  2. Habil
  3. Şit (Topal anlamında).

Kabil (Musevi kaynaklarında Kain, Kayn, Kayin)
Habil (Musevi kaynaklarında Hevel), 
Tanah'ta, Eski Ahit'te, Kur'an'da ve hadislerde bahsi geçen dini şahsiyetler.

Kabil, Adem ve Havva'nın büyük oğlu, Habil ise küçük oğludur. Kabil'in, kardeşi Habil' i öldürdüğüne ve tarihteki ilk katil olduğuna inanılır. Üçüncü oğul topal anlamında Şit (Seth)' tir.

Âdem ve Havva’dan çocuklar oldu her birini ikiz doğurdu. Allah bir batından gelen erkek ile kızın, bir başka batından gelenlerle evlenmesini emreyledi. Habil ve Kabil arasında kıskançlık bürüdü. Çünkü Adem İklima’yı Habil’e, Lübüda’yı da Kabil’e nikahlamıştı. İklima daha güzeldi. Bu yüzden kıskançlık doruğa ulaştı ve ilk cinayet Kabil tarafından gerçekleşti.

İlk kan, ilk kardeş katili. Böylece dünyanın gidişatı iki kutup üzerine cereyan etti. Habil merhametin, güzelin, iyiliğin kutbu, Kabil ise kötülüğün, fesadın kutbu oldu. Adem üzülse de dünya var oldukça hem kötüler hem de iyiler sahnede yerini alacak.

Habil’in ölümünden beş yıl sonra Şit dünyaya geldi. Şit Adem’in bir nebze olsa üzüntüsünü almıştır. Artık Adem' in ahır ömrü yaklaşmış ve hastalanmıştır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamber olarak bu dünyadan göç eden Adem Peygamberden sonra Şit(Seth) ikinci peygamber olarak yoluna devam etmiştir.






Manisa ilinin antikçağlardaki adı ..

Magnesia,
Meandrum,
Türkiye'de iki tane Magnesia vardır. Biri bugün Manisa adına almış olan şehrimizdir. Buraya eskiden Spil dağının yanındaki Magnesia anlamına gelen, Magnesia ad Sipylum denirdi. Diğer Magnesia, Menderes nehrinin yakınındaki anlamına gelen, Magesia ad Meandrum olarak tanınır. 
Meandros (Menderes) Ege bölgesinin en büyük nehridir. Taşıdığı alüvyonlarla Latmos körfezini doldurmuş, Söke ovasını oluşturmuş, Bafa Gölü'nü bir koy iken göl yapmış, tarihin en önemli liman kentlerinden Milet'i ve güzel Prien limanını kilometrelerce kıyıdan uzaklaştırmıştır.

Magnesia kentini Yunanistanın Tselya bölgesinden gelen Magnet'lerin kurduğu söylenir. Yandaki fotoğrafta muhteşem bir yapı olan Artemis Tapınağının kalıntıları görülüyor.
Manisa,
Ege Bölgesi'nde yer alan Manisa İli'nin yüzölçümü 13.810 km 2 'dir. Yükselti ise 43 m. ile 750 m. arasında değişmektedir. İl Merkezinden doğuya gidildikçe yükselti artmaktadır. İdari bakımdan doğudan Uşak ve Kütahya, kuzeyden Balıkesir, güneyden Aydın, güneydoğudan Denizli, güneybatı ve batıdan İzmir İlleriyle çevrilidir.

İl dağlarla çevrilidir; batıda Yunt Dağı ve Yamanlar Dağı, güneyde Bozdağlar, kuzey ve doğuda ise Simav Dağlarıyla. Ayrıca Spil Dağı Millî Parkı bu il sınırları içindedir. Kula ilçesi çevresi ise eski bir yanardağ bölgesidir ve bölgede peri bacalarına rastlanır. Bölge yerel belediyenin girişimleriyle jeoparka dönüştürülüyor.

İlinin başlıca akarsuları kollarıyla birlikte Gediz Nehri ve Bakırçaydır. Ege bölgesinin önemli doğal iki gölünden biri olan Marmara Gölü, bu ildedir. Demirköprü Barajı ise sadece ildeki değil, tüm Bölgedeki önemli barajlardandır. Diğer barajlar ise Afşar Barajı ve Sevişler Barajıdır.

Antik dönemlerde Magnesia kentini kuranlar, bugünkü Yunanistan’ın Teselya bölgesindeki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetler’dir. Magnetler, Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde, önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da Sipylos Dağı eteğindeki Magnesia’yı kurmuşlardır. Sonra kurulan şehri Menderes Magnesia’sından ayırt etmek için, “Magnesia ad Sipylum” adını kullanmışlardır. Magnesia adını Sipylos Dağ’ında var olduğu iddia edilen mıknatıs özellikli demir madenine bağlayanların yanında, ismin Lidya veya diğer Ön Asya dillerinden gelmiş olabileceği de iddia edilmektedir. 

Lidya Devleti’nin Perslere yenilmesiyle Pers idaresi altına giren Magnesia, yakınındaki Kral Yolu sayesinde, ekonomik açıdan gelişmiştir. M.Ö. 334 yılında Perslerin Makedonyalılara yenilmesiyle, Manisa üzerinde iki yüz yıldan fazla süren Pers egemenliği sona ermiştir. Manisa, bundan sonra sırasıyla Makedonya, Seleukhoslar, Bergama Krallığı, Roma, Bizans egemenliği altında kalmıştır. Hıristiyanlığın doğuşu ve takip eden yıllarda dini bir rolü bulunmayan şehir, Bizans döneminde piskoposluk merkezi haline getirildi.

Magnesia Bizans’ın son zamanlarında Batı Anadolu’nun büyük şehirlerinden biri haline gelmiştir. Bunun en önemli sebebi, İstanbul’un 1204’te Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra, İznik İmparatoru Ionnes Dukas Vatatzes’in, 1255 yılına kadar Magnesia’da oturmasıdır. Bu dönemde şehir imparatorluğun merkezi durumuna gelmiştir.

Tarih boyunca hemen her büyük medeniyetin dikkatini çekecek kadar zengin olmuş Manisa topraklarının geçmişi yontma taş devrine kadar uzanır. Bölge Lidya bölgesi olarak bilinen bölgenin tamamına yakına Manisa’dadır. Bölgede başka Sard (yada Sardis) olmak üzere sayısı yirmiyi aşan antik kent mevcuttur. Osmanlılarda ise Manisa Sancağı, geleceğin padişahlarının ilk görev yeridir. Şehzadeler Manisa bölgesinin yönetiminde sorumlu tutulup, idarecilik yeteklerini geliştirirlerdi.

Manisa ilinin ilçeleri;

Ahmetli, Akhisar, Alaşehir,
Demirci,
Gölmarmara,
Gördes,
Kırkağaç,
Köprübaşı,
Kula.
Manisa (merkez),  
Salihli, Sarıgöl,
Saruhanlı, Selendi, Soma,
Turgutlu























Kaynak: http://tarihtenfotograflar.blogspot.com/

Atbash, İbrani alfabesinde kullanılan ve harflerin sondan başa doğru yazılması esasına dayanan bir şifreleme tekniği ...

Atbash,
Atbash şifrelemesi.
Normal metindeki karakter veya verileri anlaşılamayan karakter veya verilerle değiştirmeye şifreleme denir. Şifre kelimesi İngilizce “cipher” olarak yazılır ve Arapça’daki “sifr” yani sıfır kelimesinden gelir. Sümerler’in ustaları, renkli seramik sırlarının reçetesini şifreleme ile gizlemişlerdir. Bu nedenle günümüzde bile bu tür renkli seramiklere “sırlı seramik” denilerek kullanılmaktadır. 

Bir Mezopotamya tabletinde (M.Ö. 1500) şifreli yazı ile seramik sırrının yapımı anlatılır. İbrani peygamber Yeremya, M.Ö. 600-500’lerde Atbash şifresini şöyle açıklamaktadır. Şifrede, alfabenin ilk harfi son harfle, ikinci harf sondan ikinci harfle yer değiştirir. Böylece alfabenin ilk yarısındaki harfler, ikinci yarıdaki uygun harfle yer değiştirmiş olur. 

Örneğin "ağaç" kelimesinin şifrelenmiş şekli “zrzü” olur. Her harfe bir sayı belirleyen şifre örneğine ise “Ebced” hesabı denir. Her bir harfin bir de sayısal değeri vardır. Bu sayısal değerlerle cümledeki harflerin ebced tablosundaki sayısal karşılığı ile bir olayın tarihini belirlemeye tarih düşürme denir.

Şifre, bugün matematikçi ve bilgisayarcıların “Kriptografi” ve “Kriptoanaliz” adlı bilim alanlarıdır. Kriptografi kelimesi, Yunanca “kryptos” (gizli) ve “graphein” (yazı) kelimelerinden türemiştir. Kriptografi, okunabilir bilgiyi istenmeyen kişilerce okunamaz hale getiren teknoloji ve matematiksel yöntemlere denir. Kriptoanaliz, şifrelenmiş anlamsız görünen metinlerin anlamlı hale getirilmesi bilimidir. Kısaca kriptoloji, Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesidir. 

Atbash şifrelemesinde ibrani alfabesindeki harfler kullanılarak yapılır. Bu şifreleme şeklinde alfabedeki harflerin ilk yarısı sırayla yazılır. Daha sonra diğer yarısı tersten yazılır.  Aynı sırayla tersten yazılan harflere karşılık gelen harfler birbirleri yerine kullanılır.

İbrani Alfabesi, 

Sami (Semitik) dil grubuna bağlı dillerden olan, İsrail' in resmi dili İbranice' nin yazımında kullanılan bir alfabe. Hebrew, İbrani, Yahudi Alfabesi sağdan sola doğru yazılan 22 temel sessiz harften oluşmaktadır. Harfler bitiştirilmez ve ayrı yazılır. Bunlardan beş harfin yazı sonunda yazılışı ise farklıdır. Alfabede sesli harflere nikkud denir.  Sesli harfler ana harflerin altına konulan işaretler ile gösterilirler. Genelde bu harflerin altına konulan işaretler kullanılmaz. Ancak resmi ifadelerde kullanılır.
























Şifreleme ile bilgiler Prof. Dr. Ural Akbulut - ODTÜ bir yazısından alınmıştır.





Tapınak Şövalyeleri tarikatının mensuplarının taptığı put ya da şeytan ...

Baphomet,

Tapınak Şövalyeleri tarikatının ortadan kaldırılmasından sonra tarikat mensuplarının taptığı put ya da  şeytan olarak tarif edilen bir varlık. 

Baphomet, yönlendirilmiş irade gücünü temsil eden ve "fallus" ibadetine dayanan gnostik ayinlerin bir simgesi olarak bilinir. 

Keçi ayaklı, keçi sakallı, boynuzlu ve cinsiyeti belli olmayan iki cinsiyetli put. Mitolojide bahsedilen Mendes keçisi denilen boynuzlu tanrısıdır.

Kuru kafa, kedi, keçi gibi putlar  ya da uzun boynuzlu ve çift cinsiyetli şeytana Baphomet denir.

Manisa ilinde bir dağ ...


Spil,
Spil dağı,

Spil Dağı, Manisa merkezden kuzey yolunu izleyerek 24 km, İzmir merkezden güney yolunu izleyerek yaklaşık 50 km uzaklıkta, ismi Manisa ile özdeşleşmiş, tarih, mitoloji ve flora bakımından çok zengin bir dağdır.

Spil Dağı, Gediz Nehri ovasının 60 metrelik seviyesinden başlayarak Karadağ zirvesinde 1517 metre yüksekliğe ulaşır. Dağın çevresinde derin vâdiler ve bunların içinde dere yatakları bulunmaktadır.

Dağın bitki örtüsü ormanlıktır. Manisa lâlesi gibi endemik türler de dahil olmak üzere, zengin bir floraya sahiptir. Ünlü yaban atlarının yanı sıra, diğer yaban hayvanı türleri de mevcuttur. Ayı, karaca, kurt, çakal, domuz, tilki, sansar, porsuk, dağ keçisi, akbaba, kartal ve sülün yörede yaşayan yaban hayvanlarıdır. Çam, ardıç, kavak, ceviz, kızılağaç, karaağaç, meşe ağaçlarından meydana gelen bölgenin zengin bitki türleri yanında, Milli Parkta bilimsel araştırmalarla belirlenen 20den fazla endemik bitki türü bulunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun bir devrine adını veren ve avrupa ülkelerine de götürülen Manisa Laleleri de Milli Parkta tabii olarak yetişmektedir. Spil Dağı'nda ayrıca mağaralar da bulunmaktadır.

Bugün Spil Dağı'nın eteklerinde Ağlayan Kaya ya da diğer adıyla Niobe Kayası olarak bilinen kayanın bir sanat eseri olup olmadığı antik çağdan beri tartışılır. Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır. Eski Yunan mitolojisi yoluyla günümüze gelmiş öyküsüyle yitirdiği çocuklarının ardından gözyaşı döken kahırlı anaların simgesi haline gelmiş Frigyalı (veya Lidyalı) Tantalus'un kızı Niobe'nin, Zeus tarafından burada taşa dönüştürüldüğüne inanılır.

Milli Parkın Dulkadın mevkiinde mağaralar eskiden yerleşim birimi olarak kullanılmıştır, Buraya ait bazı buluntular Manisa Müzesi'nde sergilenmektedir. Milli Parkın doğusunda 600 metre yükseklikte bulunan ve içi tamamen sülüklerle dolu olan Sülüklü Göl kalker bazı erimesi ile meydana gelmiş bir dolin gölüdür. Yine suların kalker serilelinin altını eritip oymaları ile çok sayıda inler oluşmuş bunların en büyüğü Paşaini' dir. Parkın yakınında Sıcaklığı en az 21 dereceye kadar yükselen ılıca mevcuttur.

Sabuncubeli Geçidi, Manisa ve İzmir'i Spil Dağı ve Yamanlar Dağı arasından birbirine bağlayarak İzmir'in Bornova metropol ilçesine ulaşan karayolunun da geçtiği, en yüksek noktası 600 m. rakıma varan geçittir. Geçit günümüzde İzmir'in kuzeydoğu yönünde şehirsel gelişiminin doğal uç sınırını oluşturmaktadır. 1960'lı yıllarda binlerce hektarı kapsayan önemli bir ağaçlandırma hamlesi dağ ve çevresinde yürütülmüştür.



















http://tr.wikipedia.org/

Manisa' daki "Ağlayan Kaya" nın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi ...

Niobe,
Ağlayan kaya, Niobe, Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır. Efsaneye göre Niobe'nin yedi oğluyla yedi kızı vardı ve yalnızca iki çocuğu (Apollon ve Artemis) olan Leto’dan daha doğurgan olmakla övünüyordu. Bu gururu nedeniyle onu cezalandırmaya karar veren Leto, Apollon’a Niobe’nin bütün oğullarını, Artemis’e de bütün kızlarını öldürttü. Çocukların cesetleri 10 gün sonra tanrılar tarafından gömüldü. Frigya’daki evine dönen Niobe, acılarını dindirmek isteyen Zeus tarafından Spylos dağının (Spil Dağı-Manisa) yamacında Frigyalı (veya Lidyalı) Tantalus'un kızı Niobe'nin, Zeus tarafından burada bir kaya parçasına, taşa dönüştürüldüğüne inanılır.

"Frigyalı", hatta "Frigya Kralı" olarak anılan, ancak Frigya ülkesinin en batı ucunda, günümüzde İzmir-Manisa arasındaki Spil Dağı ve Yamanlar Dağı çevresinde, dağ ile aynı adı taşıyan, ancak günümüzde herhangi bir izi erişmemiş Sipylus kenti merkezli olarak, muhtemelen M.Ö. 12. yüzyılda hüküm sürmüş yerel bey Tantalus'un ve eşi Dione'nin kızıdır.
Özbeöz Anadolu'lu olmakla birlikte, Thebes kralı Amphion ile evlenmiş ve trajik yazgısı hakkında günümüze ulaşan bilgiler eski Yunan mitolojisi yolu ile olmuştur. Niobe aynı zamanda, hakkındaki bilgiler yine efsanelerle karışık olan Pelops'un kızkardeşidir (Mora Yarımadası'nın Batı dillerindeki ismi olan Peloponnese Pelops'un isminden gelir).

Yurdu kendisinden birkaç yüzyıl sonra Lidya uygarlığının doğacağı bölge olduğundan, bazı kaynaklar Tantalus, Pelops ve Niobe'yi de Lidyalı veya "ön Lidyalı" sayarlar. Yunan mitolojisine göre Niobe'nin yedi kızı ve yedi oğlu olmuş, çocuklarının sayısından dolayı tanrılara böbürlendiği için oğulları Apollo, kızları Artemis tarafından öldürülmüştür. Evlat acısı ile yurduna dönen Niobe Spil Dağı'nda taş kesilmiş ve günümüzde "Ağlayan Kaya" olarak bilinen, literatürde bazen, aynı dağdaki Hitit Kybele heykeli ile yakın geçmişe kadar karıştırıldığından, "Taş Suret" olarak da anılan oluşuma dönüşmüştür. Niobe'nin kayası Manisa'nın önemli ziyaret yerlerinden biridir. Spil Dağı'na komşu Yamanlar Dağı'nda Niobe'nin babası Tantalus'un mezarı ve kardeşi Pelops'un tahtı bulunmaktadır

Manisa' nın doğu kesimindeki kayalık ...

Ağlayan kaya,
Niobe kayalığı,

Niobe, Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır. Efsaneye göre Niobe'nin yedi oğluyla yedi kızı vardı ve yalnızca iki çocuğu (Apollon ve Artemis) olan Leto’dan daha doğurgan olmakla övünüyordu. Bu gururu nedeniyle onu cezalandırmaya karar veren Leto, Apollon’a Niobe’nin bütün oğullarını, Artemis’e de bütün kızlarını öldürttü. Çocukların cesetleri 10 gün sonra tanrılar tarafından gömüldü. Frigya’daki evine dönen Niobe, acılarını dindirmek isteyen Zeus tarafından Spylos dağının (Spil Dağı-Manisa) yamacında Frigyalı (veya Lidyalı) Tantalus'un kızı Niobe'nin, Zeus tarafından burada bir kaya parçasına, taşa dönüştürüldüğüne inanılır.

"Frigyalı", hatta "Frigya Kralı" olarak anılan, ancak Frigya ülkesinin en batı ucunda, günümüzde İzmir-Manisa arasındaki Spil Dağı ve Yamanlar Dağı çevresinde, dağ ile aynı adı taşıyan, ancak günümüzde herhangi bir izi erişmemiş Sipylus kenti merkezli olarak, muhtemelen M.Ö. 12. yüzyılda hüküm sürmüş yerel bey Tantalus'un ve eşi Dione'nin kızıdır.
Özbeöz Anadolu'lu olmakla birlikte, Thebes kralı Amphion ile evlenmiş ve trajik yazgısı hakkında günümüze ulaşan bilgiler eski Yunan mitolojisi yolu ile olmuştur. Niobe aynı zamanda, hakkındaki bilgiler yine efsanelerle karışık olan Pelops'un kızkardeşidir (Mora Yarımadası'nın Batı dillerindeki ismi olan Peloponnese Pelops'un isminden gelir).

Yurdu kendisinden birkaç yüzyıl sonra Lidya uygarlığının doğacağı bölge olduğundan, bazı kaynaklar Tantalus, Pelops ve Niobe'yi de Lidyalı veya "ön Lidyalı" sayarlar. Yunan mitolojisine göre Niobe'nin yedi kızı ve yedi oğlu olmuş, çocuklarının sayısından dolayı tanrılara böbürlendiği için oğulları Apollo, kızları Artemis tarafından öldürülmüştür. Evlat acısı ile yurduna dönen Niobe Spil Dağı'nda taş kesilmiş ve günümüzde "Ağlayan Kaya" olarak bilinen, literatürde bazen, aynı dağdaki Hitit Kybele heykeli ile yakın geçmişe kadar karıştırıldığından, "Taş Suret" olarak da anılan oluşuma dönüşmüştür. Niobe'nin kayası Manisa'nın önemli ziyaret yerlerinden biridir. Spil Dağı'na komşu Yamanlar Dağı'nda Niobe'nin babası Tantalus'un mezarı ve kardeşi Pelops'un tahtı bulunmaktadır


"Dağtavuğu" da denilen bir kuş ...

Çil.
Dağ tavuğu.
Tetrastes bonasia.

Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia).

Kaynak; Jarząbek (Tetrastes bonasia)

Kum fırtınalarını engellemekte yararlanılan bir tür çalı ...

Ebucehil, 
Ephedra distachya,
Kum fırtınalarını engellemekte yararlanılan bir tür çalı .

Ephedraceae ailesinden, boyu 25 -50 cm arasında değişir. Avrupanın güneyi ile Asyanın orta ve batı yörelerinde yetişen bir çalıdır. Yöresel adı Ebu Cehil çalısı' dır. 

Güçlü kökleri ile erozyona karşı toprağı korur. Aynı zamanda kuvvetli bir stimulandır. Uyarıcı veya Stimülan geçici olarak farkındalığı ve uyanıklığı artıran ilaçlar ya da maddelerdir. Ebucehil Çalısı diye bilinen derin köklü, kurağa dayanıklı bir  çalıdır. 




Bu tür bitkiler erozyonu önler, fırtınaların oluşumunu engeller. 

Ebucehil çalısı tahrip edilmediği takdirde, taç kısmı 3–4 m genişleyerek toprak yüzeyini örtmekte ve rüzgara karşı kum hareketini önlemektedir. Bu nedenle kum fırtınalarını engellemekte kullanılır.

Kurak bölgelerde en önemli sorunlardan biri de rüzgarla taşınan tozdur. Kurak bölgelerdeki iklime uygun “Ebucehil Çalısı” rüzğarlarla taşınan bu toz ve fırtınaları önler.

Göz aldanması ...

Skitoma,

Zihinsel yanlış algılama olgusu.

Gözlerin gerçek olduğunu görmek için beyin gerçekte ne olduğunu değil, gözleri ile beyindeki algılamak istediğini görmesi, göz aldatmasıdır.

Zihin uyuşmazlığı sonucunda görmeyi engellemek.

İnançlarından ötürü bakıldığında zihin gerçeği göremez. Beyin bazı güçlü semboller karşısında bunu yapar. Yani var olan mnesneyi, cismi göremez. Buna kısaca göz aldanması denir.

Gotik mimaride su oluklarını süsleyen ağzı açık insan ya da hayvan şeklindeki süslemelere verilen ad.


Gargoyle, (Fransızca gargouille).
Çirkin bir insan yüzü veya hayvan başına benzeyen oluk ağzı.
İnsan ya da hayvan başlı taş oluk. İnsan ya da hayvan başlı taş oluk.
Çörten. 
Aslanağzı.
Yaratık şeklinde heykelcik, çirkin yaratık, canavar tipli kimse
Gotik mimaride su oluklarını süsleyen ağzı açık insan ya da hayvan şeklindeki süslemelere verilen ad. 


Gotik yapıtları süsleyen, kanatlı, çirkin canavar heykellerine verilen ad.
Yaratık şeklinde heykelcik, çirkin yaratık, canavar tipli kimse.
Oluklarda biriken suyu tahliye etmek amacıyla kullanılırlar. Rivayete göre gargoyle' ler gündüzleri taşlaşan, geceleri ise canlanan varlıklardır. Gargoyle' ler genelde mitolojik canlılardır. Kiliselere, evlere ve samanlıklara bağlanırlarmış. Yine rivayete göre büyücüler onları canlandırıp kendi emelleri için kullanabilirler. 

Deniz kıyısında bulunan kamışlık ve sazlık ...


Kalamış, 
(Rumca Kalamissia).
Sazlık, kamışlık anlamındadır. 
Rumca bodur ve sık sazlık, kamışlık anlamında Kalamış olarak kullanılır.
Deniz kıyısında bulunan kamışlık ve sazlık. 
Kalamış ismi Yunanca kamışlık olan kalamissia'dan gelir.
Kalamış'ın adı Bizans Kayıtlarında Eutropi-Ötropi-Eutropius şeklinde geçiyor.





Marmara Denizi (Antik Propontis), Neandros (TavşanAdası), Androvitha(Sedef Adası) gibi Kalamış ismi de; kısaca kala sözcüğü gibi kıyı anlamına gelmektedir. 

Prof.Dr. Bilge Umar' ın dediği gibi; Luvi /Pelasgos dilinde Kala'nın Kıyı, İskele (Karşılığı Latince ve İtalyanca'da Scala, Fransızca'da Escale) anlamına gelir. Benzer örnekler, Kalamaki (Kalkan), Kalamoi (Sisam'da bir kent), Kelenderis (Anamur, Silifke arasında bir antik kent, Kilndere), Kalanthia(Erdemli'de bir iskele köyü), Kalkhedon(Kadıköy), Khalke (Egede bir ada, Heybeliada ve Ayvalık yakınında Çıplakada), Gelemiş (Patara), Kalykandos (Göksu, Silifke), Klazomenai (Urla, Kilizman), Klaros (İzmir 'de antik kent) gibi ..

Çanakkale Boğazı' nın Batı dillerindeki adı ...

Dardanel,
Çanakkale Boğazı 

(Yunanca: Dardanellia, Hellespontos),  
Boğazın antik isimleri Dardanelya (Dardanos'un Geçiti) ve Hellespontus (Helle'nin Denizi ) 'dur.
Marmara Denizi'ni Ege Denizi'ne bağlayan boğazlardan birisidir. Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan boğazda köprü yoktur. Kıtalar arasında ulaşım feribotlarla sağlanır.



Mitolojide Çanakkale Boğazında geçen iki öykü vardır.
  • Altın Post; Altın bir koça, erkek kardeşiyle binen Helle boğazda koçtan düşer ve boğulur. Bu yüzden Çanakkale Boğazının isimlerinden biride Hellenpontus (Helle'nin denizi) tur.
  • Hero ve Leander; Bir Afrodit şenliğinde birbirini görüp vurulan Sestos ve Abydos kentli iki aşıktır, Hero ve Leander. Hero her gece boğazı Leander'in yaktığı bir mum ışığında geçer ama bir gün Leanderin babası fırtınalı bir günde işaret mumunu yakar, boğaza atılan Hero ise boğulur.
Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı'nın iki katıdır ve en dar yeri orta tarafında 1300 m'dir. Burası güneyde Çanakkale kenti kuzeyde Kilitbahir'in olduğu yerdir. Boğazın en geniş yeri 7 km, uzunluğu 60 km'dir. En derin noktasının derinliği 167 metre olan boğazın ortalama derinliği 65 metredir. Batı yakasını Gelibolu Yarımadası, doğu kıyılarını Biga Yarımadası oluşturur. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara Denizi'ne akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır.

Boğazın her iki yakasında kaleler vardır. İlk defa Türk kuvvetleri 1356' da Süleyman Paşa ile Çimenlikhisar kalesini fethetti, Çardak kalesini yaptı. Yıldırım Bayezid Bizans surlarını yıkıp iç kaleyi düzeltti. Fatih Sultan Mehmet, Rumeli'de Sestos (Kilidülbahir-deniz kilidi), Anadolu'da Aydos (Seddülbahir-deniz seti) kalelerini yaptı.

Batıdan boğaza girilirse Rumeli kıyısı boyunca Seddülbahir, Kirte, Kilitbahir, Eceabat, Boğalı, Büyük Anafarta, Kumköy, Uzundere, Küçük Anafarta, Cumalı, Bayırköy, Burgaz, Gelibolu, Yeniköy ana yerleşimleri görülecektir. Anadolu tarafında ise Kumkale, Erenköy, Kuzuköy, Çanakkale, Nara, Yapıldak, Bergos, Lapseki, Çardak yerleşimleri vardır. Boğazın Rumeli kıyısı Tekeburun'dan Çankaya burnuna, Anadolu kıyısı Kumkale burnundan Çardak'a uzanır.



Tarih boyunca Çanakkale Boğazı hakkında bilinenler;
  • Boğazın Avrupa yakasındaki antik kentler; Sestos, Gelibolu 
  • Asya Kıtasındaki antik kentler; Truva, Abidos, Dardanya, Lapseki 
  • Persler, antik Yunanistanı istila etmek için bu boğazı aşmıştır ve Dünya'nın ilk boğaz köprüsünü burda gemileri halatlar ile bağlayarak kurmuştur. Köprü yıkılıncada, Pers hükümdarı denizi adamlarına kılıç ve sopalar ile dövdürerek cezalandırır. 
  • Büyük İskender, Granikos Savaşını boğazı geçerek aynı isimli ırmak yakınlarında gerçekleştirmiştir. 
  • Büyük İskenderin kumandanlarından Lysimakhos, boğazın Saroz Körfezi kıyısında kendine bir başkent kurarak, Trakyaya hükmetmiştir. 
  • Gelibolu Yarımadasındaki Çimpe Kalesi Osmanlıların Avrupa ilk ele geçirdikleri toprak parçasıdır. 
  • Çanakkale Boğazı I. Dünya Savaşı'nda tarihte ender rastlanan bir savaşa ev sahipliği yapmış; bu savaş sonucunda toplam 500,000 kişi hayatını kaybetmiştir.

















Kaynak, http://tr.wikipedia.org/

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ