"Alay, İstahza" anlamında argo sözcük ...

Saraka, (Argo).

Alay, (Rumca).
Tehekküm, (Osmanlıca).  
İstihza.
Alay, eğlence ,
Ciddi gibi görünen acı alay.
Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma.
Acı ve batıcı alay.
Tevbih. 
Şiddetle azarlama. 
Görünüşte ciddi, hakikatta alaydan ibaret olan eğlenme.
Tarizin tesirli olan kısmı.

Boyutlar...

Ebat,
Boyut,

Ebad, 
Mesafeler, uzaklıklar.

Kötü, bozuk ...

Fasit, (Arapça).
Bet,
Şeni,
Kötü, çok fena, çirkin, günahlı iş.
Kötü, bozuk: 
Fasit fikir. 
Ara bozucu, fesat çıkaran, müfsit .

Kötü, çirkin, alçakça ...

Şeni, (Arapça).
Fasit,
Bet,
Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici.

Bilgisiz, cahil ...

Nadan, (Farsça).
Bilgisiz, cahil.
Nobran, kaba, kötü.
Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil.
Aymaz.
Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.
Cehl,
Genç, Toy.

Ödenmesi gereken bir paranın, alacağa sayılarak bir bölümünün ödenmesi ...

Akont, (Farsça, Fr. àcompte). 
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.
Sonradan hesaplaşmak üzere bir borç veya kazanç hissesinden alacaklıya yapılan ödeme.

Taş üzerine işlenen kıvrık uçlu bir yaprak biçimindeki motif ...


Büte, (Farsça bute). 
Taş üzerine işlenen kıvrık uçlu bir yaprak biçimindeki motif.
Mermer yada taş üzerine oyulan ucu kıvrık yaprak motifi.
Çeşme, sebil gibi mermer ya da değerli taştan yapılma eserler üzerine oyulan ucu kıvrık yaprak motifi.

Süsleme sanatında, rüzgârla tepesi eğilmiş servi ya da ucu kıvrık bir yaprak biçimindeki motifin içi de yaprak ve çiçeklerle doldurulur. Özellikle Hint ve iran kumaşlarında, şallarda yaygın olarak kullanılır. Türkistan'da bu motiflerle süslü halılara büteli halı denir. Türk halı, kumaş ve seramiklerinin yanı sıra çeşme, sebil vb. üzerinde de kullanılan bir motiftir.

Ayrıca Büte; Pota, kuyumcu kalıbı olarak bilinir.
Yaprakları yerlere yayılan gövdesiz, kısa saplı bitkiler için de aynı sözcük kullanılır.

"Karatavuk" da denilen ötücü bir kuş...

Karatavuk, (Turdus merula),
Bakal,
Bozbakal, Karabakal (Bursa),
Ardıç kuşu-Paslı bakal,

Karatavukgiller (Turdidae) familyasından tüyleri kara, meyve ve böceklerle, solucan, salyangoz ve darı, kanarya yemi ve kendir tohumu ile beslenen ötücü bir kuş türüdür. Erkek karatavukların gagası parlak sarı, tüyleri siyah; dişilerin ise gagası soluk, tüyleri siyahtır. Karatavuklar kış mevsimi güneşi en çok alan kuytu alanları secer. Özellikle sık çalılıklar arasında fark edilmeden gün boyu saklanır. Çok hareketli ve hızlı uçan bir kuştur. Sık yapraklı ağaçlarda yaz mevsimi geceler. Sabahları erken saatlerde alışık olduğu yerlerde gezinir.

Gömülen ölülerin mezarlarını açarak kefenlerini çalan kimse ...

Nebbaş,
Gömülen ölülerin mezarlarını açarak kefenlerini  çalan kimse.
Mezar soyguncusu.
Kefen soyucu, 
Mezar hırsızı,

Ölüyle birlikte gömülen değerli eşyaları çalan kimse, ölü soyucu, kefen soyucu, nebbaş.

Boğa güreşlerinde hayvana mızrakla saldıran atlı ...

Pikador,
Boğa güreşlerinde, mızrakla dürterek boğayı kızdıran kimse.
Boğa güreşlerinde hayvana mızrakla saldıran atlı.
Matador sahne alıp boğayı öldürmeden önce boğayı yoran kimseler.

Boğa güreşi, (İspanyolca: corrida de toros, tauromaquia, toreo, Alm. Stierkamf , Fr. Course, de taureaux, İng. Bulfight).

İki boğanın çeşitli amaçlarla güreştirilmesini ya da matador adı verilen bir insanın boğayı yorup esas alan eğlence ve yarışma biçimidir. 

İspanya'da yoğun olarak düzenlenen boğa güreşlerinde matador olarak adlandırılan kişi önceden yorulmuş ve kan kaybetmesine yol açacak şekilde yaralanmış boğayı öldürür.

güreşinin başladığı yerin Girit olduğu tahmin edilmektedir. Buradan Etrüsklere ve Romalılara geçti.Sekizinci yüzyıla kadar önemini kaybeden boğa güreşi Faslılar tarafından bu yüzyılda İspanya'ya sokuldu. On beşinci yüzyılda İspanya'da milli spor olarak kabul edildi. Halen İspanyoların çok sevdikleri bir spor gösterisidir. Günümüzde, Portekiz, Kolombiya, Peru, Ekvator, Venezüella ve Fransa'da büyük rağbet gören bir spordur. Türkiye'de boğa güreşleri Artvin ve yakın çevresinde her yıl haziran ayında yapılan Kültür ve Sanat Şenliklerinde olmaktadır. Yurdumuzdaki boğa güreşleri İspanya ve diğer ülkelerde olduğu gibi, matador ile boğa arasında geçmeyip, boğa ile boğa karşılaştırılarak yapılır.

Boğa güreşleri üç sahfada yapılır. Birinci safhada pikador denilen süvariler boğanın ilk saldırısını önlerler. İkinci safhada boğa saldırıya geçmesi için kışkırtılır. Boğanın iki omuzuna rengarenk kağıtlarla süslü üç dört çift sivri uçlu şişler saplanır. Böylece hayvan iyice öfkelenmiş olur. Son safhada artık tamamen matadorun maharetine bırakılır. Matador çeşitli oyunlar sergileyerek boğayı saf dışı etmeye çalışır. Değneğe tutturulmuş kırmızı renkli kumaşı kullanarak boğanın başını aşağıya doğru eğmesini temine uğraşır. Çeşitli artistik gösterilerin sonunda, kılıcı, boğayı öldürecek şekilde batırması ile güreş son bulur.





































Kaynak: http://www.msxlabs.org

Eski Yunan' da masrafları ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemek...

Eranos,
Homeros döneminden başlayarak, giderleri ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemek .

Eski Yunan'da masrafları ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemeğe verilen ad .
Aralarında para toplayan bir grup insanın bir dosta verdikleri faizsiz ödünç para.

Dengesini ustalıkla korurken top, bıçak, tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı ...


Jönkler,
Jonglör, 

Belirli bir sayıdaki nesneyi havaya atıp tutan, bu esnada en az bir adet nesnenin seyahat halinde (havada) olmasını sağlayan sirk veya sahne sanatçısı. Türkçe' ye Fransızca Jongleur sözcüğünden geçmiştir.
 
Top, lobut, halka, kumaş, sopa, ateş, ip gibi bir ya da daha çok objeyi havaya atıp tutarak, çeşitli beceriler sergilemek bir jonglörün işidir. 

Açılışlar, fuarlar, festivaller, şenlikler, düğünler, şirket organizasyonları gibi oluşumlarda gösteriler yapan jonglörler, "gösteri sanatları/sanatçıları" kavramı içinde yer alırlar. 

Tarihte (örneğin Mısır) jonglörlük bir spor dalı olarak görülmekteydi. Geçmiş dönemler sürecinde tiyatro sanatı içinde yer almıştır. Tarihten gelen anlamla jonglörlük tüm bu aktiviteleri içerse de ; zaman içinde hobi olarak amatör alanda farkli gruplara ilerlemişmiştir. 

Top çevirme "ball juggling", lobut çevirme "club juggling", ipe bagli agirlik çevirme "poi" ,bir ipte makara yonlendirme "devil stick" başlıkları altında gelişmişlerdir; internet ve video paylaşım sitelerinin kullanımının artması ve forum alanlarında evrensel kullanım sağlaması nedeniyle Türkçede de bu hobiler bu isimlerle tanımlanmaya başlamıştır.

































http://tr.wikipedia.org/

Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen ad...

Atabey,
Atabek,
Şehzade eğitmeni,
Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli kişilere verilen san.
Eski Türk devletlerinde özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi ya da bağımsız bir eyaletin  yönetimi ile görevli vezirlere Atabek denir.

Müslüman Türk devletlerinde, özellikle Selçuklular' da yüksek düzeyde görev ve unvan.
Atabeylik kurumu bir hükümdarın oğullarını yetiştirilmek üzere güvendiği bir askeri şefe emanet etmesine dayanır. 

İlk kez Selçuklular' da görülen bu unvan bazı varsayımlara göre Orta Asya Türk geleneklerinden kaynaklanmaktadır. Selçuklu sultanları bir eyaletin yönetimini verdikleri küçük yaştaki şehzadelerin yanına, onların eğiticisi olarak bir atabey atıyorlardı. Atabey unvanını ilk taşıyan kişi, genç yaşta tahta çıkan Melikşah' ın bazı unvanlarla birlikte atabey unvanını da verdiği ünlü vezir Nizamülmülk'tür. 

Melikşah' ın ölümünden sonra atabeylik kurumu giderek yaygınlaştı ve önemi arttı. Bu göreve özellikle köle kökenli Türk komutanlar atandı . 

Atabeyler, şehzade adına eyaleti yönetir, onun tüm iktidarını yönlendirme yetkisine sahip olurlardı. Şehzade ergen olunca güçlerini büyük ölçüde yitirerek, gerektiğinde öğüt vermesi beklenen biri durumuna gelirlerdi. 

Atabeyler kendi ihtirasları doğrultusunda kukla şehzadeler adına taht kavgalarına giriştiler; eğittikleri şehzadelerin saltanatı süresince de devlet yönetiminde etkili oldular. Küçük yaşta tahta çıkan şehzadeler döneminde ise devlet yönetimi hemen hemen tümüyle atabeylerin elindeydi. Onlar bazen şehzadelerin dul anneleriyle evlenerek yönetimdeki etkilerini daha da artırdılar. Selçuklu yönetimi iyice zayıfladıktan sonra da vasisi bulundukları şehzade adına kullandıkları iktidarı, kendi adlarına kullanmaya başladılar. Böylece islam tarihinde atabeyler adı verilen hanedanlar ortaya çıktı. Şam atabeyleri (Böriler), Musul atabeyleri (Zengiler), Azerbaycan atabeyleri (ildenizliler), Fars atabeyleri (Salgurlular) bu yolla oluştu Selçuklu devletinin yıkılışından sonra da atabeylik kurumu kimi devletlerde sürdü. Harizmşahlar'da bu kuruma yaygın biçimde rastlanır. Anadolu Selçuklularında atabeylik Kılıç Arslan I' den başlayarak kurumsallaştı. Ama, buradaki atabeylerin yetkileri daha kısıtlıydı. Kurum bazı değişikliklerle Eyyubiler ve Memluklarda da varlığını sürdürdü. 

Osmanlı devletinde şehzadelerin yanında eyaletlere gönderilen "lala"lar, hiçbir zaman Selçuklu atabeyleri gibi güç kazanamadılar.













Kaynak: Büyük Larousse Ansiklopedisi.

Anton Çehov' un oyunları ...

İvanov 
Ayı 
Bir Evlenme Teklifi 
Düğün 
Martı 
Orman Cini 
Öksüzlük 
Tütünün Zararları 
Üç Kızkardeş 
Vanya Dayı 
Vişne Bahçesi ,

Anton Pavloviç Çehov .
(29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler, Almanya), 
Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularındandır. Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikâyelerini bu dönemde yazdı.

Türkçe yayımlanan başlıca yapıtları:
Besleme (1994)
Korkulu Gece (1995)
Seçme Öyküler (1997)
Kara Keşiş (1999)
Toplu Eserler (2000)
Bütün oyunları (2000)
Maran­gozun Köpeği Kaştanka (2001)
Oyunlar (Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi,
Üç Kızkardeş, Teklif, Jübile, Düğün; 2001)
Bir Taşralının Öyküsü (2002)
Bütün Oyunları (2 cilt, 2002)
Bütün Öyküleri (8 cilt, 2002)
Asma Katlı Ev (2003)
Hikâyeler (2005)
Belalı Misafir (2008).

Bir yerde öteden beri olagelen davranış ...

Teamül, (Arapça).
Bir yerde öteden beri olagelen davranış.
Yapılageliş (Übung, coutume).
Tepkime. 
İş, davranış.
Olagelen iş.
Birbiriyle alıp vermek.
Yapılagelen muamele ve münasebet.
Usul.
Reaksiyon, tepki.

Hiç, sıfır, boş ...

Nül,(İng. Null).
Hiç, 
Yok,
Sıfır,
Boş,
Geçersiz, hükümsüz, önemsiz, boş, işe yaramaz.
Sıfır, hiç,
Değersiz, önemsiz.
Hükümsüz, battal, geçersiz; değersiz; 
Var olmayan; olumsuz.
Kukla,
 


Üzerinde çubuklu çizgileri bulunan kumaşlar için kullanılan sözcük ...

Reye, (Fr. rayé). 
Çizgili çubuklu çizgileri olan (kumaş).
Çubuklu çizgileri olan kumaş .

Başlıca, temel niteliğinde olan ...

Asal, (Farsça, Temel, kök).
Esas,
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
Asal, Bilmece.
Bir şeyin özünü oluşturan ana öge, temel.
Esas, asıl.
Rükün,
Hakikat ve mahiyetler.

Sinirli ...

Asabi, (Arapça),
Hırçın,
Sinirli, (Fr. Nerveux, euse).
Sinirle ilgili, sinirsel. 
Kolayca ve çabuk sinirlenen, asabi.
Sinirli. Öfkeli.

İskambilin atası sayılan ve fal bakmakta kullanılan, 78' lik deste ...

Tarot,
Tarot,
İtalyanca Tarocchi, Fransızca Taraux, köken olarak Arapça Tarh-çıkarma, koyma, bırakma,

Tarot falı çok eski bir kehanet yöntemidir. Gerçek tarihi tam olarak bilinmeyen tarot'un destesindeki sembollerin anlamları da yorumcudan yorumcuya  göre değişmektedir. Tarot 78 karttan oluşmaktadır. Destesini 22 karttan oluşan büyük sırlar (major arcana) ve 56 karttan oluşan küçük sırlar serisi (minor arcana) oluşturur.

Ortaçağda kullanılmış bir oyun kartı destesidir. Zaman içinde fal amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Klasik iskambil kağıdı destesinin atası sayılmaktadır. Günümüzde halen Fal ve gelecek hakkında bir araç olarak kullanılmaktadır. Tarot'un gerçek tarihçesi, tıpkı kartların anlamları gibi hemen hemen gizlidir. 

Kartların çizimine M.S. 618 tarihinde Çin'de egemen olan Tang hanedanı zamanındaki paraların örnek alındığı zannedilmektedir. Kartlar yüzyıllar boyu değişik kültürlerde pek çok şekle bürünmüşsede, sembolik figürleri değişmemiştir.

Tarot destesi bugünkü haliyle 22 Büyük Arkana, 16 Saray Kartı ve 40 Küçük Arkana, toplam 78 karttan oluşmaktadır.

Üstü kapalı olarak anlatma ...

İma, (Arapça).
İşaret etmek. İşaretle anlatmak. İşaret.
Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme, işaretleme, anıştırma, ihsas.
Açıkça belirtilmeyen, dolaylı olarak anlatılan şey.
İhsas,
Hissetmek. Hissettirmek.
Açık anlatmadan kapalıca bahsetmek.
Zannetmek. İdrak etmek. Duyurmak.
Zimni,
Anıştırma,


Elli şiniklik tahıl ölçeği ...

Mut, (Arapça mudd).
Elli şiniklik tahıl ölçeği  

Eski zamanda kullanılmış bir ölçek.
Mut (50 şinik),
1 Şinik (rumca sekiz kiloluk tahıl ölçeği),
Bir teneke miktarındaki tahılın dörtte biri.
Sekiz kiloluk buğday, arpa ya da nohut ölçeğine şinik denir. Bundan 50 şinik miktarına isa mudd-mut denir.

Büyük erkek kardeş ...

Ede,
Büyük birader.
Ağabey, (Kadirli, Düziçi, Osmaniye bölgesinde)
Büyük erkek kardeş,
Abi,
Büyük erkek kardeş, (Kahramanmaraş yöresi),
Abla, büyük kız kardeş.
Kendisine saygı gösterilen (kimse).

İstenç bozukluğu, yitimi ...

Abuli, (Fr. aboulie).
İrade yitimi.
Zaaf, İstenç zayıflığı,
İstenç bozukluğu.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ