Bir müzik parçasının derin bir duygu verilerek çalınması ...

Anima,
Animasyon, (Fr. animation,  İng. animation),
Canlandırma.
Canlılık, hayatiyet.

 

Köyceğiz gölünün batısında bir kaplıca...


Sultaniye,

Ölemez dağı'nın eteklerinde yer alan Sultaniye kaplıcası Köyceğiz’den Hamitköy'e tarafından  Ekincik’e doğru giderken 500 metre içeridedir. Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik’ten günü birlik dolmuş motorları ile de gidilebilmektedir. Kaplıcaya turistik Tekne turları yapılmaktadır.
Çevrede tekerlekli sandalye veya sedyeyle getirilen hastaların 21 kürlük bir tedaviden sonra yürüyerek gittiklerine dair rivayetler vardır.

Sultaniye, Türkiye’nin en yüksek radyoaktivitesi (98.3) olan kaplıcasıdır.  39 Santigrad derece sıcaklıktaki suyu kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içermektedir. Romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına da iyi geldiği söylenir. En önemlisi radyoaktivitesi ile rehabilite edici özelliği vardır. Kaplıcanın Kaunos’lular tarafından bundan ikibin yıl önce varlığı belirlenmiştir. Eskiden  seks gücünü arttırdığı için çok gözde olan kaplıcanın kaynak suyu içildiğinde çeşitli iç hastalıklarına iyi geldiği söylenir.
 
Köyceğiz Gölü'nün güney batısında  Sultaniye Kaplıcaları'nın tarihi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanır. M.Ö. 100 yıllarında Kaunos'lular tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde Bizans döneminde yapılan tesisler Köyceğiz Gölü'nün suları altında kalmıştır. Roma döneminde kapsamlı bir hastane haline getirilmiştir. Kaynaklara göre, hastanenin girişine "Tanrılar adına buraya ölüm giremez" diye yazılmıştır. Ölemez Dağı da adını buradan almıştır. 

"Şellak" da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal reçine ...

Gomalak, (Fr. gomme-laque).
Şellak, (Schellack),
Shellac,
Gomalak,
Goma Laca,


Lak, 
Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.
Bir böceğin bitkiyi sokması ile oluşan, verniklerde, cilalama maddelerinde, mühürleme mumlarında ve fişeklerde kullanılan yaklaşık %30 aleuritik asit,  %35-38 reçine asitleri karışımı içeren saflaştırılmış reçineli sıvı, Lak.

Gomalak, diğer adıyla Şellak sarı-kahverengi, ince pulcuklu yapıda olan doğal bir reçinedir. Hindistan ve Birmanya'da akasya cinsi bir ağacın ka­buklarına yapışarak yaşayan, Latin­ce Laccijer İacca (Coccuslaca) adını alan lak böceğinin salgısından oluşur. Lak böcekleri kanatlı ve küçük hayvanlardır. Yapıştıkları ağacın kabuklarını delerek, soymuk borular için­den geçen özsuyunu emerler. Binlercesinin üst üste yapışması ile kendilerini düş­manlardan korumak için bu goma­lak adlı maddeyi salgılarlar. Ağaçların kabuk­ları zaman zaman kazınarak bu madde alınır. Gomalak, termoplastik bir maddedir ve alkolde (Etanol) çö­zünür. Çözelti yüzeye sürüldükten sonra al­kol uçunca, geriye kalan reçine tabakası sürüldüğü yere cilalı bir görünüm kazandı­rır. Bu nedenle gomalaktaki alkollü (çoğun­lukla mavi ispirtodaki) çözelti mobilya cilası olarak kullanılır. Fakat bu cila suya dayanıklı değildir. Gomalak kalıplanmadan önce bazı termoplastikler içine yardımcı bir dolgu maddesi konur. Bu kulla­nış biçimi ile gomalaktan mühür mumu, türlü yalıtkan eşya ve plak yapılır. Bazı boyalara ve laklara da karış­tırılır.

Gomalak, eskimiş tahtalara yeniden hayat veren bir tür ciladır. Kullanıma hazır birçok sıvı gomalak bulunmasına rağmen, gomalak pullarından sıvı gomalak hazırlamak da çok kolay bir işlemdir. Herkes tarafından kolaylıkla hazırlanabilir.

Hazırlanışı;
50 gram saf pul gomalak alın. Bu pul gomalak'ları, karışımın buharlaşmaması için ağzı sıkıca kapanan, kapaklı ve dar ağızlı bir cam şişenin içine koyun. 500 ml. 96 derece alkol ekleyip kavanozu tekrar kapatın. Gomalak tam olarak çözülene kadar bekleyin. Gomalak içinde genellikle pütürler kalır. Bunlardan kurtulmak için plastik şişenin ağzına ince dokunmuş bir kumaş ya da naylon çorap sokup boşaltın ve sıvı gomalağı süzün. Şişenin kapağını kapatın ve gomalağı hazırladığınız tarih ile konsantrasyonunu yazdığınız bir etiketi şişenin üzerine yapıştırın. Gomalak en iyi cilalama keçesiyle uygulanır. Bunun için temiz pamuk liflerini ya da keçeyi sıkarak top haline getirin. Kare olarak kestiğiniz pamuklu bir bezin ortasına yerleştirin. Topu avucunuzun içinde tutarak kumaşın dört ucunu birleştirin ve burkarak kendiniz için bir tutma yeri oluşturun. Yastığın içindeki topun bol miktarda gomalağa batırılması gerekir. Daha sonra kenarlarla birlikte döndürün ve üzerindeki fazla sıvıyı, topu emecek kağıt bir mendile bastırarak alın. Başparmak, işaret parmağı ve orta parmak, cilalama yastığının kenarlarını destekleyecek şekilde tutuyor olmalıdır. Gomalak sekiz hareketi yapacak şekilde uygulanır. Diğer katlar uygulanırken, elinizle çizdiğiniz sekiz figürlerinin boyutu büyür. Bu işlem geniş zikzak hareketleri yaparak tamamlanır. Son kat, ahşabın damarlarını izleyecek şekilde düz ve birbirine paralel çizgiler çizerek bitirilir.

Cilalama yastığı, her kullanımdan sonra üzerine biraz alkol eklenerek sıkıca kapattığınız bir kavanozun içine yerleştirilirse, mükemmel bir şekilde korunur ve saklanır.
























 


















Kaynak;http://antikamobilya.blogspot.com/

Eski Mezopotamya halklarının savaş ve cinsel aşk tanrıçası ...

İştar,
Yıldız,
Suriye’de oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.
Eski Mezopotamya halklarının savaş ve cinsel aşk tanrıçası.

İştar, 
Akad mitolojisindeki bir tanrıça. Sümer mitolojisindeki İnanna' dan türemiştir; İştar' a İnanna' nın Akad mitolojisindeki hali denilebilir. Kökeni kuzeybatı Semitik tanrıça Astarte' ye dayanır. İştar' ın Astarte, Anunit ve Atarsamain olarak da anıldığı olmuştur.

İnanna Utu/Shamash'ın ikiz kız kardeşi, Nanna/Sin'in kızıdır. Enlil'in dünyasında ilk doğan odur. Verilen ilk isimler Sümerce iken ikinciler Akadlar tarafından bu tanrılara verilen isimlerdir.

Tanrıça İştar Venüs gezegenini temsil eder. Bereket, aşk, savaş ve seks tanrıçasıdır.

İştar' ın batı dillerindeki kullanılan karşılığı, 'yıldız' anlamında 'star' (İngilizce), 'Stern' (Almanca)' dır. Eski dönemlerde batıda, haftanın her bir günü, birine ayrılarak Güneş, Ay ve beş yıldıza (bazıları aslında gezegen) tapınılıyordu. 'Saturday' olarak kullanımdaki İngilizce sözcük, Satürn gezegenine adanmıştı.

İştar'ın simgesi bugün çok yaygın olarak kullanılan beş köşeli yıldızdır. Dikili tahta kazık, Meşe ağacı (bol yapraklı ağaçlar) ve Kırmızı gül İştar'ın diğer simgeleridir. İştar yıldızı ayrıca, güneş çemberinin içinde ters çevrilmiş şekliyle pentagram, (satanizm) simgesidir. 

İştar' ın başkaca adları arasında Astarte, Aştoret, Artemis, İsis, Venüs, Kibele gibi çeşitli adlar bulunur. İlk başta Baal'in annesi olan İştar, daha sonra ölen Baal' in reenkarnasyon ile yeniden dünyaya gelmesiyle bu kez Baal' ın eşi olur. Kırmızı gül İştarı simgelerken, lale Baal ile ilgili bir simgeyi oluşturur. Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi edebiyatta yeralan bazı efsanevi aşk konuları, batıda da başka adlar alarak, gerçekte Baal ve İştar'ın aşkını simgelerler. Kırmızı Gül'ün kırmızı ile bir savaş tanrıçası olan İştar'ın kan dökülmesini sağlaması, insanları çatışmalarda kurban etmesi simgelenir.

İştar kuzey Zaza'cada Astare, güney Zaza'cada ise İştar olarak adlandırılır.
Türkçe karşılığı ise yıldız demektir.
























http://tr.wikipedia.org/

Eski dilde orak ...


Das,
Orak,
Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı.
Ekin biçmekte kullanılan, yarım çember biçiminde, yassı, ensiz ve keskin bir madeni bölümle, buna bağlı tutamak yada saptan oluşan araç.

Ekin biçme zamanı.
Ekin biçme işi.


Das, (Farsça),
  • Orak.
  • Tuzak.
  • Sedef otu.
Buğday ve arpayı biçmeğe yarayan sap kısmı ağaç ve ağız kısmı çentikli yarımay biçiminde çelikten oluşan tarım aracı.
Ağız kısmı keskin ve çentiksiz olan orak tipi.
Orak sosyalizmin simgesindeki çiftçiyi temsil eden alettir. Çoğu ülkede köylüyü temsil eden siyasi amblem olarak da kullanılmıştır. Eski Sovyetler Birliğinin bayrağında çekiçle beraber kullanılmış bir amblemdir.


Kadınların boyunlarına aldıkları dar ve uzun kürk ...

Boa,
Dar ve uzun yaka kürkü,
Kadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk, boyun kürkü.




Sarımsak, sarmısak ...


Sarımsak, (İng. garlic ).
Sarmısak, (Osm. tüm, sarmısak),
Süm,
Tüm,

Sarımsak, (Allium sativum). Lat. Allium sativum
Zambakgillerden, 25-100 santimetre yüksekliğinde, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi.
 
Zambakgiller (Liliaceae) familyasından, çiçekleri uçta şemsiye şeklinde olan, taze ya da kuru olarak yenen, soğanlı, çok yıllık bir kültür bitkisi.
Zambakgiller familyasından, çiçekleri uçta şemsiye biçiminde olan, soğanlı, kandaki yüksek serum kolesterolü ve trigliserit seviyesiyle damar tıkanıklığı riskini azaltan etkiye sahip çok yıllık kültür bitkisi.
Bu bitkinin baharat olarak kullanılan dişli bölümü.

Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.),
25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz  veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır.  Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır. 

Sarımsak yıllık bir bitkidir. Soğan, yabani soğan, zambak ve pırasa ile akraba olan sarımsak doğada yabani ortamda yetişmez. Tarih boyunca bir kültür bitkisi olduğu, olasılıkla güneybatı Asya'da doğada yetişen Allium longicuspis türünden türetilmiş olduğu düşünülmektedir.

Sıklıkla "sarmısak" olarak da anılan sarımsağın en iyi kaliteye sahip olanı, germanyum ve selenyum bakımından zengin topraklarda yetişir.
Bileşim: 
Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır. Türkiye'de sarımsak üretiminin en yoğun yapıldığı yer Kastamonu ilinin Taşköprü ilçesidir. Raf ömrü uzun tadı ve kokusu keskindir. Taşköprü sarımsağının büyük kısmı ilaç fabrikalarına antibiyotik imalatı için verilmektedir. Raf ömrü çok uzun olan Taşköprü sarımsağı bir yıl süreyle soğuk hava depolarına ihitiyaç duyulmadan saklanabilmektedir.

Sarımsak içindeki allisin bileşiğinden kaynaklanan özgün ve ağır bir kokuya sahiptir. Bu koku pişirme ile kısmen giderilebilir. Kokusu giderilmiş olan sarımsak yağı, tozu veya kapsülleri de piyasada mevcuttur.

Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda  özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki  taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.


Bir tür dağ kekiği ...

Zahter, (Thymus longicaulis, Satureja hortensis),
Bir çeşit kekik,
Sater, 
Kara kekik,
Dağ kekiği,

Hatay yöresinde özellikle Amanos Dağları'nda yetişen ve kekiğe benzerliği ile bilinen zahter, bitkisinin vücuttaki yaralar üzerindeki iyileştirici özelliği bilinmektedir. Böbrekleri hastalıklara karşı koruyan ve sinirleri güçlendiren ballıbabagillerden bir bitkidir. Kalp çarpıntısını giderir. İki türü vardır. Biri yaz aylarında diğeri kış aylarında yetişir. Pembe renkli çiçekler açan içeriğinde uçucu yağ ve tanen bulunan zahter uyarıcı ve kuvvetlendirici ve mikrop öldürücü etkisi olan bir bitkidir.

Her yörenin kendine ait bir tadı vardır. Gaziantep, Kilis, İskenderun, Mardin ve Mersin yöresinde soğuk havalarda çaya sıcak alternatif olarak içilen, kahvaltılarda farklı bir tad olarak yenilen zahter bulunur. Kekik olarak da bilinen zahter, Osmanlıdan günümüze kadar hayatın hep içinde yer almıştır.
Antik Roma döneminde de mutfak ve tıp bitkisi olarak bilinen bitkilerden biridir. Roma bitkisini kadınlar aşk bitkisi olarak anarlardı. Yunanlılar da bunun afrodizyak etkilerine itibar gösterdiler. 
Trabzon kekiği, kekikotu, yalancı kekik, dağ geyik otu olarak da bilinir. Bitki boyu 35-40 cm olduğundan saksıda da rahatlıkla yetiştirilir. Zahterin güçlü, aromatik bir tadı vardır ve mercanköşk ve kekiği andırır.

Kuru fasulyede, yahnilerde, kilo yapan et yemeklerinde, beyaz ve kırmızı kabakta (kekik ile), çorbalarda, kızarmış patateste, patates salatasında, fasulye salatasında ve hıyar salatasında, av etinde, domates ve mantar yemeklerinde tadı çok güzel ve belirgin olarak kullanılır. Zahter, mercanköşk, dereotu, kekik otu, reyhan ve tarhun otuyla da iyi gider.

Zahter gazlanmaya, ishale ve iştah kaybına karşı etkilidir. İyi bir iştah açıcı olduğundan kahvaltılarda yenmesi tavsiye edilir. Gerginliği alır mideyi güçlendirir ve antibakteriyel etkisiyle bilinir.

Zahter çayı; Her baharatçıda bulunan zahter güzel ve keskin kokusu ile dikkat çekmektedir Zahter çayını hamilelerin ve guatr hastalarının  kullanmaması tavsiye edilir. Bir çay kaşığı dolusu bitki, bir fincan kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısa süre bekletilir. Ya da 1 kahve kaşığı kekik, 1 su bardağı kaynar suda 10 dakika bekletilir. En pratik yapımı ise, çay süzgecine zahter taneleri konularak üzerinden sıcak su geçirilmesidir. Kaynatılması durumunda veya sıcak suda çok bekletilmesi sonucunda tadı acılaşır. Bu sebepten süzgeçten geçirilen zahter hemen tüketilmelidir. Içilen çay, zeka keskinliği, midede rahatlık, sabah öksürüğüne tutulmama ve genel bir rahatlık sağlamaktadır. Zahter çayı, içerisindeki en etkili madde olan eterli uçucu yağın yitirilmemesi için kaynatılmamalıdır.

Kesilmiş sütten yapılan çökelek...

Dolaz,
Peynir suyundan yapılan lor.
Peynir suyu, yoğurt ve sütten yapılan kışlık yiyecek.

Yağsız bulamaç.


Çökelek,
Ekşimik,
Kesik, Keş, Kurçi, Katık,
Urda,
Jaji (Bitlis), jajik, cacık,
Torak (Dorak).

Minci,

Bir film konusunun ortalama on sayfa uzunluğundaki özeti ...

Sinopsis, (Synopsis).
Tümbakış,
Bir filmin ön çalışmasında ilk aşamasını oluşturur. Hikayeyi ilk olarak yazıya dökmek, genel hatlarıyla konsepti belirlemek için kullanılır. Bir sinopsiste filmin senaryosunun giriş gelişme ve sonuç kısımları bulunabilir. Ortalama olarak 1 - 3 sayfa arasında yazılır.

Sinopsis kelimesinin kökeni Yunanca'dan gelmektedir, sinopsis sözcüğü kökensel olarak bir bakışta okunabilen demektir. Fransa' da bu sözcük olayın ve kişilerin 1-3 sayfalık bir özeti anlamında kullanılır. Bu özette diyaloglar yer almaz. Okuyucular için filmin kısa tanıtımı, senaryo yazarları için ise yol haritası olarak değerlendirilebilir.













http://tr.wikipedia.org/

Divan şiirinde sevgilinin kirpiği için kullanılan mazmun ...


Tir, (Farsça),
(İng. cilia, Fr. Cil, Osm. hedeb )
Ok.
Göz kirpiği, 

Kirpik daha çok gözle birlikte düşünülmektedir. En büyük özelliği; aşığı yaralaması ve öldürmesidir. Aşığın bağrını delmek için kılıca, oka, hançere ihtiyacı yoktur. Çünkü sevgilinin kirpikleri bu işi görmektedir. 

Divan şiirinde müje, müjgan olarak adlandırılmaktadır. Halk şairleri de sevgililerinin kirpiklerini oka benzetmişlerdir.
Necati' nin deyimiyle;
Gamzeler kim can iline tir-i müjgan yağdurur
Benzer ol Tatere kim sihr ile baran yağdurur.
Türkçesi;
Can iline kirpik oku yağdıran (böylece beni ağlatan) gamzeler. Büyü yapıp yağmur yağdıran tatara benzerler. Necati bu beytinde sevgilisinin kirpiklerini oka benzetmiştir. Kirpiklerinin onun gönlünü yaraladığı için ağlattığından bahsetmektedir.


Hazar Denizi' nin, zengin petrol ve doğalgaz alanı olan bölgesine verilen ad ...

Şahdeniz,
Hazar Denizi,

Hazar Denizi Avrupa ve Asya Kıtaları arasında dünyanın en büyük iç denizidir. 
Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir.
Hazar Denizi İran, Türkistan, Kazakistan, Azerbaycan, Rusya Federasyonuna aittir.  Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur.

Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçalmıştır. Su seviyesinin deniz seviyesinden aşağıya düşme sebebi, buharlaşma artarken yağışların da azalmasıdır. 

Bir de, denize dökülen suların % 80’ ini sağlayan Volga Nehrinin sulama ve endüstride kullanılma maksatlarıyla başka yöne kanalize edilmesi mühim bir sebeptir. Su seviyesini normal hale getirmek için yapılan gayretler neticesiz kalmıştır. Kuzey kesimi sığdır. Burada mersinbalığı çok çıkar. Bundan bol miktarda havyar elde edilir. En derin yeri 978 m olup, güneydedir. Suyu tuzludur. Ortalama tuz oranı % 0,13’ tür. Sülfat oranı da yüksektir. Doğu kıyılarındaki geniş sığ bir bölgede sodyum sülfat yatakları bulunmaktadır. Hazar Denizi kış ayları hariç ana ulaşım güzergahıdır.


Kuzeydeki sığ kesim kış ayları boyunca donar. Buradaki önemli limanlar Bakü, Kasnovodik ve Volga deltasında Astrakhan’ dır. Bunlar arasında demiryolu bağlantısı vardır. İran’a ait kısımda en önemli liman Bender Sah’tır.

İklimi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Kuzey bölümünde kara iklimi, orta ve güney bölümünde ise ılıman iklim hakimdir. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 24°C-26°C arasında değişir.Kış aylarında ise -10°C ile +10°C arasındadır. Ortalama senelik yağış miktarı 200-1700 mm arasındadır.

Hazar Denizinde, Türkistan kıyısında Kuları, Kalpin, Çeleken, Aşur Ada, Koğurçı; Azerbaycan kıyısnda Pir Allani, Nogaras, Bakü Adası, Kum Zire, Taş Zire, Sarı;  Dağıstan; kıyısında Çeçen Adaları vardır. Bunlardan Çeleken ve Pir Allani’de petrol üretilmektedir.

Hazar Denizine dökülen belli başlı ırmaklar şunlardır.
Volga, Ural, Emba , Etrak, Kuma, Terek, Sulak, Samur, Kur, Astara çayı, Kızıl ören ırmağının Gılan ve Sefidrüd kolları.




















Kaynak: Rehber Ansiklopedisi


Üzüm salkımının küçük dalı ...

Çitmik,
Küçük üzüm salkımı,

Üzüm salkımının küçük dalı.

Cıngıl (Çıngıl), üzüm salkımının bir parçası
Halk dilinde Küçük üzüm salkımı.

Çilkim,
Nefeli,
Cımbı,
Salkımın parçaları,

Kötülük, zarar ...

Kötülük, (İng. vice, evil).
Kötülük, zarar. 
Beis,
Habaset, Murdarlık, pislik, kötülük.
Şer,
Fena, Bed,
Zarar,
Engel, uymazlık.
Kötü olma durumu, kemlik,
İnsanın gereksinmelerine, çıkar ve dileklerine aykırı olan, bir topluma, bir toplumsal kümeye, bir kişiye zarar verici sayılan, özdeksel ya da tinsel bir nesnenin, bir olayın niteliği.

Himalayalar' da yaşayan bir çok memeli hayvanın bedenini kışın kaplayan ve kumaş yapımında kullanılan çok ince kıl ...

Puşum,
Himalayalar' da yaşayan bir çok memeli hayvanın bedenini kışın kaplayan ve kumaş yapımında kullanılan çok ince kıl.

Yapağı ve yün tabiri, koyun veya kuzulardan elde edilen tabii lifler anlamındadır. 
İnce hayvan kılı tabiri, alpaka, lama, vikuna, deve, yak kılı ve Ankara, Tibet, Kaşmir veya benzeri keçilerin ve tavşanların, kunduz, Güney Amerika kunduzu ve misk faresinin kılı anlamındadır.

Kaba hayvan kılı tabiri, yukarıda bahsedilmeyen hayvanların kılı anlamındadır.


Şalgam, kabak, havuç, salatalık, turp gibi çiğ sebzelerle, yapılan bir tür salata ...

Kuridete,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ