Tahtta hükümdar olmadığı zaman ya da hükümdarın çocokluğu sırasında

Naip,

Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı ...

Triboloji, (İng. tribology).
Sürtünme bilimi.
Özellikle sürtünme, yağlanma ve aşındırma gibi bağıl harekette birbirini etkileyen yüzeyleri inceleyen bilim dalıdır. Triboloji sözcüğü eski Yunan dilindeki tribo, sürtünme ile logos prensip veya mantık kelimelerinden türetilmiştir.

Sürtünme teknikte, birbiriyle temasta olan ve birbirine göre izafi hareket yapan ya da yapma eğiliminde olan iki cismin harekete karşı gösterdikleri direnç olarak tarif edilir. İki cisim arasındaki izafi hareketi meydana getirmek isteyen kuvvete karşı, cisimlerin temas yüzeyleri arasında hareketi engelleyen ve sürtünme kuvveti olarak tanımlanan bir karşı kuvvet oluşur. Sürtünme kinematik olarak, kayma, yuvarlanma ve kayma ve yuvarlanma şeklinde olur.

Birbirlerine temas eden yüzeyler arasında izafi hareket yoksa statik sürtünmeden söz edilir. İzafi hareket iki cisim yüzeyleri arasında mevcutsa bu durumdaki sürtünmeye dinamik veya kinetik sürtünme denir. Sürtünme kuvveti sabit değildir ve sürtünme katsayısına bağlıdır ve bu katsayının değişimiyle beraber değişir. Sürtünme katsayısı statik sürtünme durumunda en büyük değerini alır. Dolayısıyla sürtünme kuvveti de izafi hareketin başlangıcından hemen önce en büyük değerini almış olur.

İzafi hareket yapan cisimlerin sözkonusu yüzeyleri arasına yağlayıcı bir madde konulup konulmaması açısında sürtünme, kuru sürtünme, sıvı sürtünme ve bu iki sürtünme türü arasında kalan yarı sıvı sürtünme olmak üzere üç durumda incelenir.





























Kaynak, http://tr.wikipedia.org/

Elbisede pili, kırma, fisto gibi süsler...

Kedeme,
Elbisede pili, kırma, fisto vb. süsler.

Gelin biçiminde yapılmış bez bebek ...


Dodopal,
Gelin,

Yöresel gelinlik giyen, el yapımı bez bebek. 
Duvaklı gelin biçiminde yapılmış bez bebek.

Gelin biçiminde yapılmış bez bebek oyuncaklar.

İz sürmede, av hayvanlarının aldığı koku ...

Soy,
İz sürmede, avda hayvanın aldığı koku.

Eski Mısır' da kedi başlı olarak betimlenen sevinç tanrıçası ...

Bastet, (Bast).
Kedilerin koruyucusu olan Tanrıça.
Ev ve Güneş ışığının kedi Tanrıçası. 

Kedi tanrıça. 
Bubastis’in Delta Şehri'nde tapılmıştır. Kedilerin ve onlara önem verenlerin koruyucusudur. Sonuçta evde önemli bir tanrıça ve ayrıca ikonografide önemlidir. Papirüste güneş tanrısına saldıran yılanın kediler tarafından öldürüldüğü resmedilmiştir.



Dişi aslanın tanrıçası Sekhmet’ in yardımsever tarafı olarak görülmüştür.

Eski Mısırlılar çok tanrılı bir dine sahiptiler. Yunanlılar gibi doğa güçleriyle özdeşleşen tanrı ve tanrıçalar sisteminden geldiler. Tanrıları arkalarına alan kralların her zaman kral olmaktan öte bir ayrıcalıkları oldu. Bu üstünlükleri krallara önce yarı-tanrı , daha sonra da tanrı-kral ;yani Firavun olma özelliğini getirdi. Çok uzun ve çok farklı iktidarları bünyesinde toplayan Mısır tarihi boyunca tapılan tanrı ve tanrıçaların da zaman içinde güçlerinin kaybolduğu ve yerine yenilerinin çıktığı görülmektedir. Mısır tanrıları, insan, hayvan veya yarı insan, yarı hayvan figürleri ile temsil edilmişlerdir.

Bastet’in M.Ö. 1500 yıllarında ortaya çıktığını görmekteyiz. Bastet, kedi şeklinde veya kedi başlı bir kadın şeklinde temsil edilmiştir.

Mısır mitolojisine göre Bastet, tanrılar tanrısı Ra'nın ve İsis'in kızıdır. Diğer adları Bast, Ailuros ve Mau’dur. Ayrıcaeski Mısır dilinde kedinin adı Mau "Myeou" imiş. Herhalde, miyavlama kelimesinden geliyor.

Bastet Ra'nın kızı olarak geçse de bazı metinlerde Osiris ve İsis'in kızı, Horus'un kardeşi olarak da geçer. Hathor ve Sekhmet ile benzer özellikleri taşıyan tanrıçadır. Hatta bir anlamda bu 3 tanrıça tektir. Eski Mısır dini, ülkenin siyasi yapısına ve çeşitli bölgelerdeki tanrı inancına göre değiştiğinden eski Mısır tanrıları hakkında kesin birşey söylemek çok zordur.
Güneşin iyi gücünü temsil eden kedi tanrıça Bastet başta cinsellik ve doğurganlık Tanrıçasıyken, ölüleri koruma, ölenlerin başarılı yada başarısız olduklarına karar verme, yağmur yağdırma, hastalara ve çocuklara şifa verme , müzik ve dans tanrıçası olma özelliklerine ek olarak güneş, ay, analık ve aşk Tanrıçası haline de geldi.
Bastet’in, tanrıça olarak kabulünden çok daha önceleri, aslan başlı, Sekhmet adlı bir başka tanrıça vardı. Sekhmet, sert, acımasız, korku salan, insanları cezalandıran, onlara hastalık bulaştıran, harbi ve mücadeleyi temsil eden bir tanrıça idi. Devirler değişip sosyal ve ekonomik hayat iyileştikçe, insanlar, şiddete dayanan tanrıların yanı sıra yumuşak ve kendilerine yardımcı olacak tanrıları da aramaya başladılar.
Bir efsaneye göre, bir gün Sekhmet çok kızar ve insanları terk edip Nubya çölünde yalnız başına yaşamağa başlar. Bu sıralarda Mısırın başı düşmanlarla derde girmiştir, korunmaya ihtiyacı vardır. Baba tanrı Ra, Sekhmetin Mısıra geri getirilmesini ve Mısırın bu felaketten kurtarılmasına yardımcı olmasını emreder. Bunun için akıl tanrısı Thoth’u görevlendirir. Thoth, Sekhmeti geri getirirken ; Sekhmet Mısır'ın güneyinde Philae’de bir suda yıkanır, bu yıkanma esnasında bütün kızgınlığı geçer ve sakin bir kedi şeklini alır. Böylece yüzyıllar boyunca şiddetten başka bir şey düşünmemiş olan aslan tanrıça, son derecede yumuşak bir kedi tanrıça olup çıkar.
İnsanoğlu, ilk olarak 20 bin yıl önce köpeği evcilleştirdi. Bundan ancak 15 bin yıl sonra vahşi kediyi evcilleştirebildi. Yani, 5 bin yıl önce Nil vadisinde tarım yaparak yaşayan insanlar, ürünlerini depoladıkları ambarları haşere ve fare basınca kedilerin fareleri yakaladığını fark ettiler. İşte, kedilerin Mısırda kutsallaşmaya başlaması bu tarihlerde oldu. Ambarlar doldukça fare nüfusu da arttı. Bunun üzerine firavun devreye girdi ve kedileri korunması için üstün yaratıklar ilan etti.
Kedilerin firavunla ilgisi ise; kedilerin tarihe ve mitolojiye konu olmalarının tek nedeni fare ve haşere yakalamadaki hünerleri değil. Bütün kediler firavunun olduğu için kediyi incitmek ya da öldürmek çok büyük suç sayılırdı. Kedi öldürenlerse idam edilirdi. Ev yansa önce kedi kurtarılırdı çünkü insanlar sadece insandı ama kediler firavunlar gibi yarı-tanrıydılar. Kedi eceliyle öldüğünde öteki dünyada birlikte olabilmek için hemen mumyalanırdı.
Mısırda kedinin tanrılaştırılmasının nedeni, fare yakalaması dışında, kedinin avlanma yeteneğine duyulan saygı, güzelliğine duyulan sevgi, ve gizemli kişiliğine duyulan korkuyla karışık hayranlıktı. Kedi tanrıça Bastet, dişiliğin simgesiydi. Bir tarihçi, "kedi tanrıça, garip bakışı, çekik gözleri, kıvrak beli, soylu duruşu ve hayvani hayasızlığıyla, her Mısırlı kadının aklını karıştıran ve benzemek istediği bir yaratıktı," diye yazıyor. Bir başka tarihçi de, "kadınlar günümüzün vamp kadını gibi kedinin yürüyüşüyle salınarak yürüyebilmek için çok uğraşırlardı
Avrupa'da Hıristayanlık öncesinde kedi kafalı tanrıça Freya, için törenler düzenlenirdi. Freya'nın günü -Friday- Cuma, o dönemde kutsal gündü. Tek tanrılı bir din olan Hıristiyanlığın kabulüyle tanrıça Freya şeytan ilan edildi, kedi, lanetlendi ve Freya'nın günü olan (Friday) Cuma günleri de 'Black Sabbath' oldu. Bu dönemde, özellikle Hıristiyanlığın yayılmaya çalışıldığı ortaçağda, kediler, cadı ayinleri bahane edilerek öldürüldü, yakıldı, diri diri gömüldü.
İnanışa göre, kedi miyavladıkça evin içi tanrıçanın insanlara hediyesi sayılan neşeyle dolarmış









Kaynak, http://bakirkoy.aktiffelsefe.org/

"Çin nehir yunusu" da denilen ve soyu tükenmek üzere olan yunus balığı cinsi ...


Baiji,
Baiji tun,

Çin nehir yunusu (Lipotes vexillifer),  
Lipotidae familyasının tek üyesi olan bazı kaynaklara göre nesli kısmen tükenmiş bir yunus türüdür. Dünyanın en çok soyu tükenme riski altında olan deniz memelisi olan Çin deniz yunusu en son Eylül 2004 tarihinde görülmüştür. 

Her ne kadar Çin’de "Yangtze’nin Tanrıçası" adı verilen bu yunus türünü korumak için çaba sarfedildiyse de son yıllarda yunus sayısı oldukça önemli oranlarda azaldı. 2006 yılı sonunda Yangtze nehrinde yapılan yunus araştırması sonucunda bir tane yunus bile karşılaşılmayınca soyu kısmen tükenmiş sayılmıştır. Erişkin Çin nehir yunuslarının boyu erkeklerde yaklaşık 2,3 metre, dişilerde yaklaşık 2,5 metre civarındadır ve bugüne kadar ölçülen en uzun boy 2,7 metredir. Ağırlık olarak 135-230 kilogram arasında olan yunusların doğadaki ortalama yaşam süreleri 24 yıl olarak tahmin edilmektedir. Erkekler cinsel olgunluğa dört yaşında, dişiler de altı yaşında erişir. Her seferinde tek yavru doğuran dişi yunusların hamilelik dönemi 10-11 ay arasındadır ve iki doğum arasında iki yıllık bir süre bulunur. Yavru yunuslar doğduklarında 80-90 santimetre civarındadır ve 8 ile 20 aylık bir süre boyunca anneleri tarafından bakılır. Tehlikeden kaçarken 60 kilometre/saatlik bir hıza ulaşabilen Çin nehir yunusları normal şartlarda 10 ile 15 kilometre/saat hızlarda dolaşır. Görme ve işitme duyularının zayıflığı nedeniyle yunus yönbulma için genellikle sonar özelliklerini kullanır. 

Tarihsel olarak Çin nehir yunusu, Yangtze Nehrinin Şangay şehrine yakın olan ağzından orta ve batıda Yiçang şehrinin bulunduğu yukarı kısımlarına kadar olan 1.700 kilometrelik bir bölgede yaşamaktaydı. Bu alan şu anda her iki taraftan da birkaç yüz kilometre azalmış ve Yangtze Nehrini besleyen Dongting ve Poyang gölleri arasında kalan Yangtze'nin ana kolu üzerine sıkışmıştır.

Fosil kalıntılarına göre yunusların Pasifik Okyanusundan Yangtze Nehrine yirmi milyon yıl önce göçettikleri tahmin edilmektedir. Tatlı suyu yaşam alanı olarak seçtiği bilinen dört yunus türünden biridir. 

Boto ve La Plata Yunusunun da arasında bulunduğu diğer üç tür Güney Amerika'da Rio de la Plata ve Amazon nehirleriyle Hindistan' da Ganj ve İndüs nehirlerinde yaşamlarını sürdürmüştür. 

MÖ 3. yüzyıl civarlarında eski sözlük Erya 'da tanımlandığında yaklaşık olarak 5.000 Çin nehir yunusu bulunduğu tahmin edilmiştir. Bir Çin masalına göre sevmediği bir adamla evlenmeyi reddeden ve ailesi tarafından nehirde boğulan bir prenses Çin nehir yunusu olarak yeniden doğmuştur. Barış ve gönenç simgesi olarak görülen yunusa "Yangtze'nin Tanrıçası" takma adı takılmıştır. 















Kaynak, http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi


Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu...



Bakalak,

Tarla kuşu (Skylark, Alauda arvensis).
Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
Çayır kuşu, 
Toygar, Turgay,
Ardıç kuşu,

Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş, çayır kuşu, toygar (Alauda arvensis). 


Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının,tarla kuşugiller (Alaudidae) familyasından, 20 cm kadar uzunlukta, sırtı kahverengi, karnı beyaz, Avrupa ve Asya'da ekili alanlarda ve steplerde yaşayan, böcek, tane ve tohumlarla beslenen bir tür. Ötücü kuşlar takımından boz renkli tarla kuşunun uzun ve kalın sayılabilecek bir gagası vardır. Kalın ama uzun gaganın, üst ucu kıvrıktır. Kuşun kalkık, sivri, belirgin bir ibiği var. İbiğin 1-2 tüyü çok belli şekilde sivri, çizgi gibi duruyor. Göğüs kısmı ince ve koyu çizgilidir.

Kanat üstü sadedir, firar hattı beyaz değildir, kanat altı pas rengidir (turuncu-kirli
sarı). Kuyruksokumu ve kuyruk ortası açık grimsi, kuyruğunun dış tarafı siyahımsı ve iki yanı ise açık renktir. Uçuşu yumuşak ve dalgalıdır. Kısa kanatlı olmasından dolayı kanat çırpışı yumuşak ve kelebek gibi gözükür.

Daha çok açık, ağaçsız kuru bölgelerde, tarlalarda görülmektedir. Kendisinin ağaca ya da çalıya konduğu enderdir. Tarlalarda ve açık arazilerde ürer. Yuvasını zeminde yapar. Kışın yol kenarında en çok görülen kuş türüdür.


Bir tünekte, zeminde veya havadayken öter. Havada kendine has bir ötüşü vardır. Yerde iken, bir tümseklik üzerinde ötmeyi sever. Ötüşü hüzünlü, tutuk ve kısa cümlelerden oluşur.




 








Kaynak,
http://galeri.netfotograf.com/
http://www.anlambilim.net

Mersin ilinin eski adı...

İçel, 
Mersin,

Türkiye' nin en yüksek ikinci gökdeleninin (Mertim Kulesi: 177 metre) bulunduğu Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke, Toroslar, Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Tarsus' tur.
En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.524 m) Mersin' i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1250 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1990 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır.

Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır.

Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler;
Alahan Manastırı (Mut), Kravga Köprüsü, Kızkalesi, Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri, Viranşehir ( Soli), Tarsus - Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar, Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami, Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir.

Önemli plajları ise Anamur, Kızkalesi, Susanoğlu ve Ayaştır.

İpek kozası ...

Pile, (Farsça).
İpek kozası. 

 İpek.
Kukulya,
Kokolya,
Pupa,

İpek böceğinin evreleri,
Yumurta-Larva (Tırtıl),
Pupa (Koza),
Erişkin(Kelebek),

İpek böceği kozası ...

Pile, 
(Farsça)
İpek ve kozası. 

Pupa,
İpek böceği kozası, (silkworm cocoon).
Kukulya, 

İpek böceğinin evreleri,
Yumurta-Larva (Tırtıl),
Pupa (Koza),
Erişkin(Kelebek),
İpek böceği ağzından salgıladığı yapışkan bir sıvı ile (iplikle) yumurtalarını birbirine bağlar.

Bu sayede yumurtaların etrafa dağılmalarını önler. Tırtıllar, yumurtaların gelişebilmesi için salgıladıkları iplikle kendilerine koza örmeye başlarlar.

Bir tırtıl bir kozayı ortalama 3 – 4 günde örer. Yumurta olgunlaşınca tırtıl oluşur.

Tırtılın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir. Pupa dönemi sonunda koza yırtılır ve kelebek oluşur.

Amazon ormanlarında yaşayan bir maymun türü ...

Saki,
Pithecia monachus.

Tüylü Saki Maymunu,
Keşiş maymunu,
Sık Amazon ormanlarında yaşayan, kalın, siyah kürklü, yalnızca meyve ile beslenen maymun.

Amazon'da yaşayan tüylü saki maymunu zamanının hemen hemen hepsini ağaçların üzerinde geçirir. "Keşiş maymunu" olarak da bilinmesinin nedeni ise yüzünün çevresindeki tüylerdir. 

Bu canlılar insanlar tarafından beslenmemektedir. 
Bunun nedeni ise paniklemeye çok yatkın olmaları ve en ufak bir korku duyduklarında bile şoka girip ölebilme özellikleridir. 




































































Kaynak; http://www.enteresan.com

1996 yılında keşfedilen kuyrukluyıldızın adı ...

Hyakutake,

Hyakutake kuyrukluyıldızı,
Japon astronom Yuji Hyakutake' in 30 ocak 1996 tarihinde keşfettiği kuyrukluyıldızdır. 
30 ocak 1996 yılında Yuji Hyakutake' nin basit dürbünler sayesinde keşfettiği kuyrukluyıldız.

Büyük Okyanus' un batısındaki sığ deniz ...

Arafura,
Arafura Denizi

Büyük Okyanus'un batısında sığ bir deniz.
 
Hint Okyanusu'nun doğusunda 650.000 kilometrekarelik bir alanı kaplayan sığ denizdir. 

Avustralya' yı Yeni Gine' den ayıran, Pacific okyanusu' nun sığ bir bölümüdür. Endonezya' ya ait bir sürü küçük büyük adanın serpiştirildiği, tropik balıkların barındığı deniz.
 
 
Batısındaki Timor Denizi ile doğusundaki Torres Boğazı'nı birleştirir. Batısında Endonezya ve Doğu Timor devletleri tarafından ikiye ayrılan Timor adası, güneyinde Avustralya ve Carpentaria Körfezi, kuzeydoğusunda ise Endonezya ve Papua Yeni Gine devletleri tarafından ikiye ayrılan Yeni Gine adası bulunur.















Kaynak; http://tr.wikipedia.org/

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ